Religion

620 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk halk inanışlarında karşılama ve uğurlama törenleri

İnsan hayatı; doğum, evlilik, askerlik ve ölüm gibi önemli geçiş dönemleriyle şekillenir. Bu dönemler, sadece bireyin değil, aynı zamanda ailenin ve toplumun da duygusal ve sosyal olarak etkilendiği zamanlardır. Bu nedenle, bu geçişlerin her biri halk arasında belli törenlerle, geleneklerle ve inançlarla karşılanır ya da uğurlanır. Türk halk kültüründe, özellikle karşılama ve uğurlama törenleri bu geçişlerin en dikkat çeken yönlerinden biridir. Yeni doğan bir bebeğin karşılanmasından ölen bir kişinin uğurlanmasına kadar pek çok aşamada; dua etmek, kurban kesmek, yemek vermek, hediye sunmak gibi uygulamalara rastlanır. Bu uygulamaların çoğu, toplumun inanç sistemine, geleneklerine ve toplumsal değerlerine dayanır. Bu tezde, Türkiye'nin farklı bölgelerinde halk arasında yaşatılan karşılama ve uğurlama törenleri ele alınmıştır. Doğumdan sonra bebeğin kırkının çıkarılması, düğünlerde gelin ya da misafirlerin karşılanması, askere giden ya da dönen gençlerin uğurlanması ya da karşılanması gibi örnekler üzerinden; halkın bu törenlere nasıl bir anlam yüklediği incelenmiştir. Tez boyunca, bu törenlerin neden yapıldığı, nasıl uygulandığı, toplumda ne anlama geldiği ve halk inançlarıyla nasıl ilişkili olduğu sade bir dille ve bölgelere özgü örneklerle anlatılmıştır. Amaç, bu kültürel mirasın sözde kalmayıp yazılı olarak da korunmasına katkı sağlamaktır.

DinHalk inançlarıKarşılaşma+1
Melike Tav
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Voltaire ve Diderot'nun din anlayışları

Kant'ın "aklını kullanma cesareti göster" mottosu ile özdeşleşen aydınlanma, Avrupa tarihi açısından belli bir dönemin adı olduğu kadar; bir düşünüş tarzı, birey, toplum ve siyaset tasarımı anlamına da gelmektedir. 18. yüzyıla damgasını vuran aydınlanma dönemi için söylenebilecek ilk şey tek bir aydınlanmanın değil, farklı ülke gelenekleri ile şekillenmiş aydınlanma düşünüşlerinin olduğudur. Aydınlanma dönemi olarak bahsedilen 18 yy'da farklı değerlerin ve ilkelerin daha fazla öne çıkarıldığı Fransız, Alman, İskoç, Amerikan tarzı aydınlanmalardan bahsedilebilir. Her bir aydınlanma geleneği kendi toplumuna damgasını vurmuş, kendi toplumunun kültürel, siyasal ve birey anlayışını yansıtmış, önemli felsefecilerin çalışmaları ile şekillenmiş, kendine özgü ilkeleri öne çıkartmıştır. Farklı aydınlanmaların ortaya çıkışında toplumların tarihi, kültürel yapısı, siyasal yapısı, sınıfsal yapısı hatta ekonomik yapısındaki değişim dönüşüm belirleyici olmuştur. Farklı noktalarla birlikte her bir aydınlanma akılcılığı öne çıkartarak, bireyci düşünceyi, geleneksel politik ve toplumsal yapıları dönüştürmeyi ve metafizikten kurtulmayı murat etmiştir. Her bir aydınlanma belirlediği temel ilkeler çerçevesinde toplumun, bireyin ve politik yaşamın farklı yöntemlerle yeniden şekillendirilebileceğini düşündürtmek istemiştir. Tezin konusu, salt akıl, mantık, bilimsel yöntem, dinin sorgulanması temalarını öne çıkartan Fransız aydınlanması ve onun iki önemli temsilcisi Voltaire ve Diderot'nun düşüncelerinde din, birey, toplum, akıl, hoşgörü, özgürlük kavramlarının nasıl ele alındığının incelenmesidir. Her iki düşünür aklı öne çıkartarak politik ve toplumsal yapıyı dönüştürmek istemiştir. Voltaire din konusunda daha deist çizgide yer alırken; Diderot din konusundaki farklı görüşlere saygı duymakla birlikte fikren ateizme daha yakın bir yerde durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fransız Aydınlanması, Voltaire, Diderot, Din, Özgürlük

AydınlanmaAydınlanma felsefesiDiderot, Denis+5
Seray Altun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Moğollarda din ve devlet ilişkisi (1206-1294)

Moğolların tarih sahnesine çıkışı Cengiz Han ile olmuştur. 1206 yılında gerçekleşen kurultayda birleşen Moğollar, büyük bir istila harekâtına girişmiş ve Cengiz Han'ın hükümdarlık yıllarında Türkistan, Çin'in bir bölümü ve İran coğrafyasına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı ele geçirmişlerdir. Cengiz Han'ın ölümünden sonra da fetihler devam etmiş ve XIII. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Moğollar, bilinen dünyanın büyük bir bölümüne hükmeder konuma gelmişlerdir. Ancak XIII. yüzyıl ortalarından itibaren siyasi birlik bozulmuş ve dünyanın farklı yerlerinde yarı bağımsız Moğol devletleri ortaya çıkmıştır. Sembolik de olsa Büyük Moğol Kağanlığı'na bağlı olan Moğol devletleri, Kubilay Han'ın 1294 yılındaki ölümüyle birlikte bağlarını koparmışlardır. Yüz yıl gibi kısa bir sürede büyük bir askeri başarı gösteren Moğolların bu başarısının altıda birden fazla neden yatmaktadır. Dinin son derece önemli olduğu Orta Çağ'da Moğolların dini yaklaşımı da askeri harekâtların başarıya ulaşmasına etki etmiştir. Bizlere de son derece tanıdık gelen Gök Tanrı inancına mensup olan Moğollar, gittikleri hiçbir bölgede din adamlarına ve -bilinçli bir şekilde- dini değerlere saldırmamışlardır. Moğollara göre bütün dinler, Tanrı'ya ulaşmanın farklı yolları idi. Bu yüzden, hangi inanca mensup olursa olsun, din adamlarını vergiden muaf tutmuş ve onlara hürmet etmişlerdir. Din adamlarının toplum üzerinde son derece etkili olduğu Orta Çağ'da, Moğolların söz konusu yaklaşımı, rakiplerinin "dini argümanla birleşme" ihtimalini zayıflatmıştır. Öte yandan Moğolların dini yaklaşımı, XIII. yüzyılın ortalarında bir dönüşüm içerisine girmiştir. Semavi dinlere göre ilkel bir inanca sahip olan Moğollar, ele geçirdikleri coğrafyadaki dinlere girmişlerdir. Söz konusu bu dini dönüşüm, ayrılıkların derinleşmesine zemin hazırlamış ve siyasi çıkarların da etkisiyle, özellikle rakip devletlerin sınırlarında kurulan Altın Orda ve İlhanlı Devleti arasında içe dönük bir mücadelenin başlamasına zemin hazırlamıştır. XIII. yüzyılın sonlarına doğru Moğollar, ele geçirdikleri bölgelerin dinlerinden ve kültürlerinden etkilenerek asimile olmuşlardır. Böylece yüz yıl boyunca dünyayı etkisi altına alan Moğol istilasının sonu gelmiş ancak bıraktığı izler büyük dönüşümleri tetiklemiştir. Anahtar kelimeler: Moğol, Cengiz Han, Din, İslamiyet, Hristiyan, Budizm.

BudizmCengiz HanDin+5
Kemal Taşkın
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni muhafazakâr orta sınıf, din ve gündelik hayat: Kayseri MÜSİAD örneği

Din olgusunun sosyal yansımalarıyla ele alınması toplumun sosyal ve kültürel yapısının anlaşılabilmesi için bir gerekliliktir. Bu olgunun ve ilişkili olduğu yapıların ekonomi alanıyla kesiştiği noktalar da ele alınmaya değer özel bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma "Yeni Muhafazakâr Orta Sınıf" kavramsallaştırmasıyla ele aldığımız dindar sermaye sahiplerinin gündelik pratiklerinde ve ekonomik tutumlarında inandıkları ilkelerin ve piyasa şartlarının ne ölçüde etkin olduğuna odaklanmaktadır. Bu aktörlerin bulundukları konumun daha iyi anlaşılabilmesi için Weber'in ekonomi ve din ilişkisine dair yaptığı belirlemeler, bu belirlemelere –özellikle Ülgener tarafından- yöneltilen eleştiriler ve İslâmi ilkelere göre organize edilen ekonomik yaklaşımların ortaya çıkış süreçleri ele alınmaktadır. Bu hat izlenerek Anadolu sermayesinin Türkiye'deki etkinliği ve MÜSİAD'ın bu süreçte üstlendiği rol üzerinde durulmaktadır. Dindar sermaye sahiplerinin söz sahibi olmak istedikleri alanlara nasıl dâhil oldukları, bu süreçte alanları nasıl dönüştürdükleri ve kendilerinin nasıl dönüşümler yaşadıkları MÜSİAD Kayseri Şubesi örneği üzerinden Bourdieu'nün kavramlarıyla ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni Muhafazâkar Orta Sınıf, Din, Gündelik Hayat, Ekonomi,Kayseri, MÜSİAD, Pierre Bourdieu

Bourdieu, PierreBurjuvaziDin+7
Cihad Özsöz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise gençliğinde dini sosyalleşme; Batman il merkezi örneği

Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında sosyalleşen ergenlik çağındaki bireylerin dindarlık yöneliminin ve dini sosyalleşme kanallarının etkisinin araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Sosyalleşme sürecinde gençlerin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde yaş, eğitim, ekonomik durum gibi demografik özelliklerin yanı sıra aile, eğitim, toplumsal çevre ve kitle iletişim araçları gibi sosyal faktörlerin de önemli etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, gençlerin dini toplumsallaşması üzerinde önemli rol oynayan demografik ve sosyal faktörlerin etki düzeyi araştırılmıştır. Buradan hareketle 8 hipotez geliştirilmiş ve saha araştırması sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın evreni, Batman il merkezinde eğitim gören lise gençlerinden oluşmaktadır. Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 731 deneğe Kişisel Bilgi Anketi, Dini Toplumsallaşma Faktörleri Anketi ve Dini Yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle örneklem grubunun hem demografik değişkenlere göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiş hem de sosyalleşme kanallarının dini tutum ve davranışlar üzerinde etki düzeyi analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak istatistiksel analizi, t-testi (Independent- Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), Tukey HSD (Post Hoc Comparision) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örneklem grubunun okul türü, sosyo-kültürel tabaka gibi demografik özellerine göre dini yönelimlerinde farklılaşma olduğu saptanırken yaşın herhangi bir farklılaşmaya yol açmadığı saptanmıştır. Ayrıca, bireylerin dini tutum ve davranışları üzerinde dini sosyalleşme faktörlerinin önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.

BatmanDinDin sosyolojisi+4
Ebru Eler Çay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal bir hareket olarak isyan ve din

Toplumsal hayatta önemli bir olgu olan din ile toplumsal hareketlerin bir türü olan isyanın karşılıklı etkileşiminin ele alındığı bu araştırmanın temel amacı; din ile isyan arasında ne tür sosyal ilişki olduğunu ortaya koymak, dinin genelde toplumsal hareketlere özelde de isyana ne tür katkılar sağladığını tespit etmektir. Bunun yanında bir isyanın dini isyan olarak sınıflandırılmasının; hangi unsurlara dayalı olduğunun kriterlerini ortaya koyarak Türklerin hakimiyetine girdikten sonra Anadolu'da meydana gelen isyanların türünün belirlenmesinde bir tipoloji oluşturulması amaçlanmıştır. Yapılan teorik çalışmanın iki olay incelemesi ile örneklendirilmesine gidilmiş, ortaya konan teorik bilgilerin pratik uygulamaları da tarihi sosyolojik bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Örnek olay incelemesinde gerek meydana geldikleri dönem açısından gerekse günümüze kadar gelen tarihsel süreç içerisinde Türkiye'nin toplumsal, siyasal ve dini hayatında derin izler bırakmış olan, Anadolu'nun inanç coğrafyasını şekillendiren Baba'î İsyanı ve Şeyh Bedreddin İsyanı ele alınmıştır. Böylece bu iki isyan din ve isyan ilişkisi bağlamında sosyolojik bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Araştırmamızda yorumlayıcı sosyal bilim paradigmasından hareket edilerek; araştırmanın benimsediği felsefe temel araştırma deseni, yöntemi nitel araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında doküman tarama tekniği kullanılmış olup bu dokümanların incelenmesinde içerik inceleme yöntemi ve analizinde de tarihsel analiz metodu kullanılmıştır. Araştırmamızın sonunda din ile isyan olgularının yakın sosyolojik ilişkilere sahip olduğu, dinin isyanların oluşumunda etkin fonksiyonlar üstlendiği, isyanların da dini toplumsal hayatın biçimlenmesinde önemli rollere sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Babailer ayaklanmasıDinDin sosyolojisi+3
Abdulhamit Budak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü

Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.

Aile içi şiddetDinDin psikolojisi+7
Selime Ergüven
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'l Arabî'nin felsefesinde dinin zahiri ve batını

Bu tezde dinin zahiri ve batını yönü tartışmaları bağlamında İslam düşünce ve felsefesine yeni bir perspektif kazandıran İbnü'l Arabî'nin konumunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle Vahdet-i Vucüd taraftarı İbnü'l Arabî'nin din, peygamber ve veli, Kur'an ve vahiy, batını bilgi, insan ve insan-ı kâmil gibi dini unsurlar hakkındaki düşünceleri onun kendi felsefesi içinde incelenmiştir. 13. yüzyıl düşünürü olmasına rağmen akademik çalışmalarda halâ İbnü'l Arabî (1165-1240) yorumlanmaya çalışılmakta ve bu çalışmalar eleştirel ve destekleyici olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Bu nedenle konuyu ele alınırken, eleştiriler ve eleştirilere verilen cevaplar ve O'nun eserlerine yapılan şerhler karşılaştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde İbnü'l Arabî'nin vahdet-i vücud ve Allah kavramları ile Allah, insan ve evren ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde batını bilgi, insan-ı kâmil, bilgiye ulaşma imkânı ve peygamber, veli, Kur'an ve kader gibi kavramlar zahir ve batın açısından ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda engin birikime sahip olan sûfi filozof İbnü'l Arabî'nin düşüncelerine kısıtlamalar getirmenin doğru olmayacağı kanısı hâkim oldu. Onun için genelde zahiri bakış açısına uzaktır diyebiliriz. Ancak bazı hususlarda mesela şeriatı takip etmede o bir zahiri dir. Bazı hususlarda ise bir batını olduğunu söylemek yerinde olacaktır. İbnü'l Arabî bilgi konusunda bir batınıdir. İbnü'l Arabî bazı konularda (tenzih ve teşbih hususunda) orta yolu takip eden denge yanlısıdır. Sonuç olarak entelektüel sufi filozof İbnü'l Arabî, zahir-batın tartışmaları içerisinde kimi zaman bir zahiri bazen bir batını bazen orta yol üzere biri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak o düşüncelerinde kemale varmaya zahiri ve batını birleştirerek erişmiştir diyebiliriz.

BatıniDinDin felsefesi+5
Ayşe Kandemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Halk inanışlarında dinin etkisi; Çorum ili örneği

Halk inanışları; halk arasında dinî kökenli olan veya olmayan ancak doğru olduğu halkın büyük kısmı tarafından kabul edilen ve bu kabul doğrultusunda uygulamalara dönüşen inanışlardan oluşmaktadır. Tarih boyunca bu inanışlar, insanları etkilemiş ve hayatları üzerinde büyük rol almıştır. Halk inanışları nesilden nesile aktarılan hal, hareket, tavır, davranış biçimlerini durumlu öğrenme ile yaşam biçimimizdeki düşünce yapımızın büyük bölümünü oluşturmaktadır. Halk inanışları genel olarak çok eski dönemlerden beri var olmakta ve hale devam etmektedir. Bu inanışların dini bakımdan etkisinin değerlendirilmesinin yapılması din-insan ilişkilerinin tarihsel gelişimini ve bu inanışları daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Çorum yöresinde Hititlerden, Eski Türklerden ve İslamiyet'in kabulunden sonra da oluşan gelenek, görenek, kültür ve inançlarının yansımalarının etkileri şu anki yaşayan insanlar üzerinde olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Çorum halkı tarafından benimsenip özümsenen halk inanışlarının ve uygulamaları bu çalışmada tespit edilmiş, bu inanışlara ve uygulamalara dini etkinin değerlendirilmesiyle Türklerin İslamiyet'e geçişinden sonra çoğu inanış ve uygulamaları Çorum halkının etkin bir şekilde yaşadığı görülmektedir.

DinDini davranışlarHalk bilimi+3
Feyza Nur Yıldız
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile kurumuna katkısı açısından din eğitiminin rolü

Araştırmamızın amacı din eğitiminin, aile kurumuna katkısını incelemektir. Araştırma Çorum İlinde yapılmıştır. Bu bölgede yaşayan 20 evli birey araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öncelikle aile kurumu ve din eğitimi üzerine kavramsal çerçeve verilmiştir. Aynı zamanda ailede gözetilmesi gereken ahlaki ve manevi unsurların önemi üzerinde durulmuştur. Konuyla ilgili literatür taraması yapılmış ve bu kapsamda YÖK tez merkezinde konuyla ilgili yapılmış çalışmalar araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde ise araştırmanın örneklem gurubu için saptanan katılımcılara yüz yüze görüşme formu uygulanarak 10 açık uçlu soru sorulmuştur. Yapılan mülakatlar neticesinde ulaşılan bilgiler, eğitim yöntemleri ve daha önce çalışılmış akademik çalışmalar ışığında analiz edilmiştir. Yapılan analizde ayrıca Aile Araştırma Kurumu'nun istatistiklerine yer verilmiştir. Araştırmamız giriş kısmından sonra üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın problemi, amacı, yöntemi, modeli, evren ve örneklemi, sınırlılıkları, verilerin toplanması, analiz ve değerlendirilmesi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde araştırmamızın konusu ile ilgili kavramlar din eğitimi kapsamında tanımlanarak açıklanmıştır. Ayrıca ailede din eğitimi kavramı ve aile eğitiminin temel prensipleri çalışmalarımıza ışık tutması noktasında alt başlıklar halinde açıklanmıştır. İkinci bölümde ailede gözetilmesi gereken ahlaki ve manevi unsurlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, toplanan veriler tablolar yardımıyla aktarılmış, yapılan anket sonuçları ve değerlendirmeler literatürdeki diğer araştırmalarla karşılaştırılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise, değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur. Aile kurumuna katkısı açısından din eğitiminin rolünün araştırıldığı bu çalışmada ulaşılan bulgularda bu görüşü destekler niteliktedir. Öyle ki araştırmaya katılan katılımcıların büyük çoğunluğu din eğitiminin aile kurumu için önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcıların çoğunluğunun çocuklarına din eğitimi vermesi, evlerinde dini bilgi veren kitapların okunması aynı zamanda eşlerin birbirleri ile ve çocuklarıyla yaşanan sorunlarda dini öğretilerin referans alınması ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kavramlar: Aile, Din, Din Eğitimi ve Aile Kurumu

AileAile içi ilişkilerDin+1
Sema Tuncay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması

Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.

DinDindarlıkEvlilik+3
Neslihan Bakal
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon ve ötekileşme bağlamında ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinde kimlik ve din: Hessen (LDK) örneği

Son yüzyılın ikinci yarısından sonra sanayileşmenin artması ve İkinci Dünya Savaşı'nın etkisi ile birlikte ortaya çıkan çalışan insan gücü eksikliğini gidermek isteyen ülkeler; diğer ülkelerden işçi alımına gitmiş, Türkiye'den de Almanya'ya işçi göçü böylelikle başlamıştır. Almanya'ya yalnız gelen Türk işçileri, aile birleşimi sonrası misafir işçi kimliğinden sıyrılarak kendi kültür ve değerleri ile yaşayan bir toplum kimliği oluşturdular. Bu durum, Türk ailelerini öteki olarak bulunmanın yanında dini, etnik ve ailevi kimliklere olan aidiyetleri korumanın zor olduğu bir ortama alışmak zorunda bırakmıştır. Türkler; ailevi bağların güçlü, dini hayatın da etkin yaşandığı bir ortamdan yabancı, hâkim kültür içerisine gelerek bir kimlik ve kültür karmaşası yaşadılar. Bundan dolayı da uyum ve ötekileşme gibi sorunsallar ile karşılaştılar. Din ve aile gibi kurumların kimlikleri bütünleştirici ve inşa edici etkisi sayesinde bu problemleri aşmaya çalışmışlardır. Bu çalışmanın konusu, Almanya'da yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinin kimlik ve din algılarını entegrasyon ve ötekileşme bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle Almanya'nın Hessen eyaletine bağlı Lahn Dill Kreis bölgesinde yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerini kapsayan bu çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak ''fenomenoloji'' deseni üzerinden yürütülmüştür. Bu nedenle ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' yaklaşımı üzerinden, 56 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilerek çalışmanın verileri elde edilmiştir. Türk ailelerin her iki kuşağı da etnik, dini ve ailevi kimliklerini genel anlamda korumuşlardır. Ailevi bağların korunmaya çalışılması, Türkiye ile iletişimin bir sebep ile devam etmesi ve kimliklerin özgürce yansıtıldığı cami gibi mekânlara olan ilgi, gelecek açısından umut verici gözükmektedir. Ancak Türklerin uyum için özverili olmasına rağmen gördükleri etnik ve dini ayrımcılığın; dini yaşamlarını, kimlik algılarını ve Almanya'ya olan uyum süreçlerini olumsuz etkilemiştir.

AileAlmanyaBütünleşme+7
Muhammed Özdemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abhazlar ve İslam tarihindeki yeri

Bir toplumun İslamlaşma sürecini incelediğimiz bu çalışmamızda, Abhazların İslamiyet ile olan ilişkileri ve bu dine bakış açıları aşama aşama tarihi veriler eşliğinde ele alınmıştır. Ayrıca Abhazya'nın yerli halkı ve kavmi yapısı da, etkileşim içerisinde bulundukları diğer milletlerle mukayese edilerek değerlendirilmiştir. Tezimizde başta Abhazlar olmak üzere Arap, Ermeni, Gürcü, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok kaynaktan istifade edilerek, farklı tespitlerde bulunulmuştur. İlk bölümümüzde Abhazların İslamiyet'ten önceki eski inançları ve o dönemki politik durumları ele alınmıştır. İkinci bölümümüzde Abhazların Müslümanlar ile karşılaşmaları ve onlarla olan mücadeleleri hakkında konular işlenmiştir. Üçüncü bölümümüzde Abhazya'da Osmanlı hakimiyetinden bahsedilmiştir. Bizans, Sasani, Moğol, Selçuklu ve Osmanlılar gibi dönemin egemen güçlerinin Abhazlar ile olan temasları kronolojiye hassasiyet gösterilerek ayrıntılarıyla birlikte analiz edilmiştir. Abhazya'ya yolculuk eden seyyahların, notları eşliğinde de o döneme ayrıca değinilmiştir. Kültür ve medeniyet başlığı altındaki son bölümümüzde ise Abhazlar arasında uygulanan hukuk, ceza sistemi, cenaze ve defin gibi birçok konuya temas edilmiştir. Sürgün döneminde Türkiye'ye göç eden bir kasaba da diaspora bağlamında örnek gösterilerek tezimizde teferruatlarıyla birlikte tetkik edilmiştir. Abhazların toplum içindeki hiyerarşik yapılarına, dil, kültür, anane ve adetlerine de konumuz sınırları dışına çıkmadan yer verilmiştir. Abhazların, Araplar ve İslam dininin sancaktarlığını yapan diğer devletler ile mücadeleleri dini bağlamda tahlil edilmiş; siyasi ve ulusal menfaatleri hakkında çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmamızda Osmanlı arşivlerine ve birçok görsele ayrıca yer vererek içerik bakımından tezimizi zenginleştirme hususunda çaba sarf ettik. Abhazların genel olarak ne zaman İslamiyet'i kabul ettikleri konusunu ise bir sonuca ulaştırmak için gayretlerde bulunduk. Anahtar Kavramlar: Kafkasya, Abhazya, Çerkesler, Abhazlar, İslamlaşma

AbazalarAbhazyaDin+7
Ramazan Canbek
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abay Kunanbayoğlu'nun dini ve ahlaki görüşleri

Abay Kunanbayoğlu Sovyetler dönemi Kazak toplumunun dini ve kültürel hayatında etkin bir role sahiptir. Bölgedeki İslam'ın reel durumu, Türk ve Rus kültürünün kesiştiği bir noktada durmaktadır. Bu nedenle Kazak toplumunun günümüz ilmi ve kültürel durumunu tespit edebilmek ve anlayabilmek için Abay'ın üstlendiği rolü bilmek gerekir. Çünkü Abay bir düşünür olarak Rus kültürüne de vakıf olan Müslüman bir kişiliktir. Onun eserlerinde bu geniş bakış açısının izleri açıkça görülmektedir. Abay Kunanbayoğlu'nun eserleri bağımsızlık öncesi dönemde ve bağımsızlıktan bu yana yirmi yıldan fazla bir süredir farklı yönleriyle incelenmiştir. Ancak araştırmamız bazı açılardan özgün ve bu nedenle de önemlidir. Bağımsızlıktan sonraki 10-15 yıl içinde, Arapça ve Farsça bilen İslam'ın Şeriat kanununu öğrenmiş uzmanların doğu dünya görüşüyle bağlantılı olarak Abay'ın eserlerini araştırmalarına olan talep yoğun bir şekilde arttı. O dönemde Abay'ın eserlerindeki dil konusu, Doğu dilleri edebiyatı ve büyük şahsiyetlerle olan bağlantısının ideolojik yönlerini belirlemek için yeni konular üzerine araştırma konusu olmaya başladı. Bununla birlikte Abay'ın eserlerindeki Kur'an ve Hadis metinleri, kısmen dini ve İslamî anlam taşıyan Arapça kelimeler ve ifadeler, Müslüman dünya görüşü bağlamında özel olarak analiz edilmemiştir. Bu bir ölçüde normaldi. Çünkü bu dönem ateizm propagandası yapan bir toplumdan, özgür düşünen ve dinsel kökenlerini keşfetme sürecine giren bir toplumsal yapılanmaya geçiliyordu. Başka bir deyişle, o sıralarda Abay eserlerinin doğru anlaşılmasına giden yol döşeniyor ve bilgi sahibi şahsiyetlerle sıradan vatandaşa kadar Abay'ın Müslüman dünyav görüşünün benimsenmesi için hazırlıklar yapılıyordu. Kazak toplumda son yıllarda din olgusu, toplumdaki en güncel konulardan biri haline geldi. Abay'ın eserleri farklı dinler ve mezhepler arasında farklı açılardan yorumlanmaya başladı. Deyim yerindeyse Abay, paylaşılamayan bir değer haline geldi. Kazak toplumunda boy gösteren farklı yaklaşımlar, Abay'ı kendileri için bir destek olarak yorumlama çabası içine girdiler. Abay'ın dünya görüşü ve dini görüşleri üzerine yapılan araştırmalar bile, milli değerlerimizi dini dünya tanımımıza yabancı dinlerle ilişkilendirerek yanlış temsil etme girişimine yol açtı. Tüm bu nedenlerle Abay'ın düşüncesinin ve dinsel inancının özgün ve doğru olarak ortaya konulması, kültürümüze yabancı inançlar doğrultusunda çarpıtılması girişimlerine dikkat çekilmesi büyük nem taşımaktadır. Bu sorun henüz tam olarak çözüm bulmuş değildir. Abay'ın dini anlayışını ve akidesini tüm gerçekliği ile açıklamak çok önemlidir. Bu konu araştırmamızın ana amaç ve hedeflerinden biridir. Tezimizin önemi Abay'ın düşünce ve inanç dünyasının doğru bir şekilde ortaya konulmasında yatmaktadır.

AhlakBiyografiDin+7
Tımur Nussıpkhanov
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Politik teoloji kavramı üzerinden Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihsel sürecine dair genel bir inceleme

Din ve siyaset kavramlarının her ne kadar modern devlet anlayışı sonucunda ayrı kaldığı öne sürülse bile bu durumun imkânsızlığı, politik teoloji kavramı üzerinden siyasi alanda dinin dönüşümü ile ifade edilmektedir. Politik teoloji bağlamında dinin araç haline getirilmesi, politika içerisinde kutsal olanın yerini değiştirmede büyük rol oynamıştır. Kutsal olana atfedilen yücelik zamanla kendini iktidara bırakarak, iktidarın eylemlerini sorgulanamaz bir şekilde meşru zemine oturtmuştur. Böylece modern devlet anlayışında yer alan kavramlar, içi boşaltılmış ve sekülerleştirilmiş teolojik kavramlar olarak yerini almaktadır. Dinin tamamen yok olmadığı siyasi alanda ortaya çıkan kavramlar, politik teoloji bağlamında din ve siyasetin karşılıklı olarak ifade edilişinde farklı formlara dönüşerek, toplumsal ve siyasi değişimlere sebebiyet veren hareketlerin dini barındıran ideolojiler haline gelmesine yardımcı olmaktadır. Dinin toplumların geleneksel teolojik yapısı ile dönüşümü sonrası sivil din, dini milliyetçilik gibi kavramlar o toplumun özelliklerini barındırarak ortaya çıkmıştır. Böylece, politik teoloji üzerinden ele alınan bu kavramlar hem siyasi altyapının hem de toplumun yönlendirilmesinde etkili olmuştur. Farklı formlarda da olsa kendini belli ettiği güncel siyaseti analiz etmede bize yardımcı olmaktadır. Din ve siyasetin politik teoloji açısından dönüşümünü ABD'nin tarihsel sürecinde ve ABD başkanlarının söylem ve politik kararlarında görmek mümkündür. Özellikle kilise ve devlet arasında ortaya çıkan çatışmaların Anayasal Dönem'le beraber dinin hangi formlarda kendini gösterdiği politik teoloji açısından önem arz etmektedir. Tanrı'nın kutsallığı ve dokunulmazlığı zamanla iktidara atfedilerek ona kutsallık ve meşruiyet alanı sağlamaktadır. Yapılan bu çalışmada, ABD tarihi, politik teoloji bağlamında incelenerek dinin siyaset üzerindeki dönüşümü açıklanmıştır. Dönemsel olarak değerlendirilen din, toplumda yer alan geleneksel teolojik kavramlarla etkileşim halinde varlığını korumaya devam etmiştir. Böylece politik teoloji bu dönüşümü ve etkileşimi analiz etmede bizlere yardımcı olmaktadır. ABD başkanlarının açılış konuşmalarında ve aldıkları politik kararlarda politik teoloji bağlamında dinin siyaset üzerindeki etkileşimi, dini motiflerin ve kutsala yapılan atıfların kullanımı bu çalışmada analiz edilmiştir. Böylelikle, başkanların söylemlerinde yer alan dini argümanların hem ulusu hem de siyasi yapıyı yönlendirmede etkili olduğu birçok konuşma örnekleriyle ele alınmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriDinDin-siyaset ilişkileri+3
Büşra Kabil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türbe ziyaretleri üzerine psikososyolojik bir inceleme: Çorum Hıdırlık örneği

Bu çalışma ile Çorum Hıdırlık örneğinde Türbe Ziyaretlerinin Psikososyolojik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Türbe, yatır vb. yerler Allah'ın sevgili kullarının medfun bulunduğu kutsal mekânlar olarak kabul edilmektedir. Bu inanışa sadece İslam ülkelerinde değil hemen hemen tüm din ve kültürlerde rastlanılmaktadır. Kutsal olarak kabul edilen bu mekânlara yapılan ziyaretler esnasında birtakım ritüeller de uygulanmaktadır. Bizim çalışmamızı yaptığımız Çorum Hıdırlık bölgesindeki türbelerde sahabelerin medfun olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle buraya yapılan ziyaretler hiçbir dilek amacı gütmeksizin sadece ziyaret maksadıylan yapıldığı gibi bir takım dua ve dileklerin gerçekleşmesi amacıyla da yapılmaktadır. Özellikle evlilik merasimi, sünnet merasimi, asker uğurlaması gibi toplu ziyaretlere sıkça rastlanılmaktadır. Bu tür ziyaretlerde amaç evlenen kişilerin hayırlı bir evlilik tesis etmesi, sünnet olan çocuğun hayırlı bir evlat olması ve askere giden gencin hayırlı bir şekilde geri gelmesi amacıyla yapılmaktadır. Aynı şekilde mübarek gün ve geceler olarak kabul edilen kandil gecelerinde, dini bayram günlerinde de bu bölge yoğun bir şekilde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ayrıca inanç turizmi kapsamında da bölgenin ziyaret edildiği görülmektedir. Biz bu çalışmamızın Çorum Hıdırlık bölgesinde yer alan ve sahabeden Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi'nin türbelerine yapılan bu ziyaretlerin nedenlerini, ziyaret yapan kişilerin ziyaret öncesi, ziyaret anındaki ve ziyaretten sonraki dini ve psikolojik durumlarını Din Psikolojisi biliminin yöntem ve metodları doğrultusunda tespit etmektir. Çalışmamızın önemini ise şu şekilde ifade edebiliriz. Her şeyden önce bu çalışmanın en önemli yönü Çorum'da Hıdırlık bölgesinde bulunan Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi türbelerine yapılan ziyaretlerin din psikolojisi alanında çalışılan ilk lisansüstü tezi olmasıdır. Ayrıca çalışmamız kutsal mekân ziyaretleri üzerine yapılan çalışmalarla ilgili olarak alana katkı sunması açısıyla da önemlidir. Çalışmamız nicel araştırma yöntemi kullanılarak ve anket tekniğiyle yapılmıştır.

DinDin psikolojisiKutsal yerler+6
Azime Çiftçi
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed b. Muhtar eş – Şankıti'nin düşüncesinde din toplum ve siyaset

Bu çalışmada Şankıti'nin İslam Medeniyetinde Anayasal Kriz/Büyük Fitneden Arap Baharına isimli eserinden hareketle İslam Medeniyetinin içerisinde bulunduğu Anayasal Krizin ne olduğunu, bu durumun nedenlerini ve sunulan çözüm önerilerini incelemeye çalıştık. Çalışmamız Giriş kısmı hariç üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun günümüzdeki önemine değinerek İslam siyasal değerleri açısından ele alınmasının gereğini vurguladık. İslam siyasal tarihinin ilk dönem olaylarını inceleme altına aldığımız birinci bölümde Hz. Muhammed'in vefatıyla başlayan ve Cemaat Yılı olarak adlandırılan uzlaşmalarla son bulan süreçteki siyasal yaşanmışlıkları, Anayasal Kriz kavramının anlaşılabilmesi için olduğu şekliyle ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın ikinci bölümünde, hicretin birinci asrında tecrübe edilen siyasi olayların Müslümanların inanç sahasına nasıl taştığını ve siyaset ile itikat arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermeyi amaçladık. Çalışmamızın üçüncü bölümünü ise günümüze kadar taşınan siyasi ve itikadi problemlerin küllerinden kurtularak mevcut siyasal krizin çözümü noktasında Şankıti'nin önerilerini incelemeye ayırdık.

DemokrasiDinDini davranışlar+7
Ali Ramazan Kafalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de din ve sosyal sapma

Suç ve din kavramları, insanların yaşamları üzerinde doğrudan etkiye sahip olan önemli konular arasındadır. Yapılan çalışmalar, suç ve din ilişkisi hakkında hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar elde etmiştir. Bu çalışmada, nitel derinlemesine görüşmeler ve Dünya Değerler Araştırması 2019'dan elde edilen ikincil verilerin nicel analizi kullanılarak karma yöntem uygulanmıştır. Nitel yöntem için 21 kişi ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış, nicel yöntem için 2000'den fazla katılımcının verileri regresyon analizi ile incelenmiştir. Nitel ve nicel bulgular, din ve sosyal sapma arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu tez, farklı inançlara, sosyo-kültürel yaşam tarzlarına ve dini rollere sahip insanlar arasında bile suç ve din arasında negatif bir ilişkinin olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, toplumun sosyal uyumunu teşvik etmek ve sosyal sapkınlığı azaltmak için bu ilişkiye daha fazla odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla, dinin, toplumda olumsuz sonuçlara neden olabilecek sosyal sapmayı önlemekte önemli bir rol oynayabileceği vurgulanabilir.

DinDin sosyolojisiKarma yöntemler+2
Büşra Ortakaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının uygulanabilirliği ve veli görüşleri (Çorum örneği)

Bu araştırma okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori eğitim yaklaşımının uygulanabilirliği probleminden hareketle okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının kuramsal çerçevesini ve Montessori materyallerinin okul öncesi din ve değerler eğitimine uyarlanmasını ele almıştır. Çalışmamız Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında gerçekleştirilen uygulama etkinliklerinin sonucunda çocukların kazanımlarına ilişkin veli gözlemlerine dayalı, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen verilerle Montessori yaklaşımı ile üretilen din ve değerler alanına ait materyallerin 4-6 Yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde ne derece etkin olduğu ve Montessori modelinin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde uygulanabilirliğinin tespitini amaçlamıştır. Araştırmamızın çalışma grubu Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında eğitim gören öğrencilerin velilerinden oluşmaktadır. İlgili kursta 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören 90 öğrenciden oluşan Montessori sınıfında eğitim almış 35 öğrencinin velisi ile mülakat yöntemi kullanarak araştırma yapılmıştır. Her bir katılımcıya K1 (Kadın Katılımcı Bir), K2 (Kadın Katılımcı İki)… (E1 (Erkek Katılımcı Bir) E2 (Erkek Katılımcı İki)… şeklinde kodlar verilmiştir. Bu kodlarla amaçlanan katılımcı görüşlerinin araştırma metnine aktarılması sağlanmasıdır. Katılımcılarla görüşmeler sözlü iletişim şeklinde yapılmıştır. Bu teknik ile hedeflenen amaç için sistematik bilgi toplanılmış aynı zamanda görüşmeci tarafından ihtiyaç duyulduğu anda ek sorularla istenilen bilgilerin eksiksiz toplanması sağlanmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiDin+7
Seda Seçkiner
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük Selçuklu Devleti'nde dini hareketler ve Selçukluların din politikası

Yenikent'ten ayrılarak Cend'e gelen Selçuklular bu bölgede İslam ile tanıştı. Burada İslam'ı kabul etmenin stratejik önemini kavradılar ve bu dini kabul ettiler. Bölge ve çevresi itikatta ekseri Maturidi veya Eşari, fıkıhta ise Hanefi, Şafi, Hanbeli veya Maliki gibi Ehl-i Sünnet fırkalarına mensuptu. Selçuklular da Sünni İslam'ı benimsediler ve özellikle Hanefiliğe bağlı kaldılar. İslam'ı kabul etmeleri bölgede siyasi etkinliklerini ve güçlerini arttırdı. Selçukluların büyük bir güç olarak ortaya çıktığı bu yüzyıllar, İslam dünyasının en buhranlı devrine denk gelmekte idi. İslam, kendi içinde Şii ve Sünniliği temsil eden iki farklı kola ayrılmış, bunlarda kendi imamlarını seçerek halifelik adı altında kurumsallaşmıştı. Selçuklular, müstakil bir devlet olarak ortaya çıktıklarında ilk işleri Abbasi Devleti'ni tahakkümü altına alan Şii güçlerine karşı tepki göstermek oldu. Bu tepki aynı zamanda dini politikalarının da bir belirleyicisi idi. Onların dini politikası, vezir Kündüri'nin uyguladığı Mute'zile mihneti hariç, hâkim oldukları bölgelerde inanç ve mezhep çeşitliliği karşısında birliğin sağlanabilmesi için denge siyaseti yürütmekti. Fakat Selçuklular her ne kadar bu politikayı yürütmeye çabalamışsalar da her mezhebin bir başka mezhebe tepki olarak ortaya çıktığı göz önüne alınırsa sık sık kendini gösteren dini hareketlerin arasında kalmış idiler. Özellikle Şafii ve Hanbeli gibi Sünni mezhepler Mu'tezile'ye tepki almışlar, Mu'tezile'de onlarla mücadeleye girmekten geri durmamıştı. Bir gerilim de Hanbeliler ve Eşariler arasında yaşanmıştı. Malikiler ise bu tarz konularda daha geri planda durmayı tercih etmişlerdi. Hanefilerin de Nizamülmülk ile güçlenen Şafiilere karşı rekabete girdikleri görülür. Bu tartışmalar Selçuklular için önemli bir sorun iken ayrıca daha büyük problemler Şiilerle yaşanıyordu. Selçukluların silahlı mücadelesini gerektirecek kadar büyüyen İsmaili hareket de baş göstermişti. Bu çalışmada bahsi geçen olaylar çerçevesinde Selçukluların mezheplere karşı yaklaşımı, alınan tedbirler ve bu durumlar karşısında ne kadar rasyonel kalabildiklerine dair inceleme yapılmıştır. Bu inceleme yapılırken mezheplerin doğuşu ve öğretileri hakkında da bilgiler aktarılmış, Selçukluların ortaya çıkışından öncesine değin, İslam'daki ilk ihtilaflaşmalar da dahil edilerek olaylar örgüsü bütünüyle ele alınmıştır.

Büyük SelçuklularDinDin politikası+6
Kübra Şahan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'a göre hikmet kavramının karşılaştırılması

Hikmet kavramının Kur'an'da birçok defa kullanılması ve Allah'ın hakîm ismiyle hikmet sıfatının birlikteliği hikmet ve ilâhî fiiller arasındaki ilişkiyi gündeme getirmiştir. Hikmet kavramı yargıda bulunmak, karar vermek anlamında "hükm" mastarından isimdir. Yine ""sakındırmak, engellemek, gem vurmak, alıkoymak" gibi anlamlara gelen "ihkam" masdarıyla anlam ilişkisi vardır. Istılâhı manası genel olarak ""sözde ve fiilde isabet etmek, isabet, her şeyin yerli yerince yapılması," demektir. Hikmetin anlam dünyasının bu denli geniş olması ayrıca kavramın anlamı, kapsamı, çeşidi, gibi hususlar üzerinde geniş şekilde düşünülmesine etki etmiştir. Bu sebeple birinci bölüm hikmet kavramının etimolojik tahlilini ve farklı ilmi disiplinlerde hikmetin; önemini, tarifini, ilmi disiplinlerde kullanımını, benzerlik ve farklılıkları, neyi kapsadığını, araştırdığımız bir niteliğe kavuştu. İkinci bölüm ise ilk bölümde hikmete dair bulgu ve çıkarımlar tezimizin konusunu oluşturmuştur. Yine ikinci bölümde kelâm ilminde hikmetin kullanımı ve hikmete dair Eş'arî, Mâtürîdî ve Mu'tezile mezheplerinin konuya dair genel yaklaşımları ortaya koyulmuştur. Sonrasında ise tezimizin amacını oluşturan İmam Mâtürîdî (ö. 333/944) ve Kâdî Abdülcebbâr'ın (ö. 415/1025) hikmete dair görüşlerini alt başlıklar halinde karşılaştırmalı olarak incelemeye, benzerlik ve farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır. Mâtürîdîler de ilâhî fiillerde hikmetin olduğunu ama hikmetin Allah'ın fillerine etkisi konusunda Mu'tezile'den ayrılırlar. Mâtürîdîler ilâhî fillerde bulunan hikmetin veya herhangi bir şeyin Allah'a vâcib olmayacağı görüşündedirler. Çalışmamızda yöntem olarak veri tarama tekniği olan belgesel kaynak derlemesi tekniği kullanılmış ve konumuza ilişkin literatür incelenmiştir. Tasnif edilen bu bilgiler objektiflik ilkesi çerçevesinde sosyal bilimlerin deskriptif (vasıflandırıcı) metodu kullanılarak yazılmıştır. Hikmet kavramına dair literatürde pek çok çalışma görülmektedir. Fakat İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'ın hikmete dair görüşlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen müstakil bir çalışma bizim ulaşabildiğimiz kadarıyla yoktur. Bu yönüyle tezin alana katkı sunması hedeflenmektedir. Hikmet kavramının birçok farklı ilmi disipline konu olması ve üzerinde çalışmaların yapılmasının nedeninin hikmet ve ilahi fiiller arasındaki ilişki olduğu düşüncesi olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında ayet ve hadislerde sık sık hikmete dair vurguların olması da bir başka etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kâdî Abdülcebbâr, hikmet kavramını vücub aleallah bağlamında ele almış ve Allah'ın fiillerinin mutlaka bir fayda ve maslahat içermesini gerektiğini ifade etmiştir. Bu zorunluluğu tüm konularda geçerli olmadığını yalnızca dini konularla sınırlı olduğunu ifade etmiştir. Mâtürîdî, Allah'ın fiillerinde hikmetin bulunduğunu, onun hikmetinin her şeyi yerli yerine koymak olduğunu bu nedenle Allah'ın fiillerinin hikmetsiz olamayacağını savunmuş. Allah'ın fiillerindeki hikmetin asla onu bir şeye mecbur eden dışarıdan bir etki olarak görmeyip aksine bunu bizzat Allah'ın kendi kendine kural olarak koyduğunu ifade etmiştir. Anahtar Kavramlar: Kelam, Hikmet, Âlem, Ebû Mansûr el- Mâtürîdî, Kâdî Abdülcebbâr

AlemDinHikmet+6
Muhammet Bulut
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İsmet Altıkardeş'in din sosyolojisine katkıları

İsmet Altıkardeş'in din sosyolojisi üzerine yapılan bu çalışma, düşünürümüzün din sosyolojisine katkılarını detaylı bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Altıkardeş'in çalışmaları, İslam'ın insan hayatını nasıl düzenlediği ve sosyal sorumluluklara nasıl önem verdiği konusuna dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışma, Altıkardeş'in bu konudaki görüşlerinin derinlemesine analizini sağlayarak din sosyolojisi alanına katkıda bulunacaktır. Bu çalışma, Altıkardeş'in din sosyolojisinin temel kavramlarını, yani insan, toplum ve din kavramlarını inceleyerek başlamaktadır. Çalışmada, bu kavramları detaylı bir biçimde ele alarak Altıkardeş'in bu temel yapıları nasıl değerlendirdiğini açıklamayı hedeflemektedir. Din sosyolojisine katkıları bağlamında Altıkardeş'in, eğitim olgusuna yaklaşımı, sosyal meselelere bakışı, din anlayışı, Müslümanların çağdaşlaşması konusundaki görüşleri ve iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olma kriterlerine dair düşünceleri bu çalışmanın odak noktasını oluşturur. Altıkardeş, eğitimin insan kalitesini yükseltmede önemli bir rol oynadığına inanmaktadır. Kaliteli bir eğitimin, insanların bilgi ve becerilerini nasıl geliştirdiği, bireylerin kendilerini nasıl tanımalarına yardımcı olduğu ve topluma faydalı bireyler olmalarını sağladığı konularını analiz etmektedir. Altıkardeş, sosyal meselelerde ortaya çıkan sorunların çözümünün İslam'ın temel prensiplerine bağlı kalarak sağlanacağına inanmaktadır. Tez, Altıkardeş'in sosyal sorunlara yaklaşımını ve bu sorunların İslam'ın prensiplerine nasıl uygun bir şekilde çözülebileceği konusundaki düşüncelerini ele alarak, günümüz toplumunun karşılaştığı sosyal zorluklara değerli bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Altıkardeş, dinin sadece bireysel bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumu düzenleyen ve ahlaki bir çerçeve sunan bir sistem olduğunu savunmaktadır. Tez, Altıkardeş'in din anlayışını ve dinin çağdaşlaşma sürecinde nasıl bir rol oynadığına dair görüşlerini inceleyerek, dinin toplumsal dinamiklere etkilerini incelemektedir. Araştırma sürecinde nitel araştırma yönteminde kullanılan literatür taraması ve yorumlayıcı paradigma, Altıkardeş'in bakış açısını derinlemesine anlamak ve analiz etmek için uygun bir çerçeve sağlamıştır. Altıkardeş'in kitapları, makaleleri ve birebir görüşmeler, tezde ana kaynak olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Altıkardeş'in düşüncelerini destekleyen ayetler ve hadisler de tezde kullanılmıştır. Bu çalışma, Altıkardeş'in din sosyolojisine dair özgün ve önemli katkılar sunan bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Çağdaş bir Müslüman bireyin temel sorunu Altıkardeş'e göre, kendi içsel varlığıdır. Bu bağlamda, çağdaşlık ideali, bilinçli bir zihin, mantıklı düşünce, seçme yeteneği, araştırıcılık, dürüstlük ve ahlaki davranışların birleşimini gerektirir. Altıkardeş'in bu konulardaki düşünceleri, günümüz toplumunun dini ve sosyal dinamiklerine dair değerli bir perspektif sunmaktadır.

DinDin sosyolojisiEğitim+4
Büşra Ilıca
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakikatin sunumunda metafor kavramı

ÖZET Çalışmamızda anlatıların, insanların kendi dönemindeki şartları doğrultusunda önemli bir veri sunduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu verilerin tutarsız ve değersiz düşünülmesinden ziyade her verinin kendi döneminde bir geçerliliği olduğundan yola çıkarak hakikatin sunumunda elde edilen bu veriler dikkate değerdir. Tarih boyunca aktarımın daha çok hatabi/retorik yöntemle olması ve hemen her bireye bu yöntemin hitap etmesi nedeniyle hakikatin sunumunda bu yönteme önem atfetmekteyiz. Öncelikle bu hususları ele alarak, hakikatin sunumunda insanların kullandığı anlatıların metaforla ilişkisine yer vererek araştırmamızın kapsamını oluşturmaktayız. Çalışmanın ilk bölümünde metafor kavramını hakikat ile ilişkilendirebilmek için metaforla karıştırılma ihtimali olan bazı kavramlar açıklanmıştır. Metaforla ilişkili olan kavramlar teşbih, mecaz, istiare, mecaz-ı mürsel ve kinaye gibi söz sanatlarıdır. Ayrıca çalışmanın bir bölümünde eğretileme, istiare ile eş anlamlı olarak görülebileceği ifade edilmiştir. İstiare (eğretileme) ile metaforu farklı kavramlar olarak ele almakla alegoriyi söz sanatı olarak değil anlatım tekniği şeklinde inceleyip hikmet, hakikat, metafizik, teoloji/ilahiyat kavramları arasındaki farklar ele alınmıştır. Bu ise hakikatin sunumunda görülen farklı tezahürleri anlamlandırabilmemiz için son derece önemlidir. Bu noktada ise çocuklar için felsefe bağlamında incelemelere yer verilerek çocukların kendilerine ve hayatlarına dair farkındalık kazabilmelerine dikkat çekilmiştir. İkinci bölümde çalışmada öne sürülen varsayımlar ise hakikatin sunumunda metafor kavramının anlaşılabilir olduğudur. İnsanoğlunun doğaüstü varlıklara olan merakı, bize onların hakikate ulaşmaya dair veriler sunmaktadır. Yani hakikatin farklı tezahürleri olabileceği temelde verilmek istenen mesajdır. Bu sayede her milletin oluşturduğu yorumlar sayesinde biz de hakikat hakkındaki yorum çeşitliliğinden yola çıkarak hakikatin aslında "bir" olduğunu farklı zaman ve mekan-kültürel ortamlarda insanların kendi bilgi seviyesine göre farklı anlam verdiğini belirtmekteyiz. Üçüncü bölümde Kelile ve Dimne üzerinden ve modern Osmanlı düşüncesinde Ali Suavi'nin Salâmân ve Absâl hakkındaki görüşler metaforik üslupla incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde Dede Korkut Hikâyeleri'ndeki karakterler metaforik şekilde ele alınmıştır. Bu hususta ele alınan üç farklı metindeki metafor sunumlarını incelerken aslında bu metinlerin genel çerçevede alegorik metinler olduğunu bilmekteyiz. Ancak alegorilerin bir metaforlar silsilesi olması ve kişinin kendini keşfedebilmesi noktasında metaforların daha kişiye özgü olması ve kişiye bakış açısı sunabilmesi noktasında incelemeye aldığımız metinleri metaforik olarak ele almak uygun görülmüştür. Bu bölüm; farklı zaman, kültür ve geleneklerden gelen eserlerdeki metafor kullanımlarına dair incelemelerden oluşmuştur. Böylelikle klasikleşen metinlerde metafor sanatının ne derece iyi kullanıldığını görüp, günümüz eğitim sisteminde çocuklara klasik metinlerdeki anlatılardan yola çıkarak hakikatin sunumunda metafor kullanımının önemi vurgulanmıştır. Bunun sayesinde farklı bir bakış açısı oluşturabilmek nedeniyle çocuklar için felsefe üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise klasik felsefe metinlerinin günümüzde yaşanan sorunlara çözüm üretilmesine katkı sağlanabileceği, özellikle çocukların fikri hür, vicdanı hür bir şekilde yetişmelerine çocuklar için felsefe bağlamında okunma ihtimali vurgulanarak, bu bağlamda ulaştığımız bulgular ve sonuçlara yer verilmiştir. Bu çalışma, yöntem olarak nitel araştırma yöntemiyle desteklenerek oluşturulmuştur. Anahtar Kavramlar: Felsefe, Metafor, Hay b. Yakzan, Dede Korkut, Kelile ve Dimne. Bilim Kodu: 61101

DinFelsefe
Zakiye Kesgin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kimlik duygusu, dini yönelim ve psikolojik iyi oluş

Bu çalışmada kimlik duygusu ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin dini yönelim bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adnan Menderes Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 488 öğrenci oluşturmuştur. Gerekli etik kurul izni alındıktan sonra Kimlik Duygusu Değerlendirme Aracı (KDDA), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Müslüman Dini Yönelim ve Müslüman Dindarlık Ölçeklerinin yanı sıra demografik bilgi formu sınıf ortamında öğrenciler tarafından doldurulmuştur. Araştırmada KDDA puanları (kimlik duygusundaki sorunlar) psikolojik iyi oluş, içsel dini yönelim ve dindarlık ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Dindarlık ve dini yönelim değişkenleri kontrol edilerek KDDA üzerindeki etkileri incelendiğinde, korelasyon analizi sonucunda çıkan ilişkiler kaybolmuş ve sadece dışsal dini yönelim KDDA ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Yapılan regresyon analizine göre içsel dini yönelim psikolojik iyi oluşu pozitif yönde açıklarken, dindarlık, dışsal dini yönelim ve KDDA negatif yönde açıklamıştır. Daha sonra yapılan moderatör analizine göre, KDDA'da çok yüksek puan alan bireylerin dışsal dini yönelimleri KDDA'nın psikolojik iyi oluş üzerindeki olumsuz etkisini az da olsa hafifletmiştir. Araştırma sonuçları, sınırlılık ve öneriler tartışılmıştır.

DinDini eğilimlerKimlik+4
Ömer Taha Sözer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00

Related subjects