Din

Bu konu başlığı altında 683 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Religious conflict in Muriel Spark's novels: The Bachelors, The Comforters and Memento Mori

Muriel Spark, who was born as Jewish and later adopted Catholicism, is an author like many authors who reflect their ideologies, beliefs and philosophies in their works. Religion is a significant item in her novels. In this study, God-author relationship, the effects of religion on fate, free will (the characters' choices or wishes) and divine will, namely fiction and reality are discussed in Spark's three chosen novels; The Bachelors, The Comforters and Memento Mori. While dealing with the subject of fate and free will, the religious conflicts adopted by her Catholic characters are analyzed.

ReligionRealityDestiny+3
Nilgün Şenol Admeş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dindarlık, benlik saygısı, yaşam doyumu arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği

Çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi'nde eğitim alan lisans öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 183 erkek 345 kadın olmak üzere 528 kişi katılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde tamamlanmıştır. Çalışmada dindarlık, benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada dindarlığın alt boyutlarından prososyal dindarlık ile yaşam doyumu arasında anlamlı pozitif, benlik saygısı ile yaşam doyumu arasında yine anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Yapısal eşitlik modelinde dindarlık alt boyutlarından Allah ile kurulan ilişki ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür. Yine dindarlığın prosoyal dindarlık alt boyutu ile benlik saygısı arasında bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bir bulgudur. Çalışmada ayrıca değişkenler arasındaki ilişki cinsiyete göre de irdelenmiş olup kadın katılımcıların sonuçlarının model ile uyumlu olduğu, buna karşın erkek katılımcıların kadınlardan farklı olarak dindarlığın güç ve güven kaynağı olarak Tanrı ile ilişki alt boyutunun benlik saygısını negatif yönde anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak kadın katılımcılarda dindarlığın her iki alt boyutunun da erkek katılımcılardan daha güçlü olduğu, katılımcıların kendi öz dindarlık düzeyi algıları ile ölçülen dindarlık düzeyleri arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğu, katılımcılar arasında en çok yaşam doyumunun kendisini çok dindar olarak görenler içinde ölçüldüğü, benlik saygısı ile katılımcıların göreli dindarlık düzeyleri arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bulgulardır.

DinDin algısıDin psikolojisi
Ayşe Betül Eser
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İntihar olgusunun din ve toplumla ilişkisi üzerine uygulamalı bir araştırma: Batı Akdeniz Bölgesi örneği

İntihar, tarihsel süreçte hemen her toplumda görülen, gerçekleşme şekli bakımından bireysel bir olay; sebep ve sonuçları açısından ise toplumsal bir olgu olması nedeniyle kadim bir geçmişe sahiptir. Tarihsel süreç içerisinde intihara çok farklı anlamlar yüklenildiği gibi onu anlama ve açıklamaya yönelik farklı teorilerin ileri sürüldüğü görülmektedir. İntiharın çok geniş kavramsal yapısı ve çalışma alanına sahip olması, onun tek bir boyutla açıklanamayacağını göstermektedir. İntihar ile ilgili literatürde pek çok çalışma olmakla birlikte, yapılan bu çalışmaların büyük çoğunluğunda intiharın bireysel yönü üzerinde durulmuştur. Dolayısıyla, çalışmada intiharın toplumsal boyutu açıklanmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, Batı Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya, Isparta ve Burdur illerinde yaşayanların intiharla ilgili tutum düzeyleri üzerinde olgusal kimliklerin etkisini ve dini tutum, hayatın anlam ve amacı, çalışma hayatı memnuniyeti düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır. Örneklem grubunu Antalya, Isparta ve Burdur il merkezlerinde yaşayan, 18 yaş ve üzeri 446 kadın, 572 erkek olmak üzere toplam 1018 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, "İntihara Yönelik Tutumlar", "Dini Tutum", "Hayatın Anlam ve Amacı" ve "Çalışma Hayatı Memnuniyeti" ölçekleri uygulanarak elde edilen veriler SPSS 26.0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Batı Akdeniz Bölgesi'nde yaşayanların intihara yönelik tutumları üzerinde olgusal kimliklerinin anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür. Aynı zamanda uygulanan analizler sonucunda Batı Akdeniz Bölgesi'nde yaşayanların dindarlık, hayatın anlam ve amacı, çalışma hayatı memnuniyeti düzeyleri üzerinde sosyo-demografik değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, intihara yönelik tutumlar ile dini tutum alt boyutları, hayatın anlam ve amacı alt boyutları, çalışma hayatı memnuniyeti alt boyutları arasında pozitif/negatif yönde, farklı düzeylerde anlamlı/anlamsız ilişkilerin olduğu belirlenmiştir.

Batı Akdeniz bölgesiDinToplum+2
Uğur Korkmaz
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki Hıristiyan misyonerliğinde Cyrus Hamlin'in yeri

Günümüzde yaklaşık 2 milyar mensubuyla Hıristiyanlık, küresel erişimini başlangıcından itibaren yürüttüğü kapsamlı misyonerlik faaliyetlerine borçludur. Hem Mesihçi Hıristiyanlık anlayışının hem de erken dönem misyonerlik çalışmalarının mimarı olarak kabul edilen Pavlus, ilk yayılışı şekillendiren kilit seyahatler gerçekleştirmiştir. Pavlus dönemini takiben, Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı benimseyerek onu salt bir dinden güç ve kontrol aracı hâline getirmiştir. Bu değişim, Hıristiyanlık içindeki iktidar mücadeleleri ve İslam'ın ortaya çıkışının ardından İslam uluslarına karşı yürütülen çatışmalarla birleşince, misyonların doğasını daha da değiştirmiştir. Nihayetinde, misyonerlik faaliyetleri dini yayma amacının ötesine geçerek sömürgecilik faaliyetlerini kolaylaştıran bir araca dönüşmüş, bu gelişme özellikle Haçlı Seferleri sonrası dönemde belirginleşmiştir. 19. yüzyıl, Hıristiyan misyonerlik çabaları için bir zirve noktası olmuş; bu dönemde Osmanlı Devleti, hem dini hem de jeopolitik önemi nedeniyle "Asya'nın anahtarı" olarak görülmüş ve yoğun misyonerlik faaliyetlerinin başlıca hedefi hâline gelmiştir. Cyrus Hamlin, söz konusu dönemde Amerikalı bir misyoner olarak İstanbul'a gelmiştir. Hamlin'in yaşam öyküsü ve girişimleri, Hıristiyanlığın tarihsel etkisinin ardındaki itici güçlere dair önemli bilgiler sunmaktadır. Bir eğitimci misyoner olarak çalışan Hamlin, çabalarıyla Amerikan Board'un eğitim misyonlarına yaklaşımını önemli ölçüde değiştirmiş ve geç dönem Osmanlı Devleti ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni etkileyen önemli eğitim kurumlarının temelini atmıştır. Anahtar Kelimeler: Misyonerlik, Pavlus, Ermeniler, Cyrus Hamlin, Robert Kolej.

DinDin görevlileriDin öğretimi+4
Merve Şahbaz
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk fetihleri çağında Phıladelphıa: Kendine özgü bir Bizans taşra kenti (11-14 yüzyıllar)

Philadelphia , Türk fetihleri çağında, yani 11. yüzyılın son çeyreğinden 14. yüzyılın sonlarına kadar, bölgedeki gücünü ve bağımsızlığını koruyan, bir başka ifadeyle Türklere karşı en uzun süre direnç gösteren ünik bir Bizans kentidir. Siyasi ve askerî açıdan dönemin bölgedeki en güçlü kenti olarak karşımıza çıkan Philadelphia bu gücünü bazen bağlı olduğu Bizans İmparatorluğu'na karşı sergilediği tavır ve tutumlarla da gösterirdi. Özellikle merkezi otoritenin zayıfladığı, siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde merkezi yönetime karşı çıkardığı isyanlarla ve elde ettiği başarılarla dikkat çekmektedir. Bu başarı bazen yarı özerk bir statü elde ederek bölgedeki diğer kentlerden farklı bir sivil idare ortaya koymasıyla da kendini göstermiştir. Bütün bu başarıların veya farklılığın arkasında yatan pek çok sebepten bahsetmek mümkündür. Her şeyden önce kentin oldukça prestijli bir geçmişi vardı. Gerek kuruluşundan itibaren gerekse Hristiyanlık döneminde pek çok başarıya imza atmıştı. Coğrafi konumunun kendisine sağladığı imkanlardan fazlasıyla yararlanan kent bölgenin en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmişti. Devlet denetiminde olan ipekli dokuma endüstrisinde faaliyet göstermeyi başaran önemli Bizans kentlerinden biri olmuştu. Ayrıca diğer endüstriyel üretimlerde, tarımda ve ticarette de parlak bir performans sergilemişti. Bizans taşra kentleri arasında kendine özgü niteliğe kavuşmasında bu ekonomik potansiyelin rolü büyüktür. Ama şehrin zaman içerisinde ara ara sahip olduğu karizmatik liderler sayesinde oluşturduğu idari gelenek, belki daha da önemlisi prestijli dinsel kimliği onu ayrıcalıklı kılan diğer yanlarını oluşturuyordu. Şehir daha Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren önemli bir dinsel merkez, Hristiyan hacıların uğrak yerlerinden biri haline gelmişti. Zira Hıristiyanların kutsal kitabında adından övgüyle söz edilen nadir kentlerden biriydi. İşte bu güçlü dinsel kimliği sayesindedir ki şehir Osmanlı egemenliğine girdiği dönemde dahi Hıristiyan kimliğini korumuş ve en fazla gayrimüslimin yaşadığı şehirlerden biri olmuştur. Yine kentte inşa edilen görkemli dini yapılar ve güçlü savunma binalarıyla da çağdaşı diğer bölge kentlerinden farklılaşmıştır. Philadelphia şehrini diğer Bizans taşra kentlerinden farklılaştıran bütün bu yönleriyle ele alan bu tezde öncelikle coğrafyanın ve tarihsel mirasının ona kattıkları üzerinde durulmuş, akabinde zaman içerisinde oluşturduğu idari gelenek ve bu geleneğin diğer Bizans taşra yönetimiyle ilintisi veya farklılığı irdelenmeye çalışılmıştır. Bu arada şehrin kendine özgülüğünü büyük ölçüde borçlu olduğu dinsel kimliği ve bu kimliğin inşa süreci de olabildiğince detaylı incelenmeye çalışılmıştır.

Bizans DönemiCoğrafyaDin+2
Nurcan Barman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Metinlerarasılık bağlamında eskatoloji mitleri ve dini literatürde kıyamet tasvirleri

Mitolojiye dair anlatılar ve dini metinler, yeryüzünün tüm uygarlıkları için önemli olmuştur. İnsan topluluklarının manevi ihtiyaçlarından teşekkül eden mit ve din pek çok toplumca kutsal sayılmış ve kutsal olanın özünü anlatmışlardır. Evrenin, yeryüzünün ve varlıkların nasıl var olduğu ve varlıkların yok olmasının nasıl gerçekleşeceği dini anlatıların ve mitlerin önemli bir alanını oluşturur. Mitolojiler ve dinler sadece evrenin nasıl ortaya çıktığı sorusunun cevabını vermemişler, bunun yanı sıra insanların bilmedikleri birçok konuya ışık tutmuşlardır. Cevabı bilinmeyen konulardan biri de insanların ve evrenin sonunun nasıl olacağıdır. Din bu konuya net cevaplar verir. Tıpkı din gibi eskatoloji denilen mitoloji türü de evrenin ve insanların sonunun nasıl olacağı sorunsalına yanıtlar verir. Tam da bu noktada eskatolojiye dair anlatıların birçoğu dini anlatılarla uyum içerisinde görülür. Tezimizin konusu da dini anlatılarla eskatolojik anlatıların kesiştiği noktaları tespit etmektir. Dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan tüm medeniyetlerde, mitoloji ve onun özelinde eskatoloji ile ilgili inanışlar, diğer bütün inançlar arasında önemli etki alanına sahiptir. Yaşayan tüm kültürler için kutsal kabul edilen mitler, insan toplumlarının genel ihtiyaçlarından sonra ortaya çıkmıştır. Mitolojik ve özellikle eskatolojik inanç ve anlatılar, yeryüzünün hemen tüm uygarlıklarında en az diğer inançlar kadar önemli etkiye sahiptir. Dini gelenekler söz konusu olduğunda dogmatik bir inanç sistemi olarak kabul ediliyor olsa da bu çalışmada mitler ve özellikle eskatoloji mitleri ve dini anlatılar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayrıntılı bir şekilde inceleme fırsatı yakalanacaktır. Böylece insanlık tarihine farklı bir bakış açısı da kazanmak mümkün olacaktır. Belki de mitik anlatıların ve dinin kökenlerine inmek mümkün olacaktır. Din ve mitolojinin kesişim noktaları da tespit edilebilecektir.

DinDini metinlerEskatoloji+6
Yavuz Gözen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Detachment of terrorism from religion case study of Al-Shabab in Kenya

Kenya has been attacked several times in the last five years by Al-Shabaab, a terrorist group originally from Somalia. Kenya is accused of meddling with the group's affairs, which include the establishment of a sharia state in Somalia. AlShabaab which means youth, is an Islamic group that uses religion (Islam) to justify their aims and activities which comprise of terrorism among other inhumane activities just like the other Islamic terrorist groups. Terrorism has been associated with some ideologies, but after the 9/11 attacks, religious ideologies become the predominant. Despite there being many religions, the main focus was narrowed down to one religion that is Islam, this is the consequence of the Islamic terrorist groups like Al-Qaida, Boko Haram and the al-Shabaab, who all have one analogy, Islamic faith. The connection between the Al-Shabaab (the group which has been culpable for many deaths in Kenya alone) and the Islam religion which also means peace, was reviewed. Furthermore, the review on other two Western religions (Christian and Jew) has disclosed their perspective on terrorism. The reviewing also involved the impact of terrorism and religion on global politics, Kenya's domestic and foreign policies The literature research which consists of, written books, journal, and the Holy Scripts acknowledge that, no western religion advocates of terrorism. Al-Shabaab has been conducting their callous activities against Islamic teachings with killing innocents and destroying of properties, this is evidently shown in the Quran verses and the Islamic teachings which value human lives above all. Al-Shabaab is a political group which uses religion to attain support from the locals for manpower support and foreign sympathizers mostly for financial support. Their attacks on Kenyan soil are not religious as they claim, it is clearly due to the military operation of the African Union led by the Kenyan troops in Somalia. Islam and the other two western religions don't promote or encourage terrorism therefore al-Shabaab's claim that they are fighting for Islamic cause is unfounded. The Kenyan government underestimation of al-Shabaab made the group have many successful attacks which almost brought religious tension in Kenya affecting the domestic politics. Since al-Shabaab group has only targeted Kenyan citizens the foreigners in Kenya have not been affected that much which might be the reason the foreign politics isn't affected. Keywords: Religion, Terrorism, Alshabab 9/11

Al-ShababReligionKenya+4
Jamalodın Adam Ahmed
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini radyo yayınlarının alımlanması: Akra FM örneği

Ortaya çıktığı günden beri dünyada ve Türkiye'de önemli toplumsal görevler icra eden radyo, günümüzde de önemini koruyan bir kitle iletişim aracıdır. Dünyada radyonun ortaya çıkmasıyla hemen hemen eşzamanlı olan dini radyo geleneği ülkemiz açısından ele alındığında 1993 yılına tekabül eden bir olgudur. O döneme kadar dini yayınların radyodaki serüveni devlet tekelinde olagelmiştir. Özel radyo ve televizyon yayıncılığına geçişle birlikte kendisine elektronik yayıncılıkta özgür bir varlık alanı bulan dini yayınlar, dinleyicilerin dini düşüncelerinde ve dini yaşantılarında değişikliğe yol açmaktadır. Ayrıca belli bir dini cemaatin yayın kuruluşu olmalarına rağmen hedef kitlelerini sadece cemaatleri ile sınırlı tutmayan bu radyoların yayınları sayesinde kapalı cemaat anlayışı değişmiş, dışarıdan insanları da içine alan bir yayıncılık anlayışı ile cemaate katılımlar artmıştır. Medya ve din ilişkisini ulusal bir radyo istasyonu olan Akra Fm örneğinden yola çıkarak ele alan bu çalışma, dini yayınların dinleyici tarafından nasıl alımlandığını ve radyonun, dinleyicilerin hangi ihtiyaçlarını doyuma ulaştırdığını ortaya koyabilmek amacıyla yapılmıştır.

DinDin-kültür ilişkileriDin-sanat ilişkisi+5
Büşra Ünsal Yetgindağ
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünyaya ilişkin varsayımlar, kişilik, mutlak doğru ihtiyacı ve biriciklik algısı değişkenlerinin depresyon ve iyi oluş ile ilişkisinde dinsel görüşün etkisi

Bu çalışmada dini inancı olan ve olmayan bireylerde; dünyaya ilişkin varsayımlar, kişilik, mutlak doğru ihtiyacı ve kişisel biriciklik algısı değişkenlerinin depresyon ve duygusal iyi oluşa etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Dini inancı olanlarda rastlantı varsayımının, mutlak doğru ihtiyacının ve deneyime açıklığın yüksek olması depresyonu yordarken; dini inancı olmayanlarda bu ilişki görülmemiştir. Buna karşın, dini inancı olmayanlarda şans varsayımının ve dışadönüklüğün düşük olması depresyonu yordamıştır.

BiriciklikDepresyonDin+7
Begüm Şahin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Askeriyede manevi danışmanlık ve rehberlik

Ordu teşkilatlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin askeri teşkilatlarında süregelen bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla günümüzde dünya ordu teşkilatlarında din hizmetleri bulunmayan sadece 21 ülke mevcuttur. Dünyanın birçok ülkesinde Din İşleri Subaylığı (military chaplain) kurumu bulunmakta ve manevi danışmanlar yüzyıllardır ordu içerisinde çeşitli vazifelerde görev almaktadır. Türk tarihinin farklı dönemleri incelendiğinde de askeriyede din hizmetleri ve manevi danışmanlığa dair köklü bir geçmişe sahip olduğumuz görülmektedir. Özellikle Osmanlı Devleti'nde sistematik hale gelmiş ordu şeyhliği ve askeri imamlık müessesi bir anlamda askeri manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetinin kapsamına girmektedir. Günümüzde ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nde din subaylığı ve askeri manevi danışmanlık alanı yeni bir akademik ve fiili hizmet sahası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı başta din subaylığı ve askeri manevi danışmanlık müessesini yüzyıllardır bünyesinde barındıran ABD başta olmak üzere bazı dünya ülkelerindeki askeri manevi danışmanlığın tarihi, sistemi, organizasyonu ve güncel durumundan haberdar olarak ülkemizde yapılacak çalışmalar için akademik zemin oluşturmaktır. Araştırma çeşitli ülkelere dair askeri manevi danışmanlık üzerine yazılmış eserler, akademik tezler, makaleler ve haberler incelenerek yapılandırılmıştır. Araştırma neticesinde 21. yüzyılda faal olarak birçok ülkenin doğrudan ya da dolaylı olarak askeri manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetinden yararlandığı ve din subaylığı müessesinin ordunun içerisinde önemli bir birim olduğu ortaya koyulmuştur.

DinDini danışmanlıkDini rehberlik+4
Enes Kavas
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Viktorya dönemi din çalışmalarında köken fikri ve Andrew Lang

Bu tez, Orta Çağ ve Erken Modern Dönem eserlerinde Kitab-ı Mukaddes'in yaratılış temasına atıfla kullanılan köken düşüncesinin, Viktorya Dönemi (1837-1901) din çalışmalarındaki seküler biçimini ve Andrew Lang'ın söz konusu dönem içerisindeki dinin kökenine dair fikirlerini konu edinmektedir. 19. yüzyıldaki seküler biçiminden önce köken düşüncesi; Orta Çağ Hıristiyan azizleri ve Erken Modern Dönem araştırmacıları tarafından insanın ve tabiatın doğasını Kitab-ı Mukaddes'in yaratılış anlatısıyla temellendirilmek için kullanılmaktaydı. Ancak köken düşüncesinin sosyal ve fiziki araştırmalardaki yaratılış anlatısıyla ilişkili bu hali, yüzyıl içerisinde yerini seküler bir biçime bıraktı. Dinin seküler kökenleri de söz konusu dönem içerisinde keşfedildi ve Edward Burnett Tylor, James Frazer ve Max Müller'in dinin menşeine dair teorileri ortodoks yorumlara dönüştü. İskoç şair, edebiyatçı ve antropolog Andrew Lang ise çağdaşı söz konusu ortodoks teorilerin köken anlatılarına yönelik eleştirel çalışmalar ortaya koymuş; Avustralya'daki arkaik toplulukların inançlarından örneklerle "Yüce Varlık" teorisini ileri sürmüştür. Lang'ın dinin kökenine yönelik ortaya koyduğu bu alternatif seküler köken her ne kadar apolojik bir iddia barındırmasa da; din çalışmaları içerisinde ilkel monoteizm teorisinin temellendirilmesi ve deus otiosus kavramının geliştirilmesi için önemli bir kaynak teşkil etmiştir. Bu tez içerisinde, Viktorya Dönemi seküler din çalışmalarında bir temel olarak görülen köken düşüncesinin tarihi bağlam içerisindeki Hıristiyan kökleri ele alınmış; aynı zamanda Andrew Lang'ın "Yüce Varlık" teorisi örneği göz önünde bulundurularak söz konusu dönem içerisindeki ortodoks köken anlatılarına meydan okuyan ve yeni köken teorilerine temel teşkil edecek çalışmaları değerlendirilmiştir.

DinDin anlayışıDin sosyolojisi+3
Dücane Demirtaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lübnan siyasal sisteminin açık ve kapalı medeniyet yaklaşımları

Bu çalışmada, medeniyet kavramına getirilen açık ve kapalı medeniyet yaklaşımının siyasi ve hukuki düzlemdeki teorik çerçevesini ve bu iki yaklaşımlar arasındaki farkı ortaya koyarak, bu yaklaşımın ışığında modern dönemde iki medeniyet yaklaşımını da tecrübe etmiş hususi bir vaka olarak Lübnan Devleti'nin son 200 yıllık tarihindeki siyasi olayları ve hukuki gelişmeleri ele alınmıştır. Açık ve kapalı medeniyet yaklaşımlarının Batı ile dünyanın geri kalanı arasındaki kırılmanın düzlemini yansıtması ve bu kırılmaya rehber oluşturabilecek bir yaklaşım olarak Recep Şentürk tarafından ortaya konmuştur. Bu anlamda Lübnan tarihinin 1860-1920 yılları arasında huzurlu geçen, açık medeniyet yaklaşımının modern devlet sistemi ile uyumlu yapısını gözlemlediğimiz mutasarrıflık dönemi incelenecektir. İkinci olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız mandası altında geçen 1920 ile 1943 yılları arasındaki kapalı medeniyet paradigmalarının bir idare sistemi oluşturmaya çalıştığı ve Batı medeniyet düşüncelerinin yerleşik medeniyet anlayışı yerine ikame edilmeye çalışıldığı dönemi; üçüncü kısımda ise Lübnan'ın Fransa'dan bağımsızlığını kazandığı 1943 sonrasından bugüne değin artık yerleşmiş bulunan kapalı medeniyet yaklaşımının siyasi ve toplumsal düzlemdeki sonuçları anlatılıp, sonuç bölümünde bu iki yaklaşım karşılaştırılacaktır.

DevletDinLübnan+3
Kubilay Çakır
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimEN

Din ve medeniyet arasındaki sınırın aşılması: İslam ve Batı medeniyeti çalışmalarında akımlar ve örnekler

What may account for the nature of relation between "religion" and "civilization" and how this is reflected in the study of Islamic and Western civilizations? Standing on the shoulders of formative figures in the field of "Civilization Studies", I studied how, on the one hand, religion and civilization are positioned among the various theories of civilization, and on the other hand, how this debate is particularly framed in the study of Islamic and Western civilizations. Apart from generally reviewing literatures in the field, the study closely examined the works of Ibn Khaldun, Toynbee, Hodgson, Spengler, Guizot, Jaspers, Comte, Halim Paşa, Al-Faruqi, and Karakoç. This review of theories revealed there were three major trends subsuming typical characteristics, especially in the study of Islamic and Western civilizations. These were Historic-empirical, Religiophilosophical, and Multiplex. These trends differ from one another based on the methods or approaches adopted; the preponderances of certain themes or contents; and their particular focus in the study of Islamic and Western civilizations. Of these trends, it was only in the study of Islamic civilization all the three trends were present. Except the Multiplex trend, the remaining trends generally dominate the study of Western civilization. This absence of Multiplexity could be attributed to the tendency that theories under this trend theorized about civilization, particularly Islamic civilization, without necessarily being confined to the traditional disciplinary confinements, which is rather common in the study of Western civilization. The study concludes although the nature of relation between religion and civilization tend to show divergence in the study of these civilizations, religion remains as an indispensable element. Keywords: Civilization Studies; Historic-empirical; Islamic civilization; Multiplexity; Religiophilosophical; Trends; Western civilization.

Western civilizationReligionReligious philosophy+4
Mukerem Mıfta Shafı
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme

Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları

Alışveriş davranışlarıDinDin psikolojisi+7
Ayşenur Barak
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

The construction of a theory of civilization through the works of al-Māwardī

The bulk of this dissertation on the 11th-century Muslim scholar Abū al-Ḥasan al‑Māwardī (974 - 1058) has focused mainly on his book "adab al-dunyā wa‑al‑dīn." Most of the studies on al-Māwardī's concentrated on either his political or his legal contribution while less attention has given to al-Māwardī's other works. This research aims primarily to cover such a gap through an attempt to construct a theory of civilization. In such an attempt, the thesis will utilize his works to reach a new model that answers some significant questions, namely those of how we comprehend a civilization in contemporary times. The study proposes a profound and comprehensive outline of al‑Māwardī's thoughts to form a civilizational lens. It consists of two parts with three chapters in each. The first part, entitled "Essential Foundations of al-Māwardī's Theory of Civilization," includes three major concepts: reason, ʿilm (system of knowledge), and religion. These three notions are analyzed in relation to civilization's construction. My main argument is that there is no civilization without a central role of these concepts. The second part, entitled "The implementation Aspects of al‑Māwardī's Theory of Civilization," consists of three chapters. The first considers the structures of the social world and the role of the individual in society. Al‑Māwardī insists that the well-being and welfare of people necessitate individual discipline and collective structures. The second chapter focuses essentially on personal discipline. My argument is that there is no possibility for a civilization to be established without personal discipline. The last chapter is on the informal institutional theory; my central argument is that al-Māwardī aims to develop informal institutions to maintain stability in society. Such a notion is analyzed mainly through a civilizational methodology that compares al‑Māwardī with other thinkers and philosophers. The research also benefited from Taha Abdurrahman's methodology of reading, understanding, and presenting classical texts, which he calls "the complementarity methodology" (al-manhajīyah al‑takāmulīyah). The arrangements in this study are primarily structured based on the structures of "Kitāb adab al-dunyā wa-al-dīn." This dissertation asserts that al-Māwardī offers a comprehensive and profound, descriptive framework for establishing and maintaining a civilization, which is still relevant in contemporary times.

ReasonWestern civilizationReligion+4
Fadi K.s. Zatarı
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nöroteoloji ve dini deneyim

Bu çalışma nörolojik olarak dînî deneyimi ve Tanrı'nın varlığını hissetme durumu gibi spritüel birçok konuyu bilimsel olarak inceleyen nöroteoloji bilim dalının dînî deneyimle ilgili kısmını araştırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda nöroteolojinin kapsadığı nöroloji, teoloji, biyoloji ve psikoloji alt bilim dallarından faydalanıp konuyla bağlantılı kısımlarını ele alarak meseleye açıklık kazandırılacaktır. Nöroteoloji yakın zamanda ortaya çıkan ve gelişmekte olan bir alan olmakla birlikte son dönemde kullanılan beyin tarama aletleri ile kayda değer sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber bilim insanları çok eski dönemlerden beri beyni ve beynin fonksiyonel bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan hastalıkları ele alan eserler kaleme almışlardır. Bu anlamda konuyla ilgili ilk ve önemli isimlerden biri olarak Kamilu's Sınaatu't Tıbbiyye adlı eseri ile Ali b. Abbas el-Mecusi'yi görüyoruz. Tezimizde dînî duygu, düşünce ve deneyimlerin beyinde nörolojik olarak hangi bölgelere etki ettiği veya hangi beyin bölümlerinin bu işlemlerden sorumlu olduğunun ele alınmasının yanı sıra beyin süreçlerinin bilincimize etki etmesi yönüyle de bilinç konusuna değinilmiştir. Bu çerçevede dînî deneyimin zihne ait bir konu olması ve kişinin kendisine ait öznel bir tarafı olması sebebiyle açıklanmasının zor hatta imkânsız bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte bu alanda birçok bilim adamı yaptıkları deney ve araştırmalar ile farklı modellemeler üretmişlerdir. Özellikle mânevî ve mistik deneyim esnasında beyin üzerinde gerçekleştiren deneylerde görüntüleme cihazları ile elde edilen bilgiler nöroteolojinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beyin, dinî deneyim, nöroloji, nöroteoloji, psikoloji, tanrı.

BeyinDeneyimDin+5
Seray Yıldız
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Contested sovereignty: The relation between the state and the religious field in Egypt during the pandemic 2020/2021

With the first spark of the Coronavirus crisis, the novel virus opened many questions about the relationship between science, health, people, religion, and the state. The pandemic made it necessary to recall religion because the virus posed an existential security threat. According to Norris and Engelhardt (2004), religion flourishes where people lack existential security. However, the invocation of religion by the modern state is only through its religious institutions, which were established historically to control religion and define its scope. The thesis discusses the recall of religious institutions in Egypt during the outbreak of the pandemic according to maps and the dynamics of the struggle for power between religious institutions and the state. According to Nazih Ayubi (1996), the overstating State in Egypt faces a dilemma to provide more space for religious institutions to participate in controlling the pandemic; however, this will be on the account of the extending domination of the state. By applying Bourdieu's theory of the religious field, the thesis analyzes these maps of interactions between the state, society, and religious institutions during the pandemic on three levels of competition between (1) the State that monopolizes the religious field and official religious institutions, (2) among official religious institutions, and (3) official religious institutions and non-official religious actors. Although the analysis considers the state's emphasis on its social dominance, it views the state as a contested object and an arena of struggle. Therefore, the analysis of struggle includes various levels; (1) social level, in terms of fatwas, zakat, and the moral leadership of society, (2) spatial level, in terms of the mosques, (3) legal level, in terms of the constitution, and (4) international level and media level. Keywords: Religious institutions, overstating, Pandemic.

COVID 19ReligionReligious sociology+6
Alya Ali Sayed
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Religion, memory, and sense of belonging: The tradition of memorization of the Qur'an in Turkey (1923-1950)

After the First World War, the emergence of nation-states brought new policies to many countries. Notably, the issue of identity and citizenship consequently became the basis of the political, social, and cultural crises and contestations. The case of the newly founded Turkish nation-state, which was based on secularization, modernization, Westernization, and nationalization, has consciously destroyed or undermined the social, cultural, political, ethnic, and religious structures that have existed in the Ottoman Empire for centuries. The formation of the Turkish nation-state resulted in deep traumas, ruptures, and fractures in the social fabric of the society and in the political milieu. The authoritarian secularization policies starting from 1923 to 1950, have profoundly influenced and shaped the history and memory of the religious communities. Dominant ideologies of the early Republican periods in Turkey have had many impacts and long lasting transformations on the social life, identity, and religiosity of ordinary Muslims. Psychological and physical tools of the violence of the state were imposed on them to implement secular policies and ideologies of the secular Turkish nation-state project. In this period of one-party regime, one of the most affected groups in the society was pious Qur'an memorizers (Hafızlar) who tried to learn the Qur'an under strict conditions. Qur'an memorizers, being one of the most marginalized and violated groups, have struggled to exist and survive in these historically dire conditions, despite the brutalities inflicted by the single party's sanctions and violent policies. The principal objective of this study is to obtain and evaluate the perceptions, experiences, and life stories of Qur'an memorizers regarding the state policies and brutalities they encountered in that era. This study particularly focuses on the relations between state, religion, memory, identity, and sense of belonging in the world of Qur'an memorizers in the years between 1923-1950.

BelongingMemoryReligion+5
Büşra Coşkun
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital oyunlarda kutsal sembolizmi ve oyuncularına yansımaları

Günümüzde birçok kavramın dijitalleşebildiği bir çağda, oyunlar ve oyunlara yerleştirilen bazı kavramlar dijitalleşmiştir. Dijital oyunlardaki kutsal kavramı da bunlardan bir tanesidir. Bu bağlamda dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine oyuncuların herhangi bir tutum geliştirip geliştirmediğini saptamak için bir ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Geliştirilen bu ölçekle dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik oyuncu tutumlarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, bu tutumlar ile demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, yaşanılan yer, mesleki durum, dine verilen önem düzeyi) arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde, evrenin temsiliyetini sağlaması amacıyla ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem, 361 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek bazı aşamalardan geçerek son şeklini almıştır. Bunlar, amaca uygun maddelerin belirlenmesi, uzman görüşlerinin alınması, deneme uygulaması, geçerlilik ve güvenirlik analizleridir. Ölçek maddelerinde ters kodlama yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, geçerliliği ve güvenirliği olan iki alt boyutlu (dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik "olumlu tutumlar" ve "olumsuz tutumlar"), 15 maddelik "Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ)" elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, oyuncuların dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine yönelik tutum geliştirdiklerini ve bu tutumların demografik değişkenlere göre farklılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Kutsal, Oyuncu, Sembol, Tutum, Ölçek Geliştirme

Demografik değişkenlerDinKutsallık+7
Merve Nur Özkan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şamanizmin günümüz sanatına yansımaları

Icinde yasadigimiz dunyada her sey doganin bir parcasidir. ilkel insan, kendi imgesini olustururken tamamen dogal malzemelerle, dogal alanlarda hareket etmistir. Doga bir anlamda sanatcinin sozlugudur. Sanat insanin yeryuzunde var olabilme nedeni, dayanak noktasi, yol gostericisi olmustur. Sanat ozunde bir buyudur. Bu yuzyilda gelisen avangart sanat kavramlari ise sanatciya ilkel kulturlerde oldugu gibi bir saman degeri yuklemistir. Samanizm'in etkileri, bati sanatinda oldugu gibi çagdas Türk sanatcilarinin eserlerine yansimistir.

Avangard sanatDinModern sanat+3
Nihal Tanpolat
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyanet Aylık Dergi'nin dışlayıcılık, kapsayıcılık ve çoğulculuk açısından değerlendirilmesi

Din olgusu, insanlık tarihi boyunca her zaman var olmuştur. Günümüzde, küreselleşen dünyamızda çeşitli ırklar, diller ve dinlere mensup insanlar bir arada yaşamaktadır. Bu farklılıklar ve insanlar arasında yakın iletişimi zorunlu kılan küreselleşme, bazen olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Çalışmada bu sorunların din felsefesini ilgilendiren yönüyle yani dini çoğulculukla ilgili bir araştırma yapılmıştır. Konunun sosyal bir anlam çerçevesi olsa da din felsefesi, söz konusu problemi birbiriyle rekabet eden farklı dini geleneklerin mutlak hakikat ve kurtarıcılık iddiaları açısından incelemektedir. Bunu yaparken çalışma alanı olarak Diyanet Aylık Dergi seçilmiştir, çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kadar din alanında hizmet veren tek resmi kuruluştur. Böyle bir kurumun düşünce ve fikir planında meselelere yaklaşım biçiminin, özellikle farklı inanç ve kültürler söz konusu olduğunda ortaya çıkan bakış açısının din felsefesi formasyonuyla araştırılması ve incelenmesi çalışmamızın amacı olacaktır. Bu amacı gerçekleştirme doğrultusunda küreselleşmenin sebep olduğu sosyolojik, felsefi ve teolojik bir problem olan dini çoğulculuk meselesinin geçmişten bu güne süregelen serüvenini incelerken ülkemiz açısından Diyanet Aylık Dergi bağlamında, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dini çoğulculuk problemine nasıl yaklaştığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu kapsamda, Diyanet İşleri Başkanlığı süreli yayınlarından olan Diyanet Aylık Dergi'nin 1999 ve 2016 yıllarına ait sayılarında dışlayıcılık, kapsayıcılık ve çoğulculuk konularının nasıl ele alındığı doküman incelemesi tekniğiyle tespit edilmeye çalışılmış ve ilgili sayılar içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dinlerin çokluğu problemi sosyolojik ve felsefi açıdan incelenmiş ve diğer dinlere karşı takınılan üç felsefi bakış açısı, yani dinsel dışlayıcılık, dinsel kapsayıcılık ve dinsel çoğulculuk konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Diyanet İşleri Başkanlığı kısaca tanıtılmış ve ana materyalimiz olan Diyanet Aylık Dergi hakkında kısa bir bilgilendirme yapılmıştır. Ardından, dergiler içerik bakımından incelenmiştir. Çalışma sonucunda, dergilerde dışlayıcı, kapsayıcı ve çoğulcu yaklaşımların tamamına rastlanmış, ancak ağırlıklı olarak kapsayıcı bir tutumun benimsendiği tespit edilmiştir. Ayrıca, dergilerde 'öteki' ile ilgili tutumların, güncel olaylardan önemli ölçüde etkilendiği gözlemlenmiştir.

DinDin felsefesiDini çoğulculuk+2
Fatime Zehra Güneş
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 pandemi sürecinde din ve toplum

İnsanlık tarihi boyunca toplumlar birçok doğal afet, savaş, kriz ve salgın hastalıklarla mücadele etmiştir. Son yüzyılın en büyük salgınların biri olarak nitelendirilen Covid-19 virüsü oldukça kısa bir sürede tüm dünyaya yayılarak neredeyse tüm kıtaları ve ülkeleri etkisi altına almıştır. Virüsün bulaş hızını azaltmak için tüm ülkeler karantina, sosyal izolasyon, toplu etkinliklerin yasaklanması, örgün eğitime ara verilmesi gibi tedbirlere başvurmuştur. Söz konusu tedbirler bireylerin sosyal ve toplumsal yaşamlarında ani ve köklü değişimler meydana getirmiştir. Sosyal ve toplumsal açıdan birçok değişim ve dönüşüme neden olan Covid-19 Pandemisi süreci eğitim, sağlık, aile vb. kurumların yanı sıra bireylerin dini yaşamlarında, inançlarında ve dini algılarında değişimlere neden olmuştur. Özellikle camilerin ve taziye evlerinin bu süreçte kullanım dışı kalması, virüse bağlı ölümlerin günden güne artması, ölen kişilerin defin ve taziye işlemlerinin yerel sağlık otoritelerinin belirlediği protokoller çerçevesinde yürütülmesi dini pratiklerde yaşanan değişimlerden bazılarıdır. Bununla birlikte müslüman bireyler için kutsal olan Ramazan ayı pandemi döneminde her zamankinden farklı şekilde yaşanmıştır. Ramazan ayı boyunca camilerde birlikte kılınan teravih namazları ve düzenlenen toplu iftarlar müslüman toplumlarının önemli ritüellerinden olmakla birlikte Covid-19 Pandemisi sürecinde bu etkinliklerde kısıtlamalara gidilmiştir. Toplu şekilde gerçekleştirilen iftarlar ve kılınan teravih namazları bu süreçte evde veya daha küçük gruplar halinde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, hac ve umre gibi kutsal ziyaretler de pandemi nedeniyle durdurulmuş veya kısıtlanmıştır. Sonuç olarak, Covid-19 Pandemisinin müslümanların manevi yaşamlarını ve dini ritüellerini etkilediği; geleneksel uygulamalarda değişikliklere neden olduğu açıktır. Bu çalışmanın temel amacı Covid-19 Pandemisinin bireylerin dini algılama biçimlerinde ve ritüellerinde meydana getirdiği değişimleri incelemek; dini algıların pandemi sürecindeki baş etme mekanizmalarına etkisini irdelemektir. Belirlenen temel amaç çerçevesinde Covid-19 tanısı alan ve almayan bireyler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler ise yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniğive doküman analizi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın evrenini Şanlıurfa ilinde yaşayan yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Çalışmaya 6 kadın ve 6 erkek olmak üzere toplam 12 birey dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen kadın katılımcıların 3'ü Covid-19 tanısı alan katılımcılar iken 3 katılımcı ise Covid-19 tanısı almayanlardan seçilmiştir. Bununla birlikte araştırmaya dahil edilen erkek katılımcıların 4'ü Covid-19 tanısı alan katılımcılar iken 2 katılımcı ise Covid-19 tanısı almayanlardan seçilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular temalandırılarak betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda Covid-19 Pandemisi sürecinde uygulanan ev karantinalarının toplum üzerinde dinin bütünleştirici etkisinin azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada bireylerin hastalık süreciyle başa çıkmak adına duaya yöneldikleri ulaşılan diğer bulgular arasındadır. Bununla birlikte çalışmada Covid-19 Pandemisi sürecinde bireylerin yaşadıkları kaygı ve ölüm korkusunun bireysel dindarlık algısını arttırdığı saptanmıştır

Din
Pınar Kaya Çiçek
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitsel oyun yönteminin din kültürü ve ahlak bilgisi dersindeki dini ifadelerin öğrenilmesi üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ilişkin eğitsel oyun yönteminin öğrencilerin akademik başarı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışma, nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda, eğitsel oyunların öğrencilerin başarısına etkisini tespit etmek amacıyla başarı testi (ön-test-son-test) uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, öğrencilerin eğitsel oyun yöntemine ilişkin deneyimlerini aktarabilmeleri için görüşme formu verilerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ili Gebze ilçesinde bulunan bir ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören toplam 54 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubunda bulunan 27 öğrenciye eğitsel oyun yöntemi; kontrol grubunda bulunan 27 öğrenciye ise geleneksel öğretmen merkezli yöntem uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak başarı testi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 24 istatistik paket programında değerlendirilmiş; bağımlı ve bağımsız örneklem t testinden yararlanılmıştır. Nitel veriler için ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sonunda elde edilen bulgulara göre, 4. sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi için uygulanan iki yönteminde benzer etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarında deney grubundaki öğrencilerin derse daha aktif katıldıkları, sosyal etkileşim sağlayan bir ortam oluşturdukları, derse daha istekli katıldıkları ve öğrenme sürecinden keyif aldıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre eğitsel oyun yöntemi, öğrencileri derste aktif kıldığı için ve öğrenme ortamını keyifli hale getirdiği için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde destekleyici bir yöntem olarak tercih edilmelidir. Bu bağlamda, eğitsel oyunlar öğretim sürecinde yalnızca bir yöntem olarak kısıtlanmadan, dersin genel planına dengeli bir şekilde dâhil edilerek uygulanabilir ve benzer uygulamalar farklı kademelerde yapılan çalışmalarla desteklenebilir.

DinDin eğitimiDin kültürü+2
Safiye Nur Aykut
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Albert Einstein'ın tanrı ve din anlayışı

XX. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçilerinden Albert Einstein'ın Tanrı ve Din anlayışı üzerine yapılan bu çalışmanın amacı, Einstein'ın düşünce dünyasının kapsamlı bir şekilde incelenerek, Tanrı-âlem ilişkisi çerçevesinde oluşan Tanrı tasavvurlarından hangisine daha yakın olduğunun belirlenmesidir. Bu niyetle Einstein'ın fizik ve ötesine dair düşüncelerinin kaynağında bulunan ve hayata bakışını şekillendiren bilimsel temellere yer verilmiştir. Son olarak Tanrı anlayışı belirlenerek, onun Tanrı düşüncesinden izole edilmiş din yaklaşımı sunulmuştur. Dine dair görüşleri verilirken, din-bilim ilişkisine dair düşüncelerine yer verilmiştir. Bununla birlikte, bir Yahudi olarak Einstein'ın Siyonizm akımına dâhil olmasındaki gerekçeler ve dinî görüşleri ile ilişkili olarak özgür irade, ahlâk, mucize, peygamberlik ve ahiret gibi dinî literatüre ait kavramlar hakkındaki fikirleri ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Çalışma süresince Einstein'ın entelektüel gelişimine katkı sağlayan durumlara kısaca değinilerek, onun bilim ve felsefî görüşlerinden eş zamanlı faydalanılmıştır. Onun kendi çalışmaları, konuşmaları, mektupları esas alınarak, önemli görülen ikincil kaynaklardan da faydalanılmıştır. Çoğunlukla deskriptif bir yöntem izlenmekle birlikte konu ile alakalı muğlak olan noktalar, elde edilen verilerin yorumlanması sonucu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda Einstein'ın Tanrı düşüncesi, Tanrı-âlem ilişkisi açısından bilinen Tanrı tasavvurlarından herhangi birinin altına doğrudan yerleştirilemese de teizm, deizm, panteizm ve panenteizm olmak üzere Tanrı tasavvurlarından hangisine hangi yönler ile yakın olduğu saptanmaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Tanrı, Din, Evren, Özgür İrade, Ahlâk, Einstein, Tanrı Tasavvurları

DinDin algısıDin felsefesi+4
Zehra Oruk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular