Batı Anadolu helenistik dönem tiyatroları restitüsyon önerileri ve koruma sorunları
2000
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof.dr. Recep Meriç
Özet (TR)
ÖZET Eski çağlarda doğayla ilintili olayların gösteri diliyle anlatılması zamanla dini bir nitelik kazanmıştır. Doğayı tasvir eden tanrıların doğumu (bahar) coşkuyla kutlanır, ölümü (güz) ise yas törenleri ile resmedilirdi. Helen dünyasında bu tanrının ismi Dionysos olmuş ve değişik sıfatlar verilmiştir. Coşku ve eğlencenin tanrısına, zamanla köylülerin soylulara karşı sığındığı tanrı olma görevi yüklenmiş ve geniş halk kitleleri tarafından kabul edilmiştir. İlk kez Peisistratos zamanında (MÖ. 534), Atina'da, tiyatro sanatının başlangıcı olacak Dionysos şenlikleri yapılmıştır. Dionysos şenlikleri kapsamında düzenlenen tiyatro yarışmalarına üç çeşit oyunla katıhnırdı; tragedya, komedya ve satir oyunları... Klasik dönem Yunan tiyatrosunda, kalabalık bir koro tarafından oynanan temsiller, dairesel formdaki düz bir alanda (orkhestra) gerçekleştirilirdi. Düz alanlar tepe yamaçlarına yakın yapılırsa, seyredilmesi de kolay oluyordu. Tepe yamaçlarına önce ahşap sonra taş sıralar yerleştirildi (cavea). Orta düzlükteki oyunun daha çok seyirci tarafından izlenebilmesi için, sıralar yarım daireden biraz fazla, at nalı şeklinde inşa edildi. Orkhestra'nın diğer tarafına depo ve kulis işlevi gören çadırlar veya kulübeler kuruldu. Cavea'nın sabitlenmesine paralel olarak çadırlar da yerini taş yapılara (skene) bırakmıştır (Örn: Atina Dionysos Eleuthereus). Helenistik dönemde, MÖ. III. yüzyıldan itibaren oyunların ve oyuncuların niteliğinin değişmesinden sonra, sahne binasına yeni bir kat çıkılmış ve oyunlar bu katta (logeion) oynanmaya başlamıştır. Aynı zamanda sahne binası, depo işlevinin yanı sıra sahne dekoru olarak kullanılmaya başlamıştır. Cavea'ya ise özel oturma sıralan ve koltukları (proedria) yapılmıştır (Örn: Priene).Roma İmparatorluğunun gelişmesiyle yeni bir sanatsal anlayış yayılmaya başlamıştır. Tiyatro oyunlarının yanı sıra politik törenler ve zengin gösteriler için de kullanılan tiyatrolar, artık imparatorluğun kudretini gösteren prestij yapısı durumuna gelmiştir. Bu çerçevede Roma döneminde, öncelikle mevcut Helenistik tiyatrolar, değişiklik ve eklemeler yapılarak geliştirilmiştir. Tonoz kullanımı ile cavea yükseltilmiş, sahne binası çok katlı ve geniş bir niteliğe bürünmüştür (scaenae frons) (Örn: Ephesos). Roma döneminde gelişmeye başlayan bazı kentlere yeni anlayışa uygun tiyatrolar yapılmıştır (Örn: Aspendos). Bu tiyatrolarda Helenistik dönemden farklı olarak bazı yeni özellikler görülmektedir:. Helenistik dönemde zoamlu olarak tepe yamacına yapılan tiyatrolar, Roma döneminde kemer ve tonoz kullanımının gelişmesi ile düz alanlarda da yapılabiliyordu.. Helenistik tiyatroda, cavea ve sahne binası ayrı iki yapı olarak görünmekte iken, Roma döneminde yükseltilen parodos'lar ve üst cavea portikosu ile yapı, bir bütün olarak algılanmaktadır.. Helenistik dönemde tam daire olan orkhestra, küçülmüş ve derinleştirilerek su ve dövüş oyunlarına uygun hale getirilmiştir.. Roma tiyatrosu süsleme zenginliğinin arkasındaki kaba ve özensiz işçiliği ile Helenistik yapılardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.. Helenistik tiyatro dinsel ve demokratik bir yapıda olmasına karşın Roma tiyatrosu sınıfsal farklılıkları gözetmekteydi. Anadolu tiyatroları kullanımlarına ve dönem farklılıklarına bağlı olarak dört grup altında incelenmektedir: 1. Özgün Helenistik Karakteri Yansıtan Tiyatrolar 2. Özgün Helenistik Karakteri Roma Döneminde Yitirmiş Tiyatrolar 3. Roma Döneminde Helenistik Üslupta Yapılmış (Greko - Romen) Tiyatrolar 4. Roma Dönemi Tiyatroları Özgün Helenistik karakteri yansıtan tiyatrolar olarak, Batı Anadolu'daki üç tiyatro incelemeye alınmıştır. Priene tiyatrosunda 1921 yılında Armin von Gerkan tarafından yapılan restitüsyon önerilerinde, mimari buluntuların fazla olduğu Helenistik dönemesas alınmış ve yapıdaki dönem eklerine liberasyon uygulanmıştır. 1992 yılından beri Wolf Koenigs tarafından yapılan çalışmalarda, skene ve proskenion'daki in situ bloklara konservasyon, konsolidasyon ve rekonstrüksiyon işlemleri uygulanmıştır. Pergamon'da, tiyatro, stoa ve tapınağın oluşturduğu yapı kompleksinin yeniden canlandırılması konusunda öneriler getirilmektedir. Öncelikle tiyatro terasının istinat duvarlarının sağlamlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca ahşap sahne binasının yeniden kurulması da önerilmektedir. Yakın zamanda ortaya çıkarılmış Metropolis tiyatrosunda, henüz hiçbir restorasyon çalışması yapılmamıştır. İnceleme kapsamında, dönem ekleri ve bozulma nedenlerinin üzerine gidilmiş, bu konuda bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Roma döneminde özgün karakterini kaybeden tiyatro olarak Ephesos tiyatrosu seçilmiştir 1993 yılından beri İbrahim Ataç tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarında, sağlamlaştırma ve kısmen de rekonstrüksiyon çalışmaları yapılmaktadır. Çalışmalar MS. II. ve IV. yüzyıllar arasında olan depremlerin hasarlarının giderilmesi yönünde olmaktadır. Tez kapsamındaki tiyatroların büyük çoğunluğunu, Roma döneminde Helenistik üslupta yapılan Geçiş dönemi (Greko-Romen) tiyatroları oluşturmaktadır. MÖ I. ve MS. 1. yüzyıl arasında kalan zaman dilimi, Geçiş Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Bu örnekler arasından iki tiyatro detaylı incelemeye alınmıştır. Aphrodisias tiyatrosunda, kaynaklardan ve yerinde alınan ölçümlerle (YAÖ) saptamalar ve değerlendirmeler yapılabilmiştir. ) Kadyanda tiyatrosunda ise, yüzeyde bol miktarda bulunan mimari elemanların yardımıyla restitüsyon önerisi geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalar, Priene, Ephesos ve Metropolis tiyatroları ile karşılaştırılarak önemli sonuçlar elde edilmiştir. Aralarında iki yüzyıl kadar zaman farkı olan tiyatroların benzerlikleri, aynı geleneğin devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir. o Roma dönemi tiyatro örneği olarak Aspendos tiyatrosu kısa bir şekilde geçilmiştir.Sonuçta Batı Anadolu tiyatrolarının, dünya tiyatro tarihindeki önemi belirlenmiştir. Asıl sorun bu tiyatroların korunması konusunda yaşanmaktadır. 1995 yılında kabul edilen Segesta Bildirgesi, dünya çapında antik tiyatroların korunmasına ilişkin maddeler içermektedir. Buna göre, öncelikle, koruma işlevini gerçekleştirecek yasaların uygulanması, bilimsel ve teknik eğitimin verilmesi, gerekli maddi imkanların ve altyapının sağlanması gerekmektedir. Toplumda, kullanıcılarda ve yetkililerde bilgi alışverişini pekiştirerek korumaya yönelik bilinç oluşturulmalıdır. Tiyatroya olan ilgiyi arttıracak fakat yapının özelliğini bozmadan değerini yükseltecek nitelikli sanatsal etkinlikler düzenleyerek, korumanın gerekliliği ve bilinci aşılanabilir. Tiyatronun korunması, koruma ilkeleri ve uygulayıcıları ile izleyiciler, ziyaretçiler ve bölge sakinlerinin beklentileri arasında kurulacak denge ile sağlanmalıdır.
Yazar
Dr. Ali Kazım Öz
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Ali Kazım Öz (Yüksek Lisans Tezi). Batı Anadolu helenistik dönem tiyatroları restitüsyon önerileri ve koruma sorunları, 2000, Dokuz Eylül University, Mimarlık Bölümü.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları(2023)
- Düşünce ve uygulamaları ile Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan(2018)
- Yerel bağımlılık ölçüleri, özellikleri ve uygulamaları(2007)
- Türk Anayasa Mahkemesi`nin norm denetimi sonucunda verdiği kararların hukuksal yaptırımı ve etkisi(2001)
- Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi maliyetlerinin değerlendirilmesi(1997)