Master'sOpen Access

Birer fintech oluşumu olarak Türkiye'de ödeme sistemleri ile ödeme ve elektronik para kuruluşları ve bir denetim modeli önerisi

2021
1 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. İdil Kaya

Abstract (TR)

"Financial Technology" kavramının kısaltması olarak karşımıza çıkan "FinTech", temel olarak finansal çözümler sunmak için teknolojinin yoğun olarak kullanılmasını ifade etmektedir. İlk kullanımı 1990'ların başına kadar uzansa da özellikle 2008 Küresel Finans Krizi'nden sonra ortaya çıkan; yeni düzenleyici yükümlülüklerin sosyal ve ekonomik etkisi, müşteri perspektifinde finansal kaynakların sahipliği konusunda meydana gelen zihniyet değişikliği ve krizle birlikte finans sektöründe görülen yüksek işsizliğin getirdiği yeni iş arayışları FinTech'in tetikleyicileri arasında yer almıştır. FinTech günümüzün teknolojik ilerlemeler kapsamında değerlendirilse de geçmişini tarihsel süreç içerisinde çok daha geriye götürmek mümkündür. Bankalar arası ilk para transferleri, kredi kartının kullanımı, ATM'nin geliştirilmesi, bilgisayar teknolojisinin kullanılmaya başlaması, uluslararası para transferleri güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesine imkân veren SWIFT'in hayata geçmesi, mevcut teknolojilerin dijitalleşmesi erken dönem FinTech gelişmeleri arasında yer almaktadır. Günümüz FinTech gelişmeleri ise mobil bankacılık, internet bankacılığı ve bu kanallardan gerçekleştirilebilen hizmet sayısının artması ile başlamış; büyük veri analitiği, yapay zekâ, makine öğrenmesi, dağıtık veri tabanları (blockchain) ve robotik süreç otomasyonları gibi teknolojiler ile devam etmiştir. Finansal teknolojiler; finansal ürün ve hizmetlerin çeşitliliğini artırdığı gibi finansal erişimin kolay, hızlı ve düşük maliyetli olmasının önünü açmaktadır. Finansal hizmetlerde ortaya çıkan teknoloji odaklı rekabet ve çeşitlilik, bir taraftan daha etkin işleyen ve dayanıklı bir finansal sistemin oluşmasına katkı sağlarken diğer taraftan finansal sistemi dönüştürmektedir. Bununla birlikte; bankalar, sigorta şirketleri ve banka dışı mali kuruluşlar gibi geleneksel finans kuruluşları finansal teknolojiler alanında yeterince yaratıcı bir vizyon oluşturamazken, ödeme alanında faaliyet gösteren FinTech kuruluşları finansal teknolojileri iş modellerine çok hızlı bir şekilde adapte edebilmişlerdir. Açık bankacılıkla birlikte ödeme alanında faaliyet gösteren kuruluşların bankalarda tutulan müşteri bilgilerine erişim imkânı, FinTech kuruluşlarının bankacılık hizmet ve iş modellerini dönüştürme hızı artmıştır. Ödeme alanında yürütülen faaliyetlerin tam olarak anlaşılabilmesi için literatürde, ulusal mevzuatta ve uluslararası diğer düzenlemelerde geçen, farklı yapıları işaret eden, ancak zaman zaman karıştırılan ödeme araçları, ödeme hizmetleri ve ödeme sistemleri kavramları irdelenmiştir. Gelişen teknolojilerle birlikte ödemeler alanında görülen inovatif ödeme yöntemlerinin yaygınlaşması, nakit dışı ödeme yöntemlerine olan ilginin artması, çok sayıda şirketin bu konuda faaliyet göstermeye başlaması gibi sebeplerle günlük hayatta kullanımı artan ve ulusal mevzuatımızda karşılığı olmayan ödemeler alanına ilişkin ilk yasal düzenleme, 7 Haziran 2013 tarih ve 28690 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile yapılmıştır. Söz konusu kanunla ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri ile ödeme ve elektronik para kuruluşları yasal zemine kavuşturulmuştur. Bu düzenlemelerde, büyük ölçüde Avrupa Birliği düzenlemeleri esas alınmakla birlikte ülkemize özgü kimi değişiklikler de bulunmaktadır. Bununla birlikte hem Avrupa Birliği düzenlemelerinde hem de ulusal mevzuatımızda konunun FinTech ekosisteminin dinamiklerine uygun ilke bazlı düzenleme yaklaşımı yerine, kural bazlı bir düzenleme yaklaşımıyla ele alındığı görülmektedir. Ödemeler alanındaki ilerlemeler birden fazla iş modelinin gelişimini de beraberinde getirmiştir. Mevzuatımızda temel olarak; ödeme kuruluşları, elektronik para kuruluşları, ödeme sistemleri ve menkul kıymet mutabakat sistemleri olarak dört farklı kuruluş tipi altında ayrıma tabi tutulan ödeme ekosistemi, kendi içerisinde farklı iş modellerini barındırmaktadır. Ödeme ekosistemi içerisinde oldukça önemli bir paya sahip olan FinTech kuruluşları, yeni teknolojilerle birlikte çok sayıda yeni ürün ve hizmeti iş modellerine dâhil etmişlerdir. Finansal hizmetlerde görülen teknoloji odaklı yenilikçi yaklaşımlar, açık bankacılık gibi iş modelleriyle hem ödeme kuruluşlarını hem de bankalar gibi geleneksel finans kuruluşlarını etkilemekte ve dönüştürmektedir. Dolayısıyla FinTech odaklı ödeme ekosisteminin işleyişinin ortaya konulabilmesi için çalışma kapsamında, geleneksel finans kurumlarının sunduğu standart bankacılık hizmetlerinden ayrışan iş modelleri detaylı olarak incelenmiştir. Finansal teknolojiler ve yeni iş modelleri, fırsatları olduğu gibi çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla düzenleme ve denetim ihtiyacı da artmaktadır. Ödeme alanında faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşların regülasyonu, 2013-2019 arası dönemde BDDK tarafından yürütülmüş ve 2019 sonunda yapılan bir değişiklikle TCMB'ye devredilmiştir. Ayrıca, 2013 yılından itibaren ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinden sorumlu otorite olan TCMB, yapılan değişiklikle birlikte bu alanda tek yetkili düzenleyici ve denetleyici konumuna gelmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'de ödeme alanında faaliyet gösteren kuruluşların denetim ve gözetim yapısı detaylı olarak ele alınmıştır. Ülkemizdeki regülasyon çerçevesi incelenirken, BIS'in ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerine ilişkin belirlediği standartlar ve ödemeler alanına ilişkin 2000'lerin başından itibaren düzenleme çalışmaları yürüten Avrupa Birliği uygulamaları da dikkate alınmıştır. Finansal teknolojilerin gelişimi ve 2008 Küresel Finans Krizi sonrası sıkılaşan regülasyonlar, düzenleme ve denetleme ortamını da dönüşüme zorlamıştır. Bu süreçte FinTech kuruluşları denetim ve gözetim çerçevesine dahil edilmeye başlanmış ve bu firmalar için yeni denetim uygulamaları geliştirilmiştir. Ayrıca, finansal teknolojilerin geleneksel finans kuruluşları tarafından da kullanımına bağlı olarak teknoloji kaynaklı mikro ve makro risklerin dikkate alınma zorunluluğu doğmuştur. Son olarak, düzenleyicilerin kendi iş süreçlerini, düzenleme ve denetim uygulamalarını yeni teknolojilere uyarlamaları bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda gündeme gelen yeniliklerden biri de düzenleyici teknolojilerdir. Düzenleyici teknolojilerin bir tarafı finansal kurumların uyum faaliyetlerini kolaylaştırmaya ve bu süreçteki maliyetlerini düşürmeye yönelik olarak teknoloji kullanımını ifade eder şekilde "Regulatory Technology-RegTech" altında kavramsallaştırılırken, diğer taraftan bu kuruluşların risk yönetimi ile denetim ve gözetim faaliyetleri başta olmak üzere ilgili otoriteler tarafından düzenlemelere uyum sürecinde kullanımı "Supervisory Technology-SupTech" altında kavramsallaştırılmıştır. FinTech, RegTech ve SupTech kavramlarının ortak noktası, yürütülen tüm faaliyetlerde teknolojinin imkanlarını olabildiği ölçüde kullanmak olup teknoloji şirketlerinin finans sektörüne yönelik yeni ürün ve araç tasarımlarıyla birlikte, finansal teknolojilerdeki değişim ve dönüşümü hızlandırmasıdır. Teknolojinin yoğun olarak kullanılması getirdiği imkanların ve kolaylıkların yanı sıra operasyonel riskler, siber güvenlik riskleri, dijital ortamda veri mahremiyetinin ve güvenliğinin sağlanamaması gibi birtakım riskleri de beraberinde getirebilmektedir. Aynı zamanda, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin bu gelişmeleri yeterince yakından takip edememesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek fraud riskleri de söz konusudur. Ayrıca, dijitalleşmenin ve finansal sistem içerisindeki karşılıklı bağlantıların/bağımlılıkların artması teknoloji kullanımı kaynaklı bu risklerin sistemik riske dönüşmesine yol açabilecek niteliktedir. Bu kapsamda, regülasyonun çerçevesinin finansal kuruluşlarla sınırlı olarak çizilmesi yeterli değildir. Teknoloji kaynaklı risklerin etkin bir şekilde denetlenebilmesi için finansal teknolojileri yoğun olarak kullanan kuruluşlarda denetim çerçevesinin; bu kuruluşlara teknik destek sunan teknoloji şirketlerini kapsar şekilde genişletilmesi gerekmektedir. Sadece regülasyon çerçevesinin genişletilmesi yeterli olmayıp ilgi kamu otoritelerinin teknoloji kaynaklı riskleri yeterli ölçüde kavraması ve gerekli tedbirleri alabilmesi için alanında uzman insan kaynağına ve teknolojik altyapıya ihtiyacı vardır. Kamu kurumlarının bütçe kısıtları içinde hareket etmesi, uzman insan kaynağını çekecek seviyede ücret verememesine ve benzer sebeple yeterli seviyede teknolojik altyapı yatırımı yapamamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, finansal sistemde yaşanan teknoloji kaynaklı bu dönüşüm, regülasyon çerçevesinin de dönüşümünü gerektirmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı; finans, regülasyon ve teknolojinin kesişim noktasında yaşanan bu dönüşümün ve bu süreçte ortaya çıkabilecek risklerin değerlendirilmesi ve söz konusu risklerin etkin denetimine ilişkin çözüm önerilerinde bulunmaktır. Amaç doğrultusunda, ödemeler alanında faaliyet gösteren FinTech kuruluşları özelinde finansal teknolojilere ilişkin bir risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Mevcut durumda ödeme faaliyeti gösteren kuruluşlardan, ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri; finansal istikrar açısından taşıdıkları önem, finansal sistemin etkinliğini artırmak suretiyle para politikaları üzerinde dolaylı bir etkilerinin bulunması ve sistemik önemleri gibi sebeplerle merkez bankalarının gözetimine tabi tutulmaktadır. Bu gözetim faaliyetinin kuruluşların tek tek uyumluluklarının denetiminden ziyade bir bütün olarak bir ödeme sisteminin istikrarına odaklanması uluslararası uygulama ve ilkeler ile merkez bankasının asli fonksiyonları itibarıyla isabetli olarak değerlendirilmiştir. İş modelleri, yürüttükleri faaliyetler ve finansal sistem içerisinde üstlendikleri fonksiyon dikkate alınarak ödeme ve elektronik para kuruluşları özelinde FinTech'lerin denetimi içinse yeni bir denetim modeli önerilmiştir. Denetim modeli önerisi kapsamında, finansal düzenleyicilerin mevcut organizasyonel modellerine bakıldığında; kamu kurumu, kamu organizasyonu, öz denetim organizasyonu ve atanmış özel sektör kuruluşları olmak üzere dört farklı düzenleyici organizasyonun bulunduğu görülmektedir. Ödeme ve elektronik para kuruluşları özelinde FinTech sektörünün denetimi için sektörün dinamikleri de göz önünde bulundurularak öz denetim organizasyonu önerilmektedir. Öz denetim modeli; sektör düzenlemelerini oluşturma, uygulama ve denetleme gücüne sahip, kamusal olmayan bir kuruluşun varlığını gerektirmektedir. Türkiye'de finansal sektörün regülasyonunda öz denetim organizasyonuna benzer bir yapı bulunmamakla birlikte, Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği'nin bir öz denetim modeli organizasyonu olarak yeniden yapılandırılabileceği düşünülmektedir. Öz denetim modelinin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için; yasal zeminin oluşturulması, örgüt yapısının çıkar çatışmalarını önleyecek şekilde yapılandırılması, ilgili kamu otoritesi ile olan ilişkilerin açık bir şekilde belirlenmesi, sektör oyuncuları açısından oluşturulan düzenleme ve denetim yapısının kolay anlaşılır olması gibi hususlar ayrıca önem taşımaktadır.

Author

Dr. Enver Sedat Gültekin

How to Cite

Enver Sedat Gültekin (Yüksek Lisans Tezi). Birer fintech oluşumu olarak Türkiye'de ödeme sistemleri ile ödeme ve elektronik para kuruluşları ve bir denetim modeli önerisi, 2021, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University