Master'sOpen Access

Varoluşçu felsefenin özgürlük anlayışı

2018
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Yaşar Türkben

Abstract (TR)

Günümüz felsefe akımlarından biri olarak varoluşçuluk yirminci yüzyılda ortaya çıkan geleneksel felsefe cereyanlarına tepki hareketi olarak doğmuş bir akımdır. Karterzyen felsefesine, rasyonalist düşüncenin keskin çizgilerine, soyut felsefeye, Aristo metafiziğine reddiye olarak doğan varoluşçu felsefe insanın somut varlık oluşuna, insanın merkeze alınmasına ehemmiyet vermektedir. Varoluşun temeline özgürlüğü yerleştirmekte, insanın özgür bir varlık oluşunu seslendirmekte, yaşam felsefesinden etkilenmekte, anlama sanatını ön plana çıkarmakta, fenomonolojik yaklaşımları önemsemektedir. Varoluşçu felsefe varoluşun özden önce geldiğini savunan ve sistemden yoksun bir felsefe olarak görülmektedir. Soren Kierkegaard, Martin Heidegger, Karl Jaspers, Gabriel Marcel, Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Merleau Ponty, Martin Buber, Paul Tillich ve Simoone de Beauvoir gibi geniş yelpazede temsil edilen varoluşçu felsefenin öncüleri tek düze bir yaklaşım sergilememişlerdir. Varoluşçu olarak bilenen bu filozoflardan bir kısmı ateist yaklaşım sergilerken, bir kısmı dini tecrübeyi önemsemişlerdir. Onlardan bir kısmı ferdiliği ön plana çıkarırken diğer kısmı insanın toplumsal yönünü ve başkalarıyla iletişimini önemsemişlerdir. Varoluşçu filozoflar tarihselci, fenomonolojik, hermonetik, bireyselci ve feminist yöntem ve yaklaşımlarıyla dikkat çekmektedirler. Varoluşçu filozoflar felsefî diyalektikleri kadar edebiyat, şiir, yazı, sanat, tiyatro, musiki ve yayıncılık özellikleriyle de dikkat çekmişlerdir. İnsanı merkeze alan varoluşçu filozoflar özne olarak insanın orda değil bu dünya içinde var olduğuna dikkat çekmişlerdir. İnsanın öznelliğine vurgu yapmışlar, varlığın analizinde Dasein'in yerini önemsemişlerdir. İnsanın anlam arayışına dikkat çekmek suretiyle varoluş hümanizmasını geliştirmişlerdir. Varoluş hümanizmasının özünü özgürlüğün oluşturduğunu savunan varoluş filozofları özellikle seçme özgürlüğü üzerinde durup kaderci yaklaşımlara reddiyede bulunmuş ve insanlık tasarımını önemsemişlerdir. Başıbozuk bir özgürlük anlayışı yerine özgürlük anlayışını sorumluluk duygusuyla birlikte ele almışlardır. Evrensel yasaları, katı ahlak kurallarını ve birtakım değerler hiyerarşisini reddetmiş olmalarına rağmen insanı etik yaklaşımlardan uzak bir kulvara da düşürmemişlerdir. İnsanın kendi değerlerini kendisinin oluşturduğunu, etik ilkelerin varlığını ve etik yaklaşımlara dayalı bir hayatı öngörmüşlerdir. Özgürlüğe dayalı bir ontoloji geliştirmişler ve bilhassa fenomonolojik ontoloji kuramını geliştirmişlerdir. Ateist varoluşçular Tanrı'nın varlığını yok saymışlarsa da dini tecrübeyi önemseyen varoluşçu filozoflar özgürlük ve iman arasında önemli ilişki ağları kurmuşlardır. İmanın kişiyi eşyaya, nesnel dünyaya ve birtakım tutkulara bağımlılıktan kurtardığını düşünmüşlerdir. Varoluşçu filozoflar özellikle ötekiyle ilişkiye ehemmiyet vermişler, özgürlüğümüzün bir başkasının özgürlüğüyle ancak sınırlanabileceğini savunmuşlardır.

Author

Dr. Ahsen Şeyma Özköse

How to Cite

Ahsen Şeyma Özköse (Yüksek Lisans Tezi). Varoluşçu felsefenin özgürlük anlayışı, 2018, Yozgat Bozok University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Yozgat Bozok University