Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Dicle Üniversitesi Hastanesi Gebe Polikliniğine trombositopeni ile başvuran gebelerde tanı dağılımı ve klinik seyiri

2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Orhan Ayyıldız

Özet (TR)

Amaç: Bu tezin amacı, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hizmet veren Gebe Polikliniği'ne trombositopeni ile başvuran gebelerde, trombosit sayısı 100.000/mm³'ün altında olan hasta grubunun etiyolojik dağılımını ve klinik seyrini değerlendirmektir. Bu doğrultuda, söz konusu hasta grubunda trombositopeniye neden olan başlıca etkenlerin belirlenmesi, tanı süreçlerinin sınıflandırılması ve gebelik süresince gelişen klinik seyirlerinin analiz edilmesi hedeflenmektedir. Elde edilecek verilerle, gebelikte trombositopeni vakalarının tanısal yaklaşımına ve yönetimine katkı sunulması amaçlanmaktadır. Metot: Bu çalışma, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı bünyesinde yürütülen retrospektif bir tanımlayıcı araştırmadır. Çalışmaya, 01.01.2011 – 31.12.2024 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi Gebe Polikliniği'ne başvuran ve trombosit sayısı 100.000/mm³'ün altında saptanan gebeler dahil edilmiştir. Hasta verileri, hastane otomasyon sisteminden ve hasta dosyalarından geriye dönük olarak taranmıştır. Çalışmaya dahil edilen bireylerin yaş, gebelik haftası, obstetrik öykü, laboratuvar bulguları, tanı anındaki trombosit düzeyi, eşlik eden sistemik hastalıklar, tanı kriterleri, tedavi yaklaşımları ve klinik seyirleri kaydedilmiştir. Trombositopeni etiyolojisi; gebeliğe bağlı (gestasyonel trombositopeni), immün (ITP), preeklampsi/HELLP sendromu ilişkili ve diğer nedenler şeklinde sınıflandırılmıştır. Bulgular, tanı gruplarına göre karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Veri analizi, istatistiksel paket programı kullanılarak yapılmış olup, tanımlayıcı istatistikler ile birlikte gruplar arası farklılıkların değerlendirilmesinde uygun parametrik veya non-parametrik testler kullanılmıştır. p<0.05 değeri istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza toplam 125 gebe ve trombositopenisi bulunan hasta dahil edilmiştir. Hastaların trombosit değerlerine göre sınıflandırıldığında; %4'ünde trombosit sayısı 25x10³/ml ve altında, %16'sında 50x10³/ml ve altında, %26,4'ünde 75x10³/ml ve altında, %53,6'sında ise 75x10³/ml'nin üstünde olduğu belirlenmiştir. Ortalama trombosit sayısı 71,62 ± 23,38 x10³/ml olarak bulunmuştur. Hastaların %36,8'ine abdomen ultrasonografi (USG) uygulanmıştır. Abdomen USG uygulanan hastaların trombosit değerleri ortalaması (60,98 ± 23,39 x10³/ml), uygulanmayanlardan (77,82 ± 21,16 x10³/ml) anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Abdomen USG yapılan hastalarda, 50x10³/ml ve altında trombosit sayısı bulunanların oranı (%36,9), yapılmayanlardan (%10,1) anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır (p<0,001). Splenomegali varlığı açısından hastalar değerlendirildiğinde, %26,4 oranında splenomegali saptanmıştır. Splenomegali bulunan hastalarda trombosit değerleri (77,42 ± 16,45 x10³/ml), splenomegalisi olmayan hastalardan (54,67 ± 23,02 x10³/ml) anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0,003). Tanı dağılımında en sık görülen nedenler gestasyonel trombositopeni (%39,2) ve immün trombositopenik purpura (%38,4) olarak belirlenmiştir. Diğer tanılar arasında psödotrombositopeni (%4), HELLP sendromu (%4), karaciğer sirozu (%3,2) ve daha nadir durumlar bulunmaktadır. Serolojik testlerde hepatit virüsleri (HAV, HBV), toksoplazma, rubella ve CMV enfeksiyonları ile antikor ANA ve kardiyolipin IgG/IgM antikorları açısından bazı anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Antikor ANA pozitifliği özellikle trombosit sayısı ≤50x10³/ml olan grupta daha yüksek orandaydı (p<0,05). Ayrıca, HAV IgM ve HBc IgM negatif sonuçları abdomen USG çekilen ve splenomegali bulunan hastalarda daha yüksekti (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmada, trombositopeni tanısı alan hastaların klinik ve serolojik özellikleri ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir. Bulgular, trombositopeninin etiyolojik spektrumunun geniş olduğunu ve tanıya giden süreçte hem laboratuvar testlerinin hem de görüntüleme yöntemlerinin önemli katkılar sağladığını ortaya koymuştur. Çalışma popülasyonunun büyük bir kısmını gestasyonel trombositopeni (%39,2) ve immün trombositopenik purpura (%38,4) oluşturmuş, bu durum gebelik ve otoimmün mekanizmaların trombositopeni gelişiminde öncelikli roller oynadığını göstermiştir. Bununla birlikte, karaciğer sirozu, HELLP sendromu, sepsis ve hematolojik maligniteler gibi ikincil nedenler de azımsanmayacak sıklıkla saptanmıştır. Serolojik test sonuçları, olguların önemli bir kısmında enfeksiyöz ve otoimmün etiyolojilerin dışlanabildiğini göstermiştir. Özellikle ANA, kardiyolipin IgG/IgM ve Rubella IgM gibi otoantikorların trombositopeni şiddeti ile anlamlı ilişkili bulunması (p<0,05), trombositopeni patogenezinde otoimmün süreçlerin belirleyici rolünü desteklemektedir. Bununla birlikte, testlerin çoğunlukla çalışılmamış olması, klinik değerlendirme sürecinde serolojik incelemelerin daha sistematik biçimde planlanması gerekliliğine işaret etmektedir. Splenomegali varlığı ve abdomen ultrasonografi (USG) bulguları ile trombosit düzeyleri arasındaki anlamlı farklar (p<0,05), özellikle hipersplenizm ve portal hipertansiyon gibi nedenlerin değerlendirilmesinde abdominal görüntüleme yöntemlerinin önemini vurgulamaktadır. Splenomegalisi olan hastalarda daha yüksek trombosit seviyelerinin saptanması ise bu grupta hipersplenizmin daha ileri evrelerde geliştiği ya da eşlik eden patolojilerin farklılık gösterdiği olasılığını düşündürmektedir. Sonuç olarak, trombositopeni yönetiminde multidisipliner yaklaşım büyük önem taşımaktadır. Klinik değerlendirme, laboratuvar parametreleri ve görüntüleme bulgularının bütüncül olarak ele alınması hem doğru tanı koymayı hem de uygun tedavi planlamasını mümkün kılmaktadır. Ayrıca, bu bulgular gelecekte yapılacak prospektif çalışmalara altlık teşkil edecek niteliktedir.

Yazar

Yusuf Hekimoğlu

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Yusuf Hekimoğlu (Tıpta Uzmanlık Tezi). Dicle Üniversitesi Hastanesi Gebe Polikliniğine trombositopeni ile başvuran gebelerde tanı dağılımı ve klinik seyiri, 2025, Dicle University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dicle University tezlerinden daha fazlası