Master'sOpen Access

Le dilemme de l'institutionnalisation et de l'autonomie au sein des nouveaux mouvements sociaux: Etudes des cas des Mouvements des Gilets Jaunes et des Indignes

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Magalı Boumaza

Abstract (TR)

Bu çalışma, yeni toplumsal hareketlerin siyasal-kurumsal sistemlerle ilişkisindeki değişimi anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, Sarı Yelekliler ve Öfkeliler Hareketlerinin karşılaştırmalı analizine dayanmaktadır. Bilindiği üzere, 1960'lardan bu yana toplumsal hareketler siyasi-kurumsal sistemle arasına giderek daha fazla mesafe koyarak otonom hale gelmiştir. Böylece bir lidere veya az çok kurumsallaşmış bir yapıya sahip olmadan yatay, hiyerarşik olmayan ve merkezi olmayan örgütler geliştirmişlerdir. Bu durum, geçmişte halk hareketleri ve işçi hareketinin örneklediği gibi "eski" toplumsal hareketlerin zaman içinde az çok kurumsallaştığı göz önüne alınırsa, eski ve yeni toplumsal hareketler arasında bir çelişkiye işaret etmektedir. Bu çelişki akademik literatürde toplumsal hareket örgütleri açısından kurumsallaşma ve otonomi ikilemi olarak değerlendirilmektedir. Bu ön bilgiye dayanarak, Sarı Yelekliler ve Öfkeliler Hareketlerinin geliştirdikleri örgütsel yapı ve kurumsal siyasal sistemle olan ilişkileri göz önüne alındığında, bu iki hareketin otonom hareketlere iyi birer örnek teşkil ettiği tespit edilmektedir. Bununla birlikte, bu iki hareketin, başlangıçta karşı çıktıkları siyasal-kurumsal sistemle ilişkileri açısından zaman içinde farklılaştıkları da gözlenmiştir. Sarı Yelekliler kurumsal siyasal sistemle ilişki geliştirmez iken Öfkeliler kurumsal siyaset ile çeşitli işbirlikleri geliştirmiştir. Bu gözlemden yola çıkarak bu araştırmanın sorusu şu şekilde ifade edilmiştir: Öfkeliler ve Sarı Yelekliler hareketinin başlangıçta benzerlikler göstermelerine rağmen siyasal kurumsal sistem ile olan ilişkilerindeki farklılaşma nasıl açıklanabilir? Çalışma, bu soruyu cevaplamak için esas olarak toplumsal hareketlerin örgütsel yapılarının belirleyicilerine odaklanan bilimsel literatüre yaslanmaktadır. Bu bağlamda, örgütsel yapıların yapısal belirleyicilerini tespit etmek için fırsatların yapısı ve kaynak mobilizasyonu teorisine başvurulmuştur. Bu teorilere dayanarak, hareketin parti sistemine ve karar alma sürecine erişimi, siyasi otoritelerin kamu politikaları uygulama kapasiteleri ve ittifakların ve çatışmaların yapısı yapısal belirleyiciler olarak değerlendirilmiştir. Ardından, toplumsal hareketlerin örgütlenmesinin içsel belirleyicilerinin bir listesini çıkarmak için çerçeveleme süreci teorisine müracaat edilmiştir. Bu itibarla, aktivistlerin profilleri, siyasi kimlikleri, militan deneyimleri ve hareketin geliştirdiği çerçeveler hareketin organizasyonel yapısının içsel belirleyicileri olarak değerlendirilmiştir. Bu teorik temelden yola çıkarak, bu belirleyiciler Sarı Yelekliler ve Öfkeliler hareketleri özelinde bağlamsallaştırılmıştır. Bu çerçevede, öncelikle Fransız siyasi bağlamının özelliklerini sunulmuş ve Fransız siyasi sisteminin toplumsal hareketler karşısında açık olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumun, yarı başkanlık sisteminin getirdiği özellikler, çoğunlukçu demokrasi eğilimi ve yürütmenin diğer erkler üzerindeki hakimiyeti gibi nedenlerden kaynaklandığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, siyasi otoritelerin kamu politikalarını uygulama kapasitesinin çok güçlü olduğunu tespit edilmiştir. Ardından, parti sisteminin 1960'lardan bu yana istikrarlı bir görünüm sergileyecek şekilde sağ-sol ekseninde kutuplaştığını ve iki partili olduğunu gösterilmiştir. Böylelikle, Fransız toplumunda giderek artan siyasi hoşnutsuzluğun kökenleri açıklığa kavuşturulmuştur. Ayrıca neoliberal rejimin kurulmasına paralel olarak elitlerle halk arasındaki uçurumun genişlediği, eşitsizliklerin arttığı ve halk arasında adaletsizlik duygusunun arttığı vurgulanmıştır. Bu temelden harketle, siyasal sistemdeki ittifak ve çatışma yapısının seçkinler ve halk arasındaki bölünme etrafında belirginleştiğini gösterilmiştir. Daha sonra, İspanyol siyasi sisteminin Fransız sistemiyle pek çok benzerliği olduğunun altını çizilmiştir. Bu çerçevede, İspanya'daki demokratik geçişin belirli özelliklerinin siyasi gücün yapısında önemli bir rol oynadığını gösterilmiştir. Örneğin, siyasi elitlerin siyasal alandaki baskın pozisyonu, 1980'lerden beri varlığını sürdüren iki partili sistem ve bu temelde işleyen çoğunlukçu demokratik sistem 1978 yılında gerçekleştirilen demokratik geçişin bir sonucu olarak tanıtılmaktır. Bu özellikler temelinde, yürütmenin yasama ve yargı erkleri üzerinde üstünlük kurduğu gösterilmiştir. Ayrıca, adem-i merkeziyetçi devlet yapısına rağmen, merkezi hükümetin gücünü koruduğu ve bölgesel hükümetler üzerinde üstünlük kurabildiği de vurgulanmıştır. Bütün bu siyasal özellikler nedeniyle, İspanyol siyasi sisteminin toplumsal hareketler karşısında kapalı olduğunu olduğu tespit edilmiştir. Bu ilk gözlemle bağlantılı olarak, siyasi otoritelerin kamu politikası uygulama kapasitelerinin oldukça güçlü olduğunu da belirtilmiştir. Ardından, seçkinler ve halk arasındaki uçurumu genişleten neoliberal politikaların yerleşmesi nedeniyle eşitsizliklerin arttığı gösterilmiştir. Böylelikle, Fransa'daki duruma benzer şekilde, siyasal sistemdeki ittifak ve çatışma yapısının seçkinler ve halk arasındaki bölünme etrafında şekillendiği vurgulanmıştır. Bu çok benzer iki siyasal bağlamdan hareketle, çalışmanın ilerleyen bölümünde, temsili demokrasi kadar neoliberalizmin de eleştirisini yapan Sarı Yelekliler ve Indignados Hareketlerinin temel özellikleri sunulmuştur. Bu çerçevede, bu iki hareketin militanlarının, sınıf düşme riskiyle karşı karşıya kalan alt ve orta sınıflardan oluştuğu gösterilmiştir. Öte yandan, eylemcilerin profilleri sunularak Sarı Yeleklilerin daha yaşlı, daha az vasıflı ve kent çeperindeki ya da kırsal nüfusu temsil ettiği; Öfkelilerin ise oldukça genç, nitelikli ve kentsel bir nüfusu temsil ettiği vurgulanmıştır. Bu küçük farklılaşmaya rağmen, iki hareketin hiyerarşik ve bürokratikleşmiş kurumsal örgütlenmelere başvurmadan kendilerini sosyal ağlar aracılığıyla örgütlediklerini gösterilmiştir. Ayrıca, bu iki hareketin, elitizm karşıtlığını, sosyal, ekonomik ve siyasi eşitsizlikleri vurgulayan benzer çerçeveler geliştirdikleri de gösterilmiştir. Bu itibarla, her ikisinin de başlangıçta, politik-kurumsal sistemle olan mesafeli ilişkileri açısından özerk hareketler olduğu doğrulanmıştır. Dolayısıyla, bu iki hareketin geliştirdikleri çerçeveleri savunmak için de çok benzer repertuarlara başvurduğunu gösterilmiştir. Bu bağlamda büyük şehirlerin ana bulvarlarındaki gösteriler ve yürüyüşler, kamusal alanların işgali ve siber aktivizm bu iki hareketin ana eylem repertuarını oluşturmaktadır. Bütün bu benzerliklere rağmen, Öfkeliler hareketi kurumsal siyasi sistemdeki aktörlerle ilişkiler geliştirirken Sarı Yeleklilerin siyasal kurumsal sistemle arasındaki mesafeyi koruyarak otonom kaldığını gözlemlenmiştir. Bu farklılıktan hareketle araştırma sorusu tekrar hatırlanabilir: Bu kadar benzerliğe rağmen bu iki hareket zaman içinde neden farklı yörüngeler geliştirdi? Bu soruyu cevaplamak için bu çalışma kapsamında iki temel argüman ileri sürülmüştür: Hareket sırasında siyasi fırsatların yapısında yaşanan değişiklikler ve farklı militan deneyimleri üreten militan sosyalleşmenin biricikliği. Bu argümanları desteklemek için, öncelikle bu iki siyasal bağlamda zaman içinde değişen siyasi fırsatların yapısına odaklanılmıştır. Bu açıdan, İspanyol siyasi sisteminin, Öfkeliler Hareketi'nin ortaya çıkmasına izin veren fırsatları hareketin ilerleyen safhalarında da koruduğu öne sürülmüştür. Bu nedenle, İspanya'daki siyasi alanın, yeni siyasal güçlerin ortaya çıkması için hareketin aktivistlerini siyasete katılmaya teşvik edecek büyük fırsatlara sahip olduğunun altını çizilmiştir. Bu argümanı gerekçelendirmek için, İspanyol halkının ülkenin önemli sorunlarına dair gündemini ortaya koyan kamuoyu araştırmalarına başvurulmuştur. Böylece işsizlik ve yolsuzluk gibi büyük ekonomik ve siyasi sorunların İspanyol toplumunda uzun süre en önemli sorunlar olarak düşünüldüğü ve mevcut siyasal partiler tarafından uzun bir süre çözülmediğini için de mevcut siyasal partilerin ve siyasetçilerin toplum nezdinde imajının zayıfladığı ve hatta bir sorun olarak düşünüldüğü gösterilmiştir. Bu sorunsallaştırmanın ise yeni siyasi partilerin zemin kazanmasına yol açtığı öne sürülmüştür. Böylece Podemos'un ortaya çıkışının ve başarısının siyasi fırsatlarla desteklendiğini gösterilmiştir. İspanya örneğinin aksine, Fransız siyasi bağlamının yeni siyasi aktörlerin siyasal alana girmesini engelleyen bir değişim geçirdiği savunulmuştur. Bu kapsamda, La République en Marche (LREM) gibi yeni güçlerin devreye girmesi ve de La Rassemblement national (LRN) ve La France Insoumise (LFI) gibi partilerin imajlarını yenilemesi neticesinde Fransız siyasi parti sisteminde ortaya çıkan değişiklikler tanıtılmıştır. Bu değişimin ardından, Fransız siyasetinin merkez (LREM), aşırı sağ (LRN) ve popülist sol (LFI) arasında yeni bir çok boyutlu kutuplaşma tarafından domine edildiği öne sürülmüştür. Bu kutuplaşmanın siyasal alana hakimiyet kurarak yeni siyasi aktörlerin sahip olduğu fırsatları kısıtladığı ve bu nedenle Sarı Yelekliler hareketinin kurumsallaşması yönünde gelişebilecek herhangi bir motivasyonun sınırlandırılmış olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca, Covid-19 salgınının siyasi gündemi ve sosyal, ekonomik ve siyasal öncelikleri Sarı Yeleklilerin talepleri aleyhine değiştirerek kamuoyuna hakim olduğu öne sürülmüştür. Daha da önemlisi, pandemi döneminde güç kazanan kamu politikasının, Fransız devletinin baskı kapasitesini güçlendirdiğini ve böylece militan toplumsallaşmanın, hareketin örgütlenmesini sürdürmek için pek de yeterli olmayan dijital alanlara hapsolmasına neden olduğu gösterilmiştir. Çalışmanın geliştirdiği argümanın ikinci kısmı için, militanlar arasındaki sosyalleşme süreçlerine odaklanılmıştır. Bu kapsamda, bu iki hareket üzerine gerçekleştirilen alan araştırmalarını öncelikli kaynaklar olarak değerlendirilmiş ve militanların hareket içerisinde nasıl sosyalleştiği ve bu sosyalleşmenin niteliği analiz edilmiştir. Saha araştırmasına dayanan ilgili literatürün sağladığı bilgilerden hareketle, eylemciler arasında gelişen sosyalliğin bu iki hareket için aynı şekilde gelişmediği savlanmıştır. Kamusal alanların işgali neticesinde ortaya çıkan halk meclisleri temelinde Öfkeliler hareketinin, çok çeşitli arka plana sahip eylemcinin bir arada sosyalleşmesine izin verdiği gibi, aralarında yakınlaşma noktalarının da ortaya çıkmasını desteklediğini gösterilmiştir. Bu durum, eylem alanlarının, hareketin siyasal partili ya da sendikalı katılımcıları tarafından ele geçirileceğine dair herhangi bir tereddüte yer bırakmadan, mümkün olduğunca fazla kapsayıcılığı teşvik eden belirli kurallarla düzenlenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer özerk hareketlerden gelen eylemcilerin, örgütlü ve örgütsüz eylemcilerin harekete ait sosyalleşme alanlarında kendilerini ifade etmesine izin veren müzakereci pratiklerin kurumsallaşmasına yardımcı olduğu gösterilmiştir. Böylece, Öfkeliler Hareketi'nin çeşitli siyasi partiler ya da sendikalar düzeyinde örgütlenmiş katılımcılarını dışlamak zorunda kalmadığını, aksine her türden örgütlü eylemcinin ve örgütsüz eylemciler ile sosyalleşmesine imkan tanıdığı kanıtlanmıştır. Sonuç olarak, örgütlü ve örgütsüz eylemciler arasında hareketin siyasal kurumsal sistemle ilişki geliştirmesine ön ayak olacak ve böylece hareketin yörüngesini etkileyecek ortaklıkların kurulduğunu gösterilmiştir. İspanya örneğinin aksine, Sarı Yeleklilerin partili ve sendikalı eylemciler ve de örgütsüz eylemciler arasındaki sosyalleşme imkanlarını hareketin "apolitik" karakterinin altını çizen iç kurallar aracılığıyla sınırladığını gözlenmiştir. Bunun neticesinde, sendikalı ve partili eylemciler kademeli olarak eylem alanlarından ya dışlanmışlar ya da sendika ve siyasi parti kimliklerini gizlemek zorunda kalmışlardır. Bu şekilde, eylemciler arası sosyalleşme hareketin kurumsal siyasi alana yakınlaşmasını sağlayacak ortaklıkları geliştirecek şekilde değil de siyasal sistemle mesafenin korunması temelinde inşa edilmiş "sarı yelekli" kimliğini güçlendirecek şekilde gerçekleşmiştir. Bu temelden hareketle, çalışma kapsamında hareket içi sosyalleşme dinamiklerinin bu iki hareketin siyasal-kurumsal sistemle geliştirdiği ilişkinin yönünü zaman içerisinde geliştirdiği savlanmıştır. Anahtar Kelimeler: sarı yelekliler, öfkeliler, otonomi, toplumsal hareketler, kurumsallaşma

Author

Dr. Yunus Turan

How to Cite

Yunus Turan (Yüksek Lisans Tezi). Le dilemme de l'institutionnalisation et de l'autonomie au sein des nouveaux mouvements sociaux: Etudes des cas des Mouvements des Gilets Jaunes et des Indignes, 2022, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University