Duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde öğrencilerin matematiksel kazanımlarına etkisi
2012
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Neş'e Başer
Özet (TR)
Dünyamızın gelişimi adına son yıllarda kazandığı ivme, eğitimde de birçok alışkanlığın değişmesine ve kabul edilen kuralların yenilenmesinin gerekliliğine sebep olmuştur. Bilgi çağına uyum sağlayabilmenin en kolay yolu nitelikli eğitimdir. Bilgi çağında verilen eğitimin temel amacı; yaratıcı düşünen, bilgiyi yaratıcı bir şekilde kullanabilen, yaratıcı ürünler ortaya koyabilen ve olayların sonuçları ile ilgili etkili yorumlarda bulunabilen bireyler yetiştirmektir. Günümüz bilgi toplumlarında bireylerin temel matematiksel becerilere de sahip olmaları beklenmektedir.Öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin, bilişsel özellikleri üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle matematik gibi soyut ve anlaşılması güç olan derslerde bu etki daha fazla ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin sahip oldukları duyuşsal özelliklerden etkilendiğine inanılmaktadır. Bilişsel özelliklerin öğrenme sürecine etkilerinin pek çok araştırmada incelendiği görülmektedir. Bununla birlikte duyuşsal özelliklerin, öğrenme süreci ve bilişsel özellikler üzerindeki etkilerinin de incelenmesinin gerekliliğine inanılmaktadır. Öğrencilerin sürece aktif olarak katılarak zihinsel aktiviteleri etkin bir şekilde gerçekleştirdikleri Probleme Dayalı Öğrenme ortamlarında bu etkinin en iyi şekilde incelenebileceği düşünülmektedir.Bu bağlamda araştırmada, öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiksel kazanımlarına etkisini ortaya koymak ve probleme dayalı öğrenmenin eğitimde daha verimli bir şekilde kullanılabilmesine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Araştırmada, öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiksel kazanımlarına etkisi, öğrenilmiş çaresizlik, tutum ve kaygı boyutlarında incelenerek ortaya konulmuştur. Bu sayede, probleme dayalı öğrenme stratejisinin, çağımız bilgi toplumlarında, bireylerin sahip olması beklenen matematiksel kazanımlarına ve matematiksel düşüncelerinin gelişimine katkılarını çeşitli boyutlarıyla ele almanın mümkün olacağı düşünülmüştür.Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Denizcilik Fakültesi, İşletme Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi'nde yer alan tüm öğrenciler; araştırmanın örneklemini ise evren içerisinden probleme dayalı öğrenme uygulanan ve uygulanmayan bölümler arasından rastgele seçilen 6 bölümde yer alan öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Probleme Dayalı Öğrenmede Matematik Kazanımları Ölçeği?, ?Matematik Kazanım Ölçeği?, ?Matematikte Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? ve ?Matematiğe Yönelik Kaygı Ölçeği? ile Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından geliştirilen ?Matematik Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, araştırmacı tarafından araştırmanın uygulandığı bölümlerde probleme dayalı öğrenme sürecini yürüten öğretim üyeleri ve sürece katılan öğrencilere yönelik hazırlanan iki görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 Paket Programı kullanılarak, nitel veriler ise nitel çözümleme yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda; öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının Probleme Dayalı Öğrenme sürecinde olumlu yönde geliştiği ve bu durumun matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerini arttırdığı görülmüştür. Araştırma kapsamında ayrıca, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin, duyuşsal özelliklerinin matematiksel kazanımlarına etkilerinin, geleneksel öğretim yöntemleri uygulanan öğrencilere göre daha olumlu olduğu belirlenmiştir.Araştırmada elde edilen bir diğer sonuç ise; probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin, matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı şeklindedir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının öğrenim gördükleri bölümlere göre farklılaştığını, matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin ise farklılaşmadığını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin bulundukları sınıfların ise, probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiğe yönelik tutumlarını ve matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerini etkilediği, matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerini ve matematiğe yönelik kaygılarını ise etkilemediği görülmüştür.Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar ayrıca, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin ve matematiğe yönelik duyuşsal özelliklerinin geleneksel öğretim yöntemleri uygulanan öğrencilere göre daha olumlu geliştiğini ortaya koymuştur.Araştırma kapsamında elde edilen nitel sonuçlar ise, probleme dayalı öğrenme sürecini yürüten öğretim üyelerinin ve sürece katılan öğrencilerin matematik eğitimi ve öğretimi, duyuşsal özellikler ve probleme dayalı öğrenme ile ilgili görüşlerinin paralellik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Öğretim üyeleri ve öğrencilerin matematiğin önemine inandıklarını, duyuşsal özelliklerin matematik öğretiminde etkili olduğunu düşündüklerini ve probleme dayalı öğrenmeyi, bireyleri kazanımlara ulaştırmada etkili bir yöntem olarak gördükleri görülmektedir. Ayrıca, hem öğretim üyeleri hem de öğrencilerin bilişsel özelliklerin matematik eğitiminde, duyuşsal özelliklerin de bilişsel özellikler üzerinde etkili olduğuna inandıkları anlaşılmaktadır.Yapılan araştırma ve pek çok araştırma sonucuna göre, Probleme Dayalı Öğrenme ile verilen matematik öğretiminin kazanımlara etkisi olumludur. Ancak, Probleme Dayalı Öğrenme ile yapılan matematik öğretiminin matematiğin yapısı gereği teorik ve uygulamalı derslerle desteklenmesi gerektiği görülmektedir.Bu çalışmanın, eğitimde probleme dayalı öğrenme stratejisinin verimli bir şekilde uygulanmasında, bireylerin duyuşsal hazırbulunuşluk düzeyinin etkisini ortaya koyması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda yapılan araştırmanın; matematik eğitimine, eğitimde probleme dayalı öğrenme stratejisini kullanan eğitimcilere ve bu konuda ileride yapılacak çalışmalara yardımcı olacağına inanılmaktadır. Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre, matematik öğretiminde öğrencileri hem duyuşsal hem de bilişsel olarak sürece katan alternatif öğretim yöntemlerinin ve ölçme araçlarının kullanılması önerilmektedir.
Yazar
Dr. Mahir Biber
Kurum
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Mahir Biber (Doktora Tezi). Duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde öğrencilerin matematiksel kazanımlarına etkisi, 2012, Dokuz Eylül University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası
- Mars habitatlarının yapısal açıdan irdelenmesi(2022)
- 21. yüzyıl postmodernizmi bağlamında çevresel grafik tasarım ve kamusal enstalasyon(2022)
- Açık plan ofislerde konuşma anlaşılırlığı parametrelerinin analizi(2021)
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- W.A. Mozart' ın, J. N. Hummel' in ve C. M. Von Weber' in fagot konçertolarının müzikal analizleri(2006)
- Profesyonel dansçılarda kas iskelet sistemi yaralanmaları(2006)