Yüksek LisansAçık Erişim

Heidegger ve Foucault'nun dil felsefesi

2012
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Veli Urhan

Özet (TR)

Bu çalışmanın amacı, Martin Heidegger ve Michel Foucault'nun dil felsefesini incelemek ve düşüncelerini diğer dil felsefesi eserleri ile karşılaştırmaktır. Her iki filozofun da dil görüşleri, varlık görüşleriyle bağlantılı olarak ele alınmıştır. Bunun yanı sıra modernizm eleştirileri ve modern insanın durumuna yönelik görüşlerine de yer verilmiştir.Heidegger ve Foucault; varlığı gözden kaçırdığı ve köklerinden uzaklaştığı için analitik ve karşılaştırmalı dil felsefelerini eleştirmektedirler. Heidegger'e göre varlığın taşıyıcısı olan insan, kendini dilde göstermektedir. Teknik ve bilim, dili de teknik bir araç haline getirerek, onu özünden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle analitik ve mantıkçı dil felsefesi terk edilmelidir. Çünkü varlığın özü, hesaplar arasında kaybolmuştur. Varlığın özünün dönüşü için `'Nasıl düşünmeliyiz?'' sorusunu sormalıyız. Düşünme ve dil, aynı şeydir. Dil, ifade aracı değildir; insanın edimlerinin bizzat mekânıdır.Heidegger'in düşünceleri, Foucault'yu da etkilemiştir. Fakat düşünceleri arasında benzerlikler kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Foucault'ya göre her dönemde etkin olan, çağı biçimlendiren bir `'episteme'' vardır ve ondan kurtulmak mümkün değildir. Modern döneme kadar diğer bilgisel alanlar gibi dil de epistemelere bağlı olarak çeşitli süreçlerden geçmiştir.Ortaçağ ve Rönesans epistemesi, `'benzerlik epistemesi'' olarak üçlü bir yapıya sahiptir. Bu üçlü yapı; `'işaret eden'', `'işaret edilen'' ve `'benzerlik'' şeklindedir. Şeylerde gizli işaretleri bulma arzusu, mistik dil çalışmalarını doğurmuştur. Klasik epistemede ana konu, işaret edenle edilenin nasıl bağlanacağıdır. Söylemin görevi, şeyleri adlandırmaktır. Bu dönemde üç bilgi alanı ortaya çıkmıştır: Genel Gramer, Doğa Tarihi, Zenginliklerin Çözümlenmesi. Dilin taşıyıcısı ve `'varlığın bekçisi'' olan insan ise henüz yoktur. Ancak Modern episteme bir farka sahiptir. Bu dönemde dilin görevi, şeyler ve temsiller arasındaki bağı kurmaktır. Klasik dönemdeki Genel Gramer, Doğa Tarihi ve Zenginliklerin Çözümlenmesi alanları, sırasıyla şu alanlara dönüşmüştür: Dilbilim (Filoloji), Biyoloji, Ekonomi. Bu dönemde insan varlığı da Antropoloji yoluyla bilgi nesnesi olmuştur.Heidegger ve Foucault'nun dil felsefeleri, sonlu insan varlığına, anlamını geri kazandırma amacını taşımaktadırAnahtar Sözcükler:1.Dil2.Episteme3.Dasein4.Varlık5.Söylem

Yazar

Dr. Dilek Dalmış

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Dilek Dalmış (Yüksek Lisans Tezi). Heidegger ve Foucault'nun dil felsefesi, 2012, Gazi University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gazi University tezlerinden daha fazlası