Hemodiyaliz hastalarında eritroferon, hepsidin düzeyleri ve demir parametrelerinin ilişkisinin araştırılması
2022
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Birgül Öneç
Özet (TR)
Giriş: Anemi, kronik böbrek hastalığı (KBH) hastalarında çok sık görülen önemli bir sorundur ve en önemli nedeni eritropoetin (EPO) düzeyinde göreceli düşüklük olmakla beraber; anemiye katkıda bulunan mutlak demir eksikliği, inflamasyon ve hepsidin artışı gibi birçok faktör vardır. Yakın zamanda EPO uyarısı sonrası eritroblastlardan salınan bir protein olarak tanımlanmış eritroferonun (ERFE) hepsidin salınımını baskıladığını ileri süren çalışmalar mevcuttur. Çalışmamızda eritroferon, hepsidin, eritropoetin düzeyleri ve demir parametrelerini epoetin alfa ve darbopoetin olmak üzere iki farklı eritropoez stimüle edici ajan (ESA) alan ve ESA almayan hemodiyaliz hastalarında araştırmayı ve tedavi alan hastalarda ESA uygulanmasını takiben bu parametrelerin zaman içindeki değişimlerini incelemeyi hedefledik. Gereç ve Yöntem: Prospektif olarak yapılan çalışmamızda, hemodiyalize giren 60 hasta ESA almayanlar, epoetin alfa alanlar ve darbepoetin alfa alanlar olmak üzere 3 gruba ayrılarak iki aşamada incelenmiştir. İlk aşamada bu üç grupta hepsidin ve ERFE düzeyleri ile demografik veriler, KBH etyolojisi, diyaliz süresi, hemogram, demir parametreleri, EPO düzeyleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. İkinci aşamada yalnızca ESA kullanan hastalarla incelemeye devam edilmiş ve bu hastalarda ESA uygulanmasından hemen önce, 2. ve 7. günde hemodiyaliz öncesinde tekrar kanlar alınarak başta EPO, hepsidin ve ERFE düzeylerindeki değişim ve bu düzeylerin birbirleriyle, hemogram ve demir parametreleri ile olan ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bulgular: Hasta grupları yaş, cinsiyet, KBH süresi, hemodiyalize girme süresi, böbrek fonksiyonları, hemogram ve demir parametreleri açısından benzerdi ancak C- reaktif protein (CRP) düzeyi epoetin alfa grubunda diğer gruplardan daha yüksekti. Hepsidin ve ERFE düzeyleri açısından da gruplar arasında anlamlı fark yoktu. EPO düzeyi beklendiği gibi ESA almayan grupta düşüktü, diğer iki grupta benzerdi. ESA uygulamasını takiben yapılan incelemelerde EPO düzeyinin her iki grupta sayısal olarak 2. günde arttığı, 7. günde tekrar azalarak benzer bazal seviyelere indiği gözlenmekle beraber bu değişim yalnızca epoetin alfa grubunda istatistiksel anlamlı idi (<0,001). Hepsidin düzeyinin 2. günde ve 7. günde sayısal olarak giderek arttığı görülmekle birlikte bu değişim epoetin grubunda istatistiksel anlamlı olup hepsidinin 2. gündeki artışı darbepoetin grubunda istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı (epoetin grubunda 0, 2, 7.gün sırasıyla 5,7, 6,18, 7,54 ng\ml, p<0,001; darbepoetin grubunda sırasıyla 5,3, 6,75, 8,01 ng\ml, p=0,006). ERFE düzeyleri de sayısal olarak artma eğiliminde gözükmekle birlikte bu artış istatistiksel anlamlılığa ulaşmıyordu (epoetin grubunda 0, 2, 7.gün sırası ile 0,62, 0,64, 0,73 ng\ml, p=0,072; darbepoetin grubunda sırasıyla 0,5, 0,51, 0,89 ng\ml, p=0,069). Hem hepsidin hem ERFE düzeyleri 0, 2, 7. gün değerleri gruplar arasında farklı değildi. Sonuç: Hayvan çalışmaları ve diğer hasta gruplarında yapılan çalışmalarda endojen ve eksojen EPO uyarısı ile arttığı öne sürülmüş olan ERFE düzeyleri, bizim çalışmamızda ESA almayan ve farklı ESA'lar alan hemodiyaliz hastalarında benzer bulunmuştur. Yine ERFE ile baskılandığı düşünülen hepsidin düzeyi açısından çalışmamızda gruplar arasında fark saptanmamıştır ancak ESA uygulamasından sonra hepsidin düzeyleri özellikle bazal CRP' nin yüksek olduğu epoetin grubunda daha anlamlı olmak üzere progresif artış göstermiştir. Son dönem KBH hastalarında eritropoeze etki eden çok sayıda faktör ve karmaşık mekanizmaları yansıtır şekilde, bu hasta grubunda az sayıda olan ERFE çalışmalarında çelişkili sonuçlar bildirmektedir. Bizim çalışmamızda ESA sonrası ERFE düzeyleri çok dar bir aralıkta değişim göstermiştir ve her iki grupta da bir artış trendi izlemekle birlikte istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır. ERFE' nin artışı ile hepsidinin ilk günlerdeki artış miktarı arasında anlamlı ve negatif yönde korelasyon saptanması çalışmanın kısmen küçük hasta sayısı ve ardışık ölçümlerin az sayıda olması gibi kısıtlılıkları nedeniyle net ortaya konamamış bir ilişki olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Kronik böbrek hastalığı, hemodiyaliz, anemi, eritropoez stimüle edici ajanlar, eritropoetin, hepsidin, eritroferon
Yazar
Dr. Şeyma Özdemir Aytekin
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Şeyma Özdemir Aytekin (Tıpta Uzmanlık Tezi). Hemodiyaliz hastalarında eritroferon, hepsidin düzeyleri ve demir parametrelerinin ilişkisinin araştırılması, 2022, Düzce University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Düzce University tezlerinden daha fazlası
- Mostarlı Hasan Ziyâ'î Divânı'nda maddi kültür(2021)
- Amanita phalloides ekstraklarının antimikrobiyal etkisinin araştırılması(2022)
- Biyomimikri uygulamalarının ortaokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerileri ve tasarımları üzerine etkisi(2023)
- Pozitif psikoterapi temelli psikoeğitim programının fibromiyalji sendromlu hastaların ağrı algısı, günlük yaşam aktiviteleri ve ruhsal sağlıkları üzerine etkisi: Randomize kontrollü bir çalışma(2024)
- Zâhid el-Kevserî'nin en-Nüketü't-Tarîfe bağlamında Ebû Hanîfe'yi müdafaası(2025)
- Fazla kilolu ve obez hastalarda yeme davranışının kronotip ile ilişkisinin değerlendirilmesi(2025)
