Yüksek LisansAçık Erişim

İsmail Raci el-Faruki ve Müslüman-Hıristiyan diyaloğu

2008
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ali Erbaş

Özet (TR)

Dinler arası diyalog, II. Vatikan Konsili gerçekleştirildiğinden beri dünyada en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. Bunun nedenlerinden biri dünyada diyaloga duyulan ihtiyacın oldukça fazla olmasıdır. Her dinin araştırmacıları kendi dininin diğer dinlere bakışını göstermek ve bu anlamda diğerleriyle bir bağ kurmak için bu konuda çalışmalar yapmıştır. Müslüman ilim adamları da konuya ilgi göstermiş, diyalog konusunda olumlu olumsuz çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir.Bu araştırmanın amacı, hem İslam hem de batı kültürüne birlikte hakim olması ve yakın dönemde yaşamasıyla son dönem diyalog tartışmalarını takip edebilmiş olması açısından önemli olan İsmail Raci el-Faruki'nin diyalog konusundaki sorulara verdiği cevapları bulabilmektir.Araştırmada Faruki'den cevap aranacak olan sorular şunlardır;a) İslam diğer dinleri nasıl görmektedir?b) Islam tarihinde diğer dinlerin mensuplarıyla yaşanan ilişkiler nasıldır?c) Diyalog nedir? Hangi kuralları izlemelidir? Hangi konular üzerinde yoğunlaşmalıdır?Bu sorulara cevap aranırken Faruki'nin konuyla ilgili yazmış olduğu kendi makaleleri ve eserlerinden faydalanılmıştır. Diyalog tartışmalarına girmeden sadece Faruki'nin görüşleri verilmeye çalışılmıştır.Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda şu sonuçlara varılmıştır;İslam tüm dinlerin özünü bir ve aynı görmektedir. Allah insanlara bazılarının adlarını Kuran'da bildirmesiyle bildiğimiz, bazılarını ise bilemediğimiz çok sayıda peygamber göndermiştir. Bu peygamberler yoluyla insanlara gönderilen vahyin özü, hiçbir zaman değişmemiştir. Dinlerin birden çok olmasının sebebi ise, insanların vahyi algılayış biçimlerinin farklı ve vahyin her toplumun tarihi şartlarına uyum sağlayabilecek biçimde gönderilmiş olmasıdır.Hz. Muhammed Medine'de bir İslam Devleti kurmuştur. İslam Devleti'nde kişiler kendilerini kabile veya soy bağlılığına göre değil, mensubu oldukları dine göre tanımlamaya başlamışlardır. Her dini topluluk bir ümmet olarak ele alınmıştır. İslam Devleti tüm bu ümmetleri içine alan bir dünya ümmeti olma özelliğine sahiptir. Bu devlette her topluluk kendi dini esaslarına göre kendi kararlarını kendisi vermekte, dışarıya karşı ise mücadele birlikte yapılmaktadır. Herkes ibadetini yapmakta özgürdür, kimsenin canına veya malına kastedilmemektedir, kutsal olarak değer verdikleri her şey korunmaktadır. Bu sayede İslam devleti altında uzun süre yaşayan ümmetler geleneklerini ve kültürlerini geliştirme imkanı bulmuşlardır.Diyalog, bir dönüştürmedir. Birinin veya diğerinin dinine, adetine, geleneğine ya da politik bir rejimine değil gerçeğe dönüştürmedir. Diyalog yapılırken beyanlar eleştiriden uzak olmalı, iç tutarlılık bozulmamalı, doğru tarihi perspektif izlenmeli, gerçeğe uygunluk olmalı, kutsal kitaba ait mutlaklaştırılmış düşüncelerden uzaklaşılmalı ve diyalog kolayca gerçekleşebileceği alanlara taşınmalıdır. Diyalog, insan ve günahsızlığı, insanda Tanrı'nın isteklerini yapmayı emreden bir farkındalığın bulunması gerektiği, kurtuluşun insanın kendinin kazanacağı ve her zaman ve şartta kurtuluşun gerçekleşebileceği konularında olmalıdır.

Yazar

Dr. Ayşegül Yavuz

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Ayşegül Yavuz (Yüksek Lisans Tezi). İsmail Raci el-Faruki ve Müslüman-Hıristiyan diyaloğu, 2008, Sakarya University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Sakarya University tezlerinden daha fazlası