Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Jinekolojik laparoskopik operasyonlarda intraabdominal karbondioksit insüflasyonuna bağlı end-tidal karbondioksit değişiklikleri serebral oksijenizasyonu etkiliyor mu?

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Laparoskopik cerrahi son yıllarda; daha noninvaziv olduğu, daha iyi kozmetik sonuçlar doğurduğu, hastanede kalım süresini kısalttığı ve dolayısıyla medikal harcamaları düşürdüğü, daha az postoperatif komplikasyona ve postoperatif ağrıya neden olduğu için oldukça popüler bir cerrahi teknik haline gelmiştir. Günümüzde pek çok jinekolojik hastalığın tanı ve tedavisi için de laparoskopik teknik cerrahi uygulamalar ilk tercih olarak kullanılmaktadır. Laparoskopik teknikte cerrahi alanda yeterli görüntünün sağlanması ve trokarların yerleştirilmesi için pnömoperitoneum oluşturulması gerekmektedir. Pnömoperitoneum oluşumunda ise distansiyon sıklıkla karbondioksit (CO2) gazı ile sağlanmaktadır. Ancak CO2 peritondan hızla emilerek hiperkarbi ve asidoza neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda; karbondioksit insüflasyonunun hastalarda kardiyovasküler, solunumsal ve asit-baz dengesinde değişikliklere neden olabileceği ve bunların sonucunda serebral perfüzyon ve oksijenizasyon üzerine çeşitli değişiklikler görülebileceği saptanmıştır. Jinekolojik endikasyonlarla laparoskopik operasyona alınan toplam 43 hasta bu çalışmaya alındı. Operasyon süresince izlenen monitördeki end-tidal parsiyel karbondioksit (EtCO2) değerlerine göre hastalar 2 gruba ayrıldı. Grup 1 ılımlı hipokarbik, Grup 2 ise ılımlı hiperkarbik seyreden hasta grupları olarak kabul edildi. Bütün hastaların anestezi öncesi (T1), anestezi sonrası (T2), insüflasyonda (T3), sonrasında 20.dk (T4), 50.dk (T5), 80. Dk (T6), desüflasyondan sonra (T7), ekstübasyon sonrası (T8) hemodinamik verileri ve Near İnfra Red Spektroskopisi (NIRS) değerleri kaydedildi. Bütün hastalara ayrıca preoperatif 1 saat önce ve postoperatif 1. saatte standardize mini mental test (SMMT) uygulandı. Hastaların tamamında operasyon süresi ile birlikte EtCO2, parsiyel karbondioksit basıncı (PaCO2) ve NIRS değerlerinde artış saptanırken gruplar arasında anlamlı fark gözlenmedi. Bununla birlikte çalışmaya katılan sadece 1 hastada ekstübasyon sonrası bronkospazma bağlı olarak serebral desatürasyon saptandı. Sonuç olarak, intraoperatif EtCO2 değerlerinden bağımsız olarak hastalarda; laparoskopik cerrahinin getirdiği CO2 insüflasyonuna bağlı, zamanla ilişkili olarak NIRS değerlerinde artış gözlendi. Ayrıca hastaların postoperatif SMMT puanları preoperatif değerlerine göre yüksekti. Bu sonucun, CO2 gazının serebral damarlar üzerine yaptığı vazodilatasyonla ilişkili olduğunu düşünmekteyiz. Ancak bu sonuç klinik olarak önemli bir fark yaratmamıştır. Anahtar sözcükler: Near-Infrared Spektroskopi; Laparoskopi; Serebral perfüzyon; Jinekolojik anestezi; Mini mental durum testi

Yazar

Semra Cevher

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Semra Cevher (Tıpta Uzmanlık Tezi). Jinekolojik laparoskopik operasyonlarda intraabdominal karbondioksit insüflasyonuna bağlı end-tidal karbondioksit değişiklikleri serebral oksijenizasyonu etkiliyor mu?, 2019, Ege University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ege University tezlerinden daha fazlası