Yüksek LisansAçık Erişim

Kelâmcılar ile usulcülere göre hüsün kubuh meselesi

2011
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Mustafa Akçay

Özet (TR)

Sözlükte ? güzellik, iyilik, arzu duyulan şey? gibi anlamlara gelen ?hüsün? ve ?çirkin, kötü, gözün görmek istemediği nesne? gibi anlamlara gelen ?kubuh? kelimeleri terim olarak kullanıldığında ?bir fiilin dünyada övgüye, ahirette mükafata layık olması (hüsün) ile bir fiilin dünyada yergiyi, ahirette cezalandırılmayı gerektirmesi (kubuh)? anlamına gelmektedir. Bu terim anlamı göz önünde bulundurulduğunda her hangi bir düşüncenin, inancın veya eylemin iyi/hasen veya kötü/kabih olduğunu belirleyenin yalnızca ilahî/dini metinler mi olduğu ve aklın da ilahî metinler gibi bir fiilin iyi veya kötü olduğunu tespit etmede etkisinin olup olmadığı Kelâm ve Usul-ü Fıkıh âlimleri tarafından tartışılmıştır.Konu her iki ilim dalında da ?hüsün-kubuh meselesi? olarak bilinmektedir. Kelâm ilminde Mu'tezile, Eş'arî ve Mâturîdî mezheplerinin ve Usul-ü Fıkıh ilminde ise Mütekellimîn ve Fukahâ ekollerinin yaklaşımları konunun çerçevesini belirlemiştir. Bununla beraber adı geçen ekol ve mezheplerin bu konudaki görüşlerinin oluşmasında Kelâm ve Usul-ü Fıkhın diğer konularındaki görüş ve yaklaşımları da etkili olmuştur. Nitekim konuyla doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi olan `hâkim', `me'murun bih', `insan fiilleri', `ilahî fiillerde hikmet', `akıl ve sınırı' gibi diğer bazı konular üzerindeki görüşler ?hüsün-kubuh? meselesinin yorumlanmasında belirleyici olmuştur. Buna göre ilahî fiillerde hikmetin olmadığını ve insanın, iradesini yönlendirmede seçim/ihtiyâr sahibi olmadığını savunan Eş'arîler ve Eş'arî düşüncenin usul-ü fıkıh ilmindeki temsilci olan Mütekellimîn fıkıh ekolü, aklın bir şeyin iyi/hasen veya kötü/kabih olduğunu belirleyecek yetkinlikte olmadığını, hüsün ve kubhun itibarî olduğunu, eşyada zatî olarak mevcut olmadığı görüşünü tercih etmiştir. İlahî fiillerin hikmetsiz olamayacağını, insanın iradesinin iyi ve kötü arasında tercih yapabilecek durumda olduğunu savunan Mâturîdîler, Mu'tezile ve Mâturîdî düşüncenin usul-ü fıkıh ilmindeki temsilci olan Fukahâ ekolü ise aklın, birçok şeyin hasen ve kabih olduğunu tespit edebilme yetkisinin olduğunu, bir kısım hüsün ve kubhun eşyada zatî olarak var olduğu görüşünü benimsemiştir. Her iki yaklaşım sahipleri de kendi görüşlerini temellendirmek için aklî ve naklî bir takım deliller ortaya koymuşlardır.Hüsün-Kubuh meselesi üzerindeki tartışmalar, hem kelâm hem de usul-ü fıkıh ilminin diğer meseleleri üzerinde de etkili olmuştur. Hüsün ve kubhun aklî veya dinî olduğu yönündeki görüşler, ahad hadislerin akıl ile çelişmesi durumunda aklın mı naklin mi tercih edileceği, din gelmeden önceki insanların sorumluluk durumları gibi birçok önemli mesele hakkındaki yorumların şekillenmesinde belirleyici olmuştur.

Yazar

Dr. Bilal Taşkın

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Bilal Taşkın (Yüksek Lisans Tezi). Kelâmcılar ile usulcülere göre hüsün kubuh meselesi, 2011, Sakarya University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Sakarya University tezlerinden daha fazlası