"Kimsenin Müslüman Kadınları" Müslüman kadınların alternatif medya platformları aracılığıyla karşı kamusal alan oluşturmaları: Türkiye ve Almanya örneği
2023
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Özlem Danacı Yüce
Abstract (TR)
"Kimsenin Müslüman Kadınları" Müslüman Kadınların Alternatif Medya Platformları Aracılığıyla Karşı Kamusal Alan Oluşturmaları: Türkiye ve Almanya Örneği" başlıklı bu tez çalışması, kendilerini Müslüman ve feminist/aktivist olarak tanımlayan kadınların kamusal alanda bu kimlikler ile var olma mücadelesini alternatif medya aracılığıyla nasıl yürüttüklerini konu almaktadır. Bu anlamda bu çalışmanın araştırma sorusu şudur: kendilerini Müslüman ve feminist/aktivist olarak tanımlayan kadınlar, kamusal alanda bu kimlikler ile var olma mücadelesini alternatif medya aracılığıyla nasıl yürütmektedir? Bu soruya cevap vermek amacıyla nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu tez çalışmasında Türkiye ve Almanya örneklemi karşılaştırmalı ele alınmış ve bu ülkelerde bağlama uygun aktivizm yürüten kadınlar ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler ışığında, ana akım İslami paradigmanın ataerkil kamusal alanından ve özcü feminist kamusal alandan dışlanan "alternatif Müslüman kadınların" karşı-kamu yaratma potansiyelleri tartışılmıştır. En popüler tanımıyla, bireylerin bir araya gelip müşterek konuları konuştukları uzlaşı ortamları olarak ele alınan ideal kamusal alanın kapsamına dair çok çeşitli yaklaşım geliştirilmiştir. Zira idealize edilen kamusal alandan dışlanan grupların başında kadınlar geldiğinden bu yaklaşım, başta cinsiyet körü olması nedeniyle feminist teorisyenler tarafından eleştirilmiş ve feminist perspektifle kamusal alana yeni tanımlar getirilmiştir. Birinci ve ikinci dalga feminizmde kadınların elde ettiği siyasi ve sosyal haklar, onların kamusal alanda kadın kimliğiyle daha sık var olmalarının önünü açmış; daha önce özel alanda mahsur kalan kadınlar, bir dizi mücadele ile kendilerine feminist kamusal alan yaratmıştır. Feminizmin birinci dalgasında oy kullanma, vekalet, miras, boşanma gibi vatandaşlık hakları kazanılmış; ikinci dalgasında, "özel olan politiktir/kamusaldır" mottosundan hareketle daha önce mahrem alanın konusu kabul edilen ve aile kurumu ile meşrulaştırılmış fakat eşitsizlik yaratan annelik ve eşlik pratikleri, ev içi şiddet, cinsellik ve jinekoloji gibi birçok konu, politik kabul edilerek kamusal alana taşınmıştır. Ancak bu kazanımlar, belirli bir zümrenin kadınlarına odaklanılarak elde edildiğinden; tüm kadınları kamusal alanda temsil etme kabiliyetine sahip olamamıştır. Bundan hareketle, 1980'li yıllara kadar yapılan feminist eleştiriler, beyaz orta sınıf Batılı kadının sorunlarını odağına alması yönüyle; bu grubun dışında kalan kadınlar için kapsayıcı değildir. Bu durum neticesinde, sömürge sonrası ülkelerdeki kadınların uğradıkları ayrımcılığın, beyaz erkek kadar beyaz feministlerin kapsayıcı olmayan yaklaşımlarıyla da yeniden üretildiğini öne süren postkolonyal feminist perspektif oluşturulmuştur. Nitekim bu yaklaşımın temelinde, kadın olarak ayrımcılığa uğramanın farklı kimlikler ile birleştiğinde ayrımcılığı katladığı ve o güne kadarki feminist yaklaşımların bu durumu göz ardı ettiği vardır. Bu bağlamda dini, etnik, toplumsal cinsiyet gibi farklı kimlikleri kapsayan "kesişimsel feminizm" kuramı geliştirilmiş ve kadın kimliğinin kamusal alanda farklı kimliklerin kesişiminde var olması gerektiği öne sürülmüştür. Böylece, bireylerin sosyal statülerinden ve kimliklerinden sıyrılarak kamusalda var olmasını öngören geleneksel yaklaşımlara alternatif karşı-kamular oluşmuştur. Enformasyon teknolojilerinin gelişimiyle kadın hareketinin görünürlük adına kullandığı teknikler de çeşitlenmiş, buna paralel olarak dijital alanlar ile kamusal alan, gelişen ve dönüşen bir hal almıştır. Kitle medyasında ve geleneksel kamusal alanda yer bulamayan gruplar, yeni medya ekolojisinde enformasyonun kolaylıkla üretilip yayılmasıyla kendilerine yeni alanlar yaratabilmiştir. Böylece, kamusal alan kavramına getirilen tartışmalar derinleşmiş; ataerkil kamuların dışladığı gruplar, sıklıkla alternatif medya platformlarıyla karşı-kamusal alan yaratmaya başlamıştır. Sınırlı iletişim araçlarının olduğu dönemde hem idealize edilmiş ataerkil kamusal alanda hem de kadınların farklılıklarını göz ardı eden özcü feminist kamusal alanda yer alamayan "diğer kadınlar" için yeni medya atmosferinde alternatif medya platformlarının genişleyen varlığı, hiç olmadığı kadar önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, ana akım kamusal alanda kendisine yer bulamayıp kamusal görünürlük için alternatif medyaya başvuran gruplardan biri de kamusal alanda Müslüman ve kadın kimlikleriyle var olmak isteyen ve ana akım görüşlere alternatif oluşturan aktivist kadınlardır. Bu durum, somut örnekler üzerinden incelendiğinde daha iyi analiz edilebilecektir. Bundan hareketle bu çalışmada, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ve cumhuriyet tarihi boyunca önce laik ardından İslamcı ve muhafazakâr kamusal alanın ana akım olduğu Türkiye ile; yakın tarihte Müslümanların azınlıkta olduğu ve seküler kamusal alanın ana akım olduğu Almanya örnekleri üzerinden kadınların, alternatif medya kullanımları ve karşı-kamusal alan yaratma potansiyelleri tartışılmaktadır. Türkiye'de Müslüman kadınların kamusalda var olma mücadelelerini örgütlü olarak yürütmelerinde, normatif kamusal alanın sınırlarını bu grubu dışlayarak çizen 28 Şubat döneminin siyasi atmosferi ve beraberinde gelen hukuki düzenlemeler etkili olmuştur. Zira bu süreç, 2000'lerde Müslüman kadınların kesişimsel feminizm çatısı altında İslami feminizmin Türkiye tezahürünü yaratmasında da rol oynamıştır. Bunun yanı sıra, Müslüman kadınların alternatif fikirleri, önceleri kısıtlı kitle medya organları (TV, radyo, dergiler, edebi eserler…vb.) ile kamusalda yer bulmaya çalışırken; internet ve bilhassa sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla, bilgiye erişim kolaylaşmış ve erişilen kitle çeşitlenmiştir. Almanya'da ise "Türk-Alman" Müslüman kadınların nicel çoğunluğu ve sivil toplum örgütlenmeleri ve akademik çalışmalardaki nitel aktifliği, yürütülen kamusal alan mücadelesinde bu grubun etkinliğini öne çıkarmıştır. Ayrıca, 2000'ler itibariyle dijital alanın örgütlü mücadelelere katkısının giderek artması, ana akım kamusal alanda etnik ve dini kimlikleriyle yer bulamayan ancak fikirlerini görünür kılmak isteyen "alternatif Müslüman kadınlar" için alternatif medyayı yeni mücadele alanları haline getirmiştir. Dolayısıyla, iki ülkede cereyan eden bu gelişmeler üzerinden karşı-kamusal alan tartışması yapmak mümkündür. Bu bağlamda bu tez çalışmasının temel araştırma sorusu, Türkiye'de ve Almanya'da sahip oldukları bakış açılarıyla hem ana akım ataerkil hem de ana akım feminist kamusal alanda yer bulamayan "alternatif Müslüman kadınların" kamusal alan yaratmasında alternatif medyanın nasıl rol oynadığıdır. Bundan hareketle ileri araştırma soruları şunlardır: Türkiye'de ve Almanya'da Müslüman kadınlar, tarih boyunca kamusal alanda nasıl konumlanmıştır? Kadınların kamusal alanda yer almalarındaki engeller nelerdir? İki ülkedeki Müslüman kadınların kamusallığı ile medya ilişkisi nasıl gelişmiştir? İslami feminizm ile Müslüman kadın aktivizmi, bu ülkelerde nasıl gelişmiştir ve gelişiminde alternatif medya kanalları nasıl rol oynamıştır? Araştırma sorularına yanıt vermek amacıyla birinci bölümde bu çalışmanın çerçevesini oluşturan kavramsal ve kuramsal tartışmalar: feminist yaklaşımlar, kamusal alan ve kamusal alan yaratma aracı olarak alternatif medya sac ayağında sunulmuştur. İlk olarak feminist yaklaşımların tarih boyunca nasıl gelişim gösterdiği, feminizmin dalgaları üzerinden aktarılmıştır. Bu bölümde yoğunlukla ana akım özcü feminist yaklaşımların kamusal alana bakışı ile buna postmodern dönemde getirilen anti-özcü eleştiriler ele alınmıştır. Bu doğrultuda, kesişimsel feminizm ve bu kapsamda yer alan İslami feminizm tartışmalarına yer verilmiştir. Ardından, kuramsal çerçevenin ikinci ayağını oluşturan kamusal alan kavramı, bilhassa Jürgen Habermas'ın idealize ettiği burjuva kamusal alanı üzerinden incelenmiş ve farklı teorisyenlerin de katkısıyla geliştirilen kamusal alan yaklaşımlarının feminist perspektife göre eksiklikleri sunulmuştur. Bunun yanı sıra, kamusal alanı tanımlarken dışarıda tutulan grupların bu müşterek alanda var olma arzusu ile temellenen "karşıkamu" kavramı ele alınmış, bu yaklaşım feminist kamusal alan tartışmaları ile bağlanmıştır. Nancy Fraser'ın "madun-kamusal alan" olarak adlandırdığı bu alanlar, ana akım İslami kamusal alanda ve feminist kamusal alanda sesi duyulmayan Müslüman kadınlar üzerinden ele alınarak "bu odak grup için karşı-kamu nasıl yaratılır?" sorusuna, alternatif kamular yaratmaya oldukça elverişli bir alan olan alternatif medya bağlamında yaklaşılmıştır. Son olarak kuramsal çerçevenin üçüncü ayağını oluşturan alternatif medyanın karşı kamu yaratma potansiyeli tartışılmış ve Müslüman kadın aktivizmi, alternatif medya üzerinden incelenmiştir. İkinci bölümde, ilk olarak çalışmanın örneklemini oluşturan Türkiye'de ve Almanya'da feminizmin dalgaları özetlenmiştir. Ardından feminist hareketin kamusal alan mücadelesi, iki ülkedeki ataerkil ana akım kamusal alana karşı feminist kamusal alanların oluşumu üzerinden aktarılmıştır. Bundan hareketle, enformasyon teknolojilerindeki gelişimin iki ülkenin feminist kamusal alanını nasıl şekillendirdiği ele alınmıştır. Dijitalleşme ile dönüşen kamusal alan, iki ülkede de marjinalize edilen "aktivist/feminist Müslüman kadınlar" üzerinden incelenmiştir. Hem tarihsel bağlamı hem de güncel durumu etkin aktarmak amacıyla, iki ülkedeki ana akım kamusal alana ve medya sunumlarına alternatif aktivizm yürüten "alternatif Müslüman kadınlar" grubunun kamusal alan mücadelesinde rol alan alternatif medya platformları ve sivil toplum kuruluşları başlıca: kuruluş amacı, ülkelerindeki kadınlar için önemi ve etkinlikleri doğrultusunda tanıtılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'deki İslami feminist kamusal alanın oluşumunda rol alan örgüt ve dijital platformlardan: Başkent Kadın Platformu Derneği, Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, Reçel Blog, Kadınlar Camilerde Kampanyası ve Havle Kadın Derneği tanıtılmıştır. Almanya'daki İslami kamusal alanın oluşumu ise bunda rol alan kuruluşlardan; Müslüman Kadınlar Aksiyon İttifakı (AmF e.V.), Müslüman Kadınlar Eğitim ve Danışma Merkezi (BFmF e.V.), Müslüman Kadınlar Sosyal Hizmet Derneği (SmF e.V.), RAHMA e.V. ile birlikte Muslima Pride kampanyası, Bir Yabancı Kelimeler Sözlüğü blog sitesi (Ein Fremdwörterbuch) ve www.seyranates.de kişisel web sitesi üzerinden incelenmiştir. Üçüncü bölüm; yapılan saha araştırmasının konusu, yöntemi, literatür incelemesi ve hipotezlerinden oluşmaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, ikincil kaynak taramasının yanı sıra, yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan derinlemesine mülakat tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'de ve Almanya'da yaşayan, kendini Müslüman olarak tanımlayan aktivist ve/veya feminist akademisyen, sivil toplum gönüllüsü/üyesi ve aktif sosyal medya içerik üretüketicisi (prosumer) kadınlar oluşturmaktadır. Bu standartlarda 8'i Türkiye'de, 7'si Almanya'da toplam 15 aktivist kadın ile görüşülmüştür. Bu örneklemde yer alan katılımcılara hem doğrudan kişinin e-posta veya sosyal medya hesabı, hem de kar topu tekniği ile ulaşılmış, çevrimiçi ve yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların onayının alınmasıyla görüşmelerin ses kaydı alınarak kayıtların deşifresi yapılmıştır. Elde edilen bulgular, alt başlıklar oluşturularak betimsel analiz tekniğiyle ele alınmış, kuramsal çerçeve ve literatür ile bağlantı kurularak değerlendirilmiştir. Katılımcıların aktarımları; siyasal kültürün konuya etkisi, habitusun konuya etkisi, alternatif medya kullanma motivasyonları, alternatif medya kullanım biçimleri ve karşı değerlendirmeler olmak üzere beş alt başlıkta incelenmiştir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki ve Almanya'daki siyasi kültür farkının ve katılımcıların sahip oldukları habitusun feminist harekete ve medya kullanım biçimlerine yansıdığı tespit edilmiştir. Bu anlamda, erkek egemen İslami paradigmanın, iki ülkedeki Müslüman kadınları etkin aktivizmden alıkoyduğu görülmüştür. Ancak Türkiye'de, tarih boyunca farklı hükümetlerin kamusal alanı siyasi ideolojileri ekseninde şekillendirmesiyle siyasi araçsallaştırılan; Almanya'da ise yakın tarihte halen kamusal tartışmalara konu olan İslamofobi ve ırkçılık kesişiminde ikincilleştirilen Müslüman kadınlar, iki ülkede de dijitalleşmenin sağladığı alternatif medya platformları aracılığıyla bu tahakküm alanlarına karşı duruş sergileyebilmiştir. Ayrıca, iki ülkede de özcü feminist bakış, Müslüman kadınları feminist hareketten dışlayarak özne olarak hak mücadelesinde yer almalarının önüne geçmiş ve bu grubun feminist kamusal alandaki etkin varlığını geciktirmiştir. Bunun yanı sıra, alternatif medya platformlarının; tür çeşitliliğinin, katılım ve erişim kolaylığının, kapsayıcı ve heterojen yapısının ve yatay örgütlenmeye sahip oluşunun iki ülke için de ortak olarak karşı kamu yaratmada etken olduğu görülmüştür. Zira konvansiyonel medyanın sistematik olarak mahrem alana hapsettiği veya ana akım "makbul görüşün" filtresinde sunduğu birçok tema, alternatif medya platformlarının konusu olmaktadır. Bu platformlar ile Müslüman kadınlar için tabu olan başlıca: cinsellik, boşanma, annelik gibi konulara dair alternatif yaklaşımlar, açıklıkla kamusala taşınmıştır. Dahası, başörtülü kadınların kamusal alanda var olma mücadelesi iki ülke için de kamusal alan tartışmalarında öne çıkan konulardandır. Ancak bu tartışmalar, Türkiye'de sırasıyla Kemalist, İslamcı ve muhafazakâr-neoliberal perspektifin gölgesinde yürütüldüğünden "alternatif başörtülü Müslüman kadınların" temsilinde alternatif medyanın kritik öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Almanya'da ise başörtüsünü seküler kamusal alanda yasaklayan hukuki düzenlemelere karşı geliştirilen mücadele, alternatif medyanın yanı sıra kamu yayıncılığı yapan radyo kanallarında ve bilhassa sivil toplum örgütlenmeleri ile yürütülmektedir. Ancak vurgulanmalıdır ki mücadelenin alternatif dijital platformlara taşınması, Almanya'da da Müslüman kadın aktivizmine ivme kazandırmıştır. Ayrıca, iki ülkedekisiyasi kültür farkı, karşı-kamu yaratmak için farklı alternatif medya mecralarına başvurulmasına veya yeni medyayı farklı biçimlerde üretip tüketmeye neden olmaktadır. Türkiye'de daha yaygın olarak sosyal medya platformlarında içerik üretimi yoluyla görünürlük sağlanırken; Almanya'da sıklıkla sivil toplum kuruluşları ile alternatif fikirlere görünürlük kazandırılmaktadır. Hülasa alternatif medya platformları, iki ülke için de hem erkek egemen İslami paradigmaya hem de konunun öznesi olmayan ve Müslüman kadını "mağdur, boyunduruk altında, kurtarılması gereken, modernite dışı" gibi etiketler çerçevesinde yorumlayan özcü feministlere karşı perspektif geliştirilmesine olanak vermiştir. Anahtar Kelimeler: Feminist Karşı Kamusal Alan, Alternatif Medya, Feminist Aktivizm, Müslüman Kadınlar, Türkiye, Almanya
Author
Dr. Sümeyra Soydaş
Institution
How to Cite
Sümeyra Soydaş (Yüksek Lisans Tezi). "Kimsenin Müslüman Kadınları" Müslüman kadınların alternatif medya platformları aracılığıyla karşı kamusal alan oluşturmaları: Türkiye ve Almanya örneği, 2023, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
