Public space

124 theses under this subject heading

Proficiency in ArtOpen AccessTR

Toplum sanat ilişkisi ve süreç

Bu sanatta yeterlik tezi, sanat yoluyla kamusal alan oluşturulabilir mi sorunsalını irdelemektedir ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bir proje çalışmasıdır. Kamuyla beraber yapılan sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özellikleri incelenerek, projenin kapsamı belirlenmiştir. Projenin yöntemi olarak literatür taraması kullanıldığı gibi, bu konuda çalışan kişilerle birebir görüşmeler yapılmış ve proje dahilinde 43 kişinin katıldığı Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinde 'Kamusal Alanda Diyalog' isimli bir sergi oluşturulmuştur. Toplum Sanat İlişkisi ve Süreç Tez Projesi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, kamusal alan ve kamusal sanatın ortak kelimesi, 'kamusal'ın anlamsal değerlendirmesi yapılmış, projenin bu kavramlarla ilişkisi belirlenmiştir. Projenin geleneksel kamusal sanat çalışmalarından farklı olarak, ilişkilere dayanması ve kamusal alanda kamuyla beraber kamu için yapılan bir sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özelliklerini içermesi ele alınmıştır. İkinci Bölümde ise, sanatın, geleneksel özelliklerinden koparak, toplumla yapılan sanat çalışmalarına giden yolu açan, sanat içindeki kavramlar ve sanat çalışmaları incelenmiştir. Özellikle tarihsel avangard ve avangard gibi akımlardan örnekler verilmiştir. İkinci Bölümün son kısmında ise, yeni tip kamusal sanat olarak tanımlanan sanat çalışmalarına yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, toplumun ve günlük yaşantının, yeni tip kamusal sanata ve projenin oluşumuna katkısı araştırılmıştır. Projenin, toplumla birebir ilişkili olan bir sanat türünü ele alması, toplum ve sanatın buluşmasıyla ilgili saptamalar içeren verilerin ortaya çıkmasını sağlanmıştır. Bu araştırmayla, Eskişehir'deki kamu kurum yöneticileri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri yöneticileri, Eskişehir'in en eski esnafı, tek kadın milli piyango satıcısı, en eski lületaşı ustası, gibi toplum içerisinde var olan karakterlerin birbirleriyle ve sanat öğrencileriyle buluşması temel alınmıştır. Bu bağlamda karşılıklı gerçekleşen etkileşimle birlikte, Kamusal Alanda Diyalog Sergisinde sergilenen portre resimler ortaya çıkmıştır. Böylelikle katılımcıların, resimler yoluyla, kendilerinin ve birbirlerinin farkına vardıkları kabul edilebilir. Araştırmanın adında da var olduğu gibi, insanlar arasında gerçekleşen diyalog temelinde, sanat ve toplum ilişkileri üzerine, öğrencilerin ve araştırmacının deneyimler elde etmesi yönünde, toplum, sanat ve süreç kavramlarıyla ilgili, resim sanatı eğitiminde de kullanılacak pek çok veri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kamusal, Sanat, Toplum, Yeni tip kamusal sanat, Diyaloğa dayalı sanat.

Kamusal alanKamusal sanatResim sanatı+3
Gülçin Karaca
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel kadın imgesinden kamusal alan tecrübelerine başörtülü kadın

Bu tez Türk modernleşme hareketinin tartışmalı görünümlerinden biri olan "başörtülü kadın"ın kamusal alana katılma sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk modernleşme hareketlerinin başladığı Osmanlı son döneminden 2000'li yıllara kadar geçen sürede yaşanılanlar dönemlere ayrılarak incelenmiştir. İncelemeler sonucunda görülmüştür ki başörtülü kadınların kamusal alanda var olma talepleri yalnızca laik bloğa karşı olmamış dindar hatta İslamcı erkeklere karşı da olmuştur. Bu konuda pek çok tartışma ve çatışma yaşanmıştır. Laik blokmodern toplum yapısını tehdit ettiği gerekçesiyle başörtülü kadını kamusal alanın dışında tutmak istemiştir. Dindar erkekler ise Müslüman bir kadının fıtratına en uygun olanın geleneksel roller (anne ve eş olarak kadın) olduğunu gerekçe göstermişler, yani dinsel gerekçelerle, başörtülü kadının kamusal alanda bulunmasına karşı bazı çekinceler öne sürmüşlerdir. 1980'li yıllarda başörtüsü yasaklarına karşı düzenlenen eylemlerle laik bloğun karşısına çıkmış olan "ikinci nesil örtünen kadınlar", 1990'lı yıllarda İslamcı siyasetin erkekleri ile karşı karşıya gelmişlerdir. 1980'lerde İslamcı hareketin tepkisel tavrının içinde ilerleyen ikinci nesil örtünen kadınlar, 1990'lı yıllarda İslamcı erkeklerin "denetiminden" kurtularak daha sivil bir söylem ortaya çıkarmışlardır. İslamcı erkeklerin kendilerine sundukları geleneksel roller eleştirel bir sorgulama ile ele alınmış; bu rollerin İslam'dan değil ataerkil geleneklerden kaynaklandığı vurgulanmıştır. İslamcı erkekleri eleştirmekten çekinmeyerek bu rolleri reddeden kadınlar, "tebliğ" ve "dava" gibi toplumsal kaygılardan uzaklaşarak daha çok kendileri üzerine düşünmeye başlamışlardır. Nitekim özel ve kamusal alanda karşılaşılan sorunları konuşmak adına pek çok platformun kurulup, konferans ve seminerin düzenlenmesi bu dönüşümün önemli bir göstergesidir

Baş örtüsüDindarlıkKadın imajı+6
Şeymanur Bolat
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel kentsel dokulardaki atıl alanların kamusal mekana dönüşüm potansiyellerinin incelenmesi: Bursa, Hisar örneği

Sanayi devrimiyle birlikte kentlerde hızlı bir kentsel değişim ve dönüşüm gözlemlenmektedir. Yaşanan bu değişimlere katalizör etkisi oluşturan planlama ve tarihi kültürel miras koruma politika ve stratejilerinin yetersizliği kentlerde derin izler bırakmıştır. Alt yapısız, sağlıksız ve kimliksiz kentlerin oluşmasına neden olmuş, kentlilerin fiziksel, sosyo-kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak zorlaşmış ve sonuç olarak yaşam kalitesi düşmüştür. Bu değişimlerin yaşandığı, kültürel mirasın yoğun olarak gözlemlendiği alanların özgün yapısı bozulmuştur. Bu alanlar pek çok tehditle karşı karşıyadır. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının dünya gündeminde yerini almasıyla sürdürülebilir miras koruma ve yönetimi çalışmaları da başlamıştır. Tarihi, kültürel miras değeri olan kentsel alanların sağlıklı bir şekilde korunması ve günün şartlarına uygun bir şekilde yaşatılarak geleceğe aktarılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ile, tarihi ve kültürel miras niteliği taşıyan kentsel alanların, hızlı kentleşme sürecinde sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için, atıl kent alanlarının kamusal mekan potansiyellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, tezin alan çalışması için, Bursa ili, Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde gündelik yaşamın izlerini taşıyan ve tarihsel alan niteliğinde olan Hisar Bölgesi seçilmiştir. Tez kapsamında, Hisar Bölgesi atıl alanlarının türleri belirlenmiş ve sürdürülebilir koruma ve miras yönetiminin sağlanabilmesine destek olmak için belirlenmiş olan atıl alanların kamusal alan potansiyellerini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Katılımcı bir yöntemle gerçekleştirilen çalışmada bir odak grup toplantısı yapılmıştır. Atıl alanların bölge ihtiyaçlarına uygun kamusal kullanım alternatifleri bölge halkının da katılımıyla belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların bölgede yapılan miras koruma çalışmalarında değerlendirilebileceği ve diğer tarihi kültürel miras alanlarındaki çalışmalara yol göstereceği düşünülmektedir.

Atıl arazilerBursaBursa-Gemlik-Hisar+4
Muhammet Demirkapı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cihan Aktaş eserleri bağlamında İslamcı kadın üzerine sosyolojik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı Cihan Aktaş'ın eserlerinde ele aldığı "İslamcı kadın" olgusunun sosyolojik bir analizini yapmaktır. Birinci bölümde Osmanlı modernleşmesi ve bu bağlamda tartışılmaya başlanılan "kadın" konusu hakkında bilgi verilmiştir. Osmanlı modernleşmesiyle ortaya çıkan "İslamcı tipoloji" içinde yer alan ve modernleşme-batılılaşma ideolojisi arasında kalan "kadının durumu" mercek altına alınmıştır. Akabinde Cumhuriyet Dönemi'nde yeni bir imaj ve rol biçilen "çağdaş" kadın ve bu kadına sağlanan yasal haklar ele alınmıştır. Daha sonra "İslamcılık" ve "İslamcı kadın" kavramlarının Türkiye tarihindeki tanımlanma süreci irdelenmiştir. İkinci bölümde Cihan Aktaş'ın eserleri hakkında bilgi verilmiş ve müellife göre "İslamcı kadın" olgusu incelenmeye çalışılmıştır. "Müslüman kadın"ın konumu ve rolü, Aktaş'ın eserlerindeki değişim ve gerilim noktaları tespit edilerek "İslamcı kadının" politik bağlamı sosyolojik bir analize tâbi tutulmuştur. Ayrıca modernizasyon sürecindeki "İslamcı kadın"ın kamusal alandaki iz düşümleri, geçirdiği anlamsal değişim ve dönüşüm analiz edilmiştir. Bunun yanında Aktaş'ın kadın tipolojileri ele alınmış ve ideal kadın tipolojisi incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Müslüman Kadın, İslamcı Kadın, Cihan Aktaş, Kamusal Alan, İslamcılık, Modernleşme

Aktaş, CihanDin sosyolojisiDindarlık+5
Mahmut Çeliker
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil karşılaşmalar için kültürel paylaşım yollu bir kamusal alan olarak Mutfak||Matbakh Atölyesi örneği

Suriye'den gelen yoğun göç dalgasının ardından on yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen henüz toplumsal barışın sağlanacağı sosyolojik ve politik zemin kurulamamıştır. Çözüme dair arayış konunun kesişimselliği ve küreselliği itibariyle bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duymakta, konunun ayrıştırılarak tartışılması çok katmanlı sorunlarla mücadele yükünün bireylerin omuzlarına yüklemektedir. Sosyal uyumun demokratikleşme perspektifiyle sivil toplum ve kamusal alan paradigmaları üzerinden ele alınması konuya dair bütüncül bir çözüm önerisi geliştirebilmeyi sağlayacaktır. Çalışma, alanda tespit edilen dört sorun üzerinden şekillenmiştir; göç yönetişiminde uzun vadeli uyum politikalarının geliştirilmemesi, kamusal anlatılarda kurulan tekil dilin sivil toplumdaki farklı bileşenlerine alan tanımaması sebebiyle demokratikleşme imkânlarının önüne geçmesi, kültürel kamusal alanlarda kurulmuş olan hiyerarşik yapının özne deneyimlerine sunduğu imkânlardaki kısıtlar, konuya yönelik görünürlüğün yetersizliği. Bu doğrultuda göçmen ve yerel halk arasındaki ilişkiyi baz almak üzere sivil yapıdaki aktörlerinin kültürel paylaşım imkanlarını yaratarak sosyal uyumun önünün açan bir kamusal alan modeli üzerinden Mutfak||Matbakh Atölye örneği incelenmektedir. İncelemenin hedefi bu alanın imkânlarını, başarılarını ve kısıtlarını inceleyerek ileriye yönelik yöntem geliştirmek, bu yolla da kurulabilecek yerel bazlı sivil dayanışma pratiklerinin alanını artırmaktır. Çalışma kapsamında sivil toplum fikrinin Antik Yunan'dan bugüne tarihsel gelişimi ve kuramlar üzerinden kamusal alanın sosyal uyuma alan açması bağlamında ne gibi olanaklar sunabileceği tartışılacaktır. İncelemede katılımcı gözlem, yarı yapılandırılmış mülakat görüşmeleri, çalışmalardan kalan arşiv incelemeleri yöntemleri kullanılacaktır.

GöçmenlerKamusal alanMutfak+4
Damla Deniz Cengiz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital enstalasyon yöntemlerinin kamusal alanda kullanımı: panorama 25 aralık Gaziantep savunması kahramanlık panoraması ve müzesi

Bu çalışmada, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması Müzesi'nin kurumsal yapısı ve mimarisi, yeni medya sanatı bağlamında da sergi pratikleri incelenmiştir. Nitel bir araştırma desenine sahip olan tezde; literatür ve belge taraması ile birlikte 'yarı yapılandırılmış görüşme' tekniği uygulanmıştır. Savaş döneminde işgalci devletlerin Antep'e ve Antep halkına yaptıklarının sonraki nesillere hatırlatılması amacıyla yapılan müze içerisinde, panorama, dioramalar ve geleneksel yöntemlerle yapılmış yağlıboya eserlerin yanı sıra, dijital olarak üretilmiş etkileşimli projeksiyon enstalasyonları, video art çalışması, animasyon projeksiyonu, sinevizyonlar, tanıtım videoları, kiosklar, QR belge tarama ve yeşil perde fotoğraf çekme alanı yer almaktadır. Toplumsal belleğin sürekliliği için müzelerle ilgili sosyal medya çalışmalarının, kamusal alanda yeni medya teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanılmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Projeksiyon haritalama çalışmaları belli zaman dilimlerinde ve özellikle gece gösterimi yapılabilen uygulamalar olduğu için kalıcılığı kısıtlı olmaktadır. Bu bağlamda VR uygulaması ile sayısallaştırılmış mekânlar üzerinde projeksiyon haritalama uygulamalarının istenilen zamanda ziyaretçiler tarafından görülmesini olanaklı kılmak amaçlanmıştır. Müze binası dekonstrüktivist ve heykelimsi yapısıyla kamusal alanda dijital enstalasyon uygulamasına elverişlidir. Projeksiyon haritalama için müzede sergilenen eserlerden ve Millî Mücadelede yer almış kahramanların fotoğraflarından ve o dönem kullanılan belgelerden yola çıkılarak hazırlanan hareketli grafik animasyon çalışması, hem iki boyutlu hem de üç boyutlu olarak maket üzerine çalışılmıştır. Binanın maketi üzerine bir projeksiyon çalışmasının nasıl uygulanacağını göstermek için, hareketli grafik animasyon içeren bir video uygulaması yapılmıştır.

Kamusal alanKamusal sanatMüzeler+5
İbrahim Halil Kayış
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda sanatın üretim, tüketim ve eylem alanı olarak sokak

Burjuva Devrimi'nin, Aydınlanma'nın ve Sanayileşme'nin tüm getiri ve götürüleri ile girilen 20. yüzyılda, kapitalist endüstrinin hızlı gelişimiyle ortaya çıkan tüm toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşümler; hem sokağı hem sanatı hem de sokak ve sanat arasındaki ilişkiyi doğrudan etkilemiştir. Sokak, bu anlamda salt fiziksel bir mekan olmanın ötesinde toplumsal, kentsel ve gündelik hayat içindeki her türlü gelişmenin ve dinamiğin merkezinde olmuştur. Sanat ise tüm bu dönüşümlerin bir aracı ya da bir aktörü olarak, başka bir deyişle tüm bu gelişmelerin bizzat öznesi ya da nesnesi olarak, öyle ya da böyle yüzyıl boyunca etkin rol almıştır.Sanat alanı için 20. yüzyıl, geçmiş on dokuz yüzyılı ile her anlamda hesaplaştığı bir dönem olmuştur. Bu sorgulamaya sebep olan ise bahsi geçen dönüşümlerdir: Yani eski sistemlerin yerine gelen yeni sistemler, yeni üretim teknik ve biçimleri, yeni toplumsal ve kültürel yapılardır. Sanatçı, bu bağlamda gerek tüm bu yenilikleri yerinde keşfetmek üzere, gerek tüm bu yeni sistemle iktidar ve özgürlük mücadelesine girmek üzere, gerekse de tüm bu yeni sistem içinde yaşamını sürdürebilmek ve kendine bir rol, bir alan ya da bir kazanç sağlayabilmek üzere sokakta yer alabilmiştir. Bu çalışma, 20. yüzyıl boyunca sanatsal alanın ilgili tüm aktör ve araçlarının sokakta yer alma nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını irdeleyerek ilgili kavram, yaklaşım, akım ve uygulamaları biraraya getirmeye çalışmaktadır.

AltkültürAvangard sanatKamusal alan+6
Eren Gülbey
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal açık alan geliştirme stratejileri kapsamında bir değerlendirme: Bursa/Yıldırım örneği

Kamusal alanlar, cinsiyet, ırk, etnik köken ve sosyo-ekonomik düzeyden bağımsız olarak tüm insanlara açık ve erişilebilir mekanlardır. Bu alanlar topluluk bağlarını kuvvetlendirir, sosyal yaşamı destekler ve bu özellikleriyle toplumsal problemlerin önlenmesine yardımcı olurlar. Kentsel çevrenin kalitesinin iyileştirilmesinde önemli rolü olan kamusal alanlar, fiziksel ve mental sağlığa faydalar sunmaları nedeni ile de kent sağlığı için kritik öneme sahiptirler. Her kullanıcı grubundan kentlileri bir araya getirerek sosyalleşme, sivil katılım ve aidiyet duygusunun ortaya çıkmasında büyük bir rol oynarlar. Toplumsal ve bireysel hayatta önemli bir yere sahip olan bu alanlar, son yüzyılda hızlı ve plansız kentsel gelişmeler, özelleşme, tüketim gibi ekonomik ve sosyal baskılar sonucunda değişime uğramış ve giderek özelliklerini yitirmeye başlamışlardır. Bu değişiklikler kamusal alanda, nitelik ve nicelik olarak azalma, ticarileşme ve geleneksel kamusal alanların bozulması olarak kendini göstermektedir. Bursa'nın nüfus bakımından ikinci büyük ilçesi olan Yıldırım, yoğun ve genellikle nitelikli olmayan bir kentsel dokuya sahiptir. Çalışma kapsamında bu yoğun kentsel doku içinde bulunan kamusal alanların mevcut durumlarının ortaya konulması ve geliştirilmesine dair önerilerin oluşturulması amaçlanmıştır. Tez çalışması kapsamında kamusallık kavramı ve kamusal alanların, özellikleri ve tarihsel gelişim süreçleri hakkında literatür araştırmaları yapılmış, dünyanın farklı kentlerinde ve farklı ölçeklerde kamusal alanları iyileştirmeyi hedefleyen örnek alan çalışmaları incelenmiştir. Problemin kentsel çevrede araştırılması ve çözümüne yönelik öneri ve yöntemlerin geliştirilmesi amacıyla Bursa İl'i ve Yıldırım İlçesi'nin özellikleri ortaya konulmuş ve Yıldırım ilçesindeki kentsel dokuyu temsil eden mahallelerde örnek alan çalışmaları yapılmıştır. Literatür taramaları, örnek alan incelemeleri ve saha çalışmalarından elde edilen bulgular doğrultusunda alanda uygulanabilecek kamusal alan geliştirme stratejisinin temel ilkeleri geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Kamusal alan, Yıldırım, Kamusal alan geliştirme stratejileri.

BursaGelişme stratejileriKamusal alan+1
Ayşe Özcü
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi kent merkezlerinde yaşam kalitesini kent morfolojisi açısından incelemek: Bursa Hanlar Bölgesi örneği

Son yıllarda kentlerde yaşayanların artmasıyla birlikte giderek daha fazla genişleyen kentsel alanlarda, yeni alt merkezlerin ortaya çıkması, tarihi kent merkezlerinin eski önemini ve canlılığını kaybetmesine, mekânsal kalitesinin azalmasına ve köhnemesine neden olmaktadır. Tarihi kent merkezlerinin kaliteli ve yaşanabilir olması, kentte yaşayan bireylerin kente ait hissetmesini, kenti tanımasını, deneyimlemesini ve kentsel mekânla bütünleşmesini sağlamaktadır. Bu alanların yaşanabilirliği sadece kamusal alanlarının varlığı ve sayısı ile değil aynı zamanda yapılan aktivitelerin çeşitliliği, yürünebilirlik ve mekânların sürekliliği ile de ilişkilidir. Bu bağlamda, tez çalışması Bursa Hanlar Bölgesi ve çevresindeki kentsel yaşabilirliği morfolojik bakış açısıyla irdelemeyi hedeflemiştir. Başka bir deyişle, tez çalışması, kent merkezi ve yakın çevresindeki kamusal alan karakterini morfolojik analizlerle ortaya koymaktadır. Böylece, kamusal alanlardaki mekânsal kaliteye ilişkin parametrelerin değerlendirilmesi ile kent merkezindeki fiziksel çevreye dair bir yaşanabilirlik yaklaşımı geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu amaçla, tez çalışması literatür kısmında, kentsel yaşam kalitesi ve kentsel morfoloji araştırma alanlarına ilişkin yaklaşım ve modelleri incelemiştir. M.R.G. Conzen'in morfolojik bakış açısı ve Van der Voordt'un yaşam kalitesi yaklaşımı, araştırmanın temel kavramsal çerçevesi ve yönteminin oluşturulmasında temel oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışma öncelikle Bursa kent merkezinin gelişim sürecini, kentleşme ve planlama deneyimlerini tarihsel olarak tartışarak incelemiştir. Daha sonra, kent merkezi ve çevresindeki alanları içerecek biçimde belirlenen çalışma alanında, morfolojik analizlerle uyum bölgeleri elde edilmiştir. Bu uyum bölgelerinde, kentsel mekâna ilişkin kalite nesnel olarak ölçülmüştür. Nicel ve nitel yöntemleri bir arada ele alan değerlendirmeler sonucunda, morfolojik bileşenlerde sayısal değişimlerin ve yaşanabilirliğin değiştiği tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan veri, Osmangazi Belediyesi'nden elde edilen imar planları, hava fotoğrafı, alanda yapılan gözlem ve değerlendirmeler ile örnek alanlarda yaşayan kişilerle ve esnafla yapılan yüz yüze görüşmelerden meydana gelmektedir. Yapılan analizlerin sonucuna göre, kent merkezinden çevre mahallelere doğru, bireylerin kent merkezinde vakit geçirmesini sağlayacak kamusal alanlar azalmaktadır. Benzer biçimde, yürünebilirlik, tipolojik ve estetik uyum ile yaşanabilir alan endeks değeri düşerken, parsel büyüklüğü ve düşey yoğunluk artmaktadır. Sonuç olarak, tarihi kent merkezlerinin daha yaşanabilir hale gelmesi için yapılacak müdahaleler, bu alanları çevrelerindeki kamusal alanlarla birlikte göz önüne almalı,kamusal alanların arttırılması, sürekliliğinin sağlanması ve genel anlamda bütünselliğin kurulması gibi ilkelere yer vermelidir.

BursaHanlarKamusal alan+3
Elif Çetinoğlu Çınar
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anıt ve heykellerin ideolojik mesajları ve toplumsal algılar: Diyarbakır örneği

Bu çalışma Diyarbakır'da kamusal alana konulmuş anıt ve heykellerin sosyolojik bir analizi üzerinden Türkiye'nin siyasi ve toplumsal çatışmalarına dair bir tablo ortaya koymayı hedeflemektedir. İktidar, ideoloji ve kamusal alan tartışmalarını merkezine alan çalışma içerik analizi ve görüşme tekniklerini birlikte kullanmıştır. Böylece kentte görülen heykellerin ve anıtların taşımış oldukları kimi açık kimi örtük olan ideolojik mesajların anlamları ve bunların halk tarafından algılanış biçimi ortaya konarak ideoloji, sanat ve toplumsal algılar arasındaki ilişki çözümlenmeye çalışılmıştır. Neticede araştırma şu tezi desteklemiştir: İktidarlar kendilerini sanatsal eserler üzerinden kamusal alanda görünür kılmaya çalışsa da bu eserler üzerinden verilen ideolojik mesajlar çoğunlukla halk tarafından ya anlaşılmamış ya da karşıt ideolojik geleneklerin süzgecinden geçirilerek çarpıtılmıştır. Böylelikle sanat ulusallaşma için kendisinden beklenen dönüştürücü rolünü tam olarak oynayamamıştır. Anahtar Kelimeler: İktidar, İdeoloji, Kamusal alan, Sanat, Kemalist heykel, Yerel belediyeler

AnıtlarDiyarbakırHeykel+6
Recep Baydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve medya: Reklamlar üzerine bir inceleme

Antik Yunandan beri erkek genellikle kamusal alanda özgürlük, kontrol, erkeklik kavramlarıyla ilişkilendirilirken, kadın özel alanda aile ve yakın çevresiyle ilişkilendirilmektedir. Sanayi toplumundan günümüze kadar bu ayrım devam etmektedir. Kamusal ve özel alanların belirgin bir şekilde ayrılması cinsiyet eşitsizliğinin uzun yıllar boyunca devam etmesine neden olmuştur. Toplumsal cinsiyet perspektifinde reklamlarda kadının ve erkeğin sunumuna, kamusal ve özel alan ayrımının nasıl olduğu üzerine durulacaktır. Toplumsal cinsiyet bağlamında en çok tıklanma alan reklamlarda kadın ve erkeğe yüklenen roller göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenecektir. Bu çalışma altı bölümden oluşacaktır. İlk bölüm giriş kısmı olup, ikinci bölümde kamusal ve özel alan kavramları, üçüncü bölümde cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavram ve kuramlarına ilişkin açıklamalar yer alacaktır. Dördüncü bölümde reklam ve toplumsal cinsiyet rollerinin reklamlara nasıl yansıdığı üzerinde durulacaktır. Beşinci bölümde araştırma tasarımı ve yöntem kısmı bulunmaktadır. Bu bölümde araştırmanın amacı ve araştırmada kullanılan yöntem açıklanacaktır. Altıncı bölümde ise, araştırmanın sonuçları, bulguları ve yorumları açıklanacaktır. Bu bilgiler ışığında çalışma, kadın ve erkeğin reklam filmlerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve kalıpları bağlamında yer alış biçimi ortaya konulmuş olup, sonrasında ulaşılan sonuçların genel olarak yorumlandığı sonuç̧ kısmıyla tamamlanacaktır.

CinsiyetCinsiyet eşitsizliğiKamusal alan+7
Elif Yakut
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern kadın kamusallığının olanak ve sınırlılıkları: 'blogcu anne' bloğu örneği

Bu tez çalışması ataerkil ilişki biçimlerinin hâkim olduğu toplumlarda özel alana sıkıştırılan kadının, seçilen bir anne bloğu üzerinden oluşturduğu karşıt kamusallık potansiyelinin olasılıklarını ve sınırlılıklarını anlamaya çalışmak ve bu olanakların görünürlüğüne vurgu yapmak amacıyla yapılmıştır. Tezin bir diğer amacı ise kadınların gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunları ve deneyimleri paylaşmak yoluyla bir grup olarak ezilmişliklerindeki ortaklığı keşfedecekleri, taleplerini olgunlaştırıp dile getirebilecekleri, sözlerini kendi sesleriyle söyleyip başkalarına ulaştırabilecekleri alternatif yolları gözlemlemektir. Çalışmada yeni iletişim teknolojileri aracılığıyla oluşacak bir madun kadın kamusunun egemen kamusal alanla gireceği ilişki pratiği ve sonuçları, kamusal alan, feminizm, postmodernlik tartışmaları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tezin örneklemini, kendisini anne kimliği altında tanımlayan genellikle çocuklu, eğitimli ve çalışan orta sınıf kadınların bir araya gelerek ataerkil sistemin kadının aleyhine yarattığı eşitsizlikler ve gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunlar hakkında deneyimlerini paylaştıkları bir platform olan 'Blogcu Anne' blogunda yayınlanan yazılar ve etkileşimler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin kadını hangi biçimlerde ve söylemlerle özel alana sıkıştırarak kamusal alandan uzaklaştırdığı, ataerkil sistemin de katkısıyla bu eşitsizliklerin nasıl kurumsallaştığı tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Özel Alan, Toplumsal Cinsiyet, Feminizm, Sosyal Medya, Anne Blogları

BlogCinsel kimlikFeminizm+6
Özge Atalay Küçük
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te esnaflar ve kamusal alan

Bu çalışmada, Gaziantep örneği üzerinden kamusallığın yapısal dönüşümüne ilişkin bir yaklaşım geliştirildi. Kamusal alanda bireylerin, grupların ve karmaşık ilişkiler aracılığıyla bir arada bulunan eyleyenlerin, gündelik yaşam etrafında organize olmuş toplumsallaşma dinamikleri değerlendirildi. Üzerinde durulan toplumsallaşma dinamikleri ve karmaşık sosyal ilişkiler, toplumsal sınıflar ve sınıfsal özellikler üzerinden yorumlandı. Günümüzdeki konjonktürün ve ilişkilerin ortaya çıkış koşullarını ve nasıl dönüştüğünü anlayabilmek için Osmanlı dönemi, Cumhuriyetin ilk yılları ve ilerleyen dönemler üzerinde duruldu. Sosyokültürel dokunun ve deneyimlenen sosyal hayatın yanı sıra, sosyoekonomik ve iktisadi koşullar, çeşitli kaynaklardan ulaşılan bilgiler eşliğinde değerlendirildi. Bu koşullarla beraber, neredeyse tüm dünya üzerinde etkili olan, küreselleşme, neoliberalizm, kitle demokrasileri, teknolojik gelişmeler, ortaya çıkan ve hızla organize olmaya devam eden yeni haberleşme ağları ve siyasi gelişmeler gibi olgulara dikkat çekildi. Bahsi geçen tüm konular, çalışmada mekânla ilişkisi üzerinden yorumlandı. Jürgen Habermas'ın 'Kamusallığın Yapısal Dönüşümü' adlı yapıtı ve onun içerdiği dönüşüme ilişkin çözümlemeler sonucu üretilen kavramlar referans olarak kabul edildi. Çalışmada kullanılmak üzere Gaziantep Sanayi Odası, Gaziantep Ticaret Odası ve Kent Konseyi gibi kuruluşlara üyeliği bulunan kişilerle derinlemesine mülakatlar yapıldı. Ayrıca, farklı kişilere ulaşmak amacıyla, kartopu örneklem yöntemine başvuruldu. Anahtar Kelimeler: Kamusal alan, yapısal dönüşüm, orta sınıf, sermaye, kamusallık, kültür, tüketim, neoliberalizm, küreselleşme, statü, mekân, yerelden kalkınma, girişimci kent, gündelik yaşam.

EsnaflarGaziantepKamusal alan+2
Turgay Taş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel / kamusal bir deneyim mekânı, gündelik hayat ve boş zaman etkinliği olarak park: Gaziantep kenti örneği

Parklar, sanayileşmenin ve kentleşmenin sonucunda ortaya çıkmış mekânlardır. Bu anlamda park deyince ilk olarak, insanların çeşitli rekreasyonel ihtiyaçlarını karşıladığı, dinlendiği, yeşilliğin ve doğanın ön planda olduğu bir alan akla gelmektedir. Ancak park, yalnızca fiziksel niteliklerle tarif edilebilecek bir unsur değildir. Özellikle Gaziantep kenti açısından toplumsal perspektiften bakıldığında, insanların anlam yüklediği mekânlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Ramazan ayı içerisinde çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği parklar; geçmişten beri sahre, kaymak yemeye gitme, Hıdırellez kutlamaları gibi geleneklere ev sahipliği yapmaktadır. Bu gelenekler parklara bir kimlik atfederken, aynı zamanda onları kent kültürünün ve gündelik hayatın bir parçası; sıradan bir yer değil, anlam yüklenmiş bir mekân haline getirmektedir. Böylece insanların boş zamanlarını değerlendirmede kültürel bir role sahip olan parklar, Gaziantep insanının evle olan ilişkisinin bir devamı olarak görülmektedir. Neticede park diye gördüğümüz yeşillik, insanların anlam dünyalarında bambaşka kıvrımlara ve güzergâhlara sahiptir. Dolayısıyla çalışmada Gaziantep insanının parkla kurduğu temas ve bu mekânda büyüttükleri hikâyeler açıklanmaya çalışılacaktır. Öte yandan parkın kökenlerine baktığımızda biçimsel, toplumsal ve kültürel açıdan çeşitli uğraklar karşımıza çıkmaktadır. Nitekim kökeni "Cennet Bahçesi" mitine kadar yaslanan park kavramının modern dünyadan önce daha çok kraliyet ve sarayların sınırları içerisinde yer alan ya da zengin insanların evlerinin etrafına inşa ettikleri bahçelere işaret ettiği görülmektedir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde günümüz parklarıyla toplumsal ve kültürel olarak benzer işlevlere sahip kamusal mekânlar kendini göstermektedir. Bu noktada Antik dönemden Rönesans'a kadar uzanan; Antik Yunan'da agoralar, Roma'da forumlar, Ortaçağ meydanları ve Rönesans meydanları gibi farklı tarihsel uğraklara baktığımızda, içerisinde bulundukları dönemin toplumsal hayatının vazgeçilmez mekânlarından biri olduğu görülmekte ve günümüz kamusal mekânlarının, dolayısıyla parkların toplumsal ve işlevsel anlamda ilk örneklerini oluşturduğunu söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Mekân, Kent Kültürü, Park ve Gelenek, Sahre, Sınıf, Kimlik.

Boş zamanBoş zamanları değerlendirmeGaziantep+4
Hakan Kılınç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antep kadınının kamusal alan deneyimi ve gündelik hayatını inşa etme biçimleri

Elinizdeki çalışma Antep kadınının gündelik hayatını kurgusal düzlemde nasıl gerçekleştirdiğini ve bu kurgusal sürecin hangi aşamalardan geçtiğini ortaya çıkarmak amacı taşımaktadır. Yapılan literatür taramasında etnografik bir biçimde ele alınan kadın çalışmalarının azlığı dikkat çekicidir. "Kadın adına" konuşmanın kadın çalışmalarında gözle görülür fazlalığı, kadının meramını anlatmasını neredeyse olanaksız kıldığını, dolayısıyla da okuyucuya bu alanda yapılan çalışmaların elitist bir çerçeveye yerleştirildiğini düşündürtmektedir. Bu durum ise sözü edilen kadın sorununun çözümüne sağlayacağı katkının sınırlı olmasına sebep olmaktadır. Elinizdeki çalışma kadının gündelik hayatını kendi zihin dünyasına göre kurguladığını, bir anlamda kendine kurgusal gerçeklikler oluşturduğunu ve bu kurguya sıkı sıkıya sarıldığını, yine kadının kendi anlatımlarıyla aktarmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada kadının gündelik hayat deneyimleri gözlenmiş, kadınla aynı deneyimler paylaşılmaya çalışılmış ve kadının konuşması sağlanmıştır. Elde edilen bulgularda ise kadının pasif değil aksine aktif bir direniş sergilediği, gerçekliklerini kurgulamasıyla kendine özgü bir direnç pratiği geliştirdiği görülmektedir. Kadınlar ataerkil ve geleneksel bir yapı içerisinde kendi tasavvurları ile farklı bir dünya kurmuş ve bu dünyada kendi kuralları, kendi yaşayış tarzları, kendilerine özgü dilleri ve kendi kimlikleri ile bir yaşam sürmektedir. Toplumun kadına atfettiği roller, toplumsal yapının kadın için oluşturduğu kimlik kadını sanıldığı kadar pasifize etmemiş aksine kadını mücadeleci hale getirerek daha güçlü kılmıştır. Gündelik hayatın gerçeklerine kurgusal anlamlar yükleyen kadın bir anlamda akıp giden zamana ve kuralların tümüne karşı inanılmaz bir direniş örneği sergilemektedir. Çalışma içerisinde her şeye boyun eğen pasif kadın simgesine değil güçlü kadın olgusuna ve onun direnç pratiklerine rastlayacaksınız.

GaziantepGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+4
Kader Taşkesen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde "sokak fotoğrafının" rolü

Bu çalışma kamusal gündelik yaşamı estetize etme konusunda sokak fotoğrafının işlevini ortaya koymayı; bu bağlamda kamusal gündelik yaşam ve estetik kavramının "sokak fotoğrafı" perspektifinde değerlendirilip bu kavramın nasıl estetize edildiğini derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada kamusal gündelik yaşamı estetize etme konusunda sokak fotoğrafının işlevine yönelik sokak fotoğrafçılarının görüşlerinin belirlenebilmesi ve kamusal gündelik yaşam ve estetik kavramının "sokak fotoğrafı" perspektifinde değerlendirilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın araştırmanın grubu amaçsal örnekleme yoluyla tespit edilmiştir. Amaçsal örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemi sokak fotoğrafçılığı yapan kişilere ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu 18 açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Küresel değişimler ve kırılmalar ışığında ortaya çıkan kamusal alan, gündelik yaşam ve sokak fotoğrafı kavramları, insanlığın var oluşundan bu yana gündemde olan estetik kavramıyla bir araya gelerek araştırmamızın konusunu oluşturmuştur. Bu işi bizzat yapan fotoğrafçılarla yapılan görüşmeler bizi kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde sokak fotoğrafının önemli bir işlev üstlendiği sonucuna götürmüştür. İnsanlığın gündelik yaşamının büyük bir kısmını birlikte geçirdikleri alanlar oluşturmuştur. Sokak fotoğrafının konusu da bu alanlarda geçen hikâyeler olmuştur. Üretilen imajlar, sıradan gibi görünen alanların, sıradan gibi görünen gündelik yaşam pratiklerinin, estetik bir bakış açısıyla yaklaşıldığında kentlere ve kamusal alanlara daha estetik görünme bağlamında katkılar sağlamıştır. Dünya'dan ve Türkiye'den birçok ünlü sokak fotoğrafçısı bu amaca hizmet eder bir biçimde kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde kilit roller oynamıştır.

EstetikFotoğrafGünlük yaşam+2
Mehmet Fatih Eminoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Gündelik yaşamda kamusal kent mekânlarındaki sosyal karşılaşmalarda etkileşim pratikleri: Ankara şehiriçi otobüslerinde alan araştırması

Bu çalışmada kişilerarası etkileşim temel alınarak, toplu taşıma araçlarından biri olan şehir içi otobüsler fenomenolojik bir yaklaşımla incelenmiştir. Fenomenolojik yaklaşım bir olguyu tüm boyutlarıyla incelemeyi gerektirir. Bu doğrultuda ilk olarak Ankara'daki şehir içi belediye ve özel halk otobüslerinin alan araştırması için seçildiği bu tezde, bireylerin otobüslerdeki etkileşimlerine etkide bulunan Ankara'daki gündelik hayatın akışı, katılımcıların şehre dair düşünceleri ve şehrin kişiler arası etkileşime etkisi incelenmiştir. Ardından görüşmecilerin toplu ulaşım araçlarından hangilerini, ne gibi nedenlerle tercih ettikleri ve toplu ulaşım alışkanlıkları; otobüslerin mekânsal özellikleri; otobüslerdeki toplumsal etkileşime neden olan faktörler ve etkileşimin nasıl kurulduğu; yolcuların izlenim yönetimleri gibi mevzular mercek altına alınmıştır. Yolcular arası etkileşimin yanında otobüslerde şoför-yolcu iletişimi de oldukça önemlidir. Bu nedenle yolcu-şoför etkileşimine şekil veren şoförlerin çalışma koşulları, yetkileri ve yaşadıkları sorunlar ile bunların yolcu-şoför etkileşimine bulunduğu etki çalışmanın bir diğer boyutunu oluşturmuştur. Tüm bu konular, mikro sosyolojinin alanına giren etkileşim ve gündelik yaşam kuramları, kent sosyolojisi ve ulaşım sosyolojisi literatürünün sağladığı kuramsal arka plan ile ele alınmıştır. Toplu ulaşımın herhangi bir alanı daha önce böylesi bir kapsamda ve hem yolcuların hem de şoförlerin görüşlerine yer verilerek incelenmediği için bu tezin alanda önemli bir boşluğu doldurması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda toplu ulaşım alanında yönetimsel alandan kaynaklanan çok temel ve elzem kimi sorunların olduğu, bu sorunların yolcular arası etkileşimde ve şoför-yolcu iletişiminde problemlere neden olduğu; var olan sorunlara rağmen yolcuların birbirleriyle ve şoförlerle önemli yardımlaşma ve dayanışma ilişkileri geliştirdikleri; otobüs yolculuklarının içerdiği olumsuz koşullara rağmen, bu alanın bir boş zaman değerlendirme yeri olarak da kullanıldığı, ayrıca bu mekânın bir özel alan olarak da kamusal alan da yolculara hizmet ettiği gibi bulgulara ulaşılmıştır.

AnkaraEtkileşimEtkileşim toplulukları+7
Ayşe Mirza Girgin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kamusal alanda reklam aparatlarının sanatsal sunum için kullanımı

Yirminci yüzyıl sonu sanat pratigini `beyaz kutu'nun dışına çıkış ve `izleyici'nin keşfiyle tanimlamak mümkündür. Sanat, iletişim ve geçerlilik gibi terimlerinin değiştiği, çok katmanlı toplumsal bir dünya anlayışında varlık bulmaktadır. Buna bağlı olarak da; beyaz kutu ve kamusal alan arasında, geleneksel izleyici ve yeni kamular arasında, toplumsal olan ve sanatın özerkliği arasında kutuplaşmalar oluşagelmiştir. Bu kutuplaşmalar, kentsel sosyoloji ve siyaset çalışmalrı alanlarında, kamusal mekan ve kamusal alan kavramları üzerinde yoğunlaşma sürecini doğurmuştur.Bu tez çalışmasının amacı; resim sergileme mekanlarına yeni bir bakış açısı kazandırmanın yolunu açmaktır. ?Kamusal Alanda, Reklam Aparatlarının Sanatsal Sunum İçin Kullanımı? projesiyle; sanatın mekanla ve izleyicisiyle ilişkisini sorunsallaştıran yeni sanat pratikleri ve pozisyonları üzerine bir tartışma açmak hedeflenmiştir.Bu bağlamda sanatsal çalışmalarımızı elimize alıyor ve kamusal alana çıkıyoruz. Kimi zaman eserler seçilen alanda oluşturulurken, kimi zaman da orjinal eserlerin kopyaları, dijital çoğaltım sistemiyle kamuya ulaşmaktadır.Burada asıl sorunsal; üslup ve teknikten öte, eserlerin izleyicisiyle raslantısal karşılaşmasını sağlarken, sanat-izleyici ilişkisini tüm varlığıyla kamunun yaşamsal dinamiğinin orta yerine yerleştirebilmektir. Bu akademik çalışmanın kapsamında, merkezde kamusal alan olmak üzere; sanatçı-eser, eser-izleyici, sanat-politika ilişkilerinin yanı sıra, kamu ve kamusal alana hizmet eden dinamikler bulunmaktadır.Bu çalışmanın uygulama projesi olan, `bir reklam aparatı olan bilboardlarda resim sergisi' ; Ankara kentinde, Çankaya va Altındağ bölgesinde toplam 14 adet resmin bir hafta boyunca sergilenmesiyle gerçekleştirilmiştir.Habermas, Arendt, Negt ve Kluge gibi teorisyenlerin yaklaşımlarının temelini oluşturduğu, kamusal alan problematiğini merkeze alan bu çalışmanın oluşumunda, yakın tarihlerde kamusal alanda çalışmalar yapan sanatçı ve akademisyenlerin görsel ve yazınsal eserlerinden de faydalanılmıştır.Tüm bu bilgilerin ışığında, sanat eserlerinin sergilenmesinin ve sanat tartışmalarının sterilize edilmiş, duvarlarla çevrilmiş, belirlenmiş tabela ve adresler altında gerçekleştirilmesinin eyleme yenilikçi bir katkı sağlayamayacağı sonucuna varmaktayız. Sanatı kamuya ve kamusal alana açmanın zamanıdır.Anahtar SözcüklerKamusal Alan, Kamusal Mekan, Billboard, Beyaz Küp, Sosyo-kültürel

BillboardlarKamusal alanMekan+7
Ceyda Çalgüner
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif kamusal alan üretiminde sosyal medyanın gücü: İşçi sendikaları üzerine bir inceleme

Son yıllarda internet ve internet aktivizminin gücü tartışılmakla beraber toplumsal hareketler bazında işçi sendikaları ve sınıf temelli eylemlerin internet kullanımları online aktivizm açısından tartışılabilir niteliktedir. İnternetin beraberinde gelişen sosyal medya, aynı zamanda sanal bir kamusal alan niteliği de oluşturduğu tartışmalar arasındadır. Sanal bir kamusal alanın oluşması toplumsal hareketlerin de sanal alandan reel alana taşınması anlamına gelmektedir. Sosyal medyanın kitle iletişimi gibi geniş bir iletişim ağı oluşturma potansiyeli de olduğundan sanal tartışma ve uzlaşma alanı niteliği taşımaktadır. Sosyal medyanın toplumsal hareketler ve aktivizme nasıl yer açtığı bu sendikaların paylaşımları üzerinden belirlenmiştir. Sosyal medyanın toplumsal hareketlerde ve alternatif kamusal alan üretimindeki potansiyelini ortaya çıkarmak için Türkiye'deki dört önemli sendikalardan DİSK, KESK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ konfederasyonları incelemeye alınmıştır. Bu çalışma, alternatif medyanın, sınıf temelli ve demokratik bir platform sağlamasında bu dört sendikanın twitter sitelerinin rollerini ve sendikal hareketlerin güçlendirilmesi açısından potansiyelleri incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, sosyal medya aktivizminin alternatif bir kamusal alan yaratmadaki potansiyelini tartışmaktadır. İşçi sendikalarının twitter hesapları üzerinden yürütülen çalışmada; sosyal medya kullanımı, hangi durumlarda yoğun kullanıldığı, hangi konularda paylaşımlar yapıldığı ve paylaşımların yoğunlukları kategoriler şeklinde içerik çözümlemesi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, İnternet, Sosyal Medya, Aktivizm, İşçi Sendikaları

AktivizmGüçKamusal alan+3
Halime Kök
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnternetin kamusal alan niteliği üzerine bir araştırma: Ankara'daki üniversite öğrencilerinin internet kullanımı

21. yüzyılın siyaset, ekonomi, iletişim ve kimlik aracı olarak internet bugün en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Son yılarda, bu tartışmalara internetin, sanal bir kamusal alanın olup olmadığı sorusu da eklenmiştir. Demokrasinin vazgeçilmezi olan ideal bir kamusal alanın varlığı, her türlü baskıdan uzak, özgür bir ortamda, herkesin fikrinin beyan edebildiği bir iletişim ortamına bağlıdır. Bu iletişimin sağlanabilmesi içinde belirli iletişim araçlarının varlığını gerektirmektedir. 20. yüzyılda klasik kitle iletişim araçlarında görülen tekelleşme nedeniyle, bu araçlar, kamusal alan oluşturma işlevlerini yitirmelerine neden olmuştur. İşte böyle bir dönemde ortaya çıkan internet, geleneksel kitle iletişim araçlarının dönüştürmekle kalmamış, geçmişte geleneksel kitle iletişim araçlarına atfedilen özgürleştirme, demokratikleşme gibi görevleri de üstlenin duruma gelmiştir. Bu çalışmada, Ankara ili sınırları içinde bulunan üç devlet üniversitesinde, (ODTÜ, GAZİ ve Ankara Üniversiteleri) toplam 496 öğrenci ile buöğrencilerin, interneti daha çok hangi amaçlarla kullandıklarını ve interneti bir kamusal alan olarak görüp görmediklerini sorgulamak amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, anket çalışması sonucunda orta çıkan bulgulardan yola çıkarak internetin, özel amaçlar için kullanılan bir araç mı olduğu yoksa kamusal sorunların tartışıldığı ve çözüm önerilenin sunulduğu bir kamusal alan mı olduğu tartışılmaktadır.Anahtar Sözcükler: Kamusal Alan, Kamuoyu, İletişim, İnternet, İnternet Kullanım Amaçları

Ankara ÜniversitesiKamusal alanÖğrenciler+5
Özgür Gülaşık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Jürgen Habermas düşüncesinde üç kavram: Önyargı, eylem ve kamusallık

Filozof, sosyolog, toplumsal tarihçi gibi kimlikleri ile günümüz düşünürleri arasında özel bir yer işgal eden Jürgen Habermas, yaşamının farklı dönemlerinde ve bu dönemlere ait farklı eserlerinde dile getirdiği önyargı, eylem ve kamusallık kavramları arasındaki ilişki bu araştırmanın konusunu teşkil etmektedir. Bu konuyu seçmekteki amaç Habermas'ın farklı dönemlerinde farklı konularla ilgilenmesine rağmen düşünce sisteminin bir bütünlük arz ettiğini göstermektir. Zira bu üç kavram her ne kadar birbirinden uzak görünse de arka planda birbirine yaslanan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.Habermas önyargı kavramını hermeneutik çalışmaları içerisinde ele almıştır. Eylem kavramını geliştirdiği ?İletişimsel Eylem Kuramı? çerçevesinde detaylandırmıştır. Kamusallık kavramını ise ilk dönem çalışmalarına konu edinmiş olup, Burjuva kamusallığının dönüşümü ile açıklamıştır.Sosyoloji, iktisat, felsefe, iletişim, siyaset gibi farklı çalışma alanları kapsamında değerlendirilen eserlerinden yararlanılarak hazırlanan bu çalışma da öncelikle düşünsel arkaplan konu edilmiştir. Habermas'ı tanımaya olanak sunan bu bölümün ardından ise tezin ana temasını oluşturan kavramlar tüm boyutlarıyla ele alınmıştır.

AksiyonFelsefi düşünceHabermas, Jürgen+2
Fatma Kılınç Hatipoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Görünürlük uzamlarında kamusallık, denetim, mahremiyet: İstanbul örneğinde kameralı gözetimin sosyo-politiği

Kentsel mekânların kameralı gözetimi risk, korku ve yüksek suç oranları ile karakterize olan çağdaş kent yaşamının hayati bir bileşeni haline gelmiştir. Kameraların kent mekânlarındaki hızlı yayılımı, bazı kriminolojistler tarafından risk yönetimi stratejilerine dayalı yeni bir kriminoloji yaklaşımının göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, kameraları bir suç önleme enstrümanı olarak seferber etme sürecinde neo-liberal kent yönetiminin gündeme getirdiği kimi gerekirliklerin rolünü dikkate alma yönündeki bir eğilimi de içermektedir. Küresel pazarın yatırımcıları ve tüketicileri için daha cazip bir uğrak haline gelme arayışında kent, güvenli ve istikrarlı bir yer olmaya zorlanmakta ve kameralar, bu türden mekânların gerçekliğinin değilse bile imajının üretilmesinde hayati bir fonksiyon yerine getirmektedir. Kentsel mekânların metalaşması sonucunu da doğuran bu sterilleştirme süreci, sahte kamusallıkların üretilmesinden de sorumlu tutulmaktadır. Kent yaşamına özgü karmaşıklığı yönetme ve farklılıkları bir arada tutma yetisinden yoksun olan çağdaş kent kamusallığı, bir türdeşleşme süreci ile karakterize olmaktadır. Bu durum da, kendi başına, kentsel mekânların kameralı gözetim ile denetlenmesi girişimini anlamlı hale getirmektedir.Bu çalışmada, kameralı gözetimin kent tecrübesi ve daha genelde kentsel kamusallık üzerindeki olası etkiselliğinin araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın kuramsal hareket noktasını, yetkin ifadesini Panopticon'da bulan, bakış ile iktidarı özdeşleştirme eğiliminin eleştirel bir yeniden değerlendirmesi oluşturmaktadır. Söz konusu bağlamda, `bakışın idaresi' çalışmanın anahtar nosyonu olarak öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, kamerada temsil olunan bakışın kentsel mekânlara dâhil olma ve bu mekânların haricine düşme biçimleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu amaca yönelik olarak gerçekleştirilen alan araştırmasında, İstanbul'da kameralarla gözetlenmekte olan kamuya açık 14 ayrı noktada 469 kişi ile görüşülmüştür. Alan araştırması sonucu elde edilen veriler kameraların mevcudiyetine ilişkin farkındalık, kameralarla gözetleniyor olmanın denetim ve mahremiyete ilişkin içerimleri, bir pratik olarak kameralı gözetimin söylemsel kuruluşu ve güvenlik retoriğinin bu bağlamdaki yeri gibi parametre ve sorunlar esas alınarak analiz edilmiştir.Bu veriler ışığında, kamerada cisimleşen bakışın idaresinde iki faktör özellikle önemli görülmektedir: kameraların anonimlikle karakterize olan mekânlarda konumlandırılmış olması ve güvenlik retoriği. Verilerin analizi; kameraların mevcudiyetinin ona atfedilen belli bir güvenlik işlevi üzerinden onaylandığını, kameraların risk ve güvenlik terimlerine de konu olabilecek anonim mekânlarda konumlandırılmasının uygun görüldüğünü, bununla birlikte kamerada cisimleşen bakışın her halükarda mekânın dışına düşme eğilimi taşıdığını ve özellikle veri güvenliği ile ilgili endişelerin cari olduğunu ortaya koymuştur. Bunlara ilaveten, suiistimal endişesi ile güvenlik retoriğinin görece naif olmayan bir alımlanışı arasında ve yine suiistimal endişesi ile yasal/hukuki düzenlemeye yönelik talepte bulunma arasında pozitif yönlü korelasyonlar saptanmıştır. Yasal/hukuki düzenlemeye yönelik taleplerin de kameraların mekânsal dağılımından ziyade görüntü verilerinin güvenliğine ilişkin olduğu görülmektedir. Mekânların anonimliği ve güvenlik retoriğinin yanı sıra, veri güvenliği ve verilerin kullanımını düzenleyen mekanizmaların da kamerada temsil olunan bakışın indirgenemez hariciliğinin telafisinde önemli bir işlev üstleneceği anlaşılmaktadır. Kamerada temsil olan bakışın kentsel mekânlara dâhil olması ve kent tecrübesinin bir bileşeni haline gelmesi, onun idare edilebilirlik kapasitesi ile ilgilidir.Anahtar Kelimeler: Kameralı gözetim, kentsel kamusallık, denetim, mahremiyet, bakışın idaresi, kentsel mekân, kent tecrübesi, güvenlik

DenetimDenetim alanıGözetim+12
Ayşe Mermutlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

Kamusal alanlarda anlamlı kültürlerarası etkileşimler için katılımcı gelecekler: İstanbul'daki göçmenler ve yerliler vakası

By 2020, 281 million people had migrant status, an increase of over 43 million compared to when this thesis started in 2018. Each day individuals decide to leave their countries, either voluntarily or forcefully. Fleeing a country is just the first step to making a life somewhere else, which comes with positive aspects and opportunities, as well as challenges such as avoidance, exclusion, and even violence. Therefore, anticipation is critical for making the most of migration and promoting social integration. Interacting with others in super-diverse cities is not always easy, much less for migrants. In fact, engaging in intercultural interactions presents extra challenges such as biases, lack of opportunity, motivation, and physical exclusion. Nevertheless, meaningful intercultural interactions are needed to support social integration and cohesion among intercultural communities and promote diversity in society. Due to its characteristic of turning current situations into preferred ones, design can promote meaningful intercultural interactions in super-diverse cities through new technological interventions. Previously, HCI researchers studied social interactions, with a focus on collocated interactions exploring how technology could support serendipitous, opportunistic, and emergent social interactions. Although these studies extensively examined how to start interactions among individuals, what kind of interactions are framed as meaningful and positive for the people involved and how these interactions develop has been less researched. Hence, how design could promote meaningful intercultural interactions between strangers is currently unknown. To this end, this thesis explores the role of design in promoting intercultural meaningful social interactions (IMSI) by following a participatory-speculative design research process. With this 5 approach, we identified design strategies, considerations, and implications for design to encourage these interactions with the support of technology. Additionally, by bridging the outcomes of these explorations with existing theories and concepts in respective fields (i.e., HCI, design, social psychology), we framed the design space that describes aspects of IMSI to inform and filter design decisions. We selected Istanbul as the location of this research due to its relevance for current migration and its location between the east and west, representing a unique super-diverse city. Accordingly, this thesis was driven by the question: how can design promote meaningful social interactions between intercultural strangers in public places of Istanbul? To explore this question, first, we conducted interviews, focus groups, and a collection of stories from locals and migrants living in Istanbul to unpack their perceptions and experiences of IMSI. With this knowledge, we characterized IMSI and identified design strategies to promote these interactions. After, we framed an initial design space of IMSI that we applied in participatory futures workshops in which participants envisioned potential design interventions to promote IMSI. Finally, reflecting on this experience and iterating the initial design space, we synthesized the collected data to ultimately deliver the expected contribution of this work, which is three-fold: 1) characterizing IMSI from a participant's perspective, 2) framing a conceptual design space for interventions to promote IMSI, 3) developing a set of tools and methodological implications for the design research community and individuals interested in promoting IMSI.

InteractionEmigrantsPublic space+4
Maria Laure Ramirez Galleguillos
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reelden sanala kamusal alanda sokak: Youtube sokak röportajları üzerinden bir inceleme

Bu çalışmada klasik kamusal alanın fiziksel-reel mekanı sokak ile kamusal alanın yeni formu olarak atfedilen sosyal medya arasındaki etkileşim gözlemlenerek bu alanlardaki konuşumlar üzerinden kamusal alan kavramına ait özelliklerin varlığı Türkiye özelinde sorgulanmıştır. Birinci bölümde kamusal alan kavramı etimolojik ve semantik açıdan analiz edilirken, kuramsal olarak da bir zemine oturtturulmuştur. İkinci bölümde teknolojiyle birlikte başkalaşım geçiren iletişim, medya ve kamusal alan ekseninde incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünü oluşturan araştırma bölümünde sosyal medyanın popüler bir mecrası olan Youtube'daki sokak röportajları incelenmiş ve videolarda yer alan konuşumlar içerik olarak sınıflandırılarak, sokağın gündem analizi sanallık boyasından geçirilerek kamusallık portresi çizilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tasarlanan bu kısımda bir yandan sınırlılıklar dahilinde olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden rastgele (seçkisiz örnekleme) yöntem kullanılarak videolar konu bazında kategorize edilirken, bir yandan da izleyici tepkileri beğenme-beğenmeme- yorum noktasında analiz edilmiştir. Bini aşan röportajlar arasından içeriksel olarak uygun bulunan altı yüz doksan röportajın incelendiği çalışmada, röportajların yayımlandığı platformda pasif kalınarak pusucu bir yaklaşım sergilenmiştir. Çalışmada, kamusal alan mefhumunun demokrasi noktasında hâlâ ideal bir kavram olmasına karşın, güncellenmeye ihtiyaç duyduğu ve Türkiye'nin kamusal alan kriterlerini kısmen taşısa bile marazlı yapısından dolayı kamusal alan oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Temelde Arendt ve Habermas'ın kamusal alan görüşleriyle şekillenen tez çalışması, anlaşımı artırmak adına farklı düşünürlerinde fikirlerine yaslanmaktadır. Arendt'ın eserlerini felsefi açıdan yorumlaması bir yanda anlaşımın önüne geçerek çalışmayı zorlaştırırken, diğer yanda düşünmeye sevk eden tarzı tezin derinlik kazanmasına neden olmuştur. Çalışmanın diğer bir zorluk noktası ise kavramın interdisipliner içeriği ile birçok alana uzanmasının önbilgi sahibi olmayı gerekli kılışı ve Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı, eleştirel teori, rasyonel müzakere gibi kavramlarının ifadeselliği için köke inmeyi gerektiren yaklaşımıdır. Ayrıca kuramların teorik biçimlemenin dışına çıkmaması pratikte nasıl bir uygulama sağlanabileceğini karmaşık hale getirmektedir.

Kamusal alanSosyal medyaYeni medya+2
Tuba Nergiz
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects