Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Metilkobalamin ve takrolimus içeren Polikaprolakton (PCL) nanofiberlerin periferik sinir rejenerasyonuna etkilerinin karşılaştırılması

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Periferik sinir yaralanmaları sık görülen; etkilenen hasta grubunda, duyusal ve motor fonksiyonlarda kayba neden olabilen bir durumdur. Kusursuz yapılan cerrahiler sonrasında bile motor ve duyusal fonksiyonlarda tatmin edici sonuçlara ulaşılamayabilir. Periferik sinir yaralanmalarının tam olarak iyileşmemesi genellikle etkilenen uzuvlarda uyuşma, kronik ağrı , duyusal ve/veya motor fonksiyonlarda azalma gibi birçok olumsuz sonuca yol açmakta ve bu nedenlerle periferik sinir yaralanmaları dünya çapında bir klinik sorun teşkil etmektedir. Tam anlamıyla başarılı olarak uygulanabilecek farmakolojik ajanın bulunması için güncel araştırmalar bu yöne doğru evrilmiştir. Bu araştırmalardan bir tanesi de nanoteknoloji ve bu yöntemle üretilen nanomateryallerdir. Çalışmamızda periferik sinir rejenerasyonuna farklı mekanizmalar üzerinden katkı yapan metilkobalamin ve takrolimus içeren nanofiber sinir sargılarının etkilerinin karşılaştırılaştırılması amaçlanmıştır. Her grupta 8'er adet sıçan olacak şekilde 6 grup oluşturularak işlemler gerçekleştirildi. Tüm gruplarda anestezi altında sıçanların sol siyatik siniri dorsal yaklaşım ile eksplore edildi ve Grup 1 hariç diğer tüm gruplarda sol siyatik trifurkasyonunun 1 cm proximalinde mikroskop altında mikromakas ile tam kat düz kesi yapıldı. Kesi sonrası aynı seansta siyatik sinir 9/0 nylon dikişler ile epinöral onarım yapılarak koaptasyon sağlandı. Grup 2 için sadece epinöral onarım yapıldı. Grup 3 için epinöral onarım hattı etrafına elektro-eğirme yöntemi ile üretilen PCL sinir sargısı sarıldı. Grup 4 için epinöral onarım hattı etrafına içerisinde Metilkobalamin bulunan, Grup 5 için Takrolimus bulunduran, Grup 6 için hem Metilkobalamin hem de Takrolimus bulunduran PCL nanofiber sinir sargıları sarıldı. Sıçanlar 8 hafta süre ile takip edildi. Sıçanlar sakrifiye edilmeden önce fonksiyonel değerlendirme için yürüme testi ve elektrofizyolojik değerlendirmeler yapıldı. Sakrifikasyon anestezi altında gerçekleştirildikten sonra sol siyatik sinirden örnek alınarak histopatolojik inceleme yapıldı. Bilateral gastroknemius kasları origo-insersiyolarından ayrılarak hassas laboratuvar terazisi ağırlıkları ölçüldü ve gastroknemius kas ağırlık indeksi hesaplandı. 8. hafta sonunda yapılan değerlendirmelerde siyatik sinirde tam kat kesi yapılarak cerrahi işlem uygulanan gruplar arasında en iyi SFI değeri Grup 4'te bulundu. Siyatik sinirde tam kat kesi yapılarak cerrahi işlem uygulanan gruplar arasında sham grubuna en yakın, en iyi gastroknemius kas ağırlık indeksi değerleri Grup 4 ve 5 'te bulundu. Grup 4 ve 5 arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0.600). Grup 1'den Grup 6'ya sırasıyla ortalama latans süreleri; 1,42±0,13 , 2,15±0,47 , 1,83±0,22 ,1,63±0,22 , 1,74±0,25 , 1,82±0,16 ms olarak bulundu. Grup 1'den Grup 6'ya sırasıyla ortalama amplitüd değerleri; 11,91±2,30 , 3,59±0,76 , 4,86±3,71 , 9,27±2,41 , 7,75±2,51 , 5,62±3,37 mV olarak bulundu. Histopatolojik değerlendirmede ortalama fibrozis değeri Grup 5'te en düşük olarak bulundu. İnflamasyona bakıldığında Grup 5 ve 6'da diğer gruplara göre daha az inflamasyon görüldü. Grup 4 ve 5'te aksonal dejenerasyon derecesi %50'den fazla olan sıçan görülmedi. Ortalama vaskülarizasyon değerinin en yüksek Grup 3'te olduğu ve Grup 4,5 ve 6'nın da benzer vaskülarizasyon değerlerine sahip olduğu görüldü. Gruplar mm2 'deki aksonal yoğunluk açısından karşılaştırıldığında en fazla ortalama akson sayısının Grup 5'te olduğu görüldü. Fasiküler organizasyon bozukluğunun siyatik sinire tam kat kesi yapılarak cerrahi işlem uygulanan gruplar arasında en az Grup 4'te olduğu görüldü. Grup 4'te %50 fazla fasiküler organizasyon bozukluğu bulunan sıçan görülmedi. Sonuç olarak hem metilkobalamin hem takrolimus içeren nanofiber sinir sargılarının ayrı ayrı kullanıldığında fonksiyonel ve histopatolojik olarak sinir rejenerasyonuna olumlu katkıda bulunduğu görüldü. İki ajan fonksiyonel ve histopatolojik olarak karşılaştırıldığında sinir rejenerasyonu açısından birbirlerine belirgin üstünlüğü olmadığı görüldü. Metilkobalamin ve takrolimusun birlikte kullanımının sinir rejenerasyonu üzerinde sinerjistik bir etki yaratmadığı ve sinir iyileşmesi için olumlu katkıları bulunmasına karşın istatistiksel olarak anlamlı fark oluşturmadığı gözlemlendi.

Yazar

Mahmut Tekecik

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Mahmut Tekecik (Tıpta Uzmanlık Tezi). Metilkobalamin ve takrolimus içeren Polikaprolakton (PCL) nanofiberlerin periferik sinir rejenerasyonuna etkilerinin karşılaştırılması, 2023, Necmettin Erbakan University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Necmettin Erbakan University tezlerinden daha fazlası