Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Ocak 2022- ocak 2023 yılları arasında çukurova üniversitesi tıp fakültesi çocuk alerji polikliniğine başvuran astım tanılı hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Amaç: Astım çocukluk çağının en sık görülen, kronik, inflamatuar, geri dönüşümlü ve değişken havayolu inflamasyonu ile seyreden hastalığıdır. Son yıllarda astımın sıklığını, sınıflandırmasını yapmak ve bunları etkileyen etyolopatolojik risk faktörlerini açıklamak için birçok çalışma yapılmaktadır. Bölgemizde bir yıl süreyle üçüncü basamak bir hastane olan Çukurova Üniversitesi hastanesine başvuran astım tanısı alan çocuklarda sıklık, yaşa ve şiddete göre sınıflandırma, etyoloji ve risk faktörleri irdelendi. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Polikliniğine Ocak 2022- Ocak 2023 tarihleri arasında astım tanısı ile başvuran hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bir yıllık süreçte astım için spesifik tanı kodu girilen çalışma kriterlerini sağlayan 202 hasta çalışmaya dahil edildi. Oluşturulan veri formuna hastaların cinsiyetleri, yaşları, tanı anındaki yaşları ve başvuru anındaki yaşları, ilk başvuru mevsimleri, tanı anındaki astım şiddetleri, komorbid hastalıkları, kişisel risk faktörleri, soy geçmişleri ve aile öyküleri, ebeveynler arasında akrabalık durumu, çevresel risk faktörleri, laboratuvar parametrelerinden kan eozinofil düzeyi, total IgE düzeyi, deri testleri ve solunum fonksiyon testleri kaydedildi. Hastaların izlemlerinde astım kontrollerini değerlendirmek amacıyla Çocuklar için Solunum ve Astım Kontrol Testi (ÇİSAKT) skorları kaydedildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onay alındı. Bulgular: Çalışma gurubunda 122 (% 60,4) erkek, 78 (% 39,2) kız hasta incelendi Hastaların yaş ortalaması 10,75 ± 4,32 (0,21-23,6) yıldı. Tanı yaşları ortalama 5,36 ± 3,41 (0,24-18,4) yıldı. Astım derecelendirmesi, iki ana gruba; ilk grup intermittan ve hafif persistan, ikinci grup ise orta ve ağır persistan olarak ayrılarak değerlendirme yapıldı. Hastaların 176'sı (% 87,1) intermittan ve hafif persistan grubunda, 25'i (% 12,4) orta ve ağır persistan grubunda yer almakta idi. Eşlik eden diğer alerjik hastalıklara bakıldığında 112'sinde (% 55,4) alerjik rinit, 30'unda (%14,9) atopik dermatit, 30'unda (% 14,9) besin alerjisi, 10'unda (%5) ilaç alerjisi, 7'sinde (% 3,5) anaflaksi öyküsü vardı. En sık komorbidite alerjik rinit olup gruplar arasında fark yoktu. Besin alerjisi ilk grupta istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulundu (p=0,030). Hastaların % 6,3'ünde komorbidite yoktu. Ebeveynler arasında akrabalık ilişkisi, intermittan ve hafif persistan grubundaki hastaların 40'ında (% 25,2) varken orta ve ağır persistan grubundaki hastaların 4'ünde (% 17,4) vardı. Aradaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,416). Aile öyküsünde en sık % 26,8 oranında ebeveyn astımı saptandı ve gruplar arasında fark yoktu. Çevresel risk faktörleri incelendiğinde tütün maruziyeti (% 48,5) en sık risk faktörü olarak tespit edilmiş olup gruplar arası yine fark bulunmadı. Ancak evde nem varlığı açısından bakıldığında; intermittan ve hafif persistan grubundaki hastaların 29'unun (% 16,7) evinde nem varken orta ve ağır persistan grubundaki hastaların 9'unun (% 37,5) evinde nem vardı. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı olarak tespit edildi (p=0.025). Bununla ilişkili olarak deri testleri sonucuna bakıldığında ise küf alerjeni intermittan ve hafif persistan grubundaki hastaların 24'ünde (% 14) pozitif saptanmış iken orta ve ağır persistan grubundaki hastaların 7'sinde (% 30,4) pozitif saptanmıştı. Aradaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi ancak önemli ölçüde orta ve ağır persistan grupta küf alerjenine duyarlı olma yüksek saptanmıştı (p=0,064). Kan IgE düzeyinin astım şiddetine etkisine bakıldığında; intermittan ve hafif persistan grubundaki hastaların kan IgE düzeyi ortalama 340,5 ± 591,2 iken orta ve ağır persistan grubundaki hastaların kan IgE düzeyi ise ortalama 482,8 ± 465,9 olarak tespit edilmiştir. Bu fark orta/ağır persistan astım gurubu yönünde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,009). Kan eozinofil değeri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,885). Takipte kullanılan ÇİSAKT skoru beklendiği gibi intermittan ve hafif persistan grubun ÇİSAKT skorları görece daha iyi ve stabil bir seyir gösterirken, orta ve ağır persistan grubun ÇİSAKT skorlarında belirgin iyileşme saptanmıştır. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda astım hastalığının erkeklerde daha sık görüldüğünü saptadık. Alerjik rinitin ise en sık eşlik eden alerji komorbiditesi olduğunu saptadık. Besin alerjisi olan bebek ve küçük çocukların astım gelişimi açısından izlenmesi gerektiği de bu çalışmada vurgulandı. Risk faktörlerine bakıldığında tütün maruziyeti ise astım hastalarında çok sık görülen bir risk faktörü idi. Evde nem ve küf varlığı orta ve ağır persistan astım gelişiminde önemli birer risk faktörü idi. Çalışmamızda demografik olarak ve risk faktörleri açısından literatürle uyumlu ve yöresel açıdan küfü vurgulayan bulgular elde ettik. Bu çalışmadaki kısıtlılıklar ise Covid-19 pandemisi hemen sonrasında yapılmış bir çalışma olduğu için takibe gelen hasta sayımızın ve dağılımımızın rutin kontrollere göre farklı olabilme olasılığıdır.

Yazar

Beyza İrem Gök

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Beyza İrem Gök (Tıpta Uzmanlık Tezi). Ocak 2022- ocak 2023 yılları arasında çukurova üniversitesi tıp fakültesi çocuk alerji polikliniğine başvuran astım tanılı hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi, 2023, Çukurova University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Çukurova University tezlerinden daha fazlası