Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Pediatrik olgulara 1996-2017 yılları arasında uygulanan yama testi sonuçlarının değerlendirilmesi

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Esen Özkaya

Özet (TR)

Giriş ve Amaçlar Son 30 yılda çocuklarda pozitif yama testi sonuçları ve alerjik kontakt dermatit (AKD) ile ilgili yayınlar dünya genelinde giderek artmaktadır. Bireysel ve coğrafi değişkenlere bağlı olarak maruz kalınan alerjenler farklılık gösterebilir. Pediatrik yaş grubu için, erişkin yaş grubunda olduğu gibi kanıta dayalı, standardize edilmiş bir yama testi serisi bulunmamaktadır. Yakın zamanda bu yaş grubu için test edilecek standart bir yama testi serisi oluşturmaya yönelik girişimlerde bulunulmuştur. Bu çalışmada Türkiye'den geniş bir pediatrik hasta serisinde yama testi sonuçlarının değerlendirilmesi, pozitif reaksiyon görülen alerjenlerin sıklığı ve klinikle uyumunun belirlenmesi, duyarlanmaya ve AKD'ye yol açan temas kaynaklarının tanımlanması, AKD'ye yol açan alerjenlerin ait oldukları alerjen serilerinin belirlenmesi, yakın zamanda Avrupa'da pediatrik olgularda uygulanması önerilen yama testi alerjenleri ile test yapmanın ne derece yeterli olacağının ortaya konması ve Türk pediatrik hasta grubuna özel bir yama testi serisi önerisinde bulunulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler Bu retrospektif, kesitsel, tek merkezli çalışmada, İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Alerji Polikliniği'nde 1996-2017 yılları arasında AKD ön tanısıyla yama testi uygulanan, yaşları 0-18 arasında değişen, toplam 317 pediatrik olgu değerlendirilmiştir. Hastalara ait dosyalar demografik özellikler (yaş, cinsiyet, atopi), yama testi sonuçları, klinikle uyumlu kontakt alerjenler açısından incelenmiştir. Güncel klinikle uyumlu alerjenler standart seriye ait olup olmadıklarına göre değerlendirilmiş ve Avrupa'da pediatrik olgularda test edilmesi önerilen yama testi alerjenleriyle ne derece örtüştükleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular Yama testi uygulanan 317 hastadan 146'sında (%46,1) en az bir alerjenle pozitif reaksiyon saptandı. Erkek:kız oranı=1:2,5 idi. Olguların yaşları 1 ile 18 arasında değişmekteydi (ortanca değer: 14 yaş). Olguların %34,4'ünde (n=109) bireysel atopi öyküsü mevcuttu. MOAHLFAP indeksi % olarak 28,4/4,7/21,8/46,1/0/30,3/0/46,1 şeklinde hesaplandı. Nikel sülfat en sık duyarlandırıcı alerjen olup (68/317, %21,5), paladyum klorür (30/317, %9,5) ve/veya kobalt (5/317, %1,6) ile eş zamanlı pozitiflikler görüldü. Nikel sülfatı sırasıyla timerosal (40/270, %14,8), p-fenilendiamin (21/251, %8,4), merküri amonyum klorür (15/261, %5,7), amonyum persülfat (7/22, %31,8), klormetilizotiazolinon / metilizotiazolinon (6/317, %1,9), koku karışımı I (4/317, %1,3), neomisin (4/317, %1,3) ve kolofoni (3/317, %0,9) izlemekteydi. Yüzkırkaltı hastanın 98'inde (%67,1) güncel klinikle uyumlu yama testi pozitifliği sonucunda AKD tanısı kondu. Güncel klinikle uyum oranı en yüksek alerjen kozmetik ürünlerde koruyucu olarak yer alan klormetilizotiazolinon/metilizotiazolinon (n=6, %100) olup bunu Hint kınası ve saç boyası alerjeni p-fenilendiamin (n=19, %90,5), saç rengi açıcı oryal içindeki amonyum persülfat (n=6, %85,7) ve imitasyon takı ve kıyafet aksesuarlarında yer alan nikel sülfat (n=39, %57,4) izledi. Göbek kordonu ve yara bakımında kullanılan cıvalı antiseptikler için bir belirteç olan merküri amonyum klorür ile görülen güncel klinikle uyum oranı ise %40 idi. Yine bir cıvalı bileşen olan ve genellikle aşılarda ve göz damlalarında bulunan timerosal ile hiçbir olguda AKD tablosu görülmedi, ancak timerosalin diğer cıvalı bileşenlerle çapraz reaksiyon gösterebilmesi nedeniyle cıva alerjisi için iyi bir belirteç olduğu gözlendi. AKD ile uyumlu lezyonlar genellikle el yerleşimli (n=33, %33,7) olup bunu metal temas bölgeleri (n=32, %32,7), yüz (n=24, %24,5) ve topikal ilaç temas bölgeleri (n=15, %15,3) izlemekteydi. Onbeş hastada (%4,7) mesleksel AKD tanısı kondu. Bu çocukların büyük bir bölümü kuaför çırağı (n=13) olup sıklıkla p- fenilendiamin (n=11) ve amonyum persülfat (n=6) ile duyarlanmışlardı. AKD tanısı konan 98 olgunun yaklaşık dörtte üçü (%73,5) standart seri ile tanı alırken, ek seri ve hastaların kendi malzemeleri olmadan sadece standart seri alerjenleri ile test yapıldığında olguların dörtte birinde tanı konulamayacağı anlaşıldı. Özellikle olguların %11,2'sinde güncel AKD tanısı sadece kişisel malzemelerle konmuştu. Olgularımız Avrupa'da pediatrik olgularda uygulanması önerilen yama testi alerjenleri ile test edilmiş olsaydı %63,2'sinde AKD tanısı konabilecekti. Sadece bu alerjenlerle test yapılması halinde olguların yaklaşık üçte birinde (%28,6) tanı konamayacaktı. Sonuçlar Bu bilgiler ışığında Türk pediatri popülasyonu için standart bir yama testi serisinde, yüksek duyarlanma sıklığı nedeniyle nikel sülfat, yüksek klinikle uyum oranları göz önünde bulundurularak klormetilizotiazolinon/metilizotiazolinon, koku karışımı I ve II, neomisin, kolofoni ve ülkemizde sık görülen cıva alerjisinin iyi bir belirteci olması nedeniyle timerosale yer verilmelidir. p-Fenilendiamin, merküri amonyum klorür, nitrofurazon, polietilenglikol, amonyum persülfat ve toluensülfonamid formaldehid reçinesinin de önplana çıkan diğer alerjenler olarak gerekli durumlarda test edilmek üzere ek seriye eklenmesi uygun olacaktır. Bunlara ilave olarak, anamnezde şüpheli bulunan kişisel malzemeler de uygun şartlarda teste dahil edilmelidir.

Yazar

Dr. Zeynep Yılmaz

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Zeynep Yılmaz (Tıpta Uzmanlık Tezi). Pediatrik olgulara 1996-2017 yılları arasında uygulanan yama testi sonuçlarının değerlendirilmesi, 2019, İstanbul University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul University tezlerinden daha fazlası