DoktoraAçık Erişim

Peri-implantitis tedavisinde konvansiyonel ve elektrolitik yüzey temizliği yöntemlerinin erken dönem yara iyileşmesinde klinik parametreler ve biyokimyasal belirteçler üzerine etkileri

2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Nilgün Özlem Alptekin

Özet (TR)

Amaç: Peri-implantitis implant etrafındaki destekleyici dokularının enflamatuvar durumuyla birlikte destekleyici kemiğin ilerleyici kaybını içeren bir hastalıktır. Peri- implantitiste, implant çevresi alveoler kemiğin enflamatuvar yıkımıyla birlikte klinik olarak 6 mm'den daha derin sondlanabilir cep derinliği, sondlamada kanama ve/veya süpürasyonun eşlik ettiği klinik tablodur. Peri-implantitis günümüzde implant tedavisi görmüş hastaların büyük çoğunluğunu etkileyen bir hastalıktır. Son zamanlarda, yapılan klinik çalışmalar ve tedavi yöntemleri peri-implantitisi tam olarak tedavi etmekte yetersiz kalmaktadır. Yapılan çalışmalar, implant yüzeyinin çeşitli tedavi yöntemleriyle dekontaminasyonunun hiçbir tedavi yöntemi ile tam olarak elde edilemediğini göstermiştir. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar elektrolik yüzey temizliği ile implant yüzey dekontaminasyonunun tam olarak sağlanabildiğini göstermiştir. Elektrolitik yüzey temizliği peri-implantitis tedavisinde erken dönemde tam bir yüzey dekontaminasyonu sağladığı için yara iyileşmesini hızlandıracağı ve erken dönem rekolonizasyonunun daha uzun süreceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, elektrolitik yüzey temizliği ile peri-implantitis tedavisinin erken dönem yara iyileşmesinde klinik parametreler ve biyokimyasal belirteçler (uPA ve PAİ-1) üzerine etkisini araştırmak ve, günümüzde peri-implantitis tedavisinde rutin kullanılan implant yüzeyinin mekanik dekontaminasyonu ve yüzey dekontaminasyon işlemleri ile kıyaslamaktır. Gereç ve Yöntem: Peri-implantitis teşhisi konulmuş ve cerrahisiz tedavisi tamamlanmış hastalardan başlangıç klinik parametreleriyle birlikte panoramik görüntüler ve periapikal radyograflar alınmıştır. Ayrıca, hastalardan klinik parametreler ölçülecek ve peri-implant sulkuler sıvı (PİSS) örnekleri alınmıştır. Daha sonra flep cerrahisi yapılarak kontrol grubuna konvansiyonel cerrahi işlemdeki ultrasonik aletlerle implant yüzey temizliği işlemi yapılmış, deney grubuna flep cerrahisi ile birlikte elektrolit yüzey temizliği işlemi uygulanmıştır. Yara bölgesi 5/0 prolen sütur ile kapatılmıştır. Daha sonra, cerrahiden sonraki 6. gün, 9. gün, 30. gün ve 90. gün PİSS örnekleri toplanmıştır. Klinik ölçümler 30. ve 90. günde tekrarlanmıştır. Toplanan PİSS örneklerindeki plazminojen aktivatör (uPA) ve plazminajen aktivatör inhibitör (PİA-1) düzeyleri ELISA yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların ortalama yaşı 48,3'tür. Katılımcıların %50'si kadın (s=10), %50'si erkektir (s=10). 20 hastadan 10'u, kontrol 10'u test grubuna dahil edilmiştir. Toplam 32 adet implant 16 kontrol ve 16 test grubu olmak üzere tedavi edilmiştir. Cerrahi tedaviler sonrasında elde edilen klinik parametrelerde ve biyokimyasal belirteçlerde gruplar arası anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir (p>0,05). Kontrol grubunda sondlanabilir cep derinliği (SCD) 6,7 mm'den 3,0 mm'e, test grubunda ise 6,7 mm'den 3,3 mm'ye gerilemiştir. SCD için gruplar arası istatistiksel anlamlı farklılık gözlemlenmemesine rağmen grupların kendi içinde başlangıç zamanına göre anlamlı farklılık gözlemlenmiştir (p<0,001). PİSS hacmi peri-implant cerrahi sonrası iyileşmede artış göstermektedir (p<0,001), ancak gruplar arası anlamlılığa yakın farklılık gözlemlenmiştir (p=0,055). iii PİSS'de uPA'nın total miktarı ölçüm zamanları açısından gruplar arasında farklılık göstermemiştir (p=0,346). Ancak ölçüm zamanları arasında cerrahiden sonraki 6. ve 9. gün ölçümleri başlangıç, 30. ve 90. gün ölçümlerine kıyasla grup içi anlamlı farklılık göstermiştir (p=0,015). PİSS'de PAİ-1'in total miktarı ölçüm zamanları açısından gruplar arasında farklılık göstermemiştir (p=0,846). Ancak ölçüm zamanları arasında cerrahiden sonraki 6. ve 9. gün ölçümleri başlangıç, 30. ve 90. gün ölçümlerine kıyasla iki grup için de anlamlı farklılık göstermiştir(p=0,018). Sonuç: Peri-implantitisin cerrahi tedavisi uygulanan cerrahi yöntem fark etmeksizin klinik parametrelerde anlamlı iyileşmeler sağlamıştır. Elektrolitik yüzey temizliği yöntemi günümüzde kullanılan peri-implantitisin mekanik yüzey temizliği uygulamasına klinik ek fayda göstermemiştir. uPA ve PAİ-1 biyokimyasal belirteçleri iyileşme süreciyle uyumlu şekilde değişim gösterdiği için hastalığın tedavisinin takibinde kullanılabilecek biyokimyasal belirteç olma potansiyeline sahiptir. Anahtar Kelimeler: Peri-implantitis, Elektroliz, Rejenerasyon, Biyolojik Belirteçler, Yara İyileşmesi Bu tez çalışması Başkent Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Araştırma Kurulu tarafından onaylanmıştır (Proje no: D-KA 22/16).

Yazar

Dr. Yusuf Can Kamani

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Yusuf Can Kamani (Doktora Tezi). Peri-implantitis tedavisinde konvansiyonel ve elektrolitik yüzey temizliği yöntemlerinin erken dönem yara iyileşmesinde klinik parametreler ve biyokimyasal belirteçler üzerine etkileri, 2025, Baskent University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Baskent University tezlerinden daha fazlası