Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Son 15 yıl içinde çocuk endokrinoloji polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile izlenen çocuk ve adölesanların klinik ve oksolojik özelliklerinin değerlendirilmesi

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Bilgin Yüksel

Özet (TR)

Amaç: Bu çalışma ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile izlenen çocuk ve adölesanların klinik ve oksolojik özelliklerinin retrospektif olarak araştırılması planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 2008 ve 2023 yılları arasında hastanemiz Çocuk Endokrinoloji polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile takip edilen 101 hasta dahil edildi. Başvuru şikayetleri, başvuru anında fizik muayene bulgusu, başvuru semptomları, tanı anındaki ve tedavi sonrasındaki tiroid fonksiyon testleri ve tiroid otoantikor düzeyleri, tiroid ultrasonografi sonuçları, aile öyküsü, eşlik eden otoimmün hastalık olup olmadığı, boy ve ağırlık ölçümleri, pubertal gelişim düzeyleri, guatr varlığı, başlanan tedavi ajanı, tedavi ile ötiroid olma süresi ve özellikleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada hastaların % 84,2'si (n=85) kız idi. Tanı anında çalışmamızdaki hastaların yaş ortalaması 10,5 idi. Hastaların % 53,5'i ilk başvuru anında hipotiroidik, % 37,3'ü ötiroidikti. Hipotiroidik grubun tanı yaşı ortalaması 9,75, ötiroidik grubun tanı yaşı ortalaması 11,32 idi ve bu iki grup birbirinden istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklıydı (p<0,05). Hastaların % 52,3'ü prepubertal, % 47,7'si pubertal dönemde idi. Hastaların tiroid bezi % 19,0 oranında nonpalpabl iken % 81,0 oranında guatr izlendi. Hastalar boy ölçümü olarak % 92,8, ağırlık ölçümü olarak % 82,7 oranında normal sınırlardaydı. Polikliniğe en sık başvuru şikayeti % 28,3 oranında guatr idi. Hipotiroidik hastalar en sık % 32,6 oranında kilo alımı, hipertiroidik hastalar ise en sık % 40,0 oranında anksiyete şikayeti ile başvurmuşlardı. İlk başvurularında hastaların anti-TG düzeyleri % 39,1 oranında yüksek iken anti-TPO düzeyleri % 87,1 oranında yüksek idi. Tedavi sonrasında ise hastaların serum anti-TG düzeyleri % 17,3 oranında yüksek iken, serum anti-TPO düzeyleri %82,2 oranında yüksek idi. TSH düzeyi çok yüksek olan hastalardan % 58,8'i yüksek serum anti-TG düzeyine sahipti ve gruplar arasında anlamlı düzeyde istatistiksel farklılık vardı (p<0,05). Aile öyküsü % 41,5 oranında vardı. Eşlik eden otoimmün hastalık oranı % 5,9'du. Tiroid USG'si % 93,9 oranında otoimmün tiroidit ile uyumluydu. Başvuru anında serum anti-TPO düzeyi yüksek olanlardan % 53,1'i hipotiroidik, % 37'si ötiroidikti. Anti-TPO düzeyi yüksek olan hastalar % 50,8 oranında ötiroid hale geldi. Levotiroksin tedavisi ile ötiroid hale gelemeyenlerin oranı % 9,7 idi. Metimazol verilen grupta ötiroid olamayanların oranı % 50,0 idi. Propranolol, metimazol ve L-T4 ile tedavi edilen grupta ötiroid hale gelme oranı % 100 idi ve başlanan tedavi ajanı açısından gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık vardı (p<0,05). Hastaların ötiroid hale gelme süreleri ortalama 205,81 gün idi. Sonuç: Hipotiroidik hastaların ötiroidlere göre daha erken yaşta otoimmün tiroidit tanısı aldığını ortaya koyduk. Prepubertal dönemde başlayan otoimmün tiroiditlerde erkek cinsiyetin önemli bir faktör olduğunu gösterdik. Serum TSH düzeyinin çok yüksek (>20 mIU/L) olduğu hastalarda serum anti-TG düzeylerinin de anlamlı düzeyde yüksek seyrettiğini gösterdik. Levotiroksin tedavisinin diğer tedavi yaklaşımlarına göre daha başarılı olduğunu gösterdik. Anahtar kelimeler: Guatr, levotiroksin, otoantikor, otoimmün tiroidit

Yazar

Dr. Ömer Doğan Ağabilmez

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Ömer Doğan Ağabilmez (Tıpta Uzmanlık Tezi). Son 15 yıl içinde çocuk endokrinoloji polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile izlenen çocuk ve adölesanların klinik ve oksolojik özelliklerinin değerlendirilmesi, 2024, Çukurova University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Çukurova University tezlerinden daha fazlası