Medical SpecialtyOpen Access

Yeni paradigmaya göre akut koroner sendrom hastalarında lezyon ciddiyetinin sistemik immün inflamasyon indeksi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Uğur Kemal Tezcan

Abstract (TR)

İskemik kalp hastalığı tüm dünyadaki ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Geçmiş yıllarda sosyoekonomik farklılıklara sahip ülkeler arasında birinci sıradaki ölüm nedenleri farklılık gösterse de günümüzde artık bu durum eşitlenmiş görünmektedir. Gelişen teknolojiye ve yeni teknik yaklaşımlara rağmen iskemik kalp hastalığının ölüm nedenleri arasında hala birinci sırada yer alması dikkate değer bir durumdur. (2) İskemik kalp hastalıkları grubunun en önemli üyesi olan Akut koroner sendromlar STEMİ (ST segment elevasyonlu miyokard infarktüsü), NSTEMİ (ST segment elevasyonlu olmayan miyokard infarktüsü) / Unstabil Anjina şeklinde sınıflandırılmaktadır. (15) Güncel kılavuzlara göre akut koroner sendrom ile başvuran hastalardaki akut koroner tıkanmanın ön gördürücüsü olarak elektrokardiyogram kriterleri kullanılmaktadır. EKG'de ST segment elevasyonu olup olmadığı baz alınarak erken reperfüzyon tedavi kararı alınmaktadır. EKG temel alınarak yapılan bu sınıflamanın bazı yetersizliklerinin olduğu özellikle anjiyografi pratiğinin artmasıyla ortaya çıkmıştır. Yapılan bazı çalışmalara göre NSTEMİ tanısı alan hastaların yaklaşık %25-30'unda akut koroner oklüzyon saptanmıştır. Bu hastalar tanı almadaki bu handikap yüzünden invaziv tedaviyi geç almaktadırlar. Akut koroner sendrom hastalarının en önemli grubu olan total koroner tıkanma yaşayan hastaların tanısında klasik elektrokardiyografi yaklaşımının yetersiz kaldığı aşikardır. Trombolitik çağından günümüze kalan bu elektrokardiyografik tanı yaklaşımının akut koroner sendromlardaki anatomik substratı tam yansıtamaması doğal olarak normaldir çünkü o dönemde tanı için anjiyografi henüz kullanılmamaktaydı. Günümüzde gelişen anjiyografik teknik ışığında yeni bir akut koroner sendrom tanı yaklaşımına ihtiyaç vardır. Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda Oklüziv miyokard infarktüsü (OMİ) ve Non-oklüziv miyokard infarktüsü (NOMİ) olarak iki tanımlama yapılmıştır. OMİ tamamiyle anatomik olarak, total koroner oklüzyonun veya totale yakın koroner oklüzyonun yetersiz epikardiyal kollateral damarlar ile görülmesi şeklinde tanımlanmıştır. NOMİ ise OMİ kanıtının olmadığı akut miyokard infarktüsü şeklinde tanımlanmaktadır. (20) (21) (22) (23) Sistemik İmmün İnflamasyon İndeksi (SII) olarak adlandırılan ve Nötrofil * Trombosit / Lenfosit şeklinde formülize edilen belirteç kardiyolojik açıdan daha çok perkütan koroner girişim uygulanmış hastalarda işlem sonrası rekürrensi öngörmede kullanılmaktadır. Son zamanlarda inflamasyon ve immün durumun simultane bir göstergesi olarak kullanılan SII' nin özellikle kanser hastalarında da kötü sonuçlarla birlikte olduğu raporlanmıştır. Bu yeni belirtecin koroner arter hastalığı gelişimi ve şiddetini öngörmede kullanılabileceği düşünülmektedir. (47) (48) Çalışmamızdaki hastalar iki kez sınıflandırılmıştır. İlk olarak klasik sınıflamaya göre NSTEMİ, STEMİ ve Normal olarak sonrasında da yeni sınıflamaya göre NOMİ, OMİ ve Normal olarak gruplanmıştır. Her bir hasta grubunda Sistemik İmmün İnflamasyon İndeksi ortalamaları hesaplanmış ve birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Koroner arter hastalığı şiddetini öngörmede kullanılması önerilen SII ortalamalarının üst sınırı '694.3' olarak kabul edildiğinde gruplarda yüksek olarak saptanan değerlerin koroner damar hastalığı ciddiyeti ile doğru orantılı bir ilişki gösterdiği saptanmıştır. Hem klasik sınıflamadaki grupların hem de yeni sınıflamadaki grupların SII ortalamaları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Elde ettiğimiz bu sonuçlardan yola çıkarak Akut koroner sendromların tanımlanmasında güncel kılavuzlara göre hala daha kullanılan elektrokardiyogram temelli sınıflama ile yeni olarak nitelendirdiğimiz anatomik temelli sınıflamanın SII ölçüm ortalamaları karşılaştırıldığında koroner arter hastalığı şiddetini belirleme açısından benzer oldukları saptanmıştır. Klasik sınıflamanın tanı gücündeki kısıtlılıklar da göz önünde bulundurulduğunda anatomik temelli sınıflamanın iyi bir alternatif olabileceği düşünülmektedir. Bu yeni sınıflama temel olarak koroner anjiyografi sonrası yapıldığından hastalar ile ilk temasta SII' nin de koroner arter hastalığı şiddetini belirlemede ve tedavi planını yönetmede önemli olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Author

Dr. Batuhan Özbaş

How to Cite

Batuhan Özbaş (Tıpta Uzmanlık Tezi). Yeni paradigmaya göre akut koroner sendrom hastalarında lezyon ciddiyetinin sistemik immün inflamasyon indeksi ile ilişkisinin değerlendirilmesi, 2023, Manisa Celal Bayar University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Manisa Celal Bayar University