Yüksek LisansAçık Erişim

Zaman-mekan sıkışmasının gündelik mekan kullanımına etkisinin yüksek hızlı trenler üzerinden okunması

2015
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. İpek Akpınar Aksugür

Özet (TR)

Bu çalışma fiziksel ve toplumsal bir hareketlenmeye neden olan trenler ve demiryollarının modernizm ile ilişkisinin benzerinin yüksek hızlı trenler ve postmodernizm arasında kurulabileceği fikri ile ortaya çıkmıştır. Bu fiziksel ve toplumsal hareketlenmenin zaman ve mekan kullanımlarına etki ettiği düşünülmektedir. Modern dönemde trenler ve demiryollarının inşası üzerinden okunabilecek bu etkinin postmodern dönemde yüksek hızlı trenler üzerinden okunabileceği fikri bu çalışmanın omurgasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda tıpkı modernizm-postmodernizm ilişkisinde olduğu gibi yüksek hızlı tren kullanımlarının da trenler ve demiryolları üzerine kurgulanan yeni bir katman olduğu düşünülmektedir. Kentin ve kent mekanlarının sosyal ve toplumsal yapının mekansallaşmış hali olduğu düşüncesi ile bu çalışmanın amacı post-modernizm ve küreselleşmenin etkisi altındaki günümüz dünyasının hızlı bireyinin mekan ile kurduğu bu geçici ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kapsamında yüksek hızlı trenler bireyin mekan ile kurduğu bu geçici, yüzeysel ilişkinin gündelik seviyeden okunmasını sağlayan bir tüketim aracı olarak ele alınmıştır. Bu noktada diğer hızlı ulaşım sistemleri arasından (uçak, hızlandırılmış otoyollar) yüksek hızlı trenlerin seçilmesinin sebebi, sistemin genel olarak pratikliği ile gündelik hayata daha fazla etki edebiliyor olmasıdır. Tez kapsamında zaman mekan kullanımlarındaki değişimler üretim ve tüketim faaliyetlerinde ki değişiklikler kapsamında ele alınmıştır. Bu kapsamda ikinci bölümde zaman kavramı ve değişimi üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu bölümde zaman-mekan algısını tartışmamıza yardımcı olan bellek kavramı üzerinde durulmuştur. Ardından zaman kavramının değişimine etki eden sosyo-ekonomik faktörler tarihsel süreç içerisinde belirli olaylar ekseninde ele alınmıştır. Bu bölümden elde edilen verilere göre modern öncesi dönemde bir değer olan zamanın modern dönemde nicelleştiği söylenebilir. Postmodern dönem gelindiğinde ise üretim ve tüketim faaliyetlerine etki eden hız nedeniyle zamanın "kazanılan" ya da "kaybedilen" bir değer haline geldiği söylenebilir. Üçüncü bölümde bireyin hareketi ve bu hareketine bağlı olarak değişen mekânsal pratikleri incelenmiştir. Bu bölümü oluşturan alt başlıklar izlenen tarihsel süreçte bireyin edindiği farklı roller kapsamında düzenlenmiştir. Bu kapsamda ilk olarak göçebe hayattan yerleşik hayata geçen bireyin yer ile ilişkisi "yerleşme" ve "yer değiştirme" kavramları üzerinden incelenmiştir. Sonraki bölümde bireyin hareketi modenizmin kurumları arasında ele alınmıştır. Bu bölümde ele alınana kavramlar ise "iş", "ev" ve "sınır" kavramlarıdır. Postmodern dönemin bireyi ise gündelik hayatında hızı keşfeden ve sürekli hareket halinde olan "yeni birey"dir. Bu dönemde tüketim faaliyetleri oldukça gelişmiş ve tüketim yalnızca malı değil beraberinde dili, kültürü, kimliği ve mesafeyi de içermiştir. Bu durumun mekan kullanımlarına ilk etkisi tüketim mekanlarının ortaya çıkması iken diğer bir etkisi ise tüketici bireylerin aşırı ve hızlı tüketme isteği nedeniyle mekan ile kurulan ilişkinin zayıflıyor olmasıdır. Bu kapsamda yüksek hızlı trenler bireyin bu hızlı tüketme isteğine karşı geliştirilen bir strateji olarak düşünülmüşlerdir. Bu bölümde konu "zaman-mekan sıkışması", "yersizlik" ve "yer-olmayanlar" kavramları üzerinden genişletilmiştir. Dördüncü bölümde ise önceki bölümlerde ele alınan kavramlar yüksek hızlı trenlerle yapılan günübirlik seyahatler üzerinden incelenmiştir. Bu kapsamda yüksek hızlı trenlerle yapılan günü birlik seyahatlerin bireyin günlük kullandığı mekanın sınırlarını genişlettiği, başka bir değişle bireyin günlük aktivitelerinin mekanını genişlettiği, sınır kavramının zayıflamasına neden olduğu ve bireyin yerle ilişkisini zayıflattığı düşünülmektedir. Tüm sonuçların en iyi okunabildiği alan ise yüksek hızlı trenlerle yapılan günübirlik iş seyahatleridir (commute). Bu sonuçların gündelik hayattan karşılığını bulabileceğimiz örneklerden biri Eurostar hattı ve bu hat güzergahında ortaya çıkan Euralille kompleksidir. Eurostar hattının küreselleşmenin sonucu ve tetikleyicisi olarak değerlendirebileceğimiz ilişkiselliğin artmasına yardımcı olduğu düşünülmektedir. Hattın bireye sağladığı hareket imkanının bireyin yer ile ilişkisinin zayıflamasına neden olduğu söylenebilir. Euralille kompleksi tüm bu bahsedilen durumların mekansal karşılığı olarak değerlendirilmiştir. Euralille kompleksinin içinde bulunan ofis binaları, konaklama birimleri, alışveriş merkezi, kongre merkezi gibi fonksiyonlar sürekli hareket eden bireyin ihtiyaçlarının mekansal karşılıkları olarak düşünülmüştür. Bu konuda ki diğer bir örnek ise Paris'te kamusal mekana yapılan bir yerleştirme ve bu yerleştirmeye ait reklam filmi üzerinden okunmuştur. Yüksek hızlı trenlerle yapılan günü birlik seyahatlerin sınır kavramını zayıflattığı fikri, sloganı "Europe is Just Next Door" olan reklam filmi üzerinden ele alınmıştır. Filmde yapılan yerleştirmede bireyin kapılar ile gündelik hayatı içerisinde ve kamusal alanda karşılaşıyor olması yüksek hızlı trenlerle yapılan seyahatlerin bireyin gündelik hayatına etkimesi vurgusu nedeniyle değerli bulunmuştur. Ayrıca yaşanan bu eş zamanlılığın sadece kapının açılmasına bağlı olması tüketim nesnesinin kolay tüketilebilirliğine vurgu olarak düşünülmüştür. Çalışmanın diğer bir örneklem alanı ise "High Speed Love" kısa filmidir. Sürekli hareket halinde olan "yeni birey" olarak tanımlanan günümüz bireyi filmde iş seyahataleri nedeniyle sıklıkla seyahat eden bir çift olarak karşımıza çıkmıştır. Film sürekli hareket halinde olan bireyin yerle ilişksinin zayıflamasını örnekler nirelikte olduğu için değerli bulunmuştur. Bu bölümde son olarak Türkiye'deki yüksek hızlı tren kullanımları analiz edilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen veriler ile Türkiye üzerine yapılan değerlendirmede ülkenin sorunlu modernleşme süreci demiryollarının kente etkisinin tam anlamıyla yaşanmasına engel olduğu gibi, yüksek hızlı trenlerin etkilerinin de Avrupa kentlerindeki seviyeye ulaşması sürecini yavaşlattığı görülmüştür. Bu noktada ülkemizde mevcut gar binaları, demiryolu hatları kritik bir durum oluşturmaktadır. Bu kritik durumun en şiddetli karşılığı Ankara-İstanbul hattında görülmektedir. Ancak Eskişehir-Ankara hattının günübirlik seyahatler ile bu kritik durumu nispeten aşarak Avrupa kentlerindekine benzer bir seviyeye ulaşması öngörülebilir.

Yazar

Dr. Büşra Özaydın Çat

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Büşra Özaydın Çat (Yüksek Lisans Tezi). Zaman-mekan sıkışmasının gündelik mekan kullanımına etkisinin yüksek hızlı trenler üzerinden okunması, 2015, Istanbul Technical University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Istanbul Technical University tezlerinden daha fazlası