Adnan Menderes University
Discipline

Archaeology

Adnan Menderes University

334

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gediz havzasının Son Tunç Çağı tarihi coğrafyası

Bir bölgenin coğrafi özellikleri bölge halkını sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda oldukça etkilemektedir. Günümüzde Arkeoloji bilimi içerisinde tartışmasız önemli bir konuma gelen tarihi coğrafya çalışmaları sunduğu verilerle bu çalışmaları daha önemli kılmaktadır. Gediz Havzası?nın Son Tunç Çağı Tarihi Coğrafyası?nın ele alındığı bu çalışmada günümüzde Gediz Havzası adıyla anılan arazinin çevresindeki toprakların Son Tunç Çağı?ndaki tarihi coğrafyasının saptanması amaçlanmıştır. Son yıllarda Gediz Havzası?nda gerçekleştirilen coğrafya, Arkeolojik kazı ve yüzey araştırması verileri bu çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Değerlendirilen bu çalışmalar neticesinde Gediz Havzası?nın Son Tunç Çağı tarihi coğrafya açısından önemi ve bizlere sunduğu yeni veriler önem taşımaktadır.

ArkeolojiArkeolojik kazılarCoğrafya+6
Miray Mimaroğlu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Tralleis hamam-gymnasion kompleksi seramikleri

Tralleis Hamam-Gymnasion yapı kompleksi ve çevresinde 2006-2008 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında çok sayıda seramik örneği ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada incelenen seramik örneklerinin önemli bir bölümünü Latrina kanalizasyon kanalları içerisinde sağlam ve sağlama yakın olarak bulunan eserler oluşturur. Ayrıca Hamam-Gymnasion?un kuzey duvarına bitişik olarak inşa edilen Geç Roma-Erken Bizans dönemi dükkanları seramik buluntuları da tez çalışması kapsamına dahil edilmiştir. Çalışmamızda incelenen 177 seramik örneği, 16 gruba ayrılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda Latrina ve sokak altı kanalizasyon kanalları buluntusu seramiklerinin yerel üretim olduğuna dair çok önemli ipuçlarına ulaşılmıştır. Seramik örneklerinin hamur yapısı, yerel üretim olduğunu kanıtlar niteliktedir. Büyük çoğunluğunu günlük kullanım seramiklerinin oluşturduğu eserler genel olarak M.S. II ve III. yüzyıllara tarihlendirilmiştir. Ayrıca Latrina kanalizasyon kanallarının M.S. V-VI. yüzyıl aralığında doldurulduğunu kanıtlayan seramik buluntularına da ulaşılmıştır. Geç Roma-Erken Bizans dönemi dükkanları seramik buluntuları ise genel olarak M.S. IV.-VI. yüzyıl arasına tarihlendirilmiştir. Dükkan buluntusu amphora örneklerinin form ve kil özellikleri Geç Antik Çağ?da kentte seramik üretiminin devam ettiğini kanıtlar niteliktedir. Hamam-Gymnasion ve çevresi seramik buluntuları ışığında Tralleis Antik Kentinde seramik üretiminin M.S. III. yüzyıl ve sonrasında yoğun olarak devam ettiği anlaşılmaktadır.

Tralleis
Aydın Erön
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Pedasa Leleg tümülüsleri

Karia Bölgesi'nde taş tümülüs geleneği Bodrum Yarımadası'nda özellikle de Pedasa'da yoğunlaşmaktadır. Pedasa içinde barındırdığı kalıntılar ve özellikle tümülüsleri ile Lelegler hakkında önemli veriler sağlamaktadır. Oldukça geniş bir territoriuma sahip kentte Çamtepe, Sivriçamtepe, Elmadağ, Güneybatı ve Üçerenler Nekropolleri yerleşimi çevreleyen yüksek tepelerde yerleşiktir. Yarımadanın batısında Termera dışında, Kaplandağ'da 5 tümülüs, Pedasa'da ise 77 tümülüs belgelenmiştir. Mezar odası genellikle yuvarlak krepis çevirmesinin ortasına yapılmıştır. Krepis duvarına bağlanan dromos gömü sonrasında moloz taş dolgu ile kapatılmaktadır. Pişmiş toprak lahitlerin de kullanıldığı tümülüslerde hem inhumasyon hem de kremasyon gömüler yapılmıştır. Lahitler dışında ölü hediyeleri oda zemininde gömünün durumuna göre dağılmıştır. Tümülüslerin konumları ve anıtsallıkları ile kökeni oldukça erkene uzanan ata kültüne yönelik bir dinsel kimliği de oluşturmuştur. Pedasa Tümülüsleri'ne yakın örnekler Adalar, Batı Anadolu ve Likya Bölgesi'nde bulunmaktadır. Yuvarlak mezarlar dışında Yunanistan ve Ege Adaları'nda yoğun görülen tholos mezarlar Girit ve Yunanistan'da olmakla beraber Bodrum Yarımadası'nda da aynı süreçte Müsgebi ve Çömleki Nekropolleri'nde devam etmektedir. Termera'daki tümülüsler dışında yuvarlak mezarlar formları ve yapı teknikleri ile Pedasa Tümülüsleri'ne benzemekte ve ilk örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tümülüslerin kullanım tarihi olarak Geç Protogeometrik ve Arkaik Dönem arasını önerebiliriz. Mausollos öncesinde Pedasa'da yoğunlaşan bu tümülüslerin erken örnekleri konusunda öneriler getirilemese de bu mezarların Bodrum Yarımadası'nda Mausollos öncesinde yaşayan Lelegler tarafından yerel bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Şahin Gümüş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ephesos Liman Alanı'ndan ele geçen LR3 tipi amphoralar

Bu çalışmanın amacı 1987-1989 yılları arasında Ephesos limanı'nın güneybatısında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ele geçen LR3 tipi amphoraların genel tipolojisini ve kronolojisini oluşturmaktır. Çalışma için 90 adet amphora parçası seçilmiş ve bu parçalar genel form özelliklerine göre tiplere ayrılarak incelenmiştir. Malzemelerin bulunduğu alan iyi bir stratigrafi vermediği için kronoloji oluşturulurken karşılaştırmalı tarihlendirme yöntemi kullanılmıştır. Malzemeler Ephesos dışında Atina Agora'sı, Argos Agora'sı ve Berenike'deki benzer örneklerle karşılaştırılmıştır. Tezimizde incelenen LR3 tipi amphoralar genel olarak M.S.1. yüzyılın son çeyreği ile M.S. geç 6. yüzyıl arasına tarihlendirilmiştir. Uzun bir üretim geleneğine sahip olan bu amphoralara ait şimdiye kadar Ephesos'ta herhangi bir amphora atölyesi ortaya çıkarılmamış olmasına rağmen yapılan petrografik analizler üretim yerlerinden birinin Ephesos olduğunu doğrulamaktadır. Tez kapsamında yer alan LR3 amphoraları da petrografik analizlere göre Ephesos üretimi olmalıdırlar. Şarap, yağ ya da unguent taşıdıkları düşünülen küçük boyutlu bu amphoralar, İmparatorluk Dönem'inde sadece Doğu Akdeniz'de dolaşım halindeyken, Geç Antik Dönem'de İmparatorluğun en uzak yerlerine kadar ulaşmışlardır. ANAHTAR SÖZCÜKLER Ephesos, LR3, Roma Amphoraları, Roma Dönemi, Yerel Üretim, Antik Seramik.

AmforalarEphesosRoma Dönemi
Sezen Palamutçu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Tralleis güney nekropolü terrakotta figürinleri

Bu tez çalışmasında ele alınan terrakotta figürinler, Tralleis Güney Nekropolisi'ndeki tonozlu oda mezarlardan bulunmuştur. Figürinler, Aydın Arkeoloji Müzesi tarafından gerçekleştirilen kurtarma kazılarından elde edilmiştir. Çalışmada ele alınan figürinlerin tipi ve stili oluşturulurken mezarlara ait kayıtlar esas alınmıştır. Otuz üç mezar konteksti belirlenmiş olmasına rağmen mezarları kesin tarihlemeye yardım edebilecek veriler yoktur. Nekropolis alanı, seramik, sikke ve diğer arkeolojik kalıntıların yardımıyla İ.Ö. 2. yüzyıldan İ.S. 2. yüzyıla kadar tarihlenmiştir. Çalışmada ele alınan figürinlerin tümü kalıp yapımıdır. İ.Ö. 2. yüzyılda tekil figürinlerin üretiminde kullanılan kalıp sayısı artmıştır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde ise pişmiş toprak figürin üretimi fabrikasyon haline gelmiştir. Tralleis figürinlerinin kili ise homojen yapılı ve bir miktar mika katkılıdır. Tralleis örneklerinde daha az kullanılan mika katkılı, sarımsı kırmızı hamur daha çok İ.Ö. 2. yüzyılda yaygındır. Daha açık kırmızı renkli olan iyi pişmiş, mika katkılı kırmızımsı sarı hamur en iyi korunan örneklerde görülen tipik kil rengidir. Munsell Toprak Rengi Kataloğu'na göre en yaygın olanı açık beyaz astarlı ve mika katkılı olan kırmızımsı sarı kildir. Stilistik incelemelere göre erken dönem Tralleis figürinlerinde, Attika, Tanagra, Boeotia ve Myrina etkisi görülmektedir. İ.Ö. 2. yüzyılda Eros ve Nike gibi uçan figürinler oldukça yaygındır. Aphrodite ve rahibeleri gibi dini tipler de bu dönemde görülmektedir. Diğer dinsel kimlikler Ariadne, Dionysos ve cemaatidir. İ.Ö. 2. yüzyılın ikinci yarısında hayvanlarla birlikte verilen günlük hayat sahneli gruplar ve ayakta giyimli kadınlar ortaya çıkmıştır. İ.Ö. 26 yılında meydana gelen depremde, Tralleis kenti hasar görmüş ve İmparator Augustus'un yardımlarıyla kent yeniden kurulmuştur. İ.S. 1. yüzyıl tipleri, ayakta giyimli kadın ve erkekler, sadaklı sporcular, masklar, aktörler, kuklalar, karikatür figürinler, hayvanlar ile diğer mitolojik ve dini figürinlerden oluşmaktadır. Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemi'nde birçok Akdeniz kentinde bu tipteki figürinler bulunmuştur. Güney Nekropol alanından bulunan figürinlerdeki koroplast imzaları çalışmada detaylı olarak incelenmiştir. İmzalar arasında Trophimos, Simalionos, Theodotos, AA adlı olanlar ve diğer koroplastlar belirlenmiştir. Belirlenen koroplast işaretleri ya da imzaları, Tralleis'teki atölyelerin İ.Ö. 1. yüzyıl ve İ.S. 2. yüzyıl arasındaki dönemde üretim yaptıklarını göstermiştir. Bu nedenle çalışmada koroplastların yerel üretim yaptıkları öne sürülmektedir. Katalogda figürinlerin tipolojisi, kronolojisi ve sınıflandırması birlikte sunulmuştur. Katalogdaki bilgiler figürinlere ait detayları, daha önceki yayınlardaki benzerlerini ve aynı tipteki yakın örneklerini göstermektedir. Sonuç olarak diğer çağdaş merkezler ve kontekstlerdeki tarihlenmiş figürinlerin yardımıyla tipleri ve stilleri karşılaştırılmıştır. Çalışmadaki veriler genel olarak İ.Ö. 2. yüzyılın Tralleis kentinin en önemli dönemlerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

AnadoluArkeolojiFigürün+7
Murat Çekilmez
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ephesos antik kenti nekropollerindeki Roma Dönemi mezar tipleri

Ephesos antik kenti Arkaik Dönem'den Geç Antik Döneme kadar olan süreçte denize kıyısı olan bir liman şehri konumu ile ticari, kültürel ve sosyal yönden öncelikli bir yere sahip olmuştur. Ephesos kentinin mimari, sosyal ve sanatsal anlamda gösterdiği gelişmeler bugün kazılar ışığında değerlendirilmektedir. Ephesos antik kentinin sosyal ve kültürel yaşamın izlerine kentin nekropol alanlarında yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen bilgiler ışık tutmaktadır. Böylece bölgenin sosyal yapısının yanı sıra dinsel inanç sisteminde çözümlenmesinde oldukça yardımcı alanlar haline gelmektedir. Ephesos antik kenti nekropol alanlarındaki ölü gömme adetleri ve mezar tipolojisinin yapılması gerekliliğinden yola çıkarak tezimizde Roma Dönemi'nde Ephesos nekropol alanlarının belirlenip ve bu alanlarda görülen mezar tipleri ele alınmıştır. Dönem sınırlamasının nedeni de elde edilen verilerin çoğunun Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait olması ve benzer birçok kentteki bu döneme ait mezar tiplerinin ayırt edilebilmesidir. Çalışmada Ephesos Nekropolleri'ndeki Roma İmparatorluk Dönemi mezar tipolojisinin yapılabilmesi için önce nekropol alanlarının yerlerinin belirlenmeye çalışılmış ve bu alanlarda yapılmış çalışmaların sonuçları incelenmiştir. Tespit edilen mezar tiplerinden yola çıkarak mezar tipolojileri belirlenerek başlıklar altında toplanmış ve daha sonra Ephesos Nekropol alanlarındaki Roma İmparatorluk Dönemi içerisinde nasıl bir tipolojik dağılım ve gelişim gösterdiği saptanmıştır. Bu çalışmalar sırasında kentin nekropol alanlarındaki yapılan araştırmalar ışığında belirlenen malzemeler ile ayrıntılı ya da genel içerikli tüm yayınlar taranarak kapsamlı bir literatür çalışması yapılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER Arkeoloji, Anadolu, Ephesos, Nekropolis, Roma İmparatorluk Dönemi

EphesosMezarlarNekropol+1
Ramazan Yazıcı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

II. Philippos ve III. Aleksandros döneminde Makedonya Krallığı

Balkan Yarımadası, coğrafi konumu, iklim özellikleri ve yaşama elverişli koşullarıyla antik çağdan günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu coğrafya Avrupa ile Asya arasında bir geçiş noktası olduğu için bazı araştırmacılar tarafından kalıcı kültürlere ev sahipliği yapamayacağı tezleri ileri sürülmüşse de, yapılan araştırmalar Balkan Yarımadsı'nın Paleolitik Dönemden başlayan çok eski bir geçmişe sahip olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte Yarımada'nın iyi bilinen tarihi Klasik çağlardan itibaren başlamış, özellikle de Hellenistik dönemde zirveye ulaşmıştır. Köklerini M. Ö. 7. yüzyıla kadar götürebildiğimiz Makedon Devleti'nin en parlak dönemi şüphesiz II. Philippos ve III. Aleksandros dönemleri olarak gösterilmektedir. II. Philippos'un, III. Perdikkas'ın ölümü üzerine tahta geçmesiyle birlikte göstermiş olduğu politik ve askeri başarılar Makedonya'yı diğer ülkelere kıyasla farklı bir noktaya taşımıştır. Balkan uluslarıyla girilen mücadeleden galip çıkan II. Philippos bu başarının ardından Grek devletleriyle mücadeleye girmiş ve savaşlarda galip gelmiştir. Böylelikle Balkanlara ve Hellas'a politik üstünlüğünü kabul ettiren II. Philippos kısa süre içerisinde Makedonya'yı bölgenin lider devleti haline getirmiştir. II. Philippos'un ölümü üzerine yerine geçen III. Aleksandros, Philippos'un yolunu izlemiştir. Balkanlarda ve Hellas'ta otoriteyi tekrar sağlayan Aleksandros kendisini Perslere karşı yapılacak olan Öç Savaşlarının komutanı seçtirterek Anadolu, Mısır, Orta Asya ve Hindistan'a kadar kimsenin hayal dahi edemeyeceği devasa bir imparatorluk yaratmıştır. Bu dönem içerisinde yaşanan siyasal, sosyal ve kültürel gelişmeler ise tezimizin ana temasını oluşturmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Makedonya, II. Philippos, III. Aleksandros, Hellenistik,Anadolu.

Helenistik DönemMakedonlarMakedonya
Yalçın Gülçin
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Alabanda Klasik Dönem oda mezarı

yapısı, konumu ve mimari özellikleriyle oldukça ilgi çekicidir. Söz konusu mezar yapısı, Karia Bölgesi genelinde çeĢitli mezar yapılarıyla gerek mimari açıdan gerekse iĢçilik açısından benzerleri ile karĢılaĢtırılarak ele alınmıĢtır. Konumu ve tarihi açısından önemli ipuçları barındıran oda mezar yapısı, Alabanda antik kentinin tarihi ve coğrafyasını belirlemede çok önemli bir yer tutmuĢtur. Karia Bölgesi'ne özgün mimari tarzıyla, bölgenin ve Alabanda antik kentinin ölü gömme adetlerini sosyo-ekonomik açıdan anlamamıza yardımcı olmaktadır. Bu tarz mezar yapılarının siyasi bir geliĢme ile bölge genelinde yaygınlık kazandığı düĢüncesi ile siyasi tarihe değinilmiĢtir. Oda mezarın konumu ve yapı malzemesini anlamak amacıyla Karia Bölgesi coğrafyası, siyasi tarihi ve Alabanda antik kenti tarihi coğrafyası geniĢ çaplı araĢtırılmıĢtır. Mezar yapısını anlamak için bölge genelindeki çeĢitli tarzda mezar yapıları belirli baĢlıklar altında incelendikten sonra Alabanda oda mezarında ayrıntılı bir Ģekilde anlatım yapılmıĢ ve benzer örnekler eĢliğinde karĢılaĢtırılarak değerlendirilmiĢtir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Alabanda, Karia, Klasik Dönem, Oda Mezar, Ölü Gömme Geleneği

AlabandaKaria bölgesiKlasik Dönem+4
Emrah Özdemir
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Alabanda Batı Nekropolü'ndeki lahitler

Bu çalıĢmanın temel amacı, Alabanda territoriumu içerisinde yer alan lahit mezarların yüzey araĢtırmaları kapsamında tespitlerinin yapılarak sayısal veriye ulaĢılması yanı sıra lahit tipleri, formları, üzerindeki yazıt veya bezemeleri ve varsa ölüye ait eĢya, hediye vb. değerlendirilmesi ve Alabanda lahit mezarlarının ölü gömme geleneğine etkilerinin saptanmasıdır. Bu kapsamda 2012-2013 yıllarında sürdürülen yüzey araĢtırmaları sonucunda Doğu ve Batı Nekropol içerisinde toplam 542 adet lahit tespit edilmiĢ ve söz konusu lahitlerin öncelikle kazı envanter listesine göre numaralandırma çalıĢmaları yapılmıĢ ardından fotoğraflama iĢlemi gerçekleĢtirilmiĢtir. Ayrıca sağlam ve açıkta olan 21 adet lahdin çizimi 2013 kazı sezonu içerisinde bitirilmiĢtir. ÇalıĢmanın baĢlangıç aĢamasında, Alabanda Lahitleri'nin daha önce çalıĢılmamıĢ olması nedeniyle tezin temel yapısı kazı sezonu içerisinde ve sonrasında alanda oluĢturulmuĢtur. Daha sonra ölü gömme gelenekleri, lahit tipleri ve konu ile ilgili diğer alanlarda literatür taraması ve eksik kaynakların elde edilme çalıĢması gerçekleĢtirilmiĢtir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Alabanda, Lahitler, Nekropolis, Karia, Arkeoloji

AlabandaLahitlerMezarlar+2
Yeşim Gür
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Dönem seramiklerinde gemiler

Gemiler, antik dönemden itibaren hayatımızın birçok alanında yer almıştır. Antik dönem toplumlarının, gemi ile nerede ve ne zaman tanıştıkları tam olarak bilinmemektedir. Bugünkü işaretler Mısır'ı göstermekle birlikte, Girit Adası'nda Minos Uygarlığı'na ait izler bulunmaktadır. Bu nedenle, gemilerin doğduğu coğrafya ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bugüne dek yapılan çalışmalar, gemilerin, toplumların birbirleri ile kaynaşmalarını sağladığını ve uygarlıkların gelişmesinde önemli rol oynadığını göstermektedir. Tekneler ve gemiler kullanıldıkları zamandan itibaren, ticaret, savaş, korsanlık, balıkçılık gibi çeşitli alanlarda sıklıkla yer almışlardır. Bu yüzden, insanoğlunun kendini anlatma isteğinden doğan bezeme sanatında yansımıştır. Seramikler üzerine yapılan betimlemeler sayesinde, savaş gemileri, gemilerin mitolojideki yerleri, ticaret gemileri ve ticaret yapılan toplumlar, korsanlar ve korsan gemileri hakkında bilgi sahibi olabilmekte ve gemileri öğrenebilmekteyiz. Anahtar Kelime: Arkeoloji, Sualtı Arkeolojisi, Seramik, Antik Gemi.

Antik gemiAntik ÇağGemiler+2
Özgün Başıbüyük
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Demir Çağ ve sonrası Batı Anadolu'da Frig kültür etkileri

İÖ. 2. Binyıl sonları, Anadolu ve yakın çevresinde köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemle birlikte, Yakındoğu'nun güçlü devletleri çeşitli sebeplere bağlı toplu göç hareketleri sonucunda çöküşe geçmiş, Hititler başta olmak üzere pek çok büyük uygarlık tarih sahnesinden çekilmiştir. İÖ 1200 yılları sonunda hız kazanan toplu göç hareketleri neticesinde Anadolu'da yeni bir güç haline gelen uygarlıklardan birisi de Frigler'dir. Frigler, Anadolu Arkeolojisi açısından oldukça uzun bir süre "Karanlık Çağ" olarak tanımlanan, ancak son yıllarda yürütülen yeni çalışmalar neticesinde yazınsal bir boşluk dışında çok da karanlık olmadığı anlaşılmaya başlanan bir dönemde Anadolu'da hüküm sürmüş, burada köklü Anadolu geleneklerinin etkisi ve kendi kültürlerinden katkılarla güçlü bir krallık kurmuşlardır. Günümüzde Ankara-Polatlı yakınlarında yer alan Yassıhöyük/Gordion'u kendilerine başkent olarak seçen Frigler başta ahşap, maden ve din gibi kültürel ögeleriyle Anadolu toplumları arasında geçiş unsuru oluşturmuştur. Öncüllerinden edindiği bilgiyi, kendi öz kültürüyle yeniden biçimlendirerek çevre kültürlere dağıtıcı rolü bulunan Frigler, çekirdek coğrafyası olan Ankara ve Kızılırmak Kavsi arasında yer alan bölge dışında kalan kültür bölgeleri içinde de –belli bir süre- etkin bir siyasi güç olagelmiştir. Frig başkenti Yassıhöyük/Gordion'da yürütülen son arkeolojik çalışmalar, yardımcı disiplinlerin de katkılarıyla Orta Anadolu'nun Demir Çağı kronolojisini derinden sarsan yeni bulgular sunmuştur. Buna göre eskiden Kimmer istilası ile ilişkilendirilen Gordion Tahrip Tabakası'nın tarihi bir yüzyıl geriye çekilmiş, bunun sonucunda önceden Helen kültürünün etkisiyle oluşturulmuş olduğu düşünülen pek çok Frig kültür ögesinin Anadolu'luğu ortaya konmuştur. Çalışma içerisinde bugüne dek tek tek ele alınan ve bu haliyle fazlaca bir sonuç vermeyen, Batı Anadolu'da Frig kimliğini yansıtan buluntular bir arada değerlendirilmiştir. Bunun sonucunda uygarlığın başta din ve dinle alakalı materyaller aracılığı ile kendi kültüründen ögeleri Batı Anadolu'nun Demir Çağ toplumlarına aktardığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma içerisinde aktarımların İÖ 8. yy. içlerinde başladığı, İÖ 7-6 yüzyıllarda hız kazandığı, İÖ 6. yy'ın sonlarından itibaren ise etkinin ters yönde geliştiği, Kimmer istilasıyla sarsılan Friglerin otonomik yapısını kaybettiği ve daha önce bu bölgede yaşayan toplulukların en azından bir kısmının Batı Anadolu'ya çeşitli göç yollarıyla gelerek yerleştikleri önerilmiştir.

AnadoluArkeolojiBatı Anadolu+4
Emre Erdan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı'nda Akhisar Ovası

Çalışmanın ilk adımında, farklı disiplinlerden derlenen basılı ve dijital yayınlar bir araya getirilerek fazla ayrıntıya inilmeden bazı istatiksel bilgiler yardımıyla bölgenin coğrafyası hakkında genel hatlarıyla bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Tezin konusunu oluşturan coğrafyada 17, 18 ve 19. yy.ın başlarında incelemeler yapan gezginlerin yaptığı ziyaretler daha çok Hristiyanlık tarihini araştırmaya yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Söz konusu seyyahların arkeoloji ve epigrafiyle ilgili verdiği bilgilere ek olarak şehre ait çizdikleri gravürler ve genel görünümü hakkında yaptıkları betimlemeler şehrin o dönemi ile günümüzdeki durumu arasında bir köprü kurmamıza yardımcı olmaktadır. Genel sınırlar içerisinde çalışmada, Akhisar ve çevresinin İlk Tunç Çağı'nın incelenmesiyle ilgilenilmektedir. Bugüne kadar konuyla ilgili olarak yapılmış arkeolojik çalışmaların sonuçları bir potada eritilip ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölgede var olan Tunç Çağı kültür merkezlerinin varlıklarına ilişkin dayanaklar somut veriler ışığında- seramik parçaları, mermer ve taş eserlerden yola çıkılarak- aktarılmaya çalışılmıştır. Böylece Batı Anadolu'nun bu bölgesinin İlk Tunç Çağı merkezlerinin kendi içinde değerlendirilmesi yapılırken aynı zamanda bu kültürlerin çevre kültürlerle olan ilişkilerinin değinilmesine de özen gösterilmiştir. Kuzey Ege'ye geçiş noktasında yer alan Akhisar Ovası, stratejik konumunun yanı sıra verimli toprakları, uygun iklimi ve bitki örtüsü sebebiyle sadece Antik dönemde değil, daha önceki dönemlerde de yoğun yerleşime ev sahipliği yapmıştır. Bu arazinin kendine özgü kültürü üzerinde durulurken ayrıca küçük de olsa komşularıyla arasındaki etkileşim ve iletişimi tez kapsamına dâhil edilmiştir. Böylece çalışmanın İlk Tunç Çağı'nda Anadolu'nun bu bölgesindeki mevcut durumun anlaşılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

Akhisar OvasıArkeolojiArkeolojik alanlar+5
Mehmet Zaybak
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Alabanda Payandalı Sarnıç Hellenistik ve Roma Dönemi seramikleri

Alabanda Payandalı Sarnıç Hellenistik ve Roma Dönemi Seramikleri, konulu tez çalışmasında 2013 yılında bulunan seramik buluntuları değerlendirilmiştir. Üzerinde çalışılan bu seramiklerin öncelikle çizimleri yapılmış, ardından tipolojik özellikleri incelenerek çevre bölgelerdeki örnekleri ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda Payandalı Sarnıç kazısından ele geçen seramikler hem tarihlendirme hem de bölgeye yakın merkezlerle olan bağlantılarını ortaya çıkarma konusunda önemli veriler sunmuştur. Bu bağlamda kentin, Anadolu'nun Batı ve Güney kıyıları ile bağlantısı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Payandalı Sarnıç kazısından ele geçen seramik buluntularının Helenistik ve Roma Dönemi içindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeler ve karşılaştırmalar sonucunda Alabanda Payandalı Sarnıç Yapısı'nın Helenistik ve Roma Dönemleri'nde kullanıldığı ortaya çıkarılmıştır. Ele geçen seramiklerin incelenmesiyle en erken tarihli seramik grubunun M.Ö. 3. yüzyıla ait olduğu görülmüş ve M.S. 5. ve 7. yüzyıllarda seramik yoğunluğunun arttığı anlaşılmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER:Karia Bölgesi, Alabanda, Payandalı Sarnıç, Hellenistik, Roma, Seramik.

AlabandaArkeolojik kazılarHelenistik Dönem+4
Ayşegül Temel
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tralleis Batı Nekropolü kandil buluntuları

Aydın ili sınırları içinde yer alan Tralleis antik kenti, özellikle Hellenistik ve Erken Roma dönemlerinin önde gelen antik yerleşimlerinden biridir. Kentin ekonomik ve siyasi gelişimine paralel giden sanatsal faaliyetleri, özellikle Hellenistik ve Roma dönemlerinde dikkat çekici biçimde artış göstermiştir. Bugüne kadar devam eden Tralleis kazılarında ele geçen buluntular, kentin özellikle seramik alanında aktif bir merkez olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda 2007 yılı kazı sezonunda, kentin Batı Nekropolü alanında büyük çoğunluğu mezar buluntusu olarak ele geçen kandiller incelemiştir. Antik dönem ölü gömme geleneğinin özelliklerini ve inançlarını yansıtan Tralleis Batı Nekropolü 2006-2007 kazı çalışmalarında ortaya çıkan kandil buluntuları ile dikkat çekicidir. Tez konusunu oluşturan Batı Nekropolü alanı kandil buluntuları tipoloji, form ve kronolojik özellikleri açısından önemlidir. Antik dönemden günümüze kadar insanların ışık gereksinimini karşılayarak temel bir ihtiyacını gideren kandiller, özellikle mezarların en önde gelen buluntu grubunu oluşturmaktadır. Yapılan tez çalışmasında, eldeki veriler yardımıyla Tralleis yapımı kandillerin yerel atölyelerinin belirlenmesi, bu atölyelerde üretilen örneklerin alt gruplarının form ve teknik açıdan değerlendirilip sınıflandırılması ve farklı merkezlerde ele geçen örneklerle karşılaştırılmalarının yapılarak tarihlendirilmesi hedeflenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Tralleis, Batı Nekropolü, Kandil, Hellenistik Dönem, Roma İmparatorluk Dönemi

Arkeolojik kazılarAydınlatmaAydınlatma ekipmanları+6
Osman Aydın
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Erken Tunç Çağ mezarlıklar kataloğu ve ölü hediyeleri ışığında dönemin sosyal yapısı

Paleolitik Çağ'dan beri ölüsünü gömen insan, bu geleneğini ata kültüne bağlı olarak Neolitik ve Kalkolitik Çağ boyunca yerleşim içi gömü uygulaması ile devam ettirmiştir. Erken Tunç Çağı'nda mezarlıklar, kentleşme, uzmanlık alanlarında gelişim ve yeni mimari unsurlar ile birlikte yerleşim yerlerinin dışındaki özel alanlara yapılmaya başlamıştır. Bu dönem ölüler, öbür dünya inancına bağlı olarak, cinsiyet, yaş ve toplum içerisindeki konumuna göre farklı hediyelerle gömülmüştür. Bu tezde Erken Tunç Çağ Anadolu mezar/mezarlıklarının kataloğu yapılmış, dönemin sosyal ve kültürel yapısına ışık tutacak ölü hediyeleri değerlendirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Anadolu, Erken Tunç Çağ, Ölü Hediyeleri,Mezarlıklar, Sosyal Yapı.

AnadoluArmağanErken Tunç Çağı+5
Nihal Akıllı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da Antoninler Dönemi mimarisi

Roma İmparatorluğu'nda Augustus'la başlayan sakin ve barışçıl dönem, MS 138-192 yıllları arasına tarihlendirilen Antoninler Dönemi'nde de devam ederek ekonomik, sosyal ve kültürel kazanımlar elde edilmesinde önemli bir etken olmuştur. Ekonomik refahla birlikte Antoninler Dönemi'nde de Roma ve Anadolu kültürlerinin karşılıklı etkileşimleriyle yeni bir yaşam, kültür ve sanat anlayışının geliştiği görülmektedir. Bu dönemdeki refah ve üstün yaşam standartları estetiğe ve güzel sanatlara olan ilgiyi arttırmış, mimari bezeme elemanları da yerel sanatla kaynaşarak bu dönemin biçimsel sanat anlayışını oluşturmuştur. Gelişen teknoloji, bölgelerarası ilişkiler ve bunun sonucunda oluşan yoğun ticaret bu dönem mimarisinde de çok rahatlıkla hissedilmiştir. Bu araştırmada Antoninler Dönemi mimarisi, Anadolu'daki örnekleri ile verilmeye çalışılmıştır. Bu dönemde ilk defa inşa edilmeye başlanan kamu ve dinsel mimari yapıların yanında, yapımına daha önceki dönemlerde başlanan fakat tamamlanamayan mimari yapılar da değerlendirilerek, günümüze ulaşan epigrafik veriler, mimari plastik öğeler ve mimari bezeme parçaları yapıların tarihlendirilmesine yardımcı olmuştur. Bu dönemde tespit ettiğimiz mimari yapılar arasında tapınak, gymnasium, çeşme yapıları, hamam, tiyatro ve agoralar öne çıkmaktadır. Ayrıca Antoninler Dönemi'nde barok yapının karakteristik özelliklerinin bu dönem mimari yapılarında kendine özgün bir şekilde ortaya çıktığı da görülmüştür. ANAHTAR SÖZCÜKLER Roma Tarihi, Antoninler Dönemi, Roma Dönemi Mimarisi, Mimari Bezeme, Barok.

Antoninler DönemiBarok sanatMimari eserler+3
Kübra Aslan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir Hitit kenti: Kuşaklı - Sarissa

İÖ. 1800-1200 yılları arasında Anadolu'nun çekirdek bölgesinde Hitit İmparatorluğu merkezi bir krallıkla ve merkezi krallığa bağlı vasal krallıklarla yönetilmekteydi. Hitit merkezi yönetiminde önemli bir yere sahip olan bu kentlerden birisi Sarissa'dır. Daha önce yerleşilmeyen alanda İÖ. 16.yy.'ın ikinci yarısında kurulmuştur. Kent kurulmadan önce planlanmış ve yapılar bu plana sadık kalınarak oluşturulmuştur. Daha önce hiçbir Hitit kentinde görülmeyen bu uygulama, Kuşaklı-Sarissa Kenti için ayırt edici bir özelliktir. Oval biçimdeki kent diğer Hitit kentlerinin surlarında görülen sandık duvar sistemiyle kurulmuştur. Çoğunluğu İmparatorluk Dönemine ait olan yapıların Kamusal, Dinsel Yapılar ile Halkın yaşadığı konutlar olduğu belirlenmiştir. Bu dönemde dini yapılara eklenen odalar ve kentin batı yamacında üç kanattan oluşan yeni bir konut türünün ortaya çıkışı, kent mimarisine katkı sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Kentte ele geçen eserler ve özellikle bunlardan çivi yazılı tablet parçaları bize kentin siyasi tarihi, sosyal ve dini yapısı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bira üretim atölyesinde in situ durumuyla ele geçen seramiklerin, kentteki biranın üretiminde ve saklanmasında kullanılan kapları hangilerinin olduğunu öğretmiş olması bakımından önemlidir. Sonuç olarak Kuşaklı-Sarissa kenti, kuruluşu buluntuları açısından ayırt edici yönleriyle ve diğer kentlerle olan benzerlikleriyle Hitit tarihine ve kültürüne önemli katkılar sağlamıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Hitit Tarihi, Kuşaklı-Sarissa, Kent Planı, Mimari, Seramik

Hitit DevletiHitit DönemiHititler+1
Leyla Karadeli
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Antik dönem duvar resimleri yapım teknikleri ve gelişimleri

Tarihi, Prehistorik Dönem'e dek uzanan duvar resimleri, insanların günlük hayat ve inanışlarıyla ilgili yansımaları bizlere sunmaktadır. Birçok renk ve konunun yer aldığı duvar resimleri antik dönem toplumlarının sanat anlayışının ayrılmaz bir parçasıdır. Resim sanatının bir tekniği olan fresko, çeşitli boyalar ile sıvanın üzerine yapılan resimlere verilen bir isimdir. Bu teknik hakkında bilgi veren en erken yazılı kaynaklar M.Ö. 4. yüzyıla dek gitmektedir. Antik dönem yazarlarından Plinius ile Vitruvius, boya pigmentleri konusunda detaylı olarak bilgi vermişlerdir. Tarihsel gelişim süreci boyunca duvar resimleri yapım teknikleri ve kullanılan malzemeler açısından farklılıklar göstermiştir. Erken dönemlerde, doğada kendiliğinden bulunan boya pigmentleri, zamanla sanatçının bilinçlenmesiyle geniş bir renk repertuarına dönüşmüştür. Duvar resimlerinde her dönemde, her kültürde işlenen konular çok çeşitlidir. Pehistorik Dönem'de av sahneleri, savaşçılar, ritüeller, hayvanlar, doğa vb. gibi genellikle günlük hayattan sahneler betimlenirken, sonraları, gelişen sanat anlayışıyla birlikte, birçok mimari yapıda, mitolojik sahneler, tanrılar ve tanrıçalar, dini törenler, bayramlar, manzara, tiyatro oyunu sahneleri, bitkisel motifler vb. birçok konu duvarlarda resmedilmiştir. Güney Amerika, Hindistan, Mısır, Yunanistan, İtalya ve Türkiye bu konuda bizlere zengin eserler sunmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Arkeoloji, Antik, Duvar Resmi, Fresko.

Antik ÇağDuvar resimleriFreskler
Selin Sözbir
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hadrianoupolis surları kurtarma kazısında bulunan Roma ve Bizans Dönemi kandilleri

M.S. 123 ? 124 yıllarında İmparator Hadrian'ın, Doğu seyahati sırasında, ziyaret edip, kendi adını verdiği Hadrianoupolis (Edirne) kentinde, bir ordugah (castrum) kurmuştur. Bu ordugah yapısından günümüze kalan sur kulesi, 2002 ? 2003 yıllarında Edirne Müze Müdürlüğü tarafından, Makedonia Kulesi Kurtarma (Hadrianoupulis Kent Surları) Kazısı adı altında kazılmıştır. Bu kazıda ele geçen, Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi kandilleri, kandil parçaları ve kandil kalıpları bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bilindiği gibi, Eski Çağlar'dan beri, yapay aydınlatma ihtiyacı, ateşin bulunması ve kandilin keşfedilmesiyle karşılanmıştır.Çalışmada, ilk olarak Hadrianoupolis antik kentinin ve Makedonia Kulesi'nin tarihçesi, 2002 ? 2003 yıllarında yapılan Makedonia Kulesi Kurtarma Kazısı anlatılmıştır. Bunların yanısıra kandil, gelişimi, yapım teknikleri, bölümleri ve kullanım alanlarına da değinilmiştir. Daha sonra çalışmanın ana konusunu oluşturan, Makedonia Kulesi Kurtarma Kazısı'ndan çıkan Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi kandilleri incelenerek bezemelerine göre 22 tipe ayrılmış; her tip kendi içinde açıklanıp alt bölümlere ayrılmıştır. Her kandil ve kandil parçası için, benzerleri bulunarak, analoji yapılmıştır.22 tipe ayrılan kandil ve kandil parçaları, kandil kalıplarıyla beraber, kataloglanarak, çizim ve fotoğraf belgelemeleri yapılıp, tasnif ve tarihlemeleri yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kandil, Kandil Parçaları, Kandil Kalıpları, Hadrianoupolis, Makedonia Kulesi Kurtarma Kazısı.

Günsel Dağlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Frig yontu sanatı ve etkileşimleri

Frigler, I. Binde Anadolu'nun siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir rol üstlenmişlerdi. Son derece gizemli ve etkileyici işçiliğiyle göze çarpan kaya anıtları ise Frig sanatı ve kültürünün, kaya mimarisinin, en özgün eserleridir.Çalışmamızda, Frig inancındaki Ana Tnrıça/ Matar Kubile ile ilgili olarak Kaya mimarisi ( Fasadlar, Atlarlar ve Orthostatlar), Heykel grupları ( taştan, fildişinden ve kemikten yontulmuş idoller) ve bazı ahşap mobilyalar incelenecektir. Bu anıtlar ve heykel grupları, Frig Ana Tanrıça Kültü ve diğer Kültürlerle olan etkileşimleri hakkında bize ipuçları sağlayacaktır.Frigler Anadolu'ya M.Ö. 1200'lerdeki ? Ege Göçleri? ile gelmişlerdir. İlk olarak Anadolu'nun merkezinde Hititlerinde yerleşim katlarının bulunduğu Hattuşa, Alacahöyük, Pazarlı ve Alişar'da yaşamışlardır. M.Ö. 8.yy. da Gordion'da kendi medeniyetlerini kurmaya başlamışlardır.

Tayfun Işıklar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Demir Çağında Kilikia Bölgesinde Grek kolonizasyonu

Demir Çağı başında Akdeniz dünyası sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda değişerek farklı bir yapı kazanmıştır. M.Ö. 1200'den itibaren başlayan Ege Göçleri ile birlikte Hellas'tan gelen göçmenler Ege'yi geçerek Küçük Asya kıyılarına gelmişler ve özellikle liman olanağına sahip, kolay savunulabilir yerlerde yeni yerleşimler kurmuşlardır. Kendilerini güvence altına alabilecek gözle görünür bir yasalar dizisi ile bir yönetim sistemi yaratmak zorunda kalmışlardır ve bu sayede Yunan kent devletleri ortaya çıkmıştır. Polis kurumunun yaratılması ardından yerleşik düzen bir süre devam etmiş olsa da artan nüfus, kıtlık, kuraklık ve hammadde ihtiyacı gibi çeşitli nedenler dolayısıyla Grekler koloniler kurmuşlardır. M.Ö. 8. yüzyılda başladığı kabul edilen koloni hareketleri, M.Ö.6. yüzyılın ortalarına dek devam etmiştir. Zaman içinde Güney İtalya, Sicilya, Kuzey Ege ve Karadeniz ile Batı Anadolu koloni kentleri ile dolmuştur. Bu zaman dilimi içinde Grekler'in Kilikia'da da bazı koloni kentleri kurmuş oldukları yazılı kaynaklar yolu ile anlaşılmaktadır.Bu çalışmada öncelikle II. bin yıl sonunda Akdeniz dünyasının siyasi ve sosyo-ekonomik yapısına ardından Grek kolonizasyonunun nedenleri ile sonuçlarına ve kolonilerin yapısına değinilmiştir. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Kilikia bölgesi önce Demir Çağı içindeki durumuyla kısaca incelenmiş ve Kolonizasyon Çağı içinde yazılı kaynaklarda rivayet edilen Kilikia'da Grekler tarafından kurulmuş koloni kentlerinde yapılan arkeolojik araştırmalara değinilmiştir. Çoğu kentte devam eden kazılarda şimdiye kadar ulaşılabilen veriler değerlendirilerek bir sonuca varılmaya çalışılmıştır.

Simge Küçük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros örneğinde podyumlu mezarlar ve mezarlık yapıları

Antandros Nekropolisi'nin son çalışmalar ışığında MÖ. 8. yüzyılın sonundan MÖ. 1. yüzyıla kadar kesintisiz olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Bu yüzyıllar içerinde ele geçen mezarlar arasında hemen hemen her mezar tipi görülmektedir. Bu mezar tipleri dönemsel farklılıklar içermektedir.Yoğun gömünün olduğu nekropolis alanında bazı mezar yapıları ile karşılaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu olan yapılar, piramidal ve sunak biçiminde inşa edilmiş mezar yapıları olmak üzere iki grup halinde incelenmiştirPiramidal mezarlar, MÖ. 5. yüzyılda üretilen beyaz lekythoslar üzerinde yer alan sahnelerde oldukça sık işlenmiştir. Bu kapların yardımıyla piramidal mezarların işlevleri hakkında bilgi edinmek mümkün olmuştur. Lahit mezarlar için inşa edilmiş yapılar, mezarların üstüne oturtulmuştur. Düzgün bloklar bir sıra geriye çekilerek üst üste yerleştirilmiş, basamaklı piramidal bir yapı elde edilmiştir. Diğer merkezlerden ele geçen benzer örnekler, bu yapıların MÖ. 5. yüzyılda batı Anadolu ve Kıta Yunanistan'da popüler olduğunu göstermektedir.Hellenistik dönem içerisinde yapılan sunak biçimindeki mezar yapılarının merkezinde genellikle iki adet merdivenle çıkılan bir platform bulunur. Bu platformun etrafında sekilendirilmiş duvarlar yer almaktadır. Yumruk büyüklüğünde taşlarla inşa edilen bu yapılar tamamen sıva ile kaplanmıştır. Mezarların üstüne inşa edilen yapıların bir ya da daha fazla kremasyon için yapılmış olduğu görülmektedir. Yapıların üst seviyelerinde ele geçen stel parçaları bu yapıların orijinalinde stel olduğunu düşündürür. Benzer tipte mezar yapıları diğer merkezlerde oldukça nadir görülen bir mimari gelenektir. Bu tip yapıların Hellenistik dönemde Antandros Nekropolisi'nde kremasyon geleneğindeki artışla birlikte ortaya çıktığı gözlenmiştir.Antandros Nekropolisi'nde açığa çıkarılan mezar yapılarının dönemleri ve mimari anlayışları farklı olsa da kullanım amaçları açısından benzerlik gösterdikleri söylenebilir. Piramidal yapılardaki basamaklar ve sunak yapılarındaki sekiler, yılın belli günlerinde yapılan mezar seremonilerinde hediyelerin bırakıldıkları yerler olmalıdır.

Aytekin Üney
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu'da İmparator Hadrianus Dönemi imar faaliyetleri

Anadolu'daki Roma dönemi imarlaşma süreci göze alındığında en zengin dönemin İmparator Hadrianus dönemi olduğu anlaşılmaktadır. Hadrianus Anadolu'yu İ.S. 123-124 ve İ.S. 129-132 yılları arasında iki kez kapsamlı anlamda ziyaret etmiş, Anadolu'nun imarlaşması konusunda yerel yöneticilerle görüş alışverişinde bulunmuştur.Hadrianus'un Anadolu ile özel olarak ilgilenmesinin geri planında üç önemli neden yatmaktadır. Birincisi Panhellenia anlayışının bütün imparatorluk içerisinde yeniden canlandırılmak istenmesi, ikincisi bu felsefenin özünde yer alan ikinci sofistik akımının Anadolu'da doğması, üçüncüsü ise imparatorun neokoros kültü altında Anadolu'da tanrılaştırılmasıdır.Panhellenia anlayışıyla beraber yerel yönetici ve filozoflarında etkisiyle Hadrianus Anadolu'nun imarlaşması için büyük oranda maddi yardımlarda bulunmuş, özellik Mysia bölgesinde kendi adıyla anılan yeni ketlerin kurulmasını sağlamıştır. Ayrıca diğer kentlerdeki yarım kalmış imar aktivitelerinin tamamlanmasını sağlayarak restorasyon çalışmalarına da destek vermiştir.Hadrianus döneminde Anadolu'da yaptırılan yapılar Mimari Özellikler ve Mimari Dekorasyon başlıkları altında ayrı ayrı incelenerek bu yapıların mimari ve dekoratif anlamda benzer özellikleri tespit edilmiş, yapılardaki Hadrianus dönemine özgü detaylar vurgulanarak Anadolu'daki Hadrianus dönemi zengin Roma Mimarisi'nin açıklanması sağlanmıştır

Onur Gülbay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Antik dönemde kadın ve süslenme

Antik Dönemde kadınların süslenmesi üzerine yaptığımız bu çalışma, Yunan ve Roma odaklıdır. Ancak, bu kültürleri etkileyen Akdeniz coğrafyasındaki Mezopotamya, Mısır, Minos ve Etrüsk gibi daha eski toplumlara da kısaca değindik. Böylece çok yaygın ve açık bir etkiyi ortaya koyduk. Toplumların gereksinimleri, inanışları ve koşulları doğrultusunda değişim görülse de.Kötü hava koşullarından korunmak için hayvan postu ile bedeni örtmek, giderek giysiye dönüşmüştür. Giysiler, hem Yunan hem de Roma'da basit biçimlidir. Kare veya dikdörtgen biçimli tek veya iki parça kumaştan oluşur. Sonra kumaş, bedene sarıldı ve broşlar, iğneler veya dikiş yoluyla omuzlardan birleştirildi. Giysiler, bol kesimliydi ve ayak bileklerine kadar uzundu. Bedene sarılış biçimleri veya drapeler ve pililerle farklılık yaratıldı. Bu giysiler, genellikle üst üste giyildi.Minos ve Doğu kültüründen etkilenen Yunan kadını peplos, khiton, himation ve epiblema giydi. Saçlarını basit biçimde taradı ve eşarp, kurdele veya saç filesi ile başının üzerinde topladı. Özellikle Eski Mısır mücevher teknikleri geliştirilerek muhteşem takılar yaratıldı. Kadınlar saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyunlarını, kollarını, parmaklarını, giysilerini ve hatta bütün bedenlerini süslediler.Etrüsk ve Yunan kültüründen geniş biçimde etkilenen Roma, sembolizme önem verdi ve kadınlarını, toplumdaki statüleri ve görevlerine göre giydirdiler. Örneğin toga praetexta, özgür doğmuş kız için; tunica recta, gelinler için; stola, evli ve anne olan kadınlar için; ricinium da dul kadınlar içindi. Roma toplumunda bütün kadınlar, giysiler kadar sembolizme göre saçlarını taradılar. Özellikle imparatoriçelerin saç biçimleri, dönemler içinde, lüle yığınlarıyla çok süslü ve şatafatlı bir biçime dönüştü. Mücevhercilik, Yunanlılardan daha üstün değildi.Yunan ve Roma'da kumaş türleri ve süslemeleri zengindir. Roma'da, sürpriz olmayan bir biçimde renkler de sembolizmle yorumlandı.Mısırlıların sandalı ile başlamış olan Yunan ve Roma kültürlerinin ayakkabı macerası, gelişti ve kapalı ayakkabı ve botlara dek ulaştı.Kozmetik, yine bütün kadınlar için çok önemliydi. Kadınlar, güzellik için, zararlı bile olsa şaşırtıcı malzemeler uyguladılar.İlk kez Sümer'de başlayan tapınak rahibelerinin baş örtüsü, peçesi, erdem ve iffete dönüşmüş olarak Yunan ve Romalı kadınları ev dışında kapatmıştır.Her konuda moda vardır ve dönemlere göre değişmiştir.

Ulfet Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna antik kentinde bulunan pişmiş toprak figürinler

İ.Ö. 4. yüzyılda Pagos (Kadifekale) eteklerinde yeniden kurulan Smyrna, Hellenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde antik dünyanın önemli pişmiş toprak figürin üretim merkezlerinden biriydi. 18. ve 19. yüzyıllarda bulunan yüzlerce Smyrna üretimi figürin bugün Avrupa ve Amerika'da çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde kentte bulunmuş olan bu figürinlerin buluntu yerleri kesin olarak bilinmemekte olup belirli bir kontekste ait olmadıklarından bugüne kadar hep teknik ve stilistik açıdan değerlendirilmişlerdir.Bu çalışmanın konusu olan 42 adet figürin ve figürin parçasının büyük kısmı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sistemli kazı çalışmalarından biri olan ve aralıklarla günümüze kadar devam eden Smyrna Agorası kazılarında ele geçmiştir. Bunun dışında incelenen eserlerin bir bölümü de Kadifekale ve çevresinde bulunmuştur. Çalışılan eserler Smyrna'da arkeolojik kazılar çerçevesinde bulunup buluntu yeri net olarak bilinen ilk figürin grubu olması açısından önemlidir. Bu durum Smyrna'da bulunan bir figürin grubunun ilk kez buluntu yeri ve kontekst açısından değerlendirilebilmesini sağlamıştır.Eserler teknik ve stilistik açıdan değerlendirilmiş ve bu değerlendirmelerin sonuçları çeşitli müzelerde bulunan diğer Smyrna üretimi figürinler ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, incelenen eserlerin, konu ile ilgili pek çok kaynakta belirtilen bu üretim merkezine özgü teknik ve stilistik özellikleri taşıdıkları görülmüş bunun yanında Smyrna'nın şimdiye kadar derinlemesine incelenmemiş Roma dönemi figürinleri ile ilgili yeni veriler elde edilmiştir. Varılan sonuçlar eserin buluntu yeri ve varsa kontekst verileri ile birlikte ele alınarak, incelenen figürinlerin işlevleri ve üretildikleri tarihler ile ilgili öneriler yapılmıştır.Bu çalışma, halen devam eden kazı çalışmalarında ele geçecek olan diğer figürin gruplarının anlaşılmasına da katkı sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Smyrna, figürin, pişmiş toprak, Hellenistik, Roma.

Gözde Şakar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Antik kaynaklar ve kalıntılar ışığında coğrafi bilgi sistemine dayalı Smyrna kenti arkeolojik haritasının hazırlanması

Hellenistik dönemde Pagos (Kadifekale) eteklerinde yeniden kurulan Smyrna, Roma döneminde Asya eyaletinin en parlak kentlerinden biri olmuştur. Kent Hellenistik dönemden itibaren konumu ve sahip olduğu liman sayesinde günümüze kadar kesintisiz olarak yerleşim görmüştür. Böylece, belirli bir dönemde terk edilen çağdaşlarından farklı olarak günün ihtiyaçları doğrultusunda gelişmiş ve değişim geçirmiştir. Zaman içinde antik Smyrna'nın yapıları işlevlerini yitirerek kent dokusu altında kalmıştır. Bunlardan bir kısmı tamamen yok olmuş günümüze ulaşabilen arkeolojik izler ise modern yerleşim içerisinde bütünlüğünü kaybetmiştir. Pek çok antik yazar ve 17?20. Yüzyıllar arasında kente gelen Avrupalı seyyah, misyoner, asker ve bürokratlar antik Smyrna ile ilgili önemli gözlemlerde bulunmuşlardır. Cumhuriyetin kurulmasından sonra başlayan ve günümüze kadar devam eden Smyrna Agorası'ndaki kazılar ve modern kent içindeki müze sondajları da antik Smyrna ile ilgili bilgiler elde edilmesini sağlamıştır.Bugün antik yapıların tespiti ve konumlandırılması güç bir çalışmayı gerektirmektedir. Antik dönemde Ephesos ve Pergamon gibi kentler ile yarışan Smyrna'dan günümüze ulaşan arkeolojik veriler, yukarıda bahsedilen kaynaklar ve Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla kentin topografik özelliklerinin de izlenebildiği bir kent haritasına oturtulmaya çalışılmıştır. Günümüzde var olmayan yapılar hakkında çeşitli kaynaklar taranarak, edinilen bilgiler doğrultusunda olası konumlarıyla ilgili öneriler yapılmıştır.Bu şekilde kentin sınırları, unsurları ve sosyal hayatıyla ilgili olarak yapılacak çalışmalar için bir alt yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışma antik kentin yapısal kimliğinin daha iyi algılanmasını bunun yanında modern kentin arkeolojik unsurlarla uyum içinde gelişmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Smyrna, harita, CBS, Hellenistik, Roma.

Sarp Alatepeli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da podyum mimarisinin oluşumu

Bu çalışmada, Batı Anadolu'da Podyum Mimarisi'nin oluşumu, Tapınak Mimarisi ve Mezar Mimarisi'nin arkeolojik ve yazınsal malzemelerin değerlendirilmesiyle hazırlanmıştır. Tapınak Mimarisi'nde Smyrna, Neandreia, Larisa, Phokaia, Erythrai ve Miletos'daki Athena Tapınakları ile Pergamon'da yer alan Prostylos planlı tapınaklar ele alınmıştır. Mezar Mimarisi'nde de İ.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Taş Kule, Piramit Mezar ve II. Kyros'un Mezarı ile İ.Ö. 5. yüzyıldan İ.Ö. 3. yüzyılın ilk çeyreğine kadar yapılan altı mezar anıtı incelenmiştir.Bu çalışmacının amacı, Podyum mimarisi formunun ortaya çıkışını araştırmak ve İ.Ö. 2. yüzyılın başına kadarki seyrini incelemektir. Sonuç bölümünde ise tüm veriler ışığında podyum mimarisinin ortaya çıkışı ve 500 yıllık uygulamasına dair görüşler özetlenmiştir.Anahtar Kelimeler:1-Podyum2-Batı Anadolu3-Tapınak4-Mezar5-Mimar

AnadoluAnadolu mimarisiBatı Anadolu+6
Mete Mutlu Şahan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da Pers mezarları

Bu tezden, Anadolu'da yaklaşık iki yüzyıl boyunca egemenlik süren Pers İmparatorluğu'nun, Batı Anadolu toprakları üzerinde yaptırdığı mezar yapılarının dekoratif ve mimari özellikleri incelenmiştir. Bu anıt mezarlar ve tümülüsler hakkında günümüze kadar edinilen bilgiler derlenmiş ve akılda kalan sorulara yeni yorumlar getirilmeye çalışılmıştır.Her biri aslında birer tez konusu olabilecek bu tümülüs ve anıt mezarlar arasında zaman zaman karşılaştırmalara gidilerek ortak bir sanat stili bulunmaya çalışılmıştır. Bu mezarların incelenmesi ile dönemin diğer sanat eserleri arasındaki benzerlikleri, örnekler verilerek belirtilmiştir. Bu inceleme sonunda ?Anadolu-Pers? adı verilen yerel bir ikonografi oluşturulmuştur.

AnadoluBatı AnadoluDekoratif ögeler+4
Deniz Utku Erdem
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Parion'un Bizans Dönemi sırlı seramikleri

Parion Antik Kenti, Troas Bölgesi'nin kuzeyinde, bugünkü Çanakkale ili Biga ilçesi sınırları içerisindeki, Kemer Köyü'nde yer almaktadır. Kentle ilgili kalıntılar daha çok köyün kuzeydoğusunda yer alan Bodrum Burnunda yoğunlaşmaktadır. 2005 yılından bu yana Parion Antik kenti kazıları sırasında ele geçen sırlı seramik buluntular bu araştırmanın materyalini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular ışığında seramiklerin tarihlendirilmesi, sınıflandırılması yapılmıştır. Kazı sezonları içinde ele geçen Bizans Dönemine ait olduğunu saptanan 326 sırlı seramik içinden, bilimsel yöntemler kullanılarak, hamur rengi, form, süsleme ve çeşitli sır tekniklerine göre incelenmiş ve bunlardan 194 tanesi değerlendirmeye alınarak kataloğu hazırlanmıştır. Kataloğa alınan seramiklerin 171 tanesi beyaz hamurlu olup MS 9-11. yüzyıla, 23 tanesi ise kırmızı hamurlu olup MS 12. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Seramikler, bulundukları tabakadaki sikkelere, mimari buluntulara ve diğer kontekst malzemeye, göre tarihlendirilmiştir. Parion'da bulunmuş sırlı seramik parçalarının bir bölümünün yerel üretim olduğu diğer bölümünün ise ticaret yolu ile geldiği düşünülmektedir. Bu da bize seramiklerin Parion Antik Kenti'nin Bizans Dönemi'ndeki sosyo-ekonomisi içindeki yaşam, biçim ve gereksinimleri hakkında önemli veriler sunacaktır. Ayrıca kazı çalışmalarından elde edilen verilere göre Troas Bölgesindeki diğer kentlerle ve yakın çevresiyle olan ilişkilerinin aydınlatılmasında önemli rol oynayacaktır.

Bizans DönemiParionSeramik sanatı+2
Umut Büyüme
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu ve Kafkasya'daki son Tunç Çağı Erken Demir Çağı dikilitaşları

Genel bir tablo itibariyle Batı Anadolu'da Girit, Yunanistan kıyılarında İ.Ö. III. bin yıl başlarında ortaya çıkan arkeolojik buluntular esasıyla Tunç Çağı'nın başlangıcında yaklaşık İ.Ö. 3300-1000'li yıllarda açığa çıkartılan Son Tunç Çağı dönemine göre farklılıklar arz etse de Doğu Anadolu'da İ.Ö.1200/1000'li yıllarda göç yoluyla sona erdiği ardından Demir Çağı geçiş sürecinde kesintiye uğrayarak devamlılığını sürdüren kronolojik bir bağlantı taşımaktadır. Son Tunç Çağı'nda başlayan Neolitik dönem izli kalıcı yaşam anlayışını getirmek isteseler de kuzeydoğu'ya göç yoluyla gelen Hitit İmparatorluğu İ.Ö.1100/1000 yıllarında yangın tahribatına uğramakla beraber yerleşim kalıntısına dair varlığa rastlanmaması geçiş sürecine yansıyarak göç etme anlayışlarının getirdiği sonuçların önemli faktörü olmaktadır. Hitit İmparatorluk devri dahil olmak üzere İ.Ö. XII. yüzyılda kesinlikle Tunç Çağı'na ait olmakla birlikte, nitekim Hitit, Minos, Miken, Mezopotamya ve Levant uygarlıklarının bir arada incelendiklerinde bu medeniyetlerin bir takım adası halinde ''Tunç Çağı İmparatorlukları'' ifadesiyle ele alınmasına sebebiyet vermiştir. Aristoteles'ten de bilindiği gibi Hellenistik dönemin başlangıcı olmakla da birlikte demir (sideros) adıyla Hellence kökeniyle İ.Ö. XV. yüzyıldan itibaren demir madeninin altın kadar olmasa da önem arz ettiği bilinmektedir. Ayrıca kolonizasyon hareketlerinin öncüsü olan Deniz Kavimleri Göçü, Hitit İmaparatorluklarının yıkılışı, Aiol ve İon kolonizasyon hareketleri gibi v Anadolu'nun kültürel ve arkeolojik önemli bilimsel problemlerin kaynağını bu dönemler üzerindeki bilgilerin netlik kazanmamasından ötürü belirgin bir yaklaşım biçimine ulaşılamamıştır. Böylelikle Erken Demir Çağı'nın bir kolonileşme hareketinin uzantısı olarak aynı zamanda kolonizasyon aşaması olduğu bilinmektedir. Kuzey Kafkasya'dan Hazar denizi boyunca kuzeyde Gürcistan'dan batıda Malatya'ya doğudan İran'ın kuzeybatı kıyılarının pek çok yönleriyle ortak özellikler taşıyan uzun ömürlü ve homojen bir kültür süreci taşımaktadır. Transkafkasya halklar, Anadolu'nun kuzeydoğu kesiminin yüksek yaylalarında İ.Ö. II. bin yıl başlarında eski dönemin yerleşik çiftçi yaşantısından yepyeni bir göçebe sistemden kabile biçimindeki bir düzene geçmelerinin ve günümüzde de sürüp giden bu anlayışın temellerinin Tunç Çağı'nın sonlarında atıldığı bilinmektedir. Bunun sonucunda coğrafi yapısı, iklim hareketleri ve sosyal yaşamları etkisiyle Prehistorik dönemden beri Anadolu Yarımadası'nın farklı karakteristik yapıya sahip bir yaşam alanı olmaktadır. Son Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı dönemleri ağırlıklı olarak ele alınmakla beraber, Doğu Anadolu ve Kafkasya bölgesindeki dikilitaşlar, bengi taşlar, mezar stelleri olmak üzere birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olmuş olan sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerine, yaşayışsal-düşünsel sistemlerine yansımış olan bir bölgesel kültür ağı şeklinde adlandırılmaktadır. Ayrıca dönemin yansıtılışını temsil eden, Tunç Çağı başlangıcı sonrasında Demir Çağı'nın başlangıcı dahil olmak üzere önem arz eden Doğu Anadolu bölgesi Hakkari taşları, Kafkasya ve Orta Asya'daki dikilitaşlar, kaya resimleri son olarak kurganların benzerlik taşıdığını özellikle Azerbaycan ve İran Azerbaycan'ı olmak üzere bengi taşların varlığına rastlanılması, Doğu Anadolu'da daha önceden bir Proto-Türk kavminin olduğuna işaret etmektedir. Orta Asya bölgesinde Sibirya dolaylarında yaşayan İskit kavminin varlığı Ön-Türk geleneğiyle bağdaştırılmış olmakla birlikte antropomorfik stellerin varlığı ispatlanmıştır. Ayrıca Ön-Türkler kökensel olarak Altay Teorisi'nin önem kazandığı, balbal ve taş babaların ölen kişinin yaşamının sonsuzluğunu Ön-Türklerin ne tür yaşam özelliklerine sahip oldukları ve vi yerleştikleri yerler olmak üzere göç yollarına bağlı olarak göç faktörüne neden olan şartların sonuç kazanması, Urmu denilen kentin Van Gölü'ne yakın bir noktada yer alması ve buradan ismini alarak '' Urmu Teorisi '' ile bağdaştırılmaktadır. Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu Kafkasya bölgesi üzerinden birtakım boylar yerleşerek bozkır kültürünün ise uzantısı olarak göç dalgasıyla karşılaşılması, Doğu Anadolu'da yaşayan toplulukların İ.Ö. 10.000 yıl öncesinden itibaren önemli bir kilit nokta taşıyan bölgelere doğru göçlere maruz kalan halkların gelmesiyle, incelemelerin sonucunda ise Proto -Türk kavminin bu bölgelerin özelliklerini yansıtan biçimde yaşadıkları bunun göstergesi olarak kanıtlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Son Tunç, Erken Demir Çağı, Hakkari, Doğu Anadolu, Kafkasya, Azerbaycan, Orta Asya, Altay, İskit

AzerbaycanDikilitaş geleneğiDoğu Anadolu bölgesi+5
Deniz Meltem Daşdan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesinde ninive V seramiği

"Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Ninive V Seramiği" başlıklı tezimde, Erken Tunç Çağı'nın en karakteristik seramik geleneklerinden biri olan Ninive V seramiğinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki varlığı araştırılmıştır. Özellikle son 20 yılda Ilısu Barajı ve HES projesi kapsamında Güneydoğu Anadolu'nun Dicle Havzasında birçok kurtarma kazısı gerçekleştirilmiş ve bu çalışmalar sayesinde Ninive V seramiğinin tespit edildiği yerleşimlerin sayısı artmıştır. Bu yeni veriler ışığında Ninive V seramiğinin Güneydoğu Anadolu'daki yeni yayılım alanı, seramiğin kendi içindeki ve yerleşimler arasındaki kronolojisinin aydınlatılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuzey Mezopotamya, Erken Tunç Çağı, Ninive V Seramiği

Erken Tunç ÇağıGüneydoğu Anadolu bölgesiSeramikler
İzzettin Elalmış
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Arkeoloji Müzesi'ndeki bir grup Hellenistik Dönem sikkeleri

Bu çalışmada, İzmir Arkeoloji Müzesi'nin depo bölümünde yer alan Hellenistik Dönem'e ait olan sikkeler incelenmiştir. Müze içinde yapılan incelemede; farklı bölge ve kentte darp edilmiş 68 adet sikke çalışmaya dahil edilmiştir. Sikkelerin büyük bir çoğunluğu müzeye bağış yoluyla getirilmiş ve kazılardan ele geçen sikkeler çalışma dışında tutulmuştur. Sikkeler, kentlere ve tiplerine göre sınıflandırılmış ve uluslararası kataloglar ve kaynaklar yardımı ile incelenmiştir. Sikkelerin büyük bir kısmının İonia Bölgesi'deki kentlerde (Ephesos, Magnesia Ad Meandrum, Miletos, Myous, Smyrna, Kolophon) darp edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada; Aiolis (Kyme, Larissa, Elaia, Tisna, Boinie), Karia (Laodikeia, Kos, Rhodos), Mysia (Pergamon), Lydia (Sardeis), Kilikia (Korikos, Seleukia Am Kalykadnos), Phrygia (Apameia), Thrakia (Neonteikhos), Bithynia (Kios), Troas (Alexandria Troas, Birytis), Makedonia (İskender Sikkeleri) bölgelerinde bulunan kentlerde de darp edilen sikkeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Hellenistik Dönem, İskender Sikkesi, sikke kataloğu, İzmir Arkeoloji Müzesi

Helenistik DönemSikkeİzmir Arkeoloji Müzesi
Orhan Yükler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu`da Antik Çağ şehir planları

Özet  Antik Ça 'da kent (polis), içinde bulundu u bütün alana hâkim küçük bir   devletti. Bu devletin özünü ?¡ehir devleti? adı verilen, co rafi bütünlü ü olan ba ımsız bir merkez olu¡turuyordu. Bu tezin kapsamında ehir kavramının ¡ olu¡umu, ehir planlamacılı ının geli¡imi ve Anadolu antik ehirlerinin planları¡ ¡incelenmi¡tir. Anadolu dı¡ındaki kentlerden örnekler verilerek benzerlikler vefarklılıklar vurgulanmaya çalı¡ılmı¡tır.Tezin ilk bölümünde ara¡tırmanın amacı kapsamı ve çalı¡ma yöntemi anlatılmaktadır. Antik ça da ehir planının geli¡imi temel bir süreklilik gösterse¡de birçok Hellen ehri oldukça yava¡ geli¡mi¡ti. Bu bölümde ayrıca Hellen tarihi¡dönemleri içerisinde kent planlamasının seyri incelenmi¡tir. Roma döneminin antik ça kent planlamasına katkısı ara¡tırılmı¡ ve kentsel altyapı anlatılmı¡tır.¢  ehir planlama biçimi ve tekni i uygarlık düzeyinin de göstergesidir. Hellenkenti planlamasındaki uzun ve kompleks süreç bu tezin ikinci bölümünde yeralan Anadolu ehir örnekleri ile verilmeye çalı¡ılmı¡tır. Bu ehir örnekleriyle¡ ¡Hellen toplumsal ya¡ayı¡ı ve tarihsel geli¡im süreci yansıtılmı¡tır. Anadolu ehir ¡ plancılı ı bölümündeki ehirler bölgelere ayrılarak incelenmi¡tir. Çalı¡manın¡  ana amaçlarından biri olan Antik ça da Anadolu ehir planlarının incelenmesi¡ve düzenli bir dökümünün yapılması bu bölümde gerçekle¡tirilmi¡tir. Üçüncüve son bölümde Anadolu dı¡ı ehirlerinden örnekler verilmi¡ ve bu örnekler¡planları belirgin olan kentlerden seçilmeye çalı¡ılmı¡tır. Tez çalı¡masının anakaynakları E.J. Owens'a ait olan ?Yunan ve Roma Dünyasında Kent? ve R.E. Wycherley'in ?Antik Ça da Kentler Nasıl Kuruldu?? adlı kitaplarıdır. Bu iki kitapta Hellen kentinin biçimini ve belirli ö elerin kent içindeki konumunu tanımlamı¡tır. Çalı¡manın ana kaynaklarından bir di eri de Hellen kentiningeli¡imi konusunda belirgin saptamalarda bulunan F. Haverfield'in ?AncientTown - Planning? adlı yayınıdır. Haverfield'in 1913 tarihli bu çalı¡ması güncel bir kaynak sayılmamakla birlikte içeri i bu tezin amacıyla paraleldir. Tezin di er bölümlerinde, ehir planları anlatılırken çe¡itli kaynaklara ba¡vurulmu¡¡  ve Antik ça Anadolu ehir plancılı ının uygarlık tarihindeki öneminin altı¡çizilmi¡tir.

Sema Toramanoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Ares Tapınağı'nın buluntular ışığında mimari açıdan değerlendirilmesi

ÖZETonia Bölgesi'nde bulunan Metropolis kenti, savaş tanrısı Ares'i baştanrıolarak seçen az sayıdaki Yunan Yerleşiminden biridir. Metropolis kenti şehrinkoruyucusu olarak, Ares'i neden ve hangi koşullarda seçmiş olduğu henüzyanıtlanmamış bir sorudur. Bu çalışmanın amaçlarından biri, bu soruya yanıtaramaktır. Metropolis kentinde Ares tapınağına ait mimari bulgunun azlığı nedeniile tez çalışması, bu tanrının kültüne yönelik ilerlemektedir.Tez çalışmasında, dinler tarihi içerisinde savaş tanrısının oluşum süreci veyayılımı incelenmektedir. Hint Avrupalı Topluluklar'da bu tanrının yeri ve veyayılımı ortaya konulmaya çalışılmıştır.Çalışmada ayrıca, savaş tanrısının farklı coğrafyalarda farklı adlar ile vefarklı kült uygulamaları ile çeşitliliği vurgulanmak istenmiştir.Metropolis kentinde bulunan Ares Kültü, sikke ve yazıtlar ışığındadeğerlendirilirken, kentte tapım görmüş diğer tanrılara da değinilmiştir.Mimari buluntuların azlığından dolayı, Metropolis kentinde bulunan Arestapınağının şekli üzerine, tez içerisinde varsayımlarda bulunulmuştur.Kent akropolisi, kutsal alan planlama sistemlerine uygun olarakl açılarabölünmüş, bu açılardan otuz derecelik olanın iki kapıyı birbirine bağladığıgörülmüştür.Tapınak, elde bulunan verilere dayanarak kentin akropol mevkiinde enuygun yere oturtulmaya çalışılmıştır.

Cenk Köymen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Soli-Pompeiopolis mezar tipolojisi

ÖZETSoli/Pompeiopolis Antik Liman Kenti Kazılarında 2002 yılında kazısı yapılanSoli/Pompeiopolis Nekropol alanında 50 adet Roma Dönemi mezar bulunmuştur. Bumezar tipleri, 1 adet Kireçtaşı Lahit, 2 adet Kireçtaşı Örgülü Sanduka Mezar, 3 adetpişmiş toprak lahit, 21 adet kiremit mezar, 5 adet pithos mezar, 3 adet torpil biçimlilahit, 6 adet urne ve 3 adet basit toprak mezar olarak sayılabilir.Bu çalışmanın amacı konu üzerindeki az sayıda çalışmaları incelemek ve eldeedilecek sonuçları, araştırma eksikliği olan Roma Dönemi Kilikia Bölgesi mezartipolojisini çıkarmaktır.Tez çalışmasının ana kaynaklarından ilki J.M.C. Toynbee'ye ait ?Death andBurial in the Roman World? adlı yayındır. Toynbee'nin yayınında Roma Dönemi ölügömme kültü ve mezar tipleri, buluntular, yazıtlar ve antik kaynakla incelenerekayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Ayrıca yayında ölümden sonra yaşam ve bu konudafilozofların düşüncelerine de yer verilmiştir. Toynbee'ye göre Roma Dönemi'ndekremasyon ve inhumasyon her devirde ve tüm eyaletlerde bir arada kullanılmıştır.Tez çalışmasının ikici ana kaynağı H. Goldman'ın editörlüğünü yaptığı?Exavations at Gözlükule, Tarsus? adlı yayınıdır. Goldman bu yayında GözlükuleNekropolü ve nekropol buluntularını değerlendirmiştir. Goldman'a göre GözlükuleNekropolü M.S. III-IV. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bu bağlamda karşılaştırmalıtarihlemelerle Soli/Pompeiopolis Nekropolü'nün de aynı dönemlere tarihlenebileceğidüşünülmektedir.Çalışmamın sonunda Soli/Pompeiopolis Nekropolü'nün M.S. I. yüzyıl ila M.S. IV.yüzyıllar arasına tarihlene halk tipi mezarlık alanı olduğu sonucuna varılmıştır.

Fatih Hakan Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak müzesindeki kalıp yapımı kaseler

ÖZETAnadolu'da bağlantı yolları üzerinde bulunan Lydia Bölgesi, ticaretin vesanatsal etkileşimin arttığı Helenistik dönemde daha da önem kazanmıştır. Buçalışmamızda, Helenistik seramik sanatındaki stil alışverişini, kalıp yapımıkaseler üzerinden değerlendirmeye çalıştık. Çam kozalağı, küçük yaprak,bitkisel, figürlü, konsantrik yarım daire, ağ motifi ve uzun taç yaprak dekorluolarak tiplere ayrılan ve Kantharos'un işlevini devralan kalıp yapımı kaseler,form olarak da Attika ve Delos olmak üzere iki ana form tipinden oluşur.Kuzey onia ve Aiolis'de ise daha farklı bir şekil gösterirler. Ancak bu seramiktipinde tarihleyici olan, bezemeyi oluşturan dekor bütünlüğüdür.Uşak Müzesi'nde bulunan, toplamda 21 adet kalıp yapımı kase, bitkisel,figürlü, ağ motiflidir ve bir tanesi Grek harfi ile bezenmiştir. Müzede bulunanbu eserlerin hiçbir bilimsel bir kazı sonucu ele geçmemiş, satın alma yoluylamüzeye kazandırılmıştır. Eserlerin hiçbirinin buluntu yeri debulunmamaktadır. Bu yüzden, bu çalışmadaki ipuçları doğrultusunda LydiaBölgesi'nde bir atölye varlığından söz etmek şimdilik imkansızdır. Ancak 4no'lu kase üzerinde bulunan çarpı işareti bir atölye simgesi olma ihtimaliniakla getirmektedir. Bitkisel motifli kaseler arasında ortak motiflerinkullanıldığını ancak form ölçüleri dikkate alındığında aynı kalıptan çıkmamışolduğunu görüyoruz. Öte yandan üzerindeki motiflerin hiçbir benzerliğiolmamasına karşın form özellikleri aynı olan ürünler de söz konusudur.Helenistik Dönem ürünü olan kalıp yapımı kaseler, özellikle .Ö. 2. yüzyıldadaha da popüler olmuştur. Çalışmamızın konusunu oluşturan kaseler, stilkarşılaştırmasıyla en erken .Ö. 3. yüzyılın son çeyreğine, en geç .Ö. 1. yüzyılortalarına tarihlenmiştir. Fakat büyük çoğunluğunun tarihi, kalıp yapımıkaselerin en yoğun olduğu .Ö. 2. yüzyıl içleri olarak belirlenmiştir. Kaselerdekullanılan motiflerin ise, çoğunlukla onia Bölgesi ve Pergamon'da ele geçenörnekler ile ortak olduğunu görüyoruz.

Gülay Karcı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Örneklerle sunak tipolojisi

Yunan ve Roma Toplumlarında oldukça önemli bir yere sahip olan sunakörneklerinin tipolojik bir görüntüsünü elde etmek amacıyla yapılan buçalışmada, genel anlamıyla, Tanrılarına ulaşmak isteyen nsanoğlu'nun buulaşım için seçtiği en basit ve yalın yer olan sunaklar, ayrıntılı biçimdeincelenmeye çalışılmıştır. Yunan ve Roma toplumunda, çok farklı sunu vesunak tipleri olduğu gibi bunu izleyen çok yoğun bir de ritüel pratiğibulunmaktadır. Yunan dininde kutsal alanların yeri çok fazla değiştirilmediğiiçin sunak çoğunlukla kutsal alana yapılan ilk mimari öğe olmakta ve burayayapılan tüm kutsal mimari yapılara öncülük etmektedir. Zamanla hemkamusal, hem dinsel, hem kültsel hem de idari bir öğe haline gelmiş, Tanrılaryerine Tanrılaştırılmış hükümdarlara da adanır olmuşlardır. Farklı kültlerleberaber çok Tanrılı Yunan kült düşüncesi içinde sunaklar vazgeçilmez amakarmaşık bir öğe halinde yerini almıştır. Bu konuda belirgin olarak yapılan tekbir yayın ile bağımsız birçok makalenin bulunması, bu öğenin farklı birçokbiçimde adlandırılmasına neden olmuş, belirli bir tipolojinin bulunmaması dakimi aşamalarda zorlayıcı olmuştur. Çok belirli kriterleri olmamasına rağmensunaklar çalışmada Portatif, Sabit ve Diğerleri olarak adlandırılmış, belirgin birtipolojiye daha kolay ulaşmak amacı güdülmüştür. Çalışmada bu başlıklaraltında incelenen sunaklar dönemlere yayılarak tüm özellikleri ile irdelenmiş,katalog ve tipolojik özellikleri de ayrıntılı biçimde yazılmış, görüntülerlezenginleştirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) 2) 3)

Ahu Gürer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Roma dönemi Anadolu ve Doğu Akdeniz mozaik sanatında Dionysos betimlemeleri

Mozaik, çok eski çağlardan beri iç mekanların bezenmesinde sevilerekkullanılan bir sanat dalı olmuştur. M.Ö. IV. binlerde ilk örneklerine rastlanılanmozaik sanatı, zaman içinde teknik ve estetik yönden çok ilerlemiştir. BilhassaHelenistik çağda yaşanan teknik yeniliklerin ardından Roma döneminde bolmiktarda kaliteli ve göz alıcı mozaik eser var edilmiştir. Roma döneminde,mozaik sanatının en yetkin örnekleri daha çok Roma villalarının zemin veduvarlarını süslemiştir. Çok odalı Roma villalarının - başta triclinium olmaküzere - oda zeminlerinin çok renkli, geometrik ve figürlü mozaik eserlerle tezyinedilmesi sevilen bir gelenek haline gelmiştir. Figürlü mozaik eserler, genellikleav sahneleri, doğa betimleri ve mitolojik öyküleri konu edinmiştir.Mitolojik sahnelerin içinde en çok Dionysos ve efsaneleri betimlenmiştir.Şarap, bereket ve coşkunun tanrısı sayılan Dionysos betimlerine daha çokyemeklerin yenildiği, şarapların içildiği ve müzikli şölenlerin yapıldığıtriclinium mekanlarının zemininde rastlanılmıştır. Bu proje kapsamında Romadöneminde en çok Anadolu ve Doğu Akdeniz mozaik sanatında görülenDionysos betimlemeli mozaik eserler, ikonografik açıdan ele alınmıştır. Eserler,konularına göre sınıflandırılarak, arkeolojik bulgular ve antik metinler ışığındayorumlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Dionysos, 2) Dionysos Betimlemeleri, 3) RomaMozaik Sanatı, 4) Zemin Mozaikleri, 5) Figürlü Mozaik Eserler

Fatih Mustafa Aygüneş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Agorası I-J 16/17 sondajı hellenistik dönem malzemesi.

iiiÖZETYüksek Lisans TeziSmyrna Agorası ?I-J 16/17? Sondajı Hellenistik Dönem MalzemesiGülten ÇEL KDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüArkeoloji BölümüAntikçağ Smyrnası'nın gösterişli kamusal yapıları arasında yer alan vegünümüze kadar korunabilmiş az sayıdaki kalıntılarından biri olan Romadönemi Devlet Agorası, diğer yapılara göre oldukça iyi durumdadır. Bualan üzerinde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları devamlılığınısürdürürken, 2003 yılında açılan sondaj çalışmaları sonucu ele geçenHellenistik buluntular tez konumuzu oluşturmaktadır.Smyrna Agorası I-J 16/17 sondajından ele geçen Hellenistikmalzemenin büyük çoğunluğunu, bu dönem içerisinde popüler olan çeşitliseramik formları oluşturur. Batı Yamacı Seramiği stilindeki örnekler, buformlar arasında en yoğun olan gruptur. Kategorinin önemli formlarındanolan kalıp yapımı kaseler, karakteristik özelliklerinden dolayı Pergamonörnekleriyle yakın benzerlik gösterirken, Yunan mutfağının tipik kaplarıolan yemek ve balık tabakları, içme kapları ve çeşitli çanak çömlekbuluntuları, Pergamon tipi ve yerel kırmızı seramik örneklerinioluşturmaktadır. Tüm bu formların, yerel üretimler tarafından mı yoksabaşka bir kökenden mi geldiğine dair soruların yanıtı ise, şimdilik bazıvarsayımlardan ibarettir. Antik Phokaia yakınlarında tüketimi büyükölçüde karşıladığı düşünülen bir üretim merkezinin varlığı, Smyrnaseramik geleneğinin bugün hala yaşamakta olan Menemen üretimleriylebağlantılı olup olmadığı gibi varsayımlar bunlardan bazılarıdır.ivSondaj çalışmasının yapıldığı alanın ?dolgu toprak? olma olasılığı, elegeçen seramik buluntularının tarihlendirilmesinde daha titiz birdeğerlendirme yapmayı gerekli kılarken, Hellenistik dönemin diğer büyükmerkezleriyle yapılan stil karşılaştırmasının yanında, 1030 ve 2023 no'lutabakalarda bulunan, .Ö. 2. yüzyıla tarihli iki adet Smyrna kent sikkesi,tarihlendirmede yardımcı olan başlıca kriterler olmuştur.Anahtar Kelimeler: 1) Smyrna 2) Agora 3) Hellenistik 4) Seramik

Gülten Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Soli Höyük Orta ve Geç Demir Çağı (İ.Ö. IX-VII. yy.)konsatrik daire bezemeli seramikleri

ÖZETYüksek Lisans TeziSoli Höyük Orta ve Geç Demir Ça (".Ö. IX-VII. yy.) Konsantrik DaireBezemeli SeramikleriSeçil Canl erDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüKlasik Arkeoloji".Ö. VIII. ve VII. yy. Do u-Bat aras ndaki ticari rotalar üzerindeönemli bir liman kenti olan Soli Höyük'te ele geçen konsantrik daireli seramikparçalar , bezemenin i8leni8inde ve yap m tekniklerinde baz farkl l klarbulunmas na ra men K br s seramikleriyle ili8kili oldu u görülmektedir. Bunedenle konsantrik daireli seramik parçalar Gjerstad' n hamur, astar renklerive boyama türlerini dikkate alarak K br s seramikleri için olu8turdu us n flamaya göre; Beyaz Boyal lar (White Painted), ki Renkliler (Bichrome) veK rm z Üzeri Siyah Boyal lar (Black on Red) olarak grupland rm 8t r. S n flamad 8 nda yer alan 86-92 numaral parçalar Euboea tipi seramik grubuylaili8kilendirilmi8tir. "nceledi imiz malzeme içinde 4 adet kase, 1 adet tabak, 1adet dinos, 2 adet krater a z parças ile testi, krater formlar na ve kapalkaplara ait gövde parçalar bulunmaktad r.Soli Höyük'te yamaç e imi, döküntü toprak, üst seviyelerde yer alanRoma ve Hellenistik Dönemlere ait mimari unsurlar alt tabakalarda yer alankültür katlar n tahrip etmi8tir. Bu nedenle Soli konsantrik daireli seramikparçalar n n ço u Hellenistik, Klasik, Arkaik Dönemlere ait buluntularlabirlikte ele geçmi8tir. Ancak D7, E7, E8, F6, F7, F8 ve F9 açmalar nda 18.20 -17.30m. seviyeleri aras nda Geç Demir Dönemi için ortak bir stratigrafiyakalanabilmi8tir.Soli Höyük konsantrik daireli seramik parçalar n n saptanabilen benzerörnekleri özellikle K br s'ta, Girit'te, Al-Mina'da, Tarsus'da ve Kilisetepe'deele geçmi8tir. Bu benzer örnekler do rultusunda Soli'de ele geçen konsantriikdaireli seramik parçalar Orta (".Ö. 850-700) ve Geç (".Ö. 700-600) DemirDönemlerine tarihlendirilmi8tir.Anahtar Kelimeler: 1) Soli Höyük 2) Konsantrik Daire 3) Kilikia Bölgesi4) Orta Demir Ça 5) Geç Demir Ça

Seçil Canlıer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ege gübre kazısı'ndan ele geçen pişmiş toprak heykelcikler

ÖZETYüksek Lisans TeziEge Gübre Kazısından Ele Geçen Pişmiş Toprak HeykelciklerSeçil ÇokoğulluDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüKlasik ArkeolojiEge Gübre Kazısı, Çandarlı Körfezi'nin güneyindeki NemrutLimanı'nda yer alan Kyme kentinin yaklaşık 1200m. güneyinde bulunmaktadır.Adını, sınırları içerisinde yer aldığı Ege Gübre Fabrikası'ndan almıştır.Alandaki arkeolojik kazıların yanında yapılan coğrafi araştırmalar, egeGübre Kazısının bir bataklık çukurunun kenarında yer aldığı ortayakoymuştur. Kuyu, dört duvarının temelleri kısmen korunmuş bir mekan ve taşdöşeli bir alandan başka mimari kalıntı ortaya çıkmamış olan alanda,bataklığın suyunun yükselmesine önlem olarak büyük taş sıralarındanyararlanıldığı anlaşılmıştır. Kyme ile arasındaki yakın mesafe, kentin, çokyoğun seramik buluntunun ele geçtiği bu alanla bağlantılı olabileceğinidüşündürmüştür. Ege Gübre kazısından gelen seramik buluntular ve pişmiştoprak heykelcikler de bunu kanıtlamaktadır.Pişmiş toprak heykelcikler arasındaki Çömelen Erkek ÇocukHeykelcikleri ile Oturan Çocuklu Kadın Heykelcikleri gruplarının Kyme üretimiolduğu düşünülen eserlerle özdeş oldukları görülmüştür. Ana Tanrıça kültü ileilgili oldukları düşünülen bu heykelciklerin Kyme örnekleri de kutsal alan veçevresinden ele geçmiştir.Kadın heykelcik gövde ve baş parçalarının yanında erkek heykelcikleribaş parçaları gruplarındaki eserlerin benzer örnekleri genellikle, başta Kymeolmak üzere, kentin komşuları olan Myrina, Larisa ve Neontheikos kentlerininmalzemeleri arasında bulunmaktadır. Bunlardan başka Diğer HeykelcikParçaları grubuna alınmış olan kaide ve kanat parçalarının benzer örneklerininde çevre kentlerden oldukları görülmektedir.Ege Gübre heykelciklerinin, Kyme, Myrina, Larisa, Neontheikos ile BatıAnadolu ve Kıta Yunanistan'dan benzer örnekleri ile yapılan karşılaştırmalarısonucunda, M.Ö. 5. yüzyıl ortaları ile M.Ö. 1. yüzyıllar arasına ait olduklarıortaya çıkmıştır. Alanın Kyme kentinin dışında bir müştemilat olabileceğidüşünülmektedir. Malzemelerin de büyük bir kısmının kazı alanının eteğindebulunduğu ve Hellenistik Dönem mimari kalıntılarının ortaya çıkartılmışolduğu Pınar Tepe'den akarak geldiğini söylemek mümkündür.Anahtar Kelimeler: 1) Ege Gübre Kazısı 2) Heykelcik 3) Kyme4) Aiolis 5) Pişmiş Toprak

Seçil Çokoğullu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta Euphrates mozaikleri ışığında edessa ve samosata mozaikleri

Orta Euphrates (Fırat) Bölgesi bugünkü Adıyaman, Gaziantep ve Şanlıurfa şehirlerinin bulunduğu bölgedir. Bölge, Euphrates ve kollarının sağladığı imkanlarla mozaik sanatı açısından uygun bir alandır. Son yıllarda Zeugma (Belkıs) şehrinin sular altında kalacağı üzere yapılan hızlı kazılarla birçok villa mozaiği ortaya çıkarılmıştır. Aynı kaderi paylaşan Samosata (Samsat) şehrindeki kazılarda ise ancak küçük bir mozaik grubu buradaki saray yapısında ele geçmiştir. Bu iki şehir bu gün Atatürk Barajının suları altındadır. Bölgenin geri kalan yerleşimlerinde en çok mozaik döşemeyi, hepsi rastlantı sonucu bulunan Edessa (Şanlıurfa) mozaikleri oluşturur. Şehre özgü kaya mezarlarında ele geçen bu mozaikler, belli bir yerel üretim sahasının özgün karakterlerini taşırlar. Tespit edilenlerin çok az bir kısmı kayıt edilmiş ve Şanlıurfa ile İstanbul müzelerine konabilmiştir. Tespit edildikten sonra kaybolan ya da parçalanarak yok olanların günümüze fotoğrafları ulaşmıştır. Bir kısmı yurtdışına kaçırılan ve buradaki müzelere konan ya da kolleksiyonerlerin eline geçenlerle beraber oldukça yoğun bir üretim sahasının varlığına tanık olmaktayız. Edessa mozaiklerinin bulunduğu mezarların birçoğunun bu gün evlerin altında kaldığı da düşünüldüğünde, aslında keşfedilmeyi bekleyen daha birçok Edessa mozaiğinin olduğunu tahmin etmek zor değildir. Samosata mozaikleri ise buradaki Kommagene Kralına ait sarayın oda tabanlarında ele geçmiştir. Bu mozaiklerin hepsi Geç Hellenistik Döneme aittir ve Hellenistik sanatın genel karakterlerini taşır. Bir adet mozaik ise şehirdeki bir Bizans yapısının kalıntıları arasında bulunan Geç Dönem örneğidir. Ele geçen mozaiklere göre Samosata'da özgün bir mozaik sanatı anlayışından bahsetmek mümkün değildir. Ancak Zeugma'daki Roma Dönemine ait bir mozaikte imzası bulunan Samosatalı bir ustadan yola çıkıldığında, burada Roma Döneminde bir mozaik atölyesinin varlığı düşünülebilir. Tabi ki bu tahmin Roma dönemine ait örnekler bulunamadığı sürece kanıtlanamayacak bir düşüncedir. Dolayısıyla bu gün baraj sularının altında kalan Samosata'daki bu durum hep merak konusu olacaktır. Anahtar Kelimeler: Mozaik, Tessera, Edessa, Samosata, Euphrates

Barış Salman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis Ana Tanrıça Kült Mağarası

Ana Tanrıça kutsal alanı, Metropolis'in 4.5 km. kuzeyindeki Gallesion Dağı yamaçlarında, birbirlerinden 30 metre uzaklıkta bulunan iki Mağara'dan oluşur. Aşağıdaki Mağara daha küçüktür. Her iki Mağara'da ele geçen Ana Tanrıça'ya sunulmuş binlerce adak sunusu, tez kapsamında ayrıntılı olarak dönemsel ve kültsel olarak incelenmiştir. Ele geçen buluntular, Eski Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi sonlarına kadar çok geniş bir zaman dilimine yayılmakta ve istatistiklerin gösterdiğine göre, Hellenistik Dönem'de, özellikle MÖ. 2. yy.'da, Roma Dönemi'nde MS. 75- 100 yılları arasında yoğunlaşmaktadır. Bu dönemsel yoğunluklar Metropolis kent içindeki kazılarda ele geçen buluntularda da paralellik göstermektedir. Mağara'da terrakotta figürin, seramik, sikke, cam, kemik gibi farklı türlerde sunu eşyası ele geçmiştir. Bunların içinde binlerce Ana Tanrıça figürini, özellikle dikkat çekmektedir. Seramik buluntular içinde, içki kaseleri, güveç tencereleri ve az saydaki yemek tabakları Tanrıça'nın törenleri sırasında yazılı kaynaklardan bilinen, kült yemeğinin varlığını ıspatlamaktadır. Törenler sırasında içki sunusunun önemli olduğunu gösteren içki kapları çok yoğundur. Buna karşılık pişirme kabı ve tabakları ise daha azdır. Olasılıkla yemekler ızgara da pişiriliyordu. Ele geçen çok sayıdaki kandil törenlerin gece de devam ettiğini göstermektedir. Ele geçen fal bakımında kullanılan işlenmiş aşık kemiklerinin yanısıra özel olarak delinmiş olanların, Tanrıça törenlerinde rahiplerin kullandığı kırbaçlara geçirildiği anlaşılmıştır. Ele geçen binlerce Ana Tanrıça figürini, Mağara'nın Ana Tanrıça tapkısı için kullanıldığını açıkca göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ana Tanrıça, Mağara, Kült, Attis, Adak, Sunu, Seramik, Meter.

Aygün Ekin Meriç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir agorası'daki bir grup hellenistik dönem ağırşak ve tezgah ağırlıkları

İzmir, eski çağlarda, önde gelen ticaret, sanat ve kültür merkezlerinden biriydi. Kentin kuruluşu ile ilgili Amazonların, Thesesus' un ve Tantalos' un konu olduğu mitler anlatılmaktadır. Batı Anadolu, İ.Ö. 6 yüzyılın ilk yarısında dünyanın kültür merkezi durumundadır. Bu durum, İ.Ö. 545 yılındaki Pers istilasıyla değişmiştir. Bu dönemde önde gelen filozof, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya kaçmıştır. Büyük İskender ile Anadolu'da ki Pers istilası sona ermiş ve Hellenistik Dönem'de kentlerde bir gelişim başlamıştır. İ.Ö. 300'lerde Pagos Dağı eteğinde yeni bir kent kurulmuştur. Smyrna `nın kuruluşu ile ilgili olarak Büyük İskender'in konu olduğu bir mitte bulunmaktadır. Bu dönemde inşa edilmiş olan Smyrna Agorası 178 yılında ki depremle yıkılmış ve Marcus Aurelius'un yardımlarıyla yeniden yapılmıştır. Smyrna Agorası'nın, günümüzde kazılarla gün ışığına çıkarılmasına devam edilmektedir. İlk kazılar 1932' den 1941'e kadar yapılan kazılardır. Halen devam eden kazılarda çıkarılan eserler İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. İ.Ö. 650- 545 yıları arasında Smyrna Akdeniz ticaretine katılmıştır. O dönem ki ticaret mallarından biri de dokuma ürünleridir. Dokumalar, öncelikle yünün günümüzde iğ ya da kirmen olarak adlandırılan ve ağırşağın ağırlık merkezini oluşturduğu küçük el aletleriyle iplik haline getirilmesiyle dokuma tezgahlarında yapılmaktaydı. Bu dokumalar için üç farklı tezgah tipi kullanılmaktaydı. Hellenistik Dönem'de ortaya çıkmış ağırlıklı dikey tezgahlar da, günümüzdekine ters olarak dokuma yukardan aşağıya doğru yapılmaktaydı ve ağırlıklar tezgahın üst kol arışlarını dengede tutmak için kullanılmaktaydı. Ağırlıklar, dokuma tezgahında kullanılmasının yanında ağırlık, balık ve av ağı ağırlığı olarak da kullanılan pişmiş toprak ürünlerdir. Elle şekillendirilen bu ağırlıklar ve ağırşaklar, pişirilmeden önce bir ya da iki asma deliği açılarak kullanım yeri ve pişme sırasında oluşabilecek kırılmalar önlenmiş ve piştikten sonrada eşit ağırlıklara ulaşmaları için kesilerek kullanılmışlardır. Bu yüksek lisans tezinde Smyrna Agorası'nda yapılan kazılarda çıkarılmış Hellenistik Dönem' e ait kırk yedi adet tezgah ağırlığı ve bir adet ağırşak malzeme kataloglandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: 1)Agora, 2)Smyrna, 3)Hellenistik, 4)Ağırşak 5) Tezgah Ağırlığı

AğırlıkHelenistik DönemYün+1
Berivan Aslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Hellenistik dönemde Batı Anadolu'da Kybele tapınımı

Bu ?ali?mada9 Hellenistik Bonemde Bati anadellii^daki Kybele kultu, arkeolojik ve yazrasal malzemeleiiit degerlendiriliiiesi yoluyla hazirlanmi$tir. Bunun yaninda9 Hellenistik Yunan toplumunu ana tanri?a kiiltii konusunda etkileyee Hitit!er9 Ge? HItit §ehir Devletleri ve Phrygialilar gibi Eski Anadolu uygarhklari da komiiya dahil edikni$tir. Agik ha¥a kutsal alanlan, kaya amtlari, kabartmalar, heykeller^ terrakotta figiiiiiiler ve Ionia, Ailoia, Mysia, Troas9 Karia ve Lyiia Bilgelerindeki Kybele kultfi He ilgili diger iinsnrlarf bu tezim konusunu olu$tnrmaktadir.

Batı AnadoluKült
Sami Patacı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna agora'sından ele geçen roma devri portreleri

zmir, tarihi boyunca pek çok kentsel yerlesime ev sahipligi yapan Anadolu'nun en eski antik yerlesim merkezlerinden biridir. Mezarlıkbası ya da kiçesmelik mevkii adıyla anılan bölgede resmi agora olarak tanımlanan yapı kompleksi kentin Hellenistik ve Roma Dönemine aittir. Kentte ait diger erken yapılar korunmamısken Agora olasılıkla üzerinde 1932 yılına degin yer alan Osmanlı Mezarlıgı sayesinde günümüze ulasabilmistir. ?Portre?, bir kisinin toplumun diger bireylerinden ayrılan karakteristik özellikleriyle betimlenmesidir. Portrelerin olusumunda modelden kaynaklanan fiziki farklılıklar ve toplumun bireye yükledigi rol etkilidir ve yine kökeninde dini inanısların ve ritüellerin büyük etkisi oldugu görülmektedir. Mısır heykel sanatında bireysel özelliklerin eser üzerine yansıtılmasına yönelik örnekler görülürken Antik Yunan heykel sanatında Geç Klasik evreye kadar portre olarak tanımlanabilecek örnekler görülmez. Portre sanatı Hellenistik Dönem boyunca büyük ilerlemeler kaydetmis ve Roma Döneminde mparatorların propaganda amaçlı kullanımları sayesinde yaygınlık kazanmıstır. Bu çalısmada Smyrna Agorasından 1932 yılından günümüze aralıklarla devam eden kazılardan ele geçen 20 Roma devri portresi konu edilmistir. Söz konusu portreler Claudius'lar Dönemi ile MS 4. yüzyıl ortaları arasına tarihlenen 11 erkek 7 kadın ve 2 de yarı islenmis bastan olusmaktadır. Eserlerin tamamı aristokratlar arasından seçilmis ve Roma resmi ideolojisi paralellinde sekillendirilmistir

Heykel
Tolga Koparal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu ve Metropolis hamam-Gymnasium örneğinde latrinalar

ÖZET Yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda antik mimari literatürüne uzun zaman önce giren latrina yani Roma'nın kamu tuvaletleri mimari bir tasarı ve köken olarak yaklaşık üç bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu ilk tuvaletler topluca kullanıma açık latrinalar olmayıp daha çok konutlarda ve saraylarda karşımıza çıkan özel yapılardı. Roma dönemiyle şehirciliğin iyice yaygınlaşması ve ev tipi tuvaletlerdeki verimsizliklerle beraber kent içindeki toplu yaşama olgusu latrinaların ihtiyacın ötesinde bir zorunluluk olarak doğmasına sebep olmuştur. Latrinalar mimari ve su sistemlerindeki işlevsel farklılıklara paralel olarak değişik tiplerde karşımıza çıkmaktadırlar. Bütün Akdeniz dünyasında temelde 6 ayrı tipten bahsetmek mümkünken (1-Peristilli, 2- Eksedra, 3-1, 4-U, 5-L, 6- Yuvarlak) Anadolu'da yuvarlak tip hariç 5 tip görülmektedir. Batı Anadolu özelinde ise incelenen 1 1 örnek içerisinde 5 adet "U", 4 adet "Peristil", 1 adet, "L" ve 1 adet 'T' tip bulunmaktadır. Latrinaların temel işleyişi pis su ve temiz su kanalarının mermer yada ahşaptan olan oturma yerlerine oturan müşterilerin altından ve önünden geçme mantığına bağlı olarak çalışmasıydı. Oturma yerinin altından geçen kanal pis su kanalı atıkların temizlenmesini sağlarken oturma yerinin hemen önünden geçen temiz su kanalı ise taharet temizliğinin yapıldığı, devir daimle sürekli akan ve temizlenen kanallardı, latriaların bu temel ihtiyacın yanı sıra diğer önemli bir ödevi de toplum arasında sosyalizasyonun sağlanmasıydı. Genelde gymnasium, ana cadde gibi kentin can alıcı noktalarına kurulan bu mekanlar halkın kent içinde tiyatro bouleuterion, tapınak ve stoa gibi toplu olarak kullandığı en önemli yapıların başında gelmektedir. Beli dönemlerde çok az bir ücret karşılığında işletildiği bilinen bu yapılar 100 kişinin aynı anda ihtiyacım görebileceği Romanın ihtişam ve zenginliğini simgeleyen kamu yapılarıydı ve Romalı görevliler tarafından temizlenmekteydi. Bizans dönemine kadar kadınlar, erkekler ve çocukların ortak kullanımına açık olan bu yapılar Erken Bizans dönemiyle kadınlara ve erkeklere ayrı ayrı hizmet eden yapılara bürünmüşler, İ.S. 6 yy ile de Batı Anadolu'da kullanımı son bulmuştur.

Batı AnadoluGymnasiumHamamlar+1
Onur Gülbay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Çağ'da güneş saatleri ve zaman kavramı

Antik çağ güneş saatleri astronomi biliminin matematik ile birleştiği noktada, coğrafyanın da katkısıyla gelişim göstermiştir. İlk güneş saatleri olan gnomonlar genelde mevsim değişimlerindeki gölge farklılıklarım gözlemlemek içindi.Anaksmandros'un İ.Ö. 6. yüzyılda geliştirdiği antik çağın ilk gnomonları Sparta'da kullanılmıştır. İlk gnomonlardan sonra ortaya çıkan antik çağ güneş saatleri, büyük oranda Hellenistik dönemde İskenderiye'de oluşturulan bilimsel çalışmaların sayesinde meydana çıkmışlardır. Genelde konik ve küresel tiplerde yapılan güneş saatlerinden Batı Anadolu'da daha çok konik olanlar ele geçmiştir. Bir güneş saatinin yapımındaki en önemli konu, güneş saatinin yapılacak yerin enlem derecesine olan uygunluğudur. Güneye döndürülünce çalışan antik çağ güneş saatleri üzerinde, üç gündönümü eğrisi, yani kış ekinoks ve yaz gündönümleri eğrileri ve eşit aralıklarla bölünmüş on bir yada on iki saat çizgisi bulunur. Hellenistik dönemden itibaren başlayan gerçek anlamdaki güneş saati kullanımı, geç dönemlerde de, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de yoğun olarak kullanılmıştır. Antik çağ felsefecilerinin Khaos'la başlattığı zaman insanlarda, gece gündüz, ay, yıl ve mevsimler gibi kavramlardı. Antik çağ inşam günü sabah, öğle ve akşam diye üçe ayırıyordu. Güneşin sunduğu ışık sayesinde günlük zamanlamalarını ayarlayan antik çağ inşam, genelde sabah gün doğmadan uyanıyor ve akşam gün batmadan kısa bir süre önce de dinlenmeye çekiliyordu. Çiftçiler yoğun olarak ekin ve hasat zamanlarında çakşırken, kentli insanlar yılın her mevsimi gün ışığından daha çok faydalanmak için, çalışma saatlerini güneşin doğduğu ana ayarlıyorlardı. Erkekler günlerini dışarıda geçirirken, kadınlar genelde evde okul öneesi çağındaki çocuklara bakıp, ev işleriyle uğraşıyorlardı. Eşler geceleri aynı yatağa giriyor, bunun yanında Roma döneminde, siesta saatinde de beraber olabiliyorlardı.

Antik ÇağAstronomiGüneş saati+2
Barış Salman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis de bulunmuş batı yamacı seramikleri

ÖZET Metropolis'de kazılar sırasında bulunmuş çok sayıda batı yamacı seramiği şimdiye kadar tek başına bir konu olarak ele alınmamıştır. Bu çalışma kapsamında, Metropolis batı yamacı seramiklerinin özelliklerinin, diğer merkezlerde bulunan örneklerle olan benzerlikleri ya da farklılıklarının, form ve bezeme tercihlerinin saptanması ve tarihlendirilmeleri amaçlanmıştır. Çalışmada 307 adet batı yamacı seramiği, tek tek çizilmiş, fotoğraflanmış ve katalog çalışmaları yapılmıştır. 307 adet parçanın 252 adet gibi büyük çoğunluğu Akropoüs'de ele geçmiştir. En çok tercih edilen formlar olarak, "Dış Yüzü Bezemeli Tas", "Kantharos" ve "İç Yüzü Bezemeli Tabak" formları ön plana çıkmıştır. "Sarmaşık Dalı", "Zeytin Yaprağı" ve " Î^^JJ * baskın bir şekilde tekrar etmekte, diğer bezemeler tek tük örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır. Akropolis'deki MÖ. 325-275'e tarihlenen Hellenistik mekan ve Hellenistik tabaka İçeren diğer sondajlar ile Kuzey Stoa'daki MÖ. 3. yy.'ın 2. çeyreğine tarihlenen Hellenistik tabakadan gelen malzemeler kronolojik açıdan çok önemlidirler. Çalışma sonucu, Metropolis'de batı yamacı seramiklerinin en erken evresinden Geç Stil evresinin sonuna kadar (MÖ. 3. yy. başı-MÖ. 2. yy. sonlan) kesintisiz devam ettiği anlaşılmıştır. Diğer merkezlerle yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Metropolis malzemesinin karakteristik açıdan en çok Ephesos malzemesiyle benzerlik içinde olduğu görülmüştür. Analizler sonucunda batı yamacı seramiklerinin sarı-kırmızı renk ve tonianndaki kilinin, mikaiı olduğu ve sert pişirildiği anlaşılmıştır. Bu özellikleriyle ve daha önceden yapılan kil analizleri yardımıyla Metropolis batı yamacı malzemesinin yerel üretim olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır.

Helenistik DönemMetropolisSeramikler
Aygün Ekin Meriç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Hellenistik Devir Anadolu sikkeleri üzerinde gemi betimleri

Antikçağda gemiler; farklı birçok arkeolojik öğe üzerinde resmedilmiştir. Çalışmaya, sikkeler üzerindeki gemi betimleri alınmıştır. Çalışmanın kapsamına giren sikkelerde, gemilerin yalnız pruva ve pupaları görülmektedir.Betimlenen gemilerin tümü mahmuzlu savaş gemilerine aittir. Tüm çağlar boyunca Doğu Akdeniz'de yoğun ticari faaliyetler söz konusudur. Ancak ticari gemilerin sikkeler üzerine yansımadığı görülmektedir. Bu bakımdan çalışma içinde geçen savaş gemileri hakkındaki bilgilendirmeler, ticari gemilere oranla daha fazladır.Tezde, önce gemiler daha sonra gemi betimli sikke basan kentin tarihi ve tarihi coğrafyası ana hatlarıyla anlatılıp, kataloğu verilen malzemenin değerlendirmesi yapılmıştır. Hellenistik Devir boyunca Anadolu'da yedi kent gemi betimli sikke darp etmiştir. Sikke kataloğunda konuya ait 108 sikke yer almaktadır. Bütün sikkeler, yayınlandığı kataloglardaki gerçek boyutlarıyla verilmiştir.

AnadoluGemilerHelenistik Dönem+4
Adem Gündüz
Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00