
10
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Malaklı köpeği spermasının dondurulabilirliği üzerine karnosik asitin etkisi
Sunulan çalışmanın amacı, biberiyeden (rosmarinus officinalis) ekstrakte edilen karnosik asidin dondurulmuş çözdürülmüş Malaklı Çoban Köpeği spermasındamotilite, morfoloji, canlılık ve membran bütünlüğü parametrelerine etkisini belirlemektir. Bu çalışma beş erkek hayvan ile yapıldı, alınan ejakülatların spermatozoon bakımından zengin kısmı kullanıldı ve beş eşit gruba bölündü. Kontrol grubu temel Tris sulandırıcısıyla sulandırıldı ve 10 µM, 50 µM, 100 µM, 200 µM karnosik asit içeren gruplar oluşturuldu. Bir buçuk saat boyunca ekilibrasyonun ardından, payetler azot buharında donduruldu ve daha sonra sıvı azot içinde depolandı. Ardından dondurulmuş payetler sıcak suda çözdürüldü ve motilite, morfoloji, canlılık ve membran bütünlüğü parametreleri değerlendirildi. En yüksek motilite ve H-E değerleri 10 μM'lık grupta elde edildi ve sırasıyla % 65.00±2.23 ve % 69.83±0.70 olarak belirlendi, en düşük anormal spermatozoon oranı ise 9.50±1.52 ile yine 10 μM'lık gruptan elde edildi ve bu gruplardaki farklar (p<0.05) kontrol grubuna göre istatistiki olarak önemli bulundu. Sonuç olarak Malaklı köpek dondurulmasında sulandırıcıya eklenen 10 µM karnosik asitin, motilite, spermatozoon morfolojisi, membran bütünlüğü ve canlılığı açısından kontrol grubuna kıyasla koruyucu bir etki gösterdiği belirlendi.
Köpek spermasının dondurulmasında farklı selenyum formlarının kriyoprotektif etkilerinin araştırılması: Nanopartikül selenyum ve sodyum selenit karşılaştırması
Sunulan tez çalışmasında, spermanın dondurulma işlemi sırasında oluşan oksidatif stresin engellenmesi üzerine nanopartikül selenyum (SeNP) ve sodyum selenitin (SS) protektif etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada toplam 6 köpek kullanıldı. Köpeklerden masaj yöntemi ile farklı zaman aralıklarında 3'er kez ejakülat toplandı. Toplam 18 ejekülatın her birinden 5 farklı çalışma grubu oluşturuldu. Çalışma grupları, Tris sulandırıcısına herhangi bir antioksidan ilave edilmeyen kontrol, 1 µg/ml (SeNP1), 2 µg/ml (SeNP2) nanopartikül selenyum ve 1 µg/ml (SS1), 2 µg/ml (SS2) sodyum selenit ilave edilerek oluşturuldu. Sulandırılmış spermalar 4°C'de 1 saat ekilibrasyonu takiben sıvı azot buharında dondurularak, sıvı azotta (~-196°C) saklandı. Spermalar çözüm sonrası CASA motilite ve hareketlilik parametreleri, spermatozoa plazma membran bütünlüğü ve canlılığı (HE Test), spermatozoa morfolojisi (SpermBlue), DNA fragmentasyonu (GoldCyto) ve antioksidan profili yönünden değerlendirildi. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildiğinde progresif motilite, VCL ve VAP kinematik parametreleri SeNP1 grubunda kontrol grubuna göre önemli derecede yüksek bulundu (P<0,05). Çözüm sonrası plazma membran bütünlüğü ve canlı spermatozoa oranına en yüksek SeNP1 grubunda ulaşılmasına rağmen gruplar arasında istatistiksel fark bulunmadı (P>0,05). Toplam morfolojik bozukluk oranı farklı selenyum formlarının eklendiği tüm gruplarda kontrol grubuna göre daha düşük bulunsa da istatistiksel fark bulunmadı. Kuyruk morfoloji bozukluğu ise SeNP1 grubunda kontrol grubu ve SS2 grubuna göre önemli derecede düşük bulundu (P<0,05). Çözüm sonrası fragmente DNA oranı en düşük SeNP1 grubunda bulunsa da gruplar arasında istatistiksel fark önemli bulunmadı (P>0,05). Spermatozoa antioksidan profilin değerlendirilmesinde gruplar arasında istatistiksel olarak fark olmamasına rağmen en yüksek GPX, SOD ve CAT değeri ve en düşük lipid peroksidasyon değeri SeNP1 grubunda elde edildi. Sonuç olarak, köpek spermasında tris bazlı sulandırıcıya 1 μg/ml dozda SeNP ilave edildiğinde, spermatolojik parametrelerde genel bir iyileşme gözlendiği ve köpek spermasının dondurulması işlemlerinde nanoteknoloji ürünü olan nanopartikül selenyumun önemli katkı sağladığı sonucuna ulaşıldı. Anahtar Sözcükler: Kriyoprezervasyon, Köpek, Nanopartikül Selenyum, Sodyum Selenit, Sperma
Dondurulmuş çözdürülmüş holştayn ırkı boğa spermasının morfoloji tespitinde farklı metodların karşılaştırılması
Hayvanlarda görülen düşük fertilitenin en önemli nedeni ejakülat içerisindeki spermatozoa ve akrozomda meydana gelen bozukluklardan kaynaklanır. Sperma morfolojisi erkek üreme kapasitesinin belirlemede çok önemli bir göstergedir. Spermada morfolojik bozuklukların saptanması amacıyla birçok metot mevcuttur. Bu tez çalışmasında dondurulmuş çözdürülmüş boğa spermasında spermatozoon morfolojisinin değerlendirilmesinde, sıvı fikzasyon metodu (Hancock), SpermBlue® ile boyama, Spermac® ile boyama, Diff-Quick® ile boyama ve Papanicolaou® ile boyama yöntemleri kullanılarak, dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarda anormal spermatozoa oranı tespitinde kullanılan farklı yöntemlerin uygulanabilirliği, geçerliliği ve doğrulukları hakkında değerlendirmeler yapılması ve anormal spermatozoa oranı tespitinin saptanmasında farklı yöntemlerle elde edilen bulgular arasındaki farklılıklar ve benzerliklerin ortaya konması amaçlanmıştır. Holstein ırkı boğalardan aynı tarihte ve ortak koşullarda toplanan (n:50) spermalardan elde edilen 0,25 ml'lik dondurulmuş payetler kullanıldı. Anormal spermatozoa oranını belirlemek amacıyla yukarıda belirtilen beş faklı metot kullanıldı. Baş-akrozom kısmına ait, gövde kısmına ait, kuyruk kısmına ait anomaliler ayrı ayrı değerlendirildi. Elde edilen baş-akrozom kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde Spermac®, Diff-Quick® ve Papanicolaou® ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Gövde kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde Hancock ve SpermBlue® ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Kuyruk kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde bütün metotlar ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Tez çalışmamız sonucunda Anormal spermatozoanın değerlendirilmesinde bu beş yöntemden birbirini doğrulaması açısından daha çok Diff-Quick®, Papanicolaou® ve Spermac® yöntemleri birbiri arasında tutarlıdır ve tercih edilmesi önerilir.
Dondurulmuş çözdürülmüş simental boğa spermasının akrozom bütünlüğünün farklı boyama metodları kullanılarak değerlendirilmesi
Suni tohumlama uygulamalarında veya doğal aşımda sperması kullanılan erkek hayvana bağlı olarak değişen fertilite oranları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle fertilite ve sterilite hakkında bilgi verilmesi için erkek hayvanların potansiyel fertilitelerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Spermanın motilite ve kinematik değerlendirmeleri spermatozoanın fertilite kabiliyetini tahmin etmeye yardımcı olan güçlü parametrelerdir. Ancak bu muayeneler tam olarak fertilite kabiliyeti hakkında bilgi vermemektedir. Spermatozoonun motilitesi ve doğrusal yönde aktif olarak hareket etmesi dişi üreme kanalından geçebileceği hakkında bilgi verir. Fertilizasyon için ise başarılı bir akrozom reaksiyonunun gerçekleşmesi önemlidir. Akrozomun doğru zamanda aktivite edilmesi, enzimlerin salınması ve spermatozoonun zona pelucidaya nüfuz etmesini kolaylaştırmak başarılı bir fertilizasyon için akrozom bütünlüğünün önemini göstermektedir. Akrozom bütünlüğü fertilite başarısında çok önemli bir rol oynamaktadır. Akrozom bütünlüğünün değerlendirilmesinde çok çeşitli boyama prosedürleri kullanılmaktadır. Bu prosedürler çoğunlukla anomalili spermatozoon ve akrozom yüzdesi belirlemede kullanılmaktadır. Bu doğrultuda tezde dondurulmuş çözdürülmüş Simental boğa spermasında akrozom bütünlüğünün farklı boyama metodları kullanarak karşılaştırılması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışma ile Trypan Blue-Giemsa (TBG), Spermac ve Coomassie Blue boyamalarının Simental boğa spermalarında akrozom bütünlüğün değerlendirmesinde basit, ucuz, güvenilir bir boyama yöntemi olduğunu gösterdi. Bu yöntemler ile tek frotide hem morfolojik muayene hem de ölü-canlı muayenesi yapılarak hızlı bir şekilde spermatozoonun değerlendirilmesi sağlanabilmektedir. Bu boyama yöntemlerinin çok kolay olması ve saha şartlarında kolay uygulanarak çok hızlı bir şekilde spermatozoonun morfolojik özellikleri açısından da bilgi sahibi olunabilme özellikleri göz önüne alındığında bu yöntemlerin çok avantajlı olduğu söylenebilmektedir. Bu üç boyama metodu karşılaştırıldığında spermatolojik parametreler ile en yüksek pozitif korelasyon gösteren Commassie Blue boyaması olmuştur. Sonuç olarak, başta Comassie blue olmak üzere hem trypan blue-Giemsa ve hem de Spermac metotları Simental boğalarda dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarda hızlı çalışan, ölü canlı ve akrozomal/morfolojik bozuklukların hesaplanmasında kompleks laboratuvar şartları gerektirmeyen basit, ucuz ve etkili metotlar olup, rutin analizlerde hızla yerini almalıdır.
Farklı sıcaklıklarda çözdürülen boğa spermasının çözüm sonrası farklı periyotlarda spermatolojik parametrelerinin değerlendirilmesi
Suni tohumlama uygulamasını saha koşullarında yapacak veteriner hekimlerin donmuş sperma payetini çözdürürken uygun koşulları göz önünde bulundurarak çözdürme işlemini yapmaları suni tohumlama başarısını arttıran önemli faktörlerden biridir. Çözdürme prosedürü, spermatozoanın hayatta kalması üzerindeki etkisi açısından dondurma prosedürü kadar önemlidir. Bu çalışmanın amacı, dondurulmuş ve çözdürülmüş sperma muayenesinde kullanılan ve tercih edilen iki farklı çözüm sıcaklığının kullanılabilirliği, geçerliliği ve doğrulukları hakkında karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yapmaktır. Ayrıca spermanın çözüm sonrası farklı sürelerde bekletilmesi ile spermatolojik parametrelerden elde edilen bulgular arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri istatiksel olarak ortaya koymaktır. Çalışmada aynı boğaya ait, aynı tarihte dondurulmuş ve aynı şartlar altında saklanan 20 payet dondurulmuş sperma örneği kullanıldı. Çalışma dizaynı için 2 farklı grup oluşturuldu.İlk grup için 10 payet sperma örneği 37°C'deki su banyosunda 30 saniyede ve ikinci grup için 10 payet sperma örneği 70°C'de 5-6 saniyede çözdürülecek şekilde planlanmıştır. Çözdürülen tüm sperma örnekleri +4°C'ye bırakıldı ve 0,3,6,12,24 ve 48. saatlerde spermatolojik muayeneleri yapıldı. Yapılmış olan bu çalışmada farklı çözüm sıcaklıkları olan 37°C ve 70°C'de çözdürülen spermaların, spermatolojik muayenesi sonucunda sırasıyla; motilite, canlılık oranı ve spermatozoon morfolojisi olarak değerlendirildiğinde bekleme sürelerinin büyük farklar doğurabildiği görülmüştür. Çözdürüldükten sonra bekleme süresi arttıkça spermada total motilitenin azaldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda sperma çözümünden sonra bekleme süresi arttıkça spermatozoon morfolojisinin olumsuz etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu çalışma suni tohumlama uygulamalarında kullanılan spermaların çözüm sonrası verimliliğini artırmak amacıyla daha fazla sayıda in vitro ve in vivo araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya koymuştur. Bu veriler üzerine yapılacak farklı çalışmalar ile daha kapsamlı sonuçlar elde edilmesi mümkün olacaktır.
Koçlarda sezon dışı melatonin uygulamasının testis fonksiyonları, testis arter hemodinamiği ve spermatolojik parametreler ile ilişkisi
Koyunlarda yıl boyunca üretim dengesinin sağlanabilmesi için mevsim dışı östrus davranışlarının indüklenerek ilkbaharda üreme faaliyetlerinin gerçekleşmesi önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı, sezon dışı dönemdeki koçlarda eksojen melatonin uygulamasının, testisin morfometrik yapısı ve sperma kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve bu etkilerin testis kan akımıyla olan ilişkisini incelemektir. Ayrıca, melatonin hormonunun işlev mekanizmasında önemli bir rol oynadığı düşünülen KISS1 geni ile ilişkisinin detaylı bir şekilde incelenmesi ve bu genin metabolik mekanizmalardaki rolünün netliğinin araştırılması da bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu amaç için toplamda 10 adet seksüel olgunluğa ulaşmış, aynı vücut kondüsyon skoruna sahip Bafra koçlarını rastgele kontrol (n=5) ve melatonin (n=5) grubu olarak belirledikten sonra melatonin grubuna birer ay ara ile 2 kez melatonin implant (RegulinÒ, 18 mg melatonin) implantı uygulandı. Ölçüm ve analizler melatonin implantı uygulamasından üç hafta önceki, uygulama esnasında ve melatonin uygulaması sonrası 3 haftada 1 kez olacak şekilde toplam 6 kez (H -3., H 0., H 3., H 6., H 9. ve H 12. haftalarda) gerçekleştirildi. Bu süreçte testis morfometrik değişiklikleri ve testis hemodinamiğinin Renkli Doppler Ultrasonografi ile izlendi. Spermatolojik parametreleri, morfoloji ve plazma membran bütünlüğü değerlendirildi. Kan plazma hormon profili, total antioksidan ve total oksidan ölçümü ELISA yöntemi kullanılarak belirlendi. Sperma örneklerinden total RNA izolasyonu, cDNA eldesi ve qRT-PCR analizi gerçekleştirildi. Gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (qPCR) sonucu KISS1R'lerinin spermatozoonlarda bulunduğunu ortaya koydu. Koçlara uygulanan melatonin tedavisi, örnek toplama periyotlarının hiçbirinde sperma hacmini veya sperma konsantrasyonunu etkilememiştir (p>0,05). Melatonin grubunda testis hacmi melatonin enjeksiyonundan sonraki 6., 9. ve 12. haftalarda istatistiksel olarak önem arz eden bir oranda artış gösterdiği belirlenmiştir (p<0,05). Genel olarak, melatonin grubundaki koçlarda 3 ila 9. haftalarda Rezistif ve Pulsatil İndeksi daha düşüktü (p<0,05), ancak çoğu spermatolojik parametre sonuçlarında iki grup arasında fark yoktu (p>0,05). Kontrol ve melatonin KISS1R gen ifade düzeyleri arasındaki farklılıklar haftalara göre kategorize edilerek melatonin grubunda anlamlı olmayan artış gözlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak koçlarda sezon dışı melatonin uygulaması, testiküler kan akışını ve testis hacmini önemli ölçüde değiştirmiş ve total antioksidan konsantrasyonunu arttırmıştır.
Koçlarda bazı anroljikal parametreler üzerine araştırmalar
VIÖZETKoçlarda Bazı Androlojikal Parametreler Üzerine AraştırmalarKoçlarda aşım sezonu esnasında androlojikal parametrelerden morfometrik testisölçümleri ile spermatolojik özelliklerin belirlenmesi ve bu parametreler arasındakiilişkinin araştırılması amacıyla yapılan bu çalışmada 4-5 yaşlarında 2 Akkaramankoç materyal olarak kullanılmıştır.Hayvanların her birinden aşım sezonu esnasında haftada iki kez olmak üzeretoplam10 ejekulat sperma ve araştırma başlangıcında ve sonunda olmak üzerede ikikez morfometrik testis ölçüleri alınarak değerlendirildi. Morfometrik testisölçümlerinden testis uzunluğu ve kalınlığı, scrotum çevresi, kalınlığı ve hacmiölçüldü. Sperma sun'i vagen yöntemiyle alınarak koçların reaksiyon sürelerikaydedilirken her bir ejekulatın miktarı, viskozitesi, pH'sı ile spermatozoitlerin kitlehareketi, motilitesi, yoğunluğu ve anormal spermatozoid oranları belirlendi.Araştırmada kullanılan koçların ortalama sağ testis uzunluğu, sol testisuzunluğu, sağ testis kalınlığı, sol testis kalınlığı, çift testis çevresi, scrotum hacmi vescrotum kalınlığı sırasıyla 9.0 ± 0.47 cm, 7.03 ± 1.18 cm, 6.4 ± 0.13 cm, 5.03 ± 0.89cm, 31.13 ± 0.32 cm, 487.0 ± 34.0 ml ve 0.65 ± 0.07 cm olarak bulunmuştur. Diğerandrolojik parametrelerden reaksiyon süresi, sperma miktarı, sperma viskozitesi,sperma pH'sı, spermatozoitlerin kitle hareketi, spermatozoitlerin motilitesi,spermatozoitlerin yoğunluğu ve anormal spermatozoid oranları ise sırasıyla ortalama10.0 ± 0.29 s, 1.47 ± 0.12 ml, 3.60 ± 0.15, 7.23 ± 0.07, 3.0 ± 0.13, % 77.0 ± 1.93,1024.0 ± 66.24 x106/ml ve % 14.35 ± 1.35 olarak bulunmuştur.Yapılan korelasyon hesaplamalarında sperma miktarı ile scrotum kalınlığıarasında, sperma viskozitesi ile çift testis çevresi arasında ve sperma pH'sı ile çifttestis çevresi arasında pozitif korelasyonlar, sol testis uzunluğu ile spermatozoitlerinkitle hareketi ve motiliteleri arasında ise negatif korelasyonlar düşük düzeyde önemli(P<0.10) sol testis kalınlığı ile spermatozoitlerin kitle hareketi ve motiliteleriarasındaki negatif korelasyonlar ise yüksek düzeyde önemli (P<0.01) bulunmuştur.Sol testis uzunluğu ile spermatozoid yoğunluğu arasında pozitif, anormalVIIspermatozoid oranı ile sol testis kalınlığı arasında negatif ve scrotum kalınlığıarasında pozitif korelasyonlar orta düzeyde önemli (P<0.05) bulunmuştur.Sonuç olarak, tespit edilen morfometrik testis ölçümleri ile spermatolojiközellikler ve aralarında elde edilen önemli korelasyon bulguları dikkate alınarak buözelliklerin damızlık seçiminde bir kriter olarak kullanılabileceği ancak daha genişhayvan materyali ile daha kapsamlı çalışmalar yapılmasının yararlı olacağı kanısınavarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Androloji, Aşım sezonu, Koç, Sperma, Testis ölçüsü
Koçlarda bazı androlojikal parametrelerin ve biyokimyasal özelliklerin mevsimle ilişkisi
Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen yaşları ortalama 18-20 ay arasındaki Pırlak ırkına ait toplam 10 koç üzerinde bazı androlojikal, biyokimyasal ve hormonal özelliklerdeki mevsimsel değişimlerin araştırılması amacıyla yapılan bu çalışmada 1 yıl süre ile morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler, spermatozoa DNA hasarı, kan biyokimyasal özellikleri ve hormonal düzeyleri ile birlikte iklimsel veriler aylık olarak değerlendirilmiştir.Morfometrik testis ölçümleri ile ilgili olarak testis uzunluğu ve kalınlığı, scrotum çevresi ve kalınlığı ile relatif testis hacmi tüm koçlar için yıl boyunca ortalama sırasıyla 9.07±0.10 cm, 6.18±0.07 cm, 31.45±0.29 cm, 0.42±0.01 cm ve 10.97±0.22 ml/kg olarak bulunmuş ve koçların reaksiyon süreleri yıl boyunca ortalama 8.65±0.25 sn olmuştur. Spermatolojik özelliklerden spermanın miktarı, viskozitesi ve pH'sı ile spermatozoitlerin kitle hareketleri, motiliteleri ve yoğunlukları ortalama yıl boyunca sırasıyla 1.06±0.03 ml, 3.78±0.07, 6.63±0.04, 3.67±0.08, % 77.67±0.77 ve 3.59±0.08 x 109/ml olarak bulunmuştur. Anormal ve ölü spermatozoa oranları ile HOST değerleri ise sırasıyla ortalama yıl boyunca % 6.52±0.19, % 10.39±0.30 ve % 66.34±0.81 olarak bulunmuş ve koçlar arası fark gözlenmemiştir. Bunun yanında DNA hasar düzeyleri yıl boyunca ortalama 30.15±1.17 AU olarak bulunmuştur. Koçların yıl boyu testosteron ve T3 düzeyleri ise 3.94±0.09 g/dL ve 1.05±0.07 g/dL olarak tespit edilmiştir. Bunun yanında yıl boyunca koçların kan serumlarındaki total protein, albumin, globulin, A/G oranları, trigliserid, kolesterol, AST, ALT ve AST/ALT oranlarına ait ortalama değerler sırasıyla 7.74±0.10 g/dL, 47.81±0.97 mg/dL, 21.02±0.82 mg/dL, 92.20±1.66 U/L, 21.82±0.43 U/L, 4.31±0.07 ve 3.80±0.07 g/dL olarak bulunmuştur. Değerlendirilen bütün parametrelerde aylık olarak değişimler gözlenmiş olup koçların morfometrik testis ölçüleri Ağustos ile Ekim ayları arasındaki dönemde diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken Ocak ile Nisan ayları arasındaki dönemde en düşük değerler elde edilmiştir. Bununla beraber koçların scrotum kalınlıkları ve reaksiyon süreleri ile ilgili değerlerdeki değişimlerde fark gözlenememiştir. Spermatolojik özelliklerden sperma miktarları ile spermatozoitlerin kitle hareketi, motilite ve yoğunluk değerleri Ağustos ile Ekim ayları arasındaki dönemde ve HOST için ise yalnız Kasım ayında en yüksek değerler elde edilmiştir (p<0.05). Bununla beraber anormal ve ölü spermatozoa oranları Eylül ve Ekim aylarında diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) düşük bulunmuştur. Spermatozoa DNA hasarı yönünden en düşük değerler Ekim ayında elde edilmiştir. Kan serum testosteron düzeyleri de Eylül ve Ekim aylarında diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken triiodotronin düzeylerinin en düşük değerleri Ağustos, Kasım ve Aralık aylarında tespit edilmiştir (p<0.05). Total protein, albumin, globulin miktarları Kasım ayında önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken trigliserid miktarları Kasım ayında en düşük düzeyde tespit edilmiştir. Bunun yanında AST ve ALT aktivitesi ise Aralık ve Ocak aylarında, diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek gözlenmiştir. Bununla birlikte spermatolojik özelliklerin kendi aralarında korelasyonlar tespit edilmiş olup özellikle spermatozoa DNA hasarı ile sperma miktarı (r: 0.18) ve anormal spermatozoa oranı (r: 0.30) arasında pozitif yöndeki, sperma viskozitesi (r: -0.32) ile negatif yöndeki ilişkiler (p<0.01) önemli bulunmuştur. Ayrıca morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler ve kan serumu biyokimyasal özellikler arasında da önemli düzeyde korelasyonlar tespit edilmiştir.Sonuç olarak Pırlak ırkı koçlarda morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler, kan biyokimyasal ve hormonal özelliklerdeki aylık değişimlerin araştırıldığı bu çalışmada elde edilen bulguların optimal sınırlar içerisinde olduğu ve bu özelliklerin aylardan dolayısıyla mevsimlerden önemli düzeyde etkilendiği, istenilen değerlerin elde edildiği aşım sezonunun Ağustos ayının ikinci yarısından itibaren Kasım ayı ortalarına kadar devam ettiği ve morfometrik testis ölçümleri ile spermatolojik özellikler arasındaki korelasyon bulgularının damızlık seçiminde yararlı olabileceği kanısına varılmıştır.
Koç spermasına katılan bazı antioksidanların dondurma ve çözdürme sonrası spermatolojik parametreler, oksidatif stres ve DNA hasarı üzerine etkileri
Bu çalışmada, dondurma çözdürme sonrası spermaya katılan antioksidanların spermatolojik, CASA, oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarları üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlandı. Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen 2-3 yaşlı Pırlak ırkına ait toplam 10 koçtan alınan spermalar birleştirilip 5 eşit hacme bölünerek kontrol başta olmak üzere taurin, trehaloz, trolox ve lipoik asit içeren Tris bazlı sulandırıcılar ile sulandırıldı. Sulandırılan örnekler 0,25 ml?lik payetlerde 50C?de 3 saat ekilibrasyona tabi tutulduktan sonra sıvı azot buharında dondurularak sıvı azot içerisinde (-196 0C) saklandı. Çözdürülen spermalarda subjektif motilite (% 54.6 ± 2.25) ve CASA motilitesi (% 24.2±1.84), VAP (98.2 ± 2.20 µm/s) ve VSL (80.1 ± 1.88 µm/s)açısından taurin grubunda en yüksek değerler tespit edildi. Anormal spermatozoon baş, orta kısım ve akrozom oranı açısından kontrol grubuna göre (% 1.2 ± 0.21, % 1.2 ± 0.21 ve % 13.3 ± 0.70) taurin (% 0.8 ± 0.15, % 0.2 ± 0.08 ve % 10.7 ± 0.51), trehaloz (% 0.5 ± 0.07, % 0.1 ± 0.04 ve % 5.2 ± 0.26), lipoik asit (% 1.0 ± 0.12, % 0.2 ± 0.07 ve % 7.1 ± 0.41) ve trolox (% 0.4 ± 0.08, % 0.1 ± 0.04 ve % 3.6 ± 0.21)gruplarında en düşük değerler elde edildi. Spermatozoon HE-test parametrelerinden H+/E- tip spermatozoonlarda kontrol grubuna göre (% 22.3 ± 0.72) taurin (% 32.6 ±1.31), trehaloz ( % 30.2 ± 1.52) ve lipoik asit (% 28.1 ± 1.25) gruplarındaki artışlar önemli (P<0.05) bulunmuştur. DNA hasarında en düşük değer yine kontrol grubuna kıyasla (68.7 ± 4.09 AU) trehaloz (43.5 ± 4.51 AU) ve lipoik asit (48.4 ± 5.27 AU) gruplarında gözlendi. Oksidaitif stres parametrelerinden MDA yönünden lipoik asit (3.7 ± 0.21 nmol/ml) ve trolox (3.6 ± 0.24 nmol/ml) en düşük değeri göstererek koruma sağlamıştır.Sonuç olarak koç spermasının dondurulmasında antioksidan olarak kullanılan taurin, trehaloz, lipoik asit ve trolox?un etkinliklerinin farklılık gösterdiği bunun yanında lipoik asitin gerek oksidatif stres ve gerekse DNA hasarını azaltıcı etkisinden dolayı diğerlerine nazaran üstünlük sağladığı ancak tüm antioksidanların farklı dozajlarda spermatolojik özellikler, CASA, oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarı üzerine etkisinin daha geniş hayvan materyali kullanılarak dölverimi sonuçları ile birlikte değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Antioksidan, DNA Hasarı, H-E testi, Koç Sperması, Oksidatif stres
Glifosat bazlı herbisite maruz bırakılan ratlarda proantosiyanidinin testis toksisitesi üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, glifosat (GLF) maruziyetine bırakılan erkek ratlarda spermatolojik ve oksidatif stres parametreleri ile DNA hasarı, serum testosteron seviyesi ve testis dokusundaki toksisite üzerine güçlü bir antioksidan olan proantosiyanidinin (PA) etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmamızda 24 adet, 2,5-3 aylık, 160-180 g ağırlığında, erkek Wistar Albino rat kullanıldı. Her grupta 6 rat olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki (1. Grup) ratlar standart rat yemi ve su ile beslendi. PA grubundaki (2. Grup) ratlara 400 mg/kg dozunda PA, DMSO ile çözdürülerek gastrik gavaj yoluyla verildi. PA+GLF grubundaki (3. Grup) ratlara önce 400 mg/kg dozunda PA, daha sonra LD50/10 dozu olan 787,85 mg/kg dozunda GLF, DMSO ile karıştırılarak gastrik gavaj yoluyla verildi. GLF grubundaki (4. Grup) ratlara LD50/10 dozu olan 787,85 mg/kg dozunda GLF, DMSO karıştırılarak gastrik gavaj yoluyla verildi. Motilite açısından kontrol grubuna göre GLF grubunda azalma görülürken PA ve PA+ GLF gruplarında motilite artışının istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edildi (p<0,001). Anormal spermatozoon ve H+/E- oranları açısındna kontrol grubuna göre PA ve PA+ GLF gruplarındaki azalma ile beraber GLF grubundaki artışın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0,001). GLF uygulamasının DNA hasarını artırdığı, PA+ GLF ve PA uygulamalarının ise DNA hasarını azalttığı istatistiksel olarak önemli olduğu gözlemlendi (p<0,001). GSH değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlendi (p<0,05). Seminifer tubulus çapı açısından yapılan incelemede, kontrol grubu ile PA+GLF ve GLF grupları karşılaştırıldığında GLF ve PA+GLF grubunda gözlenen azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0,001). Germinatif hücre katman kalınlıkları incelendiği zaman kontrol grubuna göre PA+GLF ve GLF gruplarında tespit edilen azalmanın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak güçlü bir antioksidan olan PA'nın GLF maruziyeti sonucunda azalan spermatolojik parametreler ile ratların testis dokusundaki olumsuz histolojik değişimleri etkili bir şekilde önlediği belirlendi. Bu gibi olumlu etkilerinden dolayı GLF ile indüklenen testis toksisitesi üzerine PA' nın koruyucu bir etkisinin olduğu kanaatine varıldı.