Afyon Kocatepe University
Anabilim Dalı

Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Anabilim Dalı

Afyon Kocatepe University

44

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

44 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alan düzenlemelerinde imar parseli üretme yöntemleri ve sonuçlarının irdelenmesi

ÖZET Arsa ve arazi düzenlemelerinde parselasyon ile imar parsellerinin oluşturulmasında iki yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan biri planlamayı yapan imar plancısı tarafından, yönetmelik gereği "imar adasını çizen parselasyonu da şekillendirir" mantığıyla oluşturulan parselasyondur ki; burada bu yöntem parsele göre tahsis (PGT) olarak adlandırılmıştır. Diğer yöntem ise, plancı tarafından parsellenmemiş yapı adalarının harita mühendisleri tarafından mülkiyet durumunun da dikkate alındığı, yönetmelik gereği minimum sayıda hisselendirmenin amaçlandığı parselasyon olup bu da tahsise göre parsel (TGP) olarak tanımlanmıştır. İmar uygulaması ile bu yöntemler kullanılarak üretilen imar parsellerinde, özellikle hisselendirme başta olmak üzere sosyal, ekonomik ve hukuki sorunlar oluşmaktadır. Bu Çalışmada; parselasyon için kullanılan parselleme yöntemlerinden her biri seçilen gerçek modeller üzerinde incelenerek birbiri ile mukayese edilmiştir. Özellikle (TGP) yöntemi ile 1985-1987 yılları arasında KTÜ tarafından Trabzon'da yapılan imar uygulamalarının sonuçları amaca yönelik olarak, hisseli oluşturulmuş imar parselleri başta olmak üzere çeşitli yönlerden incelenmiştir Sonuçta; (PGT) yönteminin özel amaçlı planlama ve uygulamalar (Sit alanları, hazine arazileri üzerindeki uygulamalar, özel mülkiyetteki büyük alanlar, standart boyutlu ve tip inşaat projeleri uygulanacak alanlar vb.) dışında, sorunsuz mülkiyetleri sorunlu yani özellikle hisseli duruma getirdiği gözlenmiştir. (TGP) yöntemi ile ise başta hisselendirme sorunu olmak üzere arzu edilmeyen tüm olumsuzlukları minimize ettiği görülmüştür. Ayrıca bu yöntemle mülkiyet durumu ve mülkiyetler arası ilişkilerin dikkate alınabildiği optimum verimli parselasyonun yapılabildiği anlaşılmıştır. Yine parselasyon için gerekli girdi verileri olan bilgilerin derlenmesi, işlenmesi ve sonuç ürünün (parselasyon haritası) elde edilmesinin imar planlarının yapımı ile ilgili yönetmeliğe rağmen ancak harita mühendisleri tarafından imar adalarının parsellere ayrılması ile mümkün olacağı sonucuna varılmıştır.

Kentsel alanlarParsellemeİmar parselleri
Bayram Uzun
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1992
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki yada daha fazla UTM dilimini ilgilendiren jeodezik problemlerin incelenmesi

Bu çalışmada iki yada daha -fazla UTM dilimini ilgilendiren Jeodezik problemlerde karşılaşılan sorunlar üzerinde durulmuştur. Bu çalışma üç esas bölüm altında incelenmiştir» İlk olarak Gauss-Krüger projeksiyonunda koordinat dönüşümleri anlatıldı. İkinci olarak da. Gauss-Krüger projeksiyonunda koordinat dönüşümlerinde hesap kapasitesinin artırılması hususunda bir çalışma yapıldı. Son olarakta hesap kapasitesinin artırılması halinde çıkan sonuçlar sayisal örnekler üzerinde tablolar halinde sunuldu, Gauss - Krüger projeksiyonunda indirgemeler karşılaştırmalı olarak yapıldı ve sonuca varıldı. IV

Gauss-KrügerKoordinat dönüşümüUTM dilimleri
Hamit Kadir Telatar
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dere yataklarının mülkiyet ve kullanım biçimi açısından incelenmesi

ÖZET Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de akarsuların ve buna bağlı olarak deniz ve göllerin giderek artan oranda kirlenmesi çevre sorunlarının başında gelmektedir.Bunun başlı sebebi akarsuların bir atık su kanalı haline getirilmesi ve amacı dışında kullanılması olarak gözlenmektedir. Aynca,akarsu yataklarının imar ve yerleşme açısından yanlış kullanma sonucu zaman zaman meydana gelen sel ve taşkınlar çevrede mal ve can kaybına da yol açmaktadır. Bu sorunların çözümü disiplinler arası bir konudur. Ancak, evvela dere yataklarının mülkiyet durumunun belirlenmesi, ıslah edilmesi ve imar faaliyetlerinin şartlara göre düzenlenmesi gerekmektedir. Bu aşamada yapılacak çalışmalar harita katastro ve imar uygulamaları ile ilgili olup birer uygulamalı jeodezi konusudur. Probleme örnek olarak Trabzon Değirmendere yatağının sahilden itibaren yaklaşık 3 km'lik kısmı seçilmişdir. Bu kesitte dere yatağının halihazır alımı yapılmış, yapılan dönüşüm hesabı sonucu oluşturulan kadastro sistemindeki halihazır pafta ile kadastral paftası çakıştırılarak dere yatağının mülkiyet ve kullanım biçimi tesbit edilerek mevzuatın öngördüğü,olması gereken şekli ile mukayese edilmiş ve başlıca yanlışlar belirlenmiştir. Problemin çözülmesi ve henüz bozulmamış dere yataklarından benzer yanlışlıkların yapılmaması için harita ve kadastro mühendisliği yönünden alınması gereken tedbirler ve önerilere değinilmiştir. V

Arazi kullanımıDere yataklarıDere ıslahı+1
Osman Demir
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elipsoidin düzleme konform konik tasviri

Bu çalışmada, elipsoidin konform konik tasviri incelenmiştir. Tasvirin temel matematik yapısı tanımlandıktan sonra; (B,L) elipsoid coğrafî koordinatları ile (x,y) düzlem dik koordinatları arasındaki dönüşüm formülleri geliştirilmiştir Çalışmada elde edilen formüller, literatürde bilinen çözüm yöntemleri ile karşılaştırılmışlar. Elipsoid ve harita düzlemi arasındaki ilişki için gerekli olan (S-s) ve (T-t) indirgeme formülleri incelenmiştir. Bu formüller için sayısal örnekler verilmiş, sonuçlar tablo veya grafik şeklinde sunulmuştur. Son bölümde, konform konik tasvir ile Gauss-Krüger tasviri; değişik konumlarda seçilen farklı kenarlarda indirgemeler yönünden test edilmiştir. IV

ElipsoitKonform dönüşümler
Kemal Çelik
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
DoktoraAçık ErişimTR

GPS ölçme süresini kısaltma amaçlı yöntem geliştirme

GFS Ölçme Şikesini Kısaltma Amaçlı Yöntem Geliştirme GPS sisteminin faz ölçüleri kullanmak suretiyle mm seviyesinde duyarlığa sahip olması ve nokta konumlarım üç boyutlu olarak aynı anda belirlemesi sistemin jeodezik ölçme amaçlı kullanımım büyük ölçüde arttırmıştır. Fakat standart GPS yöntemleri kullanarak, jeodezik ölçme çalışmalarından biri olan deformasyon izlemede bu sistemin kullanımı uygun olmayabilir. Çünkü deformasyon ölçmelerinin periyodik olma gereği, arazideki ölçme süresini arttıracak yönde etkilemektedir. Bu çalışmada, arazideki ölçüm süresini minimuma indirecek ve GPS 'den alınabilecek maksimum duyarlığı verebilen bir yöntem geliştirilmiştir. Yöntemde iki kez fark alınmış GPS faz ölçüleri kullanılmıştır. Ölçüm süresinin uzamasını en fazla etkileyen nedenlerden biri olan N tam sayı faz bilinmeyenin belirlenmesi bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. N sayısı, standart GPS yöntemleri veya yersel yöntemlerden elde edilen nokta konumlan kullanılarak belirlenebilir. Çalışmanın başlangıç noktası elde edilen bu koordinatlardır. Daha sonraki ölçümlerde, geliştirilen yöntem ve buna paralel olarak üretilen yazılım kullanılarak nokta konumları belirlenmektedir. Çalışma sonucunda, ağdaki bir kenarın ölçüm süresi bir kaç dakika seviyesine indirilmiştir. Test için 4 istasyon noktasında kısa kenarlardan oluşan bir GPS ağının ölçüleri değerlendirilmiştir. Yöntem, baraj, köprü gibi mühendislik yapılarının deformasyonunu izleme amaçlı kurulan kısa kenarlı ağların (kenar uzunluğu < 10 km) ölçümü için geliştirildiğinden yöntem içerisindeki modelde iyonosferik etki ihmal edilmiştir. Yöntemden alman sonuçlar, GPS ölçü değerlendirmelerinde yaygın kullanılan Bernese yazılımından elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Bernese yazılımı ile ölçülerin tümünün (yaklaşık 2-3 saat) kullanılmasıyla belirlenen koordinatlara, aynı ölçülerin geliştirilen yöntemle bir kaç dakikalık kısmı işleme sokularak bulunan koordinatlar mm seviyesinde uyuşmuştur. Anahtar Kelimeler : GPS (Global Positioning System), Deformasyon İzleme, N (GPS faz ölçülerindeki tam sayı faz bilinmeyeni). VII

GPS
Ertan Gökalp
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

Düşey yöndeki yerkabuğu deformasyonlarının kinematik model ile belirlenmesi

ÖZET Düşey Yöndeki Yerkabuğu Deformasyonlarının Kinematik Model ile Belirlenmesi Düşey yöndeki güncel yerkabuğu hareketlerinin jeodezik olarak belirlenmesinde ideal durum, hareketin nedenini de içeren dinamik modeldir. Buna karşın genelde hareketi oluşturan kuvvetler hakkında yeterli bilgi olmaması, dinamik modelin kullanım alanını sınırlamaktadır. Bu nedenle çoğu durumlarda hareketleri zamanın fonksiyonu olarak belirleyen kinematik model uygulanır. Yinelenmiş nivelman verilerinden yerkabuğunun düşey yöndeki hareketleri, kinematik modellerle Holdahl nokta modelleri, Hannover yaklaşımı ve Kalman-Filtreleme tekniği kullanılarak veya hareket yüzeyleri Holdahl yüzey modelleri ile araştırılabilir, modellerin hepsinde ana amaç, noktaların hızlarını, ivmelerini zamana bağlı olarak veya hız yüzeylerini zamana ve konuma bağlı olarak belirlemektir. Bu çalışmada Holdahl modelini doğrudan çözüm yöntemiyle çözebilmek için, modelde veriler olarak ele alınan yüksekliklerin dengeli değerler oldukları göz önüne alınarak, dengelemeden sonra bulunacak yüksekliklerle eşit olmaları ön koşulu koyulmuştur. Böylece kurulan genişletilmiş model ile anlamlı çözüme ulaşılmıştır. Az sayıda ölçme periyodu kullanılarak nokta hareket parametrelerinin saptanmasını sağlayan Kalman-Filtreleme yönteminin en uygun yöntem, hesaplamaların adım adım yapıldığı Hannover yaklaşımı da en uygun hesaplama şekli oldukları görülmüştür. Holdahl yüzey modelleri ile hareket yüzeyi zamana ve konuma bağlı olarak belirlenir. Yerel sapmaları ve psoydo gözlemlerin rasgele dağılımlı hatalarını da dikkate alarak yüzeyin belirlendiği kollokasyon yüzey modelinin de en uygun hareket yüzeyi modeli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Düşey yöndeki yerkabuğu hareketi, kinematik model, hız, ivme, hız yüzeyi, Kalman-Filtreleme tekniği VI

DeformasyonKinematik analizYer kabuğu
Mualla Ünver
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yüzey ağlarının optimizasyonu

Yüzey âğlarının Optimizasyonu jeodezik ağlar günümüzde kullanım amaçlarına göre tasarlanmakta ve bu amaca göre en uygun hale getirilmektedir» Gelişen teknolojik olanakların bir sonucu olarak da yermerkezli üç boyutlu dik koordinat sistemlerinde dengelenmektedir. Ülke yüzey ağları, günümüze kadar yatay ve düşey konum ağları şeklinde ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Yeni hesaplayıcılar ve ölçme teknikleri (GPS), ülke yüzey ağlarının bütünleşik olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir. Ancak, uygun bir veri tabanı oluşturuluncaya kadar, bütünleşik olarak dinamik matematik model ile değerlendirilen yüzey ağları, son adımda yine klasik yüzey ağı standartlarına dönüştürülerek kullanıma sunulmaktadır. Ülke yüzey ağlarının sadece bilinen standartlara göre oluşturulması yeterli değildir. Bu nedenle? ele alınan yüzey ağı, tasarım aşmasında ölçme planı ve ölçü duyarlıkları yönünden en uygun duruma getirilmeli, ağ bir kez de maliyet yönünden gözden geçirilerek tesis ve ölçüm işlemlerine başlanılmalıdır. Bu çalışmada? kullanılan yer merkezli üç boyutlu koordinat sisteminde dengeleme modeli tanıtıldıktan sonra, jeodezik ağların optimizasyonu konusu kuramsal olarak ele alınmıştır. Ağırlık optimizasyonu probleminin sayısal çözümü aşamasında karşılaşılan tutarsızlıklara? fonksiyonel model, çözüm sonucunda sağlanması gereken koşullarla genişletilerek, "Bilinmeyenleri Arasında Koşul Denklemleri Bulunan Dolaylı Ölçüler Dengelemesi Yöntemiyle Çözüm" geliştirilmiştir. Örnek bir yüzey ağı modelinde optimizasyon işlemleri gerçekleştirilmiş ve değerlendirme sonuçları, iki boyutlu yüzey ağı standartlarına dönüştürülmüştür. Son adımda, güncel teknoloji ürünü olan GPS gözlemlerinin yüzey ağında en uygun dağılımları konusu araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler; Bütünleşik Yüzey Ağları, Optimizasyon.

Jeodezik ağlarOptimizasyon
Haluk Konak
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

X-ışın fotogrametrisinin ortapedide üç boyutlu kullanılması

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda, çeşitli meslek disiplinleri bir arada çalışma yoluna gitmektedirler ve bilimsel alanda söz konusu disiplinlerin birbirlerine ihtiyaçları oldukları aşikardır. Özellikle bu disiplinler arasında fotogrametri ile tıp bilimlerinin ortaklaşa bazı bilgileri kullandıkları gözlenmektedir. Tıpta ve endüstri alanlarında da fotogrametrinin kullanılması gün geçtikçe yaygın bir hale gelmektedir. Bu alanlarda kullanılan fotogrametri, esasları itibariyle klasik fotogrametrinin hemen aynısıdır. Ancak tıpta ve endüstride teknik olarak x-ışmları kullanılmaktadır. Bu çalışmada, X-xşxn Fotogrametrlsi ortopedik bir alanda kullanılmıştır. Herhangi bir ortopedik uzva x-ışmları gönderilerek, üç boyutlu görüntü elde edilmiştir. Elde edilen bu görüntüler üzerinde, şekli yeniden geometrik ve fiziksel olarak ortaya çıkarmak için bir takım ölçüler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, insan vücuduna çekilen bir röntgen filmi sadece iki boyutta incelenebilmesine rağmen, x-ışın fotogrametrisi yardımıyla çekilen röntgen filmlerinden üç boyutlu görüntülerin elde edilebildiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler : X-Işınları, X-Işın Fotogrametrisi, Radyograf.

OrtopediX ışını fotogrametrisi
Fevzi Karslı
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dönel yüzeylerin yakın resim fotogrametrisi yöntemiyle belirlenmesi

Dönel yüzeylerKubbeYakın resim fotogrametri yöntemi
Eminnur Ayhan
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sayısal yükseklik modellerinde interpolasyon yöntemlerinin karşılaştırılması

ÖZET Yeryüzündeki arazi şeklinin bir sayısal temsili olarak bilinen Sayısal Yükseklik Modelleri, karmaşık yüzeylerin bilgisayar destekli modellendirilmesine yönelik bir çalışmadır. Sayısal Yükseklik modelleri gerçekte, arazinin topoğrafik yüzeyine, matematiksel tanımı yapılabilen bir yüzey yerleştirme çalışmasıdır. Bu çalışmada Sayısal Yükseklik Modeli oluşturmada kullanılan interpolasyon yöntemlerinden; Multikuadrik ve Parça Parça Bilineer İnterpolasyon yöntemleri kullanılmıştır. İki yöntemle üretilen yüksekliklerin paftadan okunan değerlerden farkları alınarak testlere tabi tutulmuş ve birbirleriyle karşılaştırılarak, Sayısal Yükseklik Modeli oluşturma çalışmalarında birbirlerine karşı sağladıkları avantaj ve dezavantajlar irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Sayısal Yükseklik Modelleri, Multikuadrik İnterpolasyon, Parça Parça Bilineer İnterpolasyon

Sayısal yükseklik modelleriİnterpolasyon
Temel Bayrak
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tematik tabanlı kent bilgi sistemi tasarımı ve uygulaması

ÖZET Çağdaş bir kent yönetimi sağlıklı ve doğru kararlar üretmeyi amaçlar. Bu çalışmada da bir Kent Bilgi Sistemi için bir altlık teşkil edecek olan Tematik Tabanlı Kent Bilgi Sistemi tasarımı ve uygulaması, Trabzon kenti için tasarlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kentin konumsal bilgi ihtiyacı, konumsal bilginin tematik gösterimi ve sonra da konumsal bilginin bilgi sistemleri ile entegrasyonu anlatılmıştır. Bulgular bölümünde ise çalışmanın uygulama safhası, sistem kuruluş aşamasından sorgulama ve gösterim aşamasına kadar anlatılmıştır. Diğer bölümlerde ise çalışmada karşılaşılan sorunlar, elde edilen sonuçlar ve önerilere değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi, Tematik Harita, Kent Bilgi Sistemi, Veri Tabanı, Arc / Info, ArcView VI

Coğrafi bilgi sistemleriTematik inceleme
Selçuk Reis
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmar uygulamalarına ilişkin hukuki kararların irdelenmesi

ÖZET Ülkemizde re'sen yapılan uygulamalar son yıllarda yerel yönetimlerce sıkça rastlanmaktadır. Ancak gerek vatandaşların bilinçsizliğinden, gerekse uygulamayı yapan idarelerin teknik eksikliklerinden ve gerekse ilgili mevzuatların iyi bir şekilde yorumlanamaması nedeniyle uygulamalara itirazlar yoğun bir. şekilde artmaktadır. Ülkemiz insanlarının gelenekleri gereği toprağına çok bağlı olması uygulama sonucu oluşan yeni mülkiyet sınırlarına tepkisiyle ortaya çıkarak, ilgili mercilere itiraz şeklini almaktadır. Re'sen yapılan uygulamalarla ilgili davalar ilgili bölgenin idare mahkemelerine açılmaktadır. Bu noktadan hareketle bu davaların oluşma sebeplerinin ilgili ilmi araştırmalarının yapılarak belirlenmesi, uygulamaların sıhhati açısından çok büyük önemler arz etmektedir. Çünkü imarın söz konusu olduğu yerde, günümüzde çok sıkça telaffuz edilen, "rant" konusu gündeme gelmektedir. Gayrimenkuller üzerinde bilinçsizce yapılacak hatalı işlemler ilgililerine büyük ekonomik zararlar getirecektir. Bu tez çalışmasında imar uygulamaları ile ilgili son yıllarda Danıştay'da verilen 73 karar incelenerek İdare Mahkemeleri'nce verilen kararların hangi oranda Danıştay'ca kabul gördüğü, ne kadarının kabul görmediği nedenleriyle araştırılıp sonuçlarının ilgili sınıflandırılmaları yapılıp, mevcut problemler teknik ve yasal yönden irdelenerek çözüm için uygulama öncesi, uygulama safhası ve uygulama sonrası vatandaş, yerel yönetim, özel sektör ve İdare Mahkemeler olarak uyulması gereken kriterler belirlenerek, objektif bir çözüm sağlanabilmesi için birtakım önerilerde bulunulacaktır. VI

İmar Kanunuİmar hukukuİmar planları
Mustafa Atasoy
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emlak vergi sisteminde arsa değerlendirmesi'nin irdelenmesi

Ülkemiz ekonomisinin başlıca gelir kaynaklarından birisi olan Emlak Vergisi ve doğrudan ilişkili olduğu taşınmaz malların değerlendirilmesi bu tez çalışmasının ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, taşınmazların değerlendirmeye tabii olduğu konulara bilimsel açıdan destek sağlayacak bir taşınmaz değerlendirmesi yöntemi üzerinde durulmuş ve ülkemiz ekonomisinde önemli bir yere sahip olan Emlak Vergi Sistemi üzerindeki yapılması gereken düzenlemeler ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, çalışmanın tanımı yapılmış, amacı üzerinde durulmuş ve konuya genel bir bakış açısı getirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, günümüzdeki taşınmaz değerlendirmesi ve kullanıldığı alanlar üzerinde durulmuş, yürürlükteki ilgili yasalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise taşınmaz değerlendirmesinin nasıl yapılması gerektiği ve mevcut uygulamaları nasıl etkileyeceği üzerinde durulmuştur. Bu çalışma ile ilgili kurum ve kuruluşların mevcut durumları ve ihtiyaçtan, karşılıklı yapılan görüşmeler sonucunda tespit edilmiştir. Son bölümde ise somut örnekler verilerek, bilimsel metodların kullanılmasıyla yapılan bir taşınmaz değerlendirmesinin, Emlak Vergi Sistemini ne şekilde etkileyeceği ve Emlak Vergisi Kanununda hangi değişikliklerin yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Emlak Vergisi, Taşınmaz Mal, Taşınmaz Mal Değerlendirmesi

ArsaEmlak vergisiVergi sistemi
Servet Ural
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediye bilgi sistemine geçişte mülkiyet bilgilerinin irdelenmesi: Çorum Belediyesi örneği

ÖZET Yerel Yönetimlerdeki konumsal bilgiye hızlı erişme talebi bir ihtiyaç olarak Belediye Bilgi Sistemini (BBS) ortaya çıkarmıştır. Bugün, gelişmiş ülkelerde BBS oluşturulmasına rağmen ülkemizde henüz istenilen noktaya gelinmemiştir. Plana dayalı bilgiler güncelliğini kaybetmekte ve buna bağlı olarak da en uygun kararların seçimi bir hayli kısıtlanmaktadır. Bu nedenle klasik kent veri sistemlerini terk edip, artık otomasyona geçilmesi gerekmektedir. Topluma daha iyi hizmet sunabilmek ve en doğru kararlan verebilmek için böyle bir bilgi sistemine ihtiyaç vardır. Kentsel planların oluşturulması, ekonomik analizlerin yapılabilmesi ve planların güncelleştirilmesi kurulacak bir BBS ile daha verimli hale gelecektir. Bu çalışma da, bir BBS için temel olan mülkiyet verileri analiz edilerek, somut bir örnek olarak Çorum ili için bir pilot bölge uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Belediye Bilgi Sistemi, Parsel Tabanlı Bilgi Sistemi, Arsa ve Arazi Düzenlemesi, Sayısal Altlıklar, NetCAD

BelediyelerBilgi sistemleriÇorum
Recep Nişancı
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişiminin CBS ve uzaktan algılama kullanılarak belirlenmesi: Kalar bölgesi örneği

Arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişikliklerinin karmaşıklığını anlamak insan ile çevre arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için ve ekosistem ürünlerinin ve hizmetlerin sürdürülebilir yönetimi için yerel planlama sürecini desteklemek için önemlidir. Irak'ın Kalar kentinde yüksek kentleşme oranı, nüfus artışı ile birlikte arazi kullanımında ve arazi kullanımında değişikliklere neden olmuştur. Bu nedenle, kentsel büyüme konusunda karar verme aşamasında doğru politikaları ve izleme mekanizmalarını ortaya koymak için arazi kullanımını ve arazi örtüsü değişikliklerini anlamak gereklidir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, 2000 yılına ait Landsat TM, 2007 ve 2015 yıllarına ait ETM uydu görüntüleri kullanılarak Kalar bölgesinde arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişikliklerini ArcGIS ve ENVI kullanılarak ön işleme tabi tutulmak ve analiz etmektir. Sınıflandırılmış arazi kullanımı ve arazi örtüsü haritalarının doğruluğu için, genel doğruluğu türetmek amacıyla bir hata matrisi kullanılmıştır ve sonuçlar, minimum kabul edilebilir eşik seviyesinin üzerinde elde edilmiştir. Ayrıca, değişim analizi, arazi kullanımının 2000 ve 2015 yılları arasında nasıl değiştiğini göstermektedir. Oluşturulan arazi örtüsü haritaları, arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişimlerinin oranını belirledikten sonra arazi kullanımı ve arazi örtüsü geçişlerini değerlendirerek yerleşim alanlarındaki artış ve düşüşlerin diğer arazi örtüsü sınıflarıyla ilişkisini belirlemek ve konumsal bir eğilim olup olmadığını tespit etmek amacıyla kullanılmıştır. Genel olarak, bu çalışmanın sonuçları, son 7 yılda yerleşim alanları için 2000 yılında % 1.5'den 2007 yılı için % 4.1'e, 2015 yılında ise % 9.4 oranında genişleme olduğunu göstermektedir. Yerleşim alanlarının mekânsal eğilimi, Kalar'ın batı kesiminde diğer yönlere oranla büyüyen bir eğilim olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bu çalışmadan elde edilen bulgular kentsel planlama için karar verme açısından katkı sağlayabilir.

Khaleel Abdulkareem Mohammed Al-zangana
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadastro güncelleme çalışmalarında insansız hava aracı (İHA)'nın kullanımının irdelenmesi: Çorum-Osmancık-Karaköy örneği

Ülkemizde, taşınmazların konumlarını, geometrik yapısını, hukuksal durumunu tespitine yönelik olarak yaklaşık 100 yıllık bir süreçte kadastro çalışmaları birkaç birim dışında tamamlanmıştır. Bu süreçte kadastro çalışmaları çeşitli ölçü yöntemleri, değişik ölçü aletleri, farklı ölçek, koordinat sistemleri ve altlıklarda gerçekleştirilmiştir. Fakat ölçü yönteminden, kullanılan ölçü aletlerinden ve teknik personele bağlı olarak meydana gelen bazı kadastro verilerinde hatalar bulunmaktadır. Kadastro verilerinde bulunan mevcut hatalar, değişen veri üretim standarttı, hedeflenen mekânsal bilgi sisteminin altlığını oluşturacak nitelikte verilerin bulunmaması ve günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte artan taleplerle kadastronun güncellenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Kadastro güncellemesi çalışmalarında doğrudan yapılan ölçü yöntemlerine alternatif olarak modern teknolojilerinden olan İnsansız Hava Aracı (İHA)'nın kullanılabilirliğine yönelik Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından 2018 yılında teknik ve hukuki altyapısı oluşturulmuştur. Böylelikle İHA' nın, kadastro güncelleme çalışmalarında kullanılmasının önü açılmıştır. Bu tez çalışmasında, Çorum İli, Osmancık İlçesi, Karaköy Köyü'nde, Kadastro güncellemesi çalışması kapsamında, doğrudan arazi çalışmasıyla elde edilen veriler ile İHA'yla elde edilen verilerin karşılaştırılması yapılmıştır. İHA'nın kadastro güncelleme çalışmalarında kullanımıyla; doğrudan arazi ölçümüne göre, %70 zaman, %75 personel tasarrufu, parsellerin geometrik yapısını meydana getiren detay noktalarının belirlenmesinde %73.98 daha doğru belirlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca üretilen stereo model ile arazinin üç boyutlu görünümü sağlayarak kullanıcıya uygulamada araziyi daha iyi yorumlama yetisi kazandırdığı anlaşılmıştır.

Nurgül Seher Altınışık
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

T.C.K.'da köprülü kavşaklarda klotoid uygulaması

Klotoid, sarılma noktası, etrafında sonsuz sayıda dönme yapan bir eğriden ibarettir. Klotoidde eğrilik yarıçapı, eğrin nin uzunluğu ile orantılı olarak azalır. Bu eğrinin aeçiş eğ risi için uygun olan kısmı başlangıçtan itibaren alınan belir li bir kısmıdır. Eğri üzerindeki herhangi bir noktanın e&rilik yarıçanı R ve bu noktanın başlangıç noktasına olan uzaklığı ise R.L=Sab'it ' = A2 dir. A değerine klotoidin parametresi denir ve aynı bir klotoidde A Parametresi sabit kalır. Parametrenin değişmesi ile klotoidin şekli değişmez sadece büyüklüğü değişir. A= 1 alınır sa buna birim klotoid adı verilir. Uygulamada kolaylık olsun diye birim klotoide göre cetveller hazırlanmıştır. Uygulanan, klotoidin değerlerini bulmak için birim klotoiddeki uzunluklar A ile çarpılır açılar ise değiştirilmez. Geçiş eğrisi olarak klotoidin ve kurp yarıçapının seçilmesi klotoid pistoleleri ile grafik olarak yapılır. Bu pistoleler üzerinde klotoidin Paramet resi ve her noktanın eğrilik yarıçapı ve geçiş eğrisinin son nok tasında daire kurbunun yarıçapı yazılıdır. Bunlar değişik para metrelere ve kurb yarıçaplarına göre hazırlanmıştır. Bu pistole ler kesişen almymanlar üzerine oturtulur ve uygun A Parametresi ve R kurp yarıçapı deneme yolu ile bulunmuş olur. Rakordman kurbu geçki elemanı olan klotoid, pratik gerek-. şiirlere iyi bir şekilde cevap verme ve hareket diinatmi|ğinaen;.dfc)lıay.ı yol inşaatında tercih edilmektedir. Kioto idlerden yar.arianılarak hazırlanan güzergah projeleri ve aplikasyonları ile yüzlerce ve hatta binlerce metre uzunluğunda ve birleştikleri daire yayları ile aynı Önemde rakordman kurplarına sahip bulunan güzergahlar gerçekleş tirilebilmektedir. Böyle güzergahlar, yumuşak, güzel ve ekonomik bir şekilde çevre araziye, mevcut bina ve tesislere ve serbest yol kesimleri ile düğüm noktalarındaki (kavşaklar, ayrıl ma yerleri, birleşme noktaları) hareket hızına uyma özelliği sağ layabilmektedir. VII

Kara yollarıKavşaklarKlotoid+1
Gürol Marzioğlu
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arsa ve arazi düzenlemesi çalışmalarında bilgisayardan yararlanma

ÖZET Arsa ve arazi düzenlemesi ile yapılan imar planı uygulamalarında, kullanılmakta olan yöntemler yapılan çalışmaları olumsuz yönde etkilemektedir, özellikle büro çalışmalarında, uygulama süreci içerisinde büyük bir yer tutan, düzenleme problemlerinin çözümü, uygulamayı gecik tiren etkenlerden biridir. Bu problemlerin çözümü ve parselasyon ile ilgili bilgilerin sağlıklı bir şekilde elde edilmesi için, düzenleme çalışmalarının elektronik ölçme aletleri ve bilgisayarlar ile desteklenmesi gerekir. Bu çalışmada; düzenleme yoluyla yapılacak imar planı uygulamalarında, bilgisayarın kullanılabileceği aşamalar belirlenmiş ve bunlara ait bilgisayar programları hazırlanmıştır, özellikle parsellerin dağıtımına. kadar yapılan işlemlerin tümü ve dağıtımın da bir kısmının çözümü gerçekleştirilmiştir. Düzenleme ile yapılan uygulamalarda tam otomasyona geçiş, karmaşık bir yapıya sahip olan, dağıtım işleminin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi, daha uzun süreli bir çalışmayı gerektirmektedir. Böyle bir düşüncenin gerçekleştirilmesi için geniş kapsamlı bir programın hazırlanması gerekir ki bu program da uygulamada karşılaşılan bütün problemlere çözüm getirecek nitelikte olmalıdır. *

Tahsin Yomralıoğlu
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşey yöndeki yerkabuğu hareketlerinin duyarlıklı nivelman ölçüleri ile belirlenmesi

ÖZET Yerkabuğunda veya büyük binalarda meydana gelebilen geometrik şekil değişikliklerine ' DEFOR MASYON ' denir. Deformasyon düşey ve yatay doğrultudaki konum değişiklikleri şeklinde görülür. Düşey ko num değişmeleri, duyarlıklı nivelman, deniz seviyesi değişmelerinin izlenmesi, duyarlıklı gravite ölçüleri, trigonometrik yükseklik be lirlemesi yardımı ile saptanmaktadır. Jeodezik yöntemlerle düşey yerkabuğu hareketleri genellikle duyarlıklı nivelman yöntemi ile belirlenir. Bu yöntemi uygulamak i çin öncelikle deformasyon bölgesi ve çevresini kapsayan bir ağ oluş turulur, Bu ağ genellikle üç ayrı özellikte noktalardan oluşur. Bun lar, - Deformasyon noktaları, - Sabit noktalar - Yöneltme noktalarıdır. Deformasyon noktaları, deformasyon incelemesine konu olan böl geyi temsil edebilen özelliklere sahip extrem deformasyon değerle rinin beklendiği yerlerde seçilir. Sabit noktalar, deformasyon beklenmeyen yerlerde, üzerinde ölç me yapılabilecek noktalardır, Bu noktaların uzun yıllar hareketsiz kalacağı düşünülür. Yöneltme noktaları, deformasyon noktaları ile sabit noktalar dan oluşan ağın çekirdek kısmının tümden hareketlerini saptamaya yarayan ve ağı yöneltmeye yarayan, sabit kalma olasılığı daha bü yük olan çerçeve noktalarıdır, Ağ kurulduktan sonra, deformasyon noktalarının yükseklikleri nin belirlenmesi için duyarlıklı nivelman ölçüleri yapılır. Çok küçük hareketlerin belirlenmesi amaçlandığından ölçüler yapılırken duyarlıklı nivelman tüm koşulları yerine getirilmelidir. "Sapılan ölçüler en küçük kareler yöntemine göre dayalı veya serbest ağ IIIolarak dengelenir. Böylece deformasyon noktalarının yükseklikleri belirlenir. Deformasyon irdelemesi için aynı ağın, başka bir zaman peri yodunda tekrar duyarlıklı nivelman ölçüleri yapılır. Ölçüler en k üçük kareler yöntemine göre dengelenir, böylece deformasyon nokta larının yükseklikleri tekrar belirlenir. Aynı işlemler belirli zaman periyotlarında tekrar edilir. Böylece elde edilen bu verilerin karşılaştırılması için datum uyuşmaları sağlanması gerekir. Datum uyuşmasından sonra deformasyon irdelemesi yapılır. Deformasyon irdelemesi için çeşitli deformasyon modelleri bulunmaktadır. Bunlar, - Dinamik model, - Statik model, - Kinematik modeldir. Dinamik modelde, yalnız geometrik değişimler değil, deformasyo na neden olan kuvvetlerin zamana ve dış etkenlere bağlı olarak deği şimi ve birbirleriyle ilişkileri yanında, bu kuvvetlerin deformasyon sonucunu doğuran dönüşüm fonksiyonu araştırılır. Statik model, deformasyon irdelemesine konu bölge veya yapının karekteristik noktalarının, deformasyon vektörlerinin zamandan veya etkiyen kuvvetlerden bağımsız olarak belirlenmesini sağlar. Bu model de tüm sistemin bir kez ölçülmesi sırasında noktaların sabit kaldığı varsayılır, Kinematik modelde konu, üzerinde deformasyon incelenecek bölgenin karekteristik noktalarının hareketleri ve bu hareketlerin hızlarıdır. Kinematik hareketlerin tanımlanması için kurulan modeller, bir jeo dezik ağdaki konum değişikliklerini zamanın fonksiyonu olarak verilir. Basit modellerde konum değişiklikleri, yalnızca zamanın fonksiyon ları olarak yazılır. Tek boyutlu düşey konum ağlarının değerlendirilme si işlemlerinde bu basit zamana bağlı model başarı ile uygulanmıştır. 3enişletilmiş kinematik modelde, hareketin zamanın ve konumun sürekli bir fonksiyonu olarak değerlendirilmesi gerçekleştirilir. Bu model tek boyutlu düşey konum ağlarında bir düşey deformasyon yüzeyini gös terir. Ayrıca sürekli hareketlerin yanında tek tek olayların etkisiy le oluşan ve sürekli olmayan konum değiş im ler ini de içeren modeller İTbulunmaktadır. Birde özel nedenlerden ortaya çıkan kinematik model lerde bulunmaktadır. Bir depremde ortaya çıkan iç kuvvet değişimle rinin de göz önüne alınmasıyla model oluşmuştur. Sayısal uygulamada bu modellerden kinematik model uygulanarak parametreler hesaplanmış, hipotez testi ve uyuşumsuz yükseklik fark ları yardımı ile hangi noktalarda hareket oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, duyarlıklı nivelman yöntemi için bir ağın kurul ması gerektiğinden ağ noktalarının ökenle ve dikkatli tesis edilmesi gerekir. Sonra deformasyon irdelemesi için ölçülerin uzun yıllar ya pılması gerektiğinden ağın korunması gerekir. Çok küçük değerlerin belirlenmesi amaçlandığından duyarlıklı nivelmanın tüm koşulları ye rine getirilmelidir. Kısa sürede sonuç alınamayacağından özenle ve düzenli aralıklarla ölçülerin yapılması gerekir,

Mualla Ünver
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kompansatörlü nivolara sıcaklık değişiminin etkisi üzerine bir araştırma

ÖZET Bu çalışmada yükseklik kavramı tanımlanarak, yükseklik ölçme metodla^ rı ve ölçü aletleri tanıtılmış, bunların tarihi gelişmeleri hakkında özet bilgiler verilmiştir. Günümüzde kullanılmakta olan yükseklik ölçme araçla rından nivolar, yapılarına göre guruplandırılarak incelenmişlerdir, Bunlar dan, bu çalışmaya konu olan kompansatörlü nivolar, kompansatörleri açısın dan guruplara ayrılarak ve herbir guruba örnek verilmek suretiyle tanıtıl mışlardır. Daha sonra, uygulamada kullanılan kompansatörler, kompansatörün etkili elemanını taşıyan sistemlerin şekilleri ve yapı malzemelerinin cin sine göre ele alınmışlar ve ayrıntılı biçimde tanıtılmışlardır. Kompansatörlü nivolarla, doğru ölçme sonuçları elde edebilmek için by nivolarda bulunması gerekli olan özellikler hakkında genel mahiyette bil giler verilmiştir, Kompansatörlü nivolarm yöneltme eksenlerinin eğim de ğişimine (kompansazyon hatası) uğramasına yol açabilecek etkenler araştırıl mıştır. Bunlardan bazılarının, yöneltme ekseninin durumuna olan etkileri - nin azaltılması için alınması gerekli önlemler açıklanmıştır. Yine, yönelt me ekseninin eğimini değiştiren etkenlerin ortaya çıkarabilecekleri kompan sazyon hatasının büyüklüğü hakkında bir fikir verebilmek için, ilgili bölüm ve paragraflarda yaklaşık değerler ve ön kabullerle sayısal örnekler veril miştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde incelenen bu hata kaynaklarından, ima lat ve montaj hatalarının, bu çalışmada denenen aletlerde bulunmadığı ka bul edilmiştir. Kullanma hataları ve diğer yan etkiler de bu araştırmanın konusu dışında bırakılmıştır. Yerçekimi kuvvetinin değişmesine bağlı hata nın ise, araştırma belli bir yerde(sabit enlemde) yapıldığından sabit bir miktarda kalacağı tabiidir. Ayrıca, ölçme sonuçları aletin yöneltme ekseni nin ilk konumuna göre sıfıra indirgenerek hesaplamalar yapıldığından, bu etkinin de varılan sonuçları bozmadığı anlaşılmıştır. Ölçme dizileri süre since dürbünün eğimi değişmediğinden, paralelyüzlü camın yöneltme ekseni nin durumunda bir değişiklik yapmadığı kabul edilmiştir. Yine ölçme dizile ri boyunca aletin netlik ayarı değiştirilmediğinden, netleştirme merceği nin etkisi de burada ayrıca dikkate alınmamıştır, Ve nihayet, kıllar şebe kesi plakasının sıcaklıkla değişmesi ayrı bir araştırmanın konusudur. V.Aslında, yukarıda sayılan hata kaynaklarını ve bunların nivoların yö neltme eksenlerinin durumuna olan etkilerini bir alet için ayrı ayrı orta ya koymak oldukça zor ve hatta imkansızdır, Bu çalışmada, denenen aletler için hesaplanan Aa = £(t), sıcaklık değişimine bağlı yöneltme ekseni eğim değişimi fonksiyonları, amprik eşitliklerdir, Tesbit edilen yöneltme ekse ni eğim değişimi miktarları içinde, netleştirme merceğinin sıcaklık etki siyle konum değiştirmesinin ve kıllar şebekesi plakasının aynı şekilde, sı caklık tesiriyle bir miktar yer değiştirmesinin de payı vardır. Sıcaklık değişiminin etkisiyle, kompansatörlü nivolarda ortaya çıka bilecek olan toplam yöneltme ekseni eğim değişimlerini tesbit edebilmek i- çin, dördüncü bölümde anlatılan ölçme düzenleri ile deneysel ölçmeler ya pılmıştır. Bu bölümde anlatıldığı gibi, ölçmeler hem laboratuvarda kapalı kabinde ve hem de açık havada yapılmıştır. Yöneltme ekseni eğim değişimle ri Zeiss eğme kaması ve hesap yoluyla, alet yüzey sıcaklıkları bir termis- tör ve bir elektronik direnç ölçer yardımıyla elde edilmişlerdir. Ölçü sonuçları, bir (YOX) dik eksen sisteminde, eğim değiş imleri (Aa

Kemal Şen
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sayısal yükseklik modeli ve lineer en küçük kareler enterpolasyonu

Kemal Doğaray
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1987
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital ve analog hava kameralarının geometrik potansiyellerinin fotogrametrik açıdan irdelenmesi

Fotogrametri, kısa sürede yersel olarak yapımı güç yada çok büyük alanların doğru bir şekilde haritalandırılmasına ve ortofoto haritaların üretilmesine olanak sağlaması ve teknolojideki gelişmelerin uygulamaları daha kolay hale getirmesi sebebi ile her geçen gün daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.GPS teknolojisindeki gelişmeler; fotoğraf alımlarının kinematik olmasına, dolayısı ile jeodezik hazırlıkların azalmasına, fotogrametrik iş istasyonlarının dijital teknoloji sayesinde daha kullanışlı ve süratli hale gelmesine olanak sağlamıştır.Konunun daha iyi şekilde kavranmasını sağlamak amacıyla; fotogrametri bilimine ve gelişim sürecine bir göz atılmıştır. Halen kullanılır durumda olan dijital fotogrametrik sistemler tanıtılmış, dijital görüntü ve kalitesi hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Çalışmanın temel konusunu oluşturan arazi ve resim koordinatları arasındaki bağıntılar ve ışın demetleri ile dengeleme yöntemi irdelenmiştir. Fotogrametride kullanılan kameralar hakkında geniş çaplı bilgiler verilmiş ve çalışmada kullanılan Zeiss/Jena LC0030 fotogrametrik analog kamera ile Vexcel Ultracam D fotogrametrik dijital kameranın özellikleri aktarılmıştır. Ayrıca uygulamada kullanılan Inpho Match-AT havai nirengi programı hakkında bilgiler verilmiş ve projenin işlem adımları ayrıntılı olarak anlatılmıştır.Çalışmada, Zeiss/Jena fotogrametrik analog kamera ve Vexcel fotogrametrik dijital kameraların geometrik performanslarının belirlenmesi amacıyla; aynı bölgenin, yakın zamanlı çekimi yapılmış fotoğrafların incelenmesi sonrası, hem analog hem dijital resimlerde en uygun dağılımda bulunan GPS ile ölçüm ve hesapları yapılan 20 adet kontrol noktası çalışmanın temel altlığını oluşturmaktadır. Uygulama aşamasında; fotogrametrik nirengi ve dengeleme çalışmaları Inpho Match-AT programı ile yapılmıştır. Bunun için, önce analog kamera resimleri kullanılarak oluşturulan projede, kontrol ve denetleme noktaları farklı sayı ve yönde değişik kombinasyonlar oluşturacak şekilde test edilmiştir. Noktaların arazi koordinatları (jeodezik koordinatlar) ile dengeleme sonucu bulunan koordinatları arasındaki farkların üç boyutlu hata vektörleri oluşturulmuştur. Bu vektörler yardımı ile her bir dengelemenin X, Y ve Z eksenlerinde maksimum hataları tespit edilmiş ayrıca tüm noktaların hata ortalamaları alınarak analog kamera ile yapılan diğer kombinasyonlar ile irdelemesi yapılmıştır. Sonrasında da dijital kamera resimleri kullanılarak proje oluşturulmuş, analog kamera resimleri kullanılarak yapılan projedeki işlem adımları ve kombinasyonların aynıları dijital kamera için de tekrarlanarak noktaların arazi koordinatları ile dengeleme hesabıyla bulunan koordinatları arasındaki farkların üç boyutlu hata vektörleri oluşturulmuştur. Bu vektörler yardımı ile her bir dengelemenin, eksenlerde maksimum hataları ve hata ortalamaları alınarak dijital kamera ile yapılan diğer kombinasyonlar ile irdelemesi yapılmıştır. Çalışma, bu değerlerin diğer kamera kombinasyonları ile kıyaslanarak söz konusu kameraların geometrik doğruluk analizi ve farklı nitelikteki (analog ve dijital) kameralarla elde edilen sonuçların karşılaştırılması yapılmıştır. Dijital kameranın geometrik doğruluk açısından daha iyi sonuç verme nedenleri ve dijital kameranın sağladığı yeniliklere değinilmiştir.Anahtar Sözcükler: Dijital kamera, analog kamera, geometrik doğruluk, ışın demetleri ile blok dengeleme.

FotogrametriGeometrik doğrulukJeodezi
Osman Selçuk
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçki düşey geometrisinde modern eğrilerin sademe yönünden karşılaştırılması

ÖZET Geçki düşey geometrisindeki eğri kısımlar düşey kurb olarak tanımlanır. Güzergâh konforunun artırılması ve güvenliğin sağlanması amacıyla taşıta etkiyen kuvvet vektörlerindeki değişimin düzenli hale getirilmesi amacıyla düşey kurblar kullanılır. Günümüzde düşey kurbların tasarımında yeni eğriler kullanılmaya başlanmıştır. Bu modern eğriler, yol konforunu, hareket dinamiği açısından en iyi bir düzeye getirmeyi amaçlarlar. Bu yeni tip düşey kurblardan bazıları, birleşik olarak tasarlanmıştır. Bileşik eğrileri 2-3 parçalı ve geçiş eğrili olabilmektedir. Yatay geometride önceden beri kullanılan geçiş eğrileri, düşey geometride daha yeni yeni kullanılmaya başlanmıştır. Güzergâh geometrisini konfor açısından değerlendirme ölçütü sademedir. Değerlendirmek için bir karayolları ve demiryollarını düşünerek iki test yolu planlanmıştır. Bu test yollarına göre modern eğrilerin sademe grafikleri çıkarılmıştır. Grafikler ve sademe bağıntısı eğrilerin karşılaştırılmasını sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Sademe, Düşey kurb, Araç dinamiği

Ali Kazım Telli
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

GPS sinyal yansımasının nokta konumlarına etkisinin araştırılması

ÖZET Başlangıçta askeri amaçlı navigasyon çalışmaları için geliştirilen GPS tekniği, günümüzde gerek jeodezik uygulamalarda, gerekse de sivil yasanım pek çok alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bütün uyduları ile birlikte hazır hale getirilmiş olan sistem her ne kadar çok kullanılıyor olsa da bazı özel durumlarda istenilen doğruluğun yeterli oranda olmayabildiği görülmüştür. Bunun temel sebebi olarak GPS 'e etki eden hata kaynaklan gösterilmiştir. Bu hata kaynaklan uydu ve alıcı saat hataları, uydu yörünge hatalan, iyonosferik ve troposferik gecikme sinyal yansıması ve alıcı hataları şeklinde sıralanabilir. Bu hata kaynaklarının çoğu uygun ölçme tekniği kullanılarak en aza indirilebilmektedir. Fakat bazı hatalar vardır ki hala elimine edilmekte zorlanılmaktadır. Bu hataların başında sinyal yansıma hatası (multipath) gelmektedir. Eğer alıcıya gelen sinyal doğrudan gelen sinyal ve bir şekilde yansıyarak farklı yoldan gelmiş sinyalin bileşiminden oluşmuş ise Sinyal yansıma hatası (Multipath hatası) ortaya çıkmış demektir. Bu çalışmada sinyal yansıma hatasının nokta konumlarına etkisini araştırmak için iki farklı test ağı kurulmuştur. Birinci test ağında düzgün olmayan F modundaki yansımanın etkisini incelemek için galvanizli oluklu sac levha kullanılmıştır, ikinci test ağında ise yine F modundaki düzgün yansımayı sağlamak için yansıtıcı yüzey olarak su yüzeyi kullanılmıştır. İki test ağında yapılan GPS ölçüleri GAMIT/GLOBK programında değerlendirilmiştir. Test ağına ait noktaların WGS84 sistemindeki koordinat değerleri bulunmuştur. Bulunan bu değerler yardımıyla GPS sinyal yansımasının nokta konumlarına etkisi bulunmuş ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler : GPS, Hata Kaynaklan, Sinyal Yansıması, Multipath

İbrahim Tiryakioğlu
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aftonkarahisar'da GPS gözlemleri ve nivelman ölçüleri yardımıyla yerel jeoid profilinin çıkarılması

ÖZET Jeoid belirleme, yatay konumu bilinen bir noktada, jeoid yüksekliğinin sayısal veya anolog olarak elde edilmesini sağlayacak biçimde verilerin modellendirilmesidir. Jeoid modelleri lokal, bölgesel veya global alanlar için geliştirilebilir. Jeoid belirleme yöntemleri kullanılan verilere ve modellere göre sınıflandırılabilir. Bu çalışma Afyon Kocatepe Üniversitesi civarında jeoid ile elipsoid arasındaki farkın yani jeoid yüksekliğinin ve jeoid ondülasyonlarıındaki değişimi kuzey- güney doğrultusundaki bir hat boyunca gözlemlemek maksadıyla yapılmıştır. Bu sebeple Yaklaşık kuzey-güney doğrultusundaki Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu boyunca arazinin karakteristik özelliklerini temsil edecek şekilde 1 8 adet nokta tesis edilmiştir. Noktalar arasındaki elipsoidal yükseklik farklarım hesaplayabilmek için GPS gözlemleri, yaklaşık ortometrik yükseklik farklarım hesaplayabilmek için geometrik nivelman ölçüleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, seçilen hat boyunca jeoid yüksekliği ortalama 38.126 m olarak bulunmuştur. Jeoid ondülasyonu değişimlerinin arazinin topografyasının genel karakteristik özelliğine bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Jeoid, Jeoid Ondülasyonu, Elipsoid, Elipsoidal Yükseklik, Ortometrik Yükseklik, GPS/Nivelman

Fatih Taktak
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alanlarda taşınmaz mal değerlemesi ve Afyonkarahisar örneği

Tasınmaz mal degerlemede en büyük sorun tasınmaz degerine ait kesin bir modelin olusturulamamasıdır. Dolayısıyla herhangi bir matematiksel modele veya yönteme baglanamamaktadır. Bu nedenle tasınmaz mal degerlemesine yönelik degisik yöntemler gelistirilmistir. Bu yöntemlerin birbirine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Bu çalısmanın amacı ülkemizde kullanılan tasınmaz malların degerleme yöntemlerinin tanıtılması, kullanılan yöntemlerin birbirine göre üstünlüklerinin vurgulanması ve Afyonkarahisar il merkezi için tasınmaz mallara ait bilgilerden faydalanarak bir model olusturulup bu modelin tasınmaz mal degerleme yöntemleri içindeki uygunlugunu arastırmaktır. Günümüzde bilisim teknolojileri özellikle Cografi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojileri ve uygulama alanları önemli ölçüde gelisme göstermistir. Bu gelismeyle birlikte CBS teknolojisinin tasınmaz degerlemesinde kullanımı ortaya çıkmıstır. Tasınmaz degerleme yöntemlerinde, tasınmaza iliskin veri tabanının olusturulması ve bu veri tabanında konumsal bilginin agırlıklı olması CBS nin tasınmaz degerlemesindeki rolünü artırmıstır. Bu çalısmada tasınmazların degerlerinin tespitinde CBS' nin kullanımı hakkında bilgi verilmis, bununla birlikte Afyonkarahisar il merkezinde, 80 mahalle üzerinde yapılan tasınmaz degerlemesinde, nominal degerleme yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçlar anlatılmıstır. Anahtar Kelimeler: Tasınmaz Mal, Cografi Bilgi Sistemi, Nominal Degerleme, Afyonkarahisar

Eda Deveci Kalaycı
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemlerinde sağlık uygulamaları: Afyonkarahisar örneği

Bu çalışmada kümelenme analizinde en çok kullanılan yöntemler hakkında genel bilgiler verilmiş olup Coğrafi Bilgi Sistemleri ve kümeleme odaklı istatistiksel analizlerin birlikte kullanımı ile Afyonkarahisar ilinde yapılan sağlık taraması sonucunda Diabetes Mellitus Tip 2 (DM: Şeker Hastalığı), Hipertansiyon (HT), Hiperlipidemi (HLD), Anemi (HB: Hemoglobin düşüklüğü) ve Tiroid hastalıklarının (TRD) dağılımları incelenmiştir.Uygulamada kullanılan veriler, merkez ilçe dâhil 18 ilçe ve bunlara bağlı 57 belediyelik-köy ile toplam 75 tarama bölgesinde, 2005 Temmuz ile 2006 Temmuz süresi içerisinde yapılan sağlık taramasından elde edilmiştir. Verilerin analizinde, ArcGIS 9.0 (Lisans no: 37157307 27004) ve erişimi her kullanıcıya açık olan GeoDA 0.95-i yazılımlarından yararlanılmıştır. Farklı nüfuslara sahip alanlarda görülen farklı sayıdaki hastalık vakalarından ve küçük sayı hatalarından kaynaklanan gürültülerin (noise), ortadan kaldırılması için Ampirik Bayes metodu kullanılmış ve hastalıkların prevalans oranları yumuşatılmış-düzeltilmiştir. Araştırma konusu olan beş hastalığın, Afyonkarahisar ilinde en fazla görüldüğü yerler tespit edilmiş, aykırı değerlerin tespiti amacıyla kutu çizgileri (box plots) uygulanmış ve bölge üzerinde trendleri hakkında bilgi edinebilmek için ise mekânsal hareketli ortalama (spatial moving average) temeline dayalı mekânsal oran (spatial rate) analizleri yapılmıştır.Araştırma sahasında hastalıkların genel kümelenmesinin tespiti için, mekânsal kümeleme yöntemlerinden Moran I ve Getis-Ord General G yöntemleri uygulanırken, lokal kümelenme analizi için Lokal Moran I ve Getis-Ord Gi* yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca GeoDA yazılımında lokal kümeleme yöntemlerinden Moran I'ya dayanan LISA yönteminden de yararlanılmıştır. Uygulamanın en son aşamasında, hastalıkların prevalans oranları ile Türkiye genelinde ve benzer koşullara sahip illerde tespit edilen hastalıkların görülme oranları karşılaştırılmıştır.Yapılan analizler sonucunda, Afyonkarahisar ilinde, ilçe bazında hastalıkların en yoğun görüldüğü yerleşimler, DM için Bolvadin, HT için Başmakçı, Şuhut, Emirdağ ve Sultandağ, HLD için Başmakçı, Sandıklı ve Emirdağ, HB için Dazkırı, İscehisar, Çay ve Emirdağ ve TRD için Dinar ve Şuhut ilçeleri tespit edilmiştir. Ayrıca kutu çizgileri analizi ile aykırı yerler tespit edilmiştir. DM vakalarının erkekte ve hem kadın hem erkekte görülme oranları için Bolvadin, HLD vakalarının kadınlarda görülme durumu için Merkez, HB vakalarının erkeklerde görülme durumu için, Dazkırı, Sinanpaşa, 19?40 yaş grubunda görülme durumu için Sinanpaşa, Çobanlar ve 41?64 yaş grubunda görülme durumu için Çay, İscehisar ve Dazkırı, TRD vakalarının kadınlarda, hem kadın hem erkekte, 19?40 yaş grubunda, 41?64 yaş grubu ve 65 ve üstü yaş grubunda Şuhut ve Dinar ilçeleri aykırı yerler olarak belirlenmiştir. HT vakalarında ise herhangi bir aykırılık tespit edilememiştir.Global kümelenme analizleri sonucunda, sadece HLD vakalarının erkeklerde görülme durumu için bölgede düşük değerlerin kümelendiği istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Lokal kümelenme analizi ile HLD vakalarının görüldüğü 41?64 yaş grubunda Merkez, İhsaniye, İscehisar ve Çobanlar ilçelerinde düşük değerlerin kümelendiği istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Son olarak, erişkinlerde söz konusu hastalıkların görülme oranlarının Türkiye geneli ve benzer coğrafi koşullara sahip bölgelerle kıyaslandığında, HLD için Türkiye değerleri ile yaklaşık aynı değerde, DM için Türkiye ortalamasının üzerinde, 41 yaş ve üstü yaş grubu için HT'nin benzer bölgelerdeki değerlere çok yakın olduğu sonuçlarına varılmıştır.Belirli bir alanda istatistiksel olarak anlamlı bir küme tespit edilirse, epidemiyolojik araştırmalarda hedef bölge boyutlarının küçülmesi ile yapılan sağlık harcamaları azaltılmış ve hastalığın yayılması açısından zaman kazanılmış olunur. Böyle bir kazancın sağlanabilmesi için CBS ve mekânsal istatistik temelli uygulamaların sağlık sektöründe bir bütünlük içerisinde kullanılabilmesi gerekir. Bu kapsamda tamamlanan bu çalışma, araştırma sahasında hastalıklara yönelik uygulanabilir sağlık politikalarının etkin bir biçimde kullanılabilmesi için önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Mekânsal Otokorelasyon, CBS, Mekânsal İstatistik, Diyabetes Mellitus, Hipertansiyon, Hiperlipidemi, Anemi, Tiroid hastalıkları

Levent Özgür
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadastro paftalarının yenilenmesi üzerine bir inceleme

Ülkemizde, orman kadastrosu dışında kalan kadastro hizmetleri, TKGM bünyesinde Kadastro Müdürlükleri tarafından yapılmakta ve kadastrodan sonra meydana gelen değişiklikler de Kadastro Müdürlüklerince güncellenmektedir. Günümüzde kullanılan grafik kadastral paftalar; zamanla gelişen teknoloji karşısında, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hatalardan dolayı uygulama niteliğini kaybetmekte, eksikliği görülmekte veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermemektedir.Ülke kadastrosunun geleceği açısından; kadastronun günün teknolojik gelişmelerinden yararlanılarak güncel tutulması ve yaşatılması gerekmektedir. Güncelliğini yitirmiş kadastro paftalarının günün koşullarına ve teknolojisine uygun hale getirilmesi için, 2859 Sayılı ?Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun? ve 3402 Sayılı Kanunun 22.a maddesi uyarınca 29/11/2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlülüğe giren ?Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik? yayımlanmış ve söz konusu paftaların, günün tekniğine uygun ve kullanılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.Bu çalışmada; DSİ Genel Müdürlüğü Diyarbakır Bölge Müdürlüğünün Mardin İli, Yeşilli İlçesinde bulunan Yeşilli Deresi'nde yapacağı ıslah çalışmaları esnasında Yeşilli Deresi boyunca taşınmaz malların ölçülmesi ve paftasına yapılan tersimatla fiili zemin ile paftanın birbirine uymadığını tespit etmesi sonucunda Yeşilli İlçesi, Merkez Mahallesindeki (1-44) nolu kadastro paftalarının zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermemesi nedeniyle 2859 Sayılı Kanun kapsamında başlanılan ve daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22.a maddesine göre devam eden çalışmalar örnek uygulama olarak seçilmiştir. Yeşilli İlçesi, Merkez Mahallesindeki (1-44) nolu kadastro paftalarının zemindeki sabit sınırlarda yapılan ölçülerin, paftaların sayısallaştırılmasıyla elde edilen veriler ile takeometrik ölçü karnesinden hesaplanan değerlerle örtüşmediği görülmüştür. Kadastro esnasında tutulan sınırlandırma krokilerinde ortaya çıkan sınırlandırma hatalarından dolayı çalışmalar 2859 Sayılı Yenileme Kanunu kapsamında devam ettirilememiştir. Çalışmalara sınırlandırma hatalarına çözüm getiren 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22.a maddesine göre halen devam edilmektedir. 2859 Sayılı Yenileme Kanunu ve 3402/22.a uygulama yönetmeliği gereğince yapılan çalışmalarda, sadece kadastro paftalarındaki teknik hatalar düzeltilebilmiş, kadastro ve tapu kayıtlarındaki teknik ve hukuki düzeltmeler yapılamamıştır.Kadastral paftalardaki teknik hata ve eksikliklerin giderilmesi ve güncelliğinin sağlanması amacıyla çıkartılan, 2859 Sayılı Yenileme Kanunu ve 3402/22.a uygulama yönetmeliği, sadece teknik düzeltmelerle ilgili bir yasal düzenleme olması sebebiyle, hukuki düzeltme ve güncellemeler de dâhil olmak üzere tüm düzeltme ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Karşılaşılan hukuki sorunlara çözüm bulunabilmesi için, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun ikinci kadastroya imkân verecek şekilde düzenlenmesi ve verilerin bilgi sisteminde değerlendirilebilmesine imkân tanıyacak yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.Ülkemizde devam etmekte olan kadastro çalışmalarının 2008 yılında tamamlanması planlanmış olması nedeniyle, özellikle 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce üretilmiş kadastral paftaların büyük bir kısmının, günümüz teknolojilerine uygun biçimde özel sektöre ihale edilerek yenilenmesi düşünülmektedir. Bu itibarla, önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan ?kadastral paftaların yenilenmesi? konusunun, çalışmaların verimliliği, hızı, doğruluğu ve hassasiyeti bakımından detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Kadastro, Paftaların Yenilenmesi, Yenileme Kanunu, 3402/22.a Uygulaması

Erhan Uçakcıoğlu
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dinar fayı tektonik hareketlerinin presizyonlu Nivelman yöntemiyle belirlenmesi

Birinci derece deprem bölgesinde bulunan Dinar, çağlar boyunca büyük depremlere sahne olmuştur. Son olarak 1 Ekim 1995 tarihinde M=6.1 büyüklüğündeki deprem büyük can ve mal kaybına neden olmuştur. Depremlerin önceden belirlenebilmelerine katkıda bulunacak tüm çalışmalar her zaman önem taşımıştır. Bu nedenle bu çalışmada Dinar fayı tektonik hareketlerinin jeodezik çalışmalarla tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Dinar şehir merkezi ve civarında 3 adet güzergah oluşturulmuştur. Güzergahlara 172 adet nokta tesis edilmiştir. Tesislerin uzun süre muhafazası için, çelik çivilerin etrafına beton blokaj yapılarak sağlamlaştırılmıştır. Birinci güzergahta 44 adet nokta olup güzergah uzunluğu 1689 m, ikinci güzergahta 63 adet nokta olup güzergah uzunluğu 1675 m ve üçüncü güzergahta 65 adet nokta olup güzergah uzunluğu 1054 m'dir. Tektonik hareketin belirlenebilmesi amacıyla üç periyotluk ölçüm yapılmıştır. Birinci periyot ölçmeleri 01 Ağustos-15 Ağustos 2006 tarihleri arasında, ikinci periyot ölçümleri 07 Nisan-10 Nisan 2007 tarihleri arasında ve üçüncü periyot ölçümleri ise 28 Ağustos-30 Ağustos 2007 tarihleri arasında yapılmıştır.Ölçmeler Topcon DL-101C marka dijital nivo ve Topcon barkotlu miraları kullanılarak gidiş-dönüş şeklinde yapılmıştır. Şehir merkezinde bulunan düşey kontrol noktalarından güzergahtaki ölçü noktalarına yükseklik taşınmıştır. Topcon GTS 702 elektronik ölçü aletiyle yatay açı ve yatay mesafe okumaları yapılarak güzergahların konumunun belirlenmesi sağlanmıştır.Gidiş-dönüş ölçümleri sırasında dijital nivonun okuma presizyonu 0.04 mm mertebesine ayarlanarak yüksek presizyonlu ölçü değerleri elde edilmiştir. Ölçümlerden elde edilen presizyon BÖHYY'de verilen tecviz sınırının üzerindedir. Güzergahlar ABD'de Federal Geodetic Control Committee'nin düşey kontrol noktaları için tespit etmiş olduğu sınıflandırmalardan birinci derece ikinci sınıf (first-order, class II) standartlarındadır.Birinci periyotta mira altlıklarının tesisler üzerine hatalı oturtulması, bu periyodun değerlendirme dışında kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle sadece ikinci ve üçüncü periyotlar ele alındığından yorumlar fayda belirlenen 6 aylık hareketin üzerine bina edilmiştir. Proje kapsamında yapılacak diğer periyotlara ait ölçüler de fayın deformasyonunun belirlenmesinde katkıda bulunacaktır.

Deformasyon analizi
Burak Çelebi Karagöz
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli ilindeki çevresel asbest oluşumlarının uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak belirlenmesi

Asbest ısıya, aşınmaya, kimyasal reaksiyonlara oldukça dayanıklı fibröz hidroksi silikat ailesine mensup kanserojen etki gösteren doğal minerallerdir. Asbest son derece kanserojen bir maddedir ve solunum ya da içme suyu yoluyla vücuda girdiğinde başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Çalışmada uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak Denizli'nin kuzeydoğusundaki Bekilli ilçesi ve çevresinde yer alan tremolit asbest oluşumlarının jeolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya konu olan tremolit asbest oluşumları Menderes Masifi'nin örtü şistleri içindeki Bekilli Grubu olarak adlandırılan metamorfik kayaçlarla ilişkili olarak oluşmuştur. Çalışmada Uşak iline ait 1/25000 ölçekli 4 adet pafta alanını kapsayan ASTER uydu görüntüsü kullanılmıştır. Uydu görüntüsü ENVI® 4.3 ve Multispec® bilgisayar yazılımları ile histogram germe, bant oranlaması ve temel bileşenler analizi (PCA) gibi görüntü işleme-zenginleştirme yöntemleri kullanılarak işlenmiş ve çok sayıda anomali haritaları oluşturulmuştur. Anomali veren lokasyonlar El GPS ile ölçülmüş ve koordinatlar uydu görüntüsü üzerine işlenerek doğruluk analizleri yapılmıştır. Çalışmalarda bant oranlama ve PCA tekniklerinin tremolit asbest oluşumlarının haritalanmasında başarılı şekilde kullanılabileceği görülmüştür.

Mustafa Eğri
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lokal jeoit belirlemede yapay sinir ağları ve kriging yöntemlerinin karşılaştırılması

Son yıllarda konumlama teknolojilerinin artmasıyla birlikte GPS (Küresel Konum Belirleme Sistemi), jeodezik ölçümlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Mühendislik uygulamalarında GPS ölçümlerinin yatay koordinat değerleri rahatlıkla kullanılabilirken düşey koordinat değerlerinin dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu dönüşüm işlemini gerçekleştirmek için Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliğinde (BÖHHBÜY), uygulanacak ölçü ve hesaplama yöntemleriyle ilgili çeşitli öneriler sunulmaktadır. Yerel bir alanda ortometrik yüksekliği bilinen noktalarda GPS ölçülerinden yararlanarak jeoit modelinin hesaplanması ve sonrasında yükseklik dönüşüm problemi çözümünün sağlanması önerilen yaklaşımlardan biridir. GPS ölçümlerinden elde edilen elipsoidal yüksekliklerin mühendislik uygulamalarında kullanılan ortometrik yüksekliklere dönüştürülebilmesi için ölçümü yapılan noktanın jeoit yüksekliğinin bilinmesi gerekir. Gerçekleştirilen bu çalışmada Afyonkarahisar ve çevre illerde bulunan 86 adet jeoit yüksekliği bilinen TUTGA noktası kullanılmıştır. Yaklaşık 360x340 km2?lik bir alana yayılmış bu 86 adet TUTGA noktalarından 3 adet uygun dağılımlı veri grubu oluşturulmuştur. Her bir veri grubunda farklı sayıda referans ve test noktaları bulunmaktadır. Bu veri gruplarında referans noktaları dayanak alınmıştır. Günümüzde mühendislik alanında sıkça kullanılan ve başarısını kanıtlamış bir enterpolasyon yöntemi olan, Kriging yöntemiyle test noktalarının jeoit yükseklikleri hesaplanmıştır. Daha sonra aynı test noktaları Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemiyle hesaplanmıştır. Her iki yöntemle elde edilen karesel ortalama hata değerleri birbiriyle karşılaştırılarak YSA yönteminin lokal jeoit yüzeyi modellemesi probleminde kullanılabilirliği araştırılmıştır.

Eray Aşık
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel dönüşüm uygulamalarında tematik haritaların kullanılması: Burdur ili örneği

Görselliğin bir amaç doğrultusunda sanat ve teknikle birleştiği mekana bağlı ürünlere tematik harita denmektedir. Tematik harita görsel açıdan diğer haritalara göre daha fazla ayrıntı ifade ettiğinden kullanıcısına bilgi edinme ve analiz sonucuna yorum getirme imkanını sunar. Tematik haritalar kent ve altyapı bilgi sistemi uygulamalarında, arazi kullanımı bilgi sistemi uygulamalarında, çevresel uygulamalarda, güvenlik amaçlı uygulamalarda kullanılarak doğru, güvenilir ve hızlı çözümler getirir. Hızlı bir kentleşme sürecine giren dünyamızda olduğu kadar ülkemizdeki çarpık kentleşmenin önlenmesi için fiziksel, ekonomik veya sosyal olarak sorunları bulunan alanlarda kentsel dönüşüm uygulamalarında da tematik harita kullanımının yaygınlaştırılarak doğru, güvenilir ve hızlı sonuca ulaşmak amaçlanmalıdır. Bu çalışma ile zeminin veya oturulan binanın riskli olmasından dolayı kentsel dönüşüm sürecine giren alan ve alanda yaşayanlar hakkında verilerin toplanması, istatistiki olarak analiz edilmesi, analiz edilen veriler işlenerek oluşturulan tematik haritaların yorumlanması, en uygun projenin seçilmesi aşamalarını içermektedir. Tematik harita kullanımının etkin hale getirilmesi ile kentin gelişimi daha hızlı sağlanarak çağdaş kentler seviyesine taşınacaktır.

Serçin Beritan Foto
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trafik kaza kara noktalarının mekânsal istatistiksel yöntemlerle belirlenmesi: Afyonkarahisar-Konya örneği

Ülkemizde ulusal bir problem haline gelen trafik kazaları, doğal afetlerden daha fazla sosyal ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Trafik kazalarının sonuçları hem maddi hem de manevi olarak endişe verici boyutlardadır. Ölüm, maddi kayıplar gibi anlık kayıpların yanında, sakat kalmak gibi ömür boyu kazayı hatırlatacak izler de oluşmaktadır. Bu problemleri çözebilmek, kayıpları azaltabilmek için bazı pratik ve ekonomik çözüm yöntemlerinin bulunması gerekli olmuştur. Bu yöntemlerin en önemlisi; trafik kazalarında, tehlikeli kesimler olarak adlandırılan kaza kara noktalarının tespiti ve iyileştirilmesidir. Bilgisayar teknolojisinin gelişmesine bağlı olarak Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) de gelişme göstermiş ve bu sistemler günümüzde pek çok alanda kullanılmaya başlandığı gibi kaza kara nokta analizinde de kullanılmaya başlanmıştır. Kaza verilerinin ve yol bilgilerinin mekâna dayalı veriler olduğundan CBS ile pek çok farklı veri analizi yapılabilmektedir. Bu tez çalışmasında, Afyonkarahisar ve Konya Devlet Yollarında 2005-2011 yılları arasında gerçekleşmiş olan trafik kazaları mekânsal istatistiksel yöntemleri Kernel Yoğunluk Analizi, Getis Ord Gi* ve Moran?s I ile incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken kazaların sayıları, yol geometrisi, kazalardaki ölü ve yaralı sayıları ve kazanın oluş zamanlarına göre kazalar ayrı ayrı incelenmiştir. Bu veriler ışığında kullanılmış olan üç mekânsal istatistik yöntemin avantaj ve dezavantajları belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kernel Yoğunluk Analizi, Getis Ord Gi*, Moran?s I, Kara Nokta

Veli İlçi
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kullanılan kadastral harita türleri ve bu haritaların yenilenmesi

Ülkemizde kadastro çalı?maları Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM)tarafından yürütülmekte, kadastro sonrası meydana gelen deği?iklikler ilgililerin talepleri üzerine kadastro müdürlüğünce güncellenmektedir. Ancak zeminde fiilen gerçekle?tirilen deği?iklikler talep olmadığı sürece kadastro paftasına yansıtılamamaktadır. Bu nedenle günümüzde kullanılan kadastro paftaları geli?en teknoloji kar?ısında teknik yönden yetersiz kalmı?, uygulama niteliğini kaybetmi? ve artık kadastro haritaları zemini yansıtmamaya ba?lamı?tır.Kadastronun geleceği açısından, güncelliğini yitirmi? kadastro haritalarının günümüz ko?ullarına ve teknolojiye uygun hale getirilmesi, güncelliğini koruması, ba?ka bir ifadeyle yenilenmesi gerekliliği ortaya çıkmı?tır.Teknik açıdan yetersiz olan ve güncelliğini yitirmi? olan kadastro paftalarının yenilenebilmesi, çalı?maları önce 23.06.1983 tarih 2859 sayılı ?Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun? ile daha sonra da 3402 Sayılı Kanunun 22.a maddesi uyarınca 29.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ?Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki iiGerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara ?li?kin Yönetmelik? ile yapılmaya ba?lanmı?tır.Ülkemizde kadastro çalı?malarının tamamlanması ile birlikte teknik açıdan yetersiz, güncelliğini yitirmi? ve günümüz teknolojisine uygun olmayan kadastro paftalarının yenilenmesi konusunun detaylı bir ?ekilde irdelenmesi gerekliliği ortaya çıkmı?tır.Bu itibarla bu çalı?mada, ülkemizde üretilen kadastro haritalarını teknik ve hukuki açıdan değerlendirilmi?, yetersiz ve güncelliğini yitirmi? kadastro paftalarının TKGM?ce yapılan yenileme çalı?malarında kullanabilirliği detaylıca incelenmi?tir. Örnek uygulama alanı olarak Eski?ehir ilinde yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalı?maları ele alınmı?tır.TKGM tarafından bu güne kadar yakla?ık olarak 57.000.000 parsel üretilmi?tir. Yapılan inceleme ve ara?tırmalar sonucunda acil olarak 8.100.000 parselin ilk etapta yenilenmesine karar verilmi?tir. Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi (TKMP) kapsamında kadastro haritalarının yenilenmesi çalı?maları hızlı bir ?ekilde sürdürülmektedir.Anahtar Kelimler: Kadastral Harita, Paftaların Yenilenmesi, Grafik, Ortofoto

Özgen Sadu Çağlar
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gerçek anlamda olmayan projeksiyonlar

Bu araştırmada, harita projeksiyonları, harita projeksiyonlarında deformasyon analizleri, deformasyon gösterim çeşitleri, nicel analiz ve nicel analizlerin yorumlanması için projeksiyonların görselleştirilmesi konuları ele alınmıştır. Harita projeksiyonlarında deformasyon analizleri için farklı yöntemler olan Tissot endikatrisi, renk metodu yöntemi ve eş deformasyon eğrileri yöntemi kullanılarak deformasyonların görselleştirilmesi sağlanmıştır.Uygulamada gerçek anlamda olmayan (pseudo) projeksiyonlar seçilmiştir. Genellikle dünya haritalarının ve büyük kıta parçalarının gösteriminde kullanılan; bazı harita projeksiyonlarının deformasyon görselleştirilmesi gerçek anlamda olmayan sinüzoidal projeksiyon gibi yaygın olarak kullanılan projeksiyonlarda incelenmiştir. Seçilen her bir harita projeksiyonu için 15?x15? coğrafi grid ağı oluşturulmuştur. Harita projeksiyonlarındaki grid noktalarında, minimum uzunluk deformasyonu b, maksimum uzunluk deformasyonu ?, paralel boyunca uzunluk deformasyonu k, meridyen boyunca uzunluk deformasyonu h, alan deformasyon değeri p, maksimum açı deformasyonu ? ve koordinat değerleri hesaplanmıştır.Projeksiyon eşitlikleri verilen harita projeksiyonlarının kısmi türevlerinin çözümü için Mathematica 5.0 yazılımı kullanılmıştır. Hesaplamalarda Microsoft Excel 2007 ve Cad tabanlı programlar kullanılmıştır. Hesap kolaylığı olması için yeryüzü küre olarak; yarı çapı 1 birim olarak kabul edilmiştir. Hesaplanan değerler ArcGIS 9.2 yazılımı, ArcINFO ara yüzünde görselleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kartografya, Harita projeksiyonları, Gerçek anlamda olmayan projeksiyonlar, Deformasyon analizi

Deformasyon analiziHarita projeksiyonları
Murat Cem Uraz
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yol geometrik standartlarının trafik kazalarına etkisi: Afyonkarahisar örneği

Ülkemizde, ulaştırma faaliyetleri içinde yer alan yük ve insan taşımacılığının büyük bir bölümünün karayolları ile yapılması trafikte yoğunluğa yol açmaktadır. Buna bağlı olarak da çeşitli sebeplerden dolayı trafik kazaları meydana gelmektedir. Bu kaza sebepleri analiz edildiğinde yoldan kaynaklanan kazaların Avrupa ülkelerinin çok altında kaldığı görülmektedir. Bu durum, yoldan kaynaklanan trafik kazalarının araştırılması için yeni yöntemlerin belirlenmesini gerekli hale getirmektedir.Bu çalışmada belirlenen bir yol güzergahında konum bilgileri ve ivme değerleri eş zamanlı tespit edilerek, kurblarda yol konforunu etkileyen merkezkaç kuvvetinden dolayı oluşan yanal ivmenin etkileri ölçüm yapılan kısımlarda analiz edilmeye çalışılmıştır.

Umut Tuncel
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TUSAGA aktif (CORS-Tr) istasyonlarından elde edilen nokta koordinat doğruluğunun incelenmesi

Birçok ülke uydu temelli konumlama sistemlerinden elde edilen doğruluğu santimetre hassasiyetine kadar artırarak son kullanıcıya sunmak amacı ile bölgesel ve yerel olarak kullanılabilen, GNSS temelli Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (CORS) tesis etme yoluna gitmişlerdir. Ülkemizde de benzer bir yaklaşımla kurulan ve faaliyete geçmiş olan TUSAGA (Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı) Aktif (CORS-TR) projesiyle de Türkiye'nin hemen her yerinde Gerçek Zamanlı Kinematik (GZK) olarak konum belirleyebilmek hedeflenmektedir.Çalışmamızda; Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Necdet Sezer Kampüsü içerisindeki bir test ağında seçilen uygun pilye noktalarına, önce CORS istasyon noktalarından faydalanarak RTK (Real Time Kinematik) yöntemiyle gerçek zamanlı koordinat hesaplandı. Daha sonra ise yine CORS İstasyon Noktalarından faydalanarak aynı pilye noktalarına Statik yöntemle ölçüm yapıldı ve post-process'le aynı pilye noktalarının koordinatları tekrar hesaplandı. Her iki yöntem arasındaki farklılıkların konum ve hassasiyet açısından incelenmesi yapılarak sonuçlar mukayese edildi.Bu araştırma ile TUSAGA Aktif (CORS-TR) istasyonlarından elde edilen konum bilgilerinin doğruluğu tespit edilmeye çalışılarak harita üretiminden kadastral çalışmalara, araç takip sistemlerinden ülke savunmasına kadar birçok kullanım alanı olan TUSAGA Aktif (CORS-TR) projesinin güvenirliliği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

GPS
Ömer Faruk Bütün
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Jeodezik nokta hız kestiriminde yapay sinir ağlarının kullanılabilirliği

Uydu konumlama sistemlerindeki teknolojik gelişmelere ve hızla artan Global Konum Belirleme Sistemi (GPS) tekniği kullanımına paralel olarak, Harita Genel Komutanlığı (HGK) tarafından güncel jeodezik gereksinimlerin karşılanması amacıyla Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA) oluşturulmuştur. TUTGA'nın zaman boyutlu jeodezik tasarımı nedeniyle, Türkiye'nin üzerinde bulunduğu aktif tektonik yapının jeodezik nokta koordinatlarında sebep olduğu değişimlerin dikkate alınması için TUTGA noktalarında farklı oturumlarda gerçekleştirilen GPS ölçmelerinin aynı referans epokunda değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, TUTGA'nın kurulmasına paralel olarak 2005 yılında yürürlüğe giren Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği (BÖHHBÜY), TUTGA bünyesinde oluşturulacak sıklaştırma ağ noktalarının koordinatlarının, belirlenmiş bir referans epokuna göre elde edilmesini gerektirmektedir. Söz konusu işlemler, TUTGA noktalarının koordinatları ile birlikte hız vektörlerine (VX, VY, VZ) ihtiyaç duymaktadır. Mevcut uygulamalarda iki veya daha fazla GPS oturumu ile hızları iyi olarak belirlenmiş TUTGA noktalarının hız vektörlerinden diğer TUTGA noktalarının hızları kestirilmek suretiyle TUTGA hız alanı oluşturulmaktadır. Sıklaştırma ağlarında ise tesis edilen noktaların hızları TUTGA larının veya daha yüksek dereceli sıklaştırma noktalarının hızları kullanılarak enterpolasyon yöntemleri ile hesaplanmaktadır.Bu çalışmada geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinden itibaren, gelişen bilgisayar sistemlerine paralel olarak, farklı disiplinler tarafından birçok bilim ve mühendislik alanında kestirim, modelleme, sınıflandırma, tahmin, doğrusal olmayan regresyon gibi çalışmalarda yaygın olarak uygulanmaya başlanan Yapay Sinir Ağlarının (YSA), jeodezik nokta hızlarının kestirimi probleminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. HGK tarafından belirlenmiş TUTGA noktalarına ait hız değerleri temel alınarak,YSA'nın en çok kullanılan iki modeli olan Geri Yayılımlı Yapay Sinir Ağı (GYYSA) ve Radyal Bazlı Fonksiyon Sinir Ağı (RBFSA) ile jeodezik nokta hızları hesaplanmıştır. GYYSA ve RBFSA'nın performansını değerlendirebilmek amacıyla HGK tarafından TUTGA hız alanının belirlenmesinde kullanılan Kriging (KRIG) enterpolasyon yöntemi ile de hız kestirimi yapılarak elde edilen sonuçlar karesel ortalama hata (KOH) ölçütü kullanılarak karşılaştırılmıştır. Çalışma alanı olarak Türkiye'nin orta ve batı Anadolu bölümlerinde yer alan toplam 125 adet TUTGA noktası seçilmiş ve nokta yoğunluğunun sonuçlara olan etkisini değerlendirebilmek amacıyla söz konusu 125 adet nokta ile beş farklı jeodezik ağ oluşturularak hız kestirimleri gerçekleştirilmiştir. Referans olarak kullanılan nokta sayısının, hızları hesap edilecek (test) nokta sayısından az olduğu jeodezik ağlarda GYYSA'nın KRIG yönteminden daha iyi sonuçlar verdiği, RBFSA'nın ise referans nokta sayısının en az olduğu jeodezik ağda KRIG yöntemiyle aynı hassasiyette sonuç verdiği tespit edilmiştir. Hızları bilinen nokta sayısının, hızları hesaplanacak nokta sayısından daha az olduğu kestirim problemlerinde,GYYSA kullanımı ile KRIG yönteminin kullanımından daha etkin ve doğru bir şekilde jeodezik noktaların hız vektörlerinin hesaplanabileceği değerlendirilmiştir.

Mustafa Yılmaz
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kinematik GPS destekli fotogrametrik nirengide sabit nokta uzaklıkları ve farklı GPS çözümlerinin yöneltme doğruluğuna etkileri

Bu araştırmada, 1/100.000 ölçekli topografik pafta alanını kapsayan, 43 cm çözünürlüklü hava fotoğrafları büyük formatlı dijital hava kamerası olan Vexcel UltraCam X ile çekilmiştir. Yaklaşık yöneltme parametreleri uçakta yer alan GPS/IMU sistemiyle belirlenmiştir. Blok köşelerinde, dört adet Yer Kontrol Noktası (YKN) işaretlenerek GPS ile gözlemlenmiştir. 20 adet Bağımsız Kontrol Noktası (BKN) dengelemenin doğruluğunu test etmek üzere blok alanı içinde ölçülmüştür. Farklı sayı, dağılım ve uzaklıktaki TUSAGA-AKTİF noktaları uçuş esnasında toplanan GPS/IMU verisini düzeltmek üzere kullanılmıştır. Bunun yanında uçuşta toplanan GPS/IMU verilerini düzeltmek üzere internet ortamında sunulan Hassas Nokta Konumlandırma (Precision Point Positioning-PPP) verileri de kullanılmıştır. 1/25.000 ölçekli Topografik harita üretim doğruluklarını sağlamak için 150 km uzaklığa kadar TUSAGA-AKTİF noktalarının GPS/IMU verilerini düzeltmek için yeterli olduğu görülmüştür. Ayrıca PPP verilerini kullanarak GPS/IMU verilerine düzeltme getirmenin de yeterli doğruluğu sağladığı görülmüştür.

Ahmet Çam
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemi yardımıyla orman yangınlarına ilk müdahale sürelerinin değerlendirilmesi

Orman yangınları ile etkin mücadelede ilk müdahale ekiplerinin yangın sahasına en kısa sürede ulaşması büyük önem taşımaktadır. En kısa yolun bulunmasını gerektiren ulaşım problemlerinin çözümünde ağ analizi yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yangın sahasına en kısa sürede ulaşımı sağlayacak en uygun güzergâhın belirlenmesi Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı ağ analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Kaş İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Gürsu Orman İşletme Şefliği ve buraya konum olarak yakın olan Kaş İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Gömbe, Kalkan, Kaş, Kasaba, Lengüme, Sütleğen işletme şeflikleri, Elmalı İşletme Müdürlüğüne bağlı Çığlıkara ve Tekke İşletme Şeflikleri, Finike İşletme Müdürlüğüne bağlı Finike, Demre, Pınarcık ve Yeşilbağ Orman İşletme Şefliklerinde uygulanmıştır. Burada mevcut olan 13 ayrı yangın harekât merkezi dikkate alınarak 30 farklı potansiyel yangın sahası için uygulanmıştır. 1 280,54km asfalt, 184,09km stabilize ve 2 671,20km toprak yola sahip bulunan çalışma alanında 16 831,40 ha. alana 20 dk. da 20 565,40 ha alana 30 dk. da ve 20 565,40 ha alana da 40 dk. da ulaşılabilmiştir. Buna göre kritik müdahale süresi olan ve yangına 1. Derece hassas orman alanlarının korunması amacıyla yangın ilk müdahale ekiplerin konumlarının değiştirilmesi veya yenilerinin eklenmesi önerilmektedir. Kritik müdahale süresinde ulaşılamayan yerler için yol durumları yeniden gözden geçirilerek, yol durumlarının iyileştirilmesinin ve yeni yol ağlarının planlanmasının sorunun çözümüne faydalı olacağı düşünülmektedir. Ağ analiz yardımıyla, yangın anında hızlı bir şekilde yangın noktasına ulaşım planlanabildiği gibi yangın öncesinde de senaryolar oluşturulabilmektedir.

Volkan Sepetci
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar şehir gelişimi simülasyonu

Dünya nüfusunun hızla artması ve doğal kaynaklar üzerinde yanlış arazi kullanım uygulamaları küresel bir sorun haline gelmiştir. Ülkelerin ekonomik gelişmelerinin temeli doğal kaynaklarının kullanımı ile doğrudan ilgilidir. Ayrıca doğal kaynaklar dinamik (değişken) özelliktedirler ve bu yüzden sürekli izlenilmeleri gerekmektedir. Geçmişe dönük verilerle yapılan analizlerin yanı sıra kentlerin gelecekteki büyümelerini çevresel şartlara göre yönlendirebilmek ve kontrol altına alabilmek yararlı olacaktır. Bu çalışmada piksel tabanlı bir kent büyüme modeli olan SLEUTH kullanılmıştır. Bu çalışmanın ana amacı; hücresel bir otomasyon modeli olan SLEUTH modeli ile Afyonkarahisar kent büyümesi değişiminin 2030 yılına kadarki simülasyonunun gerçekleştirilmesidir. Bu amaçla iki farklı büyüme senaryosu geliştirilmiştir: (1) Mevcut büyüme senaryosu, çevresel öneme sahip alanlarda yüksek koruma öngörmezken; (2) kontrollü büyüme senaryosu ile tarım, orman, mera vb. alanlar yüksek koruma altına alınmaktadır. Çalışmanın sonucu olarak, mevcut büyüme senaryosu ile kent gelişimi 2011'den 2030'a kadar 3115 hektar artacağı, bu artış ile Mera alanlarının 2300 ha'nın yok olacağı görülmektedir. Kontrollü büyüme senaryosu ile 2000 ha doğal alanın kentleşmeden korunabileceği, şehrin sosyal ve ekonomik olarak öneme sahip doğal kaynaklar üzerinde yanlış arazi kullanımlarının önüne geçilebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Modelleme, SLEUTH Model, Simülasyon, Uzaktan Algılama 2014, IX + 56 sayfa

Mustafa Mutlu Uysal
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı filtreleme yöntemleri ile lidar nokta bulutlarından sayısal yükseklik modeli üretimi

Sayısal yükseklik modeli ve sayısal arazi modeli birçok mühendislik uygulaması ve analiz için temel teşkil eden çok önemli topografik ürünlerdir. Bu modellerin üretimi için veri toplama şekilleri teknolojiye paralel olarak değişmektedir. Son yıllarda hava Lazer tarama sistemleri bu konuda önem kazanmıştır. Hava lazer tarama sistemleri sonucu elde edilen üç boyutlu nokta bulutu SYM ve SAM üretimi için kullanılabilmektedir. Ancak Lazer taraması esnasında sadece yer noktaları değil doğal ve yapay tüm objelerde veri setine dâhil olmaktadır. Bu yüzden ham nokta bulutunun yükseklik modeli üretiminden önce filtrelenmesi gerekmektedir. Yükseklik modeli üretimindeki en büyük problem filtrelemedir. Hava Lidar verilerinden SYM ve SAM üretimi henüz tam otomasyona sahip değildir. Birçok parametreye ve ön bilgiye bağımlı olan filtreleme işlemi için farklı algoritma ve yazılımlar geliştirilmiştir. Bu algoritmalar farklı topografik alanlar için farklı doğruluklarda çalışmaktadırlar. Çünkü algoritmaların temel alarak kurulduğu topografik özellikler her arazi için geçerli değildir. Filtrelenmiş verilerden farklı enterpolasyonlar ile SAM üretilebilir. Fakat filtreleme sonuçları enterpolasyon sonuçlarını direkt etkilemektedir. Çünkü her enterpolasyon yöntemi kullandığı veri setinden yola çıkarak modeli oluşturur. O yüzden filtrelemeden kaynaklanan hatalar oluşturulan Sayısal Arazi Modelinde de mevcuttur. Hava Lidar verilerinden SYM ve SAM üretimi için ücretsiz lisansa sahip yazılımlar kullanılarak yapılan filtreleme sonuçları birçok projede altlık olarak kullanılacak hassasiyettedir. Fakat Hava Lidar sisteminin kendi içinde barındırdığı duyarlılığı ve filtrelemeden kaynaklanan aykırı değerler hala sonuçlara etki etmektedir. Sonuçların iyileştirilmesi için yeni filtreleme algoritmaları geliştirilebilir ve farklı veri tipleri de filtrelemeye dâhil edilebilir.

Nizar Polat
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı kent haritaları: Dinar mezarlık bilgi sistemi örneği

Coğrafi Bilgi Sistemleri ile yerel yönetimlerin ihtiyacına yönelik hazırlanan Akıllı Kent Haritaları araştırılmış ve bu haritaların alt kollarından birisi olan Mezarlık Bilgi Sistemi (MEBİS)'nin kurulması için gerekli olan verilerin neler olduğu, nasıl ulaşıldığı, toplanan verilerin hangi işlemlerden geçtiği anlatılmıştır.

Selçuk Kocaman
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıyı çizgisi değişiminin izlenmesi ve risk analizi: Sakarya - Karasu örneği

Kıyılar yerleşim, turizm, üretim, sanayi, enerji, ulaşım gibi değişik amaçlar için kullanılmakta ve bu çerçevede tahribatlara uğramaktadırlar. Ülkemizde Sakarya ilinin Karadeniz kıyısındaki sayfiye ilçesi Karasu, son yıllarda benzeri az rastlanır bir kıyı erozyonuyla karşı karşıya bulunmaktadır. Erozyon, son yıllarda artık yerleşim birimindeki yapıları tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bu çalışmada, farklı zamanlara ait uydu görüntüleri ve ortofoto görüntünün değerlendirilmesi ile seçilen çalışma alanında kıyı çizgisindeki ve kıyı bölgesi kullanımındaki değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. 1987 yılından 2013 yılına kadar 26 yıllık kıyı değişimi izlenmiş ve erozyonu önlemek için inşa edilen ayrık dalgakıranların da etkisi belirlenerek risk analizi yapılmıştır. Yapılan risk analizinde ayrık dalgakıranların olduğu alan düşük riskli çıkarken nehir ağzının her iki tarafı ve yapılacak ayrık dalgakıranların olduğu sahil şeridi orta riskli alan çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sakarya, Karasu, Kıyı Çizgisi, Uzaktan Algılama, Kıyı Erozyonu, Ayrık Dalgakıran, Risk Analizi

Kıyı korumasıKıyı çizgisiKıyı şeridi+2
Murat Aydın
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00