402
Archived Theses
0
DOIs Assigned
2
Institute
0%
DOI Rate
Recently Added Theses
View AllLise öğretmenlerinin duygusal zekâ ve örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı ortaöğretimde görev yapan öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile örgütsel sinizm düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın hedef evrenini Iğdır İli ve ilçelerinde görev yapan 873 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Çok aşamalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklemi 293 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin duygusal zekâ düzeylerini belirlemek için 2006 yılında Göçet tarafından Türkçeye uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Örgütsel sinizm seviyesi için ise Brandes tarafından geliştirilip Kalağan ve Güzeller (2008) tarafından uyarlanan "Örgütsel Sinizm Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek maddelerinin analizinde yüzde, frekans ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği test edilmiş. Normal dağıldığı gözlenen verilerin analizi için cinsiyet, medeni durum ve alan için t-testi ve yaş ve kıdem için ise ANAVO kullanılmıştır. Uygulanan ölçekler arasında ilişki olup olmadığı Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin duygusal zeka düzeyi orta düzeyde görülmekte iken, örgütsel sinizm düzeyleri düşük düzeyde görülmektedir. Duygusal zeka ölçeğinde öğretmenlerin en fazla katıldıkları alt boyut iyimserliktir. Örgütsel sinizm ölçeğinde ise en fazla davranışsal sinizm alt boyutuna katılmışlardır. Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeylerine göre cinsiyet, medeni durum, yaş, kıdem yılı ve alan değişkenlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri yaş ve kıdem yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Duygusal zekâ ve örgütsel sinizm arasında toplamda anlamlı bir ilişki çıkmamıştır. Alt boyutlara bakıldığında iyimserlik alt boyutu ile duyuşsal sinizm alt boyutları arasında anlamlı, negatif ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Duygulardan faydalanma alt boyutu ile davranışsal sinizm alt boyutu ve örgütsel sinizm arasında ise anlamlı, pozitif ancak zayıf bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygusal zekâ, örgütsel sinizm, Duygu, Zeka, Lise, öğretmen, Iğdır, Duygusal zeka ve örgütsel sinizm
Kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıfların empatik eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıfların empatik eğilimlerinin incelendiği betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Kayseri İli, Melikgazi İlçesi bünyesindeki ortaokulların 6, 7 ve 8. sınıfta eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiş sosyo-ekonomik düzeyi farklı beş okulun 6, 7 ve 8. sınıfta eğitim gören 1545 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Empatik Eğilim Ölçeği (Dökmen, 1988), Kişisel Bilgi Formu ve kaynaştırma öğrencilerinin engel türlerini gösteren Özel Eğitim Gereksinimli Öğrenci Listesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Empatik Eğilim Ölçeğinden elde edilen veriler öncelikle tüm öğrenciler baz alınarak kişisel bilgi formalarındaki cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey doğrultusunda daha sonra sınıfında kaynaştırma bulunma/bulunmama ve kaynaştırma öğrencilerinin engel türü değişkenlerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerin empatik eğilim düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak fark olduğu görülmektedir. Kız öğrencilerin empatik eğilimleri erkek öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha fazla çıkmıştır. Sınıf düzeyi değişkenine göre 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri 8. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine göre daha fazladır. Sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre empatik eğilim düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kaynaştırma uygulaması yapılan ve yapılmayan sınıflardaki empatik eğilim düzeylerine baktığımızda her iki grubun puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sınıflarda kaynaştırma öğrencisinin olması veya olmaması öğrencilerin empatik eğilimlerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Empati, Empatik Eğilim, Kaynaştırma
Avrupa Birliği ve azınlık haklarının incelenmesi: Bulgaristan örneği
14. yüzyılda Anadolu'dan Rumeli'ye başlayan Türk göçleri sonucunda, 1361 yılında Dimetoka'nın, 1390 yılında Filibe'nin alınmasıyla Bulgaristan, Türk ve Müslümanların çoğunlukta olduğu bir yerleşim yeri haline gelmiştir. Daha sonra 1876 Bulgar isyanıyla başlayan 1908 yılına kadar devam eden süreç, Bulgaristan bağımsızlığı ile sonuçlanmıştır. Bu sürece kadar çoğunlukta bulunan Müslümanlar, bu süreçten sonra azınlık olarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışmış, fakat baskı, şiddet ve asimilasyon ile karşılaşmışlardır. Bulgaristan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla devlet ve millet inşası sürecinde, genelde Osmanlı özelde ise kendi içinde yaşayan Türklerin ötekileştirilmesi üzerine kurulan kimlik ve çıkar çabalarının, Bulgaristan'ın imzalamış ve aynı zamanda sorumlu olduğu uluslararası antlaşmaları Pacta Sunt Servanda ilkesi bağlamında doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği görülmüştür. Önceki yönetimler altında zaman zaman ayrımcılığa ve şiddete uğrayan azınlıklar, komünizm rejimi ile beraber adlarının değiştirilmesi, Dini ritüellerin engellenmesi (sünnet, namaz, oruç vs.), zorunlu göç, siyasi baskı ve şiddete çok daha fazla maruz kalmışlardır. 1989 yılında Jivkov rejiminin son bulmasıyla beraber Bulgaristan bireysel hak ve özgürlüklere daha fazla önem vermeye başlamıştır. Özellikle 2007 yılında supranasyonal bir yapıya sahip olan Avrupa Birliğine (AB) kabul edilmiş, ancak bu konuda sorumluluğu artmasına rağmen azınlık haklarının uygulamasında yetersiz kalmıştır. Öte yandan iç hukukunda azınlık haklarının tanımlamasına net bir ifade getirememiştir. Tüm bunlar sonucunda ortaya çıkan eksiklikler ve sorunlar Bulgaristan ölçeğinde ele alınıp, Konstrüktivizm teorisiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma sırasında özelikle Haskova, Kırcaali, Mestanlı, Plovdiv (Filibe) ve Sofya'da yaptığımız saha çalışmasından da yararlanılmıştır.
Mine Söğüt'ün romanlarında postmodern unsurlar
Son dönem Türk edebiyatında farklı üslubu, masalsı anlatımı ve ironik diliyle kendine bir yer edinen Mine Söğüt'ün romanlarında postmodern unsurları tespit etmek tezin amacını oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak yazarın romanlarının daha rahat anlaşılması adına modernizmin sınırları ve tanımı yapılmıştır. Ardından postmodernizmin oluşumu, tavrı ve modernizmden farklı yanları tespit edilmiştir. Bu tespitler ve tanımlamalar başta dünya olmak üzere Türkiye'yi de içine alan birçok düşünür, sanatçı ve akademisyenin fikirlerini içerir. Postmodernizmin sınırları konusunda farklı birçok yol, fikir ve yaklaşım olsa da Söğüt'ün eserleri modernizme karşı çıkan postmodernizm tanımıyla değerlendirilir. Modernizmin aklı, deneyi ve tek gerçeği savunan birçok "büyük anlatı" oluşturmuş tavrına karşılık postmodernizm "ne olsa gider" mantığıyla her şeyi aynı değere indirgeyen bir bakış oluşturur. Bu anlayışta birçok farklı düşünce yan yana gelebildiği gibi tek gerçek yerine birçok doğru kabul görür. Postmodern edebiyat kapsamında postmodernizmin doğurduğu özelliklere uygun olarak düşünür ve sanatçıların hemfikir oldukları çoğulculuk, oyun, üstkurmaca, metinlerarasılık, ironi, postfeminizm gibi unsurlar belirlenmiştir. Bu belirlenen kavramlar sanatçının eserlerinden alıntılar yapılarak ve otoritelerin tanımlarıyla desteklenerek geliştirilir. Mine Söğüt'ün tüm romanlarında postmodern edebiyatın ana unsurları tespit edilmiştir. Bu unsurlar titiz bir metin inceleme yöntemiyle farklı okumalar yapılarak incelenmiştir. Sanatçının Batı ve Türk edebiyatının zengin kaynaklarını metinlerarasılık ve üstkurmaca unsurlarıyla birleştirerek okuru merkeze alan, eğlendirici bir oyun alanı kurduğu metinleri bu bağlamda değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mine Söğüt, metinlerarasılık, oyun, postmodern edebiyat, üstkurmaca.
Arpaçay köylerinden derlenen masalların ve halk hikâyelerinin motif incelemesi
Bu çalışmanın amacı, Kars'ın Arpaçay ilçesine bağlı beş köyden derlenerek "Arpaçay Köylerinden Derlemeler" ismiyle kitaplaştırılan sözlü kültür ürünlerinden masallar ve halk hikâyelerinin motif incelemesini yapmaktır. Çalışmamızda Arpaçay köylerinden derlenmiş olan pek çok sözlü kültür ürününden yalnızca halk hikâyeleri ve masallar ele alınmıştır. Öncelikle masal ve hikâyeler bilgisayar ortamına transkripsiyon alfabesiyle aktarılmıştır. Her hikâye ve masal metninden sonra epizot özetleri çıkarılarak. Daha sonra motif incelemeleri yapılmıştır. Motifler Sitit Thompson'un geliştirdiği "Motif Index Of Folk Literature (Halk Edebiyatının Motif İndeksi)" adlı çalışmasındaki sıralamaya göre düzenlenmiştir. Ayrıca kahramana yardımcı olan ve kahramanı engelleyen kişiler tespit edilmiştir. Çalışma giriş ve giriş dışında iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde "Arpaçay Köylerinden Derlemeler" ve "Motif Index Of Folk Literature" hakkında bilgi verilecektir. Birinci bölümde derlemede yer alan masalların transkripsiyonlu metinleri verilmiştir. Her metnin ardından epizot sıralamaları, motif incelemeleri ve kahramana yardımcı olan kahramanı engelleyen kişiler verilmiştir. Çalışmanın İkinci bölümünde ise halk hikâyeleri birinci bölümde olduğu gibi ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın en son kısmında yer alan Sözlük bölümünde metinlerde bulunan yerel söyleyişler ve anlamlarına yer verilmektedir. İncelediğimiz halk hikâyeleri ve masallarda Sitit Thompson'un geliştirdiği "Motif Index Of Folk Literature uygun pek çok motif tespit etmiş bulunuyoruz. Sonuç bölümünde ise, yapmış olduğumuz çalışma hakkında kısacık bir değerlendirmeye yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arpaçay, Halk Hikâyesi, Masal, Motif
II. Meşrutiyet'ten 1922 yılına kadar Türk romanında Paris
Osmanlı İmparatorluğu 19. asırla beraber Batı medeniyetine sonuna kadar kapılarını açar. Daha sonraki dönemlerde de Batı medeniyetiyle temas devam eder. Batı medeniyetinin âdeta bir rol modeli olan Paris ise Türk aydını ve sanatçısı için dönemin kültür, sanat ve siyasi hayatı açısından öncü şehirlerinden biri haline gelir. Bu şekilde sadece fiziksel mekân değil bir zihniyeti de temsil eden işlevsellik kazanan Paris, Türk romanında sıklıkla kullanılan bir mekân olmuştur. Bu doğrultuda hazırlanan çalışmada, II. Meşrutiyet'ten 1922 yılına kadar Türk romanında, Paris'in eserlerde hangi açıdan algılandığı ve bir roman unsuru olarak nasıl bir rol yüklendiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Beş ana bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmını oluşturan "Giriş" bölümünde tezin zaman dilimini kapsayan II. Meşrutiyet devrinin tarihi, siyasi, sosyal ve edebi hayatı hakkında bilgi verilmiştir; ikinci kısımda "İncelenen Romanların Tanıtımı ve Özeti" başlığı altında, incelenen romanların tanıtımı ve özeti yer alır; "Mekân Bağlamında Türk Romanında Paris" başlığını taşıyan üçüncü kısımda, romanlarda Paris'e dair geçen mekânlar ve bu mekânlar etrafında şekillenen görüşler ortaya konulmaya çalışılmıştır; "Kahraman Bağlamında Türk Romanında Paris" başlığını taşıyan dördüncü kısımda, Paris'in roman kahramanları açısından nasıl bir nitelik kazandığı ele alınmıştır; "Zihniyet Bağlamında Türk Romanında Paris" başlığını taşıyan beşinci kısımda Paris'in fiziksel bir mekân olmaktan ziyâde romanlardaki fikri altyapının kurulmasında nasıl bir etken oluşturduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. "Sonuç" kısmında ise incelenen eserler neticesinde elde edilen verilerin genel değerlendirilmesi yapılmıştır.