
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Antik Çağ takı sanatında Akdeniz gemi tipolojisi
Akdeniz Uygarlıklarının temel taşı olan deniz kültürü ve dolayısıyla gemiler, hayatın pek çok alanını etkilediği gibi takı sanatında da kendisini göstermektedir. Gerek ticari gemiler gerekse askeri gemiler takı sanatının öğelerinden olan yüzükler, yüzük taşları, cameolar gibi eserlerin üzerinde sıkça karşımıza çıkmaktadırlar. Bu çalışmada daha önce yayınlanmış olan bu tür gemi tasvirli takı öğeleri bir araya getirilerek bir korpus çalışması hazırlanmış; ancak bununla kalmayıp tasvir edilmiş olan gemilerin gerek teknik gerekse de dönemsel özellikleri üzerinde durularak arkeolojik çerçeve içerisinde diğer arkeolojik objelerle karşılaştırmalı tipolojik analizleri ve yorumlamaları yapılmıştır.
Tıos/Tıeıon antik kentinde bulunan bir gemi tipi maltız ve Akdeniz'de gemiz maltızlarının gelişimi
Antik çağda yiyeceklerin pişirme ve ısıtılmasında kullanılan taşınabilir mangallar "maltız" olarak adlandırılmaktadır. Helen dünyasında ateş ve ocağın Hestia kültüyle olan bağlantısından dolayı kutsal sayılması nedeniyle kült objesi olarak da kullanılan maltızlar kara kazılarında çok sayıda bulunmaktadır. Ancak, deniz yolculukları sırasında mürettebat ve yolcuların beslenmesini sağlayacak mutfak donanımı çağın teknolojisine paralel olarak gelişmediği için, gemilerde yangın tehlikesini önleyecek, pratik kullanımlı özel bir tip pişirme ve ısıtma ocağı geliştirilmiştir. Bu taşınabilir gemi ocaklarına "gemi tipi maltız" adı verilmektedir. Bodrum, Knidos, Antalya ve İsrail kıyılarında kara benzerlerine göre daha az sayıda bulunan gemi maltızlarına bir örnek de Filyos'taki Tios antik kentinde sergilenmektedir. Bu örnek ile Ege adaları ve özellikle Doğu Akdeniz'de bulunan örnekler arasında işlevsel ve form olarak benzerlikler bulunmaktadır. M.Ö. 2.– M.S. 2. yüzyıllar arasına tarihlenebileceği düşünülen buluntu, andezit taşından yapılmış tek örnek olarak, literatürde gemi tipi maltızlar arasında ayrı bir yere oturacaktır.
Alanya Osmanlı batığı kazısında bulunan sikkelerin restorasyon ve konservasyon uygulamaları
Restorasyon ve konservasyon uygulamaları özellikle sualtında yüzlerce yıl korozyona uğramış eserlerin günümüze uyumlanabilmesini sağlamak ve gelecek nesillere aktarımını sağlamak için kültür mirası eserlerinde şüphesiz en önemli aşamadır. Bu neden ile Osmanlı İmparatorluğu deniz ticaretinde ne kadar ilerlediği, Osmanlı Batığı'nda çalışma boyunca bulunan sikkeler üzerinde restorasyon ve konservasyon işlemleri nasıl uygulandığı, Dünya genelinde batıklarda bulunan sikkelerde kullanılan koruma ve onarım yöntemlerinin neler olduğu sorularının cevaplarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür araştırmaları ile Bölgenin ve Akdeniz kıyılarının genel tarihi ve sikkeler hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmada yapılan uygulamalı çalışmalarla Osmanlı Dönemi Batığı'nda bulunan bir grup sikkenin koruma ve onarım uygulamaları yapılmış ve aşamaları açıklanmıştır. Antalya Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı'nda yürütülen uygulama çalışmaları ile eserlerin tuzdan arındırma çalışmaları eserlere uygun restorasyon uygulamaları devam ettirilmiştir. Böylece eserlerin ihtiyacı saptanıp gerektiği ölçüde en az müdahale ile eserler konservasyon aşamasına geçirilmiştir. Yapılan çalışmada 30 sikkenin uygulama aşamaları adım adım gösterilmiş olup, gelecek nesillere uygun bir kılavuz olması hedeflenmiştir.
İstanbul Beykoz sahil şeridinin sualtı kültürel miras potansiyeli
Antik çağlarda İstanbul Boğazı, Karadeniz'e giden ve gelen gemilerin uğrak noktası olarak, bugün olduğu gibi, önemli bir geçiş yoluydu. Gemiler, uygun rüzgarları beklemek veya Boğaz'ın şiddetli akıntısından korunmak için bu bölgede bulunan güvenli alanlara sığınırdı. Antik dönem yazarlarından Dionysios'un belirttiği gibi, Boğaz'ın kıyıları birbirini izleyen burunlarla ayrılırdı ve bu durum seyir güvenliği açısından büyük önem arz etmekteydi. Bu bilgiler, İstanbul Boğazı'nın Antik Dönem'deki ekonomik ve stratejik önemini vurgulamakla birlikte, boğaz boyunca güvenli alanların ve küçük limanların olması gerektiğini kanıtlar nitelikte olduğunu göstermektedir. İstanbul Boğazı'nda meydana gelen su seviyesindeki yükselmeler ve depremler, bir takım yapı ve yerleşimlerin su altında kalmış olabileceğini düşündürmüştür. Bu doğrultuda, Beykoz kıyılarında yer alan olası su altı kültürel miras potansiyelinin incelenmesi, araştırılması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, belirlenen üç farklı noktada yapılan dalış çalışmaları sırasında yoğun akıntılar, sualtı bitki örtüsü ve Marmara Denizi'nde yaygınlaşan müsilaj (deniz salyası) gibi çevresel faktörler nedeniyle olası kalıntıların tanımlanması mümkün olmamıştır. Müsilaj, deniz tabanında kalın bir biyolojik tabaka oluşturarak, olası arkeolojik kalıntıların görünürlüğünü azaltmış ve tahrip olma riskini artırmıştır. Bu nedenle, daha geniş çaplı ve derinlemesine araştırmaların ileriki yıllarda gerçekleştirilmesi, İstanbul Boğazı'nın sualtı arkeoloji potansiyelinin tam olarak anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede yapılan literatür taramaları ve tarihi belgelerin incelenmesi ile birlikte, su altı saha incelemeleri ve dalış verilerinin analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma, İstanbul Boğazı'nın tarihi ve kültürel mirasına yönelik önemli bulgular ortaya koymuştur. Tez, bölgedeki su altı yapılarının tarihi, arkeolojisi ve potansiyel su altı kültürel miras değerini belirlemeyi hedeflemiştir. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen bulgular, İstanbul Boğazı'nın su altı kültürel mirasının zenginliğinin ve öneminin daha iyi anlaşılmasını ve bu konuda yapılacak çalışmaların yaygınlaşmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: İstanbul Boğazı, Beykoz, Sualtı kültür mirası, Hieron, Gümrük istasyonu, Deniz ticareti.
12-13. yüzyıllarda Finike I Batığı ışığında Marmara ve Akdeniz Bölgeleri arasındaki deniz ticareti
Bizans Dönemi'nde Gaziköy (Ganos) Bölgesinde üretilen şarap ve amphoraların, Anadolu ve diğer bölgeler arasında yapılan ticari ilişkiyi, buluntular ve tarihi kaynaklar kapsamında ele almaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, ticari amphoraların genel özellikleri kapsamlı bir şekilde incelenmiş, tanımı ve tarihsel süreçleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, ticari amphoraların içinde taşınan maddeler ve kapasiteleri ile Antik Çağ'da şarap ve zeytinyağı üretimine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Ganos Bölgesinde üretilen şarap ve amphoraların manastırlar tarafından üretilip ticareti yapıldığı için, manastırların Orta Çağ'da şarap üretimi ve ticaretindeki rolü aynı zamanda arazilerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise; Ganos Bölgesinin tarihi, bölgede bulunan amphora üretiminde kullanılan fırın ve ticaretini gerçekleştirdikleri bölge limanına değinilmiştir. Aynı zamanda Ganos amphoralarının tipleri, dağılım alanları ve Finike I Batığında bulunan diğer buluntuların tarihlendirilmesi yapılmıştır. Son bölümde ise tüm veriler analiz edilerek sonuçlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antik Çağ, Bizans Dönemi manastır, Günsenin Tip 3 Amphorası, şarap, ticari amphora.
Alanya Osmanlı batığından çıkarılan metal eserlerin restorasyon ve konservasyon yöntemleri
Bu tez çalışması, Osmanlı Dönemi'ne tarihlenen Alanya Osmanlı Batığı'ndan çıkarılan arkeolojik metal eserlerin restorasyon ve konservasyon süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun denizcilik tarihi açısından önemli bir yere sahip olan bu batık, 18. yüzyılın başlarına tarihlenmekte ve ticari deniz taşımacılığına dair önemli veriler sunmaktadır. Çalışmada, X-Işını Floresans (XRF) analizi, X-Ray (Röntgen), stereo mikroskopi, tuz içeriği ölçümü gibi yöntemlerden yararlanılarak eserlerin yapısı hakkında bilgi edinilmiş ve koruma-onarım süreçleri tamamlanmıştır. Birinci bölümde, Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz'deki coğrafi varlığı, denizcilik faaliyetleri ve askeri hâkimiyeti tarihsel bir perspektifle ele alınmış; 18. yüzyıl Osmanlı deniz ticareti bağlamında deniz taşımacılığının sosyo-ekonomik boyutu irdelenmiştir. İkinci bölümde, sualtı arkeolojisinin kuramsal temelleri ortaya konmuş; Türkiye kıyılarında gerçekleştirilen Osmanlı Dönemi batık kazılarından örnekler üzerinden, bu alandaki gelişmeler değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, Alanya açıklarında bulunan Osmanlı Dönemi batığı detaylı biçimde tanıtılmış; batığın keşfi, kazı süreci, buluntuların nitelikleri ve dönemsel bağlamı incelenmiştir. Dördüncü bölümde, sualtından çıkarılan metal eserlerin karşılaştığı bozulma süreçleri (korozyon, tuz kristallenmesi, biyolojik etkiler vb.) bilimsel yöntemlerle analiz edilmiş; restorasyon ve konservasyon uygulamalarına dair yöntemler, önleyici koruma yaklaşımları ve uluslararası standartlarla ilişkilendirilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise Alanya Osmanlı Batığı'ndan çıkarılan metal eserler üzerinde uygulanan spesifik koruma ve onarım yöntemleri örnek olaylar üzerinden açıklanmış; eserlerin özgün malzeme özelliklerinin korunmasına yönelik stratejiler değerlendirilmiştir. Ayrıca benzer örnekler üzerinden eserlerin kullanım alanları ve tarihlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda hem koruma uygulamaları gerçekleştirilmiş hem de Osmanlı Dönemi'ne ait bu eserlerin özgün dokusunu koruyan, sürdürülebilir bir konservasyon yaklaşımı benimsenmiştir. Bu yönüyle tez, teknik uygulamaların yanı sıra kültürel mirasın korunmasına ilişkin etik sorumlulukları da içeren bir değerlendirme sunmaktadır.
Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında Antikçağ balıkçılığına ilişkin buluntular
Balıkçılık, insanlığın ilk evrelerinden günümüze kadar gelen bir meslektir ve her coğrafyada karşımıza çıkmaktadır. Antik Dönem insanlarının gıda ihtiyaçlarını karşılamış ve para kazanmalarını sağlamıştır. Kâhinler balıklar üzerinden kehanetler gerçekleştirmiştir. Balık ve balıkçılık, ressamların sahnelerine konu olmuş, antik yazarların metinlerinde yer almış, şehirlerin simgeleri olan sikkelere basılmıştır. Türkiye'nin Akdeniz kıyıları olarak sınırlandırılan bu tez çalışmasının birinci bölümünde; Antik Dönem balıkçılığının kronolojik tarihçesi, tasvir sanatlarına yansıma şekilleri, avcılıkta kullanılan malzemelerin isimleri ve nasıl kullanıldıkları anlatılmıştır. İkinci bölümde; balık ürünlerinden oluşan sos ve tuzlamaların yapım tarifleri, üretim tesislerinin bulunduğu bölgeler ve inşa şekilleri, bu ürünlerin ticareti sırasında taşıma amacıyla kullanılan amphoralar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; deneysel arkeoloji başlığı altında KK 60 kodlu olta kurtarma ağırlığı günümüzde denemiş, uygulanan işlemler sırasıyla anlatılmış, fotoğraflarla desteklenmiştir. Dördüncü bölümde ise; Sualtı Kültür Mirası araştırmalarında bulunan 10 adet olta kurtarma ağırlığı, 1 adet kanca, 1 adet olta ağırlığı, 1 adet ağ ağırlığı ve 4 adet balık ürünlerinin taşındığı amphora incelenerek, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında yapılan Antik Dönem balıkçılığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı'nda Doğu Akdeniz'de gemiler ve Dana Adası Tersanesi
İnsanlığın avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçişi birçok teknolojik gelişimi de beraberinde getirmiştir. Bu gelişimlerden en etkililerini de gıda üretimi ve ticarî faaliyetleri olduğu bilinmektedir. Mısır'da bulunan ve tekne kullanımını kanıtlayan MÖ 3050 yıllarına ait derin deniz balıklarının kılçıklarıyla beraber başlayan denizcilik, gelişen teknolojiyle birlikte günümüze kadar gelmiştir. Bölgesel olarak ham maddelerin değişiklik göstermesi farklı gemi türleri ve yapım teknikleri geliştirilmesine neden olmuştur. Mısır'da sazlıkların demetler haline getirilmesiyle başlayan gemicilik, Mezopotamya'da küçükbaş hayvan postlarının daldan yapılmış kafeslere bağlanmasıyla başlamıştır. İnsanlık tarihi boyunca gerek ticarî gerekse askerî faaliyetler için kullanılmış gemiler dışında kutsal amaçlara yönelik gemiler de üretilmiştir. Her geminin yüzdürülmek için yapılmadığı ve kutsal törenlerde de kullanıldığı arkeolojik verilerle kanıtlanmıştır. Mısır'da ve Yunan kültüründe var olan ölümden sonraki yaşam inancında gemiler kullanılmış ve gemilere kutsal anlam yüklenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı'nda Doğu Akdeniz'in siyasî yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde; Doğu Akdeniz bölgesindeki kara ve deniz ticaretinde kullanılan rotalar, deniz rotalarını etkileyen rüzgâr ve akıntılar ve son olarak da kargo içerikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı'nda üretilmiş ve kullanılmış gemi tiplerinden, yapım tekniklerinden, gemi ustalarının kullandıkları aletlerden ve gemi teknolojisinin gelişiminden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise; gemilerin üretildiği tersanelerden, tamirat ve onarımlarının yapıldığı çekek yerlerinden ve Dana Adası Tersanesinden bahsedilmiştir.
Gemi batıklarında bulunan Kilikya amphoraları ışığında Antik Kilikya Bölgesi'nin deniz ticaretindeki rolü
Paleolitik Dönemden beri insanlara yaşam alanı sunan, topografik nedenlerden dolayı dağlık ve ovalık olarak ikiye ayrılan Kilikya bölgesi, verimli ovaları, nehirleri, dağları ile zengin bir bölgedir. Tarih boyunca birçok önemli imparatorluğun egemenliği altında olup sürekli değişime uğramıştır. Buna rağmen ticaret her zaman ön planda olmuştur. Birçok ticaret rotası üzerinde olan bölge hem ürünlerini ihraç etmiş hem de başka bölgelerden ürünler temin etmiştir. Çok sayıda limana sahip olmasıyla deniz ticaretinde önemli bir merkez konumundadır. Tezin birinci bölümünde; Kilikya bölgesinin sınırlarından, coğrafyasından ve ikliminden , ikinci bölümünde; kronolojik olarak Paleolitik dönemden başlayarak Bizans Dönemi'ne kadar ki tarihsel sürecinden, üçüncü bölümünde; kara ticaret yolları, deniz ticareti ve bölgenin korsanlık tarihinden, dördüncü bölümünde; limanların yapımı ve kullanımından, Ovalık ve Dağlık Kilikya limanlarından, beşinci bölümünde; bölgede üretimleri yapılan zeytin, zeytinyağı, şarap gibi ürünlerin üretimi ve ticaretinden , altıncı bölümde; Kilikya bölgesinin amphora üretiminden bahsedilmiştir. Bu bölgeye ait olan Kilikya Tip I-Zemer 41, Kilikya Tip II-Agora M54, Kilikya Tip III- Pompei V, Kilikya Tip IV-Dressel 2-4, Kilikya Tip V- Pamphilya, Kilikya Tip VI- LR1A, LR1B ve LR1C amphoraları ele alınmıştır. Sualtı kültür mirası araştırmalarında saptanan 21 adet Kilikya üretimi amphorası incelenerek gözlem fişi oluşturulmuştur ve bu amphoraların deniz ticaretindeki rolü saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kilikya, Dağlık Kilikya, Ovalık Kilikya, Üretim, Liman, Amphora, Deniz Ticareti, Korsanlık
Düzpüren Örenyeri'nde seramik üretimi ve Akdeniz deniz ticareti ile ilişkisi
Pamphylia Bölgesi sınırlarında yer alan ve bir kıyı yerleşimi olan Düzpüren Örenyeri, seramik kalıntıları açısından zengin olmakla birlikte, Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bir tepelik alan üzerinde ve bu tepenin etrafında yer alan kalıntılardan oluşan Düzpüren Örenyeri'nin, tarihsel süreçlerine dair önemli veriler sunan seramik kalıntıları, yerleşim yerinin tamamına yayılmıştır. Yüzeyde tespit edilmiş olan bu seramik kalıntılarının arasında üretim atığı niteliği taşıyan buluntularda yer almaktadır. Bahse konu olan üretim atığı seramikler yayılım gösterdiği bölgelere göre 10 ayrı buluntu alanı olarak isimlendirilmiş ve bu buluntu alanlarından ele geçen toplam 35 adet seramik kalıntısı incelenmiştir. 21 adet malzemenin detaylı çizimleri yapılmış ve form/tipolojileri tespit edilmiştir. Geç Roma Dönemi seramik gruplarından, 'Geç Roma D Kırmızı Astarlı Seramikleri' olduğu tespit edilen bu maddi kültür varlıkları, J. Hayes'in oluşturmuş olduğu ve uluslararası çalışmalarda geçerliliği olan kataloğuna göre sınıflandırılmıştır. Çanak ve tabaklardan oluşan günlük kullanım kaplarının üretim atıkları olan bu arkeolojik malzemeler, MS. 5. yüzyıl ile 7. yüzyıl sonları arasına tarihlendirilmiştir. Bölgede tespit edilen bu Geç Roma D Kırmızı Astarlı Seramikleri'nin, Akdeniz ve yakın çevresinde yayılım göstermesi, bölgenin ticari ilişkilerine dair veriler sunmaktadır. Düzpüren Örenyeri yerel üretimi olduğu tespit edilen bu seramik kalıntıları, Geç Roma Dönemi'nde ticari bir meta olarak kullanım görmüştür.
Düzpüren ören yeri'nin antik limanı ve yapı kalıntıları
Antalya ili Manavgat ilçesi sınırlarında bulunan Düzpüren Ören Yeri; Aspendos, Side, Selge gibi antik kentlerin arasında bulunan kıyı bölgesinde yer almaktadır. Özellikle ticaret, üretim ve şehirleşme açısından çok önemli bir kent olan Side'ye yaklaşık 12 km mesafede bulunmasına rağmen bölge hakkında çok az sayıda bilimsel araştırma yapılmıştır. Ekimizce bölgede yürütülen iki senelik yüzey araştırmaları sonucunda bölgede çok sayıda taşınmaz kültür varlığı ve seramik belgelenmiştir. Söz konusu yapı kalıntıları yaklaşık 4 km² bir alanda yayılım göstermektedir. Tespit edilen yapı kalıntılarının çoğunluğunun işlevleri hakkındaki bilgilerimiz kısıtlıdır. Ancak güncel veriler ışığında tanımlanabilen roma hamamı ve kilise gibi kamusal yapıların varlığı Düzpüren Ören Yeri'nin kent kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteren veriler sunmaktadır. Arazinin çeşitli alanlarında yayılım gösteren seramik kalıntıları, örneğine ender rastlanan bir yoğunluktadır. Bu seramikler arasında birçok farklı tipte ve hamur rengine sahip malzeme bulunmaktadır. Buna ek olarak Düzpüren Ören Yeri'nde tespit edilen çok sayıda seramik atığı bölgedeki seramik üretiminin varlığını kanıtlamaktadır. Burada üretilen seramiklerin yine bu bölgedeki bir liman aracılığıyla ihraç edilmiş olduğu düşünülmektedir. Araştırma sırasında herhangi bir seramik fırını ve liman yapısı tespit edilememiş olsa da seramik kalıntılarının hem yüzeyde hem de su altındaki yoğunlukları bu görüşü destekler niteliktedir. Bölgede daha önceden tespiti yapılmış olan batıkların ve artı ürünün varlığı Düzpüren Ören Yeri'nin Akdeniz deniz ticareti ile olan ilişkisini kanıtlamaktadır. Stadiasmus Maris Magni adlı antik kaynağın Pamphylia Bölgesi hakkında bilgileri aktardığı bölümde adı geçen Seleukeia'nın, bir süre Şıhlar köyü yakınında konumlanan sit alanında bulunduğu düşünülse de güncel veriler bahsi geçen bölgenin isminin Lyrbe olduğunu göstermektedir. Seleukeia Antik Kenti'nin konumu hakkındaki bilinmezlik ise devam etmektedir. Araştırmalar sonucunda edindiğimiz bulgular Düzpüren Ören Yeri olarak bilinen sit alanının özgün bir kent kimliği olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda yapılan saha ve literatür çalışmaları sonucunda Stadiasmus Maris Magni'de ismi geçen Pamphylia Seleukeia'sının günümüzde Düzpüren Ören Yeri olarak bilinen bu bölge olması muhtemel gözükmektedir. Anahtar Kelimeler: Seleukeia, Seleukos, Pamphylia, Düzpüren, Antik Mimari, Akdeniz Ticareti, Helenistik Dönem
Sualtı kültür mirası perspektifinde Antalya Kaleiçi Limanı
Sualtı Kültür Mirası Perspektifinde Antalya Kaleiçi Limanı başlıklı tezimiz ile pek çok konu incelenmiş ve tartışılmıştır. İlk çağdan günümüze kadar dalış tarihi kısaca incelenmiştir. Türk dalış tarihi, kültür mirası ve kültür varlığı tanımları yapılmıştır. Ulusal kültür mirası mevzuatın tarihsel gelişimi, yürürlükteki kültürel miras koruma mevzuatı ile sualtı kültür mirası mevzuatı incelenmiştir. Antalya Kaleiçi limanı çağlar boyunca önemli bir liman olduğu için tüm çağlar genel olarak incelenmiştir. Antalya'nın dönem sırasına uygun olarak kısa tarihleri incelenmiş ve Antalya liman ticareti anlatılmaya çalışılmıştır. Anabilim dalımız çerçevesi dışına çok çıkmadan daha çok tersane lokalizasyonu, mendirek yapıları ve deniz burçlarına odaklanılmıştır. Sualtı kültür mirası pek çok disiplini içinde barındırmaktadır. Disiplinler arası bir çalışma gerektirir. Araştırmalarımızda, sualtı sonar sistemleri, dron çekimleri, Autocad programı, haritacılık ve cbs programları (Netcad, ArcGIS), dalışlar yapılarak sualtı fotoları çekilmiştir ve sualtı fotoscanları oluşturulmuştur. Tüm bu veriler yorumlanarak iş bu tez hazırlanmıştır. Tarihi taranmış haritaların jeoreferanslandırılması suretiyle günümüzdeki konumları ile karşılaştırma yapılarak Antalya Kaleiçi limanı mendirek yapıları analiz çalışmaları yapılmıştır. Böylelikle tarihi fotolar ile tarih haritaların deniz burçlarının lokalizasyonuna ilişkin olarak doğruluğu kanıtlanmıştır. Bu bağlamda 1815 tarihli Antalya liman Haritası 1890'larda hazırlanan liman planı Lanckoronski'nin Antalya'nın tahkimat sistemi planı, Şükrü Fikri Erten'in Antalya Kaleiçi haritası ve 1941 tarihli harita jeoreferanslandırılmıştır. Tarihi haritalar tam ölçekli olmadığından ya da taramalarında hata yapılmışta olabileceğinden günümüz konumları ile karşılaştırmalarda kaymalar gözlenmiştir. Tarihi haritaların jeoreferanslandırmaları ile bize dönemlerine ait fikir vermektedir. Antalya kale için Limanı tersanesi lokalizasyon sorununa ilişkin olarak bu tezde mümkün olduğunca tüm varsayımlar tartışılmıştır. Netice olarak kesin bir bilgiye ulaşılamamakla birlikte, tersanenin lokalizasyonu kale içinde bir yerde olmasının daha doğru olacağı, deniz burçlarının bile dalgalara dayanamayıp parçalandığı bu coğrafyada tersanenin Mermerli plajında olmasının çok mümkün görülmediği kanaatine varılmıştır. Tersane yerinin XIX. yüzyıla kadar Kırkmerdiven yanında yer alan Kalafat hane olarak kullanılan yerde olduğu kanaatine varılmıştır. Burada yapılacak olan bir arkeolojik kazı da Antalya'nın geçmişine ışık tutacaktır. Alanya tersanesinin 2121 m² lik alanı ile aşağı yukarı örtüşmektedir. 1941 tarihli arşiv planında Kalafat hane olarak bilinen Kırkmerdivenin hemen güneyindeki arazi bu tarihte sahili kumluk bir alandır. Ayrıca bu arazi tapu müdürlüğünde (Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Tuzcular mahallesi 136235 ada 154 parsel sayılı 2.497,10 m² lik) küçük deniz nakliye vasıtalarının çekek mahalli vasfı ile tescillidir. Bu da bize buranın kadim zamanlardan itibaren gemilerin bakım, onarım, tamirat ve gemi inşa gibi işleri yapıldığı bir alan olduğunu göstermektedir. Antalya Kaleiçi Mermerli plajı ile ilgili tüm varsayımlar bu tezde tartışılmıştır. Netice olarak 1683'te Cornelis de Bruyn'in gravüründe, güney deniz burcunun hemen yanında 2 tane daha küçük burç görülmektedir. Bu burçların zamanla ya da deniz dalgalarını aşındırması ile yıkılmış ve böylelikle liman kullanılamaz hala gelerek liman terk edilmiş olabilir. Kanıt olarak da Mermerli plajında yaptığımız dalışlar ve dron görüntülerinde bu iki kulenin temeli olabileceğini düşündüren izlere ve merdivene rastlanmıştır. Lanckoronski, kuzey deniz burcunu tarif ederken burcun hafif bir kayanın üstünde yapıldığını söylüyor. Mermerli plajında bulunan bu iki kaya üzerine bu iki küçük burç yapılmış olabilir. Mermerli plajında yapılan dalışlarda deniz altında çok sayıda kesme taş blok görülmüştür. Bu da bize burada eski bir yapının olduğu düşündürmektedir. Bu küçük deniz burçları tek başına savunma yapısı olarak yapılmış olabileceği gibi sahil ile bağlantılı bir mendirek yapısı içinde de olabilir. Netice olarak eldeki bu bulgular çerçevesinde böyle bir kanaat oluşsa da yeni bir belge, bulgu ya da sualtı kazıları ile daha kesin sonuçlar elde edilebilir. Antalya Kaleiçi mendirek bölgesi ve liman ağzı çevresinde yapılan dalışlarda 19. yüzyıl Osmanlı Dönemi, Osmanlı pazarı için özel yapılmış İstanbul tasvirli İngiliz porselen tabak parçası, 19. yüzyıl İtalya üretimi olduğunu düşündüğümüz döşeme ya da duvar bordür taşları, 19. yüzyıl Uzakdoğu temalı İngiliz porselen tabağı parçası ve 18. yüzyıl Çanakkale "Sülüklü" diye tabir edilen seramik parçalarına rastlanmıştır. Sualtında bulunan bu eserlerin ölçekle beraber fotoğrafları çekilip dijitale aktarılarak Autocad programında çizimleri yapılmıştır. Yine tarihlemesini yapamadığımız farklı dönemlere ait seramik parçaları ve tarihlemesi yapılamayan bir amfora parçasına rastlanmıştır. Anahtar kelimeler: Dalış, Sualtı Kültür Mirası, Antalya Limanı, jeoreferanslandırma, Mendirek, Burç, Deniz Ticareti.
Tunç çağı ve Osmanlı Dönemi bakır sualtı buluntuları koruma ve onarım yöntemleri
İnsanlık tarihinde henüz çanak-çömlek yapımının bile bilinmediği dönemlerden beri gündelik hayatın içinde yer alan metal malzemeler, özellikle sanayi devriminden sonra günümüz yaşam şartlarını kolaylaştıran otomotiv, teknoloji, havacılık, denizcilik, inşaat gibi sektörlerin tamamında baş aktör konumunda yer almaktadır. Günlük hayatımızda bu kadar önemli bir yere sahip metal alet ve ekipmanların ilk örneklerini oluşturan arkeolojik metal eser buluntuların korunarak gelecek kuşaklara aktarımı da bir o kadar öneme sahiptir. Bu tez kapsamında su altı buluntusu bakır eserlerin özelinde onarım ve koruma yöntemlerini ele alan çalışmanın birinci bölümünde; genel hatları ile Doğu Akdeniz coğrafyasının tarihsel süreci anlatılmıştır. İkinci bölümde; Doğu Akdeniz arkeolojisinde bakır üretimi ve ticaretinin tarihsel süreci, bilinen bakır madenleri, bakırın kullanım alanları, Doğu Akdeniz bölgesi bakır üretim merkezleri, geri dönüşüm bakır üretimi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde; bilinen kalay madenleri, kalayın ticareti anlatılmıştır. Dördüncü bölümde; metalürjinin ilk ortaya çıkışı, ilk alaşım malzemeler ve tarihsel sürece etkileri anlatılmıştır. Beşinci bölümde; sualtı arkeoloji çalışmalarında bakır ve bronz eser bulunan Uluburun Batığı, Gelidonya Batığı, Kumluca Tunç Çağı Batığı ve Osmanlı Dönemi Batığı hakkında genel bilgiler anlatılmıştır. Altıncı bölümde; metal eserlerin onarım ve koruma teknikleri altında restorasyon ve konservasyonun tanımı, korozyon oluşumu, korozyon türleri, bronzun bozulma türleri, onarım ve koruma teknikleri, kara kazıları ile sualtı kazıları buluntusu metal eserlerin onarım ve koruma uygulamalarındaki benzerlikler ve farklılıklar anlatılmıştır. Yedinci bölümde; Kumluca Tunç Çağı ve Osmanlı dönemi batıkları buluntusu bakır eserlerin onarım ve koruma süreci uygulamalara ait bilgi, belge ve görsel dokümanlar ile anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Onarım ve koruma, Bakır, Bronz, Kalay, Korozyon, Maden, Madencilik, Tunç Çağı.
Akdeniz sualtı kültür mirası araştırmalarında insansız sualtı araçlarının kullanımı ve avantajlarının-dezavantajlarının incelenmesi
Sualtı arkeolojisi, çeşitli sebeplerden ötürü ömrü tamamlanmış olan batık gemiler, batık yerleşimler ve diğer batık alanları araştıran bir bilim dalıdır. Dünyanın dörtte üçünü denizlerin ve okyanusların oluşturduğu herkes tarafından bilinmektedir fakat yine de deniz ve okyanuslar insanlar tarafından kara ve atmosfer kadar ilgi görmemektedir. Okyanus derinlikleri halen tam olarak keşfedilmemiş, bu derinliklerde yaşayan farklı organizmalar maden kaynakları ve sualtı kültür miraslarımız konusunda yeterli bilgiye ulaşılamamıştır. Sualtı araçları ulaşılması zor derinliklerin araştırılmasında, maden keşiflerinde ve arkeolojik çalışmalarda önemli görevler almaktadırlar. Bu süreçte edinilen deneyimler; haberleşme güçlükleri ve derin suların insan sağlığına olumsuz etkileri bu keşif araçlarının özellikle insan gerektiren araştırmalarda kullanımının daha güvenli ve verimli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu tez çalışmasında, insansız sualtı araçlarının sualtı kültür mirası araştırmaları ve kazılarında kullanılırken gözlemlemiş olduğumuz avantajlardan ve dezavantajlardan bahsedilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde sualtı arkeolojisinin tarihçesi, geçmişte yapılan bazı çalışmalar ve araştırma yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümünde; sualtı kültür mirası ile ilgili yasal düzenlemeler genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü Bölümünde; genel olarak insansız sualtı araçları ve kısımlarından bahsedilmiştir. Dördüncü ve son bölümünde ise insansız sualtı araçlarının sualtı arkeolojisi çalışmalarındaki avantajları ve dezavantajlarına yer verilmiştir.
Antik Çağ'da deniz ticaretine konu olan tarımsal sıvılar
Antik Dönemde ticareti yapılan ürünler arasında bulunan şarap ve zeytinyağının nasıl üretildiği konusu incelenmiştir. Zeytinyağı üretimi yöntemleri, sonsuz talep sınırlı arz sebebi ile, sürekli olarak geliştirilmiştir. Bu çalışma, gelişen teknoloji ile talebe yetişmek için üretim aşamalarındaki değişiklikleri kapsamaktadır. Asma bitkisinden elde edilen üzümün zeytinyağı ile benzer süreçlerden geçerek şarabı nasıl oluşturduğu; üretim teknolojisi çok değişmese de üretim miktarı ve ticareti artan şarabın antik dönemde nasıl tüketildiği incelenmiştir. Denizin ulaşım amacıyla kullanılmasıyla ticaret gemileri oluşmuş ve bu ticaret gemileri ile taşınan yükler arasında en üst sırayı tahıl ile paylaşmış iki ürün olan şarap ve zeytinyağının neden talep gördüğüne yer verilmiştir. Antik kaynaklarda bulunan şarap yapma ve saklama yöntemlerinin birçoğunun günümüzde geçerliliğini koruduğu görülmüştür Anahtar kelimeler: şarap, zeytinyağı, ticaret, asma, zeytin
Doğu Akdeniz'de Erken Roma dönemi savaş gemileri üzerinde yer alan ağır silahlar: Balista örneği
Roma, tüm dönemlerinde, siyasi yapısı gereği askeri alana çok büyük önem vermiştir. Krallık ve Cumhuriyet Dönemleri'nde kara savaşlarında uzman olmalarına rağmen denizlerde pek etkin olamayan Roma, kabaca İmparatorluk Dönemi'ne geçişle birlikte Akdeniz'e hükmetmeye başlamıştır. Bu hızlı yükselişin temelinde, Kartacalılardan öğrendikleri gemi üretim tekniğidir. Bu sayede seri bir şekilde gemi üretmeye başlayan Roma deniz gücünü arttırmış ve kara savaşından ziyade denizlerde de adını duyurmaya başlamıştır. Her savaş, ekipman ve strateji gerektirir. Roma da denizlerdeki üstünlüğünü geliştirdiği strateji ve mühendislik becerisiyle ortaya koymuştur. Kara savaşlarında kuvvetli stratejilere sahip Roma ordusu, deniz savaşlarında geri kalmamak adına kendine has stratejiler geliştirmiştir. Gerek gemileri birer savaş alanına çevirerek gerekse etkin manevra kabiliyetine sahip gemiler üreterek denizlerin hâkimi olmuştur. Çalışmanın temelinde yer alan gemiler üzerindeki ağır silahlar incelenmiş ve antik kaynaklarda yapılmış olabilecek hatalara değinilmiştir. Balista özelinde araştırmalar ve çizimler yapılmıştır.
Sualtı Kültür Mirası'nın belgelenmesinde güncel fotogrametri yöntemleri
Sualtı kültür mirasını arkeolojik, tarihi ve kültürel varlıklar oluşturmaktadır. Su altında kalan bu varlıkların muhafaza edilmesi toprak altında kalan eserlere oranla daha zor ve hassastır. Özellikle arkeolojik nitelikteki varlıklar içerdiği bilgi ile birlikte çok kolay bir şekilde yok olabilmektedir. Bu yüzden bilgilerin elde edilmesi, yönetilmesi ve gelecek nesillere aktarılması için görüntüleme ve belgeleme çalışmaları oldukça önemlidir. Bu çalışma birçok alanda (arkeoloji, mimari, restorasyon, vb.) kullanımı tercih edilen Fotogrametri'nin Sualtı Kültür Mirası'nda kullanımını ve güncel yöntemlerle birlikte nasıl ana belgeleme yöntemi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma ile hedeflenen günümüzde Türk Sualtı Kültür Mirası Literatüründe eksikliği görülen Sualtı Fotogrametrisi'nin potansiyelini göstermek ve kullanılan belgeleme yöntemlerini kazandırmaktır. Bu yöntemler ile elde edilen veriler 1:1 ölçekli ve coğrafi referanslı olmasının yanı sıra üç boyutlu (3B) modellemeler ve rekonstrüksiyonlar farklı yazılımlara aktarılarak sanal müzeler ve sergiler ile koruma ve yönetim planlarının oluşturulmasında kullanılabilmektedir. Dijitalleşen dünyamızda bu yöntemlerle çağa ayak uydurmak teknoloji ile iç içe olan Sualtı Kültür Mirası ve su altı disiplinlerinde oldukça önemli ve gereklidir. Çalışmanın Birinci Bölümünde Fotogrametri'nin tanımı, tarihsel gelişimi ve değerlendirme yöntemleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; Sualtı Fotogrametrisi ve su altında Fotogrametri'yi etkileyen faktörler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise kullanılan metotlar, yazılım ve veri işleme aşamaları açıklanmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Videogrametri'ye de kısaca değinilmiştir. Tezin Saha Çalışmaları bölümünde, örnekler üzerinde Direct Survey Method (DSM), eşellerle birlikte kullanılmıştır. Bu yöntem Kaş İnce Burun Fener Bölgesi, Kekova Karaada ve Gelidonya Fener Bölgesi'nde uygulanarak test edilmiştir.
Konum ve kullanımına göre Assos Antik Kenti Limanı
Assos antik kenti, Kuzey Batı Anadolu'da günümüzde Biga yarımadası antik çağlarda Troas olarak adlandırılan bölgenin güneybatısında yer alan önemli bir kıyı kentidir. M.Ö. 7. yüzyılda Lesbos adasından gelen Aioller tarafından Edremit Körfezine hakim bir konumda kurulmuştur ve özelikle Karadeniz'e açılan boğazlara giden güzergah üzerinde bulunması ve doğal kaynaklara yakınlığı ile deniz ticareti açısından stratejik olarak önemli bir lokasyona sahiptir. Kentin limanı ise bir mendirek ile oluşturulmuştur ve yapay limanlar sınıfına dahil edilmektedir. Bu tez kapsamında Assos limanına ait kalıntılar incelenmiş ve limana ait kalıntılardan burada 3 aşamalı bir inşanın söz konusu olduğu anlaşılmıştır. Kentin kurulduğu dönemden itibaren denize olan bağlılığı giderek artmış ve bunun paraleli olarak liman da yapısal gelişmeler göstermiştir. Bu doğrultuda limanın hemen doğusunda bulunan ikinci mendirek yapısı ve ana limanın güneydoğu köşesinde yer alan liman yapılarının geç antik dönemde inşa edilmiş olduğuna dair bulgular ışığında birtakım değerlendirmeler yapılmıştır. Assos limanının kentte imar faaliyetlerinin başladığı ilk dönemlerde inşa edildiği düşünülmektedir. Bu çalışma ile liman üzerinde bulunan yapılar ve limanın kent için önemi değerlendirilmiş olup kentin deniz ticaretinde ne derece aktif rol oynadığı konusuna ışık tutulmaya çalışılmıştır. Assos limanının hemen dışında bulunan Geç Roma dönemine ait kargosu amphora yüklü gemi batığı da ayrıca incelenmiş olup Geç Antik Dönem deniz ticaretinde limanın işlev ve önemini vurgulaması açısından bu tez kapsamında değerlendirmeye alınmıştır.
Sualtı kültür mirası araştırmaları'nda coğrafi bilgi sistemleri kullanımı: Akdeniz havzası batık bilgi sistemi
Son yıllarda ilerleyen teknoloji ile birlikte Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları'nda hızlı bir gelişim görülmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar incelendiğinde alana katkı sağlaması için sualtı arkeolojik araştırmalarını teknolojiye adapte ederek gelişimini sağlayacak bir araştırma konusu belirlenmiştir. Arşivleme, tarihlendirme, veri analizi gibi arkeolojik araştırmalardaki önemli hususlarda oluşan sorunların etkin bir analizleme ve yöntem eksikliği bulunmaktadır. Bu kapsamda tezin amacı teknoloji altyapısını kullanıp, ArcGIS yazılımı temelinde ve bu teknolojik araçları kullanarak Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları'nı daha etkin hale getirmektir. Aynı zamanda CBS yazılımının sualtı arkeolojisindeki entegrasyonunu sağlamak, sorunlara çözüm önerisi ve araştırma yöntemlerine farklı bir bakış açısı getirmek hedeflenmiş, ArcMap yazılımı ile Akdeniz Havzası Batık Bilgi Sistemi oluşturularak gerekli analizler yapılmıştır. Kıyı yakınlık analizi, buffer etki sahası analizi ve öznitelik analizi yapılarak örnek bir sistem kullanımı araştırması yapılmıştır. Yapılan bu analizler sayesinde CBS'nin Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları'nda kullanımı test edilmiş ve Akdeniz Havzası Batık Bilgi Sistemi oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, arşivleme, tarihlendirme araştırmaları, veri analizi aşamalarında oluşan sorunlara çözüm getirilmiştir. Batık Bilgi Sistemi ve CBS yazılımlarının kullanımının bundan sonra yapılacak olan araştırmalara referans niteliğinde olacağı, araştırmaları destekleyici ve kolaylaştırıcı olmasının yanı sıra, kapsamlı bir görüntü elde edilmesini sağlayarak bakış açısı oluşturacağı düşünülmektedir.
Kocaeli'nin Kerpe Limanında yapılan sualtı araştırmaları ve Akdeniz ile bağlantıları
Kocaeli İlinin Karadeniz kıyıları doğuda Sakarya ili ile sınır oluşturan Karasu çayının batısında başlayarak Cebeci, Kefken, Kerpe, Seyrek ve en batıda Bağırganlı yerleşimi İstanbul ili Ağva beldesi ile sınırlandırılmıştır. Sahil beldeleri dantel gibi koylara ve bu koylarda ve açıklarında küçük adalar üstünde çeşitli tarihsel dönemlerde yerleşilmiş liman ve kale gibi kalıntılar bulunmaktadır. Karadeniz güney sahilinde arkaik dönemden başlayarak Osmanlı dönemi dahil sürdürülen deniz ticaretinde ada ve karşı sahildeki koyların oynadığı rolü tespit etmek; kıyı şeridi arasında kalan denizin su üstünden ve içinden taranarak su altında bulunan kültür varlığını ve mimari yapının tespitini yapmak ve bunları incelemek. Kocaeli'nin Karadeniz Kıyılarında küçük ada ve koylarda bulunan kalıntıların tespiti ve bilimsel incelemelerini yapmak; Kocaeli'nin Karadeniz Kıyılarının, kıyı şeridinde tarihsel dokuyu tespit etmek. Sualtı Kültür Mirası kapsamında yapılacak olan çalışmada, Kocaeli'nin Karadeniz Kıyılarının sualtı arkeolojı tarihi, coğrafyası, günümüze kadar yapılmış tüm sualtı arkeoloji çalışmalar ele alınacaktır. Çalışmanın bir diğer amacı Kara- Diğer (Akdeniz-Marmara ve Ege ) denizlerle ilişkisinin değerlendirilmesi, karadenizin deniz kültürleri ve denizciliği arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaktır.