
14
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Marmara Bölgesi'ndeki mevcut marinaların küresel iklim değişikliğinin etkilerine karşı risk algısı ve hazırlık durumu üzerine bir araştırma
İklim değişikliğinin etkisi her geçen gün kendini daha açık bir şekilde hissettirmektedir. Bu etki özellikle sahil şeridinde daha yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Sahil şeridinde konuşlanmış bir turizm tesisi olan marinalarda; iklim değişikliği etkilerine karşı riski algılamak ve hazırlık durumunu en üst seviyede yürütüyor olmak önem arz etmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, Marmara Bölgesi marinalarının iklim değişikliği algılarının ve ayrıca iklim değişikliğinin temel boyutları olan; iklim değişikliği risk algısı, iklim değişikliği farkındalığı, iklim değişikliğinin etkisi ve iklim değişikliğine uyum konuları hakkında eğilimlerinin incelenmesidir. Araştırmanın amacına uygun olarak, 36 sorudan oluşan bir anket, hedef marinaların yöneticilerine uygulanmıştır. Elde edilen bulgular Marmara Bölgesi marinalarının yöneticileri aracılığıyla iklim değişikliği konusunda yüksek bir algıya sahip olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Ayrıca marina yöneticilerinin algıları dâhilinde: iklim değişikliği risk algısı ve iklim değişikliğine uyum; iklim değişikliğinin etkisi ve iklim değişikliği farkındalığı; iklim değişikliğinin etkisi ve iklim değişikliğine uyum değişkenleri arasında anlamlı ilişki ortaya konulmuştur.
Ülkelerin filo performanslarının çok kriterli karar verme yöntemleri ile incelenmesi
Denizyolu taşımacılığı, geçmişten günümüzde kadar değişim gösteren bir taşımacılık türüdür. Küreselleşme ile ticaret hacminin artışı taşımacılığa olan talebin artmasına neden olmaktadır. Denizyolu taşımacılığı kıtalar arası seyahatlerde, yüksek hacimli ürünlerin taşınabilmesinde, maliyet ve güvenilirliği bakımından diğer taşıma türlerine göre avantajlıdır. Ülkelerin deniz ticaret filoları, denizyolu taşımacılığındaki performansının önemli belirleyicilerindendir. Bu nedenle, ülkelerin filo performansında önemli olan göstergeleri belirlemek önem taşımaktadır. Diğer taraftan denizyolu taşımacılığı ile ilgili makro ölçekte bir analiz yapabilmek için ülkelerin filo performanslarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada ülkelerin 2018-2021 yıllarındaki filo performans göstergelerinin ağırlıklandırılmasında ve ele alınan ülkelerin ağırlıklandırılma sonuçlarına göre sıralanmasında çok kriterli karar verme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Göstergelerin ağırlıklandırılmasında CRITIC; alternatiflerin sıralamasında ise VIKOR yönteminden yararlanılmış ve hesaplamalar formüller eşiğinde Excel uygulamasında yapılmıştır. G20 ülkelerinin filo performansları açısından da rekabet gücü ve ticaret yoğunluğunun sıklıkla hangi yıllarda olduğu incelenmiştir. Literatürde filo performansları ve çok kriterli karar verme yöntemlerine ilişkin çalışmalar görülürken; ülkelerin filo performans göstergelerinin CRITIC tabanlı VIKOR yöntemiyle karar verilmesine rastlanmaması bu çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Bulgulara göre 2018-2019 yıllarında filo performans göstergeleri önem düzeyleri, Gemilerin Maksimum Yük Taşıma Kapasitesi, Geminin Maksimum Boyutu, Geminin Ortalama Büyüklüğü, Gemi Başına Ortalama Kargo Taşıma Kapasitesi, Gemilerin Ortalama Yaşı ve Gemilerin Limanlardaki Ortalama Süreleri olarak sıralanmıştır. 2020 ve 2021 yıllarında ise 2018 ve 2019 yıllarına göre Limanlardaki Ortalama Süre ve Gemilerin Ortalama Yaşının önem düzeyleri değişmiştir. Ülkelerin sıralamasında ise Japonya, Malezya ve Hollanda'nın yüksek performans gösterdiği görülmüştür. G20 ülkeleri değerlendirildiğinde ise Japonya, Birleşik Krallık ve Almanya yüksek performansa sahip ülkeler olmuştur.
Marmara bölgesindeki konteyner limanlarının performans analizi
Deniz yolu taşımacılığı, ilk uygarlıklardan bu zamana kadar gelen en eski taşıma modellerinden biridir. Bu taşımacılık yönteminin küresel çapta büyümesi ve gelişmesinde en önemli faktör dünyanın büyük bir kısmının sular ile kaplı olmasıdır. Gelişen teknoloji ile birlikte yüklerin birimleşmesi amacıyla konteyner taşımacılığı ortaya çıkmıştır.Konteyner taşımacılığı, ülkemizde ve dünyada en çok kullanılan yük taşımacılığı tiplerinden biridir. Konteyner taşımacılığı sayesinde farklı yüklerin aynı konteynere yüklenerek bir yerden başka bir yere taşıma işlemi gerçekleşmektedir. Konteyner taşımacılığı için limanlarda özel ekipmanalar bulunmaktadır. Limanların sahip olduğu bu ekipmanlar, yatırımların artmasında ve teknolojinin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Marmara bölgesinde bulunan konteyner limanlarının performans analizlerini yapmak, performansın etkileyen değişkenlerin neler olduğunu tespit etmek ve limanların performans sıralamalarını oluşturmak içinçok kriterli karar verme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Analizlerin yapılması için TÜRKLİM' den elde edilen veriler kullanılmıştır. Verilerin analizinde EXCEL programından yararlanılmıştır. Çalışmada değişkenlerin önemini anlamak için Entopi ile ağırlıklandırma yöntemi kullanılmıştır. Sıralama yöntemi olarak ise TOPSIS, MAUT, VIKOR, PROMETHEE yöntemleri kullanılmış ve limanların nihai performans sıralamasını belirlemek için BORDA sıralama tekniği kullanılmıştır. Bu çalışmanın Marmara bölgesi konteyner limanlarının performanslarını farklı yöntemler ile ortaya koyması bakımından literatüre katkı sunması beklenmektedir. Çalışmanın sektörel katkısı ise limanların rekabet ortamında performanslarını izleyebilmeleri, benzer limanlar ile kendi performanslarını karşılaştırabilmeleri ve gelişmeye açık yanlarını tespit edebilmeleridir. Anahtar Kelimeler: Konteyner Limanları, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri, Performans Analizi, BORDA Sıralama Yöntemi, Performansın Boyutları.
Incoterms 2020 ile getirilen değişiklikler ve bu değişikliklerin çeşitli vakalar üzerinde değerlendirilmesi
Uluslararası ticaretin Dünya ülkeleri için vazgeçilemeyecek bir değer olduğu açıktır. Uluslararası ticaret içerisinde yer alan paydaşlar arasında ki doğru iletişim, yaşanabilecek potansiyel sorunların önüne geçmek için oldukça önemli ve dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Bu bağlamda gün geçtikçe gelişen ve ilerleyen teknolojik gelişmeler ile birbirine bağlanan Dünya için yeknesaklık teriminin önemi artmaktadır. Bu kavramlara bağlı olarak ticaretin sürdürülebilirliği, kolaylaşması, daha adil ve serbest olması, standartlaştırılması, farklı ülkelerde farklı yorum ve uygulamalardan kaynaklı belirsizliklerin ortadan kaldırılması, ortak bir kurallar bütününe dayanması amaçları ile Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) tarafından Incoterms® teslim şekilleri yayınlanmaktadır. Bu kurallar uluslararası ticaretin temel öğeleri olan alıcı ve satıcı için risk, maliyet ve yükümlülük kavramlarını düzenlemektedir. Incoterms® teslim şekilleri gelişen ve büyüyen Dünya piyasalarından doğan ihtiyaçlara göre yıllar içerisinde revizyonlar geçirmiş. Bazı terimler tamamen kaldırılmış ve bazı terimler ihtiyaçlar doğrultusunda güncellemeler geçirmiştir. İlk olarak 1923 yayınlanan daha sonra 1936 yılında Incoterms olarak basılmış ve 1953, 1967, 1976, 1980, 1990, 2000, 2010 ve sekizinci güncelleme aynı zamanda son sürümü ile Incoterms® 2020, 10 Eylül 2019'da yayınlanmıştır. Incoterms® Dünya ticareti içerisinde tüm paydaşlar tarafından (hükümetler, yasal merciler, alıcı ve satıcılar...) ortak kabul görmüş ve en sık kullanılan kurallar bütünü olmuştur. Tüm bu nedenlere bakıldığında Incoterms® 2020 teslim şekilleri tezimiz için iyi bir araştırma ve inceleme konusu olmaktadır. Tez içerisinde, yayınlanan kuralların önce ki versiyonlar ile kıyaslanması ve değişiklileri daha net biçimde sunabilmek amacı ile karşılaştırmalı metot yöntemi kullanılmıştır. Çalışmamızı diğer çalışmalardan özgün kılan, yargıtay kararlarının yeni yayınlanan Incoterms® 2020 çerçevesinde yorumlanması ve sonuç kısmında sunulan önerileriler olacaktır. Tezimizin temel amacı; yeni versiyon ile beraber hangi yorum farklılıklarının önüne geçmeyi amaçladığı ve kullanıcılara nasıl yardımcı olduğu ;eski versiyonlara göre hangi noktaları daha çok netleştirdiği, hangi yorum farklılıklarının önüne geçmeyi amaçladığı ve kullanıcılara nasıl yardımcı olduğu olacaktır. Son bölümde sunulan ticaret hayatı içerisinde yaşanmış problemler ve Incoterms® 2020 çerçevesinde yargıtay kararlarının incelenmesi, yorumlanması ve son kısımda sunulan öneriler tezi özgün kılan noktalardır.
Avrupa Birliği'nin Suriye'ye uyguladığı yaptırımların denizcilik sektörüne etkileri
Devletler uluslararası politikaları gereği düzen kurallarına uygun davranışı sağlayacak her türlü tedbiri alabilmek için vasıta olarak yaptırımları kullanmaktadırlar. Bir veya birden fazla devlet, düzen kurallarına uymadığı tespit edilen hedef devleti ekonomik ilişkilerin kesilmesi yönünde tehdit ederek veya cezalandırarak hedef devletin davranışlarını değiştirmeyi amaçlar. Bu kapsamda (AB) 2011 yılında Suriye hükümetinin sivil nüfusa uyguladığı şiddetli baskıya yanıt olarak çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. Yaptırımlar hükümetin yanında hükümetle işbirliği içerisinde olan veya savaş ekonomisinden kazanç sağlayan şirketleri ve kişileri de hedef almaktadır. Kişi ve kuruluşları hedef almanın yanı sıra kısıtlayıcı tedbirler iç baskı için kullanılabilecek ekipman ve teknolojiye yönelik ihracat kısıtlamalarını da içerir. AB listeler yayınlayarak Suriye'ye ihracatı yapılması ve ithalatı yapılması yasak olan malları sıralamaktadır. Listede ismi geçen malları hedef ülkeye; satmak, sağlamak, transfer etmek veya konu malları AB'ye ithal etmek yaptırımlara tabi olmaktadır. Yapılan transferlerin yasak olması deniz yolu taşımalarını yüksek miktarda etkilemektedir. İşbu çalışmada AB'nin Suriye'ye uyguladığı yaptırımların denizcilik sektörü üzerindeki etkileri araştırılmış ve sektörün farklı noktalarında faaliyet gösteren kişiler ile görüşülmüştür.
Kruvaziyer turizm firmalarının sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin incelenmesi
Bu yüksek lisans çalışması, kruvaziyer turizmi sektöründeki öncü firmaların sosyal medya platformlarını nasıl ve ne düzeyde kullandıklarını incelemeyi hedeflemektedir. Dijital iletişimin günümüz pazarlama stratejilerindeki önemi arttıkça, sosyal medya bu sektörde stratejik bir araç hâline gelmiştir. Araştırmaya, kruvaziyer pazarındaki yolcu taşıma hacmi, filo büyüklüğü ve pazar payı gibi ölçütler esas alınarak seçilen 49 global firma dâhil edilmiştir. Firmalara ait sosyal medya hesapları, yalnızca resmî web sitelerinde yer alan bağlantılar temel alınarak manuel biçimde toplanmış; böylece sahte, kişisel veya temsil gücü zayıf hesaplar kapsam dışı bırakılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniği ile değerlendirilmiş; takipçi sayısı, paylaşım sıklığı, aktiflik düzeyi ve platform çeşitliliği gibi kriterler üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, dijital mecralarda süreklilik gösteren içerik üretimi ve çoklu platform varlığının marka görünürlüğünü artırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, firmalar arasında sosyal medya kullanım düzeyleri ve platform tercihlerinde belirgin farklılıklar saptanmış, bu durumun stratejik iletişim planlaması açısından önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda çalışma, kruvaziyer turizminde sosyal medya tabanlı pazarlama stratejilerinin sektörel etkilerini belirleyerek firmaların dijital görünürlüklerini artırmaya yönelik sistematik öneriler sunmaktadır.
Liman rekabeti ve hinterland bağlantıları: Demiryollarının rolü
Bu çalışma, liman rekabetçiliği bağlamında hinterland bağlantılarının belirleyici rolünü ve özellikle demiryolu altyapısının bu süreçteki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Limanlar, günümüzde yalnızca kıyı operasyonlarıyla sınırlı kalmamakta; karasal bağlantılarla desteklenen çok modlu ulaşım ağları sayesinde küresel lojistik zincirlerinde stratejik bir konum üstlenmektedir. Bu bağlamda, demiryolu taşımacılığı hem sürdürülebilirlik hem de maliyet avantajı bakımından ön plana çıkmakta, limanların hinterland erişimini doğrudan etkilemektedir. Araştırmada, nitel yöntem esas alınarak Antalya Limanı özelinde bir durum analizi gerçekleştirilmiştir. Limanın demiryolu bağlantısının olmaması, operasyonel kapasiteyi sınırlayan ve bölgesel rekabet gücünü zayıflatan temel unsurlardan biri olarak ele alınmıştır. Bu çerçevede, liman yöneticileri, kamu temsilcileri, akademisyenler, ihracatçılar ve lojistik firmalarıyla yapılan 12 derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, altyapı yetersizliklerinin, stratejik planlama eksikliklerinin ve artan lojistik maliyetlerin, hinterland bağlantılı liman rekabetçiliği üzerinde nasıl bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Çalışma, liman-hinterland ilişkilerinin güçlendirilmesi için demiryolu entegrasyonunun kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamakta; planlayıcılar ve politika yapıcılar için bütüncül bir altyapı vizyonunun gerekliliğine işaret etmektedir. Ayrıca, demiryolu destekli hinterland stratejilerinin, bölgesel kalkınma hedefleriyle daha uyumlu bir liman politikası oluşturulmasına katkı sunabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Liman Rekabetçiliği, Hinterland Bağlantısı, Demiryolu, Lojistik, Antalya Limanı, Tematik Analiz
Yurt içi denizyolu kuru yük taşımacılığı pazarı: Model kullanımı ile tahmin geliştirme
This dissertation aims to reveal the demand variables in the domestic dry cargo shipping market, investigate their relations and develop demand forecasting models. The shipping industry performs in industrial markets and the characteristics of demand in industrial markets are complex. When the environmental impact of the shipping industry is added to this complexity, it becomes evident that there is a need for a demand-oriented marketing support system. This support will reduce the imbalances between supply and demand, help to identify needs and provide marketing information to guide industry actors and decision makers. The main motivation of this dissertation is to establish and provide a multi-perspective demand forecast support and an indicative process for the domestic dry cargo shipping market. The study was carried out in three stages and both qualitative and quantitative methods were used during the research. In the first phase, forecasting models of domestic dry cargo shipping were developed by ARIMA, MLP, LSTM, NARX and Hybrid ARIMA_MLP models and comparisons of these models were made. In the second phase, the variables compiled from shipping and industrial marketing literature were mapped to obtain geographical and market specific variables. The last phase consisted of a field study that provides a model for domestic dry cargo shipping demand.
Türk zabitlerinin çalışma yerlerinde çatışma ve çatışma yönetimi: Kişilerarası, gruplararası ve örgütlerarası boyutta bir çalışma
"The ship" is an unorthodox workplace due to numerous differences. The work and living spaces are one and the same, there is no place to go to relax when the work is over, family and friends are out of reach and the organizational structure is almost military-like, with high level of hierarchy. Ships are workplaces where working in harmony does not only affect the work performance, but the safety of life and goods on board, and the ship as well. However, despite these conditions that are the backdrop of conflict, and where the consequences of conflict can be a lot more severe when compared to the orthodox workplaces the ship as a workplace and the reasons for conflict that arise among seafarers are yet to be studied in this literature. Due to these reasons, this study aims to fill this gap by identifying the reasons for conflict in seafarers' workplace, perceived by officers themselves and the decision makers who consist of human resources and crew managers of shipowning and ship managing companies. For this aim, a semi-structured interview was carried out with officers who are actively working on board ships. A total of 20 interviews had been carried out with officers, and in those interviews a total of 29 reasons for conflict have emerged. Following focus group study that was carried out by decision makers provided 18 emerging codes. Findings of the study show that there are various differences among officers and decision makers on what constitutes a reason for conflict on board ships. Identification of these reasons will help better understand the conflict situations on board ships as well as contribute to the workplace conflict literature.
Ana liman seçim kriterleri ve Türkiye'de ana liman seçimine yönelik bir uygulama
Ana limanlar kendi hinterland alanına özgü yükleri de elleçleyen, konum, tesisler, yan servisler ve çevre konularında bulunduğu bölgedeki diğer limanlara üstünlük gösteren büyük çaplı yükleme/boşaltma merkezleridir. Dünya üzerinde küreselleşme ile bölgeler ve kıtalar arası artan ticari rekabet ana limanların rekabetini gündeme getirmiş ve ana limanların seçim kriterleri hakkında bir çok çalışma yürütülmüştür. Çalışmada öncelikle literatür taraması ile ana liman seçim kriterleri ve genel karakteristikleri bulunmuştur. Seçim kriterlerinin Türkiye'de bir ana liman değerlendirilmesinde kullanılabilmesi teyidi ve Türkiye'de ana liman olma potansiyeli gösteren limanların bilgileri açık uçlu anket sorularıyla akademisyenler ve özel sektörden alınmıştır. Bu bilgiler ışığında beş potansiyel ana liman ve yedi ana liman seçim kriteri bulunmuştur. Kriterler hem taşıma işleri komisyoncuları, hem de düzenli hat deniz yolu taşımacılığı yapan şirket acenteleri bakış açısından ve en son genel bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Genel sonuçlara göre ana liman seçim kriterleri içerisinde en önemlileri sırasıyla; pazara yakınlık ve hinterland, liman konumu, liman ücretleri, liman intermodal ağı, liman altyapısı, elleçleme ekipmanlarının verimliliği ve liman kapasitesi olurken; değerlendirilen limanlar arasında ana liman olmaya en uygun limanlar sırasıyla Ambarlı Limanı, Kocaeli Limanı, Mersin Limanı, Aliağa Limanı ve Asyaport Limanı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Ana Liman, Ana Liman Seçimi, Konteyner Taşımacılığı
Lojistik merkezlerde yatay işbirlikleri kapsamında anahtar performans göstergelerinin belirlenmesine yönelik nicel bir araştırma
Logistic centres are built in a specific area for the realization of all logistical activities by various actors and their impact on global freight traffic and their importance in terms of sustainability and multimodal transportation are increasing. Horizontal collaborations have been a well-known concept for different industries for a while, but they are not as common as in logistics industry except from the maritime transport. So it can be considered as an up-to-date method for the solution of many problems for the logistics sector as well. Logistics centres are already considered as an example of specialised industrial clusters resulting from collaboration between logistics service providers. Logistics centre and Horizontal collaboration concepts and the relationship between them are the main interest of this thesis. In this regard, this research aims to determine and prioritize key performance indicators in the scope of horizontal collaborations for logistic centres. In order to achieve the aim of the research; both qualitative and quantitative data collection methods were employed. Secondary (content analysis) and primary data collection (semi-structured interview) techniques as qualitative research methods and Fuzzy AHP method as a quantitative research method were used. Interviews were made with 7 logistics centre managers and 7 logistics company managers which are operate in logistics centre and fuzzy AHP survey were carried with 18 profesionals/experts from different groups of logistics centre's stakeholders. The results were interpreted based on the findings of the analysis. Horizontal collaborations and logistics centres are drivers and facilitators of each other. As a result of the study, the perceptions of the logistics center stakeholders about their expectations from the logistics centers and the horizontal cooperation in the logistics sector were revealed. The results of the thesis will have importance for practitioners in the logistics industry. Logistics center managers and policy makers can take into account identified and prioritised key performance indicators by adopting a relationship marketing-oriented approach while planning, building and managing logistics centers. Finally, the research aims to contribute to the future studies of academicians aiming to study in this field.
Düzenli hat denizyolu taşımacılığı işbirlikleri ve ilgili rekabet mevzuatına ilişkin karşılaştırmalı bir çalışma
Economics, management and legal sciences are in constant interaction. A change in one of these disciplines affects others. Competition is the one of the good examples of this interaction. During the industrial revolution, the economists had supported the self-regulated market rules and state that the government should not interfere the market conditions. Based on this assumption, governments had avoided controlling market and companies had established strategies without any government intervention. This idea had triggered the monopolies after the industrial revolution. As a result of the discriminatory practices of monopolies, the smaller firms began to disappear and consequently social welfare has been damaged. States, with the support of economists, have enacted competition law rules with the purpose of preventing discriminatory practices of monopolies. Soon after the competition regulations, companies have implemented collaboration strategies in order to share risks and assets. The collaborations are also in the scope of competition regulations. Discriminatory strategies and abuse of dominant position of the collaborations are forbidden by competition law. Liner shipping companies have followed the collaboration strategy trend and implemented conferences, strategic alliances and mergers. In order to promote the liner shipping industry, the governments have given immunities via excluding them from competition regulations. Today the legal authorities are discussing the necessity of the immunities and several governments have already removed the exemptions, while a few continued to give limited privileges. By considering all of these, in this thesis, firstly, place of collaboration strategies in the strategic management science and the liner shipping collaboration strategies are discussed. Secondly, the U.S. and E.U. competition regulations and related cases are studied in the frame of cartels and abuse of dominant position. Finally, the governing regulations about liner shipping collaborations of the U.S. and E.U. legislation are studied and leading cases of the U.S., E.U and Turkey are compared with each other to draw a road map for Turkey about how the liner shipping collaborations shall be regulated in order to promote the Turkish National liner shipping fleet. Keywords: Collaboration Strategies; Competition Law; Cartel; Abuse of Dominant Position, Liner Shipping.
Türkiye'de deniz turizmi stratejileri: İzmir için bir analiz
Türkiye'nin mevcut deniz turizmi stratejileri çerçevesinde, İzmir ili özelinde deniz turizminin gelişimi için gerekli etkenlere verilen önemin ve bilimsel çalışmaların arttırılarak hızlı bir şekilde gelişiminin sağlanmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı İzmir ilinin deniz turizmi açısından güçlü/zayıf yönleri ile fırsatların/tehditlerin belirlenmesi ve belirlenen ifadelere göre olası deniz turizmi stratejilerinin ortaya koyulmasıdır. Bu kapsamda İzmir ili deniz turizmi paydaşlarını temsil eden uzmanlarla (n=14) yarı yapılandırılmış derinlemesine yüz yüze görüşmeler yapılmış ve toplanan veriler kodlanarak raporlanmıştır. Çalışmanın bulguları itibariyle; deniz turizmi açısından elverişli kıyı ve ikliminin olmasına rağmen İzmir'in deniz turizminden tam olarak faydalanamadığı ifade edilmiştir. Bunun ana nedeni olarak paydaşlar arası koordinasyon eksikliği ve iletişimi sağlayan bir liderin bulunmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak araştırma çerçevesinde beş ana başlıkta toplam 63 adet olası strateji belirlenmiştir. Eksikliği hissedilen liderlik başkanlığındaki bir komisyonun kurulması ile birlikte tüm paydaşların bir araya gelmesi sağlanarak belirlenen stratejilerin incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Gelecek araştırmalar kapsamında; belirlenmiş olan stratejilerin bir veri toplama aracına dönüştürülerek İzmir deniz turizmi çerçevesindeki tüm paydaşların katılımıyla tartışmaya açılması gerekmektedir.
Yeşil tedarik zinciri değişkenleri ve Türkiye uygulamaları: Yönetici algıları üzerine bir araştırma.
Yeşil tedarik zinciri (YTZ) ve yeşil tedarik zinciri yönetimi (YTZY); dünyada ve Türkiye'de gittikçe önem kazanan kavramlardandır. Doğal kaynakların tükenmesi, küresel doğa felaketlerinin ortaya çıkmaya başlaması, müşterilerin satınalma davranışlarındaki değişimler vb. gibi nedenler bu sürecin nedenleri arasında sayılabilir. Yeşil tedarik zinciri; işletmenin tüm faaliyetlerinde doğaya saygı duyulduğu, doğaya verilen zararları en aza indirgemek, mümkünse bu zararları ortadan tamamen kaldırmak için her faaliyetin analiz edildiği ve bu konularda ortaya konulan çözümlerin tüm faaliyetlere adapte edildiği bir kavramdır. Yeşil tedarik zinciri yönetimi ise yeşil tedarik zinciri kavramının yönetimsel açıdan ele alınmasını tanımlamaktadır. Türkiye firmaları bu uygulamaları takip etmek, öğrenmek ve uygulamak zorunda kalmaktadırlar. Firmaların kendi iç dinamiklerini göz önünde bulundurduğumuzda bu uygulamaları ilk önce öğrenip, yürütmesini sağlayacak olanlar o firmaların yöneticileridir. Bu yaklaşımların hayata geçirilmesinde yöneticilerin en büyük rehberi kendi doğal çevre algıları olacaktır. Bu nedenle; Türkiye firmaları yöneticilerinin yeşil tedarik zinciri ve yeşil tedarik zinciri yönetimi alanlarında temel olacak olan doğal çevre algılarının ne olduğunun ortaya çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Bu tezin amacı, Türkiye'de varlık gösteren küçük ve orta ölçekli firma yöneticilerinin, yeşil tedarik zinciri yaklaşımı ve kriterleri konusundaki algılarının ne olduğunu ortaya çıkarmaktır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Tedarik Zinciri, Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi