Altınbaş University
Discipline

Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı

Altınbaş University

451

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklara yönelik mobil uygulamaların grafik arayüz sorunlarının tespiti ve çözüm önerileri

Son yıllarda hızla gelişen dokunmatik tablet bilgisayarlar, taşıma kolaylıkları ve sunduğu interaktif içerikler nedeniyle pek çok ülkede eğitim müfredatına dahil edilmeye başlanmıştır. Fakat bu cihazlar için üretilen mobil eğitim uygulamalarının grafik arayüzleri çoğunlukla yetişkinler tarafından ve bu yetişkinlerin çocuklar hakkındaki varsayımlarıyla tasarlanmaktadır. Dolayısıyla çocukların gelişim süreçlerine uygun olmayan kullanıcı arayüz tasarımları ortaya çıkmaktadır. Bu durum, yetişkin tasarımcıların, çocukların algı ve beğenileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarına bağlanmaktadır. Tablet bilgisayarlar için üretilen mobil eğitim uygulamaları incelendiğinde, bu uygulamaların kullanıcı arayüzlerinde çocuk kullanıcıların algı sorunları yaşayabileceği düşünülen birçok tasarım unsuruna rastlanmıştır. Ayrıca çocuk merkezli bir kullanıcı arayüz tasarımının standart gereksinimleri hakkında yapılan literatür taramasında, Türkiye'de bu alanda yeterli sayıda bilimsel araştırma ve bilgi olmadığı tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, çocuklar için tasarlanan mevcut mobil eğitim uygulamalarının incelenmesi sonucunda tespit edilen bazı kullanıcı arayüz tasarımı sorunlarının detaylı analizlerini ve bu analizler sonucunda tasarım öğelerinin çocuk dostu hale getirilmesi için öngörülen çözüm önerilerini içermektedir. Araştırma kapsamında, eğitim uygulamalarının kullanıcı arayüz tasarımlarında en sık karşılaşılan tasarım sorunlarının, hatalı tipografi ve ikon kullanımları olduğu görülmüştür. Çocukların bu arayüz tasarımı öğelerini algılama biçimleri ve tercihleri hakkında veriler, anket ve test gibi bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama süreci 9-11 yaş aralığında olan beşinci sınıf düzeyinde eğitim gören öğrenciler arasından yansız olarak belirlenen katılımcılarla yürütülmüştür. Elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Alan taraması esnasında belirlenen hipotezlerin büyük bir kısmı, elde edilen verilerle desteklenmiştir. Sonuç olarak bazı önemli bulgular elde edilmiştir; arayüzlerde kullanılan yazı karakterlerinin çocukların okuma performanslarını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkiledikleri ve yine bu kullanıcı arayüzlerinde kullanılan farklı ikon biçimlerinin çocukların algı ve tercih düzeylerini etkileyebildiği sonuçlarına varılmıştır.

Arayüz programıArayüz tasarımıBilgisayar destekli eğitim+5
Ertan Toy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnteraktif medya ile yapılan PR yöntemlerinin bir prototip olarak Kariye Müzesi'nde uygulama önerileri

Müzeler birer sosyal mekân olarak toplum içinde gün geçtikçe daha önemli bir yer edinmektedir. Tarihi mekânların restorasyonun yoğun şekilde gerçekleştirildiği ve geçmişi olan mekânların değer kazandığı bugünlerde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ancak pek bilinmeyen Kariye Müzesi'nin tanıtımı ve ziyaretçilerinin ilgisini ve bilgisini arttıracak interaktif PR yöntemlerinin neler olabileceği tez kapsamında değerlendirilmektedir. Yapının Bizans sanatının nadir bir örneği olduğu sanat tarihçiler ve mimarlar tarafından ifade edilmektedir. Bir grup genç restoratörle Kariye Müzesi'nde gerçekleştirilen gezi sonrası yapılan röportaj çalışması gözlem verisi sağlarken yetkili kişilerle yapılan röportaj ve mail görüşmeleri bir diğer veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl sonu ortaya çıkan geleneksel PR çalışmalarının internetin yaygınlaşmasından sonra genişleyen ağlar sayesinde sosyal ağların desteğiyle yaygınlaştığını görmekteyiz. Ayasofya Müze Müdürlüğü himayesinde faaliyetini sürdüren Kariye Müzesi'nin 2015 verilerine göre Ayasofya Müzesi'nin ziyaretçi sayısının çok altında kalan ziyaretçi sayısına sahip olduğu da görülmektedir. Hâlihazırda restorasyonda olan yapının yürütülen bir PR çalışması olmadığı bilinmekle beraber müzenin sahip olduğu bir PR arşivi de bulunmamaktadır. Dünyanın pek çok yerinde anıt eserlerin birer müzeye dönüştürüldüğü biliniyor. Bu müzelerin ziyaretçisine henüz müzeye gelmeden yapılabilecek imaj çalışmaları ile bir kurumsal dünya inşa etmek gerekmektedir. Ayrıca müze ziyaretçisine cazip gelecek teknoloji uygulamalarının duyurulması ziyaretçiler için etkili bir PR faaliyeti olacaktır. Ziyaretin nasıl faaliyetler ve faydalar içerdiği yazılı, basılı ve dijital medyada duyurulmalıdır. Bu bağlamda tanıtım ve zengin içeriğin potansiyel ziyaretçiye hangi kanallardan sunulacağının önerilmesi birinci hedef olarak görülmektedir. İkinci hedef olarak da müzeye gelen ziyaretçinin gezisinden daha fazla verim aldığı ve bilgiyi özümsediği interaktif sistem önerileri sunmak amaçlanmaktadır.

Etkileşimli medyaHalkla ilişkilerKariye Müzesi+2
Aynur Karagöl
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Disiplinlerarasılık, coğrafi kavramlar ve sanatsal bir edim olarak yürümek

Disiplinlerarasılık, 1960'lardan bu yana, çağdaş sanatta kullanılan üretim yöntemlerinin başında yer almaktadır. Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Sanat alanında bu bağlamda sıkı bir geçişlilik söz konusudur. Örneğin sosyal bilimlerdeki bir ilerleme, sanatın bir parçası haline gelebilmektedir. Bilimsel araştırmalarda izlenen yöntemlerden biri, önce ilgili alanda yaşanan problemin her yönüyle tespit edilmesi, daha sonra da bu problemin çözümüne giden yolların test edilerek sonuca ulaşılmasıdır. Diğer bir araştırma ve geliştirme yöntemiyse farklı bir disiplinde ortaya konulmuş olan bir yeniliğin, başka bir bilim alanındaki araştırmacı ve akademisyenler tarafından yorumlanarak, yeni kullanım alanlarının ortaya konulmasıyla gerçekleşmektedir. "Disiplinlerarasılık, Coğrafi Kavramlar ve Sanatsal Bir Edim Olarak Yürümek" başlığıyla yapılan bu tez çalışması da gündelik hayatın rutin bir olgusu olarak görülen yürümenin çağdaş sanat alanındaki kullanımına yönelik bir tarihçeyi ve bunun günümüze dair yorumunu içermektedir.

Coğrafi kavramlarDisiplinlerarasıModern sanat+2
Fırat Arapoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

"Sahne yazım" kavramının müze sergi tasarımlarında incelenmesi

Müzelerde gelişen "Sahne Yazım", sergileme stratejilerini mekânsal deneyim ve kalıcı deneyim sağlamak üzerine kurar. Müze mekanında sanatçılar ve izleyenler arasında kırılgan, dinamik, hissel ilişkiler geliştiren "Sahne Yazım", sergilemede hikaye anlatımı ve dramaturjiyi izleyen ve nesne arasında işleyen bir süreç olarak ele alarak katmanlı bir anlatım oluşturmayı amaçlar. "Sahne Yazım" yeni sergileme teknolojilerini kullanarak müzeyi beden odaklı etkileşimli çoklu medya anlatı mekanlarına dönüştürür. Böylece ziyaretçiyi yoğun bir anlama durumuna teşvik ederken daha derin ve kalıcı çok yönlü duyusal deneyimler sağlar. Tezle, müzelerde gelişen "Sahne Yazım"ın kavramının anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. "Sahne Yazım" kavram olara ele alınmış kapsam ve ögelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda günümüz müzeciliğinde değişen sergi tasarım stratejelerinde yeni bir yaklaşım olan ve içerikten doğan biçimi amaçlayan "Sahne Yazım"ın etkilediği sergileme örnekleri incelenmiştir.

Mekan tasarımıMüzelerSahne yazım+4
Neyran Günüçer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Evreni anlamlandırma girişimi olarak mikro dünya ve sanatın birlikteliği

Bu çalışma evreni anlamlandırmak için fizik, biyoloji, kimya ve alt dalları, felsefe, din gibi alanların mikro dünya ile kurdukları yakın ilişkileri ve bu ilişkilerin ortaya çıkardığı mikro dünyaya özgü çalışmaları göz önünde bulundurarak evreni anlamlandırma girişiminde önemli ve etkin bir yol olduğu düşünülen sanatın mikro dünya ile ilişkisini anlatmaktadır. İnsanın kendisini, yaşadığı dünyayı ve evreni tanımlamak için gösterdiği çaba, evrende var olma, evreni anlama ve onunla etkileşim kurma isteğinden ileri gelmektedir. Bu istek bilimsel, felsefi, dini perspektifler üzerinden giderilebilmektedir. Evreni anlamlandırma biçimleri teknolojinin ilerleyişiyle de oldukça ilişkilidir. Ancak çok eskiden beri ve bugün söz konusu bütün alan ve gelişmelerle yakın temasta olan sanat, insan ve evren arasındaki ilişkiyi çok yönlü biçimde ele almaktadır. Sanatın farklı alanlarla kurduğu bağ geçmişte ve bugün pek çok disiplinlerarası çalışmanın ortaya çıkmasına ortam hazırlamıştır. Bahsi geçen birlikteliklerden biri de mikro dünya ve sanat arasındaki ilişki olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle sanat ve mikro dünya ilişkisinin geçmişte ve bugün sanat çalışmalarına nasıl ve ne oranda yansıdığı incelenmiştir. Söz konusu ilişkinin plastik sanatlardaki karşılığının incelenmesi için öncelikle tarihsel harekette ilk çağ felsefesinden modern döneme kadar evrenin tanımlanma biçimlerine yoğunlaşılmıştır. Bunun yanı sıra mikro düzeyden bağımsız düşünülmesi imkânsız görülen makro düzeyin ne olduğu ve her iki düzeyin anlatımının sağlanması için bakış açısı mefhumunun felsefi anlatımına başvurulmuştur. Çalışmanın, bilinmeyi açığa çıkarmak, görünür kılmak, göstermek üzerine kurulmuş çıkış problemini tartışmak adına özgün fikir ve gözlemlere yer verilmiştir. Aynı zamanda mikro dünyadan bağımsız düşünülemeyecek mikroorganizmalardan özellikle bakteri ve virüslerin incelenmesine ağırlık verilmiş, söz konusu mikroorganizmalarla ilişkilendirilmiş sanatsal pratikler araştırılmıştır. Farklı dönem ve disiplinlere ait düşünürlerin evreni ve anlamını kavramak, anlatmak adına sundukları teori ve eleştirilerinin çeşitli kavramlarla birlikte okunmasıyla zenginleştirilen çalışma temel sorgulamalarından biri diğeri olan tuhaf, garip, anomali kavramlarının tartışılmasına yoğunlaşmıştır. Bu yoğunlaşmada sosyoloji, felsefe gibi alanlarla fakat ağırlıklı olarak biyoloji ve alt dalları olan mikrobiyoloji, moleküler biyoloji ve genetik gibi mikroskobik düzeyler hakkında araştırmalar yapılmıştır. Çalışmanın geliştirilmesi farklı alan ve disiplinlerin bir arada okunmasının yanı sıra gerçeklik ve kurgu arasındaki farklılıklar ve beraberinde gelen gelecekte canlının nasıl olacağına dair olasılıklara odaklanarak sağlanmıştır. Farklı düşünür ve sanatçıların teorik ve pratik yaklaşımlarıyla kurulan bütün ilişkilere ek olarak mikro dünya ve sanat arasındaki yakın temas hakkında farklı tekniklerde yapılmış üç seriden oluşan özgün tasarımlar elde edilmiştir. Bu bilgiler göz önünde bulundurularak evreni anlamlandırma girişimlerinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen mikro dünya ve sanatın birlikteliğinin farklı işleyişlere sahip olmalarına rağmen ne kadar ilişkili olabilecekleri, mikro dünya ile ilişkili teori, kavram ve gelişmelerin sanatsal pratiklerdeki karşılığı hakkında bilgi edinilmiştir. Ayrıca sunduğu fikir ve pratiklerle bu çalışmanın gelecekte yapılacak araştırmalara özgün katkı sağlayabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Mikro, Evren, Mikroorganizma, Sanat, Biyoloji, Anomali

Merve Semiha Çetin
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

2000 sonrası Türk sinemasında toplumsal gerçekçi filmlerin ideolojik işlevleri: "Karanlık Fabrika"

Bu çalışmada, 2000 sonrasında gerçekleştirilen toplumsal gerçekçi Türk filmlerinin ne tür bir ideolojik işleve sahip oldukları incelenecektir. Bu filmlerin ezici çoğunluğunun sanatsal ve kültürel bir değer olarak varlık sürdürmelerinden ziyade birer kültür endüstrisi ürünü oldukları üzerinde durulacak, toplumsal sorunları anlatan yönetmenlerin ideolojik konumlarıyla sorunun bizatihi kendisini yaşayanların arasındaki mesafe tartışılacaktır. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümlerinde 2000 sonrası toplumsal gerçekçi Türk sinemasındaki genel eğilimlerden önce gerçeklik, sinemada gerçekçilik, genel olarak sanatta toplumsal gerçekçilik, sinemada toplumsal gerçekçilik, kültür endüstrisi, Türk ve dünya sinemasından toplumsal gerçekçi film örnekleri, toplumsal gerçekçi sinemanın kültürel zeminini oluşturan kuramlar ve sinema-ideoloji ilişkisi üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise toplumsal gerçekçi filmin hangi dinamiklerle sanatsal ve kültürel bir değerden çok alınıp satılabilir bir meta oluşunu, yönetmenin kapitalist üretim ilişkileri içerisinde eserine ve topluma yabancılaşmasını anlatan Karanlık Fabrika filminin çözümlemesi yapılacaktır.

Engin Kılıçatan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de politik sinemanın dönemsel incelenmesi

Geçmişten günümüze sürekli bir değişim ve gelişim içinde olan sinemada, çok sayıda konunun iyi ya da kötü işlenmesi ve değişik açılarından ele alınması etkin bir gücünün olduğunu göstermektedir. Bu açıdan sinema bir sanat dalı olmasının dışında kitleleri etkileyebilen bir kitle iletişim aracı niteliği taşımaktadır. Kendisine özgü bir anlatım diliyle dünya genelinde geniş kitleler tarafından kabul görmüş ve daha fazla tüketilmeye başlamıştır. Sinemanın bu yönünü keşfeden siyasi ve ekonomik açıdan güçlü olan ülkeler kendi kültürlerini başka toplumlara yaymak ve kitleleri yönlendirmek amacıyla sinemayı da kullanmışlardır. Böylece politik sinema denen tür ortaya çıkmıştır. Siyasi, ekonomik, toplumsal sorunları konu edinen Politik Sinema, eğlence anlayışlı Hollywood sinemasına ve bireysel konuların ağırlık kazandığı Avrupa Sinema'sına karşı devrimci bir nitelik taşımaktadır. Toplumsal gerçekleri aktaran politik sinema Türk Sinema'sında da kendisini göstermiştir. Bu türün özelliklerini yansıtan çok sayıda film çekilmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi Türk Sineması da ülkede gerçekleşen politik olaylardan etkilenmiş ve bu olayların yansımaları filmlerde aktarılmıştır. Bu noktada tez kapsamında, Türkiye'deki 1970'den 2000'e kadar olan politik dönem içerisinde örnek filmlerin de analizi yapılarak politik sinemanın dönemsel incelenmesi yapılarak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sinema, Politik Sinema, Üçüncü Sinema, Türk Sineması

SinemaSinema sektörüSinema tarihi+2
Aydın Bediroğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türk resim sanatında kadın sanatçıların yapıtları ve öznellik

Bu tezin amacı 1980 sonrası Türk Resim Sanatında yer alan kadın sanatçıların eserlerinde öznellik kavramının bulgularını aramak ve eserler üzerinden öznellik kavramını açıklamaktır. Bu amaçla düşünce tarihinde öznellik kavramını ele alan belli başlı kuramsal yaklaşımların tarihsel izi sürülmüş; öznellik, kendilik, öznel deneyim, kendilik deneyimi ve nesnellik kavramları araştırılmıştır. Yanı sıra bu kavramların sanat olgusuyla ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Antik Yunan, Ortaçağ, Aydınlanma ve Modernizmle birlikte özne, öznellik, öznel deneyim ve kendilik kavramlarının yarattığı tartışmalar incelenmiştir. Ayrıca öznellik ve öznel deneyim bağlamında resim sanatı, sözü edilen kavram ve kuramsal yaklaşımlarla ilişkilendirilmiştir. Bu tezde nitel araştırma yöntemi kullanılarak veriler toplanmış, kaynak analizleri yapılmış ve sanat eserleri incelenmiştir. Tezde yer alan eserler betimsel analiz yöntemine göre yorumlanmış ve kavramsal ilişkiler kurulmuştur. Bunun yanında Türk Resim Sanatında öznellik kavramı analiz edilmiş daha sonra sanatçılar ve eserleri öznellik bağlamında değerlendirilmiştir. Tez kapsamında Tomur Atagök, Neşe Erdok, Nur Koçak, Berna Türemen, İpek Duben, Gülsün Karamustafa, Azade Köker, Fatma Tülin Öztürk, Selma Gürbüz, Didem Ünlü olmak üzere on kadın sanatçı ve 1980 sonrasında ürettikleri eserlere yer verilmiştir. Sözü edilen sanatçıların eserlerinde öznellik ve öznel deneyim kavramlarının varlığı görülmüştür.

Feminist sanatKadın ressamlarKadın sanatçılar+6
Özden Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi (3-6 yaş arası) çocuklar için hazırlanan öğretici nitelikli üç boyutlu bilgisayar oyunlarında sinematografik öğelerin ve grafik tasarım unsurlarının kullanımı

Bu çalışmada, tez yazım sürecinde elde edilen veriler ışığında, okul öncesi dönem çocuklarının bilişsel becerilerine katkı sağlayan ve sinematografik oyun anlatılarını içeren eğitsel oyun tasarımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesinin oluşturulmasında literatür taraması yapılmış ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Mobil oyun açılış grafiklerinden başlayarak sinematik ve grafik tasarım öğeleri için metin analizi yapılmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde, çocuk gelişimi konusunda uzmanların geliştirdiği yöntemlerden bahsedilmiş, sinematografi ve grafik tasarım alanına ait kavramlar, ilgili tanımlar ile bir sayısal oyun açılış tasarımı, oyun arayüzü tasarımı yapılmıştır. Okul öncesi dönem çocukları için eğitim yöntemlerinden biri olan oyunlarla öğretim, sayısal dünyanın bize sunduğu fırsatlardan biridir. Sayısal çağın içine doğan nesil, sanal dünyayı hem gerçek dünyayı deneyimleyerek hem de dönemin teknolojik araçlarını kullanarak tanımaktadır. Bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi cihazlarda çeşitli oyunlarla eğlenerek vakit geçirirken aynı zamanda öğrenme mümkün olmaktadır. Harcanan zamanı en iyi şekilde değerlendirme fikrine sahip olan mobil uygulamalar, eğitim, öğretim yöntemleri dönüştürülerek uygulama geliştiriciler tarafından sayısal ortama göre hazırlanmaktadır. Bu kapsamda üç boyutlu animasyon serilerine sahip üç mobil oyun bulgular ve yorumlar kısmında analiz edilmek üzere seçilmiştir. "Thomas ve Arkadaşlarının Maceraları!", "Bebek Panda'nın Okul Otobüsü - Araba Sürelim!" ve "Maşa ve Ayı: İyi Geceler!" Adı geçen oyunların ücretsiz bölümleri kapsam dâhilinde incelenmiştir. Eğitim kategorisinde yer alan okul öncesi çocuklar için tasarlanmış mobil oyunlarda sinematografi ve grafik tasarım öğelerinin kullanıldığı görülmektedir. Oyun senaryosuna hizmet eden interaktivite kullanımının sinematik anlatılar tarafından yönlendirildiği, sinematografik öğeler ve grafik tasarım öğelerinin bir arada kullanıldığı ve bu öğelerin okul öncesi çocuklar için hazırlanan mobil oyunların oynanabilirliğinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgisayar oyunlarıEğitici oyunlarGrafik tasarımı+6
Özlem Aksöz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

P&G ailesinde kullanılan tipografik elemanların semiyolojik incelenmesi

Bu çalışmada, P&G ailesinde kullanılan tipografik elemanların görsel yönünün anlam oluşturma derecesi ve semiyolojik sürecinde diğer anlam modlarıyla nasıl etkileşime girdiği çok modlu bir perspektiften incelenmiştir. Tipografi, bir işletmenin tasarımını, marka sesini ve kişiliğini tüm dijital ve geleneksel kanallarda destekleyen özelliklerin toplamıdır. Marka yazı tipleri ve tipografi, diğer marka bileşenleri gibi, markanın kişiliğiyle uyumlu olmalıdır. Bu kapsamda P&G ailesinde yer alan 4 farklı markanın yer aldığı tüm yazılı, basılı ve sözlü kaynaklar incelenerek doğuşu ile birlikte logo ve sembollerinin günümüze kadarki serüvenleri araştırılıp incelenmiştir. Keller tarafından yapılan araştırmalar göz önüne alındığında ürün kalitesinin genel hatları semiyolojik açıdan yorumlanarak tez sonucunda marka logo ve sembollerin önemi vurgulanmıştır. Bu kapsamda markaların logolarının net ve fark edilebilir olmasına dikkat edilmelidir. Logo yaratılırken font, renk ve seçilen dizaynlar için tüketici algıları göz önünde bulundurulmalı ve bu algıların markanın imajı, vaadi ve sloganı ile paralel olup olmadığına dikkat edilmelidir. Değişen pazar ve tüketici yapısına paralel olarak, gerek görüldüğünde daha başarılı ve güncel bir görünüm sağlamak amacı ile logo güncellenmeli ancak logonun niteliksel avantajlarını ve anlamını kaybetmemesi için kademeli bir değişiklik yapılmasına dikkat edilmelidir. Profesyonel markalar gereken noktalarda marka müziği, marka kokusu gibi tamamlayıcı marka unsurlarını da dikkatle planlamalı ve marka stratejilerine dahil etmelidirler. Zira marka mesajı ne kadar fazla duyuya hitap ederse o kadar güçlü olmaktadır. Marka değerinin bu yüzyılda şirket değerlerinin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğu bu tez çalışması sonucunda vurgulanmıştır.

Deneysel tipografiGrafik sanatlarGrafik tasarımı+6
Buşra Yayla
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dışavurumculukta bilinç dışı anlatımın rastlantısal yorumu

Çeşitli spekülasyonlar ve kavram / dil / teknik / ve / malzemelerde gerçek ve hayali birleşim, yeni yaklaşımlar üretir. Resim ve heykele zorunlu bağımlılık, kağıt üzerinde yeni alternatiflere yol açar, kendi izdüşümlerini formüle eden çok özel bir bilginin oluşumu olarak yükselir. Çağdaş çizim, okumaların çoğulluğu ve çeşitliliği ile tanımlanmıştır ve bu eğilim, bu araştırmanın yürütülmesini büyük ölçüde motive eden şeydir. Birbiri ardına ortaya çıkan muazzam olasılıklar, başka hipotezlere kapı açar. Yüzyıllar boyunca akademik işlevinde çok özetlenen çizim, çağdaşlığımızda yeni somutlaştırmalar düşünüldüğünde, ancak her şeyden önce, kendi belirledikleri tüm nüanslar ve değerlerle üstlenildiğinde işlevini değiştirir. Her zaman aşılmış olan değerlerin ve her zaman tek bir seçeneğin verildiği çizimin, yeni estetik değerlere dayandığını ve böylece bakışı yatkınlaştırmanın yeni yollarını kışkırttığını bilmek ve her şeyden önce anlamaktır. Mevcut olaylar, geçen yüzyılda meydana gelen olayların doğrudan sonuçları olan yeni tutumların ürettiği diğer durumlara geri çekilmeyecektir. Bu çerçevede çalışmamızın amacı yeni dışavumculukta bilinç dışı anlatımın rastlantısal yorumunun yapılmasıdır. Anahtar sözcükler: Sanat, Dışavurum, Bilinçdışı,

İbrahim Atlı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tekinsiz bir öğe olarak mitolojinin gerilim sinemasında kullanımı

Tekinsizlik Jentsch'in çalışmasında zihinsel bulanıklık, Freud'un çalışmasında ise hadım edilme kompleksinin yarattığı kaygı olarak tanımlanmaktadır. Tekinsizlik aynı zamanda eş benlik, öte dünya inancı ve ruh kavramları ile açıklanabilecek animist dünya görüşünü yansıtır. Mitoloji ise antik çağlarda yaşayan ilkel insanın doğa karşısında hissettiği varoluşsal tekinsizlik duygusunun sonucudur. Mitler insanın tekinsiz doğa karşısında ürettiği tekinsiz anlatılardır. Cennetten kovulan insan içinde bulunduğu doğayı anlamlandırmak ve olayların sebep-sonuç ilişkisini kurabilmek için mitolojik anlatılar üretmiştir. Bu anlatılar tekinsizlikte olduğu gibi düşünsel her şeye gücü yeterlik anlatısında anlam bulan animist dünya görüşünü yansıtır. Tekinsizlik aynı zamanda gerilim sinemasının başat uylaşımıdır. Konusunu doğrudan mitlerden alan gerilim türü filmlerinde de mitler tekinsiz bir unsur olarak yer almaktadır. Bu çalışmada gerilim filmlerinde tekinsiz bir öğe olarak mitolojinin nasıl kullanıldığı hermeneutik ve göstergebilimsel yöntem ile analiz edilmiş, sinematografik mitolojinin gerilim sinemasındaki yeri tespit edilmiştir.

GerilimMitolojiSinema+2
Gizem Ada Akın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş Türk halı ve kilim motiflerinin glitch sanat yaklaşımıyla dijital yöntemler kullanılarak yeniden yorumlanması

Teknolojinin gelişmesiyle beraber sanat ve tasarım alanları dijital ortamlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu dijital sanatın oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle geleneksel çalışmalar dijital ortamlarda yeniden stilize edilebilmişlerdir. Zaman içerisinde dijital araçların kullanımında veri aksaklıkları ile karşılaşılmıştır. Bu veri aksaklıkları sonucu sanat alanında yeni bir estetik bakış açısı olan Glitch sanat oluşmuştur. Sanatçılar bu veri aksaklıklarını kullanarak yeni sanat eserleri yaratmışlar. Dijital sanatın bir türü olan Glitch sanatı birçok alan ile beraber çalışmaktadır. Teknolojik gelişmeler birçok alanda yenilik sağlayarak bu alanların gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu alanlardan biri de moda ve tekstil alanıdır. Moda ve tekstil alanı üretim süreçlerinde teknolojiden yaralanmıştır. 21.yy'da özellikle teknoloji ile bağı tasarım alanlarında daha fazla görülmektedir. Çalışmada geleneksel motifleri Glitch sanat ile stilize ederek dijital transfer baskı kumaşların tasarımlarının gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türk halı ve kilimlerinde yaygın olarak kullanılan motifler arasından seçilmiş Anadolu motifleri PhotoMosh programında Glitch sanat ile stilize edilmiştir. Daha sonra Adobe Illustrator programı aracılığıyla dizayn edilerek renklendirilmiştir. Dijital transfer yöntemi ile %100 poliester çözgülü kumaşa tasarımı gerçekleştirilen desenlerin aktarılma işlemi ısı transferi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin ve imkanların kültürel öğelerle desteklenerek moda alanında özgün ve yenilikçi baskı kumaş tasarımları oluşturmadaki etkisinin öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler; halı ve kilim motifleri, dijital transfer baskı kumaş, dijital sanat, glitch sanatı

El sanatlarıGlitchHalılar+4
Buket İlmen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist film kuramı çerçevesinde süper kahraman dizilerinde hegemonik erkeklik inşası: The Boys dizi örneği

Sinema ve televizyon, çoğu kez gerçekliği yansıtma ve toplumsal unsurları ele alma potansiyeline sahip olan özgün bir sanat diline sahiptir. Bu nedenle, gelenekselleşmiş ataerkil düşünce sistemi ve eril bakış açısının sinema ve televizyon dizilerinde de etkin olduğu iddia edilebilir. Bu noktada, bu çalışmanın amacı, günümüzün dijital televizyon dizilerinde bu ataerkil anlayışın varlığını değerlendirmek ve tahakkümün erkeğe kodlamış olduğu güç ve şiddet değerlerini ele alan süper kahraman dizilerine odaklanmaktır. Ayrıca, süper kahraman dizilerindeki cinsiyetçi ve erkek egemen normları sorgulamak ve alternatif bir bakış açısı sunmak bu tezin bir başka amacı olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda, The Boys dizisi örneklem olarak belirlenmiş ve göstergebilim ve feminist eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılarak ilgili yapımın ilk iki sezonu hegemonik erkeklik ve eril nazar kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, sinema ve televizyon dizilerinde yer alan ataerkil anlayışın The Boys dizisi özelinde de görüldüğü ve içerdiği göstergelerin ve temaların hegemonik erkeklik değerlerini pekiştiren güç, şiddet ve baskı gibi eril dinamikler üzerine kurulu olduğu yargısına ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, bu tespitin kadın karakterleri pasif konumda bırakan ve erkek egemen normları tekrarlayan anlayışlara neden olabileceği düşüncesine ulaşılmıştır.

Amerikan sinemasıDizi filmDiziler+7
Ahmet Can Yazıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alaybey Karoğlu'nun resimlerinde soyutlama ve doğa izlekleri

Bu tezin temel amacı, Alaybey Karoğlu'nun resimlerindeki soyutlama ve doğa izleklerini araştırmak ve eserlerindeki soyut bulguları analiz ederek açıklamaktır. A. Karoğlu'nun yaşamına ve sanatına odaklanan bu çalışmada, resimlerinin farklı evreleri detaylı bir şekilde incelenmiş, betimleme, çözümleme ve eser analizi yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden biri olan "durum çalışması" yöntemi kullanılarak veriler toplanmış, kaynak analizleri yapılmış ve sanat eserleri titizlikle incelenmiştir. Ayrıca, Alaybey Karoğlu ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ses kayıtları alınmış ve yazıya dökülmüştür. Tezde, 16 eser amaçsal örneklem yöntemiyle seçilmiş ve betimsel analiz yöntemine göre yorumlanmış, kavramsal ilişkiler kurulmuştur. İncelenen sanatçı, resimlerinde soyutlama stiliyle doğa izleklerini ustaca birleştirerek kendi özgün sanatsal ifadesini oluşturur. Doğal manzaraları soyutlama yöntemiyle yansıtarak, izleyicilere farklı bir bakış açısı ve derin duygular uyandırmayı hedefler. Sanatçı, yaratıcı yapıları ve anlam katmanlarıyla eserlerine zenginlik ve çeşitlilik katar. Bu tür sanatsal yaklaşım, izleyicilere etkileyici ve özgün bir deneyim sunar. Araştırma sonucunda, sanatçının eserlerinde, doğadan aldığı izlenimleri, özgün soyutlamalar, çağdaş bir ifade ve yaratıcılık anlayışıyla soyut figüratif imgelerle, dışavurumcu renk ve çözümlemelerle Türk kültürüne, geleneğe göndermeler yaptığı gözlenmiştir. Sanatçının doğa soyutlamasına olan yaklaşımı, lirik, dışavurumcu, müziksel bir dil oluştururken plastik bir birliktelikle ortaya çıkar. A. Karoğlu'nun eserleri, izleyenleri doğayla daha derin bir bağlantı kurmaya teşvik etmektedir. Bu yöntem, çağdaş Türk Resim Sanatında önemli bir yer edinen sanatçının eserlerine özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğa, Soyutlama, Sanatçı, Alaybey Karoğlu.

DoğaKaroğlu, AlaybeyResim sanatı+4
Leman Eda Çelikkol
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında yol ve yolculuk temalı filmlerde anlatı kodlarının değişiminin değerlendirilmesi

Yolculuk kavramı, öngörülemeyen olaylarla karşılaşılması nedeniyle bireyin savunmasız kalarak duygu ve düşüncelerinde köklü değişimler yaşamasını mümkün kılmaktadır. Sinema sanatında, yolculuk teması toplumsal ve politik verilerin işlenmesine imkân sağlamaktadır. Türk Sineması'nda yol filmleri niceliksel olarak artarken tarihsel süreçte filmlerin anlatı kodlarının da dönüştüğü değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, 1985-2017 yılları arasında üretilen dört yol filminin anlatı kodlarında oluşan dönüşümler tespit edilerek karşılaştırılması amaçlanmıştır. Böylece otuz iki yıllık süreçte Türk Sineması'nda üretilen yol filmlerinin anlatı bağlamındaki değişimi tespit edilmek istenmiştir. İncelenen dört film, üretim tarihlerine göre kronolojik olarak sıralanarak elde edilen bulgular karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, filmlerde kullanılan anlatı kodlarının zamanla Klasik Anlatıdan Çağdaş Anlatı tekniğine yaklaştığı tespit edilmiştir. Karakter kimliklerinin, diyalogların, mizansenlerin ve sahnelerde kullanılan plastik malzemelerin gerçekçi üslupta kurgulanmaya başlandığı görülmüştür. Gerçekçiliği artan her yapı unsurunun anlatı kodlarındaki öneminin de arttığı ve böylece filmlerin farklı anlam boyutlarında incelenmesinin mümkün kılındığı tespit edilmiştir. Nitekim dört filmin de Monomit Kavramı çerçevesinde ve Vladimir Propp'un tespit ettiği ortak işlevler ile A.J. Greimas'ın eyleyenler örnekçesi yaklaşımlarıyla masalların biçimbilimi açısından incelenmesinin mümkün olduğu görülmüştür. Filmlerin üretim sırasına göre içeriklerinin farklı biçimde şekillendiği gözleminden hareketle kimi analiz unsurlarının olgusal düzeyde ifade edilebileceği tespit edilmiştir. Çalışmada, yol kavramının sinemada yalnızca bir alt tür olarak değil toplumsal sosyal ve kültürel gerçekliği yansıtabilmek için bir araç olarak da kullanıldığı ve tarihsel süreçte örneklerinin arttığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda yapılan incelemenin yol filmlerinin çok boyutlu analizi çalışmalarına zenginlik katacağı ve literatüre katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.

Sanat sinemasıTürk sinemasıİşe yolculuk
Yusuf Ayaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü

Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği

Avetisyan, HaçaturBestekarlarErmenistan+6
Esra Berkman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda sanatın üretim, tüketim ve eylem alanı olarak sokak

Burjuva Devrimi'nin, Aydınlanma'nın ve Sanayileşme'nin tüm getiri ve götürüleri ile girilen 20. yüzyılda, kapitalist endüstrinin hızlı gelişimiyle ortaya çıkan tüm toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşümler; hem sokağı hem sanatı hem de sokak ve sanat arasındaki ilişkiyi doğrudan etkilemiştir. Sokak, bu anlamda salt fiziksel bir mekan olmanın ötesinde toplumsal, kentsel ve gündelik hayat içindeki her türlü gelişmenin ve dinamiğin merkezinde olmuştur. Sanat ise tüm bu dönüşümlerin bir aracı ya da bir aktörü olarak, başka bir deyişle tüm bu gelişmelerin bizzat öznesi ya da nesnesi olarak, öyle ya da böyle yüzyıl boyunca etkin rol almıştır.Sanat alanı için 20. yüzyıl, geçmiş on dokuz yüzyılı ile her anlamda hesaplaştığı bir dönem olmuştur. Bu sorgulamaya sebep olan ise bahsi geçen dönüşümlerdir: Yani eski sistemlerin yerine gelen yeni sistemler, yeni üretim teknik ve biçimleri, yeni toplumsal ve kültürel yapılardır. Sanatçı, bu bağlamda gerek tüm bu yenilikleri yerinde keşfetmek üzere, gerek tüm bu yeni sistemle iktidar ve özgürlük mücadelesine girmek üzere, gerekse de tüm bu yeni sistem içinde yaşamını sürdürebilmek ve kendine bir rol, bir alan ya da bir kazanç sağlayabilmek üzere sokakta yer alabilmiştir. Bu çalışma, 20. yüzyıl boyunca sanatsal alanın ilgili tüm aktör ve araçlarının sokakta yer alma nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını irdeleyerek ilgili kavram, yaklaşım, akım ve uygulamaları biraraya getirmeye çalışmaktadır.

AltkültürAvangard sanatKamusal alan+6
Eren Gülbey
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Habitus kavramı çerçevesinde belgesel sinemada izleyici alışkanlıkları ve gerçeklik yanılsamaları

20. yüzyılın ikinci yarısında sosyal bilimler alanında ve sanat disiplinlerinde etkisini hissettirmeye başlayan gerçeklik krizinin en çok etkilediği alan belgesel sinema olmuştur: `Gerçekliğin sinemasal temsili' olarak nitelenen belgesel sinema, hem kurmaca sinemayla arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesinden, hem de izleyici algısındaki özdeşleşmeci dönüşümden dolayı gerçeklikle ilişkisinde ciddi sorunlar yaşamaktadır.Belgesel sinema, bu gerçeklik krizini kendi estetik olanaklarıyla aşabilecek durumdadır. Bunun için yapılması gereken, özdeşleşmeci seyirci davranışlarının, yani `seyirci habitusu'nun yapısal bir çözülmeye uğratılarak dönüştürülmesi, film ve gerçeklik algılarının yeniden inşa edilmesidir.Bu çalışmada, `seyirci habitusu'nu çözmek için etkili bir estetik yöntem olarak Brecht'in `epik tiyatro' kuramından hareketle tasarlanan `epik belgesel' düşüncesi önerilmektedir.

Belgesel filmBelgesellerGerçeklik+2
Uğur Kutay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerin araştırma işlevi ve müzelerde araştırma faaliyetleri yönetimi üzerine bir değerlendirme

21. yüzyılın başlarında müzecilik alanında iletişim temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımla birlikte müzenin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Müzelerin koruma ve iletişim işlevlerine odaklanılırken diğer bir önemli işlev olan araştırmanın ne olduğunun ve kapsamına ne gibi faaliyetlerinin girdiğinin tespiti çoğu zaman yapılamamaktadır. Araştırma esasen müzenin var oluşunun temelinde yatar ve müzelerdeki işleyişin, işlevlerin ve etkinliklerin çekirdeğini oluşturur. Müze araştırması nesne ve alan araştırmasıyla başlar. Ancak bu işlev aynı zamanda birçok farklı çalışmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Nesne ve alana yönelik araştırmaya ek olarak toplama, koruma ve iletişim gibi müze işlevlerine ilişkin araştırma ile izleyici araştırmaları, pazar araştırmaları ve yönetimsel araştırmalar gibi müzebilimsel araştırmalar da müzelerde yürütülen araştırma faaliyetlerinin kapsamına girmektedir. Etkili bir araştırma işlevi yürütebilmek için önceden hazırlanmış bir faaliyet planına ve belirli bir politikaya ihtiyaç vardır. Temel işlev olan ve diğer bütün işlev ve hizmetlere dayanak oluşturan araştırma işlevine önem verilmeli ve araştırma faaliyetleri yönetim aşamaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Tezde müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne olduğunun ve neleri kapsadığının irdelenmesi ile araştırma faaliyetlerinin nasıl etkin bir şekilde yönetilebileceğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca dünyadaki örneklere bakarak bir değerlendirme yapılmış, araştırma işlevinin yerine getirilmesinin birçok açıdan toplum için faydalı olacağı ortaya konmuş, müzelerde araştırma faaliyetlerinin yeterli düzeyde yapılmasını engelleyen unsurlar tespit edilmiş ve bu unsurları ortadan kaldırmak için önerilerde bulunulmuştur. Tezde, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası kitaplar, makaleler, tezler ve bildiriler incelenmişve müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne şekilde uygulandığı saptanmıştır. Sonuç olarak konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Müzelerde araştırma faaliyeti yönetiminin bir araştırma birimi tarafından, araştırma politikasına dayanarak, üniversitelerle iş birliği kurarak ve uzmanlar ile gönüllülerden destek alarak ve en sonunda bulguları toplumla paylaşarak yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, müze işlevleri, araştırma işlevi, koleksiyon, araştırma faaliyeti yönetimi, araştırma politikası.

Bilimsel araştırmalarMüzecilikMüzeler
Ece Irmak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Yönetsel akıl ve sanat: Farklı bilgi biçimleri arasında bir hakikat tartışması

Bu tezde neo-liberal politikaların ve post-Fordist kapitalizmin kullandığı bilgi üretme ve yönetim teknikleri ile sanatın alanının ve sanat üretimini algılayışımızın ilişkisi araştırılıyor. Sanat alanının, farklı öznelliklerin ve tekilliğin kurtarılmış bölgesi olarak görmemizin artık mümkün olmadığı savlanırken, güncel kapitalizmin bilgi üretme biçimleri kullanılarak sanat yapıtlarına, iş dünyasının çalışanda aradığı nitelikler vasıtasıyla ?sanatçı özne?ye, şirketlerin kullandığı ?performans ölçüm? yöntemleri ile sanat kurumuna bakılıyor. Anahtar kelimeler: ?çelişki?, ?post-Fordizm?, ?neo-liberalizm?, ?yönetimsellik?

Neo-liberalizmPostfordizmSanat+3
Burak Delier
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat üretim ortamı olarak görüntü

Fotoğrafın icadına kadar, belirli bir yüzey üzerinde görüntülerin temsillerinin oluşturulmasının en geleneksel yöntemi, resim yapmaktı. Fotoğrafla birlikte elin işlevi, göze yüklenir ve geleneksel resmetme tekniklerinin yerini ışıkla resmetme almıştır. Video ise ışıkla resmetme sürecine daha önce var olmayan ekranı dâhil etmiştir. Ekran, ışıklı yüzeyin gündelik yaşama kattığı yeni kullanım biçimleriyle toplumsal bir dönüşümün de simgesi haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında, bir sanat üretim ortamı olarak görüntünün, mitoloji ve felsefe ile olan ilişkisi irdelenip, teknolojik gelişmeler ışığında kavramsal ve biçimsel olarak nasıl dönüştüğü ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Görüntü, Kopyalama, Fotoğraf, Video, Resim.

FotoğrafFotoğraf sanatıGörüntü+6
Menekşe Samancı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Plastik sanatların video sanatına etkileri

Bu çalışmada; video sanatının, ortaya çıkışından itibaren plastik sanatlardan özellikle de resim sanatından doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmesi incelenmektedir. Görüntü kavramının bütün disiplinler içindeki yeri ve tanımı incelenerek, plastik sanatlar ile birlikte anlatılmıştır. Görüntü kavramıyla ilgili ele alınan konular; felsefe, mitoloji, tasavvuf, fenomonoloji, resim, teknoloji, fotoğraf, televizyon, video ve mekândır. Video sanatının ortaya çıkışı, bu süreçteki sanatsal, sosyal ve ekonomik yapı araştırılarak resim sanatıyla bağlantıları üzerinde durulmuştur. Nam June Paik, Vito Acconsi, Wolf Vostell, Ulrike Rosenbach, Merta Roslar, Peter Campus ve Nil Yalter olmak üzere farklı alanlarda öncü video sanatçıları incelenmiştir. Ayrıca günümüze kadar plastik sanatların özellikle resim sanatından etkilenerek video çalışmaları yapan sanatçılar araştırılmıştır. Bu kapsamda Robin Rhode, Bill T. Jones, Joseph Beuys, Bill Viola, Norman McLaren, Sam Taylor-Wood ve AES +F Grubunun çalışmaları ele alınmıştır. Ele alınan örnek sanatçılar desenin ve resmin durağan yapısını bozarak, hareket ve performans ile birleştirdikleri çalışmalar oluşturmuşlardır. Bu çalışmaların sanat tarihindeki resimlerle bağlantıları üzerinde de durulmuştur. Araştırmalar sonucunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak video sanatçılarının plastik sanatların farklı dallarından etkilendiği, resim sanatı tarihinden referans alarak çalışmalar ürettikleri net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Plastik sanatlarResim sanatıResimler+1
Reyhan Uludağ Eraslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat müzelerinde etkileşimli alanlar

Çağdaş müzecilik anlayışının benimsenmesiyle beraber, nesne odaklı yaklaşım yerini izleyici odaklı yaklaşıma bırakmıştır. İzleyici odaklı yaklaşım, müze ve çevresinde değişimlere yol açmış, izleyiciyi ön planda tutan etkinlik ve uygulamalar yapılmıştır. Teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle yaşanan toplumsal dönüşümler de, bu değişimleri desteklemiştir. Müzelerin toplumsal rolünün ve toplumla kurduğu ilişkinin zamanla değişmesi ve teknolojik gelişimin olanakları, sergileme yöntem ve tekniklerini etkileyerek sergilerin yapısını değiştirmektedir. Sergileme alanlarının da değişime uğradığı ve izleyicilere yönelik etkileşimli galerilerin ve alanların oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan etkileşimli galeri ve alanlarda, süreç ve süreçte edinilen bilgiler ön plana çıkmaktadır. Tezle, fiziksel bağlamda sanat müzelerinin etkileşimli alanlarındaki sergilemenin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sanat müzeleri etkileşimli alanlarının doğası hakkında ve daha spesifik olarak hedef kitle için sanat nesnesinin dönüştürülmesi, yorumlanması, ve sunulmasıyla ilişkili sanat müzelerinin etkileşimli alanlarının sergi tasarım stratejileri hakkında veriler toplamak hedeflenmiştir. Tez kapsamında, sanat müzelerinde etkileşimli galeriler ve sergi alanlarına yönelik çalışmalar ve yaklaşımlardan yola çıkılarak anket yöntemiyle saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda etkileşimli galeri ve alanların çoğunlukla aile ve çocukları hedef aldığı, eğitimsel ihtiyaçlarla düzenlendiği ve müze koleksiyonuyla ilişkili olmak üzere bilginin aktarılması ve deneyimin sağlanması için çeşitli sergileme yöntem ve tekniklerin kullanıldığı anlaşılmıştır.

EtkileşimMüzecilikMüzeler+1
Saliha Nesli Gül
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

21. yüzyıl bireyinin yalnızlık ve izolasyon halinin kavramsal sorgulamasından elde edilen çıkarımların bütünsel bir çağdaş dans koreografisine dönüştürülmesi: "İzole"

"İzole" isimli bu tez çalışmasında, koreograf Tan Temel'in yaşadığı, sanatsal olarak beslendiği ve sanatsal üretimini yaptığı sosyal çevrenin koşullarını, problemlerini incelediği; bunların kendisi üzerindeki psikolojik ve fiziksel yansımalarını araştırarak özgün bir anlatımla sahneye koyduğu dans koreografisinin araştırma ve yapım aşaması anlatılmaktadır. Koreograf sıkışmışlık, hareketsizlik, yorgunluk, iletişimsizlik, özgürleşememe, özgürleşme arzusu, baskı altına alınma, zorlanma, dayatma, cinsellik, ait olma, sahiplenme, duvarlar, kapatma, kapatılma korkusu, inşa etme, yıkma, yıkım, tortu gibi kendi gözlemlerinden yola çıkarak belirlediği kavramsal motivasyonları incelemiş ve bunları dans koreografisine dönüştürmüştür. "İzole"de bahsi geçen dinamiklerden yola çıkılarak günümüz hayatına uygun bir şekilde küçük bir oda içinde yaşam döngüsünü sürdüren izole olmuş iki birey üzerinden 21. yüzyılın bireyi ve içinde bulunduğu durum sorgulanır. Bu tez çalışması yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde tezin kavramsal çerçevesini oluşturan motivasyonlar incelenmektedir. Beşinci bölümde, koreografın stüdyoda çalışma sürecini, koreografinin oluşum aşamalarını ve bölümleri anlatılmaktadır. Altıncı bölüm, mekan, ışık, kostüm, sahne tasarımı ve müzik unsurlarının hazırlık aşamasını ve bunların hareket dizinleri ile birleşme süreci anlatılmaktadır. Sonuç Bölümünde, değişen toplumsal ve sosyal yapıların, ortaya çıkardığı kaçınılmaz sonuç nedir sorusunun yanıtı; bireyin izole olması, sınırlanma, bozulan direkt iletişim ve hareketsizleşen bedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramsal sorgulamaların çerçevesinde dansçıların ve diğer sanatçıların kendi yüzleşmelerini ve iç hesaplaşmalarını içeren koreografide, bu döngünün devam ettiği/edeceği sonucuna varılır. Bu durum koreografinin hareket kalitesine, sahne tasarımına da döngüsel bir form olarak yansır. Performans, dansçıların koreografinin başında olduğu gibi daire şeklinde koşması ile bir başka başlangıca gitmek üzere sonlanır. Anahtar Kelimeler: İzolasyon, Duvar, Yalnızlık, Bloke Olma, İlişkiler

DansKoreografiModern dans+3
Tan Temel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sinema, kişisel gelişim, sanat alanlarında verilmiş çağdaş felsefi ve düşünsel yapıtlardan esin ve çözümlemelerle "Üç" isimli dans projesinin hazırlanması ve sahneye konması

Bu tezin konusunu oluşturan "Üç" isimli dans projesi; performansın koreografı olan Sernaz Demirel Temel'in insan ilişkileri ve davranışları kapsamındaki kişisel deneyimlerinin, gözlemlerinin ve fikirlerinin hem fiziksel hem de entelektüel yansımalarını ortaya koymaktadır. Koreograf, kavramsal açıdan varoluşa dair sahip olduğu şahsi bakış açısını faydalandığı pek çok yazılı, görsel ve işitsel kaynaktan aldığı ilhamla harmanlayarak bu tezin konusu olan koreografiyi oluşturmuştur. "Üç", Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi, Peter Jackson'nun yönetmenliğini yaptığı "Zeitgeist" belgesel filmi ve Alman yazar Eckhart Tolle'ün "Yeni Bir Dünya" adlı kitabından çıkarılan sonuçların sentezlenmesini içerir. "Üç", tüm bu kaynak ve verilerden yola çıkılarak ulaşılan sonucun bir dans projesi ile sanatsal yapıta dönüştürülmesidir. "Üç" isimli dans projesi, koreografın esinlenmelere bağlı sentezini ve bunun duygusal ve düşünsel yansımalarını sunacak şekilde vücuda getirilmiştir. Sonuç olarak, temel konusu ego ve onun insan ilişkileri üzerindeki etkileri ve önemi olan "Üç" isimli dans projesi vasıtasıyla, bunu sahneye koyan performans sanatçıları, günlük koşuşturmaca, kendini iyice kaybetmiş bir halde sadece kendi isteklerine, arzularına odaklanmış olan insanları, hiç olmazsa bir dans performansı süresi boyunca, yeniden bilince çağırmaya, yaşamlarını, hedeflerini bir kez daha gözden geçirmeye davet etmeye çalışmıştır. Her bir performans; önceden hazırlanmış hareketlerden ve akıştan oluşan bir koreografiye sahip olsa da, işin insan faktörünü temsil eden dansçı ve izleyici unsurlarının da etkisiyle, her zaman hem bir öncekinden hem de bir sonrakinden farklılaşmaktadır. Sanat her zaman insanları durup düşünmeye, sorgulamaya, daha iyisinin, daha doğrusunun ne olabileceğini araştırmaya sevk eder. Anahtar Kelimeler: Beşeri İlişkiler, Açgözlülük, İhtiras, Çelişki / Çatışma, Ego

Benlik kavramıDansKoreografi+6
Sernaz Demirel Temel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kent müzelerinde barış kültürü: Adalar Müzesi örneği

Kent ya da kentleşme olgusu günümüze kadar çeşitli dönüşümlerden geçmiştir. Günümüzde kentlere olan göç hızla devam etmektedir ve bu da birtakım ihtiyaçları beraberinde getirmektedir. Kentler kendi kimliklerini keşfetmeye ve nereye gittiklerini anlamaya gereksinim duyarlar. Kent müzesi, kent kimliğini ve kentlilik bilincini geliştiren, kentte yaşayan farklı etnik, dinsel, kültürel, toplumsal gruplar arasında karşılıklı anlayış, karşılıklı saygı ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren bir müze türüdür. "Kent Müzelerinde Barış Kültürü; Adalar Müzesi Örneği" adlı tez çalışmasının amacı, barış kültürünün gelişiminde kent müzelerinin önemini ortaya koymak ve Adalar Müzesi'ni bu bağlamda incelemektir. Tezde kentlilik kimliği altında, insanların birbirini anlamaya çalıştığı, ön yargılardan uzak durulmasını sağlayan, kentlerin vazgeçilmez özelliği olan çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasında -dolayısıyla barış kültürünün gelişimine katkısında- kent müzelerinin rolünün ne olduğu ve bunun önemi üzerinde durulmuştur. 2010 yılında kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi'nin, barış kültürüne olan katkısının irdelenmesi ve barış kültürüyle kent müzeleri ilişkisini araştırmak amacıyla gerçekleşmiştir. Bu bağlamda çağdaş bir kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi, kuruluş çalışmaları ve yürüttüğü iletişim çalışmaları (sergileme ve eğitim faaliyetleri) açısından incelenmiştir. Bu çalışmanın ana problemi, Adalar Müzesi, kuruluş ve müzenin iletişim işlevleri ile ilişkili çalışmalarında, çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasına ya da diğer bir ifade ile barış kültürünün gelişimine yönelik faaliyetler yürütmüş müdür? Yöntem olarak da tezin ana sorusuna yönelik veri toplamak amacıyla iki ayrı çalışma yapılmıştır. 1. Müzenin vizyon, misyon ve temel politika belgeleri ile temel iletişim çalışmaları olan sergilerinin ve eğitim programlarının değerlendirilmesi. 2. Adalar Müzesi yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmeler. Araştırma sonunda, Adalar Müzesi'nin, Adalar'ın yaşam biçimindeki ve düzenindeki değişim ve gelişmelerin araştırılmasını, bölgenin diğer çevrelerle ilişkisini ve var olan kimliklerin, dil, din, ırk ve inanç ayrımı gözetmeksizin müze içinde yer almasını kuruluş aşamasının başından itibaren ortaya koyduğu, Müze'nin özellikle geçici sergilerinde Adalar'daki çok kültürlülüğün ve "Adalılık" kimliği-kültürü içinde sürdürülen dayanışmanın ve barışçıl yaşamın vurgusuna dikkat çekildiği tespit edilmiştir.

BarışKent kimliğiKentler+3
Ayhan Albayrak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyirden etkileşime: Bir katılımcı sanat yapıtı olarak dijital imgenin fenomenolojisine doğru

Batı uygarlığının kodları her zaman çok büyük ölçüde görsellik üzerine kurulmuştur. Görme duyusunun aman vermez baskınlığı, McLuhan, Ong ve başka bir çok kuramcı tarafından da ısrarla savunulduğu gibi, insanın algısal bütünlüğünü bozar, giderek bir tür görü-merkezci hegemonyanın ortaya çıkmasına neden olur. Görsel kültürün bütün temel söylemleri de bu durumu teyit ederler; modernliğin doğuşundan bu yana, şeylerin imgelerinin bütünüyle ve sadece zihinde algılandığını dayatan yaklaşım, görünün bedensizleşmiş bir eylem olduğu anlayışına yaslanarak, genelgeçerliğini sürdürmektedir. Ancak, görsel temsilin özünün yeniden düşünülüp tanımlanmasını gündeme getiren dijitalleşme süreci, bu yerleşik söyleme meydan okuyan çok daha önemli bir değişimi başlatmıştır: İmgeler artık, sadece mutlak bir görselliğin nesnesi olmaktan, durdukları yerde kendilerine yalnızca bakılan ve öylece görülen varlıklar olmaktan, çıkmaktadırlar. Bu araştırmada, imgelerin artık hızla etkileşimli unsurlara dönüştükleri, dokunmak, gözlerin ve başın hareketleri, bedenin duruş ve mimikleri gibi izleyicinin bedensel eylemlerine yanıt verebilen, dinamik temsiller haline geldikleri ortaya konulmaktadır. İnsanın "akıllı" imgelerle kuracağı yeni tür ilişkinin doğasını kavramak için, görme duyusunun bedenlileşmiş ve bütüncül bir bağlam içerisinde düşünülmesi gerektiğini savunan bu çalışma, esasta teknoloji alanına aitmiş gibi görünen kimi temel sorunları, McLuhan'ın medya kuramı ile Heidegger, Husserl ve Merleau-Ponty'nin fenomenolojik felsefesinin referanslarına dayanan bir bakış açısıyla ele alarak, dijital imgenin algılanması meselesine, katılımcı sanat ekseninde yeni yanıtlar araştırmaktadır.

FenomenolojiGörsel imgeGörsel kültür+7
Enis Ali Yurtsever
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından günümüze kontak doğaçlama üzerine sosyo-kültürel hayatın etkileri

ÖZETBAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE KONTAK DOĞAÇLAMAÜZERİNE SOSYO-KÜLTÜREL HAYATIN ETKİLERİSernaz DEMİRELBu tez çalışmasında 1970'li yılların sosyal ve kültürel ortamıyla şekillenen kontakdoğaçlama hareket formunun değişen değerlerle birlikte günümüze kadar olansüreçte nasıl şekillendiği sorgulanmıştır. `Değişen yaşam standartları hareketformunu etkiler mi?' sorusundan yola çıkılarak kontak doğaçlamanın hareket formözellikleri üzerinde durulmuştur.Kontak doğaçlama, hem sosyal dans hem de deneysel dans özeliklerini içindebarındıran bir yapıdadır. Kültür, dans ilişkisi ve Amerikan toplumunda dokunmagibi konuları içine alarak, dönemin sosyal ve kültürel yapısı ile ilgilidir.Hareket ile ilgili değişen değerleri anlayabilmek ve karşılaştırmalar yapabilmek içinmodern dans tarihinin gelişim sürecine bakmak gerekir. Bu nedenle modern danstarihinin gelişim sürecine kısaca değinilerek kontak doğaçlamanın oluşumuna zeminhazırlayan koreograflar incelenmiştir.Kontak doğaçlama postmodern anlayışlarla şekillenmiştir. Bu nedenle ortaya çıkışınazemin hazırlayan postmodern koreograflar ve oluşumlar irdelenirken, kontakdoğaçlamayı bir hareket formu olarak tanımlayabilmek açısından farklı hareketformları ile karşılaştırmalar yapılmıştır.Sonuç olarak kontak doğaçlama performanslarını içeren videoların izlenmesi vekarşılaştırmalar yapılması yöntemi kullanılarak, 1980'li yıllardan günümüze kadarolan süreçte değişen anlayışlar çerçevesinde, temel hareket form özelliklerinindışında, kontak doğaçlamanın ortaya çıktığı dönemin anlayışlarının değişimeuğradığı ve kontak doğaçlamanın modern dans tekniğinin içinde bir form olarakkabul edildiği görülmüştür.Anahtar kelimeler: Kontak doğaçlama, hareket formu, sosyo-kültürel, modern dans

Sernaz Demirel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatrosunun gelişimine kültür politikalarının etkisi

Kurumsal Türk Tiyatrosu devlet desteği sayesinde oluşturulmuş bir yapıdır. Bugüntiyatro alanında devlet tarafından desteklenen iki temel birim bulunmaktadır; DevletTiyatroları ve Şehir Tiyatroları. Devlet, her iki kurumun da, sanatçıların maaşlarınınödenmesinden, gerekli sahnelerin bulunmasına kadar yönetim ve işletmesindensorumludur.Tezin amacı bu yapının doğurduğu problemleri tespit edip, çözüm önerilerigetirebilmektir. Konuyla ilgili kitaplar, süreli yayınlar, panel ve bildiriler taranmış vesanatçılarla bireysel görüşmeler yapılmıştır. Diğer ülkelerin kültür politikaları ve sanatıdestekleme modelleri incelenmiştir. Ayrıca Devlet Planlama Teşkilatı tarafından her beşyılda bir yayınlanan ?5 Yıllık Devlet Kalkınma Planları? taranmış, bu belgelerdekikültürün ve tiyatronun yeri analiz edilmeye çalışılmıştır. Endüstriyel bir şehir olanİzmit'te kurulan ?İzmit Şehir Tiyatroları?nın yerel yönetim anlayışı çerçevesinde doğrubir yapı sergilediği saptanmış ve bu tiyatro tezde incelenmiştir. Tezde bu kurumlar içinyönetişim modeli önerilmektedir.Ülkedeki gelişimini ortaya çıkarabilmek için Türk Tiyatrosunun tarihi araştırılmıştır.Devletin müdahale oranını anlayabilmek için özel tiyatroların, devlet ve şehirtiyatrolarının örgüt şemaları çıkarılmıştır. Bölge tiyatrolarının, tiyatroyu yaymadakirolü ve kuruluş aşamalarında yaşadıkları problemler ortaya çıkarılmıştır. Devletinsansürdeki rolü tartışılmıştır.Tezin bulguları sonucunda devlet ve şehir yapılanmalarında yönetişim ve ademimerkeziyetçiliğin esas alınacağı yeni bir modelin inşa edilmesi gerekliliği ortayaçıkmıştır. Sanat birliklerinin İngiltere'deki `Sanat Konseyi' yapısında bir örgütlenmeamaçlarının aksine yeni bir modelin yaratılması gerektiğininin altı çizilmiştir.Anahtar kelimeler: Tiyatro, kültür politikaları, yönetişim, sanat yönetimi, sanatkurumlarına devlet desteği.

Deniz Tezuçan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz sanatının kurumsallaşma sürecinde sanat yapıtının dolaşımı ve "strateji"nın rolü

Bu tezin amacı, hem sanat kurumları, hem de bizzat sanatçıların kendileri tarafındanstratejinin kullanım biçimlerinin, özellikle 90 sonrası ortaya çıkan tutumlar ve teorilerdenyola çıkarak araştırılmasıdır.Günümüz sanatında artık, bir nesne olarak var olan sanat yapıtı yerini, kurumlar, sanatpazarı ve sanatçı üçgeni içerisinde konumlanan stratejik sanat yapıtına bırakmıştır. Sonyıllarda stratejik sanat yapıtı, Mika Hannula'nın üçüncü alan, küçük jestler ve yanlışanlama, Charles Esche'nin mütevazi öneriler, Nicolas Bourriaud'nun da ilişkisel estetikkuramları gibi kuramlar aracılığıyla ele alınmaktadır. Stratejik sanat yapıtının ortayaçıkışı 1960'ların başına kadar gitmektedir. Bu tezde Marcel Broodthaers ve Hans Haackegibi sanatçıların sanat kurumu eleştirisinden başlayıp, örnek stratejik modeller olarak,Jakup Ferri, Tellervo Kalleinen ve Oliver Kochta-Kalleinen, Erwim Wurn, CarstenHöller, Olaffur Elliason, Hans Winkler, Hale Tenger, Halil Altındere, Tehching Hsiehgibi sanatçıların çalışmaları incelendi.Ayrıca yeni stratejilere nasıl olanak sağlanabileceği konusunda kamusal alanın kullanımıve sanatçı insiyatifleri gibi otonomların gerekliliği üzerinde duruldu.Anahtar Kelimeler: Strateji, taktik, deneyim, özerk sanat yapıtı, küçük jestler, mütevaziöneriler, ilişkisel estetik.

Ahmet Öğüt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Görüntü teknolojisi ortamının modern dans koreografisine etkileri ve değişen beden anlayışı

Tan Temel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizm sürecinde kültürel bir temsiliyet aracı olarak, İstanbul'da; fotoğraf ve azınlıklar

Güncel sanat paradigma ve pratikleri içerisinde özerk bir yapılanmaya sahip olan fotoğraf olgusuna yönelik evrensel hipotez ve post-yapısalcı eleştirel dayanakların, yerel bir sorunsal üzerine odaklandığı proje, ele alınan konunun disiplinlerarası uzantıları bağlamında ortaya koyulmuştur. Modernizm sürecinde kültürel bir temsiliyet sorunsalı olarak belirleyici rol üstlenen fotoğrafın, İstanbul azınlıklarının ilk yerli stüdyolardan günümüze uzanan fotografik temsil anlayışı özelinde sorunsallaştırıldığı genel perspektif, göstergebilimsel bir kuramsal alt yapı üzerine temellenmiştir. Bu kavrayış zemini üzerine, disiplinlerarası sanat metodolojisinin öngördüğü evrensel teorik bağlamlar doğrultusunda konunun sosyo-stratejik, etno-kültürel ve siyasal boyutu eklemlenmiştir. Böylece, ele alınan sorunsalın çok yönlü açılımları arasında saptanan tarihsel ve güncel nedensellik ilişkilerinin karşılaştırmalı olarak modernizm eleştirisi temelinde yeni eleştiri ve okumalarına ulaşılmıştır. Post-yapısalcı eleştirel kavrayışın kaynaklık ettiği bilgi birikimi ve temsiliyet sorunsalının, disiplinler arası güncel sanat kuramlarının ön gördüğü bir eksende yeniden yapılandırıldığı çalışma, kuramsal referansların, konunun kendisine referanslık edecek kültürel birikimi ile bir arada yürütülmüştür. Bu aşama, yalnızca elde ki teorik alt yapı ve metinler değil, bu alt yapının öngördüğü sorunsalları kapsayacak nitelikte geniş bir görsel belge sunumu gerçekleşmiştir. Bu amaç doğrultusunda, alan araştırması, görsel arşiv taramaları ve sözlü tarih gibi sosyal bilim temelli metodlar, projenin öncelikli hedefi olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Böylece, eldeki kuramsal dayanakların temsil sorunsalı özelinde örneklenmiş yeni bir görsel seçkisi ortaya koyulmuştur. Bu aşamada, bir ara disiplin ve metod oluşturulması ön görülerek, çalışmada farklı disiplinlere dair anlayışların birbirlerine önerdiği sorunsallar kavramsal bir temelde yeniden kurgulanmıştır. Çalışmanın özgün metodolojik yapılanması doğrultusunda ortaya koyduğu öncelikli anlayış, teorik ve pratik düzlemin birbirlerine uygulanma süreçlerinde elde edilen bir ara disiplin kurgulama ve geliştirme fonksiyonunun gelecek projeler açısından öngördüğü metodolojik kaynaklık niteliğidir. Anahtar Kelimeler: Fotoğraf, Azınlıklar, Modernizm, İstanbul, Kültürel Temsiliyet, İmaj Politikaları, Disiplinlerarası Sanat, Eleştirel Teori.

AzınlıklarFotoğrafModernizm+1
Tayfun Serttaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda opera, 20. yüzyıl modernizminin operaya etkileri ve modernist ve postmodernist estetik bağlaminda opera

20. yüzyılla birlikte opera sanatında, diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi, biçimselve kavramsal açıdan yeni ve önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu yenideğişikliklerin opera sanatındaki etkileri dönemin sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürelarka planı göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. 20. yüzyıl, hem modernizmihem postmodernizmi bünyesinde barındırdığından, 20. yüzyıl operasını, modernizm vepostmodernizm bağlamında ele alıp incelemek gerekmektedir.Çalışmada, 20. yüzyılda operanın genel durumu, ülkeler bazında ele alınmış; ardındanmodernizmin genel nitelikleri, sanata ve özelde müzik ve operaya etkileri, özellikleFrankfurt Okulu ve Theodor Adorno'nun görüşleri bağlamında açıklanarak, opera vemodernizm ilişkisi, 1900-1950 yılları arasında yazılmış operalar üzerinde incelenmiştir.Hem 20. yüzyıl öncesi, özellikle de 19. yüzyıl Romantik opera geleneğine, hem 20.yüzyıl operasının modernist yaklaşımlarına rastlanabilmesi nedeniyle, opera vemodernizm, 20. yüzyılın ilk yarısına ait operalar üzerinden incelenmiştir. 20. yüzyılınikinci yarısında üretilen operalar ve yeni yönelimleri ve 1980'lerden itibaren operadaetkilerini gösteren postmodernizm ve operaya etkileri belirtilmiş ve örnekler üzerindeaçıklanmıştır.Operaya modernizm çerçevesinden bakmak, 20. yüzyıl operalarının toplumsal, siyasalve kültürel bağlamları içerisinde, tüm gönderme ve alt metinlerinin doğru biçimdeokunmasını sağlayacaktır. Böylece, operayla ilgili tartışmaları tekrar canlandırmak veoperanın 19. yüzyılın ardından sona erdiği fikrini değiştirmek mümkün olabilecektir.Anahtar Kelimeler: Opera, 20. yüzyıl, modenizm, postmodernizm,

Zeynep Gülçin Özkişi
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Disleksili bireyler iletişim tasarımı için uygun bir grup mudur?

Eğer disleksili bireyler, çağdaş grafik tasarım örneklerinde olduğu gibi, farklı ifade etme ?becerisine? sahiplerse, acaba bu bireyler, İletişim Tasarımı için kıymetli olan ?yakası açılmadık? farklı yorumlar üreten avantajlı bir grup olabilirler mi? Disleksililerin okulda başarısız olmalarına neden olan algılama farklılıkları, acaba İletişim Tasarımı eğitimi için avantaja dönüşebilir mi?İşte bu tez, merak edilen bu soruya, ilkokul çağındaki disleksili çocuklar ile yapılan bir araştırma üzerinden cevap bulmaya çalışmaktadır. Literatürde, ?İletişim Tasarımı? gibi bir alanda disleksililerin yatkınlığını belirleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bugüne kadar yapılan araştırmalardan farklı olarak bu çalışmada, doğrudan disleksili bir grup üzerinde inceleme yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma, 7?12 yaş arası 20 disleksili ve 20 disleksili olmayan kontrol grubu üzerinde yapılmış ve bireylerden belirlenen 20 eylemi çizmeleri istenmiştir. Sonuçlar karşılaştırıldığında, disleksili bireylerin, İletişim Tasarımı eğitiminde öncelikli bir grup olmaları gibi çok kesin bir sonuca ulaşılmamasına karşın, iletişim tasarımı eğitimi ve özellikle simge tasarımı gibi daha özellikli bir alt uzmanlık alanı için disleksili bireylerin uygun adaylar arasında olduğunu gösteren istatistiksel açıdan anlamlı veriler elde edilmiştir. Bunlar arasında en önemlisi yönlendirme işaretlerinin kullanımının disleksililerde %45 iken kontrol grubunda %5 olmasıdır. Yönlendirme işaretlerinin kullanımındaki belirgin farkın yanı sıra, dört kişiden oluşan ve İletişim Tasarımı eğitimi için son beş yıldır adayların bu eğitim dalına yatkınlığını belirleyen jürinin başarılı bulduğu çizimler açısından da disleksili bireylerin önde olduğu görülmüştür.

Muzaffer Çorlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde insan kaynakları bölümünün oluşturulması önerisi (A.B.D örneği)

Günümüzde gelişmiş ülkelerde ister kâr amacı güden ister kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda insan kaynakları biriminin önemi ve değeri anlaşılmıştır. İnsan kaynakları birimi organizasyonda personel temini, seçimi, alımı, personelin özlük işleri, mesleki gelişimleri ve eğitimleri, sosyal hakları, kariyer planlaması gibi çok çeşitli süreçlerden sorumlu olan bir birimdir. Tüm bu süreçlerin doğru bir politika ile yapılması kuşkusuz her zaman o organizasyonun lehine bir durumdur. Bu tezin hazırlanmasındaki amaç; insan kaynaklarının tanımının, işlevlerinin, birimin bu işlevleri yurt dışındaki müzelerde ne çeşit uygulamalarla yerine getirdiğinin örneklerle açıklanması ile Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde de uygulanması gerektiğidir. Tezin araştırma safhasında insan kaynaklarının tanımınının ve işlevlerinin teorik olarak açıklanmasında en güncel kaynaklar kullanılmış olup, yurt dışındaki Smithsonian Enstitüsü ve Metropolitan Sanat Müzesi ile bağlantı kurulup insan kaynakları biriminin bu uygulamalarını müzelerinde ne şekilde uyguladıklarına dair güncel dökümanlar elde edilip paylaşılmıştır.Ayrıca Türkiye'deki Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerin müzecilik mevzuatı kapsamında kanunlar, yönetmelikler ve kanun hükmünde çıkan kararnameler araştırılmış bu doğrultuda insan kaynaklarının işlevleri göz önüne alınarak genel durum değerlendirmesi yapılarak müzedeki uygulamaların daha net biçimde anlaşılması için görüşmeler de gerçekleştirilmiştir. Yurt dışındaki müzelerden gelen dökümanlar, insan kaynaklarının müze yönetimi tarafından ne kadar önemsendiğini, uygulamaların ne kadar profesyonelce gerçekleştirildiğini göstermektedir. Bu doğrultuda Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde kurulması önerilen insan kaynakları biriminin aynı uygulamaları yapamasa bile Türk müzecilik mevzuatına uygun bir şekilde ya da mevzuatta bazı değişikliklerin yapılması gerekliliği sonucuna varılmıştır.

Kariyer planlamaPerformans yönetimiPersonel seçimi+1
Metehan Tokgöz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilçam sinemasında beden ve bedenin yeniden tanımlanması: Bedensiz performans

İlkel çağlardan günümüze her türlü ritüelin, toplumsal meselenin, bilimin ve sanatın konusu olmuş beden, sürekli olarak yeniden tanımlanagelmiştir. Bu dinamik yapı, sinematografik beden için de geçerlidir: Fiziksel varlığıyla zaman içinde sürekli bir hareket halinde olan beden, verili bir gerçeklikten öte, Judith Butler'ın vurguladığı gibi, bir ?oluş kipi?dir. Bedenin sürekli bir performans halinde oluşu, kimliğin oluşum sürecinde de temel etkendir. Bedenin fizik gerçeğinin ortada bulunmadığı bir durumda ise, performanstan söz etmek mümkün görünmemektedir. Bu çalışmada ortaya atılan ?Bedensiz Performans? kavramı tam da bu noktada önem kazanmaktadır.Bedensiz Performans için bedenin fiziksel varlığı zorunlu değildir ?bir beden ideasının kurulması yeterlidir. Sinema, temel öğeleri bakımından, doğrudan bir Bedensiz Performans alanı olarak kabul edilebilir. Genel plan, yakın plan gibi çekim ölçeklerinin insan bedeni temel alınarak belirlenmesi bu önermenin ilksel dayanağıdır: Sinemada insan bedeni, fiziksel görünürlüğünden bağımsız olarak, daha en baştan bir `idea' olarak mevcuttur. Bedensiz Performans, bedene ilişkin bir yokluk algısından öte, bedenin yeniden tanımlanmasını ifade etmektedir.Yeşilçam sineması, sinematografik bedenin inşasına yaklaşımı bakımından, Bedensiz Performans kavramının tartışılması için uygun bir zemin oluşturmaktadır. Türkiye'de yaşayan insanlar söz konusu olduğunda, Yeşilçam sinemasının toplumsal bellekteki yeri de açıkça ortadadır. ?Bedensiz Performans? kavramı, bellekle yakından ilgilidir. Sinematografik aygıtın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, doğrudan bir Bedensiz Performans alanı olarak ele alınabilecek olan sinemanın, bu çalışmanın ilgilendiği Yeşilçam sineması özelinde dikkat çektiği noktalar, söz konusu kavramın anlaşılması ve geliştirilmesi açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: beden, performans, Bedensiz Performans, sinema, Yeşilçam, algı, imge, bellek.

Şafak Tuba Çatalbaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta İstanbul`un temsili ve kültür politikaları

Abdî mahlasıyla şiirler söylemiş olan Subhizâde Abdullah Efendi, XVIII. yüzyılşairlerindendir. Şair bir ailenin ferdi olan Abdî Efendi, İstanbul'da doğmuştur. Abdî'ninbabası Feyzullah Feyzî, dedesi Subhî Ahmet ve oğlu Ali Necip de şairdir.Abdî Efendi hakkında pek çok kaynakta bilgi bulunmakla birlikte bu bilgilergenellikle muhtasar bir şekilde verilmiştir. Şair hakkında bilgi veren bu kaynaklarda,şairin doğum tarihi hakkında her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Şairin vefat tarihikonusunda da kaynaklar iki farklı tarihi göstermektedirler.Şairin babası Feyzullah Feyzî, Türk Edebiyatının son hamsesini yazmıştır.Abdî'nin dedesi de divan sahibi bir şairdir. Klâsik Şiire hakimiyetiyle tanınan şair,tezkirelerde bilgili, kültürlü bir aile olarak tanımlanan bir ailenin ferdidir.Meslek hayatında da babasının ve dedesinin yolunu takip eden Abdî Efendi,ruznamçecilik, maliye tezkereciliği ve yeniçeri katipliği yaparak 1758 tarihinde sadaretkethüdası olmuştur. Bu vazifeden azledilerek ayrılan Abdî Efendi, 1761'de (H. 1175)vefat etmiştir. Şair, Eyüp Kabristanı'nda metfundur.Abdî Efendi'nin şiirlerinde özellikle Nedim tarzı bir mecaz, mana ve söyleyişvardır. Şiirlerinde dönemin mahallileşme akımının tesiriyle Türkçe redifler ve kafiyelerdikkati çeker. Bu rediflerin de genellikle fiil kökenli olması şairin şiirlerine farklı birsöyleyiş kazandırmıştır. Bu özellikleriyle şair dönemin meşhur şairleri arasındadır.Kaynaklarda şairin nesir türünde de eserlerinin olduğu ve bunların çokbeğenildiği söyleniyorsa da bu çalışmalara günümüzde daha ulaşılamamıştır. Abdî'nindivanında, özellikle tarihler büyük bir yer kaplamaktadır. Nitekim bu tarihlere kaynaklaratıf yapmış ve şairin manzum tarihlerinin değerli bulunduğunu yazmışlardır.Anahtar Kelimeler: Abdî, Divan, Klâsik Türk Edebiyatı

Gülüm Baltacıgil
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Nietzshe ve post - yapısalcı felsefenin günümüz sanatına yansımaları

Bu tezin amacı Nietzche'nin kavramları ve bu kavramların post-yapısalcı okumaları ile sanat alanını sınamaya kalktığımızda elde edilecek farkındalığın araştırılmasıdır.Bu tezde sanat, Nietzsche'nin ve post-yapısalcı felsefenin "Estetizm", "gücün olumluluğu", "Oluş Sürecinde Özne", "arzu makinesi olarak sosyal alan", "hakikatin kurgusailığı" düşünceleri ile WochenKlausur, Suzanne Lacy ve Kültür Eylemde pratikleri tartışılıyor. Sanatın dönüştürücü sosyal bir güç olma potansiyeli araştırılarak, bunun için sanat paradigmasının radikal bir değişim geçirmesi gerektiği öne sürülüyor.Anahtar kelimeler: "estetizm", "hakikat", "müdahale", "etkinleşme", "süreç"

Burak Delier
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Gösteren-gösterilen-gören bağlamında Dolmabahçe Sarayı sergileme politikasının irdelenmesi

Müze kurumsal olarak toplum içindeki duruşu ve koleksiyonu ile bir iletiye sahiptir. Çoğunlukla bu iletiyi sergileme yolu ile ziyaretçisine ulaştırır. Müzenin diki olarak gösterilen sergilemeye dilbilim yöntemleri ile bakıldığında, özellikle tarihi önem taşıyan saray müzelerde ziyaretçi açısından kullanılması gereken etkin yol olarak tanımlanmıştır.Tarihi ve sosyal değere sahip Dolmabahçe Sarayı, Tanzimat-Meşrutiyet-Cumhuriyet gibi üç farklı dönemi bünyesinde taşımaktadır. Sarayın sergileme politikası, müze-nesne-ziyaretçi üçlemesi içinde değerlendirilerek ziyaretçi üzerinde oluşturduğu anlam irdelenmiştirGeçmişle bağlantısı olan bu tür yapıların sergilemelerinde kullandıkları dilin önemi üzerinde durularak yapısalcı ve tarih yazım yöntemlerine bağlı kalarak müzeye ve koleksiyonuna göstergebilimsel açıdan açıklamalar getirilmiştir. Özellikle Ferdinand du Saussure'nin ortaya attığı dilbilim tanımlamaları Barthes ve Pearce'm düşünceleri ile pekiştirilerek Dolmabahçe Sarayı için bütünsel sergilemenin tarih ile temellendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bütünselliği oluşturmada tarihsel bilginin ışığında nesnelerin kullanımının da önemli olduğunun ifade edildiği çalışmada, nesnelerin kendi öz bilgisini ve bütün içindeki bilgisini iletmedeki rolü üzerinde durulmuş, belirlenen nesnelerin gösteren- gösterilen düzleminde dilbilim yöntemlerine dayanarak yorumlaması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Saray-müze, sergileme, tarih yazım yöntemleri, yapısalcılık, göstergebilim

İlona Baytar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ulus-devlet yapısına sahip olan Singapur'un, ulusal kimlik oluşturmasına müzelerin katkısı

Uzun yıllar İngiltere'nin kolonisi olan ve 1965 yılında bağımsızlığına kavuşan Singapur,Güneydoğu Asya'nın coğrafya açısından en küçük ülkesidir. Ülke halkının yapısına bakıldığında,belli bir ulustan bahsetmek çok zordur. Toplumunun neredeyse tamamı göçmenlerden oluşanSingapur'un halkı, Çin, Malezya, Hindistan, Endonezya gibi ülkelerden göç etmiş insanlardan veülkedeki koloni yönetimininden kalan İngilizler'den meydana gelmiştir. Bu bağlamda ülke, çokırklı, çok dilli, çok dinli kısacası çok kültürlü bir yapıya sahiptir. 2006 yılının Ağutos ayındabağımsızlığının 41. yılını kutlayan ülke, halkı meydana getiren farklı etnik kimliklerin sahipolduğu kültürler ile ulusal kimliğini zenginleştirerek, kendisine farklı ve eşsiz bir kültürharmonisi yaratmıştır.Yapılan çalışmada, "Singapurlu" kimliğinin oluşturulmasında kültürel araçların, özellikle de i müzelerin katkısı olduğu düşünülerek, bu katkılar incelenmiştir. Ülkedeki, müzeciliğin ilk çıkış I noktasından günümüze kadar geçirdiği evrimler irdelenerek, sosyal, ekonomik ve politikolayların müzelere etkisi yorumlanmıştır. Günümüzde kültürel açıdan toplumun her ihtiyacınacevap vermeye çalışan müzelerin, 1990'lıların ortalarına kadar ekonomik ve politik olayların I gölgesinde kaldığı gözlenmiştir. Singapur'daki müzelerin ülkeyi oluşturan etnik kimliklere karşı Kuyarlı olduklarını ve ulus kimliğini güçlendirmek için bu kimlikleri destekledikleri sonucunavarılmıştır.Anahtar kelimeler: Kültürel miras, Müze, Etnik kimlik, ulusal kimlik, Ulus-devlet, Çok kültürlülük

Ceyda Özçelik Tezel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi müzecilik bağlamında butik müze

Osmanlının son döneminde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurulması ile Türkiye'de müzeciliğin kurumsallaşması başlamıştır. Cumhuriyet döneminde İzmir ve Ankara Arkeoloji Müzelerinin kurulmasıyla birçok alanda ve konuda kurumsal müze açılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'nin ilk özel müzesi olan Sadberk Hanım Müzesi'nin kurulması ile özel müzecilik anlamında ilk adımlar atılmış oldu. Sanat müzeciliği anlamında 2000'den sonra açılan Pera Müzesi, İstanbul Modern Sanatlar Müzesi, Sabancı Müzesi, Doğançay Müzesi ve IMOGA Müzelerinin açılması ile Türk resim sanatına çok büyük katkı sunulmuştur. Bu çalışmamız kapsamında Müze ve özellikle ülkemizdeki Butik Müzeciliği geliştirmek adına, analiz yapılmış, yapısal kimliği üzerinde analizler yapılmıştır.

Cumhuriyet DönemiKurumsallaşmaMüzecilik
Serpil Birsin
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl sonrası resim sanatında spor temalı eserlerde kompozisyon ve hareket

Bu araştırmada sanat ve spor ayrı disiplinlerde ele alınarak birbirleriyle nasıl etkileşime geçtikleri; eserler ve sanatçılar üzerinden görsellerle incelenmiştir. İki boyutlu yüzey üzerinde hareketin anlatımını kuvvetlendiren, destekleyen yöntemler araştırılarak, kompozisyon bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Yüzey planlamasında hareket kavramı, sporcu figürleri ile ele alınarak kompozisyon kurguları örneklendirilmiştir. Spor ve sporcu temasını sanatçılar yaşadıkları döneme göre; mücadele, rekabet, hareket, denge, artistik değer gibi kavramları eserlerinde çeşitli kompozisyon ve benimsedikleri üslupla anlatmışlardır. Modern Olimpiyatların kurucusu olan pedagog tarihçi yazar Baron Pierre de Coubertin; daha sağlıklı bir nesille barışçıl bir dünya adına, sporun güzelliklerini ancak sanatçıların anlatabileceği fikrinden yola çıkarak sanatın olimpiyatlarda yer almasına önderlik etmiştir. Böylece spor temalı sanat eserleri, ilk kez 1912 yılında olimpiyat oyunlarına sanat yarışmaları adı altında dahil edilmiştir. Bu çalışmada, spor disiplininde resim sanatının nasıl somutlaştırıldığı örneklerle incelenmiştir. Hareket kavramı ve kompozisyon anlatımı üzerinden spor ve sanat arasındaki ilişki ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Hareket, denge, artistik, spor

19. yüzyılDengeHareket+5
Günseli Ayan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın ressamların eserlerinde acı kavramının analitik bir çözümlemesi

Bu tez, yaşadıkları dönemde tanıklık ettikleri acıları sanatlarına aktaran, dört kadın sanatçının eserlerini acı kavramı üzerinden okumak üzerine kurulmuştur. Sanat tarihinin dört farklı döneminden seçilen kadın ressamların öyküleri son derece trajiktir. 17. yüzyıl İtalya'sında yaşamış Artemisia Gentileschi, yaşadığı talihsiz olaylar sonucunda kadın olmaktan doğan mağduriyeti ve hukuk mücadelesi ile sanat tarihine geçen ilk kadın ressamlardan biridir. 20. yüzyılda iki dünya savaşına tanıklık eden, II. Dünya savaşında oğlunu, torununu ve birçok yakınını kaybeden Kathe Kollwitz, travmasını resim yaparak yenmeye çalışır. Ayrıca sanatçı, kadın emeğinin sömürülmesine karşı çıkarak yoksul işçiler ve kadın işçilerin direnişlerini anlatan resimler yapmıştır. Frida Kahlo ise hem bedensel hem de ruhsal acılarıyla baş etmeye çalışan talihsiz bir kadındır. Geçirdiği bir trafik kazasıyla gelen sakatlıklar, hastalıklar, otuz iki kez geçirdiği ameliyatlar sonucunda yatağa mahkûm olmuş ve çareyi sanata sığınmakta bulmuştur. Yaptığı resimler Frida için yaşama sevinci olmuştur. Günümüz Türkiye'sinden Serpil Odabaşı, küçük yaşta tanışır acıyla, ötekileştirilen, dışlanan, kadın olmaktan dolayı öldürülen, töre cinayetlerine kurban giden kadınların toplumsal cinsiyet baskısı altındaki acılarını dışavurmaktadır. Sanatçı, Cumartesi anneleri, savaşlarda çocuklarını kaybeden kadınları unutmamamız için yaptığı resimlerle sanat tarihine belgeler bırakmaktadır. Kadınlar tarih boyunca ve günümüzde erkek egemen dünyada haksızlıklara, adaletsizliklere uğrayarak, dışlanarak acı çekmişlerdir. Sanat alanı, acı çeken kadınların acılarını ifade etmelerine imkân sağlamıştır. Dört kadın sanatçı, yaşadıkları dönemin kadınlar üzerindeki baskılarını, dışlanmalarını, acılarını görsel dil üzerinden dışavurarak, bir anlamda belgeleyerek tarih boyunca acı çeken tüm kadınların sesi olmuşlardır. Bu çalışmada hedeflenen, dört kadın sanatçının yaklaşımlarından bir genelleme yapmak ya da bir totoloji çıkartmak değil, kadın sanatçıların kendi dünyasında büyük bir yer tutan acı olgusunun kendi öznelliklerinden sıyrılarak tüm kadınların temsiliyetine dönüşmesine dikkati çekmektir. Dört sanatçı da kendisinden yola çıkar ancak kamusallaşan üretimleri ile öznelliğinden sıyrılarak tüm kadınların acısını temsil ederken sanatın yaratıcılığında kendisini iyileştirir, acıyı yeniden kavramsallaştırırken acısını aşar. Anahtar Kelimeler: Kadın Sanatçılar, Acı Kavramı, Feminizm, Artemisia Gentileschi, Kathe Kollwitz, Frida Kahlo, Serpil Odabaşı

Acı kavramıFeminizmGentileschi, Artemisia+7
Saime Uyar
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

1950-1990 arası Türkiye'de kadın kimliği ve moda

Toplumlar sanayileşme ve kentleşme sürecine girdiklerinde toplumsal yapılar da tümüyle değişime uğramaktadır. Türkiye'de geleneksel yapının birçok özelliği değişerek zamanla kentsellik özelliği kazanmaktadır. Toplumu oluşturan bireylerin statülerinin ve rollerinin değiştiği, özellikle kadınların toplumsal kazanımlardan daha hızlı etkilendiği görülmektedir. Türk aile yapısında kadına verilen rolün değişmesinin ancak kadının bilinçlenmesi, güçlenmesi, örgütlenmesi konumunu değiştirme yönünde destek alarak çaba göstermesiyle uzun bir süreç içinde gerçekleşeceği bilinmektedir. Bu çalışmada 1950'den 1990'a kadar Türkiye'deki kadın kimliğinin ve modanın değişimi ve gelişimi birlikte ele alınmaktadır. Çalışmamızda bahsedilen 1950-1990 yılları arasında kimlik açısından nasıl bir kadın portresi çizildiği incelenmeye çalışılarak, bu süreçte toplumda yaşanan değişimin modaya yansıması gelenek, görenek ve kültürel yapının etkileşimiyle birlikte, Türk toplumunda moda anlayışının nasıl oluştuğu irdelenmesi amaçlanmaktadır. Bu tezde, Türk toplumundaki kadının, kimliğini edinirken geleneksel toplumun yansıması olarak ikinci planda kalıp kalmadığı, kendisine sunulan ve kendisinin bizzat kazandığı siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik haklarını moda ile ilişkilendirerek incelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde kimlik tanımları, kadın kimliğinin oluşmasında ve değişmesinde toplumsal yapı, çalışma hayatı, eğitim, kültürel etkilerin ele alınması, dönemlere göre kimlik çeşitleri örneklendirilmesi ve farklı açılardan moda tanımlarının incelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde 1950-1990 yılları arası dönemde kadın kimliği ve moda ilişkisi ele alınmaktadır. Kadın kimliğindeki değişimin modaya yansıması ve Türkiye'deki terzilerin ve modacıların kadın kimliği ve statüsünün oluşmasında öncülük yaptığı bilinmektedir. Batı'daki modayı takip ederek, Türk kültürüyle sentez oluşturup, Türk kadınını giydirmeleri ve Türkiye'deki modanın oluşmasında ve devam ettirilmesinde dönemin modacılarının katkıları ele alınmaktadır. Dünya modasına yön veren, yaptıklarıyla dönemlere damgalarını vuran tasarımcıların ve modacıların hayatlarından ve çalışmalarından kesitler sunulmaktadır. 1950-1990 arası dünya modasına yön veren Chanel, Dior, Cristobal Balenciaga, Pierre Cardin, Yves St. Laurent gibi modacılar Suat Aysan, Hayri Akduman, Bergin Usberk, Lülfiye Arıbal, Yıldırım Mayruk, Vural Gökçaylı gibi terzi ve modacıları stil, form, kalıp, renk gibi pek çok konuda etkilemiştir. Örneğin, Suat Aysan, Dior'un modellerini kopya ettiği ya da beğendiği modelleri değiştirerek kendi zevkine uyarlamaktadır. Hayri Akduman, Yves St. Laurent'in tasarımlarından etkilendiği gibi, Balenciaga'nın tuvalet tasarımlarından da gelinlik modelleri tasarlamaktadır. Vural Gökçaylı, Yves St. Laurent'in tasarımlarından ilham almaktadır. Anahtar kelimeler: Kadın, Kadın kimliği, Moda

Kadın imajıKadınlarKimlik+1
Cemile Doğan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz çağdaş Türk sanatında ideoloji ve sanat ilişkisi

Bu tezin amacı, 90'lı yıllardan günümüze çağdaş sanatın geçirdiği dönüşümlerin, ideoloji ve sermaye eksenin de incelenmesidir. Dönemin sosyal ve politik olayları göz ardı edilmeden yapılan bu incelemede görülecektir ki, çağdaş sanatta, muhalif olmanın ya da çağdaş olabilmenin ön koşulu, sanatın ve sanatçının yaşanılan dönemden ve hayattan kopuk olmamasıdır. Birinci bölümde; sanatın eleştirel boyutunun tarihsel köklerinden geldiğini, hayatla olan bağının da ne derece önemli olduğunu görmekteyiz. Ayrıca 20. yüzyıl başlarında ideolojilerin kıskacındaki sanatsal örneklerin incelenmesi, günümüz ile geçmişin kıyaslanabilmesi ve bugünü anlamamız için çeşitli ipuçları sunmaktadır. 1990'lı yıllardan itibaren özellikle Türkiye ve dünya çapında yaşanan sosyo-politik dönüşümlerin çağdaş sanattaki yansımaları gösterilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde incelenen yeni orta sınıf ve ülke siyasetinin hatırı sayılır rolünün çağdaş sanatın üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Bu durum, 2000'li yılların çağdaş sanat pratiklerinin nasıl belirlendiğinin gösterilmesi acısından önemlidir. 90'lardan günümüze seçtiğimiz bu dönemdeki sanatçı ve inisiyatiflerin dönemleriyle hesaplaşmaların da önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Günümüz çağdaş muhalif sanatından örneklerin seçilip derlendiği son bölümde politik temalı kolektif sergilerin, özellikle ''Ateşin Düştüğü Yer'' sergisi ve diğer kapsamlı kolektif sergilerin Türkiye'de güncel siyaseti eleştirmeleri ve yeni bir dil yaratma peşinde olmaları kayda değer örneklerdendir. Bu gibi örnekler günümüz çağdaş sanatının eleştirel boyutunun hangi aşamalara ulaştığını göstermesi açısından önemli bir yere sahiptir. Yapılan röportajlarda da ideolojinin gündelik yaşama yansımaları ve sanatçıların üretimlerinde ne gibi etkilere sahip olduğu incelenmektedir.

EleştiriModern sanatSanat+4
Olcay Yetiş
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe sanatın faydaları ve uygulamaları

Sanatın insan sağlığına olumlu etkisini ilk çağlardaki iyileştirme törenlerinden, günümüzdeki hastanelere kadar her alanda görmek mümkündür. Sanat; zihin, beden ve ruh bütünlüğünün korunmasında büyük rol oynar. Bu sebeple, dünyanın pekçok yerinde hastaneler, tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak sanatın farklı disiplinlerinden yararlanır. Bu çalışma, sanatın insan sağlığındaki önemi, iyileştirme seanslarında kullanımı, hastalar üzerindeki olumlu etkileri gözlemlenerek sağlık açısından faydalarını incelemek ve günümüzde sağlık sektörlerinde sağaltım yöntemi olarak kullanılmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, hastaları konu almakla beraber, hasta yakınlarını, doktorları ve personeli, yani hastanede vakit geçiren herkesi kapsamaktadır ve hastanede geçirilen sürecin kalitesini arttırmayı amaçlamaktadır. Yapılan araştırmalara göre, sanatın depresyonu büyük ölçüde azalttığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve fiziksel iyileşmeye faydalı olduğu tespit edilmiştir. Hastane, poliklinik ve geriyatri merkezlerinde sanata yer vermek, burada vakit geçiren herkesi olumlu etkilemektedir. Günlük yaşamlarından soyutlanmış olan hastaların özgüvenini geliştirmek, iletişim becerilerini arttırmak amaçlı, ruh, beden ve zihnin bir bütün halinde iyileşmesine yönelik tamamlayıcı tedavilerde sanatın farklı disiplinleri kullanılmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar, geliştirilen teoriler ve uygulamalardan örnekler tezin ilerleyen sayfalarında yer almaktadır. Yazar son beş yıldır farklı kurumlarda, hastane, bakımevi, dernek ve vakıflarda pilot çalışmalar yürüterek, kurmayı hedeflediği sanat biriminin, 2016 yılında sağlık kurumlarında sanat yönetimi sertifikası programına katıldığı Florida Üniversitesi hastanesinde sistemli bir şekilde uygulanışını inceleme ve deneyimleme imkanı buldu. Sağlık kurumuna yerleştirilmiş olan bu birimin çalışma yöntemleri, şartları ve yapılandırılması tezde önerilen model ile birlikte anlatılmaktadır. Bu tez ülkemizdeki sağlık kurumlarında uygulanacak olan sağlıkta sanat çalışmalarının sistemli ve kapsamlı bir şekilde oluşturulabilmesine yol göstererek, ışık tutabilir.

HastanelerSanatSanat etkinlikleri+3
Gülsüm Şebnem Füge Demirok
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizm ve 1970 sonrası resim sanatında kendine mal etme ve uygulamaları

Bu çalışmada Postmodern sanat pratikleri arasında yer alan Kendine Mal Etme, Modenizm'den Postmodrenizm'e kadar geçen süre kuramsal ve sanatsal çerçevede ele alınıp, yapıtlar üzerinden örneklendirilerek anlatılmıştır. Kendine Mal Etme pratiğinin geliştiği postmodernizmin anlaşılabilmesi için modernizmin anlaşılması gerekliliği düşünülerek, birinci bölümde modernizm ve modern sanatın tarihsel perspektiften bakış açısısıyla genel karakteristik özelliklerinin incelenmesine çalışılmıştır. İkinci bölümde Postmodernizm, modernizm'den sonraki süreç ekseninde ele alınıp bu bağlam doğrultusunda kavramsal olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümde genel karakter özellikleri ile postmodern sanat, sanatçılar ve yapıtları incelenmiştir. Kendine mal etme pratiğinin anlaşılması için postmodern sanat stratejilerinin özellikleri ele alınmıştır. Kendine mal etme sanat pratiğine, postmodern resim sanatı üzerinden odaklanıp, sanatçılar ve yapıtları incelenerek, örneklendirilerek anlatılmaya çalışılmıştır.

PostmodernizmResim sanatıTemellük+1
Ercan Olgun
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kanun çalmayı otodidakt yöntemle öğrenmiş beş kanunçaların görüş ve yaklaşımları bağlamında XX. yüzyıl kanun sanatına bakış Cüneyd Kosal, Nevzat Sümer, Erol Deran, Hilmi Rit, Nuri Şenneyli

Kanun çalmayı otodidakt yöntemle öğrenmiş olan beş kanunçaların, modern eğitim-öğretim yöntemleri dışında kalan bu yöntem dâhilinde nasıl bir öğrenme süreci yaşadığı, akademik ve metodolojik yöntemlerden farklı olarak otodidakt yöntemin öğrenmeye etkisi, katkısı ya da eksikliklerinin neler olduğu, öğrenme sürecini etkileyen ailevi etkenler, merak ve ilginin öğrenmeye etkisi ve yeteneğin katkısı beş kanunçaların anlattıkları üzerinden gözlemlenmiştir. Adı geçen beş kanunçaların çalıştıkları tüzel ve özel kuruluşları ayrıntılı olarak incelemek suretiyle, profesyonel müzisyen olarak çalışan bu kanunçalarların, ülkenin içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurarak, kanun sanatını hangi yönde etkilemiş ve belirlemiş olabileceği tespit edilmeye çalışıldı. Buna ek olarak çalıştıkları yerlerde yaptıkları icrâ ve gerçekleştirdikleri kayıtlar çerçevesinde kanunun solo bir enstrüman olarak taksim ve saz eseri icrâsıyla mı yoksa sadece eşlik sazı olarak mı algılanması gerektiği sorusuna yanıt bulunmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Kanun, Türk müziği, otodidaktizm, radyo, gazino, dînî müzik, Ferid Alnar, Ahmet Yatman, Vecihe Daryal, Cüneyd Kosal, Nuri Şenneyli, Nevzat Sümer, Hilmi Rit, Erol Deran

Esra Berkman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal içerikli afişlerin incelenmesi ve hareketli bir uygulama

Başlangıçta mağara duvarlarına çizilen basit figürlerle başlayan afiş sanatı, 21. yüzyıla gelindiğinde teknolojinin ilerlemesi sonucu hayatımıza giren ekranlar sayesinde önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Eskiden sadece belirli alanlarda sergilenen ve sınırlı hedef kitlelere ulaşan statik afiş tasarımları teknolojik imkanlar ile dijital platformlarda daha etkileyici ve dinamik hale gelmiştir. Bunun sonucunda görsel, animasyon ve ses gibi unsurları birleştirerek hazırlanan haraketli afiş tasarımları, hedef kitlesi üzerinde daha derin ve kalıcı bir etki oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde; konuya genel bir giriş yapılarak, araştırmanın amacı ve önemi gibi başlıklar açıklanmıştır. İkinci bölümde; afişin tanımı, tarihsel gelişim süreci, afiş tasarımında kullanılan renklerin psikolojik ve kültürel anlamları ele alınmıştır. Aynı zamanda bu bölümde gelişen teknoloji sonucu ortaya çıkan hareketli afiş tasarımları hakkında kapsamlı literatür taraması yapılarak yurt içi ve yurt dışında hazırlanan tasarımlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde; sosyal sorumluluk tanımı, sosyal sorumluluk projelerinin dünyada ve Türkiye'de ortaya çıkışı, bu projelerin sağladığı avantaj ve dezavantajlar gibi konular irdelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, son zamanlarda medyayı meşgul eden altı konu başlığında hazırlanan afiş tasarımları, kuramsal yaklaşım ve betimsel analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise; belirlenen konu başlıkları kapsamında altı adet hareketli afiş tasarımı hazırlanmıştır. Bu afişler hazırlanırken, tez sürecinde elde edilen kazanım ve bulgular doğrultusunda uygulama çalışmaları yapılmıştır. Sonuç olarak, tezde sosyal içerikli afiş tasarımlarının insanlar üzerindeki etkileri ve teknolojinin ilerlemesi ile hayatımıza giren hareketli afişlerin gelişimi incelenerek elde edilen veriler doğrultusunda konuyla ilgili literatüre Türkçe kaynak oluşturulması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Afiş, Sosyal Sorumluluk, Hareketli Afiş, Hareketli Tipografi, Sosyal İçerikli Afiş

Afiş sanatıAfişlerGrafik tasarımı+3
Saniye Nur Sürücü
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00