
112
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Aile hekimlerinin bitki-ilaç etkileşimi hakkında bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de görev yapan aile hekimlerinin bitkisel ürün-ilaç etkileşimi konusunda davranış, tutum ve bilgi düzeylerini değerlendirerek konuyla ilgili farkındalık oluşturmaktır. Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya 345 aile hekimi dahil edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de tam zamanlı ve yarı zamanlı aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan araştırma görevlileri, aile hekimi olarak görev yapan pratisyen ve uzman hekimler oluşturmaktadır. Araştırma online olarak Google Forms üzerinden 15.08.2023-23.01.2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma anketi; kişisel bilgileri istendiği ilk bölüm, hekimlerin bitki-ilaç etkileşimleri ile ilgili tutum ve davranışlarını ölçen ikinci bölüm ve bitki-ilaç etkileşimleri ile ilgili bilgi sorularını içeren üçüncü bölüm ile birlikte 45 sorudan oluşmaktadır. İstatistiksel analiz için IBM SPSS 20.0 paket programı kullanılmış ve p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan aile hekimlerinin %67 (n=231)'si hayatlarının herhangi bir döneminde bitkisel ürün kullanmıştır. %54,5 (n=188)'i takip ettikleri hastalara herhangi bir bitkisel ürün önermemektedir. Katılımcılar bitkisel ürün-ilaç etkileşimi bilgi düzeylerini %57,7 (n=199) oranında ''yetersizim'' şeklinde tanımlanmakta, hastalarından etkileşim ile ilgili soru alma durumunu %35,9 (n=124) oranında ''bazen'', bilgi verme durumunu %33,3 (n=115) oranında ''nadiren'' ve hastaların izlem sırasında bitkisel ürün-ilaç etkileşimi açısından değerlendirme durumunu ise %37,4 (n=129) oranında ''her zaman'' şeklinde yanıtlamaktadır. Aile hekimlerinin %80,3 (n=277)'ünün görevleri boyunca bitkisel ürün-ilaç etkileşimi ile karşılaşmadığı, karşılaşan %14,7 (n=10)'lik kısmın ise advers etki bildirimi yaptığı saptanmıştır. Katılımcıların %86,4 (n=298)'ü bitkisel ürünler ile ilgili eğitim almak istediklerini bildirmiştir. Sonuç itibariyle aile hekimleri; yüksek oranda bitkisel ürünler kullanırken daha az oranda hastalarına önermekte, hastaların bitkisel ürün-ilaç etkileşimi açısından bilgilendirilmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekte ayrıca konuyla ilgili bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu bu duruma bağlı olarak bitkisel ürünler ile ilgili eğitim almak istemektedir. Anahtar Kelimeler: Aile hekimleri, Akılcı ilaç kullanımı, Bitki-ilaç etkileşimi, Fitoterapi, Geleneksel tıp
Timokinonun mikrobiyal biyotransformasyonu
Bu çalışma kapsamında, çörek otu (Nigella sativa L.) tohum uçucu yağında ana bileşik olarak bulunan monoterpen kinon yapısındaki timokinon molekülünün 35 farklı mikroorganizma ile biyotransformasyonu gerçekleştirilmiştir. Aspergillus niger ATCC 10549 ile altı, denenen diğer mikroorganizmalar ile ancak bir tane aynı metabolitin oluştuğu gözlenmiş, ince tabaka kromatografisi (İTK), gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GK-KS) ve nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (NMR) yöntemleri ile yapıları tayin edilmiştir. A. niger ile oluşan altı metabolitten timohidrokinonun kimyasal yapısı tanımlanabilmiştir. Bu çalışma ile ilk defa, timokinonun mikrobiyal transformasyonu araştırılmış ve elde edilen metabolit timohidrokinon, denenen mikroorganizmalardan 23'nde gözlenmiştir. Timokinonun A. parasiticus (NRRLY 2999) ile preparatif biyotransformasyonu sonucu oluşan timohidrokinon metaboliti biyolojik aktivite çalışmaları için kromatografik olarak saflaştırılmıştır.Ayrıca in vitro olarak timokinon ve timohidrokinonun antimikrobiyal (antibakteriyel antikandidal), antioksidan (DPPH ve ABTS radikal süpürücü etki) ve enzim inhibisyonu [asetilkolin esteraz (AchE), butirilkolin esteraz (BuChE)] biyoaktivite testleri gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak elde edilen biyotransformasyon ürünü timohidrokinonun kullanılan substrata göre test edilen sistemlerde biyolojik aktivitesinin daha etkin olduğu görülmüştür.
Bazı hyperıcum türlerinin uçucu yağ bileşimleri ve antianjiyojenik aktiviteleri
Anjiyojenez terimi, önceden var olan kan damarlarından yenilerinin oluşmasını ifade eder. Günümüzde, antianjiyojenik özellikteki doğal bileşikler, kanser ve enflamasyon gibi anjiyojeneze bağlı hastalıkların tedavisinde büyük rol oynamaktadırlar. Uçucu yağlar günlük hayatta gıdalarda tat verici veya koruyucu, kozmetik ürünlerde özellikle parfümlerde koku verici ajan olarak kullanılmaktadırlar. Ayrıca antioksidan, antiviral, antimikrobiyal, analjezik, sedatif, antikanser ve antienflamatuvar özellikleri nedeniyle hastalıkların tedavisinde önem taşımaktadırlar.Bu çalışmada Hypericum perforatum L., H. hircinum L., H. confertum Choisy ve H. hyssopifolium Chaix. subsp. elongatum (Ledeb.) Woron var. microcalycinum (Boiss. & Heldr.) Boiss. türlerinin uçucu yağ bileşimleri Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) sistemi, antianjiyojenik aktiviteleri ise bir in vivo model olan koryon allantoik membran (CAM) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Uçucu yağların GK ve GK/KS analizleri sonucunda ana bileşik H. perforatum, H. hircinum, H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağları için ?-pinen (% 33.3, % 88.3, %57.8); H. confertum uçucu yağı için ise germakren D (% 30.2) olarak tespit edilmiştir. CAM aktivite deneyi sonucunda en fazla etki H. perforatum uçucu yağının 50µg/pellet konsantrasyonunda zayıf-orta antianjiyojenik etki olarak görülmüştür. 50 µg/pellet konsantrasyonda H. hircinum, H. hyssopifolium ve H. confertum uçucu yağları ise hiçbir etki göstermemiştir. Test edilen uçucu yağlar denenen konsantrasyonlarda hiçbir toksik ya da iritan etki göstermemiştir.H. confertum ve H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri, H. perforatum, H. hircinum, H. confertum ve H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağlarının CAM aktiviteleri ilk kez bu çalışmada araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler:Hypericum perforatum, Hypericum hircinum, Hypericum confertum, Hypericum hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum, uçucu yağ, koryon allantoik membran (CAM).
Bazı Türk nane (Mentha L.) uçucu yağlarının biyolojik aktiviteleri
Bu çalışmada, Marmara Bölgesi ve Karadeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen bazı Mentha türlerinin (Mentha longifolia L. Hudson subsp. typhoides, M. suaveolens Ehrh, M. spicata L. subsp. spicata, M. spicata L. subsp. tomentosa, M. pulegium L., M. x villosa-nervata Opiz.) uçucu yağlarının kimyasal kompozisyonları, antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri ile enzim inhibisyonları incelenmiştir.Antioksidan aktivite, ß-karoten yöntemi, serbest radikal giderim yöntemi (DPPH?), ABTS?+ radikalini süpürücü etki tayini ve indirgeme gücü gibi 4 farklı test uygulanarak belirlenmiştir. Mentha uçucu yağları sadece ABTS?+ radikal katyonuna karşı aktivite göstermişlerdir.Antimikrobiyal aktivitesi (antibakteriyel ve antikandidal), gram negatif, gram pozitif mikroorganizmalara ve bazı Candida türlerine karşı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Uçucu yağların Candida türleri üzerinde bakteri türlerine oranla daha fazla etki gösterdikleri bulunmuştur.Enzim inhibisyon deneyleri olarak da; Asetilkolinesteraz (AChE) İnhibitör ve Butirilkolinesteraz (BuChE) İnhibitörlerinin etkileri belirlenmiştir. Mentha türlerine ait uçucu yağların asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkili bir inhibitör olmadığı ve M. spicata L. subsp. spicata'nın Galantamine göre daha güçlü BuChE inhibitör etkisi olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Antioksidan aktivite, DPPH?, ABTS?+, ß-karoten/linoleik asit, Antibakteriyel aktivite, Antikandidal aktivite, Asetilkolinesteraz (AChE) İnhibitörü, Butirilkolinesteraz (BuChE) İnhibitörü.
Türkiye'de yetişen Sambucus nigra meyveleri üzerinde ön kimyasal araştırmalar
Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yayılış gösteren Sambucus nigra L. (mürver) Caprifoliaceae familyasına ait, çalı veya küçük ağaç formunda bir bitkidir. S. nigra'nın Avrupa'da yaygın bir kullanımı bulunmaktadır. Bitkinin meyve ve çiçeklerinin tıbbi çay olarak öksürük, soğuk algınlığı, grip gibi şikâyetlerde kullanıldığı; ayrıca meyvelerden renk verici özelliğinden dolayı meyve suyu, şarap, reçel, marmelat gibi ürünlerin hazırlanmasında da yararlanıldığı bilinmektedir. Antosiyaninlerce zengin olan siyahımsı mor meyvelerin antioksidan, antiviral, antikarsinojenik, antienflamatuvar etki gibi çeşitli biyolojik etkilerinin olduğu literatür bilgileri ile desteklenmektedir. Ancak Türkiye'de S. nigra meyveleri üzerine yapılan çalışmalar yetersizdir.Bu çalışmada S. nigra meyvelerinin ekstreleri çeşitli polaritelere sahip çözücülerle maserasyon yöntemi ile hazırlanmıştır. Ayrıca halkın kullanımına uygun meyve çayı hazırlanarak liyofilize edilmiştir. Hazırlanan ekstrelerde kromatografik ve spektrofotometrik analizler ile kimyasal bileşim çalışmaları yapılmıştır. Meyve çekirdeklerinin n-hekzanla Soxhlet ekstraksiyonu sonucu elde edilen sabit yağının yağ asidi bileşiminin belirlenmesi amacıyla yağ asitlerinin metil esterleri oluşturulmuş ve GC ve GC/MS analizleri yapılmıştır. İlk defa bu tez kapsamında meyvelerin mikrodistilasyon ile uçucu bileşiklerinin eldesi ve meyvede glikozidik bağlı uçucu bileşiklerin elde edilerek GC ve GC-MS analizleri gerçekleştirilmiştir.Yapılan çalışmalar sonunda %70 etanol ekstresinin diğer ekstrelere kıyasla antosiyaninlerce zengin olduğu ve siyanidin-3-glikozit miktarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Meyve çekirdeklerinin ise yağ asidi kompozisyonu incelendiğinde, çekirdek yağının linoleik asit (% 42.3) ve linolenik asit (% 38) gibi doymamış yağ asitlerince zengin olduğu belirlenmiştir.Mikrodistilasyon ile meyvede uçucuların % 86.1'ne karşılık gelen 34 bileşik tanımlanmıştır. Aldehit yapısındaki iki bileşik başlıca bileşenler olarak belirlenmiştir: Fenilasetaldehit (% 32.8) ve benzaldehit (% 7.9). Meyvelerden su distilasyonu ile hazırlanan örnek ise daha çok yağ asitlerince zengin olup ana bileşikleri hekzadekanoik asit (% 55.3) ile tetradekanoik asit (% 11.4) olarak belirlenmiştir. Meyvelerde enzimatik hidroliz sonrası gerçekleştirilen su distilasyonunda ise, örnekte hekzadekanoik asit (% 36.1), etil linoleat (% 11.6) ve etil hekzadekanoat (% 10) olarak belirlenmiştir. Meyvelerin uçucu bileşik kompozisyonu incelendiğinde, yağ asitleri, yağ asidi esterleri, aldehit, alkol ve terpenik yapıda bileşiklerce zengin olduğu görülmektedir.
Uçucu yağlarda bulunan ana bileşiklerin preparatif fraksiyon toplayıcı ile izolasyonları ve biyolojik aktiviteleri
Bu çalışma kapsamında, Ammi visnaga (L.) Lam. (Diş otu), Matricaria chamomilla L. (Mayıs papatyası), Juniperus sabina L. (Sabin ardıcı) ve Widdringtonia whytei Rendle. (Mulanje sediri) türlerinin uçucu yağlarının kimyasal kompozisyonları, uçucu yağlarındaki ana bileşiklerin preparatif fraksiyon toplayıcı (PFT) ile izolasyonları, uçucu yağların ve uçucu yağlardan izole edilen maddelerin antibakteriyal ve antifungal aktiviteleri incelenmiştir.Uçucu yağların kimyasal kompozisyonları gaz kromatografisi/kütle spektrometrisi (GK/KS) yöntemi ile incelenmiştir. Ammi visnaga uçucu yağından izole edilen A kodlu bileşiğin yapısı Nükleer Manyetik Rezonans spektroskopisi (NMR) yöntemi ile tayin edilmiştir.Uçucu yağlarda tespit edilen ana bileşiklerin izolasyonları Gaz Kromatografisi-Preparatif Fraksiyon Toplayıcı (GK-PFT) sistemi kullanılarak yapılmıştır. İzole edilen maddelerden enantiomer özellikte olanları şiral kolonda analiz edilerek ve optik çevirme açıları ölçülerek hangi enantiomer oldukları belirlenmiştir.Uçucu yağların ve izole edilen maddelerin antimikrobiyal aktiviteleri (antibakteriyal ve antifungal), gram negatif, gram pozitif bakterilere ve bazı funguslara karşı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. A. visnaga uçucu yağının (MİK= 0.3375 µg/mL), bu yağdan izole edilen A kodlu bileşiğin (MİK= 0.437 µg/mL) ve M. chamomilla uçucu yağından izole edilen Bisabolon oksit'in (MİK= 0.4 µg/mL) Pseudomonas aeruginosa bakterisine karşı antibakteriyal etkili olduğu bulunmuştur. A. visnaga'dan izole edilen A kodlu bileşiğin (MİK= 0.1093 µg/mL) Candida albicans'a karşı antifungal etkili olduğu da görülmüştür.Anahtar kelimeler: uçucu yağ, GK/KS, Ammi visnaga, Matricaria chamomilla, Juniperus sabina, Widdringtonia whytei, izolasyon, preparatif fraksiyon toplayıcı, antibakteriyal aktivite, antifungal aktivite
Sığala (Liquidambar orientalis Miller) uçucu bileşenlerinin kimyası ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
Sığala balzamı genellikle tıbbi ve teknik açıdan değerlendirilmektedir. Tıpta yaraların tedavi edilmesinde, astım, bronşit gibi üst solunum yolu hastalıklarında buharla dezenfeksiyon, balgam söktürücü olarak toz ve pastil, mantar ve uyuz gibi cilt hastalıklarında pomat ve yakı halinde kullanılmaktadır. Sığala balzamı antiseptik ve parazit öldürücüdür. Ayrıca ülser hastalığında ağrı dindirici olarak değerlendirilmektedir.Bu çalışmada, sığala balzamından su distilasyonu yöntemi ile elde edilen uçucu yağın bileşiminin yanı sıra katı faz mikroekstraksiyon (Solid phase microextraction (SPME)) yöntemiyle balzamda bulunan uçucu bileşenlerin Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile analizi yapılarak, elde edilen uçucu yağın ve balzamın antiinflamatuvar etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Antiinflamatuvar aktiviteler in vitro lipooksijenaz (LOX) ve siklooksijenaz (COX) enzim inhibisyonu yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca uçucu yağın, agar dilüsyon yöntemiyle Helicobacter pylori üzerinde antimikrobiyal etkisi incelenmiştir.İnflamasyon (yangı), tehlikeli ve zararlı iç ve dış uyarılara karşı verilen doğrudan bir yanıt olup organizmayı korumaya yönelik mekanizmalardan biridir. İnflamasyonda çeşitli hücre ve mediyatörler rol alır. İnflamasyon günümüzün en büyük sağlık problemlerinden biridir ve tıbbın hemen her branşını yakından ilgilendirmektedir. Antiinflamatuvar etki, yangısal reaksiyonu diğer mediyatörlerin aksine baskılar. Vücutta doğal antiinflamatuvar mediyatörler olduğu gibi dışardan alınan birçok etken maddenin de antiinflamatuvar etkisi vardır. Bu maddeler inflamasyondan sorumlu olan mediyatörlerin sentezini azaltarak antiinflamatuvar etkinlik gösterirler.GK ve GK/KS analizleri sonucunda uçucu yağın ana bileşikleri olarak stiren (%84.6), ?-pinen (%8.3) ve ß-pinen (%2.1) bulunurken, SPME yöntemi ile balzam uçucu bileşenleri olarak stiren (%75.0), benzen propanol (%9.5) ve 4-etil fenol (%4.5) tespit edilmiştir. Enzim aktivite deneyleri sonucunda, uçucu yağın LOX inhibisyonunda IC50 değeri 50.33±3.22 ?g/mL olarak hesaplanıp, zayıf-orta antiinflamatuvar etki gösterdiği görülmüştür. Balzam ve uçucu yağın 200 ?g/mL'lik konsantrasyonlarının COX inhibisyonu göstermediği görülmüştür. Uçucu yağın, agar dilüsyon yöntemiyle 2222.2 ?g/mL konsantrasyonda anti-Helicobacter pylori etkisi olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Liquidambar orientalis, uçucu yağ, balzam, antiinflamatuvar, lipooksijenaz (LOX), siklooksijenaz (COX), Helicobacter pylori.
Mentha spicata l. alttürlerinin fenolik bileşikleri ve antioksidan aktivitelerinin YBSK-KS/Ksyöntemi ile belirlenmesi
Antioksidan etkili bileşikler genellikle canlı organizmalarda hücre bütünlüğünün korunması ve gıdalardaki bozulmaların önlenmesi için önemli olan ve yaygın kullanılan maddelerdir. Canlı organizmaların yaşam süresi ve kalitesi açısından hücre bütünlüğünün korunması önemlidir. Hücre bütünlüğünün korunması hücre membranlarının büyük bir kısmını oluşturan lipit dokusunun bozulmadan kalabilmesi ile mümkündür. Bu bütünlüğün antioksidan maddeler ile sağlanabildiği bilinmektedir. Günümüzde bu amaçla daha çok sentetik antioksidan maddeler kullanılmaktadır. Bununla birlikte, sentetik kimyasalların zararlı etkileri ile ilgili artan bilimsel bulgular nedeniyle, doğal maddelerin antioksidan etkileri ile ilgili araştırmalar artarak devam etmektedir. Bu tez kapsamında Türkiye'de yetişen Mentha spicata L'nın iki alttürü, Mentha spicata L. ssp. spicata ve Mentha spicata ssp. tomentosa (Briq.) Harley kullanılmış ve şimdiye kadar Mentha spicata alt türleri ile ilgili yapılmış en ayrıntılı fenolik bileşik analizi araştırması olmuştur. Toplam 80 maddenin Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi-Kütle Spektrometresi/ Kütle Spektrometresi (YBSK-KS/KS) ile analizi yapılmış ve yapıları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu fenolik maddelerden 18 tanesi ise Mentha cinsinde, 25 tanesi Mentha spicata türünde ilk defa tespit edilmiştir. Mentha cinsi için yeni olan fenolik maddeler: sagerinik asit, ikarisit B5 glukopiranozit, apigenin asetilglukozit, luteolin asetilglukozit, salvianolik asit F, salvianolik asit C, salvianolik asit A, feruloilkinik asit, ponsirin, metil litospermat, dimetil litospermat, metil danşensu, 4-kafeoilkinik asit (kriptoklorojenik asit), 3-kafeoilkinik asit, 3-kumaroil kinik asit, 4-kumaroilkinik asit, kafeoil glukoz, dimetil rosmarinat olarak sıralanabilir Diğer Mentha türlerinde rastlanmasına karşın daha önce Mentha spicata da rastlanmayan fenolik maddeler ise: salvianolik asit E, protokateşik asit heksozit, 12-hidroksi jasmonat sülfat ve metil rosmarinat, genkvanin, visenin-2, danşensu dimer'dir. Ekstrelerin antioksidan aktivitelerini belirlemek amacıyla 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH?) radikal süpürücü etkileri, ß-karoten-linoleik asit oksidasyonunu ve linoleik asit peroksidasyonunun inhibe etmeleri, ABTS? radikali süpürücü etkileri troloksa eşdeğer olarak (TEAK) incelenmiştir. ABTS? radikali ile kolon sonrası her bileşik ayrı ayrı reaksiyona sokulmuş ve ekstre içindeki her molekülün antioksidan aktivite güçleri belirlenmiştir. Etkiden sorumlu olan her molekül YBSK-MS/MS yardımı ile tanımlanmıştır. Ayrıca ekstrelerin indirgeme kapasiteleri ile spektrofotometrik (toplam fenol, toplam flavonoit) ve kromatografik (YBSK, GK/KS, GK/FID, YBSK-KS/KS) olarak kompozisyonları da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Lamiaceae, Mentha spicata; Mentha spicata ssp. spicata; Mentha spicata ssp. tomentosa; YBSK-KS, Fenolik bileşikler; Antioksidan aktivite
Doğal madde ve kombinasyonlarının enzimatik In Vitro antimikrobiyal ve antiviral etkileri
Bu tez kapsamında ticari Origanum ve Eucalyptus uçucu yağları ve ana bileşenlerinin birbiriyle ve standart etken maddelerle farklı kombinasyonlarının in vitro antimikrobiyal etkileri sinerjistik/antagonistik etkileşmeler açısından değerlendirilmenin yanı sıra, uçucu yağların ve ana bileşenlerinin potansiyel antiviral etkileri, enzimatik in vitro testler ile değerlendirilmiş, bulgular in silico yöntemlerle desteklenmiştir. Deneysel olarak mikrodilüsyon ve dama tahtası yöntemleri kullanılarak Origanum, Eucalpytus, karvakrol, timol, ampisilin, siprofloksasin kombinasyonlarının etkileri dört bakteri üzerinde incelenmiş seçilen en aktif (FİKİ<0.75) kombinasyonların in vitro sitoksisiteleri hücre kültüründe test edilmiştir. Ayrıca uçucu numunelerin in vitro anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (ACE2), transmembran serin proteaz 2 (TMPRSS2) ve nöraminidaz (NA) ticari kitleriyle etki mekanizmaları incelenmiştir. Uçucu bileşenlerin farmakokinetik özellikleri ve toksisiteleri in silico yöntemlerle değerlendirilmiştir. Ana monoterpen bileşenler GK ve GK/KS ile Origanum onites, O. minutiflorum, O. vulgare için karvakrol (%62-81), Eucalyptus globulus için 1,8-sineol (%31), E. citriodora için ise sitronellal (%80) olarak belirlenmiştir. In vitro enzim inhibisyon deneylerinde O. minutiflorum, O. vulgare ve E. globulus uçucu yağları ile saf ana bileşenler; ACE2, TMPRSS2 ve NA enzimlerini inhibe etmiştir, sonuçlar in silico verilerle de desteklenmiştir. Genel sonuç olarak, Origanum uçucu yağları ve karvakrolun antimikrobiyal maddeler birlikte kullanıldığında etkiyi arttırdığını; yüksek enzim inhibisyonu gösteren Origanum ve Eucalyptus uçucu yağlarının güvenli konsantrasyonlarda potansiyel antiviral olarak değerlendirilebileceği gösterilmiştir.
Corchorus olitorius L. ( Molehiya) fenolik içeriğinin, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Bursa Görükle Mahallesinde kültürü yapılan Corchorus olitorius L. (Malvaceae) ile Lübnan'da marketten alınan Mısır menşeili Corchorus olitorius L bitkilerinin etanol ekstreleri, ve %5'lik infüzyonları, fitokimyasal olarak incelenmiştir. Ekstrelerin, toplam fenolik madde miktar tayini, antimikrobiyal ve antioksidan aktiviteleri belirlenmiştir. Antioksidan aktivite, DPPH• ve ABTS•+ radikal süpürücü etki üzerinden test edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite testlerinde, çeşitli suşlara ait fungus ve bakteriler kullanılmıştır. Etanol ekstrelerinin fitokimyasal içerikleri Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi/ Kütle Spektrometrisi ile incelenmiştir. Kinik asit, protokateşik asit, protokateşikasit heksozit, Kafeik asit, 3-Kafeoilkinik asit, 5-Kafeoilkinik asit, 1,3-Dikafeoilkinik asit, 3,4-Dikafeoilkinik asit. Luteolin/Kamferol asetil glukozit, Kersetin glukozit, Kersetin asetilglukozit, Kersetin pentozit, Astragalin, Kersetin ekstrelerde standard kullanmadan tentatif olarak tanımlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ekstre, Aktivite, HPLC-/MS/MS, Corchorus olitorius
Thymus serpyllum ve pinus nigra aetherolea kombinasyonlarının biyolojik aktiviteleri
Uçucu yağlar tek başına ve karışımlar halinde aromaterapi uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada ticari Thymus serpyllum ve Pinus nigra uçucu yağlarının tek ve kombinasyonlarının etkinlikleri sistematik olarak incelenmiştir. İlk olarak uçucu yağların kimyasal profillerinin teyidi için GK-AID ve GK/KS analizleri yapılmıştır. T. serpyllum ana bileşenleri geraniol (%19,3) ve p-simen (%12,9), P. nigra uçucu yağının ana bileşenleriyse a-pinen (%73,8) ve trans-verbenol (%4,4) olarak belirlenmiştir. Sonrasında uçucu yağlarının in vitro antimikrobiyal etkinlikleri ve kombinasyonlarla karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Çalışmalar Bacillus cereus NRRLB-3711, Bacillus subtilis NRRLB-4378, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Escherichia coli NRLLB-3008, Klebsiella pneumoniae ATCC 4352, Moraxella catarrhalis ATCC 23245, Salmonella typhimurium ATCC 13311, Staphylococcus aureus ATCC 6538, Staphylococcus aureus ATCC BAA44, Staphylococcus epidermidis ATCC 12228, Streptococcus mitis NCIMB 13770, Streptococcus mutans ATCC 2512 mikroorganizmaları kullanılarak MİK değerleri 250-1000 μg/mL aralığında belirlenmiştir. T. serpyllum ve P. nigra uçucu yağlarının birbirleriyle ve her bir uçucu yağın siproflaksasin, amoksisilin ve tetrasiklin kombinasyonları dama tahtası yöntemi değerlendirilmiştir. T. serpyllum-P. nigra kombinasyonu E. faecalis (FİKİ: 0,1875) ve S. epidermidis (FİKİ: 0,375) karşı sinerjik etki gösterdiği tespit edilmiştir. P. nigra ve amoksisilin kombinasyonu ise S. mitis (FİKİ:0,187) suşuna karşı sinerjik etki belirlenmiştir. Ayrıca iki uçucu yağın ana bileşenleri olarak tespit edilen geraniol ve a- pinen kombinasyonlarının aktiviteleri değerlendirilmiştir, çalışmada kullanılan tüm mikroorganizmalara karşı bağımsız etki hesaplamıştır. Uçucu yağ ve antibiyotik kombinasyonlarında sinerjik etkiye sahip konsantrasyonların, HEK293 hücre hattında MTT yöntemiyle toksisite olmadığı tespit edilmiştir. Yapılmış olan biyoaktivite çalışmaları sonucunda T. serpyllum-P. nigra ve P. nigra-Amoksisilin kombinasyonlarının düşük konsantrasyonlarda potansiyel antimikrobiyal madde olarak değerlendirilebileceği ilk kez bu tez çalışması kapsamında ortaya konulmuştur.
Melıa azedarach l. (tespih ağacı) uçucu yağının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesinin incelenmesi
Tespih ağacı olarak bilinen Melia azedarach L. (Meliaceae) bitkisi geleneksel tıpta birçok kullanıma sahip önemli bir tıbbi ve aromatik bitkidir. Antimikrobiyal, antiparazit, antioksidan, antikanser, antiinflamatuar, analjezik, antipiretik, antifertilite, hepatoprotektif, dermatolojik hastalıklar, antidiyabetik, immünolojik, antilityatik, hipolipidemik, hipotansif etkileri bilinmektedir. Bu çalışma kapsamında Irak'ta doğal olarak yetişen M. azedarach bitkisi toplanarak yaprak, çiçek ve meyve olmak üzere farklı kısımlarından Clevenger apareyinde su distilasyonu yöntemi ile uçucu yağları, tohumlardan ise Soxhlet apareyinde sabit yağı elde edilerek kimyasal bileşimlerinin GK-AİD ve GK-KS yöntemleri ile aydınlatılması ve sonrasında elde edilen uçucu yağların antimikrobiyal aktivitelerinin incelenmesi planlanmaktadır. Yaprak, çiçek ve meyvelerden elde edilen uçucu yağlarının, Gram pozitif (Staphylococcus aureus) ve Gram negatif (Escherichia coli) bakteri üzerinde antibakteriyel aktivite çalışmaları yapılmış ve minimum inhibisyon konsantrasyonları (MİK) belirlenmiştir. Sonuç olarak M. azedarach bitkisinin yaprak, çiçek ve meyve uçucu yağlarında sırasıyla ana bileşen olarak %27.7 fitol, %23.2 (E)-nerolidol ve %14.2 pentakosan tespit edilmiş olup tüm yağların Escherichia coli NRRL B-3008 suşuna karşı MİK değerleri 2000 mikrogram/mL olarak belirlenmiştir. Staphylococcus aureus ATCC 6538 suşuna karşı etkili bulunan yaprak ve meyve uçucu yağlarının MİK değerleri sırasıyla 1000 µg/mL ve 6.25 µg/mL olarak tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Melia azedarach, Tespih ağacı, Uçucu yağ, Antimikrobiyal aktivite
Malatya'da doğal yayılım gösteren bazı trıpleurospermum türleri üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bu çalışmada, Malatya'da farklı lokalitelerden toplanan Tripleurospermum türlerinin farklı ekstreleri incelenmiştir. 8 farklı lokaliteden toplanan bitki örnekleri üzerinde antioksidan aktivite, toplam fenolik madde miktarı, antimikrobiyal aktivite, uçucu yağ, yağ asitleri, fitokimyasal bileşik analizleri, MTT testi, hiyalüronidaz enzimi ve tirozinaz enzimi inhibisyonu çalışmaları yapılmıştır. Antioksidan aktivite çalışmaları DPPH, ABTS yöntemleri ve toplam fenolik madde miktarı (TFMM) çalışmaları Folin-Ciocalteu yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Antimikrobiyal aktivite çalışmaları disk difüzyon yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Uçucu yağların analizinde gaz kromatografisi-gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GK-GK/KS) cihazı kullanılmıştır. Bulunan ana bileşikler; (Z)-β-farnesen, β-seskuifellandren, salvial-4(14)-en-1-on, spatulenol, nor-kopaanon, bisabolen oksit A, kopaborneol, dekanoik asit, trikosan, (2Z, 8Z)-matrikarya esteri, α-bisabolol oksit A, pentakosan, fitol ve hekzadekanoik asit olmuştur. Yağ asitleri analizinde gaz kromatografisi (GK) cihazı kullanılmıştır. Fitokimyasal bileşik analizinde sıvı kromatografisi-kütle spektrometrisi (SK-KS/KS) cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Hiyalüronidaz ve tirozinaz enzimi inhibisyonu incelenmiştir. İnsan deri keratinosit ve karaciğer hepatoma hücreleri üzerinde MTT testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, Tripleurospermum türlerinin önemli biyolojik aktivitelere sahip olduğunu ve tıbbi ve farmasötik alanlarda potansiyel kullanımının olabileceğini göstermektedir. Sonuçların; lokalite, ekstraksiyon tekniği, ekstre fraksiyonları ve türlere göre değişebildiği görülmüştür.
Omega-7 yönünden bazı sabit yağların kimyasal bileşimlerinin araştırılması
Omega-7, palmitoleik asit olarak bilinen bir tür tekli doymamış yağ asididir. Özelikle Makademya fındığı, kır iğdesi gibi bitkisel kökenli canlılarda ve hayvansal ürünlerde bulunmaktadır. Esansiyel yağlardan omega-3 ve omega-6 gibi temel yağ asitlerinin aksine, omega-7 vücut tarafından sentezlenebilmektedir. Omega-7 cilt sağlığını iyileştirmek, lipit profillerini etkileyerek kalp sağlığını desteklemek, kilo yönetimine yardımcı olmak ve anti-enflamatuvar etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Tez kapsamında hem omega-7 açısından zengin olan kır iğdesi (taze ve kurutulmuş meyveleri) hem de tropikal ve besin değeri açısından oldukça yüksek öneme sahip iki farklı çeşit avokado (tohum ve pulpası), Brezilya ceviz (tohumu), Makademya fındık (tohumu) ve Pikan cevizi (tohumu) ile çalışılmıştır. Bitkisel materyaller Soxhlet apareyinde apolar çözücü (n-hekzan) ile ekstraksiyon işlemine tabii tutularak sabit yağları elde edilmiştir. Tez kapsamında toplamda dokuz sabit yağ elde edilmiş olup bu yağların ve ticari kır iğdesi yağının metillenerek kimyasal bileşimleri GK-AİD ve GK-KS yöntemleri ile aydınlatılmış ve omega-7 açısından içerikleri değerlendirilmiştir. Ticari olarak analiz edilen yağ hariç elde edilen yağlarda oleik asit (%43.5-64.7) ana bileşiklerden birisi olarak tespit edilmiştir. Makademya fındığının yağ verimi %69.4 olup içeriğinde %20 oranında palmitoleik asit tespit edilmiştir. Omega-7 kaynağı olarak kır iğdesine alternatif olabilecek meyvelerin yağ içerikleri değerlendirildiğinde en zengin sabit yağın Makademya ceviz tohumundan elde edildiği bunu avokado pulpa yağının takip ettiği bulunmuştur.
Melaleuca alternifolia (maiden & betche) cheel uçucu yağının bi̇yotransformasyonu ve bi̇yoakti̇f metaboli̇tleri̇
Antibakteriyel ve antifungal aktiviteleri nedeniyle son yıllarda çok sayıda kozmetik preparatın etken maddesi olan çay ağacı uçucu yağı (Tea Tree Oil) ticari olarak temin edilerek 15 farklı fungus türü ile mikrobiyal transformasyon çalışmaları gerçekleştirilmiş ve oluşan yeni metabolitlerin antioksidan, antibakteriyel, antikandidal etkileri ortaya konulmuştur. Çay ağacı uçucu yağının yüksek verimlerle dönüşümünü katalizleyen Aspergillus terreus var. africanus, Penicilium italicum var. italicum, Fusarium culmorum ve Alternaria eureka fungusları ile 10 metabolit elde edilmiştir. 3 metabolitin yapıları spektroskopik yöntemler ile aydınlatılarak disk difüzyon, biyootografi ve standart sıvı mikrodilüsyon yöntemleri ile antibakteriyel ve antikandidal etkileri belirlenmiştir. Biyotransformasyon sonucu elde edilen p-mentan-1,2,4-triol'ün ve diğer hidroksil türevi metabolitlerin, özellikle bazı Candida türlerine karşı çay ağacı yağı ile ana bileşenleri olan terpinen-4-ol ve γ-terpinenden daha güçlü inhibe edici etkiler sergilediği (MİK, 312 μg/mL ) bu çalışma ile ilk kez gösterilmiştir.
Kitosan ve standardize bitkisel ekstre kombinasyonlarıyla yara bakım formülasyonu geliştirilmesine yönelik ön çalışmalar
Yaralanma ve yanık gibi durumlarda deri bütünlüğü bozulabilir ve organizma dış etkenlere açık hale gelebilir, böylece mikrobiyal enfeksiyon kaynaklı sepsis ve ölümle sonuçlanabilecek klinik vakalar oluşabilir. Bu tez çalışmasında, düşük, orta ve yüksek molekül ağırlıklı kitosan, Pluronic F-127 ve "Hamamelis virginiana" distilatı kullanılarak yara bakım formülü geliştirilmesi amaçlanmıştır. Reolojik çalışmalar sonucunda formülün termoresponsive özellikleri deride istenilen bölgeye uygulandığında, temas süresini artırarak daha fazla etkin madde salınımı postansiyeli araştırılmıştır. Geliştirilen formülasyonların farklı in vitro yöntemler kullanılarak, formülasyon öncesi sonrasında mikrobiyolojik açıdan da uygunluğu belirlenerek deri patojenlerine karşı antimikrobiyal ve antienflamatuvar etkinlikleri test edilmiştir. Sonuç olarak, bilgimiz dahilinde mevcut çalışmada kitosan, Pluronic F-127 ve H. virginiana hammaddeleri kullanılarak biyofilm sistemleri şeklinde yara bakım ürünü olarak bir sprey formülasyonu ilk defa yapılmıştır. Sprey olarak uygulanabilir formülasyon hasta-uyunç performansı bakımından önemli bir katkı sağlama potansiyeli vardır.
Endemik campanula kirikkaleensis dönmez & güner bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Bu tez çalışmasında endemik Campanula kirikkaleensis Dönmez & Güner bitkisinin kapsamlı fitokimyasal ve biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla bitkinin n-hekzanlı, kloroformlu ve metanollü ekstreleri elde edilmiş, bu ekstreler üzerinde kimyasal analizler yapılmış ve biyolojik aktiviteler test edilmiştir. Campanula kirikkaleensis'in kimyasal bileşenleri gaz kromatografisi (GC-FID/MS) ve sıvı kromatografisi (LC-HRMS) yöntemleriyle incelenmiş, uçucu bileşenler ve sabit yağ asitleri belirlenmiştir. Ayrıca, antioksidan etkiler için DPPH, CUPRAC ve TEAC testleri gibi yöntemler kullanılarak serbest radikal süpürücü özellikler analiz edilmiştir. Antidiyabetik aktivite kapsamında α-amilaz enzim inhibitör etkileri değerlendirilmiştir. MSD-SPME analizinde herba ve kökte majör bileşik 3-Etil-3,4-dihidro-2(1H)-kinokzalinon olarak tespit edilmiştir. Herba ve kökte bulunan majör sabit yağ asidi metil linoleat olarak bulunmuştur. LC-HRMS sonuçlarında majör bileşikler rutin ve klorojenik asit olarak belirlenmiştir. Mineral analizinde Fe, Mg, Ca ve K elementleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, Campanula kirikkaleensis'in zengin bir kimyasal bileşim içeriğine sahip olduğunu ve potansiyel farmakolojik aktiviteler sunduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, bitkinin ilaç geliştirme sürecinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Tez, C. kirikkaleensis üzerinde gerçekleştirilen ilk bilimsel araştırma olup, aynı zamanda endemik bitki türlerinin fitokimyasal ve biyolojik potansiyellerini göstermektedir.
Endemik Anthemis fumariifolia Boiss. bitkisinin fitokimyasal vebiyolojik aktivite açısından araştırılması
Bu tez çalışmasında Eskişehir Günyüzü Kavuncu Köyü Tuzlu alan bölgesinden toplanan endemik Anthemis fumariifolia Boiss. bitkisinin kapsamlı fitokimyasal ve biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla bitkinin n-hekzanlı (HE), kloroformlu (KE) ve metanollü (ME) ekstreleri maserasyon yöntemiyle elde edilmiş ve LC-HRMS sistemiyle elde edilen ekstrelerin fitokimyasal içeriği aydınlatılmıştır. Bitkinin toprak üstü kısmından su distilasyonu yöntemiyle uçucu yağı (UY) elde edilmiştir. Uçucu yağın bileşimi gaz kromatografisi- kütle spektrometrisi (GC-FID/MS) ile belirlenmiştir. Fatty Acids Extraction Kit (Sigma) kullanılanarak bitkinin sabit yağı elde edilmiş ve fitokimyasal içeriği belirlenmiştir. Ekstreler türevlendirildikten sonra GC/FID ve GC/MS sistemleriyle içerikleri analiz edilmiştir. Bitkinin topraküstü, çiçek ve kök kısımlarının hekzanlı ekstrelerinin UPC2-PDA sistemi yardımıyla vitaminler ve karotenoitler bakımından içeriği, ICP-OES sistemiyle ise mineral içeriği belirlenmiştir. Ekstreler ve uçucu yağ değişik aktivite (DPPH, CUPRAC, TEAC, Anti- - amilaz testleri) çalışmalarına alınarak biyolojik özellikleri tespit edilmiştir. Çalışmada, %70 sulu ME en yüksek verime (%5,15) sahip olmuştur. Uçucu yağ analizinde kamazulen (%27,2) ve trans-krizantenil asetat (%20,5) majör bileşikler olarak tespit edilmiştir. Mineral analizlerinde çiçek ekstresinde Na (4,9 mg/g), Mg (2,1 mg/g) ve Ca (3,7 mg/g), kök ekstresinde ise K (19,9 mg/g) en yüksek seviyelerde bulunmuştur. Sabit yağ analizinde hekzadekanoik asit metil ester, β-sitosterol ve nonakosan gibi bileşenler, LC-HRMS analizlerinde ise klorojenik asit, vanilik asit gibi fitokimyasal açıdan önemli bileşiklerin varlığı tespit edilmiştir. Biyolojik aktivite testlerinde hem UY hem de ME yüksek antioksidan kapasite sergilemiştir. Anti--amilaz enzim inhibisyonunda KE, ME ve UY yüksek aktivite gösterirken, HE en düşük etkiye sahip olmuştur.
Pistacia L. cinsine ait bazı türlerin fitokozmetik alanda potansiyel kullanımlarının farmakognozik açıdan değerlendirilmesi
Ülkemizde yetişen Pistacia L. cinsine ait dört türün (P. atlantica, P. lentiscus, P. terebinthus ve P. vera) yapraklarından sıralı maserasyon ile farklı polaritede (n-hekzan, etil asetat, metanol su) ekstreler hazırlanmıştır. Ön çalışmalarda antioksidan aktivite DPPH ve ABTS+ radikal süpürücü etkinlik ve bakır (II) indirgeme kuvveti ile incelenmiştir. Kozmetikte kullanım potansiyellerini değerlendirmek için tirozinaz, elastaz ve kolajenaz üzerine olan inhibitör etkiler araştırılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde P. terebinthus metanol ekstresi tirozinaz ve elastaz üzerine, diğer türlere ait ekstrelerle karşılaştırıldığında daha kuvvetli inhibisyon gösterdiği için izolasyon çalışmalarına bu tür üzerinden devam edilmiştir. Poliamit dolgulu kolon ile fraksiyonlama çalışmaları sonucunda sekiz adet fraksiyon elde edilmiş ve YPSK-KS/KS ile kimyasal içerikleri belirlenmiştir. Toplamda 63 adet bileşik, standart madde kullanılarak ya da tentatif olarak Pistacia türlerine ait yapraklarda tanımlanmıştır. In vitro tirozinaz ve elastaz inhibisyonları tekrarlanmış ve etkinin ana ekstreye göre düştüğü gözlemlenmiştir. Bu sebeple etkili fraksiyonlar arasında sinerji çalışmaları gerçekleştirilmiş ve Chou-Talalay yöntemi ile Kombinasyon İndeksleri hesaplanmıştır. Tirozinaz üzerine F, G ve H fraksiyonları arasında kuvvetli sinerjik etkiler gözlemlenmiş ve etkiden sorumlu bileşikler YPİTK-EYA tekniği ile belirlenmiştir. İnhibitör özellikteki bantlar plak üzerinden izole edilerek YPSK-KS/KS ve NMR ile yapı tayini çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Tirozinaz inhibisyonundan doğrudan sorumlu bileşikler metil gallat, 3,5-di-O-galloilkinik asit, 3,4-di-O-galloilkinik asit ve mirsetin-3-O-(3"-O-galloil) ramnozit olarak tanımlanmıştır.
Vitex agnus-castus L. (Hayıt) bitkisinin farmakognozik ve biyolojik aktiviteleri açısından araştırılması
Vitex agnus-castus L. (Hayıt) (Lamiaceae) halk arasında idrar arttırıcı, sindirim sistemiyle ilgili ve sakinleştirici kullanımları olup yaygın tıbbi kullanımı premenstrüel sendrom tedavisidir. Genel olarak meyveleri kullanılır. Biyolojik aktiviteleriyle ilgili çeşitli araştırmalar bulunmaktadır. Bileşenlerindenlerinden kastisinin antiinflamatuvar, sitotoksik etkinlikleriyle ilgili literatürde bazı çalışmalar yer almaktadır. Bu tez kapsamında, üç farklı lokaliteden çiçekli ve meyveli dönemde toplanan Vitex agnus-castus toprak üstü kısımlarının Avrupa Farmakopesine göre yabancı madde, total kül miktar, nem miktar tayinleri, makroskobik ve mikroskopik incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Toprak üstü kısımlarının uçucu yağı su distilasyonuyla; ekstreleri %70'lik etanolde maserasyonla elde edilmiştir. Uçucu yağların ve ekstrelerin kimyasal profilleri ince tabaka kromatografi (İTK) ile belirlenip; uçucu yağların içeriği gaz kromatografisi (GK) ve gaz kromatografisi/kütle spektrometrisi (GK/KS) ile analiz edilmiştir. Kolon kromatografi ile kastisin izolasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. İzolasyon sonrasında kastisin varlığı sıvı kromatografisi/kütle spektrometrisi-kütle spektrometrisi (SK/KS-KS) ile belirlenmiştir. Uçucu yağların ve ekstrelerin mikrodilüsyonla antimikrobiyal; 5-LOX deneyi ile antiinflamatuvar; hücre kültür çalışmalarıyla HTERT-HPNE ve PANC-1 hücre hattı üzerinde antikanser etkileri araştırılmıştır. PANC-1 hücreleri üzerinde CD-46 reseptör üzerine etkilerinin değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir.
Thymus ekimii yıld. bitkisinin fitokimyasal ve biyolojikaktivite özelliklerinin araştırılması
Çalışmada, Thymus ekimii Yild. (Lamiaceae) bitkisi üzerinde kapsamlı fitokimyasal ve biyolojik aktivite değerlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Bitkinin toprak üstü kısmından hidrodistilasyonla uçucu yağı (THY), sıvı-sıvı mikroekstraksiyonla sabit yağ asitleri (TFAME) ve vitaminleri (T-VİT), herba (THL, THP) ve kök (TRL, TRP) kısımlarından total ekstreleri n-hekzan ve metanol-su-asetonla maserasyon tekniği ile elde edilmiştir. Elde edilen uçucu yağ, sabit yağ asitleri, vitaminler, hidrofilik ve lipofilik ekstrelerin kimyasal kompozisyonları gaz, sıvı ve birleşim kromatografik teknikler ile incelenmiştir. Ayrıca, ekstreler üzerinde toplam fenolik ve toplam flavonoit miktar tayinleri spektrofotometrik olarak gerçekleştirilmiştir. Uçucu yağın oksijenli monoterpenlerce zengin olduğu ve major uçucu bileşikler olarak timol (%75,0) ve karvakrol (%3,9) içerdiği saptanmıştır. Toprak üstü kısmının lipofilik ekstresinde timol (%26,8), nonakosan (%16,8), β-sitosterol (%11,6) ve oleanolik asit (%13,5) tespit edilmiştir. Polar ekstrenin yarısından fazlasını karbonhidratlar (%56,3) oluşturmuş olup, triterpenoitler ve fenolik asitler sırasıyla %10,4 ve %5,8 olarak saptanmıştır. Kök apolar ekstresinde başta β-sitosterol (%27,7), lanosterol (%6,5), sikloartenol (%6,5) olmak üzere ağırlıklı olarak fitosteroller (%53,8) bulunmuştur. Triterpenoitler (%22,3) ursolik asit (%7,7), betulonik asit (%7,2) ve ursadienoik asit (%5,9) ile temsil edilmiştir. Fenolik bileşiklerden rozmarinik asit, vanilik asit, sinarozit, luteolin, kosmosiin ve naringenin saptanmıştır. Sabit yağ asitlerinden linolenik (%23,2), linoleik (%13.8), oleik (%13,3), nonadekanoik (%29,6) ve palmitik (%11,9) asitleri saptanmıştır. Lipofilik vitaminler grubundan vitamin E ve β-karoten tespit edilmiştir. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan aktiviteleri fosfomolibden, DPPH, TEAC, SNAP testleri ile değerlendirilmiştir. Mikrotitre plaka tekniği kullanarak numunelerin -glukozidaz inhibisyonu saptanmıştır.
Oxytropis argyroleuca Bornm. bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Tez çalışması kapsamında Oxytropis argyroleuca Bornm. (Fabaceae) türü üzerinde kapsamlı fitokimyasal ve biyolojik aktivite analizleri gerçekleştirilmiştir. Çiçek uçucu bileşenleri MBD-KFME yöntemi ile, herba ve kök kısımlarından farklı polariteli ham ekstreler ve alt fraksiyonlar hazırlanmıştır. Tohum ve herbadan sabit yağ asitleri ve vitaminler tanımlanmıştır. Elde edilen ekstrelerin kimyasal içerikleri çeşitli kromatografik teknikler kullanılarak incelenmiştir. Toplam fenolik ve toplam flavonoit miktar tayinleri gerçekleştirilmiştir. Çiçeklerin uçucu bileşen analizinde linalol, terpineol, borneol, kafur ve (E)-geranil aseton major bileşikler olarak belirlenmiştir. Kök ve herba sabit yağ profilinde, palmitik asit, stearik asit, nonadekanoik asit, linoleik asit, linolenik asit öne çıkan bileşikler olarak tespit edilmiştir. Tohumlarda, lipofilik vitaminler grubundan vitamin E bulunmuştur. Herba polar ve apolar ekstrelerinde başlıca pinitol, sukroz, -glukopiranoz ve -glukopiraznoz, heksakosanol, triakontanoik asit, oktakosanoik asit, nonakosan ve -sitosterol bulunmuştur. Kök polar ve apolar ekstrelerinde major bileşikler olarak fitosteroller (-sitosterol, stigmasterol ve stigmasten-4-en-3-on), diterpenoitler ((13R)-8,13-epoksi-labd-14-en-2-on) ve triterpenoitler (lup-20(30)-en-3-on, lupeol, friedelan-3-on ve oleanolik asit), şekerler (sukroz ve rafinoz) tespit edilmiştir. Etil asetatlı fraksiyonda başlıca flavonoitler olarak astragalin, izokersitrin, kersetin ve izoflavonlar; genistin ve genistein tanımlanmıştır. Fenolik asitlerden gentisik, salisilik ve protokateşik asitleri bulunmuştur. Herba kısmında suda çözünen polisakkaritlerin kompozisyonu aydınlatılmıştır. Etil asetat fraksiyonun etkili antioksidan potansiyeline ve anti--amilaz ve anti--glukozidaz enzimlerini inhibe etme potansiyeline sahip olduğu saptanmıştır.
Endemik Onosma onur-koyuncui Sezer bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Bu tez kapsamında, endemik türlerden biri olan Onosma onur-koyuncui Sezer bitkisi üzerine kapsamlı fitokimyasal ve biyolojik aktivite analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkinin herba, çiçek ve tohum kısımlarından n-hekzan ve %70 metanol çözücüleriyle ekstreleri hazırlanmış; bu ekstreler üzerinde kimyasal içerik analizleri yapılmış ve biyolojik aktiviteleri test edilmiştir. Bitkinin kimyasal profili gaz kromatografisi (GC-FID/MS) ve sıvı kromatografisi (UHPLC-MS/MS) teknikleriyle detaylı şekilde incelenmiş hem uçucu bileşenler hem de sabit yağ asitleri belirlenmiştir. Antioksidan kapasiteyi ölçmek amacıyla DPPH, CUPRAC, FRAP, ORAC, TEAC ve β-karoten soldurma gibi farklı yöntemler kullanılmıştır. Antidiyabetik etkiler bağlamında ise α-amilaz enzim inhibisyonu analiz edilmiştir. Mikro ölçekli MSD-SPME tekniğiyle yapılan analizlerde, ana bileşikler herbada kuminaldehit, çiçekte palmitik asit, tohumda -terpinen olarak tespit edilmiştir. Yağ asitleri analizinde tohum ve herbada major olarak metil linolenat, çiçekte ise metil palmitat bulunmuştur. UHPLC-MS/MS verileri, major olarak luteolin, kemferol ve klorojenik asit gibi önemli fenolik bileşiklerin varlığını göstermiştir. Mineral içerik analizlerinde ise Fe, Mg, Ca ve K elementlerine rastlanmıştır. Tüm bu bulgular, O. onur-koyuncui'nin zengin kimyasal içeriği ve çeşitli farmakolojik potansiyeli barındırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, bu araştırma literatürde bu bitki üzerine yapılmış ilk bilimsel çalışma olup, endemik bitkilerin farmasötik değer taşıyabileceğini göstermesi açısından da önem taşımaktadır.
Eskişehir civarında kültürü yapılan Cuminum cyminum L. meyvelerinin uçucu yağı üzerinde kimyasal ve biyolojik aktivite çalışmaları
Kimyon (Cuminum cyminum L.) (Apiaceae) baharat olarak kullanımının yanında dünyada ve ülkemizde kültürü yapılan önemli bir tıbbi ve aromatik bitkidir. Son yıllarda kimyon meyvesinin uçucu yağıyla ilgili antimikrobiyal, antioksidan, antifungal, antienflamatuar, antidiyabetik, hipoglisemik aktiviteleri hakkında çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir Sivrihisar ilçesi Böğürtlen köyü ve Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden kimyon meyveleri temin edilmiştir. Meyvelerin uçucu yağları Clevenger apareyinde su distilasyonu yöntemiyle elde edilmiş, elde edilen bu uçucu yağların kimyasal bileşimi GK ve GK/KS ile analiz edilmiştir. Elde edilen kimyon meyve uçucu yağlarının, 3 Gram pozitif (Staphylococcus aureus, Bacillus cereus, Bacillus subtilis) ve 1 Gram negatif (Escherichia coli) bakteri üzerine mikrodilüsyon yöntemiyle antibakteriyel aktivite ölçümü yapılmış, minimum inhibisyon konsantrasyonları (MİK) belirlenmiştir. Sonuç olarak iki kimyon meyve uçucu yağı örneği de dört bakteri üzerinde antibakteriyel etki göstermiş olup, Bacillus subtilis uçucu yağlara en duyarlı bakteri olarak belirlenmiştir. (1,25 mg/mL). Escherichia coli iki uçucu yağa karşı en dirençli bakteri olarak bulunmuştur ve sırasıyla MİK değerleri 5 mg/mL ve 10 mg/mL olarak tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Cuminum cyminum L., Antibakteriyel aktivite, MİK, Uçucu yağ.
Nepeta congesta fisch. & mey. var. congesta fisch. & mey. üzerinde fitokimyasal ve biyoaktivite çalışmaları
Bu çalışmada, Eskişehir'den toplanan endemik bir tür olan N. congesta Fisch & Mey. var. congesta Fisch & Mey. (Lamiaceae) bitkisinin toprak üstü kısımlarından hazırlanan farklı polaritedeki ekstrelerin (hekzan, kloroform, etil asetat, metanol) ve infüzyonun toplam fenolik madde miktarı spektrofotometrik metotla, fenolik asit miktarları ters-faz YBSK-DAD ile belirlenmiştir. Ayrıca farklı polaritedeki ekstrelerin antioksidan aktiviteleri, DPPH• serbest radikal süpürücü etki, ABTS•+ katyon radikali süpürücü etki, metal şelatlama kapasitesi ile birlikte asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz enzim inhibisyonu aktiviteleri tayin edilmiştir. MBD-KFME tekniğiyle ekstre edilen uçucu yağın analizi GK-KS/AİD ile gerçekleştirilmiştir. Toplam uçucu yağın (%97.8) bileşiminde ana bileşenler olarak 1,8-sineol (%61.7) ve β-Burbonen (%12.4) tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde miktarları yüksek olan infüzyon ve metanol ekstrelerinin YBSK- DAD yöntemi ile tayin edilen başlıca fenolik asitleri, tüm Lamiaceae türlerinde olduğu gibi rozmarinik asit olarak tayin edilmiştir. Aynı ekstrelerin DPPH•, ABTS• + ve metal şelatlama kapasiteleri daha yüksek tespit edilirken, daha apolar olan hekzan ve etil asetat ekstrelerinin ise asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, ülkemiz için endemik bitki türlerinden biri olan N. congesta var. congesta'nın farklı polaritedeki ekstrelerinin toplam fenolik madde miktarları, fenolik asit bileşimleri, antioksidan aktiviteleri ile asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri karşılaştırmalı olarak ilk kez bu çalışmada sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nepeta congesta var. congesta, Lamiaceae, Antioksidan, Anti-Alzheimer, Rozmarinik asit.
Lagoecia cuminoides L. bitkisinin uçucu yağ ve ekstrelerinin kimyasal ve biyolojik aktivite açısından değerlendirilmesi
Türkiye'nin Antalya bölgesinde toplanan Lagoecia cuminoides L. bitkisi üzerinde kapsamlı kimyasal kompozisyon ve biyolojik aktivite araştırması gerçekleştirilmiştir. Bitki meyvesinden hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları (LCUY-1, LCUY-2), meyve, yaprak ve kök kısımlarından %60 metanol ile ekstreleri (sırasıyla, LCMEM, LCMEY, LCMEK) ve meyveden sabit yağ asitleri (LCSY-1 ve LCSY-2) elde edilmiştir. Uçucu yağ ve sabit yağ asitlerinin kompozisyonları GC-FID/MS tekniği, polar ekstrelerin ise LC-MS/MS tekniği ile araştırılmıştır. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan etkileri DPPH, TEAC ve YPİTK-biyootografik yöntemler ile değerlendirilmiştir. Ekstrelerde toplam fenol ve flavonoit miktar tayinleri gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, uçucu yağ ve ekstrelerinin anti-α-amilaz, anti-asetilkolinesteraz ve antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Uçucu yağlarda ana bileşikler olarak timol (%85,7 ve 28,8), γ-terpinen (%6,4 ve 56,8), ve p-simen (%4,8 ve 9,4) tespit edilmiştir. Doymamış yağ asitlerinden oleik asit, LCSY-1 yağının %76,5'ini oluştururken, LCSY-2'de ise linoleik, oleik ve linolenik asitler sırasıyla, %25,8, %24,0 ve %10,7'sini oluşturmaktadır. Doymuş yağ asitleri her iki yağda hekzadekanoik asit (%5,7 ve 28,5) ile temsil edilmiştir. Uçucu yağlarında güçlü ABTS•+ katyon radikali süpürücü etki, ekstrelerde ise güçlü DPPH• serbest radikali süpürücü etki saptanmıştır. Semipreparatif YPİTK-biyootografi tekniği ile antioksidan etkili bileşikler izole edilerek spektrometrik yöntemlerle teşhis edilip timol, 3-kafeoilkuinik asit ve kersetin glikozitleri (rutinozit, pentozit, heksozit) antioksidan etkiden sorumlu bileşikler olarak saptanmıştır. Ellman testinde en yüksek anti-asetilkolinesteraz aktiviteyi uçucu yağlar (%36,5 ve 39,3) göstermiştir. Pankreatik -amilaza karşı tüm numuneler zayıf inhibitör etki sergilemişlerdir. MİC ve MBC değerlendirilmesinde numuneler zayıf antimikrobiyal aktivite göstermişlerdir.
Tanacetum armenum (DC) SCH. BIP. bitkisinin kimyasal kompozisyonu ve biyolojik aktiviteleri
Bu çalışmada, ülkemizde yetişen Tanacetum armenum (DC) Sch. Bip. bitkisi üzerinde fitokimyasal ve biyolojik aktivite taramaları gerçekleştirilmiştir. Bitkinin uçucu yağı (TAUY), n-hegzanlı, metanollü ve sulu ekstreleri (TAHE, TAME, TASE) ve metillenmiş sabit yağ asitleri elde edilmiştir. TAUY ve yağ asitlerinin kimyasal kompozisyonları GC-FID/MS ile incelenmiştir. Major uçucu bileşikler olarak kafur (%48.3), borneol (%13.6) ve γ-ödesmol (%13.5) tespit edilmiştir. Yağ asitleri profilinde palmitik (%43.8), nonadekanoik (%18.3), linoleik (%10.9), araşidik (%7.8) ve linolenik (%4.8) asitleri tespit edilmiştir. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan aktiviteleri TEAC (Troloksa eşdeğer antioksidan kapasite), DPPH (difenil pikrilhidrazil), β-Karoten soldurma ve ORAC (oksijen radikal absorbans kapasitesi) testleri ile değerlendirilmiştir. TAME, TASE ve TAUY önemli derecede antioksidan aktivite göstermiştir. GC/MS ve LC/MS ile kombine biyootografik yöntemlerle antioksidan aktiviteden sorumlu bileşiklerin 3,5-dikafeoilkuinik asit, luteolin glukozit, 5-kafeoilkuinik asit, ikarisid b5, luteolin, kafur, 1,8-sineol ve borneol olduğu tespit edilmiştir. Ekstrelerde toplam fenol ve flavonoit miktarları değerlendirilip en yüksek değerler TASE ve TAME'de saptanmıştır. Antidiyabetik potansiyelin tespiti için α-amilaz enzimini inhibe etme etkisi incelenmiştir. En yüksek inhibisyon değerleri TAME (İnh % 33.92) ve TAHE'de (İnh % 33.84) saptanmıştır. Antimikrobiyal araştırmaların sonucunda TAUY'nın B. subtilis, K. aerogenes ve Candida türlerine karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. TAHE'nin Gram (+) ve (-) suşlara karşı aktivite gösteren en etkili ekstre olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, ekstrelerin, standart antimiktobiyal ajanlara kıyasla suşlara karşı zayıf bir şekilde etkili olduğu gözlemlenmiştir.
Sarı kantaron (Hypericum perforatum L.) yağı standardizasyonu
Hypericum perforatum L. (Hypericaceae) dünyanın birçok bölgesinde tedavi amaçlı kullanılan, üzerinde çok sayıda araştırmanın yapıldığı önemli tıbbi bitkilerden biridir. Ülkemizde doğal olarak yetişen bu tür yöresel olarak binbirdelik otu, kan otu, kılıç otu, kuzu kıran, mayasıl otu, yara otu ve kuzu kıran adıyla bilinir. Özellikle yara iyileştirici etkilerinden dolayı, bitkiden maserasyon yolu ile elde edilen yağın kullanımı oldukça yaygındır. Yağ maserasyonunda geleneksel olarak bitkinin çiçekli dal uçları 45 gün zeytinyağı dolu cam kaplarda, direkt güneş ışığında bekletilir. Masere yağın etkili bileşikleri, stabilitesi, yöntem ve kullanılan yağa göre değişen bileşimi ve karakteristik yakut kırmızısı rengi halen araştırılmakta ve literatürde çelişkili sonuçlara ulaşılmaktadır. Çalışmamızda iki farklı yöntemle sarı kantaron çiçeklerinin 8 farklı soğuk sıkım yöntemiyle elde edilmiş sabit yağda (aspir, ayçiçeği, ceviz, kanola, keten, susam, tatlı badem ve zeytin) ekstraksiyonu gerçekleştirilmiştir. Halk arasında en çok uygulanan yöntem olan yaz aylarında cam kavanozlarda güneş ışığı altında 45 gün maserasyona bırakılması yanında yine aynı yağlarda çiçeklerin 2 saat süresince ılık su banyosunda dijesyonu gerçekleştirilmiştir. Elde edilen örneklerin kolorimetrik olarak kırmızı renk şiddeti, maseratlardaki hiperforin ve hiperisin miktarları ve maseratların bazı cilt patojenlerine karşı antimikrobiyal etkileri incelenmiştir. Etkiler karşılaştırılmıştır.
Farklı zamanlarda hasat edilen Salvia sclarea L. bitkisinin biyolojik aktivite çalışmaları
Tez kapsamında ülkemizde yetişen Salvia sclarea türünün farklı zamanlarda hasat edilmiş toprak üstü kısımlarının hekzan, metanol ve etil asetat ile hazırlanmış ekstreleri maserasyon yöntemiyle hazırlanmıştır. Elde edilen ekstreler, ekstre verimleri ve toplam fenolik madde miktarı belirlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Clevenger apereyi ile uçucu yağ elde edilmiş ve sonuçlar Gaz kromatografisi/Kütle spektrofotometrisi ile aydınlatılmıştır. Uçucu yağa ait ana bileşenlerin linalol, linalil asetat, karyofilen oksit, sklareol ve spatulenol olduğu görülmüştür. Ekstrelerin antioksidan aktivitelerini belirlemek için DPPH süpürücü etki ve ABTS+ yöntemleri kullanılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Antikandidal aktivitenin belirlenebilmesi için metanollü ekstre ve uçucu yağ kullanılmış, etkinlik açısından karşılaştırma yapılmıştır.
Origanum vulgare L. subsp. hirtum (link) Ietswaart bitkisinin Eskişehir koşullarında yetiştirilmesi ve farmakognozik açıdan incelenmesi
Eskişehir şartlarında kültüre alınan Origanum vulgare L. subsp. hirtum (Link) Ietswaart'un Başer ve Tınmaz çeşitleri ile yürütülen çalışmada bitkiden 3 yıl üst üste numune alınmış, örnekler yaprak, çiçek ve yaprak+çiçek olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Bitki boyu, yaş herba verimi, kuru herba verimi, kuru yaprak verimi, kuru çiçek verimi, kuru yaprak+çiçek verimleri ile kuru drogların uçucu yağ verimleri ve hasat tarihleri kayıt altına alınmıştır. Ayrıca uçucu yağlar GK-GK/KS ile analiz edilerek uçucu yağların bileşimleri belirlenmiştir. Herbadan elde edilen uçucu yağ bileşenlerinden α-tuyen, mirsen, α-terpinen, γ-terpinen, p-simen, β-karyofillen, timol ve karvakrol değerleri incelenmiştir. Diğer kekik türlerinde olduğu gibi O. vulgare subsp. hirtum uçucu yağlarının da ana bileşiklerinden karvakrol ve timol'ün önemli olduğu bilinmektedir. Araştırma sonuçlarına göre Tınmaz çeşidinin dekarda elde edilen verimler ve uçucu yağ veriminde Başer çeşidine göre daha yüksek verimli olduğu belirlenmiştir. Başer çeşidi ise hasat süresinin on gün kadar erken olması ve uçucu yağında karvakrol yüzdesinin yüksek olması açısından üstündür. Çalışmamızda yaprak+çiçek uçucu yağ verimi Başer çeşidinde %6,90, Tınmaz çeşidinde %5,90 olarak tespit edilmiş ve karvakrol oranları da sırasıyla %82,90 ve %79,70 olarak bulunmuştur. Çeşitler arasında verim özellikleri ile timol ve p-simen içeriği açısından farklılıklar tespit edilmiştir. Eskişehir koşullarında ilk defa yetiştirilen O. vulgare subsp. hirtum'un arazi şartlarındaki verimleri ile uçucu yağ verimleri ve bileşenleri açısından tarımının yapılmasına uygun bir tür olduğu belirlenmiştir. Çeşit seçiminin bu anlamda önemli olduğu ortaya konmuştur.
Uçucu yağ içeren emülsifiye sistemlerin santral sinir sistemi üzerindeki etkilerinin in vitro değerlendirilmesi
Uçucu yağların suda çözünürlüklerinin düşük olması, yüksek uçuculuk özellikleri ve kararsızlıkları, formülasyonları ile ilgili çalışmaları sınırlamaktadır. Uçucu yağların nanoemülsiyonlarının oluşturulması ile, bu problemlerin üstesinden gelindiği bilinmektedir. Bu çalışmada ise Rosmarinus officinalis L. (Biberiye, Lamiaceae) ve Coriandrum sativum L. (Kişniş, Apicaeae) uçucu yağları ve bunların birleşimlerinin nanoemülsiyonları oluşturularak santral sinir sistemi (SSS)'ne yönelik in vitro anti-enflamatuvar ve antikolinesteraz etkileri incelenmiştir. Bu çalışmada, farmasötik kalitede biberiye ve kişniş uçucu yağlarının kimyasal içerikleri GK-AİD ve GK/KS yöntemleriyle belirlenmiştir. Su titrasyonu yöntemi ile Y/S emülsiyonları elde edilmiştir. Emülsiyonların damlacık boyutu, PDİ, zeta potansiyeli ve bulanıklık ölçümü ile karakterizasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hızlı stabilizasyon testleri kapsamında santrifüjleme, dondurma ve ısıtmaya direnç belirlenmiştir. Uçucu yağların ve emülsiyonların in vitro 5-lipoksijenaz inhibisyonu testi ile anti-enflamatuvar etkileri belirlenerek karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Son olarak, stabil nanoemülsiyon formülasyonlarının in vitro antikolinesteraz etkileri tespit edilmiştir. Emülsiyon formülasyonları, farmakope kalitesinde biberiye (%44,1 1,8-sineol) ve kişniş (%74,9 linalol) uçucu yağlarından ve bunların eşit orandaki birleşimlerinden başarıyla elde edilmiştir. Sonuçta, 5 farklı emülsiyon stabil bulunmuştur. Ayrıca, kişniş uçucu yağının anti-enflamatuvar etkisi nanoemülsiyon formülasyonu ile artırılmıştır. Bununla birlikte, formülasyonların kolinesteraz inhibisyon etkilerinde önemli bir fark kaydedilmemiştir.
Helichrysum pamphylicum davis & kupicha türünün fitokimyasal profil ve biyolojik aktivite yönünden incelenmesi
Asteraceae familyasına ait Helichrysum türleri halk arasında diüretik, analjezik, sindirimi kolaylaştırıcı, antioksidan ve hepatoprotektif olarak pek çok terapötik amaçla kullanılmaktadır. Ülkemizde yetişen ve endemik bir tür olan Helichrysum pamphylicum Davis & Kupicha türünün açık çiçekli ve kapalı çiçekli formlarından hazırlanan infüzyon ve dekoksiyonların YBSK-DAD ile analizleri sonucu fitokimyasal içeriklerinde fenolik asitlerden protokateşik asit, kafeik asit, klorojenik asit, para-kumarik asit, ferulik asit, orto-kumarik asit ve trans-sinnamik asit tespit edilmiştir. H. pamphylicum türünün açık çiçekli ve kapalı çiçekli formlarından elde edilen uçucu yağlarının GK ve GK/KS analizi ile majör bileşik olarak asetik asit, γ-muurolen, γ-kadinen, δ-kadinen ve germakren D saptanmıştır. Biyolojik aktivite sonuçlarına göre; H. pamphylicum türünün açık çiçekli ve kapalı çiçekli formlarının infüzyon, dekoksiyon ve uçucu yağlarının makro ve mikro şelatlayıcı yönteme göre iyi düzeyde antioksidan, iyi düzeyde MAO-B, orta düzeyde kolinesteraz, iyi düzeyde MMP-2 inhibitör etkilerinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yalnızca ekstreler ABTS radikal katyon renksizleştirme ve DPPH serbest radikal süpürücü yönteme göre iyi düzeyde antioksidan, COX-1 ve COX-2 enzim inhibisyon yöntemine göre orta düzeyde antienflamatuvar etki göstermiştir. Spesifik olarak H. pamphylicum çiçekli formlarının dekoksiyonu kuvvetli derecede CD73 enzim inhibisyonu ile antitümöral aktivite göstermiştir. H. pamphylicum açık çiçekli ve kapalı çiçekli formlarının infüzyon, dekoksiyon ve uçucu yağlarının antioksidan, anti-Alzheimer, anti-Parkinson ve antienflamatuvar aktiviteleri bu tez ile ilk kez çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: H. pamphylicum, YBSK-DAD, MAO-B, Kolinesteraz inhibitörü, Antikanser
İki farklı coğrafyada yetişen Scabiosa pseudograminifolia Hub.-Mor. bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Bu çalışmada, yurdumuzda, iki farklı lokasyonda yetişen Caprifoliacea familyasına ait endemik, Scabiosa pseudograminifolia Hub.-Mor. bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, bitkilerin uçucu yağları (SPUY-1 ve SPUY-2), n-hekzanlı, metanollü ve sulu ekstreleri (SPH-1, SPM-1, SPW-1, SPH-2, SPM-2, SPW-2) ile metillenmiş sabit yağ asitleri elde edilmiştir. SPUY-1, SPUY-2 ve yağ asitlerinin kimyasal kompozisyonları GC-FID/MS ile incelenmiştir. SPUY-1 için major uçucu bileşik hekzadekanoik asit (%30.2) ve SPUY-2 için major uçucu bileşik dodekanoik asit (%11) tespit edilmiştir. SP-1 yapraklarından MSD-SPME ile elde edilen uçucu bileşenlerin kompozisyonunda (Z)-hekzenal (%34) ve 6-metil-1-oktanol (%4.3) tespit edilmiştir. Aynı teknik ile SP-2 yaprak uçucu bileşenlerin kompozisyonunda ise alloaromadendren (%24.9), naftalen (%9.4) tespit edilmiştir. SP-1 çiçeklerinden MSD-SPME ile elde edilen uçucu bileşenlerin kompozisyonunda (Z)-3-hekzenal (%29.1), hekzanol (%7.7) tespit edilirken SP-2 çiçekleri uçucu bileşen profilinde ise naftalen (%14.1), 4-vinilpiridin (%7.6) tespit edilmiştir. SP-1 yaprak sabit yağ asitleri kompoziyonunda nonadekanoik (%21.9) ve hekzadekanoik (%20.8), SP-2 yaprak sabit yağ asitleri kompozisyonunda nonadekanoik (%44.9.) ve hekzadekanoik (%20.1) asitler tespit edilmiştir. Benzer şekilde, SP-1 çiçek sabit yağ asitleri olarak nonadekanoik (%21.6) ve hekzadekanoik (%18.3) asitler bulunurken, SP-1 çiçeklerindeki sabit yağ asitleri olarak ise hekzadekanoik (%41.3) ve nonadekanoik (%14.5) asitler tespit edilmiştir. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan aktiviteleri TEAC (Troloksa eşdeğer antioksidan kapasite), DPPH (difenil pikrilhidrazil), β-Karoten soldurma ve ORAC (oksijen radikal absorbans kapasitesi) analizleriyle tayin edilmiştir. Ekstrelerin içerdikleri toplam fenolik ve toplam flavonoit miktarları sırasıyla Folin-Ciocalteu ve AlCl3 reaktifleri kullanılarak spekrofotometrik yöntemle tayin edilmiştir. Ekstrelerin antidiyabetik potansiyeli α-amilaz enzimini inhibe etme etkisi ile değerlendirilmiştir.
Sideritis germanicopolitana subsp. Viridis hausskn. ex. bornm. bitkisinin fitokimyasal içeriğinin ve antioksidan aktivitesinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Eskişehir, Türkmen Dağı orman yolu kenarından toplanan endemik Sideritis germanicopolitana BORNM. subsp. viridis HAUSSKN. EX BORNM (Lamiaceae) türünün toprak üstü kısımlarından çeşitli polaritelerde çözücülerle hazırlanan ekstreleri ile infüzyonunun ve uçucu yağının fitokimyasal incelemesi yapılmıştır. Ekstrelerin, toplam fenolik madde miktar tayini, antimikrobiyal ve antioksidan etkileri belirlenmiştir. Antioksidan aktivite, DPPH• ve ABTS•+ radikal süpürücü etki üzerinden test edilmiştir. Bitkinin toprak üstü kısımları üç saat boyunca Clevenger apereyi ile su-distilasyonu'na tabi tutulmuş, elde edilen uçucu yağ ve yağ altı suyunun bileşenleri Gaz Kromatografisi ve Gaz Kromatografisi/Küle spektrometrisi sistemi ile belirlenmiştir. Polar ekstre içerikleri Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi/ Kütle Spektrometrisi ile incelenmiştir. Uçucu yağ oksijenli seskiterpenler (%29,6), monoterpen hidrokarbonlar (%28,7), seskiterpen hidrokarbonlar (%21,9) gibi madde grupları tespit edilmiş olup, T-Muurol (%18,5) ve Sabinen (%15,7) bileşikleri yüksek miktarda bulunmuştur. Polar ekstrelerde YPSK-KS/KS analizi sonrasında flavonoit ve feniletanoit glikozitlere rastlanmıştır. Ekstrelerin antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin standartlar kadar yüksek olmadığı belirlenmiştir.
Karaciğer yağlanmasına karşı fitoterapötik formülasyonların geliştirilmesi
Tez çalışması kapsamında, farmakope kalitesinde drog preparatlarının karaciğer üzerindeki etkilerinin uygun deneylerle, kanıta dayalı fitofarmasötik ürünlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle etnobotanik ve deneysel literatür verilerinden yola çıkılarak seçilen Salvia fruticosa Mill. yaprakları, Taraxacum officinale L. topraküstü kısımları, Malva sylvestris L. çiçekleri, Tanacetum parthenium L. topraküstü kısımları, Plantago ovata Forssk. tohumları ve Allium sativum L. soğan ekstreleri Avrupa Farmakopesi'ne göre hazırlanmış, Yüksek-Performanslı İnce Tabaka Kromatografisi (YPİTK) ve Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi (YBSK) yöntemleri ile standardize edilmiştir. Standardize ekstreler in vitro hücre kültüründe yağlı karaciğer modelinde değerlendirilmiş ve en yüksek etkinlik gösteren M. sylvestris ve S. fruticosa ekstreleri in vivo çalışmalar için seçilmiş, bu ekstrelerden hareketle mikroemülsiyon tipi özgün formülasyonlar hazırlanmıştır. Titrasyon metodu ile geliştirilen formülasyonlara 4 farklı dozda (75, 150, 300 ve 450 mg/kg) M. sylvestris %70 etanol ekstresi; 3 farklı dozda (100, 200 ve 400 mg/kg) S. fruticosa etanol ekstresi yüklenmiştir. İlgili formülasyonlar sıçanlara gavaj yoluyla verilerek haftalık kilo takibi yapılmıştır. Hayvanlardan alınan serum ve karaciğer örnekleri biyokimyasal analizlerle değerlendirilmiş, ayrıca alınan karaciğer dokuları histopatolojik olarak balon hücre oluşumu, lobüler enflamasyon ve makro-mikrosteatoz oluşumu açısından incelenmiştir. Biyokimyasal ve histopatolojik analizler doğrultusunda her iki ekstre de doza bağlı etki göstermiştir. In vivo akut toksisite deneylerinde 5 g doza kadar güvenli kullanım tespit edilmiştir.
Colchicum variegatum L. üzerinde farmakognozik araştırmalar
Colchicum türleri içerdikleri tropolon alkaloitlerinden dolayı çalışma konusu olmaya devam etmektedir. Colchicum alkaloiti olan kolşisin günümüzde halen Colchicum autumnale L. türünden izole edilmektedir. Ülkemizde 50'den fazla Colchicum türü olmasına rağmen C. autumnale L. yetişmediğinden diğer türlerin kolşisin açısından kaynak olup olamayacağı araştırılmıştır. Bu nedenle tez konusu olarak daha önce üzerinde çalışma yapılmayan bir tür olan Colchicum variegatum L. seçilmiştir. Çalışmada C. variegatum L. türünün toprak üstü ve toprak altı kısımlarından elde edilen nötral-fenolik ekstrelerinden alkaloit izolasyonu, total alkaloit miktarı, kolşisin miktarı ve sitotoksik aktivitesi değerlendirilmiştir. Alkaloitlerin izolasyonunda sütun kromatografisi ve preparatif İTK yöntemleri kullanılmıştır. İzole edilen saf maddelerin yapıları İTK, UV, NMR ve MS yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Yapıları aydınlatılan alkaloitler, toprak üstü nötral-fenolik ekstreden kolşisin, kolşifolin; toprak altı nötral-fenolik ekstreden kolşisin, 2-demetilkolşisin, kolşifolin olarak tespit edilmiştir. LC-HRMS analiz yöntemiyle C. variegatum L. türünde bilinen 8 fenolik asit ve 14 flavonoit bileşiğinin varlığı tespit edilmiştir. Sitotoksik aktivite sonuçlarına göre BKP-TA64 ve BKP-TA2/BKP-H2 alkaloitleri PC3 ve HEK293 hücre hattında kolşisine göre daha düşük; MCF7 hücre hattında kolşisine göre yüksek aktivite göstermiştir. Toprak altı A ekstresinde ise tüm hücre hatlarında en düşük aktivite saptanmıştır. Total alkaloit miktarı toprak üstü metanol ekstresinde % 3,224; toprak altı metanol ekstresinde % 4,916 olarak belirlenmiştir. YBSK yöntemi ile yapılan kolşisin miktar tayini sonucunda ise toprak üstü metanol ekstresindeki kolşisin miktarı kantitatif olarak (a/a) % 0,02; toprak altı metanol ekstresindeki kolşisin miktarı ise % 0,83 olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Colchicum variegatum L., Kolşisin, Tropolon alkaloitleri, Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi, Sitotoksik aktivite.
Menopoz döneminde bitkisel ürünlerin kullanımına dair bir değerlendirme
Kadınlar hayatları boyunca çeşitli cinsiyet hormonlarının etkisi altında fizyolojik değişimlerle yaşlarına göre çeşitli evrelerden geçmektedirler. Kabaca 15-45 yaşları arasındaki prodüktif dönemde yumurtalıklar yumurtlama ile beraber siklik olarak östrojen, progesteron ve az miktarda testosteron üretmektedir. Prodüktif cinsel yaşamın bitmesi demek olan menopozdan sonra yumurtalıklarda hormon üretimi yapılamamaktadır. Hormonların dengeli salınması sağlıklı bir reprodüktif ve cinsel yaşamın olmasını sağlarken, eksiklik ve dengesizliği çeşitli jinekolojik şikayet ve cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadır. Hormonal dengesizliklerde kimyasal hormon tedavisinin yanı sıra giderek artan miktarda fitoterapötik ajanlardan yararlanılmaktadır. Bu çalışmada Anadolu'da kadınların menopozal dönem şikayetlerine karşı kullandıkları bitkiler ele alınmıştır. Etnobotanik çalışmalar veritabanlarında tarandıktan sonra halk arasında kadın hastalıklarında kullanılan bitkiler ve kullanılış yöntemleri, içerik ve biyolojik aktiviteleri incelenmiştir. Kadınların hormonal düzeylerine etki eden bitkiler, özellikle menopoz döneminde vazomotor semptomlar, duygudurum değişiklikleri, cinsel fonksiyon bozuklukları, genitoüriner sendrom, obezite ve osteoporoza karşı etkinliği bulunan, afrodizyak olarak etkinliği tercih edilen bitkiler değerlendirilmiş ve bunun ışığında yapılan bilimsel çalışmalar incelenmiştir. Kadınların menopoz dönemindeki şikayetlerinde ve onunla beraber gelen cinsel isteksizlik ile ilgili kullanılabilecek ya da çalışmaların ilerletilmesinin yararlı olacağı bitkilerin saptanması hedeflenmiştir.
Valeriana türlerinin tedavide kullanılabilirliği üzerine bir değerlendirme
Caprifoliaceae familyasına ait olan Valeriana türlerinin tedavide kullanılışı Antik Yunan ve Roma dönemlerinden günümüze kadar gelmektedir. Ülkemizde 4 tanesi endemik olmak üzere 16 türü bulunmaktadır. Türlerin halk arasında sinirsel rahatsızlıklarda, uykusuzluk, anksiyete, kalp çarpıntısı, başağrısı, idrar yolları ve menstrüel rahatsızlıklarda kullanıldığı bilinmektedir. Türün kök ve rizomlarından elde edilen ekstrelerinde tespit edilen valepotriatların aktivitede rol oynadığı yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir. Ayrıca uçucu yağının da sedatif olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu çalışmada Valeriana türlerinin tercih edildiği hastalık tanımlarından başlayarak etnobotanik kullanımları, fitokimyasal içeriği ve farmakolojik aktiviteleri üzerine literatür taramaları yapılarak günümüzde tedavide kullanılabilirliği üzerine çıkarımlar yapılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Valeriana, etnobotanik, izolasyon, aktivite, Alzheimer hastalığı, anksiyete.
Ferula cinsinin merwıa (B. FEDTSCH.) alt cinsine ait Türkiye'de bulunan türleri üzerinde farmakognozik araştırmalar
Günümüzde konvansiyonel ilaçlar ile uygulanan tedavilerde yan ve advers etkilerin görülme sıklığı, bu ilaçların kullanımları açısından büyük dezavantaj oluşturmaktadır. Doğal kaynaklardan yola çıkarak elde edilecek moleküller ile yan etkisi azaltılmış, etkinliği yüksek yeni ilaç molekülünün keşfi, bu dezavantajın çözülmesinde oldukça önemli bir alanı oluşturmaktadır. Hazırlanan tez kapsamında, Ferula szowitsiana türü ve bu türe yakın fakat farklı oldukları düşünülmüş bitkiler ile çalışılmıştır. Bitkiler üzerinde yapılan kemotaksonomik çalışmaların haricinde, toplanan bitki köklerinin diklorometan ve metanol ekstreleri üzerinde sitotoksik aktivite ile yönlendirilmiş izolasyon çalışmaları yapılmış; sitotoksik aktivite görülen diklorometan ekstresi, fraksiyonları ve izole edilen saf bileşikleri üzerinde sitotoksik aktivite tayinleri devam ettirilmiştir. Üç lokasyon arasında yapılan karşılaştırmalar sonucunda, toplamda 57 farklı doğal bileşik izole edilmiş, bu bileşiklerden 9 tanesinin (turcicasulphide, badrakemin-7'-chloride, turcicanol A, turcicanol B, turcica ketone, turcicanol A acetate, galbanaldehyde, 11'-dehydrokaratavicinol, 10'-dehydrokaratavicinol) literatüre ilk defa katılan yeni maddeler oldukları tespit edilmiştir. İzole edilen tüm bileşiklerin spektral analizleri paylaşılmış, stereokimyaları ile literatürde karışıklık teşkil eden moleküllerin doğru stereokimyaları, NOE etkileşim yorumlamaları ve yarı-sentez çalışmaları ile tekrar açıklanmıştır. Aktivite sonuçlarına göre, izole edilen colladonin, conferol, karatavicinol, persicasulphide A ve C, turcicanol A, turcicanol B, turcicanol A acetate, gummosin acetate maddelerinin sitotoksik aktivitelerinin anlamlı olduğu kaydedilmiştir. Elde edilen kimyasal haritalar ve İstanbul Üniversitesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalında yürütülen filogenetik ve morfolojik çalışmalar sonucunda farklı olduğu tespit edilen Kırşehir ili Seyfe Gölü lokasyonundaki bitki türüne Ferula latialata; Konya ili Tuz Gölü lokasyonundan toplanan bitki türüne ise Ferula turcica ismi verilmiştir. Bu sonuç, Türkiye'de yetişmekte olan Ferula tür sayısını 26'ya; endemik tür sayısını ise 16'ya çıkarmıştır.
Türkiye'de yayılış gösteren bazı campanula türlerinin fitokimyasal açıdan değerlendirilmesi ve biyolojik aktivitelerinin araştırılması
Dünya üzerinde yaklaşık 420 türü bulunduran Campanula (Campanulaceae) cinsine ait türlerden yaklaşık 120 tanesi ülkemiz florasında %50 gibi yüksek bir endemizm oranıyla yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında daha önce fitokimyasal özellikleri ve biyolojik aktiviteleri yönüyle araştırılmayan C. cymbalaria, C. davisii (endemik), C. peregrina ve C. stricta var. libanotica türleri üzerinde toplam fenolik madde, toplam flavonoid, toplam antosiyanin, toplam klorofil, toplam karotenoid ve C vitamini (askorbik asit) miktar tayinleri gerçekleştirilmiştir. HPLC-DAD yöntemi kullanılarak belirtilen türlerin metanol ekstreleri ve etil asetat fraksiyonlarının içerikleri fenolik yapıdaki klorojenik asit, kafeik asit, rutin, kersetin, kemferol, luteolin ve apigenin maddeleri açısından değerlendirilmiştir. Petrol eteri fraksiyonları içeriği GC-MS yöntemi kullanılarak ortaya konulmuştur. Biyolojik aktivite çalışmaları kapsamında antioksidan aktivite, antienflamatuvar aktivite, asetikolinesteraz ve butirilkolinesteraz inhibe edici aktivite ve antimikrobiyal aktivite tayinleri gerçekleştirilmiştir. Çalışılan türler arasında en yüksek toplam fenolik bileşik, toplam flavonoid ve toplam antosiyanin içeriği bulunduran türün C. peregrina olduğu tespit edilmiştir. Petrol eteri fraksiyonları içeriği değerlendirildiğinde türlerin bilhassa yağ asitleri ve triterpenoidleri içerdiği tespit edilmiştir. Araştırılan türlerin tümünde antioksidan aktivite gözlenmiştir. Antioksidan aktivite araştırma yöntemlerinin tümünde C. peregrina türü en yüksek kapasiteye sahip olarak bulunmuştur. Çalışılan türlerin tümünde antienflamatuvar aktivite gözlenmiştir. Petrol eteri ve kloroform fraksiyonları COX-1 enzimine karşı indometazinden daha etkili bulunmuştur. COX-2 enzimine karşı da güçlü inhibisyon gösteren bu fraksiyonların etkileri indometazinden düşüktür. Çalışılan türlerin tümünde güçlü asetilkolinesteraz ve butirilkolinestereraz aktivite tespit edilmiştir. En yüksek antienflamatuvar ve antikolinerjik etkinlik antioksidan aktivite gibi C. peregrina türünde tespit edilmiştir. İncelenen türler, çalışmada kullanılan suşlara karşı düşük antibakteriyel ve antifungal etkinlik göstermiştir.
Crataegus X bornmuelleri zabel türü üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de endemik olarak yetişen ve 'kızlar yemişi' olarak bilinen Crataegus x bornmuelleri Zabel türünün yaprak, çiçek, ham meyve ve olgun meyvelerinden flavonoit bileşiklerin izole edilmesi ve ekstrelerin biyoaktivitesinin araştırılması amaçlanmıştır. Kurutulmuş droglar Soxhlet apareyi ve perkolatör kullanılarak ekstre edilmiş ve ardından flavonoit bileşikleri izole edilmiştir. Ekstrelerden elde edilen 10 bileşik Hiperozit, Kersetin, Rutin, Astragalin, Eupafolin, Viteksin, Şaftozit, Kempferol, Spireozit ve Klorojenik asit olarak tanımlanmıştır. Ayrıca drogların perkolasyonda metanol ile hazırlanan ekstreleri üzerinde biyoaktivite araştırmaları yapılmıştır. Total flavonoit ve fenolik bileşik miktarları hesaplanmış ve antioksidan, antienflamatuar ve anjiotensin dönüştürücü enzim inhibisyonu aktiviteleri incelenmiştir. Tüm miktar tayini ve aktivite testlerinde yaprak ve çiçek ekstrelerinin meyve ekstrelerinden daha yüksek potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Yaprak ve çiçek ekstreleri standart olarak kullanılan maddelerden daha yüksek dozlarda iyi bir aktivite sergilemiş olsa da, Crataegus türlerinin yan etki açısından güvenilir bitkiler olduğu göz önüne alındığında, elde ettiğimiz sonuçlar C. x bornmuelleri yaprak ve çiçek ekstrelerinin tedaviye yardımcı potansiyele sahip olduklarını göstermektedir.
Taraxacum mirabile wagenitz türü üzerinde farmakognozik araştirmalar
Bu çalışmada; Aksaray-Eskil civarından toplanmış, üzerinde fitokimyasal çalışmaya henüz rastlanmamış olan endemik Taraxacum mirabile Wagenitz türünün toprak üstü ve kök etanol ekstrelerinden elde edilen petrol eteri, diklorometan ve etil asetat fraksiyonlarının kimyasal içeriği ile petrol eteri, diklorometan, etil asetat ve n-butanol fraksiyonlarının in vitro antienflamatuvar, antimikrobiyal ve antioksidan aktivitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda toprak üstü ve kök petrol eteri fraksiyonlarının kimyasal içeriği terpenik ve steroit maddeler açısından incelenmiş olup bu amaç doğrultusunda yapılan GC-MS analizi ile palmitik asit, linoleik asit, kampesterol, stigmasterol, β-sitosterol, clionasterol, germanikol, -amirin, lupeol, lanosterol, taraksasterol, tarakserol, epi-psi-taraksastanonol, betulin, -amirin asetat ve lupeol asetat bileşikleri saptanmıştır. Toprak üstü ve kök diklorometan ve etil asetat fraksiyonlarında bulunan fenolik yapıdaki bileşikler HPLC-MS analizi ile tespit edilmiştir. Toprak üstü ve kök diklorometan fraksiyonlarında HPLC-MS analizi sonucu; klorojenik asit, fumarik asit, verbaskozit, şikorik asit, kafeik asit, luteolin-7-rutinozit, vanilik asit, luteolin-7-glikozit, apigenin-7-glikozit, salisilik asit, luteolin, apigenin, hispidulin ve krizin maddelerinin varlığı saptanmıştır. HPLC-MS analizi sonucu toprak üstü ve kök etil asetat fraksiyonlarında; epigallokateşin, trans taksifolin, apigenin, apigenin-7-glikozit, kafeik asit, şikorik asit, dihidrokemferol, fumarik asit, herniarin, hispidulin, luteolin-7-rutinozit, naringenin, rosmarinik asit, izosakuranetin, verbaskozit, luteolin-7-glikozit ve luteolin bileşikleri saptanmıştır. Bitkinin toprak üstü ve kök etil asetat fraksiyonlarında yapılan izolasyon çalışmaları sonucunda apigenin, luteolin, luteolin-7-glikozit, apigenin-7-glikozit, kafeik asit bileşikleri saf halde izole edilmiştir. Petrol eteri, diklorometan, etil asetat ve n-butanol fraksiyonlarının toplam flavonoit ve fenolik madde miktarları ile DPPH, ABTS ve FRAP antioksidan aktiviteleri incelenmiş ve fraksiyonların standart maddeye yakın derecede aktiviteye sahip oldukları ortaya konmuştur. Antienflamatuvar aktivite çalışmasında COX kiti kullanılmış ve fraksiyonların standart madde olan indometazine yakın aktivite gösterdikleri belirlenmiştir. Antimikrobiyal aktivite çalışmasında ise, toprak üstü ve kök n-butanol ile etil asetat fraksiyonlarının zayıf da olsa antibakteriyel etki gösterdiği saptanmıştır. Candida türlerine karşı herhangi bir antifungal aktivite göstergesi tespit edilememiştir.
Fitonütrient kaynağı olarak kullanılan bitkilerin fitoterapi açısından değerlendirilmesi
Fitonütrientler, bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan ve doğal orjinli, tedavide kemoterapi veya radyoterapi ile karşılaştırıldığında daha az yan etkiye sahip koruyucu kimyasal bileşenlerdir. Fitonütrientler; fitosteroller, terpenoitler, polifenoller, organosülfür bileşikler, organik asitler ve aminler şeklinde sınıflandırılabilirler. Fitonütrient içeren besinler kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi/mor/siyah, beyaz/kahverengi renklerde olabilir. Bu çalışmada Trigonella foenum-graecum L. (çemenotu), Mentha x piperita L. (nane), Linum usitatissimum L. (keten), Rosa canina L. (kuĢburnu), Cinnamomum verum J.S. Presl (tarçın), Camellia sinensis (L.) Kuntze (yeĢil çay) ve Avena sativa L. (yulaf) fitoterapi açısından değerlendirilmiştir. Fitonütrient ve bunları taşıyan besinler ile ilgili daha çok çalışma yapılması gerekmektedir.
Meme kanseri radyasyon dermatiti tedavisinde sadece mometazon furoat uygulaması ile centella asiatica kombinasyonunun etkinliğinin karşılaştırılması
Kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanserinin tedavisinde önemli bir yer tutan radyoterapi sonrası dermatit gelişimi %85-95 oranlarında oldukça sık rastlanılan bir durumdur. Buna rağmen günümüzde radyodermatit gelişimini önleyici standart bir tedavi yaklaşımı yoktur. Çalışmamızda, radyodermatit gelişimi riski açısından proflaktik Mometazon furoat, Centella asiatica veya Mometazon furoat + Centella asiatica kullanılan toplam 3 grup 60 ardışık hasta retrospektif olarak ele alındı. Tüm hasta gruplarının 6 haftalık takip verileri değerlendirildi. Her 3 grubun da radyodermatit gelişimi oranlarını beklenen düzeylere göre anlamlı şekilde azalttığı saptandı. Sonuç olarak, meme kanseri tedavisinde yer alan radyoterapi uygulanması dönemlerinde Centella asiatica ve Mometazon furoat kullanımının beklenen radyodermatit gelişimi oranlarında belirgin azalma sağladığı, ancak Centella asiatica'nın tek başına kullanımının öncelikli olarak tercih edilmemesi gerektiği, özellikle erken dönemde daha etkili bir antiinflamatuar olan Mometazon furoat'ın uzun dönem etkilerinden faydalanılması hedeflenen Centella asiatica ile kombine şekilde kullanılmasının uygun olacağı sonucuna varılabilir.
Türkiye'de yetişen bazı angelica türleri üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bu çalışmada, Karadeniz ve İç Anadolu bölgesinden toplanan Angelica sylvestris var. sylvestris ve Angelica purpurascens (Syn. Xanthogalum purpurascens)'in köklerinden hazırlanan diklorometan ekstresinden 23 saf madde izole edilmiştir ve bu maddelerin antikolinesteraz ve antidiyabetik aktiviteleri değerlendirilmiştir. Angelica sylvestris var. sylvestris (AS)'ten bilinen 8 bileşik (oksipeusedanin, demetilsuberozin, ostrutol, osterivolon A, oksipeusedanin hidrat, izoimperatorin, bergapten, oksipeusedanin metanolat) elde edilmiştir. Angelica purpurascens (AP)'ten 13 bilinen bileşik (bergapten, praeruptorin A, praeruptorin B, snidisin, α-bisabolol, suberozin, selinidin, falkarindiol, fellopterin, hamaudol, ostenol, laserpitin, izolaserpitin) ve 2 yeni bileşik (demetilsesibirisin ve (R, Z)-hekzadeka-9-en-4,6-din-1,8-diol (anjelidiol)) izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerin çoğu furanokumarin ve piranokumarin türevlerinden oluşmaktadır. Demetilsesibirisin sesibirisinin sentezlendiği Claisen reaksiyonu sırasında ortaya çıkan bir ara maddedir. Floroglusinol dihidrat ve etil propiolatın başlangıç maddesi olarak kullanıldığı sentez deney düzeneğinde demetilsesibirisin sentezlenmiştir. Bitkilerden hazırlanan diklorometan ekstrelerinin ve izole edilen saf maddelerin kolinesteraz inhibisyonu (AChE ve BChE enzimleri üzerinde) ve antidiyabetik aktiviteleri (α-glukozidaz ve α-amilaz enzimleri üzerinde) incelenmiştir. Selinidin, anjelidiol ve AP ekstresinin BChE üzerinde galantaminden daha yüksek inhibe edici etkisi olduğu ve AS ekstresinin galantamine benzer etkili olduğu gösterilmiştir. α-Glukozidaz enzimi üzerinde falkarindiolun en yüksek inhibisyon etkisine sahip olduğu, ardından oksipeusedanin metanolat, demetilsuberozin, oksipeusedanin hidrat, laserpitin moleküllerinin ve AS ekstresinin akarbozdan daha yüksek inhibisyona sahip olduğu saptanmıştır. Tüm maddelerin AChE inhibitörü olarak galantaminden daha düşük etkili olduğu ve α-amilaz inhibitörü olarak hiçbir etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma, Angelica türlerinin Doğu tıbbında binlerce yıldır devam eden terapötik kullanımı değerlendirilerek Türkiye'de Angelica türlerinin tıbbi kullanım açısından zenginleştirilmesine ve ilaç etken maddesi olarak geliştirilebilme potansiyellerine yöneliktir.
Ferula mervynii M. sağıroğlu & H. duman ve ferula orientalis L. türleri üzerinde fitokimyasal araştırmalar
Bu çalışmada, Ferula orientalis L. ve Türkiye için endemik olan Ferula mervynii M. Sağıroğlu & H. Duman bitkileri Erzurum'dan toplanmış, iki türün de köklerinden elde edilen diklorometan ve metanol ekstreleri, in vitro ortamda antidiyabetik, antikolinesteraz ve sitotoksik aktiviteleri açısından incelenmiş ve iki bitkinin de toprak altı diklorometan ekstresinin aktif olduğu ortaya konmuştur. Aktif ekstreler üzerinde kromatografik yöntemler kullanılarak izolasyon çalışmaları yapılmıştır ve elde edilen moleküllerin yapıları aydınlatılmıştır. Miktarı yeterli olan bileşiklere antidiyabetik, antikolinesteraz ve sitotoksik aktivite test sistemleri uygulanmıştır. Ferula mervynii bitkisi üzerinde ilk defa izolasyon çalışması yapılmıştır. Kök diklorometan ekstresinden 6 tanesi yeni seskiterpen ester; 6-asetil-8-t-sinnamoil-antakyatriol (FM-2), 6-asetil-8-t-sinnamoil-şiromodiol (FM-4), 8-t-sinnamoil-tovarol (FM-7), 6-asetoksi-8-t-sinnamoiloksi-nor-β-1(S),2-epoksi-eleman-4-on (FM-8), 6β-asetoksi-8α-t-sinnamoiloksi-nor-epi-eleman-4-on (FM-19), 6-asetil-8-t-sinnamoil-3-epi-antakyatriol (FM-20), 3 tanesi bilinen seskiterpen ester; 6-asetil-8-t-sinnamoil-antakyatriol (FM-1), 6-asetil-8-benzoil-tovarol (FM-5), ferutinin (FM-11), 2 tanesi bilinen fenilpropanoit; krokaton (FM-3) ve 1-hidroksi-1-(3'-metoksi-4'-5'-metilendioksi)fenilpropan (FM-12) ve 1 tanesi bilinen asetilenik molekül; falkarindiol (FM-13) olmak üzere toplam 12 molekül izole edilmiştir. Ferula orientalis bitkisinin kök diklorometan ekstresinden 11 adet bilinen molekül elde edilmiş ve yapı analizleri ortaya konmuştur. İzole edilen ferutinin (R-2), 8-p-hidroksi-benzoil tovarol (R-3), epoksiyaşkeanadiol vanillat (R-5), epoksiyaşkeanadiol p-hidroksi benzoat (R-6), 6-β-p-hidroksibenzoiloksi-germakra-1(10),4-dien (R-7) ve 8-vanilloil tovarol (R-11) isimli moleküllerin daha önce F. orientalis bitkisinden elde edildiği bilinmektedir. Fakat lökoferin (R-9), teferin (R-14), teferidin (R-15), 8-O-anjeloil tovarol (R-16) ve çimgin (R-25) adlı moleküller ilk defa F. orientalis türünden elde edilmiştir. Yapılan bu çalışmada; antidiyabetik aktivite için α-amilaz ve α-glukozidaz enzimleri üzerinde, antikolinesteraz aktivite için asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz enzimleri üzerinde, sitotoksik aktivite için kolon (COLO 205), lösemi (K-562), meme (MCF-7) ve insan umbilikal ven endotelyal (HUVEC) hücre hatları üzerinde çalışılmıştır.
Eczaneler ve aktarlarda bulunan solunum sistemi rahatsızlıklarında etkili tıbbi bitkiler
İlk çağlardan günümüze kadar olan dönemde, tıbbi etkinliği olan bitkiler solunum sistemi rahatsızlıklarında kullanılmıştır. Ancak tıbbi bitkilerin bilinçsizce kullanılması sonucu istenmeyen etkiler oluşabilmektedir. Penisilin'in keşfiyle birlikte antibiyotikler hastalarda oluşan enfeksiyonları tedavi etmiştir. Ancak antibiyotiklerin aşırı kullanımı ile birlikte basit enfeksiyonlarda bile birçok antibiyotik etkisiz hale gelmiştir. Bu durum günümüzde ciddi bir halk sağlığı sorunu meydana getirmiş ve tıbbi bitkilerin kullanımının önemini arttırmıştır. Tıbbi bitkilerin kanıta ve bilimsel verilere dayalı olarak kullanılması yararlı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, solunum sistemi hastalıklarında etkili bitkileri fitoterapi açısından değerlendirilerek en doğru şekilde faydalanılmasına yardımcı olmaktır. Bu amaçla eczaneler ve aktarlardan temin edilen droglar makroskobik ve mikroskobik olarak incelendi. Literatür taraması yapılarak solunum sisteminde etkili olan tıbbi bitkiler belirlendi. Bu bitkilerin fitoterapi açısından özellikleri araştırıldı ve monografları hazırlandı. Çalışma sonucunda ise aktarlardan temin edilen drogların gıda güvenliği standartlarını bile sağlayamadığı görülmüş, standardize edilmiş güvenilir tıbbi bitkilerin eczanelerden satışı önerilmiştir.
Matricaria chamomilla l. (mayıs papatyası) bitkisi üzerinde farmakope araştırmaları ve antimikrobiyal aktivite çalışmaları
Matricaria chamomilla (Asteraceae) fitoterapide yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Halk arasında papatya olarak bilinen ve karıştırılan çok sayıda bitki vardır. Tıbbi maksatla kullanılması gereken Matricariae flos drogudur. Bu çalışmada İstanbul'da 3 farklı bölgeden toplanan M. chamomilla kapitulum örnekleri, İstanbul'daki eczanelerden temin edilen 2 adet Matricariae flos drogu ve İstanbul'daki 5 aktardan temin edilen papatya numuneleri araştırma materyali olarak kullanılmıştır. Tüm örnekler Türk Farmakopesi-Avrupa Farmakopesi Adaptasyonu (2016)'da yer alan Matricariae flos monografı analizlerine göre incelenmiştir. Makroskobik ve mikroskobik inceleme, kurutmada kayıp ve toplam kül tayini, uçucu yağ elde edilmesi ve ince tabaka kromatografisi yapılmıştır. Ayrıca tüm örneklerin su ve etanol ekstreleri ince tabaka kromatografisi yapılarak karşılaştırılmıştır. Su ve etanol ekstrelerinde mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktivite tayini yapılmıştır. Farmakope analizlerine göre; makroskobik ve mikroskobik incelemelerde 2 aktar örneği dışında tüm örnekler farmakope standartlarına uygun bulunmuştur. Kurutmada kayıp tayininde 2 aktar örneği hariç örneklerin hiçbiri farmakope standardına uygun bulunmamıştır. Toplam kül tayininde tüm örnekler farmakope standardına uygundur. Doğadan toplanan M. chamomilla örneklerinin uçucu yağı sarı-turuncu renkli iken, eczane örnekleri ve 3 aktar örneğinde kamazulen taşıyan mavi uçucu yağ elde edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite çalışmasında en iyi aktivite Staphylococcus aureus ve Staphylococcus epidermidis bakteri suşlarına ve Candida tropicalis mantar suşuna karşı etanol ekstrelerinde gözlenmiştir.
Eczane ve aktarlarda satılan lavanta çiçeği örnekleri üzerinde farmakope çalışmaları
Lavandula angustifolia Mill. (L. officinalis Chaix) (lavanta) bitkisinin bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış olan özellikle santral sinir sistemi üzerine gözlenen aktiviteleri ile benzer amaçlarla kullanılan sentetik ilaçların yan etki ve tolerans gelişimi gibi ortaya çıkabilecek negatif etkileri nedeniyle tedavi edici olarak kullanımı halk arasında sıkça görülmektedir. Bu geleneksel kullanım yetersiz ve/veya yanlış bilgiler nedeniyle, bitkinin gerek toplanma gerek saklanma ve gerekse satış sırasında uygun koşulların sağlanmaması sonucunda kullanım esnasında istenmeyen etki görülmesi veya istenen etkisinin ortaya çıkmaması gibi durumlara yol açmaktadır. Bitkinin ülkemizde satışı aktar ve eczanelerden yapıldığı düşünülerek güvenilirliklerinin tespiti amacıyla buralardan alınan örnekler üzerinde Avrupa Farmakopesi 7.0'a göre uygunluk testleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar; laboratuvar çalışmaları ile elde edilen veri, tablo ve fotoğraflarla desteklenerek sunulmuştur. Bununla birlikte lavantanın bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış biyolojik aktiviteleri ile ilgili yerli ve yabancı birçok makale ve bilimsel kaynak incelenmiş ve taranan literatürden edinilen verilerden konu ile ilgili derleme yapılmıştır. Özellikle santral sinir sistemi bileşenleri üzerine ve premenstrüel sendrom ile dismenore durumunda şikayetleri giderici aktivitesi gözlenen bitkinin ayrıca anksiyete giderici etkinliği özellikle dikkat çekicidir.
İstanbul eczaneleri ve aktarlardan temin edilen tiliae flos örnekleri üzerinde farmakope araştırmaları
Tiliae flos, ''ıhlamur çiçeği'' ülkemizde ve dünyada müsilaj içeriğinden dolayı grip, soğukalgınlığı endikasyonlarında ve öksürük yumuşatmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada Tiliae flos drogu hakkındaki genel bilgiler, klinik ve biyolojik aktivitesine ait çalışmalar literatür taranarak derlenmiş; aktarlarda ve eczanelerde "ıhlamur" olarak satılan 3'er adet örnek karşılaştırılarak makroskobik, mikroskobik, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp testi ve bütün kül miktar tayini analizleri uygulanmıştır. Ayrıca ince tabaka kromatografisi ile aktar ve eczanedeki örneklerdeki etken maddeler karşılaştırılmıştır. Sonuçlar Türk Farmakopesi-II Avrupa Farmakopesi Adaptasyonu 2016'ya göre değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucu, 3 farklı eczane ve 3 farklı aktar örneğinin de makroskobik, mikroskobik analizlerde ve kurutmada kayıp testi, bütün kül miktar tayini analizlerinde Türk Farmakopesi-II Avrupa Farmakopesi Adaptasyonu'nda belirtilen kriterlere uyduğu gözlenmektedir.