Anadolu University
Discipline

Sinema Televizyon Anabilim Dalı

Anadolu University

129

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında gençlik komedisi türü: Çılgın Dersane örneği

Sinema ve diğer sanatlara bakıldığın da çeşitli sınıflandırmalarla karşılaşılır. Sinema ilk olarak ortaya çıktığında sadece eğlence aracı olarak çıkmış daha sonra konulu filmlerin çekilmesi ile beraber kuramsal incelemeye tabi tutulmuş, yönetmen, senaryo ve çekim teknikleri yönleri ile incelenerek tür kavramı oluşmaya başlamıştır. Tüm dünyada gençlik komedisi olarak isimlendirilen ve genellikle ergenlik çağındaki bireylerin gündelik yaşamlarında karşılaştıkları zorluklara eğilen filmler ortaya çıkmıştır. Bu türün ilk ve en ilgi çeken örneği Hollywood yapımı American Pie (Amerikan Pastası – 1999) serisidir. Amerikan Pastasını takiben benzer senaryolar kullanılarak birçok devam filmi çekilmiştir. Benzer filmler kısa süre içerisinde tüm dünyada olduğu gibi Türk sinemasında da görülmeye başlamıştır. Türk sinemasında bu türe örnek olarak gösterilebilecek birçok film çekilmiştir. Bu filmler Çılgın Dersane (2007), Sınav (2006) ve Çılgın Kolej(2017) filmleridir. Çekilen Türk filmlerinin arasında ise Çılgın Dershane serisi dönem filmlerinde ergen öğrenciler arasında en çok izlenen filmlerin başında yer alır. Bu doğrultuda bu çalışmada Türk Gençlik Komedi sinemasında sinema seyircisi tarafından beğeni ile izlenen ve başarılı örnekler arasında gösterilen Çılgın Dersane film serisinin iki filmi; Çılgın Dersane Tatilde ve Çılgın Dersane Kampta filmleri analiz edilmiştir. Çalışmada türsel yapıyı belirlemek için yöntem olarak tür film eleştirisi kullanılmıştır. Ayrıca sinematografi kurgu, müzik, mekân/dekor, kostüm/aksesuar ve kamera açıları özellikleri doğrultusunda da gençlik komedi türü açıklanmaya çalışılmıştır. Tezimin birinci bölümünde tezin amacı ve önemi, tür kavramı, eleştiri ve tür film eleştirisi, literatür araştırılması yapılmıştır. İkinci Bölümünde tür filmlerinin temel yapıları, sinemanın ve komedi sinemasının tarihi, ideoloji, sinema ve özne arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bulguların yer aldığı üçüncü bölümde çalışmanın ana konusu olan Çılgın Dersane film serisinde Çılgın Dersane Tatilde ve Çılgın Dersane Kampta filmlerin türsel yapıları tür filmlerinin temel öğelerinden yararlanılarak incelenmiş ve çözülmüştür. Yapılan çözümleme neticesinde şu tespitlere ulaşılmıştır: Dönemsel Türk Komedi sinemasında bulunan Çılgın Dersane film serisinde incelenen filmlerde konu ve yaş itibariyle gençlere hitap etmesi, dershanede bulunan öğrencilerin yaşadığı türlü komik olayların ele alındığı görülmektedir. Türsel yapı içerisinde türü temsil ettiği görülmektedir.

GençlerGençlikKomedi+3
Veysi Bulut
Batman University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında 1974 Barış Harekatı öncesi Kıbrıs olaylarını konu alan filmlerde ideoloji ve özne

Kıbrıs Adası ve adada yaşayan Türkler 1950'li yılların ortalarından bu yana Türkiye'nin başlıca gündem maddelerinden birisi olagelmiştir. Türk sinemasının adaya ve ada Türklerine ilgi göstermeye başlaması ise 1950'lerin sonlarına rastlar. Kıbrıs olaylarına değinen ilk film 1959 yılında Nişan Hançer tarafından çekilen Kıbrıs Belası Kızıl Eoka (Nişan Hançer-1959) olur. Onu Kıbrıs Şehitleri (Behlül Dal-1960), Hancı'nın Kızı (Ergün O. Nuri-1963), On Korkusuz Adam (Tunç Başaran-1964), Kıbrıs Volkan'ı (Ural Ozan-1965), Severek Ölenler (Osman Fahri Seden-1965), Dişi Düşman (Nejat Saydam-1966), Fırtına Beşler (Aram Gülyüz-1966), Fedailer (Kayhan Arıkan-1966), Göklerdeki Sevgili (Remzi Jöntürk-1966), Severek Dövüşenler (Adnan Saner-1966), Fedai Komandolar Kıbrıs'ta (Nejat Okçugil-1967), Komandolar Geliyor (Nejat Okçugil-1967) gibi filmler izler. Söz konusu filmler bir yandan ada Türklerinin sorunlarını Türkiye gündemine taşırken diğer yandan da kamuoyunun Kıbrıs adasına yönelik gerçekleştirilecek olası bir harekata hazırlanmasına yardımcı olur. Bu çalışmada Kıbrıs olaylarının ve burada yaşayan Türk toplumunun sorunlarının Türk sinemasına nasıl yansıdığı ve Kıbrıs'a yönelik olası bir savaşa dair ideolojik üretimin nasıl gerçekleştirildiği, Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde çekilen filmler arasından amaçlı örnekleme metodu ile seçilen Kıbrıs Şehitleri, On Korkusuz Adam ve Göklerdeki Sevgili filmlerinin çözümlenmesi ile ortaya konulmuştur. Yapılan analizler sonucunda tamamı Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesi öncesinde çekilen filmlerde çok güçlü bir milliyetçi ideolojinin hakim olduğu, bu ideoloji içerisinde Rum karakterlerin olumsuz özelliklerle donatılarak katıksız kötüler olarak sunulurken Türk karakterlerin tamamen olumlu özellikler taşıdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Barış Harekatı, On Korkusuz Adam, Göklerdeki Sevgili, Kıbrıs Şehitleri, İdeoloji ve Sinema

Görsel-işitsel medyaKıbrıs SavaşıKıbrıs sorunu+6
Erdal Kara
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yılmaz Güney sinemasında toplumsal bir ifade aracı olarak mekan: Umut (1970) filmi örneği

Mekan, uzun yıllar boyunca fiziksel yönüyle ele alınmıştır. Mekan, sadece sayısal verilerle ölçülen hacimsel bir yapıda değildir. Bir çok mekan türü vardır. Bunlardan biri toplumsal mekandır. Toplumsal mekan, bir arada yaşayan insanların müşterekleşme yoluyla oluşturduğu mekandır. Toplumsal mekan, sinema filmlerinde istenen dramatik etkiyi yaratmada önemli bir role sahiptir. Işık, ses, kamera, kurgu, göstergeler ve mekansal tasarım sinemasal mekanı oluşturan unsurlardır. Bu unsurların uyumlu bir şekilde kullanılmasıyla etkili bir sinemasal mekan oluşturulmaktadır. Sinemada çeşitli kuramlar vardır. Bunlardan biri gerçeklik kuramıdır. S. Kracauer ve A. Bazin gerçekçi kuramın temellerini atan kişilerdir. İtalyan Yeni Gerçekçiliği ve Fransız Yeni Dalga sineması da gerçekçi kuramdan etkilenen akımlardır. Her iki akımda da toplumsal sorunlar ele alınıp, gerçekçi bir yaklaşımla filmler çekilmiştir. Filmlerde gerçek mekanlar ve sesler kullanılmıştır. Doğal ışıktan yararlanılmıştır. Kamera sokağa indirilerek halkın gündelik yaşamı kayda alınmıştır. Türkiye'de gerçekçi filmler, Toplumsal Gerçekçilik Akımı çerçevesinde çekilmiştir. Yılmaz Güney de bu akımdan etkilenen bir sanatçıdır. Güney, Umut (1970) filminde toplumsal sorunları bireyin yaşam öyküsünden yola çıkarak anlatmıştır. Filmde, modern teknolojiye yenik düşen faytoncuların öyküsü anlatılmaktadır. Film, Cabbar karakteri üzerinden yoksul insanların kapitalizmin çarkı içinde yok oluş sürecini ele almaktadır. Filminde, sinemasal mekanı oluşturan unsurlar gerçekçi bir yaklaşımla kullanıldığı için; film, baştan sona gerçekçi ögelerle doludur. Tezin birinci bölümünde tezin sorunu, amacı ve önemi, literatür taraması, araştırma soruları, yöntemi ve sınırlılıkları açıklanmıştır. İkinci ve üçüncü bölümde sinemada mekan kullanımı ve gerçekçilik konuları ele alınarak, kuramsal bir alt yapı oluşturulmuştur. Dördüncü bölümde Yılmaz Güney sinemasında mekan kullanımının gerçeklikle bağı açıklanarak, Umut (1970) filminde kullanılan mekanların analizi yapılmıştır. Sonuç bölümü olan beşinci bölümde, önceki bölümlerde elde edilen bulgulardan yola çıkarak Yılmaz Güney'in Umut (1970) filminde gerçeklik olgusuyla mekan kullanımı arasındaki ilişki açıklanmıştır.

Kemal Şimşek
Batman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve anlatının inşaası: Zeki Demirkubuz sinemasında kadınlık rolleri

Zeki Demirkubuz, 1990 sonrası Türk sinemasında yeni kuşağın önünü açan ve katıldığı festivallerden ödüllerle dönen "bağımsız sinemacı" ekolünün önemli yönetmenlerinden biridir. Filmlerin senaryosunu kendi yazan, yaygın üretim birlikteliklerine dayalı mali kaynakları kullanmayan, sinemacılık anlayışında gişe odaklı tüketim dışında kalmayı seçen bir yönetmendir. Demirkubuz'un yazdığı filmlerin konuları suçluluk, sadakat, vicdan, nedensizlik, kötülük, irade-iradesizlik ve daha genelleyici kategoride insanın psikolojik durumlarını seçtiği görülmektedir. Bu tez çalışmasında, 1990'lı yılların sonrasında kadının ana karakter olarak seçildiği Zeki Demirkubuz filmlerinin feminist film teorisi açısından üç filminin incelenmesi ve inceleme sonucunda elde edilen analizle Zeki Demirkubuz sinema anlatısında toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında kadının konumlandırılışı değerlendirilerek literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. 1999 yapımı Üçüncü Sayfa, 2001 yapımı Yazgı ve 2006 yapımı Kader incelenen filmleridir. Bu filmlerin analizinin yapılmasının nedeni, feminist film teorisinin toplumda kodladığı patriarkal görünüşün beyaz perdeye uyarlanış modellerini ve filmlerde sunulan toplumsal cinsiyet rollerinin betimsel olarak tartışılmasıdır. Tez çalışmasında, seçilen filmlerdeki hem ana hem de yan kadın karakterlerin amaçları, kendilerini ifade etme biçimleri ve var olma mücadeleleri gibi yaygın değişkenlerin aynı perspektifte olup olmadığı analiz edilerek tartışılmıştır. İncelenen filmlerdeki kadın karakterlerin, sosyo-kültürel durumları, erkek karakterlerle olan ilişkileri ve toplum içindeki statüleri analiz edilip değerlendirilerek seçilen filmlerde kadın rollerinin ve cinsiyetçi yaklaşımların nasıl tanımlandığı metin analizi metoduyla incelenmiştir. Tez çalışmasında seçilen filmlerin analizi yapılmadan önce feminist kuramın ortaya çıkışı ve gelişim seyri incelenmiş ardından feminizmin eleştirdiği patriarka, toplumsal cinsiyet rolleri incelenmiştir. Akabinde Türkiye'de feminist hareket ve öne çıkan temalar, sinemada feminist kuram ve kadın imgesi, Türk sinemasında kadın başlıkları feminist kuram çerçevesinde incelenmiş ve Türk filmlerinde temsil edilen kadın karakterlerdeki değişim tarihsel perspektifte değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçeve oluşturulduktan sonra, bir diğer bölümde sinemada anlatı kuramı ve Zeki Demirkubuz sinemasında anlatı konuları incelenmiştir. Daha sonrasında Zeki Demirkubuz'un sinemasında yer alan kadın ve erkek karakterlerin farklılıkları ve Zeki Demirkubuz'un filmlerindeki kadın karakterlerin temsil edilme biçimlerine kısa bir biçimde değinilmiştir. Sonrasında tez çalışmasında kullanılacak metot olan metin analizi yöntemi tanımlanarak, seçilen filmler de bu metoda göre analiz edilmeye çalışılmıştır. Buna göre seçilen filmlerdeki kadın karakterlerin, feminist film kuramcılarının karşı çıktığı kadın karakterlerine uygunluk gösterdiği ve seçilen filmlerde yer alan kadın karakterlerin büyük oranda cinsel bir obje pozisyonunda ya da kültürel kodlarla uyumlu olmayan kötü karakterler olarak ifade edildiği görülmüştür. Ayrıca anlatı kuramında söz edildiği üzere, yönetmenin kendi bakış açısının filmlerdeki etkileri bağlamında değerlendirildiğinde, Zeki Demirkubuz'un klasik temsillerden uzak kadın karakterler seçtiği ancak bu karakterlerin kadının sinemadaki temsil biçimlerine olumlu anlamda katkı sağlamadığını görmekteyiz. Bu bağlamda bu tez çalışmasında, kadına dair olumsuz yaklaşımların Zeki Demirkubuz filmlerinde yeniden inşa edildiği sonucuna da ulaşılmıştır.

AnlatıAnlatıbilimDemirkubuz, Zeki+3
Ruşen Dicle Aytaş
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yakın dönem Türk sinemasında anne kız ilişkileri bağlamında kötücül kadın imgesi üzerine bir inceleme

Annelik kavramı ve kötücül kadın imgesi arasında, anne - kız ilişkileri ekseninde yakın dönem Türk sinemasında bir incelemenin yapıldığı bu çalışmada, incelenen filmlerde yücelik, kutsallık ve kötücül oluş gibi kavram setlerinden oluşan sıfatların her bir olay ve olguda farklı perspektiflerden ele alınabileceği ve anneliğin farklı yaklaşımlarla inşa edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Tarihsel süreç içinde başta kadınlığın ardından anneliğin gelişim süreci çalışmanın kuramsal kısmında ana hatlarıyla açıklanmıştır. Kötücül kadın imgesi ve annelik eksenli incelemede yakın dönem Türk sinemasında eril söylemi sorgulayan, alternatif filmler üreten yönetmenler bulunmaktadır. Bu çerçevede dişil perspektifle bir filmin erkek veya kadın yönetmenler tarafından çekilebilmesi tartışmaya açık olsa da kadınlar tarafından kadına bakışının somutlaştırıldığı filmlerin incelenmesi önem taşır.

AnnelerAnnelik temsilleriGüzel sanatlar fakülteleri+4
Zeynep Arslan
Batman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül saldırıları sonrası Amerikan sinemasında Afganistan Savaşının temsili: Son Kalan (2014) film örneği

İçinde bulunduğumuz dönemin en önemli işitsel ve görsel anlam üretme sistemleri arasında kabul edilen sinema, gerçeklikle en yoğun şekilde ve karşılıklı bir bağa sahip olan sanat dalıdır. Sinema, hem gerçeklikten etkilenir hem de onu etkiler. Çünkü sinema bireylerin davranış, tutum ve düşüncelerini değiştirerek kamuoyu oluşturup modalar yaratabilmektedir. Kitle iletişim araçlarının büyük bir önem kazandığı modern toplumlarda sinema da geniş kitlelere hitap edebilme ve insanları etkileme gücü nedeniyle devletin en önemli ideolojik aygıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ulaştığı izleyici kitlesi ve küresel çaptaki etkisi göz önüne alındığında en etkili sinema endüstrilerinin başında gelen Hollywood da Amerikan devletinin en güçlü ideolojik aygıtlarından birisidir. Takvimler 11 Eylül 2001‟i gösterdiğinde Amerika, ülke olarak büyük felaketlerden birini daha yaşamış ve toplumsal, psikolojik bir çöküş sürecine girmiştir. Bu travmatik durum Amerika‟nın dünya üzerinde lider konumunda bulunduğu bir sektör olarak sinemada da yer bulmuştur. Bu çalışmanın amacı, 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Afganistan‟ın Hollywood sinemasındaki temsilini Son Kalan (Lone Survıvor) filmi örneği üzerinden ortaya koymaktır. Tezin Birinci Bölümünde tezin amaç ve önemi, sinema-savaş ilişkisi, literatür araştırması açıklanmıştır. Ġkinci Bölümde Afganistan savaşı ve Afganistan konulu filmler incelenmiştir. Bulguların yer aldığı Üçüncü Bölümde bu çalışmanın konusu olan Son Kalan filminin çözümlenmesi yapılarak incelenmiştir. Yapılan bu çözümleme neticesinde; birçok Hollywood yapımı filmde olduğu gibi Amerikan askerlerinin kutsandığı, erdemli, fedakar ve kahraman ordu temalarının ön plana çıkarılmaya çalışıldığı görülmüştür. Bunun karşıtı olarak, Afgan halkı merhametsiz, vahşi, geri kalmış, cahil ve özgürleştirilmesi gereken zavallılar olarak kabul edilmişlerdir. Tek tip olarak gösterme ve ötekileştirme filmde fiziki ve dini nitelikler üzerinden oluşturulan lakaplar vasıtasıyla yapılmakta olup Afganlılar ile ilgili bir genelleme yapılarak onlar „ Hacı‟ olarak tektipleştirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Hollywood, Son Kalan, Savaş, 11 Eylül

11 Eylül 2001 olayıAfganistan SavaşıAmerikan sineması+3
Kadir Doğan
Batman University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Reha erdem sinemasında iktidar olgusunun göstergebilimsel incelenmesi

Reha Erdem, son dönem Türk sinemasının en yenilikçi ve farklı yönetmenlerinden biridir. Erdem, ilk filmleriyle gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda adından söz ettiren ve kendine özgü bir sinema dili oluşturan önemli bir yönetmendir. Bu çalışmada, Reha Erdem sinemasında iktidar olgusunun ele alınış biçiminin göstergebilimsel analizi yapılacaktır. Bu bağlamda, öncelikle iktidarın tanımı yapılacak ve ardından Antonio Gramsci, Louis Althusser, Michel Foucault ve Giorgio Agamben'in iktidara dair düşünceleri tartışılacaktır. Örnekle olarak alınan Kosmos ve Jîn filmlerinin analizinde ise, Erdem'in iktidar olgusuna karşı geliştirdiği eleştirel duruş çerçevesinde Agamben'in biyopolitika, istisna hali, homo sacer ve kamp kavramları temel dayanak noktası olarak kullanılacaktır. Bu nedenle, Agamben'in düşüncelerine çalışmada daha fazla yer verilecektir.

Harun Yel
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antonio Negri'nin çokluk kavramı bağlamında Ken Loach filmleri

Bu çalışma, Antonio Negri'nin Çokluk kavramı bağlamında Ken Loach'un filmlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, klasik Marksist analizlerin ötesine geçerek Negri'nin Çokluk kavramı üzerinden Loach'un filmlerindeki toplumsal sınıf temsillerini değerlendirmektir. Özellikle neoliberal politikaların toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini ve bu etkilere karşı ortaya çıkan kolektif mücadele biçimlerini analiz etmek hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve yöntemi açıklanmış, Negri'nin Çokluk kavramı ile Ken Loach sineması arasındaki ilişkisel bağ açıklanmış ve analizde kullanılacak yöntem ve film seçiminin gerekçesi belirtilmiştir. Bu kapsamda çalışma, içerik analizi ve kuramsal temellendirme yöntemleri kullanılarak yürütülmüştür. İkinci bölümde, Antonio Negri'nin Çokluk kavramı detaylı olarak incelenmiştir. Bu kavramın temel bileşenleri olan Küresel Sınıf, Radikal Demokrasi, Dayanışma Ağları, Yeni İttifaklar, Yatay Örgütlenme, Gayri Maddi Emek ve Ortak Payda kavramları açıklanmıştır. Bu bağlamda Negri'nin Çokluk kavramı, küreselleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan heterojen toplumsal grupların birleşik bir mücadele oluşturma potansiyeli tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, Ken Loach'un sineması politik sinema bağlamında değerlendirilmiştir. Loach'un toplumsal gerçekçilikten beslenen anlatım dili, neoliberal politikaların toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Yönetmenin sineması, kapitalizmin yarattığı eşitsizlikleri dramatik bir gerçekçilikle aktarmakta ve klasik Marksist analizlerin sınırlarını aşarak, Çokluk kavramının nasıl sinematik bir temsil aracı olabileceğini göstermektedir. Dördüncü bölümde, Ken Loach'un çalışma için seçilen filmleri analiz edilmiştir. Ekmek ve Güller (2000), Demiryolcular (2001), İşte Özgür Dünya (2007), Ben Daniel Blake (2016) ve Üzgünüm, Size Ulaşamadık (2019) adlı filmler üzerinde yapılan analizlerde, neoliberal politikaların toplumsal adaletsizlikleri nasıl derinleştirdiği ve kolektif mücadelenin sınırlarının nasıl ortaya çıktığı incelenmiştir. Özellikle göçmen işçilerin sömürülmesi, özelleştirme politikalarının işçi sınıfı üzerindeki etkisi ve bireyselleşmenin toplumsal mücadeleleri nasıl zayıflattığı filmler aracılığıyla tartışılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Ken Loach'un filmlerinin klasik Marksist analizlerle değil, Negri'nin Çokluk kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Böylece çalışma, politik sinema tartışmalarına yeni bir perspektif kazandırmayı amaçlamakta ve Loach'un sinemasının küreselleşme ve toplumsal dönüşüm süreçlerini nasıl temsil ettiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Antonio Negri, Çokluk, Ken Loach, Politik Sinema

Hikmet Asutay
Batman University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bilim kurgu sinemasında milliyetçi ideoloji

"Türk Bilim Kurgu Sinemasında Milliyetçi İdeoloji" adlı tez çalışması, Türk bilim kurgu sinemasında milliyetçiliğin yerini ele almaktadır. Türk sinemasında bilim kurgu türünün ortaya çıkışı, ilerleyişi, içerdiği ideolojik ögeler ve günümüz durumu irdelenmiştir. Türk sinemasındaki bilim kurgu filmleri incelenmiş ve bu kapsamında içerdiği milliyetçilik unsurları ele alınıp tartışılmıştır.

Bilim kurgu sinemasıİdeoloji
Serkan Saylık
Batman University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni iletişim teknolojilerinde etkileşimlilik ve iletişim fakültesi öğrencilerinin etkileşimli iletişim ortamları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

İnsanlar etkileşimli iletişim araçları ile denetlenebilir, gözetlenebilir hale gelmişlerdir. Özellikle gençler yeni iletişim teknolojilerini yadırgamadan kullanmaktadırlar. Hayatı kolaylaştırmak adına sunulan yeni iletişim teknolojileri kişilerin gündelik rutinlerinin, önceliklerinin, tercih ve alışkanlıklarının bilinmesine olanak sağlayacak verileri toplamaya aracılık etmektedir. Günümüzde dijital kodları kullanan tüm iletişim araçları birbirleri ile veri alışverişi yapabilmektedir. Bu sistem kullanıcıların gözetimini mümkün kılmaktadır. Yapılan bu gözetim sosyal denetimdir. Yeni iletişim araçları kullanıldıkça gözetim sosyal hayatın içine işlemektedir. Yeni iletişim Teknolojileri modern toplumlarda toplumsal normlara uyan nüfus yaratmak için kullanılır. Nüfusu gözlemek iktidar ile ilişkilidir. Yeni İletişim araçları ile toplanabilen enformasyon rekabet avantajını ele geçirmek için şirketlerce talep edilen bir materyal olarak piyasa değeri kazanmıştır.Türkiye'de iletişim alanında çalışmak üzere iletişim fakültelerinde yetiştirilen öğrencilerin etkileşimli iletişim ortamlarının gözetim ve yönlendirme kapasitesi hakkındaki görüşlerini saptamak gereklidir.

EtkileşimÜniversite öğrencileriİletişim+2
Elif Gizem Uğurlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinema tarihyazımına farklı bakmak ve Türk sineması tarih yazımı için yöntem arayışı

Sinema çalışmalarındaki `film kuramı'nın ve `film eleştirisi'nin baskınlığı nedeniyle geciken sinema tarihi çalışmaları, bugün, `Yeni Film Tarihi' başlığıyla önem kazanmaktadır.Çalışma, sinema tarihyazımındaki değişimlerden hareketle, Türk sineması tarihyazımının kapsamını belirleyerek, dışarıda bıraktıklarını da içerebilecek `yeni sinema tarihyazımı' yöntemi arayışındadır.Çalışmada öncelikle, sinema tarihyazımın, diğer tarih türleriyle bağları saptanarak genel tarihyazımındaki konumu belirlenmiştir. Ardından, uzmanlık alanı olarak sinema tarihyazımı çalışmalarında öne çıkan sanat tarihi, film arşivciliği ve sinema tarihi derslerininin sinema tarihyazımıyla bağlantısı ortaya konulmuştur.Edinilen bilgiler doğrultusunda, Türk sinema tarihi çalışmaları incelenmiştir. Böylece, Türk sineması tarihyazımının konusu, üzerinde durduğu noktalar ve benimsediği yöntem ortaya konularak, Türk sineması tarihyazımının kapsamı belirlenmiştir. Ardından, Türk sineması için `yeni sinema tarihyazım yöntemi' ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırmanın sonuç bölümünde, sinema tarihyazımının genel özellikleri üzerinde durularak Türk sineması tarihyazmının varolan durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Kültür tarihiSanat tarihiSinema+3
Fatma Okumuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında yapılan müzikal filmlerde müzikal parçalar ve olay örgüsü arasındaki ilişki

Müzikal bir filmin temel özelliği müzik, şarkı ve danslardan oluşan müzikal parçaların filmin olay örgüsü içinde organik bir biçimde yer alması ve öykünün anlatımında kullanılmasıdır. Böylece, müzik, şarkı ve dansla kurulu özel bir dünya yaratılır ya da yaratılmaya çalışılır. Bir müzikal filmi oluşturabilmek ve çözümleyebilmek için, müzikal filmlerde müzikal parçalar ile olay örgüsü arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurmak gerekir. Müzikal filmin müzikal parçalarının, olay örgüsünden ayrı düşünülememesi, müzikal parçalar ve olay örgüsü arasındaki ilişkiyi inceleme gerekliliğini ortaya çıkarır. John Mueller, müzikal filmlerdeki müzikal parçalar ve olay örgüsü arasındaki ilişki üzerine yaptığı çalışmada, müzikal filmlerdeki, müzikal parçaları inceleyerek, bunları olay örgüsüyle olan ilişkilerine göre gruplandırır. Bu çalışmada, müzikal filmlerin müzikal parçaları ve olay örgüsü arasındaki ilişki John Mueller'in müzikal parça gruplandırması kapsamında incelenecektir. Bunun için de, Türk sinemasında yapılmış olan müzikal filmler temel alınacaktır. Bunlar Kahveci Güzeli, Lüküs Hayat, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar, Beş Şeker Kız, Keşanlı Ali Destanı, Damdaki Kemancı, Renkli Dünya, Asiye Nasıl Kurtulur, Arabesk, Arkadaşım Şeytan, Lambada, Ateş Üstünde Yürümek, Neredesin Firuze isimli filmlerdir. Mueller'in gruplaması üzerinden Türk sinemasında yapılan müzikal filmler incelendiğinde müzikal parçaların olay örgüsüne genel olarak hangi grupta bağlı olduğu, ne amaçla kullanıldığı, bu kullanış şeklinin filmin olay örgüsüne yarar sağlayıp sağlamadığı ortaya çıkar. Böylece Türk sinemasında müzikale bakış açısı ve müzikal yapımı hakkında önemli bilgiler elde edilir.

MüzikalSinemaTürk sineması
Anı Sağkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzey üzerine ışık yoluyla resmetmenin aygıtı camera obscura'nın ortaya çıkışı ve kullanım alanları

Bu çalışmanın amacı, karanlık kutunun (Camera obscura) ortaya çıkışı ve gelişim sürecinin, yapısal niteliklerinin, kullanım alanlarının, sosyo-kültürel konumunun, oluşturduğu optik geleneğin ve bu gelenekten etkilenen mecralarla öncülü olduğu teknolojik gelişmelerin incelenmesidir. Çalışmada, karanlık kutuyla görüntü oluşturmanın salt bir bilgi olarak var olduğu İ.Ö. 5. yüzyıldan günümüze kadar uzanan bir süreçte konuya ilişkin yaşanan tüm teknolojik, düşünsel ve sosyo-kültürel gelişmeler belgesel kanıtlar göz önünde bulundurularak incelenmiştir.Teknolojik gelişme bağlamında aygıtın geçirdiği bütün yapısal değişiklikler değerlendirilerek öncülü olduğu diğer optik aygıtlarla bağlantısı kurulmuştur. Karanlık kutunun popüler bir aygıt haline gelmesiyle birlikte katıldığı sosyo-kültürel alan incelenerek neden olduğu değişimler değerlendirilmiştir. Karanlık kutuyla birlikte başlayan optik geleneğin sanatçılar ve düşünürler tarafından dönem içinde nasıl değerlendirildiğine ilişkin çıkarımlar ortaya konulmuştur.Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda karanlık kutunun ortaya çıktığı dönemde ve özellikle de 16. - 19. yüzyıllar arasında sadece bir aygıt olarak kurduğu resmetme geleneği ve optik geleneğin genel nitelikleri tespit edilmiştir.

Işık yoluyla resmetmeKaranlık kutuYüzey üzerine resmetme
Görkem Işık
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim ve yaşam tarzları olgularının `Gossip Girl' dizisi örneğinde sunumuna ilişkin içerik çözümlemesi

Bu çalışma, `Gossip Girl' dizisinde sunulan yaşam tarzı ve tüketim olgularını inceleyerek küreselleşen tüketim kültürünün televizyon dizilerinde nasıl yaygınlaştırılmaya çalışıldığını ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırmanın alanyazın bölümünde ideoloji ve ideolojiye yönelik kuramsal yaklaşımlar incelenmiştir. Ardından tüketim ideolojisi, tüketim toplumu, tüketim kültürü, kültür endüstrisi, modernizm, postmodernizm ve yaşam tarzları arasındaki ilişki; daha sonra da bu kavramların yayılma süreci ve küreselleşme olgusu üzerinde durulmuştur. Son olarak, küreselleşmenin günümüzdeki en önemli araçlarından olan televizyon ve televizyon yapımları ile televizyonun toplumsal rolü irdelenmiştir.Yaşam tarzları ve tüketim olgularının sunumunu incelemek için, araştırmada içerik çözümlemesi yöntemi kullanılmış ve durum saptaması yapılmaya çalışılmıştır. `Gossip Girl' dizisinin ilk iki sezonundan seçilen 4 bölümde yer alan 9 temel karakterin yaşam tarzlarını ve dizideki tüketim olgularını incelemek amacıyla 8 ayrı kategori belirlenmiştir. Demografik ve sosyolojik özellikler, boş zaman kullanımı ve boş zaman geçirme etkinlikleri, mekân kullanımı, alışveriş etkinlikleri, ürün ve hizmet tüketimi, kıyafet tüketimi, teknolojik ürün kullanımı ile ulaşım taşıtları kullanımından oluşan bu kategoriler, araştırmacı tarafından incelenmiş ve kodlama formları doldurulmuştur.Araştırmadan elde edilen verilerden çıkan sonuçlara göre, `Gossip Girl' dizisinde yaşam tarzları ve tüketim olgularının sunumu sırasında alışveriş etkinliği diğer etkenlere göre geri planda kalmaktadır. Dizi yapımcıları karakterleri alışveriş yaparken göstermek yerine tüketimi üstü kapalı biçimde dolaylı anlatımlarla seyirciye sunmaktadır. Bu sayede seyircinin gösterebileceği olası tepkiler olabildiğince dizginlenmektedir. Ayrıca, araştırma göstermiştir ki, yaşam tarzları olgusu günümüzde belirli bir kesimin ayrıcalığı olmaktan çıkarak tüm toplumu etki altında tutmaya yarayan bir şekle bürünmüştür. Tüketim ve yaşam tarzları olguları zaman ve mekândan bağımsızlaşarak hayatın her yerine hâkim olmaya başlamıştır. Teknolojik gelişmeler sayesinde gerçekleşen bu durum, çalışmada gerçekleştirilen içerik çözümlemesi yöntemiyle de desteklenmiştir.

Dizi filmDizilerKüreselleşme+6
Tolga Gürocak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatrodan sinemaya uyarlama: Shakespeare'in Macbeth oyunundan Akira Kurosawa'nın Kanlı Taht filmine karşılaştırmalı uyarlama çalışma yöntemi

En genel haliyle, önceki bir metinden film yapma olarak tanımlanan uyarlama, sinema tarihi boyunca sıklıkla başvurulan bir uygulamadır. Tiyatro oyunlarından sinemaya uyarlama üzerine odaklanan bu çalışma, Akira Kurosawa'nın Kanlı Taht filmi ile William Shakespeare'in Macbeth oyunu arasındaki ilişkiyi çözümlemeyi ve yorumlamayı hedefler. Bu ilişkiyi çözümlemek için karşılaştırmalı uyarlama çalışma yöntemi kullanılmıştır. Film ve kaynak metni, yöntemin basamakları gereği anlatı öğeleri açısından karşılaştırılmış ve filmin metne getirdiği yorumlama sinematik öğelerin de çözümlenmesi ile incelenmiştir. Akira Kurosawa perdeye taşıdığı Macbeth oyunu ile özgür bir ilişki kurar ve tiyatro oyununun dilini sinema diline etkili bir biçimde dönüştürür. Nitel bir durum çalışması olan bu araştırma ayrıca, uyarlamanın yalnızca araçlar arası değil kültürler arası bir aktarım olma özelliğine de dikkat çeker.

FilmKanlı TahtKurosawa, Akira+5
Burcu Halaçoğlu Yeşil
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1970-2000 yılları arası Türk sinemasında arabesk kültür üzerine bir inceleme

1970?2000 yılları arası bir yaşam ve hayatı algılayış biçimi olarak arabesk kültürün doğrudan veya dolaylı olarak Türk sinemasına nasıl yansıdığını karakterler, karakterlerin mekânla ilişkileri, karakterlerin tutum ve davranışları ve karakterlere yüklenen diyaloglar üzerinden ortaya koymak bu araştırmanın ana amacıdır. Bu doğrultuda, öncelikle, arabesk kelimesinin etimolojik açıdan anlamı ve kavramın ilk kullanım biçimleri belirlenmeye; sonrasında, Türkiye'de arabesk kelimesinin ve arabesk kültür kavramının neye veya nelere karşılık geldiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Arabesk kültürün, farklı araştırmacılarca yapılmış tanımları incelenmiş, bu tanımlardan yola çıkılarak bir yaşam ve hayatı algılayış biçimi olarak arabesk kültüre ilişkin kapsayıcı tanımlar elde edilmeye çalışılmıştır. Arabesk kültür tanımlarının işaret ettiği yaşam ve hayatı algılayış biçimlerinin karakterler, mekânlar ve diyaloglar üzerinden sosyolojik eleştiri yöntemiyle Canım Kardeşim (1973), Sultan (1978), Banker Bilo (1980), Muhsin Bey (1987), Düttürü Dünya (1988), Üçüncü Sayfa (1999) filmleri üzerinden betimlemesi yapılmaya ve arabesk kültürün, belirtilen örneklem filmleri aracılığıyla hangi hayat ve düşünce biçimlerine nasıl karşılık geldiği görülmeye çalışılmıştır.

ArabeskArabesk kültürArabesk müzik+2
Serdar Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal bellek ve sinema: Türkiye sinemasında travmatik temsiller

Sinema ?gerçekliği? yeniden üretir; dolayısıyla tarihin, belleğin, kimliğin yeniden inşasında önemli bir sanattır. Bellek, tarih ve kimliğin yeniden inşasında olumsuz anılarla baş etmeye çalışılırken, anlaşmazlıklar, şiddet, acı, baskı ve mücadele travmalar yaratır. Toplumsal travmalar, genellikle egemen olan, gücü elinde bulunduran tarafından ve çoğunluğun da desteğini alarak toplumdaki etnik, dini, cinsel, politik olarak ötekileştirilene uygulanan sistematik şiddettir ve kolektif kimliğin içine işler. Bu durumda yok sayma ve bastırma hem iktidar politikası olarak hem de grup normlarının, ulusal kimliğin korunmasına yönelik olarak pekiştirilir. Ancak yüzleşilmeyen travmanın izleri hiçbir zaman silinmez; gerçek anlamda tedavi için anlatı ve hesaplaşma gerekir. Travmatik yaraların sarılmasında toplumsal alanda çeşitli adımların atılması gerekir. Bunun en önemlisi travmaya ait anlatının oluşturulması, temsil edilmesi ve sosyal bağlamın kurulmasıdır. Sinemanın işi de tam buradadır. Temsil eden, anlatı ile yüzleşmeye kapı açan, tutulmamış acıların yasını tutmaya olanak veren eleştirel ve sorgulayıcı bir yaklaşım getiren ya da resmi söylemleri yeniden inşa eden filmler travmatik anılarla nasıl bir diyalog kurulacağında oldukça önemli bir işleve sahiptir.

SinemaSosyal temsillerTemsil+4
Sevcan Sönmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilginin toplumsallaşması sürecinde teknolojinin kullanımı ve önemi: Anadolu Üniversitesi örneği

Bu araştırma, bilginin toplumsallaşması sürecinde yeni iletişim teknolojilerinin bilim insanları tarafından ne şekilde deneyimlendiğine ilişkin bir saptama yapmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede araştırma sürecinde iki temel kuramsal yaklaşımdan yararlanılmıştır: (1) Ağ Toplumu, (2) Bağlantıcılık. Ağ toplumu, gelişmiş iletişim teknolojileri temelinde dünya çapında oluşturulan ağlar çerçevesinde dünyanın, sosyal ve ekonomik anlamda yeniden yapılandığını, Bağlantıcılık ise öğrenmenin birincil olarak bir ağ oluşturma süreci olduğunu ileri süren yaklaşımlardır.Araştırma nitel bir durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Bu bağlamda, araştırmanın kuramsal temelini oluşturan yaklaşımlar doğrultusunda bir kuramsal dizey oluşturulmuş ve bu kuramsal dizeyin içeriğinden oluşturulan sorular çerçevesinde bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, bireysel görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda bir anket oluşturularak bilim insanlarının görüşlerine başvurulmuştur.Araştırmanın sonuç ve öneriler bölümünde bireysel görüşmeler ve anket çalışmasından elde edilen veri setinin çözümlenmesi ve yorumlanmasıyla ortaya çıkan sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir.

Akademik personelAğlarBilgi toplumu+7
Murat Ertan Doğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Japon çizgi film (Anime) sanatı, hayao miyazaki çözümlemesi ve Türkiye örneği

Son yıllarda animasyon filmlere olan ilgi giderek artmaktadır. Bu konuda, 80'lerden bu yana Uzakdoğu'da Japonya'da yeni bir animasyon sektörü dikkatleri üzerine çekmektedir. Anime olarak tanınan Japon çizgi filmi, kendine özgü anlatım dili, animasyon tekniği, karakterleri, geniş konu yelpazesi, vb. özellikleri ile her yaştan izleyici kitlesine hitap etmektedir.Japonya'da anime sektörünün en önemli yönetmenlerinden biri Oscar ödüllü Hayao Miyazaki'dir. Miyazaki filmlerinin özgünlüğü, derinliği, konu seçimi, karakter çeşitliliği, Doğu ve Batı kültürlerini aynı potada eriterek yarattığı evrensel dili, beslendiği kültürel kaynaklar vb. sebeplerle tüm Dünyada tanınan ve takip edilen bir yönetmen olmayı başarmıştır. Japonya'da çizgi film sanatının Batı'daki Disney gibi bir endüstrinin dışında bu denli başarılı olması ve Miyazaki gibi bir sanatçının yetişmesi, elbette o kültürün, tarihin, sanatın ve felsefi değerlerin ürünüdür.Türkiye'de gelişmekte olan çizgi film alanında daha yaratıcı, kitleleri etkileyebilecek, zengin kültürel birikimlerden yararlanılarak yapılmış çizgi filmlerin olmaması ve yapılanların da başarılı olamaması yıllardır tartışılan bir konudur. Türkiye'de bu tartışmalar sürerken Doğu'da, Japonya'da karşımıza güçlü bir anime sektörü ve Hayao Miyazaki gibi bir örnek çıkmaktadır. Bu çalışmada, Miyazaki'nin uluslararası başarısının nedenleri araştırılarak Türk çizgi filminin gelişmesine ve çeşitlenmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.Bu amaçla Hayao Miyazaki'nin başarısının altında yatan sebepler ve beslendiği kaynakların neler olduğunu ortaya koymak için dokuz animesi çalışmada örneklem olarak ele alınarak; ortak konu ve motifler, karakterler, zaman ve mekân, Doğu-Batı etkileşimleri başlıkları altında incelenmiştir. Sonuç olarak, Miyazaki'nin beslendiği kültürel kökler, birikimler, evrensel değerler, vb. ortaya konularak; Türkiye'nin de çizgi film sanatçılarını etkileyecek benzer dinamiklere, henüz değerlendirilememiş zengin bir miras ve köklü bir kültürel birikime sahip olduğu ortaya konmuştur.

AnimeJaponyaMiyazaki, Hayao+2
Çiğdem Taş Alicenap
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinemada politik eleştiri: Marksist kuram ve sinema

Tarihi gelişimine bakıldığında eleştirinin, iktidar mücadeleleri içinde etkili bir yere sahip olduğu söylenebilir. Özellikle iktidar sahiplerinin kendi ideolojisi doğrultusunda toplumun geri kalanını örgütleyebilmesi, yönetebilmesi ve bütün kamusal alanı bu ideoloji doğrultusunda şekillendirebilmesi için eleştiri, bir basamak olarak görülür. Söylenenler ya da yazılanlar, bu doğrultuda değerlendirilir. Eğer yapılan eleştiri egemen kamusal alanı yeniden üretiyorsa, o eleştiri olumlu; bu kamusal alan ile ilgili herhangi bir kuşku doğuruyorsa, o zaman o eleştiri olumsuzdur.Marksist kuramın, burjuva kamusal alanı ile ilgili kuşkunun oluşmasında, yaptığı tarihsel ve toplumsal çözümlemelerin eleştiri alanına dikkate değer bir katkı sunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Önerdiği yöntem ile burjuva ideolojisinin ve bu ideolojinin üzerinde şekillendiği meta üretim sürecinin çelişkilerini ortaya koyarak, muhalif kitlenin daha etkin olmasında tarihsel bir rol üstlenmiştir. Dolayısıyla böyle bir kuram ile sanat arasında bir bağ kurulacaksa eğer, öncelikle bu kuramın eleştiride, politik bir bağlanımı gerektirdiği görülmelidir. Çünkü bu kuram ışığında şekillendirilen eleştiri yöntemi, ele aldığı sanat eserini egemen kamusal alanın çelişkilerini yansıtıp, onunla ilgili bir kuşku yaratıp yaratmadığına göre değerlendirir. Ayrıca böyle bir eleştiri yönteminin bu değerlendirmeyi yaparken, kuramın kullandığı kavramları ve yöntemini göz ardı etmesi de mümkün değildir. Bu çalışma ile yapılmak istenen, bu çekinceleri giderecek bir eleştiri yöntemini, sinema için ortaya koyabilmek ve bu yöntem ile yapılacak film eleştirileri yardımıyla daha demokratik bir tartışma ortamının oluşmasına katkı sunabilmektir.

EleştiriFilmFilm eleştirisi+7
Barış Kılınç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Demirkubuz sinemasında erkek kimliği

Bu çalışmanın amacı, 1990 sonrası öne çıkan yönetmenlerden Zeki Demirkubuz sinemasında erkek kimliğinin nasıl sunulduğunu araştırmaktır. Zeki Demirkubuz sinemasında erkek kimliğinin nasıl sunulduğunu belirlemek için betimleyici analiz yöntemi kullanılmış ve durum saptama çalışması yapılmıştır. Araştırmada, çalışmanın yapılmasına karar verilen tarihe dek gösterimi tamamlanmış 9 Zeki Demirkubuz filmi incelenmiştir. Filmlerde yer alan ana erkek karakterlerin sunumundaki özellikleri belirlemek için 3 ayrı kategori belirlenmiştir. Araştırma sonunda yapılan değerlendirmeler, 1990 sonrası dönemin önemli yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz?un sinemasında erkek kimliğinin, toplumsal yapıda var olan geleneksel ve modern erkek kimliği özelliklerini bir arada yansıttığını ortaya çıkarmıştır. Demirkubuz, filmlerinde erkek kimliğini yaratırken toplumun beklentilerine cevap vermek veya karşı çıkmak gibi bir çaba içine girmemiş, hayatın içinden erkeklere yer vermiştir. Onun filmlerinde erkekler, iradesiz, otoriteden yoksun, güçsüz, duygularını gösteren, edilgen ve aldatılan bireyler olarak sunulmaktadır.

Cinsel kimlikDemirkubuz, ZekiErkekler+3
Gülbahar Atasoy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kısa filmde anlatı yapısı: Cannes Film Festivali'nde gösterime girmiş dört Türk filmi üzerine bir çözümleme

Sinema ilk olarak kısa filmlerle başlamıştır. Uzun metrajlı filmlerin bir standart haline gelmesi sonucunda kısa film, ticari sinema salonlarının dışında kalmıştır. Sinema endüstrisinin dışında kalan kısa film, sinema sanatının içerisinde ise sürekli var olmuştur. Sayısal teknolojinin sağladığı kolaylıklar sayesinde kısa film yapımı, günümüzde daha önce olmadığı kadar yaygınlaşmış durumdadır. Buna karşılık, yapımı böylesine yaygın olan kısa film alanındaki kuramsal çalışmalar ise son derece sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, uluslararası alanda başarılı bulunan Türk kısa filmlerinde anlatı yapısının oluşumunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle anlatı yapısı kuramı çerçevesinde sinemada anlatı yapısını oluşturan öykü ve söylem bölümleri ile alt başlıkları belirlenerek, ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Daha sonra anlatı yapısı, genel olarak kısa film bağlamında incelenmiştir. Son olarak, örneklemi oluşturan dört kısa filmin anlatı yapısı çözümlemesi aracılığıyla kısa filmde anlatı yapısının oluşumu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Sinema, Türk kısa filmleri, uzun metrajlı film, sayısal teknoloji, anlatı yapısı, öykü, söylem, film analizi

FestivallerFilmKısa film+2
İlker Zor
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yakın dönem Türk sinemasında engellilerin temsili

Yakın dönem Türk sinemasında engellilerin nasıl temsil edildiğini saptamaya yönelik bu çalışmada, engellilerin medyada sıklıkla belirli kalıplara göre temsil edildiği düşüncesinden hareket edilmiştir. Bu amaçla medyadaki engelli temsilleri üzerine daha önce yapılan çalışmalarda ortaya konulan "acınacak durumda, şiddetin nesnesi, gülünecek kişi, yük olarak vb" gibi temsil kalıplarının Türk filmlerinde karşılığı olup olmadığı araştırılmıştır. Literatür taramasının ilk bölümünde engellilik tanımlarına ve bu tanımlar oluşturulurken etkili olan modellere yer verilmiştir. Daha sonra ele alınan filmleri analiz ederken kullanılacak öykü, dramatik anlatı ve karakter gibi kavramlar açıklanmıştır. Son olarak engelli temsilleri konusunda Türkiye'de ve dünyada yapılan araştırmalar incelenip bu araştırmada kullanılacak kalıplar açıklanmıştır. Yöntem bölümünde bu araştırmanın yöntemi olan Anlatı Analizi ve çalışmanın örneklemi açıklanmış, bulgular bölümünde ele alınan filmler literatürdeki kalıplara göre analiz edilmiştir. İncelenecek Türk filmleri seçilirken, özellikle 90'lı yılların ikinci yarısından itibaren Türk sinema izleyicisinin Türk filmlerine yönelmeye başladığı dönem ele alınmış ve 1996-2013 yılları arasında izleyici ile buluşan ve içinde engelli temsili yer alan filmlerden örneklem seçilmiştir. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Temsil, Sinema, Stereotip

Emin Paftalı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fatih Akın filmlerinde göçmen kuşaklar arasındaki farklılıklar

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Batı Avrupa ülkeleri hızlı bir endüstrileşme sürecine girmiştir. Bu süreç işgücü açığını da beraberinde getirmiştir. 1961 yılında yapılan ikili antlaşmalar sonucu Türkiye'den öncelikle Almanya'ya yönelik bir göç hareketi başlamıştır. 50 yılı aşkın süredir Türk göçmenlere ev sahipliği yapan Almanya, son dönemlerde yeniden Türkiye'den işgücü talebinde bulunarak mevcut işgücü açığını kapatma çabasındadır. Birey, aile ve toplum üzerinde önemli değişmelere yol açan göç, kimlik sorunlarını da beraberinde getirir. Kendi ulus devletleri dışında yeni bir ülkede yaşam kuran göçmenler zaman içinde yeni nesillerin de yetişmesiyle yeni kimlikler kazanmaya başlamışlardır. Bu göçmen grupları, modern diasporik kimlikler olarak tanımlanmakta ve kendilerine özgü kültürel bir yapı göstermektedirler. 1.Kuşak göçmenler ile sonraki kuşakların kimlik tanımlamaları, sahip olduğu değerler, toplumla ilişkileri ve sorunları değişime uğramıştır.Fatih Akın, diasporada oluşturulan melez kimliği benimsemiş Türk asıllı Alman yönetmendir. Çalışmanın amacı göçmen kuşaklar arasındaki farklılıkları Fatih Akın filmleri üzerinden incelemektir. Anahtar Kelimeler: Sinema, Fatih Akın, Göç, Göçmen Kuşaklar, Kimlik, Film Analizi

Betül Atılgan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın stand-up gösterilerinde kullanılan mizahi söylem stratejileri ve dişil öznellik inşası: YouTube Türkiye örneği

Bu çalışma, YouTube Türkiye'de yayınlanan kadın stand-up gösterilerinde ataerkil kültürün öğrenilmiş beklentilerine karşı, kadın komedyenlerin nasıl bir duruş sergilediklerini ve dişil öznelliklerini hangi söylem stratejileri ile ortaya koyduklarını incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda eleştirel söylem analizi ile YouTube Türkiye'deki kadın stand-up gösterileri analiz edilmiş, ardından kadın komedyenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Söylem analizi sonucunda kadın komedyenlerin performanslarında; mimesis, grotesk, ironi, satir, parodi/taklit, toplumsal tersine çevirme, kendini küçümseyen mizah, kişisel hikaye paylaşımı, stratejik mübalağa, toplumsal önkabullere aykırı davranış, tabu, dişil dil ve analoji söylem stratejilerini kullandıkları tespit edilmiştir. Bu stratejileri kullanma biçimleri, kadın komedyenlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı mizahı, bir direnç aracı olarak kullandıklarını ortaya koymuştur. Stand-up performanslarında ataerkil kültürün dayattığı beklentileri yeniden değerlendirip eleştirerek patriarkal yapıları sorguladıkları belirlenmiştir. Özel alana ait olduğu varsayılan birçok konuyu, kişisel hikayeleri aracılığıyla sahneye taşıyan kadın komedyenlerin, kadınsı deneyimi kamusal alanda görünür kılarak toplumsal bir diyalog zemini oluşturdukları gözlemlenmiştir. Görüşme verileri ise, kadın komedyenlerin mizah alanında, "kadınlar komik değildir" önyargısı ve cinsel objektifikasyon gibi zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koymuştur. Mizahın, kadın komedyenler için bir "başa çıkma mekanizması" olarak algılandığı; ifade özgürlüğü, sosyal eleştiri ve direnç, iyileştirici güç, öz-keşif ve kimlik inşasında kullanılan stratejik bir araç olduğu bulgulanmıştır. Dijital platformların sağladığı özgürlük alanının, kadın komedyenlerin toplumsal değişim ve feminist söylemler yaratma potansiyelini artırdığı belirlemiştir. Çalışma kapsamında, "cinsiyetçi mizah direnci", "sembolik pozitif ayrımcılık" ve "empatik mizah bağı" kavramları literatüre kazandırılmıştır. Elde edilen bulgular; mizahın, toplumsal değişim ve cinsiyet eşitliği mücadelesinde önemli bir araç olduğunu ve kadın komedyenlerin bu süreçte aktif bir rol oynadığını ortaya koymuştur.

Gülizar Öztürk
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eko-eleştiri ve belgesel sinema: Doğa ve insan temsili

Bu çalışmada belgesel sinemada doğanın nasıl temsil edildiğine, doğanın bir parçası olarak insanların, insan olmayan hayvanların, bitkilerin, ağaçların vb. diğer varlıkların birbirleriyle kurdukları ilişkinin nasıl tanımlandığına ve belgesel sinemanın bir sanat formu olarak doğanın ele alınışında nasıl bir rol oynadığına yer verilmiştir. Doğanın nasıl temsil edildiğini incelemek adına da eko-eleştirel yöntemden faydalanılmıştır. Eko-eleştirel yöntem hem sosyal bilimlerde hem de sanatın farklı alanlarında doğanın insan merkezci mi yoksa eko-merkezci mi ele alındığı ortaya çıkarmak açısından önemli bir yaklaşım/bakış olarak yer almaktadır. Eko-eleştirel yöntemin belgesel sinemada çalışılması, ekolojik belgesel sinemanın, eko-merkezci bakışla belgesellerin nasıl yapılabileceğine dair de bir metot ortaya koymaktadır. Belgesel sinema, doğanın özne olarak görünürlüğünün artmasında, kültür-doğa ikiliğinin yarattığı insanın çıkar ve faydası uğruna sömürülmesine karşı olarak önemli bir duruş sergilemektedir. Çalışmada doğanın nasıl ele alındığını, hangi temalarla, hangi kavramlarla ilişkilendirilerek gösterildiğine odaklanılmıştır. Bunu somut hale getirmek adına çalışmada, Ever Slow Green (Daima Yavaş Yeşil 2020), Before The Flood (Tufandan Önce 2016) ve Anima (2021) filmleri tercih edilmiştir. Çoklu örneklem yöntemiyle seçilen birbirinden farklı olan bu filmler üzerinden çoklu ve bütüncül bir bakışa ulaşmak hedeflenmiştir. Bu filmler üzerinden ekolojik belgesel sinemanın hem içerik olarak hem de biçimsel olarak nasıl bir yapıya sahip olduğu tartışılmıştır. İçerik ve betimsel çözümleme yöntemleri ile eko-eleştirel bir tutumla okunması yapılan filmlerle ekolojik belgesel sinemaya dair birtakım çıkarımlar yapılmıştır.

Sahne sanatlarıSinema
Ayşe Altun
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Ingmar Bergman filmografisinin kadın bakışında varoluşçuluk ve absürdizmi keşfetmek

This research explores the intersection of existentialism, absurdism, and the female gaze in the works of Ingmar Bergman, focusing on his films "Persona," "Cries and Whispers," and "Autumn Sonata" (Bergman's trilogy). Employing feminist film theory and analyzing themes from existentialist and absurdist philosophy, the study examines how Bergman portrays female characters grappling with isolation, the search for meaning, and the precariousness of existence. This analysis, informed by the works of Jean-Paul Sartre, Albert Camus, and Simone de Beauvoir, illuminates the existential and absurdist dimensions of the female experience as depicted through Bergman's lens. It also contributes to a deeper understanding of the complexities of the female gaze and its application in film analysis. This interdisciplinary approach allows for a comprehensive exploration of how Bergman's cinematic language intersects with these philosophical underpinnings. As a complementary element, the research will be complemented by the creation of a short film script that embodies the theoretical insights gained from the analysis. This script will serve as both a creative expression of the explored themes and a tool for applied understanding. Ultimately, this research aspires to challenge gender stereotypes and broaden our comprehension of Bergman's cinematic vision, offering a valuable contribution to film studies and feminist discourse. Keywords: Ingmar Bergman, Existentialism, Absurdism, Female Gaze, Feminist Narratives, Gender Stereotypes, Philosophical Exploration, Narrative

Carla Gabriela Jınes Munoz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Modern folk korku filmlerinde cadılık üzerine bir inceleme

İnsanlık tarihini ve folkloru oluşturan söylenceler, masallar ve rivayetler, korkunun birer parçasıdır. Folklor, coğrafyadan coğrafyaya değişiklik gösterse de ortak korkulara, tuhaflıklara ve gerilimlere sahiptir. Antik çağlardan süregelen ve popüler kültüre de yerleşmiş olan büyü ve cadılık da folklorun önemli bir parçasıdır. Sinemada folklor, neredeyse sinemanın doğuşundan bu yana işlenmektedir. İngiliz Sinemasında folklor ile cadılığın ortak paydada anlatımı "Folk Korku" [Folk Horror] adında bir terimin ve türün doğuşuna öncülük etmiştir. Folk korku terimi, 2010 senesinde A History of Horror'da Mark Gatiss'in kullanımı ile popülerlik ve resmiyet kazanmıştır. Robert Eggers'ın The Witch (2015) adlı filminin ise 21. yüzyılda folk korkuyu dirilttiği iddia edilmiştir. 21. yüzyıl yapımlarında, folk korku sinemasının öncü ve kült örneklerinin günümüz dünyasının etkisiyle folk korku elementleri ile cadılığın farklı ve "modern" bir biçimde işlendiği düşünülmektedir. Bu çalışmada 2015 sonrasında son on yılda gösterime giren ve cadılığı temeline alan folk korku filmlerine odaklanılmıştır. Tezin örneklemi ile alanyazınına uygun amaçlı olarak seçilen The Witch (2015), The Wailing (2016), Gretel & Hansel (2020), Hellbender (2021) ve You Won't Be Alone (2022) analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Filmlerin analizi tür filmi eleştirisi kapsamında yorumlayıcı yaklaşım yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Filmlerin analizinde folk korku zincirinin ögeleri, cadılık tarihi, cadılık-kadın ilişkisi ve filmde korkunun yaratım biçimi ele alınmıştır. Folk korku sinemasının yeni sayılabilecek bir alan oluşu ve bu kapsamdaki çalışmaların özellikle ulusal alanda azlığı nedenleriyle bu tez çalışmasının ulusal alanda öncü bir nitelikte olacağı düşünülmektedir.

Korku sineması
Buğra Mert Alkayalar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital çağda Türkiye'de sinema seyir kültürü: Sektörel dönüşümler ve seyirci dinamikleri

Bu araştırma, dijitalleşme süreciyle birlikte yeni medya teknolojilerinin gündelik hayata entegrasyonu ve dijital platformların yükselişi ile Türkiye'de sinema seyir pratiklerinin, sinema sektörünün yapısının ve sinema seyircisinin geçirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın temeli, kültürel çalışmalar özelinde seyirci araştırmaları ve film çalışmaları özelinde de dijital teori perspektifleri üzerine kuruludur. Nitel araştırma metodolojilerinden gömülü teori yöntemi ile desenlenen bu araştırmada; yeni medya teknolojilerinin ve dijital platformların film seyir pratiklerine ve sinema sektörüne etkilerini anlamak amacıyla seyirciler ile sektör çalışanlarından oluşan iki farklı katılımcı grubu, amaçlı örnekleme yöntemiyle araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplama süreci, katılımcılarla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler NVivo 14 yazılımına aktarılmış ardından gömülü teori yöntemine göre; açık, eksen ve seçici kodlama aşamalarından geçirilerek, sürekli karşılaştırmalı analiz yöntemi ile kuramsal kavramlar geliştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, yeni medya teknolojilerinin ve dijital platformların etkisiyle serbest zaman olgusunun değiştiği, sinema salonlarına olan ilginin azaldığı ve Covid-19 pandemisinin bu süreci hızlandırdığı görülmüştür. Seyir pratiklerine ilişkin alışkanlıklar kişiselleşmiş, esnekleşmiş ve daha parçalı bir hal almıştır. Sinema sektöründe, dijitalleşme ve dijital platformların yaygınlaşması ile özellikle dağıtım ve gösterim süreçlerindeki dönüşümlerden hareketle sinema değer zincirinde yeni kırılımların meydana geldiği anlaşılmıştır. Gelişen ve gündelik yaşamı kuşatan yeni medya teknolojilerinin kişisel serbest zaman ile çalışma zamanı arasındaki sınırı görünmez kıldığı; odaklanma sürelerinin kısalması ile filmler ve seyirciler arasındaki ilişkinin fragmanlaştığı görülmüştür.

Ev sinemasıSinema seyircileri
Emrah Cevher
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada metinlerarasılık: Kısa ve uzun metraj Cemil şov filmleri incelemesi

Metinlerarasılık, bir metnin diğer metinlerle olan ilişkilerini kapsayan bir kavramdır. Sinema sanatı hem kendi içinde hem de diğer sanat dallarıyla kurduğu ilişkiler neticesinde, metinlerarasılık kavramına zengin bir uygulama alanı sunar. Bu çalışmanın teorik çerçevesini "metinlerarasılık", "sinemada metinlerarasılık", "göstergelerarasılık", "filmlerarasılık" ve "remake (yeniden üretim)" kavramları oluşturur. Çalışmanın amacı, "Cemil Şov" (2015, 2021) filmlerinin kısa ve uzun metraj versiyonları arasındaki metinlerarası ilişkileri saptamak ve bu ilişkilerin sinema sanatındaki yerini incelemektir. Çalışmada tespit edilen metinlerarası ilişkiler, "pastiş", "anıştırma", "alıntı", "gönderme", "genişletme" ve "iç anlatı" gibi metinlerarası yöntemlerle görünür kılınmıştır. Barış Sarhan'ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği "Cemil Şov" filminin kısa ve uzun metraj versiyonlarının, diğer metinlerle olan ilişkisi analiz edilmiştir. Bu analiz, filmlerin anlatı yapıları, karakter gelişimleri, sinematografik ögeleri ve tematik derinlikleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Yönetmenliği ve senaristliği aynı kişi tarafından yürütülen kısa metraj filmin, uzun metraj filme dönüşümünde remake süreci hâkim olmuştur. Bu yeniden üretim sürecinde uzun metrajlı versiyon, kısa metrajlı versiyonun temel yapısını genişleterek daha kapsamlı bir hikâye sunmuş, karakterler daha detaylı işlenmiş, sinematografik unsurlar ve yan hikâyeler eklenmiştir. Bu unsurlar, metinlerarası ilişkiler bağlamında ele alınmıştır. Böylelikle Cemil Şov'un kısa metrajlı ve uzun metrajlı versiyonları arasında kurulan metinlerarası ilişki, filmlerarasılık kavramını da içine alacak şekilde incelenmiştir. Uzun metraj ve kısa metraj Cemil Şov filmleri arasında metinlerarası bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak iki farklı metrajdaki filmlerin diğer metinlerle olan ilişkilerinde benzerlikler ve farklılıklar olduğu çalışmanın sonucunda ortaya çıkmıştır.

Mehmet Oğuz Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bir "Umut Sineması": İran sinemasında Cafer Penahi anlatı yapısı

Anlatı yapısı çözümleme, bir metnin veya eserin nasıl kurulduğunu, hangi unsurların kullanıldığını, bu unsurların nasıl bir araya getirildiğini ve bu aracılığıyla nasıl bir anlam oluşturulduğunu anlamaya yönelik bir analiz yöntemidir. Filmde yer alan karakterlerin kim oldukları, nasıl tasvir edildikleri, hangi özelliklere sahip oldukları gibi özellikler incelenir. Karakterlerin eserin ilerleyişi ve teması üzerindeki etkileri de değerlendirilir. Eserde meydana gelen olayların nasıl bir sırayla gerçekleştiği, bu olayların birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğu analiz edilir. Olayların metnin gelişimine nasıl katkı sağladığı ve seyıircinin algısını nasıl yönlendirdiği incelenir. Olayların dramatik gelişimi ve metnin genel anlatımını nasıl desteklediği üzerine analizler yapılır. Eserin sahibi olan sanatçının eseri (filmi) hangi bakış açısıyla anlattığı üslup tercihleri gibi unsurlar değerlendirilir. Bu unsurların fılmın atmosferi ve anlamı üzerindeki etkileri üzerine odaklanılır.Eserin temel konuları, alt metinleri ve derin anlamları incelenir. Sanatçının aracılığıyla hangi mesajları vermeye çalıştığı veya hangi fikirleri tartıştığı üzerine yorumlar yapılır. Filmin geçtiği mekanın (yer) ve zamanın (zaman dilimi) önemi ve bu unsurların filmin anlamına katkısı incelenir. Mekan ve zamanın atmosfer ve karakterler üzerindeki etkileri üzerine değerlendirmeler yapılır. Anlatı çözümleme yöntemi, filmin derinlemesine anlaşılması ve yorumlanması için kullanılan kapsamlı bir analiz yöntemidir. Bu yöntem, seyircinin metnin içeriği, yapısı ve anlamı hakkında daha derin bir kavrayış sağlar. Bu araştırmanın amacı, yönetmen olan Cafer Penahiyi yakından tanımak, ona uygulanan sistematik sansür, yasak ve hapislere karşı yaratıcı mücadilesine tanık olmak, kendine has bir sinema dilini küresel olarak ortaya koyan filmlerini incelemek, sinema üslubunu analiz etmektir. Bu analiz filmin konusu, karakterlerin tanımlayıcı özellikleri, fılmin mekan zaman kullanımının nasıl yansıtması, aktarılan etik değerler, filmin sonucunun şekli, görsel yapısı, kamera açıları, çekim teknikleri, renk kullanımı ve kurgunun işlenişi, müzik, ses efektleri ve diyalogların kullanımı hikayeyi ve duygusal atmosferi desteklemesi, filmdeki makyaj tarzı, hangi atmosferin yaratılmak istenmesi, kullanılan kültürel kodlar ve simgeler neyi ifade etmesi,filmde yönetmenin tarzı nasıl yansıtıldığını araştıracaktır. Araştırmada, Cafer Penahi sinemasının özellikle 1990ların sonundan başlayarak günümüze kadar olan süreç incelenmiştir. "Ayna" (1997),"Bu bir film değildir"(2011),"Taksi Tahran"(2015),"Üç Hayat"(2018) tezin örnek filmlerini oluşturmaktadır.

Zahra Mırrza
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan sinemasında kadın temsili: Kırgız mucizesi filmlerin incelenmesi (1960-1980)

Bu araştırma, Kırgızistan sinemasında ''Kırgız Mucizesi'' adı verilen 1960-1980'ler dönemi filmlerinde kadın karakterlerin feminist film kuramı doğrultusunda nasıl temsil edildiğini incelemeye çalışmıştır. Sinemada feminist kuramı günümüzdeki sinema kuramlarının en önemlilerinden biridir. Sinemadaki feminist kuramı, sinemada kadın hakları kadar bir değer taşımaktadır. Kadın karakterinin yapılan her filmde nasıl temsil edildiği, ne kadar göründüğü ve ne şekilde sunulduğu feminist kuram ile okunması gerekmektedir. Araştırmanın literatür taraması bölümünde sinemadaki feminist kuramı, Kırgız toplumunda kadınların yeri ve Kırgız sinemasının tarihçesi anlatılmaktadır. Araştırmanın bulgular bölümünde ''Kırgız Mucizesi'' döneminden seçilen filmler üzerinde feminist kuramı ile incelemeler yapılmaktadır. İncelemede nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmaktadır. Buna ek olarak incelenen filmler Bechdel testi ile de değerlendirilmektedir.

Erkeaıym Temırbolotova
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir alt kültür olarak çevrimiçi canlı yayın platformları

Bu araştırmada çevrimiçi canlı yayın platformları bir alt kültür olarak incelenmiş ve bu kültürün öğeleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın kuramsal temeli olarak Raymond Williams'ın kültür kuramı belirlenmiş, bu bağlamda çevrimiçi canlı yayın platformlarının kültürünü belirleyen, onu etkileyen ve ona kaynak olan teknolojik, toplumsal ve kültürel arka planı anlamak için literatür taraması yapılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak canlı yayınlarla ilgili literatür incelenmiş, ardından çevrimiçi kültür; katılımcı kültür, gerçek sanallık kültürü ve sanal topluluklar kavramları bağlamında aktarılmıştır. Bir kültürel çalışma olarak tasarlanan bu araştırmanın yöntemi olarak netnografi seçilmiş ve dört yıl süren bir katılımcı gözlem gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın veri kaynağı olan katılımcı gözlem notlarına ek olarak, katılım sağlanan çevrimiçi canlı yayın kanallarının izleyici topluluklarından üyelerle görüşmeler yapılmıştır. Bu temel iki veri kaynağı tematik analize uygun biçimde kodlanmış ve analiz edilmiştir. Analiz edilen verilerden elde edilen bulgular yorumlanarak çevrimiçi canlı yayın topluluklarının sahip oldukları kültürün öğeleri ortaya çıkarılmış ve bu öğeler sonuç bölümünde açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Canlı Yayın, Alt Kültür, Çevrimiçi Kültür, Sanal Topluluklar, Netnografi.

Umut Gül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasına farklı bir bakış: Komedi anlatılarında travmatik kahramanların çözümlenmesi

Modern toplumda bireylerin yaşadığı travmalar daha bilinir hâle gelmiştir ve anlatılarda daha fazla temsil edilmeye başlanmıştır. Sinema, travmaların temsil edildiği anlatılardan bir tanesidir. Bir toplumun yapısını anlamak sinema gibi anlatılar ile mümkün hâle gelebilmektedir. Bu bağlamda, toplumun büyük çoğunluğu tarafından tercih edilerek izlenen filmler sinema ve toplum ilişkisini anlayabilmek adına önemlidir. Türk toplumunun travmatik deneyimlerini çözümlemek için Türk sinemasında en fazla izlenen tür olan komedi filmlerinde karakterlerin travmatik dönüşümlerini tespit etmek ve elde edilen bulguları yorumlamak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada film karakterleri analiz edildiği için nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir ve nitel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Betimsel tarama modeli kullanılarak çözümlenen karakterler kendi koşulları içerisinde değerlendirilmiştir. Çözümlenen filmler ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir ve 2009-2020 yılları arasında vizyona girmiş olan ve en çok izlenen beş adet komedi filmi çalışma kapsamında belirlenmiştir. Elde edilen bulguların açıklanması psikanalitik film eleştirisi ve yorumlayıcı yaklaşım çerçevesinde temellendirilmiştir. Çalışma sonucunda Türk sinemasındaki popüler komedi filmlerinde ana karakterin travmatik dönüşümlerinin anlatı içerisinde nasıl biçimlendiği anlamlandırılarak, karakterlerin travmalarının filmlerde nasıl temsil edildiği ve izleyicinin neye güldüğü ortaya koyulmuştur.

Popüler sinemaPsikanalizPsikolojik travma+3
Gülsemin Ünal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital teknolojiler ve yapay zeka çağında sinema ve televizyon eğitimi: Teknoloji ve toplum kuramları, ekonomi politik ve eğitim pratikleri bağlamında karşılaştırmalı bir inceleme

Dijital ve yapay zeka teknolojilerinin gelişimi farklı medya türleri arasında bir yakınsamayı beraberinde getirmekte, post-sinematik yapım ve izleme biçimlerini ortaya çıkarmaktadır. Dijital ve yapay zeka teknolojilerinin gelişimi, aynı zamanda hareketli görüntünün yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası süreçlerinde gerekli hale gelen yeni beceri setleri ve değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu durum, Sinema ve Televizyon alanındaki üretim biçimlerinin ve buna bağlı olarak Sinema ve Televizyon eğitiminin de değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Sinema ve Televizyon alanında faaliyet gösteren alan uzmanları, akademisyenler ve öğrencilerden oluşan 21 kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, dijital ve yapay zeka teknolojilerinin Sinema ve Televizyon alanındaki yapım, izleme ve eğitim süreçlerine etkileri konu edilmiş, söz konusu süreçlerin ekonomik, yasal ve etik boyutlarına değinilmiştir. Buna ek olarak Sinema ve Televizyon Bölümünde eğitim gören 27 öğrenciden yazılı görüş alınmıştır. Çalışma, yapılandırmacı bir gömülü teori anlayışı benimsemektedir. Görüşmeler ve yazılı görüşler aracılığıyla elde edilen nitel veri, belirlenen tema ve alt temalar bağlamında değerlendirilmiş, teknoloji entegrasyonuna dair kapsamlı bir anlayış geliştirmek için teknoloji ve toplum kuramları bağlamında yorumlanmıştır. Sonuç olarak dijital ve yapay zeka teknolojileri çağında Sinema ve Televizyon eğitimine yönelik "Post-Sinematik Deneyim Tasarımı" başlığıyla bir yaklaşım önerisi sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dijital Teknolojiler, Yapay Zeka, Sinema ve Televizyon Eğitimi, Teknoloji ve Toplum Kuramları, Post-Sinema

Tayfun Dalkılıç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hikâye temalı video oyunlarında Katharsis ve özdeşleşmenin kendine özgü karakteristiği: The Walkıng Dead oynanış gözlemi

Atalarımız olan Homo Sapiens'ler, çağımızda mitoloji adı verilen efsaneleriyle ateş başında bir hikâye dinlerken kendilerinden binlerce yıl sonra yaşayacak olan Aristoteles'in klasik anlatı kavramından bihaberlerdi. Fakat insanoğlu, varlığını beraberinde getirdiği her zaman dilimi ve mekânda hayatın çeşitli yönlerine anlam katan hikâye anlatıcılığını da yanında götürdü, karakterlerle özdeşleşti ve onların üstünden katharsis deneyimini yaşadı. Hikâye anlatıcılığını yüzyıllar boyunca toplumda edebiyat, sinema, tiyatro gibi birçok farklı biçimde kullanarak bu geleneği yaşattı. 1960'lı yıllarla birlikte ise etkileşim ile hikâye anlatıcılığını harmanlayan yeni bir mecra doğdu: Video oyunları. Mitleri, etkileşim ve yaratıcılık ile buluşturan video oyunları, anlatının ve oyun karakterinin kaderini oyuncuya bırakmaktadır. Artık ateş başında hikâyelere tanıklık eden insanoğlu, video oyunları ile bu hikâyelerin başrolü haline gelmiştir ve kendi kaderini kendi yazmaktadır. Klasik anlatıdan filizlendiği için video oyunlarının da diğer hikâye anlatma araçları gibi "katharsis" ve "özdeşleşme" unsurlarını içermeleri kaçınılmazdır. Farklı sonuçlara ulaşma, oyun mekânı içinde dolaşma, oyun karakterinin seçimlerini yönlendirme gibi imkânları sağlamasıyla video oyunları, diğer anlatı araçlarından ayrılarak oyuncuya anlatı ile birçok yönden etkileşime girme imkânı tanımaktadır. Peki bütün bu ayrıcalıklar video oyunlarını katharsis ve özdeşleşme kavramları özelinde nereye yerleştirmektedir? Bu çalışma, hikâye temalı video oyunlarındaki etkileşim, kişiselleştirme ve seçim yapma gibi özelliklerin katharsis ve özdeşleşme deneyimleri üstündeki karakteristiğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmayı gerçekleştirirken kullanmak üzere gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemleri seçilmiştir. Anahtar Sözcükler: Video oyunları, Klasik anlatı, Katharsis, Özdeşleşme, Hikâye anlatıcılığı

İrem Baydar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

2013-2023 yılları arasında Türk sinemasında kadın yönetmen ve senaristlerin filmlerinde erkeklik temsilleri

2013-2023 yılları arasında Türk sinemasında kadın yönetmen ve senaristlerin filmlerindeki erkeklik temsillerini inceleyen bu çalışma, sinemanın toplumsal normları ve cinsiyet rollerini nasıl yeniden ürettiğini analiz etmektedir. Sinema, toplumsal gerçeklikleri estetik bir forma dönüştürerek egemen pratikleri meşrulaştırırken, kadın yönetmenlerin katkıları, erkeklik temsillerine dair eleştirel ve alternatif bakış açılarının gelişmesine zemin hazırlamaktadır. Bu çalışma, Köksüz, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Tereddüt, Bilmemek ve Suna filmindeki erkeklik temsillerini, ataerkil yapı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında değerlendirmektedir. Kadın yönetmenler, erkeklik normlarını sorgulayarak hegemonik erkekliğin çelişkilerini ortaya koyarken, bazı filmlerde bu normların yeniden üretildiği de gözlemlenmiştir. Çalışma, sinemada toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık yaratma potansiyelini vurgularken, sistemik eleştirilerin sınırlı kaldığına dikkat çekmektedir. Bu bulgular, kadın yönetmenlerin sinemadaki rolünün güçlendirilmesinin, daha kapsayıcı ve eleştirel anlatıların gelişmesine katkı sağlayacağını ortaya koymaktadır.

Hegemonik erkeklikKadın yönetmenlerTürk sineması
Vedat Mutlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Devrimin stili: 1970'lerde Türkiye'de devrimci sinemanın özellikleri

Bu araştırmanın konusu Türkiye'nin 1970'li yıllarında ortaya çıkan (ancak kökeni daha önceki yıllara dayandırılabilecek) devrimci sinema olarak nitelenen deneyim üzerinedir. Çalışma, Türkiye'nin sinema tarihi içerisindeki bu önemli deneyimi daha derinlikli biçimde anlamaya dönük bir çabadır. Bu anlamda sinemamızın 1970'li yıllarından devrimci sinema örneği olarak ele alınabilecek bir grup film araştırmaya örneklem olarak seçilmiş, filmlerin stilistik özellikleri anlatı, sinematografi, kurgu ve mizansen olmak üzere film stilinin dört kategorisi bağlamında inceleme konusu edilmiştir. Böylece biçim ve içerik yönlerinden ilgili filmleri "devrimci kılan" nitelikler, stilistik unsurların filmsel anlamın inşasında oynadığı roller, filmlerdeki ideolojik ve sınıfsal tavrın sinemasal unsurlara yansımaları, stile dair tercihlerin devrimci bir anlam yaratımında rol oynayıp oynamadığı ve oynuyorsa "nasıl"ı anlaşılmaya çalışılmıştır. Filmlerin stil özellikleri incelenirken ise çoğunlukla sinemetrik ölçüm yoluyla elde edilen verilerden faydalanılmış, filmlerin stilistik unsurları tablolar ve şekiller ışığında yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında örneklem olarak belirlenen, devrimci sinema örneği olarak kabul edilen ve stilistik özellikleri incelenen filmler ise şunlardır: Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974), Diyet (Lütfi Ö. Akad, 1974), Bir Gün Mutlaka (Bilge Olgaç, 1975), İzin (Temel Gürsu, 1975), Güneşli Bataklık (Süreyya Duru, 1977), Maden (Yavuz Özkan, 1978), Demir Yol/Fırtına İnsanları (Yavuz Özkan, 1979).

Siyasal sinemaTürk sinemasıÜçüncü sinema
Ulaş Can Olgunsoy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Felsefi antropoloji ışığında film eleştirisi: Bir örnek olarak Theodoros Angelopoulos filmleri

Sinema, tarihsel gelişimiyle birlikte eğlence sektörünün önemli bir parçası olduğu gibi, ilerleyen dönemlerde bir sanat dalı olarak da değer kazanmıştır. Sinemanın hangi niteliğinin ön plana çıktığı filmlerin sanatın alanındaki yerine ve içeriğindeki etik duyarlılığa bağlıdır. Theodoros Angelopoulos filmleri insanı anlatan, tarihin huzurunda insanı hesaplaşma konusu yapan filmlerdir. Felsefi antropoloji, Angelopoulos filmlerindeki insanı ve insanın sorunlarını, değerlerini anlama çabasının felsefedeki karşılığıdır. Felsefi antropoloji, XX. yüzyılda büyük bir gelişme göstererek çağın düşünce dünyasını etkilemiştir. Bu yüzyılda felsefenin problemi insan olmuş; felsefe aracılığıyla çağın olaylarına ve yıkıma karşı bir yaşama felsefesi geliştirilmiştir. Bu çalışmada, İoanna Kuçuradi ve Takiyettin Mengüşoğlu'nun düşüncelerinden yola çıkarak felsefi antropolojinin kavram, tartışma ve sanat alanındaki yargıları ışığında felsefi eleştiriye yeni ölçütler, imkân ve sınırlılıklar kazandırılmıştır. Böylece felsefi eleştiri yeni ölçütlere sahip olmuş, filmleri doğru değerlendirmenin olanakları genişletilmiştir. Bu tartışmalar bağlamında çalışmada geliştirilen değerlendirme aracıyla Angelopoulos'un Ulis'in Bakışı (Ulysses' Gaze, 1995) Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998) ve Ağlayan Çayır (The Weeping Meadow, 2004) filmlerinin felsefi eleştirisi yapılmıştır.

Angelopoulos, TheoFelsefi antropolojiFilm eleştirisi+3
Akın Tunç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni medya ekolojisinin algoritmik kültür bağlamında incelenmesi

Bu tez çalışmasının amacı Genel Sistem Kuramı ve Olanaklılıklar Kuramı çerçevesinde algoritmik kültürün yeni medya ekolojisini nasıl biçimlendirdiğini ve dönüştürdüğünü araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle araştırma konusuna ilişkin ayrıntılı bir literatür analizi yapılmış ardından araştırma Genel Sistemler Kuramı ve Olanaklılıklar Kuramı bağlamında temellendirilerek gerçekleştirilmiştir. Söz konusu iki kuramın temel özelliklerinden yola çıkılarak bir matris oluşturulmuş ve bu matristen oluşturulan açık uçlu sorular veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Nitel bir durum çalışması olarak desenlenen araştırma kapsamında YouTube platformu üzerinde içerik üreten on kişiyle yüz yüze ve çevrimiçi olarak gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA nitel analiz programı yardımıyla incelenmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda, üç ana temaya bağlı on iki tema ve bu temalarla ilişkili yirmi sekiz alt tema tespit edilmiştir. Tematik analiz yoluyla elde edilen bulgular kuramsal temel ve alan yazın ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak YouTube algoritmasının pozitif geri besleme döngüleri yaratarak platform üzerinde tek tipleştirici ve çeşitliliği azaltan bir ekosisteme neden olduğu söylenebilir.

Etkileşimli medyaKatılımcı medyaSosyal medya+2
Çağlar Aktemur
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sine-oyun: Etkileşimli anlatının ludolojik açımlaması

Etkileşimli ortamların yükselişiyle, video oyunları ve sinema arasındaki sınırlar bulanıklaşmış, bu da "sine-oyun" olarak adlandırılabilecek hibrit bir anlatı türünün doğmasına yol açmıştır. Geleneksel sinema ve video oyunlarının kesişiminde yer alan bu tür, doğrusal olmayan, dallanarak ilerleyen ve oyuncunun aktif katılımını gerektiren bir yapı sunar. Etkileşimli sinema hem anlatı hem de oyuncu deneyimi açısından farklı bir paradigma önerirken, görsel-işitsel estetikle de dikkat çeker. Bu yeni ortam hem teorik hem de pratik düzeyde analiz edilmeye değer, özgün bir anlatı formu olarak önemini artırmaktadır. Ludolojik ve anlatı bilimi bağlamında sinema ve oyun arasındaki muğlak noktada yer alan altı adet eser incelenmiştir. Eserler; etkileşimleri, anlatı yapıları, teknolojiyi ve dijital ortamları kullanmaları bakımından incelenmiştir.

Bilgisayar oyunlarıEtkileşimli oyunEtkileşimli sinema+3
Atakan Seç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimli belgesellerde; deneyimin bir parçası olarak oyunluluk: Arayüz tasarımının yarattığı orada olma hissi. İzleyicinin kullanıcı-oyuncuya dönüşmesi

Teknolojik ilerlemeler neticesinde ortaya çıkan web tabanlı arayüz tasarımı ile Geleneksel Medya yerini Yeni Medya'ya bırakmıştır. Yeni Medya'da yer bulan Etkileşimli Belgesel teknik, estetik ve anlatısal olarak Klasik Belgesel'e alternatif bir yaklaşım olarak yer almaktadır. Etkileşimli Belgeselin bileşenlerinin oluşturduğu temel yapı, izleyiciyi kullanıcı – oyuncuya dönüştürmüştür. Bu çalışmadaki örneklemi oluşturan dört etkileşimli belgeselin, kullanıcı deneyiminin nasıl yaratıldığı açıklanacaktır. Ayrıca bu belgesellerin ''oyun-dolu, oyun-gibi'' özellikleri detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Etkileşimli belgesellerin arayüz tasarımı ve izleyicide yaratığı orada olma hissi yalnızca teknik bir olgu değildir. İzleyiciyi seçtiği konuya dâhil etmek için toplumsal ve kültürel bağlamları da barındırmaktadır. Bu çalışmada etkileşimli belgeselin oyunlu özelliğinin teknik ve kültürel öğelerinin açık bir biçimde ele alınması, belgesel çalışmaları açısından önem teşkil etmektedir.

Devrim Taban
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Sinemasında anlatım

Yeni Türk Sineması tabiri 2000'li yılların ilk yarısından itibaren konuşulmaya başlanmış, sıklıkla da 90'ların ikinci yarısından itibaren film yapmaya başlayan genç bir yönetmen kuşağını işaret etmiştir. Yeni Türk Sineması, yeni yönetmenlerin de katılımıyla birlikte kazandığı çok sayıda uluslararası ödülle dikkat çekici bir performans sergilemiştir. Ancak bu filmlerdeki "yeni" tabiri biçimsel olarak tanımlanmamıştır. Biçimin, daha önce de sinema tarihinde "yeni" olanı tarif ettiği görülmektedir. 20. yüzyılın başlarında Rus dilbilimciler eserlerdeki konvansiyonların farklılaştırılmasıyla yeni biçimin eskinin yerini alacağı fikrini ortaya atmışlardır. Rus biçimcilerin izinden giden David Bordwell, sinema filmlerinin yapısal özelliklerinin değerlendirebilmesi için film biçiminin üç boyutununu öne çıkarır: Anlatı dünyası, olay örgüsü yapısı ve anlatım. Bu çalışma "yeni olanı", izleyiciyi verilen biçimsel ögeleri yorumlayarak öyküyü inşa eden aktif bir kişi olarak tanımlayan yeni-biçimci yaklaşım üzerinden aramaktadır. Yeni biçimci yaklaşım, filmlerin kavranmasında izleyiciyi aktif olarak konumlandırmaktadır. Bu bakımdan yapıtlarda anlam; yapıt ve onu kavrayan, anlamlandıran kişi olarak çift yönlü bir şekilde incelenir. Bu bağlamda, Yeni Türk Sineması'ndan dört yönetmene ait, dört film seçilerek, eski sinemanın konvansiyonlarının değişip değişmediği ve bu konvansiyonların ne şekilde farklılaştırıldığı, sinemanın bu üç boyutu üzerinden araştırılmaktadır. Kelebekler (Karaçelik, 2018), Sen Aydınlatırsın Geceyi (Ünlü, 2013), Bir Zamanlar Anadolu'da (Ceylan, 2011) ve Koca Dünya (Erdem, 2016) filmleri Yeni Türk Sinemasını, konvansiyonlardan ayrıştıran farklılıkları ortaya çıkarmak için seçilmiştir. Keywords: Yeni Türk Sineması, Anlatım, Film Biçimi, Anlatı Yapısı, Farklılaştırma.

Bağımsız sinemaModern anlatıSanat sineması+1
Can Kızılöz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında 2000 sonrası iç göç filmlerinde yaşlılık

Gelişen teknoloji ve tıbbi hizmetler sayesinde dünya genelinde ortalama insan ömrünün uzadığı bilinmektedir. Bu nedenle çeşitli disiplinlerde 'yaşlı' olgusunun üzerine daha çok eğilme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu olgu diğer disiplinlerde olduğu gibi medya, sinema ve televizyon üzerine çalışma yapılan iletişim bilimleri alanında da yeni ele alınmakta olan bir kavramdır. Dolayısıyla yaşlı temsilinin konu alındığı akademik çalışmalar da sınırlı sayıdadır. Bu çalışmada 2000 sonrası Türk Sinemasında iç göç filmlerinde yaşlılık ele alınması ve literatürdeki bu olgu üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlanılması planlanmıştır. Araştırma örneklemindeki filmlerin seçiminde Türk tarihinin Osmanlı ve öncesi dönemde daha çok 'göç alan' bir devlet niteliğinde olması ve Cumhuriyet sonrası dönemde Sanayi Devrimi ve Marshall Planı gibi faktörlerle birlikte kırsal bölgelerden şehirlere göçün yoğunluk kazandığı 1960 ve sonrası yıllarda üretilen filmlere ilişkin göç teması üzerine yapılan çokça film olması ve bu filmlere dair çok sayıda akademik çalışma bulunması ve 2000 sonrasında iç göç olgusunun küresel ekonomi, uluslararası sermaye ve teknolojik gelişmeler sonucunda farklı bir boyut kazanması sebebiyle 2000 sonrası yapılmış filmler ele alınmıştır. Belirlenen sekiz filmdeki toplam dokuz karakter betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve ortaya çıkan veriler üzerinden bu filmlerde fiziksel özellikler bakımından tipik bir yaşlı karakter üretildiği, göç eden yaşlı bireylerin süreç sonrasında çeşitli ruhsal rahatsızlık ve çöküşler yaşadığı, sosyal bir varlık olarak da bu süreçten olumsuz etkilendikleri ve karakter olarak başka kişilere dönüştükleri sonuçlarına varılarak sonraki çalışmalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Türk Sineması, yaşlı, yaşlılık, yaşlı kuramları, yaşlı temsili, göç filmleri, iç göç

Türk sinemasıZorunlu göçİç göçler
Fadime Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye sinemanın kısa tarihi

Sinema filmleri aynı zamanda toplumsal bir belgedir. Tıpkı diğer sanat mecralarında olduğu gibi toplumsal dönüşüme dair yapılacak incelemelerde, o toplumsal dönüşümün etkisi ile biçimlendirilmiş anlatıları ile önemli başvuru kaynaklarıdır ve bu nedenle, filmler hem içerikleri hem de biçimleri bağlamında incelerken, o içerik ve biçimlerin şekillenmesinde etkili olan toplumsal arka plan da dikkate alınır. Suriye sinemasına ait filmler de böyle bir gözle değerlendirilmeyi hak eden önemli bir tarihe sahiptir. Ülkenin geçirdiği toplumsal dönüşümün izlerini bu filmlerde görmek mümkün olduğu gibi, bu dönüşümün yapılan filmlerin içeriklerinin ve biçiminin şekillenmesinde etkisi olduğu söylenebilir. Bu tezin konusunu da Suriye'nin tarihsel olarak toplumsal dönüşümü ve bu dönüşümün ülke sinemasındaki izleri oluşturmaktadır. Tarihsel olarak gerçekleşen toplumsal dönüşümün ülke sinemasının şekillenmesinde ve filmlerin içerik ve biçim tercihlerinde etkili olup olmadığı sorusu da bu tezin problemidir. Bu tezin genel amacı, Suriye'nin sinemasının tarihsel olarak dönüşümünü, erken dönemlerinden günümüze kadarki süreç içerisinde incelemektir. Sözü edilen bu genel amaç doğrultusunda Suriye sinema filmlerinin Suriye'deki toplumsal dönüşümle ilişkisi ve bu dönüşümün yapılan filmlere etkisi ve bu yolla Suriye sineması kimliğinin (akımı/ekoları) ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu tez, Suriye sineması özelinde bir sinema tarihi yazımını esas almaktadır. Bu yönüyle hem bugün için hem de sonrası çalışmalar için bir kaynak niteliğine sahiptir. Ayrıca bu tez Suriye tarihini ve kültürünü, toplumsal dönüşüm ile ilişki içinde sinema üzerinden analiz edilmesi açısından dünya genelinde çok az olan diğer çalışmalara katkı sağlayacağı için de önemli ve değerlidir. Verilerin literatür taraması ile elde edildiği ve nitel bir çalışma olan bu tezde öncelikle Suriye'deki toplumsal dönüşüm başat tarihsel olaylar dikkate alınarak ve dönemlere ayrılarak açıklanmakta; bu bağlamda yapılan filmler kronolojik bir şekilde ele alınmaktadır. Sonrasında ise Suriye'nin önemli sinema yönetmenleri ve filmleri tarihi/politik, teknik/üslup, içerik/anlatım, kültürel/toplumsal temalar çerçevesinde ortaya konmaktadır.

Sally Haloubı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinçli seçimlerden bilinçdışı gerçeklere: Etkileşimli filmlerde izleyicilerin dalma düzeyinin EEG ve dalma deneyimi anketi aracılığıyla analizi

Bu çalışma, etkileşimli filmlerin izleyicinin dalma deneyimi üzerindeki etkisini fizyolojik ve öz bildirime dayalı dönütlere yönelik gerçekleştirilen analizler ışığında irdelemektedir. Çalışmanın amacı, etkileşimli filmin seçim yapma ve anlatı akışını manipüle etme yetisi yoluyla izleyiciye sağladığı faillik statüsünün, izleyiciyi pasif alıcı olarak konumlandıran, geleneksel, etkileşimsiz film izleme biçimlerine kıyasla dalma deneyimini ne yönde etkilediğini sorgulamaktır. Bilişsel film çalışmaları dahilinde konumlanan ve nicel araştırma yöntemlerinden deneysel model üzerine inşa edilen bu çalışmada, etkileşim unsurunun film izleme deneyimine yönelik etkilerini çevrimiçi (eş zamanlı) dönütler üzerinden değerlendirebilmek adına elektroensefalografi (EEG) cihazı kullanılmış ve katılımcılar üzerindeki bilinçdışı/nesnel etkileri gözlemlemek hedeflenmiştir. Çevrimdışı (deney sonrası) dönütler üzerinden değerlendirebilmek adına ise Film, Televizyon ve Video İçeriğine Dalma Deneyimi Ölçeği (Film DDÖ) kullanılmış ve katılımcıların bilinçli/öznel geri bildirimlerine ulaşmak amaçlanmıştır. EEG verilerini, prefrontal korteks (PFC) ve posterior parietal korteks arası beta frekansı koherans düzeyleri meydana getirmekte; Film DDÖ ise etkilenim, gerçek dünyadan kopma, idrak ve taşınma alt boyutlarını içermektedir. Black Mirror: Bandersnatch (2019) adlı filmin etkileşimli ve etkileşimsiz versiyonlarını izleyen deney grubu (etkileşimli) ve kontrol grubu (etkileşimsiz) arasında gerçekleştirilen karşılaştırma sonucu elde edilen bulgular, filmin ilk seçim anını içeren bölümü haricinde hem toplam film deneyiminde hem de filmin farklı bölümlerinde EEG ve Film DDÖ verileri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farka işaret etmemiştir. Ancaak, EEG verileri ile Film DDÖ verileri arasındaki belirli korelasyonlar, dalma deneyiminde bilişsel ve duygusal süreçlerin etkileşimine ve bu etkileşimin fizyolojik izdüşümü olan sağ-sol hemisfer ilişkisine dair içgörü sağlamıştır.

Halid Bilal Tanrıkulu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim süreçlerinde yapay zekâ temelli dönüşümler: Sorunlar ve olanaklar üzerine bir alan analizi

Bu tez, iletişim süreçlerinde yapay zekâ temelli dönüşümlerin yarattığı etkileri kapsamlı ve eleştirel bir perspektiften incelemektedir. İletişim teknolojilerinde hızla artan yapay zekâ entegrasyonu, bireylerin dijital etkileşim biçimlerini köklü biçimde dönüştürmekte; mahremiyet, güvenlik, yanlılık, ayrımcılık, kişiselleştirilmiş iletişim, iletişim kalitesinde düşüş ve teknoloji bağımlılığı gibi çok katmanlı tartışmaları gündeme getirmektedir. Araştırma, tarama modeli kapsamında yapılandırılmış, alan yazın sistematik biçimde değerlendirilmiş ve veriler betimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmada, yapay zekâ temelli iletişim uygulamalarının toplumsal, kültürel ve etik etkileri bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Bulgular, yapay zekânın iletişim süreçlerine hız, verimlilik ve kişiselleştirme avantajları sağladığını; ancak aynı zamanda veri güvenliği, mahremiyet, etik ihlaller ve toplumsal adalet açısından yeni risk alanları oluşturduğunu göstermektedir. Çalışma, iletişim bilimleri literatürüne yapay zekâ teknolojilerinin etkilerini yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik, toplumsal ve kültürel bağlamda ele alan özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Akıllı asistanlarDolaylı ayrımcılıkIşbirlikçi robot+7
Bilal Sinan Erdoğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sanal gerçeklik gözlüğü uygulamalarında sözsüz iletişim habitusu

Sanal gerçeklik gözlükleri kullanıcıyı etkileme bağlamında diğer yeni medya araçlarından sıyrılmaktadır. Sanal gerçekliğin bu yapısı sosyolojik ve kültürel dönüşümlere de neden olabilmektedir. Bu araştırma sanal gerçekliğin karmaşık dünyası içerisindeki iletişim süreçlerine odaklanmaktadır. Burada gerçekleşen sözsüz iletişimin nasıl olduğu ve bu süreçte önemli olan faktörleri anlayarak sanal gerçeklik gözlüğü uygulamalarındaki sözsüz iletişimin yapısının anlaşılabilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle avatar kullanımı, mesafe, çevresel faktörler ve fiziksel hareketler gibi etkenler tema olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak sanal gerçeklik gözlüğü uygulamalarının karmaşık bir yapısının olduğu gerçek hayat ve sanal hayat arasında konumlanan bir alan olduğunu ifade etmek mümkündür. Araştırmanın bulguları, habitus bakış açısı ile incelendiğinde bireyin sınıfsal konumunun, sermaye tiplerinin ve deneyimlerinin neler olduğunu ve sanal gerçeklikte nasıl şekillendiğini anlamak amacı ile önemlidir. Habitus toplumsal eylemin yalnızca bireysel hareketler sonucu gelişmediğini, yapı ile öznenin arasında oluşan bir durum olduğunu ifade eder. Bu bağlamda söylenebilir ki, kullanıcılar bazen gerçek hayattaki pratiklerini sanal gerçekliğe taşırken ve burayı gerçek olarak görürken, bazı durumlarda ise burayı tamamen oyunlaşmış bir ortam olarak görmektedirler. Bu durum karmaşık bir gerçeklik yapısına sahip olan sanal gerçeklik gözlüğü uygulamaları içerisinde gelişen sosyal yapının da teknolojinin kullanıcıya sunduğu imkanlardan yararlanan ancak gerçeklikle ilişkisini de koparmamış bir topluluğa sahip olduğunu göstermektedir.

Sosyal iletişim
İsmail Düger
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk televizyon dizilerinde kadın sağlık çalışanlarının temsili

Temsil kavramı sanat alanında yüzyıllardır ele alınan bir kavramdır. Yaratılan her sanat eserinde temsil kavramının izleri görülmektedir. Yıllardır gelişerek bugüne gelen sanatın tarihi birçok olayla şekillenmiştir. Bu süreçte yaşanan siyasi ve sosyal her olay ise bu sürecin en önemli unsuru olmuştur. Yaşanan ve etki eden her süreç sanat eserlerinin farklılaşmasına neden olmuş ve formların her daim değişken olmasına sebep olmuştur. Temsil kavramı Arisoteles ve Platon'dan başlayarak Mimesis kavramı olarak felsefede ve sanat eserlerinde sıklıkla tartışılmıştır. Sahnelenen her eserin içinde olan bu kavram ise sadece görsel- işitsel değil aynı zamanda yazınsal alanlarda da varlığını göstermektedir. Dolayısıyla yaratılan her sanat eserinin içinde olan ve ele alınan temsil kavramı fotoğraf ve film sanatının ortaya çıkmasıyla birlikte daha çok tartışılmış ve ele alınmıştır. Bu çalışmada ise temel alınan bu kavram üzerinden Türk televizyon dizilerindeki kadın sağlık çalışanlarının temsilleri ele alınmıştır. Mucize Doktor, Bahar ve Hekimoğlu diziler örneklem olarak alınmış olup söz konusu dizilerdeki kadın sağlık profesyonellerinin nasıl temsil edildikleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada kadın sağlık profesyonellerin temsillerine dair bakışı ortaya koymak hedeflenmiş ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada kadın sağlık profesyonellerinin temsillerinde toplumsal cinsiyet rollerini üreten ve pekiştiren anlatı biçimleri yer aldığı görülmektedir.

Şemi Umut Karataş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kakedonya'da ve Türkiye'de sinema oyunculuğu

Bu tez, sinema oyunculuğunun kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişiminden başlayarak, oyunculuk kuramlarını ve özellikle Stanislavski'nin, Mihail Çehov'un oyunculuk anlayışını incelemektedir. İlk bölümde, oyunculuk sanatı ve sinema oyunculuğu kavramları ele alınmakta, tarihsel süreçteki gelişimlere yer verilmektedir. İkinci bölümde, oyunculuk kuramları detaylandırılarak eylem, hayal gücü ve içsel motivasyon gibi oyunculuk unsurları açıklanmaktadır. Mihail Çehov'un oyunculuk yaklaşımı özel olarak incelenmekte, beden-psikoloji ilişkisi ve psikolojik jestler gibi teknikleri üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölümde, Türk ve Makedon sinema tarihi ve oyunculuk alanındaki gelişmeler karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Son bölümde ise, Koridor ve Kız Kardeşler (Sisterhood), Lojman ve Tanrı Var, Adı Petrunya (God Exists, Her Name is Petrunya) filmleri analiz edilmektedir.

Shpresa Hashimi
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00