326

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı'ndan etkilenen Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye arasındaki ithalat ve ihracat miktarlarının ARIMA modelleri ile incelenmesi

Yakın ve Orta Doğu bölgesi coğrafi konumu ve zengin yer altı kaynaklarına sahip olması nedeniyle dünya üzerinde önemli bir yere sahiptir. 2010 yılı Aralık ayında Tunus'ta başlayan halk hareketlerinin kısa zamanda Yakın ve Orta Doğu ülkelerine yayılmasıyla birlikte bölgede çeşitli protesto ve gösteriler düzenlenmiştir. ''Arap Baharı'' olarak adlandırılan bu süreç, bölge ülkeleriyle güçlü ticaret ilişkilerine sahip ülke ekonomilerini çeşitli yollardan etkilemiştir. Türkiye de son yıllarda bu ülkelerle olan dış ticaret ağını genişleterek ticari ilişkilerini güçlendirmiştir. Dolayısıyla yaşananların ülke ekonomimize yansıması da sürecin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkacaktır. Ekonomik gelişmişliğin bir göstergesi olan ithalat ve ihracat miktarları için kurulan modeller ile elde edilen öngörüler ülkelerin gelecek dönem bütçe programlarının hazırlanmasına yardımcı olur. Doğru öngörüler neticesinde hazırlanan bütçe programları ise gelir ve giderlerin sürekli kontrol altında tutulmasını sağlayarak zarar riskini minimuma indirir. Zaman serileri analizinde değişkenin geçmiş dönem değerlerinden yararlanılarak seriye uygun bir model belirlenir ve belirlenen model yardımıyla gelecek hakkında öngörümlemede bulunulur.Öngörüler; gerek işletmeler gerekse ülke ekonomileri gibi farklı alanlarda farklı değişkenler üzerinden yapılabilir. Bu değişkenlere satış rakamları, ürün miktarı, işsizlik miktarı, ithalat ve ihracat miktarları örnek olarak verilebilir. Bu çalışmanın amacı, Yakın ve Orta Doğu ülkelerinde yaşanan siyasi ve ekonomik krizlerin Türkiye'nin ithalat ve ihracatına nasıl yansıdığını görmektir. Böylece kurulan modeller yardımıyla öngörümleme yapılarak söz konusu ülkelerle gerçekleştirilen dış ticaretin benzer krizlerde nasıl sonuçlar verdiği analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla,01.1996-10.2014 zaman aralığında Türkiye İstatistik Kurumu'ndan(TÜİK) elde edilen verilerden yararlanılarak Arap Baharı'ndan etkilenen Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye arasındaki ithalat ve ihracat miktarları için uygun ARIMA modelleri belirlenmiş ve gelecek sekiz ay için öngörümlemede bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:Zaman Serileri, ARIMA Modelleri, Dış Ticaret, Öngörümleme.

ARIMA modelleriArap BaharıOrta Doğu ülkeleri+7
Demet Yüksel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme tekniklerine dayalı hisse senedi seçimi:PROMETHEE üzerine bir uygulama

Son yıllarda kişilerin birikimlerini değerlendirilmesi ve para kazanma konusunda daha duyarlı olduğu bir gerçektir. Günden güne gelişen teknoloji ve yükselen hayat standartları kişilerin para ihtiyacında önemli bir artışa sebep olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bu gelişmelere ayak uydurmak, daha konforlu ve daha lüks bir yaşam için daha çok çalışarak para kazanmak yerine, kişiler alternatif yollar arayışına girmişlerdir. Para kazanmak için alternatif yollar, günümüz olanaklarından olan internet sayesinde de gelişim göstermektedir. İnternetten yürütülecek alternatif işler, yapılan işe ek olarak yapılıp, ek kazanç elde edilmesi daha kolay hale gelmektedir. Ama bu yöntemlerin hepsinin güvenli, yasal yöntemler olduğunu söylemek pek mümkün değil. Hem güvenli hem yasal hem de kazançlı olan borsa para kazanmak için alternatif yolların ilk sırasında yer almaktadır. Borsada para kazanmak için başvurulan yolların başında ise hisse senedi alım satımı gelmektedir. Doğru hisse senedi seçimi için, karar vericinin belirlemiş olduğu alternatifler arasından en uygun olan hisse senedi seçilmelidir. Hisse senedi seçme problemi seçim sürecinde birden çok alternatifin değerlendirmesini gerektiren çok kriterli bir karar problemidir. Bu çalışmada, hisse senedi seçim süreci incelenmiş ve Promethee sıralama yöntemi ile alternatif bir seçim yöntemi geliştirilmiştir. Enerji sektöründe yer alan firmaların hisse senetleri ele alınmış ve her bir hisse senedine ilişkin uygun olan değerlendirme faktörleri belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada hisse senedi seçimi için mali tablolardan ve reel piyasadan elde edilmiş değerlendirme faktörleri belirlendikten sonra Promethee sıralama yöntemi ile iki farklı uygulama yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda mali tablolar ve reel piyasalardan yararlanılarak hisse senedi seçimine etki eden on bir adet değerlendirme kriteri belirlenmiştir. Bu kriterler fiyat/kazanç oranı, piyasa değeri/defter değeri oranı, piyasa değeri/net satışlar, temettü verimi, beta katsayısı, esas faaliyet kar marjı, net kar marjı, öz sermaye karlılığı, cari oran, likidite oranı ve borçlanma oranıdır. Kriterler AHP yöntemi ile ağırlıklandırılmış olup, her iki durum için PROMETHEE I ile kısmi sıralama, PROMETHEE II ile tam sıralama yapılarak alternatifler önceliklendirilmiş ve GAIA analizi yapılmıştır. Böylece karar vericiye gerekli kriterler sağlayan hisse senetleri arasında en uygun olan hisse senedinin belirlenmesinde yardımcı olunması sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Promethee, Hisse Senedi Seçimi, Çok Kriterli Karar Verme, Enerji.

Hisse senedi değeriHisse senetleriKarar verme+4
Sefer Dayan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulaşım hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik optimizasyon tekniklerinin kullanılması üzerine bir çalışma

Metropolitan bölgelerde nüfus gelişimine paralel olarak ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesine yönelik çalışmalar gerek yerel yönetimler ve gerekse merkezi yönetimler için büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla yerel yöneticiler ve uzmanlar tarafından ulaşım modelleme çalışmaları yapılmaktadır. Ulaşım modelleme çalışmaları içerisinde türel ayrım aşaması önemli bir yere sahiptir. Gerek bireysel gerekse toplu ulaşım imkanlarının ortaya konulduğu bu aşamada, ulaşım hizmetlerinin nasıl gerçekleştirildiği, karar vericilerin ve şehirde yaşayan bireylerin ulaşım hizmetlerinden beklentilerinin neler olduğu dikkate alınmaktadır. Ulaşımda, yolculukların ve yolculuk edenlerin özellikleri türel ayrımı etkileyen faktörler olarak ele alınmaktadır. Tez kapsamında, kent içi ulaşımda toplu ulaşımın önemi ve entegrasyonu, mevcut durumdaki ve geçmişte yapılan ulaşım planları ve bunların başarısı hakkında bilgilendirme yapma, kentiçi ulaşım hizmetlerini belirlemede ihtiyaç duyulacak parametrelerin tespiti yapılmıştır. Çalışma alanındaki nüfusun günlük yolculukları dikkate alınarak türel ayrımda etkili olan parametreler ortaya konulmuştur. Günlük seyahat davranışlarından hareketle belirlenen bölgelerde yolculuklar simüle edilerek en uygun sonuca ulaştıracak kent içi ulaşım yapısı önerilmiştir. Ulaşım hizmetlerinin verimliliğini artırmak amacıyla kent içi ulaşımdaki türel ayrımın belirlenmesinde izlenen model ortaya konulmuştur. Çalışma alanı kapsamında türel ayrımı etkileyen faktörler veri madenciliği yöntemlerinden karar ağaçları süreç modeli takip edilerek ortaya konulmuştur. Elde edilen faktörlerle zamana göre ulaşım araçlarının değişimi için çok etmenli trafik simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu simülasyonun mekansal olarak gösteriminde coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılmıştır. Ayrıca kullanılan türel ayrım modeli hakkında da bilgi verilmiştir. Elde edilen sonuçlar farklı günlük yolculuklar, bireysel özellikler gibi farklı etmenler dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Bireysel seyahat hareketlerinin ve davranışlarının, ulaşım türü seçimi üzerindeki etkilerinin çok etmenli simülasyon yardımıyla karar vericiler için belirlenmesinin faydalı olduğu sonucu ortaya konulmuştur.

Sistem simülasyonuÇok kriterli karar vermeŞehiriçi ulaşım
Lütfiye Özge Oral
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de kamu kaynaklı sosyal yardımlar: Sansürlü regresyon analizi

Kısaca, elinde olmayan sebeplerden dolayı, kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere asgari seviyede dahi bakamayan muhtaç durumdaki bireylere ayni ya da nakdi olarak verilen destek olarak tanımlanan sosyal yardım kavramı, geçmişten günümüze tüm dünyada artan bir öneme sahiptir. Ülkeler sosyal yardım uygulamasını kurumsal bir yapıya kavuşturarak daha düzenli ve etkin olarak çalışmasını ve bunun sonucunda sosyal ve ekonomik açıdan toplumsal refah düzeyini arttırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyal yardımın kavramsal çerçevesi ve temel özellikleri hakkında temel bilgiler anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye' de sosyal yardım uygulamasının yanında farklı ülkelerdeki sosyal yardım politikalarına da yer verilmiştir. İkinci bölümde kesikli bağımlı değişkenli model, sansürlü bağımlı değişkenli (Tobit) model ve probit model ile ilgili teorik bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise bu modellerin yardımıyla sosyal yardımların genel bir çerçevesi sayısal olarak ortaya koymaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Yardım, Regresyon Analizi, Kesikli Ve Sansürlü Bağımlı Değişkenli Modeller, Tobit Model, Probit Model.

Devlet yardımıEkonometrik analizKalkınma yardımları+7
Engin Gezer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık doğrusal olmayan çoklu hedef programlama ve uygulama

Bu çalışmada, Doğrusal Olmayan Çoklu Hedef Programlama konusu içerisinde yer alan Şans Kısıtlı Hedef Programlama tekniğinin Bulanık Mantık yaklaşımı ile birleştirilerek gerçek bir üretim sürecinde ne gibi sonuçlar vereceği araştırılmış ve konuyla ilgili öneri ve eleştiriler yapılmıştır.

Bulanık mantıkBulanık programlamaDoğrusal olmayan programlama+1
Bülent Tatar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Zamana bağlı COX regresyonu: Genç firmaların hayatta kalma başarısı üzerine bir uygulama

Hayatta kalma verisinin çok değişkenli analizlerinde en çok kullanılan model Cox tarafından önerilen orantılı tehlike (hazard) modelidir. Modele ilişkin sonuçların elde edilmesi ve yorumlanması kolay olmakla birlikte orantılı tehlike modelinin temel varsayımı, yaşam süresi üzerinde etkili olduğu düşünülen değişkene dayalı olarak elde edilen tehlike orantısının gözlem periyodu boyunca sabit olmasıdır. Bu varsayımın geçerli olmadığı durumlarda model, sapmalı sonuçlar verebilmektedir. Orantılı tehlike varsayımının sağlanmadığı durumda tehlike orantısını modellemek üzere kullanılan metotlardan biri tahmin edici ile zamanın parametrik bir fonksiyonu arasındaki etkileşimi gösteren zamana bağlı bir değişkenin modelde yer almasıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren önemli iş kuluçkaları uygulamalarından birisi olan İş Geliştirme Merkezleri (İŞGEM)'nde yer alan firmaların hayatta kalma süresi üzerinde etkili olan faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti, ?İş Kuluçkalarında Yeni Kurulan Girişimlerin Hayatta Kalma ve Büyüme Performansını Etkileyen Faktörler: KOSGEB İş Geliştirme Merkezleri (İŞGEM) Üzerine Bir Araştırma? konulu TÜBİTAK projesinden elde edilmiştir.

Cox regresyon modeliEkonometriFirmalar+4
Aygül Anavatan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Veri zarflama analizi ile Türkiye'de organ nakli merkezlerinin performans kıyaslaması

Bu çalışmada Türkiye'deki Sağlık Bakanlığına bağlı 64 Organ Nakli Merkezinden Böbrek Nakli yapan 57 Organ Nakli Merkezleri arasında performans kıyaslamasını Veri Zarflama Analizi ile ölçülmesi amaçlanmıştır.Yapılan çalışmada kullanılan veriler 2011 yılına ait olup, Veri Zarflama Analizi CCR Modeli ile 4 Girdi değişken (Koordinatör sayısı, Böbrek Nakli Bekleyen hasta sayısı, Beyin ölümü gerçekleşen hasta sayısı ve Ventilatörlü yatak sayısı ) ve 1 Çıktı değişken (Toplam Böbrek Nakil sayısı ) oluşturularak yapılmıştır. Çalışmamızdaki asıl amaç; Merkezler yapılan Böbrek Nakli sayısını, yaptığımız analiz sonucuna göre arttırmaktır. Analizimizde her organ nakli merkezi için referans merkezleri çıkmış bulunmakta, bu sonuçların ise referans merkezlerine oranla değiştiği gözlemlenmektedir. Örneğin; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezinin Referans Merkezi Özel Antalya Medicalpark hastanesi çıkmış bulunmakta Çıktı değişkeni Böbrek Nakil sayısını 311'den 513'e çıkarmalı, Girdi değişkenleri; Nakil Bekleyen hasta sayısını 637'den 317'ye indirip, Ventilatörlü yatak sayısının 56'sından 40'ını etkin bir şekilde kullanılması uygun sonucu bulunmuştur.Organ Nakli Merkezlerinin performans kıyaslaması, etkinlik sayısı ve etkinlik değerine baktığımızda; Etkin olan 2 merkez çıktığı ve 48 etkinlik sayısı ile Özel Antalya Medicalpark Hastanesi Organ Nakli Merkezi ilk sırada, 28 etkinlik sayısı ile de Özel İnternational Hospital İstanbul Organ Nakli Merkezi ikinci sırada çıkmıştır.Veri Zarflama Analizi ile Organ Nakli Merkezlerinin Performans kıyaslaması Win4Deap programı analiz sonuçlarına göre yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Veri Zarflama Analizi, Organ Nakli, Performans?

Organ nakli merkeziPerformansVeri zarflama yöntemi
Benan Ölçek Buzkıran
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Network veri zarflama analizi ve Türkiye'de demiryolları üzerine bir uygulama

Veri Zarflama Analizi (VZA) çeşitli girdi ve çıktı faktörlerini kullanarak karar verme birimlerinin göreceli verimliliklerini ölçmek için kullanılan parametrik olmayan bir metoddur. DEA genellikle girdileri son çıktılara dönüştüren bir karar verme biriminin (KVB) verimliliğini hesaplamak için kullanılır. Böyle bir KVB kara ? kutu olarak adlandırılır ve burada KVB içindeki süreç ve bağlantıların bilinmesine ihtiyaç yoktur. Bu tip bir kara ? kutu VZA yaklaşımında KVB'nin iç süreçlerinin ayrıntıları ihmal edilir ve dolayısıyla etkinsizliğin kaynakları tanımlanamaz. VZA hakkındaki geleneksel çalışmalar sistemi bir bütün olarak görmekte ve sistem içerisindeki bireysel süreçleri ihmal etmektedir.VZA araştırmacıları yakın zamanda, sadece kutuya katılan girdilerin ve kutudan ayrılan çıktıların hesaba katıldığı kara ? kutuyu inceleyerek bazı network yaklaşımları geliştirmişlerdir. Bu çabalar Network Veri Zarflama Analizi olarak adlandırılan yeni bir metodolojiye yol açmıştır. Network VZA belirli uygulamalar için VZA problemlerini modellemede esnek bir yol sağlamaktadır. Network VZA alt ? KVB'ler arasında anlamlı bağlantılar sağlar, iç süreçlerin verimliliklerini ölçmeye yardımcı olur ve böylece çok düğümlü karmaşık bir KVB'nin içine bakabilmemizi sağlar.Bu çalışma, bu yeni metodolojiyi açıklamayı ve bununla ilgili bazı farklı yaklaşımları tanıtmayı hedeflemektedir. Geleneksel VZA ve ana modelleri ile Network VZA kavramı ve çeşitli yaklaşımları sunulmaktadır. Uygulama olarak 1981 ? 2010 yılları arası Türkiye demiryolları taşımacılığının verimlilik değerleri hem Network VZA hem de geleneksel VZA metodlarıyla araştırılmakta, ve sonuçlar karşılaştırılmaktadır.

AğlarDemir yollarıDemir yolu taşımacılığı+5
Mahmut Burak Erturan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişim firmalarının inovasyon açısından rekabet üstünlüklerinin oyun teorisi ile karşılaştırılması: Antalya'da üç bilişim firması örneği

Bilişim teknolojileri günümüzde iş dünyasını, bir o kadar da sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemektedir. Türkiye bu teknolojileri kullanma alanında belirli bir performans göstermekte, özellikle de bilişim teknolojilerinin gelişmesi, yeni ürünler üretilmesi ve daha yaygın kullanılması konusunda yeni ve hızlı adımlar atmaktadır. Firmalar bilişim teknolojileri konusunda stratejiler geliştirerek hızla hayata geçirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'nin ve dünyanın rekabette öne çıkmak ve piyasada kalmak için yaptığı yenilikler ve örnekler incelenmiş, inovasyon kavramına ilişkin bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, rekabet analizi kavramı açıklanmış, çalışmada yer alan şirketlerin inovasyonu rekabete nasıl dönüştürdükleri incelenmiştir. Bu çalışmada farklı sektörel uygulamalara da yer verilerek teorinin günlük hayattaki uygulama alanlarına ilişkin bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Antalya Bölgesi'ndeki, araştırmadaki üç gerçek bilişim firmasının Ocak 2011-Eylül 2011 dönemini kapsayan 9 aylık veriler sonucunda pazarda lider olmak için sürekli inovasyona yönelik araştırmaları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, ikili kazanç-kayıp matrisleri şeklinde oyun teorisi ile incelemiştir. Firmalar inovasyon stratejilerinden taklitçi ve bağımlı stratejileri uygulamış ve C Firması lider konumda olmuştur.

Bilişim sektörüBilişim sistemleriOyun teorisi+2
Bensu Tarım
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İkili vize serbestliği anlaşması yapılan ülkelerden Türkiye'ye yönelen turizm talebinin modellenmesi ve bu anlaşmaların gelen turist sayılarına etkisi: Panel veri yaklaşımı

Turizm gelirleri Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Bu amaçla Türkiye 1990'lı yıllardan itibaren dış politikada turizm sektörüne yapacağı katkıların yanında diğer ülkelerle olan ekonomik ve sosyal ilişkilerin arttırılması adına diğer ülkelerle vize serbestliği anlaşmaları imzalamaya başlamıştır. Bu çalışmada imzalanan vize serbestliği anlaşmalarının ilgili ülkelerden Türkiye'ye gelen turist sayısını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Ülkelerden yönelen turizm talebinin modellenmesinde, talebin üzerinde etkili olduğu değişkenler ile birlikte vize anlaşmaları değişkeni kullanılarak ilgili ülkelerin turizm talebi panel veri analizi ile modellenmiştir. 1984-2011 yılları arasında düzenli verileri elde edilmiş Türkiye'nin vize muafiyeti anlaşması bulunan yirmi altı ülkeden Türkiye'ye gelen yıllık turist sayıları, ilgili ülkelerin kişi başı milli gelirleri, Türkiye ile çapraz döviz kuru değerleri, bir gecikmeli turist sayıları ve yıl değişkeni ile açıklanmaya çalışılmıştır. Vize anlaşmalarının gelen turist sayılarına etkisini belirlemek için vize değişkeni kukla değişkeni ve eğilim değişkeni olmak üzere modele iki farklı şekilde eklenmiştir. İkinci adımda ise verilere uygun modeller belirlenip varsayımların testi yapıldıktan sonra dirençli standart hatalar elde edilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise yapılan vize serbestliği anlaşmalarının ilgili ülkelerden yönelen turizm talebini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Ekonometrik analizEkonometrik modellerPanel veri modelleri+4
Celil Zurnacı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerdeki erken uyarı göstergeleri ile Saklı Markov Modeli üzerine bir uygulama

Finansal başarısızlığa neden olan iç nedenlerin finansal oranlar aracılığıyla gözlemlenebildiğini ve erken uyarı göstergeleri olarak değerlendirildiği finansal analistler tarafından saptanmıştır. Bu saptama doğrultusunda firmanın geleceğine yön verecek yöneticilerin finansal oranları okuyup değerlendirmesi ve buna bağlı yorumlayabilmesi noktasında geliştirilen istatistiksel metotların dışında farklı bir istatistiksel metot olan Saklı Markov Modelleri bu çalışmada kullanılacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde finansal oranlara ve finansal oranlardan erken uyarı göstergesi olarak faydalanmamızı sağlayacak analiz yöntemlerine yer verilmektedir. İkinci bölümde Markov Modeli ve Saklı Markov Modeli detaylı olarak örnekleriyle incelenmiştir. Üçüncü bölümde X şirketi üzerinde bir uygulama oluşturulmuş ve bulunan sonuçlar dördüncü bölümde değerlendirilmiştir.

Erken uyarı sistemleriFinansal oranlarHisse senetleri+3
Fatıma Büyüktatlı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede etkinliği azaltan faktörler

Günümüzde yoksulluk hem gelişmiş hem de gelişmekte olan toplumların bütün kesimlerini etkileyen bir sorundur. O nedenle yoksulların hayat standartlarını artırarak bu soruna bir çözüm bulmak herkesi etkileyecek bir sosyal politika amacı olarak kendisini ortaya koymaktadır. Yoksulluk sorununu çözmenin yollarından biri istihdamı genişleten ve ücretleri yükselten iktisat politikalarına yönelmektir. Bir başkası ise yoksullukla doğrudan mücadeledir. Yoksullukla doğrudan mücadele aracı yoksulluk yardımlarıdır. Yoksullukla doğrudan mücadelede yoksullara doğrudan ulaşılmakta ve kişiyi yoksul yapan hangi eksiklik söz konusu ise onun tamamlanması yoluna gidilmektedir. Örneğin kişinin geliri yoksa ona aynî ve nakdî destek sağlanmakta, barınma olanağı yoksa o zaman da ona barınma yardımı yapılmaktadır. Yoksullukla doğrudan mücadele kapsamında yer alan sosyal yardımların etkin kullanılması için ülkemizde faaliyet gösteren kurumların başında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gelir. Bu ve bunun gibi kuruluşlar yoksullukla doğrudan mücadele ederlerken çeşitli karar alma hataları yapabilmektedirler. Bu hatalar temel olarak üç başlık altında toplanabilirler. Sızıntı, dışlama, gizli yoksulluğa ulaşamama. Bu hatalar yoksullukla mücadelede etkinliği azaltan tehlikeler olarak anlam kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı yukarıda dile getirilen tehlikeler konusundaki farkındalıkları pekiştirmektir. Anahtar Kelimeler: Yoksullukla Doğrudan Mücadele, Sosyal Yardımlar, Sızıntı, Dışlama, Gizli Yoksulluk.vi

DışlanmışlıkEkonomi politikalarıEtkinlik+7
Reşat Satılmış
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Genetik algoritmalar yardımıyla iş atölye çizelgelemesi üzerine bir çalışma

Gelişen ekonomilerde işletmelerin en önemli hedeflerinden biri, ürünün imalat sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve müşteri talebinin istenilen zamana uygun bir şekilde yerine getirilmesidir. Birden fazla siparişin yer aldığı üretim sistemlerinde, makina-iş atama çizelgelemeleri sırasında yaşanılan problemlerin çözümünde çeşitli yöntemler ve yaklaşımlar kullanılmaktadır.Atölye çizelgeleme problemleri, NP zor problem sınıfına girmektedir. Bu tür problemlerin tam çözüm değerleri klasik yöntemler ile elde edilememektedir. Birden çok (N) makinadan oluşan atölyelerde çizelgeleme problemlerinin çözümünde sezgisel yöntemler kullanılmaktadır. Bu sezgisel yöntemlerden biri de Genetik Algoritmalar (GA)' dır. Bu tez çalışmasında, çizelgeleme problemlerinin bir türü olan iş atölye çizelgeleme problemlerinde, siparişlerin en kısa sürede tamamlanması için sezgisel yöntemlerden biri olan Genetik Algoritma'yı kullanan üç farklı çalışma incelenmiştir. Bu üç çalışmanın her biri atölye çizelgeleme problemi olup, GA'nın farklı metodları ile çözümlenmiştir. Bu çalışmalarda GA ile elde edilen sonuçların ve klasik yöntemlerle olan kıyaslamaları incelenmiştir. çalışmaların birbirleri arasındaki ortak yönleri ve farklılıkları değerlendirilmiştir.Bu tez sonucunda, GA' nın farklı metodlar , farklı genetik operatörler, farklı varsayım ve koşullar ile farklı sektörlerdeki elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Akış tipi atölyelerAlgoritmalarAtölye çizelgelemesi+5
Dilek Dilaver
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gri sistem teorisi ve bir uygulama

Karar verme süreçlerinde pratik ve güvenilir modeller kurmak oldukça önemlidir. Bu çalışmada, kripto para fiyatları, eksik bilgi ve küçük örneklem ile başarılı tahminler yapabilen Gri Sistem Teorisinin GM(1,1) modeli kullanılarak tahmin edilmiştir. Bu çalışmanın ikinci bölümünde para kavramı özellikleri ve fonksiyonları dikkate alınarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kripto paraların genel özelliklerinden ve uygulama yapmak üzere seçilen Bitcoin, Ethereum ve Litecoin kripto paralarının ortaya çıkışlarından ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde, Gri Sistem Teorisi tanıtılmış ve tahmin için kullanılan GM(1,1) modelinin işlem aşamaları verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümü olan uygulama bölümünde ise ele alınan kripto paraların fiyat verileriyle GM(1,1) modelleri kurulmuş, kurulan modellerin hata analizleri ile hata oranları belirlenmiştir. Yapılan hata analizi sonucunda kurulan modellerin tahmin yapmak için uygun olduğu görülmüş ve gelecek dönem tahmini yapılmıştır.

BitcoinEkonometriEkonometrik modeller+7
Ceren Sümer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de petrol bazlı yakıt fiyatlarının motor hacimlerine göre binek araç talebine etkisi: Panel veri yaklaşımı

Petrol fiyatları Türkiye' de büyük bir öneme sahiptir. Ülkemizde petrol üretimi oldukça düşük olduğu için petrolün büyük bir kısmı ithal edilmektedir. Bu çalışmamızda da petrol fiyatlarının Türkiye'de otomobil satışlarını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Otomobil satışlarına talebinin modellenmesinde, motor hacimleri göz önünde bulundurularak, talebin üzerinde etkili olduğu değişkenler, panel veri yöntemiyle incelenmiştir. 2011 yılında ay bazında motor hacmi göz önünde bulundurularak satılan araç sayıları, otomobil ortalama satış fiyatları, kişi başına düşen milli gelir, petrol fiyatları, reel döviz kur endeksi, gecikmeli araç sayıları ile açıklanmaya çalışılmıştır. Petrol fiyatlarının otomobil satışlarına talebini belirlemek için üç farklı yakıt tipine göre aynı değişkenler kullanılarak üç farklı model incelenmiştir. İkinci adımda ise verilere uygun modeller belirlenip varsayımların testi yapıldıktan sonra dirençli standart hata elde edilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise benzin fiyatları, mazot ve lpg fiyatlarının araç satışlarına talebini nasıl etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Satın alınan araç sayıları, petrol fiyatları, panel veri regresyonu, Türkiye

FiyatFiyat düzeyiOtomobil+5
Sevgi İşbilir
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrusal programlama ile vardiya planlaması, Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda bir uygulama

Bu çalışmada Akdeniz Üniversitesi Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda çalışan güvenlik görevlilerinin vardiya planlaması ortaya konulmuştur. Bu kurumda uygulanmakta olan kurallara göre, kız öğrencilerin kaldığı yurtlarda sadece kadın güvenlik görevlileri, erkek öğrencilerin kaldığı yurtlarda sadece erkek güvenlik görevlileri,dış kapıda ise hem erkek hem de kadın güvenlik görevlileri bulunmaktadır. Üç vardiya uygulanmakta olup, güvenlik görevlileri 07.00-15.00, 15.00-23.00 ya da 23.00-07.00 vardiyalarından sadece birinde çalışmaktadır. Sözleşmeli güvenlik görevlileri haftada 48 saat çalışmakta ve 1 tam gün izin kullanmaktadır. Kadrolu güvenlik görevlileri ise haftada 40 saat çalışmakta ve en az bir kere ardışık 2 tam gün (bir tam gün 00.00-24.00 saatleri arasındaki süre) izin kullanmaktadır. Bir güvenlik görevlisi en az bir hafta boyunca aynı vardiyada çalışmalı ve günlük 8 saatten fazla çalışmamalıdır. Yapılan çalışmada sözleşmeli erkek ve kadın güvenlik görevlileri ve kadrolu erkek güvenlik görevlileri olmakla beraber kadrolu kadın güvenlik görevlileri bulunmamaktadır. Geliştirilen modelde öncelikli amaç toplam kaç güvenlik görevlisine ihtiyaç duyulduğu, bunların kaçının sözleşmeli erkek, kaçının sözleşmeli kadın ve ne kadarının kadrolu erkek güvenlik görevlisi olduğunu ortaya koymaktır. Ardından izin günlerini belirleyip adaletli bir vardiya planı oluşturmaktır. Dolayısıyla X,Y ve Z olmak üzere 3 değişken kullanılmıştır. Önerilen model bütün amaçları optimize eden bir tam sayılı doğrusal modeldir. Akdeniz Üniversitesi Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda yapılan çalışmayla optimum sonuç elde edilmiştir. Geliştirilen model ile Akdeniz Üniversitesi Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun uygulamasına oranla daha az güvenlik görevlisi ihtiyacı, dolayısıyla daha az işgücü maliyeti ortaya çıkmıştır. Bununla beraber daha düzenli ve daha adaletli bir plan oluşturulduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Kredi ve Yurtlar Kurumu, İşgücü minimizasyonu, Tam sayılı programlama, Vardiya planlaması.

Doğrusal programlamaGüvenlik görevlisiGüvenlik hizmetleri+2
Şeref Yağcıoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane bilgi sisteminin SUMI yöntemi ile analizi: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi örneği

Bu araştırma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kullanılan hastane bilgi sisteminin SUMİ (Software Usability Measurement Inventory) yöntemi ile analiz edilmesini amaçlamaktadır. Söz konusu yöntemle hastanede kullanılan hastane bilgi sistemi yazılımı verimlilik, etki, yardımcılık, kontrol edilebilirlik ve öğrenilebilirlik olmak üzere 5 boyutta incelenmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan anket formu, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan 100 kişiye uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 21.0 istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir.Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, hastane çalışanlarının kullanılan hastane bilgi sisteminin kullanılabilirliği tüm boyutlarda orta düzeyde olduğu görülmüştür. Buradan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kullanılan hastane bilgi sistemi, çalışanların beklentilerini tam anlamıyla karşılayamadığı, programın geliştirilmesine yönelik girişimlerde bulunulmasına gerektiği önerileri sunulmuştur.

Bilgi sistemleriBilişim sistemleriHastaneler+3
İbrahim Gundak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Panel veri yaklaşımıyla uluslararası turizm talebinin modellenmesi: Antalya örneği

Turizm hızlı bir şekilde gelişim göstererek, dünyada en önemli sektörlerden birisi haline gelmiş ve böylece turizm gelirleri ekonomide oldukça önemli rol almaya başlamıştır. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 1982 yılında Turizm Teşvik Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte turizm sektörü hızlı bir gelişim göstermiş ve Türkiye'nin ekonomik olarak kalkınmasına büyük katkı sağlamıştır. Türkiye turizminde en büyük paya şüphesiz 2013 yılında 12 milyonu aşan ziyaretçi sayısıyla dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden biri olan Antalya sahiptir ve turizm gelirleriyle ülke ekonomisine ciddi şekilde destek olmaktadır. Bu çalışmada turizm gelirlerinin arttırılabilmesi, arzın talebe uygun hale getirilebilmesi ve bu alanda yapılacak yatırımlara yön verilebilmesi amacıyla Türkiye turizmine en büyük desteği sağlayan Antalya'ya yönelik uluslararası turizm talebi modellenmiştir. Bu bağlamda Antalya'ya en çok turist gönderen on ülkenin 1996 – 2013 yılları arasında gelen turist sayılarının, ilgili ülkelerin kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılası, Türkiye'nin ilgili ülkeye göre fiyatı, gecikmeli turist sayısı, trend ve mevsim kuklaları ile ilişkileri analiz edilmiş ve çeyreklik, mevsimsellikten arındırılmış ve yıllık veriler kullanılarak oluşturulan modeller panel veri yaklaşımıyla tahminlenmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarıyla uluslararası turizmde bir marka olan Antalya'ya yönelik turizm talebinin sürdürülebilirliği için geliştirilecek stratejilere katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası turizm talebi, Antalya, panel veri yaklaşımı

AntalyaModellemePanel veri modelleri+4
Sabriye Güven
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde planlama ve finansal performans kriterleri arasındaki ilişkinin çok değişkenli istatistiksel analizi üzerine bir araştırma

Biçimselleşme süreci, işletmelerin yakın çevreleriyle olan uyumlaşmasının ve bu uyumlaşma davranışının giderek biçimsel bir gelişim ile sonuçlandığını göstermektedir. Diğer bir tanımla, biçimselleşme süreci, kurumların yapı ve işleyiş özellikleri ile çevrenin özellikleri arasındaki benzerliği ve örgütsel yapılarda zamanla oluşan benzeşmeyi açık bir şekilde göstermektedir.Biçimselliğin önemli unsurlarından olan planlama, planlama sürecini yazılı plânlar, bütünleşik ilişkiler ve izleme şeklinde sistematik bir düzenleme içine alır. Planlamanın bu önemine rağmen araştırmacılar, planlamanın biçimsel rolü üzerinde her zaman fikir birliği sağlayamamaktadır. Beş endüstri grubundaki işletmeleri inceleyen bu araştırma, biçimsel plan uygulayıcısı işletmelerin finansal performansları ile sözel plan uygulayan ve plan uygulamayan işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırmaktadır.Bu araştırma planlamayı hiçbir şekilde uygulamayan işletmelerden biçimsel planlama uygulayıcılarına kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirildiğinde biçimsel planlama ile finansal performans arasında bir ilişkinin olabileceği hipotezini desteklemektedir.

Melih Akdoğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Süreç yönetiminde kalite yönetim prensiplerinin uygulanması üzerine bir araştırma

Her sey hızla degismektedir, müsteri beklentileri de hızla degismektedir.Bu gelisen dünyada sadece en iyi firmalar ayakta kalabilmektedir. Bunun içindeyapılması gereken sey müsteri odaklılıktır.Müsteriye odaklanmak için öncelikle yapılması gereken sey müsteriyitanımaktır, daha sonra müsterinin ihtiyaç ve beklentilerini bilmek ve bunlarıkarsılamaktır (kalite yönetim prensiplerinden müsteri odaklılık prensibi).Kurulusların müsteri ihtiyaç ve beklentilerini karsılamaları için artıkdegismeleri ve iyilesmeleri gerekmektedir. Kurulusların performanslarınıarttırmaları ve iyilesmeleri için toplam kalite yönetimini ve kalite yönetimprensiplerini benimsemeleri gerekmektedir. Ayrıca kurulusların gelenekselorganizasyon düsüncesini terk etmeleri ve kalite yönetim prensiplerinden enönemlisi olan süreç yönetimini benimsemeleri gerekmektedir. Kısacası artıkkurulusların süreç bakıs açısıyla bakmayı ögrenmeleri ve süreçleri degistirip,gelistirmeleri gerekmektedir.Kalite yönetim prensiplerinden süreç yönetimi diger kalite yönetimprensiplerini içinde barındırmaktadır. Buna göre süreç yönetimi müsteriodaklılıgı saglar, organizasyondaki faaliyetlere sistematik bir yaklasım getirir,herkesin bu çalısmalara katılmasını saglar (tedarikçilerde dahil), herkesinfikirlerini rahatça dile getirebildikleri bir ortamı saglar, ayrıca süreç yönetimitek bir defalık bir proje degil sürekli olması gereken bir çalısmadır. Kısacasısürekli iyilesmeyi benimseyen bir yaklasımdır.Hem üretim hem de hizmet sektöründeki bütün firmaların süreçyönetimini benimsemeleri gerekmektedir. Bu çalısmada departmanmagazacılıgındaki sorunlar ele alınmıstır ve bu sorunlara çözüm olarak süreçyönetimi benimsenerek is süreçlerinde iyilestirmeler yapılmıstır.Anahtar Kelimeler: 1) Kalite Yönetim Prensipleri, 2) Süreç yönetimi, 3) MüsteriOdaklılık, 4) Toplam Kalite Yönetimi

KaliteMüşteri odaklılıkToplam kalite yönetimi
Ayşegül Gonca
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan eğitimde etkin erişim sitesi tasarım modeli ve bir uygulama

Dünyamızda bilişim sektörünün hızla gelişmeye başlaması ile eğitimde çeşitli gelişmeler yapılmıştır. Bu eğitim uygulamalarından biri web tabanlı uzaktan eğitim çalışmalarıdır. Web tabanlı uzaktan eğitim ile öğrenciler istedikleri yer ve zamanda, zayıf oldukları yönlerini ve yanlış anladıkları konuları tespit ederek, bilgi seviyelerini arttırmaya yönelik çalışmalar yapabilmektedirler.Yer ve zaman kısıtlılığı olmaksızın bireysel öğrenme fırsatı, web tabanlı uzaktan öğrenmenin avantajıdır. Web tabanlı uzaktan eğitim, internetin teknolojik özelliklerinden yararlanılarak oluşturulan ve bilgisayar teknolojisi ile desteklenen bir öğretim programı olarak tanımlanmaktadır. Web tabanlı öğrenmede, etkileşim ortamı hem öğrencilerin seviyelerini kontrol etmek için hem de yeni bilginin oluşturulması için önemlidir. İyi tasarlanmış web tabanlı uzaktan öğrenme uygulamaları aracılığı ile öğrenme süreci etkili, verimli ve çekici bir duruma getirilmektedir. Özellikle, çok yönlü etkileşimi sağlayan ve pratik fırsatı sunan web tabanlı yazılımlar aracılığı ile yüksek düzeyde öğrenme imkânı yaratılmış olmaktadır.Yapılan bu çalışmada uzaktan eğitimi verimliliğini sağlamak için öğrenci, eğitmen ve yönetici rolleri göz önünde tutularak etkin uzaktan eğitim bilgi sistemi oluşturulmuştur. Sistem, öğrencilerin zamandan ve mekândan bağımsız eğitimini sürdürebileceği, eğitmenleri ile arasındaki etkileşiminin sağlandığı, dinamik ve zevkli bir öğrenme ortamı bulabileceği bir ortam olarak tasarlanmıştır. Ders listesi ve öğrenci listesine otomatik olarak sahip olan eğitmen, öğrencilerine istediği materyali, dosyayı eklemekte, ödevler gönderebilmekte ve sınavlarını yapabilmekte ve sınav sonuçlarını değerlendirebilmektedir. Ayrıca sistemin kontrolünün elinde bulunduğu yönetici bölümü de sistemin bir parçasıdır. Sistemin tasarlanırken kullanılan programlar ve teknolojiler; PHP, MySQL, Javascript, CSS, HTML, Sothink DHTML, Sothink Glanda 2004, Trendy Flash Intro Builder, Macromedia Dreamweaver'dır.Anahtar kelimeler: Uzaktan eğitim, E-öğrenme, Web tabanlı uzaktan eğitim.

İlknur Aydoğdu Karaaslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Proses iyileştirme çalışmalarında veri madenciliği yaklaşımının kullanılması üzerine bir çalışma

Bilgisayar teknolojisindeki ilerleme, işletmelerin çok miktardaki veriyi saklayabilmesi ve gerektiğinde veriyi anlamlı bilgiye dönüştürmesini sağlamaktadır. Mevcut verileri bilgiye dönüştürme sürecinde veri madenciliği teknikleri kullanılarak süreçler analiz edilebilmektedir. Veri Madenciliği ile elde edilen sonuçlar müşteri odaklı bir işletme için girdi teşkil etmektedir.Bu çalışmada işletmelerin artan rekabet koşulları karşında ayakta kalabilmesi için kaçınılmaz olarak hedeflenen sürekli iyileştirme ve bu amacı benimseyen Altı Sigma metodolojisi ve teknikleri incelenmiştir. Altı Sigma yol haritası olarak kullanılan DMAIC döngüsündeki aşamalara ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Özellikle verilerin toplanması, ölçülmesi ve analiz edilmesi sürecinde Veri Madenciliği tekniklerinden faydalanılması amaçlanmıştır. Son olarak da çalışma sonunda bugüne kadar yapılan araştırmalar incelenmiştir.

Esin Cumhur Yalçın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarruf ve yatırım arasındaki ilişkinin sermaye hareketliliği üzerine etkileri

Son yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerin sermaye piyasalarının, dünya sermaye piyasalarına olan entegrasyon derecesinin hızla artması, sermaye akımları belirleyicileri ve sermaye hareketliliğinin belirlenmesi ile ilgili yapılan çalışmaların önemini arttırmıştır. Sermaye akımları belirleyicileri, politika kararlarının alınmasına yardımcı olurken sermaye hareketliliği derecesinin bilinmesi uygulanan politikaların ülke ekonomisi üzerinde yarattığı etki gücünün belirlenmesinde kullanılmaktadır. Türkiye'de 1980 yıllarının başından itibaren finansal serbestleşme çabaları sonucu sermaye girişlerinin artması ülke ekonomisinin yeniden canlanmasına neden olmuştur. Ancak, finansal serbestleşmenin zamansız ve uygun bir ekonomik ortam oluşturulmadan başlaması aynı zamanda uygulanan politikaların da finansal serbestleşme süreci ile uyumsuz olması, ileriki yıllarda Türkiye ekonomisi içerisinde problemlerin oluşmasına neden olarak finansal krizleri ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, Türkiye'de kırılgan olan ekonomik yapının iyileştirilerek istikrarsız yapının ortadan kaldırılması için etkin politika kararlarının alınması konusu, Türkiye'nin sermaye hareketliliği derecesinin incelenmesini ve doğru bir şekilde yorumlanmasını gerektirmektedir.Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin sermaye hareketliliği derecesini ve Türkiye ekonomisi içerisindeki tasarruf kaynaklarının daha çok hangi tür yatırımların finansmanında kullanıldığını belirlemektir. Bu nedenle, çalışmada yurtiçi yatırım ve yurtiçi tasarruf oranları arasındaki korelasyonu temel alan Feldstein-Horioka modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda, yurtiçi yatırım ve yurtiçi tasarruf oranları arasındaki uzun dönem eşbütünleşme denklemi elde edilerek elde edilen modelde yer alan tasarruf tutma katsayısı sermaye hareketliliği derecesi olarak yorumlanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler yıllık olup, 1962?2007 dönemlerini kapsamaktadır.Çalışmada elde edilen bulgular, Türkiye'de sermayenin hareketli olduğunu gösterirken, Türkiye ekonomisi içerisinde yer alan tasarrufların daha çok özel kesim yatırımlarının finansmanında kullanıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, bir önceki dönemim yatırımından elde edilen karın bir sonraki dönemin yatırımlarını, o yıl yapılacak olan tasarruflardan daha çok etkilediği belirlenmiştir. Türkiye'de yaşanan krizler incelendiğinde, özellikle 2001 Şubat krizinin etkisinin ele alındığı çalışmada, tüketicinin tasarruflarında artış olmasına rağmen yatırımların azaldığı yönünde bir sonuç bulunmuştur. Aynı zamanda, Türkiye'de 1989 yılında yaşanan tam finansal serbestleşme ve tam konvertible yapıya geçilmesi sonucu, yatırım ile tasarruf arasındaki uzun dönemli ilişkinin reel kesim ve finansal kesim arasındaki ilişkinin kopması ile ortadan kalktığı görülmektedir.

Emrah Gülay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay sinir ağlarında duyarlılık analizleri

Yapay Sinir Ağlarını (YSA) insan beyninin çalışma mantığından esinlenerek geliştirilmiş, örneklerden öğrenen ve öğrendiklerinden çıkarsamalar yapabilen bir istatistiksel metot olarak tanımlamak mümkündür. YSA, regresyon modelleri ve diğer ilgili istatistiksel tekniklerin geleneksel olarak kullanıldığı genel kapsamda tahminleme ve sınıflandırma alanlarında başarıyla kullanılmaktadır. İstatistik metotlara olan üstünlüğü gürültülü, doğrusal olmayan, eksik verilerin bulunduğu durumlarda eldeki girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki ilişkiyi temel alarak, kabul edilebilir hata düzeyiyle sonuçlar oluşturabilmesidir. YSA, bu işlemi ağ içersindeki hücrelerin birbiriyle iletişimini sağlayan bağlantı ağırlık değerlerini iteratif olarak değiştirerek yerine getirmektedir. Bağlantı ağırlıklarının nasıl değiştirileceğine karar verme işini öğrenme algoritması üstlenmektedir. Fakat klasik YSA yaklaşımlarında girdi ile çıktılar ilişkilendirilirken, hangi girdinin çıktı üzerinde ne yönde ve ne büyüklükte bir etkiye sahip olduğu belirlenememektedir. Özellikle sosyal bilimler açısından ele alındığında amaç sadece basit bir tahminleme oluşturmak değil incelenen olayın açıklanabilmesidir.Bu çalışmada girdi ve çıktı parametreleri arasındaki ilişki duyarlılık analiziyle açıklanmaya çalışılmıştır. Kullanılan duyarlılık analizi yöntemi, geri yayılım algoritmasının türetildiği zincir kuralından bir kez daha yararlanarak girdilerin çıktılar üzerindeki etkisinin belirlenmesine dayanmaktadır. Önerilen yöntemin doğruluğunun ve tutarlılığının gösterilmesi amacıyla incelenen problemin altında yatan fonksiyonun doğrusal olduğu varsayılmıştır. Böylelikle bu doğrusal fonksiyonun bilinen katsayı parametrelerinin tahmini sinir ağı ve klasik, bilindik çoklu doğrusal regresyon analiziyle karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Bununla da yetinilmemiş çoklu doğrusal regresyon analizinin bazı varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda her iki yöntemden elde edilen sonuçların araştırılmasına gidilmiştir.Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre önerilen metot YSA `nın işleyişi üzerine herhangi bir kısıt getirmemekte ve incelenen problemin altında yatan fonksiyonun modeli hakkında bir bilgiye ihtiyaç duymamaktadır. Doğrusal regresyon analizinin çeşitli varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda regresyon analiziyle yapılan katsayı tahmininin kötüleştiği gözlemlenmiştir. Sinir ağlarında duyarlılık analizi adı altında tanıtılan metottan elde edilen sonuçlarda önemli herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Böylece girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi sağlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada klasik olarak YSA için söylenen kara kutu benzetmesinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir adım atılmıştır.

Serkan Aras
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Montaj süreçlerinde yalın üretim verileri analizi

Günümüzün küresel pazar ortamında firmaların yerlerini koruyabilmek, ayakta durabilmek, büyümeyi ve gelişmeyi sağlamak için verimliliklerini arttırmaları gerekmektedir. Verimlilik artışını sağlamak için israfı önlemek ve kıt olan kaynakları verimli kullanmak zorundadırlar. Bu verimlilik artışı ve tasarrufu sağlamanın en hızlı sonuç verecek yolu ise üretim/imalat süreçlerinin yönetiminde ve kontrolünde radikal bir değişiklik yaratabilecek olan yalın düşünce ve yalın üretimdir. Yalın üretim, müşterilere istediklerini zamanında, en düşük fiyatla ve en yüksek kaliteyle sağlamaya odaklanarak bu değişikliği gerçekleştirir. Yalın üretim, minimum kayıp ve maksimum esneklik ile üretim yapan süreçler tasarlanmasına yardım eder.Elektronik endüstrisi ülkemizin en hızlı gelişen ve kar marjı en yüksek olan endüstrilerinden biridir. Elektronik endüstrisinde ürünlerin ortalama pazar ömrü gün geçtikçe kısalmaktadır ve yakın rekabet firmaları çok hızlı bir şekilde tasarım, üretim ve pazarlama yapmaya zorlamaktadır. Bu durumda gerçek üretim ortamı, çok zorlayıcı amaçlara sahiptir. Aynı makine aynı ürünün birbirinden çok az farklı varyasyonlarını veya farklı ürün tipleri üretmek için kullanıldığı için maliyet açısından etkinlik ve yüksek doğruluğun (kalitenin) yanı sıra esneklik de anahtar bir faktördür.Montaj üretimi pek çok ürün için kullanılmasına karşılık, elektronik ürün montajında ürünün karmaşıklığına göre monte edilen parça sayısı milyonlarca olabilmektedir. Bu nedenle elektronik ürünlerin montajı, diğer montaj ürünlerinden daha karmaşık ve problemlidir. Bu çalışmada özellikle elektronik montaj sektöründe yalınlaşma ve montaj için tasarım, başarılı bir örnek uygulama ile birlikte detaylı bir şekilde açıklanmaktadır Elektronik endüstrisinde montaj için tasarım ile ilgili bir ilk olacak bu çalışma aynı zamanda bir işletmede hem süreç, hem ürün hem de prosedürler üzerinde yalınlaşma sağlanması dolayısıyla da kapsamlı bir uygulama içermektedir.

ElektronikMontaj endüstrisiYalın üretim
Mustafa Kocakoç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Dövize dayalı vadeli işlem sözleşmesi ile kur riskinden korunmanın yolu ve korunma perfonmansı

İhracatçı firmaların, karşılaştıkları kur riskleri nedeni ile beklenen gelirleri düşmektedir. Diğer taraftan ihracatçıların kendilerini kur riskine karşı koruyabildikleri oranda, yani vadeli işlem sözleşmelerinin kullanımı ile kur riskinin beklenen gelirlerini etkilemediği görülmektedir. Türkiye'deki vadeli işlem ve opsiyon borsasında, ihracatçılar YTL/Dolar sözleşmesi ile korunma amaçlı işlem yaparak riskini minimize edebilmektedir.Bu çalışmada da, spot piyasadaki Dolar ($) kuru ile Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'ndaki (VOBAŞ) dövize dayalı (Dolar/YTL) vadeli işlem sözleşmesi (futures contracts) karşılaştırılması yapılarak, dövize dayalı vadeli işlem sözleşmesinin korunma performansı üzerinde durulacaktır. Kullanılan ampirik yöntem, ARCH ve GARCH süreçleridir. Diğer taraftan farklı yollarla korunma oranları hesaplanmış ve en iyi korunma oranını MA modelinin verdiği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler; 1) Türev Araçları Piyasası, 2) Vadeli İşlem Sözleşmesi, 3) Riskten Korunma Performansı, 4) ARCH, 5) GARCH

Pelin Molva
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

AB üyesi ülkelerde beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisi: Panel veri analizi

Ekonomik büyüme, ülkeler açısından gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaçlardan biridir. Tüm üretim faktörleri ekonomik büyümede önemli rol oynamakla birlikte, bunlardan hiçbiri insan gücü kadar önemli değildir. Çünkü, nitelikli işgücü olmaksızın doğal kaynakların ve sermaye birikiminin bolluğu bir ülkeyi gelişmiş ülkeler düzeyine eriştirmekte yetersiz kalacaktır. Ayrıca, diğer tüm üretim faktörlerini birleştirerek kullanabilecek tek unsur insan faktörüdür.Bu çalışmada; Avrupa Birliği üyesi ülkelerde beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisinin panel veri analiz tekniği ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, geçmişten günümüze Avrupa Birliği'nin geçirdiği aşamalar özetlenmiştir. İkinci bölümde ise, ekonomik büyüme ve beşeri sermaye üzerinde durulmuş; Büyüme Teorileri incelenmiş ve ekonomik büyüme ile beşeri sermaye arasındaki ilişki açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, literatür araştırması yapılmış ve önceki yıllarda yapılan çalışmaların bulguları ve sonuçları özetlenmiştir. Çalışmanın son bölümünde, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin 1990-2005 dönemi verileri ile panel veri analiz tekniği kullanılarak beşeri sermaye-ekonomik büyüme ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Avrupa Birliği üyesi ülkeler için beşeri sermaye ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Beşeri Sermaye, Büyüme Teorileri, Avrupa Birliği, Panel Veri Analizi

Ahmet Mahmut Daşdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Süreç odaklı proje planlama: Bir uygulama

Kuruluşlar, hedefleri doğrultusunda gerçekleştirecekleri projeler ile yaşadığımız hızlı değişimlere uyum sağlama çabasındadırlar. Proje hedeflerine nasıl ulaşılacağı planlama aşamasında tanımlanır. Planlama; kapsam planlama, çizelge oluşturma, takım oluşturma, maliyet planlama, risk planlama ve kalite planlama evrelerinden oluşur. Planlama ile projenin geleceğine yön vermek amaçlanır. Proje plan doğrultusunda gerçekleştirilir. Kuruluşlar ve gerçekleştirdikleri projeler süreçlerden oluşur. Süreçler tanımlanabilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir oldukları için daha verimli ve etkin hale getirilebilir. Faaliyetlerden oluşan süreçler belirli zaman, maliyet ve kapsam çerçevesinde projelendirilebilir.Bu çalışmada süreç odaklı proje planlama kavramı açıklanarak Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi eğitim süreci faaliyetlerinin yıllık temelde proje planı oluşturulmuştur. Fakülte çalışanları ile görüşmeler yapılarak faaliyetler listelendirilmiştir. Belirlenen faaliyetler hakkında ayrıntılı bilgi için çalışanlara anket uygulanmıştır. Bilgisayar ortamında belirli programlar kullanılarak, anketlerden elde edilen bilgiler ile oluşturulan faaliyet şeması çerçevesinde süreçler belirlenerek, yıllık eğitim proje planı ve süreç akış şemaları oluşturulmuştur. Bu çalışmada oluşturulan proje planı ve süreç akış şemalarının kullanıcıları fakülte personelidir. Bu şekilde fakülte faaliyetlerinin etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesini sağlayacak yapı oluşturulmuştur.Süreç Odaklı Proje Planı yapılırken kullanılan programlar; Microsoft Excel, Microsoft Project, WBS Chart ProAnahtar Kelimeler: İş Süreci Yönetimi, Proje Planlama, Süreç Odaklı Proje Planlama, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Gülbin Sinan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam memnuniyeti ve yaşam memnuniyetini etkileyen değişkenler ile ekonometrik uygulama: Türkiye örneği

ıYaşam memnuniyeti, bireyin kendi yaşam kalitesini bütünüyle değerlendirmesi sonucunda ulaştığı olumluluk derecesi anlamına gelmektedir. Aynı zamanda yaşam doyumu ya da mutluluk olarak da ifade edilebilen yaşam memnuniyeti, bireyin hayattan ne derecede memnun olduğunun, yaşamından ne kadar hoşlandığının önemli bir göstergesi olarak kabul edilebilir.Birçok insan için yaşamdaki en önemli amaç mutluluk arayışıdır. Yaşam memnuniyeti hane halkı gelirinin, yaşın, cinsiyetin, işgücü durumu ve eğitim durumunun bir fonksiyonu olarak gösterilebilir. Ayrıca bireyin sağlık durumu, kentsel farklıkla, bireyin yaşadığı döneme göre hayata bakış açıları ve umutları mutluluğu açıklamada kullanılabilmektedir.Bu çalışmanın amacı bireylerin yaşam memnuniyetini etkileyen faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan 2004 yılı hane halkı yaşam memnuniyeti araştırması anket verileri kullanılarak yaşam memnuniyetini etkileyen faktörler sıralı probit model yaklaşımı ile elde edilmeye çalışılmış, sonuçlar iktisadi ve istatistikî olarak yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sıralı Probit Model, yaşam memnuniyeti, mutluluk

Onur Kahyaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yoksulluk sorunu: Ekonometrik bir bakış

Bir ülkede, bireylerin en temel fiziksel gereksinimlerini karşılayamaması, yaşamlarını sürdürmek ve ihtiyaçlarını gidermek için mal ve hizmetlere sahip olamaması ve gelir kaynaklarına ulaşamaması ya da toplumun genel yaşam standartlarının altında kalması durumunda yoksulluk olgusundan söz edilebilir. Son yıllarda yoksulluk sorunu dünyadaki en önemli sorunlardan birisi olarak ilk sırada yer almaktadır. Giderek yaygınlaşan yoksulluk süreci, tüm dünya ülkeleri için bir tehdit haline gelmiştir ve önlenmesi ya da yok edilmesi gereken birinci sorun olmuştur.Gelişmekte olan ülkeler kategorisinde ve orta gelirli ülkeler grubu içerisinde yer alan Türkiye'de aşırı yoksulluk durumu görülmemesine rağmen, yoksulluk önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye tüm dünyayı etkileyen yoksulluk sorununu özellikle 1980'li yıllardan itibaren ciddi boyutlarda yaşayan ülkelerden birisidir. Ancak Türkiye'de yoksulluğun boyutunu tespit etmeye yönelik çalışmalar sınırlıdır. Var olan literatürün henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle yapılan çalışmanın literatüre katkı sağlaması ve bunun yanı sıra yoksulluk konusunda çalışmak isteyenlere yönlendirici bir kaynak olması açısından önemli olduğu söylenebilir.Bu çalışmada Türkiye'de hanehalklarının genel refah ve yaşam standartlarını ortaya koyabilmek ve buna bağlı olarak yoksulluk risklerini belirleyebilmek amacıyla, gelirleri ve yaşam standartlarına göre oluşan tüketim harcamaları kullanılarak, göreceli yoksulluk sınırına göre, o hanehalkının diğer hanehalkları arasındaki konumunu belirleyen analizler yapılmıştır. Türkiye'de yoksulluğun belirleyicilerinin neler olduğu ortaya konmaya çalışılmış, hanehalklarının yaşam standartlarını ve yoksulluk durumlarını etkileyebilecek faktörler belirlenmiş, yoksulluk olasılıkları hesaplanmış ve çeşitli göstergeler ışığında yoksulluğun boyutları ele alınmıştır. Türkiye'de kronik ve geçici yoksulluk oranlarının belirlenmesi konusunda çalışan bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada ise, kronik ve geçici yoksulluk oranlarının ölçümü ile ilgili Türkiye için yeni bir yaklaşım (vulnerability to poverty) oluşturulmuş ve değişik kriterlere göre Türkiye'de kronik ve geçici yoksulluk oranları ölçülmeye çalışılmıştır.

Özlem Kızılgöl
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Oyun teorisi ve İMKB'de sektörel bir uygulama

Etkileşimli karar verme durumlarında optimum karar seçeneğini bize sunan Oyun Teorisi, gerek günlük hayatımızda gerekse iş hayatında gün geçtikçe daha fazla yer almaktadır. Kullanıldığı alanlar ve bu alanlara uygulanmasıyla elde edilen sonuçların tutarlılığı görüldükçe konuya olan ilgi daha da artmaktadır. Teorinin çok daha sık kullanılacağı bir zamana yaklaştığımız görülecektir.Belirsizlik ve risk altında etkileşimli karar almaya yönelik yaklaşım oyun teorisidir. Oyun Teorisi, ?Rakip hangi stratejiyi seçerse seçsin, kazanç söz konusuysa maksimumu, kayıp söz konusuysa minimumu veren optimal strateji yada strateji kombinasyonu ne olmalıdır?? sorusunun yanıtını vermektedir.Oyun Teorisi, 1920' lerde geliştirilmiş olmasına rağmen günümüzde karar alma sürecinde karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu her alanda uygulama alanı bulmuştur. Ekonomiden politikaya, işletmeden biyolojiye, uluslar arası ilişkilerden hukuka kadar birçok alan için vazgeçilmez bir araç halini almıştır.Bu çalışmada, rekabet ve/veya çatışma durumlarında optimum hareketin ne olduğu sorusunun cevabını veren oyun teorisinin temel kavram ve varsayımlarıyla, modelin matematiksel temelleri, genel çözüm yöntemleri üzerinde durulmuş ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda bir uygulama yapılmıştır. Bu uygulama, borsaya yatırım yapan n ?1 kişi bir oyuncu, borsaya yatırım yapmak isteyen yatırımcı da diğer oyuncu olmak üzere, ?2 kişili sıfır toplamlı? oyunlar üzerine bir çalışmadır. Oyun teorisi kullanılarak bir yatırımcının, her ay için İMKB'deki 20 sektörden hangisinden veya hangilerinden hisse senedi alması gerektiği ile ilgili bir fikir verilmek istenmiştir.Anahtar Kelimeler: Oyun Teorisi, Strateji, Nash Dengesi, İMKB

Hisse senetleriNash dengesiOyun teorisi+2
Berna Evyapan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanelerin konut tercihi: Ekonometrik yaklaşım

Nitel tercih modelleri, karar vericinin fayda maksimizasyonunu sağlayacak alternatifi seçeceğini varsayan tesadüfi fayda teorisine dayanmaktadır. Tesadüfi fayda modelleri de karar vericinin mükemmel bir ayrım yeteneğine sahip olduğunu kabul etmektedir. Konut tercihi söz konusu olduğunda hanelerin var olan tüm alternatifleri incelediği ve bütçe kısıtına bağlı olarak tercihten sağladığı fayda seviyesinin maksimum olduğu bir konut alternatifini seçerek birbirlerinden farklı davranışlarda bulunduğu bilinmektedir.Bu çalışma, Türkiye İstatistik Kurumu 2006 yılı bütçe anketi verileriyle Türkiye'de hanelerin konut tercihlerini ve mülkiyet durumlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla; bireysel karakteristikler ve konut özelliklerinden oluşan açıklayıcı değişkenlerin, konut tercihiüzerindeki etkileri çoklu tercih modellerinden Çok Durumlu Logit Model ve Yuvalanmış Logit Model kullanılarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Ekonometrik analizHanehalkıKonut+3
Canan Güneş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Değerli madenlerin finansal kriz dönemlerindeki oynaklığının otoregresif koşullu değişen varyans modelleri ile incelenmesi

Değerli maden olarak kabul edilen altın, gümüş, platin ve paladyumun kullanım alanları ve finansal piyasalardaki yeri ve önemi birbirinden oldukça farklıdır. Özelikle günümüz koşullarında küresel ölçekte yaşanan ekonomik, siyasi ve politik istikrarsızlık, riskten korunma amacıyla değerli madenlere yönelik yatırımları arttırmıştır. Bu çalışmanın amacı değerli madenlerin fiyatlarında meydana gelen oynaklığı, Otoregresif Koşullu Değişen Varyans modelleri ile inceleyip değerli madenlerin kriz dönemlerindeki davranışlarını belirlemek ve elde edilen bulgular çerçevesinde değerli madenlerden oluşturulacak portföyün özelliklerini açıklamaktır. Çalışmanın ilk bölümünde değerli madenler, bireysel olarak ele alınmış değerli madenlerin arz talep karakteristikleri, kullanım alanları, finansal piyasalardaki yatırım araçları ve getiri performansları hem küresel hem yerel ölçekte incelenmiştir. İkinci bölümde durağanlık kavramı, birim kök testleri, ARIMA ve Otoregresif Koşullu Değişen Varyans modellerinin kuramsal çerçevesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, değerli madenlerin 02.04.1990-02.02.2017 yılları arasında günlük kapanış fiyatları alınarak veri seti oluşturulmuştur. Değerli madenlerin oynaklığı Otoregresif ve Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (ARCH)-(GARCH) tipi modeller yardımı ile belirlenmiştir. Veri seti 1997 Asya krizi ve 2008 Küresel Krizi içerdiğinden dolayı ilgili tarihlerde değerli madenlerin oynaklık kırılmaları kukla değişken yardımı ile belirlenmeye çalışılmıştır. 2008 Küresel krizinde altın, gümüş ve paladyum getiri serilerinde oynaklık kırılmasının meydana geldiği bulunmuştur. Portföy ayrıştırması ve yatırımcının riskinin en aza indirebilmesi için birbiri ile zıt ilişkili değerli madenler tespit edilmeye çalışılmış, bu bağlamda altın ve gümüş madeninin birbiri ile paralel oynaklık davranışları sergilediği gözlemlenmiştir. Birbiri ile daha az ilşkili olan altın-platin ya da paladyum-gümüş gibi yatırım araçlarını aynı portföyde konumlandırması yatırımcıya risk ayrıştırması açısından avantaj sağlayabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değerli Madenler, Oynaklık, Değerli Maden Oynaklığı, Ardışık Koşullu Değişen Varyans Modelleri.

Finansal krizKıymetli madenlerOtoregresif koşullu değişen varyans+1
İbrahim Sezer Belliler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesi ve yerel seçim oy dağılımlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasında Düzey-3 olarak tanımlanmış illerin 31 değişken esas alınarak ekonomik ve sosyal açıdan gelişmişlik düzeyleri belirlenmektedir. Çalışmanın öncelikli amacı sosyoekonomik gelişmişliğin altında yatan temel faktörlerin çeşitli istatistiksel yöntemlerle belirlenmesi ve bunların iller bazında karşılaştırılmasıdır. Aynı zamanda yerel seçim sonuçlarına göre illerin oy dağılımlarıyla sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerinin karşılaştırılmasının yapılması çalışmanın diğer amacıdır. Bu çalışma, Türkiye'deki 81 ilin gelişmişlik düzeylerinin tahmin edilmesi amacıyla yapılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kuruluşu, MEB, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Türkiye Bankalar Birliği, Kalkınma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı yayınlarından alınmıştır. SPSS 23.0 paket programı kullanılarak verilere faktör analizi ve faktör türetme yöntemi olarak da temel bileşenler analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucunda ekonomik gelişmişlik ve sosyal gelişmişlik göstergeleri şeklinde isimlendirilen 2 faktör elde edilmiştir. İllerin, elde edilen bu faktörlerdeki faktör yüklerine göre sosyal ve ekonomik gelişmişlik açısından sıralamaları belirlenerek illerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerinin yerel seçimlerdeki oy dağılımlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Düzeyi, Faktör Analizi, Temel Bileşenler Analizi, Siyasi Partiler, Oy Oranı

Bölgesel kalkınmaFaktör analiziOy kullanma+6
Rahime Burcu Kart
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bireysel emeklilik sistemine giriş kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Türkiye'de "Bireysel Emeklilik Sistemi" fiilen 2003 yılında başlamıştır. Bireysel emekliliğe katkı sağlaması amacı ile 2013 yılında çıkarılan yasa ile, bireysel emeklilik sistemine dahil olan bireylerin yatırdığı tutara devlet %25 ek katkı sağlamaya başlamıştır. 2013 yılından sonra bireysel emeklilik sistemine dahil olanların sayısında olumlu artışlar olmuştur. Fakat bu şekli ile bile dünya standartlarının çok altında kalmaktadır. Bu çalışmada bireysel emeklilik sistemine giren kişilerin giriş kararlarını etkileyen faktörler araştırıldığı gibi, bireysel emeklilik sistemine dahil olmayanları veya kararsızların girmeme sebepleri de araştırılmıştır. Araştırmada, bireylerin kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde birebir görüşme yöntemi ve sosyal ağlardan yararlanılmıştır. Bireysel Emeklilik Sisteminde en fazla katılımcının olduğu iller, İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve Bursa'dır. Araştırmada bu illerde ve farklı meslek gruplarında bireylerle görüşmeler yapılmış ve yine bu illerde sosyal ağlar aracılığı ile de veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda; bireysel emeklilik sistemine katılma sebebinin öncelikli olarak, gelecek için uzun süreli birikim yapma isteği olduğu görülmektedir. Bireylerin yaklaşık yarısı da emekli oluncaya kadar sistemde kalmayı düşünmekte, yine yaklaşık yarısı için sisteme girişte devlet katkı payının etkisi olduğu görülmektedir. Bireylerin geliri arttıkça, bireysel emeklilik sistemine daha çok dahil olduğu, ayrıca bireysel emeklilik sistemine dahil olan bireylerden evlilerin sistemde uzun süre kalmak istediği görülmektedir. Bu durum bizim beklentilerimizi karşılamaktadır.

Bireysel emeklilikDevlet katkısıEmeklilik+4
Hakan Uluçay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Akıllı tahliye sistemlerinin tasarımında teknoloji tabanlı karar verme tekniklerinin modellenmesi

20. yüzyılın sonlarından günümüze kadar geçen süre içerisinde özellikle bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler hayatın her noktasını kolaylaştırmada önemli bir rol oynamıştır. Bunun yanı sıra mobil cihazların hızlı gelişimi ve bu teknolojilerle entegrasyonu, eskiden imkansız gibi görünen birçok çözümü beraberinde getirmiştir. 1900'lü yılların başından bu yana kapalı ya da açık mekanlarda oluşan yangın, su baskını, deprem ya da terörist saldırılar gibi vahim durumlar neticesinde oluşan birçok can ve mal kaybı dikkatle kayıt altına alınmıştır. Bu kayıpların büyük bir kısmı acil tahliyeye neden olacak durumun oluşmasından, tahliyenin bitişine kadar geçen süre içerisinde gerçekleşmektedir. Bilinçsiz bir topluluğun, panik halinde bina tahliyesini gerçekleştirmek için rasgele çıkışlar, merdivenler yada çıkış kapılarına doluşması, izdiham gibi vahim durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu da göstermektedir ki; tahliye edilecek kalabalığın sistemli bir şekilde yönlendirilmesi can kayıplarının en aza indirgenmesi hususunda büyük önem arz etmektedir. Bu sistematik yönlendirme, binanın yapısından, kişilerin tahliye esnasındaki hızına, tehlike yaratan durumun karakteristiklerinden, bina içerisindeki herhangi bir koridorun genişliğine varıncaya dek çeşitli özellikler gösterebilmektedir. Günümüz teknolojik gelişmelerinin sonucunda oluşan yeni tahliye sistemleri, akıllı tahliye sistemleri olarak bilinmektedir. Bu teknolojik gelişmelerin tahliye sistemlerine en iyi şekilde entegrasyonu, sistemlerin başarısını ve dolayısıyla acil durumlarda, tedbirsizlik ya da herhangi bir tahliye sisteminden yoksun olma sonucunda oluşacak maddi ve manevi kayıpları minimuma indirebilecektir. Bu sistemlerin oluşturulmasında birçok değişkenin titizlikle incelenip doğru tahlillerin yapılması gerekmektedir. Özellikle farklı birçok acil durum senaryosunun, simulasyon teknikleri ile sınanması gerekmektedir. Maalesef ülkemizde yeterli önem verilmeyen bu sistemlerin, Kuzey Amerika, Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinde son derece önemsendiği bir gerçektir. Özellikle iletişim ve mobil teknolojilerindeki gelişmelerin bu sistemlere entegrasyonu ile binalardaki tahliye kusurlarını en aza indirgemek mümkün olabilecektir. Bu çalışma, yeni iletişim teknolojileri kullanılarak karar verme tekniklerinin tahliye sistemlerine entegrasyonunu en iyileyen bir sistem geliştirmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, çok kriterli karar verme tekniklerinden AHP, TOPSIS, VIKOR, ELECTRE, PROMETHE, MOORA ve COPRAS kullanılmıştır. Geliştirilen sistem, web-tabanlı bir platformdur ve tüm kapalı mekanlarda uygulanması oldukça kolaydır. Sistem uygulaması geliştirilirken, PHP, Javascript, HTML5, CSS, MySQL ve JAVA programlama dilleri kullanılmıştır. Sistem, bina içerisine konumlandırılmış izleyici ekranları tarafından bina içindekilere anlık olarak kendileri için en iyi alternatif rotayı gösteren bir mantık üzerine temellendirilmiştir.

Akıllı taşıma sistemleriKarar vermeKarar verme teknikleri+4
Emre Karagöz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Gözlenemeyen bileşen modelleri: Türkiye'de GSYH, işsizlik ve enflasyon ilişkisinin incelenmesi

Gözlenemeyen bileşen modelleri; serilerin önemli özelliklerini temsil eden trend, konjonktürel, mevsimsel ve düzensiz bileşenler gibi gözlenemeyen bileşenler açısından doğrudan formülize edilen modellerdir. Söz konusu modellerin başlıca avantajları; mevcut gözlenen değişkenleri kullanarak potansiyel çıktı, çıktı açığı, doğal işsizlik oranı gibi gözlenemeyen bileşenleri elde etmek ve serilerin orijinalliklerini koruyarak tahminleme yapmaktır. Çalışmanın esas amacı; gözlenemeyen bileşen modellerini kullanarak temel makroekonomik değişkenleri bileşenleri açısından incelemek ve ekonomik karar vericiler için önemli olan ancak gözlenemeyen değişkenleri tahmin etmektir. Bu amaç doğrultusunda; ekonomik sistemdeki temel makroekonomik değişkenlerden GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla), işsizlik ve enflasyon; gözlenemeyen bileşen model kalıpları ve dayandığı istatistiksel teoriler kullanılarak bileşenlerine göre incelenmiştir. Elde edilen çıktı açığı, potansiyel çıktı ve doğal işsizlik oranı değişkenleri kullanılarak Okun yasası ve Phillips eğrisi tahminleri yapılmıştır. GSYH hesaplamalarında 2016:Q2 döneminden sonra baz yılı 2009 olarak belirlenmiş ve sabit fiyatlarla hesaplamanın yerini zincirleme hacim endeksi almıştır. Seçilen baz yılının, ABD'de 2008 yılında başlayan küresel krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini taşıdığı, doğru baz yılı olmadığı ve sonraki yıllardaki değerleri etkilediği düşünülmektedir (Eğilmez, 2016: 1). Söz konusu husus dikkate alınarak, analizlerde 1998:Q1-2016:Q2 dönemi için Türkiye GSYH, işsizlik ve enflasyon verileri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarla, GSYH değişkeni gözlenemeyen bileşenleri açısından değerlendirilmiş, çıktı açığı ve potansiyel çıktıya ait bulgular yorumlanmıştır. Okun katsayısı teorik beklentiye uygun elde edilirken, Türkiye için Phillips eğrisinin geçerli olmadığı bulgusu elde edilmiştir.

Durum uzay yöntemiEnflasyonGayri safi yurtiçi hasıla+2
Eda Yalçın Kayacan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatı oynaklığı ve petrol fiyatı oynaklığının işsizlik göstergeleri üzerinde etkisi: Türkiye örneği

Türkiye gibi gelişmekte olan ve aynı zamanda petrol ithal eden ülkeler enerji sektöründe büyük payı bulunan petrole dolaylı ya da doğrudan bağımlıdır. Enerji sektörü sanayi, üretim ve sermayeden oluşmaktadır. Bir ülkenin kalkınması ve sürdürülebilirliği için enerji sektörünün önemi çok büyüktür. Ülkelerin kalkınması ve gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde dikkat çeken unsurlardan biri olan işsizliğin, enerji sektörüyle bağlantısı ne kadar dolaylı gibi görünse de aslında doğrudan bağlantılıdır. Ülkemizde genç nüfusun fazla olması işe olan ihtiyacı arttırmakta, artan petrol fiyatları zincirleme olarak meydana gelen işsizliği tetiklemektedir. Bu durum ülke içinde istihdam dengesini olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle petrol ithal eden ülkelerdeki petrol fiyatlarındaki artış enflasyonun ve girdi çıktılarının maliyetlerinde yükselişe sebep olurken kamu harcamalarında, vergi gelirlerinde ve bütçe üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Petrolün yenilenemeyen kaynak olması, petrol fiyatlarında zaman zaman fiyat şoklarına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda dünya ve ülke ekonomisinin hızının düşmesi, işsizlik ve enflasyonu arttırmaktadır. İşveren vergi yüküyle daha az işçi çalıştırmak isteyeceğinden işçiler daha az ücret karşılığı daha çok iş yapmak zorunda kalacaklardır. Çalışmada, 1 Ocak 2006 ve 1 Haziran 2016 tarihleri arasındaki İşsizlik Oranı için Türkiye İstatistik Kurumu, Petrol fiyatı için Brent Petrol fiyatının aylık tablo değerlerinden yararlanılarak aylık veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan serilerde değişmeler gözlemlenerek, işsizlik oranı oynaklığı modellenmiş ve işsizlik oranı oynaklığı üzerinde petrol fiyatı oynaklığının etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Oynaklığın modellenmesi amacıyla Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (ARCH) modelleri kullanılmış ve uygun model belirlenmiştir. Model tahminlenirken GED, Normal ve Student-t dağılımları kullanılmıştır. Uygun modeli belirlemek için Log-Olabilirlik, AIC ve SIC model seçim kriterleri kullanılmıştır. Model seçim kriterlerine göre en uygun model GARCH(1,1) Normal Dağılımla tahmin edilen modeldir. Petrol fiyatı oynaklığının işsizlik göstergelerinden işsizlik oranı üzerinde modellemesi sonucunda pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Dilek Adaşlık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sinir dili eğitimlerinin istatistiksel analizi örnek olay çalışması

ÖZETYüksek Lisans TeziSinir Dili Eğitimlerinin İstatistiksel Analizi-Örnek Olay ÇalışmasıSaniye Müge OHKAYDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıDilimize Sinir (Duyu) Dili Programlama olarak çevrilen Neuro LinguisticProgramming 1972 yılında Richard Bandler ve John Grinder tarafındangeliştirilen bir pozitif düşünce sistemi aynı zamanda da bilimdir. NeuroLinguistic Programming kısaca üç harfli bir kısaltma olan NLP ileanılmaktadır. Bandler ve Grinder tarafından en başarılı psikolog vepsikiyatrislerin bilgilerinin, metotlarının ve çalışmaların incelenmesi vesentezlenmesi ile geliştirilmiştir. Günümüzde NLP ile hem ciddi patolojikrahatsızlıklara daha kısa yoldan çözüm bulunabilmekte hem de kişisel gelişimalanında faydalanılmaktadır.Geliştirilen bu sistem ülkemizde dahil olmak üzere bir çok ülkedebireylere kişisel gelişimlerini arttırmak için eğitim imkanı sunmaktadır. Buçalışmada da ülkemizde verilen bu eğitimlerin bireylere katkısı incelenmiştir.Tezde bu amaçla anket çalışması yapılmış, elde edilen veriler istatistikseldeğerlendirmelere tabi tutulmuştur. NLP eğitimlerin hangi alanlarda ne derecebireysel gelişim sağladığı ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sinir (Duyu) Dili Programlama, NLP, Faktör Analizi,Tanımlayıcı İstatistik, Anket, Likert Ölçeği, Önsel Faktör, Varyans Analizi.

Saniye Müge Ohkay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşlarda performans ölçüm sistemlerinin tasarlanması ve uygulanması üzerine bir araştırma

ÖZETTezli Yüksek LisansKuruluşlarda Performans Ölçüm SistemlerininTasarlanması ve Uygulanması Üzerine Bir AraştırmaBarış GÜRELDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüEkonometri DepartmanıBir kuruluşun değişen koşullara daha kolay adapte olmasını sağlamakiçin performans göstergeleri kullanılarak işletmenin periyodik olarakdeğerlendirilmesi ve sürekli iyileştirilmesi gerekmektedir. Artan rekabetortamında kuruluşların rakipleri karşısında ayakta kalabilmeleri için budeğerlendirmeler ışığında gerekli düzenlemelere gitmeleri oldukça önemli birfaktör olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada, bir kuruluşun performans ölçüm sisteminin tasarımınınoluşturulması ve kuruluş içerisinde etkin olarak uygulanmasının sağlanabilmesiiçin bir yol haritası verilmiştir. Buna göre, ilk olarak sekiz adımdan oluşan birperformans ölçüm sistemi tasarım ve uygulama süreci anlatılmış ve ardındanbir otomotiv yedek parçaları üreten kuruluştaki uygulamalarına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1) Performans Ölçüm Sistemleri 2) Performans Yönetimi3) Performans

Barış Gürel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıt dışı ekonominin tahmini: Ekonometrik bir yaklaşım

ÖZETYüksek Lisans TeziTürkiye'de Kayıt Dışı Ekonominin Tahmini: Ekonometrik Bir YaklaşımNüket KırcıDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıEkonometri Programı1960'lı yıllarda gelişmiş Batı Ekonomilerinde, 1970'lerde ABD'detartışılmaya başlanan, 1980'de uluslararası bir sorun olarak kabul edilen vegünümüzde dünyada birçok ülkenin ekonomilerini tehdit edecek boyutlaraulaşmış olan kayıt dışı ekonomi kavramı 1990'lı yıllarda ülkemiz ekonomikgündemine yerleşmiştir. Kayıt dışı ekonominin hacmindeki artışlar vergigelirlerindeki azalışlar vasıtasıyla kamu bütçe açıklarına neden olmaktadır.Aynı zamanda çeşitli ekonomik göstergeler için yapılan tahminlerde sapmalaryaratarak para ve maliye politikalarının etkinliğini azaltmaktadır.Kayıt dışı ekonominin ölçülmesi doğası gereği zor olmakla beraber,tahminlenmesine yönelik çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Doğrudan ve dolaylıyöntemler olmak üzere iki ana başlıkta toplanan bu yöntemlerle yapılan tümdeğerlendirmeler ülkemizde kayıt dışı ekonominin artış trendi gösterdiğiniortaya koymaktadır. Bu çalışmada tahmin yöntemi olarak nakit para talebi veMIMIC model yaklaşımları kullanılmıştır.Kayıt dışı ekonominin doğru ve güvenilir tahminlerinin yaratılması,kayıt dışı ekonomiye sebep olan ve gelişimine etki eden faktörlerin kendiaralarındaki ilişkilerin de dikkate alınarak bir bütün şeklinde ortayakonulmasına bağlıdır. Kayıt dışı ekonominin sebeplerine ilişkin yapılacak doğrutespitler, mücadelede izlenecek yol açısından temel oluşturacağından kayıt dışıekonomi analizlerinde önemli bir paya sahiptir. Ancak kayıt dışı ekonominindoğru tahminlenebilmesi durumunda, toplumda sosyal bunalımlaryaratılmaksızın sağlıklı ekonomi politikaları belirlenebilecek ve kamukaynaklarının etkin ve verimli kullanımı sağlanabilecektir.1- Kayıt Dışı Ekonomi2- Nakit Para Talebi Yaklaşımı3- Yapısal Denklem Modelleri4- MIMIC Model5- LISREL

Nüket Kırcı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Perakende sektöründe veri zarflama analizi ve analitik hiyerarşik süreç yaklaşımlarıyla tedarikçi performans değerlendirmesi

ÖZETYüksek Lisans TeziPERAKENDE SEKTÖRÜNDE VER ZARFLAMA ANAL Z VE ANAL T KH YERARŞ K SÜREÇ YAKLAŞIMLARIYLA TEDAR KÇ PERFORMANSDEĞERLEND RMESTimur TURGUTLUDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıEkonometri ProgramıKüresel pazarda sürekli artan işletmeler arası rekabet, günümüzdeyerini, birçok işletmenin bir araya gelerek oluşturduğu işletme ağlarıarasındaki rekabete bırakmaktadır. Rekabette öne çıkabilmek, ancakverimliliklerin arttırmalası, maliyetlerin, ve müşteri cevap zamanlarınındüşürülmesiye mümkün olabilmektedir. Bunları gerçekleştirebilmek için,işletme içi süreçlerle birlikte, etkin kurgulanmış tedarik zincilerine veperformans odaklı bir tedarik zinciri yönetimine ihtiyaç duyulmaktadır.Tedarik zincirinin en önemli halkalarından biri tedariçilerdir. şletmelerin ürünkaliteleri, toplam maliyetleri ve bunların etkisi altında sağladıkları müşterimemnuniyeti tedarikçilerinin performansından doğrudan etkilenmektedir. Budoğrultuda, tedarikçilerin performanslarının değerlendirilmesi, işletmeler içinstratejik bir öneme sahiptir. Doğru performans kriterleri ve değerlendirmeyöntemi kullanılarak elde edilmiş sonuçlar, tedarikçi performansınıngeliştirilmesine yönelik, isabetli çözüm önerileri sunabilmektedir.Perakende sektörü, dünyada ve Türkiye'de hızla büyümekte olan verekabetin üst düzeyde yaşandığı bir sektördür. Sektörün iş süreçlerinde, birüretim aşaması bulunmaması nedeniyle, tedarikçi ilişkileri daha da ön planaçıkmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak, perakende sektörü tedarikçilerine özgüperformans kriterlerine dair önerilerde bulunmak amaçlanmaktadır.Performans değerlendirmesinde kullanılabilecek iki yöntem önerisindebulunmak ve bu yöntemlerin karşılaştırmalarını yapmak çalışmanın diğer biramacıdır. Önerilen yöntemlerden ilki, bir matematiksel programlama yöntemiolan Veri zarflama analizidir. Çoklu kriter altında karar verme aracı olan,Analitik hiyerarşik süreç çalışmada önerilen diğer yöntemdir. Her iki yöntemulusal bir perakende zinciri işletmesinin 2005 yılı verilerine uygulanmış, eldeedilen sonuçlara çalışmada yer verilmeştirAnahtar Kelimeler: 1) Veri Zarflama Analizi, 2) Analitik Hiyerarşik Süreç, 3) TedarikZincir Yönetimi, 4) Performans değerlendirme, 5) Perakende sektörü

Timur Turgutlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kalitatif verilerin kantitatif analizleri üzerine bir inceleme

ÖZETYüksek Lisans TeziKalitatif Verilerin Kantitatif Analizleri Üzerine Bir İncelemeEsved Nihan İLERLERDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıGünümüzde, hizmet, eğitim gibi sosyal alanlarda, insan davranışları,tutumları ve algıları hakkında sağlıklı veriler elde etmek, giderek artan birönem kazanmıştır. Çünkü, bu tutum, davranış, algı hakkında sağlıklı verileresahip olmak, bunların en iyi şekilde kullanılmasıyla bazı faydalarsağlamaktadır. İnsan davranışlarının ölçülebiliyor olması, belli davranışlarınönceden kestirilmesini ve hatta yönlendirilebilmesini sağlamaktadır. Benzerşekilde bireylerin algılarının bilinmesi, istenilen algının yaratılması için gerekliolan en önemli veridir.Bu tezde, çeşitli yöntemlerle toplanan kalitatif verilerin ölçümünün nasılyapılacağı, ölçümde temel olan güvenirlik ve geçerlilik kavramlarıderinlemesine anlatılmaktadır. Ayrıca, literatürden bağımsız olarak, ölçümsürecinde kullanılan referanslara dair bir sınıflama yapılmıştır. Çalışmanınsonunda bireyin kendini kabulü konusunda bir uygulamaya yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1)Ölçüm, 2)Ölçek, 3)Tutum Ölçekleri, 4)Güvenirlik veGeçerlilik, 5)Ölçümde Referanslar

Esved Nihan İlerler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Dengeli hedef belirleme ve izleme (Balanced Scorecard) sisteminin hizmet kuruluşlarında uygulanması üzerine bir araştırma

ÖZETYüksek Lisans TeziDengeli Hedef Belirleme ve İzleme (Balanced Scorecard) Sisteminin HizmetKuruluşlarında Uygulanması Üzerine Bir AraştırmaHelin ÇELİKDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıGünümüzde işletmeler artık çok karmaşık pazar yapılarıyla rekabetetmek zorundadır. Bu karmaşık pazar yapısı; işletmeleri, hedeflerini ve buhedeflere ulaşmada kullanacakları yöntemleri en iyi şekilde belirlemeyeitmektedir. Dengeli Hedef Belirleme ve İzleme Sistemi, bir işletmenintanımlamış olduğu vizyon, misyon ve stratejisinin, daha kolay anlaşılabilir olanperformans ölçüm kriterlerine dönüştürülmesini sağlar. Böylece stratejik ölçümve yönetim sistemi için gerekli olan temel çerçeve elde edilmiş olacaktır.Dengeli Hedef Belirleme ve İzleme Sistemi, işletme hakkında bilgi verenbirçok ölçüm değerleri arasında karmaşık bağlantılar kurmak yerine sebep-sonuç ilişkileri ile işletmenin izlemesi gereken yolu ortaya koymaktadır.Bu çalışmada Dengeli Hedef Belirleme ve İzleme Sistemi bir hizmetkuruluşuna uygulanacaktır.Anahtar Kelimeler: 1) Dengeli Hedef Belirleme ve İzleme Sistemi, 2) Misyon,3) Vizyon, 4)Strateji, 5) Stratejik Ölçüm ve Yönetim Sistemi

Helin Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Strateji formülasyonu: Swot analizi, kurumsal karne, kalite fonksiyon yayılımı, Sun Tzu'nun işletme yönetimi stratejilerinin bütünleştirilmesi üzerine bir çalışma

Bu çalışmada Swot analizi, Kurumsal Karne ve Kalite FonksiyonYayılımı (KFY) tekniklerinin bütünleştirilerek stratejik planlamada nasılkullanılabileceği incelenmiştir. Swot analizi ve Kurumsal Karne `nin stratejikplanlamada kullanılmasıyla ilgili bir çok çalışma yapılmıştır.KFY tekniği isedaha çok ürün tasarımında kullanılmıştır.Bu çalışmada bütün bu tekniklerinbütünleştirilmesi, ve özellikle KFY'nın ürün tasarımı dışında farklı bir alandakullanılması amaçlanmıştır. Sun Tzu'nun Savaş Sanatı bunlara ilave olarakdaha yapısal bir strateji formülasyonunu sağlar. SWOT matrisinin, KurumsalKarne ile birleştirilmesi sistematik yönetim sistemini oluşturur. SWOT matrisiKurumsal Karne' yi oluşturan farklı bakış açıları için kritik başarı faktörleriniaçıkça tanımlar. Bu metod, Kurumsal Karne'yi oluştururken daha sıkkullanılan beyin fırtınası ve sezgilere dayalı karar verme yerine daha yapısalbir yaklaşımdır. Bir sonraki adım ise KFY metodolojisinin Kurumsal Karneözellikleri ile birleştirilmesidir. Kurumsal Karne özellikleri ?ne'ler? olarakyatay düzlemde yer alırken Sun Tzu'nun İşletme Yönetimi Stratejileri?Nasıl'lar? olarak dikey düzlemde kalite evinde yer alır.KFY matrisininyapısında bunlar arasındaki ilişkilerde yer alır. Bu düşünce yaklaşımıkullanarak şirketler, işletme strateji planlarını geliştirebilirler.Bu düşüncedenyola çıkarak Görteks Tekstil atölyesinde stratejik planlama çalışması yapılmışve sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: 1) Stratejik planlama 2) Swot analizi 3) Kurumsal Karne4) Kalite Fonksiyon Yayılımı 5 ) Sun Tzu ` nun İşletme Yönetimi Stratejileri

Burcu Devrim
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim standartlarının oluşturulmasında ve geliştirilmesinde yaratıcı problem çözme teorisi (TRIZ)

Eğitim sisteminin var oluş nedeni, insanlara bilgiye ulaşma yolundayardımcı olması ve bilgiyi geliştirmede gerekli araçları sunmasıdır. Eğitim,insanın çevresinde olan değişmeleri karşılayabilecek yeni davranışlarıkazandırmakla yükümlüdür. Eğitim sisteminin amaçladığı ürünü elde etmedegösterdiği başarı, belirlenen amaçların toplumsal ve bireysel beklentileretutarlı olduğu ölçüde anlam kazanmaktadır. Eğitim sistemi, ?ver, verdiğini gerial? şeklinde papağan gibi bireyleri değil, bilinenlerden hareketle bilinmeyenleriaraştırarak bulan bireyleri yetiştirmelidir. Bunu için eğitim sistemi kişilerdeyaratıcı düşünceyi güçlendiren bir yapıda olmalıdır.Günümüzde her alanda yaratıcı ve sıra dışı düşünebilen insanlaraihtiyaç vardır. Böyle bir meziyetin doğuştan geldiği kısmen doğrudur. Ancak,insanlara farklı düşünmenin yollarını öğreterek onların yaratıcı yönlerini açığaçıkarmak mümkündür. İnsanlara yaratıcılığı sistematik olarak öğretebilecek,tekrarlanabilir, bilimsel temellere dayanan ve herkes tarafından uygulanabilenbir öğretiye ihtiyaç vardır. Bu konuda son zamanlarda Yaratıcı/YenilikçiProblem Çözme Teorisi (TRIZ)'ne dikkat çekilmektedir. Bu tezin konusu daböyle bir öğretinin var olduğunu, kaynaktan yararlanacaklara anlatabilmek veuygulamalarına yol göstermektir. Bunu yaparken öncelikle öğretinin dayandığıtemeller, TRIZ' in tarihsel gelişimi içinde anlatılarak açıklanmış ve mantığıokuyucuya verilmeye çalışılmıştır.TRIZ başlangıçta ve uygulama alanı olarak mühendislik problemlerininçözülmesi daha doğrusu, mühendislik ve fen bilimleri ile ilgili yaratıcıbuluşların elde edilebilmesi amacıyla ortaya atılmıştır. Fakat daha sonrayapılan uygulamalar göstermiştir ki sosyal bilimler, ekonomi gibi alanlarda vegünlük hayatta da TRIZ' i uygulamak mümkündür. TRIZ' deki potansiyeli görenaraştırmacılar, bu tekniği ?hep daha iyiyi arama? yollarından biri olan ToplamKalite Yönetimi (TKY) için bir çözümleme aracı haline getirmek üzereçalışmışlar ve bu iki tekniğin içerdiği çözümleme tekniklerinin birkarşılaştırmasını yaparak ortak olarak kullanılmasını önermişlerdir.Bu doğrultuda tezde, TRIZ ve TKY' nin ortak bir uygulamasının eğitimsistemine adaptasyonunu bulacaksınız. Baskısız, cana yakın ve herkese ilgiduyulan bir ortamda, öğrenci, öğretmen ve anne-babalara, daha önceyaşadıklarından çok farklı bir eğitsel deneyim imkânı sunulacaktır. Okulunodak noktasının, kaliteli çalışma ve kişisel sorumluluk; tüm öğrencilerinhedefinin de, eğitimin, yaşamlarının kalitesini arttırmanın en güçlü aracıolduğunu keşfetmek, tezin varmak istediği noktadır.

Selver Cemgil
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut üretim sürecinin yalın üretim yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması ve bir uygulama

Günümüzde uluslararası rekabet hızla büyümektedir. Bu rekabet şartlarında var olabilmenin ön koşulu daima en önde koşabilmektir. Bunun için de çağın dinamik yapısına ayak uydurmak, değişiklik ve yeniliklere açık olmak gereklidir. Firmalar bu yüzden yeni sistemleri, teknikleri ve teknolojileri bünyelerine adapte etmek zorundadırlar. Aksi takdirde yarışta gerilerde kalmaya mahkum olurlar. Bu gerçeklerden yola çıkılarak ilk önce Japonya'daki Toyota otomobil fabrikasında uygulanan ve sonraları dünyadaki diğer firmalara da yayılan ? Yalın Üretim Sistemi?  geliştirilmiştir. Sürekli gelişmeyi ön planda tutan ve israfı ortadan kaldırmayı hedefleyen bu sistemin sadece üretim sektöründe değil aynı zamanda hizmet sektöründe de uygulamaları görülebilmektedir. Bu çalışmada Yalın Üretim Sistemi'nin felsefesi, amaçları ve araçları ana hatlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. İncelenen Yalın Üretim araçları arasında Kanban Sistemi, Karışık Yükleme ve Tek Parça Akışı, U Hatları, Poka­Yoke, SMED (Tek Dakikada Kalıp Değişimi) ve Kalite Çemberleri gibi araçlar mevcuttur. Yapılan uygulama çalışması ile klasik yöntemle üretimini gerçekleştiren bir üretim firmasının Yalın Üretime geçişÂ için yaptığı çalışma ve analizler ile bazı Yalın Üretim araçlarının uygulanışını göreceksiniz. Ayrıca Yalın Üretim uygulamasından firmanın beklediği kazançlara da tezde değinilmiştir. Yapılan uygulamada takip edilen yolun tariflenmesi, kullanılan analiz araçlarının açıklanması ve Yalın Üretim araç uygulamalarındanbahsedilmesi nedeniyle bundan sonra yapılacak olan Yalın Üretim uygulamalarında rehber niteliği taşıması tezde varılmak istenen noktadır. Bu uygulama, Schneider Electric New2004 vizyonu çerçevesinde yine Schneider Electric bünyesinde faaliyet gösteren Metesan A.Ş.'de gerçekleştirilmiştir. Uygulamada Schneider Electric'in danışmanları ve Fransız PPC firması danışmanları ile çalışılmıştır. Çalışmalarda standart Schneider Electric Yalın Üretim uygulama prosedürü takip edilmiş, bu tezin uygulama kısmında da bu prosedür açıklanmaya çalışılmıştır

İsmail Gökçe
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İş ve yönetim problemleri çözümünde triz yaklaşımının kullanılması üzerine bir araştırma

ÖZETYüksek Lisans Teziş ve Yönetim Problemleri Çözümünde TR Z Yaklaşımının KullanılmasıÜzerine Bir AraştırmaŞebnem TÜRKMENDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıTR Z problemlere yenilikçi ve yaratıcı çözümler üretmek amacı ile ilkkez 1946 yılında G. Altshuller tarafından eski Sovyetler Birliğinde geliştirilmiş.Yapılmış olan icatlarla ilgili on binlerce patentin incelenmesi ve yeniliklerinnasıl yapıldığının araştırması sonucunda icatların ortak noktaları tespitedilerek "Yenilikçi Problem Çözme Teorisi", ortaya çıkmıştır. Günümüzdeyeni icatların yapılmasında ve ürün geliştirmesinde kullanılan TR Z `inkısaltması bu yöntemin Rusça adındaki kelimelerin baş harflerindenoluşmaktadır.Bu çalışmada tam olarak yapmak istediğimiz problemin tanımlanmasıve bu tanımdan doğarak, sistematik olarak yeniden üretilebilecek şekildefırsatlar yaratılması ve problemlerin çözümüne yardımcı olan araçlarıngösterilmesi ve bunlar içerisinden en uygun sistematik yenilikçi çözümünseçilmesi ve değerlendirilmesine yol gösterecek tüm teknikleri teorik olarakanlatılması ve bu tekniklerin yaptığımız uygulama ile de iş ve yönetimproblemleri çözümünde göstermektir.Anahtar Kelimeler: 1)Yenilik, 2)Fırsatlar, 3)Yenilikçi Problem Çözme Teorisi(TR Z), 4)Sistematik

Şebnem Türkmen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Büyüme ve dış ticaret ilişkisi: Türkiye örneği

ÖZETYüksek Lisans TeziBüyüme ve Dış Ticaret İlişkisi: Türkiye ÖrneğiFulya ŞENDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri EnstitüsüEkonometri Anabilim DalıBu çalışmada Türkiye'de ekonomik büyüme ve ihracat ilişkisiincelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birincibölümünde büyüme kavramı ve büyümenin kaynakları özetlenmiştir. İkincibölümde geleneksel büyüme teorileri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde içselbüyüme teorileri ve bu teorilerin diğer büyüme teorilerinden farklarıanlatılmıştır. Çalışmanın son bölümünde konuyla ilgili literatür taramasıözetlenmiş; 1980-2005 yıllarını kapsayan veri seti ve zaman serisi analizteknikleri kullanılarak İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi'nin Türkiye içingeçerliliği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, İhracata Dayalı BüyümeHipotezi'nin Türkiye için geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Büyüme Teorileri, 2) İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi3) Sermaye Birikimi, 4) Teknolojik Gelişme, 5) Beşeri sermaye

Fulya Şen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de finansal risklerin reel piyaslara etkisi: Aktarım mekanizmalarının analizi(1989-2003)

Parasal ve finansal değişkenlerin reel ekonomik değişkenler üzerindeetkili olup olmadığı iktisat teorisinde temel tartışma konularından biriolmuştur. Klasik, Neo Klasik ve Monetarist iktisatçılar paranın miktar teorisinebağlı kalarak, parasal değişkenlerin reel etkilerinin olmadığını kabuletmişlerdir. Bu nedenle söz konusu iktisatçılar için finansal risklerin reeletkileri olmamaktadır. Keynesgil iktisatçılar ise parasal değişkenlerin, paranınspekülatif amaçla da talep edilebileceğinden dolayı, reel etkileri olabileceğiniortaya koymaya çalışmışlardır. Keynesgil iktisatçılar paranın reel etkileriyanında finansal piyasaların gelişmesine bağlı olarak, finansal değişkenlerin dereel etkilerinin olabileceğini analiz etmişlerdir.Post Keynesgil iktisatçılar sermaye piyasasına, Yeni Keynesgiliktisatçılar finansal aracılar ve kredi değişkenlerine önem vermişlerdir. PostKeynesgil iktisatçılar finansal kriz ve krizin nedenlerini ortaya koyarken,ekonomideki karar birimlerinin bilanço durumlarını da analizlerine dahiletmişlerdir. Böylece finansal fiyatlarda ortaya çıkan değişimlerin nasıl krizsürecinin kaynağı olduğunu göstermişlerdir. Yeni Keynesgil iktisatçılar ?BankaKredi Kanalı? çerçevesinde banka rezervlerindeki artışın ortaya çıkardığıetkilerin IS-LM eğrileri yaklaşımından farklı olduğunu ortaya koymuşlardır.Bu yaklaşım, döviz kuru ve likidite risklerinin reel etkilerinin analizi açısındanönemli araçlar sunmaktadır.Türkiye'de finansal piyasalarda 1980 yılından sonra yeni bir yapılanmaortaya çıkmıştır. 1989 yılında tam konvertibiliteye geçiş, bu yeni yapılanmasürecinin son aşamasıdır. Ancak, bu son aşamaya gerekli olan ekonomikkoşullar sağlamadan geçilmiştir. Bu süreçte ekonomik birimlerin bilançoyapılarında değişimler ortaya çıkmıştır. Söz konusu değişim, devletin yüksekoranda iç borçlanmaya yönelmesinden dolayı finansal fiyatlardakidalgalanmalardan ortaya çıkan risklerin reel etkilerini artırmıştır.Bu çalışmada, VARFIMA yöntemiyle Türkiye'de finansal fiyatlardanortaya çıkan finansal risklerin reel sektörün yatırım ve üretim düzeyiüzerindeki etkisi analiz edilmiştir. VARFIMA yöntemi, finansal fiyatlardakidalgalanmalardan ortaya çıkan etkilerin analizine imkan vermektedir. Ayrıcabu yöntem doğrusal olmayan süreçlerin analizinin yapılmasını dasağlamaktadır. Bununla birlikte, risklerin ve bu risklere bağlı olarak ortayaçıkan şokların kalıcı olup olamadığı da bu yöntemle analiz edilebilmektedir.Yapılan analiz sonucunda, Türkiye'de devletin net iç borçlanmasınınreel sektör yatırım düzeyini azaltıcı etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Dövizkuru ve faiz oranı değişkenlerinden kaynaklanan şokların, reel sektör yatırımve üretim düzeyleri üzerindeki etkisi de azaltıcıdır. Elde edilen bulgulara göre,bu etkiler kalıcıdır. Finansal açıklığın refah üzerindeki etkisinin negatif olduğutespit edilmiştir. Bu durum aynı zamanda hanehalkının uluslararası finansalpiyasalara katılımının olmadığını göstermektedir. Finansal risklerin reelsektöre aktarılması, finansal işlemlerin reel ekonomik faaliyetlerdenkopmasından ileri gelmektedir. Finansal risklerin yönetimi konusundageliştirilen yöntem ve araçların temelinde artan finansal işlemler vardır. Budurum, para politikası ve araçlarının etkinliğini zayıflatmaktadır.Anahtar Kelimeler: (1) VARFIMA, (2) Döviz Kuru Riski, (3)Faiz Oranı, (4)Banka Bilanço Kanalı, (5) Kredi Kanalı, (6) Post Keynesgil ve Yeni Keynesgilİktisatçıla

Hakan Kahyaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00