Ankara Hacı Bayram Veli University
Anabilim Dalı

Gazetecilik Anabilim Dalı

Ankara Hacı Bayram Veli University

229

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trafik kazası haberlerinin medyada sunumunun Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetesi örneklerinde incelenmesi

Trafik kazaları, Türkiye'de önemli ve güncel bir sorundur. Bu sorununçözümünde konu ile ilgili kurum ve kuruluşlar ile eğitim kurumlarına görevdüşmekle birlikte, yazılı ve görsel basına da önemli görevler düşmektedir.Medya kuruluşlarının üzerine düşen toplumsal görev, habercilik görevlerininde gerektirdiği gibi, trafik kazalarının yarattığı sorunlar ve nedenleri ile ilgilihalkı bilgilendirmek, eğitmek, uyarmak ve bilinçli bir kamuoyu oluşturmaktır.Yazılı ve görsel basının habercilik biçiminin birbirine yakın görülmesinedeniyle, haber medyasının trafik kazası haberlerini sunarken kullandığıhabercilik anlayışının ne olduğu ve haberde yer alan unsurlar tespit edilmeküzere, halkın belli kesimlerini temsil ettiği düşünülen Cumhuriyet, Hürriyet veZaman gazeteleri örneklem alınarak alınmış, her üç gazetenin haber olarakverdiği, 01-31 Ocak 2005, 01 Ekim-10 Kasım 2005 tarihleri arasında meydanagelen toplam 118 trafik kazası haberi nitel ve nicel içerik analizi yöntemlerikullanılarak incelenmiştir.Çalışmada incelenen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinin, trafikkazası haberlerini verirken bilgilendirme, eğitme ve bilinçlendirmeunsurlarından daha fazla haberi sansasyonelleştirecek unsurları kullandığı vetrafik kazası haberlerini popülist habercilik yaklaşımıyla sundukları sonucunavarılmıştır.Anahtar Kelimeler : Trafik kazası, medya, yazılı basın, içerik analizi

Arzu Ekici
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popüler kültürel imgeler açısından Tarkan Çizgi romanı üzerinde bir inceleme

Modern çağın önemli kitle anlatım araçlarından biri olan çizgi romanınülkemizdeki miladı, yazılı basının gelişimi ile ilgili olarak , 19. yüzyıl ortalarınakadar dayanıyor. Tanımlamaya çalışırsak çizgi roman, birbirinden tamamıylafarklı iki ana öğenin, yazı ve çizginin birleşmesiyle gerçekleşen bir anlatımsanatıdır diyebiliriz. Başka bir ifadeyle metinle birlikte sunulan resimlerdizisidir. Resmin bulunduğu karenin içinde resmin anlaşılmasına yardımcıolan metin de yer alır 1 . Çizgi romanın en büyük özelliği basılı olmasıdır. Buşartı göz önüne alırsak onu şöyle tanımlayabiliriz : Çizgi roman, elle çizilmişve belirli bir süreklilik içinde artarda gelen, bir metinle bütünleşen ve basılıolan resimlerden oluşan anlatım biçimidir 2 .20. yy.'da yönetici sınıfın ilişki ve amaçlarına bireyleri de ortak etmezorunluluğunun ortaya çıkması ve sınıflar arası ortak çıkarların oluşması,bireyin toplumla kaynaşması sebebiyle çizgi romanlar yaygınlaşmışlardır.Çizgi romanlar toplum bilincinin yaygınlaştırılmasında yeni bir ifade tarzıolarak iki önemli özelliğe sahiptir. Birincisi toplum ideolojisininyaygınlaştırılmasında aracılık ederler. İkincisi geniş kitlelere belli mesajlarıniletilmesi ve bu mesajlara sahip çıkmasıyla düzene iştirak edilmesinisağlamaktadırlar.Genel olarak tarihi romanlar altmışlarda bir ?patlama? yapmıştır.Popülerleşmenin nedeni olarak gösterilebilecek bir başka varsayım ise, tarihianlatıların dönemin erotik ürünleri olmasıdır. Erotizm, milliyetçilik, özgürlük,yabancı kadınlarla yaşanan aşklar, Orta Asya metaforu popüler kültürtemelinde incelenmiş ve bu kavram doğrultusunda 60'lı yılların siyasal,ekonomik, kültürel ve toplumsal ortamına bakılıp Tarkan'ın doğmasına ortamhazırlayan faktörler detaylı kategorilerle incelenmiştir.60'lı yılların sonlarında okuyucularıyla buluşan TARKAN Türk halkıtarafından çok sevilmiş bunun sonucu olarak da pek çok okur yeni doğanerkek çocuklarına TARKAN ismini vermiştir. Sanırız, bundan sonra TARKANokurları ve de özellikle bu ismi taşıyanlar, TARKAN isminin anlamıkonusunda bilgi sahibi olabileceklerdir…

Derya Ölçer
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Internet gazeteciliğinin gazete tirajlarına etkisi (2002-2005)

Dünya artık çok farklı bir konumdadır. Her alanda teknolojinin bitmek bilmezhünerleri kullanılmakta, bu durum hayatımızın her zerresine yavaş da olsa dahilolmaktadır. Böyle bir dünyada genel olarak basının özelde ise gazetecilik ve gazetelerinetkilenmemesi düşünülemez. Teknolojinin matba, dizgi, yazma, haber ulaştırma, taşıma,görüntüleme, kaydetme, arşivleme şeklinde hizmet ettiği ve değiştirdiği gazetecilik,şimdi de internet teknolojisinin suyuna kapılmış gitmektedir. Internet, gazete kavramınınasıl etkileyecek buna gazetenin kendisi değil, internet teknolojisi ve zaman kararverecektir. Gazetelerin satışa sunduğu nüshalarını bile internet ortamındaki sayfalarınakoymak zorunda oldukları bir dönemde gerçekleşen bu mecburiyete karşı direnemeyenveya direnmeyen kurumlar da, bilim adamları da, gözlemciler de gidişatı meraketmektedirler. Gazetelerin bakış açılarının, politikalarının, çalışma düzenlerinin,yapılanmalarının şimdiden internet gazeteciliği tarafından oldukça etkilendiğinisöylemek yanlış olmayacaktır. Bu çalışmada sözü edilen gelişmenin-değişmeningazetenin can damarlarından olan tirajı (satış rakamları) nasıl etkilediğideğerlendirilmektedir. Araştırma, karşılıklı ve çeşitli olan avantajların internetgazeteciliği kavşağında gazetelerin durumunu sergilemeye çalışacaktır.

Murat Dereli
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medya ve kültür: Son dönem televizyon dizilerinin yaşam tarzı üzerindeki imgeleri

Medya ve Kültür ana başlığı çerçevesinde ?Son Dönem TelevizyonDizilerinin Yaşam Tarzı Üzerindeki mgeleri? adlı bu araştırmanın temelamacı; medya ve kültür ilişkisi bağlamında yaşam tarzını etkileyenfaktörlerden son dönem televizyon dizilerindeki imgeleri ortaya çıkarmaktır.Televizyon dizilerinin toplumsal gerçeklikleri yansıtırken; diğer yandan iseseyircilerin günlük yaşamlarında yer alarak jest, mimik, davranış, üslup gibiçeşitli şekillerle yerleşmekte olduğu varsayımı sınanmaya çalışılmıştır.Bu doğrultuda öncelikle medya ve kültür ilişkisi sonrasında, televizyonve kültür etkileşimi ele alınarak televizyon dizilerinin yaşam tarzına katmışolduğu imgeler tespit edilmeye ve şu konulara açıklık getirilmeye çalışılmıştır:Medya ve kültür arasında nasıl bir döngüsel bağ vardır?-Kültür, televizyon ve popüler kültür etkileşimi nasıl olmaktadır?-Yerli dizilerin sosyal gerçeklikle olan ilişkisi nedir?-Son dönem televizyon dizilerindeki imgelerin bireylerinin yaşam tarzını-etkileyen faktörler arasındaki yeriAraştırma kapsamında, izlenme oranı fazla olduğu düşünülen KurtlarVadisi, Ekmek Teknesi, Avrupa Yakası ve Hayat Bilgisi adlı diziler elealınmıştır. Varsayımı sınamak için 63 sorudan oluşan ankethazırlanarak; örneklem gurubu olarak belirlenen lise öğrencileriüzerinde yapılmıştır. Sosyo-ekonomik durumlarda göz önündebulundurularak Çankaya, Mamak ve Mustafa Kemal (Yenimahalle)Lisesi'nde öğrenim gören 244 erkek ve 356 kız öğrenci olmak üzeretoplam 600 denek üzerinde uygulanmıştır.Elde edilen bulgulara göre, dizilerin gündelik yaşamla ilişkili olduğu,bulunduğu toplumun gerçekliklerini yansıttığına ilişkin elde edilen bulgularınvarsayımı doğruladığı, dizilerde işlenen ana temaların ve olguların gerçekyaşamla ilişkili olduğu ankete katılanlar tarafından da kabul edildiği tespitedilmiştir.İkinci varsayım olan ?Dizi müziklerinin, karakterlerinin konuşma biçimi,saç şekli, giyim tarzı ile kullandıkları ifadelerin günlük yaşamda bireylerüzerinde etkiler bırakır?a ilişkin verilere göre, beğenilen dizi müziklerinin yeraldığı albümlerin alındığı, cep telefonunda sevilen bir dizinin melodisininbulunduğu, dizilerde yer alan esprilerin ve repliklerin günlük hayattakullanıldığı ve sevilen dizi karakterinin bireyler üzerinde günlük yaşantılarındaetkide bulunduğu gözlenmiştir.Buna karşın, dizi oyuncularının kıyafeti ve saç şeklini taklit etmeoranını, dizideki lakapların günlük hayatta kullanma düzeyinin ise ortalamaolarak yüzde 25 civarında olduğu, tespit edilmiştir.

Emrah Alparslan Konukman
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medya ve sağlık: Türk basınında sağlık içerikli haberlerin bilgilendirme potansiyeli

Bu çalışmanın genel amacı, gazetelerde yayınlanan sağlıkhaberlerinin bilgilendirme potansiyellerinin irdelenmesidir. Bu amaçla: (a)yapılan sağlık haberleriyle toplumun bilgilendirme düzeyi arasındakiilişkinin tanımlanması, (b) yazılı basının ve basın çalışanlarının sağlıkhizmetlerine bakışının değerlendirilmesi ve (c) basının, toplum sağlığınıgeliştirmekle ilgili görevlerini yeterince yerine getirip getirmediğiaraştırılmıştır.Bu çalışmada Hürriyet, Posta ve Zaman gazetelerinde yayınlanansağlık haberleri incelenmiştir. Bu gazetelerdeki farklı sağlık haberlerininzamana, kişiye ve kuruma göre değişip değişmediği, yazılı basında sağlıklailgili en fazla hangi konuların haber yapıldığı, gazetelerin toplumsalsorumluluk ilkelerine uyup uymadıkları ve gazetelerin sağlık haberlerinioluştururken, o günün sağlık gündemini de belirleyip belirlemedikleri tespitedilmeye çalışılmıştır.Araştırma sonucunda; gazetelerde yer alan sağlık haberlerininoranının oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık sağlıkhaberlerinin büyük oranda haber özelliği taşıdığı, esas olarak uzmangörüşü ile kurum yetkililerinin yapmış oldukları açıklamalara başvurulduğu,metinlerde yeterli bilgilendirmenin yapıldığı, metinlerin eğlence unsurutaşımadığı, açık ve anlaşılır bir anlatıma sahip oldukları ve magazin boyututaşımadığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler:bilgilendirme potansiyeli, basın etiği. sağlık, sağlık haberleri, yazılı basın,

Hülya Yıldız
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basınında alternatif tıbbın sunumu

Medya, tüketim ilişkilerinin en temel yaratıcısı konumundadır veoluşturulan tüketim kültürünün geniş kitlelere aktarılmasında en önemliaraçlardan biridir. Medya bireylerin duygu, düşünce ve inançları üzerinde çokbüyük bir etkiye ve güce sahiptir. Bu niteliksel çalışma, günümüz Türkbasınında yer alan alternatif tıp uygulamalarının yansıtılma biçimi yoluylakapitalist ekonomik ve kültürel pazar yapılarının oluşumunda medyanınkendini ve kendini yaratan koşulları üretmesi ile birbirleriyle kurduklarızorunlu çıkar bağı olduğu varsayımına dayanmaktadır.Bu çalışma, alternatif tıpla ilgili uygulamaların medyada ne ölçüdeyaygın olduğunu araştırmıştır. Türk basınının tirajı en yüksek olan günlükPosta, Hürriyet ve Sabah gazetelerinde 2005 yılının ilk 6 ayında yer alanalternatif tıp haberleri incelenmiştir. Kategorilerine göre sınıflandırılanhaberlerin, SPSS programı aracılığıyla istatistik analizleri yapılarak nicelverilerden nitel çözümlemeler yapılmıştır. Bu dönemde 3 gazetede toplam1034 alternatif tıp haberine rastlanmıştır. Bunlardan %34'ü Posta; %39'uSabah ve %27'si Hürriyet Gazetesi'nde yer almıştır. Her bir gazetede gündeortalama iki alternatif tıp haberi yazılmıştır. Alternatif tıp uygulamalarındanbeslenme-diyet haberleri(%42) birinci sırada, bitkisel uygulamalar(% 21)ikinci sırada yer almıştır. Tedavi türlerine göre ilk sırayı zayıflama-obezitehaberleri(%36) almıştır. Haberlerin yarısından fazlası(%57) köşe yazısı ileyazı dizisi kategorisindedir. Bourdieu'nun yeni kültür aracıları olaraktanımladığı hizmetlerin yerine getirilmesi, simgesel malların üretimi,pazarlanması ve yayılmasını sağlayan medya çalışanları, diyetisyen veterapistlerce yazılmıştır.Bu haberlerden % 95'inin olumlayıcı nitelik taşıması, sadece%4.4'ünün konuya eleştiri getirmesi bunların hemen hepsininuygulamalardan birini ya da bir ürünün kullanımını tavsiye etmesi, seçenekolarak sunması iyimser tabloyu ortadan kaldırmaktadır. Çünkü bu yaygınlıkinsanları bilinçlendirmek yerine bilgilendirme, yorum vb. isimler altındaçoğunlukla bazı uygulamaların ve bunlarla ilgili maddelerin promosyonununyapıldığı düşüncesini yaratmaktadır.Anahtar kelimeler: Medya, sağlık, alternatif tıp, geleneksel tıp, Türkbasını,

Doğa Yaşar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Savaş karşıtlarının haber fotoğraflarında sunumu (Irak Savaşı örnek olayı)

20 Mart 2003 tarihinde başlayan 2. Irak Savaşı öncesi savaş karşıtı hareketler görülmüştür. Savaş karşıtları, haber fotoğraflarında çeşitli şekillerde yer almıştır. ?Savaş Karşıtlarının Haber Fotoğraflarında Sunumu (Irak Savaşı Örnek Olayı)? adını taşıyan bu çalışma, Irak Savaşı örnek olayı kapsamında savaş karşıtlarının haber fotoğraflarında sunumunu irdelemektedir.Çalışma, Türk yazılı basınını kapsamaktadır ve örneklem olarak Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinin 2. Irak Savaşı öncesi bir aylık dönem olan 20 Şubat ? 20 Mart 2003 tarihleri arasında yayımlanan sayıları seçilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, haber fotoğraflarında, savaş karşıtlarının sunumu belli çerçeveler doğrultusunda gerçekleşmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazeteleri haber fotoğraflarında çeşitli çerçevelemelere yer vermiştir. Haber fotoğraflarında savaş karşıtlarının sunumu bazı farklılıklar taşımaktadır. Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazeteleri arasında belli farklılıklar dikkat çekmektedir. Ayrıca, haber fotoğraflarında savaş karşıtı bazı grup ve aktörlerin eksik temsil edildikleri sonucuna varılmıştır.

BasınCumhuriyet gazetesiGazetecilik+7
Serhan Koyun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basınında Türkiye-İsrail ilişkileri

ÖZET Haberin en önemli özellikleri güncellik ve nesnelliktir. Nesnellik ise haberin en tartışmalı yönüdür. Gazeteci, her haberi yazarken objektif olmalı, karşıt görüşleri ve bakış açılarını dengelemeli, meselenin bütün taraflarının görüşlerine eşit şekilde yer verip, haber ile yorum veya haber ile basın-yayın organının sahibinin görüşü arasında kesin bir ayranı gözetmelidir. Nesnellik; doğru ve yansız bir habercilik idealine yaklaşmada büyük önem arz eder. Haberde mutlak anlamda nesnelliğe ulaşmak ise bir ideal olarak görünmektedir. Haberde asıl olan doğruluktur. Tezde de görüldüğü üzere Türkiye- İsrail ilişkilerinin basına yansımaları siyasal görüşleri ve yayın politikaları farklı üç gazete örnek alınarak incelenmiş ve çeşitli düzeylerde nesnellik ilkesine aykırılıklar olduğu saptanmıştır. Bu çerçevede gazetelerin genel yayın politikalarının nesnellik ilkesinin çiğnenmesinde önemli bir etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Gazetenin genel yayın politikasını etkileyen bazı dış dinamikler ve iç dinamikler söz konusudur. Gazetenin içinde yer aldığı ulusal düzeydeki konjonktürel, sayısal, toplumsal ve kültürel yapı ile ekonomik koşullar dış dinamikler arasında yer almaktadır. Gazetenin örgütsel yapısı, söz konusu örgütsel yapıyı biçimlendiren mülkiyet yapısı, gazete çalışanlarının mesleki sorumlulukları ve meslek anlayışları da yayın politikasını etkileyen iç dinamikler arasında yer almaktadır. Bütün bu dinamiklerin etkisinde oluşan genel yayın politikası da nesnellik ilkesinin sapmasında etkili olmaktadır.

Kadiriye Şayır
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haber çerçeveleme yaklaşımı bağlamında Kazakistan ayaklanmasının Türk basınına yansıması

3 Ocak 2022 tarihinde, başlangıçta yüksek talep ve fiyat sabitlemesi nedeniyle gaz fiyatlarındaki ani keskin artıştan dolayı halkın isyan etmesi sonrasında olayların başka bir yöne gitmesi ile Kazakistan'da bazı kargaşalar yaşanmıştır. Olaylarda birçok insan hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Bu ayaklanmayı bastırmak için devlet, güç kullanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, gerçekleşen bu ayaklanmada Türkiye'deki Hürriyet, Cumhuriyet ve Sabah gazetelerinde yayımlanan ayaklanma ile alakalı haberlerin nasıl ele alındığını ve olayın hangi yönleriyle vurgulandığını; bu olay bağlamında haberde ayaklanma hakkında neyi öne çıkardığını sorgulamaktır. Çalışma nicel bir yaklaşımla gerçekleştirilmiştir. Analiz türü olarak içerik analizi yapılmıştır. Bu bağlamda uluslararası olaylarda Türk basınında haberin nasıl çerçevelendiği, kullanılan görseller, söylemler ve başlıkların çerçeve analizinin nasıl yorumlandığı Kazakistan ayaklanmasının da Türk basınında yer alan haberlerin çerçeve analizi yapılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre; Hürriyet Gazetesi'nin gerek görsel kullanımı gerekse konu dağılımı bakımından Sabah ve Cumhuriyet gazetelerine göre ayaklanma olayına daha fazla yer verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada Kazakistan ayaklanması incelenmiş ve bundan sonraki çalışmalarda başka bir araştırma nesnesinin ele alınması tavsiye edilebilir. Bundan sonraki çalışmalar haberlere verilen tepkilerin ölçülebilmesi adına haberlere yapılan görüşler ve yorumlar üzerinden nitel bir değerlendirme şeklinde gerçekleştirilip haber çerçevelerinin kamuoyundaki yansımalarının neler olduğu araştırılabilir.

Haber gazetesiTürk basını
Amannur Bagdollakyzy
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haber konusu olarak polisin toplumsal olaylara müdahale yöntemi

181 ÖZET Bu araştırmada, ilk olarak Türk basının toplumsal olaylardaki rolü ve önemi göz önünde bulundurularak bu olaylarda nasıl bir görevi yerine getirdiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Medya profesyonellerinin haber seçimlerinin nasıl olduğu ve toplumsal olaylara ilişkin olarak kullandıkları haber kategorilerinin açığa çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için ilk önce yayın politikaları esas alınarak beş ayrı günlük gazete tespit edilmiştir. İkinci olarak esnaf eylemlerinin yoğun olduğu bir dönem olan 2001 yılı ilk altı ayında meydana gelen toplumsal olaylarla ilgili bu gazetelerde çıkan haberler içerik analizi yöntemi ile taranmıştır. İkinci olarak rasgele seçilen birtakım toplumsal olaylarla ilgili kurmaca haberler yazılmıştır. Olaylar kendi içerisinde polisin müdahale ettiği ve polis müdahalesinin olmadığı şekilde sistematik olarak ayrılmıştır. Müdahale olan ve olmayan şeklinde ayrılan haber kategorilerine ilişkin her birinde sekiz adet olmak üzere on altı adet haber hazırlanmıştır. Bu haberler İstanbul, Ankara, İzmir'de çalışan 147 medya mensubuna uygulanmıştır. Ankete katılanlardan haberi yayınlayacak tek sorumlu kişi kendileri olduklarını varsayarak okudukları haber girişine kaç puanlık bir haber değeri verdiklerini (dokuzlu bir puan cetveline göre) işaretlemeleri istenmiştir. Araştırmanın sonucunda meydana gelen toplumsal olaylarla ilgili yapılan haberlerde güvenlik kuvvetlerince müdahale olan olayların daha fazla haber değeri taşıdığı ve gazetelerin gelenekselleşmiş haber değerleriyle konuya yaklaştıklarını kanıtlanmıştır. Ayrıca gazetelerin okur182 kaygısıyla hareket ettiklerini ve en çok gazetenin satıldığı üç büyük kentle ilgili haberlere öncelik verdiklerini de gözlenmiştir. Diğer taraftan Medya profesyonellerinden tek sorumlunun kendileri olduğu ve herhangi bir baskı unsuru olmadığı bir ortamda, müdahale olan ve müdahale olmayan şeklinde iki ana grupta sınıflandırılmış toplam 16 haber girişine haber değeri olarak kaç puan verildiği sorulmuş ve alınan cevapların değerlendirilmesinde müdahale olan olaylara daha fazla haber değeri verilirken, müdahale olmayan olayların daha az haber değeri taşıdığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de basın-yayın organları ve kamuoyu polisiye olaylara ve haberlere ilgi duymaktadır. Çok ilgi duyulan konulardan biri de toplumsal olaylarda polisin tutum ve davranışlarıdır. Çünkü, toplumsal olaylara müdahale herkesin gözü önünde meydana geldiğinden, polisin tutum ve davranışlarının gözlenmesi diğer hizmet birim lerine göre daha kolay olmaktadır. Bu nedenle değişim ve iyileştirme çalışmalarına, öncelikli olarak Çevik Kuvvet Birimlerinden başlanarak personelin değişen çevre ve toplum şartlarına göre geliştirilmesi sağlanmalıdır. Gazetecilik açısından değerlendirildiğinde ise, sadece toplumsal olaylara ilişkin değil, genel olarak çözüm gazeteciliği denilen yeni bir gazetecilik ve habercilik anlayışına gereksinim duyulmaktadır. Çözüm gazeteciliği olaylara dayalı habercilik anlayışının terk edilerek, sorun çözmeye dayalı bir anlayışın gelişmesi gerektiğini öneren bir yeni gazetecilik anlayışıdır. Bu anlayışa göre, basının temel görevi toplumun sorunlarına ışık tutmak ve bu sorunların çözümünde sadece karar alıcıları değil toplumu da183 harekete geçirmektir. Çözüm gazeteciliği, sıradan insanların sorunlarına ve bu sorunların çözümüne odaklanmasıyla geleneksel gazetecilik anlayışından ayrılmaktadır. Bu araştırmanın polis-medya ilişkilerine ışık tutacağı umulmakta ve bu ilişkiye olumlu bir yön verilmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir.

GazetecilikGazetelerHaberler+4
Oğuzhan Başıbüyük
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazakistan Cumhuriyeti'nde basının gelişimi

ÖZET Basın, toplum hayatındaki olayları ve haberleri halka iletmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Haber kaynağı ile okuyucunun, halk ile iktidarın arasında "iletişim köprüsünü" kurarak, halkın istek ve beklentilerini yönetime duyurma görevini üstlenir. Sovyetler Birliği gibi totaliter sistemle yönetilen ülkelerdeki basın ise, iktidarın güdümünde faaliyet gösterir ve bu çizgiden saptığı ölçüde yaşam şansını kaybeder. Demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmez değeri kabul edilen basın, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru haline gelerek büyük bir güç kazanmıştır. Öyle ki, batı toplumlarında basına yürütme, yasama ve yargı kuvvetlerinden sonra gelen "dördüncü kuvvet" denilmektedir. İlk Kazak basını 1870'li yıllarında, Çarlık Rusya'sı döneminde ortaya çıkmıştır. O dönemdeki basın günümüzdeki gibi demokratik ve eğitici bir basın olmaktan uzak bir görünüm sergiliyordu. Tam aksine Çarlık yönetiminin önemli karar ve yasalarını halka duyurmak üzere çıkarılan "resmi gazete" niteliği taşıdığını söylemek mümkün değildir. Sovyetler Birliği döneminde faaliyet gösteren Kazak basını da Çarlık dönemindeki basından çok farklı değildi. "Merkezi" yönetimin basın organı olarak, Sovyetlerin istekleri doğrultusunda propaganda ve ideolojik baskı unsuru olarak faaliyet göstermiştir. Bu dönemlerde demokratik çizgide yayınlanmaya başlayan gazete ile dergiler, yönetim tarafından kapatılmış veya gazete çıkaranları ile çalışanlarının işlerine son verilerek gazete ve/veya derginin tarzı değiştirilmiştir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Kazakistan dünyada demokratik bir ülke olarak nitelendirilmiştir. Bağımsızlık sonrası Kazak basını, Kazakistan'ın ekonomik ve sosyal yönden gelişiyle paralel olarak gelişmektedir. Bunun sonucunda, demokrasi ve ifade özgürlüğü anlayışını kendine temel alan Kazak basını, artık batı pikelerinin gelişmiş basını olma yolundadır.

BasınDergilerGazeteciler+3
Nurail Zhylysbayev
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye basınıda özelleştirme heberleri

Özelleştirme, bir terim olarak devletin ekonomik etkinliğinin en aza indirilmesi ya da tümüyle ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamalar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Ancak, özelleştirme, ekonomik bir faaliyet olmasının yanı sıra aynı zamanda siyasal bir tercihtir. Türkiye'de özelleştirme uygulamalarının ve politikalarının uzun bir tarihi olmasına rağmen asıl tartışmaya açılması 24 Ocak 1980 kararlarıyla başlamıştır. Bu tez çalışmasında Türkiye'deki özelleştirme uygulamalarının genel bir değerlendirmesi yapılmış ve ardından basının özelleştirmeye yaklaşımı irdelenmiştir. Araştırma için siyasal eğilimleri temsil edici nitelikte üç gazete seçilmiştir: Merkez sağı temsilen Türkiye, merkezi temsilen Hürriyet ve merkez solu temsilen Cumhuriyet gazetesi. Bu gazeteler, 1987 Ocak ile 2000 Şubat'ı arasındaki 14 yıl boyunca, her yıldan bir ay seçilerek taranmış ve özelleştirme konulu haberler nicel ve nitel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmanın en önemli bulguları şunlardır: 1. Merkez ve merkez sağdaki gazeteler özelleştirmeyi sadece ekonomik bir karar olarak görmektedir. Merkez sol gazete ise özelleştirmenin aynı zamanda politik bir tercih olduğunu da belirtmektedir. 2. Merkez ve merkez sağ gazetelerde özelleştirmeyi olumlayıcı temalar daha yüksek bir oranda yer alırken, merkez sol gazeteler özelleştirmeyi olumsuzlayan temalara ağırlık vermektedirler. 3. Her sektördeki özelleştirme haber değeri taşımamaktadır. Basın özellikle enerji ve bankacılık sektörlerindeki özelleştirmelere ilgi duymaktadır. 4. Özelleştirme haberleri resmi kaynaklara bağımlı bir biçimde verilmektedir.

BasınGazetelerGazeteler+1
Ayşe Nevin Yıldız
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başlangıcından günümüze Rus basınının 300 yılı ve Rusya`da Türkçe basın

Çar I.Petro'nun girişimi ile çıkarılan Vedomosti gazetesi Rus basınının başlangıcını teşkil eder. Rus basını farklılık göstererek devlet eli ile hayata geçmiş ve Çar, basının şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur. Feodalizmden meşruti monarşiye geçiş, basın faaliyetlerini hızlandırmıştır. 1905 İhtilali'yle Çarın verdiği tavizler ülkede Rusça basınıyla birlikte Türkçe basın faaliyetini de artırmıştır. Ülkede yaşayan Türklerin aydınlanma ve modernleşme eğilimlerini gazete ve dergiler yoluyla duyurduğu görülür. 1917 Ekim İhtilali'ne kadar olan süre, Türkçe basın için altın dönem sayılır. Ekim devrimiyle oluşturulan geçici hükümet döneminde, basın alanında sayı ve tematik olarak büyük bir patlama yaşanmıştır. Bolşevik İhtilali'ne kadar olan altı aylık sürede basındaki bu gelişme kesintiye uğramış ve yıllarca sürecek karanlık bir döneme girilmiştir. Sovyetlerin yıkılması ile birlikte gerçeğe dayanan ve tarafsız bilgilerin egemen olduğu bilimsel çalışmalar bu sahada ortaya çıkmıştır. Sovyet yönetiminin kurulmasıyla ideolojik parti basını oluşmuş ve basın Sovyetlerin dağılmasına kadar faaliyetini Komünist Parti erkinin altında sürdürmüştür. Glasnost ve Perestroyka politikalarının gerçekleşmesinde basın önemli bir unsurdur. Medya yayınları ciddi programların hayata geçtiği alanlar olarak karşımıza çıkar. Sansürü kaldıran basın kanunundan sonra medya araçları, başında bulunan yayıncı ve redaktörlerin eline geçmiştir. İki yıl kadar süren gazetecilerin altın dönemi ekonomik sebepler ile son bulmuştur, iktisadi nedenler zor durumdaki basının, büyük sermaye kesiminin kontrolüne geçmesine zemin hazırlanmıştır. Daha sonra basının bu sermaye kesiminin propaganda aracı olarak ortaya çıktığı görülür. Vlademir Putin'in iktidara gelişiyle birlikte, basını elinde bulunduran siyasallasın iş sermaye kesimine karşı yapılan önemli operasyonlar sonucunda basın, büyük oranda devlet kontrolü altına girmiştir.

BasınDergilerGazeteler+5
Kürşad Melih Sarıarslan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ekonomi basını, ekonomi - basın - iktidar ilişkisi

185 ÖZET TÜRKİYE'DE EKONOMİ BASINI, EKONOMİ-BASIN İKTİDAR İLİŞKİSİ Türkiye'de ekonomi basınının gelişimi basın tarihimizle birlikte başlatılabilir. Takvim-i Vekayi'den başlayarak tarihsel süreç içerisinde diğer gazete ve dergilerde de ekonomik konular çeşitli biçimlerde yer almıştır. Özellikle 24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonominin her alanda öncelik kazanması ve ekonomik yaşamın canlanması, basını da etkilemiş, bir yandan ekonomik haber ve bilgi ağırlıklı gazete ve dergiler yoğunlaşırken, diğer yandan günlük gazeteler ekonomiye özel sayfalar ayırmaya başlamıştır. Bu çalışmada tarihsel gelişimi çerçevesinde ele alınan ekonomi basınının kavram ve kapsamı üzerinde durulmuş, ekonomi basını tüm yönleriyle incelenmiştir. Günümüz çağdaş devlet anlayışında ekonominin toplum yaşamındaki yeri artık siyasetinde önüne geçmiştir. Bugün yapılan siyaset bile ekonomik içerikli ve ekonomi yönetimi üzerine olmaktadır. Siyasi iktidarın uygulamaya koyduğu ekonomik programlar toplum tarafından benimsenip uygulandığı ölçüde başarıya ulaşır. Toplumun benimsemesi ise doğru ve hızlı aydınlatılması ile mümkündür. Bu konuda ekonomi basını önemli bir sorumluluk yüklenmektedir. Bu çalışmada ekonomiye bu kadar ağırlık veren basının siyaseti, ekonomiyi, ekonomi politikalarını ve uygulamalarını büyük ölçüde etkilediği görüşü dile getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Basın, Ekonomi, İktidar, Ekonomi Basını, Basında Ekonomi

BasınEkonomiEkonomi basını+3
Adalet Görgülü
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basınında örgütlenme çabaları: Örnek olay basın konseyi

298 ÖZET Batılı ülkelere göre, gazeteyle geç tanışan Türk basınında örgütlenme çabalan II. Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamıyla birlikte başlamıştır. İlk örgütlenme girişimi çeşitli nedenlerden dolayı başarısızlıkla sonuçlanmıştır; ancak Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda Türk basınında çok sayıda cemiyet, demek ve sendika kurulmuştur. Bu örgütlenmelerin dışında, gazetecilerin kendi kendilerini denetim amacıyla ilk defa biraraya gelmeleri ve bir özdenetim modeli kurmaları, 27 Mayıs 1960 Askeri Harekatt'ndan sonra olmuştur. Kurulan bu özdenetim modelinin adı Basın Şeref Divanı'dır ve bu Divan kısa sürede işlevini ve gazeteciler üzerindeki denetimini yitirmiştir. Özdenetim mekanizmasının kurulmaya başlanmasıyla birlikte Batılı ülkelerde çok önceleri başlayan etik tartışmalar, Türk basınında da gündeme gelmeye başlamıştır. 12 Eylül 1980 Askeri Harekatı'nın ardından, yukarıdaki örgütlenmelerin dışında Türk basını için yeni bir model aranmış ve Basın Konseyi'nin kurulmasına karar verilmiştir. Basın Şeref Divanı gibi Basın Konseyi de Askeri Harekatın ardından, bir zorunluluktan doğmuştur. Basın özgürlüğü için çalışmak, basının saygınlığını ve güvenirliğini sağlamak amacıyla kurulan Basın Konseyi, kuruluş çalışmalarının başladığı günden bu yana tartışılmış ve eleştirilmiştir. Basın Meslek İlkelerini uygulamaya ve gazeteciler için ahlâki standardı oluşturmaya çalışan Basın Konseyi'nin yaptırımı da sadece teşhirden ibarettir. Diğer mesleki örgütlerden farklı işlevlere sahip olan Konsey, her geçen yıl kamuoyunda biraz daha tanınmaktadır. Güçlü bir örgütlenmenin eksikliğinin hissedildiği Türk basınında, Basın Konseyi umut olmayı sürdürmektedir.

AhlakBasınBasın konseyleri+2
Filiz Erdemir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980`den günümüze basının mülkiyet ve sahiplik yapısındaki değişmeler

ÖZET "1980'den Günümüze Basının Sahiplik ve Mülkiyet Yapısındaki Değişmeler" konulu bu çalışma ile, basın dışı sermayenin basına neden yatırım yaptığı ve böyece, gelişen süreçte mülkiyet ilişkilerinin nasıl değiştiğinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. 24 Ocak 1980'de Türk ekonomisinde liberalleşme politikalarına hız verildiği ve basın açısından da değişim rüzgarlarının hızlı estiği bu dönemin, basın mülkiyeti üzerine etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Aydın Doğan ve Asil Nadir örnekleri ile bu değişim döneminin özelliklerini yansıtmaları açısından incelenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, kapitalizmin yeniden yapılanması ile basın mülkiyetinin değişmesi arasındaki ilişki ve teknolojik gelişmenin tekelleşme eğlimine etkileri ve sonuçları incelenmiştir. Ayrıca, Türk basınında görülün tekelleşme eğiliminin nedenleri ve bu bağlamda basın devlet ilişkileri ve basın grupları incelenmiştir.

BasınBasın sektörüMülkiyet
Selda Bulut
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazete ve dergilerdeki mobil telefon reklamlarının göstergebilimsel açıdan çözümlenmesi

Bu çalışmada gazete ve dergilerde yer alan mobil telefon reklamlarının göstergebilimsel çözümlemesi yapılarak teknolojinin toplumsal cinsiyete bağlı kullanımına ilişkin birtakım verilere ulaşılmaya çalışıldı. Buna göre söz konusu reklam metinlerinde cinsiyetin yoğun olarak kullanıldığı saptandı. Bunda özellikle erkek egemen değerlerin egemen olduğu gözlenmektedir. Burada özellikle cinsiyetçi ideoloji doğrultusunda geleneksel mitlere uygun kadın ve erkek imgelerine yer verildiği saptanmıştır. Söz konusu metinlerde erkek daha çok özne konumuyla sunulurken kadının nesne konumunda sunulması önemli bir nokta olarak dikkati çekmektedir. Teknolojinin kullanımı açısından bakıldığında da erkeğin teknolojiyi kullanan, yani özne, kadının ise çoğunlukla nesne olarak teknolojiyle özdeşleşmesi dikkat çekmektedir. Bu da patriarkal toplumsal ve kültürel yapının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak denilebilir ki reklamlar içinde üretildikleri toplumsal ve kültürel yapının değerlerini yansıtırken aynı zamanda onları yeniden üretmekte ve güçlendirmektedir.

Cep telefonuDergilerGazeteler+4
Saniye Tuncer
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basının kamuoyu oluşturma fonksiyonu

Bu çalışma basının kamuoyu oluşturma fonksiyonunu incelemeye yönelik olarak yapılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de basının kamuoyu oluşum sürecine olası etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma ile basının kamuoyu oluşturmaya çalışırken, suskunluk sarmalı ve gündem oluşturma sürecini işlettiği tesbit edilmiştir. Ayrıca basının, haberleri sunuş biçimiyle de etki ettiği gözlenmektedir. Gerçek görevi belirli bir doğrultuda kamuoyu oluşturma olmayan, dolayısıyla kamuoyunun serbestçe oluşumuna katkı sağlaması gereken basın organlarının, toplumu yönlendirmeye çalışıp çalışmadığı sözkonusu araştırma ile açığa çıkarılmak istenmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de basının 24 Aralık 1995 Genel Seçimleri sonrasında ANAP ile RP arasında yapılan koalisyon görüşmeleri sürecine etki etmeye çalıştığı yapılan inceleme neticesinde tesbit edilmiştir.

BasınKamuoyu oluşturmaKoalisyon
Metin Işık
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basında haber sunumu ve Gazi olaylarının Türk basınında yansıması

Haberin en önemli iki özeliği güncelik ve nesnelliktir. Habenn en tartışmak yönü ise nesnelliktir. Nesnellik gazetecinin haberi yazarken, gazetenin haberi sunarken muhalif görüşleri ve bakış açılarını dengelemek, meselenin bütün taraflarının görüşlerine eşit biçimde yer vermek, haber ile yorum vera haber ile medva sahibinin görüşü arasında kesin bir ayrımı gözetmesidir. Nesnellik yansız ve doğru bir habercilik idealine yaklaşmak için büyük önem arz eder. Haberlerde doğruluk asıldır, mutlak anlamda nesnelliğe ulaşmak ise bir ideal olarak görülmektedir. Tezde de görüldüğü üzere Gazi Olavlan'nın basına yansımaları dört farklı gazete örnek alınarak incelenmiş ve çeşitli düzeylerde nesnellik ilkesine aykırılıklar olduğu saptanmıştır. Bu çerçevede gazetelerin genel yavın politikalarının söz konusu ilkenin çiğnenmesinde önemli bir etkiye sahip oldukları gözlendik Genel vavın politikasını etkileyen bazı iç ve dış dinamikler söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Gazetenin içinde yer aldığı ulusal düzeydeki konjoktürel, sayısal, toplumsal ve kültürel yapı ile ekonomik koşullar gazetenin genel yayın politikasını etkileyen dış dinamikler arasında ver almaktadır. Bunun yanı sıra gazete örgütsel yapısı, söz konusu örgütsel yapısını biçimlendirilen mülkiyet yapısı, gazete çalışanlarının mesleki sorumlulukları ve meslek anlayışlarını da yayın politikasını etkileyen iç dinamikler arasında yer almaktadır. 220Bütün bunların etkisinde biçimlendiren genel yavın politikası da gazetenin içeriğinin oluşturulmasında ideal koşullarda geçirli olması gereken nesnellik ilkesini saptırılmasına etki etmektedir.

BasınGazi olaylarıHaberler+1
Ahmet Bıyık
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü sorunları üzerine bir inceleme (1980-1995 dönemi düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü sorunları -suçlar, cezalar ve suçlular-)

Düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü üzerine yaptığımız bu çalışmada önce "düşünce" kavramı irdelendi. Tam bir tanımı yapılmamış olan düşünce ve ifade özgürlüğünün otoriteler tarafından ciddiye alınmış tanımları bir araya getirilmeye çalışıldı. Düşünce özgürlüğünün kavramsal çerçevesi çizildi. Demokrasinin gelişimiyle birlikte. düşünceyi ifade özgürlüğünün anlam bulduğu tarihsel liberal perspektif üzerinde duruldu. Konunun evrensel yansımaları bir araya getirilmeye çalışıldı. Basın özgürlüğüne zemin hazırlayan düşünce ve ifade özgürlüğü incelemesinden sonra basın özgürlüğü üzerinde duruldu. Basın kuramları incelendi. Basının toplumsal sorumlulukları gündeme getirildi. Basın etiği işlendi. Basının demokratik toplumlardaki işlevleri araştırıldı. Çalışmamızın ikinci bölümünde Türkiye'de düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü konuları işlendi. Konunun evrensel uygulamaları ile Türkiye yansımaları arasındaki uçurumlar tespit edildi. Düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünün önündeki yasal ve yasal olmayan yollarla yapılan engeller gündeme getirildi. Türkiye'de düşünmenin özgürce olduğu fakat düşünülen şeyin ifadesinin konunun özünü zedeleyecek derecede sınırlamalara maruz kaldığından dolayı temel bir sorun olarak görüldü. Türkiye'de 1980 ve 1995 yılları baz alınarak yapılan bu çalışmada, düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü sorunları ile bu konulardan dolayı düşünce ve basın suçları üzerinde duruldu. Önce konunun anayasal düzenlemeleri üzerinde duruldu. Türkiye'nin anayasal geleneğinde düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü konuları açısından iyimser bir yaklaşımın olmadığı gözlendi. Bu gelenek uygulamalarda da yerini bularak düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü alanını daralttı. Böylesi uygulamalar değişik yönetimlerin işbaşına gelmesiyle değişmedi. Bu da Türkiye'nin düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü açısından bir sistem sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. İncelediğimiz 1980 yılından sonra askeri ve sivil yönetimlerin idaresinde kalan Türkiye'de düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü sorunları artarak devam etmiştir. Bu konuda iyimserlikle söyleyebileceğimiz TCK'nun 141,142 ve 163. maddelerinin kaldırılması dışında herhangi bir olumlu çalışma yapılmamıştır. Bilakis düşüncenin ve basın özgürlüğünün önüne daha ağır engeller konulmuştur. Türkiye'de düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünün yasal engellerinin yanında basındaki tekelleşmeler de ayrıca bir engel teşkil etmektedir.

Basın özgürlüğüDüşünce özgürlüğüTürkiye+1
Kemal Avcı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Televizyon haberlerinin magazinleşmesi

172 ÖZET "Televizyon Haberlerinin Magazinleşmesi" isimli çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde haberin tarihsel gelişimi aktarılmaya çalışılmış ve çalışmanın ana temasını oluşturan kavramlardan biri olan haber kavramı üzerinde durulmuştur. Daha sonra haberin oluşturulmasındaki temel ölçütler ele alınmıştır. Haber oluşturulmasındaki temel ölçütlerden hareketle te levizyon haberciliğinin özelliklerinin aktarıldığı ilk bölümde, televizyon habercili ğini yazılı basından ayıran özelliklerin neler olduğu da ortaya konmaya çalışıl mıştır. Ayrıca televizyon haberlerindeki gerçekliğin sunumu konusu üzerinde du rulmuş ve iletişim araştırmaları kapsamında haber konusu, liberal çoğulcu yak laşım ile eleştirel yaklaşım kuramları bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, televizyon haberlerinin magazinleşmesi olgusunun bütünlüklü bir çerçevede ele alınabilmesi için öncelikle olgu üzerinde etkili olan temel bir ilişki üzerinde durulmuştur. Televizyonun kendine özgü dili ile magazin söylemi arasındaki bu ilişkinin magazinleşmenin haber dili üzerinde gi derek belirleyici bir rol üstlenmesi olgusundan hareketle, televizyonun kendi var oluş serüveni içinde magazinleşmeyle nasıl tanıştığı irdelenmiştir. Ayrıca çalış manın ikinci bölümünde televizyon haberlerinin magazinleşmesi eleştirel kurama dayandırılarak tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Türkiye'de televizyonun ortaya çıkışı, gelişimi ve özel televizyonların çıkışıyla birlikte televizyon haberciliğinin değişen yüzü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Özellikle özel televizyonların yayın hayatına başlamasıyla birlikte, kamu yayıncılığı anlayışının geri plana itilerek sadece te- cimsel amaçların gerçekleştirilmesi anlamında sürdürülen televizyon yayınları beraberinde televizyon haberlerini de etkilemiş ve bu bağlamda ticari hedeflerine173 ulaşmaya çalışan özel televizyonlar, halkı bilgilendirmek anlamında sunulan te levizyon haberlerini halkı hem bilgilendirmek hem de eğlendirmek anlayışı içinde hazırlayıp sunar olmuşlardır, işte bu amaçla çalışmanın üçüncü bölümünde ül kemizde yayın yapan özel televizyon kuruluşlarından Kanal D, ATV, Show TV ve NTV kanallarının ana haber bültenleri tesadüfi örneklem yöntemiyle belirlenen on günlük süre içinde içerik çözümlemesine tabi tutulmuştur. Bu çözümlemeler den elde edilen bulgular, varsayımları desteklemektedir. Bunlara göre, haber kanalları geleneksel habercilik yöntemlerini uygulayarak ve kamusal açıdan ö- nemli sorunlar üzerinde durarak bilgilendirme işlevlerini büyük ölçüde yerine ge tirirken, diğer kanallar haberleri magazinleştirmekte ve böylece kendilerinden beklenen toplumsal sorumluluk anlayışından uzaklaşmaktadırlar.

HaberlerMagazinTelevizyon+2
Esra Vona Kurt
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1957-1961 dönemi Türkiye'de basının durumu ve basın iktidar ilişkileri

ÖZET Bu tez çalışmasında, 27 Ekim 1957-15 Ekim 1961 Genel Seçimleri arasında Türkiye'de basının durumu ve basın-iktidar ilişkileri araştırılmış, iktidarın basın üzerinde ve basının iktidar üzerindeki karşılıklı etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma için, dönemin tirajları yüksek 6 büyük gazetesi (Milliyet, Zafer, Ulus, Hürriyet, Vatan, Cumhuriyet) incelenmiştir. Araştırmada yöntem olarak "Yorumsayıcı (Hermeneutik) Tarihsel Yaklaşım" seçilmiştir. Bu yöntem yardımıyla, 1957-1960 yıllan arasında Demokrat Parti iktidarı tarafından basın üzerinde Otoriter Basın Kuramının betimlediği türden uygulamalar olduğu ortaya konmuştur. Yine ordunun iktidarda olduğu 1960-1961 yıllan arasında da basın ordu ilişkilerinin ılımlı olduğu ve basının, özgürlüklerinin bir kısmına kavuştuğu ortaya konmuştur. Döneme ilişkin pek çok araştırma yapıldığı halde, dönemin Basın- İktidar ilişkileri üzerine yapılmış bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasıyla söz konusu eksikliğin giderilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın sonuçlan değerlendirildiğinde görülmüştür ki, 1957-1960 döneminde basın, DP iktidannın baskısı ve denetimleri ile karşılaşmıştır. Bu baskılara karşılık dönemin basını direnir ve cezalandırılır. 1960-1961 döneminde ise basın, iktidarda olan ordu ile ılımlı ilişkiler kurar. Basın, haklarına ve özgüllüklerine 1961 Anayasası ile kavuşur.

BasınDemokrat PartiHükümetler+3
Aydan Arıkan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Time ve Nokta dergilerinin Körfez Savaşı boyunca yayın politikalarının incelenmesi

Irak'ın Kuveyt'i kendi topraklarına katma amacı ile 2 Ağustos 1990 günü başlayan işgali, önce "Körfez Krizi" daha sonrada ABD ve mütte fiklerinin müdahalesi sonucu, "Körfez Savaşı" biçiminde Dünya günde mini belirledi. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu ilk kez bir "Savaş"ı canlı olarak izleme şansım, belkide şanssızlığım yaşadı. "Savaş"ın kötü bir olgu, "Savaşmanın" ilkel ve kabullenilemez bir tu tum olduğunu bilmemize rağmen "Körfez Savaşı" son yılların en önemli göstergelerinden birisi olmuştur. "Körfez Savaşı" ülkelerinin artık basit diktatörlüklerinin ve küçük ihtirasların dışmda. barış içinde hukuk kurallarına bağlı, çağdaş ve demokratik bir düzende yaşamak istedikle rini gösterdi. "Körfez Savaşı" dönemini, habercilik ve iletişim çerçevesi içinde inle yecek olursak önümüze ilk çıkan kavramlar 'Tek yanlı haber akışı", "Sansür", "Dengesiz iletişim", "Teknolojik Gelişmeler" ve "İletişimde Te kelleşme" olacaktır. Fakat öteyandan Körfez savaşı döneminde sağlıklı bir kamuoyu oluşturma, iktidarı denetleme ve uyarma, düzenli haber akışını sağlama ve eğitim gibi gazeteciliğin temel görev ve fonksiyonları nı yerine. getirme görevinide gazeteler ve dergiler ekonomik olanakları nın izin verdiği ölçüde yapmaya çalışmışlardır. Sonuç olarak bu çalışmada dönemin ABD ve Türk dış politikaları nın, ülkelerin basınlarına yansıma biçimleri yayın politikalarına etkileri ve kriz dönemlerinde basının takındığı tutum irdelenmeye çalışılmıştır. İncelenen verilerin ışığı altında basının barış yanlısı bir tutum izlediği, diplomatik çözümlere birinci derecede önem verdiği ve düzenli haber akışını sağlamaya çalışüğmı söylemek kanımca pek yanlış olmayacak tır.

DergilerKörfez SavaşıKörfez krizi+3
C. Fatih Barlas
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1970-1972 yılları arası dönemde Cumhuriyet Gazetesi`nin yayın politikası

Türkiye'de sivil demokratik yaşam günümüze kadar üç kez kesintiye uğramıştır. Bütün vatandaşları ilgilendiren bu dönemlerde basın bir yandan gelişmelere belirli tepkiler göstermiş diğer yandan da kamuoyunu hem aydınlatmak hem de yönlendirmek işlevlerini yerine getirmiştir. Bu dönemlerden biri olan ve 12 Mart 1971'de gerçekleşen muhtıra ve sonrası dönemde, Türkiye siyasi ve sosyal kargaşanın hüküm sürdüğü ve ilk kez kapsamlı terör hadiselerinin yaşandığı günlere şahit olmuştur. Ayrıca bu dönem, Cumhuriyet tarihimizde demokrasinin tüm sivil kurumlan ile yerleşme mücadelesinin verildiği ilginç zamanlar da banndırmaktadır ve siyasi bir arayış vardır. Yerleşik bazı kurumlarda ve partilerde köklü değişiklikler de yaşanmıştır. Türkiye demokrasisinin üçüncü kesintisi olan 12 Eylül 1980'e sebeb olan hadiselerin temellerinden kimisi de bu dönemde atılmıştır. 12 Mart 1971 Muhtırası döneminin etkili basın organları arasında genel olarak dönemin muhalif partisi CHP'yi destekleyen ve sol siyasi görüşe seslenen bir gazete olarak Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasını ele almak bu çalışmanın amacıdır ve gazetenin siyasi gündemle ilişkisi, tepkileri, kendi içinde yaşanan değişimlerin yapısal ve siyasi taraftan da değerlendirilmiştir. Çalışmada görülmüştür ki, Cumhuriyet gazetesi 12 Mart Muhtırasını başlangıçta desteklemiş ancak aynı zamanda askerin yeniden rejime ara vermesini de istememiştir. Muhtıra nedeniyle gazete muhafazakar ve gerici güçler olarak tanımladığı kesimi ve bu kesimin başında da Adalet Partisi'ni suçlamıştır. CHP'yi ise yetersiz kalmakla eleştirmiş ve partide değişim gerektiğini ifade etmiştir. Cumhuriyet'in yayın politikası, gazetenin hem yöneticisi, hem de başyazan Nadir Nadi'nin başyazılan ve gazetenin belli başlı köşe yazarlarının yazılan değerlendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır. 1960'dan 1971 Mart'ına kadar uzanan dönemde günlük gazetelerde büyük gelişmeler olmuş ve gazeteler kamuoyunun oluşmasına daha çok katkıda bulunan siyasi bir yapı da kazanmışlardır. Cumhuriyet'in tirajı da o sıralarda 160 bine yükselmiştir. Çalışmada, dönemin anılan özelliklerine genel olarak yaklaşılmıştır. Cumhuriyet gazetesinin belirli bir konu ile ilgili yayın politikasını daha iyi anlayabilmek için bazı olayların ayrıntısına girilmiştir. Tezimizin konusu itiban ile Cumhuriyet'in yayın politikası ise muhtıra öncesi gelişmeler, muhtıra ve muhtıra sonrası oluşumlar ile sımrlandınlmışür. Aynca muhtıra ile beraber yaşananlar ve sonrasındaki gelişmeler de ele alınmış ve bir anlamda askerin kışlasına geri dönüşüne kadar11 geçen zaman genel olarak ele alınmıştır. Cumhuriyet gazetesinin o günlerde ülkemizde kapladığı siyasi etki alanının oldukça geniş olması ve açıkçası belirli bir görüşün sesi olarak sahnede yer alması, bu çalışmada dikkate alınmıştır ve bu nedenle belirli çözümlemeler ve yorumlar getirilirken diğer basın organlarının yayın politikaları ile bir kıyaslama yapmak da amaçlanmamıştır. 1970-1972 döneminin siyasal olayları ele alınırken Adalet Partisi'nin Türkiye'nin yönetiminde yapmaya çalıştıkları ve engelleri değerlendirilmiş ve ekonomik olaylar iç ve dış siyaset unsurları ile de iıtibatiandırılmıştır. Muhalefetin durumu ise bu bölüm içinde ayrıca incelenmiştir. Bir anlamda bu incelemelerin ışığında dönemin sosyoekonomik tablosu sergilenmiş ve 12 Mart 1971 Muhtırası'nı gerektiren sebebler takdim edilmeye çahşılmıştır.Doğrudan Cumhuriyet gazetesi ve rejimden nasıl etkilendiği de çalışma kapsamında tutulmuştur. Muhtıraya kadar olan dönemde Cumhuriyet'in yayın politikası, iktidar partisi AP'ye genel bir eleştiri içermektedir. Gazete ülkede iktisadi yaşamın AP iktidarı nedeni ile iflasa sürüklendiği kanaatindedir ve olaylardan tamamen AP'yi sorumlu tutmaktadır. Savunageldiği CHP ise belirli ideolojik değişimler içerisindedir ve bu yapısal sonuçlan da beraberinde getirmektedir. Gazetenin, CHP'nin geçirdiği bu evrelere gösterdiği tepkiler de konu edilmiştir. Muhtıranın verildiği zaman dilimi ile başlayan Cumhuriyet'in yayın politikası farklılıklar arzetmektedir. Bunun ana sebebleri arasında gazetede yaşanan kadro değişiklikleri bulunmaktadır ve yazarların makaleleri ve gazetenin haberleri ışığında, rejim ve gidişata gösterilen tepkiler incelenmiştir. Genel yayın politikasını etkileyen faktörlere de değinilmiş ve bunlar arasında yalnızca dönemin siyasal olayları değil aynı zamanda gazete içindeki çatışmalar da yer almıştır. Gazetenin bu dönemde iki yönetim evresi sözkonusu olmuştur ve bunlar kimi zaman birbiri ile tamamen örtüşen kimi zaman belirli farklar ile bütünleşen ama çoğunlukla dünya görüşü açısından taban tabana zıt politikalar sergilemişlerdir. Rejimin Cumhuriyet gazetesine fiili yansımaları da söz konusu olmuş ve bunlar da çalışma kapsamı içinde tutulmuştur.

Cumhuriyet gazetesiGazetelerGazeteler+2
Cansel Yarar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim kültürü ve gazeteler

GazetelerKültürReklamlar+3
N. Nur Topçuoğlu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

24 Ocak Kararları ve basın (1980 - 1985) - Milliyet, Hürriyet, Cumhuriyet gazeteleri üzerinde bir inceleme

Türkiye'de ekonomi basının gelişimi Basın tarihimizle birlikte başlatılabilir. Takvim-i Vekayi'den başlayarak tarihsel süreç içersinde diğer gazete ve dergilerde de ekonomik konular çeşitli biçimlerde yer almıştır. Ama ekonomi basınının ön plana çıkması 1980 sonrasının bir gelişmesidir. 24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonominin her alanda öncelik kazanması ve ekonomik yaşamın canlanması, basını da etkilemiş, bir yandan ekonomik haber ve bilgi ağırlıklı gazete ve dergiler yoğunlaşırken, diğer yandan, günlük gazeteler ekonomiye özel sayfalar ayırmaya başlamıştır. Türkiye'nin Batı'ya eklemlenmesi sürecinde bir dönüşüm noktası oluşturan 24 Ocak Kararları, bu temel işlevinin yanında bozulan ekonomiyi bir düzene kavuşturmayı amaçlıyordu. IMF önerileri doğrultusunda alman bu kararlarla, daha önce ülkede uygulanan istikrar politikalarından farklı olarak ihracata dayalı serbest piyasa ekonomisi modeli tam anlamıyla yerleştirilmeye çalışılmıştır. Serbest kur politikası, KİT fiyatlarının serbestçe belirlenmesi, faizlerin serbest bırakılması, ihracat ve ithalata getirilen liberasyon gibi önemli uygu lamalar gerçekleştirildi. Bu arada serbest faiz uygulaması sonucu başlayan faiz yarışı kısa sürede bir skandalla sonuçlandı. Halktan yüksek faizle para toplayan bankerler battı, birçok banka iflas etti. Bu durumu IMF ve siyasal iktidar normal karşıladı. Serbest piyasa ekonomisinde böyle bir durum "yol kazası"ydı. Gerçekte ise, asıl sorun bu kararların hukuki çerçeveden yoksun olarak uygulamaya konmasından kaynaklanmıştır.ÖZET Türkiye'de ekonomi basının gelişimi Basın tarihimizle birlikte başlatılabilir. Takvim-i Vekayi'den başlayarak tarihsel süreç içersinde diğer gazete ve dergilerde de ekonomik konular çeşitli biçimlerde yer almıştır. Ama ekonomi basınının ön plana çıkması 1980 sonrasının bir gelişmesidir. 24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonominin her alanda öncelik kazanması ve ekonomik yaşamın canlanması, basını da etkilemiş, bir yandan ekonomik haber ve bilgi ağırlıklı gazete ve dergiler yoğunlaşırken, diğer yandan, günlük gazeteler ekonomiye özel sayfalar ayırmaya başlamıştır. Türkiye'nin Batı'ya eklemlenmesi sürecinde bir dönüşüm noktası oluşturan 24 Ocak Kararları, bu temel işlevinin yanında bozulan ekonomiyi bir düzene kavuşturmayı amaçlıyordu. IMF önerileri doğrultusunda alman bu kararlarla, daha önce ülkede uygulanan istikrar politikalarından farklı olarak ihracata dayalı serbest piyasa ekonomisi modeli tam anlamıyla yerleştirilmeye çalışılmıştır. Serbest kur politikası, KİT fiyatlarının serbestçe belirlenmesi, faizlerin serbest bırakılması, ihracat ve ithalata getirilen liberasyon gibi önemli uygu lamalar gerçekleştirildi. Bu arada serbest faiz uygulaması sonucu başlayan faiz yarışı kısa sürede bir skandalla sonuçlandı. Halktan yüksek faizle para toplayan bankerler battı, birçok banka iflas etti. Bu durumu IMF ve siyasal iktidar normal karşıladı. Serbest piyasa ekonomisinde böyle bir durum "yol kazası"ydı. Gerçekte ise, asıl sorun bu kararların hukuki çerçeveden yoksun olarak uygulamaya konmasından kaynaklanmıştır.

24 Ocak 1980 kararlarıBasınCumhuriyet gazetesi+4
Gülay Boral
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de siyasal reklamcılığın yazılı basında gelişimi (Bir örnek olay: 29 Kasım 1987 seçimlerinde ANAP ve SHP siyasal reklamlarının karşılaştırmalı incelenmesi)

Anavatan PartisiReklamcılıkSeçimler 29 Kasım 1987+6
Sabahattin Nal
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ basınının öncüsü Mamuratül-Aziz Vilayet gazetesi (1883-1884)

ÖZET İncelediğimiz gazete 1883 yılında Elazığ'da yayınlanan Mamuratül-Aziz (M. A.) Gazetesidir. Vilayetin o dönemdeki adıyla çıkarılan gazete 1914 yılma kadar yayın hayatım sürdürmüş ve bu süre içinde 1478 nüshası yayınlanmıştır. Gamete haftada bir gün "pazar" günleri çıkarılmıştır. 2 yaprak halinde 4 sayfa olarak yayınlanan gazetenin ebatları ise 38+25 cm.'dir. Gazetenin başlıca gelirleri abone ve ilan bedelleridir. Gazetenin yerel haber kaynaklan, muharirleri ve ilçelerde bulunan muhabirleridir. Genel haber kaynaklan ise o dönemde yayınlanan başlıca İstanbul gazeteleridir. M.A. gazetesinin ilk bir yıllık sürede çıkarılan 48 sayısı içinde, yerel ve genel konulu haber, makale, siyasi duyuru (emirname) v.d. olmak üzere çeşitli konularda toplam 826 adet haber ve yazı yer almıştır. Bunun 442 adeti (% 54) 'ü "yerel" konulu haber ve yazılara ayrılmıştır. Bu sayının 239'u (%54) yerel "haberlere", 137'si (%31) ilanlara, 34'ü (%7.7) makale ve şiirlere, 32'si (%7.2) gazeteyle ilgili yazılara ayrılmıştır. Gazete bu sürede yayınladığı toplam 826 adet haber ve yazı sayısının 384'ünü (%46) "genel" konulu haber ve yazılara ayırmıştır. Bunun 251'i (%65.3) genel "haberlere", 81 'i (%21) siyasi duyurulara (emirnamelere), 45 'i (%11.7) makale ve şiirlere ve 7 'si (%1.8) resmi ilanlara ayrılmıştır. M.A. gazetesinin bir yıllık sürede yayınlanan 48 sayısında toplam 19.678 satır sayısı tesbit edilmiştir. Bunun 10.283'ü "yerel" konulu (%52), 9.395'i "genel" konulu (%48) haber ve yazılara aittir. M.A. gazetesi " yerel" konulu haber ve yazılara ayırdığı toplam 10.283 satır sayısının 4.576'sım "haberlere" (%44.5), 3.652'sini ilanlara (%35.5), 1.344'ünü makale ve şiirlere (%13), 711 satırını da gazeteyle ilgili yazılara (%7) ayırmıştır. M.A. gazetesinde "genel" konulu tüm yazılara toplam 9.395 satır ayrılmıştır. Bunun 3.582 satın siyasi duyurulara (emirnamelere) (%38.1), 3.380 satın haberlere (%36), 2.289 satın makale ve şiirlere (%24.3) ve 144 satın resmi ilanlara (%1.5) ayrılmıştır.M.A gazetesinin ilk 48 nüshasında yayınlanan tüm haber, makale v.d. içinde sayı itibariyle %28.9 oranında 'yerel haberlere", %30.3 oranında "genel haberlere" (toplam % 59.3), %16.5 oranında 'yerel ilanlara", % 0.8 'resmi ilanlara" (toplam %17.4), % 9.8 oranında siyasi duyurulara (emirnamelere), %4.1 oranında 'yerel makale ve şiirlere", %5.4 oranında "genel makale ve şiirlere (toplam %9.3) ve %3.8 oranında " gazetenin kendisiyle ilgili "yazılara yer verilmiştir. Satır sayısı itibariyle ise 'yerel haberlere" %23.2, "genel haberlere" % 17.1 (toplam % 40.4)," yerel ilanlara" %18.5 "resmi ilanlara" %0.7 (toplam % 19.2), "siyasi duyurulara (emirnamelere) % 18.2, makale ve şiirlere (toplam) %18.4 ve gazetenin kendisiyle ilgili yazılara ise %3.6 oranında yer verilmiştir. ABSTRACT Mamuratül-Aziz (M.A.) newspaper, studied in detail began to publish at Elazığ in 1883. M.A. was named after the city name at that time. It remained its publication till 1914. During this period, 1478 issues were published once a week on Sundays. The newspaper had four pages and the dimensions were 38x25 cm. The main sources of income were the subscription fees and the written announcements. The local news resources of the newspaper were the writers and the reporters from counties. For the general news the main Istanbul newspapers were used. în the first 48 issues, there were 826 news and writings about local and general news, articles, written commands, official and private announcements etc. 442 items of them are concerned with the local news and writings (%54), including 239 numbers of the local news(%54), 137 numbers of announcements (%31), 34 numbers of articles and poems (%7.7) and 32 numbers about the newspaper's own (%7.2) During the first year the M.A. set apart 384 general news and writings in all 826 news and writings. The kinds and the rates of them are as follows: 251 general news (%65.3) 81 written commands (%21), 45 articles and poems (%11.7), and 7 official announcements (%1.8)

ElazığGazetelerGazeteler+3
Yaşar Yıldırım
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde basının gündemi, tutumu ve Refah Partisi örneği

Türkiye'de demokrasi bütün kurumlarıyla yerleşmemiştir. Demokratik kültürün eksikliği, özellikle çok partili sisteme geçildiğinden bu yana siyasal istikrarsızlığa neden olmuştur. Bu yüzden ortalama iki yılda bir seçim olmuştur. Sık sık seçim yapılması, siyasal yaşamı oluşturan, yönlendiren ve etkileyen dış faktörleri olduğundan daha önemli kılmıştır. Modern teknoloji sayesinde etki alanı iyice genişleyen kitle iletişim araçlarından basın bu faktörlerin en önemlilerinden biridir. Bu çalışmada basının siyasal yaşamla ilişkisinin seçim boyutu ele alınmıştır. Refah Partisi'nin örnek olarak seçilmesinin nedeni, siyasal rejimin anlayışına ters bir çizgi içerisinde olmasındandır. Çalışmanın birinci bölümünde demokratik bir toplumda basının görevleri kısaca ele alınmıştın Bu, basının siyasal partilerle ilişkisinin rahat değerlendirilmesi için yapılmıştır. İkinci bölümde, teze konu olan 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde basının Refah Partisi'ne karşı tutumu çerçevesinde, seçim öncesindeki basının iki aylık gündem konuları ele alınmıştır. Burada özellikle basın organları ve basın mensuplarının yorum ve kanaatlerine geniş yer verilmiştir. Kişisel yoruma girmemeye özen gösterilmiştir. İkinci bölümün son kısmında tez konusu olan Refah Partisi'nin kısa tarihi, siyasal kimliği, hedefleri ve politikaları incelenmiştir. Böylece basının Refah Partisi'ne karşı tutumunun üçüncü şahıslar tarafından daha iyi algılanacağı varsayılmıştır. Çalışmanın büyük bir bölümü, iki aylık basın taramalarının değerlendirilmesi şeklinde olmuştur.

BasınRefah PartisiSeçimler 27 Mart 1994+3
Cevdet Çağan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basında Turgut Özal imajı

BasınKitle iletişim araçlarıÖzal, Turgut+1
Gülay Coşkun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haber metinlerinin söylemsel analizi üzerine bir çalışma: Haberin tarafsızlığı açısından Türk basınında temizlik işçileri grevi

Kitle iletişim alanında 20 'inci yüzyılda görülen hızlı değişme ve gelişmeler bu alandaki akademik çalışmaları ve kuramları da etkilemiştir. Bu gelişme içinde haberin insan yaşamındaki öneminin giderek arttığının belirlenmesi, kitle iletişim alanındaki son dönem çalışmalarının haber üzerinde yoğunlaşmasına yolaçmıştır. Gerek liberal çoğulcu ve gerekse eleştirel yaklaşımdaki son dönem çalışmaları ağırlıklı olarak haber 'i konu almaktadır. Bu çalışmalarda haberin kişilerin bilgi, inanç ve düşüncelerinin oluşumunda önemli bir role sahip olduğu genel kabul görmektedir. Habere yüklenen çoğulcu toplumun oluşmasını sağlayacak enstürman düşüncesi de artık liberal yaklaşım tarafından da reddedilmekte, haber değerleri sorgulanmaktadır. Haber konusundaki incelemelerde de haber metninin söylem analizi yeni bir araştırma yöntemi olarak ortaya çıkmış ve özellikle Avrupalı araştırmacılar tarafından yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada da Türk basınında haber konusu incelenmiştir. Haber metinlerinin söylem analizi yöntemiyle yapılan çalışmada, belediye işçilerinin 1992 yılındaki grevi örnek olay seçilmiştir. Türk basınının izlediği öne sürülen liberal haber anlayışı ilkelerinin (yansızlık, nesnellik, dangelilik, adi İlik gibi) hayata geçirilip geçirilmediği saptanmaya çalışılmıştır. Türkiye'nin en çok satan 3 büyük gazetesi üzerindeki araştırmanın sonuçları, basında, sayılan ilkelere uygun yayın yapılmadığını göstermiştir.

BasınGrevHaber metinleri+6
Aytül Gürtaş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Körfez Savaşında Türk basını ve haber kaynakları

Körfez Savaşı'nda Türk Basını TEZ ÖZETİ İletişim basit olarak iletişimde bulunan taraflar arasında mesaj (ileti) alış-verişi olarak tanımlanır. İletişimde ideal olan tarafların bu süreçten dengeli bir şekilde faydalanmalarıdır. Ancak bu yolla iletişimden karşılıklı, olması gereken faydalar sağlanabilmektedir. Uluslararası iletişimde ise çeşitli nedenlerin varlığı ile iletişim tanımlarına uygun olarak işleyememektedir. Uluslararası iletişimde gelişmiş ülkelerin lehine, gelişmekte olan ülkelerin aleyhine olarak işleyen bir dengesizlik unsuru sözkonusudur. Bu dengesizliğin temel nedeni ise ekonomiktir. Ekonomik açıdan sorunlarını çözümlemiş olan gelişmiş ülkeler iletişim alanında her yönden eksiklerini tamamlamış, bu pazarda söz sahibi duruma gelmişlerdir. Dengesiz iletişime maruz kalan gelişmekte olan ülkeler ise uluslararası iletişim alanında bulundukları konumdan son derece rahatsızdırlar. Bu ülkeler iletişimin tarafların lehine işlemesi gerektiğini savunmakta, bu yönde çalışmalar yapmakta ve çözüm yollan aramaktadırlar. Bu çalışmalar UNESCO gibi uluslararası örgütlerin desteği ile 1970'li yıllarda başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Çeşitli aşamalardan geçen dengesiz iletişim konusuna günümüzde henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değildir. Bu süreç yine güçlülerden yana işlemekte, güçsüzler kendi paylarına ne düşerse onunla yetinmektedirler. Son yıllarda yapılan dengesiz iletişime en son örnek, yakın zamanda yaşanan Körfez Savaşı'dır. Körfez Savaşı sırasında yapılan iletişim, uluslararasındaki dengesiz iletişime en canlı örneği sergilemiştir. Savaşın en büyük tarafı olan ABD, iletişim alanına da el atmış, dünyayı kendi çizdiği sınırlar içinde savaş hakkında bilgilendirmiştir. Olayın ilginç yönü ise bunu büyük bir ustalıkla yapmış olması, insanları özellikle televizyon aracılığıyla savaş hakkında bilgi bombardımanına tuttuğunu hissettirmesidir. Gerçekte ise yapılan bir senaryonun uygulamasından başka bir şey değildir. Kısacası Körfez Savaşı sırasında savaşa taraf olan süper güçler iletişim alanına da hükmetmiş, bundan zarar gören ise yine ekonomisi zayıf olan, yeterli iletişim teknolojisine sahip olmayan ülkeler olmuştur. Türkiye de bu ülkelerden birisi olarak Körfez Savaşı sırasında yapılan tek yönlü iletişimden payını fazlasıyla almıştır.Bu çalışmanın sonuçlan da bu görüşleri doğrulamaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre; Türk Basını Körfez Savaşı sırasında % 63.55 oranında yabancı kaynaklara bağımlı kalmıştır ve o oranda Türk okuyucusunu savaş hakkında bilgilendirmiştir. Yerli kaynaklardan haber kullanma oranı da % 36.45'dir. Bu oranın tamamen yerli kaynaklara ait olduğunu söylemek biraz iyimserlik olacaktır. Çünkü araştırmada tesbit edildiği üzere yerli kaynaklar da çoğunlukla yabancı kaynaklardan haber kullanmışlardır. Sözgelimi AA savaş süresince abonelerine sürekli savaş haberleri servisi yapmasına karşın, savaşı izlemek üzere hiçbir merkeze muhabir göndermediğinden yabancı ajanslardan yaptığı tercümeleri kullanmıştır. Özet olarak, uluslararası iletişimde hala çözülemeyen büyük bir sorun olarak, dengesiz iletişim varlığını sürdürmektedir. Bunu yakın geçmişte yaşanan olaylar da göstermektedir. Bu durumdan hoşnutsuz olan elbetteki en fazla zarar görenler, diğer bir deyişle gelişmekte olan ülkelerdir. Her ne kadar uluslararası birtakım örgütler bu ülkelere destek olarak soruna çözüm arasalar da gerçek çözüme bu durumdan zarar gören tarafların çabalarıyla ulaşılacaktır. Bunu yapabilmek için ise hiç kuşkusuz bugüne kadar yapılandan daha fazla çaba göstermek gerekmektedir.

BasınKörfez SavaşıTürk basını
Gülseren Tozkoparan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basınında kadın gazeteciler

GazetecilerKadın gazetecilerKadınlar+1
Ayşe Asker
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekel Sigaranın Satışı ve Yoprak Arazi Koruma ve Kullanım Kanununa ilişkin haberlerin kültürel inşası-2008 Hürriyet gazetesi örneği

"Tekel Sigaranın Satışı ve Toprak Arazi Koruma ve Kullanım Kanunu'na İlişkin Haberlerin Kültürel İnşası - 2008 Hürriyet Gazetesi Örneği" başlıklı çalışmada tarım haberleri söyleminin "kültür, iktidar, ideoloji ve hegemonya ile ilişkili olarak kurulduğu" varsayımı araştırılmıştır. Kültürel Çalışmalar perspektifinden haber üretim sürecinde dil pratikleriyle kurulan temsillerin ve anlamlandırmanın "gerçeklikle" olan ilişkisinde iktidar, ideoloji, kültür ve hegemonik söylemden bağımsız kurulmadığı varsayılmaktadır. Bu çerçevede Küreselleşme ve Tarım, Türkiye'de Tarımsal Dinamikler ve Küreselleşme alanları tanımlanarak günümüzde "tarım"ın ne anlama geldiği açıklanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 2008 yılında "doğa ve tarım" alanını düzenleyen iki kanunun yasalaşma süreci iktidar ve muhalefet parti sözcülerinin söylemlerine odaklanılarak aktarılmıştır. Araştırma yöntemi olarak çoklu metot seçilmiştir. Alan yazın taraması ile araştırma literatürü taranmıştır. Gazete metinlerindeki iletişimin içeriğini tanımlamak için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Metin kodlanırken kavramsallaştırma yoluyla betimsel analiz yapılmıştır. Bu çerçevede araştırmanın bulgularını tanımlayan ana kategoriler Devlet, Doğa, Modernleşme, Küreselleşme ve Tarımsal Üretici olarak belirlenmiştir. Kavram ve veri güdümlü stratejiler yoluyla oluşturulan kodlama çerçevesi ile verinin sıklığı tanımlanmış ve tarım alanında anlamın ne yönde kurulduğu araştırılmıştır. Haberlerin kodlanmasında ve frekans analizinde N-VİVO 10 bilgisayar programı kullanılmıştır. Haber metinlerindeki iletişimin içeriğinin dağılımında devlet ve küreselleşme kategorilerinin ağırlığı tespit edilmiştir. Bu kategorileri tarımsal üretici, modernleşme ve doğa kategorilerinin izlediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kültürel ÇalıĢmalar, KüreselleĢme ve Tarım, TEKEL, Ġçerik Analizi

GazetelerHaberlerHürriyet gazetesi+5
Ayşe Gül De Faveri
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel gazetecilikten dijital gazeteciliğe dönüşüm: Radikal Gazetesi örneği

Günümüz dijital çağında basın dünyası teknolojik gelişmelerin yol açtığı bir dönüşümün içerisindedir. Bu dönüşüm birçok gazetenin yapısal olarak ve gazetecilik pratikleri açısından değişmesine neden olmaktadır. Bu tezde Radikal Gazetesi'nin basılı bir yayın olmaktan çıkıp tamamen dijitale dönüşümü incelenmiş ve bu dönüşümün nedenleri ve yansımaları tartışılmıştır. Bu bağlamda süreç içerisinde yaşadığı teknik ve yapısal farklılıklar göz önünde bulundurulmuş, dönemin toplumsal koşulları ve gazetenin yayın politikasında gözlemlenen farklılıklar doğrultusunda sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla bu çalışmada niteliksel tarihsel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Radikal'in internete geçişinin sebeplerini önemli dönüm noktaları üzerinde tartışarak dönüşümün ortaya konması Türk medyasındaki gazetelerin dijital çağdaki yapılarını anlamak adına önem taşımaktadır. Giderek artan baskı maliyetlerinin, değişen yayın politikalarının ve teknolojik değişimlerin yaşandığı bu dönemde Radikal gazetesi örneğinde yapılan bu analiz günümüz gazetecilik ortamının içinde bulunduğu durumu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İnternet, internet gazeteciliği, dijital yayıncılık, dijital dönüşüm, Radikal gazetesi

ElektronikElektronik yayıncılıkGazetecilik+5
Emrah Onur Karataş
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni toplumsal hareketlerin alternatif medya ile ilişkisi rizomatik bir medya örneği: Sendika.org

90'lı yıllarda yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi sayesinde yeni toplumsal hareketler ivme kazanmış, bu hareketler, küreselleşme sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan çevre, emek, kimlik eksenli sorunlara karşı tepkilerini ulusal ve uluslararası düzeyde dile getirmişlerdir. Ancak küreselleşme süreciyle güçlenen medya-iktidar-sermaye ilişkisi, bu hareketlerin kendi seslerini duyurmalarına engel teşkil etmiş, hareketler de buna istinaden kendi alternatif medyalarını yaratmıştır. Bu çalışmada yeni toplumsal hareketlerin kendi medyaları üzerinde durulmuş, alternatif medyanın yeni toplumsal hareketlerle ilişkisi incelenmiştir. Türkiye'de bu bağlamda oluşturulan alternatif medya örneği olarak Çapul TV ele alınmış ve Gezi Olayları sırasında oluşturulan bu muhalif medyanın, Sendika.org tarafından yayın hayatına başlatılması nedeniyle Sendika.org, örneklem olarak seçilmiştir. Çalışmada Sendika.org, alternatif medyanın ilişkisellik ve çeşitlilik kuramlarından rizomatik medya yaklaşımına göre analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemi kapsamında web sitesi ve Soma Olayı haberlerine niceliksel içerik analizi uygulanmıştır. Ayrıca Sendika.org çalışanları ile görüşülerek veriler toplanmıştır. Elde edilen verilere göre de alternatif medyanın yeni toplumsal hareketlerle pozitif bir ilişkisi olduğu sonucuna varılmış, Sendika.org'un rizomatik bir medya olduğu öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Alternatif medya, yeni toplumsal hareketler, rizomatik medya, Sendika.org

Alternatif medyaYeni medya
Işıl Demir
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hegemonya ve ideoloji bağlamında basının rolü: Zaman Gazetesi'nde 17-25 aralık öncesi ve sonrasında yayımlanan iktidarla ilgili haberlerdeki söylem değişimi üzerine bir inceleme

XX. yüzyılda yaşanan teknolojik ve ekonomik gelişmelerle medyanın yapısı önemli ölçüde değişim geçirmiştir. Bu değişim sonucunda, küreselleşen dünyada sosyal anlamda insanlara kitle olarak yaklaşma kaygısı olan çevreler için, medya en önemli araç olarak görülmektedir. Bir sermaye veya ideolojik grubun kontrolünde olan medya kurumları sahiplik yapısının çıkarları çerçevesinde ideolojik aktarım aracı olarak işlev görmektedir. Birey, yaşadığı dünyayı anlamlandırırken gerçeklikle arasına medya tarafından inşa edilen arayüzü görmektedir. Toplumda yaşanan olay ve gelişmelerin aktarıldığı haber bu arayüzün en önemli unsurlarından biri olarak görülür. Haber, toplumda olup biten olay ve gelişmeler hakkında bilgi aktarırken aynı zamanda söylemsel kodlarla yeniden inşa edilir ve böylece ideolojik aktarımın bir aracı haline gelir. Bu çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın dayanağı olan kuramsal çerçeve boyunca ideoloji, hegemonya, eleştirel ekonomi politik, dil ve söylem kavramlarına ve bu kavramların iletişim biliminde uygulanma biçimine odaklanılmıştır. İkinci bölümde Gülen cemaatinin kurumsal yapısı incelenmiş bunun sonucunda Gülen cemaatinin birçok alanda faaliyet gösteren veya yakınlığı ile bilinen kurumları olduğu anlaşılmıştır. Türkiye'deki dini gruplarla karşılaştırıldığında farklı bir profile sahip olan Gülen cemaati ilk yıllarından itibaren siyasetle iyi denilebilecek ilişkililer içerisinde olmaya özen göstermiştir. Bu durum 2002 yılında iktidara gelen AK Parti için de geçerlidir. Taraflar arasında bir süre devam eden iyi ilişkiler 2013 yılına gelindiğinde tamamen kopmuş ve iki zıt kutup haline gelmişlerdir. Üçüncü bölümde eleştirel söylem analizi yöntemine değinilmiş ve Gülen cemaati ve AK Parti arasındaki ilişkilerin Zaman gazetesinin söylemine nasıl yansıdığı ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda gazetenin söylemini sahiplik yapısının iktidarla ilişkilerine göre şekillendirdiği sonucuna varılmıştır. İncelemeye alınan haberler sayıca fazla olduğundan ayrı ayrı kendi bağlamı içerisinde değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, İdeoloji, Hegemonya, Haber, Söylem,

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+7
Gönül Zaimoğlu
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazılı basında siyasi lider temsili:Erdoğan, İhsanoğlu ve Demirtaş örneği

Gazete ve dergi üretimiyle başlayan ve 1990'lara kadar 'basın' adıyla karşımıza çıkan medya kavramı, 1980 sonrası ortaya çıkan neoliberal politikalar ile birlikte daha fazla kar amacı gütmeye ve ideolojilerini bu doğrultuda şekillendirmeye başlayan bir kuruma dönüşmüştür. Siyasi aktörlerinin ve güç sahibi yöneticilerin görüş ve fikirlerini aktarma noktasında şüphesiz en etkili mecralardan biri konumunda olan medya, çıkarları ve ideolojileri doğrultusunda yayın politikalarını düzenlemeye başlamıştır ve günümüzde bu durum hala devam etmektedir. İdeoloji haberlerin aktarılması noktasında büyük önem arz etmektedir. Aynı anda ve aynı yerde gerçekleşen bir durum, ideolojik bakış açısına göre farklı şekillerde kitlelere sunulabilmektedir. Bu çalışmada Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden ve 10 Ağustos 2014 günü gerçekleştirilen 12. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türk basınındaki yansımaları ve adayların gazetelerde nasıl temsil edilecekleri ele alınacaktır. Çalışma öncesindeki temel varsayımız, farklı ideolojilere sahip gazetelerin aynı olayla ilgili farklı gerçeklikler tasarlayabildikleri yönündedir. Teun Van Dijk'ın makro söylem analizi yönteminin kullanılacağı çalışmada ideolojik farklılıkların gazete sayfalarına yansımaları ve sahiplik yapılarının ilgili haberlerin metinlerinin inşasında nasıl etkin oldukları ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Analizi yapılacak metinler 3-17 Ağustos 2014 tarihleri arasında yayınlanan Hürriyet, Sabah ve Sözcü gazetelerinin ilk sayfalarında yer alan haber başlıkları, spotlar, ara başlıklar, haber metinleri ile haberlerin fotoğraflarıdır. Çalışma sonunda 3 farklı gazetenin 15 günlük yayınlarının takibinin ardından haber metinlerini nasıl şekillendirdikleri, tutumları ve benzerlikleri ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Elde edeceğimiz sonuçlar şüphesiz gazetelerin olayları kendi ideolojileri ve çıkarları doğrultusunda şekillendirdikleri sonucunu bizlere verecektir. Anahtar Kelimeler: Medya, Söylem, İdeoloji, Siyaset, Seçim, Temsil

Demirtaş, SelahattinErdoğan, Recep TayyipGazeteler+7
Abdullah Özkan
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Barış gazeteciliği bağlamında Ankara Garı saldırısı haberlerinin eleştirel söylem çözümlemesi

Kitle iletişim araçlarının haber üretim ve aktarım sürecinde ideoloji kavramı çoğu zaman belirleyici bir faktör olmakta, farklı yayın kuruluşlarınca aynı olaylar farklı şekillerde tanımlanabilmektedir. Bu çalışmada 10 Ekim 2015 günü Ankara Garı'nda gerçekleştirilmesi planlanan Emek, Barış, Demokrasi mitingi öncesinde, miting katılımcılarına yönelik olarak gerçekleşen ve Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısı olarak nitelenen intihar saldırısı sonrası Türk basınında olayla ilgili yer alan haberlerin eleştirel söylem çözümlemesini yapmak amaçlanmıştır. Çalışmada Teun A. Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak 11, 12, 13, 14, 15 Ekim 2015 tarihli Sabah, Star, Hürriyet, Cumhuriyet, Zaman, Özgür Gündem gazetelerinin olayla ilgili haberleri incelenmiştir. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde gazetecilerin ve gazete sahiplerinin medya metinlerine yansıyan ideoloji ve söylemi dil yoluyla oluşturduklarının altı çizilmiş, ideoloji ve medyanın ayrılmaz ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde yeni bir habercilik anlayışı olan "Barış Gazeteciliği"nin önemi, gerekliliği, genel geçer gazetecilik ile olan benzerlik ve farklılıkları ve barış gazeteciliğinin hayata geçirilmesi için yapılması gerekenler anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde "Nefret Söylemi" kavramının toplumun bazı kesimlerini "biz" ve "onlar" olmak üzere ayrıştırarak toplumun bu kesimlerini ötekileştirmesine değinilmiş, nefret söyleminin medyada nasıl yer bulduğu ve bu konuda medyaya düşenler ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise 10 Ekim günü Ankara Garı'nda gerçekleşen intihar saldırısının Türk basınında nasıl haberleştirildiği farklı gazeteler örnekleminde söylem çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonunda gazetelerin ideolojik farklılıklarının ve sahiplik yapılarının ilgili haberlerin metinlerinin inşasında etkin oldukları açıkça görülmüştür. Farklı ideolojilere sahip gazeteler Ankara Garı'nda yaşanan olayla ilgili farklı gerçeklikler tasarlamış, olayı kendi ideolojileri doğrultusunda ele almışlardır. Anahtar Kelimeler: Söylem, İdeoloji, Nefret Söylemi, Eleştirel Söylem Çözümlemesi, Barış Gazeteciliği

Ankara GarıBarış gazeteciliğiEleştirel söylem çözümlemesi+5
Ece Tosun
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6-7 Ekim olayları'nın yazılı basında sunumu

Bu çalışma, 6-7 Ekim Olaylarının Türk yazılı basınındaki yansımalarını ve olaylara ilişkin haber söyleminin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada, Sabah, Hürriyet, Özgür Gündem gazetelerinin 7 – 8 – 9 – 10 Ekim 2014 tarihlerindeki 6-7 Ekim Olaylarına ilişkin haber metinleri incelenmiştir. Çalışmanın dayanak noktası, incelenen gazetelerin 6-7 Ekim Olaylarına dair oluşturdukları haber söylemidir. Çalışma, 6-7 Ekim Olaylarının nasıl haberleştirildiği üzerinde durmaktadır. Çalışmada haber metinleri incelenirken Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Eleştirel söylem analizi neticesinde bazı bulgular elde edilmiştir. Bu bulgulara göre, incelenen her gazetenin 6-7 Ekim Olaylarını kendi ideolojisine göre yorumladığı açıktır. İncelenen gazeteler olaylara kendi ideolojileri içinde olumlu ve olumsuz bir anlam atfederek, farklı yorumlar ve farklı gerçeklikler getirmiştir. Gazetelerin, olaylar konusunda topluma yön vermek için haberleri belirli bir çerçevede sunduğu ve bu çerçevenin de haber metinlerinde kullanılan başlıklar, kelime seçimleri, kaynaklar, retorik ve görsel malzeme gibi unsurlar tarafından sağlandığı açıkça görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 6-7 Ekim Olayları, İdeoloji, Haber, Haber Söylemi, Eleştirel Söylem Analiz

6-7 Ekim olaylarıEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+3
Emrah Budak
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ekonomi basınının ekonomi politik yapısı ve içeriğe etkileri: Ekonomist ve Para dergisi örneği

İlk çağlardan bu yana ekonomiye ilişkin bilgiye ulaşabilmek ve bu bilgileri paylaşabilmek bireyler için oldukça önemli olmuştur. Günümüzde bireylerin ekonomiye ilişkin bilgi ihtiyaçlarını karşılayan ekonomi basını ise bu açıdan liberal toplumlarda önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Batı'da coğrafi keşifler ile birlikte modern anlamda ekonomi basınının ilk örnekleri ortaya çıkmış ve zamanla basın türleri arasında çok önemli bir konuma gelmiştir. Ülkemizde ise 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar, toplumda ekonomiye ilişkin bilgi ihtiyacını arttırmış ve ekonomi basını bu dönemden sonra hızlı bir gelişim göstermiştir. 1980 sonrasında neo-liberal politikaların bir sonucu olarak basında artan tekelleşme eğilimi ve kâr yönelimi bu dönemin parlayan yıldızı olan ekonomi basınının haber söylemlerinde de kendisini hissettirmektedir. Türkiye'de haftalık yayın yapan en yüksek tiraja sahip iki ekonomi dergisi olan Para ve Ekonomist dergilerinin bir yıllık süre zarfında yayınlarını ele aldığımız bu çalışmada ekonomi dergilerinin bağlı bulunduğu ekonomi politik yapının dergi içeriklerine yansıması Teun Van Dijk'ın söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda ele alınan ekonomi dergilerinin esas görevleri halkı ekonomi konularında doğru ve tarafsız bilgilendirmek olmasına karşın içeriklerini bağlı bulundukları medya gruplarının ekonomik-politik çıkarlarına göre şekillendirdikleri, egemen söylemi yeniden ürettikleri, reklam içerikli haber üretimi ile halkı tüketime yönlendirdikleri ve haber metinlerini bu doğrultuda kurguladıkları görülmüştür.

BasınDergilerEkonomi+4
Hakkı Akgün
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar ve Suriyeli medya üzerine bir araştırma

Suriye'de 2011'de yönetime karşı başlayan halk ayaklanmaları sonucunda Suriyeliler kitleler halinde ülkelerinden kaçarak komşu ülkelere göç etmişlerdir. Türkiye'nin açık kapı politikası, ülkelerinden kaçan Suriyelilerin Türkiye'ye sığınmalarını sağlamış, Türk toplumu milyonlarca Suriyeliye kucak açarak ev sahipliği yapmıştır. Bu süreçte Suriye hükümetinin resmi medyasının ele almadığı ve yayınlanmasına izin vermediği olayları konu alan medya organları ortaya çıktı. Suriye hükümetine muhalefetleri nedeniyle Suriye'de çalışmaları çalışanları için büyük tehlike oluşturuyordu. Zamanla, Suriye'de çatışmaların yoğunlaşması sonucunda bazı medya kuruluşları Suriye dışına taşınmak zorunda kalmıştır. Bu kuruluşların birçoğu Türkiye'ye taşınarak "geçici" ofisler kurdu ve burada Suriye'deki olayları haberleştirmeye devam etmiştir. Bunun yanında, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar kendi medya organlarını kurmuşlardır. Bu medya organları, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılara, Suriye'deki çatışmalar ve mevcut koşullar hakkında bilgi vermenin yanında, Türkiye'de sığınmacıların karşılaştıkları hukuki, ekonomik ve toplumsal sorunlar hakkında onlara yardımcı olmayı amaçlamışlardır. Son iki yılda, Türkiye'deki bazı Suriyeli medya organları, Türkiye ve özellikle Türk toplumu ile ilgili içeriklere yer vermiştir. Ayrıca, bazı medya kuruluşları sosyal medya programları başlatmış ve Türk toplumu hakkında saha raporları hazırlamıştır. Bu içeriklerin bir kısmı Türkçe olarak sunulmuştur. Bu tezde saha gözlemi tekniğinden yararlanarak Suriyeli medya organlarının sayıları, dağılımları, kuruluş (ve kapanış) tarihleri, idari, mali ve operasyonel yapılarına ilişkin güncel bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda, Türkiye'deki önde gelen üç Suriyeli medya organı -Enab Baladi gazetesi, Radyo Rozana ve Suriye TV- değerlendirilmiş, Türkiye ve Türk toplumu ile ilgili içerikleri çözümlenmiştir. Genel olarak, Türkiye'deki Suriyeli medya kuruluşlarının içeriklerinin, finansman kaynaklarından etkilendikleri görülmüştür. Daha spesifik olarak, Enab Baladi, özellikle "çatışmasızlık bölgeleri" ve "güvenli bölge" ile ilgili gelişmeleri kapsamına alarak, Suriye'deki olayları haberleştirirken Türkiye ile ilgili olaylara sürekli yer vermiştir. Buna karşılık, Rozana Radyosu, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların hakları ve sorumlulukları konusunda onlara yardımcı olmaya odaklanmıştır. Suriye TV ise Türk toplumuyla ilgili olaylara daha doğrudan ve kapsamlı bir şekilde yer vermiş, özellikle mültecilerle ilgili farklı siyasi söylemler ve bunların yerel toplum üzerindeki etkileri üzerinde durmuştur.

Melis Hamad Fadel
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de askeri darbe dönemlerindeki iklimin siyasal iletişim aracı olarak müziğe yansıması

Darbe dönemleri geçmişten bugüne dek romanlara, şiirlere, şarkılara, filmlere konu olmaktadır. Darbeler ülke tarihine bıraktığı izlerle toplumsal hafızaya kazınmıştır ve tam da bu yüzden üzerinden seneler geçmesine rağmen halen bu konuda birçok araştırma yapılmaktadır. Darbeler psiko-sosyal, ekonomik, politik, sanatsal ve hukuksal sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışmada üst kavram olarak popüler kültürün en önemli ayaklarından biri olan müziğin, toplum psikolojisini derinden sarsan darbe dönemlerindeki siyasi iklimden nasıl etkilendiği incelenmek istenmiştir. Türkiye tarihinde gerçekleşmiş olan 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Darbeleri bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Bahsi geçen darbe dönemlerinde en çok dinlenen şarkılardan siyasi anlam içeren şarkıların nitel içerik analizleri yapılarak araştırma soruları cevaplanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen temalarda, darbe dönemlerindeki siyasi iklimin ve yaşanan toplumsal olayların politik şarkılara yansıdığı görülmüştür.

DarbeMüzikPopüler kültür
Merve Kul Sarsılmaz
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel seçimlerde lider imajının Türk basınında Tansu Çiller örneği üzerinden analizi

Siyasi parti programlarının her geçen gün birbirine benzediği günümüz dünyasında, parti liderinin imajı farkı yaratan asli unsur olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'nin 1990'lı yıllarında siyaset sahnesinin ana aktrislerinden olan ve Türkiye'nin ilk kadın başbakanı unvanını da taşıyan Tansu Çiller'in yazılı basındaki lider imajı incelenecektir. İnceleme kapsamında Cumhuriyet, Hürriyet ve Türkiye gazeteleri kullanılarak, Tansu Çiller'in Doğru Yol Partisi'nin genel başkanı seçildiği 14 Haziran 1993 yılından başlayarak sırasıyla 1995, 1999 ve Tansu Çiller'in katıldığı son genel seçim olan 3 Kasım 2002 genel seçimleri üzerinden lider imajı özellikleri niteliksel içerik analizi yöntemiyle ele alınacaktır. Çalışmada, Cumhuriyet, Hürriyet ve Türkiye gazetelerinin oluşturdukları Tansu Çiller'in lider imajı analiz edilecektir. İncelemenin sonucunda Cumhuriyet ve Türkiye gazetelerinin Tansu Çiller'in lider imajında ön plana çıkardıkları özelliklerde incelenen dönemler kapsamında bir istikrar varken Hürriyet gazetesinde keskin inişler ve çıkışlar yaşanmıştır. Cumhuriyet gazetesi süreç boyunca olumsuz lider özelliklerini, Türkiye gazetesi ise süreç boyunca olumlu lider özelliklerini ön plana çıkarmıştır. Hürriyet gazetesi ise 1993 Güven oylaması sürecinde olumlu, 1995 genel seçimlerinde olumsuz, 1999 genel seçimlerinde olumsuz, 2002 genel seçimlerinde olumlu özellikleri ön plana çıkarmıştır.

GazetelerGenel seçimlerLiderler+5
Yasin Şener
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siber zorbalık ve duygusal zekaya ilişkin yapılan çalışmalar üzerine bir içerik analizi

Duygusal zekâ kavramı ilk kullanıldığı 1985 yılının ardından araştırmacıların büyük ilgisini toplamış ve bu kavrama ilişkin olarak yeni bir alan yazın oluşmaya başlamıştır. Siber zorbalık ise elektronik araçlarda ve internet kullanımındaki hızlı yükseliş neticesinde zorbalığın siber ortama taşınmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı duygusal zekâ ve siber zorbalıkla ilgili makaleleri incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden içerik analizi modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2016-2022 yılları arasında duygusal zekâ ve siber zorbalık konularına ilişkin olarak hazırlanan toplam 301 makale ve buna ek olarak hem duygusal zekâ hem de siber zorbalığı birlikte içeren 4 tez ve 4 makaleden oluşmuştur. Araştırma sonucunda duygusal zekâ ve siber zorbalıkla ilgili makalelerin daha çok eğitim alanında yapıldığı, duygusal zekâ ve siber zorbalıkla ilgili çalışmaların 2019 yılından sonra artış gösterdiği anlaşılmıştır. Araştırmaların daha çok lisans öğrencileri ile yapıldığı, ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı, veri toplama aracı olarak ölçeklerden faydalanıldığı tespit edilmiştir. Duygusal zekaya ilişkin çalışmalarda Schutte duygusal zekâ ölçeği kullanılırken siber zorbalığa ilişkin çalışmalarda Arıcak vd. tarafından tasarlanan siber zorbalık ölçeğinden istifade edildiği anlaşılmıştır. Duygusal zekaya ilişkin makalelerde iş ve iletişim üzerinde durulurken siber zorbalığa ilişkin makalelerde internet ve sosyal medya ile ilişkili konuların incelendiği tespit edilmiştir. Duygusal zekâ ve siber zorbalığın ortak olarak ele alındığı çalışmalar incelendiğinde, araştırmaların 2019 yılında yoğunluk gösterdiği, daha çok eğitim ve psikoloji alanına ilişkin olarak yürütüldüğü anlaşılmıştır. Veri toplama araçlarından ölçek kullanılırken araştırma modeli olarak büyük çoğunlukla ilişkisel tarama modelinden faydalanıldığı görülmüştür. Ortak çalışmalar daha çok lise öğrencileri üzerine yapılmıştır. Duygusal zekaya ilişkin olarak yapılan araştırmada Petrides ve Furnham ile Jolliffe ve Farrington'un ölçekleri daha fazla kullanılırken siber zorbalığa ilişkin olan kısımda Arıcak, Kınay ve Tanrıkulu siber zorbalık ölçeği yoğunluk gösterdiği belirlenmiştir. Duygusal zekâ ve siber zorbalığa ilişkin ortak çalışmalarda daha çok empati konusuna odaklanıldığı anlaşılmıştır.

Duygusal zekaMakaleSiber zorbalık+2
Muhammet Emin İğde
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim olarak nomofobi: Sinemada medya bağlımlılığının ele alınışı

Bu çalışmanın amacı, çağımızın hastalığı ve yeni bir bağımlılık çeşidi olarak değerlendirilen nomofobi (cep telefonundan uzak kalma korkusu) kavramının sinemada nasıl ele alındığını araştırmaktır. Nomofobi kavramını; netlessfobi (Netsiz Kalma Korkusu), FoMO (Gelişmelerden Geri Kalma Korkusu) ve plogamani (Şarj Bağımlılığı)'den ayrı düşünemeyiz. Çalışmaya konu olan 2012 ve 2020 yılları arasında çekilen beş film Nerve, Uçak Modu, Erkekler Kadınlar Çocuklar, Nosedive, Sanal Hayatlar filmleri eleştirel söylem analizi metoduyla makro ve mikro yapılar üzerinden analiz edilmiştir. Makro yapı kapsamında filmin tematik ve şematik yapısına, mikro yapı kapsamında ise filmin sözdizilimsel yapısı, retoriği, ses ve müziği çalışılmıştır. Ayrıca, sinemadaki cep telefonu imgesi ve insan ile araç arasındaki dönüşümlülük ilişkisi; siber zorbalık, yalnızlık, bağımlılık, yabancılaşma ve simülasyon olmak üzere beş tema ile çözümlenmiştir. Araştırmada, bağımlılığın bireylerin yaşamında yeni bir gerçeklik, simülatif bir evren yaratarak, yalnızlaşma ve yabancılaşmayı benliklerinde kurguladığı, ağın bir uzantısı olarak bu bağımlılığı yeniden ürettiği sonucuna varılmıştır.

BağımlılıkMedyaNomofobi+4
Seçil Tanrıverdi
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arama motorları ve SEO ekseninde haber

Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve internet haberciliğinin karşılıklı etkileşime olanak sağlayan bir boyuta geçmesi gazeteciliği de değişime uğratmış, rakipleri arasında öne çıkmak isteyen ve ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışan gazeteler kendilerini bu yeni internet ortamına uyum sağlamak zorunda bulmuştur. İnternet haber gazeteleri de arama motoru optimizasyonu (SEO) olarak isimlendirilen yeni bir pratiği kendi kurumlarında uygulamaya başlamak zorunda kalmıştır. Bu çalışma internet gazeteciliğinde SEO uygulamalarını, amaçlarını ve kullandıkları stratejileri ortaya koymayı hedeflemiştir. Araştırmada amaçlı rastgele örneklem tekniği ile seçilen sabah.com.tr, ensonhaber.com, haber7.com ve haberler.com SEO içerikleri nitel araştırma deseninde betimleyici analiz yapılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre internet gazeteciliğinin geleneksel gazeteciliğe göre haber yazımı, haberin ögeleri, kaynağı, iş yapma şekli, haber yazımı, haberi yapan kişi arasında farklar bulunmuştur. Diğer yandan geleneksel gazeteciliğe göre SEO editörlerinin ürettiği içerikler ise 'geleneksel gazetecilikte haber yapma saiki' ile karşılaştırıldığında araştırmada birtakım farklılıklar gözlenmiştir. Geleneksel gazeteciliğe göre SEO editörlerinin amacının özgün olma, ölümsüz haber üretme, haberi ilk paylaşma, Google'a optimize olma olduğu göze çarpmıştır.

Sanal haberler
Buse Erdem
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme ve azınlık hakları bakımından bir muhteva tahlili Yeni Dönem gazetesi (Kosova)

Yeni Dönem Gazetesi, 24 Kasım 1999 tarihinde haftalık gazete olarak yayın hayatına başlamıştır. 10 yıl boyunca aralıksız yayın yapan gazete, 17 Temmuz 2008 tarihine kadar toplam 436 sayı çıkarmıştır. Kosova'da Türkçe yayın yapmış bir gazete olarak; Kosova Türklerinin günlük yaşamlarında seyreden olaylar, Türk dernekleri ve sanat topluluklarına ilişkin haberlerin yanı sıra, topluluğu ilgilendiren; anadilde eğitim, kamuda temsil ve Türkçenin resmi düzeyde kullanımı ve Balkan coğrafyası, Türkiye ve dünya siyasetinden haberlere yer vermiştir. Gazetenin kuruluş yılında Kosova'da yaşanan savaşa NATO müdahale etmiştir. Müdahale sonrası ülke yönetimi yeni bir sürece girmiştir. NATO müdahalesi sonrasında ülkeyi yöneten UNMIK, "yapılandırma" gerekçesiyle yeni bir anayasa taslağı hazırlamıştır. Düzenlenen yeni anayasa taslağında, 1974 Yugoslavya Anayasası'nda Türklere tanınan yüksek düzeydeki haklara yer verilmemiştir. Kamusal alanda Türkçenin kullanım hakkı, eğitim-öğretim hayatı ve basın-yayın alanı olmak üzere her alanda yüksek düzeyde yitirilen bu hakları Yeni Dönem Gazetesi dört başı mamur biçimde ele almıştır. Kosova Türklerinin sorunlarına çözüm yolu aramayı varlık nedeni olarak tanımlayan Yeni Dönem, meseleyi yayın politikası haline getirmiştir. Gazete, Kosova Türklerinin yaşadığı bu hak kaybını; azınlık hakları, topluluk hakları ve çok kültürlülük mefhumları çerçevesinde incelemiştir. Bu kavramlar, küreselleşme sürecinde gündeme gelen tartışmaları kapsamaktadır. Sosyal bilimlerde de yer alan bu tartışmalar, küreselleşme kavramıyla ulus-devletin bekası ve azınlık toplulukların hakları ilişkisi bağlamında yapılmaktadır. Bu nedenle çalışmada, küreselleşme olgusunun siyasi ve kültürel boyutlarına yer verilmiştir. Ayrıca çalışmada, küreselleşme sürecinin oluşturduğu kurumlar olarak değerlendirilen bölgeselleşme ve yerelleşmeyle gündeme gelen; azınlık hakları, kültürel haklar ve çok kültürlülük politikalarının ulus-devletin işlevlerine ve toplum içinde yer alan topluluklara olan etkileri alt başlıklar altında tartışılmıştır. Literatürde yer alan bu tartışmalar, Kosova Türklerinin tarihsel süreçte karşılaştığı kimlik politikaları sorunlarıyla ve Yeni Dönem Gazetesi'nin Kosova Türklerinin yitirdiği hakları savunmak için başvurduğu kavramlarla örtüşmektedir. Çalışmada, hem bu tartışmalardan hareketle hem de gazetenin kendisini Kosova Türklerinin temsilcisi olarak görmesi nedeniyle gazetenin tüm meselelere bakışı topluluk medyası bağlamında ele alınmıştır. Yeni Dönem Gazetesi'nin haklar meselesine ve bölümlerinde yer verdiği diğer meselelere dair haber ve köşe yazıları içerik analizi yöntemiyle incelenerek yayın politikası ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Küreselleşme, Azınlık Hakları, Kimlik, Çok Kültürlülük, Kosova Türkleri

Azınlık haklarıAzınlıklarGazeteler+4
İlker Aşıkferki
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kültür bozumu ve dijital aktivizmin yeni mecrası:Capsler

Dünyada ve Türkiye'de yeni teknolojik paradigmanın paralelinde ortaya çıkan kullanıcı odaklı sosyalleşmiş iletişim çerçevesinde, sosyal medya ve türdeşi mecralar ağ toplumunun agorası olarak kullanılmaktadır. Bireysel, grupsal ve kitlesel ölçeklerde giderek artan bir yoğunlukla kullanılan sosyal medya, toplumsal hareketlerin ve bu hareketlere bağlı olarak pratiğe dökülen dijital aktivizmin siber dünyada ev sahipliğini yapmaktadır. Ağ toplumunun kamusal alanı işlevi gören sosyal medya yeni nesil internet kullanıcısının dijital aktivizme içkin eylemlerine sahne olmakta ve devingen, akışkan, rizomatik bir yapı içerisinde dijital aktivizmin özgün uygulamalarının üretilmesine imkân sağlamaktadır. Türkiye'de sosyalleşmiş iletişimin en güncel ve en popüler mecralarından biri caps olarak adlandırılan paylaşımlardır. Capsler metinsel ve görsel öğelerin farklı kombinasyonları halinde oluşturulan, ağ toplumunun ortak anlam çerçevesini ve kültürel kodlarını kullanarak belli bir mesaj, çağrı, tespit ya da savunuculuğunun ifadesi olarak siber dünyaya salınan paylaşımlardır. Türkiye'ye özgü bir dijital ifade alanı olan capslerin önemli bir kısmı siyasi gündemle alakalıdır. Siyasi capslerin üretiminde kullanılan yaygın yöntem ise kültür bozumudur. Kültür bozumuna uğratılan anlam ya da durumlar, bağlamlarından koparılmakta ve üzerlerine yeni anlamlar yüklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de siber dünyanın en güncel ve dikkat çekici fenomenlerinden biri olan capslerin bir dijital aktivizm ve sistem karşıtı muhalefet alanı olup olmadıklarını sorgulamaktır. Bu amaçla, sosyal medyada paylaşılan siyasi capsler arasından rastlantısal olarak seçilen 'örnekler göstergebilimsel analize tabi tutulmuştur. Yapılan çözümlemeler sonucunda, kültür bozumu yoluyla oluşturulan capslerin güçlü birer eleştiri aracı ve dijital aktivizm eylemi özelliği taşıyabildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ağ toplumu, sosyal medya, dijital aktivizm, kültür bozumu, caps.

CapslerKültür bozumuSayısal aktivizm+6
Yiğit Ünsay
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi bağlamında kadına yönelik şiddet haberlerinin analizi: Hürriyet ve Sözcü gazetesi örneği

Medya, toplumsal algıları ve düşünce biçimlerini şekillendiren güçlü bir araçtır. Medyanın toplumsal algıyı şekillendirmedeki gücü göz önünde bulundurulduğunda, kadına yönelik şiddet gibi hassas konuların nasıl sunulduğu büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, farklı ideolojik yaklaşımlara sahip olan Hürriyet ve Sözcü gazetelerinin 2024 yılına ait 1. sayfalarında yayımlanan kadına yönelik şiddet haberlerini ele almakta ve Teun A. Van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemiyle, makro düzeydeki şematik ve tematik boyutlarıyla inceleyerek, medyanın şiddeti nasıl çerçevelediğini ve söylem stratejilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma Hürriyet ve Sözcü gazetelerindeki kadına yönelik şiddet haberleri ile sınırlandırılmıştır. Nitel analiz temelli olan bu çalışma, medyanın kadına yönelik şiddeti nasıl temsil ettiği sorusuna yanıt ararken, aynı zamanda şiddet olgusunun oryaya çıkışına medya söyleminin ne düzeyde etki yaptığı konulu yapılan çalışmalara da katkıda bulunmaktadır. Çalışmada, her iki gazetenin kadına yönelik şiddet olaylarını ele alış biçimi karşılaştırılmış, kullanılan dil, söylem stratejileri ve haber çerçeveleri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Hürriyet gazetesinin haberlerinde daha nötr ve olay odaklı bir dil kullandığını, ancak bazı haberlerde şiddeti münferit vakalar olarak ele alma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Sözcü gazetesi ise daha duygusal ve tepkisel bir dil kullanarak kadına yönelik şiddeti politik ve toplumsal bağlamıyla ele almaya daha yatkın olduğu görülmektedir.

Rabia Uçar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00