Ankara Social Science University
Discipline

Bilişim ve Teknoloji Hukuku Anabilim Dalı

Ankara Social Science University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

Dezenformasyonun Türk Ceza Hukuku Ve uluslararası hukuk sistemleri çerçevesinde değerlendirilmesi

Günümüzde özellikle internet ortamında artan bilgi yoğunluğunun ve bu bilgi yoğunluğunun kullanılarak gerçekleştirilen kötü niyetli manipülasyonların artması sonucunda söz konusu bilgilerin kontrol edilmesine ilişkin düzenlemelerin gerçekleştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu düzenlemelerin nasıl ve ne şekillerde gerçekleştirileceği, düzenlemelerin sınırlarının belirlenmesi konusu ise çeşitli sorunları ortaya çıkarmaktadır. Bilgilerin kontrol edilmesine ilişkin düzenlemelerin kişilerin ifade özgürlüğüne, basın ve yayın hürriyetine ve çeşitli insan haklarına karşı oluşturduğu tehlike yapılacak düzenlemelerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu tezde öncelikle dezenformasyon kavramı ve günümüzde bu kavramla ilişkilendiren önemli olaylar incelenecek, dezenformasyona ilişkin gerçekleştirilen hukuki ve hukuki olmayan uygulamalara değinilecek ve Türkiye Cumhuriyeti'nin dezenformasyona ilişkin uygulamaları analiz edilip uygulamaların insan haklarına ilişkin oluşturabileceği sıkıntılar ve bu sıkıntılara karşı gerçekleştirilebilecek önlemler değerlendirilecektir. Sonrasında dünyada dezenformasyona ilişkin muhtelif hukuk sistemlerinin dezenformasyona ilişkin gerçekleştirdiği uygulamalar incelenecek ve söz konusu uygulamalar ile Türkiye'nin dezenformasyona ilişkin mevzuatı ile karşılaştırılacaktır. Sonuç kısmında dezenformasyona ilişkin Türk hukuk sisteminde ve muhtelif hukuk sistemlerinde bulunan uygulamaların genel bir değerlendirilmesi ve bu uygulamaların ne yönde gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Dezenformasyon, İnsan Hakları, Muhtelif Hukuk Sistemleri, Hukuki Uygulamalar, Hukuki Olmayan Uygulamalar.

Buğrahan Mehmet Karakelle
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital para kavramı ve elektronik para kuruluşlarının Türk Hukuku kapsamında değerlendirilmesi

Ticaret yapılan her ortamda bir değer ölçme birimine, bir referans noktasına ihtiyaç duyulmaktadır. Asırlar boyunca değer ölçme amacıyla, para adını vermiş olduğumuz gerek madenler gerekse basılı kâğıtlar kullanılmıştır. Gelinen noktada teknolojinin hızla gelişmesi ve teknolojik gelişmelerin finans alanında kayda değer şekilde kullanılmaya başlanması ile "para" elektronikleşmiş ve dijitalleşmiştir. Her yenilik hukuk dünyasına yeni kavramlar katmaktadır. Zira hukuk düzeni bir olguyu ve durumu kavramlaştırmadan yorumlama, hukuki niteliğini belirleme ve hüküm kurma kabiliyetini haiz değildir. Önce doğru kavramların kullanılması ve akabinde bu kavramlar üzerine inşa edilecek tutarlı hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Dijital para ve elektronik para kavramlarının öğretide sıklıkla yanlış kullanıldığı, ancak son dönemde yazılan eserlerde nispeten daha yerinde kullanımların söz konusu olduğu görülmektedir. Bu sebeple tezde "dijital para" ve "elektronik para" kavramlarının incelenmesi ile öğretide doğru ve yeknesak bir kullanımın geliştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde dijital para kavramı genel hatlarıyla anlatılmış, dünyadan ve Türkiye'den çeşitli uygulama örneklerine değinilmiştir. İkinci bölümde, elektronik para kavramı genel hatlarıyla anlatılmış, Türkiye'den çeşitli örnekler gösterilmiştir. Üçüncü bölümde elektronik para ve dijital paranın içerisinde bulunduğu hukuki nitelikleri bakımından ödeme araçları incelenmiş ve dijital para ve elektronik paranın hukuki olarak karşılaştırması ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise tezimizin diğer bir konusu olan Elektronik Para Kuruluşları Türk Hukuku bakımında incelenmiştir.

Fatih Erdemir
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paraların hırsızlık suçuna konu olması

Türk Ceza Hukukunda, failin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 141. maddesi ve devamında düzenlenen hırsızlık suçundan sorumlu tutulabilmesi için başkasının zilyetliğinde bulunan bir taşınır malı, zilyedin rızasına aykırı olarak, yarar sağlama amacıyla kendisinin veya başkasının fiili hâkimiyetine geçirmesi gerekmektedir. Bu noktada hukuki manada mal, zilyetlik, hâkimiyet gibi kavramların açıklanması, malın ne zaman zilyedin hâkimiyetinden çıkıp failin hâkimiyetine gireceği ve hırsızlık suçunun ne zaman tamamlanmış sayılıp ne zaman teşebbüs aşamasında kalacağı hususunun netleştirilmesi önemlidir. Yargıtay uygulaması ve doktrindeki görüşler dikkate alındığında, ''malın alınması'' durumunun, malın bulunduğu yerden alınması ile değil failin veya başkasının fiili hâkimiyetine girmesi ile gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Failin aldığı malı takip edilmeksizin kendisinin veya başkasının zilyetliğine sokması halinde mal üzerinde fiili hâkimiyet sağladığı kabul edilmektedir. Uygulamada failin mağdur veya üçüncü bir kişi tarafından kesintisiz olarak takip edildiği ve yakalandığı yahut malı kaçıramadığı hallerde ise hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kalacağı görüşü hâkimdir. Bu noktada fiilin yağmaya dönüşebilmesi için, mal henüz failin fiili hâkimiyetine girmeden önce, fail tarafından mağdura veya üçüncü kişiye karşı cebir veya tehdit gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. Bu sebeple günümüzde giderek yaygınlaşan kripto paraların kullanımı ve bunların yatırım aracı olarak görülmesi de dikkate alındığında blockchain üzerinde gerçekleşen eylemlerin ceza hukuku açısından değerlendirilmesi ve nullum crimen nulla poena sine lege ilkesi gereği yeni cezai düzenlemeler yapılması gerekliliği doğmaktadır. Ancak bu aşamaya kadar yürürlükte olan düzenlemeler ve içtihatlar birlikte değerlendirilerek hangi eylemlerin Türk Ceza Kanunu açısından hangi maddeler bakımından cezai sorumluluk doğuracağı tartışılmıştır.

HukukHırsızlıkKripto varlık
Celal Furkan Kurtaran
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto varlıklar kullanılarak işlenen suçların soruşturulması

Blokzincir teknolojisi ile üretilen kripto paraların maddi değere sahip olmaları ve 'kullanıcısını kimliksizleştirme' özellikleri nedeniyle birçok suçun işlenmesini kolaylaştırmaktadır. Çalışmamızda kripto paraların ekonomik ve hukuki anlamda para olup olmadıkları tartışıldıktan sonra arz sistemlerine göre şeffaf kripto para birimleri ve şeffaf olmayan kripto para birimleri olarak sınıflandırmaları yapılmıştır. Ardından bu ayrıma göre kripto paraların Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen dolandırıcılık suçunun işlenmesinde kullanım yöntemleri ve 26.06.2024 tarihinde Sermaye Piyasası Kanununda yapılan değişiklik ile düzenlenen Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı Zimmeti suçuna değinilerek dolandırıcılık suçundan farkı da değerlendirilmiştir. Son olarak Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında suçun delillendirilmesi soruşturma yöntemleri anlatılmıştır.

DolandırıcılıkHukukKripto varlık
Rümeysa Gençcelep
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların internette maruz kaldıkları cinsel istismar ve siber zorbalığın önlenmesi: Türkiye, Kanada, Avustralya ve İngiltere örnekleri

İnternet, günümüzde bilgiye erişim, iletişim ve ticaretin temelini oluşturan küresel bir ağdır. Bu ağa erişim dünyanın her yerinden herkes tarafından sağlanabilmektedir. İnsanlar, internetin hızla değiştirdiği bu yeni dünyaya ayak uydurmaya çalışmaktadır. Değişen ve gelişen bu düzen insan hayatını birçok yönden kolaylaştırmakta bazı yönlerden ise zorlaştırmaktadır. Özellikle yetişkinlere göre güçsüz durumda olan çocuklar için bu zorluklar daha ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Çocuklara internette en çok zarar veren fiillerin başında çevrim içi çocuk cinsel istismarı ve siber zorbalık gelmektedir. Daha çok psikolojik yönden çocukları etkileyen bu fiillerin etkileri bazı hallerde dışarıdan hiç anlaşılamamaktadır. Maruz kaldığı bu sanal olumsuzluklara katlanamayan çocukların kendilerine zarar verdikleri hatta intihar ettikleri görülmektedir. Ciddi sonuçları olan ve yapılan çalışmalarla her geçen gün arttığı kanıtlanan bu tarz sanal eylemlerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapılmasının gerekmektedir. Kanada, Avustralya, İngiltere gibi bazı ülkeler dijital dünyanın olumsuzluklarını savuşturmak için yeni kanunlar çıkarmakta veya meydana getirilen eylemleri suç kapsamında değerlendirerek ceza kanunlarında yer alan düzenlemelere dahil etmektedir. Ancak Türk hukukunda ne siber zorbalık ne de çevrim içi istismar fiilleri suç olarak düzenlenmemiş bunlara ilişkin ayrı kanunlar da çıkarılmamıştır. Türk hukukunda gerçek dünyada çocuklara karşı işlenen fiiller suça neden oluyorsa daha ağır cezalara tabi tutulabilmektedir. Çocukların interneti aktif bir şekilde kullandıkları ve zarar verilmeye çok daha müsait oldukları düşünüldüğünde sanal suçlar açısından çocukları korumak için cezaların caydırıcı bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Siber zorbalık ve çevrim içi istismarın her geçen gün çocukları daha ciddi bir şekilde tehdit etmesinin önüne geçebilmek, geleceğin yetişkinleri çocukların sağlıklı bir ortamda zarar görmeden yetişmelerini sağlamak önem arz ettiğinden en kısa sürede onları koruyucu özellikle hukuki önlemleri almak mecburiyet arz etmektedir. Bu çalışmayla internet çağında çocukların dijital ortamda maruz kaldıkları çevrim içi istismar ve siber zorbalık fiillerinin neler olduğunun kavranarak her geçen gün artan bu sorunların önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Bu kapsamda öncelikle kavramsal boyut ve sorunların yaygınlığı açıklanmış, örnek olarak seçilen ve son yıllarda çevrim içi sorunlarla mücadele amacıyla yasalarla siber güvenliği sağlamak yönünde adımlar atan Kanada, viii Avustralya ve İngiltere'nin bu sorunlara yaklaşımları örnek yargı kararlarıyla incelenmiştir. Son olarak Türkiye'nin çocukları korumaya yönelik ulusal ve uluslararası hukuki düzenlemeleri ile özellik suç kapsamına giren fiillerin kanunun hangi maddesine göre yargılanabileceği Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmiştir.

Akran zorbalığıSanal istismarSiber zorbalık+1
Melisa Seval Meray
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital bankaların kuruluşu, faaliyet kapsamı ve uzaktan müşteri edinimi sürecinin hukuki incelemesi

2008 yılında meydana gelen küresel finans krizinin ardından ―neobank‖ olarak anılan, şubesiz ve tüm faaliyetlerini elektronik hizmet dağıtım kanalları üzerinden yürüten dijital bankalar ortaya çıkmıştır. Türkiye'de bu modelin hukuki temeli, 29 Aralık 2021 tarihli ―Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik‖ ile atılmış; böylece dijital bankalar için özel bir banka modeli olarak mevzuatta yerini almıştır. Dijital bankaların şube ağının bulunmaması ve süreçlerin otomasyon, yapay zeka, API temelli servisler ve veri analitiği ile yürütülmesi; işlem maliyetlerinin düşürülmesi, hizmet hızının artırılması ve finansal kapsayıcılığın genişletilmesi gibi önemli fırsatlar sunarken, aynı zamanda deepfake gibi yapay zekâ destekli sahtecilik riskleri, kara para aklama ve terörizmin finansmanı endişeleri, kişisel verilerin yoğun biçimde işlenmesi, dijital kayıtların ispat değeri ile sözleşme iradesinin doğrulanması ve sorumluluk rejiminin sınırları gibi çok katmanlı ve dinamik yeni riskleri de meydana getirmektedir. Bu tezde, dijital bankaların tamamen dijital ortamda faaliyet yürütmesi nedeniyle artan; sahtecilik, kara para aklama riski, kişisel verilerin korunması, ispat hukuku ve sorumluluk hukuku sorunlarının sistematik biçimde incelenmesi; uzaktan kimlik tespiti, biyometrik doğrulama, elektronik sözleşme kurulması, müşteri profilleme ve risk izleme mekanizmalarının ulusal mevzuat ve karşılaştırmalı hukuk açısından hangi noktalarda hukuki boşluk veya belirsizlik yarattığının tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm önerisi getirilmesi amaçlanmaktadır. Tez çalışması; Türkiye'deki dijital bankacılık düzenlemelerinin analizini, Avrupa Birliği bankacılık otoritelerinin önerileri ve uluslararası rehber belgelerle karşılaştırmalı hukuk incelemesini ve yapay zeka temelli tehditlere ilişkin literatür taramasını birlikte kullanan çok boyutlu bir yöntemle yürütülmüştür. Elde edilen bulgular çerçevesinde, yenilikçi teknolojilerin kullanımını engellemeksizin dijital bankacılığın hukuken öngörülebilir, denetlenebilir ve hesap verebilir bir zeminde sürdürülmesine katkı sunacak somut çözüm önerileri geliştirilmiştir.

Ender Demirel
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ve biyometrik giriş kontrol sistemlerinde işçilerin kişisel verilerinin korunması

Teknoloji, hayatın tüm alanlarında olduğu gibi çalışma yaşamında da büyük bir dönüşüm yaratmaktadır. Öyle ki, sanayi devriminden beri benimsenen temel kavramların geleneksel tanımlarını aşarak yeni anlamlar edindiği görülmektedir. Teknolojinin, çalışma yaşamına üretim süreçlerinden iş ilişkilerine kadar nüfuz etmesi; işyerini fiziksel bir mekanı ifade etmenin ötesinde iş organizasyonuna doğru genişletmekte ve aynı zamanda yeni çalışma modellerinin yaygınlaşmasını da beraberinde getirmektedir. Yaşanan gelişmeler, işyerinde gözetim gibi oldukça eski ve olağan kabul edilen uygulamaların da yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Keza teknolojiyle dönüşen işyerlerinde, işverenler dijital gözetim araçları sayesinde işçileri geçmişte benzeri görülmemiş bir kapsam ve süreklilikle izleyebilme olanağına erişmektedir. Bu durum, gözetimin işle ilgili olmayan alanlara hatta işin görüldüğü yer ve zamanın dışına taşarak işçilerin kişiliğini oluşturan değerleri üzerinde müdahaleler oluşturabilmektedir. Bu bağlamda, işyerinde gözetimin hukuki çerçevesinin ortaya konulması gerekmektedir. İşverenin hak ve yükümlülükleri, işyerinde gözetimin hukuki dayanaklarını oluştursa da bu durum işverene sınırsız bir gözetim yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir. Zira, işçilerin başta kişi olmak sıfatıyla sahip olduğu hakları olmak üzere işyerinde gözetimi sınırlandıran hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. Nitekim, işyerinde gözetim; işçilerin kişiliğini, özel hayatını ve kişisel verilerini güvence altına alan birçok hak açısından ciddi ihlal riskleri barındırmaktadır. Bu doğrultuda, işyerinde gözetimin ancak hukuka uygunluk koşullarının varlığı halinde gerçekleştirilebileceği kabul edilmektedir. Bu tezde, işyerinde gözetimin hukuki boyutu; teknolojinin çalışma yaşamında meydana getirdiği dönüşüm ekseninde ve mevcut hukuki düzenlemelerin teknolojinin dinamik yapısı karşısındaki yeniden ele alınma ihtiyacı çerçevesinde incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Gözetim, İşyeri İzleme, İşçilerin Gözetlenmesi, İş İlişkisinde Haklar, İşçilerin Kişisel Verilerinin Korunması

Sayısal gözetimİşyeri izleme
Elif Cansu İkiel
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılım sözleşmeleri

Bu çalışma, hızla gelişen dijitalleşme sürecinin yarattığı hukuki belirsizlikler bağlamında, yazılım sözleşmelerinin çok boyutlu hukuki niteliğini incelemektedir. Çalışmanın temel konusu, yazılım ürünlerinin Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) çerçevesinde kesin bir şekilde "eser," "mal" veya "hizmet" olarak sınıflandırılamaması sorununa odaklanmaktır. Tez, yazılımın geliştirme metodolojileri (Agile/Waterfall), kaynak kod yapısı ve lisanslama modelleri (COTS, özel yazılım) gibi teknik unsurların, sözleşmelerin yapısı ve tarafların asli edim yükümlülükleri (teslim, ayıba karşı tekeffül, fikrî hakların devri) üzerindeki etkisini detaylıca analiz etmektedir. Yapılan analizler sonucunda, yazılım sözleşmelerinin genellikle, geliştirme aşamasının bir "eser" sözleşmesine (sonuç borcu) ve bakım/destek hizmetlerinin ise "vekâlet" veya "hizmet" sözleşmelerine (faaliyet borcu) özgü unsurları birleştiren karma sözleşme yapısı gösterdiği tespit edilmiştir. Nihayetinde bu çalışma, yazılımın hukuki alanda tek bir nitelik taşımadığı, aksine her somut olayın gereksinimlerine ve tarafların iradesine göre dinamik ve çok boyutlu olarak nitelendirilmesi gerektiğini ortaya koyarak, uygulayıcılara yol göstermeyi amaçlamaktadır.

Açık kaynaklı yazılımBilgisayar programlamaBilgisayar yazılımları+3
Hande Kırış
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00