Ankara University
Discipline

Department of Educational Sciences

Ankara University

6,289

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okul yönetimine katılıma ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okul yönetimine katılım durumlarının analizini yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Araştırmaya katılan temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Araştırma, betimsel ve ilişkisel bir araştırma olarak tasarlanmış olup, karma yöntem kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin ili Artuklu ve Kızıltepe ilçelerindeki 6046 ilkokul ve ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyuta ilişkin örneklemi ise 450 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, Başyiğit'in (2009) "öğretmenlerin karar alma sürecine katılım ölçeği" kullanılırken nitel veri toplama aracı olarak 10 soruluk yapılandırılmış görüş alma formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel boyuta ilişkin örneklemi ise 450 öğretmenden oluşmaktadır. Nicel verilerin analizi için betimsel analiz ve SPSS 26.0 paket programı kullanılmış olup Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H ve Spearma'ın Sıralama Korelasyon katsayısı testleri uygulanmıştır. Araştırmanın nitel veri analizinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda: 50 katılımcı öğretmenden 26'sı okul yönetimine katılımı yeterli görürken 24 katılımcı yetersiz görmüştür. Buna göre öğretmenlerin %52'si okul yönetim kararlarına katılımı yeterli görmektedir. Ayrıca öğretmenlerin okul yönetimine katılımını azaltan faktörler için 35 katılımcı "okul yönetimine dair hususlara" ve 12 katılımcı da "öğretmene dair hususlara" vurgu yapmışlardır. Okul yönetimine katılımı olumsuz etkileyen okul yönetimine dair hususların en önemlisi olarak okul yönetiminin tavrı etkili olurken okul yönetimine katılımı olumsuz etkileyen öğretmenlere dair hususların en önemlisi ise öğretmenlerin iş yükünün fazla olmasıdır. Çalışmanın nicel bulgularına göre: erkek öğretmenlerin okul yönetimine katılım düzeyinin bayan öğretmenlerin katılım düzeyinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okula devam/devamsızlığı, öğrencinin başarısızlığını etkileyen faktörler, okuldaki sosyal etkinlikler ve öğrencilerin ödüllendirilmesi ile ilgili konularda okul yönetimine katılımı yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Satın alma işleri, okulun gelir/gider işleri ve seçmeli dersler ile ilgili konularda ise okul yönetimine katılım düşük düzeyde tespit edilmiştir. Okul yönetimi, ilgili konularda öğretmenlerin görüş ve önerilerini alması gerekmektedir. Öğretmenlerin okul yönetimine katılımını sağlayabilmek amacıyla nitelikli okul yönetim kadrosu seçiminin ve okul yönetimince öğretmenlere yasal düzenlemelere ilişkin bilgilendirilmelerin yapılmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir. Temel eğitim kurumundaki görev yapan öğretmenler ile yapılandırılmış görüş alma formu kullanılarak yapılan görüşmelerden elde edilen veriler de araştırmanın nicel boyut verilerini destekler niteliktedir.

Branş öğretmenleriOkul yönetimiTemel eğitim+3
Servet Bilgiç
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin mutlu okul algılarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin öğrenim görmekte oldukları okullara ilişkin mutluluk algılarının belirlemek, eğitim-öğretim sürecinde kendilerini huzurlu ve rahat hissedecekleri, içinde bulunmaktan mutlu olacakları okulun sahip olması beklenen temel öğeleri ve nitelikleri ortaya koymaktır. Bununla birlikte öğrencilerin cinsiyet ve sınıf değişkenlerine göre, mutlu okul niteliklerinin farklılıklar gösterip göstermediğinin de belirlenmesidir. Bu araştırmada veriler karma araştırma yöntemlerinden üçgenleme deseni kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmının örneklemi Mardin ili Artuklu ve Midyat ilçelerinde, ortaokul 6., 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 480 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutu için veriler maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği kullanılarak farklı okullardan gönüllü 18 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrenci Okul Mutluluğu Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS 23 programı aracılığıyla betimsel istatikler, Mann-Whitney U, bağımsız örneklem t-testi, Kruskal-Wallis H, tek yönlü varyans analizi ve Scheffe testleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümü için içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin mutlu okul algılarının ölçeğin öğretmenlerle ilişkiler ve okula duygusal bağlılık alt boyutlarında çok yüksek, öğrencilerle ilişkiler ve okulun fiziksel yapısı alt boyutlarında yüksek, okuldaki etkinlikler, okulun demokratik ortamı ve okulda iletişim alt boyutlarında ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul mutluluğu düzeyleri arasında cinsiyet değişkenine göre sadece okula duygusal bağlılık alt boyutunda kız öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf değişkenine göre öğretmenlerle ilişkiler, okuldaki etkinlikler ve okulun demokratik ortamı alt boyutlarında 6. - 8. ve 7. - 8. sınıflar arasında 6. ve 7. sınıflar lehine anlamlı fark bulunmuştur. İçerik analizi sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğunun öğrenim görmekte oldukları okullarda mutlu oldukları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, öğrencilerin mutlu okulun temel niteliklerine ilişkin görüşlerinin "Mutlu Okul" genel teması altında, "Fiziksel yapı", "Eğitim-öğretim süreci", "Ders dışı etkinlikler", "Öğretmenler", "Öğrenciler", "Okul müdürü" ve "Aile" olmak üzere yedi alt tema altında toplandığı görülmüştür.

Mutlu okulMutlulukÖğrenciler
Emrullah Demir
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlığı, öz yeterlik inançları ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunaekolarakçalışmada, öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenlere (cinsiyet, eğitim durumu, görev yapılan okul türü, bulundukları coğrafi bölge, mezuniyet alanı ve ailede/yakın çevrede engelli bireylerin olması durumları) göre nasıl değiştiği de analiz edilmiştir. Çalışmaya2022-2023eğitim öğretimyılındaTürkiye'nin yedi farklı bölgesinde bulunan MEB'e bağlı okul ve kurumlarda çalışan 437 özel eğitim öğretmenikatılmıştır. Araştırmadakullanılanverilerintoplanması amacıyla; Demografik Bilgi Formu, Öğretmen Öz Yeterlik İnancı Ölçeği, Öğretmenlerin Program Okuryazarlık Ölçeği ve Öğretim Programına Bağlılık Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler,bağımsız örneklem t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis testi, çoklu regresyon analizleriuygulanmıştır. Yapılananalizlersonucunda; özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeylerinin iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Program okuryazarlık ve öz yeterlik inanç düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı, programa bağlılık düzeyinin ise cinsiyete göre kadınların lehine farklılaştığı saptanmıştır. Program okuryazarlık ve programa bağlılık düzeyinin eğitim durumuna göre farklılaşmadığı, öz yeterlik inanç düzeyinin ise lisansüstü mezunların lehine farklılaştığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin ailesinde veya yakın çevresinde engelli birey bulunması durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin okul türüne, mezuniyet alanına ve coğrafi bölgelere göre anlamlı farklılaşmanın olduğu saptanmıştır. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin birbiriyle yüksek düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Son olarak öğretmen öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin program okuryazarlığın yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları özel eğitim öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve program bağlılık düzeylerinin birbiriyle olan ilişkisinin dikkate alınmasının önemini göstermektedir.

Pedagojik inançProgram okuryazarlığıÖlçekler+5
Hakan Göl
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde sosyal adalet liderliğine ilişkin okul yöneticilerinin görüşleri: Karma yöntem araştırması

Bu araştırmanın amacı, Denizli ilindeki okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin görüş, uygulama ve çözümlerini incelenmektir. Bu araştırmada, nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem açımlayıcı sıralı desen benimsenmiştir. Çalışmanın nicel boyutunda Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale ilçesindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 245 okul yöneticisi, çalışmanın nitel boyutuna ise 11 okul yöneticisi dahil edilmiştir. Çalışmanın nicel verileri Türkçeye uyarlanan "Sosyal Adalet Liderliği" ölçeği ile nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma bulgularındaki nicel veriler incelendiğinde okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliği boyutları okul liderliği bağlamında yüksek, okul bağlamında düşük, toplum ve politik bağlamlarda orta düzeyde oldukları saptanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen verilere göre, okul yöneticilerinin sosyal adaleti hayata geçirirken sosyal adalet liderliği davranışları gösterdikleri gözlemlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan okul yöneticilerinin bireysel olarak sosyal adalet yönelimlerinin olduğu, ancak bu yönelimi hayata geçirmek için strateji geliştirme kısmında maddi kaynak kısıtlılığı, bölgeler arası farklar, uygulanan politikalar ve sosyal adalet liderliği yaklaşımı ile ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayışları gibi sorunlarla karşılaştıkları gözlemlenmektedir.

Eğitim yönetimiLiderlikOkul yöneticileri+2
Bahriye Yeşim Demir
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel değerlere duyarlı eğitimde mesleki öğrenme toplulukları oluşturma: Bir eylem araştırması

Araştırmada, Denizli ili Merkezefendi ilçesindeki bir ortaöğretim kurumunda görev yapan farklı branşlardan öğretmenlerden oluşan mesleki öğrenme topluluğunun kurulması, çalışmalarının başlatılması ve sürdürülmesi ve etkililiğinin uygulama sürecinde ve sonunda topluluk üyelerinin görüşleri ve araştırmacının gözlemleri doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, iş birlikli eylem araştırması desenine göre tasarlanmış ve 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Ekim-Kasım ayları arasında yürütülmüştür. Uygulama kapsamında, dört Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu Eylem Planı Etkinliği yürütülmüş ve altı topluluk toplantısı yapılmıştır. Araştırmanın verileri, odak grup görüşmeleri, bireysel görüşmeler, gözlem ve belgelerin incelenmesi aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Eylem planı dahilinde mesleki öğrenme topluluğu tarafından dört etkinlik yürütülmüş ve değerlendirilmiştir. Uygulama sürecinin sonunda, araştırma bulguları doğrultusunda, mesleki öğrenme toplulukları aracılığıyla öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlı olması/duyarlılık geliştirmesini sağlamak amacıyla Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu Model önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen model, çokkültürlü eğitimde okul temelli öğretmen mesleki gelişim modelidir. Bu model, Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu uygulamalarının, öğretmenlerin çokkültürlü eğitimde karşılaştıkları zorluklardan ve bu zorluklarla baş edebilmek, yani sınıflarındaki kültürel çeşitliliğin farkına varabilmek ve bu çeşitliliğe cevap verebilmek üzere ortaya çıkan ihtiyaçlarından yola çıkararak planlamasına, bu uygulamanın ortak paylaşım ve iş birliği ile yürütülmesine, destekleyici okul kültürü ve liderliğine, sürekli ve okul temelli mesleki gelişim sağlanmasına dayanmaktadır. Bu süreçte, sosyokültürel becerileri artırmak, meslektaşlarla fikir alışverişinde bulunmak, farklı bakış açıları kazanmak, eğitime yönelik eleştirel bakış açısı geliştirmek için "Film İzliyoruz." etkinliği; iş birliği yaparak sınıf içi uygulamaları geliştirmek ve birbirinden öğrenmeyi sağlamak için "Kültürel Değerlere Duyarlı Ders Planı Hazırlıyoruz." etkinliği; bireysel ihtiyaçları fark etmek üzere öz değerlendirme becerisi geliştirmek ve böylece eksikliklerin ve daha farklı yapılabilecek uygulamaların farkına varılmasını sağlamak için "Mikro Öğretim Uygulaması" etkinliği; geribildirimin ve birbirinden öğrenmenin gücüyle öğretim uygulamalarının ve öğretmenin bireysel ve mesleki gelişimin sağlanması için "Meslektaşımın Dersini İzliyorum." etkinliği kullanabilir. Araştırmanın sonucunda, Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu uygulamasının bir eylem planı dahilinde, öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlılık geliştirmesini ve böylece kültürel değerlere duyarlı eğitim yaklaşımını benimsemesini, kültürel değerlere duyarlı pedagojinin ilkelerine ve uygulamalarına uygun öğretim etkinlikleri tasarlama ve yürütmesini sağlayarak öğretmenlerin çokkültürlü eğitimde karşılaştığı sorunlara çözüm olabileceği belirlenmiştir.

Eylem araştırmasıKültürel değerlerKültürel duyarlılık+4
Elif Simge Güzelergene
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil öğretmenlerinin Web2.0 araçlarını kullanma deneyimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yabancı dil öğretmenlerinin derslerinde Web2.0 araçlarını deneyimlemeye yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde MEB'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede çalışan 20 yabancı dil öğretmeni katılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, daha sonra içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre web2.0 araçlarıyla tanışma ve kullanma süreci, katılımcıların web2.0 araçlarını kullanmaya hazırlık süreci, Web2.0 araçlarının deneyimlenmesi, Web2.0 araçlarının öğretim programına uygunluğu, karşılaşılan sorunlar, katılımcıların önerileri temalarına ulaşılmıştır. Bulgular, yabancı dil öğretmenlerinin genel olarak Web araçlarıyla E-twning projeleri sayesinde tanıştıklarını ve daha sonrasında derslerinde kullanmaya başladıklarını, kendilerini bu anlamda geliştirmek için hizmetiçi eğitimler aldıklarını, derslerinde Web2.0 araçlarını kullanmanın öğretmenlere kendilerini mutlu hissettirdiğini, öğretmenlerin bu araçları kullanarak çağı yakaladıklarını ve Z kuşağı diye adlandırılan öğrencilerine hitap edebildiklerini düşündüklerini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sonuçları, ilgili çalışmalar doğrultusunda yorumlanarak tartışılmış; öğretmenlere yönelik daha fazla hizmetiçi eğitim düzenlenmesi, yabancı dil öğretmenlerinin mutlaka bir projeye dahil olması, öğretmenlerin henüz üniversite eğitimleri esnasında Web2.0 araçlarıyla ilgili bilgilendirilmesi, ders kitapları ve öğretim programının Web2.0 araçlarıyla uyumlu hale getirilmesi gibi birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Web2.0 Araçları, Yabancı Dil Eğitimi, Fenomenoloji

Branş öğretmenleriFenomenolojiWeb 2.0+6
Burcu Gökcan
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalamada sosyal damgalanma, psikolojik farkındalık ve öz-duyarlık: aracı, düzenleyici ve durumsal aracı roller

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde psikolojik yardımalma nedeniyle kendini damgalama (PYANKD) ile psikolojik yardım alma nedeniyle sosyal damgalanma (PYANSD) arasındaki ilişkide psikolojik farkındalığın aracı rolü, psikolojik farkındalık ile psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama arasındaki ilişkide öz-duyarlığın düzenleyici rolü ve sosyal damgalanmanın psikolojik farkındalık aracılığıyla kendini damgalama üzerindeki dolaylı etkisinde öz-duyarlığın düzenleyici rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Pamukkale Üniversitesi'nde öğrenim gören 287 (226 kadın, 61 erkek) lisans öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılar kolaydan örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma verileri PYANKD Ölçeği, PYANSD Ölçeği, Dengeli Psikolojik Düşünce İndeksi, Öz-duyarlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Hayes (2018) tarafından SPSS için geliştirilen PROCESS macro kullanılarak bootsrap tekniğini esas alan regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, kendini damgalama ile sosyal damgalanma arasında psikojik farkındalığın aracı rolü bulunmaktadır. Ayrıca psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama ile psikolojik farkındalık arasında öz-duyarlığın düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Ancak sosyal damgalanmanın psikolojik farkındalık aracılığıyla kendini damgalama üzerindeki dolaylı etkisinde öz-duyarlığın düzenleyici rolüne rastlanmamıştır. Bulgular ilgili alanyazın ve kuramsal çerçeve ışığında tartışılmış, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

DamgalamaKendini damgalamaPsikolojik farkındalık+4
Nurdan Bural
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin yönetsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin yönetsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konmasıdır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 öğretim döneminde Denizli ili Merkez ilçelerindeki Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Nicel veriler için elektronik ortamda ve elden ulaştırılarak ölçek gönderilen 306 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada genel tarama modeli ve genel tarama modellerinden ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır Çalışmada, Samancıoğlu ve Bağlıbel (2018) tarafından geliştirilen Yönetimsel İletişim Stilleri Ölçeği ve Kalağan (2009) tarafından geliştirilen Örgütsel Sinizm Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; okul müdürlerinin yönetimsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki görülmüştür. Buna göre; öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin yönetsel iletişim stillerini benimsemeleri arttıkça öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin düştüğü anlamına ulaşılmaktadır. Basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, okul müdürlerinin yönetimsel iletişim stillerinin örgütsel sinizmin anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur.

Okul yöneticileriOkul yönetimiYönetsel iletişim+3
Nesrin Görgülü Güvenir
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik liselerin finans kaynakları ve yönetimi

Bu araştırma, mesleki ve teknik liselerin finans kaynaklarını ve bu kaynakların nasıl yönetildiğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Finans, tüm liselerde olduğu gibi mesleki ve teknik liselerin de temel sorunlarından biridir. Bu liselerin finansal kaynaklarının neler olduğu, bu kaynakların nereden ve ne kadar sağlandığı, yeterli olup-olmadığı, sağlanan kaynakların nereye ve hangi oranda harcandığına ilişkin sayısal veriler toplanmıştır. Aynı zamanda, mesleki ve teknik liselerde finans kaynaklarının yönetilmesi sürecinde yaşanan sorunlar ortaya konulmuş ve nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin okul yöneticilerinin ve öğretmenlerinin önerileri sunulmuştur. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Denizli ilinin Merkezefendi, Pamukkale, Acıpayam, Tavas, Kale ve Çameli ilçelerinde bulunan 20 mesleki ve teknik lisede çalışan 44 yönetici ve 146 meslek dersleri öğretmenine anket uygulanmış ve görüşleri toplanmıştır. Ayrıca Merkezefendi, Pamukkale, Tavas ilçelerindeki liselerin gelir kaynaklarının neler olduğu ve hangi alanlara harcama yaptıklarına ilişkin, okul kayıtlarından sayısal veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi seçilirken amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Veriler 2021-2022 öğretim yılı içerisinde toplanmıştır. Gelir-gider formlarından elde edilen finansal değerlerin zaman içerisinde azalıp azalmadığını belirlemek için TÜİK TÜFE endekslerinden yararlanılarak dönüşümler yapılmıştır. Yönetici ve öğretmen anketlerinde verilen yanıtlar araştırmacı tarafından incelenerek not edilmiştir. Bu notlar değiştirilmeden araştırmada uygun bölümlere aktarılmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca, verileri çözümlemede frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, gelir türleri ile harcama türleri karşılaştırıldığında, harcama türlerinin sayısı daha fazladır. Merkezi bütçeden gelen paranın harcandığı alanlar (personel, enerji, su, internet vb) çıkarılsa da hâla gelir miktarı, gider miktarından çok azdır. Gelişmişlik düzeyi daha düşük olan ilçelerdeki okulların gelirleri de daha azdır. Meslek liselerinin 10 tür geliri vardır, buna karşın 16 tür harcama alanı vardır. Meslek liselerinin kendi olanakları ve çabaları ile elde ettiği gelirler, gereksinim duydukları mal ve hizmetleri almaya yetmemektedir. Yöneticilerin ve öğretmenlerin görüşlerine göre parasal gereksinimler, devlet ve meslek liselerinin paydaşlarınca karşılanmalıdır. Liselerin ihtiyaçlarını belirlemede ve finansal kaynak kullanma sürecinde, meslek dersleri öğretmenleri daha etkin yer almalıdır.

Eğitim ekonomisiEğitim harcamalarıEğitim yönetimi+6
Sinem Aydın Özkan
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0'ın yükseköğretim alanı üzerindeki etkisine ilişkin öğretim elemanlarının görüşleri

Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın yükseköğretim alanı üzerindeki etkisine ilişkin öğretim elemanlarının görüşleri belirlenmiştir. Meslekleri ve örgütleri çok hızlı bir şekilde değiştireceği düşünülen Endüstri 4.0'ın yükseköğretimin amaç, yapı, süreç ve iklim boyutlarında yaratacağı dönüşüme ilişkin öğretim elemanlarının görüşlerinin belirlenmesi ve konu ile ilgili öneriler sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırma için Pamukkale Üniversitesi'nde farklı fakültelerde görev yapmakta olan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Öğretim elemanları ile yapılan bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmada öğretim elemanlarının Endüstri 4.0 ve bileşenlerine yönelik farkındalık düzeylerinin aynı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversitelerin mevcut amaçları göz önüne alındığında öğretim elemanları arasında bu amaçların ivedilikle Endüstri 4.0 bileşenlerine göre güncellenmesi ve dönüştürülmesi gerektiği ortak fikri mevcuttur. Araştırmada yer alan öğretim elemanları eğitim alanında Endüstri 4.0 bileşenleri ve teknolojik gelişmelerden daha önce 21. Yüzyıl becerilerinin geliştirilmesi ve bunun eğitimin temelini oluşturması gerektiği konusunda hemfikirlerdir. Aynı zamanda mesleklerde de bir değişim ve dönüşüm ön görmektedirler. Endüstri 4.0'ın yükseköğretim kurumlarında örgüt yapısını olumlu etkileyeceğini düşünen katılımcılar üniversitelerde bürokrasinin azalacağını ve işleyişlerde sonuca daha hızlı ulaşacağına inanmaktadırlar. Öğretim elemanlarına göre Endüstri 4.0 etki sürecinde yönetim süreçlerinin daha hızlı, daha verimli ve daha sonuç odaklı olması beklenmektedir. Örgüt iklimi ve boyutları göz önüne alındığında Endüstri 4.0 etkilerinin genel anlamda olumlu olacağı beklentisi hakimdir. Ancak insan ögesine dayanan samimiyet, dayanışma gibi boyutların olumsuz etkilenebileceği ve bireysel alanların artacağı sonucuna varılmaktadır. Anahtar kelimeler: Endüstri 4.0, Endüstri 4.0 bileşenleri, Yüksek öğretim, Eğitim 4.0, Üniversite 4.0

Endüstri 4.0YükseköğretimYükseköğretim kurumları+2
Elif Sarılar
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin yönetim felsefeleri ile öğretmenlerin örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin yönetim felsefeleri ile öğretmenlerin örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini Denizli'nin Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerinde kamu ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde çalışan 8101 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise oransız küme örnekleme tekniği ile basit seçkisiz olarak seçilen okullarda çalışan 444 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Kassing (1998) tarafından geliştirilen Ergün ve Çelik (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Muhalefet Ölçeği" ve Tanrıöğen (2018) tarafından geliştirilen "Yönetim Felsefesi Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Öğretmenlerin algısına göre okul müdürlerinin Y kuramı felsefesine sahip olduğu, "Çok Katılıyorum" düzeyinde dikey muhalefet, "Orta Düzeyde Katılıyorum" düzeyinde genel örgütsel muhalefet, yatay ve dışa aktarılmış muhalefete sahip oldukları belirlenmiştir. X kuramı felsefesi ile dikey muhalefet arasında düşük düzeyde negatif, yatay muhalefet ile düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, Y kuramı felsefesi ile dikey muhalefet arasında düşük düzeyde pozitif, yatay muhalefet ile düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin genel örgütsel muhalefet algısı ve dışa aktarılmış muhalefet ile yönetim felsefesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Yapılan basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerine göre okul müdürlerinin sahip olduğu X ve Y kuramı felsefeleri ayrı ayrı dikey muhalefet ve yatay muhalefeti davranışlarını yordamaktadır. Ancak dışa aktarılmış muhalefet ve genel örgütsel muhalefet davranışlarını yordamamaktadır. Ayrıca okul müdürlerinin sahip olduğu X ve Y kuramı felsefeleri birlikte örgütsel muhalefeti ve örgütsel muhalefetin alt boyutlarını (dikey, yatay ve dışa aktarılmış muhalefet) yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim yönetimiOkul yöneticileriOkul yönetimi+5
Mehmet Yıldırım
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçlerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Ayrıca aile işlevselliği, sosyal bağlılık, prososyal ve antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Betimsel bir model olan araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 424 Türk genci oluşturmuştur. Türkiye örneklemini Türkiye'de doğup büyümüş 217 birey temsil ederken, Avrupa örneklemini Avrupa Birliği ülkelerinde doğup büyümüş 207 birey oluşturmuştur. Araştırma kapsamında veriler Aile Uyum ve Yeteneğini Değerlendirme Ölçeği-IV, Sosyal Bağlılık Ölçeği, Yetişkin Prososyallik Ölçeği ve Riskli Davranışlar Ölçeği-Antisosyal Davranışlar Alt-Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, prososyal ve antisosyal davranışların toplam örneklemde cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların prososyal davranışlar, erkeklerin ise antisosyal davranışlar düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemler ayrı ele alındığında bu bulgular Türkiye örnekleminde desteklenmiş ancak Avrupa örnekleminde kadınlar ve erkekler arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Cinsiyete göre farklılıklar örneklemler arasında karşılaştırıldığında, Avrupa örneklemindeki erkeklerin aile birliği düzeyinin Türkiye örneklemindeki erkeklere göre daha yüksek olduğu, antisosyal davranışlar açısından en yüksek ve prososyal davranışlar açısından en düşük puan ortalamasının Türkiye'de yaşayan erkeklerde bulunduğu, Türkiye'de yaşayan kadınlar ile Avrupa'da yaşayan erkeklerin ise ilgili değişkenler açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Diğer yandan, araştırma değişkenleri Türkiye ve Avrupa örneklemi için kıyaslandığında, aile işlevselliği açısından Avrupa örnekleminde aile birliği, aile esnekliği ve katılık düzeyi, sosyalizasyon açısından ise prososyal davranış düzeyi Türkiye örneklemine kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bunun yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkilere göre, aile işlevselliğinin sosyal bağlılık düzeyini ve prososyal davranışları pozitif, antisosyal davranışları negatif yönde yordayacağı yönünde hipotezler doğrulanmıştır. Ayrıca, aile işlevselliği ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkide, sosyal bağlılık ve antisosyal davranışlar kısmi aracılık rolü üstlenmiştir. Ek olarak değişkenler arasındaki ilişkilerde kültürün düzenleyici rolü incelenmiş, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençleri arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.

Aile işlevleriAntisosyal davranışlarAvrupa Birliği+7
Buğra Öztürk
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik yardım aramada kendini damgalama ve psikolojik yardım almaya yönelik tutum arasındaki ilişkide ruh sağlığı okuryazarlığının aracı rolü

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde psikolojik yardım aramada kendini damgalama ve psikolojik yardım almaya yönelik tutum arasındaki ilişkide ruh sağlığı okuryazarlığının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Pamukkale Üniversitesi'nde öğrenim gören 527 (337 kadın, 190 erkek) lisans öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma grubunu kolaydan örnekleme yöntemi ile ulaşılan katılımcılar oluşturmaktadır. Araştırma verileri Psikolojik Yardım Aramada Kendini Damgalama Ölçeği, Profesyonel Psikolojik Yardım Almaya Karşı Tutum Ölçeği, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu aracılığı ile elde edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizini gerçekleştirmek için SPSS 26.0 ve Process Makro 4.1. programları kullanılmıştır. Psikolojik yardım aramada kendini damgalama ve psikolojik yardım almaya yönelik tutum arasındaki ilişkide ruh sağlığı okuryazarlığının aracılık rolünü incelemek amacıyla Hayes (2018) tarafından geliştirilen ve Bootstrap tekniğini esas alan regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre psikolojik yardım aramada kendini damgalama ve psikolojik yardım almaya yönelik tutum arasındaki ilişkide ruh sağlığı okuryazarlığının aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ilgili alanyazın ve kuramsal çerçeve ışığında tartışılmış, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Kendini damgalamaPsikolojik yardımRuh sağlığı+6
Berna Koç Mutlu
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 salgını sürecinde bireylerin stresle başa çıkma tarzları ile partner ilişkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 18-30 yaş aralığındaki genç yetişkin bireylerin Covid-19 sürecinde stresle başa çıkma tarzları ile romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise, bireylerin stresle başa çıkma tarzları, romantik ilişki doyumu, Covid-19 pandemi sürecindeki kaygı düzeyleri ve cinsiyet, eğitim durumu, birlikte yaşanılan kişi, kişisel alan, pandemide iş kaybı gibi sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın modeli, ilişkisel tarama modelidir. Araştırma, çevrimiçi ortamda yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, Covid-19 salgını sürecinde Türkiye'de yaşayan ve partner ilişkisi yaşamış ve/veya yaşayan, 18-30 yaş aralığındaki 189 genç yetişkin bireyden oluşturmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) ve Evlilik Öncesi İlişkileri Değerlendirme Ölçeği (EÖİDÖ) kullanılmıştır. Veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; Bağımsız Örneklem T-Test, Tek Yönlü ANOVA testi, Çok Değişkenli Korelasyon Katsayısı ve Basit Regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; bireylerin yalnız yaşaması ile stresle etkili başa çıkmaları arasında olumlu yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Romantik ilişkinin pandemiden olumsuz etkilenme düzeyi ile ilişki doyumu arasında olumsuz yönde anlamlı bir ilişki vardır. Analiz sonuçları, bireylerin başa çıkma tarzları ile romantik ilişki doyumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Sosyo-demografik değişkenlerden cinsiyetin, ilişki doyumu ve pandemi dönemi kaygı düzeyi ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin pandemi dönemindeki kaygı düzeyi ile son dönemdeki kaygı düzeyi arasında olumlu yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bulguları alan yazın ile de karşılaştırılmıştır. Araştırmacılara ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlişki doyumu, stresle başa çıkma tarzları, covid-19, genç yetişkin

Duygusal ilişkiGenç yetişkinlerKadın-erkek ilişkileri+2
Halime Yamaç
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul iklimi ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiler

Öğretmenlerin okul iklimi ile örgütsel sinizm düzeyi arasındaki ilişkilere yönelik arştırıldığı bu araştırma nicel ve tarama modelindedir. 2021-2022 eğitim yılında Denizli Tavas, Kale ve Merkezefendi ilçelerinde görev yapan öğretmenlerden basit tesadüfî yöntemle 371 öğretmene ulaşılarak veri toplanmıştır. Öğretmenlerin okul iklimine ilişkin algılarıyla ilgili en yüksek ortalama umursamaz öğretmen davranışları boyutunda ve yüksek düzeyindedir. Bununla birlikte işbirlikçi öğretmen davranışlarına ilişkin algıların yüksek düzeyde olduğu görülürken emredici müdür davranışları, destekleyici müdür davranışları ve samimi öğretmen davranışları boyutlarına ilişkin orta düzeydedir. En düşük ortalama orta düzeyde kısıtlayıcı müdür davranışları boyutundadır. Öğretmenlerin okul iklimine ilişkin algılarının hizmet süreleri ve kıdemlerine göre farklılık göstermediği ancak cinsiyet, yaş, görev yaptıkları kademe ve görev yaptıkları ilçelere göre farklılık gösterdiği görülmektedir. Öğretmenlerin örgütsel sinizm algıları en yüksek ve orta düzeyde davranışsal boyuttadır. Bunu düşük düzeyde bilişsel ve duyuşsal boyut izlerken öğretmenlerin genel sinizm düzeyleri ise düşük düzeydedir. Öğretmenlerin örgütsel sinizme ilişkin algılarının cinsiyet ve hizmet süresine göre farklılık göstermediği ancak yaş, görev yaptıkları eğitim kademelerine ve görev yaptıkları ilçelere göre ise farklılık gösterdiği görülmektedir. Öğretmenlerin kısıtlayıcı müdür davranışlarının, işbirlikçi öğretmen davranışlarının ve umursamaz öğretmen davranışlarının örgütsel sinizmi anlamlı düzeyde yordamadığı görülürken destekleyici müdür davranışları ve samimi öğretmen davranışlarının örgütsel sinizmi olumsuz ve anlamlı derecede yordadığı ve emredici müdür davranışlarının ise olumlu ve anlamlı derecede yordadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul ikliminin olumlu özelliklerini arttırmak için örgütsel sinizmin olumsuz etkilerine yönelik tedbirlerin alınması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, okul iklimi, sinizm, bilişsel, davranışsal, destekleyici

Bilişsel davranışlarOkul iklimiSinizm+3
Ahmet Gül
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokullarda kültürel değerlere duyarlı okul kültürü ve kültürel yetkinlik düzeyinin incelenmesi: Karma yöntem çalışması

Kültürel değerlere duyarlı okul kültürü, kültürel değerlere duyarlı eğitimin uygulandığı kültürel değerlere duyarlı okul için belirlenmiş bir okul kültürü tipidir. Araştırmanın amacı kültürel değerlere duyarlı okul kültürünü tanımlamak, bileşenlerini belirlemek, okul yöneticileri için okul kültürünü kültürel değerlere duyarlı okul kültürüne çevirmek için bir yol haritası belirlemek ve kültürel değerlere duyarlı okul kültürü ile kültürel yetkinlik becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem ile tasarlanmıştır. Sıralı keşfedici tasarım gereği ilk olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile nitel veriler toplanmış ve bilinmeyen bir durum üzerine derinlemesine araştırma yapılmıştır. Daha sonra geliştirilen Kültürel Değerlere Duyarlı Okul Kültürü Ölçeği ve Kültürel Yetkinlik Ölçeği aracılığı ile nicel veriler toplanmıştır. Karma yöntem gereği nitel verilerin nicel veriler ile genellenebilirliği incelenmiştir. Araştırma, Türkiye İstatistiki Bölge Birimlerinden rastgele seçilen illerde görev yapan öğretmenler ve okul yöneticileri örneklemi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel kısımda okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve öğrenci velisi olmak üzere toplam 91 katılımcı bulunurken nicel kısımda 541 öğretmen, 397 yönetici katılımcı bulunmaktadır. Araştırma sonucunda kültürel değerlere duyarlı okul kültürünün, teknik, kurumsal ve yönetimsel olmak üzere üç boyuttan oluştuğu ve başarı, gelişme, evrenselleşme olarak üç çıktısının olduğu, kültürel yetkinlik becerisinin merkezde yer aldığı bulgusu elde edilmiştir. Kültürel değerlere duyarlı okul kültürüne ait tanım geliştirilmiş ve kültürel değerlere duyarlı okul kültürünün değerleri, varsayımları, ögeleri belirlenmiştir. Okullara yönelik kültürel değerlere duyarlı okul modeli önerilmiş ve bu model kapsamında araştırmacı ve uygulayıcılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Kültürel yetkinlikSosyokültürel farklılıklarÇok kültürlülük+2
Gürkan Sarıdaş
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş arasındaki ilişkide sorumluluk ve cesaretin aracılık rolü

Mevcut çalışmanın amacı, güvenli bağlanmanın ontolojik iyi-oluş ile ilişkisinde cesaret ve sorumluluğun aracılık rolünün incelenmesidir. Tarama modeli ve nicel yöntemlerin kullanıldığı araştırmanın örneklemi, Pamukkale Üniversitesi'nde öğrenim gören 724 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri bu çalışma için uyarlama çalışması gerçekleştirilen Varoluşsal Doyum Ölçeği'nin yanı sıra Anlamlı Yaşam Ölçeği, Adleryen Cesaret Ölçeği, Sorumluluk Ölçeği ve Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri Kısa Formu aracılığıyla toplanmıştır. Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş arasındaki ilişkide sorumluluk ve cesaretin rolü yapısal eşitlik modelleme (YEM) analizi aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular model-veri uyumunun mükemmele yakın düzeyde olduğunu göstermiştir. Ayrıca, güvenli bağlanmanın doğrudan sorumluluğu, cesareti ve ontolojik iyi-oluşu öngördüğünü; sorumluluk ve cesaretin de doğrudan ontolojik iyi-oluşu öngördüğünü; ayrıca güvenli bağlanmanın, sorumluluk ve cesaret aracılığıyla ontolojik iyi-oluşu dolaylı olarak da öngördüğünü göstermiştir. Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş ilişkisinde sorumluluk ve cesaretin kısmi aracılık rolü üstlendiği ortaya konmuştur. İleri analizler geliştirilen modelin cinsiyete göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Erkeklerde güvenli bağlanmanın ontolojik iyi oluşa etkisi hem doğrudan hem de sorumluluk ve cesaret aracılığıyla anlamlı iken; kadınlarda dolaylı etki yalnızca cesaret aracılığıyla gerçekleşmiştir. Ayrıca modelin ontolojik iyi-oluşu açıklama düzeyi kadınlarda daha yüksek bulunmuştur.

Ana-babaya bağlanmaAnlam arayışıCesaret+4
Deniz Küçüker
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıflarda yardımcı kaynak olarak kullanılan ünite dergilerinin eğitsel yönden öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM 4. ve 5. SINIFLARDA YARDIMCI KAYNAK OLARAK KULLANILAN ÜNİTE DERGİLERİNİN EĞİTSEL YÖNDEN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ Ümit ERDOĞAN Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2004 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Özellikle son yıllarda ilköğretim okullarında, beş yıl değiştirilmeden kullanım olanağı bulunan ders kitaplarının yanında ayrıntılı bir ünite içeriği sunan ünite dergilerinin kullanımı hayli artmıştır. İlköğretim okullarında sınıf öğretmenlerinin yardımcı kaynak olarak ünite dergilerini kullanmaları çeşitli nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenlerin başında ünite dergilerinin ders kitaplarına oranla daha güncelleştirilmiş bilgi sunmaları ve daha çok alıştırmalara yer vermeleri gelmektedir. Ancak, ilköğretimin ilk beş sınıfında kullanımı günden güne artan ünite dergileri hakkında bugüne kadar yeterli sayıda bilimsel araştırma yapılmadığı görülmüştür. Ünite dergileriyle ilgili yapılmış olan araştırmaların çoğu, dergilerin seçimi ve kullanımıyla ilgili olarak yönetici, öğretmen ve veli görüşlerinin ortaya konmasını amaçlayan araştırmalardır. Bu eksiklikten yola çıkılarak, özellikle ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarında yoğun olarak kullanılmakta olan ünite dergilerinin eğitsel yönden yeterli olup olmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında kullanılan ünite dergilerinin öğretmen görüşlerine göre eğitsel yönden yeterli olup olmadığının ortaya konmasıdır. IVAraştırma, 2001-2002 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki 45 ilköğretim okulunun dördüncü ve beşinci sınıflarında görev yapan 244 sınıf öğretmeninden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinde yapılan araştırmanın verileri, sınıf öğretmenlerine uygulanan bir anketle toplanmıştır. Toplam 45 maddeden oluşan anketle, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin ders kitabına yardımcı kaynak olarak kullandıkları ünite dergilerinden "Ders Konularının İşlenişi", "Dil Özellikleri ve Yazım Kuralları", "Görsel Düzen", "Hazırlık Çalışmaları" ve "Değerlendirme Çalışmaları" yönlerinden değerlendirilmesine yönelik görüşleri alınarak elde edilen veriler ışığında, sınıf Öğretmenlerinin ünite dergilerinin eğitsel niteliğine yönelik görüşleri saptanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. İstatistiksel teknik olarak frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin ünite dergilerinin eğitsel niteliğini genel olarak yeterli buldukları görülmüştür.

Ümit Erdoğan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yanlızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri, öfke eğilimleri açısından incelenmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YALNIZLIK DUYGULARININ KİŞİSEL VE SOSYAL ÖZELLİKLERİ, ÖFKE EĞİLİMLERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ Nihal Bıysk Eğitim Bilimleri (Eğitimde Psikolojik Hizmetler) Anabilinı Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2004 Danışman : Yard. Doç. A. Sibel Türküm Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yalnızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri ve öfke eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığmın incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yalnızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri ve öfke eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığmın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın veri grubu 2003-2004 güz döneminde Anadolu Üniversitesinde öğretim gören 578 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada: öğrencilerin yalnızlık duyguları Demir (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "UÇLA Yalnızlık Ölçeği", öfke eğilimleri Özer (1994) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ""Durumluk Sürekli Öfke İfadesi Ölçeği" ve sosyodemografık özellikleri de araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 10 for Windows paket programı yardımıyla yapılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız gruplar arası t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Varyansların homojenliğinin kontrolü kevene testi ile gerçekleştirilmiştir. Varyans analizi sonucunun anlamlı bulunduğu durumlarda. Tukey- HSD testi uygulanmıştır. Tüm istatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi.05 olarak alınmıştır.Bulgular incelendiğinde; kişisel özellikler ile ilgili değişkenlerden cinsiyete göre. erkek öğrencilerin, kızlardan daha fazla yalnızlık duygusu yaşadıkları görülmüştür. Öğrencilerin yalnızlık duygularının sınıf düzeyleri, barınma durumları, interneti kullanma nedenlerine göre değişmediği bulunmuştur. Kendini beğenmeleri. yaşamlarından memnuniyetleri ve gelecek ile ilgili düşünceleri açısından öğrencilerin yalnızlık duygularının farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin, kendini beğenmeyenlerin beğenenlerden, yaşamlarından memnun olmayanların olanlardan ve geleceklerinin kötü olacağını düşünenlerin iyi olacağını düşünenlerden, yalnızlık duygularının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyal özelliklerle ilgili değişkenlerden, anne ve babalan) la olan ilişkileri. se\gilisi olma durumları, arkadaşlık ilişkilerini başlatma ve sürdürme durumları, yaşadıkları sorunları paylaştıkları kişiler ve bir zorluk karşısında gösterdikleri tepkiler yönünden öğrencilerin yalnızlık duygularının değiştiği bulunmuştur. Öğrencilerin, anne ve babalarıyla ilişkilerinde sorun yaşayanların yaşamayanlardan, sevgilisi olmayanların olanlardan, arkadaşlık ilişkilerini başlatma ve sürdürmede başarısızların başarılılardan yalnızlık duygularının daha fazla olduğu bulunmuştur. Yaşadıkları sorunları paylaştıkları kişiler bakımından, yalnızlık duygusu yüksek olan öğrencilerin destek almak isteyip de alamadıkları ve bir zorluk karşısında gösterdikleri tepkiler yönünden ise yaşadıkları sorunlarını çevrelerinden gizledikleri bulunmuştur. Öfke eğilimlerine açısından sürekli öfke eğilimleri. öl"keyi içte tutma ve kontrol etmelerine göre öğrencilerin yalnızlık duygularına bakıldığında, anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sürekli öfke düzeyleri yüksek olan öğrencilerin, orta ve düşük düzeyde olanlardan, öfkeyi içte tutma düzeyleri yüksek olanların orta ve düşük düzeyde olanlardan, öfkeyi kontrol etme düzeyi düşük olanların orta ve yüksek düzeyde olanlardan daha fazla yalnızlık duygusu yaşadıkları bulunmuştur. Öfkeyi dışta tutma açısından bakıldığında yalnızlık duygularının değişmediği bulunmuştur Araştırmadan elde edilen bulgular, daha önce yapılmış çalışmalarla birlikte yorumlanmış ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanıyla ilişkilendirilerek tartışılmıştır. üi

Nihal Bıyık
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişki (Muğla/Türkiye-Tamale/Gana örneği)

Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 akademik yılında Muğla-Türkiye (10.181) ve Tamale-Gana (4793) illerinde ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi Muğla (384) ve Tamale (407) öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada okullarda geliştirilen Güç Tipi Ölçeği ile Örgütsel Güç Mesafesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin güç tipi ve güç mesafesi algısı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesinde betimsel istatistikler, fark analizleri için t-testi, ANOVA ve Kruskal Wallis H-testi analizleri kullanılmıştır. Yapılan karşılaştırma testlerinde farklılığın saptanması için Post Hoc testlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arsındaki varyanslar homojen dağıldığı durumlarda Scheffe testi ve varyanslar homojen dağılmadığı durumlarda ise Dunnett's C testi yapılmıştır. Okullarda güç tipi ve güç mesafesi düzeyleri arasındaki ilişki ise Regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde .05 düzeyi anlamlılık düzeyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Muğla ve Tamale'de bulunan okullarda görev yapan okul müdürlerinin başvurdukları güç türleri en çok ve en az başvurulan güç türlerine göre sıralandığında; ödül gücü, kişilik gücü, yasal güç ve zorlayıcı güç şeklinde sıralandığı saptanmıştır. Muğla örnekleminde güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; kariyer basamağı, okul yerleşim yeri, kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü, yaş, kıdem ve çalışma süresi değişkenleri anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Muğla'da bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü kabullenme - güce razı olma - gücü araçsal kullanma - gücü meşrulaştırma şeklinde sıralandığı görülmektedir. Tamale'de ise öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü araçsal kullanma - gücü kabullenme - gücü meşrulaştırma - güce razı olma, şeklinde sıralandığı görülmektedir. Muğla örnekleminde güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; branş ve okul türü, değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Ancak Tamale örnekleminde öğretmenlerin güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Okul müdürlerinin kullandıkları örgütsel güç türlerine ilişkin görüşte öğretmenlerin ülkeleri sadece ödül gücü ve yasal güç boyutlarında önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Örgütsel güç mesafesine ilişkin algıda öğretmenlerin bulundukları ülkeler bütün boyutlar için önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Ayrıca Muğla örnekleminde; güç türleri güç mesafesini güce razı olma boyutu hariç anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç mesafesinin bütün boyutlarını anlamlı yordadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın bulguları ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur; öğretmenlerin güç mesafesi azalmasında etkili olan güç türü ödül gücüdür. Okul müdürleri tarafından çalışanların güç mesafesini azaltmak için aşırıya kaçmadan ödül gücü kullanılabilir. Gücü araçsal kullanmanın yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu durum bürokrasinin düzgün işlemediğini gösteriyor. Kişiden kişiye bürokrasinin işlenmesi farklı olmaktadır. Bu çerçevede Eğitim kurumlarının yönetimi ile ilgili politikalarda uygulama kısmı yöneticiye bırakmak yerine yasal prosedürlere bırakılmalıdır, özellikle Tamale için daha geçerli çünkü en yüksek gücü araçsal kullanma değeri bu örneklemde elde edilmiştir. Genel güç mesafesi her iki örneklem için yüksektir. Bu çerçevede okullarda karar alma süreçleri yönetmenliklerle belirlenmeli ve mümkün olduğunca yönetici konumda bir kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Ayrıca güç mesafesi hiyerarşik örgütlerin karakteristik özelliğidir. Böyle örgütlerde yukarıya doğru çıktıkça yöneticinin elindeki güç artmaktadır. Güç mesafesi yüksek olmasından bu artan gücün kullanımı çalışanlar tarafından sorgulanamamaktadır. Bu durum örgütlerde hak ihlalleri ve yolsuzluklara yol açabilmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında hesap verebilirlik ve denetim, usulüne uygun olarak yasal, zorunlu ve bağımsız olmalıdır. Anahtar kelimeler: Güç mesafesi, güç türleri, örgütsel güç, Türkiye, Gana

GanaGüç kaynaklarıGüç mesafesi+5
Lukman Zıblım
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü

Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

AleksitimiErgenlerErgenlik+6
Yakup Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sistemik aile yaklaşımı temelli grup psikoeğitim programının boşanmış bireylerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, Sistemik Aile yaklaşımına (SAY) dayalı olarak hazırlanan Boşanmaya uyum Grup Psikoeğitim Programının (BUPP) boşanmış kadın ve erkeklerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi ve bu etkinin altı hafta süre ile zamana bağlı kalıcılığı incelemiştir. Araştırma Temmuz-Kasım 2019'da Denizli'de özel bir danışma merkezinde araştırmaya gönüllü olarak katılan boşanmış kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplu ön test-son test ve izleme test modeline dayalı 2x3'lük yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (5 erkek, 6 kadın), kontrol grubunda 11 (4 erkek 7 kadın) olmak üzere toplam 22 boşanmış kişi araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara araştırma kapsamında geliştirilen Boşanmaya Uyum Ölçeği (BUÖ) ön test-son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada deney grubuna dokuz oturum ve her oturum 120 dakika olan SAY'a dayalı olarak hazırlanan BUPP'ı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları nicel veriler kullanılarak elde edilmiş ve nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırmanın nicel verilerini analiz etmede ANCOVA ve t testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarının ön test-son test ve izleme test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunduğu ve bu farkın deney grubu lehine olduğu görülmüştür. Sonuç olarak boşanmaya uyum psikoeğitim programının boşanmış kişilerin boşanmaya uyum düzeylerini arttırmada etkili olduğu ve bu etkinin altı hafta boyunca devam ettiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Boşanma, boşanmaya uyum, psikoeğitim, boşanmış kişiler, sistemik aile yaklaşımı

BoşanmaBoşanmış ailelerBoşanmış erkekler+4
Nuran Ceren Güzel
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarına geçiş sınavının ortaokul matematik dersi bilişsel-duyuşsal kazanım ve uygulamaları ile uyumunun incelenmesi

Bu çalışmada, ortaöğretim kurumlarına ilişkin merkezi sınavın ortaokul matematik dersi kazanımları ve uygulamaları arasındaki uyumun öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Alt amaçlardan birinde ise programın duyuşsal hedeflerine ulaşma konusunda öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri alınmıştır. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının hedeflerini açıkladıkları belgeler ile öğretim programının kazanımları ve merkezi sınavların uyumu incelenmiştir. Araştırma betimsel tarama yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Muğla ili resmi ortaokullarında görev yapan 86 ilköğretim matematik öğretmeni ve bu eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 470 8.sınıf öğrencisi ve velileri (470 yetişkin) oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan 3 anket formu ile elde edilmiştir. Ayrıca doküman analizi ile veriler toplanmıştır. Anket formları ile elde edilen nicel verilerin frekans, yüzde gibi istatistiksel analizleri yapılırken, diğer nitel veriler betimsel analiz yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmenler genel olarak LGS sorularını kazanımlar ve uygulamaları ile uyumlu buldukları yönünde görüş belirtmektedir. Programın kazanımları ve sınav soruları, Bakanlığın genel hedefleri ile uyumlu bulunmuş, gerekli öneriler sunulmuştur. Duyuşsal hedeflere ulaşma konusunda ise öğretmenler genelde yeterli olmadığı yönünde belirtirken, öğrenci ve veliler daha olumlu düşündüklerini belirtmektedir. Son olarak, bu sonuçlar tartışılıp, bazı öneriler sunulmuştur.

Bilişsel hedefDuyuşsal hedeflerEğitim programları+6
Çağatay Çoşkun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerini incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve matematik başarısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Muğla ilinin Menteşe, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde ortaokul 7. sınıfta öğrenim gören 269 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin, matematiksel üstbiliş farkındalık düzeylerini belirlemek için Kaplan ve Duran (2016) tarafından geliştirilmiş olan, "Matematiksel Üstbiliş Farkındalığı Ölçeği", problem çözmeye yönelik tutumlarını belirlemek için Çanakçı (2008) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme beceri düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan problem çözme beceri testi, problem çözme beceri testinin puanlandırılmasında ise Gündüz Sefer (2006) tarafından problem çözme becerisini ölçmek için geliştirilen "Dereceli Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış, verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının yüksek, problem çözmeye yönelik tutumlarının olumlu, problem çözme berilerinin ise orta düzeyin üstünde olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda sadece matematik başarısı değişkeninin öğrencilerin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerinde anlamlı fark oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca problem çözmeye yönelik tutumun ve problem çözme becerisinin matematiksel üstbiliş farkındalığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişüstü farkındalıkMatematik eğitimiMatematik öğretimi+7
İpek Zorbozan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Azerbaycan'da ortaokul 7. sınıf Türkçe dersi öğretim programının ve ders kitaplarındaki metinlerle etkinliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye ve Azerbaycan'da 2019-2020 eğitim-öğretim yılında kullanılmakta olan ortaokul 7. sınıf Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Azerbaycan Türkçesi Dersi Öğretim Programı'nın ve ders kitaplarındaki metinler ile etkinliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel aştırma yaklaşımı ile hazırlanan bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada döküman analizi ile her iki ülkenin Türkçe öğretim programları ve 7. sınıf Türkçe ders kitaplarından ilgili veriler toplanmıştır. Öğretim programlarının karşılaştırılması aşamasında karşılaştırmalı eğitim yaklaşımlarından yatay yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın bulgular kısmında elde edilen veriler çözümlenirken doküman analizi yönteminin ilkeleri dikkate alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Türkiye ve Azerbaycan'da 2019-2020 eğitim-öğretim yılında kullanılmakta olan ortaokul 7.sınıf Türkçe öğretim programı ve Azerbaycan Türkçesi öğretim programı incelenerek karşılaştırılmıştır. İkinci bölümde, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında her iki ülkede kullanılmakta olan ortaokul 7. sınıf Türkçe ve Azerbaycan Türkçesi ders kitapları içerisinde yer alan metinlerin türleri incelnerek karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, ders kitaplarında yer alan etkinliklerin metinlere ve öğrenme alanlarına (dinleme/izleme, konuşma, okuma, yazma) göre dağılımı incelenerek karşılaştırılmış ve aralarındaki benzerlik ve farklılıklar belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Türkçe dersi öğretim programı, Türkçe ders kitabı, karşılaştırmalı eğitim, Azerbaycan

AzerbaycanDers kitaplarıKarşılaştırmalı eğitim+6
Nazmın Nıyazlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin empatik düşünme becerilerine yönelik etkinlik uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı empatik düşünme becerilerine dayalı etkinlik uygulamalarına yönelik okul öncesi öğretmen görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın araştırma grubunu, Tunceli merkez ve ilçelerine bağlı devlet okulları ile bir özel okulda çalışan 60 okul öncesi öğretmene uygulanan Empatik beceri ölçeği B Formu'ndan aldıkları puanlar içerisinden orantısız tabakalama yöntemi ile seçilen farklı empatik beceri düzeyine sahip 9 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmelerin tamamı katılımcıların izni ile kayıt altına alınmıştır. Görüşme formu sonucunda ortaya çıkan veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Öğretmenlerin hepsi empatik düşünme becerisinin çocuk, program ve öğretmen açısından önemli olduğunu düşünmektedirler. Empatik düşünme beceri düzeyinin, olumlu bir sınıf iklimi ve verimli bir etkinlik süreci için önemli bir kriter olduğu da belirtilmiştir. Öğretmenler, empatik düşünmeye dayalı drama, Türkçe, oyun, sanat, fen, okuma yazmaya hazırlık, matematik, müzik, hareket etkinliklerine yer vermişlerdir. Bu etkinlikler arasında en çok drama sonra Türkçe ve oyun etkinliklerini kullanmışlardır. Bu etkinliklerde empatik düşünme en çok büyük grup etkinliğinin verimliliğini arttırdığı ve öğretmenlerin en çok büyük grup etkinliği planlandığı belirtilmiştir. Etkinlik sürecinin verimli olmasını etkileyen etmenlerin; eğitimin verimliliğini, çocuğunun yaşı, aile katılımı, kullanılan materyaller, cinsiyet dağılımı, öğretmenin ve çocuğun motivasyonu olduğu ifade edilmiştir. Yardımlaşma, dayanışma, sevgi, iş birliği, kendini ve karşısındaki anlama gibi duygu ve davranışların çocukların bütün gelişim alanlarına, özellikle sosyal duygusal gelişimine ve eğitim sürecine katkısının büyük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin empatik beceri düzeylerine göre programa hâkimiyet durumları, kullandıkları etkinlik çeşitleri ve yöntem teknikleri değişiklik göstermiştir. Düşük empatik beceri düzeyine sahip öğretmenlerin daha az etkinlik çeşidi kullandıkları, programa hâkim olmadıkları, spontan bir süreç izledikleri saptanmıştır.

EmpatiEmpatik beceriOkul öncesi eğitim+3
Yeliz Polat
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özetleme becerisi öğretiminin üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı özetleme becerisi öğretiminin üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma, nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel çalışma modeli kullanılırken öğrenci görüşlerinin incelenmesinde nitel verilerden yararlanılmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı ön orta seviye (pre-intermediate) dil seviyesinde öğrenim gören 117 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin İngilizce okuduğunu anlama düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "İngilizce Okuduğunu Anlama Testi", öğrencilerin okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerini ortaya koymak için Mokhtari ve Reichard (2002) tarafından "Metacognitive Awareness of Reading Strategies Inventory" (MARSI) olarak geliştirilen, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları Öztürk (2012) tarafından yapılan "Okuma Stratejileri Üstbilişsel Farkındalık Envanteri (OSÜFE)" ve araştırmacının özetleme öğretimine yönelik öğrenci görüşlerini saptamak için oluşturduğu yansıtma yazıları kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel araştırma verilerinin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma ile elde edilen sonuçlara göre özetleme becerisi öğretiminin öğrencilerin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Fakat, özetleme becerisi öğretiminin etkililiğine dair öğrenci görüşleri incelendiğinde öğrencilerin genel olarak almış oldukları öğretimin özetleme becerilerinin gelişiminde ve özet yazma ile ilgili kişisel farkındalık oluşturmada kendilerine katkı sağladığını belirttikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: okuduğunu anlama, özetleme becerisi, okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeyi, üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencileri

Bilişüstü farkındalıkHazırlık sınıflarıOkuma+7
Meryem Pekdemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim 8. sınıf matematik öğretmenlerinin görüşleri

Bu çalışmada beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim sekizinci sınıf matematik öğretmenlerinin görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretmenlerinin beceri temelli soruların kullanılmasına yönelik olarak, eğitim programlarının kazanımları, içerik materyalleri, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme değerlendirmede kullanımına ilişkin görüşleri alınmıştır. Öğretmenlere görüşme formu elektronik ortamda iletilmiş ve görüşme formunu bu elektronik ortamda doldurmaları istenmiştir. Elde dilen verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda öğretmenlerin beceri temelli soruları matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun da LGS (2020)'de yer alan Beceri Temelli Soruların matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin içerik materyallerinin Beceri temelli sorular ile uyumluluğuna ilişkin görüşleri incelendiğinde ise, öğretmenlerin ders kitabı ve EBA'da yer alan ders içeriklerinin Beceri Temelli Sorular ile uyumlu bulmadıkları görülmüştür. Ders kitapları ve EBA'da yeteri kadar beceri temelli soru bulunmadığı, ders kitapları ve EBA'da daha çok alt düzey düşünme becerilerine yönelik soruların bulunduğu ve Beceri Temelli Sorular için yetersiz bulduğu görülmüş bu nedenle öğretmenlerin büyük bir kısmının derslerinde başka basılı/dijital kaynaklara ihtiyaç duyup kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri incelendiğinde kendi düzenledikleri etkinliklerde de beceri temelli sorulara yer verdiği bu sayede üst düzey düşünme becerileri kazandırmaya çalıştıkları görülmüştür. Ancak öğretmenlerin ölçme değerlendirme etkinliklerinde (yazılı, sözlü, performans, proje vb.) beceri temelli sorulara yer vermediği daha çok alt düzey düşünme becerilerine ve kazanımları ölçmeye yönelik sorular kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda beceri temelli sorularla en çok karşılaştıkları kaynağın yardımcı/diğer kaynaklar olduğu görülürken en az karşılaşılan kaynağın ise ders kitapları olduğu görülmüştür. Ayrıca ders kitaplarındaki yeteri kadar beceri temelli soru olmadığı ve bu yüzden öğretmenlerin beceri temelli soruların ders kitaplarında dengeli bir dağılıma sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler LGS (2020)'de yer alan beceri temelli soruların 8. sınıf matematik dersi öğretim programındaki konulara dağılımını dengeli bulmuşlardır.

Beceri temelli sorularBranş öğretmenleriLise giriş sınavları+6
Hilal Kamile Gün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumu ve algılanan stres arasındaki ilişki: Öz-düzenlemenin aracılık rolü

Bu çalışmada, beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerindeki etkisinde öz-düzenleme değişkeninin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Yabancı Dil, Türkçe-Matematik, Fen, Matematik, Sosyal ve Güzel Sanatlar alanlarında farklı üniversite ve sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 396 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), İhtiyaç Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Öz-Düzenleme Ölçeği (ÖDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS ve AMOS istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, betimsel istatisikler ve değişkenler arasındaki ilişkileri hesaplayabilmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerinde, öz-düzenleme aracılığıyla etkilerini belirleyebilmek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki dolaylı etkilerin anlamlılığı bootstrap yöntemiyle test edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda, algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve algılan stres ile öz-düzenleme arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, öz-düzenleme ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracılık analizleri sonucunda algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasındaki ilişkide öz-düzenlemenin kısmi aracılık rolü üstlendiği görülmüştür. Bu bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: algılanan stres, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, öz-düzenleme, psikolojik ihtiyaç doyumu

Genç yetişkinlerPsikolojik ihtiyaçlarYeterlilik+3
Oğulcan Barlas
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanında ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 675 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Ergen Ayrışma-Bireyleşme Ölçeği, Çok Yönlü Eylemli Kişilik Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri inceleyebilmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığını belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Ergenlerde ayrışma-bireyleşmenin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t- Testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyon analizleri sonuçları incelendiğinde ayrılık kaygısı ile benlik saygısı, öz-yeterlik, yaşam amaçları ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişki elde edilmiş, ayrılık kaygısı ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Son olarak, ayrılık kaygısı ile algılanan sosyal destek toplam puanı ve alt boyutları arasında arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İkinci olarak, kısıtlanma kaygısı ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı ve iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, benlik saygısı ile yaşam amaçları, öz-yeterlik ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişkiler elde edilmiştir. Diğer taraftan, kısıtlanma kaygısı ile arkadaş ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişkiler olmadığı tespit edilmişken, toplam algılanan sosyal destek ile negatif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak, reddedilme beklentisi ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı, yaşam amaçları ve öz-yeterlik arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna karşın, reddedilme beklentisi ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Algılanan çok boyutlu sosyal destek açısından ele alındığında ise, reddedilme beklentisi ile aileden, arkadaştan ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordamasına ilişkin elde dilen ilk bulguya göre, ergenlerde öz-yeterlik, benlik saygısı, yaşam amaçları ve toplam çok yönlü eylemli kişilik özellikleri, ayrılık kaygısını anlamlı bir biçimde yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %5'i açıklanmaktadır. Diğer taraftan ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek, öz-yeterlik, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve çok boyutlu algılanan sosyal destek; kısıtlanma kaygısını yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %24'ü açıklanmaktadır. Son olarak, ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek reddedilme beklentisini yordamakta ve ilgili değişkenler varyansın %37'sini açıklamaktadır.Araştırmadan elde edilen son bulguya göre ise ergenlerin ayrışma-bireyleşme puanları cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

Algılanan sosyal destekAyrılmaAyrılma-bireyleşme sorunları+5
Şule Buse Betus
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde anne-babadan algılanan duygusal istismar ile öz memnuniyet arasındaki ilişkide bağlanma stillerinin aracı rolü

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde anne-babadan algılanan duygusal istismar ile öz memnuniyet (kendinden memnun olma) arasındaki ilişkide bağlanma stillerinin aracı rolünü tespit etmek amacıyla yapılan ve nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 Akademik yılı Bahar Döneminde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde öğrenim gören ve yaşları 18 ile 28 arasında değişen; 292' si kadın 187' si erkek ve 6' sı cinsiyet belirtmeyen 485 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama işlemi gerekli izinler alındıktan sonra Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinin farklı fakültelerinde 23-27 Mayıs 2022 tarihleri arasında yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formunun yanı sıra Psikolojik İstismar Ölçeği (PİÖ), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Öz Memnuniyet/Kendinden Memnun Olma Ölçeği (3S) kullanılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular yapısal eşitlik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sorularından yola çıkılarak oluşturulan hipotezler test edilip doğrulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre anne babadan algılanan duygusal istismarın öz memnuniyeti anlamlı düzeyde yordadığı; kaygılı ve kaçınan bağlanmanın anne-babadan algılanan duygusal istismar ile öz memnuniyet arasındaki ilişkide anlamlı kısmi aracılık etkilerine sahip oldukları belirlenmiştir.

Duygusal istismarYetişkinlerde bağlanma
Harun Remzi Ündar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının kültürel zekalarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği)

Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının kültürel zekalarının üstbiliş, biliş, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını ortaya koymaktır. Bu amacın yanı sıra kültürel zekanın bu boyutları çerçevesinde akademik unvanlarına göre öğretim elemanlarının görüşleri arasında bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde görev yapmakta olan yedi Prof. Dr., dokuz Doç. Dr., beş Dr. Öğretim Üyesiöğ ve altı Araştırma Görevlisi oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretim elemanlarının 12'si kadın, 15'i erkektir. Araştırmada veri toplama amacı ile Kültürel Zekâ ölçeğinden yola çıkılarak hazırlanan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik ve betimsel analizi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğretim elemanlarının üstbilişsel boyutta kültürel zekâ seviyelerinin yüksek olduğu, bilişsel boyutta ise öğretim elemanlarının farklı kültürlerin benzeşen ve farklılaşan yönlerine dair bilgi sahibi olmadaki başarılarının düştüğü, motivasyonel boyutta çokkültürlü ortamlarda ya da farklı kültürlerden bireyler ile etkileşimde başarılı oldukları ve davranışsal boyutta dilsel ve yarıdilsel davranışlarını ortama uygun şekilde kontrol edebildikleri görülmüştür.

Eğitim fakülteleriKültürel zekaMuğla+1
Burak Yaba
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ile yabancı dil öğrenme kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ve yabancı dil öğrenme kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ve yabancı dil öğrenme kaygıları cinsiyet, okul statüsü, anne ve babanın öğrenim düzeyi, İngilizce dersine çalışma süreleri ve akademik başarı değişkenlerine göre ele alınmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeline uygun tasarlanmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Aydın ilinin Kuşadası ilçesindeki öğrenim görmekte olan 538 ortaokul öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişüstü Farkındalık Ölçeği" ve "Yabancı Dil Öğrenme Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, ikili ve çoklu karşılaştırma istatistikleri ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin bilişüstü farkındalıkları yüksek düzeydedir. Öğrencilerin bilişüstü farkındalıkları okulun statüsüne ve anne ve babanın öğrenim durumuna göre anlamlı farklılık göstermezken cinsiyet, ders çalışma süresi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygısı orta düzeydedir. Öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygılarının cinsiyet, okul statüsü, anne ve babanın öğrenim durumu, ders çalışma süresi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada bilişüstü farkındalık ve yabancı dil öğrenme kaygısı arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bilişüstü farkındalığın bilişin bilgisi boyutunun yabancı dil öğrenme kaygısını hem genel olarak hem de alt boyutlar bazında düşük düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: bilişüstü farkındalık, yabancı dil öğrenme kaygısı, ortaokul öğrencileri

Bilişüstü farkındalıkDil kaygısıDil öğrenimi+5
Rahime Meltem Ünal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil ağırlıklı beşinci sınıf İngilizce öğretim programına ilişkin öğretmen görüşeri

Bu çalışmanın amacı, Muğla ilinde Yabancı Dil Ağırlıklı Beşinci Sınıf İngilizce Öğretim Programı'nın bu programın uygulandığı ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin görüşleri temel alınarak incelenmesidir. İnceleme dört yıldır uygulanmakta olan programın güçlü yönleri, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunlar, ders kitabı sorunları, okul imkanları, temel dil becerilerinin gelişimi, programın öğrenci başarısına olan katkısı ve sürdürülebilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri görüşme tekniği yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile kodlanmış, kodlardan kategorilere ve temalara ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; öğrenci odaklı uygulamaların dile ilişkin önyargıları kırma, özgüven gibi öğrenci özelliklerini geliştirdiği, öğrenme-öğretme sürecinde farklı uygulamalara yer verildiği, programa öğrenci seçiminde sorunlar yaşandığı, öğrencilerin İngilizce öğrenmeye ilişkin önyargılarının süreci olumsuz etkilediği, programın içerik olarak yoğun olduğu, hem ders kitabı hem de dijital ders kitabıyla ilgili sorunların olduğu, programın dil öğrenmeye olumlu katkılarının olmakla birlikte dört temel becerinin gelişiminin dengeli şekilde gerçekleştirilemediği, yazma becerisinin diğer becerilere göre daha zayıf kaldığı, konuşma ve özellikle dinleme becerisinin ölçme değerlendirilmesine ilişkin sorunlar yaşandığı şeklindedir. Ayrıca programın daha etkili biçimde sürdürülebilmesi için sınıflara öğrenci seçiminin belli kriterlere göre yapılması, programın uygulanmasında ortak bir anlayış geliştirilmesi, kazanım ve tema yoğunluğunun gözden geçirilmesi, programa uygun bir ders kitabının geliştirilmesi öğretmenlerin ortaya koyduğu temel önerileri arasındadır. Anahtar kelimeler: yabancı dil eğitimi, yabancı dil ağırlıklı İngilizce öğretim programı, temel dil becerileri

Dil eğitimiMuğlaOrtaokullar+5
Habibe Bal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Süreğen ve kitlesel bir travma olarak Covid-19: Üniversite öğrencilerinde Covid-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracı rolü

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde COVID-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aracılık etkisinin farklı örneklemlerde incelenmesi için iki ayrı veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmanın örneklemi Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde, örgün veya yaygın eğitimde, 2020-2021 bahar yarıyılında öğrenim gören, yaşları 18-29 arasında değişen lisans ve ön lisans öğrencilerinden oluşmuştur. Veri toplama işlemi 22 Şubat-15 Mart 2021 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilmiş, -3.29Anahtar Kelime: Başa çıkma = Coping ; COVID 19 = COVID 19 ; Eğitim psikolojisi = Education psychology ; Pandemiler = Pandemics ; Stres = Stress ; Stresle başetme = Coping with stress ; Travma = Trauma ; Yaşantısal kaçınma = Experiential avoidance ; Üniversite öğrencileri = University students

Başa çıkmaCOVID 19Eğitim psikolojisi+6
Mesude Seven Gürçen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin ilkokul BİLSEM öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) ilkokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Çocuklar için Felsefe dersi kapsamında uygulanan hipotetik düşünme yönteminin yer aldığı etkinliklerin doğuştan standartların üzerinde yaratıcılık becerisine sahip üstün yetenekli ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi olup olmadığı araştırma konusunu oluşturmaktadır. Literatür incelendiğinde Çocuklar İçin Felsefe ve Düşünme Eğitimi ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalarda üstün yetenekli ilkokul öğrencileriyle çalışılmamış ve hipotetik düşünme yöntemine rastlanılmamıştır. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Uygun örneklem yoluyla araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Menteşe İlçesinde Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim ve öğretim gören 36 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT)" kullanılmıştır. Araştırmanın başında ön test olarak TYDT Sözel A form uygulanmıştır. Ardından öğrencilere 8 hafta boyunca 40 dakikalık 2 oturum şeklinde Çocuklar İçin Felsefe eğitimi hipotetik düşünme yöntemi ile etkinlik olarak verilmiştir. Eğitim sonrasında son test olarak TYDT Sözel B formu uygulanmıştır. Araştırma verileri öğrencilerin TYDT testlerine verdikleri yanıtlardan oluşmaktadır. TYDT'nin A ve B formlarından her bir öğrenci için; sözel toplam puanlar ve alt puan türleri elde edilmiştir. Elde edilen bu verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Erişi verilerin normallik dağılımlarına bakıldıktan sonra İlişkisiz Örneklemler T Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile veriler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin sözel yaratıcılık toplam, akıcılık, esneklik ve orijinallik puanlarına tüm gruplar ve 3. sınıf düzeyinde olumlu etki ettiği, 4. sınıflar için ise akıcılık ve sözel toplam puanlarında anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak BİLSEM ilkokul öğrencilerine verilen Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine olumlu yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: çocuklar için felsefe eğitimi, BİLSEM, üstün yetenekli, hipotetik düşünme, yaratıcılık

Bilim ve sanat merkezleriDüşünmeDüşünme stilleri+5
Gözde Gürdal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında 4. sınıf ingilizce dersi programının uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Türk Eğitim Sistemi'nde İngilizce Öğretim Programı oldukça önemli ve zorunlu bir programdır. İngilizce öğrenmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır bu nedenle İngilizce Öğretim Programı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İngilizce Öğretim Programını yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kademe olarak İngilizce öğretimi 2. sınıf düzeyinde başlatılmış, yöntem değşikliğine gidilerek İletişimsel Öğretim Yöntemi kullanılmaya başlanmış, dinleme ve konuşma becerileri daha çok vurgulanmış ve teknolojiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında nasıl uygulandığını incelemek, uygulanabilirliğini belirlemek ve uygulanma başarısına etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Bu nedenle, sosyoekonomik durumları farklılık gösteren 3 okuldan ilkokul 4. sınıf düzeyinde 24 öğrenci ve 6 ilkokul İngilizce öğretmeni katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Çoklu durum çalışması ile birden fazla durum yani sosyoekonomik düzeyi farklı okullar incelenerek bu durumlara ait veriler ortaya çıkarılmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyoekonomik düzeyleri yeterli ve kısmen yeterli olan okullarda yani araştırma yapılan okulların çoğunda yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanabildiği ve sınıf içi faktörlerin bu duruma olumlu katkıda bulunduğu ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik düzeyi diğer 2 okula göre yetersiz olarak nitelendirilen okulda ise sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanamadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak İngilizce Öğretim Programı'nın araştırmaya katılan okulların çoğunda etkili bir şekilde uygulanabildiği bununla birlikte sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile programın uygulanmasında bütünsel başarıyı sağlayamadığı ortaya çıkmıştır.

Ders programlarıDevlet okullarıDil öğretimi+6
Duygu Öztekin Kaşko
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin Türkiye ile karşılaştırılması

Eğitim sistemini geliştirmeye yönelik yapılacak herhangi bir düzenlemede ilk akla gelen, eğitim sisteminin vazgeçilmez ve en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve atanması ile hizmet içi eğitimi geliştirme gibi düzenlemelerdir. Bu araştırma, Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına öğretmen adayı seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemlerinin incelenmesi ve sonuçta da Türkiye'ye yönelik öneriler geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı eğitim araştırması olan bu betimsel çalışmada, Japonya ve Finlandiya'nın eğitimde yakaladıkları büyük başarı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden olmaları ve bu başarının asıl sebebinin öğretmenler olarak gösterilmesi dikkate alınmış, bu ülkelerin araştırma için iyi bir örneklem olacakları düşünülmüştür. Çalışma kapsamında seçilen ülkelerin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen bu iki ülkenin eğitim sistemleri ayrı ayrı betimlenmiş, sonrasında bu ülkelerde ve Türkiye'de öğretmenlerin hizmet öncesi süreçte nasıl yetiştirildiği, mesleğe nasıl seçilip atandıkları, hizmet içi eğitim süreçleri ve meslek dahilinde sahip oldukları hak ve sorumluluklar benzer başlıklar altında paralel olarak incelenerek üç ülkedeki öğretmen yetiştirme, seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemi karşılaştırılmış ve tespit edilen benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir. Çalışma sonunda Japonya ve Finlandiya'daki öğretmen yetiştirme sistemine öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçilmediği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapıldığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya çok önem verilerek Türkiye'den farklı olarak atama sürecinde yerel uygulamalara da gidildiği ve atama koşullarının daha fazla nitelik gerektirdiği saptanmış, hizmet içi eğitimin daha çok özendirildiği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda daha önde oldukları belirlenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında Türkiye'de değişmesi önerilen hususlar ele alınmış ve daha sonraları bu konu üzerine yapılacak çalışmalar için öneriler geliştirilmiştir.

AtamalarEğitim sistemiFinlandiya+7
Eda Abbasioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörler

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörleri belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup örnek olay deseninde gerçekleştirilmiştir. 6 öğretmen, 30 öğrenci ve 30 veli ile çalışılarak veriler toplanmıştır. Bu süreçte araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu, gözlem formu ve anketlerden faydalanılmıştır. Görüşmelerden ve anketlerden elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenirken, gözlem formlarından elde edilen veriler gözlem değerlendirme rubriği ile çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler, yapılandırılmamış ve öğrenci merkezli etkinliklerin, soru sormanın, özgür düşünme ortamları oluşturmanın düşünme becerilerini desteklediği görüşündedir. Öğretmenler, mevcut okul öncesi eğitim programını, düşünme becerileri eğitimi yönünden oldukça yetersiz bulmaktadır. Sınıf gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğretmenler öğrencilerin soru sorma davranışlarını desteklemekte oldukça yetersizdir. Öğrencilerin nitelikli sorular sorma ve cevaplar verme davranışları düşüktür. Öğretmen tutumları ve öğrenci davranışları arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Bireysel gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğrenciler en çok çeşitli çözüm yolları ve nitelikli fikirler üretmekte, farklı ve alışılmışın dışında ürünler koymakta, kavram ve düşünceler üzerine düşünebilmekte zorlanmaktadır. Velilerle yapılan anketlerden elde edilen bulgulara göre eğitim düzeyi yüksek olan veliler çocukları ile daha çok okul dışı etkinliklerde bulunmakta ve soru sormanın önemi üzerinde daha çok durmaktadır. Velilerin yaş ve gelir düzeyi, çocuklarıyla yaptıkları okul dışı etkinlikler ile öğrencilerin düşünme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Ailelerin soru sorma davranışları ile öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünmeye yönelik davranış düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler ve veliler, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin önemli olduğunu düşünmekle birlikte yeterli bilgiye sahip değillerdir.

Beceri eğitimiEleştirel düşünceOkul öncesi dönem+2
Berna Tuncer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin gösterdiği karizmatik liderlik davranışlarının okullarda görülen örgütsel sessizliği yordama düzeyi

Bu çalışmanın amacı; okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışlarının okullarda görülen örgütsel sessizliği yordama düzeyini tespit etmektir. Araştırma 2012-2013 eğitim öğretim yılında Isparta ili merkezindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemi ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada lise müdürlerinin liderlik davranışları "Liderlik Davranışı Ölçeği" ve liselerin sessizlik düzeyleri "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmış ve t-testi, tek yönlü (one way) anova, anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak LSD (Least Significant Difference) testi, pearson korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma karizmatik liderliğin "model olma", "etkileme", "zorluklarla başa çıkma", "imkân tanıma" ve "cesaretlendirme" boyutlarının; kabullenici, korunmacı ve korumacı sessizlik olmak üzere örgütsel sessizliğin üç türünü yordama düzeyini incelemektedir. Okullarda liderlik davranışlarının sessizlik üzerindeki etkisi ve örgütsel sessizliğin olası olumsuz sonuçları ile ilgili farkındalık yaratmayı hedefleyen araştırmada öğretmen görüşleri branş, bulunduğu okuldaki görev süresi, toplam görev süresi, yaş, cinsiyet, okul türü ve öğrenim durumu değişkenlerine göre incelenmiştir. Literatürdeki araştırmalardan ve diğer liderlik türlerinden farklı olarak karizmatik liderliğin alt boyutlarının örgütsel sessizliğin üzerindeki etkisi hakkında "azaltır" ya da "arttırır" şeklinde kesin ve tek bir yargıya varılamamıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin okul müdürlerini karizmatik lider olarak gördükleri, örgütsel sessizlik davranışını çoğunlukla çalışma arkadaşlarını ve kurumu korumak adına gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca karizmatik liderliğin "model olma" boyutunun kabullenici örgütsel sessizliği azalttığı, "etkileme" boyutunun kabullenici örgütsel sessizliği artırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte "imkân tanıma" boyutunun korunmacı sessizliği azalttığı ancak korumacı sessizliği artırdığı sonucuna varılmıştır.

Eğitim örgütleriKarizmatik liderlikLiderlik+2
Funda Eryılmaz Ballı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik ortaöğretim yönetici ve öğretmenlerinin mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin görüşleri

Bu araştırmada mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin mesleki ve teknik anadolu liselerinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin nasıl olduğunun cevabı aranmıştır. Kavramsal alt yapının oluşturulmasına dönük olarak öncelikle özelleştirme kavramı ile ilgili siyasi, iktisadi ve toplumsal alanlarda alan yazın taraması yapılmıştır. Bunun ardından özelleştirme ile ilgili eğitim alanındaki algılara yönelik alan yazın taraması yapılmıştır. Tüm bunlarla beraber araştırmanın konusunu oluşturan mesleki eğitim ile ilgili alan yazın taramasının yapılmasıyla beraber özelleştirme ve mesleki eğitim konusu ele alınmıştır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği çalışma için araştırmacı tarafından mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin görüşler ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek araştırma için gereken verileri toplayacak toplumsal fayda, insan kaynakları ve finansman olmak üzere üç boyutlu bir model oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde mesleki ve teknik anadolu liselerinde görev yapan tüm öğretmenler içinde 378 öğretmen oluşturmuş ve araştırmaya katılan 484 öğretmenin görüşleri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde mesleki eğitimde özelleştirmeye yönelik öğretmen görüşlerinin tüm boyutlarda olumlu olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin verdiği cevaplar göz önünde bulundurulduğunda özelleştirme ile ilgili en büyük kaygının toplumsal fayda boyutunda yaşandığı anlaşılmıştır.

Anadolu meslek liseleriEğitim yönetimiLiberalizm+7
Yalçın Sever
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul matematik dersinde yüksek bilişsel talebin sağlanmasında matematiksel iletişimin rolü: Örnek olay çalışması

İlkokul matematik öğretim programlarında, matematiğin anlamlı bir biçimde öğrenilmesi ve üst düzey becerilerin kazanılması konuları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak, matematik derslerinde uygulanan öğrenme görevleri, öğrencilere sunduğu öğrenme olanakları bakımından farklılık gösterebilmektedir. Bu doğrultuda gündeme gelen bilişsel talep kavramı, bir öğrenme görevinin öğrenciye sunduğu düşünme, akıl yürütme, problem çözme vb. olanakları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bilişsel talep kavramı bağlamında, uygulamaya da dikkat çekilmiş, bir öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin, öğretmenin görevi öğrencilere sunmasından, öğrencilerin görevi tamamlayana dek geçen süreçte değişebildiği belirtilmiştir. Bu değişimde rol oynayan öğrenme desteği sunma, öğrenciyi açıklama yapma, savunma, sorgulama ve yorum yapma yönünde cesaretlendirme vb. faktörlerin sınıf içi iletişim ile doğrudan ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, öğretmenin görevi öğrencilere hangi detayları vererek sunduğu, öğrencilere uygulama süresince nasıl bir öğrenme desteği sağladığı, öğrencilerin fikirlerini tartışmalarına ne kadar olanak verdiği, öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin sürdürülmesinde önem taşımaktadır. Bilişsel talep ve matematiksel iletişim arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak çalışmada, sınıf öğretmenlerine bilişsel talep ve matematiksel iletişim ile ilgili profesyonel gelişim eğitimi aracılığıyla farkındalık kazandırılarak, matematiksel görevlerin sınıf ortamındaki uygulama sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul'da bir özel okulda görev yapan iki dördüncü sınıf öğretmeni ve 37 öğrencinin katıldığı araştırmanın desenini nitel araştırma yöntemlerinden araçsal örnek olay oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğretmenlere bilişsel talep ve matematiksel iletişim kavramlarıyla ilgili bir profesyonel gelişim eğitimi verilmiş ve matematik dersi kesirler ünitesi bağlamında, her iki şubede, ikisi ön gözlem olmak üzere sekizer ders saati sınıf gözlemi gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle birebir ön ve son görüşmeler, öğrencilerle odak grup görüşmeleri ve ders gözlemleri aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin matematiksel görevlerin seçimi ve öğrencilere amacına uygun bir biçimde ulaştırılması bakımından, belli bir farkındalık kazanmalarına rağmen, yeterli düzeyde olmadığına işaret etmiştir. Aynı zamanda, matematiksel görevlerin amacına uygun bir biçimde uygulanmasında bilişsel talep ve matematiksel iletişim ortamının birlikte düşünülmesi gereken kavramlar olduğu ortaya çıkmıştır.

Bilişsel talepMatematik dersiMatematik eğitimi+5
Defne Yabaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de azınlık ve devlet liselerinde çokkültürlü eğitim anlayışının araştırılması: Çoklu durum çalışması

Günümüzde ulusal programlara bakıldığında, gittikçe daha fazla evrensel değerler içerdiği görülmektedir. Bu çerçevede, çokkültürlülük, çoğulculuk, farklılık (çeşitlilik) gibi konular, eğitim kurumlarını ve programlarını daha demokratik hale getirmek için önemli rol oynayabilir. Dünyada çokkültürlü eğitime ilişkin yüzlerce tez ve makale yayımlanmıştır. Son 10 yılda Türkiye'de akademisyenlerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerini ve tutumlarını inceleyen araştırmaların arttığı görülmektedir. Araştırmanın amacı: İstanbul'da bulunan azınlık ve devlet liselerindeki farklı katılımcıların (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) çokkültürlü eğitime ilişkin bakış açılarını derinlemesine incelemektir. Araştırmanın yöntemi: Bu araştırmada, nitel çoklu durum çalışması yürütülmüştür. Amaca yönelik örneklem ile çokkültürlü eğitim ve azınlık eğitimi alanlarında, zengin ve farklı bağlamlara sahip olan okullar seçilerek maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, "yöntemsel çeşitleme, veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi ve araştırmacı çeşitlemesi" olmak üzere farklı çeşitleme türleri kullanılmıştır. Bire bir görüşmeler, katılımcı gözlemler, doküman analizi ve alan notları kullanılarak "yöntemsel çeşitleme"ye; farklı katılımcılardan (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) veri elde edilerek "veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi"ne; birden fazla araştırmacının katılmasıyla "araştırmacı çeşitlemesi"ne gidilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve üç uzman görüşü alınan yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile 44 katılımcıyla görüşme yapılmıştır. Araştırma, 2014-2015 akademik yılında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi: Görüşmeler, yazıya dökülmüştür ve toplanan tüm verilere içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın süreç ve işlemleri detaylı olarak yazılmıştır. Temaların ortaya çıkarılmasında, üç araştırmacı tüm verileri incelemiş ve kod defteri oluşturularak ortak temalara ve alt-temalara karar verilmiştir. Araştırmanın bulguları: Elde edilen temalar, "Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Herkes İçin Eğitim, Metaforik Tanımlar, Kültürel Farkındalık / Farkındalık Bilinci Kazandırma (Alt-Temalar: Kültürleşme, Kendini Geliştirme, Dünya Vatandaşlığı), Eşitlik (Alt-Temalar: Birlikte Yaşama ve Çoğulculuk, Hoşgörü), Çokkültürlü Eğitim / Program/ı Eksikliği, Anadili Eğitimi ve Eğitim Öğretim Birliği / Tevhidi Tedrisat, Çokkültürlü Eğitimin Dezavantajları, Katkılar Yaklaşımı ve Etnik İlaveler Yaklaşımı, Önyargılar, Farklı Kültürlerden İnsanlarla Etkileşimdeki Sorunlar, Çokkültürlü Eğitim Programı Eksikliği ve Ders Kitaplarının Yazılması"dır. Araştırmanın Sonuçları ve Öneriler: Öğretmenlerin çokkültürlü eğitim alanında eğitim alması gerektiği görülmektedir. Katılımcıların ifade ettiği gibi, öğretmenler konu alanlarında ya da disiplinlerinde çeşitli kavramlar, prensipler, genellemeler ve teoriler göstermek için çok çeşitli kültürlerden ve gruplardan örnekler kullanmalıdırlar. Öğretmenler kültürel değerlere uyumlu öğretim yapmalıdırlar. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı ve farklı sosyo-kültürel gruplardan gelen öğrencilerin akademik başarılarının sağlanması için öğretimde farklı yöntem ve teknikler kullanılmalıdır. Okul kültürü, öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliği ve güçlendirme yaşamaları için tasarlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Çokkültürlü Eğitim, Nitel Araştırma, Nitel Çoklu Durum Çalışması, Eğitim Programları ve Öğretim.

Azınlık okullarıDevlet okullarıEğitim programları+4
Aylin Akınlar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin akademik erteleme davranışları, internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçları: Bir model önerisi

Bu araştırma, ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçlar açısından nasıl açıklandığını araştırmaya yönelik yapılmış olan betimsel bir çalışmadır. Bu çalışmada ergenlerin akademik erteleme davranışlarını internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçlar açısından açıklayan kavramsal bir model önerilmiştir. Ayrıca ergenlerin akademik erteleme davranışlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, not ortalaması, anne baba eğitim düzeyleri, ailelerin aylık gelirleri ve bir günde internette geçirdikleri zaman gibi bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma evrenini, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ili Bayrampaşa ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaöğretim öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise, evrenden tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen farklı lise türlerinde öğrenim gören 493 kız ve 421 erkek toplam 914 öğrencidir. Veriler, Akademik Erteleme Ölçeği, İnternet Bağımlılık Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği-Lise Formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgiler Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Bağımsız Örneklemler için t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Yol (Path) Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, sınıf düzeyine, not ortalamasına ve bir günde internette geçirdikleri süreye göre farklılaştığı; cinsiyete, okul türüne, anne-babalarının eğitim düzeyine ve ailelerinin aylık gelirlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bulgulara göre ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, İnternet bağımlılık düzeyleri ile orta düzeyde pozitif yönde; temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutları olan yeterlik ihtiyacı, ilişki ihtiyacı ve özerlik ihtiyacı ile zayıf düzeyde negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin akademik erteleme davranışlarını, İnternet bağımlılık düzeylerinin ve temel psikolojik ihtiyaçlardan yeterlik ihtiyacının doğrudan anlamlı düzeyde açıkladığı, özerklik ve ilişki ihtiyacının ise dolaylı olarak açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca İnternet bağımlılığının temel psikolojik ihtiyaçları doğrudan negatif yönde anlamlı düzeyde açıkladığı, ergenlerin akademik erteleme davranışlarını ise temel psikolojik ihtiyaçlar üzerinden dolaylı olarak açıkladığı bulgusu elde edilmiştir. Sonuçlar ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erteleme, Akademik Erteleme, İnternet Bağımlılığı, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Ergenler, Yol Analizi

Akademik ertelemeBağımlılıkErgenler+4
Sermin Can
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ders araştırma modelinin, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri üzerindeki değişimin incelenmesi

Eğitim alanında yapılan reformları incelediğimizde başarının ön koşulunun değişimi okuma ve hızlı cevap verme olduğu dikkat çekmektedir. Başarılı eğitim sistemlerinin kurulması, öz-düzenlemeli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin kazandırılması için yüksek kalitede öğretmen profesyonel gelişim programlarına ihtiyaç vardır. Bu kapsamda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü (İl MEM) ve Intel Eğitim Vakfı işbirliği ile İstanbul genelinde, 2013-2015 eğitim yılları arasında Ders Araştırma Modeli (DAM) öğretmen eğitimi planlanmıştır. Araştırmanın amacı, DAM'ın, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri ve geliştirdikleri ürünlerdeki değişime etkilerini incelemektir. Çalışma grubunu, İstanbul İl MEM bünyesinde 39 ilçeden 27 ortaokul-lise öğretmeni ile bu öğretmenlerin 383 öğrencisi oluşturmaktadır. Eylem araştırması deseniyle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği", öğretmenlere ise "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, DAM kapsamında farklı zamanlarda 3 ve üzeri ders tasarımı uygulayan 10 öğretmenin tasarımı ile seçilen 10 öğrencinin süreçte geliştirdikleri ürünler seçilmiş ve öğretmen tasarımları öğretmen tasarımı rubriği ve öğrenci ürünleri ise öğrenci ürünleri değerlendirme rubriği ile analiz edilmiştir. Ayrıca, süreçle ilgili görüşlerini almak için 20 öğretmenle üç kez odak grubu görüşmesi yapılmış, veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Seçilen öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının, öğrencilerinse öz-düzenleme becerilerinin gelişiminin eğitim öncesi ön-testler ve eğitim sonrası son-testlerde farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için bağımlı örneklem "t" testinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen boyutunda, DAM uygulama sürecinin, öğretmenlerin meslektaşları ile etkileşimini, işbirliğini, akran öğrenmesini ve öz-yeterlik algısını güçlendirdiği, disiplinler arası ilişkilendirmeleri ve çevrimiçi araçları öğretim süreçlerine etkin şekilde dahil ederek yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Öğrenci boyutunda ise, DAM uygulamaları sonunda öğrenci ürünlerinin çevrimiçi araçların kullanımı, özgün içerik, yaratıcılık ve bilişüstü öğrenme stratejilerini destekleme kriterlerinde gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.

Ders araştırma modeliMesleki gelişmeÖz düzenleme becerisi+7
Zühal Yılmaz Doğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen ve sosyal bilimler lisesi öğretmenlerinin yenilikçilik durumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırmada kamu / özel fen ve sosyal bilimler liselerinde görevli öğretmenlerin yenilikçi öğretmen özellikleri bağlamında genel durumlarını öğretmenlerin kendi ve yönetici görüşlerine göre belirlemek ve değerlendirmek amaçlanmıştır. Bilim insanı yetiştirilmesine kaynaklık etmek amacıyla kurulan fen ve sosyal bilimler liselerinde görev yapan öğretmenlerin bilimsel ve teknolojik gelişimlerin yaşandığı çağımızda bilim insanına kaynaklık yapacak öğrencileri yetiştirmeleri için yeniliklere, bilişim teknolojilerine, öğrenmeye, gelişim ve işbirliğine açık olması gerekmektedir. Bundan dolayı araştırmanın fen ve sosyal bilimler liselerinde yapılması tercih edilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesi için "Yenilikçi Öğretmen Özellikleri Ölçeği" geliştirilmiştir. Nitel verilerin elde edilmesinde yenilikçi öğretmen özellikleri bağlamında öğretmenlere ve yöneticilere yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. "Yenilikçi Öğretmen Özellikleri Ölçeği" Türkiye'nin Ankara ilindeki kamu / özel fen ve sosyal bilimler liselerinde görev yapan 384 katılımcı öğretmene, yarı yapılandırılmış görüşme formu kamu / özel fen ve sosyal bilimler liselerinde görev yapan 18 öğretmene ve 19 yöneticiye uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin, yenilikçi öğretmen özelliklerinin alt boyutları kapsamında yani yeniliklere, bilişim teknolojilerine, öğrenmeye, gelişime ve işbirliğine açık olma durumlarını yüksek düzeyde algıladıkları saptanmıştır. Öğretmenlerin yenilikçi öğretmen özelliklerini gösteren faktörlerin puan ortalamaları okul türüne (kamu / özel), kıdeme, yabancı dil seviyesine ve branşa göre anlamlı farklılık göstermekte, cinsiyete ve öğrenim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Yenilikçilik kavramını öğretmenler en çok "Teknoloji"; yöneticiler ise "günceli takip etmek" olarak algılamışlardır. Öğretmenler kendilerini, yöneticiler de öğretmenleri çoğunlukla yenilikçi olarak algılamaktadır. Öğretmenler bilişim teknolojilerinde meydana gelen değişim ve gelişimleri takip etmektedir. Bu durumu yöneticilerin görüşleri de desteklemektedir. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu kendilerini öğrenmeye açık olarak nitelendirmiştir. Yöneticiler de öğretmenlerin öğrenmeye açık olduğunu belirtmektedir. Öğretmenler kendilerini, yöneticiler de öğretmenleri gelişime ve işbirliğine açık olarak algılamaktadır. Öğretmenlerin çoğunluğu üniversite eğitimi ile yenilikçi öğretmen özellikleri arasında bir ilişkinin olmadığını belirtmiştir. Yöneticilerin bir kısmı üniversite eğitimi ile yenilikçi öğretmen özellikleri arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu, bir kısmı ise olmadığını düşünmektedir.

Fen liseleriLise öğretmenleriSosyal bilimler lisesi+3
Hüseyin Kocasaraç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Liselerde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre örgütsel özdeşleşme ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişki

Bu araştırmanın genel amacı; Isparta ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet liselerinde 2017-2018 eğitim öğretim yılında görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre liselerde örgütsel özdeşleşme ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu genel amaç kapsamında, liselerde görev yapan öğretmenlerin örgütsel özdeşleşmeye ilişkin görüşlerinin "uyum" , "özdeşleşme" ve "içselleştirme" boyutlarında ve örgütsel muhalefet ilişkin görüşlerinin "dikey muhalefet" , "yatay muhalefet" ve "dışsal muhalefet" boyutlarında nasıl olduğunu, lise öğretmenlerinin örgütsel özdeşleşmeye ve örgütsel muhalefete ilişkin görüşlerinin; cinsiyet, yaş, kıdem, okulda çalışma süresi, okulda çalışma nedeni, eğitim durumu, okul türü, sendika üyesi olup olmama, sosyal medya kullanıp kullanmama değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve örgütsel özdeşleşmenin, örgütsel muhalefetin anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. "Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği" ve "Örgütsel Muhalefet Ölçeği" kullanılmıştır. Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 291 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerden frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapmadan yararlanılmıştır. Öğretmen görüşleri üzerinde karşılaştırma ve ilişki analizlerinde anlam çıkarıcı istatistiklerden bağımsız örneklemler T-testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, lise öğretmenlerinin örgütsel özdeşleşme ve örgütsel muhalefete ilişkin görüşleri orta düzeydedir ve çeşitli demografik değişkenlere göre öğretmen görüşleri farklılaşabilmektedir. İki değişkenin boyutları arasında anlamlı ilişki saptanmış ve örgütsel özdeşleşmenin özdeşleşme boyutunun örgütsel muhalefetin dikey muhalefet boyutunu ve örgütsel özdeşleşmenin uyum boyutunun örgütsel muhalefetin yatay muhalefet boyutunu anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Örgütsel Özdeşleşme, Örgütsel Muhalefet

Lise öğretmenleriÖrgütsel muhalefetÖrgütsel özdeşleşme+2
Rozerin Yaşa
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı diller yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversitelerin yabancı diller yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeylerini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından biri olan ilişkisel desen tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'da bulunan altı vakıf ve üç devlet üniversitesi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Wrigtsman tarafından geliştirilmiş ve H. Ebru Erdost ve diğ. tarafından Türkçeye çevrilmiş genel sinizm ölçeği ve Brandes tarafından geliştirilmiş ve Türkçe çevirisi H. Ebru Erdost ve diğ. tarafından yapılmış örgütsel sinizm ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elamanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeylerinin devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeylerinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeyleri arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bunu yanı sıra, öğretim elemanlarının genel ve örgütsel sinizm düzeyleri ile mesleki kıdem, yaş, medeni hal ve gelirleri arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, eğitim durumu, unvan, mesleğini sevme ve cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonuçları göz önüne alındığında, öğretim elemanlarının sinizm düzeylerini azaltmak için, mutlu olabilecekleri çalışma koşulları, rahatça fikirlerini ifade edebilecekleri bir çalışma ortamı ve çekinmeden fikir alışverişinde bulunabilecekleri bir yönetim sağlanabilir. Anahtar kelimeler: sinizm, genel sinizm, örgütsel sinizm, genel sinizm ölçeği, örgütsel sinizm ölçeği

Kişisel sinizmSinizmYabancı dil öğretimi+4
Emine Gezer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal ekonomi uygulamalarıyla eğitim finansmanı ve okul paydaşları ilişkisinin değişimi

Araştırmanın amacı, yönetici görüşlerine göre neoliberal ekonomi anlayışına geçilmesi ile beraber eğitim finansmanı uygulamalarındaki değişimlerin yöneticiler tarafından nasıl algılandığını ve bu değişimlerin okul paydaşlarının ilişkisinde yol açtığı değişmeyi ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinin kamu okullarında, görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu ise İstanbul ilinin Arnavutköy, Bağcılar, Esenler, Esenyurt, Sancaktepe, Çekmeköy ilçelerinde 2017-2018 eğitim öğretim yılında ilkokul, ortaokul ve lise yöneticilerinden oluşan 21 okul müdürü oluşturmaktadır. Bu çalışmada verilerin toplanmasına ilişkin kişisel bilgi formu ve araştırmanın amacına yönelik 14 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; eğitimde özelleştirme girişimlerinin artması eğitimde fırsat eşitliğine zarar vermektedir. Yöneticiler okullardaki mali sıkıntılar ve öğretmenlerin veriminin düşük olmasını gerekçe göstererek eğitimde özelleştirmeyi desteklemektedir. Okullardaki gider kalemlerinin fazla, aktarılan kaynakların ise yetersiz olması, okulları veli desteğine mecbur bırakmaktadır. Yaşanan finansman sorunlar yöneticilerin ve öğretmenlerin asli görevlerine zarar verip, motivasyonlarını düşürmekte ve bu iki paydaş hakkında velilerin olumsuz yargılar oluşturmasına neden olmaktadır. Yönetici ve öğretmenlerin veliler ile para konusunda karşı karşıya gelmeleri, velilerin yaptığı şikâyetler, okul paydaşları ilişkisine zarar vermekte ve mağduriyetlere yol açmaktadır. Okul-aile birlikleri ise yönetmelikte belirtilen sorumluluklarını yerine getirememekte; bundan dolayı okulların yaşadığı mali sıkıntıların büyük çoğunluğunu okul yöneticileri çözmek durmunda kalmaktadır.

Süleyman Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen güçlendirmeye ilişkin lisede görev yapan öğretmenlerin algıları

Bu araştırmanın amacı öğretmen güçlendirmeye ilişkin lisede görev yapan öğretmenlerin algılarının belirlenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini İzmir iline bağlı kamu liselerinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. İzmir il merkezine yakın ve ulaşılabilirlik açısından kolay olmaları sebebiyle araştırma Balçova, Bornova, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Konak, Narlıdere ve Urla ilçelerinde yürütülmüştür. Bu ilçelerde kamu liselerinde görev yapmakta olan 627 öğretmene rastlantısal örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırma verileri "Öğretmen Güçlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin ölçeğe verdikleri cevapların genel aritmetik ortalamasının (x̄=3.59) "katılıyorum" düzeyinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki gelişim (x̄=3.64), statü (x̄=3.89), özyeterlik (x̄=3.94), özerklik (x̄=3.49) ve etki (x̄=3.47) alt boyutlarına verdikleri cevapların aritmetik ortalaması da "katılıyorum" düzeyinde tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucuna göre araştırmaya katılan öğretmenlerin genel anlamda mesleki gelişime açık oldukları, yaptıkları öğretmenlik mesleğinin statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri ve fikirlerini uygulayabilme gücüne sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenler çalıştıkları kurumda kendilerini inisiyatif sahibi görmekte, kararlarını herhangi bir dış baskı olmadan kendi iradesiyle alabilen ve okul yaşamında etkili olan öğretmenler olarak hissetmektedirler. Ancak öğretmenler karara katılım (x̄=3.29) alt boyutu için okulda kendilerini "kararsızım" düzeyinde gördüklerini ifade etmişlerdir. Bundan dolayı çalıştıkları kuruma olan aidiyet hislerinin ve motivasyonlarının artması maksadıyla, eğitim-öğretim faaliyetlerinin ana unsuru olan öğretmenlerin okulda kendilerini ve eğitim-öğretim faaliyetlerini ilgilendiren konularda karara katılımı artırılmalı ve teşvik edilmelidir. Değişkenlere ilişkin sonuçlar incelendiğinde Öğretmen Güçlendirme Ölçeği'ne verilen cevaplara göre cinsiyet, mesleki kıdem ve okul türü değişkenlerinde anlamlı bir farklılık olduğu fakat yaş, eğitim durumu ve mevcut kurumdaki çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.

GüçlendirmeKararlara katılmaLise öğretmenleri+7
Abdullah Ökmen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00