
551
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Sağlık çalışanlarının COVİD-19 aşısını kabulü
Amaç: Sağlık çalışanlarının COVID-19 aşısını kabulü, hem COVID-19 tanısı alan hastaları ile yakın temasta bulunmaları ile artmış enfeksiyon riski taşımalarından dolayı hem de aşı konusunda topluma rehberlik etmelerinden dolayı oldukça önemlidir. Bu çalışma ile sağlık çalışanlarının COVID-19 aşısını kabulünün irdelenmesi, tereddüte sebep olan durumların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmada; 1 Nisan-1 Temmuz 2021 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi'nde görev yapan sağlık çalışanlarının COVID-19 aşısı yaptırıp yaptırmamaları, aşıyı yaptırma/yaptırmama nedenleri bir anketle sorgulanmıştır. Çalışmada 1096 sağlık çalışanının anket sonuçları değerlendirilmiştir. Bulgular: Yaş ortalaması 33.2± 8.9 olan katılımcıların %71.7'si kadın, %49.4'ü evli, %42.9'u hemşire veya ebe idi. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarından %30.6'sı kendisinin, %46.1'i birlikte yaşadığı kişilerin COVID-19 tanısı aldığını belirtti. Tüm sağlık çalışanlarında COVID-19 aşısı olma yüzdesi %81, doktorlarda %92, hemşire/ebelerde %76, yardımcı sağlık personelinde %81, teknik/idari personelde %77 olarak tespit edildi. Yakınlarını hasta etmekten korkmak, aşının koruyucu etkileri hakkında bilgilendirilmek, aşıyı güvenilir bulmak ve hasta olmaktan korkmak en sık COVID-19 aşısı olma nedenlerinden iken; etkinliği konusunda endişe, yan etki korkusu, COVID-19 geçirme ise en sık aşı olmama nedeni olarak belirtilmiştir. Sonuç: COVID-19 aşısının kabulünde 30 yaşından büyük olmak, çocuk sahibi olmak, hamile olmamak, tıpta uzmanlık/doktora/yüksek lisans sahibi olmak, doktor olmak, üç yıl ve üzeri çalışma yılında olmak, en az bir defa grip aşısı olmuş olmak daha yüksek aşı kabul yüzdesi ile ilişkili bulunmuştur. Toplumda ve tüm sağlık çalışanlarında aşı ile ilgili yeterli ve ikna edici bilgilendirmeler yapılması ve oluşan tereddütlerin iyi analiz edilip çözüm önerileri ile birlikte sahaya yansıtılabilmesi önemli bir gerekliliktir. Anahtar kelimeler: Aşı kabulü, COVID-19, pandemi, sağlık çalışanları.
Investigating the factors affecting the available tuberculosis prevention and control in kampala, uganda
This study's main aim is to pinpoint the variables influencing tuberculosis preventive and control initiatives now in effect in Kampala, Uganda. The theoretical foundation for this cross-sectional study design was Wilber's integral theory. Data was put together using a structured questionnaire filled out by health workers at five Tuberculosis dispensaries in Kampala City Council Authority hospitals around Kampala district. A total of 413 respondents—151 women and 262 men—were questioned. Each respondent provided informed consent before the data was collected. Data analysis was done using SPSS. In order to understand how dependent and independent variables are related, the chi-square association test was used at a significance level of 0.05. 74.33% of the respondents had a treatment supporter while taking their TB medicine, yet 63.44% never disclosed their TB illness to anyone with whom they shared a home. Whereas 59.6% of the patients were HIV positive, 53.8% had low literacy about tuberculosis therapy. As 64.3% of people were taking other medications besides TB medicines, 64.2% were more likely to cease their Tuberculosis treatment due to feeling better in less than two months. These and other factors were pinpointed to be affecting the available Tuberculosis control and prevention programs in Kampala. In conclusion, the functioning of the existing TB prevention and control programs in the Kampala district of Uganda was figured to be aided by patients having a treatment supporter (DOT), TB dispensaries being close by or less than $3 in transportation costs away, the supply of TB drugs at the TB dispensaries, staff attitudes, convenient working hours, and short waiting times at the TB facilities.
Okul dönemi çocuk kitaplarının psikolojik sağlamlık kapsamında koruyucu ve risk faktörleri açısından incelenmesi
Araştırmada okul dönemi çocuk kitabı içeriklerinde psikolojik sağlamlık bağlamında koruyucu ve risk faktörlerinin gelişimsel odak noktalarıyla nasıl ele alındığının betimlenmesi ve var olan durumun yorumlanması amaçlanmaktadır. Desen nitel araştırma desenlerinden doküman analizidir. Amaçlı örnekleme yoluyla; okul dönemi çocuklarına hitaben yazılmış, psikolojik sağlamlık bağlamında risk ve koruyucu faktör içeren, gerçeğe uygun ya da gerçeküstü kurguya sahip, salt bilgi içermeyen en çok ödünç alınan 100 kitaptan kriterleri sağlama koşuluyla 79'u örnekleme dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından alanyazın taraması yapılarak, uzman görüşü alarak düzenlenmiş Kitap Bilgi Formu ve Psikolojik Sağlamlık Risk ve Koruyucu Faktörleri Belirleme Formu ile toplanmıştır. İncelenen okul dönemi çocuk kitaplarında; bireysel bağlamda koruyucu faktör olarak en çok problem çözme, risk faktörü olarak olumsuz yaşam olayları, ailesel bağlamda koruyucu ve risk faktörü olarak olumlu-olumsuz ebeveyn tutumu, çevresel bağlamda koruyucu ve risk faktörü olarak sırasıyla arkadaş desteği, olumsuz akran ilişkileri gelmektedir. Çalışmada okul dönemi çocuk kitaplarında psikolojik sağlamlık bakımından koruyucu faktörlere, çeşitli bakış açılarına, destek etmenlerine yer verildiği saptanmıştır. Ancak işlenen konularda psikolojik sağlamlık bağlamında baş ve diğer karakterlerin baş etme, destekleme süreçleri, tutumları, içeriğin çocuğa göreliği, gelişimsel dönem özellikleri açısından yüzeysel, eksik kaldığı görülmüştür. Eksikliklerin tamamlanması, risklerin önlemeye yönelik koruyucu faktörlere yer verilmesi ve gelişimi destekleyici unsurlara sahip nitelikli kitapların çocuklara ulaşabilmesi için ilgili meslek elemanlarının ve çocukların bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmaya yönelik çalışmalar planlanması önerilmektedir.
0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi
0-12 Aylık Bebeği Olan Annelerde Algılanan Sosyal Desteğin, Postpartum Depresyonun ve Bebek Beslenme Tutumunun Emzirme Öz-Yeterliliği Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi Bu çalışma, 0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma, 15 Aralık 2023 – 15 Mart 2024 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Birimine bağlı üç aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Çalışmaya 200 anne dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Bireysel Bilgi Formu", "Emzirme Öz-yeterliliği Ölçeği-Kısa Formu (EÖYÖ)", "Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (BBTÖ)", "Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Student t testi", "Tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA)" ve "Welch ANOVA" testleri kullanılmıştır. EÖYÖ ile diğer ölçekler ve bazı değişkenler arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla "Pearson korelasyon analizi" ve "Yapısal eşitlik modeli"nden yararlanılmıştır. Çalışmamızda annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması 60,93±6,78, BBTÖ toplam puan ortalaması 65,65±5,72, ÇBSDÖ toplam puan ortalaması 65,55±17,18, EPDÖ toplam puan ortalaması 8,28±5,02' dir. Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile EPDÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır (r=-0,186, p<0,05). Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile ÇBSDÖ toplam puan ortalaması ve yaşayan çocuk sayısı arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki vardır (sırasıyla, r=0,170, r=0,157, p<0,05). Yapısal eşitlik modellemesinde eğitim düzeyinin yüksek ve emzirme güçlüğünün olması durumunda EÖYÖ puanı azalırken (p<0.001), BBTÖ ve ÇBSDÖ puanı arttıkça EÖYÖ puanının arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Çalışma sonucunda emzirme öz-yeterliliğini etkileyen faktörlerin çok yönlü olduğu belirlenmiştir. Hemşireler; emzirme öz-yeterliliğini etkileyebilecek bireysel, obstetrik ve sosyo-kültürel özellikleri emzirme danışmanlığında dikkate almalıdır. Anahtar Kelimeler: Bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz-yeterliliği, hemşirelik, postpartum depresyon, sosyal destek.
KOAH tanılı hastalara Role-Play yöntemi ile verilen eğitimin ilaç uyum durumlarına etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada KOAH tanılı hastalara role-play yöntemi ile verilen eğitimin hastaların ilaç uyum durumlarına olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma müdahale olarak uygulanacak olan eğitim içeriğinin hazırlandıktan sonra Ankara'da bir eğitim araştırma hastanesinin göğüs hastalıkları servislerinde yatmakta olan hastalara ön test-müdahale-son test düzeninde gerçekleştirilmiştir. 44 hasta ile çalışma sonuçlandırılmıştır. Veriler "Hasta Tanıma Formu", "İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeği", "Dispne-12 Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Hasta Tanıma Formu ile birlikte ölçeklerin ön testleri uygulanan hastalara müdahale uygulanmıştır. Role play yöntemi ile uygulanan eğitim müdahalesi sonrası 5-7 gün sonra son testler uygulanarak müdahalenin etkinliği izlenmiştir. Verilerin analizi SPSS programında yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin çoğunluğu 56-65 yaş aralığında ve erkektir. Katılımcıların %45.5'i bir yıl önce KOAH tanısı almıştır ve %50' si hastalığın ikinci evresindedir. Bireylerin KOAH alevlenme sayıları arttıkça Dispne-12 Ölçeğinden aldıkları puanlar da artmıştır (p<0.05). Bireylerin fiziki koşulları İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinden aldıkları puanları etkilemektedir (p<0.05). Katılımcıların ön test ve son test puanları arasında hem Dispne-12 Ölçeğinde hem de İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinde %99 güven aralığında p<0.01şeklinde anlamlı bir farklılık mevcuttur. Çalışmada yapılan müdahale sonucunda hastaların Dipne- 12 Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları azalmış, İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları ise artmıştır.
Ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesinde rehber hemşire eşliğinde bakım paketi etkinliğinin değerlendirilmesi
DBu araştırma, ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesinde rehber hemşire eşliğinde bakım paketi etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Araştırma, aktif kontrol gruplu müdahale çalışması olarak, 1 Ocak-30 Eylül 2023 tarihleri arasında, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nin Genel Yoğun Bakım Üniteleri'nde, müdahale grubunda 44 hemşire, 125 hasta, aktif kontrol grubunda 44 hemşire 115 hasta ile yapıldı. Veri toplama araçları olarak "Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikleri Formu", "Ventilatör İlişkili Pnömoniyi Önlemeye Yönelik Bilgi Düzeyi Formu", "Ventilatör İlişkili Pnömoni Bakım Paketi Kontrol Formu" ve "Hasta Bilgi Formu" kullanıldı. Araştırmanın aktif kontrol grubunda ventilatör ilişkili pnömoni bakım paketi, müdahale grubunda ise, rehber hemşire eşliğinde ventilatör ilişkili pnömoni bakım paketi kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, dönemler arasında uyum ve enfeksiyon hızlarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Ki-kare testi, kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0,05 kabul edildi. Müdahale ve aktif kontrol grubunun bakım paketi uyumları sırasıyla birinci dönemde %91,77-%90,06, ikinci dönemde %88,52-%95,92, üçüncü dönemde %95,75-%95,91 olarak tespit edildi. Her iki grubun bakım paketi uyumu karşılaştırıldığında, ikinci dönemde ve tüm dönemlerin ortalamasında aktif kontrol grubunda uyumun daha fazla olduğu yönünde anlamlı farklılık tespit edildi (p<0,001). Ventilatör ilişkili pnömoni hızının, rehber hemşirenin eşlik ettiği müdahale grubunda 11,07'den 5,56'ya, aktif kontrol grubunda ise 13,42'den 6,87'ye gerilediği tespit edildi. Sonuç olarak, eğitim ve rehber hemşire eşliğinde bakım paketi uygulamasının ventilatör ilişkili pnömoni hızlarını düşürmede etkin olduğu belirlendi. Ancak, sadece hemşirelere eğitim verilmesi ventilatör ilişkili pnömoni hızını azaltmada tek başına yeterli olmayacağından, multidisipliner eğitimlerin verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım paketi, rehber hemşire, ventilatör ilişkili pnömoni, ventilatör ilişkili pnömoni hızı, yoğun bakım ünitesi, yoğun bakım hemşiresi
Akromegali hastalarında bilgi-motivasyon-davranış becerileri yöntemiyle verilen eğitimin ilaç uyumu, antropometrik-metabolik parametreler, uyku ve yaşam kalitesine etkisi
Akromegali Hastalarında Bilgi-Motivasyon-Davranış Becerileri Modeline Dayalı Eğitimin İlaç Uyumu, Antropometrik-Metabolik Parametreler, Uyku ve Yaşam Kalitesine Etkisi Araştırma akromegali hastalarında bilgi-motivasyon-davranış becerileri modeline dayalı eğitimin ilaç uyumu, antropometrik-metabolik parametreler, uyku ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tek gruplu ön test-son test yarı deneysel türde oluşturulan çalışmanın örneklemini 42 akromegali hastası oluşturmuştur. Araştırmada veriler; TBF, SAEUDF, İUBÖ, PUKİ ve ACROQOL ile toplanmış; IMB modeline dayalı yapılan müdahale öncesi başlangıç, müdahale sonrası sekizinci hafta ve on altıncı hafta olmak üzere üç ölçüm uygulanmıştır. Zamansal aralıklarla hastaların antropometrik ve metabolik ölçümleri yapılmış, SAEUDF, İUBÖ, PUKİ ve ACROQOL doldurulmuştur. Verilerin analizinde; Independent Sample-t, ANOVA, Repeated Measures, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, Friedman, Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Çalışmanın anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Enjeksiyon uyum skorları ve ölçek puanlarının zamana göre karşılaştırılması sonucu istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Hastalara IMB modeline dayalı yapılan müdahale öncesi başlangıç ölçüm sonuçlarına göre müdahale sonrası sekizinci hafta ve on altıncı hafta ölçüm sonuçlarında enjeksiyon ve ilaç uyumunun, uyku ve yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Biyokimyasal bulgular zamana göre karşılaştırıldığında; albümin, HDL, hemoglobin, demir, B12 vitamini, folat, sedimantasyon, BH ve IGF-1 istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.05). Enjeksiyon uyum skorları ve ölçeklerin birbiriyle ilişkilerinde; başlangıç SAEUDF ile İUBÖ arasında (r=0,407), ACROQOL ile İUBÖ arasında (r=0,329), ACROQOL ile PUKİ arasında (r=-0,689); sekizinci hafta SAEUDF ile İUBÖ arasında (r=0,455), İUBÖ ile PUKİ arasında (r=-0,390), İUBÖ ile ACROQOL arasında (r=0,320), ACROQOL ile PUKİ arasında (r=-0,709), on altıncı hafta; ACROQOL ile PUKİ arasında (r=-0,349) istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Akromegali hastalarında IMB modeline dayalı eğitim ilaç uyumu, antropometrik-metabolik parametreler, uyku ve yaşam kalitesini olumlu yönde etkilemiştir. Sonuç olarak, bu tür müdahalelerin yaygınlaştırılarak kullanılması, akromegali hakkında hastalara ve ailelerine eğitim programları düzenlenmesi, toplum farkındalığını artırmak için bilgilendirici etkinliklerin yapılması, hemşireler için belirli eğitim ve sertifikasyon standartlarının oluşturulması, akromegali ile ilgili araştırmaların teşvik edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akromegali, büyüme hormonu, tedavi uyumu, uyku hijyeni, yaşam kalitesi.
Vaka senaryosu üzerinden yanık hemşirelerinin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, vaka senaryosu üzerinden yanık hemşirelerinin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma, 05 Şubat-05 Nisan 2024 tarihleri arasında, Türkiye genelinde 48 farklı yanık birim/merkez/ünitesinde çalışan 234 hemşire ile çevrimiçi olarak yürütüldü. Veriler, hemşirelerin tanıtıcı özellikleri ve vaka türleri (alev, haşlanma, elektrik, kimyasal ve inhalasyon) hakkındaki soruları içeren form ile toplandı. Veriler SPSS 26 programında ortalama, standart sapma, minumum, maksimum, ortanca, frekans ve yüzde kullanılarak değerlendirildi. İstatiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin, yanık vaka türlerine ilişkin, tanı, tedavi ve bakım konularında genel başarı bilgi puan ortalama 100 puan üzerinden 32,83(±23,03), tanı genel başarı ortalama 100 puan üzerinden en yüksek lisans üstü eğitim alan hemşirelerin 60 puan (p<0,01), tedavi genel başarı ortalama 100 puan üzerinden en yüksek lisans üstü eğitim alan hemşirelerin 65 puan (p<0,01), bakım genel başarı ortalama 100 puan üzerinden en yüksek lisans üstü eğitim alan hemşirelerin 60 puan olup, mesleki okul eğitim düzeyi ile bilgi puanının doğrudan ilişkili olduğu tespit edildi (p<0,01). Araştırmada, yanık eğitimlerini 11 yıl ve daha önce alan hemşirelerin, 1-6 ay önce alan hemşirelerden toplam bilgi başarı puanlarının daha yüksek olduğu saptandı (p=0,05). Sonuç olarak, yanık birimlerinde çalışmakta olan hemşirelerin yanık vakalarına ilişkin bilgi düzeyinin yarıdan da az olduğu saptandı. Yanık gibi özellikli bir alanda çalışan hemşirelerin, yanığa yönelik bilgilerini güncel tutmalarının gerekli olduğu, bunun için kendilerini geliştirmeye yönelik faaliyetlere katılmaları ve kurumların da yanığa yönelik hizmet içi eğitimleri tekrarlamaları önerilmektedir.
Beyin ve sinir cerrahisi geçiren hastalarda intraoperatif dönem basınç yaralanması riskinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, beyin ve sinir cerrahisi geçiren hastalarda intraoperatif dönem basınç yaralanması riskinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırma, 19 Haziran 2023-04 Ekim 2023 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin Beyin ve Sinir Cerrahisi Ameliyathanesi'nde araştırmaya katılmayı kabul eden 130 hasta ile tamamlandı. Veri toplama araçları olarak, "Hasta Tanıtıcı Özellikler Formu ameliyat olan hastalarda basınç yaralanmasını değerlendirmeyi sağlayan "Munro Basınç Yaralanması Risk Değerlendirme Ölçeği " ve basınç yaralanması varlığını ve derecesini belirlemek için "NPUAP Basınç Yarası Sınıflandırma Sistemi" kullanıldı. Araştırma kapsamındaki hastalara ait özelliklerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, frekans ve yüzde kullanıldı. Parametrik analizlerin varsayımı olan normal dağılım Kolmogrow Smirnow testi, ikili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U t testi, üç ve daha fazla grup karşılaştırmalarında ise üç ve daha fazla grup karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis H testi ve post hoc analiz için ise Bonferroni düzelmesi ile Mann Whitney U analizi kullanıldı. Kategorik değişkenlerin çapraz tablolarında ise Kesin Ki Kare testi kullanılarak SPSS 26 istatistik programında değerlendirildi. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırmaya dahil edilen hastaların tanıtıcı özelliklerinden yarısının erkek olduğu ve %43 8'inin 60 yaş ve üzeri olduğu, bu hastaların Munro ölçeği puan ortancalarının (Ortanca=31,00) diğer yaş gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yükse k olduğu tespit edildi (p<0 0001). Araştırma kapsamındaki hastalarda 2,3 oranında basınç yaralanması oluştuğu görüldü. Basınç yaralanması oluşan tüm hastalarda Evre I düzeyinde basınç yaralanması tespit edildi. Diğer hastaların 3,8'inde ise, basmakla sol an eritem varlığı tespit edildi. Basınç yaralanması en çok görülen bölge %28,6 ile sakrum/koksiks olarak tespit edildi. Araştırma kapsamındaki hastaların ameliyat öncesi ortalama albümin değerinin 38,69gr/dl (±5,72) bulunmasının basınç yaralanması açısında n istatistiksel olarak anlamlı fark yarattığı bulundu. Hastaların %50,8'inin Munro ölçeği kümülatif puan ortalamasına göre basınç Munro ölçeği kümülatif puan ortalamasına göre basınç yaralanması açısından orta riskli olduğu tespit edildi ve ortalama risk puanı 28,69 yaralanması açısından orta riskli olduğu tespit edildi ve ortalama risk puanı 28,69 (±3,55) olarak belirlendi. Basınç yaralanması gelişen hastaların tamamının Munro ölçeğine göre orta risk düzeyinde olduğu, bu hastaların Munro ölçeğinden aldıkları puan ortalamasının ise 25,00±2,65 olduğu bulundu. BY gelişmeyen hastaların Munro ölçeği puan ortalaması ise 28,78±3,53 olduğu bulundu. Bu çalışmanın sonucunda, beyin ve sinir cerrahisi ameliyathaneleri başta olmak üzere bütün ameliyathanelerde basınç yaralanmasını önlemenin ilk adımı olarak bir ölçek kullanılması ile basınç yaralanması riskinin değerlendirilmesi ve önlemeye yönelik eğitimlerin yalnızca hemşirelere değil bütün sağlık ekibine verilmesi önerilmektedir.
Makine öğrenmesi ile emzirmeyi erken dönemde bırakacağı tahmin edilen annelere verilen emzirme eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi
Makine Öğrenmesi ile Emzirmeyi Erken Dönemde Bırakacağı Tahmin Edilen Annelere Verilen Emzirme Eğitiminin Etkinliğinin Değerlendirilmesi Bu araştırma, Makine Öğrenmesi (MÖ) tahmin modeli geliştirilerek emzirmeyi erken dönemde bırakabilecek annelerin belirlenebilmesini sağlamak ve bu annelere verilen emzirme eğitiminin etkinliğini değerlendirmek amacıyla, ön test-son test müdahale ve kontrol gruplu deneysel desende yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Ankara'daki il merkezinde faaliyet gösteren bir eğitim araştırma hastanesi ve yedi aile sağlığı merkezine doğum sonrası kontrollerine gelen ve belirlenen risk faktörlerine sahip toplam 90 anne (45 müdahale, 45 kontrol grubu) oluşturmuştur. Araştırma, 4 Şubat 2022 - 30 Ekim 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında TNSA 2013-2018 yıllarına ait verilerinden yararlanılarak MÖ tahmin modeli geliştirilerek emzirmeyi erken dönemde bırakma riski olan anneler belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında risk grubuna yönelik emzirme eğitimleri oluşturulmuştur. Veriler, Anne-Bebek Tanıtım Formu ve Emzirme Eğitimi Değerlendirme Formu (EEDF) ile 11 Mayıs-30 Ekim 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, Pearson-χ2, Bağımsız ve Eşleştirilmiş Örneklemler t Testi, Cramer's V ve Cohen's d testleri kullanılmıştır. Araştırmada, müdahale grubunda eğitim sonrasında EEDF puanlarının anlamlı bir şekilde arttığı (p<0.05), ancak müdahale grubu ile kontrol grubu arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p>0.05) bulunmuştur. Eğitim öncesinde gruplar arasında emzirme oranları açısından anlamlı bir fark bulunmazken, eğitim sonrası müdahale grubunda tam emzirme oranları artmış, kısmi emzirme ve emzirmeyi bırakma oranları azalmıştır. Bu farklılıklar postpartum 2. ve 4. aylarda istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). MÖ tahmin modeli ile belirlenen annelere verilen emzirme eğitiminin, emzirmenin sürdürülmesinde etkilidir. Emzirmeyi altı aydan önce bırakma riski taşıyan anneleri belirlemeye yönelik MÖ algoritmaları kullanılarak, annelere yönelik emzirme danışmanlığı uygulamalarında yapay zeka tabanlı çözümlerle yenilikçi yaklaşımlar sunulması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Emzirme tahmin modeli, emzirmeyi bırakma riski, inovatif hemşirelik çözümü, makine öğrenmesi, yapay zeka