Antalya Bilim University
Discipline

Business Administration

Antalya Bilim University

11,825

Archived Theses

34

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerin algı düzeyinin belirlenmesi: Z ve Alfa kuşağı üzerinde bir saha araştırması

Çalışmanın amacı, Z ve Alfa kuşaklarının sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerini algılama düzeyleri (SPFAD) arasındaki farklılıkları ve bu algıyı etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışma, bu kuşakların algı düzeylerini ve etkileyen faktörleri ortaya koyarak hem akademik literatüre katkı sağlamayı hem de işletmelere kuşağa özgü pazarlama stratejileri geliştirebilmeleri için rehberlik etmeyi amaçlamıştır. Çalışmanın temel varsayımı, kuşak farkları ve maruz kaldıkları sosyo-kültürel ve teknolojik gelişmeler nedeniyle Z ve Alfa kuşaklarının sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerine dair farklı düzeyde algılama düzeylerine sahip olduklarıdır. Çalışmadaki analizler, Türkiye genelinde 12–24 yaş aralığındaki Alfa ve Z kuşaklarına mensup toplam 444 katılımcıdan toplanan anket verileriyle gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, kişilik özelliklerinin (KO), SPFAD üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yarattığı (p<0,001) tespit edilmiştir. Kişilik özelliklerinin algılanan pazarlama faaliyetlerindeki varyansın yaklaşık %40,5'ini ve sürdürülebilir ürün satın alma niyetindeki (SUSAN) varyansın yaklaşık %43'ünü açıkladığı belirlenmiştir. Genel sonuçlar, sorumluluk açıklık ve uyumluluk düzeyleri yüksek bireylerin sürdürülebilirlik faaliyetlerine daha duyarlı olduğunu göstermektedir. Yaş grupları arasında SPFAD düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p=0,002). 12–17 yaş grubu (Alfa kuşağı) en yüksek SPFAD ortalamasına (3,47) sahipken, 18–20 yaş grubu en düşük ortalamayı göstermiştir. Ayrıca, bekar katılımcıların SPFAD düzeyinin (3,50) evli katılımcılardan (3,22) daha yüksek olduğu görülmüştür. SPFAD ile SUSAN arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (F=161,77; p<0,05). Ancak katılımcıların genel olarak olumlu olan sürdürülebilirlik tutumları, fiyat hassasiyeti ve marka sadakati gibi konularda sınırlı kalmaktadır. Cinsiyet ve gelir düzeyinin SPFAD üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı belirlenmiştir. Çalışma, pazarlama literatüründeki Alfa kuşağına yönelik saha araştırması eksikliğini doldurarak, genç kuşakların sürdürülebilirlik algısını kişilik özellikleri temelinde karşılaştırmalı incelemesi açısından özgün bir değer taşımaktadır.

Hatice Ovalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İş aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik faktörlerinin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, çalışanların yaşam tatminleri üzerinde iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik gibi faktörlerin etkilerini incelemektir. Araştırmanın ana kitlesi, Kayseri ilindeki imalat sektöründe çalışan beyaz yakalı personelden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, katılımcılar tarafından içtenlikle doldurulduğuna inanılan 254 anket formu değerlendirilmiştir. Anket formunda, Yaşam Tatmini ölçeği, İş-Aile Çatışması ölçeği, Allen Mayer Duygusal Bağlılık ölçeği, Tükenmişlik ölçeği ve katılımcıların demografik bilgileri yer almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, yaşam tatmini, bu tatmini etkileyen unsurlar ve yaşam tatmini teorileri ele alınmıştır. İkinci bölümde, iş-aile çatışmasına dair temel kavramlar, çatışma türleri, bu konudaki yaklaşımlar ve çatışmanın sonuçları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel bağlılık, bu bağlılığı etkileyen faktörler ve sonuçları değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise tükenmişlik, belirtileri, tükenmişlik modelleri, bu modellerin karşılaştırılması ve tükenmişliğe yol açan faktörler ile başa çıkma yöntemleri detaylı bir şekilde ele alınarak teorik çerçeve tamamlanmıştır. Beşinci bölümde, anketler aracılığıyla iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmanın modeli, frekans analizi, güvenilirlik analizi, t-testi analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi gibi yöntemlerle test edilmiştir. Sonuçlar, iş-aile çatışmasının ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerinde negatif yönlü anlamlı etkileri olduğunu, duygusal bağlılık ise yaşam tatmini üzerinde anlamlı bir etki yaratmadığını ortaya koymuştur.

Davranışsal bağlılıkDuygusal tatminDuygusal tatminsizlik+6
Hatice Pazar Özçelik
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

İş güvensizliği ve işe bağlılık ilişkisi: İzmir ve Manisa illerinde otomotiv sektörü özelinde bir araştırma

White-collar employees in the automotive sector work at a pace that is dynamic, stressful, anxiety provoking, and intense. This stressful environment can cause employees to feel insecure about working. Employees' job insecurity may reduce their work engagement. This study examines the relationship between perceived job insecurity and wok engagement based on the above assumption. As a result of the research, it was found that the work engagement of white-collar employees working in 7 companies in İzmir and Manisa provinces who perceive job insecurity is negatively affected. Some hypotheses were developed to investigate this relationship and data were collected from 184 white collar employees in automotive sector through an online survey. Demographic questions, perceived job insecurity scale, and work engagement scale were used to collect data. The research contributes to the literature and is significant due to the study being conducted in the automotive sector and among employees and due to the preferred research area, hypothesis, and analysis findings. Keywords: Perceived job insecurity, Work engagement, Automotive sector

Nesil Asuman
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing the effects of tax awareness and perceived tax fairness on taxpayer compliance: A descriptive research on white-collars

Taxes are one of the most significant concepts for the lives of states and individuals. Therefore, it would not be wrong to say that taxes are a bridge between the state and the individual. While states maintain their existence with the taxes which received, taxpayers fulfill their civic duties with the taxes which paid. When taxpayers pay their taxes in proper and in accordance with the law, states would finance their budgets as should, and in this case, tax compliance is at its maximum. Tax non-compliance has been one of the most important issues that all governments have been concerned about and needed to work on since their state formation. There are many factors that affect tax compliance, however the two most important are tax awareness and perceived tax fairness. In this context, the study aimed to investigate the effect of tax awareness and perceived tax fairness on tax compliance within the framework of demographic factors. A comprehensive survey was created with information collected from the existing literature and presented to participants on the online platform. The survey was answered by 200 white-collar employees over the age of 25 residing in Istanbul, Turkey. Then, factor analysis, reliability analysis, regression analysis and Anova tests were applied using the SPSS program to test the hypotheses. The study found an reverse relationship between tax awareness and tax fairness. If taxpayer has more tax awareness, he/she perceives the tax as more unfair. Secondly, there is no significant relationship between tax fairness and tax compliance. Taxpayer's perception of tax fairness does not affect tax compliance. Finally, it has been revealed that there is a positive relationship between tax awareness and tax compliance. The more aware the taxpayer is, the more tax compliance will increase as direct proportion. Also, Education significantly affects tax compliance. As the level of education increases, taxpayers behave more compliantly. Keywords: Tax Fairness, Tax Awareness, Tax Compliance, White-Collar Workers

Ceyda Kanberoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Turnover intention in relation to job demands and burnout; The moderating effect of job embeddedness

This study aims to investigate how the turnover intentions of healthcare professionals are related to certain characteristics of job demands and burnout. It also examines the moderating role of job emmbeddeness as a buffer between the impacts of emotional labor, workload on burnout within the Turkish healthcare environment. The direct and indirect effects of emotional labor, perceived workload, burnout, and job embeddedness on turnover intention are tested via path analysis. The results of this study show that emotional exhaustion dimension of burnout fully mediates the effects of emotional labor and workload on turnover intentions. Workload and surface acting are positively associated with burnout; whereas, deep acting correlates negatively with burnout. Job embeddedness moderates the effects of these job-related demands on turnover intentions. The findings of this research can provide some new insights into how the turnover intentions of healthcare professionals are related to certain aspects of job demands and burnout. Since burnout is becoming more and more prevalent in all industries, particularly the helping professions, there is an urgent need to address this issue in the shortest span of time as to avoid serious consequences related to burnout, turnover intentions and other withdrawal behaviors. Job embeddedness applications can help improve retention of employees by providing them a wide range of resources to utilize when challenged by various job demands. It can be a tool to boost not only the well-being of the healthcare providers and the patient but also the functioning of the organization and the system. Key words: Turnover intention, burnout, emotional labor, workload, job embeddedness, path analysis

Path analysisHealth servicesHealth personnel+6
Zekiye Yıldırım
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

A study on the dynamics of parent satisfaction and student academic achievement at schools using system dynamics modeling

Education is dynamic and complex system. Many parameters are interrelated independently. Student Academic Achievement is an important outcome. But, to evaluate causes behind achievement and school satisfaction have always been conflicting process for educationalists and school administration. System dynamics is suitable for this research because it emphasizes multi-loop character of education system. It is powerful tool that can make future predictions for complex systems. Group model building was implemented among twenty managers to use the most important parameters in the model. The aim of this study is to develop a system dynamics simulation tool that could be used by school administrators to increase effectiveness of school. This study covers effects of student, parent, teacher and school sectors on student academic achievement. A wide literature review was made over effects of parent, teacher, student and school sectors on student academic achievement. Causal loops for each sector were drawn. Only teacher and parent sectors were considered for drawing stock-flow diagrams. Four stocks were formed. To test the model, direct structure and structure-oriented behavior tests have been implemented. After simulation and multivariate sensitivity analysis, parameter effects are same as they are in real life. Parent and Teacher parameters have strong effect on student academic achievement as found in literature and observed in real life. Parent Involvement is key stock to increase student academic achievement. In the future, researchers may focus on how to create effective school organization and satisfy its clients from system perspective. Educational researchers may focus on curriculum development using system dynamics modeling.

Academic achievementSuccessDynamic models+7
Murat Dinçer
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

The impact of national culture on self-leadership development

In the increasingly globalized market place, "leadership development", too, has become an "export" often in standardized forms. However, such globalized "exports" with "one solution fits all mindset" tend to disregard the factors that critically influence the effectiveness in leadership development, such as national culture. Therefore, new approaches and frameworks are needed to better understand and facilitate the effective self-leadership development in different cultural contexts, in other words the "glocalization" of leadership development. This research examines the effects of the national culture upon the "effectiveness" in self-leadership development in corporate context (comparing Turkish and Canadian mid-level managerial contexts within the ICT sector), with a view of improving the underlying theories, assumptions and practices of self-leadership development trainings. Given the opposing cultural dimension factor indices between Turkey and Canada, significant differences in self-leadership development outcomes were expected between these two cultural contexts. However, the data from the study shows that the differences were statistically insignificant, leading one to wonder, has the sectorial similarities (ICT in this case) has resulted in similar outcomes in both the cultural contexts selected for this research. This shows that contextual factors that can lead to different leadership development outcomes under differing national contexts are in tension with global trends that tend to cross national boundaries.

CanadaGlobalizationGlocalization+7
Suresh Gunaratnam
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

An exploratory study on the development and application of integrated information technology management model: Five cases from Turkish automotive supply industry

The purpose of this study is to explore how Turkish organizations are implementing information technology (IT) governance to achieve desirable behavior in the use of IT. For this purpose, a literature based Integrated IT Management Model (IITMM) is developed. Research objectives further includes a high-level assessment of organizations? perceived level of IT governance capabilities by applying the proposed IITMM.The research includes a review of academic and professional literature, regulations, frameworks and standards on IT governance. Based on the literature review, Bleicher?s Integrated Management Model (IMM) was used as a conceptual modeling tool for developing the IITMM. The IITMM discusses the IT governance literature in three horizontal management levels (i.e. normative, strategic and operational) and in three vertical management dimensions (i.e. goals, structures and behaviors) defining nine different management components. Conceptual modeling was followed by a case study phase covering five companies from Turkish automotive supply industry. Based on the IITMM, a questionnaire was developed to provide a structured interview pattern for face-to-face interviews. An interview with a business or IT executive was conducted in each company.Results of the study revealed that except strategic goals and operational goals, different IT governance capability patterns exist for each studied company. Although the strategic goals and operational goals of IT governance are well understood by all participated companies, there is a room for improvement in structures and behaviors dimensions, especially in normative behaviors and strategic behaviors, as well as in strategic structures and operational structures. Besides these general improvement areas, specific IT governance constructs are identified as drivers or inhibitors of effective IT governance implementation. Finally, some IT governance mechanisms discussed in the IT governance literature, such as IT control framework, independent assurance, IT project management, committees and councils, IT principles and end-user involvement in determining IT strategies, were perceived as not effectively implemented. In summary, the results indicate that the IITMM provides a useful framework for determining the current IT governance capabilities of companies considering model?s ability to recognize different levels of capabilities and to identify general and specific improvement opportunities.

Emre Beşli
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Relationships among family influence, top management team issues, and firm performance an empirical study of the automotive supplier industry in Turkey using structural equation modeling

This dissertation examines the relationships among family influence, behavioral integration of the TMT, professionalization and succession planning of the TMT, market dynamism and firm performance. Thus, this study also examines variation in family and non-family executives? perceptions of research variables.The hypotheses were tested using surveyed data collected from 280 family executives and 245 non-family executives in 164 automotive supplier family firms located in nine cities in Turkey. The Structural Equation Model technique was used to test the empirical model. Confirmatory factor analyses and structural path analyses were conducted to test the relationships between construct variables through AMOS 7.0. Basic and complex descriptive statistics, t-test and ANOVA analyses were employed through SPSS 16.0 to analyze the data.The results of the study indicated a positive relationship among culture (values & loyalty, involvement & commitment) ? based family influence, TMTBI and firm performance. A positive impact of collaborative behavior based TMTBI on TMTSP by means of strategic goals and core competencies were found. Another finding was the positive impact of corporate values-based TMT succession planning on TMT professionalization. In addition, market dynamism was found to play no role on family influence. Further, there was a significant perceptual difference between family and non-family executives about the degree of professionalization. Finally, there was a significant difference in the hypothesized relationships among overall, family, and non-family executives.This dissertation has many implications for future studies. Perceptual variations of market dynamism among pure family, pure non-family, and mixed management in family firms and relations to firm performance are recommended for future study. In addition, a study of impacts of different management structures on TMTBI, TMTSP, and TMT professionalization in family firms operating in the automotive supplier industry should enhance our understanding of them. Further, a study of environmental effects on family influence in different industries is also recommended. Moreover, surveys conducted in other countries and sectors can enhance the validity of this study?s findings.This research makes contributions to theory and practice. First, it hopes to increase the level of knowledge in the family business research field because it draws from three research fields: family business continuity, upper echelon theory, and succession planning. Second, it provides a framework within which owners can determine in which areas improvement is needed in their firms in terms of TMT behavioral integration, succession planning and professionalization.Keywords ? Family influence, top management team, behavioral integration, succession planning, professionalization, market dynamism and firm performance.

Mehmet Dudaroğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Effect of personal characteristics and gender on entrepreneurship and innovativeness: A comparative study on Turkish entrepreneurs

Entrepreneurship is an essential factor for today?s economy of knowledge to manage its competitive and dynamic nature. Both governments and academics appear to be concentrating on encouraging entrepreneurship as it symbolizes innovation. Entrepreneurship also has been characterized as a major force for job creation, and a vital determinant of economic growth.Early work on entrepreneurship focused predominantly on male entrepreneurs, which was the most representative group in terms of numbers. Only from the late 1970s research on female entrepreneurship began to develop, starting out with studying the psychological and sociological characteristics of female entrepreneurs. Although female entrepreneurship is no longer an understudied phenomenon, there are still research areas that have received little or no attention. Moreover, the entrepreneurship studies that have concentrated on gender present inconclusive evidence of gender differences in entrepreneurship. However, this inconclusive evidence has been attributed to methodological weaknesses of female entrepreneurship research, including the use of small, convenience and non-mixed samples. The aim of this study is to create more insight into those areas where female entrepreneurship research to date has been inconclusive and to contribute to methodological development of 1) female entrepreneurship research by identifying the factors that effect entrepreneurial activity of Turkish female entrepreneurs and 2) a model to explain the effect of the personality characteristics on entrepreneurial activity and innovativeness.Given that the theories on women entrepreneurs have emerged primarily from research in developed countries, it is important to examine the extent to which these apply in the context of developing ones, such as Turkey.The sample is drawn using the stratified sampling technique from small businesses registered at the Istanbul Chamber of Commerce and consist of 300 entrepreneurs (107 female and 193 male). The findings of this study indicate that gender based differences among female and male entrepreneurs are in their marital status, age, number of children, financial problems faced, gender based problems, and reasons for becoming entrepreneurs. Turkish entrepreneurs demonstrated a high percentage of external locus of control (41.3 %). However, the mean locus of control scale for female entrepreneurs was not significantly different from that of their counterparts. Gender is also found to affect the product innovativeness-market dimension where men are found to be more innovative than female entrepreneurs.Besides providing a significant contribution to the limited literature on entrepreneurial activity in Turkey as well as the role of gender, this study also provides practical information to better understand the characteristics, needs, and problems of Turkish entrepreneurs and can be used to guide national entrepreneurship support programs.

Gender identityEntrepreneurshipPersonality traits+2
Özlem Karabüber Kunday
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Customer satisfaction measurement methods and an application of SERVQUAL for a news channel

As today?s world gets more competitive and information driven, it gets even more important to understand the drivers of customer satisfaction and to address any areas of dissatisfaction. Consumers are no longer happy with sub-optimum solutions and get more and more demanding with every new offering provided to them. One key characteristic of today?s successful companies is their ability to proactively manage their customers? satisfaction by measuring in right intervals and adjusting their offering accordingly. An additional level of complexity companies need to face today have to do with the increasing service spend by consumers and how they perceive service quality ? as many aspects tend to be less tangible compared to product offerings.SERVQUAL is widely used to address this concern by defining customer satisfaction as the gap between predicted service and perceived service level. This study aims at an implementation of this technique in a non-personal service setting: namely a news channel. A qualitative study is conducted with news managers and a selected audience to understand how relevant each SERVQUAL dimension is to determine satisfaction levels in Broadcast TV. As a result, reliability, assurance, tangibles and responsiveness are selected for further investigation. Informed with this selection, a quantitative study is conducted to measure customer satisfaction and to identify areas of concern / problems for the selected broadcaster: NTV.This thesis tries to understand the gaps and differences between customer?s perception of service quality and their expectations in news broadcasting industry. Besides, NTV as news channel will also be investigated to find out its weak and strong areas.For doing so, a survey has been performed on customers of NTV News channel in Turkey, questionnaires were distributed among them and the results analyzed and finally the conclusions and implications were discussed.

Mehmet Can Boyacıoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin satın alma niyetinde sosyal medya pazarlmasının etkisi ve facebook üzerinde bir uygulama

Sosyal medya, günümüzde teknolojinin sürekli değişmesi ile orantılı olarak yeni iletişim mecralarının güncellenmesi sonucunda internetin yeni bir hal almasını sağlamıştır. Artan rekabet koşulları ve farklılaşan tüketici tercihleri karşısında hedef kitleye çabuk ve doğru bir biçimde ulaşmak isteyen firmalar için fırsat yaratan sosyal medya, firmaların pazarlama iletişimi unsurlarından biri haline gelmiştir. Sosyal medya araçları sayesinde paylaşılan her türlü içerik, tüketici davranışını ve sosyal medya pazarlamasını şekillendirmektedir. Sosyal medyadaki kullanıcı veya firma tarafından oluşturulmuş içeriklerin, kişilerin satın alma kararlarında büyük etkisi bulunmaktadır. Bu çalışma, sosyal medya pazarlamasının tüketicilerin satın alma davranışı üzerindeki etkisini ve tüketicilerin demografik özellikleri ile olan ilişkisini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmanın literatür bölümünde; sosyal medya pazarlaması ve tüketici davranışları ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise; sosyal medya pazarlamasının tüketici davranışlarına olan etkisini tespit etmek amacıyla bir anket hazırlanmış ve bu anket sosyal medya kullanıcıları tarafından cevaplandırılmıştır. 283 sosyal medya kullanıcısının verdiği cevaplar sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak, ulaşılan bulgular sosyal medya pazarlamasının tüketici davranışları üzerinde etkili ve bazı demografik değişkenler bakımından farklılıklar olduğunu göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Medya, Tüketici Davranışları, Sosyal Medya Pazarlaması

FacebookMedyaPazarlama+6
Semih Solak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal marka topluluklarının marka sadakati üzerine etkisi: Nikon marka topluluğu üyeleri üzerine bir araştırma

Günümüzde marka kavramı dar anlamından çok daha fazlasını ifade etmektedir. İşletmeler markalarına anlamlar yükleyerek marka imajını kuvvetlendirmek için çabalamaktadır. İşletmeler açısından en karlı müşteri grubunun sadık müşteriler olması marka sadakati konusunun önemini ortaya koymaktadır. Üretim teknolojilerinin gelişmesi, ürün alternatiflerinin çoğalması ile tüketiciyle duygusal bir bağ yaratarak marka sadakati oluşturabilmek için işletmeler farklı stratejiler denemektedir. Marka sadakati oluşturma stratejilerinden biri de marka topluluklarıdır. Ortak değerler ile bir markanın etrafında birleşen tüketici gruplarının oluşturduğu bu topluluklar tüketici ile marka arasında çoklu ilişkiler geliştirmektedir. Bu araştırmada sanal marka topluluklarının marka sadakati üzerindeki etkisi incelenmek istenmiştir. Bu amaçla araştırma modeli ve hipotezler geliştirilerek Nikon markasının sanal marka topluluğu üyeleri ile anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması online olarak gerçekleştirilmiş, veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sanal marka topluluklarındaki etkileşim karakteristiklerinin marka sadakatine ne derece etki ettiği konusu tartışılmış, işletmelerin marka sadakati geliştirme stratejilerine yönelik öneriler sunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Marka, Marka sadakati, Marka Toplulukları, Sanal Marka Toplulukları

Marka bağımlılığıMarka bağımlılığıMarka toplulukları+4
Mehmet Can Doğaner
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sigortacılıkta risk ve kasko sigortası tercihi üzerine Aydın ili uygulaması

Yatırımlara etkin kaynak sağlamak, ülkede yaratılan kaynakların arttırılması ve yaratılan bu kaynakların varlıklarını korunması işlevlerini yerine getiren sigorta sektörü ekonomik büyüme için büyük bir öneme sahiptir. Bu işlevlerin var olmadığı ekonomi büyüyemez ve oluşan çeşitli riskler sebebiyle zaman içinde kendini tüketir. Risk genel olarak kaybetme ihtimalini akla getirir, kimi zaman riskin gerçeklemesi sonucu olan kayıplar önemsenmeyebilir ve buna katlanılabilir. Bazen ise gerçekleşen bu riskler hayatı yıkıma götürebilecek kadar ağır olabilir, bu yüzden riskten olabildiğince kaçınmak gerekir. İnsanoğlu kazanma ihtimalini yükseltmek ve kaybetme riskini minimuma indirmeye çalışarak yaşamının sonuna kadar heyecan peşinde olurlar. İşte bu yüzden risk yönetimi kavramı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada öncelikle sigorta ve risk kavramı üzerinde durulmuş, sonrasında sigortalanabilir risklerin belirlenmesi, ölçülmesi ve fiyatlandırılması için yapılan çalışmalar üzerinde durulmuştur. Son olarak da kasko sigortası üzerinde durulmuş ve tercihi üzerine aydın ili uygulamasıyla analizlerine ve yorumlarına yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sigorta, Risk Yönetimi, Kasko, Aydın İli

AydınKasko sigortasıMüşteri tercihleri+5
Serkan Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of the level of financial literacy and study on a certified public accountant in Aydın province

A certified public accountance is a profession in today's world where both individuals and commercial enterprises receive financial information, can store financial data and send various reports on behalf of their taxpayers. Emerging and complicated financial markets have become incomprehensible in terms of individuals and commercial enterprises. It is not possible to expect to make financial arrangements at the same time, especially when commercial enterprises and companies are forced to follow up their business. For this reason, the certified public accountants have assumed responsibility for financial follow-up of taxpayers and have provided taxpayers more time to take charge of their own affairs. The most important process needed for the new business to survive and grow is to have a good certified public accountant. Here, a good certified public accountant refers to individuals with financial knowledge and high financial market dominance. As can be understood from this, the way of becoming a good certified public accountant is directly related to the high level of financial literacy. In this study, the financial literacy levels of a certified public accountants in Aydın provinces and districts were tried to be measured. It has been attempted to determine the extent to which the level of financial literacy is influenced by the age, gender and educational status of certified public accountants. In the survey, it was determined that the financial literacy level of the certified public accountants is high. It has been found out that the gender situation has a neutral influence on the financial literacy level while it is found that the education and age status among the certified public accountants are effective on the financial literacy level. KEYWORDS: Financial Literacy, Financial Education, Financial Information, Financial Behavior, Financial Literacy In The World And In Turkey

AydınBehavioral financeFinancial information system+4
Tarık Dağdelen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senedi fiyatlarının spektral analizi

Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul'un (BIST) Spektral Analiz Tekniği ile analizi yapılmıştır. Birinci bölümde, tasarruf ve yatırım ilişkileri, menkul kıymetler, borsalar ve spektral analizle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, zaman serileri ve spektral analiz teorik olarak anlatılmıştır. Spektral analiz tekniğinin, günlük hayatta yaşanan belli bir döngüye sahip olaylar için yeni ve farklı bir gösterim ve analiz tekniği sunmasından ötürü, oldukça karmaşık matematiksel eşitliklerin anlaşılabilirliğini sağlamak için konu ayrıntıları ile anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Borsa İstanbul'un verileri, spektral analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Borsası'nın geçen bu süre içinde farklı faktörlerin etkisinde olması nedeniyle, uygulamanın yapılması kolay olmamıştır. Zaman serileri dolayısıyla da spektral analiz tekniği, ekonomik döngüleri trend, konjonktür, mevsimsel olarak adlandırılan değişik zaman süresindeki periyodik bölümlere ayırmaktadır. Türkiye'de bu 30 yıl süre içerisinde ekonomik sistem değişime uğramış, Serbest Piyasa Ekonomisi daha belirginleşmiştir. Çalışmada, bu süreçlerin İstanbul Borsası'nın yapısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiştir. Spektral analiz tekniğinin Borsa İstanbul'a uygulanabilirliği sağlanmış ve periyodik bileşenler tespit edilmiş, özellikle rassal dalgalanma olarak görülen pek çok olayın alsında bir döngüsel olaydan oluştuğu tespit edilmiştir. Borsa İstanbul'un spektral analiz grafiği, gelişmiş ülke borsaları üzerine yapılan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, spektral analiz yönteminin Türkiye'de gelişebilmesi için, nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: BİST 100, Borsa İstanbul, Ulusal 100 Endeksi, Zaman Serileri, Spektral Analiz, Fourier Dönüşümü

Autoregresif spektral analizBorsa İstanbulFiyat hareketi+4
Batu Varlık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel ısınmanın sektörler bazında oluşturduğu risk sendromları ve çözüm yolları: Kuşadası bölgesi yiyecek içecek işletmelerinde bir uygulama

Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde üretimden tüketime kadar olan süreçte kullanılan yöntemler ve bu süreçte ortaya çıkan sera gazları, dünyanın daha fazla ısınmasına, aşırı hava olaylarına sebep olmuştur. Küresel ısınma olarak adlandırılan bu sorun, dünyanın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bilim ve teknolojideki gelişmeler, dünyanın küresel tek pazara dönüşmesi, başta enerji olmak üzere hammadde ihtiyacına olan talep yoğunluğu ve artan nüfus hem doğal kaynakların hızla yok edilmesine hem de, bu süreçte ortaya çıkan sera gazlarının etkisiyle iklimin doğal döngüsü dışında değişmesine yol açmıştır. Aşırı hava olaylarının görülme sıklığı da, tarımsal alanlardan turizme kadar tüm canlıların yaşamını olumsuz etkilemeye başlamıştır. Bu çalışmada, küresel ısınmanın kavramsal çerçevesi; tarihsel gelişimi, yürütülen önleyici çalışmalar ve gelecekteki muhtemel beklentileri ile açıklanmıştır. Tarım, sanayi ve hizmet sektöründeki gelişmeler ve riskler küresel ısınma boyutunda incelenmiştir. Önleyici tedbirlerin yanında, muhtemel çözümler ortaya konulmuştur. Tüketime yönelik olması, katı ve sıvı atıkların yoğun olarak görülmesi, sunduğu hizmetlerin tedarik boyutunda tarım, sanayi ve hizmet sektörleri ile ilişkili olması ve toplumlardaki bireylerin tamamına yakınının uğrak yerleri arasında yer alması sebebiyle yiyecek içecek işletmeleri uygulama alanı olarak incelenmiştir.

Aydın-KuşadasıKüresel ısınmaRisk+7
Ekrem Turan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde bilgi yönetimi sürecinde bir dinamik olarak örgütsel zeka etkinliğinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişki üzerine bir araştırma

Her bireyin bir zekası olduğu gibi her örgütün de bir zekası vardır. Bu zeka örgütsel zeka (OI) olarak adlandırılmaktadır. OI çoklu zeka kuramı ve duygusal zeka kuramından esinlenmiş ve çok boyutludur. Bu araştırmanın amacı OI ile birlikte boyutları ve bilgi yönetimi (KM) ile süreçleri arasında bir ilişki olduğunu kanıtlamak ve OI farkındalığını arttırmaktır. Ayrıca demografik faktörlerin OI ile birlikte boyutları ve/veya KM ile birlikte süreçleri üzerine etkisi olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada KM performansı ve OI düzeyinin ölçülmesi için iki ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler Çetinkaya tarafından geliştirilmiş Bilgi yönetimi performansı ölçeği ve Ekici vd. tarafından geliştirilmiş OI düzeyi ölçeğidir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 15.0 programı ve model oluşturulmasında AMOS 24.0 programı kullanılmıştır. Öncelikle, ölçeklerin geçerlilik ve güvelilirlik testleri başarılı bir şekilde yapılmıştır. Ardından, boyutlarının belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. İstatistiksel bilgileri görmek için frekans dağılımı, normallik dağılımı ve çapraz tablolar gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. OI ve boyutları ile KM ve süreçleri arasında bulunan ilişkileri ortaya çıkartmak için regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Demografik faktörlerin OI ve boyutları ile KM ve süreçlerini etkileme durumları ile T-testi ve Anova analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda OI ile KM arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Zeka, Bilgi Yönetimi

Bilgi yönetim sistemiBilgi yönetimiEtkinlik+4
Selçuk Göktaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

GSM sektöründe müşteri tatminini etkileyen faktörler ve müşteri tatmininin müşteri bağlılığı üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, GSM sektöründe müşteri tatmini ve bağlılığını etkileyen faktörlerin analiz edilmesine yönelik olarak yürütülmüştür. İşletmeler sahip oldukları mevcut müşterilerini korumak için çeşitli uygulama ve programlar geliştirmek ve yürütmek zorundadır. İşletmeler tarafından mevcut müşterileri elde tutmanın yeni müşteri kazanmaktan daha düşük maliyete neden olduğu iyi bir şekilde anlaşılmıştır. Bu yüzden, müşteri tatmini ve bağlılığına dayalı olarak işletmelerin iş ortaklarıyla özellikle müşterileriyle uzun dönemli ilişkiler inşa etmeleri gerekmektedir. Bu çerçevede, bu çalışma algılanan hizmet kalitesi, algılanan müşteri değeri, kurumsal imaj, müşteri güveni ve müşteri odaklılık gibi müşteri tatmini ve bağlılığını etkileyen bazı değişkenleri incelemektedir. Türkiye GSM sektörü bu çalışmaya yönelik seçilmiş ve veriler mobil uygulama ve hizmetlerden yararlanan müşterilerden toplanmıştır. Yapılandırılmış anket formu araştırma verilerinin elde edilmesi için kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin geliştirilmesi sürecinde literatürde yer alan önceki çalışmalardan faydalanılmıştır. Araştırmanın örnek büyüklüğü güven aralığı düzeyine göre 664 birim olarak belirlenmiştir. Araştırmaya ilişkin veriler cronbach alfa, açıklayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri gibi tek ve çok değişkenli istatistiksel araçlar kullanılarak analiz edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar, tüm sonuçların pozitif olduğunu ve ilişkileri ifade eden hipotezlerin müşteri odaklılık dışında desteklendiğini göstermektedir. Algılanan hizmet kalitesi, algılanan müşteri değeri, kurumsal imaj ve müşteri güveni müşteri tatmini üzerinde pozitif etkilere sahiptir ve müşteri tatmini de müşteri bağlılığı üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Bu çalışmanın sonuçları, müşterilerini korumak ve dinamik pazar şartlarının üstesinden gelebilmek için pazarlama programları yoluyla işletmelerin rekabetçilik, müşteri tatmini ve bağlılığını geliştirmeleri açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Müşteri Tatmini, Müşteri Bağlılığı, Algılanan Hizmet Kalitesi, Algılanan Müşteri Değeri, Müşteri Güveni, Müşteri Odaklılık, Kurumsal İmaj.

BağlılıkGSMGSM sektörü+4
Esra Baran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans açısından bireysel emeklilik sistemine yönelik tutum ve davranışlar: Eskişehir ili Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğretmenler üzerine bir inceleme

Bireyler çalıştıkları ve kazanç sağladıkları zaman zarfındaki mevcut refah düzeyini, gelecekte paraya daha çok ihtiyaç duyabilecekleri dönemlerde de devam ettirmek isterler. Buna bağlı olarak aktif olarak çalıştıkları dönemde elde ettikleri kazançları doğrultusunda kendi istekleriyle düzenli tasarruf yapmaya yönelirler. Bu şekilde herhangi bir zorlama olmadan, gönüllülük esasına dayanan bireylere kazançları doğrultusunda geleceklerini garanti altına alma fırsatı veren bir çeşit tasarruf veya fonlama metoduna bireysel emeklilik adı verilmektedir. Ancak bireyler, bireysel emekliliğe yönelik olarak bu kapsamda tasarruflarını yatırıma dönüştürürken birçok faktörden etkilenmekte ve rasyonel karar almaları çoğu zaman mümkün ol(a)mamaktadır. Bu noktada, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)'in, davranışsal finansla olan ilişkisi, tasarruf sahiplerinin kararlarında zihinsel ve mantıksal ne tür hatalara düştüklerinin araştırılması bağlamında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, Eskişehir ili Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapmakta olan öğretmenlerin birikim yapma amaçları, BES temel bilgi düzeyleri ve BES'e olan yaklaşımları ile bireysel emekliliğe yönelik göstermiş oldukları davranışsal finans eğilimleri arasındaki ilişki istatistiksel analizler (frekans analizi, yüzde analizi, faktör analizi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi) aracılığıyla incelenmiştir. Bu analizler sonucunda öğretmenlerin birikim yapma amaçlarının, BES temel bilgi düzeylerinin ve BES'e olan yaklaşımlarının bireysel emekliliğe yönelik göstermiş oldukları davranışsal finans eğilimleri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Emeklilik Sistemi, Davranışsal Finans, Tasarruf Sahipleri, Öğretmenler

Bireysel emeklilikDavranışsal finansEmeklilik+3
Çağrı Erdemci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markasının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin belirlenmesine yönelik üretim sektöründe bir araştırma

Sanayi toplumunda beden gücü önemli iken, bilgi toplumunda nitelikli, bilgili işgücünün önemi artmıştır ve insan kaynağına duyulan ihtiyaç daha önemli hale gelmiştir. İşletmeler de beden gücü yanında yetenekli, nitelikli insanlara ihtiyaç duyar hale gelmiştir. İşletmeler de yetenekli işgücünü bünyesine çekmek için toplumda belirli imaj yaratma çabasına girişmişlerdir. Böylelikle insan kaynakları alanında yeni bir kavram olan işveren markası kavramı ortaya çıkmıştır. İşveren markası sayesinde işletmeler çekicilik yaratarak potansiyel nitelikli işgörenleri kendine çekmekte, mevcut işgörenleri ise örgütsel bağlılık yaratarak elde tutmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, işveren markasının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde işveren markası, ikinci bölümünde örgütsel bağlılık ve işveren markası ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar, son bölümünde ise üretim sektöründe gerçekleştirilmiş araştırmaya yer verilmiştir. Çalışma Kütahya'da seramik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın çalışanlarının katılımıyla yapılmıştır. Çalışanlara demografik özellikler, işveren markası ve örgütsel bağlılık ile ilgili ifadelerin yer aldığı anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler regresyon ve korelasyon analizleriyle ortaya konulmuştur. SPSS 13 programı aracılığıyla frekans, faktör, güvenirlik analizleri ile işveren markasının örgütsel bağlılığa etkisini ve iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, işveren markası ile örgütsel bağlılık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Örgütsel bağlılıkÖrgütsel çekicilikÜretim sektörü+1
Umahan Efe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Raf yönetiminin plansız satın alma üzerindeki etkisi: Kütahya Sera AVM müşterileri üzerinde bir uygulama

Tüketici istek ve ihtiyaçları günümüzde sürekli değişmektedir. Bunun yanı sıra rekabetin artması ve tüketicilerin satın alma davranışlarındaki değişmeler işletmelerin doğru ve en iyi şekilde raf yönetimi yapmalarını zorunlu hale getirmektedir. İyi yapılan raf yönetimiyle tüketicilerin gözlerine hitap edilip tüketicilerin plansız bir şekilde alışveriş yapmaları sağlanabilir. Bu nedenle raf yönetimi ile plansız satın alma arasındaki ilişkinin bilinmesi ve doğru bir şekilde değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, raf yönetimi ile plansız satın alma arasındaki ilişki analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Veriler, Kütahya il merkezinde bulunan bir Avm'den alışveriş yapan tüketicilerden yüz yüze anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Yapılan faktör analizinde raf yönetimi mağaza içi raf yerleşimi ve düzeni, rafların idaresi ve mamul teşhiri, etiket kullanımı ve yönetimi olmak üzere 3 boyuta ayrılmıştır. Plansız satın alma ise tek boyut olarak kalmıştır.

Alışveriş merkezleriMağaza atmosferiPlansız satın alma+2
Merve Kırbıyıkoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemeye yöneliktir. Günümüz koşullarında örgütler için önemli bir kaynak haline gelen işgörenler, desteklenmediklerini hissettikleri takdirde performanslarında azalış yaşayabilmekte ve bu durum örgütün devamlılığını tehlikeye atabilmektedir. Bu nedenle algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemek, işgörenlerin memnuniyet ve performansının artması örgütlerin ise varlıklarının devamlılığı açısından önem teşkil etmektedir. Yapılan çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak algılanan örgütsel destek ve örgütsel yabancılaşma kavramları ile ilgili teorik bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde algılanan örgütsel destek kavramının tanımı, kuramsal temelleri, etkileyen temel faktörler, sonuçları ve yapılmış çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümünde yabancılaşmanın tanımı, örgütsel yabancılaşmanın tanımı, boyutları, nedenleri, sonuçları, önleyecek müdahaleler ve yapılmış çalışmalar ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise algılanan örgütsel destek ve örgütsel yabancılaşma arasındaki etkiyi belirlemeye yönelik uygulama kısmı ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama kısmı Manisa ilindeki teknoloji ve beyaz eşya alanında faaliyet gösteren iki işletmenin çağrı merkezindeki 186 işgörenin katılımı ile gerçekleşmiştir. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişki korelasyon ve regresyon analizleri ile belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgütsel destek, örgütsel yabancılaşma ve boyutları olan güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık, yalıtılmışlık ve kendine yabancılaşma arasında negatif yönde, anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Örgütsel Destek, Örgütsel Yabancılaşma.

Algılanan örgütsel destekYabancılaşmaÇağrı merkezi+2
Ahmet Denizmen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik firma yöneticileri perspektifinden bireysel emeklilik okuryazarlığı

Bireysel emeklilik, bireylerin emeklilik döneminde ek gelir elde ederek rahat bir yaşam sürmelerini sağlayan sistemdir. Konu, hayli çok yönlü ve kritik etkiler içermektedir. Ülkemizde yeni gelişmekte olan bu sistem öncelikle bireyler açısından oldukça önemli bir yere sahip olmasına rağmen sisteme katılım ve sistemin bilinirliği oldukça düşük seviyededir. Sisteme katılım ve sistemin bilinirliğinin arttırılması hususunda finansal okuryazarlık oldukça önemli katkılar sağlamaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı, finansal okuryazarlığın sisteme sağladığı katkı ve etkileşimden yola çıkarak bireysel emeklilik okuryazarlığı kavramının oluşturulmasına ve bu kavram aracılığıyla bireylerin BES bilgi düzeylerinin ve BES'e olan ilgi ve güvenlerinin artırılmasına katkıda bulunmaktır. Ayrıca akademik camianın konuya dikkatini çekerek geliştirilmesini sağlamak da amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bireysel emeklilik şirketlerinin bölge müdürlüklerindeki üst yönetim kademesinde yer alan kişilerle mülakat yapılarak onların perspektifinden BES okuryazarlığı, katılımcılara ve çalışanlara BES ile alakalı ne tür bilgi ve eğitimler verdikleri ve bireysel emeklilik okuryazarlığı kavramı oluşturulmasının sisteme sunabileceği faydalar incelenmiştir. Ayrıca konunun geliştirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir. Çalışma sonucunda bireysel emeklilik okuryazarlığı kavramı oluşturulmasının hem bireylere hem bireysel emeklilik şirketlerine hem de akademik literatüre önemli katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu kavramın oluşturulmasının bireysel emeklilik sisteminin gelişmesine, sisteme olan katılım, ilgi ve güvenin artmasına da önemli katkılar sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Emeklilik Sistemi, Finansal Okuryazarlık, Finansal Eğitim, Bireysel Emeklilik Okuryazarlığı

Bireysel emeklilikEmeklilikEmeklilik sistemi+2
Nihat Gül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi

İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.

Finansal raporlama standartlarıMuhasebe Sistemi Uygulama Genel TebliğiMuhasebe standartları+5
Eren Pektaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta şirket yöneticileri perspektifinden sigorta okuryazarlığı

Son dönemde ülkemizde sigorta sektörünün hızlı bir gelişim içerisinde olduğu görülmektedir. Geçtiğimiz 10 yılda Türkiye'nin ortaya koyduğu büyüme performansıyla birlikte sigorta sektörü de önemli gelişmeler kaydetmiştir. Günümüzde sigorta sektörünün etkinliği ekonomik gelişmişliğin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Sigortacılık sektörünün geniş bir çalışma alanı oluşturmasının yanında riskleri dağıtıp güven olgusunu arttırması ve fon yaratma gücü gibi ekonomiye katalizör etkisi sağlayacak pek çok işlevi bulunmaktadır. Bu bağlamda bireylerin sigorta bilincinin ve sigorta okuryazarlığı düzeylerinin arttırılması büyük önem arz etmektedir. Sigorta okuryazarlığı bilincinin arttırılması için öncelikli olarak sigorta sektörünün finansal okuryazarlıkla etkileşimi önemlidir. Finansal okuryazarlık seviyesinin yüksek olması hane halkının hem sigortaya olan talebinin artmasına hem de satın almış oldukları sigorta poliçelerinin avantajlarını ve dezavantajlarını bilmeleri açısından fayda sağlayacaktır. Ayrıca finansal eğitimlerle sigorta bilincinin geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle finans sisteminin önemli bir parçasını oluşturan sigortacılık sektörü gelecek hakkında planlama yapmada da önemli bir etkendir. Bu çerçevede çalışmada derinlemesine mülakat yöntemi kullanılarak sigorta şirketlerinin yöneticileriyle görüşme yapılmış olup onların perspektifinden sigorta okuryazarlığının sigorta sektörüyle etkileşimi incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sigorta, Finansal Okuryazarlık, Finansal Eğitim, Sigorta Okuryazarlığı.

Finansal eğitimFinansal okuryazarlıkSigorta+4
Ahmet Serdar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel pazarlamanın örgütsel bağlılığa etkisinin incelenmesi; Bankacılık sektöründe bir uygulama

Bu çalışma, içsel pazarlama kavramını ve içsel pazarlama faaliyetlerinin çalışanların yani iç müşterilerin örgütlerine bağlılıklarına etkisini incelemek için hazırlanmıştır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, son yıllarda, yöntemleri ve kapsamı gittikçe gelişmekte olan içsel pazarlama kavramına, uygulama alanları, etkilendiği ve etkilediği hususlar detaylı bir şekilde incelenerek yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, bireylerin çalıştıkları işletmelerin ya da mensubu oldukları örgütlerin amaçlarını tam olarak benimseyip, kendisiyle birlikte örgütünün de başarılı olması adına çaba gösterme isteği taşıyarak, çalışmalarına manevi bir bağ ile devam etmeleri anlamına gelen örgütsel bağlılık kavramı anlatılmıştır. Bu çalışmanın amacı, içsel pazarlamanın örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini araştırmayı temel alarak, Uşak ilinde, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren tüm kamu ve özel banka çalışanlarının örgütsel bağlılığında, içsel pazarlamanın etkisinin incelemektir. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ise içsel pazarlama faaliyetlerinin örgütsel bağlılık üzerinde etkisinin olduğu gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: İçsel Pazarlama, Örgütsel Bağlılık, Bankacılık Sektörü

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+4
Ferihan Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsallaşma ve performans ilişkisi: Eskişehir ili örneği

Bu araştırmada kurumsallaşmanın işletmelerin artan rekabet koşullarında ayakta kalabilmeleri için işletme performansına, iş performansına etkileri ve kurumsallaşma ve performans ilişkisi incelenmiştir. Literatür taramasının ardından iş performansı görevsel ve bağlamsal performans olarak kurumsallaşma üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bu amaçla Eskişehir ilinde faaliyet gösteren 8 kurumsal işletmenin 310 çalışanına gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Kurumsallaşma örgütlerde iletişim ve etkileşimin belirli kurallar içerisinde yapılmasıdır. Bu kurallar bireyden topluma ulaşan süreçlerin belirli kurallar eşliğinde yapılmasıdır. Bu kuralların uygulandığı işletmeler farklılık yaratarak farklı olmaktadırlar. Bu farklılıkları yakalamada tek adam yönetiminden vazgeçmek ve işi profesyonellere kısmen/tamamen devrini de içermektedir. Bu holistik içerik örgütsel bazda performansa da etki ederek işletme hedef ve amaçlarına ulaşmada başat rol üstlenecektir. Yapılan korelasyon analiz sonucu elde ettiğimiz bulgularla kurumsallaşma ile iş performansı arasında (r=0,398) zayıf düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Kurumsallaşma ile işletme performansı arasında ise (r=0,609) yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular kurumsallaşmanın daha çok işletme performansı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Yapılan regresyon analizi sonucu kurumsallaşmanın iş performansını (β=0,245 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca kurumsallaşmanın işletme performansını (β=0,438 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir

KurumsallaşmaPerformansPerformans değerlendirme+4
Ali Ülkem
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmada bilgi teknolojilerine stratejik yaklaşım

Kurum ve kuruluşlar için kurumsal imaj ve farkındalık oluşturma, rekabet güçlerini ve pazar paylarını artırma, tüketici davranış ve kararlarını etkileme, nitelikli çalışanları kuruluşa çekme gibi birçok açıdan önemlidir. Fakat birçok kurum ve kuruluş bunun önemini kavrayamamıştır. Özellikle Bilgi Teknolojilerinin (BT) ve İnternetin dünyayı sarmalayarak küreselleştirdiği, rekabetçiliği artırdığı günümüzde, kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmada BT'lerinin kullanımına stratejik bir yaklaşım ile bakarak etkili kullanımı gerekmektedir. Bu yaklaşım tüketiciler nezdinde farkındalık oluşturan kuruluşlar ile müşterileri birbirine yakınlaştıracak, pazar paylarını, tercih edilebilirliklerini artıracaktır. Ülkemizde sürekli artan devlet ve özel üniversite sayılarıyla birlikte üniversiteler arası rekabet artmış, üniversiteler de tercih edilebilen bir üniversite olabilme çabası içine girmiş bulunmaktadırlar. Bu rekabette kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmaları onlar için bir avantaj olacaktır. Üniversitelerin tercih edilmesinde eğitim kalitesi, akademik çalışma ve başarıları, akademisyenlerin tanınırlığı ve etkisi vb. faktörler kurumsal imaj açısından en etkili faktörlerdir. Bunların yanı sıra fiziki imkânları, sosyo-kültürel, eğitim imkânları da elbette diğer etkili faktörlerdendir. Bunlar doğru şeylerdir. Fakat bu doğru şeylerin, doğru mesajlarla, doğru iletişim, etkileşim kanalları kullanılarak, hedef kitlelere ulaştırılması üniversitenin çok geniş bir alana yaygın olan potansiyel hedef kitlesine pazarlanması gerekir. Bu pazarlamada ise en etkili stratejik araç ise Bilgi Teknolojileridir. Üniversite içinde eğitim kalitesi, akademik faaliyetler, akademik başarılar, sunduğu fiziksel, sosyal, kültürel, sportif, barınma imkânları, tarihi, kültürel, doğal değer ve dokular ne kadar doğru, sürekli ve yoğun biçimde hedef kitlelere yansıtılıp farkındalık oluşturulabilir, güven sağlanırsa tercih edilme oranı da artacaktır. BT'lerine stratejik bir yaklaşım, kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmaya büyük katkılar sağlayacaktır. Bu araştırmanın bulguları ile YÖK'ün yaptığı araştırma içerisindeki bulgulardan da anlaşıldığı gibi tercihlerde en etkili farkındalık oluşturan araçların BT'lerine dayalı araçları olan sosyal medya, üniversitelerin web siteleri, arama motorlarında ve video paylaşım ağlarındaki haber, bilgi ve görseller olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal imaj, farkındalık, Bilgi Teknolojileri, Kurumsal Kimlik, Kurum Kültürü, Üniversite.

Bilgi teknolojisiFarkındalıkKurum imajı+3
Salih Aytemur
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Risk alma eğiliminin örgütsel bağlılık ile ilişkisi ve bu ilişkiyi belirlemeye yönelik bir uygulama

Bu çalışmada, gündelik ve iş hayatının her alanında bir gereksinim haline gelmiş ve gelecek olan risk alma eğilimi kavramı ile bugünün modern örgüt yapıları içerisinde her zaman saygınlığını korumuş ve arttırmış olan örgütsel bağlılık konusu araştırılmıştır. Risk alma eğilimi durumu ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir uygulama yapılmıştır. Ayrıca risk alma eğiliminin alt boyutları ile örgütsel bağlılığın alt boyutları arasındaki ilişki incelenmiş, bu alt boyutların demografik değişkenlerle arasında fark olup olmadığı da araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya İli Gediz İlçesi Organize Sanayi Bölgesinde yer alan 6 sektörde faaliyet gösteren 8 firmada çalışan 343 iş görendir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS istatistik paket programında analiz edilmiştir. Veriler güvenilirlik analizi, frekans analizi, korelasyon analizi, T-testi, varyans analizleri ile değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre risk alma eğiliminde olan iş görenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Risk Alma Eğilimi, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devam Bağlılığı, Normatif Bağlılık.

RiskRisk alma davranışıÇalışanlar+1
Oktay Oral
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik güçlendirmenin yenilikçi davranışa etkisinde kişilik özelliklerinin düzenleyici rolü üzerine bir araştırma

Örgütlerin yoğun rekabet altında rakiplerinden farklılaşabilmeleri için yenilikte öncü olmaları gerekmektedir. Çalışanların örgütte yapmış oldukları yenilikler ve bunun yarattığı katma değer örgütleri rakiplerinden farklılaştırarak lider konumuna getirmektedir. Örgütlerde önemli unsurlardan biri çalışanlardır. Bu nedenle çalışanların sahip oldukları özelliklere ait bilgiler de değerli hale gelmektedir. Ancak çalışanların sadece bu özelliklere sahip olmaları değil iş süreçlerine bu özelliklerini yansıtabilmeleri ve yenilikçi davranışlar sergilemeleri gerekmektedir. Bu bağlamda çalışanların psikolojik güçlendirme algılarının yenilikçi davranış sergilemesindeki etkisini incelemek ve kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Dünyada yaşayan kentli nüfusun artması, bireylerin yoğun iş yüküne sahip olması, strese maruz kalması ve bireylerde bunlara bağlı rahatsızlıkların ortaya çıkması bireyleri kendilerini iyi hissedebilecekleri farklı alanlara yöneltmektedir. Wellness, yeni yaşam şartlarında bireylerin karşısına çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu araştırma wellness işletmelerinde hizmet veren insan kaynağı perspektifiyle ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre psikolojik güçlendirmenin yenilikçi davranışa etkisinde beş faktör kişilik özelliklerinin düzenleyici role sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu üç değişkenin, çalışanların bazı demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikKişilik özellikleri+3
Sevcan Fırın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Adaptif piyasalar hipotezinin Borsa İstanbul 100 endeksinde test edilmesi

Adaptif piyasalar hipotezi, etkin piyasalar hipotezi ile davranışsal finansı birleştiren bütüncül yaklaşımıyla son dönemde yoğun ilgi gören teorilerden birisidir. Adaptif piyasalar hipotezine göre finansal piyasaların işleyişi evrimsel prensiplerle açıklanabilmektedir. Piyasalarda getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir dolayısıyla piyasalar bazı dönemler zayıf formda etkinken bazı dönemlerde etkinliğini kaybetmektedir. Bu çalışmanın amacı, adaptif piyasalar hipotezinin Türkiye finansal piyasalarında geçerliliğini araştırmaktır. Bu doğrultuda Ocak 1988-Aralık 2017 dönemine ait BIST 100 endeksi günlük ve aylık getirileri doğrusal ve doğrusal olmayan yöntemlerle araştırılmıştır. Doğrusal yöntemlerden üç farklı varyans rasyo testi (Chow Denning, Joint Rank ve Joint Sign) ve doğrusal olmayan BDS testi kullanılmıştır. Bu testler sabit uzunlukta pencere kaydırma yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanmış ve böylece piyasanın getiri öngörülebilirliği derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Sonrasında getiri öngörülebilirliği derecesinin piyasa koşullarından etkilenip etkilenmediği araştırılmıştır. Sonuçlara göre farklı frekanslarda ölçülen getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir ve piyasa koşullarından etkilenmektedir. Adaptif piyasalar hipotezi Türkiye finansal piyasaları için geçerlidir.

Adaptif piyasa hipoteziBorsa İstanbulFinansal piyasalar+2
Fatma Köse İçigen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yönetim bağlamında kurumsal kaynak planlaması (KKP) uygulamalarının entegrasyonu ve iç denetim performansına etkisi

Küresel ekonomik işbirliklerinin gerçekleştirilmesi ile birlikte işletmecilik faaliyetlerinde teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına bağlı olarak Kurumsal Kaynak Planlaması uygulamaları ortaya çıkmış ve kullanımı her geçen gün yaygınlaşarak artış eğilimi göstermiştir. Üretim, ticaret ve hizmet uygulamalarının; farklı bölgelere ve coğrafyalara taşınması kurumsal yönetim anlayışının geliştirilmesi üzerinde baskı yaratmış ve denetim faaliyetleri de bu durumdan kendisine düşen payı almıştır. İşletme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ilişkin öncelikle sermayenin uluslararası alanda hareket etmesi işletme fonksiyonlarının farklı coğrafyalarda gerçekleştirilmesine olanak sağlamış fakat bu durum söz konusu fonksiyonların yönetilmesini ve kontrol altına alarak denetlenmesini önemli zorluklar ile karşı karşıya getirmiştir. Bu eksende, finansal düzenlemeler yoluyla işletmecilik faaliyetlerinin kontrol altına alınması bakımından uluslararası hukukta yeni yönetişimsel düzenlemeler ve uygulamalar zorunlu hale gelmiş olup yetkili devlet otoritelerinin yaptırımlar uygulamasını gerektirmiştir. Gerçekleştirilen faaliyetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin değerlendirilerek elde edilen çıktıların gerçek ya da zahiri olmasının belirlenmesinde iç kontrol kavramının kapsamı genişlemiş ve önemi kritik bir rol üstlenmiş olup bu doğrultuda iç denetim faaliyetleri hayati bir öneme sahip olmuştur. Çünkü denetlemenin olmadığı bir yerde eksikliklerin ortaya koyularak gelişimin desteklenmesi ve elde edilen sonuçların verimliliğinin araştırılması ve artırılması günümüz küresel ekonomik ortamında neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu noktada, kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetleri üzerindeki etkisi önemli bir merak konusu olmuş ve Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından söz konusu merakın giderilmesi ve bilimsel bir zeminde önlem alınması önemli bir gereklilik olarak görülmüştür. Bu çalışmada; kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetlerinin yapısı ve performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemi benimsenmiş olup yapılan analizler sonucunda; ulusal menşeili işletmelere kıyasla özellikle uluslararası menşeili ve profesyonel iç denetim ekibine sahip olan işletmelerde KKP uygulamalarından sonra iç denetim fonksiyonu (İDF)'nun yapısının BT'ye yöneldiği, denetçilerin kabiliyet ve mesleki yeterliliklerinin genişlemesi ile birlikte İDF'nin yapısının genişlediği ve geliştiği tespit edilmiş olup performansının pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Kurumsal Kaynak Planlaması, İç Denetim

Kurumsal kaynak planlamasıKurumsal yönetimİç denetim ve iç kontrol
Ali Kestane
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir finansman aracı olarak finansal kiralama ve Konya Organize Sanayi Bölgesinde bir araştırma

Günümüzde ĠĢletmeler, küreselleĢen dünyada yatırımlarının finansmanında yaygın olarak kullandıkları yöntem finansal kiralama yöntemidir. Finansal kiralama, "zenginlik; bir varlığa sahip olmaktan çok onu kullanmakta yatar" mantığına dayanan, iĢletme sermayesine dokunulmadan ihtiyaçların karĢılandığı alternatif bir yatırım finansmanı yöntemidir. Finansal kiralama; belirli bir süreç için kiralayan ve kiracı arasında düzenlenen, üreticiden kiracı tarafından seçilerek, kiralayan tarafından satın alınan malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan bir anlaĢmadır. Ülkelerdeki ekonomik durumun göstergelerinden en iyisi sayılan finansal kiralama yöntemi, ülkemizde 1985 yılında kullanılmaya baĢlamıĢ yıllar itibariyle kullanımı artmıĢtır. Türkiye‟deki bu finansman yönteminin iĢlem hacminde göreceli olarak bir yükselme söz konusu olsa da gerçekleĢtirilen finansal kiralama iĢlemlerinin mali sektör içerisindeki payı geliĢmiĢ ülkelerle göre gerilerde kalmıĢ ve istenilen seviyeye ulaĢamamıĢtır. Türkiye‟de gerçekleĢen finansal kiralama iĢlemlerindeki artıĢ eğilimi son yıllarda azalmaya baĢlamıĢtır. YapmıĢ olduğumuz bu çalıĢmada amacımız ĠĢletmelerin finansman aracı olarak kullandıkları finansal kiralama yönteminin genel özelliklerini bütün hatlarıyla ortaya koymaktır. ÇalıĢmamızın uygulama bölümünde Konya ilindeki Konya Organize Sanayi Bölgesindeki iĢletmelere anket çalıĢması uygulanarak iĢletmelerin finansal kiralama (leasing) finansman yöntemine bakıĢ açıları tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Finansal Kiralama, Finansman Yöntemleri, ĠĢlem Hacmi, Konya Organize Sanayi Bölgesi

Finansal kiralamaFinansman yöntemleriOrganize endüstri bölgesi+1
İbrahim Özkılıçaslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel ürün pazarlamasında kamu kurumlarının rekabet gücü açısından yeniden yapılandırılması TEMSAN örneği

Günümüzde artan rekabet koşullarında firmalar rakip firmalara göre rekabet üstünlüğü elde etmek ve bu üstünlüğü sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Kamu kuruluşları faaliyet gösterdikleri pazarlar içerisinde özel kuruluşlarla rekabet etmek durumdadırlar. Çalışmaya konu olan Temsan bu kamu kuruluşlarından biridir. Bu çalışmanın temel amacı, Temsan firması için rekabet gücünü belirleyen faktörleri belirlemek ve bunu arttırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonunda ortaya konacak öneriler doğrultusunda enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için kurulan Temsan açısından rekabetçiliği arttırıcı yeniden yapılandırma seçenekleri sunabilmektir. Bir kamu kuruluşu olan Temsan'ın rekabet gücü açısından incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırmadır. Nitel araştırmalarda amaç, insanların bulundukları çevre ve buradaki tecrübelerini nasıl algıladıkları ve nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Bu araştırmanın verilerini elde etmek için nitel araştırmalarda kullanılan veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında Temsan firmasının rekabet açısından sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın rekabet gücü elde etmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Rekabet Gücü, Temsan, Endüstriyel Pazarlama.

Endüstriyel pazarlamaEndüstriyel ürünKamu kuruluşları+5
Onur Şaylan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sürdürülebilirlik perspektifinde işletmelerin finansal performansının analizi ve yatırımcı davranışları üzerine bir araştırma: BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde bir uygulama

Artan teknolojik gelişmeler ile birlikte günümüzde işletmelerin küresel rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeleri, işletmelere bir takım avantajlar sağlamasının yanında sorunlar da getirmiştir. Karşılaşılan sorunlarla birlikte işletmelerin varlıklarını gelecekte nasıl sürdürebilecekleri konusunda tartışmalar ortaya çıkmış ve bunun sonucunda Sürdürülebilirlik kavramı doğmuştur. İşletmelerin var oldukları çevrelerine karşı bir takım sosyal ve çevresel sorumlulukları oluşmuştur. Günümüzde işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde ekonomik performanslarının yanında sosyal ve çevresel performansları da önemli hale gelmiştir. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmalarında sosyal, çevresel ve ekonomik performansları Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İktisadi bir kuruluş olan işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde kurumsal olarak sürdürülebilir çalışmalar yapmaları kaçınılmaz bir hale gelişmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de Borsa İstanbul bünyesinde kurulmuş olan Sürdürülebilirlik Endeksi işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarına olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de Borsa İstanbul BIST-Sürdürülebilirlik Endeksi'ne kote olan işletmelerin ekonomik açıdan kurumsal sürdürülebilirlikleri ile yatırımcı davranışları arasındaki ilişki istatistiksel analizler ve grafiksel çizimler yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda gelecekte yapılacak olan çalışmalara atıflarda bulunularak bir takım öneriler getirilmiştir.

Finansal performansKurumsal sürdürülebilirlikSürdürülebilir gelişme+2
Ali Kestane
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü ile bağlı 13 ilçe nüfus müdürlüklerinde hizmet kalitesinin Servqual analizi ile ölçülmesi

Günümüz piyasasının rekabet koşullarında insana ve onun ürettiği hizmete duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu sebeple, hizmet sektörü uluslararası pazarda önemli bir yer edinmeye başlamış, sektörün gelişimini sağlayacak en önemli unsur olan kalite düzeyinin ölçülmesi ve gerekli müdahaleler sonucunda artırılması için bir çok çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında hizmet kavramı bu çerçevede ele alınmış; hizmet kalitesi, hizmet kalitesini etkileyen faktörler ve hizmet kalitesinin ölçümüne yönelik yöntemler işlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde hizmet ve kalite kavramlarının kuramsal çerçevesi çizilirken, hizmet kalitesi kavramının tanımı ve boyutları ele alınmış; ikinci bölümde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü teşkilat yapısı ve hizmet anlayışı Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü özelinden örnekler sunarak anlatılmış; üçüncü bölümde de Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen Servqual hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılarak Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü ile bağlı 13 ilçe nüfus müdürlüğünde bir alan araştırması yapılarak, beklenen ve algılanan hizmet kalite düzeyi ölçümüne yönelik istatistiki datalara yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilerek, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hizmet, Hizmet Kalitesi, Hizmet Kalitesi Boyutları, Beklenen Kalite, Algılanan Kalite, Servqual Ölçeği, Nüfus Müdürlükleri.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiKalite+4
Zekiye Uğurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Olgun örgütlerde iç girişimciliğin canlandırılmasında örgütsel zekânın rolü

Örgütlerin hayatlarındaki artan rekabet olgusu ve çıktı sundukları müşteri kitlesinin tercihlerindeki değişimler, örgütlerin kendilerini yenilemelerini zorunlu kılan sebeplerdendir. Örgütler kendilerini yenileyemedikleri sürece, tıpkı bir mamulün yaşam eğrisindeki gibi ömürleri sona erecektir. Tam tersine, yenilik faaliyetini içinde barındıran iç girişimcilik ise örgütü geleceğe hazırlayacak ve ayakta tutacak dinamizmi ona sunacaktır. Örgütlerin yaşamları çeşitli evrelerden oluşmaktadır ve olgunluk evresi de bunlardan birisidir. Örgütün olgunluk evresinin belirleyicileri; sektörün olgunluk evresine geçmiş olması, örgütteki çalışan sayısı, örgütün yaşı, büyüklüğü, büyüme oranı, satış oranları, merkezileşme derecesi, verimlilik ve nakit yapısı gibi kriterlerden oluşmaktadır. Örgütler için olgunluk evresini takip eden aşama 'yenilenme' ya da 'çöküş' aşamalarıdır. Bu çalışmada, olgun örgütlerin yitirdikleri ileri sürülen iç girişimciliklerinin tekrar canlandırılmasında, örgütsel zekânın oynadığı rol incelenmiştir. Bu amaçla özel bir bankanın bölge müdürlüğü ve bölge müdürlüğüne bağlı 39 banka şubesindeki toplam 317 banka çalışanı üzerinde yapılan uygulama sonuçları, SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada örgütsel zekâ ve iç girişimcilik değişkenleri arasındaki etkiler bir model yardımıyla incelenmiştir. Değişkenler arasındaki etkiler incelendiğinde, alan yazındaki araştırmalara benzer bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan alan araştırmasının analizleri sonucunda, örgütsel zekânın iç girişimcilik üzerinde pozitif yönlü bir etkisi bulunduğu, bazı örgütsel zekâ ve iç girişimcilik boyutlarının demografik faktörlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmada literatürde yeteri kadar incelenmemiş olan örgütsel zekâ değişkeni ile iç girişimcilik değişkeni arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve alan yazına katkı sağlayacak yeni ilişkiler tespit edilerek, gelecekte araştırma yapacak kişilere öneride bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Olgun Örgüt, Örgütsel Zekâ, İç Girişimcilik, Stratejik Yenilik

GirişimcilikÖrgüt içi girişimcilikÖrgütsel zeka
Bayram Alamur
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal girişimcilik odaklı örgüt iklimi oluşturma: Dumlupınar Üniversitesi'nde bir uygulama

Sosyal girişimcilik birçok sektörde sosyal değer ve değişim oluşturmak ya da sosyal gerekleri karşılamak adına fırsatların peşinden gidildiği yenilikçi bir süreç olarak değerlendirmiştir. Yepyeni kaynaklar bulma ve bu kaynakları farklı bir şekilde birleştirmeyle ortaya çıkan sosyal girişimcilik, toplum için sosyal değer oluşturma çabasıdır. Örgüt iklimi kavramı ise çalışma çevresiyle ilgili olup örgütün daha çok psikolojik yönünü ifade etmektedir. Kurum içinde hâkim olan bu iklim çalışanların duygularını, davranışlarını ve tutumlarını etkilemekte dolayısıyla kurumların başarısında önemli bir etken olabilmektedir. Üniversiteler sosyal girişimciliğin toplum bazında gerçekleşmesinde son derece önemlidir. Dolayısıyla bu çalışmada öncelikli hedef üniversitelerde sosyal girişimciliği geliştirmek ve yaygınlaştırmak için nasıl bir örgüt iklimine sahip üniversite modeline ihtiyaç duyulduğunun araştırılmasıdır. Bu amaçla çalışma Dumlupınar Üniversitesi'nde görev yapan 182 akademik personel ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişki ve etkileşim korelasyon analizi ve kurulan regresyon modellerine yönelik hipotezlerin test edilmesi ile belirlenmiştir. Yapılan analizler kurulan regresyon modellerini doğrulayarak değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu göstermiştir. Örgüt ikliminin sosyal girişimciliği etkilediği tespit edilerek üniversitede hâkim olan samimi bir iklimin var olan yönetici desteği ile birlikte sosyal girişimliği pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Girişimcilik, Örgüt İklimi, Üniversite.

Sosyal girişimciÖrgüt iklimiÜniversiteler
Canan Kırmızı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing ve örgüt kültürü arasındaki ilişki: Dumlumpınar Üniversitesi'nde bir uygulama

Günümüz koşullarında örgütlerin sadece faaliyette bulunduğu alandaki başarısı, küresel rekabet ortamında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle örgütler rakiplerden farklı ürün ve hizmet üretimi sırasında; misyon, vizyon, değer ve ilkeleri kapsayan güçlü bir örgüt kültürüne de ihtiyaç duymaktadırlar. Diğer taraftan örgütler çalışma ortamında da pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Çalışanların uyumsuzluğu ve çalışma atmosferinin sağlıksız olması örgütün varlığını da tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle son zamanlarda yönetim psikolojisi alanında çalışanlara verilen önem ve değer, çalışanların sosyal ihtiyaçları ve özlük hakları vb. gibi konular önem kazanmış ve araştırmalara konu olmuştur. Sistematik, aşağılayıcı psikolojik baskı, haksız söz ve davranışlarını içeren mobbing davranışı, pek çok nedenden kaynaklanmaktadır ve cinsiyet fark etmeksizin hemen hemen her organizasyonda görülmektedir. Bu çalışmanın amacı mobbingi önleyebilmek için, mağdur ve yöneticilere yol göstermek ve mobbing ve örgüt kültürü arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mobbing kavramı, tarihçesi, tanımı, nedenleri teorik çerçevede incelenmiş ve mobbingle mücadele yöntemleri ele alınmıştır. İkinci bölümde kültür ve örgüt kültürü kavramı ve örgüt kültürünü oluşturan ögeler tanımlanmış, örgüt kültürünü oluşturmada modeller açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise örgüt kültürü ve mobbing arasındaki ilişki Dumlupınar Üniversitesi'nde bir uygulama ile analiz edilmiştir. Bulgular sonuçları ile yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Yıldırma, Örgüt Kültürü, Kültür.

MobbingÖrgüt kültürüÜniversite personeli+1
Aslı Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi: Kamu üniversiteleri örneği

Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizinde örgüt yapısının tasarımı, denetleme sisteminin tasarımı kurumsal yapıya bağlı olarak strateji, yapı ve denetim uyumunun belirli bir ahenk içinde olmasının sağlanması ve tüm bunlardan sonra da değişimin yönetimi ve hayata geçirilmesi kurumsal stratejik yönetim anlayışı sürecinin temel öğeleri olarak değerlendirilmelidir. Belirlenen amaçların gerçekleştirilmesinde uygulanacak seçeneklerin hedeflere yönelik olarak iç ve dış kaynakların neler olduğuna, iç ve dış koşulların neler olduğuna ve iç ve dış paydaşların koşullarıyla bağdaştırılması stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri üzerindeki etkileri stratejilerin belirlenmesi aşamasında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi ve uygulanabilirliği konusunda araştırmalara yer verilmiştir. Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından uygulanabilirliğine ilişkin stratejik yönetimin mahiyeti tanımı ve özellikleri ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca üniversitelerde stratejik yönetim ve temel yönetim süreçleri açısından analizine yer verilmiştir. Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından değerlendirilmesi için hazırlanan anketteki sorulan sorular, istatistiksel analizlerde elde edilebilir, ölçülebilir şekilde hazırlanmıştır.

Stratejik yönetimYönetimYönetim süreci+2
Hasan Başaran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal zeka boyutları ile tükenmişlik boyutları arasındaki ilişki: Dumlupınar Üniversitesinde bir uygulama

Bu araştırmada ana amaç, iş yaşamında önemi giderek artan bir kavram olan ''sosyal zeka'' ile ''tükenmişlik'' konularını irdelemek ve sosyal zeka düzeylerinin tükenmişlik üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Araştırma örneklemini, 2014/2015 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Kütahya' da Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi ve Germiyan yerleşkelerinde bulunan fakülte ve meslek yüksekokulları akademisyenleri içerisinden 163 akademisyen oluşturmaktadır. Veri edinme araçları olarak Demografik bilgileri içeren form, Tromso Sosyal Zeka Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada veri edinmek için kullanılan Tromso Sosyal Zeka Ölçeği'nde Silvera Sosyal Zeka Modeli, Maslach Tükenmişlik Ölçeği'nde Maslach Tükenmişlik Modeli baz alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 18.0.1 paket programı vasıtasıyla yapılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi için bağımsız örneklemlerin tespiti için t testi, tek yönlü varyans (Anova) analizi, varyans analizine göre farklılıkların kaynağını tespit etmek için Scheffe çoklu karşılaştırma testi ile değişkenler arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için Pearson korelasyon analizi gibi analizler kullanılmıştır. Birinci bölümde zeka kavramı, çoklu zeka kavramı ve sosyal zeka kavramı ve sosyal zeka modellerine yer verilmiş, ikinci bölümde, tükenmişlik kavramı ve tükenmişlikle ilgili diğer ayrıntılar, tükenmişlik modellerine yer verilmiş, üçüncü bölümde sosyal zeka ve tükenmişliğin birlikte ele alındığı, Dumlupınar Üniversitesi akademisyenlerinin yanıtladığı anketlerin analizi ile sonuç ve öneriler ele alınmıştır. Araştırma neticesinde, sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal beceri ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal bilgi süreci ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından duygusal tükenme arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından duyarsızlaşma arasında yapılan korelasyon analizi sonucuna göre negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal beceri ile çalışma süreleri arasında yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma ile unvanlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Zeka, Zeka Düzeyi, Sosyal Zeka, Tükenmişlik

AkademisyenlerSosyal zekaTükenmişlik+2
Metin Berk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü ve rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri stratejik kararların kaynak tüketim muhasebesi modeliyle doğrulanmasına yönelik amprik bir çalışma

Dünya çapında artan küreselleşme olgusu ile birlikte günümüzde faaliyet gösteren işletmeler, kendilerini şiddetli bir rekabet ortamının içinde bulmaktadır. İşletmelerin böyle bir ortamda hayatta kalabilmelerinin yolu rakip işletmeler ile rekabet edebilme yeterliliğine sahip olmalarından ve hatta rakipleri karşısında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerinden geçmektedir. İşletmelerin rakiplerine karşı sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerini sağlayan temel argümalarından birisi de maliyet bilgileridir. Bu nedenle üretim işletmelerinde üretim süreci sonucunda ortaya çıkan maliyetlerin doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak saptanması ve üretilen mamul maliyetlerinin de benzer niteliklere sahip maliyet bilgilerine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, geliştirilen maliyetleme modellerinin en temel amacı, üretilen mamullerin maliyetlerinin; doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak hesaplanmasını sağlamaktır. Ancak gerek geleneksel maliyetleme modelleri gerekse çağdaş maliyetleme modelleri istenilen nitelikte maliyet bilgilerini tam olarak üretmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çağdaş maliyetleme modellerinin eksikliklerini gidermek amacı ile kaynak tüketim muhasebesi modeli adı altında yeni bir maliyetleme modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; geliştirilen kaynak tüketim muhasebesi modelini bir üretim işletmesinde kurmak, modelde üretilen maliyet ve yönetim muhasebesi bilgileri aracılığıyla, işletme yöneticilerinin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri fiyatlandırma kararlarını desteklemektir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve başlığı altında rekabet kavramı ve kaynak tabanlı yaklaşım kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde kaynak tüketim muhasebesi modeli ve analize tabi diğer maliyetleme modelleri (geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) açıklanmış ve karşılaştırmalı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde analize tabi maliyetleme modelleri (kaynak tüketim muhasebesi modeli, geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) bir üretim işletmesinde uygulanarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise işletme yöneticileri tarafından verilecek fiyatlandırma kararları analize tabi maliyetleme modelleri kapsamında analiz edilmiştir.

MaliyetlemeMuhasebeRekabet+4
Kadir Tutkavul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin belirlenmesi: Dumlupınar Üniversitesinde bir araştırma

Girişimci, değer yaratan ve toplumların ekonomik olarak refah seviyesini arttıran bir üretim faktörüdür. Girişimcilik, az gelişmiş ülkelerde oluşumun ve dönüşümün, gelişmiş ülkelerde ise bolluk ve rahatlığın yapı taşıdır. Girişimcilik, tüketimi fırsata dönüştürebilen öngörü olarak tanımlanabilir. Girişimcilik eğilimi ise eğitim, risk, inanç ve fırsatları fark edip değerlendirebilme yetisinin oluşturduğu bir fonksiyondur. Kişiler eğitim vasıtasıyla var olan özelliklerini geliştirerek başarılı olma ihtimallerini arttırırlar. Bu çalışmanın birinci bölümünde literatür çalışması yapılarak girişimcilik, girişimciliğin önemi ve girişimciliğe etki eden faktörlerin çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise girişimci kişilik ve girişimcilik eğiliminin kavramsal çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise bu kavramsal çerçeve doğrultusunda girişimcilik ile ilgili araştırmalar, yöntem ve bulgular belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında lisans ve önlisans düzeyinde teknik ve sosyal eğitim alan öğrencilerin girişimcilik eğilimlerinin karşılaştırılmasına yorum ve sonuçlarla katkı vermek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda önlisans ve lisans düzeyinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yine teknik ve sosyal eğitim alan son sınıf öğrencileri arasında girişimcilik eğilimi bakımından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ancak, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin, Mühendislik Fakültesinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinden yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

GirişimcilerGirişimcilikÜniversite öğrencileri
Latif Özbay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetimin kalite göstergesi olarak şeffaflık raporlaması ve denetim kalitesiyle ilişkisi üzerine bir araştırma

Bağımsız denetim gelişmiş ekonomilerde kurumsallaşmış kuruluşlarla yürütülmekte ve bu kuruluşların denetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Günümüzde bağımsız denetim kuruluşlarının denetim standartlarına uygun bir denetim yapıp yapmadıklarının denetlenmesi, denetimle ilgili düzenlemeler yapan kuruluşların önemli sorunlarından biridir. Denetim kuruluşlarının denetlenmesiyle ilgili değişik yapılanmaların olduğu görülmektedir. Bu yapılanmalardan biri de şeffaflık raporlamasıdır. Şeffaflık raporu, kullanıcıları açısından denetimin kalitesi hakkında yargılarda bulunmak için değerli bir belgedir. Bu çalışmada; denetim kuruluşlarının şeffaflık raporunun içerik ve sunumunun denetim kalitesiyle ilişkisi kurulmuş, bu ilişki derecelendirilerek elde edilen not denetim faaliyetinin kalitesi hakkında denetim kuruluşlarına kalite kontrol sistemlerini geliştirmeye yönelik geri bildirim oluşturmaya çalışılmıştır. Türkiye'de faaliyette bulunan ve Kamu Gözetimi Kurumu'ndan bağımsız denetim yetkisi alan 28 denetim kuruluşunun 2014 yılı şeffaflık raporlarının içerik ve sunum şeklinden elde edilen bilgiler değerlendirilerek denetim kalite notları belirlenmiştir. Uyguladığımız dereceleme modeli, 28 denetim kuruluşuna farklı derece notu çıkardığından önerdiğimiz dereceleme modelinin geçerli olduğunu göstermiştir. Şeffaflık raporundaki bilgiler içerik ve sunum bakımından dört kategoride derecelendirilmiştir. Çalışmamızın Kamu Gözetimi Kurumu açısından, denetim kuruluşlarının kalite kontrol standartlarına uygunluklarının denetimine yönelik bir mekanizma olması beklenmektedir. Şeffaflık raporlaması derecesi puanı olması gereken puandan daha düşük olan denetim kuruluşları için kalite kontrol sistemlerinde neler yapması konusunda geri bildirim oluşturması, denetim kuruluşlarının asgaride kaliteli denetim yapmalarını sağlayacak yapıları oluşturması ve bu yapılara süreklilik sağlaması için yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim ġeffaflık Raporu, ġeffaflık Raporlaması, Denetim Kalitesi Derecelendirme

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıDenetim+4
Ebru Sarica
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yıkıcı liderlik algısı ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Bankacılık sektöründe bir inceleme

Son yıllarda çalışma hayatında daha sık gözlemlenen tükenmişlik sendromuna neden olan etmenler, kişinin kişisel özellikleri yanında örgütsel faktörlere göre de değişiklik gösterebilmektedir. Sosyal bir varlık olan bireyin grup olarak hareket etme isteğinin doğal bir sonucu olarak örgüt içerisinde bir lidere gereksinim duyulmaktadır. Liderinin örgüt içerisinde sergilemiş olduğu yıkıcı tutum ve davranışlar çalışanların tükenmişlik halini etkileyebilmektedir. Dolayısı ile bu çalışmanın amacı; yıkıcı liderlik algısının, tükenmişliğin bir öncülü olduğu varsayımından hareketle bankacılık sektörü çalışanlarında yıkıcı liderlik algısı ile tükenmişlik ilişkisini ampirik olarak belirlemektir. Bu bağlamda yıkıcı liderliğin alt boyutlarının, tükenmişliğin alt boyutları üzerindeki doğrudan etkileri araştırılacaktır. Bu kapsamda araştırma kamu ve özel banka çalışanlarına yönelik yapılmıştır. Araştırmaya, 81'i kadın 53'ü erkek olmak üzere toplam 134 kişi katılmıştır. Araştırma problemine uygun bir model seçilmiş olup, verilerin toplanmasında yansız örnekleme tekniklerine başvurulmuş ve verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre ; yöneticilerin sergilemiş olduğu yıkıcı liderliğin alt boyutlarından aşırı otoriterlik ve liderlik için yetkin olmamanın, çalışanların tükenmişlik durumunu etkilediği tespit edilmiştir. Yöneticinin sergilediği yıkıcı liderlik özelliğinin diğer alt boyutları ise çalışanların tükenmişlik durumu üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yıkıcı Liderlik, Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel Başarım Hissinde Azalma, Aşırı Otoriterlik, Yetkin Olmamak, Etik Dışı Davranış, Adam Kayırma, Teknoloji Ve Değişime Direnme, Astlara Karşı Duyarsızlık

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+5
Mustafa Kıyıkcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel vatandaşlık davranışı ve Whistleblowing ilişkisine yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, örgütsel vatandaşlık davranışı ve whistleblowing davranışı ile bu kavramlar arasındaki ilişkinin açıklanmasıdır. Çalışmada öncelikle geniş bir literatür taraması yapılarak örgütsel vatandaşlık davranışı ve whistleblowing kavramları teorik çerçevede sunulmuştur. İlk iki bölümde kavramların tanımı, boyutları, kavramları etkileyen faktörler, önceller ve bunların sonuçları ele alınmıştır. Son bölümde akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile whistleblowing davranışları arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Her iki davranış da fazladan rol (extra-role) davranışlarıdır ve bu ortak noktalarından hareketle, yüksek derecede örgütsel vatandaşlık davranışı olan bireylerin aynı zamanda whistleblowing eğilimlerinin de artabileceği düşünülmüştür. Tezin araştırması Dumlupınar Üniversitesi'nde çalışan 226 akademik personelin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı algı düzeylerinin oldukça yüksek olduğunu göstermiştir; akademisyenlerin içsel whistleblowing ve sessiz kalma algı düzeyleri yüksek, açıktan ifşa algı düzeyleri orta ve dışsal whistleblowing ve gizli ifşa algı düzeyleri düşük bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışının diğerkamlık, sivil erdem ve nezaket tabanlı bilgilendirme boyutları ile içsel ve açıktan ifşa boyutu arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilirken dışsal ve gizli ifşa boyutları ile ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Örgütsel vatandaşlık davranışının centilmenlik boyutu ile dışsal whistleblowing ve gizli ifşa boyutları arasında negatif yönlü, sessiz kalma boyutu ile arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ancak içsel whistleblowing ve açıktan ifşa boyutu ile arasında ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerWhistleblowingÖrgütsel vatandaşlık+1
Bekir Alper Büyükarslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyerlerinde makyavelizm ve örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Kütahya ili banka personeli üzerine bir uygulama

Amacın aracı meşrulaştırdığı bir kişilik özellği olarak karşımıza çıkan Makyavelizm, örgütsel politikaların önemli aktörlerindendir. Amacına ulaşmak için hiçbir kural tanımayan makyavelist yöneticiler tutumlarıyla personellerinin örgütsel sinizm yaşamalarına sebep olurken, makyavelist bireyler ise amaçlarına ulaşamamaları durumunda da örgütsel sinizm yaşayacaktır. Bu bağlamda yapılan araştırmanın amacı; uygulama kapsamına alınan sektördeki çalışanların Makyavelizm düzeyleri ile sinik tutumları arasındaki ilişkinin varlığının tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında çalışmanın amacına uygun olarak Makyavelizm ve Örgütsel sinizm arasında ki ilişkiyi ölçmek adına anket yöntemine başvurulmuştur. Veriler; Kütahya ili ve ilçelerinde bulunan 16 farklı bankaya ait 69 adet şubede araştırmaya katılan 174 adet personelden elde edilmiştir. Araştırma sonuçları; frekans dağılımları, ilişkisiz ölçüm t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi ve çoklu regreson analizi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Makyavelizm ile örgütsel sinizm ve örgütsel sinizmin alt boyutları arasında düşük ve orta düzeyde doğru yönlü anlamlı ilişkilerin var olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Makyavelizm, Sinizm, Örgütsel Sinizm, Örgütsel Politika, Örgütsel Politika Algısı.

Banka çalışanlarıBankalarMakyavelizm+4
Enes Şefik Aksoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal tüketicilerden faiz dışında alınacak ücret, komisyon ve masraflara ilişkin yönetmelik taslağının Borsa İstanbul'da işlem gören banka hisse senedi getirilerine etkisi

Türk bankacılık sektöründe, bankalar tarafından sunulan ürün ve hizmetler karşılığında finansal tüketicilerden alınan ücret, komisyon ve masraflar gerek kamuoyu, gerek medya, gerekse de tüketici hakem heyetleri vb. gibi pek çok platformda gündeme gelmiş, yoğun tartışmalara ve müşteri şikayetlerine konu olmuştur. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden bu konu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 21 Ağustos 2014 tarihinde yayımlanan bir yönetmelik taslağıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Yukarıda sözü edilen yönetmelik taslağının kamuoyuna duyurulmasının, Borsa İstanbul'da işlem gören bankaların hisse senedi getirileri üzerindeki kısa vadeli etkilerinin incelenmesi ve Borsa İstanbul Pay Piyasası için yarı-güçlü formda piyasa etkinliği hipotezinin geçerli olup olmadığı, çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çerçevede, olay çalışması metodolojisinin kullanıldığı çalışmada, 11 bankadan oluşan bir örneklem setinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, yönetmelik taslağı duyurusunun olay tarihinde ve sonrasındaki günlerde hisse senedi getirileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı anormal bir tepki yaratmadığını, olay tarihi öncesindeki belirli günlerde ve dönemlerde istatistiksel anlamlılığa sahip anormal getirilerin elde edilebildiğini, olayın piyasa oyuncuları tarafından önceden tahmin edildiğini, öngörüldüğünü ve Borsa İstanbul Pay Piyasası'nın yarı-güçlü formda etkin olduğunu, göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anormal Getiri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Etkin Piyasalar Hipotezi, Olay Çalışması, Yarı-Güçlü Formda Piyasa Etkinliği.

Banka hisseleriBankacılık Düzenleme ve Denetleme KurumuBankacılık işlemleri+6
Ramazan Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kâr amaçsız örgütlerden vakıflarda iç denetim faaliyetinin uluslararası iç denetim standartları açısından incelenmesine yönelik bir araştırma

Vakıflar, toplumsal hayatın çoğu alanındaki işlevleri ile özel sektör ve kamu kesiminin ardından üçüncü sektörün içerisinde kâr amacı gütmeyen örgütlerdendir. Diğer örgüt ve organizasyonlarda olduğu gibi vakıflar da çeşitli denetimlere tabidir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile ülkemizde uygulanmasına başlanılan vakıfların iç denetim faaliyetinin başarısında; uluslararası iç denetim standartlarına uyumun sağlanması, iç kontrol sistemlerinin kurulması ve kurumsal yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesi önem arz eden hususlardır. İç denetim fonksiyonu, bir örgütün faaliyetlerinin geliştirilmesi ve onlara değer katılması amacını güden bağımsız ve objektif güvence veren ve danışmanlık sağlayan bir faaliyettir. İç kontrol sistemi ise, yönetimce oluşturulan organizasyon, prosedür ve süreçler ile iç denetimi de içeren mali ve diğer kontroller bütünüdür. Çalışmada, vakıflarda iç denetim mevzuatı uluslararası denetim standartları ile karşılaştırılarak vakıf yöneticilerinin iç denetim faaliyetleri hakkında farkındalıkları araştırılmıştır. Bu kapsamda, çalışmanın ilk bölümünde genel olarak vakıflar ile ilgili kavramsal çerçeve ve düzenlemeler açıklanmıştır. İkinci bölümde, iç denetim ve iç kontrol kavramları, ülkemizde gelişimi, iç kontrol sistemi, iç kontrol modelleri, iç denetim, iç kontrol ilişkisi ve iç kontrolün etkinliği hususları belirtilmiştir. Son olarak, uluslararası iç denetim standartları açısından vakıflarda iç denetim faaliyetleri karşılaştırılarak uyum düzeyleri, vakıflarda iç denetim ve iç kontrol yapıları ve vakıf yöneticilerinin farkındalıklarının belirlenmesine yönelik bir araştırma çalışması yapılmıştır.

DenetimKar amacı gütmeyen kuruluşlarStandartlar+3
Kerim Alaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00