Artvin Coruh University
Discipline

Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı

Artvin Coruh University

27

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

27 Theses
Master'sOpen AccessTR

Murat Menteş'in romancılığı

Murat Menteş, Çağdaş Türk Edebiyatında son zamanlarda önemli bir yer kazanan, bilenler tarafından kitapları çokça okunan bilmeyenler tarafından ise kitabevi raflarındaki kitap kapaklarına getirdiği yeni tarz ile ilgi çeken bir yazardır. Giriş kısmı ve altı ana bölümden meydana gelen bu çalışma Menteş'in eserleri üzerine yapılan ilk çalışmalardan olması itibariyle gelecekte yapılacak çalışmalara bir basamak olmayı amaçlar. Çalışmanın sınırlarını yazarın üç romanı oluşturur. Yedi adet kitabı bulunan Murat Menteş'in bu çalışmaya dâhil edilmeyen ikisi eseri şiir kitabı ve iki eseri de yazarın deneme kitaplarıdır. Bu çalışma; giriş, altı ana bölüm, sonuç, kaynakça ve röportajdan oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın daha iyi olacağı düşünülerek araştırmanın kuramsal bir çerçevesi oluşturulduktan sonra ikinci bölümde yazarın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri tanıtılmaktadır. Üçüncü bölümde romanlarında yapı derinlemesine incelerek yazarın roman tarzı hakkında bir fikir edinilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde Murat Menteş'in romanlarını oluşturan temalar açıklanmaya çalışılarak beşinci bölümde yazarın romanlarında yer alan postmodern unsurlar incelenmiştir. Altıncı bölümde ise yazarın romanlarındaki dil kurgusu işlenerek yazarı dili üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ek kısmında yazar ile yapılan röportaja yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda yazar ile yapılan röportajda kendisinin üslubu, ilk yazıları, şiir kitapları ve romanları hakkındaki sorulara verdiği cevaplara yer verilmiştir.

EdebiyatMenteş, MuratPostmodernizm+3
Aydın Saltan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmu'atü'l-Eş'âr Süleymaniye Kütüphanesi Galata Mevlevîhânesi koleksiyonu 170 numaralı mecmua (143-217) inceleme-karşılaştırmalı metin

Bu tez çalışması Süleymaniye Kütüphanesi Galata Mevlevîhânesi Koleksiyonu 170 numara ile kayıtlı mecmuanın (s.143-217) incelenmesi ve transkripsiyonlu metninin hazırlanmasından oluşmaktadır. Metin hazırlanırken Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'nin (MESTAP) kurallarına dikkat edilmiş ve tablolar buna göre oluşturulmuştur. Çalışmamızda ilk olarak mecmua tanıtılıp burada yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiş; daha sonra ise şiirlerin transkripsiyonlu metni oluşturulmuştur. Bu şiirler akademik çalışmalarla karşılaştırılmış ve varsa bulunan farklar ortaya konulmuştur. Mecmuaya bakıldığında müstensihin şair seçimi 2 olup 15. yüzyıl ve 17-18. yüzyıllara ait 179 şiir bulunmaktadır. Çalışmamızın son kısmını ise sonuç bölümü, kaynakça, tıpkıbasım ve özgeçmiş oluşturmaktadır.

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+6
Merve Kaya Kol
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sözcük anlam bilimi bibliyografyası

Bu çalışmanın konusu Türkiye'de sözcük anlam bilim alanında yayınlanmış makalelerin tespiti ve sözcük anlam bilimin konu başlıklarından hareketle anahtar kelimeleri açısından sınıflandırılmasıdır. Kapsamı bakımından özel, süre bakımından ise sistematik olarak hazırlanan bu çalışma literatür tarama ve doküman incelemesi yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Literatür taramasında kullanılacak olan anahtar kelimelerin hiyerarşik yapısının düzenlenmesinde Doğan Aksan'ın "Anlambilim" adlı eserinden yararlanılmıştır. Eserin "Sözcük Anlambilimi" bölümdeki başlıklar ve başlıklar altında italik olarak vurgulanmış olan terimler literatür taramasında ana anahtar kelimeler olarak kullanılmıştır. Ana anahtar kelimelere göre tarama yapılırken tespit edilen eserlerde yer verilen diğer anahtar kelimeler de göz önünde bulundurularak ikincil anahtar kelimeler kapsamında çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma 1971-2021 döneminde yayınlanan ve DergiPark üzerinden ulaşılabilir olan makaleleri kapsamaktadır. Bu çalışmayla sözcük anlam bilimi alanında Türkiye'de yayınlanmış olan makalelerin bir bütün olarak sistemli ve düzenli şekilde ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu çalışmayla sözcük anlam bilim alanında yapılmış çalışmaların bir araya getirilmesiyle araştırmacıların ilgilendikleri konu hakkında daha önce yapılmış yayınlara doğrudan ve zaman kaybetmeden ulaşabilecekleri ön görülmektedir. Çalışmanın bir diğer önemi de bu çalışmayla Türkiye'de yapılan sözcük anlam bilimi ile ilgili araştırmaların yoğunlaştığı alanların ortaya konulması, üzerinde çalışma yapılmamış ya da az sayıda çalışma yapılmış alanların belirlenmesi ve Türk sözcük anlam bilimi alanında çalışma yapılma ihtiyacı duyulan konuları belirlemektir. Böylelikle araştırma sonuçlarından Türk sözcük anlam bilimi üzerine yapılacak olan sonraki çalışmalarda yararlanılması beklenmektedir.

Anlam bilimBibliyografyaDil bilgisi+6
Tuğba Kumru
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hamhullah Hamdi'nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinde arketipsel sembolizm açısından aşkın kemâle ulaşması

Konusunu Kur'ân'da geçen bir sureden alan Yûsuf u Züleyhâ mesnevileri, İslamî edebiyatta oldukça sevilmiş ve birçok şair tarafından yüzyıllarca kesintisiz bir şekilde tekrar tekrar yazılmıştır. Kur'ân'da nefsine yenik düşen Züleyhâ'nın Hz. Yûsuf'u elde etmek için giriştiği entrikaları ve Hz. Yûsuf'un bu entrikalar karşısındaki ahlaklı duruşunu anlatan bu kıssa, Müslüman şairler tarafından tasavvufî aşkın ve bu aşkın evrelerinin anlatıldığı, aşk ve güzellik yoluyla Allah'a ulaşma sürecinin işlendiği bir hikâye olarak ele alınmıştır. Tasavvufun nihai amacı olan insan-ı kâmil olma sürecinin konu alındığı bu mesnevilerdeki temel motifler ve süreçlerin, Jung psikolojisinin nihai hedefi olan bireyleşim süreciyle örtüşen hususlar barındırır. Tasavvufta, salikin Allah'a ulaşmak amacıyla yaptığı içsel yolculuk ile bireyin bireyleşim yolunda karşılaştığı engeller ve sınavlar; Campbell'ın, mit ve destanlarda sistemleştirdiği arketipler ile amaç ve kapsam bakımından uyuşan özelliklere sahiptir. Çalışmada Carl Gustav Jung'un Analitik Psikolojisi bireyin ben olma, bireyleşim yolunda ilerlemesi amaçlı çalışmasının temel noktalarından olan arketipler aracılığıyla, arketipsel sembolizm bağlamında Hamdullah Hamdî'nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisi incelenmiş, Campbell ve Jung'un uyguladığı uygulamalardan yola çıkarak arketipsel olarak 'ayrılma, sınanma, dönüşüm' disipliniyle ele alınmıştır.

ArketipCampbell, JosephHamdullah Hamdi+4
Tuba Bezenmiş
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adnan Binyazar'ın hayatı, sanatı ve eserleri

Çağdaş Türk edebiyatının üretken yazarlarından biri olan Adnan Binyazar, 1965'ten bu yana deneme, roman, öykü, çocuk edebiyatı ve araştırma-inceleme sahasında birçok eser vermiştir. Ancak bu üretkenliği ölçüsünde bir tanınırlığa sahip değildir. Binyazar'ın, Türk edebiyatına kazandırdığı otuzdan fazla eserle kapsamlı bir incelemeyi gerektiren nitelikli yazarlardan biri olduğunu söylemek gerekir. Yaşantısını sanatının odağına yerleştiren Binyazar, yazarlık kariyerine 1965 yılında "Tohum" adlı öyküyle başlar. Yayımladığı romanların ve aldığı çeşitli edebiyat ödüllerinin ardından bir nebze de olsa adından söz ettiren Binyazar, kurgu ve gerçek arasında ilerleyen bir sanat anlayışına sahiptir. Kurmacayı otobiyografik öğelerle harmanlayan yazarın eserlerinde, ben dilinin kullanımı ekseninde özyaşamöyküsel olay ve durumların sıklıkla işlendiği görülür. Genellikle sıradan insanların hayatlarına odaklanan roman ve öykülerinde, bireyin toplum içindeki yeri, beklentileri, duygu ve düşünceleri ile karşılaştığı sorunlar konu edinilmiştir. Buna bağlı olarak eserlerinde yoksulluk, ölüm, aşk, çocukluk, yalnızlık, karamsarlık ve sevgi gibi ortak temalar toplumsal ve bireysel ölçekte eleştirel bir tutumla işlenmiştir. Kurgusal metinlerin temel yapısını oluşturan olay örgüsü, zaman, mekân ve şahıs kadrosu gibi unsurlar, Binyazar'ın eserlerinde organik bir düzene ve bütünlüğe sahiptir. Çalışmada, çocuk edebiyatı sahasında kaleme aldığı üç roman, bir biyografi, masal ve hikâye kitapları ise kurgu, olay örgüsü, kişiler, iletiler, tema, dil ve anlatım ile temel eğitim ilkeleri başlıkları altında incelenmiştir. Hayatı, sanatı ve eserleri bağlamında yapılan bu inceleme sonucunda Adnan Binyazar'ın Türk edebiyatı içindeki yeri saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adnan Binyazar, çocuk edebiyatı, deneme, masal, otobiyografi, öykü, roman.

Maide Erginer
Batman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Refet Avni ve Süleyman Bahri'nin resimli Müntehabât-ı Edebiyye adlı antolojisinin çeviriyazı ve incelemesi

Antoloji kelimesinin kökeni ve anlamı hakkındaki görüşlere bakıldığında kaynakların üzerinde birleştiği izah; şiir veya nesir parçalarının derlenerek bir araya getirildiği bir tür kaynak eser şeklindedir. Bu eserler; Eski çağlardaki edebiyatın, bilimin ve sanatın günümüze kadar ulaşması açısından bir aktarım görevi üstlenmiş kütüphane niteliğindeki kaynaklardır. Bu değerli türlerden biri de Refet AVNİ ve Süleyman BAHRİ tarafından hazırlanan Resimli Müntehabât-ı Edebiyye adlı antolojidir. Tanzimat ve Servet-i Fünûn Dönemi yazarlarını bir araya toplayan bu eser resimli olması yönüyle diğer antolojilerden ayrılmaktadır. 1911 yılında hazırlanan bu antolojik eser; Tanzimat ve Servet-i Fünûn Devri'nde yaşayan toplam yirmi üç şair ve yazarın biyografik bilgileri, edebi ve siyasi kişilikleri, aile ve eğitim bilgileri, bulunmuş oldukları devlet yönetimindeki görevleri, etkilendikleri şair ve yazarları, dil ve üslup özellikleri ile yabancı dil bilgileri hakkında bilgileri ihtiva etmektedir. Şinasi ile başlayıp Celal Sahir ile biten bu eserimizde konu alınan yazar ve şaire ait olmak üzere doksan üç şiir türünde, on iki roman-hikâye türünde, on tiyatro türünde, dokuz mektup-hatırat türünde, on beş mensur şiir türünde, altı gezi yazısı türünde ve yirmi iki makale-deneme türünde olmak üzere toplamda yüz altmış yedi örnek edebi parça yer almaktadır.

İdris Şahin
Batman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Derleme Sözlüğü'ndeki tarımla ilgili sözcüklerin sınıflandırılması

Derleme Sözlüğü'ndeki Tarımla İlgili Sözcüklerin Sınıflandırılması" adlı çalışmamızda Derleme Sözlüğü'nde bulunan tarımla ilgili sözcükler bulunarak, kendi içinde dört bölüme ayrıldı. Birinci bölüm tarımla ilgili fiiller, kendi içinde fiiller ve birleşik fiiller olmak üzere sınıflandırılıp kullanım yöreleri gösterildi. İkinci bölümde tarımla ilgili isimler, kendi içinde sınıflandırılıp kullanım yöreleri gösterildi. Üçüncü bölümde tarımla ilgili fiilimsiler, kendi içinde sınıflandırılıp kullanım yöreleri gösterildi. Dördüncü bölümde ise yazılışları ve anlamları aynı olan tarımla ilgili yabancı sözcüklerin hangi dilden dilimize geldiği ve kulanım yöreleri gösterildi. Sonuç bölümünde elde edilen veriler sayısallaştırılarak çıkarımlarda bulunuldu.

Murat Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mitik tefekkür açısından Orhun Abideleri'nde mekânlar

Türklerin bilinen ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen eser Orhun Abideleri'dir. Orhun Abideleri adı ile bilinen Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk abideleri bu tez altında incelenmiştir. Çalışmada mitik tefekkür açısından incelenen Orhun Abideleri'nde mekânlar ele alınmıştır. Bu çalışma için Muharrem Ergin'in "Orhun Abideleri" adlı eserinin 45. baskısı esas alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde II. Köktürk dönemi ve Orhun Abideleri hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümünde Türklerde var olan mitik tefekkür düşüncesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde abidelerde tespit edilmiş olan deniz, nehir, göl, dağ, orman, ova, vadi, ülke adları, şehir adları ve diğer mekânlar olarak tasnif edilen mekânlar mitik tefekkür düşüncesi açısından analiz edilmiş ve bölümsel sonuçlara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise analiz edilen mekânların genel olarak mitik tefekkür bağlamında karşılaştırmalı olarak değerlendirmesi yapılmıştır. Bu çalışma neticesinde abidelerde yer alan mekân unsurlarının tespiti, günümüzdeki konumu ve mitik tefekkür açısından atalarımızın bize bıraktığı anlam boyutu irdelenmiş ve ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Türk kültür hazinesine bir katkıda bulunulmak istenmiş ve Türk düşünce sisteminin kültür ve medeniyet dairemizde hâlâ devam ettiği gerçeğine dikkat çekilmek istenmiştir.

GöktürklerMekanMitoloji+3
Ali Sezer
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk mutfak kültüründe çorba

Türkler Orta Asya'dan Anadolu topraklarına gelirken kendi yemek alışkanlıklarını da beraberinde getirmişlerdir. Anadolu'ya gelirken göç yolları üzerinde karşılaştıkları değişik kültürlerin yeme-içme unsurlarını da kendi bünyelerine uyarlamışlardır. Bununla birlikte Anadolu'nun tarihi süreç içinde edinmiş olduğu zengin mutfak kültürü Türklerin yeme-içme alışkanlıklarına etki etmiştir. Gerek coğrafi konum, gerek iklim, gerekse bitki çeşitliliği Türklerin yeme-içme alışkanlıkları üzerinde ister istemez Orta Asya bozkır yaşantılarındaki yeme-içme alışkanlıklarına farklılaşarak değişime neden olmuştur.Osmanlı ve Anadolu beyliklerinin yerleşik düzen kurdukları topraklarda tarih öncesinde yaşayan insan toplukları dünya mutfak kültürünün ortaya çıkmasındaki ilk ürünlerini ortaya koymuşlardır. Günümüz anlayışına göre ilkel sayılsa da Osmanlı döneminden binlerce yıl öncesi Anadolu'da insanlığın ?yeme-içme? ile ilgili ilk deneyim ve tecrübeleri edinilmeye başlamıştı. Bu deneyim ve tecrübeler Osmanlı mutfak kültürünün zenginleşmesine katkı sağlamıştır.Türk mutfağında olduğu kadar dünya mutfaklarında da çorbaların önemli yeri olduğunu görüyoruz. Özellikle Türk mutfak kültürü açısından bakacak olursak ?çorba? diğer mutfak kültürlerinden farklı olarak Osmanlılarda egemenlik imgesi olması yönüyle ayrı bir önem arz etmektedir. Orta Asya Türk yeme-içme alışkanlıkları arasında bulunan Toyga aşının, yani yoğurtlu yarma çorbasının günümüzde de tüketiliyor olması Türk mutfak kültürünün kökü Orta Asya'ya dayanan güçlü bir geleneğe bağlı olduğunun kanıtıdır.Çorba, Türk mutfak kültürünün en önemli besin maddesi olmasının ötesinde Türk siyasi tarihinde yüklendiği işlev bakımından önemini ortaya koymaktadır. Öyle ki; Orta Asya Türklerinde eski bir adet olan ?potlaç?, ?yağma? geleneğinin işlevi Osmanlılarda yeniçeri ocaklarında ?çorba içme? adetlerinde kendini göstermektedir. Bu bakımdan çorba Türk tarihinde bir egemenlik, bir meşrutiyet, bir statü imgesi olmuştur. ?Çorba? da ortaya çıkan köklü bir mutfak kültürünün var olması Fransız entelektüeli olan Revel'in Fransız mutfağı haricindeki mutfakların Fransız mutfağının marjinal sapması olduğu savını derinden sarsmaktadır.Günümüzde de bilhassa Anadolu'nun birçok yöresinde çorba, sosyal hayatın bir parçası olmaya devam etmektedir. Hemen hemen tüm Anadolu köylerinde kışa hazırlık olarak tarhana yapılır. Tarhana yapımı köylerde kadınlar arasında hem bir dayanışma hem de bir sosyal iletişim aracı olarak kendini göstermektedir. Bu bağlamda ?çorba? nın sosyal hayatta oynadığı rol mideye hitap etmesinden öte insan ilişkilerinde kaynaştırıcı bir işlev görmektedir. Hızlı kentleşme ve küreselleşmeyle birlikte insanların yaşam biçimlerin değişmesi alışkanlıklarının da değişmesini beraberinde getirmektedir. Bu değişim kuşkusuz halk içinde geleneksel çorbaların yapım süreçlerinin unutulması bakımından olumsuzluk oluşturmaktadır.

FolklorMutfakTürk kültürü+2
Hülya Gümüş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınırları aşmak: Türk modernleşmesi bağlamında kadın karakterlerin kocalarını aldattığı romanlar üzerine bir inceleme

Bu çalışmada Osmanlı-Türk edebiyatında Müslüman kadın karakterlerin kocalarını aldatmalarının merkezî bir yer tuttuğu romanlar incelenmiştir. Tezde evlilik cinsel birleşmenin yalnızca eşler arasında gerçekleşeceğini güvence altına alan bir sözleşme ve aldatma, bu sözleşmenin belirlediği sınır(lar)ı aşma anlamında ele alınmıştır. Buna göre tezin odağında Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu (1900), Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Sevda Peşinde (1910), Ercüment Ekrem Talu'nun Sabir Efendi'nin Gelini (1921), Salâhaddin Enis Atabeyoğlu'nun Zaniyeler (1924) ve Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak (1973) romanları yer almaktadır. Tezde farklı tarihsel koşullarda yazılan bu romanlar, kocasını aldatan kadın karaktere yöneltilen tutum, aldatmanın nedenleri ve sonuçları açısından ele alınmış ve modernleşme süreçlerine koşut olarak bunların bir romandan ötekine farklılık gösterip göstermediği tartışılmıştır. Tezin ilk bölümünde Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Sevda Peşinde romanları irdelenmiştir. Romancılık anlayışı bakımından birbirlerinden farklı tutumlar benimseyen bu iki yazarın, kadın aldatmasını benzer bir yaklaşımla ele aldıkları gösterilmiştir. Buna göre, her iki romanda kadın karakter karşısında değişken bir tutum söz konusudur. Başlangıçta kadın karakterlerin kocalarını aldatmalarının haklı gerekçeleri olduğunu gösterme, dolayısıyla onlara karşı bir anlayış uyandırma çabası dikkati çekerken, aldatmanın gerçekleşmesinden sonra kadın karakterlerin olumsuzlandığı görülür. Romanın sonunda cezalandırmanın gerçekleşmesiyle bu olumsuz tutum sona erer ve kadın karakterler "kader kurbanları" olarak konumlandırılır. Tezin ikinci bölümüde Ercüment Ekrem Talu'nun Sabir Efendi'nin Gelini, Salâhaddin Enis Atabeyoğlu'nun Zaniyeler ve Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak romanları irdelenmiştir. Tezin ilk bölümünde incelenen romanlarda aldatmanın insan doğasına atfedilen gerekçelerle ilişkilendirilmesine karşılık, bu bölümde incelenen romanlarda kültürel gerekçelerle ilişkilendirildiği gösterilmiştir. Böylece imparatorluktan modern-ulus devlete geçişte, kadın aldatmasının ele alınış biçiminde bir dönüşüm olduğu vurgulanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, aldatma üçgeninde yer alan erkek karakterler üzerinde durulmuştur. Kocasını aldatan kadın karakterlerin değişen konumlarına karşılık, aldatılan koca imgesinde bir sürekliliğin olduğu saptanmıştır. Buna göre tezde ele alınan romanlarda aldatılan kocalar, daima karılarının kendilerini aldatmalarına yol açacak bir zafiyet içinde kurgulanmaktadırlar. Karılarının birlikte olduğu öteki erkekler ise onların bu zafiyetlerini, olumsuz yönlerini daha da görünür kılmaya aracılık ederler. Bu bağlamda aldatılan koca ve öteki erkek imgeleri, R. W. Connell'in "hegemonik erkeklik" kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

AldatmaKadınlarModernleşme+4
Ayşe Erginer
Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Edirneli Nazmî'nin şiirlerinde mekân

Mekân, edebiyatın en önemli ögelerindendir. Yazarlar, şairler duygu ve düşüncelerini okuyucuya aktarırken mekândan yararlanmak zorundadır. Bu çalışmada 16. yüzyıl klâsik Türk edebiyatı şairlerinden Edirneli Nazmî'nin Dîvân'ındaki mekânlar belirlenmiş, şairin belirlenen bu mekânları şiirlerinde kullanma amaçları saptanmış ve mekânların şairin şiirlerine olan etkisi incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mekânın tanımı yapılarak mekân çeşitlerinin ortaya çıkış sürecine ve mekân-edebiyat ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde şairin, şiirlerinde kullandığı mekânlar ve bu mekânları kullanma amaçları açıklanmıştır. Edirneli Nazmî, dünya hayatının geçiciliği vurgulamak, fikirlerini ve hislerini somutlaştırmak, soyut kavramları somutlaştırmak veya kullandığı söz sanatlarını zenginleştirmek için mekânlardan faydalanmıştır. Mekânların, şairin duygu ve düşüncelerini okuyucuya iletme hususunda etkin rol oynadığı görülmüştür.

Divan edebiyatıEdirneli NazmiMekan+3
Kenan Turhan
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmûa'-i İrfan Paşa

Bu çalışma, 19. yüzyılda yaşamış Osmanlı Devlet adamlarından İrfan Paşa'nın tek eseri olan Mecmû`a-i İrfan Paşa'nın incelenmesi ve transkripsiyonunu içermektedir. 19. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nin sosyal, siyasal ve kültürel anlamda büyük değişim yaşadığı bir dönemdir. İrfan Paşa ve eseriyle ilgili herhangi bir araştırma yapılmaması, bizi bu çalışmayı yapmaya sevk etti.Üzerinde çalıştığımız eserin matbu bir nüshasını Millet Kütüphanesinden temin ettik. Yaptığımız araştırmada, elimizde bulunan matbu nüshadan başka herhangi bir yazma nüshaya rastlamadık. Çalışmamız, devir-şahsiyet-eser ekseninde ele alınmıştır. İrfan Paşanın hayatını, devlet adamlığını, edebi kişiliğini ve Mecmû`a-i İrfan Paşa adlı eserini tanıtmaya çalıştık. Şekil ve içerik yönünden manzumelerin üzerinde durmayı uygun gördük. İrfan Paşa'nın şiirlerinin yanı sıra devrin ileri gelen devlet adamlarına yazmış olduğu mektupları da transkripsiyon alfabesiyle yeniden yazdık. Çalışmamızın son bölümüne de eserin tıpkıbasımı eklenmiştir.

Süleyman Gezer
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş adlı eserinde söz dizimi

Dil, bireylerin düşünce dünyalarını anlamlandırmalarını ve duygularını başkalarıyla paylaşmalarını mümkün kılan temel bir toplumsal olgudur. Bu olgu aracılığıyla insanlar, içinde yer aldıkları toplumun kültürel kodlarını, tarihsel deneyimlerini ve ortak hafızasını süreklilik içinde sonraki kuşaklara aktarırlar. Bu aktarımın gerçekleştiği en işlevsel dilsel birimlerden biri cümledir. Cümle bilgisi, dil bilgisinin ana konularından biri olarak, bir dilin anlam örgüsünü ve anlatım gücünü doğrudan etkiler. Bu çalışmada Türkçenin cümle yapısına katkı sağlamak amacıyla, Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş adlı romanı söz dizimi bakımından incelenmiştir. Türkçeyi son derece yaratıcı, zengin ve canlı bir biçimde kullanan, Anadolu insanının sesi olarak kabul edilen Yaşar Kemal; halk söyleyişlerini evrensel bir üslupla birleştirerek kendine özgü bir anlatım tarzı geliştirmiştir. Bu yönüyle yazarın dili, hem ulusal hem de evrensel ölçekte dikkat çekici bir anlatım gücüne sahiptir. Tezde yazarın söz konusu romandaki cümle kuruluşları, cümle türleri ve anlatım biçimleri çözümlenmiş; dil ve üslup özellikleri ortaya konmuştur. Çalışma giriş, cümle ve cümle türleri, cümle tahlilleri, sonuç ve değerlendirme olmak üzere dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde Yaşar Kemal'in hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine, birinci bölümde cümle ve cümle türlerine, ikinci bölümde cümle tahlillerine, üçüncü bölümde ise sonuç ve değerlendirmeye yer verilmiştir.Her başlıkta dilcilerin konuyla ilgili görüşlerine değinilmiştir. Konuyla ilgili görüş ve değerlendirmeler sonuç ve değerlendirme kısmında belirtilmiş ve elde edilen sayısal verilerle grafikler de bu bölüme eklenmiştir. Çalışma boyunca yararlanılan kaynaklara son bölümde "Kaynaklar" kısmında yer verilmiştir. Tek Kanatlı Bir Kuş'un cümle bilgisi yönünden incelendiği bu çalışma, Yaşar Kemal'in dil işçiliğini ve Türkçenin anlatım gücünü ortaya koyarken yazarın kullandığı cümle türleri hakkındaki değerlendirmeleri içermektedir.

Cümle
Perihan Özer
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Ümit romancılığı

Tezin amacı, Ahmet Ümit'in bütün romanlarını belirli bir bakış açısı ve yöntemle ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktır. Tez, giriş ve sonuç bölümleri hariç üç bölümden oluşur. Tezin birinci bölümünde Ahmet Ümit'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ile ilgili genel bilgiler sunulmuştur. Yaşayan, genç kuşak yazarlardan olan Ahmet Ümit, polisiye roman türünün başarılı, üretken yazarlarındandır. Tezin ikinci bölümü, ana bölümü oluşturur. Burada, Ümit'in on iki romanı, Şerif Aktaş'ın Roman İncelemesi 'ne Giriş adlı eserinde önerdiği roman çözümleme yöntemine göre, ayrıntılı bir şekilde tahlil edilmiştir. Tezin üçüncü bölümü, on iki romanın benzerlik ve farklılıkları ortaya koyan bir sonuç bölümü niteliğindedir.

RomanTürk edebiyatıYeni Türk edebiyatı+1
Müge Moğol
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim 2. kademe Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarındaki kadın imajının -100 temel eser serisi kapsamında- Türk romanları açısından değerlendirilmesi

Geçmişten bugüne tarihle iç içe olan edebiyat, kaleme alınan eserlerle yazıldığı dönemin toplumsal izlerini apaçık bir biçimde aktaramaya çalışmıştır. Türk romanı da, Türk tarihindeki değişen, gelişen ve dönüşen sosyal ve siyasi olaylar ışığında şekillenmiştir. Bu durum kendini, tarihi dönemlerle anılan edebi dönemlerde göstermiştir. Tanzimat, Servet-i Fünun, Cumhuriyet Dönemleri'nin ele alındığı araştırmada; 2019-2020 eğitim- öğretim yılının Ortaöğretim 9, 10, 11 ve 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabındaki; Yaprak Dökümü, Küçük Ağa, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Mai ve Siyah, Ateşten Gömlek, Yaban, Huzur, Murtaza, Tutunamayanlar, Üç İstanbul, Bereketli Topraklar Üzerinde, Aylak Adam, Sevgili Arsız Ölüm ve Selvi Boylum Al Yazmalım romanlarında yer almış kadın karakterlerle toplumdaki kadının hangi rol ve görevler ile yansıtıldığı araştırılmıştır. Araştırmada, doküman analizindeki yazılı dokümanların incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın derinliği ve mevcut durumu tespit etmeye en uygun yöntem olması sebebiyle bu model kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise analiz ve yorumlama yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabı ve 100 Temel Eser serisi kapsamından hareketle incelenen bu on dört Türk romanındaki kadın imajı; eğitim, eş seçimi, bağımsız ve özgür karar alabilme gibi pek çok imaj üzerinden ortaöğretim öğrencilerine aktarılmıştır. Var olan kadın karakterlerle öğrencilerde istendik davranış oluşturabilmek adına yazarlar, Murtaza, Üç İstanbul, Yaprak Dökümü gibi romanlarda toplumda olmasını istedikleri kadın imajını olumsuz karakterler üzerinden yok olmasını istedikleri kadın imajları ile anlatırken; Ateşten Gömlek romanı ile de ideal kadın tipini kaleme almışlardır. Kullanılan kadın imajları ile kadınların eğitim almasının önemi ön plana çıkarılmıştır.

Ders kitaplarıKadın imajıKadınlar+7
Seda Altundal
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlhan Berk'in şiirlerinde epistemolojik ve ontolojojik mistifikasyon

Modern Türk edebiyatın önemli edebî topluluklarından biri İkinci Yeni hareketidir. 1950'lerin ortasından 1960'ın sonlarına kadar etkili olan İkini Yeni döneminde şiir dili, imge ve sözdiziminde köklü ve önemli değişiklikler meydana gelmiştir. İkinci Yeni hareketinin öncü isimlerinden biri olan İlhan Berk, şiirde farklı teknikler denemiş, şiir dilinde zaman zaman değişiklikler yapmış ve uzun yıllar boyunca birbirinden farklı eserler yazmış çok yönlü ve çok değişken bir şairdir. Hemen her konuda şiirler yazan İlhan Berk, şairlik yaşamı boyunca farklı kaynaklardan yararlanmış ve beslendiği bu yeni kaynaklara dayanarak dil, tema, anlam, izlek olarak birbirinden tamamen farklı şiirler yazmıştır. Bu çalışmada İlhan Berk'in şairlik hayatı ve şiirleri üç döneme ayrılmış ve çalışma bu üç dönem esas alınarak gerçekleştirilmiştir. İlhan Berk şiirlerinin en önemli kaynaklarından olan ve hayatının belli dönemlerinde değil, şairlik hayatının tamamına yayılmış ve hemen her şiirine az veya çok sirayet etmiş olan aşk, cinsellik ve erotizm belli bir dönem ile sınırlandırılmamıştır. Bu çalışmada, İlhan Berk şiirlerindeki epistemolojik ve ontolojik mistifikasyonlar ele alınmış, İlhan Berk'in beslendiği, dayandığı epistemolojik ve ontolojik kaynaklar belirlenmiş ve İlhan Berk şiirlerinin anlam dünyası açıklanmıştır. İlhan Berk'in hangi bilgi kaynağından -epistemoloji - beslenerek ve nasıl bir varlık bilgisinden-ontoloji- yola çıkarak şiirler yazdığı hayatından, okuduklarından ve şiirlerinden yola çıkılarak açıklanmış ve Berk şiirlerinin gizemi, sırları -mistifikasyon- ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Berk, hayatı, şiirleri, epistemoloji, ontoloji, mistifikasyon, şiir kaynağı, şiirlerinin gizemi

Berk, İlhanEpistemolojiOntoloji+4
Abdullah Tosun
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gagauz ve Kaşkay halk hikâyelerinde düğün merasimi

Bu araştırmanın amacı; binlerce yıllık bir geçmişe sahip Türk kültürünün ortak unsurlarının farklı coğrafyalarda yaşayan küçük gruplarının halk anlatılarında varlığını ne derecede sürdürdüğünü ispat etmeye çalışmaktır. Bu manada ortak kültürel unsur olarak "düğün merasimleri" ve "halk hikâyeleri" araştırmaya konu olmuştur. Araştırmada, Türk kültürünün farklı coğrafyalarına yayılmış gruplar arasından Gagauz ve Kaşkay Türkleri özellikle seçilmiştir. Çünkü bu iki küçük topluluk, tarihin bilinen herhangi bir döneminde birlikte yaşamamış olup farklı coğrafyalarda farklı kültürel unsurların çevresinde yer almaktadır. Halk hikâyeleri masal ve destanlardan farklı olarak gerçek yaşam izlerini daha net yansıtan sözlü kültür ürünlerindendir. Bu manada toplumların kültürlerini ele alma noktasında bizlere daha somut veriler sunmaktadırlar. Halk edebiyatı türleri üzerinde motif çalışması yapmak ve iki farklı boyun/topluluğun anlatıları üzerinden bunu ele almak amaçlanmıştır. Konu; tarih, coğrafya, folklor ve tür bilgisini tümüyle yansıtan disiplinler arası bir bakışla yansıtılmaya çalışılmıştır.

DüğünEvlilikGagavuzlar+7
Onur Yılmaz
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadro dergisi üzerinde bir inceleme

Türkiye'de Tanzimat'la başlayan çağdaşlaşma hareketlerinin önemli aşamalarından birini de Cumhuriyetin ilanı oluşturur. Osmanlı'nın küllerinden doğan yeni Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizme karşı savaşını kazandıktan sonra milli devlet kimliğiyle büyük sorunlarla yüzleşti. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları, yeni devletin Batılı bir anlayışla kurulmasını istemekteydi. Hayatın hemen her alanıyla ilgili sorunları demokrasinin kurumlarıyla çözmeye çalışan yeni devlet, kendi içinde tartışmalar da yaşadı. Kurumlar, devleti çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkarmak için yoğun bir şekilde çalışırken diğer taraftan ülke geleceği için tartışmalar devam etmekteydi. Bu tartışmaların odağındaki gruplardan biri de kadroculardır. Birkaç aydının Kadro adındaki dergiyi kurarak özellikle iktisat konusundaki tartışmalara katılmaları ülke politikalarına yön vermiştir. Bu çalışmanın Giriş bölümünde Kadroculara kadar Türkiye'deki ekonomi politikası üzerinde kısaca durulacak, Kadrocuların kuruluşu ve fikirleri söz konusu edilecek ve grubun dağılışı anlatılacaktır. Çalışmanın Birinci Bölümü'nde Kadro dergisi belli bir disiplin içinde değerlendirilecektir. Buna göre derginin Şekil Özellikleri, Kimlik Bilgileri, Yayın Politikası, belli başlı Yazar Kadrosu ve Edebi Faaliyetleri üzerinde durulacaktır. Tezin İkinci Bölümü'nde ise Açıklamalı Dizin yer almaktadır. Burada dergideki tüm yazılar ayırt edilmeksizin Sayılarına, Yazar Adına ve Konularına ve Türlerine göre açıklamalı dizinle verilecektir. Bu bölümde ayrıca tüm yazı ve görsellerin tablo dizini yer almaktadır.

DergilerKadro dergisiKadrocular
Zübeyde Kaya
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vakfıkebir ve yöresi ağızları (Dil özellikleri - metinler - sözlük)

Yapılan bu çalışma, Trabzon ile Vakfıkebir ilçesi ağzını temel almaktadır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan çalışma, "Giriş", "İnceleme", "Metinler", "Sonuç", "Sözlük" ve "Kaynakça" kısmından oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Vakfıkebir'in tarihi ve coğrafyası konu edinilmiştir. "İnceleme" bölümünü, yöreden derlenen metinler ışığında, Vakfıkebir'in ses ve şekil bilgisinin örnekli ele alınışı oluşturur. "Metinler" bölümünü ise transkripsiyon alfabesiyle yazılmış metinler oluşturur. "Sonuç" bölümünde, elde edilen bilgiler ışığında Vakfıkebir ağzının önemli görülen fonetik ve morfolojik özellikleri belirtilmiştir. "Sözlük" kısmında, derlenen metinlerde geçen ve güncel karşılığının sunulması, çalışmanın anlaşılması yönüyle önem arz eden, yöresel kelimelerin açıklamalarına yer verilmiştir. "Kaynakça" bölümünde ise, yapılan çalışma boyunca yararlanılan kaynakların künyelerine yer verilmiştir.

AğızlarDil özellikleriDilbilgisi+4
Temuçin Tosun
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersinde destan türü

Tarihin en önemli tanıklarından olan destanlar, ortak bir kültür belleği yaratan, ulusal kimliğin şekillenmesinde önemli rol oynayan, toplumun temel dinamikleriyle ilgili etkileyici örnekler sunan, geçmişte olduğu gibi bugün de gelecekte de eğitimde bir araç vazifesi görme özelliğiyle dikkat çeken bir türdür. Geleceğin her yönüyle teminatı olarak değerlendirilen gençlerin milleti millet yapan unsurları destanlardan özümseyerek öğrenmesi, öğrendiklerinde kalıcılık sağlanması, öğretilmek istenen konunun nasıl verildiğiyle ilgilidir. Bu çalışmada amaç, destan öğretiminin etkili ve kalıcı yapılabilmesi için öğrenci ve öğretmen görüşlerini belirlemektir. Bu amacın ortaya çıkarılması için nicel ve nitel yöntemlerden yararlanılmıştır. Öğrenciler için nitel yöntemlerden görüşme tekniği uygulanmış ve elde edilen sonuçlar tabloya dönüştürülmüştür. Öğretmen görüşlerini belirlemek için 42 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Anketle elde edilen veriler, SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir. Öğrenci görüşleri değerlendirildiğinde; destan metinlerindeki ayrıntıların hatırlanmasına yönelik bilgi düzeyini ölçen sorulara öğrencilerin tam olarak cevap veremedikleri ve bu bağlamda kalıcılık düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Destan öğretimine yönelik öğrenciler, etkili ve kalıcı anlatım için farklı etkinliklerin uygulanmasını, görsel materyallere fazlaca yer verilmesini, kısa filmlerin yapılmasını öneri olarak belirtmişlerdir. Öğretmen görüşleri değerlendirildiğinde; Türk Dili ve Edebiyatı dersinde destan öğretiminin etkililiğinin ve kalıcılığının tam olmadığı yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. Destan öğretiminde karşılaşılan eksiklerin öğretmen görüşlerine göre, eğitim öğretim olanaklarının eksikliğinden, sürenin yeterli olmadığından, metinlerin çeşitliliğinin az olmasından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimler: Destan, Milli Şuur, Kültür, Öğretim, Kalıcılık

DestanlarEtkili öğrenmeKalıcılık+4
Muhammet Akyol
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesi

Mimari bir yapı olmasının ötesinde ev, kişilerin varlıklarını dünya üzerinde bir yere konumlandırmalarını sağlayan bir içtenlik mekânı, zamansal kopuşları önleyerek soyun ve ailenin devamlılığının temellendiği bir ocak, algısal olarak açılıp genişleyerek sınırları sonsuza uzanan mahrem bir yuva, dışarı-içeri diyalektiğinde içeriyi, kökleri, güveni ve sıcaklığı temsil eden bir mekândır. Günümüz edebiyatının önde gelen yazarlarından Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesinin ele alınış biçiminin irdelendiği bu çalışmanın amacı, yazarın romanlarında evin, fiziksel bir mekân olmanın ötesinde, yazarın kurgusunda işlevsel bir yapıya sahip olduğunun ve çok katmanlı bir dünyaya işaret ettiğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar ve Masumiyet Müzesi adlı romanları üzerinde ev imgesinin kullanımı tek tek tespit edilerek, Doğu-Batı karşıtlığının yansımaları, aidiyet hissi, mekân algısı ve eşya bağlamındaki yeri ve önemi değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda Orhan Pamuk'un roman dünyasında evin, mekânsal bir fon olmaktan ziyade roman kurgusunun merkez öğelerinden biri olduğu tespit edilmiştir. İmgesel olarak işaret ettiği çok katmanlı yapı içerisinde ev, roman kişilerini oluşturmadan, roman atmosferi yaratmaya; sosyal ve kültürel düzeni yansıtmadan, zamanı anlamlandırmaya kadar yazarın roman kurgusunda çok işlevli bir yapıya sahiptir. Anahtar Sözcükler: Roman, Orhan Pamuk, Mekân, Ev, İmge, Ev İmgesi

Aslı Soysal
Ardahan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gülayşe Koçak'ın romanlarında yapı ve izlek

Gülayşe Koçak, 1993 yılından bu yana roman türünde eser vermektedir. Roman dışında; deneme, makale ve kitap tanıtım yazıları, çeşitli sosyal bilim sahalarında kitap ve çevirileri olan bir yazardır. Fakat Yeni Türk edebiyatı araştırmalarında bugüne kadar herhangi bir çalışmaya konu olmamıştır. Bu bakımdan yazarın hayatı ve romanları, incelemenin konusu olarak belirlendi. İnceleme iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın yaşamı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi. Çalışmamızın temelini oluşturan ikinci bölümde Gülayşe Koçak'ın roman türündeki dört eseri, yapı ve izlek bakımından incelendi. Ayrıca teorik kaynaklardan da faydalanılarak tespitler desteklendi. Özellikle izleksel incelemede psikoloji, sosyoloji ve felsefe gibi disiplinlerden yararlanıldı. Gülayşe Koçak'ın 1993-2012 yılları arasında kaleme aldığı dört romanda, toplumsal izleklerin çokluğu dikkat çekti. Bu izlekler; canlı hakları, toprak hakları, çevre meseleleri, "biz ve öteki" meseleleri, azınlıklar, toplumsal cinsiyet konuları, yabancılaşma, kendini gerçekleştirme ve zaman vd. sınıflandırılarak metin içi alıntılarla bilimsel çerçevede açımlandı. Sonuç bölümünde, Gülayşe Koçak'ın romancılığı üzerine çıkarımlar ortaya konuldu. Bu bağlamda, genellikle günümüz insanının psikolojik yıkımını ve gelecek kaygısını aktardığı, romanlarının merkezine insanı ve insana ait olanları koyduğu tespit edildi. Anahtar Sözcükler: Gülayşe Koçak, roman, biz ve öteki, toplumsal cinsiyet, zaman.

Edebi eserlerKoçak, GülayşeRoman+3
Şükran Birgül
Ardahan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Artvin doğaüstü anlatılarda Cazı/Cazi memoratları ve motifsel incelemesi

Artvin bulunduğu coğrafi konum sebebiyle kültürel anlamda zengin bir ildir. Kültürel zenginlikler aile büyükleri tarafından nesilden nesile aktarılmaya ve yaşatılmaya çalışılmaktadır. Fakat teknolojinin ilerlemesi aile bağlarını zayıflatmaktadır. Giderek unutulan gelenek görenek ve halk anlatıları yok olmaya yüz tutmaktadır. Bu tezin amacı, Artvin ve ilçelerinde derlenen sözlü anlatım geleneğimizin bir parçası olan memoratların tasnif ve değerlendirmesini yapmaktır. Uzun kış gecelerinin vazgeçilmezi olan halk hikâyeleri ve doğaüstü anlatıların yok olmaması için geniş bir çevrede derleme yapılmıştır. Bu doğrultuda Artvin il merkezi ve ilçeleri gezilmiştir. İhtiyaç halinde bazı köylere de gidilmiş kaynak kişilerden derleme yapılmıştır. Yaklaşık 185 kaynak kişiden 200 kadar derleme yapılmış ve derlenen metinler konularına göre bölümlere ayrılıp sınıflandırılmıştır. Ulaşılan kaynak kişiler ve metinler hedeflenen sayının altında kalmıştır. Bunun nedeni aile büyüklerinin hayatta olmamaları veya ikinci üçüncü kuşağın anlatılanları unutmuş olmasıdır. Yapılan derlemeler sonucunda elde edilen veriler değerlendirilmiş ve değerlendirme neticesinde memoratlar konularına göre sınıflandırılmış her bir başlığın altında yapılan uygulamalar anlatılmıştır. Yöreden yöreye farklılık gösterse de alkarası, cin, cazı anlatımları birbirine yakındır. İnsanların hayal gücü ve kulaktan kulağa yayılmasıyla bazı değişiklikler görülse de korunmak için yapılan uygulamalar hemen hemen aynıdır. Memoratlarda İslamiyet öncesi ve sonrası dini özelliklerin etkileri görülmüştür. Ortak kültür neticesinde Artvin ve çevresinde çokça görülen memorat anlatımları Anadolu'da da benzer özelliklere sahip anlatımların olduğunu göstermiştir. Memoratların, gelenek, inanç ve kültür unsurlarını barındıran, toplumu ahlaki ve sosyal açıdan yönlendirici etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mit, Efsane, Memorat, Artvin, Cazı/Cazi, Halk Anlatısı, Derleme

ArtvinDerlemeEfsaneler+6
Büşra Nur Düzen
Artvin Coruh University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hilmi Yavuz'un şiirlerindeki otobiyografik ögeler

Hilmi Yavuz'un Şiirlerindeki Otobiyografik Ögeler adlı çalışmada Türk şiiri üzerinde önemli etkilere sahip olan Hilmi Yavuz'un, şiirlerindeki otobiyografik ögeleri yine onun, nesir türünde verdiği eserlerden yol çıkarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada şairin otobiyografisinden farklı olarak onun şiirinin içerisine sakladığı otobiyografisi bulunmuştur. Daha sonra bu amaçla, şairin şiirlerindeki imgeler çözümlenmeye çalışılmıştır. Çok yönlü bir sanat anlayışına sahip olan sanatçının, farklı edebiyat dönemleri ve ideolojik değişmelerin yaşandığı süreç içerisinde kaleme aldığı eserleri, kendisine ve yaşadığı döneme ayna tutmaktadır. Güçlü bir edebiyat birikimiyle doğru orantılı olarak vermiş olduğu eserlerle edebiyatımıza damgasını vurmuştur.

OtobiyografiTürk edebiyatıYavuz, Hilmi+3
Erhan Önen
Artvin Coruh University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet sonrası kadın şairlerde deniz algısı

Bu çalışmada, Türk edebiyatının Cumhuriyet sonrasındaki evresinde yazın hayatını sürdüren, edebî kimliklerini kabul ettirme mücadelesi veren beş kadın şairin, Didem Madak, Lale Müldür, Gülten Akın, Nilgün Marmara, Birhan Keskin'in yaşamı, sanat anlayışı ve seçili şiirleri ele alınmış, kavram ve imge olarak "deniz" ile ilgili kullanımları değerlendirilmiştir. Birinci Bölüm olan Giriş kısmında, şairlerin şiir anlayışlarını besleyen kadın kimliği hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de, denizin kavram alanına, mitolojideki yerine ve insan için önemine değinilmiştir. Üçüncü Bölüm'de kadın şairlerin hayatına ve şiir evrenine dair bilgiler aktarılmıştır. Dördüncü Bölüm'de ise kadın şairlerin "deniz" imgesi içeren şiirlerinin tahlili, deniz algısı üzerinden yapılmıştır. Tezin Sonuç kısmında deniz algısının şairlerdeki ortaklıklarına ve farklılıklarına değinilmiş, genel değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk kadın şairler, şiir, deniz, imge.

Mehmet Ali Alpaslan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şereflikoçhisar masallarının propp metoduna göre incelenmesi

Çağımızda teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bizi biz yapan milli kültür unsurlarının saklanıp korunmasını güçleştirmektedir. Halk edebiyatı mahsulleri bu teknolojik gelişmeler sebebiyle kaybolmaya yüz tutmaktadır. Ankara‟nın uzak bir ilçesi olan Şereflikoçhisar, günümüzde halk kültürünün yaşatılmaya çalışıldığı bir bölgedir. Halk Edebiyatı sözlü mahsullerinden olan masal anlatma geleneği bölgede eskiden yoğun bir şekilde varlığını gösterirken günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya üzerinde masallar hakkında birçok çalışma yapılmıştır. Rus araştırmacı Vladimir Propp Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla olağanüstü masalların yapısını belirlemeye çalışmıştır. Peri masallarında bulduğu 31 fonksiyonu 100 kadar masala tatbik eden Propp, yeryüzündeki tüm masalların ortak bir yapıya sahip olacağını savunmuştur. Çalışmamızda bölgeden derleme yöntemi ile tespit ettiğimiz masalları Rus araştırmacı Viladimir Propp‟un Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla ortaya koyduğu Yapısalcı Kuram veya kendi adı ile anılan Propp Metoduna göre inceledik. Çalışmamızda Propp‟un 1985 yılında dilimize çevrilen Masalın Biçimbilimi adlı kitabını ve Propp Metodu‟nun Türk masallarına ilk uygulandığı çalışma olması sebebi ile Prof. Dr. Umay GÜNAY‟ın "Elazığ Masalları ve Propp Metodu" adlı doktora tezini esas aldık. Çalışmamızda Şereflikoçhisar‟daki masal anlatma geleneği ve oradan derlenenen masalların Vladimir Propp Metodu‟na göre incelenmesine yer verilmiştir.

Ankara- ŞereflikoçhisarAnlatım yöntemiEdebiyat+5
Lale Tunçbilek
Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinde insan ve toplum

Cahit Zarifoğlu, şiirlerini zarifçe yazar. Onun şiirleri kendi iç dünyasını yansıtır. İnsana ve topluma bakış açısı da şairin düşünce felsefesi gibidir. İslamcı yapısı şiirinde örtülü bir şekilde tezahür eder. İnsanı iyi ya da kötü diye gruplandırırken bu yapıyı temel alır. Şairin çocuklara karşı ayrı bir duyarlılığı vardır. Çünkü o, çocukları toplumun geleceği olarak görür. Tüm çocuklar saf ve masumdur. Toplumun en küçük parçası olan çocukların yaradılışta Müslüman olduklarına inanır. Onları ebeveynleri bir kalıba sokar. Dünyanın herhangi bir ülkesinde zulüm gören çocukların feryadını şiirlerinden duyurur. Özellikle Müslüman çocukların gördüğü acıya tüm dünyanın seyirci kalıp susmasını kınar. Çocuklar; doğayla iç içe, analı-babalı, dedeli-nineli, oyun oynayarak, hayal kurarak yetiştiklerinde mutlu olurlar. Şair çocukların mutluluğunu oldukça önemser. Şiirlerinde çocukları gruplandırırken bunu kriter alır. Zarifoğlu'nun hayatında annesi çok önemli bir yere sahiptir. Şiirlerinde de anne olarak kadın ayrı bir değer görür. Olumlayarak anlattığı kadınlar, annedir ya da eştir. Sevgiliyken erkeğe acı veren kadın ancak erkeğinin yanındayken toplum içinde bir yer edinir. Onun şiirlerinde kadın tek başına bir öneme sahip değildir. Kadının misyonu; destekçisi olarak kocasının bir adım gerisinde bulunmak ve çocuklarına annelik yapmaktır. Modern hayattaki çalışan kadın imajını benimsemeyen şair, çalışan kadınların aile içindeki görevlerini yerine getiremeyeceğini savunur. Ataerkil aile düzenini benimseyen şairin şiirlerinde erkek, evin reisidir. Güçlü, kuvvetli, değerleri için savaşan, yüreği iman dolu, ailesini gözetip koruyandır. Hem fiziken hem ruhen sarsılmaz olarak anlattığı erkek tiplerinin olumsuz yönleri de vardır. Dünyayı karşısına alan erkek, onun şiirinde kadının aşkı karşısında eziktir. Şairin ince ruhu erkek tiplerine de yansır. Kadına şiddet uygulayan cani erkek tipini küçümseyerek anlatır. Bir erkeğin kadının naif ruhundan anlaması gerektiğini düşünür. Temelde çocuk, kadın ve erkekten oluşan toplum onun şiirinde genelde olumsuz bir çizgide yer alır. Çünkü toplum şaire göre İslami değerlerinden uzaklaştıkça yozlaşır. Modern hayatın toplumu dejenere ettiğini düşünür. Olumlayarak anlattığı toplum yapısı İslami kurallara göre, gelenekçi bir yaşam tarzıyla hayatını sürdürür. Bu çalışmamızın amacı insan ve toplumun Zarifoğlu'nun şiirlerine nasıl yansıdığını ortaya çıkarmaktır. Tümevarım yöntemini kullanarak çocuktan ebeveyne oradan da topluma doğru bir yol izledik. Genelde kapalı bir anlatıma sahip olan şair, hiçbir akıma dâhil olmadığından kendi kitaplarını okuyarak şiirlerini yorumladık. Çalışmamızı üç ana bölümde tamamladık. İlk bölümde Zarifoğlu'nun hayatı ve sanatına yer verdik. İkinci bölümde şiirlerine insanın nasıl yansıdığını irdeledik. Son bölümde de toplumun şiirlerinde nasıl yer aldığına değindik. Anahtar Kelimeler: Cahit Zarifoğlu, insan, Ģiir, toplum.

EdebiyatTipolojiToplum+6
Sibel Akça
Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00