Atatürk University
Anabilim Dalı

Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Anabilim Dalı

Atatürk University

22

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

22 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Matematik öğretmenlerinin öğretim süreçlerine teknolojiyi entegre etme durumlarına yönelik bir model geliştirme çalışması

Matematik eğitiminde teknoloji entegrasyonu uzun yıllardır çalışılan bir alan olmasına karşın teknolojiyle matematik eğitiminin ve öğretiminin tek bir yolu olmadığı genel bir kabul olarak karşımıza çıkmaktadır. Alan yazında matematik eğitiminde kullanılmakta olan pek çok teknolojik araç bulunmakta ve yenileri de alana kazandırılmaktadır. Esas sorun matematik öğretmeninin teknolojik araçları nasıl kullanacağı veya nasıl entegre edeceği olmaktadır. Bu sebeple doktora tez çalışmasının amacı, matematik öğretmenlerinin öğretim süreçlerine teknoloji entegre etmelerine olanak sağlayacak bir model geliştirmektir. Amaca uygun olarak matematik öğretmenlerinin öğretim süreçlerine teknoloji entegrasyonunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve teknoloji entegre etme durumları araştırılmıştır. Matematik öğretmenlerinin öğretim süreçlerine teknoloji entegre etmelerine olanak sağlayacak bir model geliştirmek amaçlandığı ve verilerden model elde edilmeye çalışıldığı için çalışmanın modeli Gömülü (Grounded) teori seçilmiştir. Çalışmaya öncelikle okullarında teknolojik alt yapıya sahip ve öğretim süreçlerinde teknoloji kullanan farklı okul türlerinde görev yapan dört ortaöğretim matematik öğretmeninin belirlenmesi ile başlanmıştır. Öğretmenlerin teknoloji entegre etmeleri doğrultusunda bir model ortaya çıkması planlandığı için öğretmen seçim kriteri oldukça önem kazanmıştır. Öğretmenlerin ikişer öğrencileri ve çalıştıkları okulda görev yapan birer yönetici de teknoloji entegrasyon sürecini nasıl algıladıkları ve bu durumun süreci nasıl etkileyeceğini belirlemek amacıyla araştırmaya dâhil edilmişlerdir. Çalışmada gömülü teori metodunun sıklıkla başvurduğu gözlem ve görüşmelerden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin yirmişer saat ders gözlemleri yarı yapılandırılmış gözlem formuyla; görüşmeleri de görüşme formlarıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmen görüşmeleri gözlemlerin başında ve sonunda olmak üzere iki kere gerçekleşmiştir. Öğrenciler ve yöneticiler ile birer kez yapılan görüşmeler, iki gruba ayrı ayrı hazırlanmış görüşme formlarıyla gerçekleşmiştir. Öğretmenlerden öğretim süreçlerine teknoloji entegre etmelerine örnek bir ders planı da istenmiştir. Ayrıca gözlem sürecinde ve sonrasında araştırmacının hazırladığı saha gözlem notlarından ve görüşmeler sonrasında araştırmacının hazırladığı saha görüşme notlarından yararlanılmıştır. Veri toplama süreci boyunca gömülü teorinin sürekli karşılaştırmalı analizi gereği hem veriler toplanmış hem de analizler yapılmıştır. Kodlama süreci iki aşamadan oluşmuştur: Başlangıç kodlaması ve Teorik kodlama. Tüm süreç boyunca serbest yazmalar yapılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda matematik eğitiminde teknoloji entegrasyonunu etkileyen faktörler için 215 alt kod ve teorik kodlama sonucunda 32 kod elde edilmiştir. Kodlar incelendiğinde, matematik eğitiminde teknoloji entegrasyonunu etkileyen faktörler öğretmen kaynaklı faktörler ve öğretmen dışı faktörler olarak 2 gruba toplanmıştır. Öğretmen kaynaklı faktörler ise kişisel faktörler (teknoloji kullanımını etkileyen faktörler) ve mesleki faktörler (teknoloji entegrasyonunu etkileyen faktörler) olarak elde edilmiştir. Kişisel faktörler; gönüllülük, öz güven, teknoloji ilgisi, merak, dil faktörü, bilinen rahatlığı, öz bilinç, yeniliğe açık olma, teknolojik yatkınlık, teknoloji kullanım algısı ve teknoloji bilgisidir. Mesleki faktörler ise alınan eğitim, teknoloji bilinci, öğrenci aktifliği, teknolojinin seçimi, teknolojinin amacı, teknolojik materyal, öğrenmeye bakış açısı, alana özgü teknoloji bilgisi, sınıf yönetimi, planlama, matematik eğitimine bakışı, matematik öğretim programı bilgisi ve sosyal etkileşimdir. Öğretmen dışı faktörler olarak; fiziksel koşullar, yönetici beklentisi, yönetici desteği, ekonomik durum, teknolojik sorumlu bulunması, öğrenci beklentisi, öğrenci donanımı ve matematik öğretim programıdır. Bulgular doğrultusunda Matematik Eğitiminde Teknoloji Entegrasyonunu Etkileyen Faktörlere İlişkin Çerçevesi (METEEF) elde edilmiştir. Matematik öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonunu gerçekleştirme durumlarına ait bulgularından yola çıkılarak 124 adet alt kod ve teorik kodlama sonucunda 17 adet kod elde edilmiştir. Kodlar incelendiğinde, kural uygulama çalışması, kavram öğretimi çalışması, strateji ve akıl yürütme çalışması, matematik yapma çalışması, öğretmenin materyal tercihleri, hazır/özgün materyal, etkileşimli materyal, öğrenciye uygun materyal ve öğretim programıyla ilişkili materyal, öğretmen rolü, öğrenci rolü, öğrenci-öğretmen etkileşimi, öğrenci-öğrenci etkileşimi, öğretmen-öğretmen etkileşimi, plansız teknoloji kullanımı ve amaçlı ve planlı olma kodları elde edilmiştir. Kodlar göz önüne alındığında çalışmanın katılımcı öğretmenleri teknoloji entegrasyonunu tüm öğretim süreçleri boyunca gerçekleştiremedikleri (Örneğin; plansız teknoloji kullanımı gibi) görülmektedir. Kodlar 4 ana grupta kodlanarak matematiksel yoğunluk, teknolojik etkinlik, sosyal roller ve etkileşim ve planlama bileşenlerinden oluşan matematik eğitimine teknoloji entegrasyon modeli (MTEP) elde edilmiştir. Çalışmanın devamında modelin kullanışlılığını ve işlevselliğini arttırmak amacıyla model bileşenlerinden oluşan matematik eğitimine teknoloji entegrasyon rubriği önerilmiştir. Matematik öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonunu etkileyen faktörlerin farkında olmaları ve öğretim süreçlerini tasarlamaları sırasında dikkate almaları entegrasyonun gerçekleştirilmesi açısından etkili olabilecektir. Matematik eğitiminde teknoloji entegrasyonunu gerçekleştirmek isteyen matematik öğretmenlerine ve matematik eğitimcilerine bu çalışma ile elde edilen modele uygun öğretim süreçlerinin ve etkinliklerin tasarlanması, uygulanması ve elde edilen rubriğin denenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematik eğitimi, teknoloji entegrasyonu, gömülü teori.

Branş öğretmenleriGömülü teoriMatematik öğretimi+3
Burçin İnce Muslu
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yapılandırmacı öğrenme ortamında bilgi iletişim teknolojisi destekli işbirlikli kimya öğrenimi

Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji dersinin öğretiminde yapılandırmacı yaklaşımın temel ilkelerini esas alan işbirlikli öğrenme yönteminin jigsaw tekniği uygulamalarını içeren Bilgi İletişim Teknolojisi (BİT) destekli Kimya öğrenim ortamının tasarımı ve bu materyalin öğrencilerin akademik başarılarına, kimyaya yönelik motivasyonlarına ve BİT'e yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Ayrıca araştırmaya katılan öğrencilerin yöntemin uygulanabilirliği hakkındaki görüşlerinin de, yapılandırılmış açık uçlu sorularla belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir İlinde bir lisede öğrenim gören 59 (30 deney, 29 kontrol) 9.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırma 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, ölçme araçları olarak nicel verileri toplamak için araştırmacı tarafından hazırlanan "Akademik Başarı Testi", "BİT Tutum Ölçeği" ve "Kimya Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veriler ise uygulama sonrasında öğrencilere öğretim yöntemiyle ilgili düşüncelerini almak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formlarıyla toplanmıştır. Çalışmada kontrol grubundaki öğrenciler konuları ortaöğretim kimya öğretim programına uygun yöntemle yani geleneksel yöntemle işlerken deney grubundaki öğrenciler ise konuları BİT destekli işbirlikli öğrenme ortamında işlemişlerdir. Çalışmada elde edilen analizler sonucu hem konuları ortaöğretim kimya öğretim programına uygun yöntem ile işleyen kontrol grubundaki öğrencilerin hem de konuları BİT destekli işbirlikli öğrenme ortamında işleyen deney grubundaki öğrencilerin kimya dersinin "Maddenin Halleri" ünitesinde bulunan sıvıların özellikleri ile hal değişimleri konularındaki akademik başarılarının, kimyaya yönelik motivasyonlarının, BİT'e karsı tutumlarının olumlu ve anlamlı yönde etkilendiği belirlenmiştir; ancak iki öğretim yöntemi karşılaştırıldığında BİT destekli işbirlikli öğrenme yöntemi lehine anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan işbirlikli öğrenme yönteminin Jigsaw tekniği uygulamalarını içeren Bilgi İletişim Teknolojisi (BİT) destekli kimya öğrenim ortamının etkililiği sadece küçük bir grup üzerinde ve Maddenin Halleri Ünitesindeki sıvıların yüzey gerilimi, adhezyon-kohezyon kuvvetleri, viskozite, buharlaşma, kaynama ve hal değişimleri konuları incelenmiştir. Bu öğrenme ortamı benzer şekilde diğer sınıf düzeylerinde, daha büyük gruplarda ve konu kapsamı kimyanın başka konularını da içerecek biçimde genişletilebilir ya da farklı disiplin alanlarında da uygulanabilir. Derslerde bu gibi yöntemlerin kullanılması öğrencilerin derse yönelik olan ilgi ve motivasyonunu dolasıyla da başarısını arttıracağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilgi iletişim teknolojisi, Bilgisayar destekli öğrenme, İşbirlikli öğrenme, Jigsaw, Maddenin halleri, Motivasyon, Tutum.

Bilgi ve iletişim teknolojileriFen ve teknoloji dersiKimya öğretimi+7
Açelya Pelin Eskicioğlu
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kimya öğretmen adaylarının genel kimya konularıyla ilgili grafik okuma, yorumlama ve çizim becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmada, kimya öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizim beceri düzeylerinin belirlenmesi ve karşılaştıkları güçlüklerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada betimsel tarama modellerinden örnek olay tarama modeli kullanılmıştır. Bu model kapsamında çalışmada veri toplama aracı olarak iki aşamadan oluşan Genel Kimya Grafik Okuma, Yorumlama ve Çizim Becerileri Testi (GKGOYÇBT) ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Pilot çalışma sonunda toplam 33 maddeden oluşan GKGOYÇBT'nin güvenirlik katsayısı KR-20 = 0,86 olarak bulunmuştur. Pilot çalışma sonrasında testteki her bir maddenin altına öğretmen adaylarının sorunun çözümünde karşılaştıkları güçlükleri ifade etmeleri için ikinci bir aşama eklenmiştir. İkinci aşamanın oluşturulmasında revize edilen Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutlarından yararlanılmıştır. İki aşamalı hale getirilen GKGOYÇBT toplam 21 kimya öğretmen adayına uygulanmıştır. Uygulanan testten elde edilen veriler doğrultusunda gönüllü 15 öğretmen adayıyla grafik okuma ve yorumlama ile grafik çiziminde karşılaştıkları güçlüklerin derinlemesine incelenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda testten ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin analizinden öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizim beceri düzeylerinin yetersiz olduğu (%50'nin altında) ve bu becerilerle ilgili birtakım güçlükler yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının grafik çizim beceri düzeylerinin (%36,51), grafik okuma ve yorumlama beceri düzeylerine (%45,97) göre daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ilaveten öğretmen adaylarının interpolasyon yapmada ekstrapolasyon yapmaya göre daha başarılı oldukları fakat her iki beceride de bazı yanılgılara sahip oldukları görülmüştür. Güçlüklerin nedenlerinin daha detaylı olarak araştırıldığı yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise öğretmen adaylarının grafik kullanımını faydalı buldukları, fakat üniversite öncesi eğitim yaşantılarında grafiksel becerilere yeterli düzeyde sahip olamadıkları tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar doğrultusunda grafiksel becerilerin geliştirilmesine yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerGrafik okumaGrafik çizme+3
Oktay Tepe
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

FETEMM etkinliklerinin kavramsal anlama ve motivasyon üzerine etkilerinin incelenmesi: Fizikte dalgalar

Bu tez çalışmasında, ortaöğretim 10. sınıf Fizik dersi öğretim programı kapsamında yer alan "Dalgalar" ünitesi ile ilgili kazanımların FeTeMM etkinlikleri ile öğretiminin, öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerine ve motivasyonlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulama basamağında deney grubundaki öğrencilere FeTeMM etkinlikleri ile öğretim yöntemi ve kontrol grubundaki öğrencilere ise öğretim programının önerdiği öğretim yöntem ve teknikler (anlatım, soru cevap, tartışma gibi) kullanılarak dersler yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubundaki örneklemi İstanbul'da araştırmacının görev yaptığı MEB'e bağlı mesleki lisesi türündeki bir okulda öğrenim gören, ders başarı durumlarına göre benzer özelliklere sahip 10. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada kavramsal anlama düzeylerinin belirlenmesi amacıyla kullanılan veri toplama aracı araştırmacı tarafından 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde geliştirilen üç aşamalı Dalgalar Konusu Kavramsal Anlama Düzeyi Ölçeği (DAKADÖ)'dir. Çalışmada öğrencilerin Fizik dersine yönelik motivasyon düzeylerini belirlemek için ise, Kocakülah, Kural ve Özdemir (2018) tarafından geliştirilen likert tipi veri toplama aracı Fizik Dersine Yönelik Motivasyon Ölçeği (FDMÖ) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerden elde edilen verilerin analizinde SPSS istatistik 23 programı kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgular göre her iki öğretim yönteminin de öğrencilerin kavramsal anlamaları üzerinde, uygulama öncesindeki ortalamalarıyla kıyaslandığında olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Fakat deney ve kontrol gruplarının son test sonuçları karşılaştırıldığında kavramsal anlama düzeyleri açısından iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üç aşamalı DAKADÖ'nün her aşama için de FeTeMM etkinlikleri ile öğretim ve öğretim programının önerdiği yöntem ışığında yapılan öğretim kıyaslanmıştır ve FeTeMM etkinlikleri ile öğretim her üç aşamada da geleneksel öğretime göre daha üstün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca motivasyon için bakıldığında FDMÖ elde edilen bulguların analizinde iki grupta da uygulama öncesi ve sonrası motivasyonları arasında anlamlı bir fark olmadığı, sonuçların birbirine çok yakın olduğu saptanmıştır. Bu çalışma ortaöğretim düzeyinde meslek lisesi türündeki bir okulda 10. sınıf Fizik dersi Dalgalar ünitesi öğretiminde uygulanması ve edinilen sonuçların meslek lisesi öğrencilerine yönelik bilgiler içermesi açısından, Fizik dersinin meslek liselerindeki Fizik öğretim programının diğer okul türlerinden farklı olmaması dolayısıyla FeTeMM etkinlikleri ile öğretim yönteminin uygulanması açısından önemli ve özgündür.

FeTeMMFizik eğitimiKavramsal anlama+6
Özlem Oflaz
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmen adaylarının problem kurma süreçlerinin analizi

Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının problem kurma süreçlerinin incelenmesi ve bu süreçler arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmanın katılımcıları, Ege Bölgesi'ndeki bir eğitim fakültesinde bulunan 2., 3. ve 4. sınıfa devam eden 57 matematik öğretmen adayıdır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması uygulanmıştır. Araştırma süreci bu yöntem çerçevesinde iki aşamada yürütülmüştür. Birinci aşamada, araştırmacı tarafından, Stoyanova ve Ellerton'ın (1996) oluşturduğu üç farklı tip problem kurma yapısına uygun olarak oluşturulan Problem Kurma Formu (PKF) ile öğretmen adaylarının tümünün 10'ar problem kurması sağlanmıştır. PKF'den elde edilen veriler yine araştırmacı tarafından oluşturulan Problem Değerlendirme Formu (PDF) ile değerlendirilmiş ve en yüksek puanı alan 8 öğretmen adayı ile kurdukları problemler hakkında yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. PKF'den ve görüşmelerden elde edilen bulguların değerlendirilmesiyle öğretmen adaylarının problem kurma süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmen adaylarının serbest tipte problem kurmada diğer problem kurma tiplerine göre daha başarısız oldukları görülmüştür. Katılımcılar, problem kurarken önceden hatırladıkları problemlerden yararlanmışlardır. Öğretmen adaylarının oluşturdukları problemleri tekrar çözmedikleri, problemi kurarken genel olarak sonucun tam sayı olarak bulunabilmesine odaklandıkları görülmüştür. Katılımcıların oldukça düşük bir oranı kurdukları matematik problemlerini günlük yaşamla ilişkilendirme gayreti içine girmiştir. Anahtar Kelimeler: Problem, problem kurma, matematik öğretmen adayları, matematik eğitimi.

Aday öğretmenlerMatematik dersiMatematik eğitimi+3
Ozan Okkıran
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Examination of STEM education studies in Turkey in terms of various variables

The main aim of this study is to compile studies on STEM education in fields such as science, physics, mathematics, chemistry, biology, classroom teaching, computer education, and educational programs in Turkey and to evaluate and analyze them based on some variables (research methods used, years of study, universities and branches of science, graduate levels, population/sample, data collection and data analysis techniques). A descriptive study was conducted as a research method. Studies on STEM education were collected using keywords such as "STEM Education", "FeTeMM Education". The sample of this study consisted of open access-theses related to STEM education in fields such as science, physics, chemistry, biology, mathematics, classroom teaching, computer education and educational programs in YÖK (the Council of Higher Education) database as well as the accessible electronic articles about STEM education in fields such as science, physics, chemistry, biology, mathematics, classroom teaching, computer education and educational programs in the Gazi University Central Library and Google Academic database. A total of 124 studies were reviewed in this context. The answers to the questions were presented in tables with frequency and percentage values. According to the results of the questions to be answered, the three most commonly used methods in the studies examined were experimental method (f=62), composite pattern (f=46) and case study (f=28). It has been determined that the majority of STEM studies were conducted in 2019 (f=43). The university with the most studies was Gazi University (f=10) and the science field with the most studies was science education (f=101). It was concluded that the majority of studies (f=79) were at the Master's level, while the fewest (f=12) were at the Doctorate level when the studies were examined based on postgraduate levels. In addition to postgraduate studies, 33 STEM-related articles published in various journals were reviewed. It was found that the majority of the studies were conducted at the secondary school level (f=56) when the population/sample distribution was examined. The first three most commonly used data collection tools were in the form of scale (f=85), interview form (f=56) and academic achievement test (f=29). The content analysis (f=62) and descriptive analysis (f=53) were the most commonly employed ones when the distribution of data analysis techniques in the studies was evaluated with the t-test (f=57) being the most commonly used as a test. Since STEM education has only recently begun to be recognized and implemented in our country, it has been observed that the majority of studies were conducted in 2019.

Education programsSTEMPostgraduation thesises+2
Zahide Tetik
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilim merkezlerini ziyaret eden öğretmenlerin bilimin doğası inanışlarının incelenmesi

Bilim ve teknolojideki gelişmelerin toplumun ilerlemesine yansımasında, fen eğitimi anahtar rolünü üstlenmiştir. Fen eğitiminin bu kapsamdaki en önemli görevi bireyleri bilimsel okur-yazar veya fen okur-yazarı olarak yetiştirmektir. Bilimsel okur-yazarlığın merkezi bileşenlerinin "bilimin doğası" ve "bilimsel bilgiyi anlama" olduğu söylenebilir. Bilimin doğasının anlaşılmasının fen eğitiminde "mutlak ihtiyaç" olarak görüldüğüne ilişkin alan yazında vurgu yapılmaktadır. Yapılan alan yazın taramasında öğretmenler, öğretmen adayları ve öğrencilerin bilimin doğasına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmaya yönelik pek çok araştırma yapıldığı görülmüştür. Bilimin doğasının okul dışı ortamlarda nasıl etkin bir biçimde yansıtılabileceğine dair yapılan çalışmaların mevcut ancak sınırlı sayıda olduğu belirlenmiştir. Bilimin doğası inanışlarının fen okuryazarlığına ulaşmada gerekli olduğu ve okul dışı öğrenme ortamlarının fen eğitiminde sağladığı katkılar göz önüne alındığında; bilim merkezlerini ziyaret eden öğretmenlerin bilimin doğasına yönelik inanışlarının ne olduğunun ayrıca ele alınıp, incelenmesinin dikkate değer olduğuna inanılmıştır. Bilimin doğasına yönelik inanışlarının belirlenmesinin, informal öğrenme ortamlarını dikkate alma açısından bilimin doğasına yönelik inanışlarda bir farklılık yaratıp yaratmadığına yönelik araştırma imkânı sunma açısından alan yazına katkı yapacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı okul dışı öğrenme ortamlarından biri olan bilim merkezini ziyaret etmeye gelen öğretmenlerin bilimin doğası inanışlarını bir ölçme aracı kullanmak suretiyle belirlemektir. Bunun için Türkçe düşünülen ve bilimin doğasına yönelik bir madde havuzu oluşturulan ölçek türleri önce ilgili literatür sonrasında ise farklı kültürlerde geliştirilen ölçme araçları ışığında araştırılmıştır. İlgili literatür tarandıktan sonra Özcan ve Turgut (2014) tarafından uzmanlarından görüş alınıp bir dizi istatistiksel işlemle geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılarak geliştirilen "Bilimin Doğası İnanışları Ölçeği (BDİÖ)" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. 7 farklı boyutta 37 maddeden oluşan 5' li Likert tipi bu ölçek Ankara' da bulunan Feza Gürsey Bilim Merkezini ziyaret eden 222'si kadın ve 82'si erkek toplam 304 öğretmene uygulanmıştır. Bu çalışma sonuçlarında elde edilen veriler, çalışmaya katılan öğretmenlerin ilgili değerlerin bilgili/gerçekçi görüş açısından değerlendirildiğinde, bilim merkezini ziyaret eden öğretmenlerin BDİÖ ölçeğindeki 2 faktörde 3.40'ın üzerinde ortalama puanlara ulaştığını dolayısıyla "bilimsel bilginin değişimi" ve "bilimin kabulleri ve sınırları" faktörlerinde bilimin doğası inanışlarının "bilgili"/çağdaş bir seviyede olduğunu göstermiştir. Öğretmenler tüm ölçekte ve 5 faktörde 2,60 ve 3,39 arasında ortalama puanlara ulaşmış olup öğretmenlerin bilimin doğası inanışları hem genel hem de söz konusu faktörlerde "kabul edilebilir"/geleneksel bir seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca bilim merkezine gelen öğretmenlerin cinsiyet, mesleki kıdem yılı, görev yapılan okul türü ve branş değişkenleri açısından bilimin doğası inanışları incelenmiştir. Araştırma sonucunda demografik bilgileri açısından incelendiğinde BDİÖ puanları ve sadece "Bilimsel Bilginin Değişimi" alt faktöründe cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklıllaşma olduğu belirlenmiştir. Bu farklılaşmanın da kadınlar lehine olduğu tespit edilmiştir. Branş değişkenine göre; "Bilimsel Bilginin Değişimi" faktöründe sınıf öğretmenleri ile sayısal derse giren öğretmenler arasında sayısal öğretmenler lehine, "Yaratıcılık ve Hayal Gücü" faktöründe sayısal derslere giren öğretmenler ile sözel derslere giren öğretmenler arasında sözel derse giren öğretmenler lehine, "Yaratıcılık ve Hayal Gücü" faktöründe sözel derslere giren öğretmenler ile beceri derslere giren öğretmenler arasında yine sözel derse giren öğretmenler lehine bir farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar dikkate alınarak hem literatüre hem öğretmen ve öğrencilere yarar sağlamak amacıyla önerilerde bulunulmuştur.

Bilim merkeziBilimin doğasıOkul dışı öğrenme+4
Atiye Melike Altundaş
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Matematiksel modelleme üzerine yazılmış son yirmi yılda tamamlanan yüksek lisans ve doktora tez çalışmalarının incelenmesi

This study aimed to investigate master thesis (MS) and doctoral dissertations (Ph.D.) completed over the last two decades in Turkey to understand the portrait of mathematical modeling, by particularly focusing on the Models-and-Modeling Perspective (MMP). Data set of the study involved 70 modeling studies (MS/Ph.D.) that were published between 2000 –2019 on mathematics education field and that were gathered from the database of Higher Education Council. Document analysis and content analysis, the two qualitative data analysis methods, were utilized to investigate the features and the nature of these modeling studies. The data analysis was deepened by investigating 42 modeling studies (among 70) comprising of at least one modeling activity through a concept-driven coding frame. Consequently, it was revealed that the type of modeling studies published in the mathematics education field were mostly master thesis. The first modeling study was published in 2005 as a master thesis. The number of modeling MS and Ph.D. studies was gradually increased from 2000 to 2020, and there was a rapid increase in conducted modeling studies after 2013. Twenty-four different universities in Turkey contributed to the academic work about modeling in this field. The most used research method in modeling studies was qualitative research method which was followed by mixed and quantitative research methods, respectively. The participants of modeling MS and Ph.D. studies differed from 4th grade to 9th grade students along with pre-service teachers and in-service teachers; the major focus appeared to be on pre-service teachers. 19 out of 42 modeling MS and Ph.D. studies, almost half of them, included 3-6 modeling activities whilst the rest of 23 modeling MS and Ph.D. studies involved various number of modeling activities. With this study, it is expected to provide a portrait of the modeling studies that was conducted as MS thesis and Ph.D. dissertations in Turkey, which is hoped to be informative for researchers in mathematical modeling.

DoctorateDoctorate thesisesPostgraduation thesises+7
Dilek Koç
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik eğitiminde dinamik geometri yazılımı ile öğrenme etkinliklerinin geliştirilmesi ve etkinlikler hakkında öğretmen görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, matematik öğrenme sürecinde teknolojiden faydalanarak matematiksel öğrenme etkinlikleri geliştirmek ve geliştirilen öğrenme etkinlikleri ile ilgili ortaöğretim matematik öğretmenlerinin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan özel durum çalışması deseninden faydalanılmıştır. Çalışmaya İzmir ilinin çeşitli liselerinde görev yapan daha önce Geogebra yazılımının eğitimini almış 7 ortaöğretim matematik öğretmeni katılmıştır. Etkinlikler ortaöğretim matematik dersi öğretim programındaki kazanımlara uygun olarak 9. sınıf Matematik konularından Fonksiyon Grafikleri konusu kullanılarak oluşturulmuş ve düzenlenen odak grup görüşmesi ile matematik öğretmenlerine sunulmuştur. Hazırlanan etkinlikler Dinamik Geometri Yazılımı olan Geogebra yazılımı ile oluşturulmuştur. Öğrenme etkinlikleri Smith ve Stein'in (1998) çalışmasındaki sınıflandırmaya göre geliştirilmiş, McLain'in (2016) hazırladığı teknolojinin etkinliklere entegrasyonu amaçlı çerçevelere uygunluğu kontrol edilmiştir. Odak grup görüşmesi öncesi öğretmenler görüş formunu, odak grup görüşmesi sonrası odak grup görüşme formunu doldurmuşlar ve odak grup görüşmesi sırasında video kayıt transkripti ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Geliştirilen Geogebra etkinliklerinin çalışmaya katılan matematik öğretmenleri tarafından verimli bulunduğu ve derslerinde kullanarak öğrenci öğrenmesine katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın etkinlik ve teknolojiyi bir arada sunması ve öğretmen görüşlerini içermesi yönleri ile öğretim sürecine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Eğitim etkinliğiGeoGebraGeometri+6
Berna Ekeke
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

9. sınıf öğrencilerinin, statik veya dinamik çoklu gösterimlerle desteklenen öğrenme ortamlarında gaz davranışına ilişkin anlamalarının incelenmesi

In this study, students' alternative conceptions related to gas behavior and the effects of two instructional interventions - namely inquiry instruction with static particulate representations (ISR) and inquiry instruction with dynamic particulate representations (IDR) - on students' conceptual understanding of gas behavior were examined. The research was conducted in two Grade 9 classes at a public high school located in Istanbul, including a total of 64 students, with 30 students in the ISR group and 34 students in the IDR group. The researcher co-taught both classes alongside their regular classroom teachers, ensuring that all students experienced the same instructional activities in an identical sequence and level of depth; the only distinction lay in the mode of representations provided - static for the ISR group and dynamic for the IDR group. Data were collected through the Two-Tier Gases Concept Test (TGCT) and interviews. The data were thoroughly coded and analyzed using both qualitative and quantitative methods. Based on the data analysis, seven categories of conceptual understanding of gas behavior were identified. The results showed that both groups held alternative conceptions before the instruction, and while the frequency of these conceptions changed following the intervention, some persisted. The sign test results indicated that students in both the ISR and IDR groups demonstrated a statistically significant improvement in their types of conceptual understanding from pretest to posttest (p < .001). However, the IDR group exhibited more substantial gains compared to the ISR group. Similarly, the independent samples t-test revealed that the IDR group achieved significantly greater progress than the ISR group, t(62) = -2.35, p < .022, suggesting that the inclusion of dynamic visualizations may enhance students' conceptual understanding of gas behavior more effectively than static representations.

Ayşe Nur Çelikkol Kiper
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin sürtünme kuvveti, ivme ve eylemsizlik kavramlarıyla ilgili bilişsel yapılarının araştırılması

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin mekaniğin temel kavramlarından olan "sürtünme kuvveti", "ivme" ve "eylemsizlik" kavramları ile ilgili bilişsel yapılarını belirlemektir. Araştırmanın katılımcılarını, Balıkesir ilinde bulunan bir Anadolu Lisesinin 11. ve 12. sınıflarda öğrenim gören ve gönüllülük esasına göre seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Öğrencilerin kavramlara yönelik zihinlerinde oluşturdukları yapıları belirlemek amacıyla, sürtünme kuvveti, ivme ve eylemsizlik anahtar kavramlarından oluşan ve araştırmacı tarafından geliştirilen bir kelime ilişkilendirme testi kullanılmıştır. Üç kısımdan oluşan bu testin ilk aşamasında öğrencilerden, araştırmacı tarafından belirlenen anahtar kavramlarla ilgili kelimeler yazmaları istenmektedir; ikinci kısımda bu anahtar kavramlar ile ilgili cümle yazmaları ve son kısımda ise öğrencilerden kavramlarla ilgili çizim yapmaları istenmiştir. Uygulama sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda kelime ilişkilendirme testi ile elde edilen veriler kelime sayısı ve anlamlarına göre gruplandırılmıştır. Anlamsal yakınlığı bulunan kelimeler bir araya getirilerek kategoriler oluşturulmuştur. Çalışma sorunda elde edilen bulgular öğrencilerin eylemsizlik kavramına yönelik bilişsel yapıları dört kategori etrafında toplandığını göstermektedir. "Eylemsizliğin tanımı" ise ön plana çıkan kategori olmuştur. İvme kavramına yönelik ise altı adet kategori oluşturulmuştur ve "İvmenin dinamik uygulamaları" en yüksek frekans değerine sahip kategori olmuştur. Son olarak ise sürtünme kuvveti kavramı ile ilgili sekiz adet kategori oluşturulmuştur ve "Sürtünme kuvvetini etkileyen değişkenler" kategorisi en dikkat çekici kategori olmuştur. Sonuç olarak bu çalışmayla, öğrencilerin bazı temel mekanik kavramları ile ilgili bilişsel yapıları ortaya konulmuştur. Aynı zamanda kelime ilişkilendirme testinin bilişsel yapıların belirlenmesinde etkili bir teknik olduğu ortaya konmuştur.

Bilişsel yapıFizik eğitimiFizik öğretimi+2
Erdem Tavukçuoğlu
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fizik öğretmen adaylarının elektrik alan ve manyetik alan ile ilgili zihinsel modelleri

Araştırma kapsamında maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine uygun olarak belirlenen 22 Fizik öğretmen adayının, elektrik ve manyetik alan kavramları ile ilgili sahip oldukları zihinsel modeller tespit edilmiştir. Bu modellerin belirlenmesinde, beş tane elektrik alanla ilgili, beş tane de manyetik alanla ilgili olmak üzere toplamda 10 bağlam oluşturulmuştur. Bu bağlamların tamamı deney setleri yardımıyla desteklenmiş ve öğretmen adaylarının uygulama öncesi ve uygulama sonrasındaki zihinsel modelleri belirlenmiştir. Belirlenen bu modellerin ortaya çıkarılabilmesi için, yarı yapılandırılmış görüşme sorularından yararlanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi uygulanarak analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda elektrik alan ile ilgili altı zihinsel model (Bilimsel Model (BM), Manyetik Temelli Alan Modeli (MTAM), Mekanik Dalga Modeli (MDM), Maddeden Bağımsız Alan Modeli (MBAM), Kuvvet Etkisiz Alan Modeli (KEAM), Kuvvet Temelli Alan Modeli (KTAM)) ve manyetik alan ile ilgili yedi zihinsel model (Bilimsel Model (BM), Elektrik Temelli Alan Modeli (ETAM), Mekanik Dalga Modeli (MDM), Açık Eğri Alan Modeli (AEAM), Sözde Denge Modeli (SDM), Öz-etki Alan Modeli (ÖAM), Kuvvet Temelli Alan Modeli (KTAM)) elde edilmiştir. Aynı zamanda bu zihinsel modellerin olası kaynaklarının belirlenebilmesi için öğrencilerin kullandıkları kitapların doküman analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda, belirlenen pek çok bilimsel olmayan zihinsel modelin kitaplarda da yer aldığı görülmüştür. Ayrıca belirlenen bu zihinsel modellerin kalıcı olup olmadıklarını tespit etmek amacıyla, uygulamalardan yaklaşık bir buçuk yıl sonra, ulaşılabilen Fizik öğretmen adayları ile tüm bağlamlara ilişkin tekrar bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin sonucunda katılımcıların uygulama sonrasında sahip oldukları zihinsel modellerin oldukça kalıcı olduğu ve zihinsel modellerin zamandan bağımsız olduğu tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: elektrik alan, fizik öğretmen adayları, kalıcılık, manyetik alan, zihinsel model

Aday öğretmenlerElektrik alanlarıFizik eğitimi+4
Tuğbanur Dinçer
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
10
DoktoraAçık ErişimTR

Özdüzenleyici bilişsel stratejilerle zenginleştirilmiş 7e öğrenme modelinin öğrencilerin enerji konusundaki başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisi

Çalışmanın amacı, öz düzenleyici bilişsel stratejilerle zenginleştirilmiş 7E öğrenme modelinin ve 7E öğrenme modelinin 9. Sınıf öğrencilerinin Enerji konusundaki başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde bulunan iki Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören ve 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında 9. Sınıfa devam eden 340 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. Her bir okuldan iki öğretmenin üçer sınıfı deney ve kontrol gruplarına rastgele atanmıştır. Yedi hafta boyunca, Deney 1 gruplarındaki öğrenciler öz düzenleyici bilişsel stratejiler ile zenginleştirilmiş 7E öğrenme modeli (7E+S), Deney 2 gruplarındaki öğrenciler 7E öğrenme modeli (7E) ve kontrol gruplarındaki öğrenciler geleneksel öğrenme yöntemleriyle öğrenim görmüşlerdir. Araştırmada ölçme aracı olarak; öğrencilerin Enerji konusundaki başarılarını ölçmek amacıyla Enerji Başarı Testi (EBT), bilimsel süreç becerilerinin gelişip gelişmediğini test etmek amacıyla Bilimsel Süreç Becerileri Testi (BSBT), öğrenci ve öğretmenlerin uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini almak amacıyla ise görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öz düzenleyici bilişsel stratejiler ile zenginleştirilmiş 7E öğrenme modelinin ve 7E öğrenme modelinin 9. sınıf öğrencilerinin Enerji konusundaki başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisini test etmek için MANCOVA kullanılmıştır. Yapılan analizler öz düzenleyici bilişsel stratejiler ile zenginleştirilmiş 7E ve 7E öğrenme modellerinin 9. sınıf öğrencilerinin Enerji konusundaki başarıları ve bilimsel süreç becerileri puanları arasında deney grupları lehinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Ancak öz düzenleyici bilişsel stratejiler ile zenginleştirilmiş 7E öğrenme modelinin, 7E öğrenme modeli ile karşılaştırılmasında, 9. sınıf öğrencilerinin Enerji konusundaki başarıları ve bilimsel süreç becerileri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

7E öğrenme modeliAkademik başarıBilimsel süreç+4
Fulya Demirörs
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
10
DoktoraAçık ErişimTR

Kanıt yapma sürecinin Habermas akılcı davranış modeli ile analizi

Habermas akılcı davranış modeli, öğrencilerin kanıt yapma sürecinde yaşadıkları zorlukları belirlemek ve kanıt öğretimini bu zorlukları azaltacak şekilde düzenlemek amacıyla matematik eğitimine adaptasyonu yapılan teorik araçlardan biridir. Habermas'a göre, bir etkinliği/eylemi yapan kişi, amacına ulaşmak için o alanda geçerli kriterleri ve iletişim araçlarını amacına uygun şekilde seçiyor ve kullanıyorsa; o kişiye "akılcı davranıyor" denir. Bu yaklaşıma göre, bir etkinliği yapan kişi için "akılcılık" iç içe geçen üç bileşenden oluşmaktadır: Epistemik akılcılık, teleolojik akılcılık, iletişim akılcılığı. Epistemik akılcılık; ifadelerin içeriği, kullanılması, birbirleri ile ilişkilendirilmesi, ortak öncüllere ve akla uygun muhakeme yollarına göre ifadelerin geçerliğinin bilinçli şekilde sağlanması ile ilgilidir. Teleolojik akılcılık, bir etkinliği gerçekleştirmek ve amaca ulaşmak için uygun araçları bilinçli olarak seçme ve kullanma ile ilgilidir. İletişim akılcılığı ise bir topluluktaki iletişim uygulamaları ile ilgilidir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin kanıt yapma süreçlerini, Habermas akılcı davranış modeline göre analiz etmektir. Öğrencilerin modele göre zayıf ve güçlü oldukları bileşenleri belirlemek; bu yolla kanıt yapma sürecinde yaşadıkları zorlukların nedenlerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Birinci sınıfa devam etmekte olan matematik öğretmen adayları ile geometri ve cebir alanında çalışılmıştır. Analizler sırasında, modelde yeni alt bileşenlere ihtiyaç duyulmuş ve epistemik bileşen ile iletişim bileşeni kapsamına yeni alt bileşenler eklenmiştir. Analizlerin sonucunda, Habermas akılcı davranış modelindeki bileşenlerin birbirleri ile güçlü bir etkileşim içinde olduğu; bu etkileşimin geometri ve cebir alanında farklılık gösterdiği görülmüştür. Modeldeki bileşenlerin farklı etkileşimlerinin ve bileşenlerden birinin güçlü ya da zayıf olmasının öğrencilerin kanıt yapma sürecini önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

Habermas, JürgenKanıtKanıt temelli öğrenme+2
Selin Urhan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik dersinde kullanılan öğretimsel görevlerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı literatürde belirlenen farklı öğretimsel görev türlerinin zorluk derecesi, kullanılan öğretimsel görevin uygunluğu, öğretimsel görevlerin kazandıracağı kavram ve beceriler, öğrencilerin kişisel ve sosyal gelişimine katkısı, zaman kullanımı faktörleri açısından öğretim sürecinin çeşitli aşamalarındaki eğitimciler tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerin öğrenci performanslarıyla karşılaştırılması hedeflenmektedir. Çalışma bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan 42 matematik öğretmen adayı, iki devlet okulunda görev yapmakta olan 5 matematik öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında öğrenim görmekte olan 121 lise 10. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma öncesinde öğretmenler ve öğretmen adayları ile öğretimsel görev türleri ve özellikleri hakkında bilgilendirme çalışması yapılmıştır. Seçilen öğretimsel görevler ile ilgili uygulama öncesi çalışmada öğretmenlerin görüşleri alınmış, uygulama sonrasında hem öğretmen hem de öğretmen adayları ile bir çalışma yapılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine incelemek amacı ile görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının öğrencilerin öğretimsel görevlerdeki başarı oranı ve gereken süre ile ilgili tahminleri ile öğrencilerin performansları arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları ve yapılan görüşmelere göre öğretimsel görevlerin öğrenmeyi kolaylaştırdığı ve problem çözme ve matematiksel düşünme becerilerini geliştirdiği vurgulanmış, matematik eğitiminde kullanılmasının öğrencilerin muhakeme becerilerini geliştireceği, öğrenmeyi kolaylaştıracağı ve öğrencilerin sosyal gelişimine katkıda bulunacağı ifade edilmiştir.

Aday öğretmenlerBranş öğretmenleriGörev temelli öğretim+5
Gözde Ünal
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmenliği ile matematik bölümü programlarının karşılaştırılması ve yeterlilikler çerçevesinde öğrenci görüşleri

Bu çalışmanın amacı, matematik öğretmenliği (4 yıllık) ve Fen Fakültesi matematik bölümü lisans programlarının karşılaştırılmasıdır. Türkiye'de matematik öğretmenliği bölümü 13 üniversitede bulunurken, 79 üniversite de ise matematik bölümü bulunmaktadır. Sınırlılıklar nedeniyle bu araştırmanın örneklemini hem Eğitim Fakültesi hem Fen Fakültesine sahip 10 üniversitenin öğretim programları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, bu 10 üniversitenin matematik öğretmenliği ve matematik bölümü lisans öğretim programları ayrıca Ankara'da bulunan 2 devlet üniversitenin 3. ve 4. sınıf öğrencilerine uygulanmak üzere geliştirilen anketler ile toplanmıştır. Bu anketler YÖK'ün hazırlamış olduğu Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi temel alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre; ülkemizde matematik öğretmeni yetiştiren bölümlerin birbirinden farklı öğretim programlarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu farklılıklar bölümden mezun olmak için gerekli olan AKTS ve ders saatlerinde ve mezun olduklarında kazanmaları hedeflenen yeterliliklerde de görülmüştür. Aynı şekilde ilköğretim matematik öğretmenliği öğretim programları da karşılaştırılmış, programların her üniversitede aynı olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, öğretim programlarının belli bir standart ve birlik içerisinde olması gerektiği düşünülmüş ve bu nedenle Eğitim Fakültesi matematik Öğretmenliği ve Fen Fakültesi matematik bölümü programları arasında ne gibi farklar olduğu araştırılarak elde edilen sonuçlar sunulmuştur. Buna ek olarak 2018-2019 eğitim-öğretim yılı için YÖK tarafından Eğitim Fakültelerine hazırlanan ortak yeni programda incelenmiş, yeni program ile matematik öğretmenliği programlarında birlik sağlandığı ancak bazı değişikliler olduğu görülmüş, bulgular çalışmaya eklenmiştir.

Eğitim programlarıKarşılaştırmalı eğitimMatematik eğitimi+6
Başak Özdemir
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

LYS matematik sorularının ve 11-12. sınıf matematik ders kitaplarının dil-içerik açısından incelenmesi

Bu çalışmada 11 ve 12. sınıflarda okutulan ileri düzey matematik ders kitapları ile 2017 Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) matematik soruları dil, içerik ve sözcük sıklığı açısından incelenmiştir. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda matematik kitapları ve LYS matematik soruları betimsel analiz kullanılarak dil ve içerik bakımından incelenmiştir. Ders kitapları dil ve içerik açısından incelendiğinde 11. sınıf matematik ders kitabının oldukça iyi hazırlandığı gözlenirken, 12. sınıf matematik ders kitabının bazı eksiklikleri olduğu gözlemlenmiştir. 11 ve 12. sınıf ileri düzey matematik ders kitaplarında en sık kullanılan sözcükler ise AntConc dizinleyicisi ile çözümlenmiştir. Ders kitaplarındaki metinler ve LYS matematik sorularının özgünlükleri korunarak düz metin haline getirilmiş ve AntConc dizinleyicisi ile sık kullanılan sözcükler belirlenmiştir. Buradan elde edilen sözcükler yüzde ve frekans dağılımına göre değerlendirilmiştir. Her iki kitapta da ünitelerin temel kavramları, ünite bazında en sık kullanılan kelimeler olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla beraber ünitelerde yer alan günlük hayat kelimeleri de araştırılmıştır. Bu doğrultuda kitaplarda yer alan günlük hayat kelimeleri öğrencilerin ilgisini çekebilecek hikaye ve alıştırmalarda kullanıldığı gözlemlenmiştir.

Ders kitaplarıMatematik dersiOrtaöğretim okulları+2
Zeynep Mevhibe Konak
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biyoloji öğretmenlerinin beyin işlevlerine ilişkin doğru bilinen yanlışlarının (Nöromitlerinin) belirlenmesi

Sinirbilim tıp ve nöroloji alanındaki ilerlemelerin sonucunda alanyazında önemli bir araştırma alanı olarak yerini almıştır. Disiplinler arası bir bilim dalı olan sinirbilim eğitim alanında da eğitsel sinirbilim çalışmaları ile araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Günümüzde toplum tarafından yaygın olarak kabul edilen beyin mekanizmaları hakkındaki yanlış anlamalar olarak adlandırılan nöromitler bu çalışmalar kapsamında yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı, biyoloji öğretmenlerinin beyin işlevlerine ilişkin doğru bilgilerinin ve doğru bilinen yanlışlarının (nöromitlerinin) neler olduğunu belirlemektir. Sinirbilim ve eğitim arasındaki çalışmalara katkı sağlamak ve eksikliği giderebilmek için Biyoloji öğretmenleri ile yürütülen bu çalışma, biyoloji eğitimi alanında yapılan çalışma olması açısından önemlidir. Araştırmanın çalışma grubunu 100 Biyoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, 'Eğitsel Sinirbilime İlişkin Veri Toplama' başlıklı ölçme aracı uygulanmıştır. Veriler frekans, yüzde, çapraz tablo ve kikare testi olmak üzere analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; biyoloji öğretmenlerinin çoğunun ölçme aracındaki 19 doğru maddeden 6'sını yanlış bildikleri, 22 nöromit maddesinden ise 9 nöromite sahip olduğu görülmektedir. Bilim dergileri hiç okumayanların daha fazla nöromite ve eğitsel sinirbilim ile ilgili bir ders alan ya da çalıştaya katılan kişilerin hepsinin bu nöromitlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadaki 9 nöromit ile cinsiyet, mesleki deneyim ve mezuniyet durumu arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.

BeyinBiyoloji dersiBiyoloji eğitimi+5
Yeliz Doğan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortaöğretim başarı ölçütleri ile ÖSS puanları arasındaki ilişkinin araştırılması

ÖZET Bu araştırmada, ortaöğretim başarı ölçüleri ile ÖSS puanları arasındaki ilişkinin ortaya konmasına çalışılmıştır. Böyle bir ilişkinin ortaya konabilmesi için, ilk önce ortaöğretim mezuniyet notları ile ÖSS puanları arasındaki ilişkiye bakılmış ve daha sonra ortaöğretimdeki kol farklılığının ÖSS'na etkisi araştırılmıştır. Ardından haftalık ders müfredat programının ÖSS'nda test ve alt testlerinde sorulan sorularla ilişkisi araştırılmıştır. Son olarak, araştırma kapsamına dahil edilen okulların fen kollarından mezun olan onar kişilik öğrenci grupları seçilerek, bu öğrencilerin ortaöğretimde fen kolundaki derslerden gösterdiği başarı durumları ile ÖSS'nda Fen Bilimleri alt testinde gösterdikleri başarı durumları karşılaştırılmıştır. Araştırmada örneklem grubu olarak, Erzurum ili merkezinde bulunan İbrahim Hakkı Fen Lisesi, Erzurum Anadolu Lisesi, Erzurum Lisesi ve Erzurum Cumhuriyet Lisesi seçilmiştir. 1999 ve 2000 yıllarında yukarıdaki okullardan mezun olan öğrencilerin mezuniyet notları ve ÖSS puanları ilgili okullardan elde edilmiş ve elde edilen verilere Anova varyans analizi, Duncan testi, korelasyon, standart sapma gibi bir takım istatistiki analizler uygulanarak, analiz sonuçları değerlendirilmiş olup, analiz sonuçlarından ortaöğretim başarı ölçütleri ile ÖSS puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır.

BaşarıOrtaöğretimÖSS puanları
İbrahim Karaman
Atatürk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Modüler formlar ve eigen değerleri

ÖZET C kompleks düzlem, H üst yan düzlem ve y = ^c d j eSL( 2, Z ), ad- be = 1 olmak üzere ' 1 ' çarpanlı tam ağırlıklı modüler eigen formlar üzerindeki Hecke operatörü baz alınarak, q tam sayısı için TnfM 0>(r) = modüler eigen fonksiyonu elde edildi. T"f(r) fa M yC d j eSL( 2, Z ) matrisine ve [X, /u] karakteristiklerine göre/: HxC -» C holomorf olan Jacobi modüler fonksiyonlan üzerinde Hecke operatörlerinin [X,ju]eZ2 karakteristiklerine ve y = fa ^ ( mod 2) matrisi ile sn, tn, (s, teZ ) periyotlanna (yani 0.^ latisine) göre değişimi incelendi. Ayrıca, Weierstrass' m eliptik fonksiyon kurma metodu kullanılarak, Hecke operatörlerinin 0(t, z) eigen fonksiyonlan ile eliptik fonksiyon teşkil edildi.

Eigen formlarEliptik fonksiyonlarHecke operatörleri+1
Mehmet Bekdemir
Atatürk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite seçme sınavlarında yöneltilen biyoloji sorularının orta öğretim biyoloji öğretim programıyla uygunluğu ve bu alandaki başarısızlığın sebepleri

ÖZET Doktora Tezi ÜNİVERSİTE SEÇME SINAVLARINDA YÖNELTİLEN BİYOLOJİ SORULARININ ORTA ÖĞRETİM BİYOLOJİ ÖĞRETİM PROGRAMIYLA UYGUNLUĞU VE BU ALANDAKİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEPLERİ Ali SÜLÜN Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Hasan GÜRBÜZ Bu araştırmada ülkemizde üniversite seçme sınavlarında yöneltilen biyoloji sorularının orta öğretim biyoloji öğretim programıyla uygunluğu ve bu alandaki başarısızlığın sebepleri araştırıldı. Bu amaçla orta öğretim biyoloji öğretim programı incelendi. ÜSS, ÖYS ve ÖSS de sorulan biyoloji soruları, konulara, yıllara ve bilişsel alan basamaklarına göre sınıflandırılarak orta öğretim biyoloji öğretim programıyla örtüşme durumu araştırıldı. Biyoloji öğretim programının işlerliğinin belirlenmesi ve ÖSS ile ilişkisini tespit etmek amacıyla Türkiye genelinde 512 öğretmen ve 278 öğrenciyi kapsayan bir anket çalışması yapıldı. Ayrıca gelişmiş bazı ülkelerdeki biyoloji öğretim programları, biyoloji öğretimleri ve yüksek öğretime geçiş şartları incelendi. Değerlendirme sonucunda biyoloji öğretim programının ÖSS biyoloji sorularıyla büyük ölçüde örtüşmesine rağmen, biyoloji öğretmenlerinin hizmet öncesi yetişme sürecinde önemli eksikliklerinin olduğu bu eksikliklerin hizmet içinde de tamamlanmadığı, biyoloji ders kitaplarının ÖSS'ye uygun olmadığı ve ÖSS alanında, biyoloji öğretiminde öğretmen ve öğrencilerin beklentileri arasında farklılıklar olduğu görüldü. Ülkemizden farklı olarak, gelişmiş bazı ülkelerde yüksek öğretime giriş sınavının yanında, adayların öğrenim görmek istedikleri alanlarla ilgili özel yetenek sınavlarına tabi tutuldukları tespit edildi. Orta öğretim biyoloji dersi öğretim programının adayları yüksek öğretime hazırlama sürecinde ortaya çıkan sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümü ile ilgili önerilerde bulunuldu. 2002, 135 sayfa Anahtar kelimeler: Türkiye, Üniversiteye Giriş Sınavları, Biyoloji Eğitimi, biyoloji öğretim programı, biyoloji sorulan iii

Biyoloji eğitimiBiyoloji öğretimiEğitim programları+2
Ali Sülün
Atatürk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elektrokimyasal depolama yoluyla elde edilen CuCo ve Cu-Co-Ni alaşım filmlerinin yapısal ve magnetorezistans özellikleri

ÖZET Doktora Tezi ELEKTROKİMYASAL DEPOLAMA YOLUYLA ELDE EDİLEN Co-Cu ve Co-Cu-Ni ALAŞIM FİLMLERİNİN YAPISAL ve MAGNETOREZİSTANS ÖZELLİKLERİ İsmail Hakkı KARAHAN Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Eğitimi Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Ömer Faruk BAKKALOĞLU Çok büyük magnetorezistans etki (GMR) gösteren materyaller günümüzde sensör teknolojisi ve magnetik okuyucu kafalı cihazlar başta olmak üzere çok yaygın bir teknolojik kullanım alanına sahiptir. Alaşımlarda çok büyük magnetorezistans etki, özellikle oda sıcaklığında bir biri içerisinde çözünüp tek fazlı alaşım yapma eğiliminde olmayan maddelerin oluşturduğu magnetik alaşımlarda gözlenebilmektedir. CoCu alaşım sistemleri de oda sıcaklığında bir biri içinde çözünüp tek fazlı alaşım yapma eğiliminde olmayan sistemlerdir. CoCu ve CoCuNi alaşım filmleri elektrokimyasal depolama yöntemi ile asit-sitrat banyosundan, farklı konsantrasyonlarda ve bilgisayar kontrollü olarak elde edildi. CoCu alaşım filmleri elektrolit pH' sının değiştirilmesi ile CoCuNi alaşım filmleri ise Cu ve Co miktarı sabit tutularak Nikel miktarının artırılması ile oluşturuldu. Filmlerin kompozisyonu, tarayıcı elektron mikroskobu ve Atomik Absorbsiyon Spektrometresi kullanılarak analiz edildi. Filmlerin kristal yapıları ise X-ışını difraksiyon spektrometresi ile belirlenerek yüzey topografıleri elektron mikroskobuyla incelendi. Elektriksel ölçümler kullanılarak boyuna magnetorezistans katsayısı ve elektriksel özdirenç araştırıldı. Difraksiyon piklerine yalnızca alaşım filmlerdeki bakırdan cevap geldi. Tüm filmlerde negatif magnetorezistans gözlenirken 20K sıcaklığında pH=5,5 CuCo'ta %1,9, pH=6 CuCo'ta %1,48, pH=5,25 CuCo'ta %2,08 ve pH=6,25 CuCo alaşım filminde %3,03, NiCuCo alaşımlarında ise 20g/l'de %1,25, 5g/l'de %1.29, lg/l'de %1,7 GMR gözlendi. CuCo alaşımlarında magnetorezistansın önce artan Co yüzdesi ile arttığı daha sonra düştüğü, CuCoNi alaşımlarında ise artan Ni yüzdesi ile düştüğü gözlendi. 2002, 124 sayfa Anahtar kelimeler: Magnetoresistans, Çok Büyük Magnetorezistans, Elektrokimyasal depolama, CuCo alaşım filmi, CuCoNi alaşım filmi.

Alaşım filmlerBakırElektrokimyasal depolama+2
İsmail Hakkı Karahan
Atatürk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00