
7
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Gebe kalmayan sığırlarda beta karoten ve selenyum uygulamasının gebelik ve hematolojik değerler üzerine etkisi
Bu çalışmada; 4 ve üzeri suni tohumlama veya boğa kullanılmasına rağmen gebe kalmayan 3-6 yaşlı sığırların gebe kalmaları amacıyla kas içi yolla uygulanan tek doz β karoten ve selenyumun sığırlarda gebelik oranı üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma amacıyla gebe kalmayan 3-6 yaşlı 80 baş Holstein sığır dört gruba ayrıldı. Kontrol grubunda bulunan sığırlara suni tohumlama amacıyla senkronizasyon programı uygulandı. 1. grupta bulunan sığırlara Sodyum Selenit 1 mg/100 kg uygulaması yapıldı. 2. grupta bulunan sığırlara beta karoten 1 mg/ kg uygulaması yapıldı. 3. Grupta ki sığırlara Sodyum Selenit 1 mg/100 kg ve beta karoten 1 mg/1 kg uygulaması yapıldı. Aynı gün 4 gruba da suni tohumlama amacıyla senkronizasyon programı uygulanmıştır. Suni tohumlamanın 35. gününde sığırlara gebelik muayenesi yapıldı. Her grupta uygulamanın ilk, 20 ve 35. günde antikoagülanlı ve jelli tüplere kan numuneleri alındı. Antikoagülanlı tüplere alınan kan örneklerinde, hemogram sonuçlarına bakıldı. Jelli tüplere alınan kanlar laboratuvarda santrifüje edilerek serum örnekleri alındı. Serumda selenyum ve E vitamini düzeyleri incelendi. Gruplar arasındaki gebe kalma oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığını değerlendirmek için Kikare (Chi-Square) Testi kullanıldı. İstatistiksel analiz, her bir gruptan elde edilen gözlenen gebe kalma oranları verilerine dayanarak yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak belirlendi. Daha ileri düzeyde yapılacak araştırmalarla selenyumun üreme üzerindeki etkisinin araştırılması önemlidir.
İleri yaş düvelerde selenyum uygulamasının gebelik ve hematolojik değerler üzerine etkisi
Bu çalışmada; 3 ve daha fazla sayıda suni tohumlama veya boğa kullanılmasına rağmen gebe kalmamış ileri yaş düvelerin gebe kalmaları amacıyla kas içi yolla uygulanan uzun etkili selenyumun ileri yaş düvelerde gebelik oranı üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma amacıyla gebe kalmayan 60 baş Holstein düve üç gruba ayrıldı. Kontrol grubunda bulunan düvelere suni tohumlama amacıyla senkronizasyon programı uygulandı. 2. grupta bulunan düvelere tek doz baryum selenat uygulandı. Aynı gün suni tohumlama amacıyla senkronizasyon programı uygulandı. 3. grupta bulunan düvelere 20 gün arayla 2 doz baryum selenat uygulandı. Uygulamanın ilk günü suni tohumlama amacıyla senkronizasyon programı yapıldı. Senkronizasyon programı amacıyla 11 gün arayla prostaglandin uygulandı. Suni tohumlamanın 35. gününde düvelere gebelik muayenesi yapıldı. Her grupta uygulamanın ilk, 20 ve 35. günde antikoagülanlı ve jelli tüplere kan numuneleri alındı. Antikoagülanlı tüplere alınan kan örneklerinde, hemogram değerleri belirlendi. Jelli tüplere alınan kanlar laboratuvarda santrifüje edilerek serum örnekleri alındı. Serumda selenyum düzeyleri incelendi. Gruplar arasında RBC, MCH, Se değerleri arasında önemli bir fark olduğu görüldü (P<0.01). HB değeri de gruplar arasındaki fark önemli bulundu (P<0.05). Gruplar arasında WBC, HCT, MCV, MCHC, Trombosit, RDW, PCT, PDW, LYM ve MON değerleri arasında önemli bir fark olmadığı görüldü (P>0.05). Araştırma sonucunda tek doz uzun etkili selenyum uygulaması sonrası kontrol ve çift doz uzun etkili selenyum uygulamasına nazaran istatistiki açıdan önemli seviyede yüksek oranda gebelik oranı (%85) elde edildi (P<0.01). Çift doz uzun etkili selenyum uygulamasında ise kontrol grubuna göre çok düşük oranda gebelik oranı elde edildi (%35). Kontrol grubunda gebelik oranı %65 olarak gerçekleşti. Muhtemelen fazla miktarda selenyum verilmesi üreme organları açısından bir toksisite meydana getirmiş olması muhtemeldir. Daha ileri düzeyde yapılacak araştırmalarla selenyumun üreme üzerindeki etkisinin araştırılması önemlidir.
Kedilerin panlökopeni enfeksiyonunda nötrofil/lenfosit, monosit/lenfosit ve trombosit/lenfosit oranlarının retrospektif değerlendirilmesi
Kedilerin panlökopeni enfeksiyonu özellikle genç kedilerde ağır seyreden ve immünosupresyona neden olan bir enfeksiyondur. Bu çalışma, kedilerde panlökopeni enfeksiyonu sırasında hematolojik parametreler ve bu parametrelerden türetilmiş inflamasyon indekslerindeki değişimleri değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada KPV ile enfekte olduğu hızlı test ile panlökopeni pozitif olduğu belirlenen 10 adet çalışma grubu ve hızlı tanı kiti negatif olup fiziksel muayene bulgularında herhangi bir hastalık belirtisi gözlenmeyen hastalarda kontrol grubundan oluşmuştur. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, KPV enfeksiyonlu kedilerde nötrofil, lenfosit, monosit ve trombosit düzeylerinin anlamlı şekilde düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca çalışma grubunun Monosit/lenfosit oranınında 0.gün ve 3.gün değerleri 5.güne göre düşük bulunmuştur (p<0,05).Kontrol grubu ve çalışma grubu kıyaslandığında ise, Nötrofil/lenfosit ve Platelet/lenfosit oranlarında da anlamlı farklılık gözlenirken, Monosit/lenfosit oranı gruplar arasında anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen bulgular, panlökopeni enfeksiyonu sırasında periferik kan hücrelerinde belirgin bir baskılanma geliştiğini ve bazı hematolojik indekslerin bu hastalığın seyrine dair ipuçları sunabileceğini göstermektedir.
Cyclophosphamide ile indüklenmiş ratlarda böbrek fonksiyon testleri, elektrolit denge ve bazı hematolojik parametreler üzerine naringinin protektif etkileri
Cyclophosphamide ile İndüklenmiş Ratlarda, Böbrek Fonksiyon Testleri, Elektrolit Denge ve Bazı Hematolojik Parametreler Üzerine Naringinin Protektif Etkileri Amaç: Kanser tedavisinde Cyclophosphamide (CYP) çok eski yıllardan beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Fakat bu ajanların çok fazla yan etkileri mevcuttur. Bu yan etkileri en aza indirmek için flavonoid bileşikler kullanılmaktadır. Bu flavonoid bileşiklerden birisi de Naringindir. Bu çalışmada CYP uygulaması yapılan ratlarda böbrek fonksiyonlarının bir göstergesi olan hematolojik ve biyokimyasal parametreler üzerine Naringinin protektif etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmamızda yaklaşık 200-250 g ağırlığında, 40 adet erkek erişkin Sprague Dawley ırkı ratlar kullanıldı. Her bir grupta yeterli doku örneklerinin sağlanabilmesi için her bir grupta 8 rat kullanıldı ve 5 grup oluşturuldu. Tüm hayvanlar standart bakım ve beslenme şartlarına tabi tutuldu. Grup 1'e 10 gün boyunca intra gastrik (i.g.) olarak serum fizyolojik (1 ml) verildi. Grup 2'ye 10 gün boyunca i.g. serum fizyolojik verildi ve 10. Gün tek doz intra peritonal CYP (200 mg/kg) verildi. Grup 3 ve 4'e 10 gün boyunca sırasıyla serum fizyolojikte çözdürülmüş 50 ve 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı ve10. Gün Naringin enjeksiyonundan sonra tek doz i.p. CYP (200 mg/kg) uygulaması yapıldı. Grup 5' e ise 10 gün boyunca yalnızca serum fizyolojikte çözdürülmüş 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı. CYP uygulamasından 48 saat sonra yani deneyin 12. gününde deneysel uygulamalar sonunda tüm hayvanlar tiopental sodyum (20 mg/kg) ile anestezi altına alınarak intra kardiyak kan örnekleri alındı ve servikal dislokasyon metodu ile sakrifiye edildi. Ratlardan alınan kan -80°C'lik derin dondurucuda muhafaza edildi. Elde edilen serumlardan böbrek fonksiyon testleri ve elektrolit ölçümleri, Modular PP oto-analizöründe yapıldı. EDTA'lı tüplere alınan kan örneklerinde hematolojik parametrelerin ölçümü Abocus Junior Vet5 hemogram cihazında rat modunda yapıldı. Bulgular: Naringinin farklı dozlarının, CYP ile indüklenmiş ratlarda böbrek fonksiyon testlerine, elektrolit dengesine ve bazı hematolojik değerler üzerine protektif etkileri görüldü. CYP li gruplarda alyuvar sayısı, akyuvar sayısı, hemoglobin miktarı, hematokrit değer, trombosit sayısı ve lenfosit% düşmesine rağmen nötrofil %, monosit% miktarı yükselmektedir. Bu değişimler istatistiki bağlamda p<0.05, bazı değerlerde ise p<0.01 düzeyindedir. CYP gruplarında kalsiyum (Ca) ve sodyum (Na) düzeyinde istatistiki bağlamda p<0.05 düzeyinde düşüş görülürken, diğer parametrelerde fosfor (P), magnezyum (Mg), klor (CI) ve potasyumda (K) düşüş görülmedi. Böbrek fonksiyon testlerinden glikoz, kreatin, ürik asit ve laktat dehidrojenaz (LDH) düzeyi istatistiki açıdan p<0.05 düzeyinde anlamlı bir şekilde yükselirken, üre ve BUN değerlerindeki yükseliş ise anlamsız bulunmuştur. Sonuç: Naringinin farklı dozlarının, CYP'nin olumsuz etkilerini ve Nefrotoksisiteyi baskılama etkisine sahip olduğu tespit edildi.
Cyclophosphamide ile indüklenmiş ratlarda karaciğer enzimleri (AST, ALT, ALP) üzerine naringinin protektif etkileri
Amaç: Cyclophosphamide (CYP) antineoplastik kemoterapik bir ajandır ve en sık kullanılan antikanser ve immunosuppresant bir ilaçtır. Antineoplastik kemoterapik ajanlar genellikle bir ya da daha fazla hedef dokuda sitotoksik etki oluşturmaktadırlar. Son zamanlarda antineoplastik ilaçların sitotoksik etkilerini en aza düşürmek amacı ile bitkisel kökenli bileşiklerin kullanıldığı çalışmaların sayısı giderek artmaktadır. Bu amaçla kullanılan bileşiklerden birisi de Naringin'dir. Naringin, bitkisel bir flanovoiddir. Bu çalışmada CYP uygulaması yapılan ratlarda karaciğer enzimleri (AST, ALT, ALP) üzerine Naringinin protektif etkilerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Materyal ve Metot: Araştırmamızda yaklaşık 200-250 g ağırlığında, 40 adet erkek erişkin Sprague Dawley ırkı ratlar kullanıldı. Her bir grupta yeterli doku örneklerinin sağlanabilmesi için her bir grupta 8 rat kullanıldı ve 5 grup oluşturuldu. Tüm hayvanlar standart bakım ve beslenme şartlarına tabi tutuldu. Grup 1'e 10 gün boyunca intra gastrik (i.g.) olarak serum fizyolojik (1 ml) verildi. Grup 2'ye 10 gün boyunca i.g. serum fizyolojik verildi ve 10. Gün tek doz intra peritonal CYP (200 mg/kg) verildi. Grup 3 ve 4'e 10 gün boyunca sırasıyla serum fizyolojikte çözdürülmüş 50 ve 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı ve 10. Gün Naringin enjeksiyonundan sonra tek doz i.p. CYP (200 mg/kg) uygulaması yapıldı. Grup 5' e ise 10 gün boyunca yalnızca serum fizyolojikte çözdürülmüş 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı. CYP uygulamasından 48 saat sonra yani deneyin 12. gününde deneysel uygulamalar sonunda tüm hayvanlar tiopental sodyum (20 mg/kg) ile anestezi altına alınarak intra kardiyak kan örnekleri alındı ve servikal dislokasyon metodu ile sakrifiye edildi. Ratlardan alınan kan örnekleri klot faktör bulunan jelli tüplere aktarılarak +4°C'de soğutmalı santrifüjde 3500-4000 rpm devirde 10 dakika santrifüj edildi. Elde edilen serum örnekleri aligotlanarak analizler yapılana dek -80°C'lik derin dondurucuda muhafaza edildi. Karaciğer enzimlerinin analizleri oto analizörde ve spektrofotometrede yapıldı. Çalışmalar sonunda elde edilen kantitatif değerler SPSS 20.00 istatistik veri programında ikiden fazla bağımsız grupların istatistiksel analizinde kullanılan one-way ANOVA sonrası Duncan testi uygulanarak değerlendirildi. Bulgular: CYP'nin ratlarda hepatotoksiteye yol açtığı ve karaciğer enzimlerini artırdığı görüldü. AST, ALT ve ALP değerleri Kontrol grubunda 58±11, 32±8, 38±6; CYP grubunda 237±42, 168±44, 74±11; Naringin 50 + CYP grubunda 223±33, 158±42, 62±9; Naringin 100 + CYP grubunda 117±25, 07±24, 48±8; Naringin 100 grubunda ise 54±9, 31±7, 36±6 sırasıyla olarak bulundu. Kontrol grubundan elde edilen değerlere göre CYP verilen gruplarda ki AST, ALT ve ALP değerlerinin tamamında p<0.001 düzeyinde artış söz konusudur. Naringin 50+CYP ve Naringin100+CYP verilen 2 grupta ki değerlerden bazıları yalnızca CYP verilen değerlere göre istatistiki bağlamda anlamlı olmak üzere azalmıştır (p<0.05). Sonuç: Naringinin farklı dozlarının, CYP'nin olumsuz etkilerini ve hepatotoksiteyi baskılama etkisine sahip olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: CYP, Karaciğer Enzimleri (AST, ALT, ALP), Naringin, Rat.
Cyclophosphamide ile indüklenmiş ratlarda, EKG ve kalp enzimleri üzerine naringinin protektif etkilerinin araştırılması
Amaç: Cyclophosphamide (CYP) antineoplastik kemoterapik bir ajandır ve en sık kullanılan antikanser ve immunosuppresant bir ilaçtır. Son zamanlarda antineoplastik ilaçların sitotoksik etkilerini en aza düşürmek amacı ile bitkisel kökenli bileşiklerin kullanıldığı çalışmaların sayısı giderek artmaktadır. Bu amaçla kullanılan bileşiklerden birisi de Naringin'dir. Bu çalışmada CYP uygulaması yapılan ratlarda Elektrokardiyografi (EKG) ve kalp enzimleri üzerine Naringinin protektif etkilerinin araştırılması amaçlandı. Materyal ve Metot: Araştırmamızda yaklaşık 200-250 g ağırlığında, 40 adet erkek erişkin Sprague Dawley ırkı ratlar kullanıldı. Her bir grupta yeterli doku örneklerinin sağlanabilmesi için her bir grupta 8 rat kullanıldı ve 5 grup oluşturuldu. Tüm hayvanlar standart bakım ve beslenme şartlarına tabi tutuldu. Grup 1'e 10 gün boyunca intra gastrik (i.g.) olarak serum fizyolojik (1 ml) verildi. Grup 2'ye 10 gün boyunca i.g. serum fizyolojik verildi ve 10. Gün tek doz intra peritonal CYP (200 mg/kg) verildi. Grup 3 ve 4'e 10 gün boyunca sırasıyla serum fizyolojikte çözdürülmüş 50 ve 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı ve10. Gün Naringin enjeksiyonundan sonra tek doz i.p. CYP (200 mg/kg) uygulaması yapıldı. Grup 5' e ise 10 gün boyunca yalnızca serum fizyolojikte çözdürülmüş 100 mg/kg dozunda i.g. Naringin uygulandı. CYP uygulamasından 48 saat sonra yani deneyin 12. gününde deneysel uygulamalar sonunda, EKG çekimleri yapıldıktan sonra tüm hayvanlar tiopental sodyum (20 mg/kg) ile anestezi altına alınarak intra kardiyak kan örnekleri alındı ve servikal dislokasyon metodu ile sakrifiye edildi. Ratlardan alınan kan örnekleri klot faktör bulunan jelli tüplere aktarılarak +4°C'de soğutmalı santrifüjde 3500-4000 rpm devirde 10 dakika santrifüj edildi. Elde edilen serum örnekleri aligotlanarak analizler yapılana dek -80°C'lik derin dondurucuda muhafaza edildi. Troponin I'ya Rat Kardiyak Troponin Test Kiti (Katalog No: KT-478) ile ELISA yönteminde bakıldı. CK ve CK-MB ise Modüler pp oto analizöründe tayin edildi. Bulgular: Cyclophosphamide' nin ratların EKG değerleri ve kalp enzimleri üzerine kardiyotoksik etki oluşturduğu görülmüştür. Gruplarda ki kalp atım sayısı (dakika) Kontrol grubunda 375±30, CYP grubunda 510±17, Naringin50+CYP grubunda 494±28, Naringin 100+CYP grubunda 475±27, Naringin 100 grubunda ise 385±26 olarak bulundu. Sonuç: Naringinin farklı dozlarının, Cyclophosphamide' nin indüklenen in vitro ratların EKG değerleri ve kalp enzimleri üzerine uyguladığı kardiyotoksisiteyi baskılama etkisine sahip olduğu görülmüştür.
Şiga toksine bağlı hemolitik üremik sendromlu ratlarda rutin etken maddesinin; interlökin, tümör nekroz faktör ve oksidatif stres düzeyleri üzerine etkisinin araştırılması
Amaç: Şiga toksin üreten Escherichia coli, Shigella diseanteria tip 1 ve Citrobacter freundi gibi bakteriler tarafından salgılanan Şiga toksin (Stx), canlı organizmada renal inflamasyonlara neden olarak İnterlökin (IL 1, IL 6, IL 8) ve Tümör Nekroz Faktör (TNFα) düzeylerini artırmaktadır. Şiga toksin ayrıca oksidatif stresi tetikleyerek oksidan ve antioksidan parametreleri olan Malondialdehit ve Nitrik oksit seviyelerinin artmasını, Süperoksit dismutaz ve Glutatyon seviyelerini azaltarak organizmanın antioksidan kapasitesinin düşmesine neden olur. Bu durum özellikle böbrek endotel hücrelerini etkileyerek mikroanjiopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve akut böbrek hasarı gibi belirtiler veren Hemolitik Üremik Sendroma sebep olmaktadır. Rutin etken maddesinin güçlü antioksidan ve yangı giderici özellikleri bilinmektedir. Bu bilgiler ışığında deneysel olarak oluşturulmuş Şiga toksine bağlı Hemolitik Üremik Sendromlu ratlarda, rutin etken maddesinin inflamasyon ve oksidatif stres üzerine protektif etkisini, interlökinler, tümör nekroz faktör ve oksidatif stres parametreleri kullanılarak araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışma toplamda 160-250 gr ağırlığında 12 haftalık yetişkin Sprague-Dawley ırkı 40 adet erkek rat üzerinde yapıldı. Çalışmalar ratlarda Şiga toksin 2 (Stx2) (100 ng/kg) ile oluşturulan HÜS modeli üzerinde gerçekleştirildi. Hemolitik Üremik Sendromlu ratlar üzerinde rutin etken maddesinin protektif etkisini iki farklı doz ( 50 mg/kg , 100 mg/kg) kullanarak, interlökinler , TNFα , oksidatif stres parametreleri, biyokimyasal böbrek parametreleri, histopatolojik bulgular kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Ratlarda Stx2 (100 ng/kg), Stx2 (100 ng/kg)+ Rutin (50 mg/kg) , Stx2 (100 ng/kg)+ Rutin 100( mg/kg), Rutin 100( mg/kg) dozları uygulandıktan sonra IL-1, IL-6, IL-8, TNFα, MDA, SOD, GSH, NO düzeyleri hesaplandı. Gruplar arasında parametre bazında oluşan farklar one way ANOVA testi ile değerlendirildi. Sonuç: Stx2'nin böbreklerde inflamasyona ve oksidatif strese sebep olduğu ve uygulanan 2 farklı rutin dozunun inflamasyon ve oksidatif stresin etkilerini belirgin bir şekilde azalttığı kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler: Şiga toksin, Hemolitik Üremik Sendrom, İnterlökin, TNFα, MDA, SOD, GSH, NO