Aydın Adnan Menderes University
Discipline

Veteriner Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Master'sOpen AccessTR

Postnatal gelişim sürecinde sıçan testis ve epididimisinde GSTK1 ve GSTT1 ifadesinin incelenmesi

Testis ve epididimis, postnatal gelişimde karmaşık hücresel farklılaşma ve hormonal düzenlemelerle işlevsel hale gelir. Bu süreçlerde artan reaktif oksijen türleri, oksidatif stres potansiyeli yaratır. Glutatyon S-transferaz (GST) enzimleri, indirgenmiş glutatyonu zararlı bileşiklerle birleştirerek bu strese karşı koruma sağlayan antioksidan savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. GSTK1 ve GSTT1 izoenzimlerinin ifadesindeki değişikliklerin sperm kalitesi, DNA bütünlüğü ve hormon dengesini etkileyerek erkek infertilitesiyle ilişkili olabilir. Bu çalışmada GSTK1 ve GSTT1 izoenzimlerinin sıçan testis ve epididimis (başlangıç, kaput, korpus ve kauda) dokularındaki postnatal gelişim süresince (neonatal: 5. gün, infantil: 20. gün, peripubertal: 50. gün, geç ergenlik: 70. gün) hücresel lokalizasyon ve ifade biçimleri değerlendirilmiştir. İfade düzeyleri immünohistokimyasal yöntem ile belirlenmiştir. Semikantitatif skorlamaya ek olarak kantitatif analiz gerçekleştirilmiştir. GSTK1 açısından neonatal dönemde testis dokusunda yalnızca gonositlerde sınırlı düzeyde immünreaktivite gözlenmiş, Sertoli ve Leydig hücreleri negatif bulunmuştur. İnfantil dönemde spermatositler ve Leydig hücrelerinde pozitiflik saptanmıştır. Peripubertal dönemde primer spermatositlerde en yüksek düzeyler görülmüş, diğer germ hücreleri ve Sertoli hücrelerinde ifade daha düşük seviyelerde seyretmiştir. Geç ergenlik döneminde primer spermatositlerdeki yoğunluk korunmuş, diğer hücre tiplerinde sınırlı düzeyler devam etmiştir. Epididimis epitelinde artış yaşla birlikte belirginleşmiş, maksimum değer geç ergenlik döneminde kauda segmentinde tespit edilmiştir. Kantitatif analizde testis için en yüksek değer geç ergenlik döneminde elde edilmiştir. GSTT1 açısından neonatal dönemde testiste yalnızca Leydig hücrelerinde güçlü pozitiflik bulunmuş, germ hücreleri ve Sertoli hücreleri negatif olarak değerlendirilmiştir. İnfantil dönemde Leydig hücrelerindeki yüksek ifade korunmuş, spermatogonyum, spermatosit ve Sertoli hücrelerinde düşük düzeyli pozitiflik ortaya çıkmıştır. Peripubertal ve geç ergenlik dönemlerinde Leydig hücrelerindeki ifade devam etmiş, germ hücrelerinde düşük seviyeler izlenmiştir. Epididimis epitelinde neonatal dönemde düşük olan GSTT1 ifadesi, infantil dönemden itibaren artmış ve en yüksek düzeyler peripubertal ve geç ergenlik dönemlerinde kauda segmentinde tespit edilmiştir. Kantitatif analizde testis için en yüksek değer peripubertal ve geç ergenlik döneminde gözlenmiştir. Sonuç olarak, GSTK1 daha çok germ hücrelerinde, özellikle primer spermatositlerde ve epididimis distal segmentinde yoğunlaşırken; GSTT1 esas olarak Leydig hücrelerinde ve epididimis epitelinde yaygın olarak ifade edilmiştir. Bulgular, antioksidatif savunma mekanizmalarının postnatal gelişim süresince hücre tipi ve bölgeye özgü olarak farklılaştığını ve her iki enzimin oksidatif stresin kontrolünde tamamlayıcı roller üstlendiğini göstermektedir.

Mustafa Öztop
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Puberta öncesi ve sonrası dönemdeki kedilerin testislerinde interlökin-33 ve reseptörü ST2'nin immunohistokimyasal olarak gösterilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı sitokinlerin molekül gruplarından olan IL-1 aile üyesi interlökin-33 (IL-33) ve reseptörü ST2'nin kedi testislerindeki lokalizasyonu ile ekspresyonlarında puberta (cinsel olgunluk) öncesi ve sonrası değişimlerin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Polikliniği'ne kısırlaştırma amacıyla getirilen, farklı yaşlarda ve ırklarda sağlıklı erkek kedilerde yapılmıştır. Bu amaçla puberta öncesi ve sonrası dönemlerdeki kedilerden elde edilen testis dokuları kullanılmıştır. Dokular % 10 nötral tamponlu formalin içinde + 4ºC'de 24 saat fikse edilmiş ve rutin doku takibi işleminden geçirildikten sonra parafin bloklar elde edilmiştir. Kesitlere genel histolojik değerlendirme için Crossman'ın üçlü boyama yöntemi, immunohistokimya değerlendirmesi için ise IL-33 ve ST2 antikorları uygulanmıştır. Bulgular: Yavruya ait testis dokusu yoğun bağ dokusundan oluşan (tunica albuginea) kapsülle çevriliydi ve burada yoğun kan damarları gözlendi. Yetişkin testis dokusu incelendiğinde seminifer tübüllerin lümenli bir yapıda olup seminifer epitel katmanında spermatogenik hücre serisindeki hücrelerin varlığı gözlendi. İmmunohistokimyasal boyama sonucunda IL-33 ve reseptörü ST2'nin seminifer tübüllerdeki hücrelerde ve değişen yoğunluklarda boyandığı gözlendi. Sonuç: Bu sonuçla IL-33 ve reseptörü ST2'nin kedilerdeki gelişim sürecinde fonksiyonel rollerinin olabileceği düşünülmektedir.

Ebubekir Acar
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yavru ve yetişkin kedi testisinde kemik matriks proteinlerinin immunohistokimyasal lokalizasyonu

Amaç: Bu çalışma, osteokalsin, osteonektin ve osteopontin proteinlerinin; a) olgunluk dönemlerine göre kedi testislerindeki lokalizasyon ve dağılımlarındaki farklılıkları immunohistokimyasal yöntemle belirlemek, b) testisin yapısal bileşenlerine katılıp katılmadıklarını ortaya koymak ve c) erkek kedi üreme fizyolojisindeki olası rollerini saptamak amacı ile tasarlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sunulan çalışmada, Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Polikliniğine ve Diyarbakır'da bulunan bazı özel veteriner kliniklerine kısırlaştırma amacıyla getirilen, yaşları ve ırkları farklı olan sağlıklı erkek kedilerden elde edilen toplam 30 adet testis dokusu kullanıldı. Dokular, %10'luk nötral tamponlu formalin solüsyonu ile tespit edildi ve daha sonra rutin histolojik aşamalardan geçirilerek parafin blokları haline getirildi. Parafin bloklarından 5 mikrometre kalınlığında seri kesitler alındı. Alınan kesitlerin bir kısmı Crossman'ın üçlü boyaması ile diğer bir kısmı ise immunohistokimya yöntemi ile boyandı. Bulgular: Çalışmadan elde edilen immunohistokimyasal bulgular sonucunda; osteokalsin, osteonektin ve osteopontin proteinlerinin yavru ve yetişkin testiste bulunan hücrelerde farklı yoğunluklarda lokalize ve dağılım gösterdiği tespit edildi. Osteokalsin, osteonektin ve osteopontin proteinlerinin; yavrulardaki sertoli, leydig ve bazı germ hücrelerinde güçlü, duktus deferenslerde ise zayıf yoğunlukta bir immunreaksiyon gösterdiği belirlendi. Bununla birlikte osteopontin immunreaktivitesi epididimis epitel hücrelerinde zayıftan orta seviyeye doğru iken, bağ doku hücrelerinde negatif olduğu gözlendi. Yetişkin testisteki spermatositlerde osteonektin ve osteopontin immunreaksiyon yoğunluğunun güçlü, osteokalsinin ise orta seviyelerde olduğu saptandı. Sertoli ve leydig hücrelerinde ise ostekalsinin orta seviyelerde immunreaktivite şekillendirirken, osteonektin ve osteopontinin yok denecek kadar zayıf olduğu belirlendi. Ayrıca ostokalsin immunreaktivitesinin, epididimis epitel hücrelerinde güçlü seviyede şekillendiği gözlenirken, duktus deferensin epitel hücrelerinde osteonektin ile birlikte orta seviyede olduğu tespit edildi. Sonuç: Osteokalsin, osteonektin ve osteopontin proteinin; yavru ve yetişkin kedilerdeki testis, epididimis ve deferens kanallarında farklı yoğunluklarda ekspresse olduğu gözlenmiştir. Gözlemlenen ekspresyonun boyama yoğunluğu ve dağılımı açısından kedi ırkları arasında herhangi bir farklılığın bulunmadığı ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgulara bakıldığında osteokalsin, osteonektin ve osteopontinin; germ hücrelerinin farklılaşıp çoğalmasında, leydig hücrelerinde doğrudan testosteron salınımının düzenlenmesinde ve seminifer tubül duvarındaki hücrelerin metabolik ve mitotik aktivitelerinde olası işlevlere sahip olabileceğini akla getirmiştir.

Abdullah Said Tekin
Dicle University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İnek ve koyun dilinde intermediyer filamanlardan sitokeratin, laminin, desmin ve vimentinin diferansiyel dağılımı

Amaç: Bu çalışmanın amacı, inek ve koyun dillerinde sitokeratin (CK) filamentlerinden olan 8, 18 ve 19 ile vimentin, laminin ve desmin ara filamentlerin dağılımındaki değişiklikleri immunohistokimyasal olarak araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, materyal olarak Tekirdağ ve Diyarbakır illerinde hizmet veren özel mezbahalarda günlük kesimler sırasında 24 aylık erkek- dişi koyun ve ineklerden alınan 10 adet dil kullanıldı. Alınan doku örnekleri %10'luk formol alkol solüsyonunda 18 saat boyunca tespit edildikten sonra rutin histolojik aşamalardan geçirilerek parafinde bloklandı. Hazırlanan parafin bloklarından, 5 mikrometre kalınlığında alınan kesitlere öncelikle dilin genel yapısını göstermek amacıyla Crossman'nın üçlü boyaması yapıldı, sonrasında ise belirlenen sitokeratin, vimentin, laminin ve desmin için immunohistokimyasal boyama yöntemi uygulandı. Bulgular: İmmunohistokimyasal değerlendirme sonucunda, immun boyanmanın sitokeratinler arasında büyük oranda benzer yoğunlukta olduğu fakat vimentin, laminin ve desmin de ise değişik yoğunlukda dağılım gösterdiği tespit edildi. Reaksiyonun sitokeratinlerde özellikle seröz asini ile kanal epitellerinde, vimentin ve lamininde bağdoku ve endotel hücreleri ile seröz asinilerde, desmin de ise çizgili ve düz kas hücrelerinde lokalize olduğu gözlemlendi. Sonuç: İnek ve koyun dillerinde CK8, 18, 19 ile vimentin ve desminin dil epitelinde lokalize olmadığını göstermiştir. Böylece çeşitli sitokeratinlerin belirli hücre tiplerinin karekteristiği olan spesifik polipeptit setlerinde ekspresse edildiği bulgusu, epitel hücrelerini spesifik sitokeratin paternlerine göre ayırt etmemize ve sınıflandırmamıza izin vermiştir. Beraberinde vimentinin mezodermal kökenli doku veya organlarda, desminin kas dokusunda bulunduğu lamininlerin de bazal membran oluşumu, yapılanması ve stabilitesi ile sinir doku rejenerasyonu ile epiteliyal tat tomurcuklarının inervasyonu ve ayrıcada farklı dokuları (parenkimal ve interstisyel bağ dokularını) hem ayırmada hemde bağlamada önemli roller oynamış olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmamız, özellikle gelişim sırasında, patolojik olgular ve inflamasyon süreçlerinde epitelyal farklılaşmada şekillenen biyolojik olaylar ile ilgili çalışmalara temel alan oluşturabilir. Ayrıcada hücresel ve doku bağlamında intermediyer filamanların yapısını, işlevini ve dinamiklerini daha sistematik moleküler biyolojik tekniklerle tasarlayacak çalışmalara bulgularımız katkı sağlayabilir.

Fatma Çelenk
Dicle University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel polikistik over sendromu modelinde rat ovaryumunda GDF9 ile BMP15 ekspresyonu üzerine alfa lipoik asitin etkisi

Amaç: Bu tez çalışmasında, deneysel olarak polikistik over sendromu (PKOS) oluşturulan dişi ratlarda alfa lipoik asitin (ALA) ovaryum dokusu üzerindeki olası koruyucu etkilerinin histolojik olarak değerlendirilmesi ve folikülogenezis sürecinde önemli rol oynayan growth and differentiation factor 9 (GDF9) ve bone morphogenetic protein 15 (BMP15) genlerinin over dokusundaki ekspresyon düzeyleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 21 günlük 40 adet Sprague-Dawley cinsi dişi rat kullanılmıştır. 21 günlük dişi ratlardan; Kontrol grubunda 7 adet, ALA grubunda 9 adat, PKOS ve PKOS+ALA grubunda 12 şer adet rat olacak şekilde gruplar oluşturulmuştur. Kontrol grubuna 28 gün boyunca 0,2 mL susam yağı subkutan olarak verilmiştir. PKOS grubuna 28 gün boyunca dehidroepiandrosteron (DHEA) (6 mg / 100 g) 0,2 mL susam yağında çözdürülerek subkutan olarak verilmiştir. ALA grubuna, 28 gün süre ile günde tek doz (100 mg/kg) ALA steril distile suda hazırlanarak oral yolla verilmiştir. PKOS+ALA grubuna; yine 28 gün süre ile 6 mg / 100 g dehidroepiandrosteron 0,2 mL susam yağında çözdürülerek subkutan olarak verilmiştir, aynı zamanda tek doz 100 mg/kg ALA steril distile suda hazırlanarak oral yolla verilmiştir. 28 günün sonunda ötenazi uygulanmış olan ratların ovaryum doku örneklerinden alınan kesitlere genel histolojik yapısını incelemek amacıyla Crossman'ın üçlü boyama yöntemi uygulanmıştır. GDF9 ve BMP15 proteinlerinin ovaryum dokusundaki ekspresyon profillerini belirlemek amacıyla immunohistokimyasal olarak Avidin Biyotin Peroksidaz Yöntemi uygulanmıştır. GDF9 ve BMP15 genlerinin transkripsiyonel ve translasyonel düzeylerde ekspresyonlarının belirlenmesinde kantitatif real-time PCR (qRTPCR) ve western blot yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bulgular: Histolojik ve Histomorfometrik analizler PKOS grubunun PKOS+ALA, ALA ve Kontrol grubuna kıyasla çok sayıda kistik ve atretik folikül içerdiğini göstermiştir. İmmunohistokimya analiz sonuçları, tüm gruplara ait ovaryum dokularında GDF9 ve BMP15 proteinlerinin benzer bir ekspresyon profiline sahip olduğunu göstermiştir. Real-time PCR analizlerinden elde edilen sonuçlar, Kontrol grubu ile kıyaslandığında PKOS grubunun GDF9 genine ait mRNA düzeyinin 2,16 (p 0,0012) kat azaldığını; PKOS+ALA ve ALA gruplarının GDF9 genine ait mRNA düzeylerinin ise sırasıyla 1,73 (p 0,099) ve 2,15 (p 0,017) kat arttığını göstermiştir. PKOS grubu ile kıyaslandığında PKOS+ALA (p 0,006) ve ALA (p 0,002) gruplarında GDF9 genine ait mRNA ekspresyon düzeylerinde artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubu ile kıyaslandığında PKOS grubunun BMP15 genine ait mRNA düzeyinin 2,53 (p 0,004) kat azaldığını; PKOS+ALA ve ALA gruplarda BMP15 genine ait mRNA ekspresyon düzeylerinde ise sırasıyla 1,39 ve 1,82 kat arttığını göstermiştir. Buna karşın, gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. PKOS grubu ile kıyaslandığında ise PKOS+ALA (p 0,004) ve ALA (p 0,003) gruplarında BMP15 genine ait mRNA ekspresyon düzeylerinde artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, western blot analizlerinden elde edilen sonuçlar, Kontrol grubu ile kıyaslandığında PKOS ve PKOS+ALA gruplarına ait ovaryum dokularında GDF9 proteinine ait ekspresyon düzeylerinin sırayısıyla 1,25 ve 1,17 kat azaldığı ALA grubunda ise 1,03 kat arttığı görülmektedir (p>0,05). Kontrol grubu ile kıyaslandığında PKOS, PKOS+ALA ve ALA gruplarının ovaryum dokularında BMP15 proteinine ait ekspresyon düzeylerinin sırayısıyla 1,28 ve 1,20 kat azaldığı ALA grubunda ise 1,08 kat arttığı görülmektedir (p>0,05). Sonuç: DHEA ile indüklenen PKOS modelinde ALA'nın ovaryum dokusunda GDF9 ve BMP15 ekspresyonları üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu görülmektektedir. ALA'nın PKOS'ta gözlenen değişikler üzerine olumlu etkiye sahip olması, ovaryum foliküler gelişiminde faydası olabileceği kanısına varılmıştır

OverPolikistik over sendromuİmmünohistokimya
Murat Öztürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00