2,413

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Altın, gümüş ve palladyumun amberlit XAD-16 ile zenginleştirme şartlarının araştırılması ve alevli AAS ile tayini

Bu çalışmada, Au, Ag ve Pd, Amberlit XAD-16 reçinesi içeren bir kolon kullanılarak zenginleştirilmiştir. pH, kompleksleştirici, elue edici çözelti cinsi ve konsantrasyonu, numune akış hızı ve numune hacmi gibi faktörlerin zenginleştirme verimine etkisi de araştırılmıştır. Deneysel olarak belirlenen optimum şartlarda Au, Ag ve Pd'un geri kazanma verimleri sırasıyla %(95,48±0,04), %(99,20+0,07) ve %(98,03±0,08) olarak elde edilmiştir. Reçinenin adsorpsiyon özelliklerini belirlemek için Au, Ag ve Pd'un adsorpsiyon izotermleri çalışılmış ve bağlanma denge sabitleri ve adsorpsiyon kapasiteleri hesaplanmıştır. Metodun gerçek numunelere uygulanabilirliğini araştırmak için, Fe, Cu, Ni, Na, K, Ca ve Mg gibi bazı matriks elementlerinin geri kazanma verimine etkisi incelenmiştir. Matriks elementinin 1000 kat fazlasına kadar yeterli geri kazanma verimi elde edilmiştir, önerilen metotlar Au, Ag ve Pd tayini için standard referans malzemeye (SRM) uygulanmıştır. Au, Ag ve Pd arasıyla %3,5, %6,25 ve %5,68'lik bağıl hata ile tayin edilmiştir. Analiz elementlerinin gözlenebilme ve tayin sınırlan da tayin edilmiştir.

AltınAmberlitAtomik soğurma spektroskopi+3
Adalet Tunçeli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Nikel nanokubbelerin hazırlanması, karakterizasyonu ve hidrojen gazı üretimine elektrokatalitik etkilerinin incelenmesi

Alkali suyun elektrolizinde kullanılabilecek oldukça etkin ve kararlı üç boyutlu (3D) Ninanokubbeler (Ni-NiND) yapılar hazırlanmıştır. NDs elektrotlar yumuşak litografi- nanokürelitografisi, fiziksel buhar biriktirme ve elektrokimyasal çöktürme tekniklerinin bir arada kullanılması ile hazırlanmıştır. Bu amaçla polidimetilsiloksan kalıp olarak kullanılmıştır. Nanokubbelerin yüzey yapıları taramalı elektron mikroskopu ve atomik kuvvet mikroskopu ile incelenmiştir. Elektrotların yüzeyleri elektrokimyasal olarak dönüşümlü voltametri tekniği kullanılarak ayrıca karakterize edilmiştir. 3D nanoyapıların suyu ayrıştırma aktiviteleri 6 M KOH çözeltisinde polarizasyon ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi teknikleri ile incelenmiştir. Ni-NDs elektrotun elektroliz koşullarındaki elektrokimyasal kararlılığı elektrokimyasal impedans spektroskopisi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular, bu çalışmada uygulanan yöntemler ile oldukça iyi yapıda, aynı boyutlarda ve homojen dağılımlı Ni-NDs yapıların hazırlanabileceğini göstermiştir. Referans olarak saf Nilevha elektrot ile kıyaslandığında ND yapılar hidrojen gazı çıkışında oldukça yüksek etkinlik göstermektedir. Bu sonuç nano yapıların yüzey yapılarından dolayı daha geniş yüzey alanına sahip olmaları ile açıklanmıştır. Ni levha elektrot ile kıyaslandığında, ND elektrotlarda daha düşük hidrojen ayrışma gerilimi (85 mV) ve yük transfer direnci (%90,1), hidrojen gazı oluşumu ile orantılı daha yüksek akım yoğunluğu (%90,4) gözlenmiştir.Ni-ND elektrot elektroliz koşullarında zamanla yüksek kararlığa sahiptir. Elde edilen bulgulara göre,Ni-NDs yapılarınyeni elektrokatalitik elektrotların yapımında destek materyali olarak kullanılabileceği önerilmiştir.

ElektrokimyaMetalik malzemelerYenilenebilir enerji
Bedia Semra Taşcı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Optoelektronik uygulamalar için fotolüminesans kadmiyum oksit filmlerin üretilmesi

Bu çalışmada sol-jel spin kaplama metoduyla CdO in tulyum katkılı 430 oC filmleri üretilmiştir. Sentezlenmiş ince filmlerin yapısal, morfolojik ve optik özellikleri atomik kuvvet mikroskopisi, X-ışını kırınımı ve UV-vis spektrofotometresi ile araştırılmıştır. %5 Tm katkılı CdO ince filminde en düşük tane boyutunun değeri 50 nm olarak bulunmuştur. Tm katkısıyla CdO filmlerinde 800-2000 nm arasında nanopartiküler kümeler oluşmuştur. XRD ile yapılan incelemede kadmiyum oksidin kübik poli kristal yapısında olduğunu ve katkılamayla (200) yöneliminde tüm ince filmlerin pik şiddetinde artış göstermiştir. CdO ince filminin optik geçirgenliği, kırılma indisi değerleri ve dielektrik sabiti değerleri tulyum katkılanmasıyla değişmiştir. Filmlerin absorsiyona bağlı, doğrudan optik bant ve fotolüminesans ile ölçülen bant aralığı değerleri hesaplanmıştır.

Bedrettin Yılmaz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of sulfonamides in honey using reversed phase high performance liquid chromatography (RP-HPLC)) from Bingöl province

Honey is one of the most widely natural product consumed as food and medicine. Many antibacterial groups can be used by beekeepers in apiculture to protect bees from some bacterial diseases and infections. Sulfonamides are one of the most effective antibacterial medicine that has been used for many years. They commonly used as antimicrobial agents in food industry and veterinary for therapeutic and protective purposes. Their residue can appear in honey at different levels. The presence of SAs in honey at the high level of concentration could have a potential risk for human body. Reversed-phase high-performance liquid chromatography with ultraviolet spectroscopic detection (RP-HPLC-UV) was used as a quick method. After optimization and validation, determination of 9 Sulfonamides (Sulfathiazole, Sulfadiazine, Sulfamethazine, Sulfamerazine, Sulfadoxine, Sulfisoxazole, Sulfapyridine, α-Toluenesulfonamide, p-Nitrobenzenesulfonamide) were carried out in different samples of honey from Bingol province. The method consisted of sample preparation that started with acid hydrolysis using trifluoroacetic acid. The influences of the chromatographic separation such as flow rate, mobile phase organic modifier, buffer pH, buffer content and optimum analytical condition were extensively studied. The detection of Sulfonamides carried out by the chromatographic separation using isocratic mode, stainless steel column (150 mm, 4.6 mm I.D.) and ultraviolet spectrometry detection with analytical wavelength at 220 nm, flow rate 0.5 mL/min. The LOD of Sulfonamides was 0.72 μg/kg (LOD of the method) with the limit of quantification (LOQ) 2.37 μg/kg. The method was applied successfully for Sulfonamides determination in various honey samples.

Alaa Omar Taher
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Purification, characterization and the effect of some drugs on glutathione s-transferase (GST) enzyme from rat erythrocyte

In this study, glutathione S-transferase (GST; EC: 2.5.1.18) enzyme was purified from rat erythrocyte in a single step by glutathione agarose affinity chromatography. The enzyme was purified with 6.3 EU/mg protein specific activity, with 44% recovery and 115 purification fold. The purity of enzyme was detected by sodium dodecyl sulfate polyacrylamide gel electrophoresis (SDS-PAGE) and produced a single protein band with a calculated molecular weight of 25.2 kDa. The characterization studies showed that the optimum pH=8 in potasium phosphate buffer, optimum temperature is 50oC, optimum ionic strength is 0.2M in potasium phosphate and stable pH=8 in potasium phosphate buffer. Kinetic studies performed for calculating KM and Vmax for (GST) using both glutathione (GSH), and 1-chloro 2,4- dinitrobenzene (CDNB) as two subsrates, the obtained results are 1.22 mM and 1.21 EU/mL respectively for GSH 0.374 mM and 3.614 EU/mL respectively for (CDNB). Finally inhibition or activation effect of some drugs on the enzyme activity were studied in vitro. The results proved that buscopan and ampisid were two activators of the enzyme, gentamicin and clindamicin were two inhibitors (IC50 values were found as 1.69 and 6.9 mM respectively and Ki values were found as 1.70 and 2.36 mM respectively), and cefazoline has no effect on the enzyme activity.

Luqman Qader Ahmed Khoshnaw
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Endemik Diplotaenia bingolensis bitkisinin antioksidan aktivitesinin araştırılması

Endemik D. bingolensis türünün toprak üstü kısımlarının önce inorganik sonra organik çözücü sistemleri ile reflüksü sonucu inorganik ve organik ham izolatları elde edildi. İnorgaik ham izolatın hekzan, diklormetan, etilasetat ve butanol ile ardışık fraksiyonlandırılması sonucu H2O-Hex, H2O-DCM, H2O-EtOAc ve H2O-But izolatları elde edildi. Organik ham izolatın hekzan, diklormetan, etilasetat, butanol ve su ile fraksiyonlandırılması neticesinde ise sırasıyla MeOH:DCM-Hex, MeOH:DCM-DCM, MeOH:DCM-EtOAc, MeOH:DCM-But ve MeOH:DCM-H2O izolatları elde edildi. Elde edilen her bir izolatın içermiş olduğu toplam fenolik madde ve flavonoit madde miktarları UV-VIS spektrofotometresi ile, apolar bileşenlerin analizi GC-MS spektrometresi ile, polar bileşenlerin kantitatif analiz ise HPLC-TOF/MS spektrofotometresi ile analiz edildi. Ayrıca her bir izolatın biyolojik aktivitesi DPPH radikali giderme aktivitesi, ABTS katyon radikali giderme aktivitesi, ferrik iyonları indirgeme kapasitesi ve ferröz iyonlarını şelatlama potansiyelleri gibi farklı antioksidan aktivite testleri ile mukayese edildi. H2O-DCM (137,08±2,08 µgKE/mgKİ) ve MeOH:DCM-EtOAc (127,08±5,21 µgKE/mgKİ) izolatının flavonoit içeriği açısından, H2O-DCM (665,83±47,62 µgGAE/mgKİ) ve MeOH:DCM-EtOAc (724,65±43,64 µgGAE/mgKİ) izolatlarının toplam fenol içeriği açısından en zengin izolatlar olduğu analiz edildi. MeOH:DCM-Hex ve MeOH:DCM-DCM izolatlarının linoleik asit (%16,95 ve 11,04) ve linolenik asit (%22,11 ve 18,45) içerdiği tespit eildi. Bütün izolatların rutin ve klorojenik asit açısından zengin olduğu belirlendi. En yüksek DPPH radiakali giderme aktivitesi 46,43±1,36 ve 47,58±10,03 µg/mL EC50 değerleri ile H2O-DCM ve MeOH:DCM-EtOAc izolatlarında görüldü. Anahtar Kelimeler: Diplotenia bingolensis; rutin; linoleik asit; klorojenik asit; DPPH radikali.

Mehmet Erdoğan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Glutatyon S-transferaz (GST) enziminin japon bıldırcın (Coturnix coturnix japonica) karaciğerinden saflaştırılması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, glutatyon S-transferaz (GST; EC 2.5.1.18) enzimi bıldırcın karaciğerinden amonyum sülfat çöktürmesi ve glutatyon-agaroz afinite kromatografisi kullanılarak 15,86 EÜ/mg protein spesifik aktivite ile %12,36 verimle 46,1 kat saflaştırıldı. Enzim saflığını kontrol etmek ve alt birim molekül kütlelerini belirlemek amacıyla SDS-PAGE yapıldı ve tek bant elde edildi. Bıldırcın karaciğerinden saflaştırılan GST enziminin alt birim molekül kütlesi yaklaşık olarak 25,1 kDa belirlendi. Bıldırcın karaciğerinden saflaştırılan GST enzimi için yapılan karakterizasyon çalışmalarında; optimum pH, Tris-HCI tamponu pH=8,5, optimum iyonik şiddet, Tris-HCI tamponu 1,4 M, stabil pH, Tris-HCI tamponu pH = 8,5 ve optimum sıcaklık 55oC olarak bulundu. Saf enzime ait KM ve Vmax değerleri Lineweaver-Burk grafiklerinden faydalanılarak GSH substratı için KM, 0,114 mM, Vmax 0,672 EÜ/mL; CDNB substratı için KM, 0,048 mM, Vmax, 0,047 EÜ/ mL olarak hesaplandı. Anahtar Kelimeler: Glutatyon S-transferaz, bıldırcın karaciğeri, saflaştırma, karakterizasyon.

Mehmet Şerif Taysı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karbonatlı içeceklerin harmanlanması ve doldurulması için kullanılan arıtılmış suyun kimyasal analizi

Bu tez çalışması, karbonatlı içeceklerin harmanlanması ve doldurulması için su arıtımının sentetik olarak incelenmesi üzerinde durmaktadır. Araştırmanın amacı, özellikle su arıtma proseslerindeki ilerlemeye odaklanmak ve bu gerçekleştiği takdirde karbonatlı (yumuşak) içeceklerde bir gelişme olup olmadığını görmektir. Nihai ürün kalitesini değerlendirilmesi noktasında, uygun olmayan içme suyu gelişmekte olan ülkelerdeki başlıca sorunlardan biridir. Soruna dikkat çekmek için belirli bir nihai hedefle, su örnekleri gazlı içeceklerin dağıtımı için kuruluştan alındı. Örnekler ve stratejiler, bozulma sorunlarının farkına varmak ve makul çözüm önerileri getirmek için fiziksel-sentetik kaliteleri açısından analiz edildi. Tüm bunların birlikte uygulanabilir olması için gazlı içecek kullanımında çok büyük faktörler ortaya koyan bir araştırma yapıldı. Ayrıca pH, Cl, TDS, TURB, TH, T, Alk, Mn, SO4 gibi çeşitli bileşenler de dikkate alınarak incelenmiştir. Ekonomik iyileşmeyi gerçekleştirecek farklı stratejiler, yöntemler ve araçlar incelenmiş ve materyal etkinliğini gerçekleştirmeye yönelik tavsiyeler, sodada süregelen sorunları anlamaya yönelik önerilerle gelinen son noktayı akılda tutarak kullanılmıştır.

Qumrı Rahman Bayz Bayz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bakırın klorürlü ortamdaki korozyonuna rodaninin inhibitör etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, bakırın %3,5 NaCl çözeltisindeki korozyonuna rodaninin (Rh) inhibitör etkisi incelenmiştir. İnhibitör uygulamasından elde edilen bulgular aynı molekülün saf su içerisinde bakır yüzeyinde hazırlanan kendi kendine biriken tek tabakalı rodanin filminin (Rh-SAM) inhibisyon etkisi ile kıyaslanarak pratik uygulamalar için en uygun koruma yöntemi önerilmiştir. Korozyon test çalışmaları farklı derişimlerde inhibitör içeren ve inhibitörsüz %3,5 NaCl çözeltilerinde ve ayrıca Rh-SAM kaplanmış bakır elektrotta yapılmıştır. Bunun için elektrokimyasal impedans spektroskopisi, potansiyodinamik polarizasyon eğrileri ve lineer polarizasyon direnci yöntemleri kullanılmıştır. Bakır yüzeyinde oluşan inhibitör filminin kararlılığı dönüşümlü voltametri ve kronoamperometri teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İnhibitör moleküllerinin bakır yüzeyindeki dağılımları enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi kullanılarak belirlenmiştir. Belirli bir süre korozif ortama maruz bırakılan bakır yüzeyleri taramalı elektron mikroskopi ve atomik kuvvet mikroscopu teknikleri ile incelenmiştir. Sonuçlar, Rh'nin %3,5 NaCl çözeltisinde bakırın korozyon hızını önemli ölçüde yavaşlatarak iyi bir inhibisyon sağladığını göstermiştir. Rh molekülleri bakır yüzeyinde sıkı, homojen dağılımlı ve zamanla kararlı hale gelen bir inhibitör filmi oluşturmaktadır. Rh inhibitör olarak kullanıldığında kısa süreli daldırmalarda yüksek inhibisyon sağlarken, daldırma süresinin artması ile inhibitör filminin direnci azalmıştır. İnhibitör uygulamaları ile kıyaslandığında Rh-SAM filmi ise daha iyi bir koruma sağlamakta ve zamanla daha yüksek kararlılık göstermektedir.

Ümre Avcı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bakır yüzeyinde kendi kendine biriken tek tabakalı rodanin filmlerin oluşturulması ve modifiye edilmesi: Korozyon, elektroliz ve yakıt pili uygulamaları

Bu çalışmada, rodaninin (Rh) metanol içerisinde değişik film oluşum sürelerinde ve derişimlerde bakır yüzeyinde kendi kendine biriken tek tabakalı filmleri oluşturularak karakterize edilmiş ve bakırın %3,5 NaCl çözeltisindeki korozyonuna inhibisyon etkileri incelenmiştir. Hazırlanan filmler taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX), atomik kuvvet mikroskobu (AFM), X-ray fotoelektron spektroskopisi (XPS), fourier transform infrared spektroskopisi (FT-IR), temas açısı ölçümleri, elektrokimyasal ve termal analiz yöntemleri ile karakterize edilmiştir. Filmlerin korozyon inhibisyon performansları ise elektrokimyasal impadans spektroskopisi (EIS), lineer polarizasyon direnci, potansiyodiynamik polarizasyon ölçümleri ile belirlenmiştir. Yüzey karakterizasyon ölçümleri çalışılan bütün koşullarda bakır yüzeyinde Rh-SAM filmlerinin oluşturulduğunu ve filmlerin özelliklerinin hazırlanma koşullarına bağlı olduğunu göstermiştir. Elektrokimyasal ölçümler bütün filmlerin bakırın korozyon hızını düşürdüğünü ve korozyon inhibisyon etkisinin aynı zamanda filmlerin hazırlanma koşullarına bağlı olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular, bakırı korozyondan korumak için en uygun filmin metanolün çözücü olduğu koşullarda 10 mM Rh derişiminde ve 24 saat film oluşum süresinde hazırlandığını göstermiştir. Bu koşullarda hazırlanan filmler elektrokimyasal ve termal olarak son derece kararlıdır. Optimum koşullarda hazırlanan Rh-SAM filmi elektrokimyasal olarak çok az miktarda Ni ile modifiye edilmiş ve elektroliz sisteminde katot, metanollü yakıt pillerinde anot olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Ni-modifiye edilmiş Rh-SAM filminin hidrojen gazı oluşumunu ve metanol elektrooksidasyon reaksiyonunu önemli ölçüde katalizlediği tespit edilmiştir.

Abdullah Salcı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azur A'nın doğal ve modifiye klinoptilolit üzerine adsorbsiyonu

Bu tez çalışmasında; endüstride oldukça geniş uygulama alanına sahip Azure A boyar maddesinin sulu çözeltilerinden doğal (DKLN) ve modifiyeli edilmiş klinoptilolit (MKLN, MKLN2 ve MKLN3) üzerine adsorpsiyonu, zaman, sıcaklık, pH, başlangıç boyar madde ve adsorban madde miktarı gibi değişik parametreler göz önüne alınarak incelendi. Ayrıca adsorpsiyon prosesleri için adsorpsiyon izotermleri, kinetiği ve termodinamik parametreleri belirlendi. Elde edilen sonuçlarda MKLN2'nin adsorpsiyon kapasitesi diğer absorbanlardan daha fazla olduğu bulundu. Yapılan adsorpsiyon deneylerinde tüm adsorbanlar için başlangıç boyar madde konsantrasyonu, pH ve sıcaklık arttıkça adsorpsiyonun da arttığı fakat adsorban miktarının artmasıyla adsorpsiyonun azaldığı belirlendi. Adsorpsiyon denge verileri, Langmuir ve Freundlich izoterm modelleri ile test edildi. Sonuçlarda, Azure A'nın DKLN, MKLN1 ve MKLN2 üzerine adsorpsiyonu Freundlich izotermine, MKLN3 üzerine adsorpsiyonu ise Langmuir izotermine uyduğu görüldü. Azure A'nın MKLN1 ve MKLN2 üzerine adsorpsiyonun yalancı ikinci mertebe kinetik model, MKLN3 üzerine adsorpsiyonu için ise yalancı birinci derece kinetik model daha uygun olduğu belirlendi. Azure A'nın DKLN üzerine adsorpsiyonu çoklu adsorpsiyon prosesleri olabileceği önerildi. Termodinamik incelemeler sonucunda Azure 'nın tüm adsorbanler üzerine adsorpsiyonu kendiliğinden gerçekleştiği ve endotermik olduğu belirlendi.

Muhittin Keskiner
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erbiyum katkılı kadmiyum oksit ince filmlerin sentezi, yapısal ve optik özellikleri

Bu çalışmada sol-jel spin dödürme metoduyla CdO in erbiyum katkılı 450 oC de nano yapılı saydam filmleri sentezlenmiştir. Filmlerin yapısal, yüzeysel ve optik özellikleri X-ışını kırınımı, atomik kuvvet mikroskopisi ve UV-vis spektrofotometresi ile araştırılmıştır. XRD ile yapılan incelemede kadmiyum oksidin polikristal yapısında olduğunu ve katkılamayla tüm ince filmlerin pik şiddetinde yöneliminde artış ve azalma gözlemlenmiştir. En düşük tane boyutunun değeri 80 nm ile %5 Er katkılı CdO ince filminde ölçülmüştür. Er katkısıyla CdO filmlerinde 1600-2500 nm arasında nanopartiküler kümeler oluşmuştur. Erbiyumun katkılanmasıyla CdO ince filmlerini optik geçirgenlikleri, kırılma indisi değerleri ve dielektrik sabitleri ve optik iletkenlik değerleri değişmiştir. Filmlerin absorsiyona bağlı, doğrudan optik bant ve fotolüminesans ile ölçülen bant aralığı değerleri hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Kadmiyum oksit, Erbiyum, nano yapılı ince filmler, optik bant aralığı, optik iletkenlik, floresan özellik.

Hüseyin Yılmaz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasadan temin edilen kaya tuzlarının mineral içeriklerinin ICP-MS, FT-IR ve SEM-EDX teknikleri ile tespit edilmesi

Temel besin maddesi olarak kullanılan ve hemen her besine eklenen tuz, kimyasal formülü NaCl (Sodyum klorür) olan, kokusuz, suda iyi çözünen, besinleri koruma, saklama ve tatlandırmada kullanılan billursu maddedir. Bu çalışmada piyasada paketlenerek satılmakta olan 6 farklı kaya tuzu markasından elde edilen tuz numunelerinde ağır metal analizleri yapılmıştır. Alınan tuz numuneleri JEOL JSM-6510 Scanning Electron Microscope cihazında 50 µm, 250 µm, 500 µm ve 1000 µm'lik ölçülere büyütülerek fotoğrafları çekilmiş, element analizlerinin yapılması için tuz numunelerinin her birine ilk önce CEM marka Mars 6 One Touch (USA) model mikrodalga cihazı kullanılarak numune yakma ve analiz işlemi uygulanmış, daha sonra da element analizleri çeşitli standart çözeltiler kullanılarak kuarz nebulizer gazlaştırıcı, cyclonic spray chember ve entegre bir auto-sampler bulunduran ICP-MS NexION® 2000 (PerkinElmer® Inc., USA) cihazı ile yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kaya tuzu numunelerinde sodyum ve klor elementlerinin yanında çeşitli miktarlarda 7Li, 9Be, 11B, 23Na, 24Mg, 27Al, 39K, 43Ca, 51V, 52Cr, 55Mn, 57Fe, 59Co, 60Ni, 63Cu, 66Zn, 69Ga, 45Sc, 82Se, 85Rb, 88Sr, 107Ag, 111Cd, 115In, 133Cs, 138Ba, 89Y, 202Hg, 205Tl, 208Pb, 209Bi, 238U, 209Bi-1, elementlerinden de bulunduğu tespit edilmiştir.

Muhammed Abdullah Üstek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı adsorbanlar kullanılarak atık sulardan reaktif boyaların gideriminde adsorpsiyon koşullarının araştırılması

Remazol Brilliant Blue R boyasının sulu ortamdan giderimi Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon kullanılarak adsorpsiyon yöntemi ile gerçekleştirildi. Tez çalışması kapsamında ilk olarak pH ve temas süresinin Remazol Brilliant Blue R giderimi üzerine etkisi araştırıldı. Elde edilen veriler Remazol Brilliant Blue R boyasının Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon tarafından etkin bir şekilde giderildiğini göstermektedir ve 100 ppm'lik başlangıç Remazol Brilliant Blue R derişiminde, pH 2 ve 150 dakikalık temas süresinde en yüksek yüzde giderim değeri Amberlyst A21 adsorbenti için % 89,23 olarak elde edilmiştir. Başlangıç boya derişimi çalışmalarından elde edilen veriler Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modellerine göre hesaplanmıştır. Kinetik incelemeler yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan tez çalışması sonucunda Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon yüzeyinde Remazol Brilliant Blue R boyasının adsorpsiyonunun Langmuir izoterm modeli ve yalancı birinci dereceden kinetik ile uyumlu olduğu görülmüştür.

Gülseren Öztürk
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fosfonitrilik trimer ile difonksiyonel/polifonksiyonel nükleofillerin tepkimeleri ve elde edilen ürünlerin spektroskopik yöntemler ile analizi

Bu çalışmada, siklotrifosfazenlerin difonksiyonel nükleofilik reaktiflerle olan substitüsyon reaksiyonlarında; nükleofilin yapısı, sıcaklık, baz ve çözücü sisteminin reaktiviteye etkisi araştırıldı. Özellikle, sıcaklık ve kullanılan çözücünün SN1 ve SN2 mekanizmaları üzerinden ürün çeşitliliği ve miktarı üzerinde oldukça etkili oldukları gözlemlendi. Araştırmalarımızda adı geçen etkenlerin ürün miktarı az yada hiç oluşmayan ansa ve moleküller arası kondenzasyon türevleri ve nispi verimliliği üzerinde de etkili oldukları görüldü. Sikloklorotrifosfazenin (1), alifatik diaminler NH2-(CH2)n-NH2 (n = 3 (2) ve 6 (3)) ile nükleofilik sübstitüsyon reaksiyonlarından: mono-spiro, N3P3Cl4[HN(CH2)3NH] (4); mono-ansa izomerleri, N3P3Cl4[HN(CH2)3NH] (5) ve N3P3Cl4[HN(CH2)6NH] (6); dispiro, N3P3Cl2[HN(CH2)3NH]2 (7); spiro-ansa izomerleri, N3P3Cl2[HN(CH2)3NH]2 (8) ve N3P3Cl2[HN(CH2)6NH]2 (9); tris-spiro, N3P3[HN(CH2)3NH]3 (10); tekli, ikili ve üçlü köprülü bino bileşikleri; N3P3Cl5[HN(CH2)3NH]N3P3Cl5 (11), N3P3Cl5[HN(CH2)6NH]N3P3Cl5 (12), N3P3Cl4[HN(CH2)6NH]2N3P3Cl4 (13), ve N3P3Cl3[HN(CH2)6NH]3N3P3Cl3 (14) bileşikleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları; element analizi, MS, TLC-MS, 1H-NMR ve 31P-NMR spektroskopik verilerinden yararlanılarak aydınlatılmıştır.

Necibe Kılıçer
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı reaktif boyaların kinetik ve izoterm modellerinin araştırılması

Reactive Orange 16 boyasının sulu ortamdan giderimi Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı kullanılarak adsorpsiyon yöntemi ile gerçekleştirildi. Tez çalışması kapsamında ilk olarak pH ve temas süresinin Reactive Orange 16 giderimi üzerine etkisi araştırıldı. Elde edilen veriler Reactive Orange 16 boyasının Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı tarafından etkin bir şekilde giderildiğini göstermektedir ve 100 ppm'lik başlangıç Reactive Orange 16 derişiminde, pH 2 ve 180 dakikalık temas süresinde en yüksek yüzde giderim değeri Amberlyst A21 adsorbenti için % 90,58 olarak elde edilmiştir. Başlangıç boya derişimi çalışmalarından elde edilen veriler Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modellerine göre hesaplanmıştır. Kinetik incelemeler yalancı birinci dereceden ve yalancı ikinci dereceden kinetik modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan tez çalışması sonucunda Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı yüzeyinde Reactive Orange 16 boyasının adsorpsiyonunun Langmuir izoterm modeli ile uyumlu olduğu görülmüştür.

Murat Basar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aktif karbon, amberlyst ve doğal biyokütle kullanılarak bromocresol purple boyasının atık sulardan giderim koşullarının incelenmesi

Bu tez çalışmasında Bromocresol Purple boyasının atık sulardan giderimi Amberlyst A21, aktif karbon ve Xhantoria Parietina kullanılarak araştırılmıştır. Adsorpsiyon ve biyosorpsiyon çalışmaları temas süresi, pH, başlangıç boya derişimi, adsorbent miktarı ve sıcaklık gibi farklı deneysel şartlar altında gerçekleştirilmiştir. Deneysel izoterm verileri Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modelleri kullanılarak analiz edilmiş ve adsorpsiyon prosesinin tanımlanması için izoterm sabitleri hesaplanmıştır. Amberlyst A21, aktif karbon ve Xhantoria Parietina kullanılarak elde edilen deneysel veriler için en iyi uyum Langmuir izotermi ile elde edilmiştir. Amberlyst A21 ve aktif karbon yüzeyine Bromocresol Purple adsorpsiyonuna ait kinetik incelemeler yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon modeli ile değerlendirilmiştir. Aktif karbon adsorbenti için termodinamik parametreler incelenmiştir.

Cennet Mergen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl çevresinde üretilen balların amino asit içeriğinin hidrofilik etkileşim kromatografisi tekniği ile belirlenmesi

Gıdalarda amino asit içeriğinin belirlenmesi, ilgili gıdanın kalitesi ve orijini bağlamında önemli bilgi vermektedir. Bu çalışmada balda amino asit analizi için yeni bir HILIC-HPLC-UV metodu geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Geliştirilen metot LC-HRMS analizleri ve dansil klorid türevlendirme çalışmalarını içermektedir. 6 farklı bölgeden (Genç, Solhan, Kiğı, Karlıova, Bingöl Merkez, Yedisu) elde edilen bal numunelerindeki amino asit içeriği ilgili metot uygulanarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada analizi yapılan balların L-Triptofan, L-Fenilalanin ve L-Tirozin miktarları tespit edilmiştir. L-Prolin'in ise varlığı araştırılmıştır.

FenilalaninKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı
Ertuğ Kırkan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hesaplamalı kimya destekli anti-influenza nöraminidaz ilaç tasarımı

İnfluenza, halk arasında grip olarak bilinen, influenza virüslerinin sebep olduğu, bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır. İnfluenza virüsü tarihte her yüz yılda yaklaşık 3-4 pandemi, 4-5 epidemi, oluşturarak milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur. Kolayca mutasyon geçiren ve pek çok konağa adapte olmuş bu virüs mevsimsel bir hastalığa da dönüşerek her sene nüfusun yaklaşık %5-15'inin enfekte olmasına, üç-beş milyon insanın şiddetli hastalık geçirmesine, 290.000-650.000 insanın ise ölmesine sebep olmaktadır. Bu sayılar halk sağlığını koruma açısından influenzaya karşı her zaman tetikte ve çalışma içinde olmamız gerekliliğini ortaya koymaktadır. İnfluenzaya karşı geliştirilen FDA onaylı Tamiflu® (Oseltamivir -OSC), Relenza™ (Zanamivir -ZMR) gibi antiviral ilaçlar vardır. Ancak yakın zamanda görülen kuş gribi ve domuz gribi gibi salgınlarından sonra artan çalışmalarda grip virüsünün bu ilaçlara karşı direnç kazandığı anlaşılmıştır. Bu çalışmamızda bilgisayar destekli ilaç tasarımı yöntemleri (sanal tarama, de novo dizayn, rasyonel dizayn, dock, moleküler dinamik, MM-PB(GB)/SA) kullanılarak grip virüsünün yüzey glikoproteinlerinden olan nöraminidaz inhibitörü olabilecek potansiyele sahip moleküller bulunmaya çalışılmıştır. Bu amaçla son yüzyılda insanlarda pandemiye sebep olan influenza A virüsü alt tiplerinden H1N1, H5N1, H2N2 ve H3N2 nöraminidaz proteinleri ve bunların FDA onaylı ilaç moleküllerine (OSC ve ZMR) karşı direnç geliştirmiş mutant varyantları hazırlanmış ve bu sekiz protein hesaplamalarda reseptör olarak kullanılmıştır. Sanal tarama ile belirlenen yedi binden fazla molekül veya denovo dizayn ve rasyonel dizayn ile tasarlanan yüzden fazla molekül potansiyel NAI etkinliğini denemek için bu reseptörlere karşı denenmiştir. Dock skorları, moleküler dinamik hesaplamarı ve MM-PB(GB)/SA skorlarına göre, özellikle vo1, f01 ve r84 olarak kodladığımız moleküllerin tüm proteinlerde başarılı sonuçlar verdiği bulunmuştur. Örneğin MM-PB(GB)/SA ile hesaplanan bağlanma serbest enerjisi karşılaştırmalarında mutant olmayan 3TIA proteini OSC kompleksi için bağlanma serbest enerjisi -25,64 kcal/mol iken aynı proteinin r84, f01, vo1 molekülleriyle oluşturduğu komplekslerde bu enerji sırasıyla -34,84; -60;66; -59,99 kcal/mol olarak bulunmuştur. Aynı şekilde mutant 3TIA proteini OSC kompleksi için bağlanma serbest enerjisi -18,40 kcal/mol iken mutant 3TIA proteini r84, f01, vo1 molekülleriyle komplekslerinde bu enerji sırasıyla -40,40; -58,93; -76,19 kcal/mol olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada rasyonel tasarlanan r84 molekülüyle ilgili bölüm ayrıca detaylı açıklanmıştır.

DockingMoleküler dinamikNöraminidaz+2
Murat Kurt
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı Thymbra (yabani kekik) türlerinin kimyasal içeriği, antioksidan, antikolinesteraz, üreaz, tirozinaz, sitotoksik, antimikrobiyal ve keneler üzerindeki akarisit etkilerinin belirlenmesi

Lamiaceae (Labiatae) familyası, tıbbi özelliklere sahip türlerin zenginliği ile bilinmektedir ve bu türlerin çoğu Akdeniz bölgesinde çok yaygındır. Lamiaceae familyasına ait türlerin antioksidan, antikanser, antidiyabetik, nöroprotektik, antiinflamatuvar, antiviral, antifungal ve antibakteriyel etki gösterdiği bilinmektedir. Lamiaceae familyasına ait olan Thymbra L. cinsi Türkiye'de 3 türe ait toplam 5 takson ile temsil edilmektedir. Tez kapsamında Thymbra L. cinsine ait olan Thymbra spicata L. var. spicata L., Thymbra sintenisii Bornm. Et Aznav. subsp. sintenisii Bornm. Et Aznav., T. sintenisii Bornm. & Azn. subsp. isaurica P.H.Davis'in uçucu yağ ve etanol ekstreleri (kök ve toprak üstü kısımları) hazırlanmıştır. Elde edilen ekstrelerin kimyasal içeriği, biyolojik aktivitesi, nanopartikül oluşturma potansiyeli ve akarist etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışılan 3 Thymbra türünün petrol eteri ekstresinin yağ asidi içeriği GC-MS ile tespit edilmiş ve palmitik asit ve α-linolenik asitin baskın bileşenler olduğu belirlenmiştir. Thybmra türlerinin uçucu yağ içeriği GC-MS/FID cihazı ile tespit edilmiştir. Karvakrolün (%71.19-63.78) her 3 türde de en çok bulunan bileşen olduğu belirlenmiştir. Türlerin aroma içeriği Headspace-GC-MS/FID ile tayin edilmiştir. Karvakrol (%24.71-20.79) ve γ-terpinen (%42.02-4.98) en çok bulunan bileşenler olarak belirlenmiştir. Çalışılan türlerin toprak altı ve toprak üstü etanol ekstrelerinin fenolik içeriği daha önce grubumuz tarafından geliştirilen ve valide edilen LC-MS/MS metodu ile belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda tüm etanol ekstrelerinin hesperidin (32910.02- 3900.28 µg analit/g ekstre) bakımından zengin olduğu tespit edilmiştir. Antioksidan belirleme çalışmaları sonucunda her 3 türünde yüksek antioksidan aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle her 3 türün uçucu yağlarının ABTS (IC50:1.50±0.014-1.50±0.01 µg/mL) ve CUPRAC (A0.5:1.30±0.12-1.52±0.01 µg/mL) aktivitelerinin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışılan türlerin enzim inhibisyon aktivite sonuçları genel olarak 3 türün de antikolinesteraz enzim inhibitörü olma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Yine özellikle uçucu yağ örneklerinin hem AChE (%İnhibisyon:95.65±1.45-78.52±1.81) ve hem de BChE (%İnhibisyon:97.94±0.71-94.23±4.61) yönteminde daha aktif oldukları tespit edilmiştir. Thymbra türlerinin toprak altı ve toprak üstü etanol ekstrelerinin üreaz enzim inhibisyon aktivitesi göstermezken uçucu yağların üreaz enzim inhibisyon aktivitesi gösterdiği, aksine tirozinaz enzim inhibisyon aktivitesinde ise toprak altı ve toprak üstü etanol ekstrelerinin aktivite gösterirken uçucu yağların aktif olmadığı belirlenmiştir. Çalışılan Thymbra türlerinin genel olarak uçucu yağ, toprak altı ve toprak üstü etanol ekstrelerinin standart oleanolik asite göre orta veya düşük seviyede elastaz enzim inhibisyon aktivitesi, standart epikateşin gallata göre düşük düzeyde kollajenaz enzim inhibisyon aktivitesi gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca türlerin ACE enzim inhibisyon aktivitesi göstermediği belirlenmiştir. Thymbra türlerine ait üç uçucu yağın antimikrobiyal aktiviteleri Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MİK) değerlerine göre belirlenmiş ve üç uçucu yağın da kullanılan bakterilere karşı orta düzeyde antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışılan tüm örneklerin HT-29 ve MCF-7 hücreleri üzerinde düşük sitotoksik etkiye, PDF hücreleri üzerinde ise toksik etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışılan Thymbra türlerine ait uçucu yağlarla sentezlenen gümüş nanopartiküllerin karakterizasyonu Ultraviyole ve Görünür Işık (Uv-Vis) Absorpsiyon Spektroskopisi, Fourier Transform Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), X-Işını Kırınım Analizi (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağılımlı X-Işını Spektroskopisi (EDX), Geçirimli Elektron Mikroskobu (TEM) ile yapılmıştır. Karakterizasyon çalışmaları sonucunda elde edilen veriler sentezlenen gümüş nanopartiküllerin varlığını kanıtlamaktadır. Çalışılan türlerin uçucu yağları ve bu uçucu yağlarla sentezlenen gümüş nanopartiküllerin Hyalomma marginatum türü kenelerin nimfleri üzerindeki 24 saatlik LC50 ve % mortalite değerleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar uçucu yağ ve gümüş nanopartiküllerin genel olarak Hyalomma marginatum türü kenelerin nimfleri üzerinde şiddetli derecede toksik olduğunu göstermektedir.

AkarisitBiyolojik aktiviteKekik+3
Eda Çavuş Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrotermal metot ile antimikrobiyal nano hidroksiapatit kompozit üretimi

Saf, çinko ve flor katkılı hidroksiapatit hidrotermal metotla sentezlenmiştir. Yüzey ve yapısal özelliklerine SEM ve XRD oda koşullarında bakılmıştır. HAp'ın, ZnHAp ve FHAp'ın XRD analizinde difraksiyon piklerinde herhangi bir safsızlık gözlenmemiştir. SEM görüntüsünde hidroksiapatit'in nano layer, nano rod ve nano flower yapıları sentezlemiş olup antimikrobiyal özelliğine bakılması için hazır hale getirilmiştir. Antibakteriyel aktivite tespit edilmiştir.

Cemil Kalkan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kobalt yüzeyinde anodik olarak oluşturulan oksit filmlerinin elektrokimyasal incelenmesi

Bu çalışmada değişik konsantrasyonlardaki potasyum hidroksit çözeltileri içinde kobalt elektrot yüzeyinde oluşturulan oksit filmleriyle kobaltın pasifleşmesi, potansiyodinamik tarama tekniği ile değişik bekleme sürelerinde ve ardarda taramalarla incelenmiştir. ilk taramalarda elde edilen eğriler daima takip eden taramalarda elde edilen I-E eğrilerinden farklı olup, ardarda taramalarla yüzeyde kararlı bir yapının oluşumu gözlenmektedir. ilk taramada metalin elektrolitik çözünmesi cereyan eder. Daha sonraki taramalarda yüzeyde değişik yapılı kobalt oksit ve hidroksitleri oluşur. Pasifleşmede çözünme-çökme mekanizması rol oynar.

ElektrokimyaKobaltOksit filmler
Betül Akdenizli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1991
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı eser elementlerin amberlit XAD-16 ile zenginleştirme şartlarının araştırılması ve alevli atomik absorpsiyon spektroskopisi ile tayinleri

BAZI ESER ELEMENTLERİN AMBERLÎT XAD-16 ÎLE ZENGİNLEŞTİRME ŞARTLARININ ARAŞTIRILMASI VE ALEVLİ ATOMİK ABSORPS1YON SPEKTROSKOP1S1 İLE TAYİNLERİ (Yüksek Lisans Tezi) Adalet Tunceli GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 1991 ÜZ Bu çalışmada Cu, Ni ve Zn çözeltileri XAD-16 içe ren kolonlar ile zenginleştirilmiş ve optimum şartlar araştırılmıştır. Cu, Ni ve Zn için geri kazanma verim leri % 95 güven ile sırasıyla % 82,4 ± 0,3, X 71 i 1 ve % 95 ± 3 bulunmuştur. Cu ve Ni için PAN ( 1- [2-pi r idi 1 - azo] -2-nafto 1 ) ile kompleks oluşturularak, geri kazanma verimi yaklaşık % 99'a çıkarılmıştır. Sodyum ve potasyumun varlığı eser elementlerin zenginleştirilmesini etkilememiştir, önerilen metod şehir suyuna uygulanarak Cu, Zn ve Ni derişimi alevli AAS ile tayin edilmiştir. Bilim Kodu : 405 ^ Anahtar Kelimeler: Eser elementler, zenginleştirme,, Amberlit XAD-16, alevli atomik abso.rpsiyon spektroskopisi Sayfa Adedi : 106 Tez Yöneticisi : Doç. Dr. A. Rehber Türker. I I

Atomik soğurma spektrofotometriEser elementlerZenginleştirme yöntemleri
Adalet Tunçeli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1991
00
Master'sOpen AccessTR

Floretin ile hsa arasındaki etkileşimininlipozom sistemlerinde spektroskopikyöntemlerle incelenmesi

İlaçların vücuttaki dağılımı, metabolizması ve etkinliği hücre zarlarından lipit tabakasına sızma yeteneğine bağlıdır. Bu tezde, Floretin ile İnsan Serum Albumin (HSA) arasındaki etkileşim L-egg lecithin phosphatidycholine (PC) lipozom sisteminde floresans ve absorbans spektroskopisi kullanılarak incelenmiştir. Spektroskopik ve floresans kuenleşme deneyleri, Floretin moleküllerinin lipozomlara nüfuz ettiğini göstermiştir. Floresans kuençleşme kullanılarak Floretinin lipzomlardaki ayrışma sabiti belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlarda Floretin ile HSA arasında statik ve dinamik kuençleşme mekanizmalarının birleşmesiyle etkili bir sönüm meydana geldiği görülmüştür. PC lipozomlarında Floretin ile HSA arasındaki etkileşimde Gibbs serbest enerji, entalpi ve entropi değişim değerleri negatif çıkmıştır. Gibbs serbest enerjisinin negatif çıkması lipozom sisteminde HSA-Floretin arasındaki etkileşimin kendiliğinden gerçekleştiği, entalpi ve entropi değişiminin negatif olması iki molekül arasında hidrojen bağı ve güçlü van der Waals etkileşimlerin varlığını gösterir. Floretinin HSA'nın konfirmasyonu üzerine etkisi aynı deneysel şartlar altında sekronize floresans spektroskopisiyle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlarda, Floretinin HSA'ya bağlanması HSA'nın konfirmasyonunda değişikliğe yol açtığı bulunmuştur.

Seda Çelik
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizmut, indiyum, kurşun ve antimonun etasas ile tayinlerinde uygun ortam düzenleyici madde sisteminin araştırılması

Bu çalışmada, Zeeman elektrotermal atomik absorpsiyon spektrometre (ETAAS)'de Bi, İn, Pb ve Sb elementlerinin termal kararlılığına Pd, Rh, Ru, Pt, W, Mo, Ni ve karışımlarının ortam düzenleyici olarak etkileri karşılaştırmalı ve sistematik bir şekilde araştırılmıştır. Karışık ortam düzenleyiciler ile birlikte indirgen madde olarak tartarik asitin (TA) etkisi de çalışılmıştır. Tekli ve karışık ortam düzenleyicilerin optimum kütleleri tayin edilmiştir. Bu kütle oranlarındaki tekli, veya karışık ortam düzenleyici varlığında, Bi, İn, Pb ve Sb elementlerinin maksimum kül etme sıcaklıkları bulunmuştur. Bi için W+Pd+TA ve Mo+Pd+TA ; İn için Mo+Pd, Ni+Pd, Ni+Pd+TA ve Ni+Pt+TA ; Pb için Pd+Rh+Pt ve Sb için VV+Pd+TA ortam düzenleyici karışımlarının en uygun olduğu bulunmuştur. Bu ortam düzenleyici karışımları tayin elementlerinin kül etme sıcaklıklarını 1 350-1 550°C'a kadar artırmıştır. Uygun ortam düzenleyiciler; yüksek derişimlerde NaCI, MgCI2, CaCI2 gibi tuzlar içeren sentetik tuzlu su örneklerinde Bi, İn, Pb ve AGV-1, JG-1a, VVismuterz II gibi jeolojik referans örneklerinde Bi ve Pb tayini için uygulanmıştır. Karışık ortam düzenleyicilerin kullanılması ile sonuçların doğruluğu ve kesinliği artmış ve bütün elementler için % 97'nin üzerinde geri kazanım sağlanmıştır. Bilim kodu : 405. 03. 01 Anahtar Kelimeler : Bizmut, İndiyum, Kurşun, termal kararlılık, ortam düzenleyici, elektrotermal atomik absorpsiyon spektroskopisi

AntimonAtomik soğurma spektroskopiBizmut+2
Orhan Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Aminorodanin ile sinnamaldehit schiff bazı: Korozyon inhibitörü ve kendi kendine biriken tek tabakalı film uygulamaları

Pratik uygulamalar açısından hangi korozyondan korunma yönteminin uygun olduğunun bilinmesi son derece önemlidir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, bakır metalinin yaygın bir korozif ortam olan deniz suyunu temsilen %3,5 NaCl içerisindeki korozyonuna amino rodanin ile sinnamaldehitten sentezlenmiş Shiff bazının (AMRh-SA) inhibitör uygulaması ve kendi kendine biriken tek tabakalı film (SAM) uygulaması olmak üzere iki farklı koruma yöntemi ile incelenmiştir. İnhibitör uygulaması çalışmalarında korozif ortamda farklı Schiff bazı derişimleri çalışılmış ve en uygun derişim belirlenmiştir. Malzemelerin korunmasında kullanılan ve son dönemlerde popüler olmaya başlayan bir diğer teknik ise metal yüzeylerinde oluşturulan SAM filmlerdir. Bu nedenle çalışma kapsamında inhibitör uygulamalarından elde edilen deneysel bulgular Schiff bazının sulu çözeltide bakır üzerinde hazırlanmış SAM filmlerinin (AMRh-SA-SAM) koruyucu etkileri ile de kıyaslanmış ve uygun koruma yöntemi önerilmiştir. SAM uygulama detayları 115M613 No'lu TÜBİTAK proje sonuç raporunda sunulmuştur. Elektrotların karakterizasyonu elektrokimyasal yöntemler, taramalı elektron mikroskopu, enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi, atomik kuvvet mikroskopu ve temas açısı ölçümleri ile yapılmıştır. Bakırın korozyon dayanımı testleri ise elektrokimyasal yöntemlerle yapılmıştır. Elde edilen bulgular her iki yöntemde de yüksek korozyon inhibisyonu sağlandığını göstermiştir. Korozif ortama çok az miktarda Schiff bazının eklenmesi ile bakırın çözünme hızında azalma olmaktadır. İnhibisyon etkinliği ortama eklenen Schiff bazının derişimine bağlı olarak değişmektedir. Bu etkinlik, inhibitör moleküllerinin yüzeyde koruyucu bir film oluşturması ile açıklanmıştır. SAM uygulaması çalışmasında da benzer sonuçlar elde edilmiş olup sulu çözeltide bakırın yüzeyinde son derece koruyucu, ince ve homojen dağılımlı SAM filmi oluştuğu belirlenmiştir. İki yöntem kıyaslandığında; film uygulaması ile kıyaslandığında, AMRh-SA korozyon inhibitörü olarak çok az miktarda kullanıldığında daha iyi koruma sağlanmaktadır. Buna karşın, SAM uygulamasında daha az SB kullanıldığından ekonomik açıdan avantajlı olmaktadır. Dolayısı ile ekonomik faktörler de dikkate alınarak her iki uygulamanın pratikte güvenli bir şekilde kullanılabileceği önerilmiştir.

Derya Özdemir Polat
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sarı alıç tohumlarından manyetik aktif karbon üretimi ve katyonik boya adsorpsiyonu performansının incelenmesi

Atık sulardaki boyaların varlığı, birçok yaşam formunu olumsuz etkiler. Boyaların çevreye boşaltımı hem toksikolojik hem de estetik nedenlerden ötürü can sıkıcıdır. Aktif karbon, biochar, karbonhidrat nano borucukları ve grafen gibi karbonlu materyaller, su veya atık sudaki kirleticileri uzaklaştırmak için yaygın olarak kullanılır. Manyetik aktif karbon, yüksek yüzey alanı, manyetik özelliğe nedeniyle en çok kullanılan adsorbanlardan biridir. Bu tez çalışmasında tek adımlı bir sentez teknolojisi denemiştir. Düşük değerlikte (Sarı alıç tohumu) tarımsal atık kullanılarak kimyasal ve fiziksel aktivasyon metotlarının birleştirilmesiyle yüksek kaliteli Manyetik aktif karbon (MAK) üretildi. Aktive edici ajan olarak FeCl3 ve CO2 kullanıldı. Elde edilen MAK'lar, katyonik boyar maddenin sudan uzaklaştırması için yüksek adsorpsiyon kapasitesine ve manyetik alan tarafından kolay geri kazanıma sahip oldu. Elde edilen manyetik aktif karbonun parçacık boyutu, yüzey, gözenek ve manyetik özellikleri SEM, FTIR, BET ve titreşimli örnek manyometre gibi değişik spektroskopik tekniklerle incelendi. Adsorpsiyon için uygun koşulu belirlemek için başlangıç boyar madde miktarı ve pH gibi farklı parametrelerin etkileri araştırıldı. Ek olarak, katyonik boyar maddenin MAK üzerindeki adsorpsiyon mekanizması hakkında kapsamlı bilgi elde etmek için kinetik, izoterm ve termodinamik çalışmalar yapıldı.

Asiye Özer
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Manyetik nano-siklodekstrin-lipozom anti-kanser ilaç taşıyıcı sistem hazırlanması, karakterizasyonu ve kontrollü salım davranışının incelenmesi

Kanser, 21. yüzyılda kardiyovasküler rahatsızlıklardan sonra ikinci sırada yer alan en ölümcül hastalıklardan biridir. Hücrelerin hasar görmesi ve mutasyona uğraması sonucunda kontrolsüz bölünmelerinden kaynaklanmaktadır. Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda hem en sık görülen hem de en öldürücü kanser tipidir. Kanserli hücrelerin tedavi edilmesinde en önemli problem, özellikle kemoterapide kullanılan ilaçların kanser hücreleri için düşük seçicilik göstermesi ve sağlıklı hücreleri de etkileyerek birçok yan etkiye neden olmasıdır. Bu durumun ortadan kaldırılması için hedefe yönelik ilaç taşıma sistemleri öncelikli olarak çalışılmaktadır. Günümüzde aktif hedeflendirme yöntemleriyle beraber biyouyumlu ve biyo-bozunur manyetik nanoparçacık ve manyetik siklodekstrin-lipozomdan oluşturulan ilaç yüklü taşıma sistemleri meme kanserinin tedavi edilmesinde ümit verici bir yaklaşım sunmaktadır. Bu bölgede sürekli ilaç salınımını sağlamasıyla, sadece ilacın tedavi edici etkisini arttırmakla kalmayıp aynı zamanda istenilmeyen yan etkilerin azaltılması da hedeflenmektedir. Topotekan başta yumurtalık kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri olmak üzere meme kanseri ve prostat kanseri tedavisinde en yaygın kullanılan anti-kanser ilaçlardan kamptotesin analoğu olup topoizomeraz I inhibitörü olarak görev yapmaktadır. Asidik koşullar altında aktif lakton form ve nötral veya alkali pH'da hidroliz ile inaktif karboksilat form baskındır Lakton halkasının açılması ile aktivite kaybolmakta ve yüksek toksik etki görülmektedir. Bundan dolayı çalışılması zor olan ilaçlardan biridir. Bu tez çalışmasında manyetik β-siklodekstrin-topotekan (Fe3O4@βCD-TPT) inklüzyon kompleksleri (hidrofilik topotekan) hazırlanmış ve hem saf topotekan hem de kompleksleri ayrı ayrı lipozomlara hapsedilmiştir. Daha sonra insan meme kanseri (MCF-7) hücre dizilerinde in vitro sitotoksisite açısından değerlendirilmiştir. Manyetik olarak hazırlanan Fe3O4@β-CD-TPT kompleksleri ile Fe3O4@β-CD içinde topotekanın tutulmasının optimizasyonu sağlanmıştır. İnklüzyon kompleksleri UV-Vis spektroskopisi, geçirmeli elektron mikroskobu (TEM), dinamik ışık saçılımı spektrometresi (DLS) ve fourier dönüşümlü infrared spektrometresi (FTIR) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak doğrulanmıştır. Fe3O4@β-CD-TPT komplekslerinin suda çözünürlüğü belirgin şekilde iyileşmiş ve komplekslerin sonikasyon yaklaşımı kullanılarak hazırlanan lipozomlara başarılı bir şekilde kapsüllenmesi de sağlanmıştır. Lipozomal formülasyonlar, topotekan ve Fe3O4@β-CD-TPT kompleksi partikül boyutu, zeta potansiyel, yakalama etkinliği ve stabilite açısından karakterize edilmiştir. Topotekan, Fe3O4@β-CD-TPT kompleksi ve bunların optimize edilmiş lipozomal formları, meme kanseri (MCF-7) kanser hücre dizilerinde sitotoksisite açısından değerlendirilmiştir. Test edilen tüm topotekan içeren formların, MTT analizi ile belirlendiği üzere, hücre çoğalmasını inhibe etmede etkili olduğu gözlenmiştir. Tüm topotekan formları için medyan etkili doz (IC50), test edilen meme kanseri hücre dizileri için düşük µg/mL aralığında bulunmuştur. Sonuçlarımız, topotekan gibi pH duyarlı ilaçların Fe3O4@β-CD inklüzyon komplekslerinin lipozomlar gibi biyouyumlu veziküller içinde tutulabileceğini doğrulamaktadır ve bu onların antikanser aktivitelerini uzun süreye yaydığını göstermektedir.

LipozomlarNeoplazmlarSiklodekstrinler+2
Erdal Ertaş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalayın, kurşun ve molibden yanında elektrokimyasal yolla tayini için yöntem geliştirme

Kalayın kurşun ve molibden'nin Diferansiyel Puls Polarografisi ile tayininde optimum şartlar araştırıldı. Bu elementlerin tek polarogram vasıtasıyla tayini başarıldı.pH = 3.5 olan EDTA + NaOAC çözeltisinde üç farklı pik vardır ve pH=5.5 'de ise kurşun piki kayboluyor. pH=3.5'de bu ortamda tayin sınırları; Pb II ve Mo VI için 5.10-7 M. Sn II için ise 3.10-7 M'dır. pH= 5.5'de aynı ortamda tayin sınırları; Sn II, Sn VI ve Mo VI için 5.10-7 M 'dır. Sonuç olarak tersane sulardaki toplam kalay pH=5.5 de tayin edildi. Aynı metot konserve gıdalarında ki toplam kalayın tayini için de uygulanmıştır.

Ali Arslantaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
DoctorateOpen AccessEN

Synthesis of chromophore groups labeled novel amino acid conjugates and their dielectrical properties

Amino acid conjugates are obtained by the reaction of amino acids and organic compounds with various biological and physical properties. Although the studies of these conjugates on biological activity well documented in the literature, their electrical properties have not been studied in detail. Therefore, the aim of the work described in this thesis was the synthesis of novel cinnamic acid substituted amino acid conjugate and investigation of their physical activities in terms of structure-activity relationship. In this study, 28 amino acid conjugates were synthesized using benzotriazole and triazine methods and their structures were characterized by 1H, 13C APT, COSY, HETCOR NMR, elemental analysis and FT-IR methods. The dielectric properties of these conjugates were studied examining their dielectric constant, dielectric loss and conductivity. The structure-activity relationship was evaluated considering the factors such as π bond conjugation, substitution, amino acid difference and electron releasing and withdrawing group effects. In parallel with the increase in the number of aromatic rings the conductivity was increased. Among para substitute conjugates 4-chloro-CA-Ala-OMe had the highest conductivity and dielectric constant (ε') 8.34. The number of amino acid in the conjugate was also observed as an important parameter level of conductivity.

Eray Çalışkan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Modifiye kitosan sentezi ve ilaç taşıyıcısı özelliklerinin incelenmesi

Kitosan iskeletine bağlayıcı amfifilik bileşik salisilaldehiddiol (SAD), nükleofilik reaktif salisilaldehid ve hidrofilik reaktif 2,3-epoksi-1-propanol (glisidol)'ün epoksit halka açılması tepkimesi ile yüksek verim ve regioseçicilikte sentezlendi.Kitosana değişen oranlarda SAD bağlayıcı grubun imin kondenzasyonu yöntemi ile kovalent bağlanarak üç adet kitosan türevi biyopolimer elde edildi. Sentezlenen modifiye kitosan biyopolimerlerden hidrojel (CSADJ1-3) ve film (CSADF1-3) formları hazırlandı. Kitosan SAD biyopolimerlerin yapıları Fourier Transform Infrared (FT-IR) spektroskopi, Nükleer Manyetik Rezonans (NMR), Diferansiyel Taramalı Kalorimetri (DSC), X-Işınları Kırınımı (XRD) verileri ile aydınlatıldı. Spektral veriler, SAD grubunun kitosan iskeletine bağlandığını açık bir şekilde göstermektedir. Taramalı Electron Mikroskobu (SEM) verileri hidrojellerin gözenekli bir yapıya sahip olduğu ve bağlayıcı grubunun artan oranıyla yapının gözenek boyutunun küçüldüğünü göstermektedir. CSADJ1-3 hidrojeller asidik ve bazik ortamda çözünmezken su tutmak suretiyle şişme özellikleri bulunmaktadır. Nötral pH değerlerinde hidrojellerin su tutma kapasiteleri sırasıyla CSADJ1, CSADJ2, and CSADJ3 şeklindedir. Termal gravimetrik analiz (TGA) ve DSC sonuçları hidrojel ve filmlerin termal olarak kararlı olduğunu göstermektedir. Hidrojellerin ilaç salınımını incelemek amacıyla ibuprofen model ilaç olarak seçilmiştir. CSADJ1-3 hidrojellerin ilaç salınım hızı gözenek yapılarına bağlı olarak değişmektedir. Suda düşük şişme oranı ve pH>3'te düşük çözünürlük sergileyen, herhangi bir plastikleştirici kullanılmadan sentezlenen CSADF1-3 filmleri; tıbbi cihazları korumak için ince tabaka sistemleri ve gıda ambalajları için önerilebilecek mekanik dayanıklıkta ve kalınlıkta hazırlandı. Bağlayıcı grup oranının biyopolimerik filmlerin termal kararlılıkları morfolojik yapıları, su tutma kapasiteleri ve çözünürlükleri gibi fizikokimyasal özellikleri üzerine etkili olmaktadır. Biyopolimerlerin fizikokimyasal özellikleri dikkate alındığında doku mühendisliği, yara iyileştirici reaktif, ilaç taşıyıcı ve salıcı sistemler, yüzey kaplayıcı malzeme vb. birçok biyomedikal alanda bu yeni modifiye kitosan malzemeler kullanılabilecektir.

HidrojellerKitosanSchiff bazları+1
Murat Evcil
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ'da yetişen madımak (Polygonum cognatum Meissn) ve labada (Rumex patientia L.)'nın sitotoksik, antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada Elazığ yöresinden toplanan ve özellikle gıda olarak tüketilen Polygonum cognatum Meissn (madımak, kuşekmeği) ve Rumex patientia L. ( labada) bitkilerinin metanol, etanol, aseton ve hekzan ekstraktlarının fitokimyasal bileşenleri, antiradikal ve antimikrobiyal aktiviteleri ve sitotoksik/apoptotik etkileri araştırıldı. Antioksidan çalışma sonuçlarına göre, hem Polygonum cognatum Meissn hem de Rumex patientia L. bitki eksraktlarının ABTS radikal giderme aktivitelerinin DPPH'a kıyasla daha iyi sonuç verdiği görüldü. Polygonum cognatum Meissn ve Rumex patientia L. bitkilerinin metanol ekstraktlarının ABTS radikal giderme aktivitelerinin en yüksek olduğu değerler sırasıyla %97,06±0,12 ve %96,85±0,15 olarak bulundu. Bitki ekstraktlarının DİSK ve MİK yöntemleriyle Escherichia coli, Bacillus subtilis, Klebsiella pneumoniae, Staphylococcus aureus and Candida albicans mikroorganizmaları üzerindeki antimikrobiyal etkileri incelendi ve sonuçta tüm bitki ekstraktlarının mikroorganizma gelişimini engellediği görüldü. Vitamin ve sterol analizlerinde Rumex patientia L. bitkisinin tokoferol ve total sterol miktarlarının daha yüksek çıktığı görülürken, K ve D vitamini miktarlarının ise Polygonum cognatum Meissn bitkisinde yüksek olduğu görüldü. Her iki bitkinin ekstraktlarının tamamında doymamış yağ asitleri değerlerinin oldukça yüksek çıktığı ve özellikle esansiyel yağ asitleri miktarlarının Rumex patientia L.' nin metanol ekstraktı için %58,41 ± 0,73(18:3); %13,10 ± 0,19 (18:2) ve Polygonum cognatum Meissn' in metanol ekstraktı için ise %46,82 ± 0,94(18:3); %16,98 ± 0,39(18:2) olduğu belirlendi. Antikanser aktivitelerinin belirlenmesinde WST-1 yöntemi kullanıldı ve bitki özütlerinin MCF-7, PC3 ve MKN-45 kanser hücre hatları üzerindeki etkilerine bakıldı. Polygonum cognatum Meissn ve Rumex patientia L. bitki ekstraktlarının MCF-7 ve PC3 kanser hücre hatlarına kıyasla MKN-45 hücre hattında daha etkili olduğu görüldü. Test sonuçlarına göre Polygonum cognatum için MKN-45 hücre hattında en düşük IC50 değerleri hekzan, aseton, etanol ve metanol ekstraktlarında sırasıyla 1,84, 5,90, 11,03 ve 33,03 μg/mL olarak belirlendi. Rumex patientia L. bitkisinin MKN-45 hücre hattında en düşük IC50 değerleri metanol, hekzan ve etanol ekstraktlarında sırasıyla 64,81, 81,62 ve 92,63 μg/mL olarak tespit edildi.

Sibel Pekdemir
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

(1R,2R)-etan-1,2-diol tiyadiyazol türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve biyolojik özellikleri

Bu çalışmada yeni 1,2-diol ve tiyadiazol türevleri sentezlendi ve kimyasal yapıları FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR gibi teknikler kullanılarak aydınlatıldı. Sentezlenen türevlerin in vitro antioksidan aktiviteleri; radikal yakalama potansiyelleri ve Saccharomyces cerevisiae hücrelerinde malondialdehit (MDA) ve antioksidan vitaminlerin miktarı üzerine etkisinin analizi biyokimyasal yöntemlerle araştırıldı. Deneysel çalışmalar sonucunda kullanılan bileşiklerin Saccharomyces cerevisiae hücrelerindeki MDA ve E vitamini düzeylerini etkilediği görüldü. L9 kodlu tiyadiazol bileşiği oksidatif stres oluşturarak MDA düzeyinde kontrole göre anlamlı şekilde artma oluştururken, Vitamin E düzeyinde azalma meydana getirmiştir. L2 ve L8 kodlu bileşiklerin ise hem antiradikal testlerde hemde Saccharomyces cerevisiae hücrelerindeki çalışma sonuçlarına göre antioksidan aktiviteye sahip olduğu tespit edildi. Ayrıca söz konusu türevler, in vitro koşullarda HT 29 (insan kolon adenokarsinoma) hücre hattı üzerinde denenerek antitümör özellikleri araştırıldı. İn vitro çalışmalarda, L4 ve L7 kodlu bileşiklerin HT 29 hücreleri canlılığı üzerinde kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı olacak şekilde, kanserli hücrelerin çoğalmasını önlediği belirlendi. Antimikrobiyal aktivite denemelerinde bütün maddelerin kullanılan mikroorganizmalar üzerinde belirgin bir etkiye sahip oldukları belirlendi. Bileşiklerin in vitro şartlarda önemli ve farklı biyolojik aktivitelere sahip olduğu tespit edildi.

Arzu Karatepe
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Alevli atomik absorbsiyon spektrometresi ile molibden tayininde bazı iyonların girişimlerinin sistematik olarak incelenmesi ve girişimlerin bastırılması

ALEVLİ ATOMİK ABSORPSİYON SPEKTROMETRESİ İLE MOLİBDEN TAYİNİNDE BAZI İYONLARIN GİRİŞİMLERİNİN SİSTEMATİK OLARAK İNCELENMESİ VE GİRİŞİMLERİN BASTIRILMASI (Doktora Tezi) Olcay ŞENDİL GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 1994 ÖZ Bu çalışmada Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (FAAS) ile Mo tayininde Mg, Ca, Sr, Ba, Al, Cd, Mn ve Fe'in kimyasal girişimleri sistematik olarak araştırıldı. Çok önemli kimyasal girişime neden olan bu elementlerin etkisi ayrıntılı olarak çalışıldı.Toprak alkali elementlerinin varlığında molibdenin absorbansında büyük azalma gözlendi. Al, Cd, Mn ve Fe ise numunedeki konsantrasyonlarına bağlı olarak molibdenin absorbansında değişik etkilere sebep oldular. Molibden üzerine olan girişimleri yok etmek için Na-DDTC, NH4CI ve NajHPO,^ denendi. Na- DDTC, NH4CI ve Na2HP04 belirli bir girişim yapan element konsantrasyonuna kadar girişimleri bastırdı. Girişim yapan elementleri içeren sentetik numune ve gerçek numunede (çelik) optimum deney şartlarında molibden tayini yapıldı. Sonuçların doğruluğu ve kesinliği bastına reaktif kullanılmasıyla makul oranda artırıldı. Bilim kodu 405.03.01 Anahtar kelimeler Sayfa adeti Tez yöneticisi Molibden tayini, girişimler, alevli atomik absorpsiyon spektroskopisi 107 Prof. Dr. A. Rehber TÜRKER

Atomik soğurma spektroskopiMolibdenİyon
Olcay Şendil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Diklofenak ile indüklenmiş ht-29 hücre hattı üzerinde krisinin moleküler ve biyokimyasal etkileri

Kolon kanseri dünyada akciğer ve meme kanserinden sonra rastlanan en yaygın üçüncü kanserdir ve ikinci en yaygın kanser ölüm nedenidir. Sağlık bakanlığı verilerine göre son yıllarda kolon kanserindeki artış giderek çoğalmaktadır. Yapılan bir çok çalışma, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçların (NSAİ) kolon kanserini önleyebileceğini göstermiştir. Diklofenak (Dik) grubu ağrı kesiciler, enflamasyonu ve kolon kanserine bağlı ağrıyı azaltmak için en yaygın kullanılan anti-inflamatuar NSAİ arasındadır. Yüksek konsantrasyonlarda Dik, agresif kolon kanseri hücrelerinde (HT-29, SW480 ve DLD-1) kontrol numunelerine kıyasla hücre canlılığı kaybını arttırabilmiştir. Dik'ın sağkalım mekanizmasını inhibe ettiği ve kolon kanseri hücrelerinde apoptotik hücre ölümü ile birlikte meydana gelen, genellikle aerobik metabolizma sırasında ortaya çıkan Reaktif oksijen türlerinde (ROS) bir artışa yol açtığı gösterilmiştir. Endojen ve eksojen antioksidanlar, ROS'un neden olduğu hasarı önleyebilir ve onarabilir. Bununla birlikte, son araştırma bulguları, antioksidanların antikanser ilaçlar ile beraber kullanımının faydalı olamayabileceğini veya kanser önleme ve tedavisini olumsuz yönde etkileyebileceğini öne sürmektedir. Bu tez çalışması kolon kanseri üzerinde anti proliferatif etkisi bulunan Dik ile hücreleri indükleyerek Kr'nin hücre proliferasyonuna olan etkisini ve bu etkinin altında yatan biyokimyasal ve moleküler mekanizmaların aydınlatılması amaçlanmaktadır. Dik ile muamelede bulunulan HT-29 hücre hattı üzerinde konsantrasyona bağlı olarak (500 µM) hücre proliferasyonunda önemli ölçüde azalma görüldü. Bu çalışmada, hücrelerin Dik ile muamele edilmesi sonrasında ROS ve malondialdehit (MDA) seviyelerinde ve laktat dehidrogenaz (LDH) enzim salınımında artış ve katalazın (CAT) aktivitesinde azalma, apoptotik indeksde artış, apoptotik ve pro-apoptotik genlerin seviyelerinde artış gözlenirken, bu etkilerin tamamı Kr varlığında tersine çevrilmiştir. Yapılan deneyler sonrasında elde edilen bulgular Kr'nin kolon kanseri hücrelerinin apoptozunu indüklemede Dik'in etkinliğini azaltabileceğine dair yeni bir açıklama sağlamaktadır.

AntioksidanlarApoptozisKolon neoplazmları+2
Seda Nur Özbolat
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

5-florourasil ve C60 nanopartikülünün MCF-7 hücre hattı üzerindeki sinerjik etkisinin apoptotik ve otofajik hücre ölüm yolakları üzerine etkisinin araştırılması

Meme kanseri dünyanın hemen her bölgesinde kadınlar arasında en sık görülen kanser türüdür. Kansere bağlı ölümlerde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. 5-FU; meme, baş, mide, kolon ve pankreas kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde kullanılan bir kemoterapi ilacıdir. C60 fullerene, antioksidan ve antitümör potansiyeli olan bir nanopartiküldür ve 5-FU'ya hücre tepkilerini modüle etmedeki rolü henüz doğrudan ele alınmamıştır. C60 fullerenin kanserdeki etkisi MCF-7 hücre hattı üzerinde araştırılmıştır. Bu çalışmada 5-FU, C60 ve 5-FU+C60 kombinasyonunun MCF-7 insan meme kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri WST-1 analizi ile gerçekleştirildi. Ek olarak, DCFD-A kullanılarak reaktif oksijen türleri (ROS) düzeylerinin tespiti araştırılmıştır. Çalışmamızda zamana ve konsantrasyona bağlı olarak 5-FU'nun MCF-7 hücre canlılığını inhibe ettiği, C60nanopartikülünün MCF-7 hücreleri üzerine tek başına uygulanması sonucunda anlamlı bir etkinin olmadığı belirlenmiştir. 5-FU+C60'ın birlikte kullanımının ise hücre canlılığı üzerinde kısmi bir azalmanın olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan hücreler üzerine 5-FU, C60 ve 5-FU+C60 uygulamalarının ROS seviyeleri DCFD-A testi ile ölçüldü. 5-FU'nun hücre içi ROS'u indükleyerek MCF-7 hücre hattında ROS'u arttırdığı belirlendi. DCFD-A analizinin sonuçlarına göre, C60 fullerenin ve 5-FU+C60 gruplarının MCF-7 hücre hattında; ROS seviyeleri üzerinde anlamlı bir etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. İlaveten p53 ve TIGAR proteinlerinin ekspresyonlardaki değişiklikler Western Blot yöntemi ile incelenerek analiz edildi. 5-FU ve 5-FU+C60 gruplarında p53 ve TIGAR proteinleri ekspresyon seviyelerinde artış olduğu görüldü. Genel olarak, bulgularımız 5-FU, 5-FU+C60 gruplarının MCF-7 hücrelerinde apoptozisi ve otofajiyi indüklediğini göstermektedir.

Havva Aybek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Selenyumun adsorptif sıyırma voltametrisi ve diferansiyel puls polarografisi ile tayini için yöntem geliştirilmesi

SELENYUMUN ADSORPTIF SIYIRMA VOLTAMETRISİ VE DİFERANSİYEL PULS POLAROGRAFİSİ İLE TAYİNİ İÇİN YÖNTEM GELİŞTİRİLMESİ (Doktora Tezi) Recai İNAM GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ekim 1997 ÖZET Bu çalışmanın birinci kısmında Se(IV) 'ün tiyoglikolik asit ile asılı civa damla elektrodu üzerinde (HMDE) adsorptif katodik sıyırma voltametrisi ile (Ads. CSV) tayini amaçlandı. 4 M HC1 ortamında -0,10 V 'da 2 dakikalık biriktirme ile -0,46 V 'da (DKE 'ye karşı) elde edilen Se(IV)-TGA kompleksine ait adsorpsiyon pikinden 6,0xl0"8 - 8,5x1 0"7 M Se(TV) aralığında doğrusal bir kalibrasyon grafiği elde edildi ve tayin sının 2,0x1 0"8 M Se(TV) bulundu. Geliştirilen metodla biriktirme süresi artırıldığında daha düşük miktarlarda Se tayin edilebilmekte ve metodun seçiciliği iyi olduğundan bazı katyonların girişimleri önlenebilmektedir. TGA ve Se(IV)-TGA kompleksi daha önce elektrokimyasal tekniklerle incelenmediğinden normal polarografi, dönüşümlü voltametri (CV), sabit potansiyelli kulometri (bulk elektroliz), kronoteknikler ile incelendi ve bazı kinetik veriler elde edilerek reaksiyon mekanizmaları önerildi. Se(IV)-TGA kompleksinin spektrofotometrik olarak incelenmesinden metal-ligand oranı ve kompleksin kararlılık sabiti belirlendi. İkinci kısımda, selenyumun kurşun, kadmiyum ve bakır bulunan ortamda diferansiyel puis polarografisi (DPP) ile tayini amaçlandı ve yeni bir tayin yöntemi geliştirildi. Selenyumun ve bahsedilen iyonların birbiri ile etkileşiminin nedenleri daha önceden bilinmediğinden yapılmış olan tayinlerin doğru olamayacağı anlaşıldı. Selenyum ile bu iyonların birlikte bulunduğu ortamda yeni bir pik oluşumu gözlendi. Bu pikin bahsedilen iyonlarla selenyum arasındaki intermetalik bileşik oluşumuna ait olduğu anlaşıldı ve bu oluşuma ait reaksiyon mekanizması önerildi Pb+2 + Se^) + 2 e < - - PbSe^). Geliştirilen Ads. CSV metodu insan kanma uygulandığında 345 ± 45 ug/L Se ve aynı kan numunesine DPP ile geliştirilen metot uygulandığında 328 ± 23 ug/L Se ve 850 ± 62 ug/L Pb % 90 güvenirlilik ile tayin edildi. Bilim Kodu : 405.03.01 Anahtar Kelimeler :Diferansiyel puis polarografi, adsorptif sıyırma voltammetrisi, kronoteknikler, tiyoglikolik asit, selenyum (IV), kurşun-kadmiyum tayini, kan Sayfa Adedi : 211 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Güler SOMER

AdsorpsiyonDiferensiyel vurulu polarografiSelenyum+1
Recai İnam
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Aromatik ketonların indirgenmesinde kullanılmak üzere ferrosen içeren kiral fosfinit bileşikleri ve Ru(II) komplekslerinin sentezi

Asimetrik kataliz, enantiyomerik saflıktaki bileşiklere olan gereksinimi karşılamak üzere hızla gelişen bir çalışma alanı haline gelmiştir. Kiral bileşiklerin enantiyosaf olarak elde edilmesi modern organik kimyanın en önemli hedeflerindendir. Etkili bir asimetrik katalizör, yüksek saflıkta elde edilmek istenen bir enantiyomeri yüksek bir verimle ve hızlı bir biçimde sağlar. Kiral metal komplekslerin katalizör olarak kullanımı hem endüstriyel hem de akademik alanda optikçe aktif maddelerin hazırlanması için ekonomik açıdan uygulanabilir güçlü bir metot olarak kabul edilmektedir. Bir metal, bir veya daha fazla kiral fosfor ligandına koordine olduğunda son derece etkin enantiyoseçicilik ve aktivite gösterebilmektedir. Etkin kiral fosfor ligandların özellikle kiral iskelet yapısına sahip olanların geliştirilmesine yönelik çalışmalar asimetrik katalizin en öncelikli konuları arasında yer almaktadır. Aminofosfin, fosfin, fosfit ve fosfinit gibi fosfor içeren ligandların kimyası son yıllarda kapsamlı bir şekilde araştırılmaktadır. Bu bileşikler, basit P-N, P-C ve P-O bağ oluşumu ile çeşitli yapısal değişiklerin gerçekleştirilebildiği potansiyel ligandlar olarak oldukça ilgi çekmektedirler. Çok sayıda modifiye fosfin ve fosfinit ligantları organometalik kimya ve katalizde, hidroformilasyon, hidrosililasyon ve asimetrik transfer hidrojenasyon gibi işlemlerde son derece önemli uygulama alanları bulmuştur. Kiral metalosen ligandları içeren bileşikler, özellikle kiral ferrosenil ligandları, çok yönlü uygulanmalarından dolayı son yıllarda büyük önem kazanmış bir asimetrik katalizör sınıfıdır. Ferrosen grubu, polimer kimyasından biyoorganometalik kimyaya kadar farklı alanlarda geniş bir şekilde incelenmiştir. Uygulama alanları arasında kiral ligandlar kullanılarak gerçekleştirilen asimetrik sentez çalışmaları dikkat çekmektedir. Ferrosen temelli aminofosfin ligandlar, ketonların Ru(II) katalizli asimetrik transfer reaksiyonlarında etkilidir. Enantiyoseçicilik, daha çok karbon merkezli kiral ligandlar tarafından belirlenir ancak düzlemsel kiralite de burada önemlidir. Ferrosen temelli bazı aminoalkol, aminofosfin ve fosfin ligantların Ru(II) kompleksleri ketonların transfer hidrojenasyonunda başarılı bir şekilde kullanılmışlarsa da, ferrosen temelli fosfinitlerin bu tip reaksiyonlardaki katalitik aktiviteleri henüz yeterince incelenmemiştir. Bu çalışmada, değişik R gruplarına sahip kiral bileşiklerden çıkılarak ferrosen temelli alkoller hazırlandı. Bu alkollerin Ph2PCl ile reaksiyonlarından yeni fosfinit ligandlar sentezlenip tanımlanmaları yapıldı. Ayrıca bu ligandların Ru(II) kompleksleri hazırlanıp, ketonların asimetrik transfer hidrojenasyonunda katalizör olarak kullanılabilirlikleri araştırıldı.

Kiral katalizörlerOrganofosforOrganofosfor bileşikleri
Uğur Işık
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İyonik sıvı temelli fosfinit ligandların ve metal komplekslerin sentezi, karakterizasyonu; transfer hidrojenleme reaksiyonlarında katalitik dönüşümlerinin ve biyolojik aktivitelerinin araştırılması

İyonik bir sıvıyı (IL) tanımlayan ilk çalışma 1914 yılında, etilamonyum nitratın ([EtNH3][NO3]; mp 13–14 °C) belirli fiziksel özelliklerini gözlemleyen Paul Walden tarafından yapılmıştır. Yeni bir malzeme sınıfının keşfi, o zamanlar fazla ilgi çekmese de bugün bu çalışma genellikle iyonik sıvılar alanının başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. İyonik sıvılar çevreye zarar vermeyen kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olmaları ve özellikle yapısal ayarlanabilirliklerinden dolayı organik sentezde katalizör veya reaksiyon ortamı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, iyonik sıvı bileşikleri olan 3-(3-kloro-2-hidroksipropil)-1-vinil-1H-imidazol-3-ium klorid (1) ve 3-(3-kloro-2-hidroksipropil)-1-bütil-1H-imidazol-3-ium klorid (2) literatüre uygun şekilde sentezlendi. Sentezlenen imidazol türevi iyonik sıvılar Schlenk-line tekniği kullanılarak -78 °C'de PPh2Cl veya PCy2Cl ile tepkimeye sokularak fosfinit ligandları 3, 4 ve 5 sentezlendi. Ligandlar kararsız olduğundan karakterizasyon işlemleri yapılamadı. Daha sonra bu fosfinit ligandlarının Ru (II) Ir (III) ve Rh(I) kompleksleri (3a-5c) sentezlendi ve karakterizasyonları yapıldı. İyonik sıvılar 1 ve 2 yaklaşık %87, Metal-P-IL kompleksler ise 3a-3c % 85, 4a-4c % 90 ve 5b-5c % 89 verimle sentezlendi. Termal analiz sonuçları incelendiğinde 3a-4c komplekslerinin 138 ºC ile 194 ºC aralığında bozunmadan güvenli bir şekilde kullanılabileceği görüldü. 3a ve 3b Ru (II) komplekslerinin asetofenonun TH'daki katalitik aktivitesi incelendiğinde, reflaks sıcaklığında, 3a için 388 sa-1 ve 3b için 64 sa-1 TOF değeri elde edildi. Bu sonuçlar, Ru-benzen kompleksinin Ru-p-simen kompleksine göre daha iyi olduğunu göstermiştir. Ir (III) komplekslerinin TH sonuçları ise 3c için 45 dak. %98 dön. ve 131 sa-1 TOF değeri elde edilirken, 4c için 5 saatte %93 dön. ve 19 sa-1 TOF değeri elde edildi. Tüm komplekslerinin TH reaksiyonları incelendiğinde Ru-aren komplekslerinin daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. 3a kompleksi için sübstitüe asetofenonun TH reaksiyonları incelendiğinde, 4-F asetofenon için 10 dak. %99 dönüşüm elde edilirken, 2-MeO asetofenon için 90 dak. %93 dönüşüm elde edildi. Geçiş metali içeren birçok kompleks, antimikrobiyal, antioksidan, antikanser gibi biyolojik aktivitelerdeki etkinliği nedeniyle ilgi çekmiştir. Birçok durumda metal kompleksi serbest liganddan daha iyi bir aktivite göstermiştir. % DPPH inhibisyon sonuçları incelendiğinde 4b nolu Ru (II) kompleksi 25 mg L-1' de % 24.19 radikal süpürme aktivite gösterirken, 200 mg L-1'de % 72.27 radikal süpürme aktivitesi göstermiştir. Ayrıca, 4b nolu test bileşiği diğer test bileşiklerine göre tüm konsantrasyonlarda en yüksek aktiviteyi göstermiştir. Test bileşiklerinin tümü kayda değer şelatlama aktivitesi göstermemiştir. Test bileşiklerinin tümü çalışmada kullanılan beş bakteri (E. coli (ATCC 10536), P. aeruginosa (ATCC 9027),S.aureus (ATCC 6538), E. hirea (ATCC 10541), B. cereus) üzerine değişen düzeylerde antibakteriyel etki göstermiştir. Sentezlenen imidazol içeren türevler (1-4c) içerisinde en yüksek antibakteriyel aktiviteyi Ir (III) geçiş metali içeren 4c bileşiği gösterirken (13 mm), vinil grubu içeren iyonik sıvı (1) hiç bir antibakteriyel aktivite göstermemiştir.

Antimikrobiyal aktiviteFosfinitGeçiş metalleri+1
Uğur Işık
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı bitkisel posalardan nano-gözenekli aktif karbonlar üretilmesi ve bazı adsorpsiyon uygulamalarında kullanılabilirliğinin incelenmesi

Bu doktora çalışmasının temelini, sahip olduğu yüksek yüzey alanı ve gözenekliliğinden dolayı geçmişten günümüze önemini hiç kaybetmeden koruyan aktif karbonların hazırlanması çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla yeni tür ucuz aktif karbonların hazırlanması oluşturmaktadır. Aktif karbonların ucuz, bol miktarda ve kolay bulunabilen, endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan atık değeri yüksek bitkisel hammaddelerden elde edilmesi son yıllarda bu alandaki çalışmaların merkezinde yer almaktadır. Bunun için, atık değeri yüksek, temin edilmesi kolay ve ekonomik olan üç farklı bitkisel posadan yeni tür nano-gözenekli aktif karbonların hazırlama koşullarının optimize edilmesi ve onların bazı fiziksel ve kimyasal yöntemlerle karakterizasyonu amaçlanmıştır. Bu amaçla, aktif karbonların hazırlanmasında gıda endüstrisinde işlenme aşamalarından sonra yüksek miktarda oluşan üzüm, domates ve harnup (keçiboynuzu) posaları gibi endüstriyel tarımsal atıklar hammadde olarak seçilmiştir. Seçilen posaların aktif karbon hazırlanmasına uygunluklarını tespit etmek amacıyla bileşen, proksimate, ultimate ve termogravimetrik analizleri gerçekleştirilmiştir. Aktif karbonları hazırlamaya uygun oldukları analizlerle desteklenen posalarla aktif karbonların hazırlanmasında ZnCl2 ile kimyasal aktivasyon yöntemi tercih edilmiştir. Aktif karbonları hazırlama koşullarının optimize edilmesi için azot gazı ortamında sırasıyla aktivatör emdirme oranı, karbonizasyon/aktivasyon sıcaklığı ve karbonizasyon/aktivasyon süresi etkileri incelendi. Optimum hazırlama koşulları olarak emdirme oranı, karbonizasyon/aktivasyon sıcaklığı ve süresi sırasıyla 6:1 gZnCl2/gposa, 600oC ve 1 saat olarak belirlendi. Belirlenen optimum koşullarda hazırlanan aktif karbonların fizikokimyasal özellikleri; yüzey alanı ve gözenek boyut dağılımları, FT-IR, XRD, SEM, proksimate ve ultimate analizler ile Boehm titrasyonu ve yüzey sıfır yük ölçümleri gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal yöntemlerle karakterize edildi. Ayrıca, kimyasal aktivatör etkisini gözlemlemek için ZnCl2 kullanmadan azot atmosferinde belirlenen optimum koşullarda (600 oC ve 1 saat) karbonize edilerek biyokarbonlar ve yine belirlenen optimum koşullarda (600 oC ve 1 saat) karbonizasyon sonucu elde edilen biyokarbonların 800 oC'ta CO2 ile yapılan fiziksel aktivasyonu sonucu fiziksel aktive edilmiş aktif karbonlar hazırlandı. Hazırlanan biyokarbonlar ve fiziksel aktif karbonların yüzey alanı ve gözenek boyut dağılımları analiz edilerek karakterize edildi. Hazırlanan optimal aktif karbonların sulu çözeltiden adsorplama yeteneklerini test etmek üzere tekstil endüstrisinde sıklıkla kullanılan farklı iyonik karakterli boyarmaddeler olan malahit yeşili ve kongo kırmızısı ile ilaç endüstrisinde yaygın olarak kullanılan antibiyotik grubunun önemli bir üyesi olan tetrasiklin adsorplanan olarak kullanıldı. Uzaklaştırma verimlerini optimize etmek için çözelti pH'ı, adsorplayıcı dozu, adsorplanan başlangıç derişimi ve denge süresi, iyonik şiddet (tuz) ve sıcaklık etkileri gibi çeşitli parametrelerin etkileri incelendi. Belirlenen optimum adsorpsiyon koşullarında kinetik ve izoterm çalışmaları gerçekleştirildi. Yapılan kinetik ve izoterm çalışmalarından, adsorpsiyonlarının kısa sürede, yüksek derişimlerde ve yüksek sıcaklıklarda gerçekleştiği gözlenmiştir. Aynı zamanda hazırlanan biyokarbon ve fiziksel aktif karbonlarla optimal aktif karbonların maksimum adsorpsiyon sıcaklıklarında, performans kıyaslaması için adsorpsiyon çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca, hazırlanan optimal aktif karbonların yeniden kullanılabilirliğini tespit etmek için değişik eluentler ile adsorpsiyon-desorpsiyon periyot çalışmaları yapıldı. Yapılan çalışmalar doğrultusunda elde edilen sonuçlar, ülkemizde bol miktarda atık durumunda bulunan ve ilk kez tarafımızdan bu tez kapsamında seçilen üzüm, domates ve harnup (keçiboynuzu) posalarının aktif karbon hazırlamada hammadde olarak kullanılabileceğini, bunlardan elde edilen optimal aktif karbonların gözenek karakteristikleri, çözeltiden farklı kirleticileri adsorplama performansları ve üretim maliyet analizlerinden ucuz ve yüksek adsorplama kapasiteli ticari aktif karbon üretiminde kullanılması için önerilebileceğini göstermiştir. Not: Üzüm posası ve ondan elde edilen optimal aktif karbonunun karakterizasyonuna ilişkin kısmı "Conversion of grape industrial processing waste to activated carbon sorbent and its performance in cationic and anionic dyes adsorption" ismiyle "Journal of Cleaner Production" dergisinde yayınlanmak üzere dergi tarafından kabul edildi. Anahtar kelimeler: Endüstriyel tarımsal atıklar, aktif karbon, Malahit yeşili, Kongo kırmızısı, Tetrasiklin, kinetik, izoterm, termodinamik, desorpsiyon.

Adsorplama özellikleriAdsorpsiyonAdsorpsiyon kinetiği+3
Hasan Sayğılı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2-Alkil-1,3-indandionların alkillenme kinetiğinin incelenmesi

Bu çalışmada, 2-metil-l,3-indandion (MelD) ve 2-etil-l,3~indandionun (EtlD); sırasıyla metil, etil iyodür ve n-propil, n-bütil bromür ile sodyum alkoksit varlığında yerdeğiştirme tepkimesinin kinetik ve termodinamik parametreleri, sodyum enolatm ışık soğurmasının zamanla azalması ölçülerek bulundu. Alkillenme hızlarında alkil grubu büyümesiyle bir düşme gözlendi. Tepkime şartlarının Sn2 mekanizmasına göre ayarlanmasına rağmen aktivasyon enerjisi Sn2 mekanizması ile SnI mekanizmasının yarıştığını gösterdi.Anahtar kelimeler Sayfa adedi Tez yöneticisi 405.02.01 Alkillenme kinetiği, 2-alkil-l,3-indandionlar.

AlkilasyonOrganik kimya
Vehbi Aytekin Sanalan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Manyetik Fe3O4 nanopartiküllerine Candida rugosa lipaz enziminin immobilizasyonu ve rasemik organik asit esterlerinin enantiyoseçimli hidrolizi

Enantiyomerlerin farklı biyolojik aktivite göstermelerinden dolayı, farklı yöntemler kullanılarak enantiyomerikçe saf bileşiklerin elde edilmesi, başta ilaç endüstrisi olmak üzere zirai kimyasallar, gıda ve parfüm endüstrisi için oldukça önemlidir. Lipaz enzimleri, rasemik bileşiklerin rezolüsyonunda yüksek enantiyoseçicilik sağlamaları, kofaktöre ihtiyaç duymamaları, geniş substrat spesifikliği ve kiral tanıma yeteneğine sahip olmaları nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Saf enzim fiyatlarının pahalı oluşu, enzim saflaştırma işlemlerinin uzun zaman alması ve maliyet gerektiren bir işlem olması nedeniyle çalışmalarda, serbest enzim yerine immobilize enzimler kullanılmaktadır. Günümüzde, reaksiyon verimi yüksek ve düşük maliyetli çalışmalar yaparak saf ilaç etken maddelerinin üretimine yönelik araştırmaların devam ettiği bilinmektedir. Bu yüzden, bu araştırmalara katkı sunmak amacıyla bu çalışma doktora tezi olarak hazırlandı. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, manyetik Fe3O4 nanopartikülleri hazırlandı. Hazırlanan nanopartiküllere, enzimi immobilize etmek için iki farklı organik uzatma kolu takıldı. Birinci organik uzatma kolu için (3-aminopropil) trietoksisilan ve glutaraldehit kullanıldı. İkinci organik uzatma kolu için rasemik epiklorhidrin kullanıldı. Hazırlanan manyetik nanopartikül ve organik uzatma kollarına sahip manyetik nanopartiküllerin yapılarının aydınlatılması için SEM, XRD, TGA ve FT-IR kullanıldı. İkinci bölümde, organik uzatma kollarına sahip partiküllere kovalent bağlanma metoduna göre CRL immobilize edildi. Ardından; serbest ve immobilize enzimlerin: enzimatik aktiviteleri, optimum pH'ları, optimum sıcaklıkları, termal kararlılıkları ve depolama kararlılıkları belirlendi. Ayrıca, immobilize enzimlerin tekrar kullanılabilirlikleri de belirlendi. Üçüncü bölümde, immobilize enzimler kullanılarak, rasemik bütil Mandelat esteri, rasemik İbuprofen metil esteri ve rasemik Naproksen metil esterinin enantiyoselektif hidroliz çalışmaları yapıldı. Hidroliz tepkimesi sonucu verim hesabı yapılarak, çalışmanın başarısı değerlendirildi.

Reşit Çakmak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Thalassemialı ve karaciğer sirozlu hastaların kan elemanlarında ve saçlarında çinko tayini

IV THALASSEMIALI VE KARAC1SER SİROZLU HASTALARIN KAN ELEMANLARINDA VE SAÇLARINDA ÇİNKO TAYİNİ (Yüksek Lisans Tezi) Fadime Nazlı DİNÇER BAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN E İLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EYLÜL 1987 ÖZET Bu çalışmada, insan organizmasında önemli eser elementlerden biri oları çinko, kronik çinko eksikliği gösteren iki hasta grubunda, thalassemia ve karaciğer sirozunda incelenmiştir, incelenen bu iki hasta grubunun çeşitli kan elemanları ( p lazma, er i trosi t, serum, 1 ökosi t ) ve saçlarında çinko düzeyleri ile çinko içeren enzimlerden biri olan alkali fosfatazın serumdaki aktivıtesi ölçülmüş ve vücudun çinko durumunu göstermesi bakımından hangileri nin iyi indikatörler olabileceği kar şı 1 aş 1 1 r ı lmışt ir. Yapılan deneylerin ve elde edilen değerlerin korelas yon analizi sonucunda organizmanın çinko durumunu göster mesi bakımından serum, plazma ve saç çinko düzeylerinin ölçülmesinin iyi birer indikatör olabileceği sonucuna var ı lmışt ı r -Ancak birbirini destekleme ve karar vermede daha etkili olması bakımından bunlardan en az ikisinde çinkoV düzeylerinin ölçülmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, insan organizmasının çinko durumunu saptamak amacıyla» plazma ve/veya serum çinko düzeylerinin yanısıra saç çinko düzeylerinin de ölçülmesi gerekmektedir.

Fadime Nazlı Dinçer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1987
00
Master'sOpen AccessTR

Pruitt-baggett katalizörünün iletkenlik ölçümleri ile incelenmesi

Bu araştırmada, propilen oksitin stereoregüler poli- merleşmesinde etkin olan Pruitt-Baggett katalizörü demir (III) klorür ve propilen oksitten hazırlandı. Bu katali zör yüksek vakum şartlarında hazırlandı, depolandı ve deneylerde havaya açılmadan kullanıldı. Taze hazırlanan katalizör çözeltisinin elektriksel iletkenlik gösterdi ği, ancak bu iletkenliğin çözeltinin yaşlanması ile yiti- rildiği gözlendi. Ancak çözeltinin çözücüsü buharlaştı- rıldığında ilk gözlenen iletkenliğin yeniden kazanıldığı gözlendi. Katalizörün molekül ağırlığı izopiyestik yön temle ölçüldü. Ayrıca katalizör spektrofotometrik teknik lerle incelendi.

Haydar Altınok
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1988
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel işlenmiş kırmızıbiber atıklarından değişik koşullarda üretilen nanogözenekli karbonlu materyallerin sulu fazdan bazı su kirleticilerini uzaklaştırma ve süperkapasitör performanslarının incelenmesi

Atık değeri çok yüksek olan endüstriyel işlenmiş kırmızıbiber atıklarından ilk kez çeşitli üretim koşullarında nanogözenekli karbonlu materyaller üretmek ve onların çeşitli su kirleticilerini adsorplama ile elektrot materyali olarak kullanılabilme performanslarını incelemektir. Bu amaçla, öncelikle bu atığın nanogözenekli karbonlu materyaller üretmek için hammadde olarak kullanabilirliği termogravimetrik, biyokimyasal bileşen, proksimate ve ultimate analizleri yapılarak tespit edildi. Sonra, bu atıktan biyosorplayıcı, tek basamaklı KOH aktivasyonuyla belirlenen optimum üretim koşullarında (emdirme oranı: 1,5:1,0 gKOH:gKBA; karbonizasyon sıcaklığı: 700 oC; karbonizasyon süresi: 1 saat) aktif karbon, 700 oC karbonizasyon sıcaklığı ve 1 saat karbonizasyon süresinde pirolitik biyokarbon, üretilen pirolitik biyokarbonun 800 oC karbonizasyon sıcaklığı ve 1 saat karbonizasyon süresinde CO2 ile fiziksel olarak aktive edilmiş biyokarbon; üretilen pirolitik biyokarbon ile FeSO4 ve FeCl3 nanoparçacıklarının bazik ortamda birlikte çöktürülmesiyle üretilen manyetik biyokarbon ve otojenik basınçta 5,0:1,0 gsu:gKBA emdirme oranı, 250 oC karbonizasyon sıcaklığı ve 10 saat karbonizasyon süresinde hidrolitik biyokarbon üretildi. Bunlar, öncelikle proksimate, ultimate, 77 K sıcaklıkta azot gazı adsorpsiyonu, iyot ve metilen mavisi indisleri ile gözenek yapısı, X-ışını difraksiyonu spektroskopisi, taramalı elektron mikroskobu-enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi, Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi, Raman spektroskopisi, titreşimli numune manyetometresi, yüzey sıfır yük pH değeri ve Boehm titrasyonu gibi fizikokimyasal tekniklerle karakterize edildi. Daha sonra, sulu çözeltiden adsorplama kapasitelerini tespit etmek için, metilen mavisi, metanil sarısı, 2,4-diklorofenoksiasetik asit, diklofenak sodyum, bakır ve nitrat gibi farklı gruplara ait su kirleticilerinin sulu ortamdan 25 oC sıcaklığında ve onların doğal pH değerlerinde uzaklaştırmak için adsorpsiyon çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca elektokimyasal hücrelerde elektrot malzemesi olarak kullanımı test etmek için süperkapasitör performansı incelendi. Bu amaçla, nanogözenekli karbonlu materyallerin süperkapasitör performansını test etmek için döngüsel voltametri, sabit akım (galvanostatik) şarj-deşarj ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi kullanıldı. Sonuç olarak, fizikokimyasal tekniklerle karakterizasyonu yapılan kırmızıbiber atığının hem biyosorplayıcı hem de değişik nanogözenekli karbonlu materyallerin üretimi için iyi bir hammadde lduğu belirlendi. Ayrıca sulu çözeltiden kirlilikleri uzaklaştırmada adsorplayıcı ve elektokimyasal hücrelerde elektrot malzemesi olarak kullanımda en yüksek performansın üretilen nanogözenekli karbonlu materyaller arasında aktif karbon ait olduğu tespit edildi.

Kırmızı pul biberKırmızıbiber
Filiz Koyuncu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Demir cevherlerinde bulunan bakırın kazanımı

Bu çalışmada Keban yöresinden temin edilen % 0.69 ve % 2.55 oranında bakır içeren iki ayrı demir cevheri üzerinde deneyler yapılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, her iki cevherde de flotasyon yöntemiyle bakırın zenginleştirilmesi düşünülmüştür. Bakır içeren demir cevherlerinin direkt olarak flotasyon yöntemiyle zenginleştirilmesi mümkün olmamıştır. Bu nedenle her iki cevher numunesinin H2S ile sülfürlenmesi yoluna gidilmiştir. Flotasyon deneylerinde pH'nın, canlandırıcının, bastırıcının, sülfürlemede kullanılan H2S(g) miktarının, tanecik boyutunun, toplayıcı cinsi ve miktarının, köpürtücü cinsi ve miktarının etkisi incelenmiştir. Flotasyon deneylerinde en iyi sonuç % 0.69 oranında Cu içeren 100 mesh boyutundaki 500g cevher örneğinin 7.0125g H2S(g) ile sülfürlenmesi sonucunda yapılan flotasyonundan elde edilmiştir. Bu flotasyonda köpürtücü olarak 0.5 mL (%1) MIBC, toplayıcı olarak 12 mL (%1) Aerophine 3418A ve canlandırıcı olarak 3 mL (5mg/mL) CuSO4 kullanılmış ve pH 9-11'de % 89.96 verimle bakır zenginleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise % 2.55 oranında Cu içeren cevhere sülfürik asitle özütleme işlemi uygulanmış ve bakırın asit çözeltisine yüksek oranda geçmesini sağlamak için çeşitli parametreler incelenmiştir. Bu parametreler asit konsantrasyonu, özütleme süresi, tuz etkisi, tanecik boyutu ve katı/sıvı oranı, SO2(g) ve Na2SO3 etkisidir. İlk olarak asit derişiminin etkisi incelenmiştir. 1.50M, 2.0M ve 2.50M H2SO4 ile yapılan özütleme deneylerinde % 97 üzerinde sonuç elde edilmesine rağmen asit tüketiminin fazla olması nedeniyle 1.0M H2SO4 çözeltisinin daha uygun olduğu belirlenmiştir. İkinci olarak K/S oranı belirlenmiştir. 20 saat sürede 1.0M H2SO4 ile K/S oranının 1/1.5 olduğu koşullarda %98 verimle bakır çözelti ortamına alınmıştır. Üçüncü olarak tanecik boyutunun bakırın özütleme verimi üzerine etkisideneyinde cevher örneği -100-150 mesh, -150-200 mesh, -200 mesh boyutlarına ayrılmıştır. Genel olarak 30dk özütleme süresinde tanecik boyutunun azalmasıyla bakırın çözelti ortamına geçme oranı azalmıştır. Optimum tanecik boyutunun -100 mesh olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü aşamada ise çözelti ortamına alınan bakırın elektroliz yöntemi ile elde edilmesi sağlanmıştır. Özütleme sonrası bakırı elektroliz yöntemiyle uzaklaştırılan çözeltinin titrasyon yoluyla tüketilen asit miktarı belirlenmiş ve cevher tarafından tüketilen asit miktarı kadar asit çözeltiye eklenmiştir. Böylece çözeltinin asit derişimi başlangıçtaki gibi 1.0M yapılmıştır. Bu çözelti ikinci bir özütleme için kullanılarak daha önceki özütleme sonucunda cevherin yapısından çözeltiye geçen diğer tuzların bakırın çözeltiye geçme oranına etkisi incelenmiştir. Çözelti üçüncü bir özütleme için hazırlanmıştır. Tuz etkisinin ikinci özütleme için kullanılan çözeltide bakırın çözeltiye geçme oranını artırdığı fakat üçüncü özütleme için kullanıldığında düşürdüğü gözlemlenmiştir. Bakırın elektroliz yöntemiyle % 99.9 oranında saf elde edildiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Flotasyon, Bakır, Özütleme, Elektroliz

Figen Erek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Glutatyon redüktaz enziminin koyun dalak dokusundan saflaştırılması, karakterizasyonu ve bazı antibiyotiklerin enzim aktivitesi üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada antioksidan metabolizmasının kilit enzimi olan Glutatyon redüktaz (EC 1.8.1.7; GR, Glutatyon: NADP+ oksidoredüktaz) enzimi koyun dalak dokusundan saflaştırıldı. Bu işlem %20-70 arası amonyum sülfat çöktürmesi ve 2', 5'-ADP Sepharose 4B afinite kormatografisi uygulanarak gerçekleştirildi. Neticede enzim %40,61 verimle ve 1564,8 kat saflaştırıldı. SDS-PAGE ile enzimin saflık derecesi kontrol edilip karakterizasyonu yapıldı. Karekterizasyon çalışmalarında; optimum pH : 8,0 ( KH2PO4 tamponu ), optimum iyonik şiddet : 100 mM (KH2PO4 tamponu), stabil pH : 7,0 (KH2PO4 tamponu), optimum sıcaklık : 400C, alt birim molekül kütlesi : 91 kDa olarak tespit edildi. Ayrıca enzimin GSSG ve NADPH substratlarına olan ilgisini belirlemek amacı ile substratların KM sabiti ve Vmax değerleri tespit edildi. NADPH için ; KM sabiti : 0,0061 mM, Vmax değeri 0,259 EÜ/mL, GSSG için ise, KM sabiti : 0,351 mM, Vmax değeri 0,604 EÜ/mL olduğu belirlendi. Bu sonuçlara göre; GR enziminin substratları olan NADPH'a afinitesinin GSSG'ye olandan daha fazla olduğu tespit edildi. Ayrıca koyun dalak GR enzim aktivitesi üzerine bazı ilaçların etkileri araştırıldı. Ampisilin, streptomisin sülfat, gentamisin, sefoperazone sodyum ve prekort-liyo'nun inhibisyon etkisi gösterdiği belirlendi. Bu ilaçların IC50 (mM) değerleri; prekort-liyo :1,27 mM, ampisilin : 3,22 mM, streptomisin sülfat : 7,95 mM, sefoperazon sodyum : 16,97 mM, gentamisin :17,20 Mm, Ki sabitleri; ampisilin : 1,057 ± 0,110, gentamisin : 20,770 ± 8,169, streptomisin sülfat : 3,386 ± 1,305, sefoperazon sodyum : 4,910 ± 0,960 ve precort-liyo : 0,466 ± 0,387, inhibisyon türleri ise; ampisilin ve gentamisin yarışmasız, streptomisin sülfat, sefoperazon sodyum ve precort-liyo yarışmalı olarak tespit edilmiştir.

DalakGlütatyon redüktazKarakterizasyon+3
Çiğdem Çoban
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Synthesis of new phosphinite ligands and their Ru(II) complexes: Investigation of their catalytic application in the asymmetric transfer hidrogenation

In recent years, there has been vast attention to obtain enantiomerically pure compounds as building blocks for bioactive agents and pharmaceuticals. Homogeneous asymmetric catalysis is one of the most successful tools to prepare chiral compounds from inexpensive substrates. Hydrogen transfer reduction processes have been attracted considerable attention from synthetic chemists, since they are operationally simple and highly selective. Particularly, asymmetric transfer hydrogenation is one of the most efficient tools to gain secondary alcohols that are optically active from ketones. Furthermore, transfer hydrogenation reaction is very important because this method is environmentally benign, simple and easy to handle and reaction conditions are not so harsh. The chemistry of phosphinites has also been extensively studied. Because these compounds are very interesting as potential ligands since different structural modifications are accessible via simple P-O formation. Numerous modified phosphinite ligands possess significant uses in organomatallic chemistry and catalysis, providing selective catalysts for hydroformylation, hydrosilylation and asymmetric transfer hydrogenation. In the present work, firstly, (S)-1-[N-(R)-α-Phenylethyl]amino-2-propanol (1) and (2S)-1-{[(2S)-2-hydroxypropyl][(1R)-phenylethyl]amino}propan-2-ol, (2) aminoalcohols were synthesized as precursors for phosphinites. Then, phosphinite ligands (2S)-1-{[(1R)-1-phenyl ethyl]amino}propan-2-yldiphenylphosphinite, 3 and (2S)-1-{[(2S)-2-[(diphenylphosphanyl) oxy]propyl][(1R)-1-phenylethyl]amino}propan-2-yldiphenylphosphinite, 4 were obtained by the reaction of these compounds with Ph2PCl. Treatment of these ligands with [Ru(η6-p-cymene)Cl2]2 or [Ru(η6-benzene)Cl2]2 afforded new Ru(II) complexes 3a-b and 4a-b which were characterized by spectroscopic methods, such as NMR and IR, and elemental analysis. Finally, these complexes were employed as catalyst in transfer hydrogenation reaction of ketones. Generally, high conversions and with some complexes enantiomeric excess (ee) up to 98 % were obtained.

Jalal Abdalla Saeed Khoshnaw
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Synthesis of imine group containing chiral bis(phosphinite) ligands and ru(ii) complexes: Investigation of their catalytic activity in the asymmetric transfer hydrogenation of ketones

Transfer hydrogenation processes are attracting considerable attention in synthetic chemistry due to their operational simplicity. Asymmetric transfer hydrogenation of simple ketones by using chiral catalysts is one of the most significant ways to obtain chiral alcohols in organic synthesis. The most popular ligands employed in asymmetric catalysis are phosphorus containing ones. The common feature of the ligands used for this purpose is to have a C2 symmetry axis. Although there have been many reports on these type ligands and their transition metal complexes, to the best of our knowledge, there are few studies on imine containing bis(phosphinites) and their catalytic activity in asymmetric transfer hydrogenation. In the present study, firstly, 1-({[(1R,2R)-2-{[(2-hydroxynaphthalen-1-yl)methylidene] amino}cyclohexyl]imino}methyl)naphthalen-2-ol was prepared as precursors for phosphinites according to a literature procedure. Then, new chiral C2-symmetric bis(phosphinite) ligands were synthesized the corresponding 1-({[(1R,2R)-2-{[(2-hydroxynaphthalen-1-yl)methylidene]amino}cyclohexyl] imino} methyl)naphthalen-2-ol and two equivalents of (Cy)2PCl, PPh2Cl or P(i-Pr)2Cl in high yields. Ru(II) metal complexes of the chiral phosphinite ligands were synthesized by treating of [Ru(η6-p-cymene)(μ-Cl)Cl]2 with the phosphinites in 1:1 molar ratio in CH2Cl2 and their catalytic activity in asymmetric transfer hydrogenation were investigated in the reaction of acetophenone derivatives with isopropyl alcohol.

Najmuldain Abdullah Saleh
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır ili petrol üretim sahalarının çevre sularına olası etkisi ve elektrokoagülasyon yöntemi kullanılarak arıtılabilirliğinin araştırılması

Ülkemizdeki petrol üretiminin tamamına yakını (% 99.5' i) Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden sağlanmaktadır. Diyarbakır Batman'dan sonra Türkiye'de en fazla petrol üretilen ikinci il. Diyarbakır'da petrol üretim çalışmaları yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Bu çalışmada; Diyarbakır'daki petrol üretim çalışmalarının çevredeki içme suyu, sulama suyu, kullanma suyu, göl, baraj vb. sulara nasıl bir etkisinin olduğu, su kaynakları üzerine herhangi bir kirletici etkisi olup olmadığı ve olası bir kirlilik söz konusu ise bu kirliliğin elektrokoagülasyon yöntemiyle ne kadar etkin bir şekilde giderilebildiği araştırılmıştır. Bu tez çalışması; (I) araştırma sahasından alınan su numunelerinin kalite durumlarının belirlenmesi ve (II) tespit edilen kirliliğin elektrokoagülasyon yöntemi ile arıtılması olarak iki kısımdan oluşmaktadır. İlk aşamada; Diyarbakır petrol üretim sahaları yakınındaki içme suyu, kullanma suyu, göl, baraj vb. sulardan mevsimsel olarak alınan numunelerde pH, elektriksel iletkenlik, çözünmüş oksijen, yağ – gres, kimyasal oksijen ihtiyacı, katyon (Na, K, Ca, Mg, Ba, Li, Fe, Cu, Zn, Mn, Ar, Se, Hg, Ni, Cd, Pb, Al, Co, Cr), anyon (HCO3-, CO32-, Cl-, SO42-, B, P), Polisiklik Aromatik Hidrokarbon (Floranten, Benzo[a]antrasen, Benzo[b]floranten, Benzo[k] floranten, Benzo[a]piren, Fenantren, Antrasen, Krisen, Benzo[e]piren, Dibenzo[a,h]antrasen, Benzo[g,h,i]perilen) analizleri yapılmış; sertlik, bakiye sodyum karbonat (RSC), sodyum absorbsiyon oranı (SAR) ise hesaplama ile belirlenmiştir. Analiz sonuçları; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik (İTASHY), Sağlık Bakanlığı, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY), WHO (Dünya sağlık örgütü), USEPA (Amerika Çevre Koruma Ajansı) kalite kriterlerine göre değerlendirilmiş ve toksik sınır değerlerin üzerinde olan (Fe, Al, Mn, Pb, Cd) parametreler belirlenmiştir. II. aşamada toksik sınır değerlerin üzerinde belirlenen kurşun ve kadmiyumun elektrokoagülasyon yöntemi ile arıtılması demir ve alüminyum elektrot kullanılarak çalışılmıştır. Demir elektrot kullanılarak 500 µg/L kurşun içeren çözelti (% 98), 500 µg/L kadmiyum içeren çözelti (% 95.94), 500 µg/L kurşun ve 500 µg/L kadmiyum beraber içeren (Pb, % 99.17; Cd, % 98.33), 10 µg/L kurşun içeren içme suyu (% 100), 5 µg/L kadmiyum içeren içme suyu (% 100), 10 µg/L kurşun ve 5 µg/L kadmiyum beraber içeren içme suyu (Pb, % 100; Cd, % 100) çözeltilerinde ve araştırma sahasından alınan su numunelerinde kurşun(% 100), kadmiyum (% 100) arıtılmıştır. Alüminyum elektrot kullanılarak 500 µg/L kurşun içeren çözelti (% 91.59), 500 µg/L kadmiyum içeren çözelti (% 78), 500 µg/L kurşun ve 500 µg/L kadmiyum beraber içeren (Pb, % 100; Cd, % 80), 10 µg/L kurşun içeren içme suyu (% 100), 5 µg/L kadmiyum içeren içme suyu (% 35), 10 µg/L kurşun ve 5 µg/L kadmiyum birlikte içeren içme suyu (Pb, % 100; Cd, % 30) çözeltilerinde ve araştırma sahasından alınan su numunelerinde kurşun (% 100), kadmiyum (% 40) arıtılmıştır. Sonuç olarak, Diyarbakır petrol üretim sahaları çevresinden alınan içme suyu, sulama suyu, kullanma suyu vb su numunelerinde yapılan analizlerde Fe, Al, Mn, Pb, Cd toksik sınır değerlerin üzerinde belirlenmiştir. Toksik sınır değerlerin üzerinde belirlenen bu parametrelerden Pb ve Cd'un demir ve alüminyum elektrot kullanarak elektrokoagülasyon yöntemi ile içme ve kullanma sularından giderilebileceği ve bu arıtma işleminde demir elektrotun alüminyum elektrota göre daha etkin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Petrol üretim sahaları, Elektrokoagülasyon, PAH, Su kirliliği, İçme suyu

Hatice Kara
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00