Biruni University
Discipline

Department of Educational Sciences

Biruni University

3,630

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kamu çalışanlarının organizasyonel değişim yönetimi algısı ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: TRT Genel Müdürlüğü örneği

Bu çalışmanın amacı, çalışanların örgütsel değişim algıları ile iş doyumları arasındaki ilişkiyi sorgulamaktır. Çalışmanın amaçlarını gerçekleştirmek üzere tasarlanan araştırma, TRT Genel Müdürlüğü'nde çalışma grubu olarak belirlenen 276 personel üzerinde uygulanmıştır. Örgütsel değişim algıları ve iş doyumlarını belirlemek üzere survey yönteminden ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışanların örgütsel değişim algılarını ölçmek için geliştirilen 25 maddelik ?Değişim Yönetimi Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçek örgütsel değişim algısını dört boyutta (devrimci değişim, geleneksel değişim, planlı değişim ve evrimci değişim) ele almaktadır. Ayrıca, katılımcıların iş doyumlarını ölçmek için geliştirilmiş 17 maddelik ?Değişim Yönetimine İlişkin İş Doyumu Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların örgütsel değişim algıları ile iş doyumu arasında negatif yönde bir ilişki vardır. Özellikle devrimci değişim algısının; geleneksel, planlı ve evrimci değişim algısına göre katılımcıların iş doyumları üzerinde daha negatif etkili olduğu anlaşılmıştır.

DeğişimDeğişim yönetimiKamu personeli+4
Sabriye Akdemir
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçları ve buna yönelik okul yönetimlerinin gerçekleştirdiği uygulamalar

Bu araştırmanın amacı, zorunlu eğitim çağında olan ve sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarını ve buna yönelik okul yönetimleri tarafından gerçekleştirilen uygulamaları belirlemektir.Araştırma, tarama türü nitel bir çalışmadır ve varolan durumun betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini en fazla sokakta çalışan çocuğun bulunduğu Ankara ili Altındağ İlçesindeki ilköğretim okulları ve bu okullara kayıtlı olan ve aynı zamanda sokakta çalışan çocuklar oluşturmaktadır. Örnekleme en fazla sokakta çalışan çocuğun kayıtlı olduğu 12 ilköğretim okulu dahil edilmiştir. Çalışmaya bu okullarda kayıtlı 86 öğrenci, 12 okul yöneticisi ve 16 veli katılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla çocuklar ile görüşme ve gözlem yapılmıştır. Çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerçekleştirilen okul yönetimi uygulamamalarını belirlemek amacıyla okul yöneticileri ile görüşme yapılmıştır. Çocukların çalışma nedenlerini belirlemek amacıyla ise çocuğu sokakta çalışan veliler ile görüşme yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, kapalı uçlu olan sorularda frekans ve yüzde dağılımlarından yararlanılmış, açık uçlu sorularda ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, sokakta çalışan erkek çocukların sayısı kız çocuklardan fazladır. Çocukların büyük çoğunluğu 6. ve 7. sınıf öğrencileridir ve devamsızlıkları fazladır. Okuldan arta kalan zamanlarının büyük kısmını sokakta çalışarak geçirmektedirler. Çocuklar; sokakta simit satıcılığı, ayakkabı boyacılığı, mendil, yara bandı satıcılığı, kağıt toplayıcılığı, tartıcıklık, pazarcılık ve otomobil camı siliciliği yapmaktadırlar. En çok yapılan iş ise mendil, yara bandı vs satıcılığıdır. Çalışan çocuklar yoksul ailelerden gelmektedir ve ailelerinin eğitim durumları düşüktür. Çocukların çalışma nedeni yoksulluk olarak belirlenmiştir. Çocuklar sokakta çalışırken polis ve zabıtadan sözlü uyarı ve küfür şeklinde tepki aldığını belirtmektedir. Sokaktaki çeteler ve diğer insanlar ise bu çocuklara sözlü ve fiziksel şiddet uygulamakta, suça yönlendirmektedir. Çocukların büyük çoğunluğunun en az bir sağlık sorunu bulunmaktadır.Çocukların; temizlik alışkanlığı, trafik kurallarına uyma, serbest zamanlarını verimli kullanma, okuma alışkanlığı, sorumluluklarını yerine getirme, ders çalışma, amaç belirleme, ülkesi ve diğer ülkelerde olan olayları takip etme, Türkçeyi doğru ve akıcı kullanma, okuduğunu anlama, kendini sözlü olarak ifade etme, dinleme konularında eğitim gereksinimleri belirlenmiştir. Çocukların çevreyi ve hayvanları koruma konusunda ise eğitim gereksinimleri bulunmadığı belirlenmiştir. Çocukların çoğu sigara kullanmadığını ifade etmiştir.Okul yöneticilerinin, okullarında kayıtlı olan ve aynı zamanda da çalışmakta olan çocukları ve sayılarını belirlemediği saptanmıştır. Çocukların dıştan gelen iletilere kapalı olmaları, okula karşı olumsuz tutum geliştirmeleri, okul devamsızlıklarının fazlalığı, şiddete eğilimli olmaları, gelecekle ilgili hedeflerinin olmaması, topluma güven duymamaları okul yönecilerinin en çok karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Okullarda çalışan çocukların eğitimi, sportif ve kültürel eksiklikleri için telafi eğitimi, kurslar ve etkinlikler düzenlememektedir. Bunun nedeni olarak da en çok; öğretmenlerin isteksizliğini ve okulların fiziksel yetersizlikleri belirtilmişdir. Okul yöneticilerinin çalışan çocukların velileri ile iletişimlerinde yetersizlik gözlenlenmiştir. Okul yöneticilerinin çalışan çocuklar ile ilgili olarak MEB'den beklentileri vardır ve bu beklentilerin en önemlileri, ailelerin eğitilmesi ve sokakta çalışan çocuklar için yaz kampları düzenlenmesidir.

Eğitim ihtiyaçlarıOkul yönetimiSokak çocukları+2
Sultan Bilge Keskinkılıç Kara
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve İranlı üniversite öğrencilerinin eş seçimi ile ilgili görüşleri

Bu araştırmada, Türk ve İranlı üniversite öğrencilerinin eş seçimiyle ilgili görüşlerinin ülke, cinsiyet ve öğrencilerin devam ettikleri bölümlere göre incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de Gazi Üniversite'sinden 384 öğrenci, İran'da Tebriz Üniversite'sinden 374 öğrenci olmak üzere toplam 758 öğrenci oluşturmaktadır. Her iki gruptan elde edilen veriler, bu araştırma için geliştirilmiş bir ölçme aracı ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizlerinde Kay-Kare testi ve çift yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır.Araştırmanın verilerine göre, her iki ülkenin öğrencilerin de en uygun evlenme yaşını genelde 26-29 yaş aralığı olarak görmektedirler. Bu yaş aralığını belirten Türk öğrencilerin oranı İranlı öğrencilerinden anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin, evlenecekleri kişiye kimin karar vermesi gerektiğine ilişkin görüşlerinde anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Türk öğrenciler daha çok kendilerinin karar vermeleri gerektiğini belirtirken, İranlı öğrenciler ise daha çok aileleriyle birlikte karar vermeleri gerektiğini belirtmişlerdir.Öğrencilerin eş seçiminde tercih ettikleri ölçütler incelendiğinde, her iki grupta da ?dürüst olmak, saygılı olmak, sadık olmak, cana yakınlık, iyi meslek sahibi olmak, iyi maddi gelir ve güvenilir kişiliğe sahip olmak? ölçütlerinin ilk sıralarda yer aldığı görülmüştür. ?Dürüst olmak, eve bağlılık, karşılıklı sevgi, saygılı olmak, okuma kültürüne sahip olmak? özelliklerini Türk öğrenciler İranlı öğrencilere göre daha çok tercih etmektedir. ?Anlayışlı olmak, giyim tarzının istediğim gibi olması, ilgi alanı benzerliği, fiziksel ve ruhsal sağlık? özelliklerini ise İranlı öğrenciler daha çok tercih etmektedir. Her iki grupta da kız öğrenciler ?eve bağlılık, saygılı olmak, iyi maddi gelir, fiziksel çekicilik, iyi meslek sahibi olmak, eğitim benzerliği, iyi sosyal statü? ölçütlerini erkeklere göre daha çok tercih etmektedir. Erkekler ise ?iyi yemek yapmak? özelliğini kızlara göre daha çok tercih etmektedir.Sosyal alan öğrencileri ?eve bağlılık, iyi maddi gelir, iyi meslek sahibi olmak özelliklerini fen alanı öğrencilerine göre daha çok tercih ederken, fen alanı öğrencileri de ?fiziksel çekicilik, iyi yemek yapmak? özelliklerini daha çok tercih etmektedir.

EvlilikEğitim sosyolojisiEş seçimi+4
Naimeh Farajzadeh Soureh
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsamlı psikolojik danışma ve rehberlik programı rehberlik etkinliklerinin sınıf rehber öğretmenleri ve rehber öğretmenler tarafından uygulanma durumları

Bu araştırmanın amacı, Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı Rehberlik Etkinliklerinin ilköğretim düzeyinde uygulanmasına yönelik sınıf rehber öğretmeni ve rehber öğretmenlerin algılarını saptamaktır.Bu araştırma sınıf rehber öğretmenleri ve rehber öğretmenlerin (psikolojik danışman) kapsamlı psikolojik danışma ve rehberlik programı rehberlik etkinliklerini kullanma durumunu ortaya çıkarmaya çalışan durum saptamaya yönelik betimsel bir araştırmadır. Araştırma örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında, Ankara ili Yenimahalle ilçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okulları içerisinden random yöntemle seçilmiş 24 ilköğretim okulunda çalışan 173 kadın, 109 erkek olmak üzere toplam 282 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?Rehberlik Etkinlikleri Kullanılma Durumları Anketi? kullanılmıştır. Anket 1. sınıftan 8.sınıfa kadar her sınıf düzeyindeki sınıf rehber öğretmenleri ve okul rehber öğretmeni için dokuz farklı şekilde hazırlanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde frekans ve yüzde istatistiksel işlemleri kullanılmıştır.Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:Araştırmaya katılan Sınıf rehber öğretmenleri ve rehber öğretmenler 1. sınıftan 8. sınıfa kadar bütün sınıf düzeylerindeki rehberlik etkinliklerinde bulunan soruların öğrenciler tarafından kolayca yanıtlandığını, etkinliklerin öğrencilerin gelişim düzeyine uygun olduğunu, oturma düzeninin etkinlikler için uygun bir sınıf düzeni olduğunu ve etkinlikte bulunan formların kolayca doldurulduğunu düşünmektedir.İlköğretim birinci kademe sınıf rehber öğretmenleri ikinci kademe sınıf rehber öğretmenlerine göre etkinlikler için ayrılan sürenin yeterli olduğu, öğrencilerin etkinliklere katılmada istekliliği ve etkinlikte kullanılan materyallerin kolayca karşılanması konusunda daha olumlu düşünmektedir.İlköğretim birinci kademe sınıf rehber öğretmenleri rehberlik etkinliklerinin kalabalık sınıflarda kolayca uygulanabildiğini düşünürken ilköğretim ikinci kademe sınıf rehber öğretmenleri etkinliklerin kalabalık sınıflarda kolayca uygulanamadığını ya da bu konuda kararsız olduklarını düşünmektedir.

EtkinlikPsikolojik danışmaRehber öğretmenler+1
Mine Uludağ Tüfekçi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

"Kalite ve kaliteli üniversite" kavramlarına ilişkin üniversite öğrencilerinin algıları: Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi örneği

Bu çalışmada, yükseköğretim kurumlarının en önemli paydaşları olan öğrencilerin kalite, kaliteli üniversite, kaliteli öğretim ve kaliteli öğretim elemanının özelliklerine ilişkin algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu araştırma betimsel türde olup, çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı yardımıyla, öğrencilerden elde edilen yazılı yorumların analizi içerik analizi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmada verilerin toplanması amacıyla öğrencilerin kişisel özelliklerinin ve 4 açık uçlu maddenin yer aldığı iki bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir.Çalışmanın hedef evrenini; 2009?2010 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi'nde öğrenim gören tüm öğrenciler, ulaşılabilir evrenini ise Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem ise; Türkçe, Sosyal Bilgiler, Matematik, Fizik, İngilizce, Müzik, Resim-İş Eğitimi ile Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim dallarının birinci ve son sınıflarında okuyan toplam 493 öğrenci olarak seçilmiştir. Örneklem seçiminde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yönteminin bir alt boyutu olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır (Yıldırım ve Şimşek, 2006; Büyüköztürk ve diğerleri, 2008; Böke, 2009).Araştırmanın bulgularında, öğrencilerin Harvey ve Green (1993)'in kalite anlayışlarından en fazla vurgu yaptıkları anlayış ?amaca uygunluk anlamında kalite? olarak belirlenmiştir. Kaliteli bir üniversitede bulunması gereken özellikler sorulduğunda ise, öğrencilerin kaliteli bir üniversitede bulunmasını en çok arzu ettikleri özelliklerin `eğitim ve öğretim' alanında gerçekleştirilmesi gereken özellikler olarak vurgulandığı belirlenmiştir.Tüm hizmet alanlarında kalite geliştirme çalışmaları yürütülürken, tüm paydaşların ihtiyaçlarının belirlenmesi, onların görüşlerinin alınması ve bu görüşlerin değerlendirmeye dâhil edilmesi çok önemli bir yaklaşımdır. Yükseköğretim kurumlarında da kalite çalışmaları yapılırken, kurumların bir bütün olarak nitelikli olması için eğitim programlarının, hedeflere ulaşmada kullanılan yöntemlerin, öğrenci başarılarının, mezun sayılarının vb. öğrenci görüşleri dikkate alınarak sürekli olarak gözden geçirilmesi gerekmektedir.

KaliteYükseköğretimÖğrenci algısı+2
Yasemin Demirhan Yüksel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 8.sınıf öğrencilerinin saldırganlık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırma ilköğretim 8.sınıf öğrencilerinin; saldırganlık düzeyleri ile algılanan sosyal destek düzeyleri (genel, ailelerinden, arkadaşlarından ve öğretmenlerinden) arasında ilişki olup olmadığını; ayrıca saldırganlık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin cinsiyete, algılanan ekonomik düzeye, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-baba ile birlikte kalıp kalmama durumuna, anne-baba birliktelik durumuna, anne ve babanın eğitim düzeylerine göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara İli Çankaya, Gölbaşı ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı dokuz resmi ilköğretim okulunun 8.sınıflarında öğrenim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü 306 kız 284 erkek olmak üzere toplam 590 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırmada, öğrencilerin saldırganlık düzeyleri ile ilgili veriler Tuzgöl (1998) tarafından geliştirilen ?Saldırganlık Ölçeği? ile; algılanan sosyal destek düzeyleri ile ilgili veriler Yıldırım (1997) tarafından geliştirilen ve Yıldırım (2004a) tarafından revizyonu yapılan ?Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? ile ve bağımsız değişkenlere ilişkin veriler de araştırmacı tarafından hazırlanan `Kişisel Bilgi Formu' ile toplanmıştır.Verilerin analizinde SPSS 17 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde bağımlı değişkenler arasındaki ilişkide Pearson Moment Korelasyon Analizi, gruplar arasındaki farklar test edilirken bağımsız değişkenin boyut sayısı iki olduğunda t- Testi, ikiden çok olduğunda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. F değerinin önemli olması durumlarında grup ortalamaları arasındaki farkın kaynağını belirlemek için Tukey-Kramer testi kullanılmıştır.Bu araştırmada aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:?Öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyleri arttıkça saldırganlık düzeylerinin azaldığı,?Erkek öğrencilerin saldırganlık düzeyinin kız öğrencilerden daha yüksek olduğu ve saldırganlık düzeyinin; algılanan ekonomik düzeye ve algılanan akademik başarı düzeyine, anne-baba ile birlikte kalıp kalmama ve anne-babanın birliktelik durumuna, anne ve babanın eğitim düzeylerine göre değişmediği,?Kız öğrencilerin; algılanan ekonomik düzeyi, algılanan akademik başarı düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi daha yüksek olanların; anne-babası ile birlikte kalanların; anne-babası birlikte olanların genel olarak çevresinden daha yüksek düzeyde sosyal destek algıladığı,?Kız ve erkek öğrencilerin ailelerinden eşit düzeyde sosyal destek algıladığı; algılanan ekonomik düzeyi ve algılanan akademik başarı düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi daha yüksek olanların; anne-babası ile birlikte kalanların ve anne-babası birlikte olanların ailelerinden daha yüksek düzeyde sosyal destek algıladığı,?Kız öğrencilerin, algılanan akademik başarı düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi daha yüksek olanların arkadaşlarından daha yüksek düzeyde sosyal destek algıladığı; arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyinin algılanan ekonomik düzeye, anne-baba ile birlikte kalıp kalmama ve anne-baba birliktelik durumuna göre değişmediği,?Kız öğrencilerin, algılanan ekonomik düzeyi, algılanan akademik başarı düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi daha yüksek olanların, anne-babası ile birlikte kalanların, anne-babası birlikte olanların öğretmenlerinden daha yüksek düzeyde sosyal destek algıladığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış ve bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, algılanan sosyal destek

Algılanan sosyal destekSaldırganlıkİlköğretim öğrencileri
Seda Ustabaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim okul müdürlerinin liderlik stilleri ve iletişim becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretimde görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır.Bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2009?2010 eğitim-öğretim yılında, Ankara ili merkez ilçelerinden Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle sınırları içinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 14969 öğretmen ve 319 okul müdürü oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, ulaşım kolaylıkları ve evreni temsil edecek okul sayısına sahip olmaları nedeniyle Keçiören, Çankaya, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde görev yapan müdür ve öğretmenler oluşturmaktadır. Bu 4 ilçedeki lise sayısı 200, bu okullardaki toplam öğretmen sayısı 9161 ve müdür sayısı 200'dür.Bu araştırmada okul müdürlerinin liderlik stillerini belirlemek için ise ?Çok Faktörlü Liderlik Anketi - Değerlendirme Formu (5x Kısa)? ve iletişim becerileri düzeylerini belirlemek için ?Okul Yöneticilerinin İletişim Sürecindeki Etkililiği Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: Ortaöğretimde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin iletişim becerilerine ilişkin algıları orta düzeydeyken, okul müdürlerinin kendi görüşlerine göre iletişim becerilerine ilişkin algıları üst düzeydedir. Ortaöğretimdeki öğretmen ve okul müdürlerinin görüşlerine göre iletişim becerilerine yönelik anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Ortaöğretim kurumunda görev yapan okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik stillerine ilişkin algıları öğretmen görüşlerine göre daha olumlu iken, işlemci liderlikte ise öğretmen görüşlerinin okul müdürlerinin görüşlerine göre daha olumlu olduğu görülmektedir.Araştırmanın sonuçlarına göre, okul müdürlerinin iletişim becerilerinin dönüşümcü liderliğin geneli ile kuvvetli ilişkili olduğu, diğer yandan iletişim becerilerine ilişkin genel düzeyin işlemci liderliğin geneli ile ilişkili olmadığı görülmektedir.Bu araştırmanın sonucu olarak, okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik becerileri arttıkça okulda öğretmen ve yöneticiler arasında iletişimin arttığı, okul müdürlerinin işlemci liderlik becerileri arttığında ise de okul yöneticileri ile öğretmenler arasında iletişimin azaldığı ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: İletişim, Örgütsel İletişim, Dönüşümcü Liderlik, İşlemci Liderlik

LiderlikOkul yöneticileriOrtaöğretim okulları+2
İpek Çetinkaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okullarında görevli öğretmen ve yöneticilere yönelik duygusal yıldırma davranışlarının incelenmesi: Yıldırma davranışlarının meydana gelmesinde etkili olan faktörler

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görevli öğretmen ve yöneticilerin görüşlerine göre, yıldırma davranışlarının yaşanmasında etkili olan bireysel, örgütsel ve sosyal faktörleri saptamaktır.Araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın evreni, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerdir. Araştırmanın alt evreni, illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması temel alınarak seçilmiştir. Alt evrende bulunan illerden, random yöntemi ile okullar alınmıştır. Bu okulların her birinden rastgele seçilen 3'ü sınıf öğretmeni, 2'si branş ve 1'i yönetici olmak üzere toplam 6 katılımcı örnekleme dahil edilmiştir. Örneklem büyüklüğü 1330 kişidir.Araştırmanın veri toplama aracı araştırmacı tarafından Ankara ilinde bulunan 4 ilçede uygulanarak geliştirilmiştir. Veri toplama aracı uzman görüşler ve faktör analizi sonucunda MEB-EARGED tarafından belirlenen okullarda uygulanmıştır. Toplanan veriler, bilgisayar ortamında, SPSS programında ve amaçlara uygun hazırlanan bir dosyaya kodlanmıştır. Kodlanan bu veriler, araştırma amaçlarına uygun bir şekilde işlenerek bilgiye dönüştürülmüş elde edilen bulgular yorumlanmıştır.Araştırmanın nitel boyutu için veri toplama aracı, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Bu veri toplama aracında, nedenlerle ilgili boyutların sorulması için sonda sorular hazırlanmıştır. Pilot uygulama olarak Ankara ilinde iki ilçede toplam 6 kişiye uygulanmıştır. Nitel boyutun verileri araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmanın bu bölümü, yıldırma davranışları yaşamış 10 gönüllü katılımcıdan oluşur.Araştırmada elde edilen veriler frekans, yüzde ve aritmetik ortalama, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Mann-Whitney U- testi ve Kuruskal Wallis testi kullanılarak hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretim okullarında en çok meydana gelen yıldırma davranışları ?Kişi hakkında söylenti ve dedikodu çıkarılması?, ?Kişinin göz ardı edilmesi, dışlanması, olayların dışında bırakılması? ve ?Kişinin görüş, fikir ve önerilerinin dikkate alınmaması? davranışları olduğu saptanmıştır. İlköğretim okullarında görev yapan, müdür yardımcılarının okul müdürü ve öğretmenlere göre, lisansüstü eğitime sahip olan yöneticilerin lisans ve ön lisans eğitime sahip olanlara göre daha çok yıldırma davranışlarına maruz kalmaktadır. Erkekler daha çok yıldırma davranışlarını uygulayan rolünde iken kadınlar daha çok kurban rolündedir. Erkek tanıklar yıldırma davranışlarına açıkça karşı gelirken, kadın tanıklar kurbanı gizlice desteklemeyi tercih etmektedir. Kadın kurbanlar, yıldırma davranışlarıyla yüzleşerek çözüm aramakta erkeklere göre daha cesaretli davranmaktadır. Ayrıca yıldırma davranışlarının meydana gelmesini en çok etkileyen alt faktörlerin sırasıyla örgüt kültürü, yıldırma davranışlarının uygulayanların kişilik özellikleri, kurbanın kişilik özellikleri ve pasif kişiliği faktörleri olduğu saptanmıştır. Bunun yanı sıra yıldırma davranışlarına en çok neden olan davranışların, ödül ve cezaların adil olmaması, çalışmaların takdir edilmemesi ve sorunların çözümünün hiç konuşulmaması olarak saptanmıştır.

Eğitim psikolojisiMobbingOkul yöneticileri+3
Abbas Ertürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin başarı hedef yönelimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin başarı hedef yönelimlerinin; ana-baba tutumu, algılanan sosyal destek, algılanan yetenek, algılanan akademik başarı düzeyleri ve cinsiyetlerine göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 887 kişiden oluşmaktadır.Araştırmanın bağımlı değişkeni olan başarı hedef yönelimlerini belirlemek için Başarı Amaç Oryantasyonları Ölçeği; algılanan sosyal desteği belirlemek için ?Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği?, ana-baba tutumlarını belirlemek için ?Ana-baba Tutum Ölçeği? kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde bağımlı değişkenle ilişkide olan yordayıcı değişkenlerin başarı hedef yönelimini ne derece açıkladığının bulunması için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yöntemi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin başarı hedef yönelimlerinin algılanan akademik başarı ve algılanan yetenek'e göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One-Way Anova) uygulanmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda bu farkın hangi akademik başarı ve hangi yetenek alanından kaynaklandığını bulmak amacıyla `Scheffe Testi' kullanılmıştır. Ayrıca başarı hedef yönelimi ile cinsiyet arasındaki ilişkinin ölçümü için t testi uygulanmıştır.Bu araştırmada aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:Ustalık hedef yönelimini benimseyen öğrenciler daha çok demokratik ana-baba tutumuna sahipken, performans yaklaşma hedef yönelimini benimseyenler koruyucu ana baba tutumuna, performans kaçınma hedef yönelimine sahip öğrenciler ise otoriter ana baba tutumuna sahiptir. Algılanan sosyal destek ile başarı hedef yönelimi ilişkisinde, aile sosyal desteği hisseden öğrenciler ustalık hedef yönelimini benimsemektedir. Algılanan akademik başarı düzeyi yüksek olan öğrenciler algılanan akademik başarı düzeyi düşük olan öğrencilere göre ustalık hedef yönelimini daha fazla benimsemektedirler.Algılanan yetenek düzeyi yüksek olan öğrenciler algılanan yetenek düzeyi düşük olan öğrencilere göre ustalık hedef yönelimini daha fazla benimsemektedirler. Algılanan yetenek düzeyi düşük olan öğrenciler yüksek olanlara göre performans kaçınma hedef yönelimini benimsemektedirler.Kız ve erkek öğrencilerin başarı hedef yönelimleri cinsiyete göre değişmektedir.

Akademik başarıAlgılanan sosyal destekAna-baba tutumu+5
Sinem Tutaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesleki seçim hedeflerinin kariyer engelleri ve sosyal bilişsel değişkenler tarafından yordanmasına ilişkin bir model sınaması

Bu araştırmanın amacı üniversite birinci sınıf öğrencilerinin kariyer engelleri, öz-yetkinlik, sonuç beklentileri ve ilgileri ile mesleki seçim hedefleri arasındaki ilişkilerini bir model çerçevesinde incelemektir.Çalışma grubuna, birinci sınıfa devam eden 520 kız, 221 erkek ve 2 cinsiyet belirtmeyen toplam 743 üniversite öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında Algılanan Kariyer Engelleri Ölçeği, Matematik Öz-Yetkinlik Ölçeği, Mesleki Sonuç Beklentileri Ölçeği, Temel Bilim İlgisi Ölçeği ve Mesleki Seçim Hedefleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS, AMOS ve LISREL istatistik paket programlarıyla analiz edilmiştir. Araştırmada önerilen hipotezleri sınamak için Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonuçları algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve bilim ilgisinin doğrudan ve dolaylı olarak mesleki seçim hedefleriyle ilişkili olduğunu ve sınanan bu model bir bütün olarak mesleki seçim hedefleri ile doğrudan ilişkilidir. Algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve bilim ilgisi mesleki seçim hedefleri ile doğrudan ilişkilidir. Algılanan kariyer engelleri ve mesleki seçim hedefleri ilişkisinde matematik öz-yetkinliğinin aracı değişken olduğu söylenebilir. Matematik öz-yetkinliği mesleki seçim hedefleri ilişkisinde bilim ilgisinin, aracı değişken olduğu söylenebilir. Algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve mesleki sonuç beklentileri ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkilidir. Matematik öz-yetkinliği mesleki sonuç beklentileri ve bilim ilgisi ilişkileri (orta düzeyde) anlamlıdır. Algılanan kariyer engelleri bilim ilgisi ilişkileri pozitif, düşük düzeyde ancak anlamlıdır. Toplam ilişkiler karşılaştırıldığında, mesleki seçim hedefleri üzerinde diğer yordayıcılara göre matematik öz-yetkinliğinin en önemli yordayıcı olduğu görülmüştür. Bunu sırasıyla algılanan kariyer engelleri ve bilim ilgisi izlemektedir. Sonuçlar literatür ve kuramlar açısından tartışılmış, ileride yapılacak araştırmalara ve uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kariyer engelleri, öz-yetkinlik, sonuç beklentileri, seçim hedefleri

KariyerKariyer engelleriMeslek seçimi+2
Mustafa Sürücü
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Boş zamanların değerlendirilmesinde ilköğretim okullarındaki öğrenci kulüplerinin yeri

Bu araştırmanın amacı, boş zamanların değerlendirilmesinde ilköğretim okullarındaki öğrenci kulüplerinin yerinin incelenmesidir.Bu araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri literatür taraması, okullardan alınan resmi yazılar ve araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla elde edilmiştir.Araştırma, pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama 2009-2010 eğitim öğretim yılı bahar döneminde taşra ilçe merkezlerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarının 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrencilerin (N=81) katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Asıl uygulama ise 2010-2011 eğitim öğretim yılı güz döneminde Ankara ili Çamlıdere, Evren, Güdül, Haymana, Kalecik, Nallıhan, Şereflikoçhisar ilçe merkezlerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarının 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrencilerin katılımıyla (N=1058) gerçekleştirilmiştir.Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve aritmetik ortalamaların ortalaması teknikleri kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular, ilköğretim okullarının fiziksel olanaklarının öğrenci kulüplerinin ihtiyaçlarını iyi düzeyde karşılayabildiğini, yönetici ve öğretmenlerin öğrenci kulübü etkinliklerinin amacına uygun olarak gerçekleşmesine iyi düzeyde özen gösterdiğini, ailelerin ve çevrenin öğrenci kulübü etkinlikleri hakkında olumlu görüşlere iyi düzeyde sahip olduğunu, öğrenci kulübü etkinliklerinin boş zamanların değerlendirilmesinde olumlu yönde önemli bir rol oynadığını ve boş zamanların değerlendirilmesini sağlama yeterliliğine iyi düzeyde sahip olduğunu göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Boş zaman, boş zaman değerlendirme, öğrenci kulüpleri, ders dışı etkinlikler.

Boş zamanları değerlendirmeEğitim programlarıÖğrenci kulüpleri+2
Emel Eminoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik İyimserlik Ölçeğinin Türkçeye uyarlanabilirliğinin incelenmesi

Bu araştırmada Hoy ve arkadaşları (2006?2009) tarafından geliştirilen Akademik İyimserlik Ölçeği Okul ve Öğretmen Formları Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırmada ilk olarak, toplamda 41 madde olan Akademik İyimserlik Ölçeği Türkçeye çevrilmiştir. Uzman görüşleri doğrultusunda bazı maddeleri düzeltilen ölçek daha sonra çeviri uygunluğunu test etmek amacıyla İngilizce versiyonu ile birlikte, 2009?2010 eğitim ve öğretim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği 4. sınıfına devam eden 50 öğrenciye uygulanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, 2009?2011 eğitim ve öğretim yıllarında Kastamonu merkez il ve ilçelerde bulunan, resmi ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinden elde edilen ölçümler üzerinde yapılmıştır. Bu çalışma üç katılımcı grubu ile gerçekleştirilmiştir. Bu gruplarda yer alan sınıf öğretmenleri büyük çoğunlukla aynı kişilerden oluşmaktadır. İlk grup 350'si erkek, 300'ü kadın olan toplam 650 sınıf öğretmeninden oluşmakta ve hizmet süreleri 3-28 yıl arasında değişmektedir. İkinci grup 115'i erkek, 109'u kadın olup toplam 224 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır ve hizmet süreleri 8-36 yıl arasındadır. Üçüncü grup ise 341'i erkek, 312'si kadın toplam 653 sınıf öğretmeninden oluşmakta ve hizmet süreleri 3-38 yıl arasında değişmektedir Bu gruplardan ayrı olarak test tekrar test güvenirlik çalışması için 50 öğretmene ölçekler iki hafta ara ile uygulanmıştır. Bu çalışmaya katılan sınıf öğretmenlerinden 25'i erkek, 25'i kadındır ve hizmet süreleri 1-15 yıl arasında değişmektedir.Verilerin analizinde SPSS 18, Lisrel 8.80 ve Factor 8.02 paket programları kullanılmıştır. Akademik İyimserlik Ölçeği Okul ve Öğretmen Formlarından elde edilen ölçümlerin güvenirliklerini incelemek amacıyla test tekrar test ve iç tutarlık (Cronbach alfa) katsayıları hesaplanmıştır. Yapı geçerliği çalışması kapsamında betimleyici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Buna ek olarak, İyimserlik, Kişilerarası Öz Yeterlik, Öfke ve Utangaçlık Ölçekleri ile Akademik İyimserlik Ölçeği arasındaki ilişkiler benzeme ve ayırt etme geçerliği kapsamında test edilmiştir.50 öğretmene iki hafta ara ile ölçeklerin iki kez uygulanmasından elde edilen ölçümler için test tekrar test güvenirlik katsayıları .80 ile .96 arasındadır. Üç ayrı uygulamadan elde edilen ölçümler üzerinde Akademik İyimserlik Ölçeği Okul Formunun iç tutarlık (Cronbach alfa) katsayıları ortak öz yeterlik için .06 ile .46, veli ve öğretmen güveni için -.12 ile .46 ve akademik vurgu için .00 ile .50 aralığındadır. Okul Formu için toplamda iç tutarlık katsayısı ise .04 ile .63 arasındadır. Akademik İyimserlik Ölçeği Öğretmen Formuna ait iç tutarlık katsayıları öz yeterlik için -.08 ile .40, güven için -.03 ile .39 ve akademik vurgu için .12 ile .26 arasındadır. Formun bütünü için iç tutarlık katsayısı .02 ile .47 aralığındadır.Akademik İyimserlik Ölçeği Okul ve Öğretmen Formunun Türkçe versiyonundan elde edilen ölçümlerin kuramsal yapıya uygunluğu öncelikle doğrulayıcı faktör analizi ile incelenmiştir. Öğretmen Formu genel uyum katsayılarının ortanca değerleri ?2: 48.96, sd: 41, CFI: .71, GFI: .96, AGFI: .94 ve RMSEA: .03; Okul Formu için ?2: 580.52, sd: 402, CFI: .16, GFI: .68, AGFI: .63 ve RMSEA: .07'dir. Genel uyum katsayılarının kabul edilebilir sınırlar altında kalmasının bir nedeni olarak, ölçeğin faktör yapısının Türk kültürü için farklı olabileceği düşünülmüştür. Bu düşünce ile üç ayrı uygulama için yapılan varimax eksen döndürmeli betimleyici faktör analizleri sonucunda elde edilen KMO değeri Öğretmen Formu için .49 ile .61; Okul Formu için .00 ile .82 aralığındadır. Paralel analiz yöntemi ile faktör sayısının belirlendiği bu çalışmanın sonunda Öğretmen Formu için ilk uygulamada bir, ikinci uygulamada iki; Okul Formu için ilk uygulamada beş, üçüncü uygulamada sekiz faktör bulunmuştur. Madde faktör ilişkileri incelendiğinde kuramsal yapıya uygun anlamlı bir örüntü elde edilememiştir. Bu çalışmadan ayrı olarak, benzeme geçerliği kapsamında uygulanan İyimserlik ve Kişilerarası Öz Yeterlik Ölçekleri ile Akademik İyimserlik Ölçeği Okul Formunun ilişkisi -43 ile .19; Öğretmen Formunun ilişkisi -.21 ile .34 aralığındadır. Ayırt etme geçerliği kapsamında uygulanan Öfke ve Utangaçlık Ölçekleri ile Akademik İyimserlik Ölçeği Okul Formunun ilişkisi -0.19 ile .22; Öğretmen Formunun ilişkisi -.08 ile .42; arasında bulunmuştur.Bu sonuçlar Akademik İyimserlik Ölçeği maddelerinin yeniden gözden geçirilmesi ve Öğretmen Formunda madde sayısı şeklinde yorumlanmıştır.

Akademik iyimserlikÖlçeklerÖz yeterlilik
Gülizar Yıldız
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kosova-Prizren'deki okullarda örgüt kültürü algılaması

Bu araştırmanın amacı Kosova'nın Prizren İlinde örgüt kültürü algılaması bakımından farklı dillerde eğitim-öğretim yapan ilköğretim okullarındaki farklılıkları saptamaktır. Böylece Kosova / Prizren'de farklı dillerde eğitim-öğretim yapan ilköğretim okullarında örgütsel kültürün algılanması konusundaki farklılıklar hakkında bilgi sahibi olunması bu okullardan beklenilen misyonun daha iyi anlaşılmasına ve bu okulların gelecekteki vizyonunun aydınlatılmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca Kosova / Prizren'de farklı dillerde (Arnavutça, Boşnakça, Arnavutça-Boşnakça, Türkçe-Arnavutça, Türkçe-Arnavutça-Boşnakça) eğitim-öğretim yapan ilköğretim okullarındaki örgütsel kültürün mahiyeti hakkında karşılaştırmalı herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu açıdan araştırma ilk olması ve bundan sonra örgüt kültürü konusunda çalışma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturması açısından önemli görülmektedir.Araştırmamın çalışma grubunu Kosova'nın Prizren İlinde eğitim veren ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmuştur.Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile toplanmıştır. Kosova'nın Prizren İlinde bulunan toplam 5 ilköğretim okulunun öğretmenleri ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonunda katılımcıların izniyle tutulan ses kayıtları deşifre edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırmanın bulguları Kosova / Prizren'de farklı dillerde eğitim-öğretim yapan ilköğretim okullarında örgütsel kültürün algılanması konusunda farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda ilköğretim okullarında kültürel boyutlardan en düşük seviyede görev kültürü yer almıştır. Ayrıca üç dilde eğitim veren ilköğretim okullarıyla, sadece bir dilde ve sadece iki dilde eğitim veren ilköğretim okulları arasında örgüt kültürü algılamaları bakımından farklılıklar olduğu görülmüştür.Araştırmanın sonuçlarına dayanarak görevin etkili bir şekilde başarılabilmesi için bürokratik yapılanmanın olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi ve bu konuda daha fazla çalışma yapılması önerilebilir. Bilimsel, ekonomik, teknolojik ve sosyal alanlarda hızlı bir gelişmenin yaşandığı günümüzde, bu sorunların giderilebilmesi için hem okulların hem de Kosova Eğitim Sistemi'nin kendisinden bekleneni yapabilmesi için yeniden ele alınması ve yapılandırılması gerekmektedir.

KosovaOkul kültürüÖrgüt kültürü+1
Şenay Başa
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

A model for the formation of a talent pool within the talent management in universities

The aim of the research is to offer universities with a talent management model proposal by determining the position of doctoral students in the talent matrix within talent management in universities through the software developed for the formation of a talent pool. The study group of the research consisted of doctoral students studying in Institute of Social Sciences, Institute of Education Sciences, Institute of Medical Sciences and Institute of Science and Technology of Fırat University in the 2015-2016 academic year who passed the proficiency exam and the faculty members who are the advisors of these students. The mixed method, in which quantitative and qualitative designs are used together, was used in the research. "Academic Potential Evaluation Criteria for Doctoral Students Scale" which was formed in accordance with the scale development steps for the quantitative design, and the form of "Academic Potential Evaluation Criteria for Doctoral Students" were prepared. The content validity and construct validity of the scale were examined, and exploratory and confirmatory factor analyses were performed. The scale was accepted to be valid and reliable after the analyses performed. The scale and the form developed were submitted to doctoral students who passed the proficiency exam and the faculty members who are the advisors of these students to get their opinions. The fuzzy logic approach was used in the research in order to determine the position of doctoral students in the talent matrix. In addition, the analysis of association rules from data mining models was performed to determine the relationship between doctoral students' academic skills, academic ethics, leadership, information literacy, academic scores, academic publications, academic projects and educational status. For the qualitative design of the research, the semi-structured interview form was formed as a data collection tool. This form created was applied to faculty members working in Fırat University. As a result of the research, a relationship which affected each other was determined between doctoral students' academic skills, academic ethics, leadership, information literacy status. The fact that these students performed study at low level for the academic publications, academic projects and educational status was among the results obtained. Besides, it was found by a general assessment that while there was a doctoral student with high potential-high performance, high potential-medium performance and high potential-low performance, there was not a doctoral student with low potential-high performance and low potential-medium performance. The absence of doctoral students with low-potential-high performance despite the presence of a student with high potential-low performance revealed that it is necessary to have an enough or high level academic potential in displaying academic performance. In line with these results obtained, it was suggested that training should be provided for the advisors to direct doctoral students in the right way, and universities should use the talent management software developed by moving into the talent management system.

DoctorateSoftwareTalent management+1
Seda Gündüzalp
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ve yıldırma yaşama düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ve yıldırma yaşama düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Siirt il ve ilçe merkezi sınırları içinde yer alan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 66 ilköğretim okulunda görev yapan 1315 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, okul yöneticilerinin liderlik stillerini belirlemek için ?Çok Faktörlü Liderlik Ölçeğié, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyini belirlemek için ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği?, öğretmenlerin yıldırma yaşama düzeyini belirlemek için de ?Olumsuz Davranış Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15 ve AMOS 6 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki path analizi ile hesaplanmıştır.Araştırmanın sonucunda, ilköğretim okulu öğretmenlerinin algılarına göre okul yöneticileri, liderlik stillerini orta düzeyde gerçekleştirdikleri ve dönüşümcü liderlik davranışlarını işlemci liderlik davranışlarından daha fazla sergiledikleri; ilköğretim okulunda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algılarının içselleştirme boyutunda en yüksek düzeyde olduğu, bunu sırasıyla özdeşleşme ve en düşük düzeyde ise uyum boyutunun izlediği; ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin yıldırmanın görev ve sosyal ilişkiler boyutlarında olumsuz davranışlara ?ara sıra? düzeyinde maruz kaldıkları; dönüşümcü liderlik ve ve örgütsel bağlılık ile yıldırma arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu; dönüşümcü liderlik davranışları sergileyen okul yöneticilerinin öğretmenlerin yıldırma algılarını düşürdüğü; işlemci liderliğin ise örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı, ancak yıldırma üzerindeki etkisi pozitif yönde ve düşük düzeyde olduğu; dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin pozitif yönlü olmasına rağmen işlemci liderliğin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı; örgütsel bağlılık ile yıldırma arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu; öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arttıkça, yıldırma yaşama düzeylerinin azaldığı; okul yöneticileri dönüşümcü liderlik davranışları sergiledikçe, öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının arttığı ve yıldırma yaşama düzeylerinin azaldığı; okul yöneticilerinin işlemci liderlik davranışları öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarına bir etki yapmadığı ve öğretmenlerin yıldırma yaşama düzeylerini arttırdığı; dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılığa göre yıldırma üzerinde ve örgütsel bağlılığında yıldırma üzerinde işlemci liderliğe göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

BağlılıkKötü muameleLiderlik+9
Veysel Okçu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin mizah tarzları ile öğretim liderliği davranışları ve okulun örgütsel sağlığı arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin mizah tarzlarının öğretim liderliği davranışlarına ve okulların örgütsel sağlığına etkisine ilişkin öğretmenlerinin algılarını incelemektir. Araştırma kapsamında ayrıca okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışları ile okulun örgütsel sağlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Kastamonu ilinde 2009-2010 ve 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Verilerinin toplanması sürecinde 70 ilköğretim okulunda görev yapan 1046 öğretmene ulaşılmıştır.Araştırmada verilerinin toplanması amacıyla ?Mizah Tarzları Anketi?, ?Örgüt Sağlığı Envanteri? ve ?Okul Müdürlerinin Öğretim Liderliği Davranışları Anketi? kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesi amacıyla frekans ve yüzde analizleri, t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Dunnett's C ve Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testleri, Pearson Momentler Çarpım Korelâsyon Katsayısı (r) ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır.Araştırma sonuçları öğretmenlerin algılarına göre onaylayıcı mizah tarzının en çok algılanan tarz; aktarıcı mizah tarzının ise en az algılanan tarz olduğunu göstermektedir. Okul müdürlerinin mizah tarzları öğretmenlerin cinsiyetine, kıdemine, çalıştıkları okuldaki görev süresine, branşına ve öğrenim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermezken öğretmenlerin yaşlarına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin algılarına göre, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarını gösterme düzeyleri ile ilköğretim okullarının örgütsel sağlığı okul müdürlerinin mizah tarzlarına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Belirgin bir şekilde üretici tarza sahip okul müdürleriyle çalışan öğretmenlerin örgüt sağlığı ve öğretim liderliği puanları en yüksek düzeyde, mizahi olmayan tarza sahip okul müdürleriyle çalışan öğretmenlerin örgüt sağlığı ve öğretim liderliği puanları ise en düşük düzeydedir. Sonuçlar okul müdürlerinin mizah tarzlarının okulların örgütsel sağlığını ve öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeylerini belirlemede önemli bir etkiye sahip olduğunu açıkça ortaya koymakta ve mizahın önemli bir liderlik özelliği olduğu tezini güçlendirmektedir.Öğretmenlerin algılarına göre, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarını gösterme düzeyleri öğretmenlerin cinsiyetine, yaşına, kıdemine ve çalıştıkları okuldaki görev süresine göre anlamlı farklılık göstermekteyken branşına ve öğrenim durumuna göre farklılık göstermemektedir. İlköğretim okullarının örgütsel sağlığı ise öğretmenlerin cinsiyetine, yaşına, kıdemine, çalıştıkları okuldaki görev süresine ve branşına göre anlamlı farklılık göstermekteyken ve öğrenim durumuna göre farklılık göstermemektedir.Öğretim liderliği ve örgüt sağlığı ile ilgili değişkenler arası korelasyon sonuçları incelendiğinde yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişkilerin varlığı göze çarpmaktadır. Bir diğer ifadeyle, okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışları arttıkça, okulların örgütsel sağlık düzeylerinde de artış gerçekleşmektedir. Regresyon analizi sonuçlarına göre ise okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarının bütün boyutlarda örgütsel sağlığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Genel olarak değerlendirildiğinde okulların örgütsel sağlığına ilişkin toplam varyansın büyük bir çoğunluğunun okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışları ile açıklandığı söylenebilir.

Eğitim yönetimiLiderlik modelleriMizah+9
Ergün Recepoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ve ilişki doyumlarının kişilik özellikleri ile ilişkisi

Bu araştırmanın iki temel amacı vardır. Birincisi üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ve aşka ilişkin tutumlarının, romantik ilişki doyumlarını yordayıp yordamadığını incelemektir. İkincisi ise üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumlarının ve romantik ilişki doyumlarının, cinsiyete, ilişki sayısına ve ilişki süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir.Araştırmaya, 2009-2010 eğitim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerine devam eden ve romantik ilişki yaşayan, 250 kız, 87 erkek, 337 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, verileri toplamak için, Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği (Kısa Form) , Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, İlişki Doyumu Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 17.0 programı kullanılmış ve t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır.1.Üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinden Dışadönüklük ile Yumuşak Başlılık, Sorumluluk, Nevrotizm, Deneyime Açıklık kişilik özellikleri, birlikte Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %11'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden deneyime açıklık romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu dışadönüklük kişilik özelliği izlemiştir.2.Üniversite öğrencilerinin aşk tutumlarından, Özgeci Aşk, Arkadaşça Aşk, Tutkulu Aşk, Mantıklı Aşk, Oyun Gibi Aşk, Sahiplenici Aşk tutumları, Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %58'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden tutkulu aşk romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu sırasıyla özgeci aşk, sahiplenici aşk ve oyun gibi aşk izlemiştir.3.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiştir. Erkeklerin kadınlara göre özgeci ve oyun gibi aşk tutumları puanlarının daha yüksek olduğu ve kadınların erkeklere göre mantıklı ve arkadaşça aşk tutumu puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.4.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları cinsiyete ve ilişki sayısına göre anlamlı farklılık göstermemiştir.5.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ilişki sayısına ve ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki sayısı arttıkça oyun gibi aşk tutumu puanlarının yükseldiği, arkadaşça aşk tutumu puanlarının ise düştüğü bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki süresi uzadıkça tutkulu aşk tutumu puanlarının yükseldiği bulunmuştur6.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin ilişki süresi arttıkça romantik ilişki doyumlarının yükseldiği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Aşk Tutumları, Kişilik Özellikleri, Romantik İlişki Doyumu

AşkCinsiyet farklarıEğitim psikolojisi+7
Beyhan Budak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi süreç içerisinde Irak eğitim sisteminin yönetsel açıdan incelenmesi

Bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze kadar Irak Eğitim Sistemi; mevcut yapısı, okul türlerine göre eğitim sistemleri ve eğitim amaçları bakımından incelenmektedir. Çalışmada ayrıca, ?Irak Eğitim Sistemi?nin ilkeleri ve genel düzenlemeleri ortaya konmaktadır. Bu kapsamda öncelikle Osmanlı Döneminde Irak Eğitim Sistemi ve Osmanlı medrese sistemi açıklanmış ve medrese türleri detaylıbir şekilde aktarılmıştır. Ardından Kraliyet Dönemi ve Baas Döneminde Irak Eğitim Sisteminde meydana gelen değişimler ve düzenlemeler çeşitli istatistikler ve karşılaştırmalar vasıtası ile incelenmiştir. Son olarak 2003 yılında gerçekleşen Irak işgali sonrası Irak Eğitim Sisteminin durumu ortaya konmuş ve yaşanan savaş, işgal ve karışıklıkların eğitim sistemine etkileri değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmelere dayanarak; ?Irak Eğitim Sistemi? dünyanın en kaliteli eğitim sistemlerinden biri iken 1991 ila 2010 yılları arasında sürekli gerilemişolduğu, özellikle 2003 yılında yaşanan işgal ve rejim değişikliği sonrasındaki olaylardan etkilendiği, UNESCO gibi uluslararası kuruluşların raporlarını da destekler biçimde ?Irak Eğitim Sistemi?nin olumsuz durumu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Irak Eğitim Sistemi, UNESCO, Baas Rejimi, Irak İşgali, Medrese Sistemi.

EğitimEğitim politikalarıEğitim sistemi+3
Mehmet Hüseyin Zeynel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrencilerinde ebeveyn katılım algısını açıklamaya yönelik bir model geliştirme

Bu araştırmanın genel amacı, çocukları ilköğretimde öğrenim gören ebeveynlerin motivasyonel faktörlerinin dışsal değişken ve diğerlerinden algılanan katılım daveti ile zaman ve enerji algısının aracı değişken olarak ele alınıp ebeveyn katılımıyla ilişkisini betimleyen bir model tanımlamaktır.Nedensel modelleme yapılan çalışmada araştırmada Aile Katılım Ölçeği, Ebeveyn Rol Yapısı Ölçeği, Okul Deneyimi Ölçeği, Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği, Okul Personelinden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Rehber Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Çocuktan Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Ebeveynin Zaman ve Enerji Algısı Ölçekleri kullanılmıştır. Bu kapsamda kullanılan veri toplama araçları, çocukları ilköğretim birinci kademede öğrenim gören 790 (418 anne, 372 baba) ebeveyne, sınıf öğretmenlerinin yardımıyla uygulanmıştır. Araştırmada veriler SPSS 16.0 ve AMOS 7.0 programlarıyla analiz edilmiştir.Araştırmanın sonuçlarına göre; ebeveynlerin özyeterlik düzeyleri yükseldikçe, rol yapıları aktifleştikçe ?çocuklarının eğitimlerinden birincil derece sorumlu olduklarına dair inanç arttıkça- ve geçmiş okul deneyimleri olumlu olarak algılandıkça çocuklarının eğitim yaşantılarına katılım düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bu olumlu etkinin ebeveynlerin zaman ve enerji algısı ile diğerlerinden algıladıkları katılım daveti üzerinden olduğunu belirtmek mümkündür. Bir başka deyişle, motivasyonel faktörler, ebeveyn katılımını yeterli düzeyde zaman ve enerji algılayıp algılamamasına ile diğerlerinden katılım daveti algılayıp algılamamasına göre etkilemektedir.

Aile katılımıEbeveynlerEğitim+8
Özer Kaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Üniversiteler Birliği Kurumsal Değerlendirme Programına katılan Ankara'daki üniversitelerin kurumsal değerlendirme raporlarının incelenmesi

Bu araştırma, Avrupa Üniversiteler Birliği Kurumsal Değerlendirme Programına katılan Ankara'daki üniversitelerin kurumsal değerlendirme raporlarının ve programın uygulama sürecinde yürütülen çalışmaların değerlendirildiği tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırma, Ankara, Gazi, Hacettepe ve Orta Doğu Teknik Üniversiteleri kurumsal değerlendirme raporlarında; yönetim, finansman, araştırma, eğitim, dış paydaşlar ve uluslararası açılar sorun boyutlarıyla ilgili yapılan tespitleri ortaya koymakta ve üniversitelerimizde Kurumsal Değerlendirme Programı kapsamında yapılan hazırlık çalışmaları ile sonrasında yürütülen iyileştirme çalışmalarını irdelemektedir.Araştırmanın örneklemini ve veri kaynaklarını, araştırma evrenini oluşturan üniversitelerde dış değerlendirme çalışmalarında görev almış birer yönetim temsilcisi ile bu üniversitelerin eğitim, fen, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında öğretim üyesi sayısı açısından en büyük fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri oluşturmaktadır. Dış değerlendirme çalışmalarına ilişkin yönetim temsilcilerinin görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile, öğretim üyelerinin görüşleri anket tekniği ile toplanmış ve değerlendirilmiştir.Ayrıca, öğretim üyelerinin dış değerlendirme süreci ile ilgili görüşleri ve beş boyuta yönelik raporlarda yer alan iyileştirme önerilerine katılım durumları arasında; görev yaptıkları üniversite, unvanları, çalışma alanları ve yöneticilik deneyimleri bakımından anlamlı bir faklılık olup olmadığı değerlendirilmiştir.Kurumsal Değerlendirme Raporlarının incelenmesi sonucunda Türk üniversite sisteminde önemli merkezi kısıtlamaların olduğu ve bu kısıtlamaların yenilikçi, dinamik bir kurumun gelişebilmesi için elverişli olmadığı belirtilmiştir. Üniversitelerin değişimi desteklemek ve bir kalite kültürü geliştirmek ihtiyacında oldukları, kalite güvencesinin henüz tam olarak içselleştirilememiş bir konu olarak önemini koruduğu, özdeğerlendirme çalışmalarının bu kültürün oluşturulmasında önemli olduğu ve mutlaka devamının getirilmesi gerektiği, kalite güvencesi çalışmalarının tüm ilgilileri kapsaması gerektiği vurgulanmıştır.Araştırma sonuçları ayrıca, Kurumsal Değerlendirme Programı kapsamında yürütülen çalışmalara öğretim üyelerinin yeterli düzeyde katılımının sağlanmadığını, programın üniversitelerimizde özdeğerlendirme çalışmalarının başlatılması ile birlikte köklü iyileştirmelere yol açmadığını ve iyileştirme önerilerine öğretim üyelerinden yüksek derecede katılım olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca beş boyuttaki iyileştirme önerilerine katılım bakımından üniversiteler arasında anlamlı bir farklılık olduğu, idari görev bakımından dış paydaşlar/uluslararası açılar boyutunda anlamlı bir farklılık olduğu, unvan bakımından anlamlı bir farklılık olmadığı, çalışma alanı bakımından ise araştırma/eğitim ile dış paydaşlar/uluslararası açılar boyutlarında anlamlı bir farlılık olduğu tespit edilmiştir.

AnkaraAvrupa Üniversiteler Birliği Kurumsal Değerlendirme ProgramıBologna süreci+10
Zeynep Bumin Süzen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ile fonksiyonel olmayan tutumları, depresyon düzeyleri ve benlik-saygıları arasındaki ilişki

Üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarını belirleyen pek çok olası neden bulunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ile fonksiyonel olmayan tutumları, depresyon düzeyleri ve benlik-saygıları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmada ayrıca; cinsiyet, öğrenim görülen fakülte, günlük internet kullanım süresi, anne baba eğitim düzeyi gibi değişkenler ile akademik erteleme davranışı arasındaki ilişkiler de araştırılmıştır. Araştırma grubu, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan 615 kız, 242 erkek olmak üzere 857 öğrenciden oluşmaktadır. 5 öğrenci ise cinsiyete dayalı bir bildirimde bulunmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen ''Akademik Erteleme Ölçeği'', Weismen ve Beck (1978) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Hisli Şahin tarafından yapılan Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ), Beck tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlaması Hisli (1989) tarafından geliştirilen Beck Depresyon Envanteri, Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan Benlik-Saygısı Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.00 programı kullanılmış olup, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Tekniği, çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği, bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ile fonksiyonel olmayan tutumları ve depresyon düzeyleri arasında pozitif yönde; benlik-saygıları ile negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Fonksiyonel olmayan tutumların, depresyon düzeyinin akademik erteleme davranışını yordadığı, benlik-saygısının ise akademik ertelemeyi yordamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, akademik erteleme davranışının öğrenim görülen fakülteye, günlük internet kullanım süresine göre anlamlı bir fark gösterdiği; cinsiyete ve anne-baba eğitim düzeyine göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarının bir kısmı literatür bulguları ile paralel bir bölümü farklı çıkmıştır. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik Erteleme, Fonksiyonel Olmayan Tutumlar, Depresyon, Benlik-Saygısı.

Akademik ertelemeBenlik saygısıDepresyon+5
Özge Kınık
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri meslek lisesi öğrencilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi

Bu araştırma, endüstri meslek lisesi öğrencilerinin problem çözme becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2009?2010 öğretim yılında Ankara ili, Yenimahalle, Keçiören, Mamak ve Çankaya merkez ilçelerinde bulunan meslek liselerinde öğrenim gören, 127 kız, 487 erkek olmak üzere toplam 614 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Problem Çözme Envanteri, araştırmanın değişkenlerine yönelik bilgi toplamak amacıyla da, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Tukey HSD Testi ve Kruskal Wallis H Testinden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda, meslek lisesinde öğrenim gören kız öğrencilerin, öğretmenlerinin tutumunu demokratik ve otoriter olarak algılayan öğrencilerin, annelerinin tutumunu otoriter olarak algılayan öğrencilerin, 11 ve 12. sınıfta okuyan öğrencilerin, serbest zamanlarını değerlendiren öğrencilerin ve kendilerini başarılı olarak algılayan öğrencilerin problem çözme becerilerinin anlamlı ölçüde daha iyi olduğu bulunmuştur.Araştırma sonucunda, endüstri meslek lisesi öğrencilerinin problem çözme becerilerinin; algılanan baba tutumu, anne babanın çalışıp çalışmaması, ailenin gelir düzeyi, öğrencinin arkadaş ilişkileri, sosyal faaliyetlere katılım, anne baba eğitim durumu, okuduğu okulu, bölümü kendine uygun bulma ve okuduğu okulu/bölümü seçme şekli değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Problem Çözme Becerisi, Meslek Lisesi.

Ana-baba tutumuEğitimLiseler+4
Yaşar Gölgeleyen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan eğitim içerik geliştirme süreçlerinde çevrimiçi işbirliğine dayalı proje takip ve yönetim aracı kullanımının etkililiği

Bu araştırmada, uzaktan eğitim içerik geliştirme süreçlerinde çevrimiçi işbirliğine dayalı proje takip ve yönetim aracına yönelik ihtiyacın belirlenmesi, bu ihtiyaca yönelik bir aracın geliştirilmesi ve geliştirilen çevrimiçi işbirliğine dayalı proje takip ve yönetim aracı kullanımının uzaktan eğitim içerik geliştirme süreçlerindeki etkililiğinin betimlenmesi amaçlanmıştır.Bir durum çalışması olarak ele alınan bu araştırma, 2010-2011 eğitim öğretim yılı Gazi Üniversitesi Uzaktan Eğitim Meslek Yüksekokulu İçerik Geliştirme Ekibinde yer alan 43 çalışan ve 2 yöneticinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel işlem öncesinde kurumun bu tür bir araca olan ihtiyacı ortaya konmuş, bu ihtiyaca yönelik açık kaynak kodlu bir araç, kurumun ihtiyaçları doğrultusunda uyarlanmıştır. Aracın süreçte kullanılmasının öncesi ve sonrasında, bu aracın kullanımının içerik geliştirme süreçlerine olan etkisini incelemek amacıyla yöneticilerin ve çalışanların görüşlerinin alındığı öntest ve sontest uygulanmıştır. Deneysel işlem sürecinde tek grup öntest sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni geliştirilen çevrimiçi işbirliğine dayalı proje takip ve yönetim aracının kullanımı, bağımlı değişkeni ise çalışan görüşleridir. Kurumda çalışanların ve yöneticilerin görüşlerinden elde edilen verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan istatistiksel bir yöntem olan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır.Ülkemizde uzaktan eğitim veren kurumların içerik geliştirme süreçlerine yönelik ihtiyaçlarının belirlenmesi amacı ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde kurumların proje yönetimini ve içerik geliştirme süreçlerini destekleyecek yenilikçi ve uzaktan eğitim alanına özgü özellikleri bulunan araçlara ihtiyaçları olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonunda, aracın kullanımının yönetsel, iletişim ve araç açısından kazanımları ortaya konmuştur.Bir kurumda, birçok kez tekrarlanan çevrimiçi öğrenme içeriği geliştirme süreçlerinde işbirliğine dayalı proje yönetimi kaçınılmazdır. Ancak, bu tez çalışmasında olduğu gibi, proje yönetimi; işbirliğinin yapılanması; ekibin oluşturulması ve kullanılacak araçların seçimi ya da geliştirilmesi kuruma özgü olmak durumundadır.Ülkemizde uzaktan eğitim hizmeti sunan belli başlı büyük özel sektör kurumlarının dışında kalan üniversiteler ve bakanlıklardaki küçük ölçekli kurumlarda henüz kurum kültürünün oluşmaması, büyük ölçeklilerde ise klişeleşmiş geleneksel yollarla öğretim tasarımına devam edilmesi nedeniyle, çevrimiçi işbirliğine dayalı proje takip ve yönetim araçlarının uzaktan eğitim kurumlarında yeterince yer bulamamasına yol açmaktadır. Uzaktan eğitim veren kurumların daha yolun başında iken, bu tür araçları kurumun işleyişinin bir parçası haline getirmesi, pek çok sorunun ortaya çıkmasına engel olacaktır. Yapılan bu çalışma ile çevrimiçi işbirliğine dayalı proje yönetim araçlarının ülkemizdeki uzaktan eğitim kurumlarının yapısına ve işleyişine uygun olarak içerik geliştirme süreçlerindeki özellikleri ortaya konmuştur. Bu tür araçların, içerik geliştirme süreçlerinde yönetim açısından proje yönetim sürecini desteklediği ve proje takibini kolaylaştırdığı, projenin sonuca ulaşmasında zamandan tasarruf edildiği; ekip iletişimini sağlıklı ve hızlı kıldığı ve son olarak araç açısından bakıldığında aracın kullanımının kolay, işlevsel, güvenli ve güvenilir olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç olarak, bu araçların uzaktan eğitim alanındaki kullanımının standartlaşmasına katkı sağlaması umulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, çevrimiçi içerik geliştirme, çevrimiçi proje yönetimi, işbirliğine dayalı araçlar

EğitimEğitim kurumlarıProje yönetimi+5
Erinç Karataş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Üstün yetenekli öğrencilerin psikolojik danışma ve rehberlik ihtiyaçları, psikolojik danışma yaşantıları ve rehber öğretmenlerin üstün yeteneklilerle ilgili yeterlik düzeyleri

Üstün yetenekli öğrencilerin belirlenmesi, yönlendirilmesi ve eğitimi konularında araştırmacıların görüşleri arasında belirgin farklılıklara rastlanmaktadır. Buna karşı, gelişimsel özellikleri ve psikolojik ihtiyaçları bakımından akranlarından farklılaştıkları hususunda ise, geniş bir uzlaşı bulunmaktadır. Gelişimsel özelliklerle ve psikolojik yapıyla ilgili inceleme ve müdahaleler psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) alanı içinde yapılmaktadır. Bu çalışma ile üstün yetenekli öğrencilerin PDR ihtiyaçları, psikolojik danışma yaşantıları ve onlara bu süreçte yardım eden okul rehber öğretmenlerinin yeterlik düzeyleri incelenmektedir. Bu incelemeyi yapmak için geliştirilmiş olan ölçme araçlarını Türk kültürüne uyarlamak, araştırmanın temel amaçları arasındadır. Bunların yanı sıra; öğrencilerin PDR ihtiyaçlarının, psikolojik danışma yaşantılarının ve rehber öğretmenlerin üstün yeteneklilerle ilgili yeterlik düzeylerinin çeşitli değişkenlerle ilişkilerinin araştırılması bu çalışmanın diğer amaçlarıdır. Bu çalışma, karma araştırma yöntemlerinin ardışık açıklayıcı desenine uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmada ebeveyn (N=242), öğrenci (N=343) ve iki farklı rehber öğretmen grubu (N1=193, N2=8) olmak üzere dört örneklem bulunmaktadır. Çalışmada Üstün Yetenekliler için Problem Tarama Envanteri, Üstün Yeteneklilerin Psikolojik Danışma Yaşantıları Ölçeği, Rehber Öğretmenlerin Üstün Yeteneklilerle İlgili Bilgi, Algı ve Aktivitelere Katılma Ölçekleri kullanılmıştır. Ölçek uyarlama ve diğer işlemlerle ilgili olarak farklı analiz teknikleri kullanılmıştır. Kültürel unsurlar ve psikometrik özellikler dikkate alınarak yapılan geçerlik ve güvenirlik işlemleri sonucunda, ölçekler Türk kültürüne uyarlanmıştır. Ölçeklerin yeniden uygulanması ile elde edilen bulgular; "eğitim planlamaları" ve "özel yetenek programları" ebeveynler tarafından üstün yetenekli çocukları için PDR hizmetlerine ihtiyaç duyulan ilk konular olarak belirtilmiştir. Ebeveynler tarafından ifade edilen ihtiyaçlar, çocuğun yaşına bağlı olarak farklılaşmaktadır. Buna göre ergenlik öncesinde; aşırı duyarlılık ve mükemmeliyetçilik, ergenlik döneminde ise dikkatsizlik ve çabuk sinirlenme daha sık gözlenmektedir. Öğrencilerin PDR ihtiyaçları yaş ve cinsiyet etkileşimine bağlı olarak farklılaşmaktadır. Ortaya çıkan sonuçlar çocuklarının PDR ihtiyaçları konusunda anne ve babaların görüşleri arasında anlamlı fark olmadığını göstermiştir. Buna karşılık ebeveynlerin eğitim düzeylerine bağlı olarak manidar farklar gözlenmiştir. Psikolojik danışma deneyimlerinin incelendiği bu çalışmada öğrencilerin eğitsel, mesleki ve kişisel-sosyal alanlarda çeşitli sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu tür sorunlara sahip olan öğrencilerin PDR servislerinden yardım alma düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik danışma yaşantılarının cinsiyet ve eğitim kademesine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. Rehber öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerle ilgili aktivitelere katılma düzeylerini açıklamaya dönük kurulan regresyon modelinin toplam varyansın %41'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Bu modelde rehber öğretmenlerin üstün yeteneklilere dönük bilgi ve algı düzeylerinin anlamlı yordayıcılar olduğu belirlenmiştir. Rehber öğretmenlerin kıdemleri ve üstün yetenekliler hakkında eğitim alma durumlarının ise hedef değişkeni anlamlı düzeyde açıklamadığı tespit edilmiştir. BİLSEM'de çalışan rehber öğretmenlerin üstün yeteneklilerle ilgili bilgilerinin ve aktivitelere katılma düzeylerinin normal okullarda çalışanlardan anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. PDR lisans programlarından mezun olan ve olmayan rehber öğretmenlerin üstün yeteneklilerle ilgili bilgi, algı ve aktivitelere katılma düzeylerinde ise anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Rehber öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar, nicel bölümdeki bulguları destekler niteliktedir. Görüşme içerikleri, rehber öğretmenlerin üstün yetenekliler konusunda yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip olmadıklarını göstermiştir. Rehber öğretmenler mevcut uygulamalarla şekillendirilen rehberlik hizmetlerinin üstün yetenekli öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamadan uzak olduğunu bildirmişlerdir. Beş ölçeğin Türk kültürüne uyarlanması ile gerçekleştirilen bu çalışmada, ebeveyn, öğrenci ve rehber öğretmenler, üstün yetenekliler için farklılaştırılmış PDR hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunu ancak mevcut uygulamaların ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı belirtmişlerdir. Bu çalışmadaki üstün yetenekli öğrencilerin PDR ihtiyaçları literatür bulgularıyla benzerlik göstermektedir. Ancak ülkemizdeki üstün yeteneklilere dönük PDR uygulamaları ile gelişmiş ülkelerdekiler arasında farklılıklar vardır. Ortaya çıkan sonuçlar; üstün yeteneklilere dönük PDR hizmetlerinin planlanmasında ve uygulanmasında daha güncel yaklaşımlara yer verilmesi gerektiğini göstermektedir. Bunun yanında farklı gelişim dönemlerinde ve eğitim kademelerinde öğrenim gören üstün yeteneklilerin psiko-sosyal ihtiyaçlarını belirlemeye dönük disiplinler arası çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenekli Öğrenciler, Psikolojik Danışma ve Rehberlik, RehberÖğretmenler, Ebeveynler, PDR Hizmetlerine Yönelik Ölçme Araçları

EbeveynlerEğitimEğitim psikolojisi+7
Fatma Altun
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde etkileşimli tahta kullanımının öğrenci başarısı, motivasyonu ve tutumları üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı etkileşimli tahta kullanımının öğrencilerin matematik dersi başarı, motivasyon ve etkileşimli tahtaya yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada gerçek deneme modeli türü olan ön test- son test kontrol gruplu desen kullanılmaktadır. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Elazığ Kanuni Sultan Süleyman Ortaokulu'nda öğrenim gören öğrencilerle yürütülmüştür. 6.sınıf Matematik dersi 5.Ünite içerisinde yer alan 1.Bölüm Alan Ölçme (Paralelkenarın Alanı, Üçgenin Alanı, Alan Ölçme Birimleri, Arazi Ölçme Birimleri) konusu üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada 16 öğrencinin yer aldığı kontrol grubunda ders içerikleri bilişim teknoloji araçlarıyla desteklenmiş geleneksel yöntemler kullanılarak sunulmuş; 17 öğrencinin yer aldığı deney grubunda ise aynı ders içerikleri etkileşimli tahta kullanılarak konu anlatılmıştır. Uygulama sonrasında elde edilen veriler aritmetik ortalama, yüzde-frekans gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra öntest-sontest ve gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler için t testi ve ilişkili ölçümler için t testi yöntemlerinin her ikisi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Özerbaş'ın (2003) geliştirmiş olduğu motivasyon ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ile Tataroğlu ve Erduran (2009) tarafından hazırlanan matematik dersinde akıllı tahtaya yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Başarı, Motivasyon ve Tutum testleri ile toplanan veriler İlişkili ve İlişkisiz Örneklem t – test tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Matematik dersinde etkileşimli tahta kullanımının, bilişim teknolojileri araçlarıyla desteklenen geleneksel yöntemlere göre akademik başarı açısından olumlu yönde anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında Matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık oluştuğu yani deney grubu öğrencilerinin derse karşı daha istekli oldukları sonucu çıkarılmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilerin etkileşimli tahtaya karşı tutum düzeylerinin ise olumlu yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etkileşimli tahta, Motivasyon, Matematik öğretimi, Başarı, Tutum, Ölçek

Akıllı tahtaBaşarıEtkileşimli bilgisayar+7
Melih Aydın
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerdeki örgüt yapısının akademisyen davranışları üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı; üniversitelerdeki örgütsel yapının akademisyenler tarafından nasıl algıladığını belirlemek ve algılanan örgütsel yapıyla akademisyen davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın evrenini, yükseköğretim kurulu verilerine göre (2015-Aralık itibariyle) Türkiye'de 185 üniversite, örneklemini ise kuruluş yılı, statü (Devlet veya Vakıf) gibi kriterler dikkate alınarak kota örnekleme yöntemi ile seçilen toplamda 37 üniversitede oluşturmaktadır. Bu üniversitelerde görev yapan toplam 1242 akademisyenden elde edilen veriler üzerinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, 12 farklı değişkeni ölçmek için farklı ölçekler kullanılmıştır. Çalışma verilerini analiz etmek ve alternatif modelleri sınayabilmek için ise, AMOS ve SPSS programları birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda elde edilen verilere, güvenilirlik, doğrulayıcı faktör analizleri ve gerekli istatistiksel testler (t-testi, Anova, Korelasyon, Regresyon ve Yapısal Eşitlik Modeli) uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerde normal dağılımın gözlenmesi durumunda değişkenler açısından ikili gruplar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için, Bağımsız Gruplar t‐ Testi tekniği kullanılmıştır. Normal dağılımın olmadığı hallerde ise parametrik olmayan testlerden Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. İkiden fazla gruplar için anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için ise ANOVA testi, yani tek yönlü varyans analizi, belirlenen farklılıkların hangi gruplardan kaynaklı olduğunu belirlemek için Scheffe Testi kullanılmıştır. Yine bu noktada da dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal‐Wallis Testi, farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için ise gruplar arasında ayrı ayrı Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca yapılan testler sonucunda anlamlı farklılığın olması halinde etki büyüklüğünü belirlemek için eta-kare (η2) ve Cohen d değerleri hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde ise korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç değişkeni olarak belirlenen bireysel performans ve işten ayrılma niyetinin üzerinde diğer değişkenlerin yordayıcılıklarını belirlemek amacıyla regresyon analizi ve yol analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, medeni hal, görev yapılan birim gibi bazı kişisel değişkenler açısından, araştırma kapsamında ele alınan değişkenlerde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonuçlarına göre; genel olarak akademik personelin kolaylaştırıcı yapıya ilişkin algısı arttıkça, kolektif yeterlik, birey-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık ve işe duyulan ilgi gibi olumlu duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Buna karşın, engelleyici yapı arttıkça stres, sinizm, sessizlik ve tükenmişlik gibi olumsuz duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Ancak, engelleyici örgüt yapısının olumsuz değişkenler (stres ve tükenmişlik gibi) ile pozitif yönlü ilişkisinin, kolaylaştırıcı örgüt yapısının negatif yönlü ilişkisinden daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayalı olarak, akademisyenlerin olumlu duygu, tutum ve davranışlarının artırılabilmesi için örgüt yapısının kolaylaştırıcı olmasının gerekli olduğu ama yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerDavranışsal niyetEğitim yönetimi+6
Muhammed Zincirli
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise müdürlerinin destekleyici liderlik davranışlarının ve kolektif güvenin okul etkililiği üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın genel amacı; lise müdürlerinin destekleyici liderlik davranışları, okuldaki kolektif güven ve okul etkililiğine ilişkin öğretmen algılarını ve öğrencilerin kolektif güvene ilişkin algılarını belirlemek, bu algıların bir takım bağımsız değişkenlere göre değişip değişmediğini saptamaktır. Ayrıca okul müdürlerinin destekleyici liderlik davranışlarının kolektif güven ve okul etkililiği ile olan ilişki durumlarını belirlemek ve destekleyici liderlik ile okul etkililiği arasındaki ilişkide kolektif güvenin aracılık etkisini test etmektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Elazığ il ve ilçe merkezindeki liselerde 2015- 2016 eğitim- öğretim yılında görev yapan 3.409 öğretmen ve bu okullarda öğrenime devam eden 34.510 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini oransız eleman örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 558 öğretmen ve 1073 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak destekleyici liderlik, kolektif güven ve okul etkililiği ölçekleri yeniden güvenirlik ve geçerlilikleri yapılarak kullanılmıştır. Araştırmanın verilerini analiz etmek ve modelleri sınayabilmek için LİSREL ve SPSS programları kullanılmıştır. Ölçek ve alt boyut puanlarının normallik sınamasında Çarpıklık (Skewness) katsayısı kullanılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, medeni durum ve öğrenim düzeyi değişkenlerinin karşılaştırmalarında t testi; okul türü, yaş, meslekteki süre, okuldaki çalışma süresi, branş ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenlerinin karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testleri kullanılmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla varyansların homojenliği durumunda LSD post hoc testinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin cinsiyet değişkeninin karşılaştırmalarında t testi; sınıf düzeyi, okul türü, annenin öğrenim düzeyi, babanın öğrenim düzeyi, ailenin aylık geliri, aile tipi, annenin mesleği ve babanın mesleği değişkenlerinin karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testleri kullanılmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla varyansların homojenliği durumunda LSD post hoc testinden; varyansların homojen olmadığı durumlarda Dunnett C post hoc testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin genel anlamda kolektif güven algılarının ve müdür ve meslektaş alt boyutu algılarının yüksek, müşteri alt boyutu algılarının orta düzeyde; okul etkililiği ve destekleyici liderlik algılarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin kolektif güven ve alt boyutlarına ilişkin algılarının da yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin kolektif güven algılarının; öğrenim düzeyi ve okul türü değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği, ancak okuldaki çalışma süresi, cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, branş, medeni durum ve okuldaki öğretmen sayısı gibi değişkenler açısından anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okul etkililiği algılarının; okul türü değişkeni açısından anlamlı farklılık gösterdiği, öğrenim düzeyi, okuldaki çalışma süresi, cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, branş, medeni durum ve okuldaki öğretmen sayısı gibi değişkenler açısından anlamlı farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin destekleyici liderlik algılarının; okul türü ve okuldaki çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği öğrenim düzeyi, cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, branş, medeni durum ve okuldaki öğretmen sayısı gibi değişkenler açısından anlamlı farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin kolektif güven algılarının; cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, annenin öğrenim düzeyi, babanın öğrenim düzeyi, ailenin aylık geliri ve aile tipi değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği, annenin mesleği ve babanın mesleği gibi değişkenler açısından anlamlı farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin algılarına göre; kolektif güven ile okul etkililiği arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu, kolektif güven ile destekleyici liderlik arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Okul etkililiği ile destekleyici liderlik arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Öğretmenlerin algılarına göre; destekleyici liderliğin, kolektif güven ve okul etkililiği üzerinde anlamlı etkisinin olduğu; kolektif güvenin de okul etkililiği üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu, destekleyici liderliğin okul etkililiğini pozitif yönde etkilediği ve bu etkinin kolektif güven algısı yüksek olan öğretmenlerde anlamlı düzeyde değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Kolektif güvenin destekleyici liderlik ve okul etkililiği arasında aracılık etkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

GüvenKolektif bellekLiderlik+7
Aysel Namlı
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlere yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerine yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı bir psikoeğitim programı geliştirmek ve bu programın ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini test etmektir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desenden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden destek eğitim alan bedensel ve zihinsel özel gereksinimi bulunan çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney grubunda 11 ve kontrol grubunda 11 olmak üzere toplam 22 katılımcı ile çalışılmıştır. Değişkenlerle ilgili veri toplamak için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği ve PERMA Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna seçilen gönüllü katılımcılarla demografik özellikleri ve çocuklarının tanı grupları ya da tıbbi öyküleri benzer olan katılımcılar ise kontrol grubuna seçilmiştir. Deney grubuna pozitif psikoloji temelli psikoeğitim programı uygulanmış; kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. 7 oturum süren program sürecinin ardından tüm katılımcılara üç ay sonra izleme testi de uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Mann Whitney U Testi, Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme, psikolojik iyi oluş düzeylerinde deney grubu lehine olumlu etki gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn öz yeterliği, psikoeğitim, psikolojik iyi oluş, travma sonrası büyüme

EbeveynlerPozitif psikolojiPsikolojik iyi oluş+3
Sibel Baş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde stres ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı yetişkinlerde algılanan stres ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünü incelemek ve psikolojik iyi oluşun bazı demografik değişkenlere göre farklılaşmasını tespit etmektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubunu Türkiye'de özel ya da kamu iş yerinde herhangi bir meslek grubunda çalışmakta olan 376'sı (%59,2) kadın, 279'u (%40,8) erkek toplam 635 yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada algılanan stres bağımsız değişken, psikolojik esneklik aracı değişken, psikolojik iyi oluş ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Araştırmada farklılaşmaya ilişkin yapılan T-Testi ve Anova analizlerinde cinsiyet, medeni durum, çalışma deneyimi, kurum türü ve gelir düzeyi değişkenleri bağımsız değişken, psikolojik iyi oluş değişkeni ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği ve Psikoloji İyi Oluş Ölçeği'dir. Bu araştırmada ölçeklerin Cronbach Alpha katsayıları sırasıyla; .85, .81 ve .82 olarak saptanmıştır. Verilerin analizi SPSS v26 programıyla yapılmıştır. Aracılık analizinde ise PROCES Macro eklentisi v4.1 kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre psikolojik esnekliğin algılanan stres ile psikolojik iyi oluş arasında aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Stres ve psikolojik esnekliğin birlikte psikolojik iyi oluş üzerindeki değişimin yaklaşık %35'ini açıkladığı bulunmuştur. Bir diğer bulguya göre yetişkinlerin cinsiyeti ve çalıştığı kurum türünün psikolojik iyi oluşa göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. İş yaşamında deneyimli olan bireylerin, evli olan bireylerin ve yüksek gelire sahip bireylerin psikolojik iyi oluşu diğerlerine göre anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Bu araştırma sonuç olarak; yetişkin bireylerde psikolojik esnekliğinin algılanan stres ile psikolojik iyi oluş arasında koruyucu bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen araştırma bulguları mevcut literatür doğrultusunda tartışılmış ve gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Psikolojik esneklikPsikolojik iyi oluş
Elif Çetin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağlanma stilleri, ilişkilere ilişkin bilişsel çarpıtmalar, kişilerarası ilişki tarzlarıve kişilik özelliklerinin evlilik uyumunu yordamadaki rolünün incelenmesi

Evlilik uyumu ile ilgili yapılan araştırmaların büyük bir kısmı evlilik uyumunun yordanabilirliğini belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Bireylerin evlilik uyumu düzeylerini yordayan bir çok değişken vardır. Bu araştırma da amaç bağlanma stilleri, ilişkilere ilişkin bilişsel çarpıtmalar, kişilerarası ilişki tarzları ve kişilik özelliklerinin evlilik uyumunu yordama düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada ayrıca yaş, cinsiyet, evlenme yaşı, evlenme şekli, eş ile yaş farkı, evlilik süresi, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, kadının çalışma durumu, boşanmayı düşünmüş olup olmama durumu gibi demografik değişkenlerle evlilik uyumu arasındaki ilişkiler de araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu en az bir yıllık evli ve eşiyle birlikte yaşayan 423 (Kadın =220, Erkek=203) bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Evlilik Uyumu Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, Eysenck Kişilik Anketi ve Kişilerarası Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizlerinde Pearson ve Spearman Korelasyon Katsayısı, Çoklu Doğrusal Regresyon, Bağımsız t Testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve ANOVA tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular nörotisizm, kaçınma ve boşanmayı düşünmüş olup olmama durumunun evlilik uyumunu yordadığı, dışadönüklük ve psikotiklik, kaygı, kişilerarası ilişki tarzları ve ilişkilere ilişkin bilişsel çarpıtmaların ise evlilik uyumunu yordamadığını göstermektedir. Dörtlü bağlanma modeline göre de evlilik uyumu farklılaşmaktadır. Güvenli ve saplantılı bağlanma stiline sahip bireylerin evlilik uyumu puan ortalamaları korkulu ve kayıtsız bağlanma stiline sahip bireylerden daha yüksektir. Evlilik uyumu yaş, evlenme şekli, çocuk sayısı, eğitim düzeyi ve evlilik süresi gibi demografik değişkenlere göre de farklılaşmaktadır. Cinsiyet, evlenme yaşı, kadının çalışma durumu ve eşler arasındaki yaş farkı değişkenlerinin ise anlamlı bir fark oluşturmadığı belirlenmemiştir. Araştırma bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel çarpıtma+7
Gülin Yazıcı Çelebi
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

2018 ve 2024 felsefe dersi öğretim programlarının içerik yaklaşımlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmada 2018 ve 2024 Felsefe dersi öğretim programlarını, sarmal programlama yaklaşımı bağlamında karşılaştırmak ve her iki programın hedef ve içeriklerinin sarmal yaklaşıma göre yapılandırıldığı varsayımını nasıl karşıladığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Nitel yaklaşımın esas alındığı ve betimsel analizin işe koşulduğu çalışmada, doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. 2018 ve 2024 Felsefe dersi öğretim programlarına ait dokümanlarla sınırlandırılmış bu çalışmada veriler, sarmal yaklaşımın esas aldığı "içerik", "beceri", "tekrar" ve "işlevsellik" olmak üzere dört ana tema etrafında tanımlanan çözümleme formu yoluyla analiz edilmiştir. Felsefenin ontoloji, epistemoloji ve aksiyoloji alanlarına yönelik kavramlara odaklanan bu araştırmada, elde edilen bulgulardan 2018 programının kavramsal bakımdan sınırlı olmasına karşın 2024 programında içerik çerçevesi, öğrenme-öğretme yaşantıları gibi bölümlerde daha fazla ilişkili kavrama yer verdiği görülmüştür. Bunun yanı her iki programın da aşamalılık bağlamında, içeriğin bilinenden bilinmeyene, genelden özele ve basitten karmaşığa bir yapı şekillendirildiği görülmüştür. 2018 programı 11. sınıf ünitelerinin, 10. sınıf felsefe ünitelerini tamamlayan ve bağlamı felsefe tarihi düzleminde sunan bir yapıyla ele alırken; 2024 programının 11. sınıfta felsefeyi hayat, çevre, hukuk, edebiyat ve teknoloji gibi bağlamlara taşıdığı görülmüştür. Her iki programında 10. sınıf konularını, yeri geldiğinde tekrar ve kapsamı genişleyecek tekrarlara olanak sağlayan bir yapı sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2018 öğretim programında, içeriğin işlevselliğine yönelik kazanım açıklamalarının olduğu gözlenirken, 2024 programlarında öğrenme-öğretme yaşantıları bölümünde kalıcı öğrenmelere hizmet edebilecek daha yoğun işlevsel uygulamalara yer verildiği ve içeriği güncel hayatla ilişkilendirerek tasarımlandığı gözlenmiştir.

Cennet İrem Akdeniz Horzum
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikoloji temelli ebeveynlik programının aile işlevleri ve ruh sağlığı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji yaklaşımı çerçevesinde yapılandırılmış bir ebeveyn müdahale programı geliştirerek ebeveynlerin ruh sağlığını desteklemek ve aile işlevlerini güçlendirmektir. Araştırma sürecinde ön test-son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma sürecinde ön test ve son test ölçümleri için Kişisel Bilgi Formu, Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği, PERMA Ölçeği ve Kısa Semptomlar Ölçeği ile veri toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, çocuğu/çocukları 2024-2025 eğitim-öğretim yılında, Manisa ilinde bir devlet ilkokulunda öğrenim gören, deney grubu (n = 24) ve kontrol grubu (n = 20) olmak üzere 44 ebeveyn (anne) oluşturmaktadır. Katılımcıların seçkisiz olmayan atama yoluyla, uygun örnekleme yöntemiyle belirlendiği çalışmada deney grubuna çalışma süreci için geliştirilen 7 oturumluk ebeveyn müdahalesi uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Pozitif ebeveynlik müdahale programının etkisini değerlendirmek amacıyla, bağımlı değişkenlerdeki (ebeveyn davranışları, iyi oluş ve psikolojik belirtiler) değişimleri analiz etmek için tekrarlı ölçümler varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Deney ve kontrol grupları arasında başlangıçta var olabilecek farkların analiz sonuçlarını etkileyip etkilemediğini kontrol etmek için Kovaryans Analizi (ANCOVA) uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Pozitif Psikoloji Temelli Ebeveyn Programı, ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerinde olumlu ebeveyn davranışlarını geliştirmede, öznel iyilik hallerini arttırmada ve psikolojik belirtilerini azaltmada etkili bulunmuştur. Fiziksel cezalar alt boyutunda ise deney ve kontrol grupları arasında zaman içerisinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Pınar Eren Tutar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerde kişilik özellikleri, örgütsel sinizm ve iş doyumu

İş doyumu bireyin işine karşı geliştirdiği en önemli tutumlardan biridir. Yüksek düzeydeki iş doyumu kişisel mutluluğa katkı sağlarken, düşük düzeydeki iş doyumu yabancılaşma ve ilgisizlik yanında, mesleki uyumsuzluğa ve psikolojik problemliliğe yol açabilmektedir. İşte yaşanan doyumsuzluk diğer kurum ve mesleklerde olduğu gibi eğitim örgütlerinde de düşük iş performansına, mesleğe dönük olumsuz tutumlara, çatışmalara ve duyarsızlaşmaya neden olabilmektedir. Eğitim kurumlarındaki iş doyumunu konu edinen araştırmaların en önemli figürü öğretmenlerdir. Öğretmenlerin iş doyumu yönetimle, okul kültürüyle, ilişkilerin niteliğiyle ve bazı psikolojik değişkenlerle bağlantılıdır. Bu çalışmanın temel amacı; öğretmenlerde kişilik özellikleri, örgütsel sinizm ile iş doyumu arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada ayrıca yaş, cinsiyet, medeni durum, hizmet yılı, kademe, branş, idari görev yapma, eğitim düzeyi, okul türü (resmi-özel) değişkenleri ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiler de araştırılmaktadır. Araştırma grubu, Trabzon ilindeki özel ve resmi eğitim kurumlarında, farklı branşlarda görev yapan 500 (Kadın=239, Erkek=261) öğretmenden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Örgütsel Sinizm ve İş Doyumu ölçekleri kullanılmıştır. Veri analizi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (PMÇKK), Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, bağımsız t testi, tek yönlü ANOVA, Kruskall Wallis ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, dışadönüklük kişilik özelliği ile örgütsel sinizmin bilişsel ve duyuşsal alt boyutlarının iş doyumunu anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Öğretmenlerin iş doyumu puanları yaş, cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyine göre farklılık göstermemektedir. Özel ve resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin iş doyumu puanları, ücret alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Hizmet yılı bir-beş yıl arasında olan öğretmenler ile hizmet yılı daha fazla olan öğretmenlerin iş doyumunun ücret alt faktöründen aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul öncesinde çalışan öğretmenlerin iş doyumları diğer kademelerde çalışan öğretmenlere oranla daha yüksek bulunmuştur. Araştırma bulguları literatür bulgularıyla paralellik göstermekledir. Bu bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Elde edilen veriler ışığında öneriler geliştirilmiştir.

Kişilik özellikleriSinizmÖlçekler+3
Arzu Sargın
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarının bağlanma stilleri, kişilik özellikleri ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi

Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarını etkileyen pek çok değişken bulunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarını bağlanma stilleri, kişilik özellikleri ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelemektir. Çalışmada, "cinsiyet, öğrenim görülen fakülte, sınıf düzeyi, kalınan yer ve sosyo-ekonomik düzey" sosyo demografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Araştırma grubu, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan 441 kız, 320 erkek olmak üzere 786 öğrenciden oluşmaktadır. 25 öğrenci ise cinsiyete dayalı bir bildirimde bulunmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, Türküm (2004) tarafından geliştirilen "Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-K (PYTÖ-K)", Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA)" ve Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilen "Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT)" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmış olup, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Tekniği, çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği, bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda psikolojik yardım alma tutumunun bağlanma stillerinden güvenli bağlanma stili ile pozitif; saplantılı bağlanma stili ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Psikolojik yardım alma tutumu ile kişilik özelliklerinden dışa dönüklük, açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk özellikleri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca, psikolojik yardım alma tutumunun cinsiyete, öğrenim görülen fakülteye, sınıf düzeyine ve kalınan yere göre anlamlı bir fark gösterdiği; sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Bağlanma stilleriKişilik özellikleriPsikolojik yardım+4
Emine Ülken
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin küresel yeterlilikleri ile göçmenlere yönelik tutumları arasındaki ilişki

Göç olarak adlandırılan, gönüllü ya da zorunlu, farklı nedenlerle yapılan yer değiştirmelerde, "ev sahibi" ve "yeni gelen" toplumun uyum içinde yaşayabilmeleri için küresel yeterliliklerinin olması gerekir. OECD tarafından PISA 2018 kapsamında küresel yeterlilik alanına yer vermiş ancak Türkiye yapılan bu değerlendirmeye dahil olmamış, dolayısıyla 15 yaş grubu lise öğrencilerinin küresel yeterlilik düzeyleri üzerinde çalışılmamıştır. Yapılan araştırmalar incelendiğinde, göçmenlere yönelik tutum çalışmalarının, ortaokul veya üniversite öğrencileriyle ya da yetişkin gruplarla yapıldığı görülmektedir. Lise öğrencilerinin tutumlarının değerlendirilmemiş olması bu araştırmayı gerekli kılmıştır. Bu araştırma lise öğrencilerinin küresel yeterlilikleri ile göçmenlere yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçladığından nicel araştırma olan ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini Samsun İli İlkadım İlçesi'ndeki 2022-2023 Eğitim Öğretim yılı içinde örgün eğitim veren farklı türdeki liselerde eğitim gören, 9, 10, 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve lise öğrencilerinin küresel yeterlilikleri ile göçmenlere yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, cinsiyetlerinin, göçmenlerle iletişim halinde olmalarının, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin ve gelecekte yurt dışında çalışma niyetlerinin olmasının göçmenlere yönelik tutumlarına etkisi varken, yaşadıkları yerde göçmen olmasının, yurt dışında yaşayan akrabalarının olmasının ve sosyo-ekonomik durumlarının göçmenlere yönelik tutumlarını etkilemediği, diğer kültürleri öğrenmeye ilgi ve farklı kültürlerden insanlara saygı duyan, kendini küresel sorunlarla ilgili etkin bulan lise öğrencilerinin göçmenlere yönelik daha olumlu tutumlar içinde olduğu görülmüş ancak küresel farkındalık, küresel konulara ilişkin farkındalık ve kültürlerarası iletişim farkındalıklarının göçmenlere yönelik tutumları üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Göçmenlerin çok olduğu illerde, gençler üzerinde büyük etkisi olan öğretmenlerin küresel yeterlilikleri ile göçmenlere yönelik tutumları arasındaki ilişki çalışılması önerilmektedir.

Şerife Özlem Koç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinde duygusal liderlik

Bu araştırmanın amacı öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin duygusal liderlik ve alt boyutlarına yönelik durumlarını tespit etmektir. Ayrıca öğretmen görüşlerinin; cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş, kıdem yılı, çalıştığı okul kademesi, branş, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. Tabakalı örnekleme yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 Eğitim Öğretim yılında Isparta il merkezindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Emotional Leadership Questionnaire" ölçek uyarlama çalışması yapılarak kullanılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçekteki maddelerin 4 faktörde toplandığı tespit edilmiş ve maddelerin orijinal ölçekle aynı faktörlere dağıldığı tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçeğin dört faktörlü yapısı doğrulanmıştır. Ölçeğin geneli için katılıyorum derecesine yakın bir değere ulaşıldığı, alt boyutlar bazında en yüksek ortalama "Sosyal Bilinç", daha sonra sırasıyla "Öz Bilinç", "Öz Yönetim" ve "İlişki Yönetimi" şeklinde sıralandığı görülmüştür. Ölçek içerisinde ortalama değeri en yüksek maddenin "Yöneticim, bir grupta öne çıkmasını sağlayan özgüvene sahiptir." ortalama değeri en düşük maddenin ise "Yöneticim, başkalarını aktif, coşkulu bir bağlılıkla kolektif çabaya çeker." olduğu belirlenmiştir. Duygusal liderlik ölçeğinin genelinde ve ilişki yönetimi alt boyutunda öğretmen görüşleri ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Ancak öz yönetim alt boyutunda branş değişkeni açısından; öz bilinç alt boyutunda cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma ve branş değişkeni açısından; sosyal bilinç alt boyutunda ise cinsiyet, çocuk sahibi olma, branş ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenleri açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir.

Ufuk Ersoy
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim ve sanat merkezi öğrencilerinin görsel sanatlar ve müzik derslerine yönelik görüş ve tutumları

Üstün yetenekli olarak nitelendirilen bireyler, sahip oldukları genel ve/veya özel yetenekleri açısından, akranlarından daha yüksek düzeyde performans gösteren kişilerdir. Bu bireylerin eğitimi konusunda normal bireylerin eğitiminde uygulanan programların yetersiz kaldığı ve özel eğitime ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Bu doğrultuda tarih boyunca Osmanlı Devleti "Enderun Mektepleri" ile üstün yetenekliler eğitiminde dünyaya öncülük etmiştir. Günümüzde ise Türkiye'de üstün yetenekli bireylerin eğitimine yönelik kurulan eğitim kurumlarından birisi de Bilim ve Sanat Merkezleridir. Bilim ve Sanat Merkezleri örgün eğitimin dışında çeşitli tanılama yöntemleri ile belirlenmiş üstün yetenekli öğrencileri, özel eğitim programları ile yeteneklerini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Elazığ Bilim ve Sanat Merkezine devam eden öğrencilerin Görsel Sanatlar ve Müzik derslerine yönelik görüşlerinin ve tutumlarının belirlenmesidir. Yapılan araştırma betimsel nitelikte olup, tarama (survey) modelinde desenlenmiştir. Bu çalışmada araştırmanın amacına uygun olarak, hem nicel hem de nitel verilerin beraber kullanıldığı karma (mixed) araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Elazığ il Merkezinde bulunan Bilim ve Sanat Merkezine devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırma evreninde toplam 210 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın nitel boyutundaki çalışma grubu için de 5-12. sınıf düzeylerinin her birinden onar öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrenci seçilmiştir. Görüşmeler seçilen bu 80 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin veriler Aslantaş (2014) tarafından geliştirilen 'Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ve Varış ve Cesur (2012) tarafından geliştirilen 'Ortaöğretim Düzeyi Müzik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel kısmına ait veriler yarı yapılandırılmış açık uçlu on bir sorudan oluşan bir görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde yüzde, frekans ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin Görsel Sanatlar ve Müzik dersine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler bu dersleri sevmekte ve bu derslere katılmaktan mutluluk duymaktadırlar. Bu dersler ile öğrenciler yeteneklerini geliştirmektedirler. Öğrenciler boş zamanlarında resim yapmaktan hoşlanmakta ve ders dışında da etkinlikler yapmaktadırlar. Öğrenciler ayrıca öğretmenlerinin kendileri ile ilgilendiklerini belirtmişlerdir.

Bilim ve sanat merkezleriEğitim programlarıGörsel sanatlar+7
Başak Bilgili
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan İngilizce öğretiminin öğrenenlerin akademik başarı, yabancı dile yönelik kaygıları ve erişiye etkisi

Gelişen teknoloji, kullanılan özel programlar vasıtasıyla dünyanın dört bir yanındaki kişi ile iletişim kurmaya imkân sağlamıştır. Uzaktan eğitim sisteminde, öğrenenler internet ortamında oluşturulan sanal sınıflar sayesinde alanında uzman kişilerle buluşturulup, eşzamanlı ya da eşzamansız olarak eğitim faaliyetlerini sürdürebilmektedirler. Bu tez çalışmasında, Bitlis Eren Üniversitesinde ön lisans programında eğitim alan, uzaktan eğitim ve örgün eğitim çocuk gelişimi bölümü öğrencileri arasında İngilizce dersine ait akademik başarı ve kaygı düzeyleri açısından karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma deneysel araştırma desenlerinden Öntest-Sontest Kontrol Gruplu Modele göre yürütülmüştür. Çalışma grubunu oluşturan öğrencilerden bir kontrol ve bir deney grubu seçilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının seçimi kümeleme analizine göre yapılmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü çalışma grubu 154 öğrenciden oluşmaktadır. Ancak kümeleme analizi için istenen bilgileri eksik bırakan 18 öğrenci kapsam dışında tutulmuştur. Geriye kalan 136 öğrenci için kümeleme analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında 2 farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Öncelikle öğrencilerin İngilizce dersi akademik başarılarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen bir başarı testi hazırlanmıştır. Bu test bu dersi daha önce almış öğrencilere uygulanarak madde istatistikleri açısından gözden geçirilmiştir. Bunun yanında Horwitz, Horwitz ve Cope (1986) tarafından geliştirilen yabancı dil ders kaygısı ölçeği (YDDKÖ) kullanılmıştır. Beşli likert tipinde 33 maddeden oluşan bu ölçek, yabancı dil öğrenen öğrencilerin sınıf içinde yaşadıkları kaygı düzeyini ölçmek için geliştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, deney ve kontrol grubunu oluşturan öğrenci puanlarına ilişkin yapılan çeşitli analizlerde, deney grubunun öntest puan ortalaması kontrol grubundan yüksek olduğu, öntest puanları açısından kontrol grubunun daha heterojen biçimde dağıldığı, sontest puanları açısından bakıldığında ise kontrol grubu puan ortalaması deney grubundan yüksek bulunmuştur. Puanların ortalamadan farklılaşmasının göstergesi olan standart sapmaya göre deney ve kontrol grupları ortalamadan birbirine yakın oranlarda sapma göstermektedir. Deney ve kontrol gruplarının öntest sonuçlarının karşılaştırıldığında deney grubunun öntest puanları lehine anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Deney ve kontrol gruplarının sontest sonuçlarının karşılaştırıldığında ise gruplar arasında anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Deney ve kontrol gruplarının Erişi sonuçlarının karşılaştırıldığında kontrol grubunun lehine anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Deney ve Kontrol grupları sontest puanları ile yabancı dil ders Kaygısı arasındaki ilişkiye bakıldığında ise yabancı dil ders kaygısı ile deney ve kontrol grupları son test başarı ortalamaları arasında düşük düzeyde ve anlamlı olmayan ilişki belirlenmiştir.

Akademik başarıBilişsel erişiDil öğretimi+7
Hikmet Uluğ
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının mobbing'e maruz kalma düzeylerinin iş doyumuyla ilişkisi

Mobbing, 1960'lara dayanan bir olgudur. Dünyada ve ülkemizde iş hayatında artan rekabet, iş bulma, kıdem-terfi edinme zorluğu, makam merakı, göze girme çalışmaları, ego tatmin etme gibi durumlardan ötürü mobbing eylemleri artmaktadır. Fiziksel anlamda yapılan şiddet olayları kolay kanıtlanabilir olduğu için insanlar mobbing uygulamayı tercih ederken; hukuksal boyutta somut verilerle kanıtlanamayan mobbing sonucunda ise psikolojik şiddet vakaları ve mağdurları çoğalmaktadır. Bu durumda mobbing literatürde işyeri terörü, duygusal taciz, psikolojik şiddet gibi kavramlarla da ele alınmaktadır. Kasıtlı olarak sistematik ve tekrarlı bir şekilde devam eden yıpratma eylemleri yani mobbing, bireyi psikolojik boyutta etkileyip psikolojik ve bedensel rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Aynı zamanda çalışanın işinden ve işini icra ederken elde ettiği mutluluk ve hazzı olumsuz etkilememesi düşünülemez. Çalışanın işinden ve işini yaparken elde ettiği mutluluk ve haz literatürde iş doyumu olarak ele alındığından bu da toplum ve iş hayatı refah ve huzuru için araştırılması ve üzerinde önemle durulması gereken araştırma konularındandır. YÖK başkanı Sayın Saraç'ın ifade ettiği gibi "Ülkelerin gelişmesi ve büyümesi, refah toplumu olmasında üniversitelerin ve sanayinin önemli katkıları vardır". Bu araştırmada üniversitede görev alan öğretim elamanlarının mobbinge maruz kalma düzeylerinin iş doyumuyla ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Fırat Üniversitesi Merkez Kampüsü'nde görev yapan 701 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada nicel araştırma türlerinden betimsel-ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada görev yapan öğretim elemanların mobbinge maruz kalma düzeyleri ile iş doyumları arasındaki ilişki ve mobbinge maruz kalma düzeylerinin iş doyumu üzerindeki etkisi iki ölçek kullanılarak araştırılmıştır. Bu ölçeklerden ilki, Nazlı Özcan (2011) tarafından düzenlenmiş olan Leymann (1997) Psikolojik Taciz Ölçeği, ikincisi Aslı Baycan Binark (1985) tarafından Türkçe'ye çevrilmiş olan Minnesota İş Doyumu Ölçeği'dir. Elde edilen veriler paket istatistik programları yardımıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde testleri; grupların algıları arasındaki farkların saptanmasında t-testi ve varyans analizi; değişkenler arasındaki ilişkiyi saptamak için ise korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Öğretim Elemanlarının mobbinge maruz kalma düzeyleri ölçeğin genelinde "hiçbir zaman" düzeyindedir. Mobbinge maruz kalma düzeyleri demografik değişkenlere göre incelendiğinde: cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmazken; öğrenim seviyesi arttıkça mobbinge maruz kalma düzeylerinin nispeten yükseldiği görülmüştür. Ünvan değişkenine göre ise araştırma görevlilerinin ve uzmanların; diğer öğretim elamanlarına (Prof., Doç, Yrd. Doç., Öğrt. Gör. ve Okutman) göre; yaş değişkenine göre ise 27-32 yaş grubundakilerin daha üst yaş grubundakilere göre nisbeten daha fazla mobinge maruz kaldıkları sonuçları elde edilmiştir. Katılımcıların iş doyumu ölçeğine verdikleri cevaplara göre, iş doyumu düzeylerinin yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğretim elemanlarının öğrenim durumlarına göre, lisans mezunu olanların iş doyumlarının; yüksek lisans ve doktora mezunu olanlara göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki kıdem arttıkça içsel doyumun arttığı; yaş değişkenine göre 27-32 yaş grubundaki katılımcıların diğerlerine göre iş doyumunun düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışılan birim değişkenine göre de, iş doyumu ölçeğinin tamamında, İçsel Doyum ve Dışsal Doyum boyutlarında katılımcı görüşleri arasında anlamlı bir farklılaşma ortaya çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre iş doyumunda anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Psikolojik taciz ölçeği ile iş doyumu ölçeği ve boyutları arasında orta düzeyde ve negatif ilişki ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre, öğretim elemanlarının mobbinge maruz kalma düzeyleri yükseldikçe iş doyumu düzeyleri düşmektedir. Regresyon analizi sonuçlarına göre ise; Kendini Geliştirme ve İletişime Yönelik Saldırılar ve Yaşam Kalitesi ve Mesleğe Yönelik Saldırılar boyutları iş doyumunun önemli yordayıcılarıdır. Öğretim elemanlarının iş doyumlarının %35'i mobbinge yönelik algı düzeyleri ile açıklanmaktadır.

Akademik personelAlgıEğitim yönetimi+4
Bircan Doğan Atalan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarında psikolojik danışma öz-yeterliği, umut ve kaygının yaşam doyumu üzerindeki etkisi

Bireylerin yaşam doyumları üzerinde etkisi bulunan pek çok değişken bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliği, kaygı ve umut düzeylerinin yaşam doyumları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada "cinsiyet, öğretim türü, bölümü tercih etme nedeni ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği'ne üyelik durumu" sosyo demografik değişkenler olarak alınmıştır. Bu çalışmanın araştırma grubunu 2015-2016 akademik yılında 7 farklı üniversitenin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bilim dalında öğrenim gören 371 kadın ve 207 erkek olmak üzere 591 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan 13 öğrenci cinsiyet belirtmemiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında, Diener ve diğerleri (1985) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Yetim (1991) tarafından yapılan "Yaşam Doyumu Ölçeği", Lent, Hill ve Hoffman (2003) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Pamukçu (2011) tarafından uyarlanan "Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği", Snyder ve diğerleri (1991) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Tarhan (2012)'ın uyarladığı "Sürekli Umut Ölçeği" ve Spielberger ve diğerleri (1970'ten aktaran: Öner, 2012) tarafından geliştirilen ve Le Compte ve Öner (1975)'in Türkçe'ye uyarladıkları "Sürekli Kaygı Envanteri" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde IBM SPSS AMOS 23.0 ve IBM SPSS STATISTICS 23.0 programlarından yararlanılmış olup, Yol Analizi Tekniği, t Testi ve tek yönlü ANOVA analizi tekniği ile analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik danışma öz-yeterliğinin umut üzerinde pozitif, kaygı üzerinde ise negatif bir etkiye sahip olduğu belirlenirken, umudun yaşam doyumu üzerinde pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kaygının umut ve yaşam doyumu değişkenlerinin her ikisinin üzerinde negatif etkisinin olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, psikolojik danışma öz-yeterliğinin cinsiyet, öğretim türü ve PDR derneğine üyelik durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği, bölümü tercih etme nedenine göre ise anlamlı farklılıkların olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılarak öneriler sunulmuştur.

KaygıPsikolojik danışmaPsikolojik danışmanlık+4
Fatih Aydın
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between teachers' participation decision-making and organizational commitment

The purpose of this study is to explore the relationship between teachers' level of participation and their organizational commitment. The research was designed in the context of a correlational survey model. The survey model aims to reveal a phenomenon as it exists. In this model, the relationship between teachers 'participation decision making process' and 'organizational commitment' has been examined. "Decision Making Scale" and "Organizational Commitment Scale" were used to measure teacher perceptions. The population for this study included all teachers in Erbil city in Northern Iraq. All teachers were requested to participate in this study. Questionnaires were applied to all teachers who could be reached. As a result, 400 teachers (267 women and 133 men) answered the questionnaires. In the research, personal information form, "Decision Making Scale" and "Organizational Commitment Scale" were used in order to data collect. The personal information form contains the demographic information of the participants. "Decision Making Scale" was developed within the scope of the research. In the first case of scale, there were 19 questions. As a result of the validity and reliability analyses, 4 items were taken from the scale. The remaining 15 items on the scale are collected under four dimensions. These dimensions are; "justice", "responsibility", "care" and "role taking". The "Organizational Commitment Scale" was developed by Allen and Mayer (1990). This scale consists of three dimensions: "affective commitment", "normative commitment" and " continuance commitment". The Cronbach Alpha of Decision Making scale, 825 was calculated for the reliability of all test items. This reliability coefficient indicates that the reliability of the scale is high in decision making. The Cronbach Alpha of Organizational Commitment scale, 804 was calculated for the reliability of all test items. This reliability coefficient indicates that the reliability of the scale is high in organizational commitment. According to findings, teachers think that they are sufficiently involved in decisions that concern them. In terms of factors, the highest participation is in the size of Justice. The second factor is the Responsibility factor. The third place is the Care factor. The lowest participation is seen in the Role Taking factor. The organizational commitment of participants is high in total and sub-dimensions. The highest participation is in the dimension of affectıve commitment. This dimension follows normative commitment. The average of the continuance is lower than the other two dimensions. There is a moderately, linear and meaningful relationship between the dimensions of the decision making scale itself. There is a meaningful and linear relationship between the dimension of "Normative Commitment" of Organizational Commitment Scale and all dimensions of the Decision Making Scale. The strongest relationship emerged between "Normative Commitment" and "Care" dimensions.

CommitmentEducational administrationDecision making+4
Ranjadar Yaseen Omar
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2007 yılında kurulan bazı üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının görüşlerine göre örgüt sağlığı ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki

Modern yönetim anlayışında örgütlerin en önemli ve vazgeçilmez sermayesi insan kaynağıdır. Başarılı örgütler, insan kaynağı sermayesini seçme ve seçtiği bu sermayeyi kaybetmeme konusunda büyük özen gösterirler. Çünkü, örgütteki verimliliği artırmak, insan kaynağının çalıştığı örgüte bağlılığı artırmakla mümkün olabilmektedir. Yönetim literatüründe konu ile ilgili yapılan çalışmalara baktığımızda, örgüt bağlılığı çalışanların hem örgütte kalmaya devam etmelerini hem de çalıştıkları örgütte aidiyet duygusuyla daha iyi hizmet vermeleri anlamında kullanılmaktadır. Yüksek lisans tezi olan bu çalışmada örgütler için önemli bir değişken olan örgüt sağlığı ile çalışanların örgütsel bağlılığı incelenmiştir. Çalışmada örgüt sağlığının ölçülmesi için Wayne Hoy'a ait 44 sorudan oluşan "Örgüt Sağlığı Ölçeği" (Organizational Health Inventory (OHI) kullanılmıştır. Örgütsel bağlıllığı ölçmek için de 18 sorudan oluşan, Allen ve Meyer tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Çalışmada, örgüt sağlığıyla ilgili kavramlar, yaklaşımlar, çalışmalar ile örgütsel bağlılıkla ilgili kavramlar, örgütsel bağlılığı etkileyen unsurlar ve örgütsel bağlılığın sonuçları incelenmiştir. Bu çalışmada 2007 yılında kurulan üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının görüşlerine göre, örgüt sağlığı ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki araştırılmıştır.

Akademik personelBağlılıkEğitim yönetimi+5
Serkan Bakcak
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Basic school students' perceptions of their achievement motivation in terms of several variables

The main aim of this study is to determine fourth and eighth grade students'' perceptions of achievement motivation in terms of gender, grade level and schools' socioeconomic status variables. The sample of study consists of 450 students male and female in the fourth stage, and 450 students, male and female in the eighth stage. The students were selected from the 30 basic schools in the three different socioeconomic status (high, middle, low) in the center of Erbil City in Iraq. The total numbers of students are 900. The research is based on descriptive model. As the data collection tool 'achievement motivation scale' was used to determine the perceptions of the students of their achievement motivation. The number of the items of the 'achievement motivation scale' consists of 37 items and 5 subscales. The subscales were named as ambition and perseverance, competition, quality of performance, attaining success and appreciation and self-control. In addition, for the data analysis based on the spss program, so finally the study reached the result of perceptions of students (fourth and eighth) stages of basic schools for achievement motivation, shows that the students have achievement for motivation. In addition, the difference between male and female in the motivation for achievement, there is no difference between them. Moreover, the difference in the stages of academic study shows that the level of motivation for achievement in the eighth stage is more than a fourth stage of basic schools. On the other hand, the difference in the socioeconomic status there is difference among students. The students in the high socioeconomic status schools, their motivation for achievement is higher than the students in the middle and low socioeconomic status.

SuccessAchievement motivationMotivation+4
Sanarıa Abdulrahman Sedeeq
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aile yapısı, bağlanma stili ve umutsuzluğun lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimleri ile ilişkisi

Lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimlerini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimlerini aile yapısı, bağlanma stilleri, umutsuzluk ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelemektir. Çalışmada "cinsiyet, lise türü, sınıf düzeyi, aile tipi, aile tutumu, ailenin gelir düzeyi, öğrencinin ve/veya ailenin madde kullanma durumu ve kardeşler arası konum" sosyo demografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Araştırma grubu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Karadeniz Bölgesi'nde büyük şehir statüsünde olan bir il genelindeki öğrenimlerine devam eden 513 kız, 390 erkek olmak üzere toplam 903 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Beck, Weissman, Lester ve Trexler (1974) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Durak ve Palabıyıkoğlu (1994) tarafından yapılan "Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)"; Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA)"; Gülerce (1996) tarafından geliştirilen "Aile Yapısı Değerlendirme Aracı (AYDA)" ve MacAndrew(1986) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Ceyhun, Oğuztürk ve Ceyhun (2001) tarafından yapılan "Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 (Statistical Packet for Social Sciences) paket programı ile analiz edilmiştir. Spearman Testi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi Tekniği, Mann Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda madde kullanma eğiliminin umutsuzluk ve bağlanma stillerinden saplantılı bağlanma stili ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Madde kullanma eğilimi ile aile yapısı boyutlarından birlik, yönetim ve yetkinlik boyutlarıyla da pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca; madde kullanma eğiliminin cinsiyete, lise türüne, sınıf düzeyine, aile tutumuna, ailenin gelir düzeyine, öğrencinin ve ailesinin madde kullanma durumuna göre anlamlı bir fark gösterdiği; kardeşler arası konum ve aile tipine göre ise farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Aile yapısıBağlanma stilleriLise öğrencileri+2
Kenan Bülbül
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship among teachers' perceived organizational support, organizational commitment and turnover intention

The primary objective of the current research is to examine the relationship between perceived organizational support, organizational commitment, and turnover intention among primary teachers in Erbil province. The population size of this research includes all primary teachers in Erbil province and they are more than 10,000 teachers. The questionnaire was used for data collection. Out of the total of more than 500 questionnaires distributed among primary teachers randomly, only 380 questionnaires were returned. Out of the 380 filled up forms, two of them were incomplete or the answer did not reliable, so a remaining was only 378 for further data analysis. The response rate depending on the number of the distributed questionnaire was 75.6%. Descriptive and correlation statistics like mean, frequency, percentage, t-test, ANOVA, correlation and regression analyses were used for data analysis. The results showed that there is a significant positive relationship between teachers' perceived organizational support and organizational commitment (in terms of affective & normative commitment). However, an opposite pattern found between perceived organizational support with continuance commitment and turnover intention. Moreover, affective commitment and normative commitment had a significant negative relationship with turnover intention. On the contrary, continuance commitment had a positive relationship with turnover intention. Finally, regression analysis showed that perceived organizational support and organizational commitment were significant predictors of turnover intention.

Perceived organizational supportEducational administrationOrganizational commitment+5
Dara Hamid Jamıl
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisi: Yapay sinir ağları uygulaması

Araştırmanın amacı yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisine ilişkin tahminde bulunmaktır. Araştırmanın örneklem grubu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Elazığ İli' nde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisini ortaya çıkarma çerçevesinde yapılandırılan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ilk aşamada araştırmacı tarafından "Holistik Liderlik Ölçeği" geliştirilmiş; ölçeğin kapsam ve yapı geçerliliği incelenmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinin de yapılmasıyla birlikte ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiştir. İkinci aşamada Walumbwa, Avolio, Gardner, Wensing ve Peterson (2008) tarafından geliştirilen Tabak, Polat, Coşar ve Türköz (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Otantik Liderlik Ölçeği, üçüncü aşamada ise Luthans ve diğerleri (2007) tarafından geliştirilen Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik Sermaye Ölçeği ile olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerinde etkisi olduğu öngörüsü esas alınmıştır. Bu nedenle yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisini ön görmeye yönelik yapay sinir ağları ve lojistik regresyon analizleri yapılmıştır. Ayrıca bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans ve korelasyon, analizleri yapılmıştır. Araştırmada cinsiyet ve kıdem olmak üzere belirlenmiş olan iki demografik veriye göre yapılan analizler sonucunda cinsiyet değişkenine göre otantik liderlik ve alt boyutları ayrı ayrı değerlendirildiğinde öğretmenlerin görüşlerinde farklılık olmadığı sonucu elde edilirken; kıdem değişkenine göre ise otantik liderlik boyutu, ilişkisel şeffaflık ve öz farkındalık alt boyutlarında öğretmenlerin görüşlerinin farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Pozitif örgütsel davranış ve alt boyutlarına yönelik öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve kıdem değişkenine göre farklılaşmadığı sonucu elde edilmiştir. Holistik liderliğe ilişkin öğretmenlerin algı düzeyine bakıldığında holistik liderlik boyutunda, yönetme ve öğretme alt boyutlarında cinsiyet değişkenine göre görüşlerin farklı olduğu sonucuna ulaşılırken; destekleme alt boyutunda cinsiyet değişkenine görüşlerin farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kıdem değişkenine göre ise holistik liderlik boyutunda ve alt boyutlarında görüşlerin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzları ile öğretmenlerin pozitif örgütsel davranışları arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Lojistik regresyon analizi sonucunda tüm bağımsız değişkenlerin model için (otantik liderlik ve ilişkisel şeffaflık, içselleştirilmiş ahlak anlayışı, ön yargısız değerlendirme öz farkındalık alt boyutları ile holistik liderlik ve alt boyutları) anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm değişkenler için elde edilen tahmin performansları değerlendirildiğinde yapay sinir ağları uygulaması ile daha başarılı sınıflandırma sonuçları elde edildiği dolayısıyla da yapay sinir ağları uygulamasının lojistik regresyon modeline göre tahmin performansının daha yüksek seviyede olduğu sonucu ortaya çıkarılmıştır.

Eğitim yönetimiHolistik liderlikLiderlik+7
Zübeyde Yaraş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Students' classroom misbehaviours and methods teachers use

There is no doubt that researching in classroom management's this field is very important and necessary because misbehaviours of students have been widely spread and it's one of the biggest obstacles in front of progression and implement the process of education, conducting such a behavior may be caused to ruin the environment of class and has the effect on teachers and students psychology in a negative way. The teachers should conduct these behaviors very carefully and skillfully so as to overcome and block them in destroying students thought and thinking. The purpose of this study is to find out student misbehaviors in the classroom, study the strategies of the teachers to cope with them and suggest some ideas. The study's universe consists of teachers in primary schools in Sulimaniyah governorate in Iraq. Randomized cluster sampling method was used in this study. To entitle the instance of this research we chose the random method via some state schools and primary stages, in Sulaymaniyah city (Sulaymaniyah, Ranya, Qaladza, and Dukan) and to accomplish the result of the survey the social researchers have given permission to all of the authorized places. All of the schools that the opinion poll was done in it are 40 schools with the rate 2-13 teachers to every school and the researcher begun to distribute 500 forms to all of the teachers and the returned from were 364 forms, but four forms have been taken away as a result of filling in a mistake way, the forms which lasted 360 form. It was used the scale developed by Kapucuoğlu Tolunay (2008) in this study. Research-related statistics were conducted through the SPSS program. f, %, arithmetic mean, standard deviation and chi-square tests were used in the study. According to the research, the gender of the students has an effect on misbehaviour. Male students are more dominant than girls in terms of gender in shown misbehaviours The most observe unwanted student behaviors were: Not listen to lessons, cheating, not making homework and not bring materials but the least observed undesirable student behaviors were hostile to criticisms and stealing. Teachers reacted differently to each behavior. Teachers' most common reaction is "oral warning" According to the thesis result the teacher's gender, age, seniority, teacher's degree (certificate) and student's number of the class have the effect on the response of teachers.

Educational administrationIn-class behaviorsResponse+4
Saman Kurdo Hamad Ameen
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Travma yaşantısına sahip üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım arama davranışlarıyla ilişkili faktörler

Travma yaşantıları, birey ve toplum ruh sağlığını önemli ölçüde tehdit eden sarsıcı olaylardır. Birçok insanın yaşamı boyunca bu olaylardan en az biriyle karşılaştığı bilinmektedir. Ancak; travmatik olaylara maruz kalan ya da şahit olan bireyler ihtiyaç duymalarına rağmen genellikle profesyonel bir psikolojik yardım almamaktadırlar. Travma sonrası psikolojik yardım alma davranışlarının yaygınlaştırılması için, bu davranışlarla ilişkili faktörlerin açıkça bilinmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; travma yaşantısına sahip üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım arama davranışlarını cinsiyet, başa çıkma tutumları ve algılanan sosyal destek ile ilişkilendirerek incelemektir. Bunun yanı sıra; travma yaşantılarına sahip olma durumunun çeşitli değişkenlerle ilişkilerinin araştırılması bu çalışmanın diğer amacıdır.Bu çalışma karma araştırma yöntemlerinin ardışık açıklayıcı desenine uygun olarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın örneklemi; nicel kısımda 700, nitel kısımda 10 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında; Travmatik Olaylar Listesi, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği-K (BRIEF COPE), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği (PYTÖ-K) ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Veri analizi için; Logistic Regresyon, Ki Kare, ANOVA, Tek Faktörlü ve Karışık Çoklu Varyans Analizi (MANOVA), Bağımsız t testi ve betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, üniversite öğrencilerinin travmatik olaylara maruz kalma ya da şahit olma sıklığının yüksek olduğunu göstermektedir. Travmatik yaşantılara sahip olma durumu, algılanan sosyal destek ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuş ve travmatik yaşantılara sahip olmayanların algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Travmatik olaylara maruz kalan ya da şahit olan bireylerin psikolojik yardım arama tutumlarında diğer bireylerle kıyaslandığında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Araştırmada; travma mağdurlarının duygusal sosyal destek arama ve kabul etme; böyle bir deneyimi olmayanların ise mizah ve araçsal sosyal destek aramaya dönük başa çıkma tutumlarını anlamlı düzeyde daha fazla kullandıkları saptanmıştır. Diğer başa çıkma tutumları travma yaşama durumu ile ilişkili bulunmamıştır. Sosyo-ekonomik gelir düzeyi yüksek öğrencilerin ve İHL mezunlarının travma yaşantıları ile daha az karşılaştığı tespit edilmiştir. Travma yaşantılarına sahip öğrencilerin neredeyse yarısı travma sonrası psikiyatrik bir problem yaşamışlardır. Buna karşın; mağdurlar arasında intihar düşüncesi/davranışı daha düşük oranlarda gözlemlenmiştir. Negatif duygulanım, düşünce yapısının içeriği ve işleyişindeki bozulmalar ve uyku sorunları travmatik olayların ruh sağlığı üzerindeki diğer negatif etkileridir. Travmatik olaylara maruz kalan ya da şahit olan öğrencilerin yalnızca % 14.5' i profesyonel düzeyde psikolojik bir yardım almıştır. Buna karşın; bu kişiler arasında profesyonel olmayan yardım kaynaklarının kullanımı oldukça yaygındır. Profesyonel düzeyde psikolojik bir yardım alan travma mağdurları madde kullanma, davranışsal uzaklaşma, araçsal sosyal destek arama ve kendini suçlama başa çıkma tutumlarını daha çok kullanmaktadır. Mağdurların algıladıkları sosyal destek ile psikolojik yardım arama davranışları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların bir kısmı literatür bulgularıyla paralelken, bir kısmı literatürden farklılık göstermiştir. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.

Eğitim psikolojisiPsikolojik yardımTravma+5
Münevver Özdemir
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının sorgulama ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacını, öğretmen adaylarının sorgulama becerileri ile problem çözme beceri düzeylerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma nicel bir araştırma olup, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adayları, örneklemini ise; bu evrenden seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 872 öğretmen adayı oluşturmuştur. Öğretmen adaylarının sorgulama ve problem çözme becerilerini belirlemek için yapılan bu araştırmada veri toplama aracı olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Sorgulama Becerileri Ölçeği" ve "Yetişkinler için Problem Çözme Becerileri Ölçeği" ile kullanılmıştır. Araştırmanın problem ve alt problemlerine yönelik toplanan verilerin gerekli istatistiksel analizleri, uygun SPSS programı ile yapılmıştır. Öğretmen adaylarının ölçeklere verdikleri yanıtların frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik analizleri için Cronbach Alpha testi, yapısal geçerliğinin incelenmesi için de faktör analizi uygulanmıştır. Elde edilen boyutların normallik testleri Kolmogorov-Smirnov testi ile yapılmıştır. Ölçeklerin cinsiyete göre incelenmesi için bağımsız örneklem t testi, bölüm, sınıf, anne-baba eğitimi, mezun olunan lise türü, mesleği tercih nedeni, bölümü tercih nedeni ve bölümden memnuniyeti için ise varyans analizi yapılmıştır. Ölçeklere ait alt boyutların incelenmesinde ise korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada bulguların analizi sonucu, öğretmen adaylarının sorgulama becerilerinin orta düzeyin biraz altında, düşük olarak ifade edilebilecek bir seviyede olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının sorgulama becerilerinin cinsiyet ve dünya görüşü değişkenlerine göre kısmen farklılaştığı; sınıf, bölüm, mesleği tercih nedeni ve öğrenim gördüğü bölümden memnuniyet değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı ve mezun olunan lise türü, anne-baba eğitim durumu, hayatının büyük bir bölümünün geçtiği yerleşim birimi değişkenine göre ise anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının problem çözme becerilerinin genel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının problem çözme becerilerinin cinsiyet, sınıf, mezun olunan lise türü, bölüm, anne-baba eğitim durumu, hayatının büyük bir bölümünün geçtiği yerleşim birimi ve bölümü tercih nedeni değişkenine göre farklı olmadığı; dünya görüşü değişkenine göre kısmen etkilediği; bölümü tercihi ve öğrenim gördüğü bölümden memnuniyet değişkenlerine göre ise farklılık olduğu görülmüştür. Son olarak öğretmen adaylarının sorgulama becerileri ve problem çözme becerileri arasında anlamlı şekilde, yüksek düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak tüm alt boyutlar arasında anlamlı, pozitif fakat zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Sorgulama düzeyleri yüksek olan bireylerin problem çözme düzeylerinin anlamlı şekilde yüksek olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Gülsüm Gökkuş Akın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı psikolojik istismar, inançlar ve öz-şefkat arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağı psikolojik istismarı ile akılcı/akılcı olmayan inançlar ve öz-şefkat arasındaki ilişkileri incelemek ve inançların bu ilişkideki aracılık rolünü değerlendirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, %65'i (n = 355) kadın ve %35'i (n = 192) erkek olmak üzere toplam 547 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların yaşları 18 ile 42 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 21.29'dur. Veri toplama araçları olarak kişisel bilgi formu, Psikolojik İstismar Ölçeği, Genel Tutumlar ve İnançlar Ölçeği ile Öz-şefkat Ölçeği-Kısa Form kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS v27 ve PROCESS Macro v4.2 programları aracılığıyla korelasyon ve aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Normallik varsayımının sağlandığı analizlerde, korelasyon sonuçları çocukluk çağı psikolojik istismarının öz-şefkat ve akılcı inançlarla anlamlı düzeyde negatif; akılcı olmayan inançlarla ise anlamlı düzeyde pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, akılcı inançların öz-şefkat ile pozitif, akılcı olmayan inançların ise öz-şefkat ile negatif yönde anlamlı ilişkiler sergilediği bulunmuştur. Aracılık analizleri sonucunda, akılcı ve akılcı olmayan inançların, çocukluk çağı psikolojik istismarı ile öz-şefkat arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği belirlenmiştir. Modelin, öz-şefkat düzeyine ilişkin varyansın %38'ini açıkladığı görülmüştür. Araştırma bulguları, çocuklukta yaşanan psikolojik istismar deneyimlerinin bireylerin öz-şefkat düzeyini olumsuz etkilediğini; bu durumun akılcı inançlara bağlılığı azaltırken, akılcı olmayan inançlara bağlılığı artırdığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular mevcut literatür ışığında tartışılmış ve ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar ile araştırmacılara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Ezgi Yurdabak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00