Boğaziçi University
Discipline

Uluslararası Ticaret Anabilim Dalı

Boğaziçi University

92

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türk dizi ihracatının Türk ürünlerine yönelik satın alma niyeti açısından incelenmesi

Bu araştırmada, Türk dizilerinin uluslararası endüstri olarak gösterdiği performansı, dizilerinin yurt dışına satış süreci ve Türk dizileri dünya genelinde ABD'den sonra ikinci büyük dizi ihracatçısı konumunda gelmiş sürecinin hikayesi, dizilerinin Türk ürünlerinin pazarlama üzerindeki etkisi, Türk markalarının pazarlaması, Türk kültürünün tanıtması, dizilerin diğer sektörlere (turizm, sağlık, emlak, müteahhit, eğitim, lojistik, vb.) sağlayan etkisi nedir gibi soruların cevaplarını bulmak, Türk dizilerinin aracıyla Türkiye'nin mal ve hizmet ihracatının üzerindeki etkilerini, dizi tutumu, ürün yerleştirmeye yönelik tutumunun Türk dizilerinde yer alan ürünlerine satın alma niyeti üzerinde etkileri ve bu etkinin olası sonuçlarının belirlenmesi bu çalışmanın ana amaçları arasındadır. Araştırma kapsamında Türk dizilerin ülke ekonomisi, ihracatına olan katkısı ve dizilerinde yer alan ürün yerleştirmelerin, marka hatırlanabilirliği ve satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelenmiştir. Çalışmanın yöntem kısmında da eleştirel kaynak taraması yardımıyla makaleler, haberler, güncel raporlar, kullanılarak, anket analiz edilerek dizi ihracatı, Türk dizilerinde ve dizi karakterlerin kullandığı Türk ürünlerinin ihracatıyla ilgili değerlendirmeler, yapılarak araştırmanın arka planı zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Türkiye dizi ihracatının Türk markalarına yönelik satın alma davranışına yönelik etkisinin inceleneceği bu araştırma da nicel araştırma yöntemi kullanılmış, örnekleme tekniği olarak amaçlı örneklem seçilmiştir. Veri toplama oranı olacak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket verilerin analizinde ise tanımlayıcı istatikselden yararlananıp olup frekans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerin gerçekleştirilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Sonuç olarak Son yıllarda dijital platformlarında yaygın kullanılmasıyla beraber Türk TV. dizileri, internette ve diğer dijital platformlarda yayınlanırken, artık televizyonla özdeşleşen diziler hem televizyonda hem de internet mecralarında yayınlanır hale gelmesi, Türkiye'de üretilen diziler, dünyanın bir başka yerinde büyük yankı uyandırmıştır. Türk dizi sektörünün nasıl geliştiği, Türk dizilerinin uluslararası nasıl pazarlandığının cevaplarını bulmak, Türk ürünlerinin, markalarının, diğer sektördeki etkileri, dizilerde yer alan lüks ürünlerin yurtdışında ki piyasalarda, diziler aracığıyla mal ve hizmet ihracatı artması ve İhracatı gerçekleşen Türk dizileri Türkiye ve diğer ülkeler arasındaki diplomasinin, bölge ile ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlenmesi konusunda katkı sağlamsı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Dizi, Televizyon Dizileri, Dizi ihracatı, Ürün Yerleştirme Kültür, Marka Tutumu.

Dizi filmDizilerMarka+7
Muhammed Nasım Zaheroghlı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası marka tercihinde sosyal değer yöneliminin etkisi

Çalışmanın amacı, tüketicilerin uluslararası markaları tercih etme kararına sosyo-psikolojik bir bakış açısı getirmektir. Tüketiciler, istek ve ihtiyaçlarını tatmin ederken çeşitli tüketim kararları verirler. Günümüz dünyasında tüketim kararının seçeneklerini markalar oluşturmaktadır. Şirketler yüksek değere sahip ürün algısı oluşturmak, yenilikçi ürünlerini korumak ve tedarik zinciri oluşturarak yeni pazarlara açılmak gibi motivasyonlarla markalar yaratmıştır. Diğer yandan tüketici için de güvenilirliği, kalitesi veya satış sonrası hizmetleri gibi kriterlere cevap verme konusunda kısayol olması sebebiyle marka, kullanışlı bir araçtır. Dolayısıyla tüketim kararında markanın önemli bir yeri vardır. Tüketicinin kararı; ekonomik, kültürel, sosyal ve teknolojik faktörlerin yanı sıra çeşitli pazarlama faktörlerinin etkisiyle şekillenmektedir. Ticaretin uluslararasılaşması, şirketlerin ve markaların da uluslararasılaşmasına yol açmıştır. Bu durum da tüketicinin karar alma sürecine menşe etkisi ve etnosentrizmi dahil etmiştir. Ancak, tüm bu dış etkenlerin tüketici kararına etkisinin gücü, tüketicinin karakter ve kişiliğine bağlı olarak değişmektedir Uluslararası ticaretin serbestleşmesiyle, Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi dünya ticaretinde önemli bir yere sahip olmuştur. Ancak, görece üretim avantajına sahip olunan ürünlerin katma değeri, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerde aynı değildir. Bu durum, gelişmiş ülkelerin lehine bir ticari dengesizlik yaratmıştır. Bu durumda ülkelerin göreli üstünlüğe sahip olmasa dahi yerli ürünleri desteklemeleri, yerelliğin bir marka değeri olarak öne çıkmasına neden olmuştur. Nihayetinde tüketiciler, tüketim kararlarını verirken uzun vadeli toplumsal kazançları da göz önünde bulundurabileceklerdir. Bireylerin kendi çıkarlarının yanında, diğerinin kazançlarını (veya kayıplarını) değerlendirdikleri tutarlı ve kalıcı davranışlara sosyal değer yönelimi adı verilir. Dolayısıyla yerli veya yabancı marka tercihinin tüketicinin sosyal değer uyumuna göre şekilleneceği görüşüyle bu çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında 234 kişiye online anket yoluyla ulaşılmıştır. Örneklem kartopu yöntemiyle, Türk tüketicilerden oluşmuştur. Araştırmanın yapılabilmesi için katılımcıların sosyal değer skorları; çok boyutlu sosyal değer yönelimi ölçeğiyle, uluslararası marka tercihleri ise CATSCALE ölçeğiyle ölçülmüştür. Her iki ölçek de beş bölümden oluşan Likert tipi ölçeklerdir. Çalışmanın sonucunda sosyal değer yönelimi skoruyla uluslararası marka tercihinin anlamlı bir ilişki içinde olduğu ve toplum yanlısı sosyal değer yönelimine sahip tüketicilerin daha etnosentrik tutumlar sergilediği bulunmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde marka ve tüketici etnosentrizmi ile ilgili kavramsal çerçeve yer alırken, ikinci bölümde karar verme, sosyal ikilemler ve sosyal değer yönelimi ile ilgili teorik arka plana değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise uluslararası marka tercihine sosyal değer yöneliminin etkisi üzerine gerçekleştirilen saha araştırması yer almaktadır.

Küresel markalarMarkaMarka tercihi+4
Sercan Akpınar
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin küresel işletmelerin sosyal sürdürülebilirlik ihlâllerine yönelik boykot niyeti

Sürdürülebilirlik; günden güne hem toplumsal hem de bireysel alanlarda önemini arttırmaktadır. İktisadi olarak değerlendirildiğinde sürdürülebilirlik; kıt kaynakların verimli kullanılması ve nesilden nesile aktarılması temeline dayanmaktadır. Günümüzde ise sürdürülebilirlik olgusuna; etki alanları, kapsamı ve bileşenleri ile beraber hayatın her alanında farklı konu başlıkları ile rastlanılmaktadır. Çalışmada; öncelikle sürdürülebilirlik kavramı tarihsel ve kavramsal olarak yazındaki çalışmalar ışığında incelenmektedir. Küresel işletme kavramının doğru anlaşılması adına küresellik ve küresel işletme kavramları da yazındaki çalışmalar ışığında incelenmektedir. Sürdürülebilirlik ile küresel işletmelerin ilişkisi; Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (2015) kriter alınarak incelenmektedir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile küresel işletmelerin uyuşmazlık gösterdiği uygulamalar yazından ve haber kaynaklarından derlenmiştir. Bu uygulamalar hakkında nihai tüketicilerin bilinç ve farkındalık düzeyleri ile küresel işletmelere karşı davranış niyetleri ise anket çalışması ile sınanmakta ve sonuçları raporlanmaktadır. Çalışmanın amacı; sürdürülebilirlik kavramının sadece çevre boyutu ile değil, sosyal ve ekonomik boyutları ile kavramsal ve tarihsel olarak incelenmesidir. Çalışmanın diğer amacı ise; küresel işletmelerin sürdürülebilirdik ihlallerinin, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kıstas alınarak eleştirilmesidir. Çalışmanın nihai amacı ise; son tüketicilerin, sosyal sürdürülebilirlik ihlalleri konusundaki bilinç düzeylerinin ve boykot niyetlerinin ölçülmesidir. Araştırmada nicel yöntemlerden faydalanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak çevrimiçi anket yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen veriler veri ayıklama sonrasında bir istatistikî paket program ile analiz edilmiştir. Hem parametrik hem de parametrik olmayan testlerle analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; tüketicilerin, küresel işletmelerin sosyal sürdürülebilirlik ihlallerine karşı boykot motivasyonları ve niyetleri olsa bile, ihlallere yönelik bilgi düzeylerinin (farkındalıklarının) düşük olması niyetlerin davranışa dönüşmesine engel olduğu tespit edilmiştir. Sürdürülebilirlik boyutlarından "sosyal sürdürlebilirliğin" ihlaller perspektifi ile ele alınması ve boykot bağlamında gerçek markalar üzerinden araştırılması araştırmanın özgün niteliğini ortaya koymaktadır.

BoykotSosyal sürdürülebilirlikSürdürülebilir tüketim+3
Ali Abdullah Erkan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrasya Ekonomik Birliği'nin Kazakistan'ın dış ticareti üzerindeki etkisi

Uluslararası ticaret ilişkileri ve ekonomik entegrasyondan kaynaklanan aktif küreselleşme süreçleri ışığında, bu çalışma ekonomik entegrasyonun Kazakistan dış ticareti üzerindeki etkilerini ortaya çıkarma motivasyonunu taşımaktadır. Birinci bölümde, ekonomik entegrasyonun tanımı ve önemi incelenmektedir. Ekonomik entegrasyon modelleri ve dünya genelindeki ekonomik birlikler örneklerle açıklanmaktadır. Ayrıca, Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) kuruluş süreci ve ekonomik-ticari stratejileri üzerine detaylı bir değerlendirme yapılmaktadır. İkinci bölümde, Kazakistan'ın AEB'ye üyeliğinin tarihi ve süreci ele alınmaktadır. Kazakistan'ın makroekonomik göstergeleri incelenerek AEB'nin Kazakistan ekonomisi üzerindeki etkileri ortaya konulmaktadır. Bu bölüm, AEB'nin Kazakistan'ın dış ticaretine olan etkilerini anlamak için önemli bir zemin oluşturmaktadır. Üçüncü bölümde, çalışmanın metodolojisi açıklanmaktadır. Araştırma yöntemi tasarımı, içerik analizi teknikleri ve veri toplama araçları detaylı bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca, AEB'nin 2016 ve 2024 yılları arasındaki göstergelerinin incelenmesi ve karşılaştırmalı analizinin nasıl yapıldığı açıklanmaktadır. Bu tez, uluslararası ticaret ilişkileri ve ekonomik entegrasyonun etkileşimleri üzerine derinlemesine bir inceleme sunmayı amaçlamaktadır. AEB'nin Kazakistan'ın dış ticaretine olan etkilerini anlamak ve değerlendirmek, bu çalışmanın ana hedefidir. Araştırma sonuçları, Kazakistan'ın AEB'ye entegrasyonunun ticari ve ekonomik sonuçlarını anlamak ve gelecekteki politika kararları için bir temel oluşturabilir.

Aizat Usserbay
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Ürdün Serbest Ticaret Anlaşması karşılıklı ticarette etkili oldu mu?

Bu çalışma, Mart 2011'de yürürlüğe giren ve 22 Kasım 2018'de Ürdün tarafından ekonomik etkilerinin olumsuz olduğu gerekçesiyle feshedilen Ürdün-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması'nın etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları, taraf ülkeler arasında dış ticaretin kolaylaştırılmasına katkıda bulunan ekonomik entegrasyon modellerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu anlaşmaların dış ticaret üzerindeki etkilerine dair literatürde görüş ayrılıkları mevcuttur; bazı çalışmalar olumlu etkilerden bahsederken, diğerleri olumsuz etkiler ya da belirgin bir etki olmadığını öne sürmektedir. Bu çalışmada, Ürdün ve Türkiye'nin ihracat uzmanlık endekslerini hesaplamak ve bu endeksleri üç dönemde (anlaşma öncesi, anlaşma süresi ve anlaşma sonrası) karşılaştırmak için 2002:Q1 - 2023:Q4 dönemi için çeyreklik veriler kullanılmıştır. Ayrıca, iki ülkenin Serbest Ticaret Anlaşmaları ile dış ticaret arasındaki uzun ve kısa dönemli ilişkiler, iki ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ve Ürdün Dinarı'nın Türk lirası karşısındaki nominal döviz kuru verileri dikkate alınarak Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Modeli (ARDL) kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye ve Ürdün arasında imzalanan anlaşmanın Ürdün'e olumlu açıdan fayda sağlayarak ihracat uzmanlaşma endeksini yükselttiği diğer taraftan Türkiye için ihracatta uzmanlaşma endeksini düşürdüğü bulunmuştur. Uzun vadede, hem Ürdün hem de Türkiye'nin GSYİH'sının yanı sıra Serbest Ticaret Anlaşması'nın Türkiye'nin Ürdün'e olan ihracatı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, ancak Ürdün Dinarı'nın döviz kuru Türkiye'nin Ürdün'e olan ihracatı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'nin Ürdün'den ithalatı açısından, Serbest Ticaret Anlaşması değişkeni istatistiksel olarak anlamlı ve olumlu bir etki göstermiştir. Bu bulgu, İhracat Uzmanlık Endeksi analizi sonuçlarıyla uyumludur; her iki analiz de anlaşmanın Ürdün'ün ihracatı üzerinde olumlu bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Kısa dönem analizinde ise, Ürdün Dinarı'nın döviz kurunun Türkiye'nin ihracatı üzerinde olumlu etkileri olduğu, ancak Serbest Ticaret Anlaşması'nın olumsuz bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin ithalatı açısından, yalnızca Ürdün'ün GSYİH'sının olumlu bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Ürdün'ün Serbest Ticaret Anlaşması'nın Ürdün ekonomisine zarar verdiği iddiasının, ihracatta uzmanlaşma endeksi skorları ve ARDL modeli istatistiksel sonuçlarına göre doğru olmadığı ifade edilebilir.

Bölgesel ticaret antlaşmalarıDış ticaretDış ticaret politikaları+2
Shatha Almasri
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin e-ticaret sitelerinden ürün satın alma niyetini etkileyen faktörler: Azerbaycan-Türkiye karşılaştırması

Tüketiciler açısından çevrimiçi alışveriş, kolaylık, farklı ürün çeşitlerine ulaşabilmek gibi avantajlar sunmakla birlikte, kişisel verilerin paylaşımından kaynaklanabilen riskleri de barındırmaktadır. Bu çalışmanın amacı e-ticaret kanalından çevrimiçi alışveriş yapma niyetinin öncülleri olan faktörleri tespit etmek ve bu öncüllerin e-ticaretin yaygın olduğu ve yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı farklı pazarlarda farklılaşıp farklılaşmadığına dair sonuçlara ulaşmaktır. Bu bağlamda, yazın taraması sonucunda, Nedensel Eylem, Planlı Davranış ve Yeniliğin Yayılması gibi teorilerden yola çıkarak satın alma niyetini etkileyen faktörler olarak öz yeterlilik, öznel normlar ve algılanan riskin dört boyutu; finansal risk, performans riski, sosyal risk ve psikolojik risk belirlenmektedir. Güven değişkenin ise bağımsız değişkenler ve araştırmanın bağımlı değişkeni olan çevrimiçi satın alma niyeti arasındaki aracı rolü incelenmektedir. Araştırmada e-ticaretin yaygın olduğu ülke olarak Türkiye, gelişmekte olan ülke olarak da Azerbaycan seçilmiştir. Müşterinin satın alma niyetinin iki ülke arasında nasıl farklılık göstereceğini tespit etmek amacıyla her iki ülkede de en yaygın çevrimiçi alışveriş platformu olan "Trendyol" üzerinden araştırma tasarımı kurgulanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye ve Azerbaycan'da yaşayan satın alma gücü bulunan tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırmada örnekleme yöntemi olarak, finansal ve zaman kısıtlarından dolayı olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama tekniği ankettir. 2024 yılının Mayıs ayında başlanan veri toplama süreci 2024 yılının Temmuz ayında sonlandırılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler nicel analiz teknikleri ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, yapısal eşitlik modellemesi yöntemi ve iki farklı paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesinin tercih edilmesinin temel nedeni ise araştırma modelinin iki aşamalı ilişkileri ölçmeye yönelik tasarlanmış olmasıdır. Aracılık rolünün ölçümlenmesi ancak yapısal eşitlik modellemesi ile mümkündür. Model hazırlandıktan ve veriler sisteme yüklendikten sonra sırasıyla ölçüm modeli ve yapısal model analiz edilmiş, sonrasında ise her bir değişkenin ülkelerde ne derece farklılaştığı bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmaya göre öznel normlar ve öz yeterliliğin satın alma niyetine etkisi her iki ülkede de benzer sonuçlar olarak satın alma niyetini pozitif ve anlamlı etkilemektedir. İki ülkedeki tüketiciler arasında satın alma niyetini etkileyen faktörlerde farklılıklar ise algılanan risk ve güven değişkenlerinde görülmektedir. Azerbaycan örnekleminde algılanan risk boyutları güveni etkilerken, Türkiye örnekleminde etkilememektedir. Güvenin aracılık rolü bakımından Türkiye örnekleminde güven, kısmi aracı rolü oynarken, Azerbaycan'da satın alma niyetine etkisi anlamsız olduğundan aracı rol oynamamaktadır.

Nihad Gurbanli
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye - Avrupa Birliği dış ticaretinin analizi

Ülkeler birbirleriyle rekabet edebilmek, üretimlerini artırabilmek ve ticari kapasitelerini yükseltebilmek amacıyla ekonomik entegrasyonlar oluştururlar. İktisadi birlik aşamasına ulaşan ve ilk entegrasyon olan Avrupa Birliği'nin hem çevre ülkelerce hem de dünya üzerindeki etkisi oldukça üst seviyededir. Bu sebeple, Gümrük Birliği'nin ulaştığı ekonomik boyutun Türkiye'ye etkileri doğrudan görülebilmektedir. 1996 yılı itibariyle uygulamaya alınan Gümrük Birliği'nin etkileri hem statik hem de dinamik olarak ayrılmaktadır. Dolayısıyla bu etkiler Türkiye'yi zaman zaman olumlu yönden etkileyip geliştirdiği gibi olumsuz yönleri ile de etkilemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik entegrasyonun oluşumu, sebep ve amaçları ile çeşitleri hakkında bilgi verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde teorik anlamda Gümrük Birliği'nin yapısının nasıl oluştuğu ve hangi etkileri meydana getirdiği belirtilmiştir. Son kısımda ise Gümrük Birliği'nin kabulünün ardından Türkiye'ye ekonomik etkilerini; statik ve dinamik etkenler altında karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, 1996-2008 yılları arasında pozitif etki görülürken; AB'nin almış olduğu kararlar ve oluşan borç krizi sebebiyle Gümrük Birliği etkisinde dalgalanmalar yaşandığı tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiEkonomik bütünleşmeGümrük Birliği+2
Yavuz Koç
Sakarya University · Institute of Business Administration
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusaşırı girişimcilerin yurtiçi ve yurtdışı faaliyetleri üzerine bir araştırma

Ulusaşırı girişimcilik, son yıllarda yaşanan göç hareketlerindeki yüksek yoğunluk, teknolojinin sağlamış olduğu iletişim ve ulaşım fırsatlarının fazlalaşması, küreselleşme sayesinde ülkelerin birbirlerine politik, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda yakınlaşması ve insanların göç sebeplerinde yaşanan değişimler gibi sebeplerle ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde gelişen bir olgudur. Bu çalışmanın ana amacı, alıcı ve köken ülkedeki politik, ekonomik, sosyal ve kültürel yapıların, bu yapılara yerleşikliğin, sahip olunan sosyal ve iş ağlarının ve bireysel özelliklerin göçmenleri girişimcilikten başlayarak ulusaşırı girişimciliğe götüren süreçte hangi ölçüde, nasıl etkilediğini araştırmaktır. Türkiye'deki göçmen girişimcilerin köken ülke ile ekonomik irtibat kurma ya da kuramama nedenleri, göçmen girişimcilerin bireysel nitelikleri, alıcı ve köken ülkedeki iş ve sosyal ağları, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel kurumlara yerleşiklik düzeyleri gibi ulusaşırı girişimcilik için gerekli faktörlerin Türkiye bağlamında göçmen girişimcilerde bulunup bulunmadığını varsa hangi düzeyde bulunduğunu incelemek bu çalışmanın temel amaçlarındandır. Çalışmanın diğer bir amacı, literatürden ve elde edilen bulgulardan yola çıkarak Türkiye'deki ulusaşırı girişimciliği tanımlayan genel bir kavramsal çerçeve çizmektir. Araştırmanın önemli amaçlarından birisi de önceki araştırmalarda değinilmeyen ulusaşırı girişimcilerin üçüncü ülkelerle olan ekonomik faaliyetlerinin nedeni ve kapsamını tespit etmektir. Bunun yanında birinci ve ikinci nesil göçmen girişimcilerin alıcı ve köken ülkenin kurumsal çevrelerine yerleşiklikleri ve bu çevrelere yönelik algılarının ulusaşırı girişimciliklerini etkileyip etkilemediğini araştırmak bu çalışmanın amaçlarından birisidir. Çalışmanın bir başka amacı ise Balkanlar ve Ortadoğu gibi farklı bölgelerden gelen göçmen girişimcilerin ulusaşırı faaliyetlere katılım düzeylerini belirlemek ve bu düzeyi etkileyen faktörleri incelemektir. Ayrıca farklı coğrafyalardan gelen göçmenlerdeki etnik bilinç, dayanışma ve yardımlaşma duygusu gibi durumların seviyesini tespit etmek bu araştırmanın amaçlarından birisidir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada örneklemdeki kişilerle yüz yüze ya da online imkanlar ile görüşmeler yapılarak maksimum seviyede bilgi sağlamak amaçlanmış, elde edilen verilerin literatürle uyum içinde olup olmadığı, olmasının ya da olmamasının sebepleri tartışılmıştır. Varılan sonuçlar ise genel olarak şöyledir: Araştırmaya konu edilen göçmen girişimcilerin ulusaşırı faaliyet seviyeleri, bireylerin girişimcilik özellikleri, alıcı ve köken ülkenin kurumsal yapısına uyum ve yerleşiklik düzeylerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bunun yanında faaliyet gösterilen alıcı ve köken ülkelerin kurumsal yapıları dışsal faktör olarak ulusşaırı girişimciliği ekonomik ve sosyal irtibat kurma açısından etkilemektedir. Ayrıca üçüncü ülkelerle, köken ülkeye oranla kurumsal yerleşiklik olmaksızın daha fazla ilişki kurulabildiği görülmüştür.

BalkanlarGirişimGirişimcilik+7
Talha Fırat
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri: Fas ve Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı doğrudan yabancı yatırımların Akdenize kıyısı olan ülkelerden Fas ve Türkiye'nin ekonomik büyümesine olan etkilerini analiz etmektir. Çalışma doğrudan yabancı yatırımların ülkenin ekonomik gelişimine her zaman olumlu etkisinin olup olmadığını Fas ve Türkiye üzerinden karşılaştırmalı olarak ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmada 1990-2016 yılları arası için Dünya Bankasından elde edilen veriler panel veri analizi, The Augmented Dickey Fuller (ADF) testi, ardından Johansen Eşbütünleşme testi, sonrasında Vector Error Correction Model (VECM) ve son olarak Impulse Response Function (IRF) kullanılarak sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Fas için normalleştirilmiş uzun dönemli tahminler şunu göstermektedir ki doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyümeyle negatif bir ilişkisi varken, ihracat ve yatırımların ekonomik büyüme üzerinde ciddi olumlu bir etkisi vardır. Bununla beraber işgücünün ekonomik büyüme üzerinde, istatiksel olarak önemsiz sayılabilecek düzeyde, negatif etkisi vardır. Kısa dönemli tahminler ise değişkenlerin istatiksel olarak önemsiz sayılabilecek düzeyde kaldığını göstermektedir. Etki-tepki işlevi (IRF) şunu göstermiştir ki bir şoka karşı verilen tepkinin doğrudan yabancı yatırım ve ihracat üzerindeki etkisi pozitifken, işgücü ve yatırımlar üzerinde negatiftir. Diğer taraftan Türkiye için normalleştirilmiş uzun dönemli tahminler şunu göstermektedir ki bütün değişkenlerin ekonomik büyümeyle ciddi pozitif bir ilişkisi vardır. Kısa dönemli tahminler ise değişkenlerin çoğunun istatiksel olarak önemsiz derecede olduğunu göstermektedir. Etki-tepki işlevi (IRF) ise göstermektedir ki doğrudan yabancı yatırım, ihracat, yatırım ve işgücündeki bir şoka GSMH'nin ilk dönemden onuncu döneme kadar pozitif tepki vermektedir.

Akdeniz ülkeleriDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyüme+4
Mohamed Aalıoua
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile işletmelerinde büyüme ve uluslararasılaşma üzerine nitel bir araştırma

Aile işletmeleri geçmişten beri ekonominin yanı sıra uygarlığın gelişmesinde de önemli rol üstlenmiştir. Aile kontrolündeki işletmeler sanayileşme döneminin ilk aşamalarından beri ekonomik gelişme sürecinin itici güçleri arasında yer almışlardır. Türkiye'de bulunan işletmelerin %95'i aile işletmesinden oluşmaktadır ve bunların çoğunluğu da KOBİ'dir. KOBİ'ler için büyüme ve uluslararasılaşma önemli bir adımdır. Türkiye ekonomisi üzerinde aile işletmelerinin sahip oldukları pay dolayısıyla sadece aile için değil toplum için de önemli olduğu görülmektedir. Türkiye ekonomisinin çoğunluğunu oluşturan aile işletmelerinden üçüncü kuşağa ulaşabilenlerin sayısı oldukça düşüktür. Ömürlerinin kısa olması aslında doğru büyüme stratejileri izleyemiyor olmalarından kaynaklanabilir ve bu tezde özellikle uluslararasılaşma yoluyla büyümeye gidilmemesi uzun ömürlü olamamanın bir nedeni olarak öngörülmüştür. Literatür incelemesinin sonucunda; son yıllarda aile işletmelerinin de dikkat çekici oranda uluslararası arenada yer alma isteğinin arttığı gözlemlenmektedir. Ancak literatürde araştırmacının kaynak ve kabiliyetleri kapsamında erişebildiği kaynaklar üzerinden bakıldığından; aile işletmelerinin büyüme ve uluslararasılaşmalarının kavramlarının arasındaki ilişkiye dair kaynak bulunamadığı ve yöntem açısından da Türkiye bağlamını ortaya çıkarması ve karşılaştırmalı bir analiz sunmasından dolayı literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada yerel ve uluslararası olmak üzere toplam 14 aile işletmesi kasti örnekleme uygun olarak seçilmiştir. İşletmelerin yerel ve uluslararası olarak seçilmesindeki amaç ikisi arasında aralarında büyüme ve uluslararasılaşma konularına bakıştaki farklılıkları varsa ortaya koyabilmektir. İşletmeler ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Ardından tema ve kodlar oluşturulmuştur. Mülakatlar MAXQDA 2018 nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Analiz üç boyuttan oluşmaktadır. İlk boyutta yerel ve uluslararası aile işletmelerinin aile işletmesi kimliğine bakış açılarını öğrenmek amaçlanmış, ikinci boyutta yine yerel ve uluslararası işletmelerin büyüme stratejilerinin ne olduğu, büyümeye karşı tutumlarının nasıl olduğu öğrenilmeye çalışılmıştır. Üçüncü boyut da ise sadece uluslararası aile işletmelerinin uluslararasılaşma kararını nasıl aldıkları, hangi yollar ile uluslararasılaştıkları ve karşılaştıkları engelleri öğrenmek amaçlanmıştır. Araştırmanın en temel ve çarpıcı bulguları: - Aile işletmeleri kendilerini "aile işletmesi" olarak tanımlarken dahi bu kavrama farklı anlam yüklemekte bu da farklı aile işletmesi kimliklerinin varlığına neden olmaktadır. - İlk bulgudaki farklılıklara rağmen büyüme ve uluslararasılaşma konularına ilişkin algılarının ise benzer olduğu görülmüştür. - Ayrıca uluslarasılaşma teorilerinden en çok ağ yaklaşımı modeli aile işletmelerinin uluslararası pazarlara girmeyi tercih ettikleri ve bunun en temel gerekçesinin de ne olduğu görülmüştür.

Aile işletmeleriBüyümeUluslararası işletmeler+1
Tuğba Onur
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between bilateral official developmentassistance & donor's volume of export: Case study of Turkey

This thesis examines the effect of Turkish official development assistance on Turkey exports to 65 recipient countries over the time period 2008 to 2017 with an application of the gravity model of international trade. The study applied four estimations methods; OLS, fixed effect, random effect and PPML to identify the association between Turkish official development assistance and the volume of export to sample of recipients. The results illustrated that estimations of the GDPs, distance and common language are in line with the general assumptions of the traditional gravity model. However, the GDP per capita income of Turkey and recipient countries was found a less significant impact on the volume of Turkey export. The main target of the study was to explore how the Turkish development aid affects its export to aid recipient countries. The results demonstrated that a 1% increase of bilateral official development assistance creates by 0.04% increase in Turkish export to recipients. Although there is no evidence showing that Turkish official development assistance is partly or completely tied to export, these empirical results indicated official development assistance explore new markets for Turkish exports. Therefore, the study presumes that if official development assistance is partly tied to export it will soar the volume of exports to recipients much favorably. Keywords: Bilateral official development assistance, export, Turkey.

State aidDevelopment assistancesTurkish economy+5
Arab Daiır Hassan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret firmalarının endüstri 4.0 uygulama ve süreçlerine dair nitel bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, dış ticaret firmalarının Endüstri 4.0 uygulama ve süreçlerinin nasıl olduğunu belirleyerek, uluslararası alanda rekabetlerini zorlaştıran veya kolaylaştıran etkenlerin neler olabileceğini hareketle tartışmaya açmaktır. Dış ticaret firmalarının Endüstri 4.0 uygulama ve süreçleri ele alınırken, i- Yatırımcılar Endüstri 4.0 'a nasıl hazırlanıyorlar ve uyguluyorlar? ii- dış ticaret firmalarının Endüstri 4.0 uygulama ve süreçleri nasıl açığa çıkıyor? soruları yönlendirici olmuştur. Üç bölüm olarak tasarlanan çalışmanın birinci bölümünde, endüstriyel devrimler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü, dış ticaret firmalarının Endüstri 4.0 uygulama ve süreçlerinin açığa çıkarılmasına ilişkin bir içeriğine sahiptir. Ayrıca Endüstri 4.0 ile ilgili dünyada yapılan hazırlık çalışmaları ve Endüstri 4.0'ı uygulan ülke örneklerine yer verilmiştir. Bu bölümde son olarak, Endüstri 4.0 çerçevesinde Türkiye'nin 2023 vizyonu ile 2025 Almanya hedefleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise araştırma metodolojisinin tanıtımı ve sekiz adet firmanın analizi yer almaktadır. Araştırma sürecinin tüm detayları bölüm içerisinde ele alınmıştır. Analizin sonuçları iki aşamada sunulmuştur; i- Yatırımcıların Endüstri 4.0'a Nasıl Hazırlandıkları ve Uyguladıklarına Dair Analiz, ii - Dış Ticaret Firmalarının Endüstri 4.0 Uygulama ve Süreçlerinin Açığa Çıkarılmasına Dair Analiz. Son olarak Analizde Öne Çıkan Kodlar başlıkları altında, literatürdeki çalışma ile saha araştırmasında elde edilen veriler karşılaştırılarak, ortak yönler tespit edilmiştir

Endüstri 4.0Uluslararası işletmelerUluslararası ticaret+2
Ahmet Hakim Esmer
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette Türkiye'nin Almanya ve Çin ile ilişkilerinin analizi

Bu çalışma Türkiye'nin yıllar itibariyle en çok ihracat yaptığı ülkerden ilk sırada olan Almanya ve en çok ithalat yaptığı ülkelerden ikinci sırada gelen ve 2015-2017 döneminde ithalatında birinci sırada yer alan Çin ile ilişkisine odaklanmaktadır. Alan yazında ülke analizlerine ilişkin birtakım çalışmalar olmakla birlikte, Türkiye'nin yakın ticari ilişkiler geliştirdiği Almanya ve Çin ile olan hem politik, hem de ekonomik ilişkilerinin zaman içerisinde nasıl bir seyir izlediğinin çözümlenmesine ilişkin herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma literatürdeki bu boşluğa odaklanarak yakın ticari ilişkiler geliştirdiğimiz ülkeler ile olan münasebetimizi yakın geçmiş üzerinden anlamaya ve ilerideki ticari ilişkilerimize ışık tutmaya çalışacaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç ana başlık altında ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'nin ekonomik gelişimi dönemler itibariyle ele alınarak, uluslararası ticarette nasıl bir aktör olduğunu anlamaya yönelik bir bölüm tasarlanmıştır. Çalışmanın ikinci kısmı Almanya örneği üzerinden değerlendirimiştir. Burada 2008-2018 yılları arasında Türkiye'nin Almanya ile olan politik ve ekonomik ilişkilerine odaklanılmış ve bu amaçla 1076 ana haber metni ve ek haber metinleri analize konu edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümde ise Çin üzerinden aynı analiz tekrar edilmiştir. Çin ile alakalı ana haber metinleri 682'dir. Çalışmanın sonucunda, 2008-2018 dönemi aralığında iki ülke açısından ticaretinin gelişme gösterdiği söylenebilir. Çin özelinde ithalatın bu ülke ile fazla olması ekonomik dengeler bakımından ele alınması gereken bir mesele olmakla birlikte, ekonomik ilişkiler yıllar itibariyle değişkenlik göstersede son on yıl içinde artmıştır. İleride, Bir Kuşak Bir Yol projesinin ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmesi beklenmektedir. Buna mukabil, siyasi alandaki ilişkilerin geliştirilme hızı, ekonomik ilişkilere görece daha yavaş bir seyir izlemektedir. Almanya örneğinde ise iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin gerilimli alanları olmakla birlikte, bu gerilimin ekonomik ilişkileri her zaman doğrudan etkilemediği görülmüştür. 2013-2017 yılları arasındaki gerilimlere rağmen 2015 yılı dışında ihracatımızın geliştiği ve dış ticaret açığımızın düştüğü farkedilmiştir. 2015 yılını yaşanan global durgunlukla beraber değerlendirdiğimizde Türkiye'nin genel ihracatının düşmesine paralel Almanya'ya ihracatın düştüğü farkedilmiştir. Ayrıca en çok gerilim yaşanan 2016-2017 yılları arasındaki süreç, ekonomik açıdan ihracatın artarak dış ticaret açığının düştüğü ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin geliştiği yıllar olarak dikkat çekmektedir.

AlmanyaTicaretTicari ilişkiler+3
İlkay Karaosmanoğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dahilde işleme rejiminde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu tez çalışmasındaki ana hedefimiz, ülkenin toplam ihracatının yarısına yakın bir kısmının gerçekleştirilmesini sağlayan Dahilde İşleme Rejimi'nin (DİR) işleyişinde yaşanan sorunların incelenmesi ve sorunlara yönelik çözüm önerileri üretebilmektir. Bu sorunların tespit edilmesi için anket tekniği kullanılmıştır. Bu tez amacı bakımından açıklayıcı araştırma kategorisinde yer almakta ve nicel araştırma yöntemine dayanmaktadır. Araştırma sonucunda, literatürde yer alan çalışmaların aksine; rejimin haksız rekabet yaratmadığı, ithal bağımlılığı arttırmadığı, cari açığı arttırmadığı, dış ticaret politikası önlemlerini azaltmadığına yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Bununla beraber rejimin istihdamı ve ihracatı arttırdığı, ihracatçı firmalara uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazandırdığı ve işletmelerin verimliliğini arttırdığı da tespit edilmiştir. Ayrıca eşdeğer eşya kullanımlarında ve fire oranlarının hesaplanmalarında sorunların yaşandığı anlaşılmıştır. Bu rejimin ülke ekonomisine fayda sağlaması için bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Eğer bu rejim kapsamında ithal edilen girdilerin yurt içinde üretimi bulunuyorsa, ilgili sektörler desteklenmeli ve yurt içinden tedarik edilmelidir. Bununla beraber yerli ara malı üreticileri de kaliteli üretim yapabilmeleri için çaba sarfetmeleri gerekmektedir. Ayrıca firmaların ihracat yaptıkları ülkelerde bürokratik engellerle karşılaşmamaları ve mevcut müşterilerini de kaybetmemeleri için gerekli tedbirlerin alınarak, gümrük kontrolleri hızlandırılmalı ve ihraç ürünleri gümrüklerde fazla bekletilmemelidir. Bu rejim kapsamında karşılaşılan sorunlar yetkili kuruluşlar tarafından titizlikle incelenerek gerekli önlemler alınmalıdır. Ayrıca sorunların ayrıntılı olarak tespit edilebilmesi için, bu yapılan anket uygulamasının her sektöre ayrı ayrı uygulanmasında fayda vardır. Bununla beraber yerli üreticilerimizin de DİR'e yönelik görüşlerinin alınması ve tutumlarının araştırılması büyük önem taşımaktadır.

Dahilde işleme rejimiRekabetÇözüm yöntemleri+1
Baldauryen Idan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The determinants of inward foreign direct investment in Turkey

This paper mainly aims to explore the macroeconomic determinant factors and its impact on the inward foreign direct investment (FDI) in Turkey for recent years. Auto-regressive Distributed Lag (ARDL) and Unrestricted Error Correction Model (UECM) are the econometric methods that used to investigate the long-term conintegration relationships between the dependent variable and independent variables, using the quarterly data of 2005Q1-2017Q4. The study results reveal that statistically positive relationship exists between dependent variable FDI and independent variables GDP, GDP growth rate, Trade Openness, Interest Rate and Unemployment Rate in Turkey in the long-term. However, the statistically negative impact of Inflation Rate on FDI inflows in Turkey is identified through the empirical analysis. The study findings also indicate that the Real Effective Exchange Rate statistically has no effect on inward FDI in Turkey for long-term.

Foreign direct investmentsMacroeconomyMacroeconomic factors+2
Maitikuerban Abuduaını
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik milliyetçilik temelinde dış ticaret girişimciliği: Nitel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı iktisat politikasının temel bileşenlerinden biri olan dış ticaret politikası açısından korumacı bir yaklaşımı ifade eden ekonomik milliyetçilik bağlamında dış ticaret girişimciliği ve eğilimini ortaya koymaktır. İfade edilen bu amaç çerçevesinde çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde ticari faaliyetin kapsamı (uluslararası ticaret-dış ticaret), dış ticaret politikası (ticari milliyetçilik-ekonomik milliyetçilik) ve girişimcilik (uluslararası girişimcilik-dış ticaret girişimciliği) temelinde kavramsal bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca bu bölümde dış ticaret girişimciliği literatürü eleştirel bir şekilde ele alınarak uluslararası girişimcilikten farklılaştığı yönlere değinilmiştir. Dış ticaret girişimciliğine ilişkin alan yazın incelemesi, araştırmanın amacı doğrultusunda gerek duyulan verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasına rehberlik eden bir yol haritasının belirlenmesine katkıda bulunmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü ise ampirik kısmı oluşturmaktadır. Çalışma, nitel araştırma tasarımlarımdan tekli örnek olay çalışması şeklinde tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini en az 5 yıldır dış ticaret yapan ve üretici/imalatçı olarak endüstride yer alan mevcut dış ticaret girişimcileri oluşturmaktadır. Çalışmada verilerin toplanmasında yarı-yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Örnek olarak seçilecek işletmelerin ve mülakat yapılacak kişilerin belirlenmesinde kasti (amaçlı) örneklem tekniğinden yararlanılmıştır. Veri analizi sonucunda elde edilen bulgular, bireyin benimsediği dış ticaret politikasının ticari faaliyetinin temelini oluşturduğunu, ticari faaliyetinin yapısının da girişimci faaliyetinin yapısına temel oluşturduğunu göstermiştir. Bu bağlamda çalışmanın bulguları ekonomik milliyetçiliğin dış ticaret girişimciliğine, ticari milliyetçiliğin de uluslararası girişimciliğe temel oluşturduğunu göstermiştir. Bulgular, dış ticaret ile dış ticaret girişimciliğinin, uluslararası ticaret ile uluslararası girişimciliğin birlikte ortaya çıktığını doğrular niteliktedir.

EkonomiEkonomik faktörlerEkonomik hayat+6
Metin Saygılı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları ve Türkiye'ye etkileri

Avrupa Birliği, birçok ülke ile ticaret anlaşması imzalama yoluyla ilişkiler kurmaktadır. Türkiye, AB üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği nedeniyle AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından etkilenmektedir. Bu bağlamda hazırlanan söz konusu tezin ilk bölümde Serbest Ticaret Anlaşması'nın ne olduğu ve neden yapıldığına ilişkin bilgi verilerek Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle kurduğu ticari ilişkilerin genel içeriğine değinilecektir. Bu kapsamda AB'nin ticari ilişkilerinin kurucu anlaşmalardaki hukuki dayanaklarına (Paris Anlaşması, Roma Anlaşması, Maastricht Anlaşması, Amsterdam Anlaşması, Nice Anlaşması, Lizbon Anlaşması) yer verilecektir. İkinci bölümde ise serbest ticaret anlaşmaları bağlamında Avrupa Birliği – üçüncü ülke ilişkileri incelenecek. Serbest ticaret anlaşmalarının AB için önemiyle başlayacak olan bölümde AB'nin STA kapsamında müzakere yürüttüğü ülkeler ''sonuçlanan'' ve ''hala müzakere sürecinde olanlar'' olarak iki kısımda incelenecektir. Son bölüm, Türkiye'nin AB süreciyle başlayacak ve STA sebebiyle oluşacak ekonomik ve politik beklentiler ile devam edecektir. Ek olarak AB ve ABD'nin taraf olduğu TTIP'nin Türk ekonomisine etkisine yer verilecektir. Türkiye'nin imzaladığı STA'lar değerlendirilecek ve Avrupa Birliği tarafında gerçekleştirilen Serbest Ticaret Anlaşmaları'nın Türkiye'ye etkileriyle bölüm tamamlanacaktır. Eleştirel kaynak taramasının akabinde resmi kaynaklardan alınan verilerle tablolar oluşturulacak ve toplanan veriler üzerinden hipotetik analizler çerçevesinde değerlendirmeler yapılacaktır. Yapılan çalışma, Gümrük Birliği nedeniyle Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yapmış olduğu Serbest Ticaret Anlaşmaları'ndan Türkiye'nin olumsuz yönde etkilendiğini ortaya koymaktadır.

AnlaşmalarAvrupa BirliğiSerbest ticaret anlaşmaları+3
Rümeysa Ataseven
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Kuzey Afrika ülkelerinde pazar arayışları ve strateji geliştirme: Bir Türk aile işletmesi tecrübesi

Küçük ve orta ölçekli şirketlerin uluslararasılaşma süreci (KOBİ'ler) geniş çaplı araştırma çalışmalarının bir hedefi olmuştur ve aile firmalarının genişlemesi önemli bir araştırma alanıdır (Sciascia vd., 2013; Rastorgueva, 2014). Dış pazarları hedeflemeye başlamayı planlayan şirketlerin kapsamlı bir araştırma yapması ve potansiyel uluslararasılaşma için yeterli bir pazarlama stratejisi oluşturması gerekiyor. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı doğrultusunda, Türkiye merkezli aile şirketi Özyıl Tuz İşletmeciliği (ÖTİ) seçilmiştir. Söz konusu firma birkaç yıldır Türkiye'de faaliyet göstermekte, müşterilere tuzla ilgili çeşitli ürünler üretmekte ve sağlamaktadır ("ÖTİ Gıda Ltd. Şti."). Faaliyetlerini daha da genişletmek isteyen kuruluş, Kuzey ve Batı Afrika bölgelerinde de faaliyete geçmeye karar vermiştir. Kurumun seçilen pazarlarda karlı bir şekilde faaliyet gösterebilmesine yönelik böyle bir uluslararasılaşma için başarılı bir pazarlama stratejisi geliştirmeye ihtiyacı olduğu söylenebilir. Bu şirketin seçilme nedeni; araştırmacının Sakarya Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü'nün yürütmekte olduğu Üniversiteden Pazar Elçiliğine Projesi (UPEP) kapsamında firmada çalışmaya başlamasıdır. Projenin amacı, yabancı uyruklu öğrencilere iş deneyimi kazandırırken ve şirketlere de bu öğrenciler yardımıyla dış pazarlara açılma ve uluslararası ticaretlerini geliştirmede destek olmaktır. Bu kapsamda araştırmacıya ÖTİ'nin Batı ve Kuzey Afrika bölgelerinde uluslararası ticaretini geliştirmesiyle ilgili görevler verilmiştir. Araştırmacı, söz konusu bölgelerde ÖTİ'nin uluslararasılaşması ile ilgili atandığı görevler nedeniyle, şirketin Batı ve Kuzey Afrika bölgelerinde uluslararasılaştırma stratejisiyle ilgili sorunların çoğuna tanık olmuştur. Bu nedenle, eylem araştırması yöntemini araştırma metodolojisi olarak kullanarak, belirli bölgelerde şirketin uluslararasılaşma stratejisini daha etkili kılmak için hangi yönlerin değiştirilebileceği konusunda daha kapsamlı araştırma yapma kararı alınmıştır. Eylem araştırmasının nitel metodolojisi, "dünyayı değiştirerek anlamak ve iyileştirmek istediğini" varsaymaktadır (Baum vd., 2006: 854). Eylem araştırması genellikle, "katılımcıların sosyal durumunda olumlu bir değişim ve iyileşme sağlamak için araştırmalar yürüten ve durum hakkında pratik bilgi yanı sıra teorik ve teorik bilgi ürettiği" gibi birçok fayda ile de ilişkilidir (Burns, 2015:187). Araştırmacının kişisel deneyimlerine, önceki araştırmalara ve kapsamlı literatür taramasına dayanarak, bu çalışma ÖTİ tarafından temsil edilen bir Türk aile işletmesinin analizine odaklanmakta ve Kuzey ve Batı Afrika bölgelerini hedef alırken şirketin seçtiği uluslararasılaşma stratejisinin etkili olup olmadığını belirlemektedir. Bu çalışmanın literatür taraması, Aşama Modelinin ve Global Modellerin sunumu ile şirketlerin uluslararasılaştırılmasının nedenleri ve dış pazarlara giriş yapan modlara odaklanmaktadır. Bazı uluslararasılaştırma stratejisi analiz çerçeveleri (SWOT, PESTEL, Beş Güç Analizi), seçilen kuruluşun operasyonel süreçlerini etkileyen hem dış hem de iç faktörleri analiz etmek için kullanılmıştır. Bu faktörlerin analizine ve şirketin geçmiş uluslararası deneyimlerinin analizine dayanarak, ÖTİ tarafından Batı ve Kuzey Afrika pazarlarına girerken ilk önce yapılan ihracatın penetrasyona yönelik olduğu görülmüştür. Bu nedenle, şirketin uluslararasılaşma stratejisinin nüfuz etme kararının etkili olduğu ve şirketin daha fazla araştırma yapması için kademeli bir yol izlediği söylenebilir.

Afrika ülkeleriAile işletmeleriBatı Afrika+7
Souleymane Bindjo
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış ticaret girişimcilerinin Avrupa Birliği ile ticaretlerinde karşılaştıkları güçlükler

Girişimcilik olgusu; teknolojik gelişmeler, iletişim imkânlarının artması, para ve bilgi akışının kolaylaşması gibi gelişmelerle birlikte ticaretin önündeki engelleri kaldırma politikalarının da katkısıyla sınırlarını aşmış ve uluslararası bir faaliyet halini almıştır. 1980'li yıllardan günümüze uluslararası girişimciliğin tanımlaması yapılmaya çalışılmıştır. Her defasında pratik ile teori örtüşememiş tanımlara yeni kavramlar eklenmeye çalışılmıştır. Literatüre yeni giren ancak pratikte gelişmekte olan ülkelerin lokomotif aktörü olan, ülkeye döviz girişine destek olmak, istihdam sağlamak amacıyla hareket eden girişimcilerin faaliyeti olan dış ticaret girişimciliği çeşitli açılardan incelenmeye başlanmıştır. Bu araştırma Türkiye'de yerleşik dış ticaret girişimcilerinin en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği'ne yaptıkları ihracatlara engel teşkil eden problemleri ele almak, Gümrük Birliği anlaşmasında dış ticaret girişimcilerinin ihracatları için dezavantaj oluşturan problemleri çözmek için yapılması gereken değişiklikleri, dış ticaret girişimcilerinin bakış açısı ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ayrıca Avrupa Birliği'ne katılımın gerekliliği tartışılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yerleşik dış ticaret girişimcileri oluşturmaktadır. Örneklem, kasti örnekleme yöntemi ile araştırmaya katılmayı kabul eden 10 adet dış ticaret girişimcisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı biçimlendirilmiş mülakat tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda dış ticaret girişimcileri açısından Avrupa Birliğine üye olmaktan ziyade Gümrük Birliği Anlaşmasında, vize serbestisinin getirilmesi, hizmet ticaretinin serbest dolaşıma girmesi ve Gümrük Birliği üyeleri ile eşit haklara sahip olunması gibi değişiklikler yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiGirişimcilikGirişimcilik niyeti+6
Semanur Yalçın
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Proje bazlı kümelenmenin ihracat performansına etkisi: URGE örneği

Bu çalışmanın temel amacı kümelenmenin ihracat performansına olan etkisinin incelenmesidir. Bu etkinin tespit edilmesinde kümelenme stratejisi uygulayan firmaların, sahip oldukları küme kaynakları ve ihracat performanslarına yönelik algıları ele alınmaktadır. Bu amaçla, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan 2019 yılı Devam Eden URGE Projeleri listesinde yer alan ve 2016 yılında onaylanmış kümeler içerisinden çalışmaya katılmayı kabul eden 30 firma ile görüşülmüş ve söz konusu firmalardan, çevrimiçi anket yönteminden yararlanılarak veriler toplanmıştır. Küme firmalarının faaliyet gösterdikleri sektörler, ihracatın net satışlar içindeki payı, ihracat yapılan ülke sayıları gibi niteleyici verilerin yanında, firmaların ihracat başarı düzeylerine yönelik algıları değerlendirilmiş elde edilen veriler oluşturulan temalar yoluyla sıklık analizine tabi tutulmuştur. Diğer taraftan çalışmanın temellerini oluşturan küme kaynakları, devlet teşvikleri ve ihracat performansına yönelik katılımcı firmaların algıları ile belirlenen ölçeklerden yola çıkılarak, değişkenler arasındaki ilişkinin boyutu ve yönü tespit edilmeye çalışılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler sonucunda elde edilen bulgulara göre, firmaların büyük çoğunluğunun (%46,7) makine ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterdiği görülmektedir. Yüksek katma değere sahip makine sektörü ve Türkiye'nin rekabet gücü bağlamında nispeten önde olduğu tekstil sektörlerindeki firmaların kümelenme stratejisine yakın durması, sektörlere yönelik küme programları bağlamında önemsenmektedir. Diğer taraftan firmaların yarısının en az 20 yıl önce kurulmuş köklü firmalardan oluştuğu, 26 firmanın hâlihazırda ihracat yaptığı ve 4 firmanın henüz ilk ihracatını gerçekleştiremediği anlaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; küme kaynaklarının ihracat performansı üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu etkinin büyüklüğüne bakıldığında ise küme kaynaklarının, ihracat performansındaki değişimin %12,5 açıkladığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan küme kaynakları ve devlet teşvikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir doğrusal ilişki (korelasyon) bulunamamış, devlet teşviklerinin ise ihracat performansı üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Firmalardan elde edilen önemli bulgulardan biri de, küme ile üniversite, Ar-Ge merkezi gibi teknolojik araştırma kurumları arasındaki işbirliğinin yeterli düzeyde görülmemiş olmasıdır. Bu sonuç kümelerin etkinliği bağlamında üniversite temsilcilikleri, kurumsal ortaklıklar gibi girişimlerin arttırılması gerektiğini gözler önüne sermiştir. Önemli görülen bir diğer sonuç ise firmaların büyük çoğunluğunun bölgedeki rakip yoğunluğunu yüksek düzeyde gördüğünü belirtmesidir. Yüksek rekabet firmalar arası ortak iş yapma ahengini bozabileceği gibi doğru bir yönetim ile ürün gelişimi, ortak yatırımlar gibi girişimlerin tetikleyicisi olabilmektedir. Bu bağlamda elde edilen bu sonuç oluşturulan stratejiler için dikkat edilmesi gereken noktalardan biri olmalıdır.

Endüstriyel gruplarKOBİKümeleme+6
Ayşegül Öztürk
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of financial and insurance & pension services export

After the WWII, the service sector gained importance in many economies and services have been fast growing portion of world trade. According to World Bank statistics, service export increased approximately 15 times between 1980 and 2019. Since services are supplied as an input into the production of goods, they account is about 50% of world trade. It means that services account for over two-thirds of global economic output and employment in developing countries and four-fifths in developed ones. According to EBOPS 2010 service classification, two diffeent service categories are financial and insurance & pension services. The share of financial service sector in global trade has grown since 1980s by encouraging both the national and global economic growth via financial intitutions and intermediaries. Financial system of a country is regarded as a source of comparative advantage and trade. Also, although insurance service is different service category from financial service, it promotes the financial service category. As we consider the close association of these two service categories with each other and increasing importance and volume in global trade, we show a holistic approach by handling with these two service categories together based on the most recent classification EBOPS 2010. Hence, the purpose of this study is to examine the main determinants of financial and insurance & pension services export as service categories of increasing importance and volume. Specifically, it analyzes the impacts of changes in FDI inflows and outflows, financial institutions depth, corruption perception index, GDP (constant 2010 US$) and FED funds rate on financial and insurance & pension services export. This study uses annual panel data from 2005 through 2018 for 82 high and middle-income countries. Panel Fixed Effect (FE) model is applied to identify the impact of determinants of financial and insurance & pension services export. As a result, this study gives evidence that financial institutions depth and GDP in high-income countries have positive impacts on the financial and insurance & pension export. For middle-income countries, financial institutions depth, GDP, and FDI outflow variables promote export of financial and insurance & pension services. Since this thesis study that formulate the determinants of financial and insurance & pension services export is the first, it endeavours to contribute the literature of service export. In addition to this, it gives evidence that there is a great opportunity for middle-income countries if they pay attention to the financial and insurance & pension services by eliminating structural gaps in their services sector with their economic policies. Besides of leading exporters, when middle-income countries expand the depth of financial institutions and develop foreign capital flows for this expansion, they will make a great contribution to their balance of payments. Hence, it is foreseen that high and middle-income countries will provide economic, legal, human, and technological development on the way to financial and insurance & pension services exports.

Pension servicesFinancial servicesService sector+3
Melek Kaya
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hollanda`nın tarım sektöründeki uluslararası başarısının Elmas Modeli ile analizi

Bu tez çalışmasının amacı, uluslararası tarım sektöründe kısıtlı doğal kaynaklara rağmen büyük bir başarı sergileyen Hollanda tarım sektörü örneğinin arkasındaki nedenleri, rekabet üstünlüğü kavramı temelinde ve Porter`ın Rekabetçi Üstünlükler teorisinin Elmas Modeli çerçevesinde keşf etmektir. Bu amaç doğrultusunda, Hollanda tarımının başarısında hangi rekabet üstünlüğü faktörlerinin etkin olduğu sorusu cevaplanırken aralarındaki işleyiş mekanizması da öğrenilmeye çalışılmıştır. Böylece, kısıtlı doğal kaynaklarla uluslararası tarım sektöründe başarılı olabilmek için hangi rekabet üstünlüğü faktörlerine ihtiyaç duyulacağı Hollanda örneği üzerinden bulgulanmıştır. Diğer taraftan, Elmas Modeli`nin teorik donanımının Hollanda`nın rekabet üstünlüklerini belirlemede hangi seviyede yeterli olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu tez kapsamında yürütülmüş araştırma, bütüncül bakış açısı yaklaşımı benimsenmiş keşifsel amaçlı bir örnek olay araştırmasıdır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Analizde kullanılmak üzere elektron-mülakat ve doküman incelemesi veri toplama teknikleri ile toplanan veriler, içerik analizine tabi tutulmuş ve elde edilen kategori ve kodlar, betimsel analizle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bulguları sonucunda, Hollanda`nın uluslararası tarım sektöründeki başarısı, 50 rekabet üstünlüğü faktörü ile açıklanmıştır. Bu faktörlerden 46`sı Porter`ın Elması`na uyarlanabilerek Hollanda Ulusal Tarım Elması`nı oluştururken, 4`ü ise Elmas Dışı Faktörler`i oluşturmuştur. Çalışmanın bulguları, küreselleşmiş dünya ekonomisinde aktif bir katılımcı olan ülkelerin ve kısıtlı doğal kaynaklara sahip ülkelerin belirli bir endüstride sahip olabileceği rekabet üstünlüğü faktörleri hakkında Hollanda örneği üzerinden farklı yaklaşımlarla çıkarımlarda bulunma fırsatı sağlamıştır. Üç bölümden oluşan bu tezin ilk bölümünde, araştırmanın kavramsal çerçevesini oluşturan rekabet üstünlüğü kavramı stratejik yönetim okulu çatısı altında detaylı bir incelemeye tabi tutulmuştur. İkinci bölümde, araştırmanın teorik çerçevesini oluşturan Porter`ın Rekabetçi Üstünlükler teorisi ve teorinin Elmas Modeli`ne yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, araştırmanın yöntemi açıklanmış ve araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular sunulmuştur.

Elmas ModeliHollandaRekabet gücü+2
Zakır Eynıyev
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ev sahibi ve köken ülkede çevresel sürdürülebilirlik: Ford Otomotiv örneği

Bu çalışmanın amacı, küresel işletmelerin köken ve ev sahibi ülkedeki çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımlarındaki farklılığı irdelemektir. Bu amaç doğrultusunda Küresel işletmenin çevresel raporlama şeklinde köken ve ev sahibi ülke ayrımı var mıdır? Varsa farklılığın sebebi nedir?, İşletme sürdürülebilirlik raporları "seçilen çevresel yaklaşımın" kategorileri çerçevesinde değerlendirilebilir mi?, Ülkelerin gelişmişlik düzeyi çevresel raporlamalardaki farklılığı hangi açılardan etkilemektedir? Sorularına yanıt aranmıştır. Amacı gerçekleştirmek için Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı, ABD kökenli Ford Otomotiv işletmesinin iki ülkedeki çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımlarının hangi açılardan ve ne sebeple farklılaştığı, paylaştıkları sürdürülebilirlik raporlarından hareketle içerik analiziyle incelenmektedir. Çalışma kapsamında ev sahibi ve köken ülkenin çevresel sürdürülebilirlik raporları iki açıdan ele alınmıştır. İlk olarak iki ülkenin çevresel sürdürülebilirlik raporları, GRI indeksi çevre kategorilerine göre incelenmiştir. İkinci olarak iki ülkenin raporları, Koşu Bandı Üretim Teorisi çevre kategorileri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Böylece Ford Otomotiv işletmesinin köken ve ev sahibi ülkede paylaştığı çevresel sürdürülebilirlik raporlarında, çevre kategorilerine yer verme çeşitliliği ve sıklığı; GRI indeksi ve Koşu Bandı Üretim Teorisi'nin çevre kategorileri bazında ele alınmıştır. Araştırma sonucunda ev sahibi ülkede çevresel uyum kategorisinin daha etkin şekilde takip edilmesi, atık kategorisinin son zamanda daha az paylaşımcı olması, ev sahibi ülkedeki tedarikçilere ilişin verilerin yoksunluğu gibi bulgulara ulaşılmıştır. Dolayısıyla işletmenin ev sahibi ve köken ülkede yer verdiği çevre kategorilerinin varlığı ve çeşitliliğinde farklılıklar görülmüştür. Ev sahibi ve köken ülkedeki çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerini raporlama kıstaslarındaki ayrımların sebebinin ise, ev sahibi ülkenin çevresel politikaları olduğu kanısına varılmıştır. Bu çalışmayla, çevresel sürdürülebilirlik raporlarının aynı işletmeye ait dahi olsa çevresel sorumluluklar söz konusu olduğunda hangi çevre kategorilerinde farklı tutumlarında bulunacağının tespiti; hem işletme hem de ülkelerin çevresel sürdürülebilirliğe bakış açısına dair önemli ipuçları sunmaktadır.

Köken ülke etkisiOtomotiv endüstrisiOtomotiv sektörü+3
Zeynep Talaş
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Global liman işletmelerinde verimlilik ölçümü: Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi ve Bulanık Veri Zarflama Analizi

Limanlar, uluslararası taşıma zincirindeki önemi sayesinde lojistik hizmet vermek için en uygun alanlar haline gelmişlerdir. Konteynerin taşıma kabı olarak kullanılmaya başlanmasından sonra ulaştırma konusunda ciddi bir gelişim yaşanmıştır. Konteyner taşımacılığı ile varış noktasına kadar konteynerin açılmadan tek işlemle taşınabilmesi, farklı yüklerin tek bir konteynerde taşınması, zaman tasarrufu sağlaması, güvenilir ve ucuz olması gibi getirdiği avantajlar sebebiyle tedarik zinciri ve lojistik sistemlerinde konteyner terminalleri önemli bir yer tutmaktadır. Bütün bu gelişmeler, konteyner terminallerinin varlığını sürdürebilmesi için liman verimliliğini ölçmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada; Türkiye'deki global bir liman işletmesinin, Avrupa'da bulunan limanlarının birbirlerine göre tercih edilebilirliği ve belirlenen bu limanların göreceli etkinlik skorlarının karşılaştırılmasına yönelik çalışmalar sunulmuştur. Liman verimliliğinin ölçülmesi için tek bir verimlilik göstergesi yoktur. Çünkü Dünyada bulunan her bir limanın yapısı farklıdır. Bunun için liman işletmelerinin verimlilik ölçümünde hangi kriterlerin belirleneceği mevcut literatür incelendikten sonra uzman görüşüne sokulmuş ve kriterler belirlenmiştir. Bu çalışmada, limanların verimliliklerinin ölçülmesi süreci iki aşamada incelenmiştir. Birinci aşamada Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) ile liman verimliliğine etki eden parametreler incelenmiştir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan AHP yöntemi, belirlenen kriterlerin önem derecesini tespit etmek ve kriterleri sistematik olarak karşılaştırıp değerlendirmesini sağlamak için tercih edilmiştir. İkili karşılaştırma yargılarındaki sözel belirsizliği daha iyi ifade etmek ve kesin değerler kullanmayıp belirli aralıklardaki değerler ile karar vermeyi kolaylaştıran bir yöntem olarak BAHP kullanılmıştır (Şişman vd., 2016). İkinci aşamada ise birinci aşamada elde edilen çıktılar, girdi olarak ele alınarak liman verimliliğinin ölçülmesinde Bulanık Veri Zarflama Analizi (BVZA) modeli kullanılmıştır. Veri Zarflama Analizi (VZA), karar verme birimleri ile birden çok girdi ve çıktı ile işletmelerin veya limanların göreli verimliliklerinin ölçülmesi için kullanılan bir yöntemdir. Fakat gerçek dünya problemlerinde verilerin kesin bir değer olarak ölçülmesi mümkün olmadığı için BVZA yöntemi ile belirsiz olan durumlar için daha doğru etkinlik skorları elde edilmiştir. (Sengupta, 1992) Böylelikle, Liman işletmelerinin kriterlere ait veri değerlerini ne derecede etkin kullandıkları BVZA ile incelenmiştir. BVZA'da kullanılmak üzere dört adet girdi ve bir adet çıktı belirlenmiştir. Liman etkinliklerinin sonuçları girdiye ve çıktıya yönelik olmak üzere alt ve üst sınır değerleri CCR modeli yardımıyla belirlenmiştir. Bu çalışmanın BVZA modeline katkı sağlaması, uygulamada ise belirlenen limanların mevcut fiziki koşulları kullanmadaki yetkinliği en iyi olan limanın belirlenerek kendi aralarında göreceli verimlilik skorlarını karşılaştırmasına, finansal kararlar almasında somut veriler ile hareket edebilmesine, yüksek karlılık oranlarına erişebilmesine ve rekabette öne çıkabilmesi konusunda katkı sağlaması beklenmektedir.

Bulanık analitik hiyerarşi süreciBulanık veri zarflama analiziKüresellik+5
Ece Merve Nehir
Sakarya University · Institute of Business Administration
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası sanal ticaret fuarları: Katılımcı firmaların bakış açısı üzerine bir analiz

Çalışmanın amacı; dijitalleşen yeni dünya yapısına uyum sağlama, ihracata dayalı büyüme için gerekli bilgiye erişme ve olası iş birliklerini geliştirme gayreti içerisinde olan işletmelerin; yeni bir sanal etkinlik ortamı haline gelen sanal fuarlara yönelik olarak katılımcılarının tutumları ile bu fuarları benimseme derecelerini ortaya çıkarmaktır. Halen dünyada alıcılara ulaşmanın en sürdürülebilir ve etkili yolunun fuarlar olduğu aşikardır. Bununla birlikte dünyada daha önce eşi görülmemiş düzeyde toplumsal, siyasi ve ekonomik etki oluşturan Kovid-19 pandemisi ile fiziksel iletişimin azalması sonucunda hem fuarların organizasyonu hem de ziyaret edilmesi ve katılım sağlanması işletmeler açısından önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Sanal etkinliklere yönelik ortaya çıkan mevcut ve yeni teknolojik gelişmeler ile bu sorun nispeten aşılmaya çalışılmaktadır. Sanal fuarlar pandemi ile birlikte yüz yüze fuarların tek alternatifi olarak ortaya çıkmıştır. Bu fuarlar ile ilgili literatürün genişliği ve derinliği henüz prematüredir. Bu bağlamda sanal fuarların etkinliğine yönelik alanda bir ölçek bulunmaması da önemli bir eksiklik olarak görünmektedir. Bu çalışmada ortaya çıkarılan ölçeğin alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada fuar katılımcılarına yönelik bir araştırma olması ve derinlemesine veri toplama imkanı bulunmaması nedeniyle veri toplama aracı olarak çevrimiçi anket benimsenerek nicel yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evreni pandemi dönemi olan 2020-2021 yılları arasında en az bir sanal fuara katılmış olan Türkiye'de yerleşik işletmelerden oluşmaktadır. Bu işletmelere ulaşmak için Türk Arap İş birliği Derneği Şirketinin organizasyonunda yapılan dijital B2B fuarına katılan 1067 firma hedeflenmiştir. Çalışmada 204 adet katılımcı firma temsilcisine ulaşılmıştır. Geniş bir örneklem grubuna ulaşılarak dış geçerlilik düzeyi yüksek tutulmaya çalışılmıştır. Beş bölümden oluşan Likert tipi ölçek sanal fuar katılımcılarına gönderilmiştir. Araştırmada katılımcı firmaların tanımlayıcı istatistiklerinin yanında; araştırma bağlamındaki kavramların boyutsal ve örneklemin kümelenmesi analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların, teknolojik gelişmelerin sanal fuarların verimini artırsa dahi fiziki fuarların önemini azaltmayacağı, sanal fuarların ek bir aktivite ve tamamlayıcı bir pazarlama kanalı olarak var olmaya devam edeceği yönünde tespitleri öne çıkmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm dijital dönüşüm ve sanallaşmayı, ikinci bölüm işletmelerarası sanal bir etkinlik olarak fuarları, üçüncü bölüm ise uluslararası sanal fuarların etkinliği üzerine saha araştırmasını içermektedir.

Elektronik ticaretFuarlarSayısallaştırma+2
Ayhan Bekar
Sakarya University · Institute of Business Administration
2022
00
Master'sOpen AccessTR

UCP 600'e göre düzenlenen akreditiflerin analizi: Bir katılım bankası örneği

Gelişen teknoloji, iletişim, ulaşım ile birlikte uluslararası ticaret, tüm firmalar için vazgeçilmez bir hal almış ve özellikle ülkelerin dış kaynak ihtiyaçlarını karşılamada çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Uluslararası ticarette önemli bir ödeme aracı olarak kullanılan akreditif, bütün dünyada yaygın ve önemli bir ödeme aracı olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada dış ticarette kullanılan akreditifli ödeme yönteminin detaylı incelemesi yapılmış ve UCP 600'e göre örnekler incelenmiştir. Altı ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde; dış ticaret kavramı, dünyada ve Türkiye'de dış ticaretin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde dış ticarette kullanılan belgeler ele alınmış, çalışmanın üçüncü bölümünde ise dış ticarette kullanılan teslim, taşıma ve ödeme şekilleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde, akreditifin tanımı, tarafları, çeşitleri, işleyişi ve rezerv konuları açıklanmıştır. Beşinci bölümde UCP 600'ün getirdiği yenilikler açıklanırken son bölümde ise bir katılım bankasından elde edilen veriler değerlendirilmiş ve istatistik sonuçlar irdelenerek aralarındaki bağlantılar gösterilmiştir.

AkreditifBankalarKatılım bankacılığı+4
Oğuzhan Kodalak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İhracatta akreditif uygulamaları: Bir katılım bankası örneği

Dış ticaretin hızla gelişmesinden dolayı günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkeler üretimlerini ve pazar paylarını arttırmayı hedeflemektedirler. Bu yüzden ithalatçıların ve ihracatçıların karşılaştıkları riskler devamlı form değiştirerek büyümektedir. Bu nedenle dış ticaretle iştigal eden kişi ve kurumların yerel, ulusal ve uluslararası mevzuat ve uygulamaları ilgili ülkelere göre çok iyi takip etmeleri gerekmektedir.Bu çalışmanın araştırma problemi uluslararası ticarette bir ödeme aracı olarak kullanılan akreditif uygulamalarının değerlendirilmesidir. Dört ana başlıktan ibaret çalışmanın birinci bölümünde dış ticaret kavramı ve gelişimi; ikinci bölümde dış ticarette kullanılan taşıma, teslim ve ödeme şekilleri; üçüncü bölümde akreditifli ödemeler, çeşitleri ve uygulamada karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde bir katılım bankası "örnek olay" olarak incelenmiş, elde edilen ihracat verileri değerlendirilmiş ve istatistik sonuçlar (ANOVA, t testi ve Ki Kare) irdelenerek aralarındaki bağlantılar gösterilmiştir. Analiz neticelerine göre ülke-teyit, ülke-vade türü, vade türü-miktar, miktar-teyit, miktar-teslim şekli ilişkileri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir.

AkreditifAkreditifKatılım bankacılığı+2
Seymur Zeynalzade
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

2008 Avrupa borç krizinin Türkiye'nin AB ile olan ihracat düzeyine etkilerinin ekonometrik analizi

ABD'de 2007 yılında mortgage piyasasında başlayan finansal çöküntü 2008 yılı sonlarına doğru Avrupa'da mali istikrarsızlığa sebep olmuş ve sonrasında Euro bölgesi ülkelerinin likidite sorunundan kurtulamamaları üzerine Avrupa borç krizi meydana gelmiştir. Yunanistan ile başlayan borç krizi, diğer AB ülkelerini de ekonomik anlamda buhrana sokmasının ardından Türkiye'ye ulaşmıştır. Avrupa Birliği'nin Gümrük Birliği anlaşması sonrasında Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olması, Türkiye'nin ihracatının dolaylı yoldan etkilenmesine neden olmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde Avrupa borç krizinin nasıl ortaya çıktığı hakkında bilgi verilmiş ve PIIGS ülkelerinin krizden etkilenmelerinin ardından yaşadıkları makroekonomik sorunlar anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, ilk olarak Türkiye'nin 1990-2014 tarihleri arasındaki ihracatının, Avrupa Birliği'ndeki payı, etkisi ve önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Ardından ekonometrik analiz kısmında kullanılacak olan değişkenler belirlenmiş ve iki farklı ekonometrik model kurularak Türkiye ihracatının Avrupa Borç Krizi'nden hangi boyutta etkilendiği ve hangi değişkenler ile açıklanabildiği araştırılmıştır. Analiz kısmında çalışmada kullanılan değişkenlerin birim köke sahip olup olmadıkları Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve Philips-Perron (PP) birim kök testleriyle sağlanmıştır. Değişkenlerin düzey değerlerinde durağan olmadıkları fakat birinci dereceden farkları alındığı zaman durağan oldukları görülmüştür. Daha sonra değişkenlerin ihracat üzerindeki etkilerini görebilmek adına eşbütünleşme testi uygulanmış ve her iki modelde koentegre vektörlerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun üzerine uzun dönem modeli kurularak Hata Düzeltme Modeli oluşturulmuştur. HDM ile de sahte regresyonlar çıkarılarak VAR modeli kurulmuş ve Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre 1990-2014 tarihlerini kapsayan modelde ithalattan ihracata doğru tek yönlü nedenselliğin olduğu tahmin edilmiş ve 2010-2014 tarihlerini kapsayan modelde ise ihracat ile ticaret haddi arasında çift yönlü nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İhracat, Türkiye, Avrupa Borç Krizi, Birim Kök Testi, Eşbütünleşme Testi

Avrupa BirliğiBirim kök testleriBorç krizi+6
Teksin Buğra Bağcı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan yolsuzluk ile dış ticaret ve doğrudan yabancı yatırım arasındaki ilişkinin uluslararası endeksler bağlamında ekonometrik analizi

İlk zamanlarda sadece siyasi ve bürokratik anlamda ele alınan yolsuzluk kavramı zaman içerisinde farklı yapılara sirayet etmiştir. Birçok alana yayılan yolsuzluk ile işletmelerin, yatırımcıların hatta toplumdaki vatandaşların yolsuzluk yapma ya da yolsuzlukla karşılaşma ihtimali de ortaya çıkmıştır. Bu yayılma nedeniyle yolsuzluk zamanla ülkelerde ekonomik açıdan da sorunlara neden olmuştur. Yolsuzluğun ekonomik yapıları etkilemesinin yanı sıra ekonomik yapıların da yolsuzluğa etki etmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda ekonomik gelişme ve ilerlemelerin, yolsuzluğu engelleyebilen bir fırsat olarak değerlendirilmesi de söz konusu olabilmektedir. Yolsuzluğun tarihsel süreçte ekonomik bir soruna dönüşümünün, bununla birlikte dış ekonomik ilişkilerin (dış ticaret ve doğrudan yabancı yatırım) yolsuzluk üzerinde yarattığı etkilerin ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Yolsuzluk ve dış ekonomik unsurlar arasındaki ilişkiyi değerlendiren bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde; yolsuzluk kavramı, yolsuzluğun nedenleri, türleri, ölçümü ve yolsuzluk karşıtı inisiyatifler ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise yolsuzluğun etki ettiği makro değişkenler ve yolsuzluk ile dış ticaret ve doğrudan yabancı yatırım ilişkisini değerlendiren literatür taraması yer almaktadır. Son bölüm ise çalışmanın uygulama kısmı olup; algılanan yolsuzluğu ölçmek amacıyla kullanılan ICRG-Corruption (International Country Risk Guide) ve CPI (Corruption Perception Index) endeksleri ile dış ticaret ve doğrudan yabancı yatırım ilişkisi değerlendirilmektedir. Analiz kapsamında ülkeler Dünya Bankası'nın 2017 gelir sınıflandırmasına göre dört temel kategoride değerlendirilmektedir. Zaman ve veri eşleşmesi sorunu nedeniyle yolsuzluk endeksleri farklı zaman dilim çerçevesinde oluşturulan iki farklı model ile analiz edilmiştir (ICRG 1995-2015 / CPI 2003-2015). Yapılan analiz sonucunda hem ICRG hem de CPI endeksleri için kurulan modellerde anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte gümrük vergisinin etkisini değerlendirmek amacıyla 2003-2015 yıllarında kategorileştirilmemiş 60 ülke için ICRG ve CPI için kurulan iki farklı modelde de anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Her iki modelde de ihracat artışının yolsuzluğu azalttığı; gümrük vergi oranları artışının ise yolsuzluğu arttırdığı görülmektedir. Daha önceki çalışmalardan farklı olarak ICRG endeksinin alt endeksi olan yolsuzluk değişkeninin tek başına kullanılması, ülkelerin gelir kategorileri ile değerlendirmeye alınması ve panel veri analizinin kullanılması bu çalışmanın özgün yönleridir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonometri+6
Büşra Gezikol
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Doğrudan yabancı yatırımların Rusya federasyonu ihracatı üzerindeki etkisi

This study aims to analyze the relationship between inward foreign direct investments (FDI) and export in Russian Federation. Previous researches related to our topic have been examined broadly in terms of the theoretical input to our work and the most important were provided under the Literature Review. For the analysis quarterly data from 1996 till 2016 for FDI, export and Gross Domestic Product (GDP), provided by National Committee of Statistics of Russian Federation and Central Bank has been used. E-Views Econometric Modeling and Analysis Package and Granger Casualty Test have been used for the research of relationship. The results of Granger Casualty Test are provided in the Empirical Results section and explained in Conclusion

Foreign direct investmentsEconomyEconomic policies+4
Farıda Abdukadırova
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dış ticaret: Ekonometrik bir analiz

Bu tez çalışmasında SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dış ticaret ilişkilerinin durumu incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'da yaşanan ekonomik gelişmeler ele alınarak Azerbaycan ekonomisini oluşturan sektörlerle ilgili bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Azerbaycan'ın genel dış ticaret durumu ve bununla birlikte Azerbaycan'ın dış ticaretini oluşturan en önemli sektörleri incelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler ele alınmıştır. Özellikle, iki ülkenin de dış ticaretinin en önemli ihracat ürünleri hakkında 2007-2014 yılları bazında aylık verilere göre ekonometrik analizler yapılarak farklı modeller üzerinden iki ülkenin dış ticaretleri arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı incelenmiştir.

AzerbaycanEkonometriEkonometrik analiz+5
Ayaz İbrahimli
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Uluslararası finansal entegrasyonu: Karmaşık bir ağ yaklaşımı

The concept of financial integration is not new and globalization itself is not a novel phenomenon. International financial integration was mainly accelerated due to removal of barriers on international capital flows, deregulation policies, technological evolution, increased international cooperation, etc. Still, the world is far from being fully integrated and international financial network clearly demonstrates a core-periphery structure. This thesis employs a network approach to explore typology and evolution of international financial network. Main data source is Coordinated Portfolio Investment Survey (CPIS) published by IMF and covers a period from 2004 until 2015. 70 countries are included in the analysis and sample is restricted due to data availability. Key network parameters used to assess financial web patterns and evolution are: network density, clustering coefficient, degree centrality, betweenness centrality, closeness centrality and hubs & authorities centrality. Applying a complex network analysis, main purpose of this thesis is to map and explain the typology and evolution of international financial integration. Empirical results of this thesis show that while there is an increasing number of countries holding geographically diversified portfolio of assets issued by non-residents, most influencing country in the financial network is the USA. Japan, UK, Luxembourg, France and Germany as well appear to be influential in the network owning large portfolios of internationally issued financial assets. In general, this thesis' findings are in line with previous studies considering financial network as a core-periphery structure, with a small number of countries located in the core of network and maintaining intensive relation both among each other and with the rest of network. On the other side, countries classified as periphery tend to establish relations with core countries and have less incentive to connect with other countries positioned in the periphery layer. Lastly, unlike expected, global and European financial crises did not significantly change position of countries in the international financial network.

NetworksIntegrationEconomic integration+6
Ornela Vladı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik yetenekler, şebeke ilişkileri, alıcı-satıcı ilişkileri, teknolojik ilerleme ve tedarik zinciri performansı arasındaki ilişkinin ihracatçı işletmeler üzerinde çok katmanlı olarak incelenmesi

İhracat ve ihracatçı işletmeler, gelişmekte olan ülkeler açısından ekonomik olarak büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de de ihracatın geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmada payının artırılması için pek çok çaba harcandığı bilinmektedir. Geniş bir tedarik zincirini kapsayan ihracat süreci, işletmelerin hem iç hem de dış çevresi ile ilgili oldukça farklı sorunlarla yüzleştiği ekonomik faaliyetleri kapsamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'nin kalkınmasında rol oynayan ihracatçı işletmelerin tedarik zinciri performansının, lojistik yetenekler, teknolojik ilerleme, alıcı-satıcı ilişkileri ve şebeke ilişkileri ile olan etkileşiminin ortaya konulması ve bu değişkenler arasındaki ilişkilerin analiz edilmesidir. Bu tez çalışmasında belirlenen amaca istinaden literatür taraması yapılmış ve ihracatçı işletmeler farklı kapsamlarda ve bilimsel yaklaşımlarla incelenmiştir. Öncelikle tek bir işletmenin vaka analizi ile keşfedici araştırma yapılarak bir ihracatçı işletmenin tedarik zinciri performansı ve etkileşimleri hakkında detaylı bilgi sahibi olunmuştur. İkinci aşamada yedi işletme yöneticisi ile yapılan mülakatlardan hareketle bu işletmelerin ilgili süreçlerini kapsayan bir içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın bu bölümlerinden elde edilen keşfedici bilimsel bilgiler ışığında 226 ihracatçı işletmeye anket yöntemi uygulanarak nicel veri toplanmıştır. Toplanan veriler hiyerarşik regresyon yöntemi ile kurulan modelde analiz edilmiş ve bu model bir öneri olarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda Türkiye'deki ihracatçı işletmelerde tedarik zinciri performansının olayların doğal akışında en fazla lojistik yetenekler ve alıcı-satıcı ilişkilerinden etkilendiği tespit edilmiştir. Ampirik bulgular ile de bu bulgular desteklenmiştir. Lojistik yeteneklerin, alıcı-satıcı ilişkilerini, teknolojik ilerlemeyi ve şebeke ilişkilerini etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca alıcı-satıcı ilişkilerinin ve teknolojik ilerlemenin tedarik zinciri performansı üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Son olarak lojistik yeteneklerin alıcı-satıcı ilişkileri ve teknolojik ilerleme aracılığıyla tedarik zinciri performansı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.

Alıcı-satıcı ilişkileriLojistikPerformans+2
Ahmed Yusuf Sarıhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Uluslararası ticaretin digitalizasyonu

Advances in technology have directly affected many aspects of our lives. Digitalization, which comes with the development of technology, has become a concept that plays a big role in the perspective from our daily life to our business life. In recent years, we can procure the food we eat, the clothes we wear, and even the materials we export and import from the internet. Today, although there are many companies that do not prefer to benefit from technology, these companies lose a great deal of time and cost because they do not use technology. The purpose of my work is to show how important the advantages brought by digitalization are within the scope of business development and international trade, and where exactly they come into play in the process. Apart from the advantages of digitalization, I also aimed to provide information about international trade theories, international trade institutions/organizations, the history and stages of business development. While preparing my thesis, my main hypothesis was that the digitalization phenomenon is a time and cost saving concept for companies serving in the field of international trade. According to the data I obtained as a result of the literature review, I made; It contains information on how much it facilitates the business development process and international trade. As I mentioned above, I used the literature review method while preparing my thesis. I also resorted to collecting information using the survey method to help me control the data I obtained. As a result of my studies, I have learned that technology and digitalization in the developing world order affect all areas of our lives, as well as areas such as international trade and business development, and provide and will provide great benefits in terms of time and economy. With my study, I aimed to contribute to the literature with data such as the history of trade, international trade theories, business development models and the explanation of the concepts brought by digitalization.

DigitizationTechnological developmentsInternational trade+1
Hale Şapçı
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan yönetici desteğinin psikolojik güvenlik aracılığıyla iş ve yaşam tatminine etkisi: İhracat odaklı işletmelerde bir alan çalışması

Günümüz yoğun rekabet ortamında dış pazarlarla ilgili değişen dinamiklerin işletmeler tarafından öngörülebilir ve yorumlanabilir olması hayati önem taşımaktadır. İhracat hedeflerine ulaşmak ve rekabet avantajı elde edebilmek, dış müşterilerle sağlanan iyi bir iletişime bağlı olduğu kadar iç müşteri diyebileceğimiz çalışanlarla olan ilişkiye de bağlıdır. Bu kapsamda ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası işletmelerde istihdam edilen uluslararası işgücü (yabancı işgücü) üzerinde yapılan bu araştırma ile algılanan yönetici desteğinin iş ve yaşam tatmini üzerindeki etkisi ve bu ilişkide psikolojik güvenliğin aracı rolü ölçülmeye çalışılmıştır. İşbu çalışma sonucunda yapılan analizler ışığında algılanan yönetici desteğinin iş ve yaşam tatmini üzerinde anlamlı ve pozitif bir ilişkisinin olduğu ve bu ilişkide psikolojik güvenliğin aracılık etkisi tespit edilmiştir.

Algılanan destekPsikolojik güvenlikUluslararası ticaret+4
Murat Kılıç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Döviz kuru dalgalanmaları ve Türkiye'nin ihracat performansı: Sektörler ve ticaret ortakları üzerine bulgular

This study examines the impact of exchange rate volatility (ERvol) on Turkey's export performance over the period 2003–2023, highlighting heterogeneity across industries and trading partners. The analysis covers nine of Turkey's major export markets and six key product sectors. Using econometric techniques, particularly Ordinary Least Squares (OLS) regression, the study quantifies the relationship between ERvol and sectoral export values while controlling for GDP of Turkey, GDP of trade partner, inflation, the Real Effective Exchange Rate (REER), and average exchange rates. The OLS results confirm that heightened exchange rate volatility generally has a significant negative effect on export values, though the magnitude of this impact varies by sector and destination. Complementary correlation analysis reveals consistent patterns across trade partners: notably, maintaining a stable or competitive REER emerges as a stabilizing factor for export performance, and certain industries—especially machinery and chemicals—exhibit heightened sensitivity to currency fluctuations. The results also indicate that exports to advanced economies tend to be more resilient to volatility shocks, whereas those to less diversified or emerging markets experience more pronounced adverse effects. These findings expose distinct sector-specific and partner-specific vulnerabilities, underscoring the need for targeted strategies to manage exchange rate risk. Accordingly, policymakers and exporters are advised to implement tailored measures to mitigate the adverse impacts of currency fluctuations and bolster the stability of Turkey's export performance under volatile exchange rate conditions.

Shervın Tanıdeh
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'ye yönelen portföy akımlarının makroekonomik belirleyicileri

This study aims to analyze the macroeconomic determinants of portfolio flows to Türkiye. The effects of global and country-specific financial conditions on portfolio investments are analyzed. In the empirical analysis, time series data sets and Autoregressive Distributed Lag (ARDL) model are employed. The findings showed that country risk premium, real effective exchange rate, inflation and industrial production have statistically significant effects on portfolio investments in Türkiye. The fact that macroeconomic stability and predictability stand out as inducing factors for portfolio investments is instructive for policy makers.

Portfolio investmentsForeign capital
Oğuzhan Başdoğan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Borsa İstanbul'da kurumsal yönetim endeks dahiliyetinin hisse performansına etkisi

Listed companies have several stakeholders such as shareholders, managers, employees, investors and even customers. Adopting corporate governance principles help companies draw a framework for written rules and standards that will be followed during the decision-making and management processes in order to ensure that the companies are governed in a way that is optimal for all its stakeholders. In Türkiye, companies that are benchmarked in terms of their adoption of corporate governance practices are tracked through BIST Corporate Governance Index (XKURY). This study takes 73 companies that are listed under XKURY in order to find out if starting to be rated in terms of corporate governance and entering XKURY has an effect on the stock performance of the companies through an event study analysis.

Stock exchangeEnvironmental social and governance
Harun Turan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Sosyal medya reklamlarının yeme bozukluklarına etkisi

This thesis examines the effects of social media advertisements, especially those promoting healthy foods, on consumer attitudes, intentions, and behaviors. The study also considers how eating disorder symptoms moderate these relationships. The research integrates both cognitive and emotional factors and includes data from two countries: Turkey and the United States. A total of 281 valid survey responses were collected and analyzed separately for each country. The results show that social media ad value is a strong predictor of positive attitudes toward healthy food promotions in both samples. While hedonic and utilitarian values had weaker effects, attitude significantly influenced both behavioral intention and consumer response, especially in the Turkish sample. Eating disorder symptoms moderated the relationship between social media ad value and attitude. This suggests a possible emotional or cognitive distancing from food-related content among at-risk individuals. These findings offer practical implications for digital marketing and health communication. They highlight the need for more sensitive and trustworthy messaging, especially when targeting consumers who may be psychologically vulnerable to food-related content.

Fatma Avcı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasının Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne olan ihracatına etkileri

Bu çalışma, Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) Türkiye'nin ihracat yapısı üzerindeki potansiyel etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Küresel iklim politikalarının evrimi ve AB'nin Yeşil Mutabakat düzenlemeleri çerçevesinde, SKDM'nin Türkiye açısından yarattığı riskler ve fırsatlar değerlendirilmiştir. Literatür taraması ve kamu kurumları ile meslek örgütleri temsilcileriyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda, SKDM'nin özellikle karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılar için maliyet artışlarına yol açabileceği, ancak yeşil dönüşüme uyum sağlayan firmalar açısından uzun vadeli rekabet avantajı yaratabileceği belirlenmiştir. Araştırma bulguları, SKDM'nin ticaret dengesi üzerindeki olası etkilerini, firmaların pazar çeşitlendirme stratejilerini ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının önemini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin AB pazarındaki konumunu koruyabilmesi için düşük karbonlu üretime uyum sağlaması gerektiği vurgulanmış, bu sürecin başarılı olması için finansman, altyapı geliştirme ve devlet desteklerinin kritik olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin AB dışındaki pazarlara yönelerek ticaret dengesini koruyabileceği ancak bunun için etkin ticaret anlaşmaları ve ihracat teşviklerine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. SKDM'nin uygulanmasıyla birlikte Türkiye'de emisyon ticaret sistemi ve karbon fiyatlandırma politikalarının hayata geçirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Görüşmeler, sanayi sektörünün düşük karbonlu üretime geçişini hızlandırmak için teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, teknoloji transferinin desteklenmesi ve karbon ayak izinin izlenmesine yönelik altyapının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Türkiye'nin 2025 yılında yürürlüğe sokmayı planladığı İklim Kanunu'nun, yeşil dönüşüm sürecine ivme kazandırarak AB ile entegrasyonu güçlendireceği öngörülmektedir. Sonuç olarak, SKDM Türkiye'nin sanayi politikaları, ihracat stratejileri ve uluslararası ticaret ilişkileri açısından önemli bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmektedir. SKDM'ye uyum sağlamak için kurumsal kapasitenin artırılması, karbon düzenlemelerinin etkin şekilde uygulanması ve yeşil finansman araçlarının devreye sokulması gerekmektedir. Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecini başarıyla yönetmesi, uzun vadede küresel ticarette rekabet avantajı elde etmesine olanak tanıyacaktır.

Uluslararası ticaret
Bekir Çınar
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tropikal meyve üretiminin bölgesel kalkınmadaki rolü: Alanya ölçeğinde bir model önerisi

Bu çalışma, Türkiye'nin Alanya ilçesinde yetiştirilen tropikal meyvelerin tedarik zincirini oluşturan üretim ve pazarlama yapısını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, tropikal meyve üretimi, kullanılan tarım yöntemleri, ürün çeşitliliği, yetiştiricilik koşulları ve pazarlama ağları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ayrıca, Alanya'da tropikal meyve üretiminin geliştirilmesi ve bu alandaki fırsatların değerlendirilmesi, iç pazarın genişletilmesi ve dış pazar imkanlarının tespitine yönelik öneriler sunulmuş ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak hedeflenmektedir. Tropikal meyve üretimi ve pazarlamasına yönelik sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, sektördeki eksiklikleri gidermeyi ve tropikal meyve üretimi ve pazarlamasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemleriyle yürütülen bu çalışmada, Alanya'daki tropikal meyve üreticileri ve pazarlamacılarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler MAXQDA 2020 yazılımı ile analiz edilmiştir. Ayrıca, araştırma bulguları ışığında tropikal meyve üretimi ve pazarlamasına yönelik bir SWOT analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini, Antalya ilinin Alanya ilçesindeki tropikal meyve üreticileri ve pazarlamacıları oluşturmuştur. Katılımcılar, amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş olup üreticileri temsilen 8 kişi, pazarlamacıları temsilen ise 12 kişi belirlenmiştir. Çalışma, bölge iklimi ve toprak koşullarının üretim açısından elverişli olduğu tropikal meyvelerin, yüksek besin değeriyle yurt içi ve yurt dışı taleplerinin arttığını ve yüksek katma değerli ürün olmaları nedeniyle yatırımların yükseldiğini göstermektedir. Ayrıca, bu yatırımların uluslararası standartlara uygun planlanmasının sürdürülebilirlik açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır. Çalışma, Türkiye'de tropikal meyve üretimine yapılan yatırımların belirlenemediğini ve ürün takip sistemlerinin etkin bir şekilde uygulanmasının gerektiğini ortaya koymuştur. Teşvik ve desteklerin tropikal meyve yatırımında yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Tropikal meyve üretim potansiyelinin kullanılmadığı, yatırımların yeni yatırımlarla desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca hedef pazar standartlarına uygun ambalajlama ve lojistik sistemleri oluşturulmalıdır. Birlik ve kooperatif kurulması, ürün tanıtım hizmetlerinin artırılması, üreticilerin bilgilendirilmesi ve pazarda üreticilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, sektörün kümelenme yoluyla sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları, üreticiler ve pazarlamacılarla iş birliği yapmasının önemine dikkat çekilmiştir.

Aysun Akın
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil lojistik uygulamaları ve yeşil dönüştürücü liderliğin çevreye duyarlı işletme performansı üzerine etkisi: Konaklama işletmelerinde bir alan araştırması

Çevresel sorunların her geçen gün arttığı günümüz koşullarında çevre politikalarının önemi artış göstermektedir. İş hayatındaki tüm sektörlerde olduğu gibi ekolojik uygulamaların işletme performansı üzerine katkısı konaklama işletmeleri için de önem arz etmektedir. Bu süreçte yeşil lojistik uygulamaları ve yeşil dönüştürücü liderliğin de etkisi büyüktür. Bu kapsamda çalışmada, yeşil liderlik yaklaşımının benimsenmesi ve uygulanmasının işletmelerin çevre duyarlı performanslarına olası etkileri literatür bağlamında irdelenmiştir. Ayrıca çalışmada yeşil lojistik uygulamalarının çevre duyarlı işletme performansına olan etkisinde yeşil dönüştürücü liderliğin aracı bir role sahip olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın ilk üç bölümünde derinlemesine literatür taraması yapılmış olup, elde edilen bilgiler açık bir şekilde derlenmiştir. Dördüncü bölüm ise araştırma metodolojisini ve araştırma analizini ele alan bölümdür. Alan araştırmasında örnekleme yöntemi konaklama işletmeleri çalışanlarından elde edilen veriler SPSS, Process Macro ve JASP uygulamaları kullanılarak çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Analizler sonucu elde edilen bulgular, yeşil lojistik uygulamalarının çevre duyarlı işletme performansı üzerine olan etkisinde yeşil dönüştürücü liderliğin olumlu ve anlamlı yönde aracı rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma, konaklama işletmelerinin çevre duyarlı işletme performanslarını arttırabilmek için yapılabilmesi mümkün faaliyetler için yol göstermekte ve konaklama işletmeleri açısından önemli çevreci ipuçları sunmaktadır.

Seda Erkan
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ülkelerinin lojistik göstergeleri ile veri madenciliği uygulamaları

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler özellikle ekonomi ve lojistik alanlarında her geçen gün milyarlarca büyük verinin birikmesine sebebiyet vermektedir. Biriken büyük verinin veri madenciliğine özel yazılımlar kullanılarak analiz edilmesi ve böylelikle araştırmacılar ile politika yapıcılar için önemli bilgilerin açığa çıkarılması ise oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı; OECD ülkelerine ait ekonomi ve lojistik alanlarında biriken büyük verinin analiz edilmesi ve politika çıkarımlarının gerçekleştirilmesidir. Çalışmanın amacı doğrultusunda WEKA 3.8.6 yazılımında ve STATA 16 paket programında uygulanan analizler dört adımda gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, 29 OECD üyesi ülkeye ait GSYH, ihracat, ithalat, enflasyon ve işsizlik oranı değişkenleri ile 2013-2022 dönemleri için k-ortalamalar algoritması kullanılarak ayrı ayrı kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda ülkeler dört kümeye ayrılmıştır. En gelişmiş ülkelerin yer aldığı kümede Almanya ve ABD'nin yer aldığı, Belçika, Fransa, Japonya, Kanada, Kore ve Birleşik Krallık'ın ise gelişmiş ülkeler oldukları belirlenmiştir. Yunanistan ve İspanya'nın gelişmekte olan ülkeleri temsil ettiği; Türkiye'nin ise özellikle son yıllarda gelişmekte olan ülkelerden biri konumuna geldiği görülmüştür. Estonya, Letonya ve Litvanya ise az gelişmiş ülkeleri temsil eden kümede yer almışlardır. Analizin ikinci aşamasında, OECD ülkelerine ait 20 adet taşımacılık değişkeninin 2019 yılına ait verileri ile sınıflandırıcı yöntemlerden birisi olan karar ağaçlarının J48 algoritması kullanılarak ülkeler arasında farklılaşmaya neden olan lojistik göstergeler belirlenmiştir. Ülkelerin ekonomik gelişme düzeylerinin farklılaşmasına neden olan taşımacılık değişkenlerinin demiryolu altyapı yatırımı, GSYH başına düşen toplam iç ulaşım altyapı yatırımı, kişi başına düşen demiryolu altyapı yatırımı ve uluslararası havacılık sığınaklarından kaynaklanan CO2 emisyonlarının toplam CO2 emisyonları içerisindeki payı olduğu saptanmıştır. Üçüncü olarak, OECD ülkelerinin ekonomik gelişme düzeylerini farklılaştırdığı tespit edilen bu dört adet taşımacılık değişkeninin 2025 yılına yönelik öngörüleri yapay sinir ağları kullanılarak her bir ülke için ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Analizin son adımında ise, demiryolu altyapı yatırımlarının, kişi başına düşen demiryolu altyapı yatırımlarının, GSYH başına düşen toplam iç ulaşım altyapı yatırımlarının ve uluslararası havacılık sığınaklarından kaynaklanan CO2 emisyonlarının toplam CO2 emisyonları içerisindeki payının ekonomik büyümeye etkisi Driscoll-Kraay tahmincisi kullanılarak incelenmiştir. Analiz, OECD ülkelerinin 2010-2019 dönemini kapsayan yıllık verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizin sonucunda, demiryolu altyapı yatırımı ve kişi başına düşen demiryolu altyapı yatırımının GSYH üzerindeki etkisinin istatistiki olarak anlamsız olduğu tespit edilir iken; GSYH başına düşen toplam iç ulaşım altyapı yatırımı ve uluslararası havacılık sığınaklarından kaynaklanan CO2 emisyonlarının toplam CO2 emisyonları içerisindeki payının GSYH üzerindeki etkisinin istatistiki olarak anlamlı olduğu saptanmıştır.

Karar ağacıKümeleme analiziPanel regrasyon analizi+2
Burcu Yaman Selçi
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu network işletmelerin ilişkisel pazarlama uygulamalarının müşteri memnuniyeti ve sadakatine etkisi

Günümüzün dinamik küresel iş ortamında, çok uluslu ağ işletmeleri anlamlı müşteri ilişkileri kurma ve sürdürme konusunda benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Bu karmaşıklığın üstesinden gelebilmek için, bu kuruluşlar stratejik bir zorunluluk olarak giderek daha fazla ilişki pazarlaması uygulamalarına yönelmektedir. Bu makale, ilişki pazarlaması uygulamalarının müşteri memnuniyeti ve sadakati üzerindeki derin etkilerini çok uluslu ağ işletmeleri bağlamında incelemektedir. İlişki pazarlaması, uzun vadeli bağlantılar kurmaya ve kalıcı değer yaratmaya güçlü bir vurgu yapan müşteri merkezli bir yaklaşımdır. Genellikle farklı kültürel, ekonomik ve düzenleyici ortamlarda faaliyet gösteren çok uluslu ağ işletmeleri için, küresel bir marka kimliğini korurken ilişki pazarlaması uygulamalarını yerel ihtiyaçlara uyarlamak çok önemlidir. Bu uygulamalar, kişiselleştirilmiş iletişim, müşteri segmentasyonu, sadakat programları ve sosyal sorumluluk odaklı girişimler de dahil olmak üzere bir dizi stratejiyi kapsamaktadır. Çok uluslu ağ işletmelerinde, ilişkisel pazarlama uygulamalarının müşteri memnuniyeti ve sadakati üzerindeki etkisi göz ardı edilemez. Kişiselleştirme, segmentasyon, sadakat programları ve sosyal sorumluluk girişimleri müşteri memnuniyetinin artırılmasında önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda, tutarlı marka deneyimleri, kaliteli hizmet ve bağlılık stratejileri uzun süreli müşteri sadakatini teşvik etmektedir. Müşterilerin çok sayıda seçeneğe sahip olduğu birbirine bağlı bir dünyada, bu ilişkileri etkili ilişki pazarlaması yoluyla beslemek sadece bir seçenek değil, aynı zamanda gelişmek ve sürdürülebilir bir şekilde büyümek isteyen küresel işletmeler için bir gerekliliktir.

Emrah Ergin
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşak Yol Projesi'nin Hindistan dış politika ve ticaretine etkileri

Çin'in Kuşak Yol Projesi ile oluşturduğu hegemonya ile küresel çapta önemli bir aktör haline gelmiştir. Önemli altyapı, askeri, ekonomik ve teknolojik yatırımlar yaparak dünya genelinde çeşitli borçlandırma stratejileriyle Hindistan gibi önemli ekonomilere tehdit oluşturmaktadır. Çalışma içerisinde Çin'in küresel açıdan oluşturduğu tehdit ve bu tehdidi algılayan diğer önemli devletlerin Hindistan ile kurduğu ekonomik ve uluslararası ilişkiler incelenmiştir. Güç dengesi ve tehdit dengesi kuramları çerçevesinde oluşturulmuş bu çalışmanın içerisinde Hindistan dış ticaret ve politikalarına etkileri ve gelecekte kuracağı ilişkiler değerlendirilerek 21. Yüzyıl dinamiklerine göre tavsiyeler verilmektedir. Hindistan'ın dış ticaret politikaları ve bu politikaları geniş bir alana sahip Kuşak Yol Projesi dinamiklerine göre dengeleyici hamlelerinin nedenleri ile Çin karşısındaki süper güç ABD iş birlikleri dahil olmak üzere alternatif güzergahlar incelenmiştir. Bu çerçevede teknolojik, altyapısal ve ekonomik anlamdaki Pekin yatırımları ve teşviklerine karşın ABD ile Hindistan dengeleyici hamlelerinden Mavi Nokta Ağı, Quad (ve Quad Plus) gibi özellikle Hint Pasifik bölgesindeki ülkeler ile iş birliği içerisinde olarak küresel ekonomik dengeyi sağlamak için yeni alternatif projeler oluşturulmaktadır. Kuşak Yolun bitmesi planlanan 2046 yılına kadar Çin'in bu başarılı girişim hamlesi Hindistan ve ABD desteği ile ne kadar dengelenebileceği bu araştırmanın temel odağında yer almaktadır.

Gizem Nur Şarlıoğlu
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası pazarlamada ihtisas fuarları: Mobilya sektörü açısından fuarların rolü

Fuarlar, uluslararası pazarlama stratejilerinde kritik bir rol oynayan önemli bir tutundurma aracıdır. Küreselleşme sürecinde uluslararası fuarlar, firmalar açısından önem kazanmaktadır. İşletmelerin fuarlara katılımı, fuarların avantaj ve dezavantajlarını değerlendirmesinde önemli bir faktördür. Bu nedenle, uluslararası fuarların firmalar üzerindeki etkilerini anlamak için fuarlar ile katılımcı firmalar arasındaki ilişki dikkate alınmalıdır. Bu çalışmada mobilya sektörü ele alınmış olup uluslararası mobilya fuarı öncesinde, esnasında ve sonrasında yapılan çalışmalarının fuar performansına olan etkisi incelenmiştir. Bilgiler doğrultusunda çalışma İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF2024)" isimli fuarın katılımcı firmalarıyla online üzerinden yapılan anket çalışmasının nicel araştırma sonuçları ile ilişkilendirilmiştir. 289 katılımcı firma ile yapılan anket çalışması ile korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi ayrıca görmek amacıyla yapılan Pearson korelasyon analizi sonucuna göre bağımsız ve bağımlı değişkenler arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki vardır ve istatiksel olarak anlamlıdır. Regresyon analizi sonucuna göre uluslararası mobilya fuarı öncesi, esnası ve sonrası çalışmaların fuar performansı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Fuarlar, Uluslararası Pazarlama, Tutundurma Karması, Mobilya Sektörü

İnci Nur Durak
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticarette lojistik hizmet kalitesi algısı, müşteri tatminini, müşteri güveni ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiler: Z kuşağı üzerine bir araştırma

Bu araştırma e-ticaret üzerinden alışveriş yapan öğrencilerin lojistik hizmet kalite algısında etkili olabilecek faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda araştırma genelinde lojistik hizmet kalite algısı, müşteri sadakati, müşteri güveni ve müşteri tatmini değişkenleri incelenmiştir. Lojistik hizmet kalite algısı, müşteri sadakati, müşteri güveni ve müşteri tatminini ölçmek amacıyla başka yazarlar tarafından geliştirilmiş 5'li likert tipi ölçekler kullanılmıştır. Analizler SPSS 22, JASP 0.18.3.0 ve Process Macro eklentisi ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda müşteri tatmini ve müşteri güveninin lojistik hizmet kalite algısının müşteri sadakati üzerinde etkili olduğu ve müşteri tatmini ve müşteri güveninin lojistik hizmet kalitesi algısının müşteri sadakati üzerindeki etkisinde aracı role sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Veli Can Şen
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin sahte eşya sorununa mevzuat ve gümrük uygulamaları açısından çözüm önerileri

Türkiye, güncel OECD raporlarına göre Çin ve Hong Kong'un ardından en çok sahte eşya üretiminin ve uluslararası ticaretinin gerçekleştiği ülkedir. Bu çalışmada sahte eşya ticaretini anlayabilmek için öncelikle sahte eşya kavramına kaynaklık eden Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları konusu ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Ardından sahte eşya ve uluslararası ticaretin karşılaştığı yerler olarak gümrüklerde FSMH'nin korunması için yürürlüğe konmuş olan Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğinin ilgili düzenlemeleri ele alınarak izah edilmiştir. Tüm bu yasal izahlardan anlaşılmıştır ki, Gümrük mevzuatındaki FSMH'ye ilişkin düzenlemeler büyük ölçüde yeterlidir ve konuyla ilgili uluslararası anlaşmaların gerekliliklerini taşımakta ve üstelik AB mevzuatıyla uyumluluk göstermektedir. Bu tespitlerimizin ardından akla gelen soru, sorun mevzuattan kaynaklanmıyorsa uygulamadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu sebeple uygulamaya yönelik sorunları tespit edebilmek için, gümrük idaresinin FSMH'ye ilişkin işleyişini anlamak ve sahte eşya sorunun üstesinden gelmek için yapılabilecekler hakkında fikirlerini almak için gümrük personeliyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre üç ana tema ortaya çıkmıştır. Bunlar, yolsuzluk, arz ve talep ve sahte eşyanın ticaretinin gümrüklerde engellenmesinin çok mümkün olmadığı ana temalarıdır. Bunların yanı sıra yalnızca bazı katılımcılar tarafından dile getirilmiş olup tema oluşturmayan fakat tarafımızca önemli olduğu düşünülen eğitim ve teknoloji kullanımına ilişkin bulgular da elde edilmiştir. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde dile getirilen ifadelere göre, gümrüklerde yolsuzlukla mücadelede önemli başarılar elde edilmiştir. Fakat gümrüklerde meydana gelen yolsuzluklar, idarenin kendisinden değil, öncelikle hak sahiplerinin yetkilendirilmiş temsilcileri olan avukatların tutumlarından kaynaklanmaktadır. Sahte eşya sadece sınırları aşmaya çalışırken değil, iç pazardayken de bir sorun teşkil etmektedir. Gümrükler ise sınır kontrol noktaları gibi çalışan birimlerdir. Hal böyleyken gümrük işleyişleri gereği gümrüklerden geçen her eşya kontrol edilemez. Dolayısıyla gözden kaçan geçişler olabilecektir. Hem bu geçişleri azaltabilmek adına gümrük personelinin hem de sahte eşyanın yarattığı ekonomik ve etik sorunlar hakkında tüketicinin eğitilmesi son derece önemlidir. Bununla beraber gelişen teknoloji sahte eşyanın tespitinde de hem gümrük idaresi hem de hak sahipleri ve tüketiciler tarafından kullanılabilmektedir. Etkin bir koruma için sadece sınırın kontrol edilmesi yeterli değildir. Bu sorunun üstesinden gelmek adına iç pazardaki yaygın ticareti ortadan kaldırmak için, sahte eşyaya olan talebin ve sahte eşya üretiminin dinamikleri anlaşılmalı ve bu doğrultuda adımlar atılmalıdır.

Kemal Sür
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin tarımsal ürünler için sanal arazi dış ticaretinin belirleyicileri

Sanal arazi kavramı, tarım ürünleri ticaretinde ülkeler arasında yer değiştiren örtülü toprak kaynaklarını ifade etmektedir. Uluslararası tarım ürünleri ticaretine eşlik eden sanal toprak akışları ürünlerin ticaret hacmi ve verim değerleri üzerinden hesaplanabilmektedir. Yoğun nüfus artışı, hızlı kentleşme ve iklim değişimi gibi faktörler nedeniyle ekilebilir tarım arazileri küresel ölçekte her geçen gün azalan kıt bir kaynak haline gelmiştir. Bu nedenle sanal arazi akışlarının nicel ölçümü ve bu akışlar üzerinde etkili olan faktörlerin tespit edilmesi özellikle ilgili kaynakların etkin yönetimi ve sürdürülebilir gıda güvenliğinin sağlanması bakımından oldukça önemlidir. Bu bağlamda tezin amacı, Türkiye'nin bitkisel tarım ürünleri ticaretindeki sanal arazi akışları üzerinde etkili olan faktörlerin ortaya koyulmasıdır. Bu amaçla öncelikle Türkiye'nin bitkisel tarım ürünlerindeki sanal arazi ihracat ve ithalat miktarları birincil ve işlenmiş ürünler için hesaplanmıştır. Daha sonra Türkiye'nin sanal arazi ticaret dengesi ile GSYİH, reel efektif döviz kuru, yıllık toplam yağış, kişi başına ekilebilir arazi ve ekilebilir arazi hektarı başına toplam gübre kullanım miktarı değişkenleri arasındaki ilişki 1986-2019 dönemi için ARDL sınır testi yaklaşımı ile incelenmiştir. İncelenen dönemde Türkiye'nin bitkisel tarım ürünlerindeki toplam sanal arazi ihracatı yaklaşık 93 milyon hektar alan, sanal arazi ithalat miktarı ise 158 milyon hektar alan olarak gerçekleşmiş olup Türkiye net sanal arazi ithalatçısı bir ülke konumundadır. Analiz sonuçlarına göre Türkiye'nin bitkisel tarım ürünlerindeki sanal arazi ticaret dengesi üzerinde en fazla etkiye sahip olan faktörler toplam gübre kullanımı ve kişi başına ekilebilir arazi donatımı değişkenleridir. Söz konusu değişkenler sanal arazi ticaret dengesini pozitif yönde etkilerken analize dahil edilen diğer değişkenlerin etkisi ise negatif yönde gerçekleşmektedir. Sanal arazi akışlarının tarım ve ticaret politikalarına dahil edilebilmeleri ancak söz konusu akışların nicel ölçümü ile mümkün kılınabilir. Bununla birlikte ekilebilir tarım arazilerinin etkin yönetimi ve sürdürülebilir gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için de sanal arazi akışlarının ekonomik, demografik, sosyo-ekonomik, çevresel ve ekolojik faktörler bağlamında kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi oldukça önemlidir.

ARDL Sınır TestiDış ticaret dengesiTürkiye
Saliha Çelik
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yenilenebilir enerji üretiminin döviz kuru ile ilişkisi ve dış ticaret dengesi üzerine etkileri

Yaşamın devamlılığı, ekonomik büyüme, sosyal ve çevresel açılardan tarihte enerjiye hep ihtiyaç duyulmuş ve günümüzde de duyulmaya devam etmektedir. Günlük yaşamda olduğu kadar üretimde, ithalatta ve ihracatta her geçen gün enerji talebinin artışı ve kaynak eksikliğinin sebep olduğu karışıklıklar ülkeler arasında zaman zaman gerçekleşmiştir. Çünkü enerji demek üretim, ihracat, ekonomik büyüme ve güç demekti. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile de fosil kaynaklar yerine temiz, tükenmeyen ve maliyeti daha düşük enerji kaynakları tercih edilmeye başlanmıştır. Doğada ulaşımı ve enerjiye dönüştürülmesi kolay halde olan yenilenebilir enerji kaynakları, sağlanan teşviklerin katkısı ile de gün geçtikçe daha etkili bir şekilde kullanmaya devam edilmektedir. (Olçar,2010). Türkiye gibi enerji rezervleri ihtiyacı karşılamada eksik kalan ve ithal etmek zorunda olan ülkeler enerjide dışa bağımlı ülkelerdir. Enerjide çok daha fazla oranda ekonomik büyüme, dışa bağımlılık, enerji ithalatı ve cari açığı içinden çıkılması zor bir döngüye sokmaktadır. İhtiyaç duyulan enerjinin büyük bir çoğunluğunun ithal edilmesi cari hesaplarda açığın artmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada 2001 ve 2022 yılları arası Türkiye'nin net enerji ithalatı dolar döviz kuru ve Türkiye'de üretilen yenilenebilir enerji verileri kullanılarak Türkiye açısından net enerji ithalatının yenilenebilir enerji üretimi ve döviz kuru etkisi altında, ekonomik büyümeye, dış ticaret dengesine ve cari açığa etkisi araştırılmıştır. Birim kök, ARDL ve nedensellik testleri kullanılarak yapılan analizler sonucunda dolar döviz kur değerinin ithal edilen enerji miktarı üzerinde belirgin etkisi olmadığı ancak yenilenebilir enerji üretiminin ithal edilen enerji miktarı ile arasında uzun ve kısa dönemli olarak ters yönde bir ilişki gösterdiği gözlemlenmiştir. Uzun dönemde ülkemizde yenilenebilir enerji üretiminin arttırılması net enerji ithalatımızı azaltarak ülkemizin cari açığının azalmasına katkı sağlayacaktır.

Döviz kuruDöviz kuru sistemleriDış ticaret dengesi+6
Zehra Kaya
Alanya Alaaddin Keykubat University · Institute of Graduate Studies
2022
00