3,897

Archived Theses

12

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yeni Adana gazetesinin sistematik indeksi (1921-1922)

Milli Mücadele'nin başarısı ve kazanılan yeni dönemin sürekliliği için siyasî cephenin yanında, sosyal ve kültürel cephe de oldukça önemlidir. Bu bağlamda, dönemde yayımlanan gazete ve dergiler, bugünün araştırıcılarına son derece verimli bir sosyo-kültürel zemin sunmuştur. Kuşkusuz bu zeminde, gerek Millî Mücadele'yi akamete uğratmak isteyen düşman basınının etkisiz kılınması ve gerekse toplumun milli mücadele etrafında kenetlemesinde çok önemli bir görev yerine getirilmiştir. Çalışmada gazetenin içeriği, başyazılar, haberler ve ilanlar olmak üzere başlıklar halinde tasnif edilmiş ve gazetede hangi konuların işlendiği, Adana yöresinde halkın sosyo-kültürel zeminde milli mücadeleye karşı nasıl tavır takındığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Adana,Millî Mücadele, Gazete, Adana.

AdanaGazetelerMilli Mücadele+3
Esma Bat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlıda hamam kültürü ve saray hamamları

Türk kültürünün önemli bir parçası olan hamamların değişikliğe uğradığı bilinse de günümüzde de varlığını koruyabilmiştir. Tez de Türk hamamlarının ve Saray hamamlarının tarihsel süreç içerisinde ne gibi değişikliklere uğradığı ve gelenekleri konu edilmiştir. Antik Çağdan bu zamana kadar insanların deniz ve nehir kenarlarında yıkandığı bilinmektedir. Daha sonra ki dönemlerde bu durumun nasıl geliştiği ve mekân haline geldiği tarihsel süreçle ortaya çıkmıştır. Romalılardan başlayıp, Bizans ve Selçuklulardan da Osmanlı devletine geçen bu kültürün, gündelik yaşamda ki önemi ise Tarihçiler tarafından belirtilmektedir. Osmanlı Devletine başkentlik yapan İstanbul şehrinin 1453'den başlayıp 1922' ye kadar ki en büyük gözde hamamlarının mimari özellikleriyle beraber nasıl değişikliğe uğradığına değinilmiştir. Özellikle Osmanlı Devletinin yapmış olduğu çarşı hamamları, gelir kaynağı olmuştur. Hamamların renkli hayatı özellikle kadınlar açısından önem arz etmektedir. Loğusa hamamı, nişan hamamı, asker hamamı, kız bakma hamamı gibi sosyal olayların gerçekleştiği yerdir. Saray hamamlarında da aynı durum söz konusudur. Saray hamamlarında ki fark şudur, cariyelerin, ağaların, valide sultanların, padişahların hamamları ayrıdır. Hepsi aynı düzen içerisinde farklı malzemelerle inşa edilmiştir. Zamanla Saray hamamları da tahribata uğrayıp, çıkan yangınlar sonucu ortadan kaybolmuştur ama tadilatlar neticesin de tekrar kullanıma açılmıştır. Anahtar Kelimeler: Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Saray, Hamam,

HamamlarMimari özelliklerOsmanlı Devleti+4
Meltem Fıstıkçı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1923-2019 yılları arası Türkiye-Polonya ilişkileri

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında 1414 yılında başlayan kadim dostluk bazı tarih safhalarında çeşitli sınavlardan geçmiştir. Lehistan'ın başka ülkeler tarafından parçalanması, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sürecinde topraklarına yapılan işgallerle birlikte bu ilişkiler bir süreliğine de olsa sekteye uğramak zorunda kalmıştır. 1923 yılında imzalan Lozan Antlaşmasıyla birlikte iki devlet arasında da dostluk ve ticaret antlaşması imzalanarak temelden sağlam gelen bu ilişkiler daha güçlenmiştir. Cumhuriyetinin ilanından II. Dünya Savaşı dönemine kadar ikili ilişkiler aynı seyrinde devam etmiştir. II. Dünya Savaşıyla birlikte Polonya'nın neredeyse yok olma sürecine girmesi diplomatik ilişkilerin duraklamasına neden olmuştur. Bu süreçten sonra Türkiye-Polonya ilişkileri askıya alınmış ve iki ülke arasındaki temaslar 1990'lı yıllara kadar zayıflamıştır. Bu tarihten sonra Polonya'nın sosyalizm idaresini bırakıp liberal demokrasiye geçmesi ikili ilişkilerin tekrar eski düzeyine kavuşmasını sağlamıştır. Ayrıca Cumhuriyetin ilk yıllarından II. Dünya Savaşı'na kadar Polonya'dan çeşitli alanlarda uzmanlar Türkiye'ye gelerek Türk ekonomisine katkı sağlamıştır. Halen Polonya da yaşayan Türkler ile Türkiye'de yaşayan Polonyalıların iki ülke arasındaki dostluk ilişkisine katkılarını canlı olarak görmeye devam etmekteyiz. Günümüzde Osmanlı-Polonya ilişkileri 605.yılına ulaşmıştır. Gerek ticaret ilişkileri gerek diplomatik ilişkiler bakımından dostlukları halen sürmektedir.

Ekonomik ilişkilerKültürel ilişkilerOsmanlı Devleti+7
Sevim İlhan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ceride-i Rüsumiye'ye göre Osmanlı Devletinde gümrük ve gümrük uygulamaları

Gümrükler; Osmanlı Devleti için önemli bir gelir kaynağı olmakla beraber, yerli üretici ve tüccarında korunmasında bir kontrol mekanizması olmuştur. Ancak 20. yüzyıl başlarında gerek Avrupa karşısında kaybedilen siyasi üstünlük gerekse de üretim ve ekonomik dengeler, bu dönem Osmanlı gümrüklerinin devletin, yerli üreticinin ve yerli tüccarın aleyhine işlenmesine neden olmuştur. Zira bu dönem yabancı devletlerle yapılan ticaret antlaşmaları ve gümrük tarife antlaşmaları Osmanlı Devletinin çıkarlarında ziyade söz konusu yabancı devletlerin çıkarlarını merkeze almıştır. Bu çalışma 20. yüzyıl başlarında Osmanlı gümrüklerinin durumunu merkeze alarak 19. yüzyıldan beri süregelen gelişmelerin, Osmanlı ekonomisi üzerinde oluşturduğu etkileri ve meydana gelen gelişmeler karşısında Osmanlı Devletinin aldığı tedbirleri ortaya koymaya çalışmaktadır. Ayrıca bizzat gümrük memurları tarafından yayımlan "Ceride-i Rüsumiye" isimli dergide, gümrük memurları tarafından ifade edilen hem dış ticareti ve gümrükleri hem de doğrudan gümrük memurlarını ilgilendiren sorunlar ve çözüm önerileri de yine bu çalışmayla açıklanmaktadır.

Ceride-i RüsumiyeDergilerEkonomi tarihi+5
Halil İbrahim Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hıtaynâme ve seyahatnameler ışığında Çin (XVI. yüzyıl)

Farklı coğrafyaları keşfetmek amaçlı yapılan birçok gezi, tarih araştırmacılığı için hem bir metot hem de bir ürün oluşturmuştur. Bu ürünlerin başında Seyahatnameler gelmektedir. Seyahatnameler bir seyyahın gezip gördüğü yerlerdeki ilginçlikleri anlattıkları ve gelecek nesillere dönemi aktardıkları önemli tarihi kaynakları oluşturmaktadır. Tarih boyunca Uzak Doğu Ülkeleri ilginç kültürleri dolayısıyla hep merak edilmiştir. Uzak Doğu ülkelerinden biri olan Çin hakkında da birçok Seyahatname yazılmıştır. Bu Seyahatnamelerden biri de XVI. yüzyıl Çin'i hakkında önemli bilgiler veren Ali Ekber Hıtaî'nin Hıtaynâme'sidir. Hıtaynâme yazıldığı dönemin en çok kullanılan dillerinden biri olan Farsça kaleme alınmıştır. Eser hakkında birçok nazariye bulunması ve bunların birçoğunun teyide muhtaç olması konu üzerinde çalışmayı gerektirmiştir. Hıtaynâme üzerinde duran araştırmacılar, eserin bilimsel yönünden çok başka bir eserden alınmış olabileceği üzerinde durmuş ve Hıtaynâme'nin içeriğine yüzeysel yaklaşmışlardır. Bu sebeple Hıtaynâme'nin alındığı iddia edilen kaynaklarla kıyaslanması ve değerinin ortaya konulabilmesi için araştırılması gerekli görülmüştür. Hıtaynâme'nin birden fazla nüshası vardır. Bu nüshalar Osmanlı Türkçesi ve Fransızca'ya çevrilmiştir. Hıtaynâme farklı dillere çevrilse de dönem dil özellikleri dışına çıkılmamış ve bu nedenle dilinin sadeleştirilmesi veya içeriğindeki konuların anlaşılabilmesi adına bir çalışma yapılmamıştır. Eserin dilinin günümüz dil özelliklerine yaklaştırılması için değerlendirilmesi de yapılması gerekenlerdendir. Çevirisini ve değerlendirmesini yaptığımız, farklı nüshaları ve Çin hakkında yazılan Seyahatnamelerle kıyasladığımız Hıtaynâme Çin medeniyeti hakkında önemli bilgiler vermektedir. Anahtar sözcükler: Hıtaynâme, Ali Ekber Hıtaî, Uzak Doğu, Çin, Seyahatname.

16. yüzyılAli Ekber HıtaiDil özellikleri+3
Celal Aslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Çağ Hristiyan ve Türk-İslam toplumlarında kölelik

Bu tez çalışması, insanlık tarihi boyunca farklı medeniyetlerde, dinlerde ve kültürel yapılarda yer bulan kölelik kurumunu tarihsel, sosyolojik, hukuki ve dini açılardan ele almaktadır. Köleliğin ilk örneklerinden başlayarak Mezopotamya, Antik Mısır, Asya toplumları, Antik Yunan ve Roma medeniyetleri gibi çeşitli uygarlıklardaki uygulamaları incelenmiş; köleliğin ekonomik, sosyal ve siyasi sistemler üzerindeki etkisi çok yönlü bir biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca semavî dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) kölelik konusundaki yaklaşımları mukayeseli olarak değerlendirilmiş, kutsal metinler ve dinî uygulamalar üzerinden kölelik anlayışının zaman içerisindeki dönüşümü ortaya konulmuştur. Orta çağ Hristiyan toplumlarında ve Roma hukuk sisteminde kölelerin statüsü, kullanım alanları, hakları ve maruz kaldıkları ihlaller detaylandırılmış; kadın ve çocuk kölelerin karşılaştığı cinsiyet temelli sömürüye özel bir vurgu yapılmıştır. Köle ticareti, pazarları ve hukuki düzenlemelerle birlikte köle ayaklanmaları da sosyo-politik bağlamda değerlendirilmiştir. İslam öncesi ve sonrası Türk topluluklarında köleliğin yapısı, Gulam sistemi ve köle azadı uygulamaları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, kölelik kurumunu yalnızca tarihsel bir olgu olarak değil; aynı zamanda insan hakları, özgürlük ve adalet gibi kavramlar ışığında sorgulamak ve modern dünyadaki etkilerine dair farkındalık oluşturmaktır. Tez, çok katmanlı yapısı sayesinde köleliğe ilişkin kapsamlı bir literatür sunmakta ve disiplinler arası bir perspektif geliştirmektedir.

Salih Kerim Tüysüz
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu basınında Adalet Partisi (1965-1973)

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1938 yılında vefatının ardından Cumhurbaşkanlığı görevine İsmet İnönü'nün gelmesiyle birlikte Türkiye'de "Milli Şef Dönemi" başlamış, bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek parti olarak yönetimde mutlak hâkimiyet kurduğu bir dönem yaşanmıştır. Ancak II. Dünya Savaşı'nın etkileri, toplumsal-siyasal talepler ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin daha ılımlı bir tutum benimsemesiyle çok partili hayata geçişin önü açılmıştır. Bu doğrultuda 1945'te Milli Kalkınma Partisi, 1946'da ise Demokrat Parti kurulmuştur. Demokrat Parti 1950'de iktidara gelmiş, ancak 1960 darbesiyle kapatılmıştır. Demokrat Parti'nin kapatılmasının ardından, 1961 yılında Ragıp Gümüşpala liderliğinde kurulan Adalet Partisi, halk tarafından Demokrat Parti'nin manevi mirasçısı olarak görülmüş ve kısa sürede geniş bir taban desteği kazanmıştır. Merkez sağ siyasette önemli bir aktör haline gelen parti, halkın beklentilerine duyarlılığıyla dikkat çekmiştir. Bu çalışmada, 1965–1973 yılları arasında Kastamonu'da yayınlanmış olan Açıksöz, Adalet, Terazi, Yeni Kastamonu ve Hür Anadolu gazetelerinden Adalet Partisi ile ilgili çıkan haberler temel alınarak; partinin yerel düzeyde yürüttüğü seçim kampanyaları, mitingler, aday tanıtımları ve propaganda faaliyetleri değerlendirilmiştir. Ayrıca ile seçim sonuçlarına erişebilmek için Kastamonu ilinin Küre ilçesine ait olan Küre'nin Sesi gazetesi Azdavay ilçesine ait ola Azdavay Haftası gazetesi, Cide ilçesine ait Cide Postası gazetesi ile Tosya ilçesine ait Tosya Açıksöz gazeteleri incelenmiştir. Çeşitli akademik çalışmalar ve arşiv belgeleri incelenerek, Adalet Partisi'nin Kastamonu'daki siyasi etkisi analiz edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Adalet Partisi, Kastamonu, Gazete, Seçim, Belediye.

Elif Uysal Irmak
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1945-1950 yılları arası sosyo-ekonomik hayat ve köylü çiftçi sorunları (Orta Anadolu örneği)

Bu tez çalışması, İkinci Dünya Savaşı'na fiilen katılmadığı halde savaşın tüm ekonomik hezimetini yaşamış olan Türkiye'nin, özellikle 1945-1950 yıllarındaki sosyal, siyasal ve ekonomik yapısını anlamaya yönelik bir çabanın ürünüdür. Söz konusu dönem, Türkiye'nin savaş sonrası yeniden yapılanma süreci, çok partili siyasi hayata geçiş ile birlikte sosyal ve ekonomi politikalarında köklü değişiklikleri barındırması açısından önemli bir dönemdir. Özellikle Orta Anadolu örneği üzerinden savaş döneminde iyice yoksullaşmış olan köylü-çiftçi kesimin yaşamış olduğu sosyo-ekonomik sıkıntılar dönemin politikalarıyla birlikte değerlendirilmiştir. Bu çalışma sayesinde, dönem basımlarını ve resmî belgeleri taramak, akademik çalışmaları incelemek; ilgi duyduğum bir dönemi daha detaylı öğrenme fırsatı vermiş oldu. Ayrıca çalışırken kullanmış olduğum bu materyaller akademik gelişimime katkı sağlamıştır. Bu tezin, Türkiye'nin yakın tarihindeki siyasal hayata ve kırsal kesimde yaşayan halkın sosyo-ekonomik yapısına ilgi duyan araştırmacılara katkı sağlaması en büyük temennimdir.

Kübra Demir
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (s.84-160)

Genç Kadın Mecmuası içeriğinde birçok konu barındıran bir mecmuadır. Toplamda 10 sayıdan oluşan mecmuanın ilk 5 sayısı transkripte edilmiş olup tezde altıncı sayıdan itibaren transkripti yapılmıştır. Böylece Genç Kadın Mecmuasının tüm sayılarının transkripti tamamlanmıştır. Bu çalışmada Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi 4 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı Basın Tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk Kadını ve Basın Hayatında Kadın, üçüncü bölümünde Genç Kadın Mecmuasının Değerlendirilmesi, dördüncü bölümde de Genç Kadın Mecmuasının Transkripsiyonu bulunmaktadır. Yayınlanan makale, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfaları da olduğu gibi gösterilmiştir.

Basın tarihiDergilerGenç Kadın dergisi+4
Elif Ünal
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirmesi (1-83)

Genç Kadın Mecmuası içerik ve konu çeşitliliği yoğun bir mecmuadır. Mecmua toplam on sayıdan oluşmakta olup, tezde ilk beş sayının tamamı ile birlikte altıncı sayının ilk iki sayfasını transkripte ettik. Tez haricinde kalan sayıların transkripsiyon çalışması devam edilmektedir. Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi dört bölümden oluşan bir çalışmadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı basın tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk kadını anlatılmış olup üçüncü bölümde ise transkripsiyondan önce mecmuada yayınlanan yazılar genel hatları ile değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Transkripsiyon çalışmamızda kelimeler anlam bütünlüğünü bozmamak kaydıyla günümüz Türkçesine uygun trankripte edilmiştir. Yayınlanan yazı, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfası da olduğu gibi gösterilmiştir.

Basın tarihiDergilerGenç Kadın dergisi+4
Melike Edizer
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat Döneminde eğitimin modernleşmesi ve Ahmed Kemal Paşa (1808/1887)

Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde kritik rol oynamış figürlerin çok yönlü biyografilerini ortaya koymak ve yaşadıkları dönemin eğitim politika ve uygulamalarına katkısını kapsamlı ve özgün bir yaklaşımla analiz etmek Tanzimat Dönemi eğitim modernleşmesini anlama ve etkileri bugüne kadar süren bu bağlamdaki çıktıları gelişimsel ve bütüncül bir bakışla değerlendirme bakımından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde öncü bir şahsiyet olan Ahmed Kemal Paşa'nın biyografisinin araştırılması ve farklı tarihlerde sürdürdüğü üst düzey eğitim yöneticiliği görevlerinde ortaya koymuş olduğu eğitim politika ve uygulamalarının incelenmesidir. Nitel yaklaşımın kullanıldığı bu araştırma, özgün ve birincil kaynaklara dayalı bir tarih araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırma verileri, doküman incelemesi tekniğiyle toplanmış olup Kemal Paşa'nın mühür ve imzasını taşıyan çok sayıdaki arşiv belgesi başta olmak üzere veri çeşitliliğini sağlayan farklı türden veri kaynakları kullanılmıştır. İçerik analizi ile çözümlenen verilere dayanılarak Kemal Paşa'nın farklı alanlardaki profil özellikleri gün yüzüne çıkarılıp çok yönlü biyografisi oluşturulmuştur. Aynı zamanda öncülük ettiği eğitim politikaları ortaya konularak Osmanlı eğitim modernleşmesi bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Kemal Paşa'nın, Tanzimat Dönemi'nin reformist ve aydın eğitimci-bürokratlarından biri olduğu ve özellikle de Osmanlı eğitim modernleşmesi sürecinde yön tayin edici, belirleyici ve öncü bir hizmette bulunduğu anlaşılmıştır. Yenilikçi, pragmatist özelliklere sahip bir eylem adamı olan Ahmed Kemal Paşa, Tanzimat Döneminde çok yönlü eğitim politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına hem teorisyen hem de pratisyen rolleriyle katkı sağlamıştır.

Ahmed Kemal PaşaBiyografiEğitim politikaları+7
Eyüp Cücük
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde Muhacirîn-i İslamiyenin iskânı; problemler ve çözüm çabaları (1850-1900)

19. yüzyılın ikinci yarısında, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında meydana gelen Kırım Savaşı ile 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 tarihli Osmanlı-Rus Savaşı ve 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nın meydana getirdiği en önemli sonuç nüfus hareketliliği olmuştur. Bu savaşlar sırasında pek çok insan hayatını kaybederken, çoğu da göçmen durumuna düşmüştür. Bahsedilen savaşların etki alanı olan Balkan, Kafkas, Kırım ve Girit gibi coğrafyalardan pek çok sayıda insan Osmanlı topraklarına göç etmeye başlamıştır. Süreç içerisinde göçmen sayısındaki artış nedeniyle devlet, gelen göçmenleri en iyi şartlarda sevk ve iskân etmek için resmi anlamda bir iskan politikası belirleyerek, çeşitli tedbirler alma yoluna gitmiştir. Öncelikli olarak göçmen meselesi ile ilgilenen muhacir komisyonlarının kurulması ve talimatnamelerle göçmenlerin iskânı sırasında ve sonrasında bunların sorunlarını çözmeye yönelik çalışmalar yapılırken, bir yandan da sosyal, kültürel ve ekonomik hizmetler verilmeye çalışılmıştır. Bu hizmetler bağlamında göçmenlerin sosyal, ekonomik, eğitim vb. alanlarla ilgili ihtiyaçları giderilmeye çalışılmış ve bunların Osmanlı toplumuna uyumu konusunda yaşanacak sorunlar en aza indirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 19. Yüzyılın ikinci yarısında Osmanlıya sığınmış olan bu göçmenlerin Osmanlı toplumuna uyumunu sağlamak amacıyla yapılmış olan eğitim ve öğretim, sağlık vb. alanlarda yapılan faaliyetlerde kurumsal işleyiş, işleyiş sırasında yaşanan mekansal, sosyal, idari vb. alanlarda yaşanan problemler, göçmenlerin bu faaliyetlere ne ölçüde katılabildikleri gibi konular ışığında göçmenlerin Osmanlı toplumuna ne ölçüde uyum sağladığı ortaya konmaya çalışılmıştır.

Eğitim hizmetleriGöçlerGöçmenler+7
Kerim Tiryaki
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)

Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.

ErmenilerGayrimüslimlerKilis+4
Kadriye Günver
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Master'sOpen AccessTR

156 numaralı Ayntab Şer`îyye sicili`nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H. 1312-1314; sayfa 167-250, 1-93,1-8)

ÖZET156 NUMARALI AYNTAB ŞER`ÎYYE SİCİLİ'NİN TRANSKRİPSİYONU VEDEĞERLENDİRMESİ (H.1312-1314; SAYFA 167-250, 1-93, 1-8)ERKMEN, AyşeYüksek Lisans Tezi, Tarih Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Celâl PEKDOĞANTemmuz 2005, 482 sayfaHicri 1310-1314 (M. 1892-1896) tarihli, 156 Numaralı Ayntab Şer`ûyye Sicili toplam 394sayfadan oluşmaktadır. Bu çalışmada, şer`ûyye sicilinin ikinci yarısını oluşturan 175 sayfanıntranskripsiyonu yapıldı. Bunların ilk 84 sayfası Nâib Nesim Baltacı dönemine, sonraki 93sayfası Nâib Mehmet Emin Efendi dönemine aittir. Sicilin son 8 sayfasının ise hangi nâibdönemine ait olduğu belirtilmemiştir. Şer`ûyye sicilinin üzerinde çalışılan bu kısım 9 Kasım1894 (10 Cemaziyel-evvel 1312) tarihi ile başlayıp 8 Ekim 1896 (1 Cemaziyel-evvel 1314)tarihi ile sona ermektedir. Bu kısımda toplam 266 dava tespit edilmiştir. Bu davalarda tereke,müderris, imam, mütevelli ve müezzin atamaları; miras; boşanma; alacak verecek; vakfiye;nafaka; vekâlet ve vasi tayini vb. konulara ilişkin belgeler yer almaktadır. Sicilin bazıdavalarında Müslimler arası, gayri Müslimler arası ve Müslim-gayri Müslim arasıanlaşmazlıklar tespit edilmiştir. Osmanlı Devleti mahkemelerinde; Müslim ve gayri Müslimayrımı yapılmamıştır. Müslümlerle gayrı Müslümlere daima eşit davranılmıştır.Anahtar kelimeler: Ayntap, Şer`ûyye sicili, İ`lâm, Kassâm, Hüccet, Vakfiye

Ayşe Erkmen
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Lozan Barış antlaşması çerçevesinde Türkiye`nin Avrupa Birliği`ne üyelik sürecinin değerlendirilmesi

ÖZET/2=$1%$5,ù$17/$ù0$6,d(5d(9(6ø1'(7h5.ø<(¶1ø1$9583$%ø5/øöø¶1(h<(/ø.6h5(&ø1ø1'(ö(5/(1'ø5ø/0(6øGÜVEN, Tezer TürkayYüksek Lisans Tezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi7H]'DQÕúPDQÕ3URI'U+LNPHW<ÕOGÕUÕP&(/.$10D\ÕVVD\ID%X oDOÕúPDQÕQ DPDFÕ Türk Milleti'ni hukukû, siyasû ve ekonomikED÷ODUGDQNXUWDUDQ.XUWXOXú6DYDúÕ¶QÕQVLODKVÕ]YHGLSORPDWLNDúDPDVÕQÕROXúWXUDQ³/R]DQ $QWODúPDVÕ´ \|QQGHQ $YUXSD %LUOL÷L¶QH \HOLN VUHFLQLQ LQFHOHQHUHN7UNL\H &XPKXUL\HWL¶QLQ XOXVDO ED÷ÕPVÕ]OÕ÷ÕQÕQ ELUOL÷LQLQ YH \XUW EWQO÷QnHWNLOHQLS HWNLOHQPH\HFH÷LQLQ VDSWDQPDVÕ GHYOHWLQ JHOHFH÷L LOH LOJLOL ND\JÕODUÕQGR÷UX ROXS ROPDGÕ÷ÕQÕQ WHVSLW HGLOPHVLGLU 7DULK YH GRNPDQWDV\RQ PHWRWODUÕNXOODQÕODUDN\DSÕODQEXoDOÕúPDLOH$QNDUD$QODúPDVÕ¶QÕQ]HULQGHQJHoHQ\ÕODUD÷PHQ YDUÕODQ QRNWDGD \HOLN VUHFLQLQ DUWÕN /R]DQ $QWODúPDVÕ WHPHOL ]HULQHNXUXODQ YH \ÕOGÕU EDUÕú LoLQGH \DúD\DQ 7UNL\H &XPKXUL\HWL¶QLQ KDNODUÕQÕDOH\KLQH RODFDN úHNLOGH HWNLOHPH\H EDúODGÕ÷Õ $YUXSD %LUOL÷L¶QLQ KHS NHQGLmenfaatlerini ön planda tutarak Lozan AQWODúPDVÕ¶QÕ UDID NDOGÕUPD QL\HWLQGHROGX÷XRUWD\DNRQPXúWXUAnahtar kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti tarihi, /R]DQ DQWODúPDVÕ $YUXSD %LUOL÷LÜyelik süreci.

Tezer Türkay Güven
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk ilkeleri ışığında Avrupa Birliği`ne uyum sürecinin değerlendirilmesi

ÖZETATATÜRK LKELER IŞIĞINDAAVRUPA B RL Ğ 'NE UYUM SÜREC N N DEĞERLEND R LMESÇOBAN, ErcanYüksek Lisans Tezi, Tarih Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Prof. Dr. Hikmet Yıldırım CELKANTemmuz 2005, 207 sayfaBu çalışmanın amacı, bugün hemen hepsi Avrupa Birliği üyesi olan BatılıDevletler'in önce siyasi, daha sonra ekonomik ve en son olarak askeri yöndensaldırarak parçaladıkları Osmanlı mparatorluğu'nun enkazı üzerinde kurulanTürkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel niteliklerini belirleyen Atatürk lkeleriışığında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde gerçekleştirdiği vegerçekleştirilmesi istenen yapısal değişiklikleri değerlendirmektir.Bu çalışmada öncelikle Atatürk lkeleri'nin ne şekilde ve hangi şartlardaortaya çıktığı ortaya konulduktan sonra tek tek lkeler'in temel nitelikleri elealınmış ve bir bütün olarak değerlendirilerek Batı ile ilişkilerde öngördüğü esaslartespit edilmiştir. Daha sonra Avrupa Birliği fikrinin ortaya çıkışından itibarenbugün gelmiş olduğu noktaya gelene kadar hangi süreç yaşandığı, AvrupaBirliği'nin organları ve bu organların yapısı ve işleyişi ele alınarak, Türkiye AvrupaBirliği ilişkisinde başlangıçtan itibaren bugüne kadar gerçekleşen önemli olaylarincelenmiştir.Temel kavramlar ortaya konulduktan sonra uyum sürecinde Avrupa Birliğitarafından Türkiye'nin üyeliği için şart olarak ortaya konulan hususlar Atatürklkeleri'nin temel nitelikleri yönünden değerlendirilmiş ve ortaya çıkan meselelerdetaylı olarak incelenmiştir.Sonuç olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği uyum sürecinde gerçekleştirdiğive gerçekleştirilmesi istenen yapısal değişikliklerin yerine getirildiğinde Atatürklkeleri ile tespit edilen ve halen anayasamızda da devletin temel nitelikleri olarakkabul edilen değerlerin temelinden sarsılacağı ve elde edilen kazanımların geridönülemez şekilde yok olacağı ortaya konulmuştur.Anahtar kelimeler: Atatürk lkeleri, Avrupa Birliği, Uyum süreci.

Ercan Çoban
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Sâlnâme-i Hadika ve Sâlnâme-i Ebüzziya'nın transliterasyonu

Sâlnâme, genel olarak geçmiş yılların veya bir yılın bütün olaylarını, her nevi icraatını, istatistik, ticaret, sanat, iktisat, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva eylemek üzere tertip edilen ve yayınlanan eserler hakkında kullanılan bir deyimdir. transliterasyonunu yaptığımız H.1290 (M.1873) tarihli Sâlnâme-i Hadika, Ebüzziya Mehmed Tevfik Bey'in ilk sâlnâmesi, daha doğrusu almanağıdır. Türkiye'de yayımlanan ilk almanaktır. Kendi tâbiriyle o zaman çıkarmakta olduğu, Hadika Gazetesine ?bir zamime-i senevviyye olmak üzere? neşretmiştir. Hadika gazetesinde neşredilen birkaç makalenin ve çeşitli bilgilerin yer aldığı bu sâlnâme on bir senelik dâhili ve bir senelik siyasi olaylardan bahseder. Çeşitli makalelerin yer aldığı yıllıkta; edebiyat, tarih, coğrafya, özellikle matbaacılık ve basın tarihiyle ilgili ? ilk gazetelerimizin tarihi hakkında oldukça geniş bilgiler verilmiştir- konulardan ve kanunlardan bahseden yazılar yayımlanmıştır. Devrinin olaylarını, ilgi odaklarını, halkın tecessüs konularını ve memleketin kültür seviyesini belirtmesi bakımından önemli bir eserdir. Sâlnâme-i Ebüzziya ise, Ebüzziya Tevfik Bey'in bu konudaki ikinci eseridir. Bu eseri H.1296 (M.1879) yılında neşretmiştir. Esere baktığımız zaman özellikle 50 sayfalık ?Mukaddime?si ilgi çekici olup, ?Maârif-i Umûmiye? tenkid edilmektedir. Ayrıca almanak ve sâlnâmelerin farklı anlamları ve ilk olarak nerelerde neşredildiği üzerinde ayrıntılı olarak durulmaktadır. Aylar hakkında ve en önemlisi maârif-i umûmi hakkında geniş bilgiler verilerek Avrupa'da eğitim ve mekteblerin üzerinde durarak bunlar yıllara göre istatistiki olarak açıklanarak bizdeki eğitim sistemi ile karşılaştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sâlnâme-i Hadika, Sâlnâme-i Ebüzziya, Almanak

Abdülhamid IAlmanakEbüzziya Tevfik+7
Talat Karataş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gelibolu Savaşı Ve Anzaklar

Çanakkale savaşları Türk tarihindeki bir gurur tablosudur.72 milletin bir araya gelerek geçmek istediği Çanakkale'yi geçilmez kılan Türk'ün inanılmaz sabrı, azmi, kararlığı ve vatan sevgisidir. Hatta 1911 yılında Winston Churchill'in yaptığı bir açıklama dikkati çeker. Açıklama Şöyledir: ?Modern bir donanmayla dahi boğazları geçmek mümkün değildir? demiştir, Oysa aradan geçen 4 yıl zarfında söylediklerini unutmuş ve İngiliz Savaş konseyinde Kasım ayında yaptığı bir konuşmada Boğazları İngiliz kruvazörleriyle yarıp geçeceğini bildirmiştir.Çanakkale Savaşlarının önemle üzerinde durulması gereken bir başka noktası da Anzak (Anzac) konusudur. Yıllardır atalarını gelip Gelibolu'da ziyaret eden Anzaklar acaba dedelerinin burada ne işi olduğunu düşünmüşler midir, ya da biz Anzakların bu efsane gibi anlatılan hikâyelerinin aslını düşündük mü?Ben bu çalışmam da Anzakların mağdur bir millet olmadığını gayet bilinçli bir şekilde Anavatan olarak gördükleri İngiltere'ye yardım için Çanakkale'ye savaşmaya geldiklerini anlatmak istedim.

AnzaklarGelibolu YarımadasıOsmanlı Devleti+2
Hakan Akköz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

109 Numaralı Ayıntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H. 1165 / M. 1752)

109 Numaralı Ayıntab Şer'iye Sicili, H.1165 / M.1752 senesinin tamamını ihtiva etmektedir. Şer'iye sicili XVIII. yy. Osmanlı Devleti'ne tâbi Ayıntab halkının yaşam biçimini, halkın birbirleriyle olan ilişkilerini ve sorunlarını (evlilik, boşanma, miras, şikâyet, adam öldürme, hırsızlık) insanların refah düzeylerini, devletin hukuk düzenini bizlere ve günümüze belge olarak yansıtmaktadır. Bu belgeler, Osmanlı Devleti'ne bağlı resmi makamlarca kayıt altına alınmaları sebebiyle; güvenilir, orijinal, birinci elden kaynak olma özelliği taşımaktadır.Sicilde 478 tane belge bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı tereke kayıtlarıdır.Ayrıca,hüccetlere,ilamlara,nikâh ahitlerine,yaralama ve katil,velayet ve borç davalarına, ferman ve beratlara da belgeler arasında rastlamak mümkündür.Tereke kayıtlarında o dönem halkının ekonomik düzeyini tespit etmek mümkündür.Evlilik ve boşanmalarda,miras dağılımında,kavga ve şikâyetlerde o dönemin sosyal hayatına dair bilgiler edinilebilir.Tezin transkripsiyon bölümünde her bir belgeye numara verilerek,sayfa numarası ve varak numarası da eklenerek,belgelerin daha pratik bir şekilde aranması,kullanılması ve tasnif edilmesi sağlanmıştır.Ayrıca,her belgenin üst kısmına o belgenin konusu hakkında bilgi verilmiştir.

18. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Mehmet Karasakal
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sakk mecmuası

Sosyal Bilimler alanında karşımıza çıkan, dönemin şartlarına göre kaleme alınan Osmanlı tarihi kaynaklarındaki her belge ayrı bir önem arz etmektedir. Şer'iye sicilleri diğer konularda olduğu gibi hukuk tarihi açısından da önemli bir yere sahiptir. Nihayetinde sakk dediğimizde şer'iye sicillerinden önemle seçilmiş belgelerin tecrübeli kadılar tarafından yönlendirilerek yeniden kaleme alınan belgeler olduğunu görmekteyiz. Bu noktada kadıların önemli görevler üstlendiklerini görülmektedir. Tarih ve toplumları yönlendiren siyasi, sosyal, kültürel vb. alanlarda bilgi sahibi olabilmek için büyük bir kısmının Türkiye'de olmakla birlikte yurt dışında da tarihe tanıklık eden kaynaklarımız sayesinde bugün bir çok alanda araştırma yapma imkanı bulabilmekteyiz. Şer'iye sicilleri ve sakk mecmualarında Osmanlı hukuk mekanizmasının işleyişi, milletlere ve bölgelere göre çeşitli konulardaki ( veraset, vefat, tereke kayıtları, iltizam davaları, hibe, hüccet, ilam vb.) mahkeme kayıtlarının hangi şekillerde gelişip sonuçlandığını tespit etmekteyiz.İncelemiş olduğumuz sakk mecmuası ile de birçok alanda öne çıkan şu konu başlıkları (iflas, kefalet, kassamlık, isbat davaları, rüşvet, vekil tayinleri, mehr, hibe, vasi ve kayyım tayinleri, yemin, gayr-i Müslim ve Müslüman ahali arasındaki davalar, döneme ait yapılar örneğin hanlar, kaleler bunların yanında mahalleler, köyler, karyeler, evler, esnaf dağılımı) değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Sakk mecmuası, Şer'iye sicilleri, tereke.

DergilerOsmanlı tarihiSakk mecmuası+4
Elif Ağca
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

196 Numaralı Besni Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Siyasal olaylar bölgelerin sosyo-kültürel ve ekonomik gerçeklerinden ayrı düşünülemez. Bu olgular birbirlerini etkilemektedir. Transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılan 196 Numaralı Besni Şer'iyye sicilinde 1910?1912 yılları arasında bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik durumlarına ait tespitlerde bulunulmuştur. Bu değerlendirmeler neticesinde bölgede asayiş sorunlarına rastlanılmamıştır. Kadının toplum hayatındaki etkinliğinin yanında din değiştirme hareketlerine karşı Gayr-i Müslim ahalinin önyargılı hali görülmüştür. İdare mekanizmasının ve Müslüman ahalinin dini konulardaki hassas tavrı belgelere yansımıştır. Mahkeme süreçleri, bölgenin ekonomi yapısı, Müslim ve Gayr-i Müslim ahali arasındaki ilişki, vakıflar ve mahalli yapılanma konusunda tespitlerde bulunulmuştur. Şer'iyye Sicilleri bu açılardan tarihe kaynaklık eden kıymetli belgelerdir.Anahtar kelimeler: Şer`iyye Sicili, Behisni, Ma'muretü'l-`Aziz, Mecelle, Vakıf, Mehir

20. yüzyılAdıyaman-BesniEkonomik yapı+5
Sadık Çetin
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

438 Numaralı Siverek Şer'iyye Sicili'nin (H.1283?1284- M.1866?1867) transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Tarihi kaynaklar içerisinde ana kaynak olarak belirtilen Şer'iyye Sicilleri Osmanlı Devletinin hukuk başta olmak üzere sosyal, ekonomik ve idari yapısı hakkında önemli bilgiler içermektedir. Dönemin ticari hareketliliğini, paranın alım gücünü, devletin ekonomik durumunu, sosyal hayat içerisindeki yapıyı, aile unsurunu, şer'i mahkemelerin işleyişini bu belgelerle bulmak mümkündür. Çalışılan 438 numaralı Siverek sancağına ait Şer'iyye Sicili transkripsiyonu sayesinde Miladi 1866?1867 yılında Siverek ile ilgili özellikle sosyo-ekonomik yapı hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır. Ulaşılan bu bilgilerin Osmanlı tarihine birazda olsa ışık tutacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Şer'iyye Sicili, Siverek.

19. yüzyılEkonomik yapıOsmanlı Devleti+7
İsmail Hakki Ataş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygusuz Baba (Abdal)'nın Budalanâme adlı eserinin incelenmesi

Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinde sosyal yapının önemli radikal bir parçası olan Alevî-Bektaşî zümre tarih boyunca yaşadıkları bölgelerde kendilerini ifade etmeye çalışmışlardır. Bu ifadeler zaman zaman devlete karşı ortaya çıkan isyanlarla beraber, bazen de sözlü ve yazılı eserlerde kendini göstermiştir. Kaygusuz Baba (Abdal) Alevî-Bektaşî geleneğinin önemli bir şahsiyeti olmakla beraber, içerisinde bulunduğu sosyal çevrenin izahını eserlerinde yapan bir Alevî-Bektaşî şairidir. Alevî-Bektaşî inanışı ve yaşantısı hakkında geniş bilgiler verilen Budalanâme'de Allah'a ulaşmak için neler yapılması gerektiği öğütlerle ifade edilmiştir. Tarikat ve tarikat ehli için geniş bilgiler sunan bu eser hadisler ve Kur'an-ı Kerim'den ayetlerle desteklenmiştir. Eser aynı zamanda tarihi şahsiyetler ve peygamberlerin hayatları hakkında da geniş bilgiler vermektedir.Anahtar kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, Kaygusuz Abdal, Budalanâme

AlevilikBektaşilikBudalaname+4
Burcu Erdem Yıldırım
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Maltepe Askeri (Asakir-i Mansure) Hastanesi (1827-1922)

XVIII. yüzyıl sonlarında Osmanlı Devleti'nde askeri alanda gerçekleşen ıslahatlarla ordunun modernleşmesi sağlık alanına da aksetmiş ve XIX. yüzyıla gelindiğinde tıpta yaşanan modernleşme hız kazanarak askerlerin sağlığını korumak amacıyla modern askeri hastaneler tesis edilmiştir. Bu tez çalışmasının ana hedefi, XIX. yüzyıl başlarında hizmete giren askeri hastanelerden biri olan ve Asakir-i Mansure Hastanesi olarak da bilinen Maltepe Askeri Hastanesi'ni incelemektir. II. Mahmud'un hükümdarlığı sırasında Rami ve Davudpaşa kışlalarındaki askerlere hizmet etmek amacıyla kurulan bu hastane, bahsi geçen iki kışla arasında inşa edilmiştir. 1827 tarihinde açılan Maltepe Askeri Hastanesi, 1922 tarihinde lağvedilmiştir. Bu hastanenin geniş çaplı olarak farklı yönleriyle ele alınması Osmanlı tıbbının modernleşme sürecine kurumsal bağlamda bir örnek teşkil edecektir.

Askeri tarihTarihTıp tarihi
Yasemin Ayyıldız
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda Ayıntap'ta misyonerlik faaliyetleri ve kurulan müesseseler (eğitim ve sağlık)

İlk zamanlar Hıristiyanlığı tanıtma, yayma ve Hıristiyanlığa yeni inananlar kazandırmak amacıyla kullanılan misyonerlik kavramı daha sonraki tarihlerde örgütlü bir kurum olarak gelişmiştir. Dini yönüyle ortaya çıkan bu kavram ve faaliyetler 18. ve 19. yüzyıllarda dini yayma düşüncesi yanında ticari, siyasi ve kültürel amaçlı olarak toplumu yönlendirme faaliyetine başlamıştır. Çok milletli ve dinli olan Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan azınlıklar, iç karışıklıklar ve dış etkenlerle açıkça devletten ayrılma faaliyetleri içerisine girmişlerdir. 19. yüzyılın son çeyreğinde nüfusunun yüzde yirmiye yakını Ermeni olan Ayıntab kazası ayrılıkçı Ermenilerin en büyük destekçileri ve teşvikçileri arasında yer alan Amerikan misyonerlerinin oldukça faal olduğu Anadolu kentlerinden biri olmuştur. Din adı altında faaliyet gösteren misyonerler ülkelerinin desteğine, teşvikine ve güçlü pozisyonuna dayanarak Ermeni halkını isyana yönlendirmek için her türlü vasıtayı kullanmışlardır. Okullarında Ermeni tarihi okutarak gençlere milliyetçilik ihtirası aşılamış, kiliselerde ise mezhep farkı gözetmeden ayrılıkçı vaazlar vermişlerdir. Böylece Ayıntap ve çevresinde bir arada huzur içinde yaşayan halk arasına fesatlık tohumları ekilmiş, Birinci Dünya Savaşına kadar sürecek olan bir düşmanlık süreci başlamıştır.Anahtar kelimeler: Hıristiyanlık, Misyonerlik, Osmanlı Devleti, Azınlık, Ayıntap

19. yüzyılAmerika Birleşik DevletleriAzınlıklar+10
Semra Kızkın
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kültüründe at (İlk Çağ ve Orta Çağ)

Atın ehlileştirilmesi insanlığın kültür geçmişinde son derece önemli bir vakadır. Bundan dolayı farklı toplumlar, kendilerine daha yüksek bir kültür kökeni sağlamak için atı ilk ehlileştiren toplum olduklarını iddia etmişlerdir. Arkeolojik buluntu ve yabancılara ait farklı vesikalardan anlaşıldığı üzere atı ilk ehlileştiren millet, Türklerdir.Türkler, eski devirlerden beri, sosyal yaşamın bir gereği olarak atla özel bir bağ kurmuştur. Bunun sonucunda hayvancılık konusunda uzman olan Türkler, atı yetiştirmede kendilerine has bir sistem geliştirmişlerdir. Diğer taraftan at ile insanoğlu arasındaki ilişkileri iç içe olmuştur. İnsanoğlunun manevi, kültürel unsurları olarak sayılan destanlarda, resimlerde dini ayinlerde, dil ve edebiyatta at yer almıştır. Bunun yanında atın; giyim, yeme-içme, barınma ve ticarî bir mal olarak kullanılması ayrıca konar-göçerlerin hayatında başrol oynaması, zamanla Türkler arasında, atın bir kült olarak yerleşmesini sağlamıştır.Türkler, atın süratli ve hızlı oluşunu keşfetmelerinin ardından, bozkır coğrafyasında binlerce yüzyıl yaşamlarını devam ettiren Çin, Hint, Akdeniz ve Avrupa toplumları gibi yerleşik kültür kavimlerini, hâkimiyetleri altına almışlardır. At üzerinde kurdukları güçlü Türk devletleri, dönemlerine damgasını vurarak çağ açıp çağ kapatmış, tarihin seyrini değiştirmişlerdir.Anahtar Kelimeler: At, Eski Türk Kültürü, Türk Ordusu

AskerlerAt kültürüAtlar+9
Ayşe Karaca
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kore Savaşı ve Gaziantep Kore gazileri

Jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli olan Kore Yarımadası tarih boyunca saldırılara, savaşlara ve işgallere hedef olmuştur. İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Japon işgalinde olan yarımada, savaş sonunda Japon askerlerinin teslim alınması bahanesiyle ABD ve SSCB tarafından işgal edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası değişen dengeler sonucunda dünya siyasetinde iki hakim güç olarak ortaya çıkan ABD ve SSCB, Kore'de güç mücadelesine girmişlerdir. Kore yarımadası ABD etkisindeki bölge Güney Kore, SSCB kontrolündeki bölge Kuzey Kore olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırması ile 25 Haziran 1950'de başlayan savaşta, bölgede barışı sağlayabilmek için Birleşmiş Milletler aktif rol üstlenmiştir. Birleşmiş Milletler üyesi olan Türkiye bu savaşa bir tugay asker vererek katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra SSCB'nin tehditlerine maruz kalan Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme kararının ülke içinde ve dışında çeşitli yankıları olmuştur. Bir taraftan dünya barışına katkıda bulunmaya çalışırken bir taraftan da ülke güvenliği için NATO'ya girmeye çalışan Türkiye, Kore Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıklarla tarihe kazılmış olan ününe ün katmıştır.Anahtar Kelimeler: Kore Savaşı, Türkiye'nin Kore Savaşı'na Katılması, Kore Gazileri, Gaziantep Kore Gazileri.

Birleşmiş MilletlerGaziantepGaziler+4
Nevin Evrim Küçük
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

157 numaralı Ayntâb Şer'îyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (h.1316-317/m.1898-1899; sahîfe 1-134)

Osmanlı Devleti'ni anlamak ve anlamlandırmak adına önemli bir rol üstlenen belge türlerinden birisi de hiç şüphesiz şer'iyye sicilleridir. Bu belgeler, Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri, hukuki, iktisâdi, dini ve idari müesseseleri gibi birçok alanda çok değerli bilgiler içermektedir. Tezimizin temelini teşkil eden 157 Numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicili de H. Cemaziye'l-evvel 1316 / M. Ekim 1898 tarihinden H. Cemaziye'l-âhir 1317 / M. Ekim 1899 tarihleri arasındaki bir yıllık zaman dilimini kapsamakta olup; Osmanlı hukuki yapısının yanı sıra bu dönem Ayntâb'ındaki idari, dini, sosyal, kültürel, iktisadi, askeri ve eğitimsel yapıya ışık tutabilecek bilgiler içermektedir.

19. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Mustafa Can
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa vakıfları

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Osmanlı Tarihi açısından ne derece önemliyse kurmuş olduğu vakıflar da Sosyal Tarihçilik açısından o derece önemlidir. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti büyük bir buhranın içine düşmüştür. Devlet bu durumdan kurtulmak için çeşitli çareler aramaya başlamıştır. XVII. yüzyıl'ın ikinci yarısında (1656) Köprülü Mehmet Paşa ve devamında da Köprülü Fazıl Ahmet Paşa devleti bu vaziyetten kurtarmaya çalışmıştır. Çalışmanın asıl konusu olan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Osmanlı Devleti'nin farklı bölgelerinde inşa ettirdiği vakıflarla da siyasi başarılarını taçlandırmıştır. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa kütüphâne, medrese, çeşme, su kemeri, cami, han gibi yapılar inşa ettirerek toplumun her kesimini düşünmeye çalışmıştır. Ancak eldeki deliller ışığında, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa vakıflarından pek azının günümüze ulaştığı görülmektedir.Anahtar kelimeler: Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Vakıf, Vakfiye, XVII. Yüzyıl.

17. yüzyılKöprülü Fazıl Ahmed PaşaOsmanlı tarihi+3
Murat Sayın
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

155 nolu (H.1308-1310) Gaziantep Şer`iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

ÖZET 155 NOLU (H.1308-1310/M. 1894) GAZİANTEP ŞER 'İYYE SİCİLİNİN TARNSKRİPSİYONU VE DEĞERLENDİRMESİ BABANINOĞLU, Yüksel Yüksek Lisans Tezi, Tarih Bölümü Danışman: Yrd.Doç.Dr. Celal PEKDOĞAN Haziran 2004 H.1308-1310 tarihli 155 Nolu Gaziantep Şer 'iyye Sicili toplam üç yüz doksan safyadır. Defterin bir, iki, üçüncü sayfalan yazısızdır. Dördüncü sayfada Naib Mehmed Rüştü Efendinin tayin yazısı bulunmaktadır. Beşinci belge Safer 1308 tarihiyle başlar. Son belge Receb 1310 tarihiyle son bulur. Yüz seksen dokuzuncu belgeden son belgeye kadar olan kısım Naib Mehmed Rüştü Efendinin zamanına aittir. Defterde 585 belge vardır. Bunların içinde tereke; imam, mütevelli, hatib atamaları; nafaka ve velayet davaları; borç davaları yer almaktadır.

19. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Yüksel Babanınoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep bibliyografyası (1790-1928)

X ÖZET Gaziantep Bibliyografyası (1790-1928), SEVEROĞLU, Semiha Zehra, Yüksek Lisans Tezi, Tarih Ana Bilim Dalı, Tez Yöneticisi: Yrd.Doç.Dr. Celal PEKDOĞAN, Haziran 2004, 389 sayfa 19. yüzyıldan itibaren sosyal bilimler içerisindeki yerini alan tarih, uzun yıllar siyaset merkezli yapısını korumuştur. Ancak 20. yüzyılın ikinci yansından itibaren bu anlayış değişmiş, tarih toplum merkezli olarak yazılmaya başlamıştır. Bu anlayış çerçevesinde gerek dünyada gerekse Türkiye'de köy, şehir ve bölge tarihi çalışmaları büyük bir hızla artmış, konu edilen bölge ve şehirlerin tarihi ve kültürü aydınlatılmıştır. Gaziantep de bu şehirlerden biridir. Gaziantep, stratejik konumu ve iklim koşullan dolayısıyla ilk çağlardan beri insan topluluklarının yerleşme ve geçit sahası olmuştur. Bu da Gaziantep'in önemli ölçüde tarihî ve kültürel mirasa sahip olmasını sağlamıştır. Çalışmada bu mirası ortaya çıkarmak ve araştırmak isteyenlere Gaziantep ile ilgili bir bibliyografya hazırlanmıştır. Bibliyografya 1790-1928 yıllan arası Gaziantep tarihi ve kültürüne ait başvurulabilecek dokümanlan ihtiva etmektedir. Tarih araştırmalannda ilk gidilecek yer arşivlerdir. En güvenilir ve birinci elden bilgiyi arşivlerde bulunabilir. Bu nedenle çalışmada devlet arşivlerinden olan Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri 'nde bulunan Gaziantep ile ilgili belgelerin bir bölümü katalog şeklinde sunulmuştur.XI Bir şehirle ilgili araştırma yaparken sadece arşivlerden faydalanılmaz. Başvuru kaynaklarından biri de şehirle ilgili yapılmış çeşitli yayınlardır. 1790-1928 yıllan arası Gaziantep ile ilgili yayınlar araştırılırken Ankara ve İstanbul'daki çeşitli kütüphanelerden faydalanıldı. Ulaşılabilen yayınlar, birkaç Arap harfli Türkçe eserle, o dönemin popüler yayınlan olan salnamelerden ibarettir.

BibliyografyaGaziantepSalnameler
Semiha Zehra Severoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele`de Kilis

VI ÖZET MİLLÎ MÜCADELE'DE KÎLİS İNCE, Halil İbrahim Yüksek Lisans Tezi, Cumhuriyet Tarihi Tez Yöneticisi: Yrd. Doç. Dr. Süleyman ÜNÜVAR Ocak, 2004, XV + 234 sayfa Tarihi çok eskilere dayanan Kilis, Babiller, Hititler, Asurlular, Persler, Romalılar gibi pek çok medeniyete beşiklik yapmış; İslâmiyet döneminde de Araplar ve Memlûkların idaresinde kalmıştır. Merci Dâbık Savaşı ile Osmanlı topraklarına katılan Kilis, şehir olma vasfını kazanmıştır. XX. yüzyılın başlarında Mezopotamya bölgesinde zengin petrol yataklarının bulunmasıyla emperyalist devletler Osmanlı Devleti 'nin elinde bulunan bu bölgeyi ele geçirmek için çeşitli entrikalara girişmişlerdir. I. Dünya Savaşı sırasında imzaladıkları anlaşmalarla Osmanlı Devleti'ni paylaşarak tarihten silmek istemişlerdir. İngilizler Fransızlara vermeyi vaat ettikleri Maraş, Antep, Kilis ve Urfa'yı Mondros Ateşkesi'nin akabinde işgale başlamışlardır. Kilis'teki İngiliz işgali dönemi daha sonraki Fransız işgali dönemine nazaran sakin geçmiştir. Bunun sebeplerinden birisi, işgal askerlerinin pek çoğunun Hintli Müslümanlardan olması ve ahaliye karşı iyi davranmaları, mahallî idareye karışmamaları, bir diğeri de İngilizlerin, Ermenilerin entrikalarını anlayınca onlara karşı tavır almaları sebebiyle Ermenilerin ahaliye karşı fazlaca bir harekette bulunamamasıdır. Fransız işgali döneminde ise Kilis'te esaslı bir direniş teşkilâtı kurulmuş ve mücadele başlamıştır. Polat Beyin bölgeye gelmesiyle birlikte Kuva-yi MilliyeVII tam anlamıyla organize olmuş ve emir-komuta zinciri içerisinde Fransızlara karşı büyük bir mücadele örneği sergilemiştir. İngilizlerin işgal dönemine nazaran Fransızların halka son derece acımasız davranması, bu mücadelenin başlamasında ve büyük başarılar kazanmasında etkili olmuştur. Ankara Antlaşması ile Kilis işgalden kurtulmuştur. Ancak, anlaşmaya göre sınır şehrin bir km. yakınından geçtiğinden Kilis'e ait olan en verimli araziler ve Fellah, Amiki, Şakağı, Com, Okçuizzettin ve Şeyhler nahiyeleri ile bunlara bağlı pek çok köy ve buralarda yaşayan 30.000 kadar nüfus Suriye topraklarında kalmıştır. Kilis halkı, bu sorunu sürekli olarak ilgili makamlar nezdinde gündemde tutmaya çalışmıştır. 1926 yılında yapılan sınır düzeltme çalışmalarında 12 Türk köyünün Türkiye'ye geçmesi kabul edilmiş, ancak bu köylerin arazilerinin büyük kısmı Suriye tarafında kalmıştır.

Ankara AnlaşmasıKilisMilli Mücadele+2
Halil İbrahim İnce
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

149 numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (h.1294?1295/m.1877?1878, s.1-150)

Osmanlı Devleti'nin yerel mahkeme kayıtları olan Şer`iyye sicilleri hiç şüphesiz şehir tarihçiliğinin en önemli kaynakları olduğu gibi sosyal, kültürel ve iktisadi tarihin vazgeçilemez belgeleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada H.1294-1295(M.1877-1878) tarihlerini ihtiva eden ve 294 sayfadan oluşan 149 numaralı Ayntâb Şer`iyye Sicilinin ilk 150 sayfasının transkrip ve değerlendirilmesi yapıldı. Sicilde yer alan belgelerin miras, boşanma ve mehir talebleri, tereke kayıtları, alacak-verecek dâvâları, vasi ve vekil tayini, nafaka talepleri, hayvan hırsızlığı, yaralama ve katl gibi konularla ilgili olduğu görüldü. Neticede Gaziantep'in yaklaşık bir buçuk asır önceki durumunun anlaşılmasına katkı sağlandı. Ayrıca Müslim ve Gayr-i müslim ahalinin durumunun ve demografik yapısının nasıl olduğu hakkında bilgi edinildi.Anahtar kelimeler: Şer`iyye Sicili, Ayntâb, Vakıf, Mehir, İ`lâm, Hüccet, Kassam

19. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Murat Eryetgin
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

149 numaralı Ayntâb Şer'îyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi: H. 1294?1295/M. 1877?1878; varak 1?50

Şer'îyye Sicilleri, Osmanlı Devletinde mahkemelerde görülen davalarla ilgili muamelelere yer veren kayıtlardır. Şer'îyye Sicilleri idarî ve askerî alandan sosyal alana birçok konuda en önemli başvuru kaynakları arasında kabul edilmektedirler. Bu çalışma Hicri 1294?1295 (M. 1877?1878) tarihli, 149 Numaralı Ayntâb Şer'îyye Sicilinin ilk 50 varağının trankripsiyonunu ihtiva emektedir. Bu tarihler H.1294'ten başlayıp H.1295 tarihinde son bulmaktadır. Trankripsiyondan sonraki süreçte dava ve kayıtlar tasnif ve tenkit edilip bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu trankripsiyon ve araştırmanın sonucunda XIX. yüzyılın son çeyreğinde genelde Osmanlı özelde ise Ayntap'ın içerisinde bulunduğu siyasî, askerî, ekonomik ve kültürel ahval, bir nebze de olsa aydınlatılmaya çalışılmıştır. 149 Numaralı (H. 1294- 1295; M. 1877?1878 Varak 1-50) Ayntâb Şer'îyye Sicili'nin bu kısmında toplam 163 dava tespit edilmiştir. Bu davalar; tereke, müderris, imam, vekâlet, vasi tayini, nafaka, alım-satım, gasb, hırsızlık gibi konuları ihtiva etmektedir.Anahtar Kelimeler: Ayntap, Şer'îyye Sicili, İ`lâm, Kassâm, Hüccet, Vakfiye

19. yüzyılEkonomik yapıGaziantep+5
Esen Yiğit
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelenin başlangıcında İttihad ve Terakki Fırkası (Ekim 1918-Mayıs 1919)

Osmanlı Devleti için Birinci Dünya Savaşı, birçok alanda önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu uzun savaş, sosyal ve ekonomik hayat üzerinde büyük çöküntüleri beraberinde ge¬tirmiştir. Özellikle siyasi alanda, ülkenin son on yıldır kaderine hükmetmiş bulunan İttihad ve Terakki Fırkası'nın sahip oldu¬ğu güçlü konum üzerinde olumsuz sonuçları olmuştur. Savaşın, Osman¬lı Devleti'nin aleyhinde neticeleneceğini fark eden İttihad ve Terakki Fırkası'nın lider kadrosu, fırkanın savaştan sonraki geleceğini düşün¬mek zorunda kalmıştır. Çünkü İttihadçılar, Osmanlı Devleti'nin savaşa girişi ve savaş yıllarındaki uygulamalardan İttihad ve Terakki Hükümet¬lerinin sorumlu olduğunu ve bundan dolayı da savaş sonrasında geçmi¬şin hesabının sorulacağını bilmekteydiler. Bu mesele 1918 Ekiminde İttihad ve Terakki Fırkası yöneticilerinin zihnini meşgul eden en önemli husus¬ olmuştur. Sahip oldukları güçlü teşkilatın mütarekeden sonraki durumu ne olacaktı, Osmanlı iç siyasetinin en önemli unsuru İttihad ve Terakki Fırkası nasıl bir şekil alacaktı, İttihadçılık son mu bulacaktı yoksa kendini ye¬ni şartlara uydurarak devam mı edecekti? İttihadçılar bütün bunları 01-04 Kasım 1918'deki son ve olağanüstü kongrelerinde tartışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı'nın kaybedilişinde en büyük sorumluluğu yüklenen fırka gerçekleştirdiği bu son kongre ile kendini feshetmiştir. Buna liderlerinin yurt dışına kaçması da eklenince artık fırkanın tarih sahnesinden çekildiği gibi bir izlenim uyanmıştır. Ancak durum böyle değildir. Fırka hala Osmanlı topraklarındaki en yaygın ve hatta tek örgütlü harekettir. Sivil ve askeri bürokrasideki kadroların neredeyse tamamı fırkanın üyesi veya sempatizanıdır. Fırka, mütarekenin imzalanmasından sonra başlayan işgal günlerinde, hem muhalifi olan güç odaklarına karşı yok olmamak için hem de vatanı korumak içgüdüsüyle direnişe geçmiştir. Dolayısıyla bu teşkilat, Milli Mücadele Hareketi'nin başlamasında da en önemli rolü oynamıştır.

Milli MücadeleOsmanlı Devletiİttihat ve Terakki
Oğuz Keklikci
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Körfez Savaşında Türkiye'nin rolü ve savaşın Türkiye'ye etkileri

Dünya siyasî tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 1980'li yıllarda, SSCB çözülmeye başlamış, 9 Kasım 1989 tarihinde adeta Soğuk Savaş'ın sembolü olan Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla küresel dengeler Batı ve ABD lehine değişmiştir. Batı ve ABD, liberal demokratik sistemi artık dünyanın genel geçer tek egemen siyasî modeli olarak diğer ülkelere yayma ve egemen kılma stratejik hedefiyle ?Yeni Dünya Düzeni? taktik projesini uygulamaya koymuşlardır.Osmanlı idaresi sonrasında Ortadoğu, uzun bir süre huzur bulamamış, bu yüzden ABD ve Batı için Yeni Dünya Düzeni projesinin en önemli uygulama alanı olmuştur. Diğer taraftan Irak, uzun yıllar istikrar yüzü görmemiş, Kuzey Iraklı Kürt grupların ayrılıkçı talepleriyle uğraşırken siyasî otoritesi ise sürekli bir darbeler zincirine maruz kalmıştır. En son Saddam Hüseyin rejiminin 2 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt'i işgaliyle başlayan fiili durum Mart 1991 tarihinde Irak'ın, askerî, siyasî ve ekonomik olarak çevrelenmesine sebep olmuştur.Çalışmamızda, geçmişten günümüze Irak'ın genel bir profili çizilerek, Türkiye-Irak ilişkilerinin tarihsel boyutu çerçevesinde; Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan bölgesel konjonktürün iki ülke arasındaki ilişkilere ne denli etkisi olduğuna değinilerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin son dönemde yaşadığı temel güvenlik sorunlarının, otoriteden yoksun Kuzey Irak bölgesinden kaynaklandığına ilişkin tespitler aktarılmıştır.Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde Ortadoğu'nun jeopolitik ve jeostratejik önemi Irak'ın konumu ve etnik yapısı ile Irak'ın kısa tarihçesinden bahsedilmiştir.İkinci bölümde, Birinci Körfez Savaşı öncesi durumun analizi yapılmıştır.Üçüncü bölümde, Birinci Körfez Savaşı'nın sebepleri, savaş esnasında yaşanan gelişmeler ve savaş sonrası ortaya çıkan sorunlar incelenmiştir.Dördüncü bölümde, Birinci Körfez Savaşı sonrasında bölgenin genel durumu, Kuzey Irak'ta otorite boşluğunun ortaya çıkması nedeniyle Kürt grupların güçlenip özerkleşmesi süreci, Türkiye'nin son dönemde yaşadığı en önemli sorun olan PKK terörünün tarihî arka planı ile savaş sonrası bölgesel konjonktürün bu sorunun kronikleşmesindeki rolü irdelenmiştir.Sonuç olarak; Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra değişen bölgesel konjonktür sebebiyle, Türkiye Cumhuriyeti ile Irak arasındaki ilişkiler belirgin bir biçimde değişmiş, 36. paralelin kuzeyinin uçuşa yasak bölge olarak ilan edilmesiyle Kuzey Irak'ta otorite boşluğu ortaya çıkmış, bu gelişme ise, Türkiye'nin PKK terörü ile etkin mücadelesinde büyük sorunlara sebep olmuştur. Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren Kürt gruplar bölgesel dengede yeni politik aktörler olarak ortaya çıkmışlar, Irak topraklarında özerk bir bölgesel Kürt yönetiminin ortaya çıkması, Türkiye'nin Irak ile yaşadığı sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirmiştir.Anahtar Kelimeler: I. Körfez Savaşı, Türkiye, Irak, Ortadoğu, A.B.D.

Mehmet Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslamiyet öncesi Türk tarihi kaynakçası

Tarihi boyunca birçok devlet kuran Türk milleti dünya medeniyetine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkıları anlamak için Türklerin oluşturduğu siyasi-sosyal-kültürel tarihi öğrenmek, öğrenmek için de Türk Tarihinin kaynaklarına başvurmak gereklidir. Tarihin kaynakları, arkeolojik, yazılı ve sözlü kaynaklar olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Yazılı kaynaklar içinde kitabeler, yıllıklar, seyahatnameler, coğrafya eserleri, çeşitli yıllarda kaleme alınan yazma eserler bulunmaktadır. Yazısız kaynaklar sagular, koşuklar, destanlar, atasözleri olarak sıralanabilir. Arkeolojik kaynaklarda ise kazılar sonucunda ortaya çıkarılan her türlü maddi eşya bulunmaktadır. Arkeolojik kaynaklardan kültür merkezleri de Türk tarihinin aydınlanmasına ışık tutmaktadır.

Tarihi kaynaklarTürk tarihiİslamiyet öncesi
Taner Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

59 numaralı İskenderun Kadı Sicili'nin transkripsiyonu ve analizi (H. 1319-1320/M. 1901-1903), (ss. 1-144)

Bu çalışma Osmanlı Devleti'nin önemli kentlerinden biri olan İskenderun'un 1901-1903 yılları arası dönemine ışık tutmaktadır. Mahkeme kayıtları değerlendirilerek İskenderun'un 20. yy başlarındaki sosyal, kültürel ve ekonomik durumu gösterilmeye çalışılmıştır. Sicilde, bölge halkının ekonomik durumları, meşgul olduğu iş kolları, giyim, malzeme, hayvan fiyatları ve gayr-ı menkul fiyatları gibi bilgiler yer almakta olup ayrıca alacak-verecek, boşanma, nafaka, veraset, hırsızlık meseleleri gibi hukuki davalar ve bu davaların çözüm yolları görülmektedir. İskenderun'da ekonomik anlamda değeri yüksek mesleklerden ticaret başta olmak üzere, tıp ve mimari genel anlamda azınlıkların elindedir. Bunun yanında ziraat faaliyetlerini genel olarak Müslüman toplum icra etmektedir. 19.yüzyıl sonlarına doğru Girit muhacirlerinden bir kısmı İskenderun mahallelerine iskan edilmiştir. Gayr-i Müslim ahali ile Müslüman toplum arasında ciddi anlamda sorun yaşanmamıştır.Anahtar Kelimeler: İskenderun, Kadı Sicili, Kandiye, Girit, Muhacir, Aile, Ordu, Gayr-i Müslim

20. yüzyılEkonomik durumGayrimüslimler+7
Elif Ziyanak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Piyade Sınıfına Mahsus Dâhiliyye ve Seferiyyeden Mevâdd-i Mücmeleyi Hâvî Ma'lûmât ve Terbiye-i Askeriyye kitabının transkripsiyonu ve değerlendirmesi

İncelenen bu eser Hicri 1310 / Miladi 1894 yılına ait, Osmanlı imparatorluğunun askerî eğitim sistemi hakkında bilgiler içermektedir. 13 Bölümden oluşan eser, bir askerîn kışla yaşamından, askerî eğitimine kadar olan bir süreci ve bu süreç içerisinde uyulması gereken kuralları ayrıntılı olarak ele almaktadır. Çalışmada eserin transkripsiyonuna müteakip konu tasnifi ve tenkidi yapılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca dönemin askerî alandaki ıslahatlarını tanımlayıcı özelliklerini taşıması açısından eser ayrı bir öneme haizdir. Yine eserin içine aldığı dönem gözönüne alındığında, ağırlıklı olarak askeri alanda ıslahat çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Özellikle Osmanlı ordusunun önemli bir bölümünü oluşturan Yeniçeri Ocağının bozulmaya başlaması dönemin Padişahlarını bu alanda ıslahat çalışmaları yapmaya sevk ettiği görülmektedir. Eserin transkriptinin yanı sıra yapılan araştırmanın sonucunda XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avrupalı Devletler arasındaki askeri gelişmişlik seviyesini değerlendirmek mümkündür.

Askeri eğitimAskeri yeniliklerOsmanlı Devleti+2
Abdullah Bayındır
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1820'den Cumhuriyet'in ilanına kadar Antep'te misyoner faaliyetleri

Araştırmada, 1820'den Cumhuriyetin ilanına kadar olan süreçte Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Misyoner Faaliyetleri, Antep'teki misyoner Faaliyetleri tarihsel gelişiminden başlayarak, amaçlarının tespit edilmesi ve bu konudaki faaliyetlerin Türk toplumuna etkilerinin incelenmesi ve günümüze ışık tutması amaçlanmıştır. Yabancı Devletlerin Misyoner Faaliyetleri'nin amaçlarının belirlenerek, gerçek anlamda yapmak istediklerinin ortaya çıkartılması ve bugüne kadar Antep sınırları içerisinde yaptıkları çalışmalarla toplumu nasıl etkilediklerinin incelenmesi, Kamu Yönetimi ve Milli Eğitim konusunda halen devam eden faaliyet olması nedeniyle önemlidir. Araştırmanın yönteminde tarihsel araştırma yöntemi ve konunun önemini neden sonuç ilişkileri içerisinde ayrıntısıyla açıklayan betimsel araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Konu incelenirken öncelikle temel bilgi olarak Osmanlı İmparatorluğunun genel durumu, misyonerlik faaliyetleri anlatılmıştır. Daha sonra Azınlıklara eğitim yapan okulların amaçları ve Türk toplumuna etkileri irdelenmiştir. Bulgular, öneriler ve çıkarılan sonuç özetlenerek çalışma sonlandırılmıştır.

GaziantepMisyoner okullarıMisyonerlik+1
Mahmut Toydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş döneminde ve barış sürecinde Türk-Boşnak ilişkileri(1990-1995)

Bu çalısmanın amacı, yirminci yüzyılın sonunda Bosnak halkının maruz kaldıgı katliamı, Dünya devletlerinin ve özellikle BM ve NATO gibi uluslararası örgütlerin savas karsısında izledigi yaklasımı, en önemlisi de Savasın baslangıcı olan 1992 Nisan ayından itibaren yasanan süreçte Türkiye'nin tutumunu ortaya koymaktır. Bu çalısmada öncelikle Tarih Metodolojisine uygun olarak kronolojik bir anlatım yolu izlenmistir. Bosna'nın genel yapısı, Osmanlı dönemi, Osmanlı sonrası, II. Dünya Savası sırasında ve sonrasındaki durum incelenmistir. Yugoslavya'nın parçalanma süreci, Bosna'nın bagımsız olması ve Bosna Savası sırasında Türkiye'nin Bosna politikası kronolojik olarak aktarılmıstır. Sonuç olarak Türkiye savas sırasında, Türk dıs politikasının degismeyen ilkelerinden olan `Yurtta barıs, dünyada barıs' ilkesine dayalı barısçı bir dıs politika izlemistir. Magdur durumdaki Bosna halkına maddi ve manevi olarak destek olmus, uluslararası platformda Bosna'nın haklarını savundugunu ortaya koymustur.

Seçkin Kılıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

151 numaralı (m. 1882-1884/ h. 1299-1301) Ayntab Şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Hicri 1299-1301 (M. 1882 -1884) tarihli, 151 Nolu Ayntab Ser´iyye Sicili toplam 228 sayfadan olusmaktadır. Sicildeki belgeler Nâib Hacı Halil Efendizâde Mehmet Sait Efendi ve kaza kaymakamı Bedri Efendizâde Bsmail Galib dönemine aittir. Toplam 337 belgeden olusan defter Hicri 1 Rebiü'l-evvel 1299/16 Ramazan 1301 tarihleri arasındaki davaları kapsamaktadır. Bu davalarda müslümanlarla ilgili müderris, imam atamaları, ayrıca hem müslüman hem de gayri müslimlere ait tereke; miras; bosanma; vakfiye; nafaka; vekalet ve vasi tayini gibi konular ele alınmıstır. Bste bu tez çalısması söz konusu davaların transkripsiyonunu ve degerlendirilmesini içermektedir.

Faruk Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

III Numaralı Ahkâm Defteri'ne göre Ayıntap (H.1196-1229/M.1782-1814)

Ahkâm defterleri, temelde halkın şikâyet ve problemlerini çözüme kavuşturmak ve adaleti tesis etmek amacıyla düzenlenmiştir. Dîvân-ı Hümâyûn'a ulaştırılan şikâyetler çerçevesinde tertip edilen ahkâm defterleri, yerel mahkemeler tarafından taşrada ortaya çıkan sorunlara mahallinde üretilen çözümleri değil, bu sorunlara devletin en yetkili organının getirdiği çözümleri ve bakış açısını temsil etmektedir. Adalet ve devlet mekanizmalarının en iyi şekilde işlemesinde halktan gelen şikâyetlerin önemli ölçüde etkinliği söz konusudur. Bu şikâyetler, oto-kontrolün sağlandığının göstergesidir. Ahkâm deftrelerinde yer alan hükümler, günümüz Türk mahkemelerinde birer delil olarak kullanılmaktadır. Maraş Ahkâm Defterleri'nde Ayıntab hükümlerinin yoğunlukla yer alması, bölge içerisinde Ayıntab'ın önemine işaret etmektedir. Çalışmamız kapsamında Ayıntab'ın sosyal, ekonomik, askerî, beledî, hukukî, idarî vs. durumlarını yansıtmaya ve Gaziantep Tarihi ile ilgili araştırmalara bir katkı sağlamaya çalıştık.

Sevde Nur Güldiken
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türklerde bayram

Bayramlar milletimizin millet olma şuurunu ortaya çıkaran önemli unsurlardan biridir. Topluluklar kardeşce yaşamayı, bütünlüğü, acıyı ve tatlıyı paylaşmayı özümsediği zaman millet olmayı başarabilirler. Millet olmak bir beden olmak gibidir. İşte bu bedenin çalışmasını sağlayan damarların en önemlilerinden biride bayramlarıdır. Bayramlar sayesinde insanlar birlikte eğlenir, yardımlaşır ve birlikteliği özümser. Türk Milletinin, toplumu bütünleştirici özelliği olan bayramları vardır ve bu bayramları milli şuurlarının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Türk Milleti diğer unsurlarla birlikte bu bayramlar sayesinde birbiriyle kenetlenmiş, kadim dünyadan bu yana dünya tarihini etkileyen devletler kurmuş, adını dünya tarihine altın harflerle yazdırmış ve kendini kabul ettirmiştir.

BayramlarGeleneklerGeleneksel değerler+2
İbrahim İslah
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Risale-i Damıgu'n-Nusayriye transkripsiyon ve değerlendirme

İslam mezhepleri arasında kabul edilen Nusayrilik, günümüzde inançsal açıdan çok kültürlü bir yapıya sahip olması nedeniyle araştırmalara ilham kaynağı olmaktadır. Nusayriliği ve Nusayrileri karakterize eden çeşitli kültür yapıları bulunmaktadır. Bu kültür yapılarının eski kültür ve medeniyetlerden harmanlanarak günümüze kadar gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eski tarihlerden günümüze kadar ulaşan Nusayrilik sadece basit bir Arap Aleviliği söyleminden çok, eski ve yeni inançların kaynaştığı bir inanç biçimidir.Tarihin çeşitli dönemlerinde bu inancı ve Nusayrileri anlatan eserlere rastlanmaktadır. Bunlar Nusayrilerce veya farklı inanç yapısına sahip kişilerce yazılmış fihristler, el yazmalar ve risalelerdir. Bu el yazmalar arasında Nusayriliği tanıtan, Nusayriliğin bilinmeyen yönlerini ortaya koyan önemli eserlerin bulunduğu açıktır. Ancak bu eserlerden çoğunun içeriğinde eleştirilecek bazı ifadeler yer almaktadır. Bu el yazmalardan biri de ?Risale-i Dâmıgu'n-Nusayriye? isimli risaledir. Bu risale 19. yy. da yazılmıştır. Nusayrilikle ilgili çok kültürlü bir yapıdan bahsettiği anlaşılmaktadır. Risale, Nusayriliğin bilinen yönlerine değindiği gibi bilinmeyen yönlerini de ele almaktadır. Yazar risalede Nusayriliği kendi dini görüşlerine göre eleştirmektedir.Risale-i Dâmıgu'n-Nusayriye Nusayrilerin 19. yy. da yaşamış oldukları bölgeleri, inançsal dünyalarını, mezhebin kuruluş ve gelişim aşamalarını anlatmaktadır. Risale, Osmanlı tarihinde Nusayriliği bir problem olarak algılayan ve Nusayrilerin bilinmeyen yönlerini ortaya koyan ilk eserlerden biri olması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır.

19. yüzyılMezheplerMezhepler tarihi+3
Serkan Kuzu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1 numaralı Ahıska Şer`iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi: H. 1183?1241/M. 1769?1825

Osmanlı Devleti'nin yerel mahkeme kayıtları olan Şer`iyye sicilleri hiç şüphesiz şehir tarihçiliğinin en önemli kaynakları olduğu gibi sosyal, kültürel ve iktisadi tarihin vazgeçilemez belgeleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada H.1183-1241(M.1769-1825) tarihlerini ihtiva eden ve 194 sayfadan oluşan 1 numaralı Ahıska Şer`iyye Sicilinin transkrip ve değerlendirilmesi yapıldı. Sicilde yer alan belgelerin miras, boşanma ve mehir talebleri, tereke kayıtları, alacak-verecek dâvâları, vasi ve vekil tayini, nafaka talepleri, hayvan hırsızlığı, yaralama ve katl gibi konularla ilgili olduğu görüldü. Neticede Ahıska'nın 1769 ile 1825 yılları arasındaki sosyo-politik, sosyo ? ekonomik ve sosyo ? kültürel durumunun anlaşılmasına katkı sağlandı.

18. yüzyıl19. yüzyılAhıska Türkleri+5
Esra Pamuk
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

190 numaralı Mühimme Defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi(s. 98-198)

Osmanlı devlet teşkilatında en yüksek yönetim organı olan Divanıhümayun'da alınan kararların yazıldığı defterlere Mühimme Defteri denilir. Bu çalışmanın konusu olan 190 Numaralı Mühimme Defteri, bir Rikâb Mühimmesidir. Rikâb Mühimmeleri, divana başkanlık eden sadrazamların seferde bulunduğu sırada yerine vekil olarak bakan sadaret kaymakamının başkanlığında yapılan Divan toplantılarında tutulurdu. Çalışmada, defterin 98-198 sayfaları arasındaki Hicri 1203-1204 (M. 1789) tarihli hükümlerin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmıştır. Bu tarihler, Osmanlı tarihinde önemli olayların yaşandığı III. Selim'in padişahlığının ilk aylarına rastlamaktadır. Başta Avusturya ve Rusya ile yapılan savaş olmak üzere Osmanlı Devleti ile ilgili siyasi, askeri ve ekonomik konularda bir çok bilginin yer aldığı hükümler, Nizâm-ı Cedid ıslahatları öncesi devlet kurumlarının durumu hakkında da önemli bilgiler vermektedir. Savaş sebebiyle komutanlara gönderilen hükümlerde; Osmanlı Devleti'nin askerî bakımdan zor durumda olduğu, düşman sınırındaki kalelerde asker, erzak ve mühimmat sıkıntısı çekildiği görülmektedir. Asker ihtiyacı sebebiyle eyalet ve sancaklardan acele olarak kuvvet gönderilmesi istenmektedir. Merkezi otoritenin zayıflaması yüzünden sefere katılmaları emredilen birçok görevli emirlere uymamıştır. Osmanlı donanması, bir yandan Karadeniz'de Rus donanması ile savaşırken öte yandan Akdeniz'de korsan gemilerinin faaliyetlerini önlemeye çalışmaktadır. Taşra teşkilatının bozulmasıyla halk, görevlerini suistimal eden yerel yöneticilerin zulmüne uğramış, bu durumun engellenmesi için Anadolu ve Rumeli eyaletlerine Adaletnameler gönderilmiştir. Bununla birlikte merkezi yönetimin zayıflaması ve savaşın yarattığı olumsuz etkiler sonucu artan eşkıyalık olayları, devleti uzun süre meşgul etmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde Mühimme Defterleri hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, literatür bilgileri ile çalışmanın konusunu oluşturan 190 Numaralı Mühimme Defteri'nin transkripsiyonu ve hüküm özetleri yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmada kullanılan materyaller ve uygulanan yöntem açıklanmış, son olarak dördüncü bölümde ise defterin şekil ve muhteva özellikleriyle ilgili tespitler yapılmıştır.Anahtar kelimeler: Mühimme Defteri, Rikâb Mühimmesi, III. Selim

18. yüzyılDivan-ı HümayunMühimme Defterleri+3
Erbuğ Erçelebi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet dönemi kadın hareketleri ve Kastamonu örneği

Tanzimat döneminde temelleri atılan kadın tartışmaları ve kadın konusu, II. Meşrutiyet Dönemi'nde meyvelerini vermeye başlamıştır. II. Meşrutiyet dönemi fikir akımlarına paralel olarak Batıcılar, Türkçüler ve İslâmcılar kadının eğitiminden, giyimine, tesettürden evlenme ve boşanmaya kadar her konuda tartışmışlardır. Bu tartışmalar mecliste de gündem ve önemini korumuştur.II. Meşrutiyet döneminde kızların eğitimine ağırlık verilmesi ile kadın hareketleri hız kazanmıştır. Bu gelişmeler Osmanlı topraklarındaki vilâyetlere de yansımıştır. Bu dönemde Kastamonu Vilâyeti'nde kız ibtidâîyesi ve karma okul sayısı artmış; kız rüştiyeleri ve kız öğretmen okulu açılmıştır.Nasıl ki II. Meşrutiyet Dönemi'nin zeminini Tanzimat dönemi hazırlamış ise Cumhuriyet döneminde kadın hakları, kadının eğitimi, çalışma alanları, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda gelişimlerinin temeli de II. Meşrutiyet döneminde atılmıştır.

EğitimKadın hareketleriKadınlar+4
Sühendan Arıkan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

190 numaralı Mühimme Defteri'nin özetli transkripsiyonu ve değerlendirilmesi: H. 1203-1204, M. 1789-1790; sayfa 1-97

Osmanlı devletinde, merkezi teşkilatının en önemli kurumlarından birisi Divan-ı hümayundur. Divan-ı hümayunda, devletin; siyasi, askeri, mali ve sosyal içerikli konuları görüşülerek karara bağlanmaktadır. Divanda alınan kararlar, padişahın onayından sonra, suretleri Mühimme defterine kaydedilirdi. Mühimme defterleri, Reisülküttap başkanlığında, Beylikçi kaleminde ki kâtipler tarafından yazılırdı. Bundan dolayı Mühimme defterleri yazıldıkları dönem için oldukça zengin bilgiler içeren kıymetli belgelerdir. Bu bakımdan 1203-1204 (H) /1789-1790 (M) yılını kapsayan 190 numaralı Mühimme defteri de kendi dönemini aydınlatacak eşsiz bir hazine sandığı niteliğindedir. 190 numaralı Mühimme defteri III. Selim'in tahta çıkışı ile başlamakta ve saltanatının ilk yılları ile ilgili bilgiler içermektedir.Anahtar kelimeler: Mühimme defteri, Divan-ı Hümayun, III. Selim

18. yüzyılDivan-ı HümayunMühimme Defterleri+2
Kadir Güney
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

II. Dünya Savaşı Türkiye ekonomisinin karikatürlere yansıması: Akşam ve Son Posta gazeteleri örneği

I. Dünya Savaşı ve sonrasında büyük kayıplarla karşılaşan, diğer taraftan ise dünya tarihinde nadir görülebilecek şekilde bir direniş gösteren Türk milleti, II. Dünya Savaşı sırasında tedbiri elden bırakmayarak çatışmalar karşısında mesafeli bir duruş sergilemiştir. Fakat bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik anlamda savaştan etkilenmesini engelleyememiştir. Henüz kuruluş dönemi sorunlarıyla uğraşan Türk hükümeti, mevcut durumda halk ile görüş ayrılıkları yaşamıştır. Günümüze kadar birçok sosyal bilimci tarafından titizlikle araştırılan bu konu, hiciv sanatında da kendine önemli bir yer edinmiştir. Özellikle dönemin güncel sorunları olan ihtikâr, karaborsa, ithalat azlığı gibi konular, karikatüristler tarafından ele alınmış ve eleştirilmiştir. Çizilen mizahi betimlemeler, halkın yaşadığı buhranları doğrudan ve dolaylı olarak sunmuştur. Türk hükümeti, mevcut sorunların bilincinde olarak yalnızca ekonomiye değil, aynı zamanda toplumsal hayata da müdahalede bulunma çabasına girmiş ve bu doğrultuda Millî Korunma Kanunu gibi bir çözüm geliştirmiştir. Yasa sayesinde olağanüstü yetkiler ile donatılan devlet, söz konusu gücünü özellikle artırılan yasaklar ve yeni oluşturulan vergiler gibi konularda kullanmıştır. Dönemde getirilen bu yeni uygulamalar, esprili çizimler ile halk arasında tartışma konusu olmuştur. Özellikle Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi, vatandaşa çok fazla külfet olduğu gerekçesiyle hükümete duyulan güvenin azalmasına neden olmuştur. II. Dünya Savaşı döneminde ekonomide yaşanan sıkıntıları konu alan bu çalışma ise sürece hiciv yoluyla daha yakından bakmayı hedeflemektedir. Tarih araştırmalarında çok fazla öne çıkarılmayan bu eleştiriler, dönemi çizerlerin bakış açısıyla anlamaya yardımcı önemli kaynaklardandır.

Akşam gazetesiSon Posta gazetesi
Zülal Işık
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00