Çanakkale Onsekiz Mart University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Çanakkale Onsekiz Mart University

641

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed bin Yusuf: Kısasu'l-Enbiya I, inceleme-metin-dizin

Bu tez, 1671 yılında Muhammed bin Yusuf bin Mustafa el-Çerkezi e's-Saydavi tarafından yazılmış Kısasu'l-Enbiya adlı eseri konu almıştır. Manisa Kütüphanesi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kütüphanesinde de nüshaları bulunan el yazmasının, Süleymaniye Kütüphanesi Bağdadlı Vehbi Efendi koleksiyonuna 1117 numarada kayıtlı olan nüshası çalışılmıştır. 236 varak ve 17 satırdan oluşan eserin ilk 60 varağı incelenmiştir. Çalışmanın amacı, eserin yazıldığı dönemin dil özelliklerini inceleyerek Türkiye Türkçesindeki benzer ve farklı yönleri açıklamak ve söz varlığını ortaya koymaktır.Giriş, dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere dört bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde, Eski Anadolu Türkçesi kısaca tanıtılmış, Kısasu'l-Enbiya'nın yazarı, nüshaları ve konusu hakkında bilgi verilmiştir.Metin bölümünde eserin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır.Dil incelemesi, yazım özellikleri, ses bilgisi, biçim bilgisi olarak üç bölümden oluşmuştur. Yazım özellikleri bölümünde, metindeki ünlü ve ünsüzlerin yazımları örneklerle verilmiştir. Ses bilgisi bölümünde, ses olayları, ses değişmeleri ve ünlü uyumları; biçim bilgisi bölümünde, sözcüklerin yapıları incelenmiştir.Dizin bölümünde, metinde bulunan sözcükler madde başı olarak alınmış metindeki kullanımlarına göre anlamlandırılmıştır. Ayrıca özel adlar dizini oluşturulmuştur. Sözcüklerin her anlamı için geçtiği yer ve satır numaraları verilmiş kökenleri tespit edilerek kısaltmalarla yanlarına belirtilmiştir. Dizinde, anlamı bulunamayan sözcükler dışında toplam 2465 madde başı sözcük bulunmuştur. Bu sözcükler 782 Türkçe, 1445 Arapça, 233 Farsça, 1 Macarca, 1 Rumca, 2 Yunanca ve 1 İbranice olarak tespit edilmiştir.Anahtar sözcükler: Muhammed bin Yusuf, Kısasu'l-Enbiya, el yazması.

BiçimbilimDil özellikleriEski Anadolu Türkçesi+5
Mehtap Eldemir
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de mültecilerin ve sığınmacıların Uluslararası Hukuk çerçevesindeki temel haklarının sağlanması

Temel insan hakları ihlallerinden kaynaklanan iltica, geçmişten bugüne süregelmektedir. İnsan hakkı ihlallerinden dolayı ülkelerini terk edip, başka ülkelerde insan haklarının çiğnenmediği bir yaşam arayan kişiler için uluslararası hukukça tanınmış haklar bulunmaktadır. Fakat uluslararası hukuk kurallarına rağmen, devletlerin kendine has uygulamaları nedeniyle pek çok zorlukla karşılaşmaktadırlar. Uluslararası arenada olduğu gibi Türkiye'de de, 1951 Cenevre Sözleşmesi mülteci hukukunun temeli olarak kabul edilmektedir. Türkiye sözleşmenin imzacı taraflarından olmasına rağmen, mülteci-sığınmacıların haklarının uygulanması konusunda iç hukukunda bir sistematik oturtamadığından dolayı iltica olgusu ciddi boyutlara ulaşmış bir sorun haline gelmiştir. İç hukukta kurumsal yapılanmanın olmamasından dolayı, sığınma sorunu bir ikileme dönüşerek, gerek sığınmacı- mültecilerin haklarının ihlal edilmesine gerekse ülke üzerine ağır yükler yüklenmesine neden olmaktadır. Türkiye, iltica ve göç konularına yönelik kurumsal ve profesyonel bir sistem oluşturma çabalarına devam etmektedir.Mevcut çalışmada öncelikli olarak, konuyla ilgili temel kavramlar üzerinde durularak, büyüyen mülteci sorununa global bir bakış sağlanmıştır. Uluslararası hukukta iltica kavramı ve mülteci statüsü ve mülteci hakları incelenmiştir. Türkiye'de göç ve ilticanın arka planına değinilerek, ulusal sığınma mevzuatı ve yasal düzenlemeler açıklanmıştır. Son olarak ise, Türkiye'deki mültecilerin ve sığınmacıların haklarının sağlanmasına yönelik karşılaşılan mevcut sorunlar incelenerek, sorunların giderilmesi ve uluslararası hukuk kurallarının gereğince işlerlik kazanması için yapılması gerekenler çözüm önerileri olarak belirtilmiştir.

GöçlerGöçmenlerMülteci hakları+8
Meryem Doğan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gabriel Marcel'in varoluşçuluğunda dini tecrübe

Gabriel Marcel'in Varoluşçuluğunda Dini Tecrübe adlı bu çalışma, Gabriel Marcel'in kendine has bir üslup içinde geliştirdiği varoluşçu felsefesini, dini tecrübe anlayışı bağlamında inceler ve açıklar.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, Gabriel Marcel'in felsefesinin daha iyi anlaşılması açısından, onun varoluşçu felsefe içindeki konumu ve fikirlerinin oluşumunda varoluşçu filozoflarla etkileşimi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca yine birinci bölüm içinde Gabriel Marcel'in felsefesinin oluşumunda büyük önem arz eden hayatı ve onun ?somut felsefe? olarak nitelendirdiği düşünce sisteminin temel kavramları ele alınmıştır.Araştırmanın ikinci bölümünde tecrübe ve dini tecrübe kavramları ve dini ve mistik tecrübe ile din felsefesi bağlamında dini tecrübe yaklaşımları incelenmiş ve bilhassa delilliği ve imkânı açısından ele alınmıştır.Çalışmanın ana noktasını oluşturan üçüncü bölümde ise, birinci ve ikinci bölümler ışığında, Gabriel Marcel'in dini tecrübeye ilişkin görüşleri ortaya çıkarılarak, incelenmiş ve açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Gabriel Marcel, Varoluşçuluk, Dini Tecrübe, Mutlak Sen, Özneler Arası İlişki, Katılım, Sır.

Din felsefesiDini tecrübeFelsefe+2
Zübeyir Ustabaşı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altı sigma metodolojisi ve seramik sektöründe bir uygulama

Bu tezde ?Altı Sigma Metodolojisi ve Seramik Sektöründe Bir Uygulama? konusu incelenmiştir. Gelişen yönetim yaklaşımları, firmaları küresel rekabet karşısında ayakta tutabilmek, rekabet edebilir kılmak ve rakiplerine karşı fark yaratarak sektöründe öncü olabilmek için yeni üretim ve yönetim yaklaşımlarını öğrenmeye ve uygulamaya zorlamıştır. Kalite kavramının önemi her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Muayene, Kalite Kontrol ve Toplam Kalite Yönetimi derken şimdi de Altı Sigma'nın başarısı tartışılmaktadır.Son yıllarda en çok kullanılan kalite geliştirme yöntemlerinden biri, Altı Sigma yaklaşımıdır. Altı Sigma; müşteri odaklı ürünlerin, servis kalitesinin, süreçlerin sürekli geliştirilmesi ve organizasyonel başarının kilit noktasıdır; kaliteyi, kalitenin kilit noktalarını belirgin biçimde kullanan bir rehberdir. Altı Sigma, firmalara müşteri memnuniyeti düşük maliyet ve sürekli gelişim sunmaktadır.Bu çalışmanın birinci bölümünde kalite kavramı açıklanmış, toplam kalite yönetimi tarihsel gelişimi ve ilkeleri ele alınarak incelenmiştir. İkinci bölümde kalite geliştirme yöntemlerinden biri olan Altı Sigma Metodolojisi genel hatlarıyla anlatılmış ve son bölümde Kaleseramik A.Ş.'de yürütülen Altı Sigma projelerinden bir uygulama ele alınmıştır. Proje çalışması seramik kaplama malzemeleri üretimi gerçekleştirilen fabrikada, satın alınan malzemelere ait stok maliyetlerini düşürmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlama, Ölçme, Analiz, İyileştirme ve Kontrol olmak üzere beş aşamadan oluşturulan stok azaltma çalışmaları, sırasıyla, birimler tarafından aktif olarak kullanılmakta olan malzeme stoklarının azaltılması ve fabrika tarafından kullanımdan kaldırılmış atıl stokların azaltılması çalışmaları olarak iki grupta incelenmiştir. Her aşamanın çıktısı Beyin Fırtınası, CTQ Ağaç Diyagramı, SIPOC Diyagramı, Sebep-Sonuç Matrisi, Pareto Analizi vb. Altı Sigma Teknikleri kullanılarak tespit edilmiştir. Proje sonucunda 2.000.000 TL'lik stok tutarının azaltılmasıyla yıllık yüzde 22,13 olan faiz oranı ile 443.000 TL finans geliri sağlanmıştır.

Altı sigma yöntemiKaliteSeramik sektörü+2
Dilek Başoğlu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manzum halk hikayeleri: İnceleme-metin-dizin

Bu çalışma XV. yüzyılda yazıldığını tahmin ettiğimiz beş manzum halk hikayesinden oluşmaktadır. Hikayelerin hiçbirinde yazar adı bulunmamaktadır. Eserin yazma nüshası, Göttingen'de (Almanya), Georg-August Üniversitesi Kütüphanesinde, Türkçe yazmalar arasında `Turc. 9/4' numarada kayıtlıdır. Mecmua niteliğindeki yazma içinde sırasıyla Kitab-ı Muhammed Hanifi, Kitab-ı Cafer-i Dayyar, Kitab-ı Kesük Baş, Kitab-ı Cümcüme-i Sultani, Dasitan-ı İbrahim Mahluk olmak üzere beş adet hikaye bulunmaktadır. 20x15 cm. boyutlarında 42 varaktan oluşan eser, harekeli nesih ile yazılmıştır. Başlangıcı XIV. yüzyıla kadar çıkan bu hikayeler, halk arasında büyük beğeni toplamış ve yaygınlaşmıştır. Metin, şiir sanatı bakımından olmasa bile halk dilinin kullanıldığı saf bir Türkçenin taşıyıcısı olması ve dönemin söz varlığı ve dil özelliklerini yansıtması bakımından oldukça zengin bir malzemeye sahiptir.Çalışma, dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm manzum halk hikayeleri hakkında genel bir bilgi ile başlamaktadır. Ardından eserde bulunan beş hikaye tanıtılmış ve içerikleri hakkında bilgi verilmiştir.Dil incelemesi söz dizimi konusu hariç, yazım, ses bilgisi ve yapı bilgisini içermektedir. Yazım konusunda metnin yazım özellikleri üzerinde durulmuş, sözcüklerin yazımındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir.Ses Bilgisi başlığı altında metindeki başlıca ses olayları, ses değişmeleri ve ünlü uyumları işlenmiştir.Yapı bilgisi bölümünde Türkiye Türkçesinden farklı olan yapılar üzerinde durulmuş ve örneklendirilmeye çalışılmıştır.Metin bölümünde eserin çeviri yazısı verilmiştir.Dizin bölümünde ise metinde geçen bütün sözcükler madde başı olarak alınmış ve metindeki kullanımlarına göre anlamlandırılmışlardır. Her anlam için geçtiği yer ve beyit numaraları belirtilmiştir. Metnimizde anlamı bulunabilen sözcüklerin kökenlerine inilerek tam bir gramatikal dizin oluşturulmaya çalışılmıştır.

15. yüzyılDil özellikleriHalk hikayeleri+7
Çiğdem Türker
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de bankacılık sektörünün sermaye kaynak yapısı ve risk yönetimi anlayışındaki değişim

Türkiye'de bankacılık, geleneksel aracılık hizmetlerinin yerine getirilmesinden değil, devletin borçlanma ihtiyacından doğmuştur. Devletin borçlanma ihtiyacını başlangıçta yerli sermaye kapsamında sayılabilecek, Galata Bankerleri karşılarken, süreç içerisinde bunların yerini yabancı sermayeli bankalar almıştır. 2. Meşrutiyetten sonra milli ekonomi yaratma çabasına paralel olarak, milli sermayeli bankalar kurulup, güçlendirilmeye çalışılmış, ancak istenen başarı sağlanamamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, bankacılık sektöründe yerli sermayenin ağırlığı artmış, fakat zamanla, uygulanan ekonomik politikalar ve birçok değişkene bağlı olarak bankaların sermaye kaynak yapısı değişim göstermiştir.Bankacılık sektöründe temel risk algısı kredi riski iken, finansal piyasaların hızla küreselleşmesi, teknolojik gelişmeler, ürün çeşitliliğinin artması gibi birçok nedene bağlı olarak, bankaların maruz kaldığı riskler çeşitlenerek artmıştır. Türk bankacılık sektöründe, Dünyada ki gelişmelere paralel olarak risk algısı ve risk yönetim anlayışı büyük değişiklikler göstermiştir.Bu çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de bankacılık sektörünün sermaye kaynak yapısının tarihsel gelişimi incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı devletinin son döneminde, özellikle Kırım savaşından sonra, devletin borçlanma ihtiyacını karşılamak amacı ile kurulan bankalar, 2. meşrutiyettin ilanıyla sektörün millileştirilme çabaları, Cumhuriyet döneminde bankaların sermaye kaynak yapılarında ki değişim, Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinden sonraki gelişmeler değerlendirilmiştir. İkinci bölümünde risk ve risk yönetim kavramları, Türkiye'de bu alandaki mevzuat değişiklikleri ve bankaların uygulamaları analiz edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler; Bankacılık Sektörü, Sermaye kaynak Yapısı, Risk, Risk yönetimi

Banka sermayesiBankacılık sektörüBankalar+3
Çetin Cengiz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkolitik Smintheion (Gülpınar) kazıları buluntusu deniz kabukları

Bu yüksek lisans tez çalışması Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Gülpınar beldesinde bulunan ve yaklaşık olarak M.Ö. 5200-4800 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik dönem Smintheion yerleşiminde ele geçen deniz yumuşakça kabuklarını sistematik ve işlevsel açıdan incelemeyi amaçlar. 2004 yılından 2010 yılına kadar Sminetheion (Gülpınar)'da sürdürülen arkeolojik kazılar sırasında ele geçen yaklaşık 7000 adet deniz yumuşakça kabuğu detaylı olarak incelenerek bu yerleşim insanlarının besin maddesi olarak hangi tür yumuşakçalardan faydalandıkları ve besin artığı durumundaki yumuşakça kabuklarını ikincil kullanımla ne şekilde değerlendirdikleri konuları irdelenmiştir. Deniz yumuşakçalarının besin maddesi olarak kullanımı Anadolu'da Paleolitik döneme kadar eskiye gittiği arkeolojik veriler ışığında ortaya koyulmuştur. Ele geçen yaklaşık 7000 adet deniz yumuşakça kabuğu içinde 121 adet işlenmiş örnek belgelenmiştir. İşlenmiş bu örneklerden 9 adedi alet, 112 adedi süs eşyası olarak değerlendirilmiştir. Arkeolojide ürünlerin ikincil kullanımlarının çok sık karşımıza çıktığı söylenemez. Bu bakımdan Kalkolitik Smintheion (Gülpınar) yerleşimindeki deniz yumuşakça kabuklarından yapılmış kolye, boncuk ve aletlerin yenebilen türlerden üretilmiş olmaları, yerleşim insanlarının bu kabukların ikincil bir amaç doğrultusunda kullanımının bilincinde olduklarını ortaya koymaktadır. Deniz yumuşakça kabukları ile ilgili çalışmaların sınırlı sayıda olduğu göz önüne alındığında bu yüksek lisans tez çalışmasının Anadolu arkeolojsine katkı sağladığı düşünülebilir.

AletlerArkeolojik kazılarDeniz kabukları+5
Çilem Yavşan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ayşe Kulin'in hayatı, sanatı, eserleri

Bu çalışma (Ayşe Kulin'in Hayatı, Sanatı, Eserleri), Ayşe Kulin hakkında hazırlanmış biyografik bir çalışmadır. Çalışma bu anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır:Birinci bölümde, Ayşe Kulin'in hayatı, aldığı eğitim, aile çevresi, doğup büyüdüğü çevre, sosyal çevresi, yazarlığa başlaması?vb ayrıntılar ele alınmış; ikinci bölümde ise yazarın, çalışmamızın bitiş tarihine kadar meydana getirdiği bütün eserleri, bilimsel bir metodla değerlendirilmiştir.Çalışmanın birinci bölümü oluşturulurken, yazarın bizzat kendisiyle çeşitli defalarda görüşülmüş, kişisel katkılarının yanısıra, yazarın şahsi arşivi, çalışma notları, kendisiyle yapılmış olan mülakat, röportaj, gazete veya televizyon haberi?vb gibi önemli ayrıntıları barındıran bilgilerden faydalanılmıştır. ?Hayatı? genel başlığıyla sunulan bu bölümde ayrıca, edinilen bilgi ve kanaatler, yazarın kendisiyle paylaşılmış, böylece, azami ölçüde bu anlamda en doğru bilginin çalışmada yer almasına gayret edilmiştir.İkinci bölümde ise, yazarın bugüne değin yayımlamış olduğu dokuz roman,beş öykü kitabı ve biyografi, deneme, araştırma, masal gibi türlerde yazdığı beş ayrı eseri incelenmiştir. Bu bölümde yapılan değerlendirme ve tespitler, çalışmanın bu bölümüne geçmeden önce yapılan geniş bir literatür taraması, yerli ve yabancı uzmanların bu sahaya ilişkin ortaya koydukları bilimsel yaklaşımların rehberliğinde oluşturulmuştur.Bu bağlamda, Ayşe Kulin'in son yıllarda en çok okunan yazar, eserleri televizyonlara dizi şeklinde en çok uyarlanan bir isim olmasına da vurgu yapılmış, dolayısıyla akademik bir perspektifle yazarın Çağdaş Türk Edebiyatı içerisindeki yeri ortaya konmaya çalışılmıştır.Çalışmamızın bu özellikleriyle, edebiyatımızda eksikliğinden öteden beri bahsedilen biyografik çalışmaların azlığı meselesine olumlu bir katkı sunması yine bu açıdan, Türk Edebiyatı Tarihi çalışmalarına küçük de olsa destek sağlayacağı umulmaktadır.

BiyografiKulin, AyşeRoman+2
Vedat Yeşilçiçek
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin disiplin anlayışları ile iç-dış denetim odakları arasındaki ilişki: Çanakkale ili örneği

Eğitimin istenilen hedeflere ulaşabilmesi, öğretmenin eğitim-öğretim açısından yeterliliğinin yanı sıra sınıf yönetimi açısından yeterliliğine de bağlıdır. Öğretmenin sınıf ortamındaki davranış yönetimi niteliğini arttırmasına paralel olarak eğitimin niteliği de artar. Öğretmen sadece öğreten kişi değil, aynı zamanda iyi bir yönetici de olmalıdır. Aynı zamanda öğretmenin kişilik özelliklerinin ve bunun eğitim sürecine yansıması da incelenmesi gereken bir konudur.Bu çalışmada öncelikle okul öncesi öğretmenlerinin öğrenciye karşı tutumlarını etkileyecek bir boyut olan disiplin anlayışları ile önemli kişilik boyutlarından biri olan kontrol odakları arasındaki ilişki incelenmiştir.Araştırma niceliksel bir çalışma olup veriler ilişkisel tarama metoduna uygun olarak toplanmıştır. Çalışmanın örneklemi 2008?2009 eğitim öğretim yılında Çanakkale il ve ilçe merkezlerinde bulunan toplam 95 okul ve 145 öğretmenden oluşmaktadır.Araştırmada kullanılan ölçme araçları şunlardır: Öğretmenlerin kişisel özelliklerinin (cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, kıdem, öğrenci yaş grubu, öğrenci sayısı, eğitim düzeyi) belirlenmesi amacıyla 7 sorudan oluşan kişisel bilgi formu; Ö. F. Şimşek (2000) tarafından geliştirilen ve geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ?Öğretmen Disiplin Anlayış Ölçeği? ve İ. Dağ (1991) tarafından Türkçeye uyarlanan ve geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ?Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği?. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin disiplin anlayışlarının eğitim durumuna bağlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Diğer bir deyişle, okul öncesi öğretmenlerinin eğitim durumu yükseldikçe, disiplin anlayışları daha demokratikleşmektedir. Disiplin anlayışı, diğer kişisel özelliklere bağlı olarak değişme göstermemektedir.Araştırma sonucunda saptanan bir diğer bulgu ise, kontrol odağı ile disiplin anlayışı arasındaki ilişkidir. Bu sonuca göre, iç kontrol odağına sahip öğretmenler, disiplin anlayışlarında, demokratik tutuma sahip olmaktadırlar.Anahtar kelimeler: Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Disiplin Anlayışı, Denetim Odağı.

Denetim odağıDisiplinOkul öncesi öğretmenler+3
Nilgün Çakır
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ulus devletin oluşum sürecinde köy enstitülerinin rolü ve etkisi

Türkiye'de ulus devletin oluşum süreci, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasının ardından Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattığı halk hareketiyle başlamıştır. Kurtuluş Savaşının bitimiyle yeni devletin yönetim şekli Cumhuriyet olarak belirlenmiştir.Cumhuriyet idaresinin devraldığı toplumsal yapı, gelenek ve göreneklere dayalı, sosyal ve ekonomik yönden geri kalmış bir durumdaydı. Bağımsızlığın kazanılması için verilen mücadeleden sonra sıra çağdaş medeniyet seviyesine ulaşabilmek için eğitim ve kültür alanında mücadele vermeye gelmişti. Toplumda okuma yazma oranı çok düşüktü. 1928 yılında Latin harfleri kabul edilerek büyük bir eğitim seferberliği başlatılmıştır.Kültürel alanda yapılan devrimler, toplumun yapısını değiştirmeye yönelik ciddi değişiklikler gerçekleştirmiştir. Devrimlerin topluma benimsetilmesi ve cumhuriyet ideolojisine sahip vatandaşların eğitilmesi için eğitime siyasal işlevler yüklenmiştir.Köy Enstitüleri 1940 yılında açılan ve iş eğitimine önem veren eğitim kurumlarıydı. Köy Enstitüleri, uyguladıkları demokratik eğitim yöntemleriyle, insanların demokrasiyi benimsemelerine yardımcı olmuştur. Tarihsel koşulların olanaklarından yararlanmak yoluyla, halkın bilinçlendirilmesi ve özgür bireyler olmalarının sağlanması hedeflenmiştir.1947 yılına kadar etkin bir şekilde çalışan Köy Enstitüleri, Cumhuriyet Halk Partisi içindeki sağ görüşlü kesimin iktidara gelmesiyle saldırılara uğramıştır. Köy Enstitülü öğretmenlerin köylerinde halkı bilinçlendirmeye ve aydınlatmaya başlaması, köy ağalarını rahatsız etmiştir. Demokrat Parti 1950 seçimlerinden önce Köy Enstitülerine karşı olan tutumunu, seçimlerden sonra iktidara gelince de sürdürmüş ve 1954 yılında tamamıyla kapatmıştır.Bu çalışmada ulus devletin oluşum sürecindeki tarihsel arka plan anlatılırken, ulus devletin istediği vatandaş profilinin nasıl olması gerektiği tartışılmıştır. Köy Enstitülerinin bu süreçteki rolü insanlara vatandaşlık bilinci kazandırarak siyasal katılımı teşvik etmesidir. Enstitülerin sürece etkisi ise, halkı kul olmaktan kurtarıp, bağımsız bir ülkenin onurlu bir yurttaşı haline getirmeye çalışmasıdır.

Köy enstitüleriUlus-devlet
Özgür Aktaş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00