Çanakkale Onsekiz Mart University
COMU

Çanakkale Onsekiz Mart University

Çanakkale, Türkiye
Kuruluş: 2000
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

881

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

4

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesi politikaları ve sonuçları

ÖZET Kamu işletmeciliğinin ilk kumcusu olarak M.Ö.140 yılında tahta çıkan Çin İmparatoru WOU-TI kabul edilmektedir. Saltanatı döneminde madenleri, dökümhaneleri, tuzlaları, deniz ve kara taşımacılığım kapsayan müesseseleri ülkesinde kurmuştur. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de devletimiz işletmeci olarak ekonomik hayatta aktif rol almıştır, kamu İktisadi Teşebbüslerinin tarihi, bir çok araştırmacı tararından Osmanlı İmparatorluğuna kadar dayandırılmaktadır. İmparatorluk askeri araç ve gereçleri zamanında karşılayabilmek amacıyla birçok fabrika ve işletme kurmuştur. özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bir çok Kamu İktisadi Teşebbüsü kurulmuştur. Ayrıca devletçilik yıllarında, millileştirme yoluyla yabancı ve yerli işletmecilerden bir çok kuruluş satın alınarak işletilmiştir. Bu kuruluşların çoğu, günümüzde hala faaliyetlerini sürdürmektedir. 24 Ocak 1980 tarihinde liberalizm anlayışı yeniden gündeme gelmiştir. Alınan bir dizi ekonomik kararla, serbest serbest pazar ekonomisinin kurallarını hakim kılacak düzenlemeler yapılarak ekonomiye devletin müdahalesi en aza indirilmeye çalışılmıştır. Kamu sektörünün küçültülmesi amacıyla özelleştirme konusu ülkemiz gündeminde yoğun bir şekilde yer almaya başlamıştır. 1983 yılında iktidara gelen Anavatan Partisi, serbest piyasa ekonomisini benimsediğini belirtmiştir. Bu alanda çok önemli kararlar alınmasını rağmen icraatları ile serbest piyasa ekonomisini yerleştirme gerekçesiyle, devletin ekonomiye müdahalesi azaltılacağına artırılmıştır. Özelleştirme 1985 yılında Iğdır Sümerbank Dokuma Fabrikasının blok olarak satılmasıyla başlamıştır, uygulamaları yürütmek amacıyla görevlendirilen ilk kuruluş "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi" yetersiz kalmıştır. Daha sonra önceki deneyimlerin ışığında "Kamu Ortaklığı İdaresi" ayrı bir kuruluş haline getirilmişsede, problemin çözümünde yine yetersiz kalmıştır. Bu duruma iktidara gelen her hükümetin ayrı özelleştirme plan ve programlarını uygulamalarının etkisi vardır. Ekonomik sıkıntının yaşandığı ülkemizde sıkıntının kaynaklan arasında gösterilen KİT'lerin özelleştirilmesinin tamamlanamayışı gündemdeki yerini 20001i yıllara kadar koruyacaktır.

KİTTürkiyeÖzelleştirme
Ali Dirican
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de basın iktidar ilişkisi (1950-1954)

TÜRKÇE ÖZET TÜRKİYE'DE BASIN İKTİDAR İLİŞKİSİ (1950-1954) Batıdan farklı olarak, Türkiye'de basın, siyasi otoritenin meşruiyet aracı olarak doğmuştur. Birinci "Jön Türk" muhalefeti ile muhalif basın ortaya çıktı. Bu gelişme beraberinde sansür uygulamalarını getirdi. II. Abdülhamid döneminde devletin içinde bulunduğu iç ve dış şartlar gerekçe gösterilerek sansür uygulamaları sertleştirildi. İlk "Basın Kanunu" II. Meşrutiyet Döneminde çıkarıldı. Ancak, bu dönemde saray merkezli bir basının yerini, parti merkezli basın aldı. Milli mücadele döneminde ilk defa özellikle Anadolu basını Ankara merkezli siyasi otorite ile uyum içinde görüldü. Cumhuriyetin ilanından sonra siyasi muhalefetle birlikte muhalif basın da gelişmeye başladı. Ancak takrir-i Sükûn Kanunu ile muhalif basın siyasi muhalefetle birlikte sıkı bir denetim altına alındı. 1931 yılında kabul edilen "Matbuat Kanunu" ile gelişmeye başlayan basın hürriyeti, çıkartılan yeni kanunlarla sınırlandırıldı. II. Dünya Savaşından sonra esen liberalleşme rüzgarları Türkiye'yi de etkiledi. Siyasi muhalefetle muhalif basın cesaretlendi. Bu süreç, 1950 yılında kansız iktidar değişimini getirdi. DP iktidarı çıkardığı yeni "Basın Kanunu" ile basın hürriyetini genişletti. Ancak bir süre sonra siyasi iktidarın basın hürriyetini daraltan girişimleri başladı. Basın hürriyetini sınırlandıran girişimler genellikle siyasi otoriteden kaynaklanır. Ancak, basının kendi kendini denetlememesi basının mali açıdan siyasi iktidara bağımlı olması sansür uygulamalarına zemin hazırlamıştır. Bu sebeple sansür uygulamalarının azaltılabilmesi,için basın kendi içinde demokratik bir yapı oluşturmalı. Siyasi iktidara mali bağımlılığı azalmış, kamu hizmeti yapan bir sivil toplum örgütü haline gelmelidir. Devlet de basının tekelleşme eğilimlerine kesinlikle izin vermemeli, basın demokrasinin gelişmesi için vazgeçilmez bir kurum olduğunu gözden uzak tutmamalıdır.

BasınBasın tarihiTürk basını+2
İbrahim Koyuncu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halide Edip Adıvar, Aka Gündüz ve Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında kadın

Edebiyat, toplunda iç içe bir sanat dalıdır. Bu nedenledir ki edebi eserler, birey ve toplum olarak bizi her yönden kapsar, yaşamımızı bir ayna gibi yansıtırlar. Diğer taraftan da ideal olanı gösterir, geleceğimiz için rehber olurlar. Toplumun bir yansı ve ailenin temel taşı olan kadm da başlangıçtan bu yana, edebi eserlerde yerini ahr. Ancak, sosyal yaşamdaki etkisine paralel olarak, edebi eserlerdeki rolü değişir. islâmiyet öncesi devirde son derece etkin, erkekle yan yana bir yaşam sûren Türk kadını, Kül Tigin yazıtlarına ve Dede Korkut hikayelerine, aynı şekilde yansır, islâmiyet'le birlikte, Arap ve Iran kültüründen de etkilenen Türk toplumu, kadım pasif bir yasama iter. Divan Şüri'nde, bu içe dönük yaşamm izleri görülür. Tanzimat'ın başlangıcıyla, leaAmm toplum içindeki yeri tekrar tarbşıhnaya başlanır. Milli Mücadele döneminde ise yine aktif bir rol üstlenir ve eserlerde ideal tipler ön plana çıkar. Halide Edip Adıvar'm Anahtar Kelime: Adıvar, Halide Edip = Adıvar, Halide Edip ; Gündüz, Aka = Gündüz, Aka ; Güntekin, Reşat Nuri = Güntekin, Reşat Nuri ; Kadınlar = Women ; Türk romanı = Turkish novel

Adıvar, Halide EdipGündüz, AkaGüntekin, Reşat Nuri+2
Gülnur Can
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ve Azerbaycan'da alfabe öğretimi

AzerbaycanTürkiyeTürkçe öğretimi
Keziban Tekşan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kongre turizmi ve Türkiye'nin kongre turizmi potansiyeli

ÖZET Kongre Turizmi çeşitli toplantıların organizasyonları neticesinde ortaya çıkan faaliyetlerin bütününden meydana gelen bir sektördür.Ekonomik açıdan; ülkeye döviz sağlaması, istihdam yaratıcılığı, diğer sektörleri sürüklemesi ve mevsim uzatıcılığı karakteri ile katkı sağlamaktadır. Sosyo-kültürel açıdan ise; negatif kültürel etkilerini azlığı, ülke açısından olumlu imaj sağlaması, bilimsel çalışmalara katkısı, şehir sakinlerinin kullanabileceği yeni tesisler yaratması, kültür ve sanat etkinliklerini desteklemesi ve çevre kirliliği maliyetinin düşüklüğü bakımından avantaj sağlamaktadır. Olaya Türkiye açısından bakıldığında, İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir şehirlerinin kongre şehri olma potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Özellikle İstanbul'da mevcut bulunan büyük kongre merkezleri, kongre otellerinin toplantı salonları, 4-5 yıldızlı yeterli sayı ve kalitedeki otelleri, ulaşım ve iletişim olanakları ile dünya kongre pazarından önemli bir pay alabilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, Türkiye, öncelikle kongre hedef pazarını belirlemek amacı ile mevcut olanaklarını ve sorunlarını saptamak zorundadır. Diğer ülkelerin sayısal verilerinden yola çıkarak Türkiye için yapılan soyut bir modelle, yılda 450-500 kongreye ev sahipliği yapabileceği varsayılmıştır. Bu ölçüdeki bir talep karşısında ortaya çıkabilecek sektörel sorunlar Türkiye açısından değerlendirilmiştir. Sonuçta, Türkiye'nin küçük toplantılardan dev organizasyonlara kadar her türlü toplantıya evsahipliği yapabileceği görülmüştür. Türkiye'nin bu potansiyeli i|e dünya kongre pazarından aldığı payı arttırabilmesi için bazı öneriler sunulabilirir. Ulusal kongre bürolarının yukarıda adı geçen şehirlerimizin her birinde kurulup, bu büro aracılığı ile pazarlamanın yapılması gerekmektedir. Diğer ülkelerle rekabette THY'nın delegelere yapacağı indirimler ile Dışişleri Bakanhğı'nın kongreyi verecek olan ülke ile iyi ilişkiler kurması avantaj sağlayacaktır.

Kongre turizmiTürkiye
Şule Aydın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çanakkale yöresinde Türkmen folkloru üzerine bir araştırma (saha çalışması)

Tahtacı denilen Alevi Türkmenler, ülkemizde güney,orta ve batı Anadolu'nun ormanlık bölgelerinde ve yöremizde de Kaz Dağı eteklerinde toplu halde yerleşik hayatlarını sürdürmektedirler. Çanakkale yöresinde yaşayan Türkmenlerle sınırlı tuttuğumuz saha çalışmamızla zengin folklor değerlerimizi kayda alma imkanı bulduk. Türkmenlerde görülen pek çok inanış ve davranış biçimi, Türklerin Samanlık dönemlerine kadar uzanmaktadır. Türk toplumunun her kesiminde az çok görülebilen bu unsurların,Alevi Türkmen toplumunda töreleşmiş bir halde İslami cila allında yaşatıldığını görüyoruz. Türkmenlerde Dede dini bir lider,mürşiddir.Eskinin Şaman'ı "Dede" sıfatıyla yaşamaktadır denilebilir. Toplumda oto kontrolü sağlayan kurallarıyla yakın zamanımıza kadar mahkeme yüzü görmeden birlik ve düzenlerini sağlamışlardır. Bektaşi felsefesindeki "eline,diline,beline sahip ol" prensibi ile dürüstlük,namus,kardeşlik,sevgi ve saygı üzerine bir hayat tarzı ile yasaya gelmişlerdir. Eserimizde,doğum ve çocukluk dönemi adetleri,gençlik dönemi adetleri,ölüm ve cenaze gömme adetleri,insan ilişkileri ve dayanışma adetleri,dini hayat,bazı hastalıkların tedavileri ve inanışlar,giyim kuşam bölümler halinde ele alınmıştır. Dua,nefes,mani gibi örnekler,ilgili konuyla beraber verilmiştir. Bu çalışmamızla milli kültürümüzün yöremizde yaşatılan ancak unutulmaya yüz tutan bir bölümünü ilmi metotlarla ortaya koymaya gayret sarfettik.Böylece milli kültürümüze katkıda bulunmuş sayılırsak kendimizi son derece mutlu sayacağız.

Halk edebiyatıTürkmenlerÇanakkale
Mehmet Keskin
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00