
21
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kağıt endüstrisinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin değerlendirmeler ve iyileştirme önerileri
Kağıt endüstrisi; ülkemizde ve dünyada kişi başına kağıt tüketiminin artmasıyla birlikte büyüyen ve ürün çeşitliliği olan potansiyel bir sektördür. Yapılan bu araştırma ile iş sağlığı ve güvenliği kavramı irdelenerek, son dönemde kağıt sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının nedenleri araştırılarak çözüm önerileri geliştirilmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği alanında iş kazası ve meslek hastalıklarının gerçekleşmesini önlemeye yönelik bir yaklaşım yasal olarak benimsenmiştir. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca, iş yerlerindeki çalışma ortamının sağlıklı ve güvenli olup olmadığının, iş kazalarını önlemeye yardımcı olan önlemlerin alınıp alınmadığının tespit edilmesi ve varsa uygunsuzlukların giderilmesi amacıyla denetimler yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmada, 7 ilde yer alan kağıt ve kağıt ürünleri imalatı yapan 106 iş yerinde, 2014 yılında yapılan denetim verileri derlenerek ve tespit edilen temel riskler sınıflandırılarak denetimlerin iş yeri üzerindeki olumlu etkileri araştırılmıştır. Sektördeki işletmeler için tehlikelerin belirlenerek alınabilecek önlemlerin değerlendirilmesi, pratik ve yol gösterici çözümlerin oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda, yapılan proaktif denetimlerin kağıt ürünü imal eden iş yerlerinde yüksek oranda iyileşme sağladığı görülmüştür.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü araştırma laboratuvarlarında atık yönetimi
Bu tez kapsamında Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Araştırma Laboratuvarları'nda sürdürülebilir verimli atık yönetim basamakları mevcut yönetmelik ve literatüre göre incelenmiş, bölüm çapında atık yönetimi konusunda yapılan uygulamalardan bahsedilmiştir. Atıkların tanımlanması, etiketlenmesi, toplanması, geçici depolanması, nihai bertarafı ve geri kazanım faaliyetlerinin uygulanabilirliği tartışılmıştır. Ayrıca bölümün araştırma laboratuvarında kullanılan kimyasalların farklı türde ve miktarlarda olmasından dolayı anorganik kimya araştırma laboratuvarları örnek alınmıştır. Anorganik kimya araştırma laboratuvarlarında ortalama olarak yıllık kullanılan kimyasalların geri kazanım miktarı ve ekonomik girdisinin ne kadar olduğu tezde verilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde araştırma laboratuvarlarında oluşan atıkların doğru atık kodu ve atık tanımının yapıldığı ve atıkların depolanması konusunda gerekli önlemlerin alındığını, bununla birlikte anorganik kimya araştırma laboratuvarında geri kazanılan çözücülerin bölüm ekonomisine %82,57 oranında katkı sağladığı gözlenmiştir.
Dalyan balıkçılığının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Dalyanlar kıyı lagünlerinin su giriş çıkışlarının kontrollü bir şekilde kullanılması, su ürünleri üretiminin gerçekleştiği alanlarda iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri kapsamında tehlikeli sınıf içerisinde yer alan balıkçılık sektörünün bir parçasıdır. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliği açısından dalyan balıkçılığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu sebeple, Ege Denizi kıyılarında aktif faaliyetine devam eden 6 dalyan arasından rastgele 3 dalyan belirlenmiştir ve Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında 92 dalyan çalışanı ile yüz yüze anket çalışmaları yapılmıştır. Ankete katılan balıkçıların %97'si erkek, %3'ü bayan çalışanlardan oluşmaktadır. D1'de %90'ı, D2'de %74'ü ve D3 çalışanlarının tamamı ilköğretim mezunudur. Çalışanların işe girişlerde D1 (%29), D2 (97) ve D3 (%17) sağlık muayeneleri yapılmıştır. Mesleki iş kazaları ve meslek hastalıkları hakkında çalışanların D1'de %25'i, D2'de %29'u ve D3'de %26'sı haberdar olmaktadır. Dalyanlarda en fazla yaşanan iş kazalarında %50 kesilme, %19 ezilme, %16 kırık-çıkık, %9 boğulma ve %6 baş bölgesi yaralanmaları yaşandığı tespit edilmiştir. Dalyan kuzuluklarında iş kazalarının en fazla yaşandığı alan iskele platformlarını çalışanların D1'de %44'ü, D2'de %11'i ve D3'de %35'i güvenli bulmamaktadır.
Ege Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi Müzesinde (ESFM) havaya karışan formaldehit buharının miktarının belirlenmesi ve buna karşı alınması gereken koruyucu önlemler
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Müzesinde (ESFM) ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs'ın iç sularında ve sahillerinde gerçekleştirilen bilimsel seferlerde toplanan ve tayin edilen türlere ait bireyler koruma altına alınmaktadır. Bu bireylerin büyük bir kısmı çeşitli bilimsel araştırmalara temel oluşturmakta ve karşılaştırma materyali olarak kullanılmaktadır. Müze koleksiyonuna ait bireyler %10'luk formalin solüsyonu veya %70 etil alkol içerisinde saklanmaktadır. Formaldehit, kanserojen olarak bilinmektedir. Bu çalışmada ESFM de yer alan formalin solüsyonundaki örneklerin müze ortamında havaya yaydığı formaldehit buharının ölçümü ve ortamın iyileştirilmesine yönelik risk analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada L tipi matris yöntemine göre risk değerlendirmesi yapılmış olup, 21 adet risk teşkil eden tehlike tespit edilmiştir. Tespit edilen risklerden, 8 tanesi ise tolere edilemez, 10 tanesi yüksek ölçekli risk ve 3 tanesi orta risk seviyesindedir. Müzede yapılan formaldehit buharı ölçümleri sonucunda mesleki maruziyet sınırı olan 0,3 ppm den daha fazla konsantrasyonda formaldehit buharı ölçülmüştür. Formaldehitle çalışılan bu ortamda formaldehit konsantrasyonun 0,3 ppm düzeyinin altında tutmak gerekmektedir. Formaldehitin zararlı etkilerinden korunmak için kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının kullanılması gerekmektedir. Kronik konjunktivit, üst ve alt solunum yolu hastalıkları bulunan personel hastalıkları tamamen geçene kadar müze ortamından uzak durmalıdır. Mümkün olduğunca personel arasında uygun dönüşümler sağlanarak formaldehit ile temas süreleri düşürülmelidir.
Çalışma ortamında kullanılan bazı malzemelerin zemin kayma seviyelerinin belirlenmesi
Çalışma ortamlarında çeşitli sebeplerden dolayı farklı kirleticilere (su, yağlar, toz formunda maddeler, yüzey temizlik malzemeleri, vb.) maruz kalan zemin yüzey kaplamaları güvensiz koşullar oluşturmaktadır. Bu koşullar nedeniyle çalışanların aynı düzeyde kayma, tökezleme ve düşme olayına maruz kalması sonucu, kaza günü çalışmaya devam edebileceği gibi kısa-orta-uzun dönem işten uzak kalması, sakat kalması, hayatını kaybetmesi şeklinde sonuçlardan başka; tedavi masrafları, ödenen tazminatlar, işten uzak kalınması sebepleriyle ülke ekonomilerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu sebeple, çalışma ortamlarında doğru zemin malzemesi seçilmesi, güvenliği arttırıcı önlemler alınması, hukuki cezai yaptırımlara maruz kalınmaması açısından önem arz etmektedir. Bu tezde çalışma ortamlarında yaygın olarak kullanılan ve çeşitli sebeplerle farklı kirletici maddelere maruz kalan bazı zemin kaplamalarıyla, bazı ayakkabı taban malzemeleri arasındaki statik ve dinamik sürtünme katsayıları ile güvenli eğim açıları belirlenmiştir. DIN 51097 ve DIN 51130 standartlarına göre düşük kayma riski değeri 0,43≤ µ ve üstü kabul edilirken, ASTM ve UL ye göre güvenli kayma riski seviyesi 0,50≤ µ <0,60 arasında, oldukça güvenli kayma riski seviyesi 0,60≤µ, güvenli kabul edilen eğim açısı 24≤ olarak kabul gören referans değerlerle karşılaştırılarak zemin-taban ilişkilerinin güvenlik sınıflandırılması belirlenmiştir. Beş farklı tip taban malzemesi ile kirletilmiş 7 farklı tip yüzey malzemesi arasındaki kaymazlık özellikleri incelenmiş ve zemin yüzeyinin su, kimyasal yüzey temizleyicisi gibi kirletici maddelere maruz kalması durumlarında kayma riskinin yükseldiği anlaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Zemin özellikleri, düşme, çalışan sağlığı, iş güvenliği, ofis ergonomisi, yüzey pürüzlüğü,
Arıtma tesislerinin yapım ve işletmesinde karşılaşılan risklerin tespit edilmesi ve farklı risk değerlendirmesi metotlarının uygulanması
Tez kapsamında İzmir'in en büyük yüzeysel su kaynağı olan Tahtalı Barajı'ndan içme suyu elde eden Tahtalı (Görece) İçme Suyu Arıtma Tesisi bünyesindeki mevcut riskler tespit edilmiş, proses ve ortam çalışma koşulları açısından risk değerlendirmesi metotları bütünleşik olarak uygulanmıştır. Proses açısından incelenirken, HAZOP metodu kullanılmış, basınç ve akış parametreleri değerlendirilmiştir. Ortam ve çalışma koşulları açısından ise FINE – KINNEY metodu kullanılmıştır ve kaldırma araçları, kaynak işleri, elektrik işleri, kimyasallarla çalışma, yüksekte çalışma, kapalı alanda çalışma, laboratuvar çalışmaları, klorlama varil deposu ve filtre pres ekipmanları gibi birçok tehlike faktörü değerlendirilmiştir. Bu bütünleşik çalışma, risklerin tespit edilmesi ve bertaraf edilmesi açısından maksimum faydayı getirmiş, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının tesisini kolaylaştıracak, alınacak önlemleri de içeren bir eylem kılavuzu ortaya konulmuştur.
İzmir ili çevresinde bulunan yem fabrikalarında biyolojik risk faktörlerinden mikrobiyal alerjenlerin belirlenmesi ve risk analizi
Bu tez çalışmasının amacı, biyoaerosol bakımından oldukça zengin mesleki çevrelerden biri olan yem fabrikalarının havasındaki mikrobiyal konsantrasyonun saptanması, alerjik reaksiyonlar ile ilişkili Aspergillus, Penicillium, Alternaria ve Cladosporium genuslarının oranlarının belirlenmesi ve 5x5 L - Tipi Matris yöntemi ile risk analizinin yapılmasıdır. Bu kapsamda, bakteri ve küflerin toplanması Eco-Mass 100 Hava Örnekleme cihazı ile yapılmıştır. 9,4×103 kob/m3 (9382 koloni) bakteri ve 9,4×103 kob/m3 (9412 koloni) fungus kolonisi izole edilmiştir. İdentifikasyonu yapılan 4 alerjen genusun koloni sayılarına göre dağılımları; 4489 koloni Aspergillus spp. (%47.7), 2179 koloni Cladosporium spp. (%23.2), 795 koloni Alternaria spp. (%8.5), 590 koloni Penicillium spp. (%6.3) ve 1359 koloni diğer grup (%14.4) şeklindedir. Bu çalışmada, örnekleme yapılan 3 yem fabrikasında da baskın genus Aspergillus spp. olarak saptanmıştır. Biyolojik risk etmenleri belirlenmiş ve risk analizi 5x5 L- Tipi Matris ile yapılmıştır.
Fabrikasyon metal ürünleri imalatında iş kazalarının projeksiyonu ve risklere ilişkin alınacak önlemler
Bu tezde, son yıllarda ülkemizde iş kazalarının en çok meydana geldiği Fabrikasyon Metal Ürünleri sektöründe geleceğe yönelik iş kazası sayılarının tahminleri yapılmıştır. Yapılan tahminlerin hataları tahmin hataları yöntemleri kullanılarak hesaplanmıştır. İş kazaları üzerine yapılacak tahminler ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliğine yönelik çalışmaların iş yerleri üzerindeki etkinliğini ölçmek açısından önemli bir yere sahiptir. İş kazası sayılarının çok yüksek olduğu bu sektörde meydana gelecek iş kazalarını önlemek ya da en aza indirmek için iş güvenliği önlemelerinin alınması gerekmektedir. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı(AÇSHB) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca, iş yerlerinde çalışma ortamının güvenlik ve sağlığına yönelik denetimler yapılmaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında, 2017 yılında, 3 ilde yer alan fabrikasyon metal ürünleri imalatı yapan 15 iş yerinde yapılan denetimler sonucu tespit edilen, iş kazalarına neden olabilecek mevzuata aykırı ve noksan hususlar belirlenmiştir. Bu hususlara skorlar verilerek en yüksek skora sahip 3 adet tehlike ve risk oluşturacak durum saptanmış ve bunlara yönelik alınması gerekli önlemler üzerinde durulmuştur. İş kazası sayılarının tahmini yapılırken geçmiş veriler için Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) tarafından yayınlanan "İstatistik Yıllıklarından" yararlanılmış ve kantitatif tahmin yöntemleri kullanılarak tahminler yapılmıştır. Tahmin hatalarının hesaplanmasında MAD ve MAPE hata terimi yöntemleri kullanılmıştır. Anahtar sözcükler: İş güvenliği, iş kazası tahmini, kantitatif tahmin yöntemleri, MAD, MAPE, tehlike ve riskler, önlemler
İzmir üçüncü sanayi sitesindeki ergonomik sorunlar
Bu araştırmada, İzmir Üçüncü Sanayi Sitesinde bulunan küçük ve orta boy işletmelerdeki ergonomik sorunlar irdelenmiştir. Çalışmamızda öznel raporlama yöntemi kullanılarak, çalışanların kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını (KİSR), çalışma ortamlarının çevresel şartları, bireysel alışkanlıkları ve iş yerlerinin organizasyonel durumları anket yöntemi ile araştırılmıştır. 34 farklı KOBİ' de 101 adet çalışan ile anket yapılmıştır. Altı aşamalı olarak gerçekleştirilen anket sonuçları analiz edilmiştir. Elde edilen çevresel, bireysel, organizasyonel verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Farklı anket gruplarının birbirleri ile olan ilişkileri irdelenmiştir. KİSR oluşumlarının saptanmasında Türkçe Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları Anketi (T-CMDQ) kullanılmıştır. Katılımcıların beyanları doğrultusunda demografik veriler ile zorlayıcı iş tanımları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. KİSR oluşumu ile zorlayıcı vücut hareketleri arasında yapılan tek yönlü regresyon analizinde anlamlı ilişkiler bulunmuş % 10,9' luk bir istatiksel ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca organizasyonel memnuniyetsizlik ve KİSR oluşumu ile anlamlı istatistikler saptanmıştır ve % 9,7' lik istatiksel bir ilişki tespit edilmiştir. KİSR oluşumunu açıklamak için yaptığımız korelasyonda, bireysel faktörlerle anlamlı sonuçlar göstermiş, % 18,1 oranında istatiksel ilişki gözlemlenmiştir. Araştırma örnekleminde Cronbach's Alpha değeri ise 0,782 olarak tespit edilmiştir.
Asansör montaj işlemlerinin iş güvenliği ve ergonomik yönden değerlendirilmesi
Çimento sektöründe gaz ve toz patlama riskinin iş güvenliği açısından incelenmesi ve korunma dokümanı hazırlanması
Endüstrinin hızlı bir şekilde gelişimi ile birlikte iş sağlığı ve güvenliğinin önemi de artmaktadır. Çıkartılan yönetmelikler ile gerek insan hayatını korumak için nelerin yapılması gerektiğini gerek bu ortamlarda nasıl bir teçhizat kullanılması gerektiğiyle ilgili ülkemizde bu konunun temelinin oluşması sağlanmaktadır. Patlayıcı ortamlar iş güvenliğinin önemli bir alt başlığını oluşturmaktadır. Bu ortamlara endüstriyel üretim yapılan yerlerde sıklıkla rastlanmaktadır. Gaz ve toz patlamaları korkunç yaralanmalar ve ölümlere sebep olabilmektedir. Ekonomik yönden bakıldığında ise şirketlere çok ciddi mali kayıplar getirmektedir. Bu tez kapsamında çimento sektörü referans alınarak ulusal ve uluslararası standartlar çerçevesinde; patlayıcı ortamlar ile ilgili genel bilgilendirme, tehlikelere karşı alınabilecek önlemler, patlayıcı ortamların sınıflandırılması ve risk değerlendirilmesi, ex-proof (patlamaya karşı korunmuş) ekipman seçim kriterleri, patlama riskinin önlenmesi veya minimuma indirilmesi ile iyi bir çalışma ortamının oluşturulmasının sağlanması amaçlanmıştır.
CUT and fill üretim yöntemi uygulayan yeraltı altın madenlerinde sığınma istasyonu kurulması parametrelerinin değerlendirilmesi
Bu tezde kes doldur (cut and fill) üretim yöntemi uygulayan yeraltı altın madenlerinde sığınma istasyonu kurulması için gereken parametreler değerlendirilmiştir. Sığınma istasyonu kurulmasında göz önüne alınması gereken parametreler ve bu parametrelere ek olarak yapılması gerekli altyapı çalışmalarına değinilmiştir. Kurulan sığınma istasyonunun, maden işletmesinin acil durum planına eklenerek acil durum planının revize edilmesi, bu konuda personelin bilgilendirilmesi sonucunda yeraltı çalışma ortamlarının daha güvenilir hale getirilmesine çalışılmıştır.
Küçük ölçekli bir metal işleme atölyesindeki kaldırma ve taşıma işlerinin ergonomik açıdan değerlendirilmesi
Bu araştırmada, küçük ölçekli bir metal işleme atölyesindeki kaldırma ve taşıma işleri ergonomik açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmamız; "açık ve kapalı halı saha demir aksamı yapımı, tel ve branda, suni çim halı döşenmesi ve elektrik aksamlarının yapımı ve montajı" yapan bir firmanın metal işleme atölyesinde gerçekleştirilmiştir. Üretim safhaları izlenmiş, buradaki kaldırma ve taşıma işlemleri kayıt altına alınmış, risk değerlendirmeleri MAC (Manual Handling Assessment Charts) ve KIM (Key Indicator Method) yöntemleriyle hesaplanmıştır. Ayrıca genel olarak tüm faaliyetler ergonomik değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Yapılan çalışmalar neticesinde, çalışmaya konu atölyede çokça kaldırma ve taşıma işi yapıldığı, bu işler gerçekleştirilirken ergonomik prensiplere uygun davranış ve çalışma modellerine uyulmadığı görülmüştür. Bunun yanında genel olarak atölye ortamının ergonomik bakımdan uygunluk düzeyinin yetersiz olduğu, iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine yeterli öncelik verilmediği tespit edilmiştir.
İş güvenliği faaliyetlerinde stratejik plan oluşturmanın öneminin belirlenmesi ve hazır beton sektöründe faaliyet gösteren bir firmada örnek bir stratejik plan hazırlanması
İş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin yürütülmesi için oluşturulan iş sağlığı ve güvenliği yönetimi ve organizasyonun atacağı ilk adım risk değerlendirme çalışmalarını yürütmektir. Risk değerlendirme çalışmaları yapılırken tehlikeler ve riskler belirlenerek bu tehlike ve risklerin azaltılmasına yönelik önlemler belirlenmektedir. İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi yönetmeliğinde belirtilen süre ve şartlarda risk değerlendirmesinin yenilenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında ise işletmelerde yapılacak olan iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında risk değerlendirmesinde ek olarak yapılacak yeni bir risk yönetimi sistemi olarak stratejik planlamanın yapılabileceği gösterilmiştir. Stratejik planlamanın ne olduğu, stratejik planlama yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Tez çalışmasının diğer aşamasında hazır beton sektörüyle ilgili literatür çalışması yapılmış, hazır beton sektörü ile ilgili yapılan risk değerlendirme çalışmaları incelenmiş, bunlara ek olarak hazırlanan bir kontrol listesi ile hazır beton santrallerindeki durum analizi yapılmıştır. Yapılan durum analizine göre hazır beton sektöründe iş güvenliği stratejik planlanması hazırlanmıştır .
Sualtı dalgıçlığında iş güvenliği uygulama esaslarının incelenmesi
Bu tez kapsamında İzmir bölgesinde ki dalış merkezlerinin ve bu merkezlerde çalışan eğitmenlerin mevcut yönetmelik ve standartlara ne derece uyduğunun incelenmesi, dalışlarda karşılaşılan sorunların neden kaynaklandığının araştırılması, eğitmenlerin bilgi ve tecrübelerinin araştırılması ayrıca bu bölgede ki dalış merkezlerinde donanımlı dalış eğitimi almış veya en az bir kere dalış gerçekleştirmiş dalıcıların özellikleri, yapmış oldukları donanımlı dalışlarda karşılaştıkları sorunların neden kaynaklandığının araştırılması ve bu alanda alınan güvenlik önlemlerinin iş güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda eğitmenlere ve dalıcılara sorulmak üzere iki farklı anket oluşturulmuştur. Anket çalışması 30 eğitmen ve 30 dalıcı ile Mayıs-Haziran 2017 ayları arasında yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde bu bölgede gerçekleştirilen donanımlı dalışların mevcut yönetmelik ve talimatlara uygun olarak yapıldığı ayrıca herhangi bir ölümcül kazanın yaşanmamış olması dalış güvenliği açısından gerekli önlemlerin alındığını göstermektedir. Ayrıca dalıcılar açısından da, bu bölgede herhangi bir dalış merkezinde gerçekleştirdikleri dalışları güvenli buldukları ve çok önemli bir sorunla karşılaşmadıkları gözlenmiştir.
Karbon nanotüplerin çalışan sağlığı açısından yapılmış çalışmalarının değerlendirilmesi
Mikroskobik boyutlu parçacıklarda maruziyet çalışan sağlığı açısından yüksek risk teşkil etmektedir. Küçülen parçacık boyutuyla paralel olarak malzemenin fiziksel, kimyasal ve toksikolojik özelliklerinde büyük değişimler gözlenmektedir. Nanoteknoloji çağı ile birlikte malzemeler nano boyutta üretilip, kullanılmaktadır. Birçok uygulama alanına sahip bu teknolojiyle üretilen "nano" boyuttaki malzemelerin sayısı hızla artmaktadır. Bunlarla birlikte bu tür mikroskobik boyuttaki parçacıklara maruz kalan çalışan sayısı da artmaktadır. Maruziyet şekli, miktarı ve maruziyet etkileri nanomalzeme maruziyeti için önemli parametrelerdir. Nanomalzeme maruziyeti üç yolla gerçekleşir; solunum, deri ve yutma. Bu üçü arasında solunum ile maruziyet en muhtemel maruziyet şeklidir. Nano ölçek oldukça küçük parçacıkları ihtiva ettigi için kütlece çok az miktardadır. Nanoparçacık maruziyetini kontrol etmeye, azaltmaya ve işyeri ortamında ölçümünü gerçekleştirmeye yönelik henüz standart bir metot geliştirilememiştir ve spesifik bir nanoparçacığa yönelik maruziyet sınır değeri de kesin olarak belirlenememiştir. Bu tez kapsamında, bir nanoparçacık olan karbon nanotüplerin sentez ve karakterizasyon yöntemleri, çalışma ortamında risk değerlendirmeleri, mevcut örnekleme metodları, muhtemel risk faktörleri, hücre kültür denemeleri, çeşitli toksisite çalışmaları ve çalışan sağlığına etkileri tartışılmıştır.
Sağlık personelinin çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algı düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Artvin İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı hastanelerinde çalışan sağlık profesyonellerinin çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algı seviyelerini belirlemeye yönelik tanımlayıcı bir saha çalışmasıdır. Çalışmada veriler Yorgun ve Atasoy tarafından geliştirilen Çalışan Sağlığı Ve Güvenliği Kültürü Ölçeği aracılığı ile toplandı. Veriler SPSS for Windows 16,0 programında ölçeğin yapı uygunluğunu test ekmek için doğrulayıcı faktör analizi ve iç geçerlilik uygunluğu için Cronbach's Alpha katsayısı belirleme analizleri yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğunun test edilmesi için Kolmogorov Smirnov/Shapiro- wilk testi kullanıldı. Değişkenler normal dağılıp dağılmamalarına göre Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri ile analiz edildi. Ölçek faktörlerinin kendi aralarında ve genel ölçek değeri ile olan ilişkisini belirlemek amacı ile Sperman Korelasyon testi yapıldı. Sonuçlar %95 güven aralığında p<0.05 düzeyi anlamlı olarak kabul edildi. Çalışmada; Ölçek genel ortalama ve yüzdesi (3.74±0.67,%75) ve en yüksek ortalama ve yüzdesi (4.05±0.74,%81) "Enfeksiyon Önleme" alt boyutu, en düşük ortalama ve yüzdesi (3.52±0.93,%70) ise "Şiddeti Önleme" alt boyutudur. Çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algısı ile çalışanların cinsiyetleri, çalışan güvenliği hakkında eğitim alma, meslek, eğitim, yaş grupları, ünitede çalışma süresi ve toplam hizmet yılı durumu anlamlı bir farklılık gösterdiği, ölçeğin tüm alt boyutlarının hem kendi aralarında hem de genel algı oranı ile p<0.01değerine göre anlamlı ilişki olduğu ve oluşturulan toplam 15 hipotezin 8'i kabul 7'si red edildi. Analiz sonuçlarına göre çalışanların Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültürü algılarının yüksek olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Sağlık Çalışanı, İş Sağlığı ve Güvenliği, Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültürü
AEL/Kışlaköy Açık maden İşletmesi batı nihai şevinin olasılığa dayalı duraylılık ve risk analizi
Kışlaköy açık ocağındaki Batı Nihai şevinin duraylılık analizi olasılık teorisi kullanılarak hesaplanmış ve olası iş güvenliği riskleri değerlendirilmiştir. Çalışmada EÜAŞ Genel Müdürlüğü tarafından çeşitli tarihlerde yürütülen jeoteknik çalışmalardan üretilen veriler kullanılmıştır. Şev duraylılığı hem deterministik hem de olasılıklı yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında, şev kaymasını tetikleyebilecek deprem, yer altı su seviyesindeki değişiklikler gibi mekanizmaların şev duraylılığı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak yer altı su seviyesindeki değişikliklerin ve sismik yüklerin şev duraylılığı üzerinde risk yaratabileceği görülmüş ve Bati Nihai Şevi'nin statik şartlarda güvenli olduğu anlaşılmıştır.
Türkiye'deki iş kazaları istatistiklerinin bazı Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılması
İş sağlığı ve güvenliği kültürünün temelini insan hayatına verilen önem oluşturmaktadır. İş kazalarının %98'inin önlenebileceği bilinmektedir. Ülkeler, yasal düzenlemelerle iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli mevzuatı oluşturmaktadır. Özellikle 2012'de çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Türkiye'deki en kapsamlı ilerleme kaydedilmiştir. Dolayısıyla daha tutarlı kayıtlar oluşturulmuştur. Bu çalışmada Türkiye'de son yıllarda gerçekleşen iş kazaları ile Avrupa ülkelerindeki iş kazaları karşılaştırılmıştır. Ölümlü iş kazaları sayıları kullanılarak değişim katsayıları bulunmuş ve yorumlanmıştır. Kümeleme ve çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenen ülkelerin 3 gruba ayrılabileceği belirlenmiştir. Ayrıca, Türkiye'de 2013-2016 yıllarında gerçekleşen iş kazası kaynaklı ölümlerin özellikle sektörlere ve yaş aralıklarına bağlı olarak değişimi istatistiksel olarak araştırılmıştır. Ölümlü iş kazalarının olasılıkları Pareto 2 (Lomax) dağılımı ile modellenmiştir. Sonuçların, Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği kültürünün gelişimine ışık tutacağı düşünülmektedir.
Poliüretan bazlı boyaların hazırlanması ve ses kaybı performanslarının matematiksel modellemesi
Gelişen endüstri ile beraber çalışanların karşılaştığı fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risk etmenleri de artmıştır. Fiziksel risk etmenlerinden kaynaklanan ses, özellikle insan ve makinenin birlikte çalıştığı sektörlerde karşılaşılan en yaygın tehlike kaynağıdır. Endüstriyel ses işitme kaybına ek olarak, fizyolojik bozukluklara, kas gerginliğine, kan basıncında artışa, kalp atışı ve kan dolaşımının değişmesine, solunumun hızlanmasına, dolaşım bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olur. İş sağlığı ve güvenliğinde gürültüden kaynaklı iş kazaları ve meslek hastalıkları yaşanmakta olup, çalışanların güvensiz davranış sergilemesine de sebebiyet vermektedir. Gürültüyü azaltmanın en etkili yollarından biri, çalışma alanlarında cam yünü, taş yünü, yumuşak poliüretan esaslı köpükler gibi ses emici özelliği olan malzemeler kullanarak yalıtımı sağlamak, yani gürültüyü kaynağında kontrol etmektir. Poliüretan ise, endüstriyel ekipmanların çoğunda yaygın olarak kullanılan iyi bilinen bir organik bağlayıcıdır. Bu çalışmada, farklı renklerdeki pigmentler ile üretilen poliüretan bazlı boyaların morfolojilerinin ve yapılarının ses iletim özelliği üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu amaca ulaşmak için, kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil renkte ağırlıkça farklı pigment oranları içeren, %5, %7 ve %9 konsantrasyonlarda olmak üzere, boyalar hazırlanıp cam ve alüminyum yüzeylere çekilmiştir. Kaplı yüzeylerdeki ses iletim kaybı ölçümleri laboratuvar alanında tasarlanan mikrofon ve desibelmetreye sahip düzenek ile yapılmıştır. Ayrıca, yüzeylerin yüzey gerilim enerjileri, yüzey pürüzlülükleri, reflektans yüzdeleri, absorbans değerleri, geçirgenlik yüzdeleri, LAB renk kodları ölçülmüştür. Bu çalışma kapsamında, poliüretan boya ile kaplı yüzeylerde ses iletim kaybının ölçülmesine yardımcı olmak için matematiksel modelleme yapılmış ve yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Çalışmada, fiziksel risk etmeni olan gürültünün kaynakta kontrol edilebilmesi ve iş sağlığı ve güvenliği literaturüne katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Otobüs fabrikasında ergonomik koşul değerlendirmesi
Marmara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İş Güvenliği tezli Yüksek Lisans Programı tez çalışmasında; bir otobüs fabrikasındaki, ergonomik koşulların gözlem ve deneyler sonucunda tespiti sağlandı. Fabrika ortamındaki ergonomik koşullara bağlı oluşabilecek riskler tespit edilmiştir. Çalışan sağlığının korumaya ve verimliliğini arttırmaya yönelik çalışma olması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda; çeşitli gözlem ve deneyler sonucu elde edilen veriler değerlendirilerek ergonomik koşulların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılıp, öneriler sunulmuştur. Dolayısıyla, üretimin iyileştirilmesi, kalite artışı, çalışan bağlılığı ve güvenlik kültürünün önemi değerlendirilmiştir. Fiziksel Ortam İncelemesinde Uygulanan Araştırma Kriterleri: Çalışanın yükü taşıma ve/veya kaldırma işini yaparken hangi pozisyonlarda yaptığının incelenmesi. Çalışma ortamında fiziksel ortam değerlendirmesinde; termal konfor, kimyasal zararlar, gürültü, aydınlatma, titreşim gibi unsurların incelenmesi. Organizasyonel ve Yönetime Yönelik Ergonomi İncelemesinde Uygulanan Araştırma Kriterleri: İş planlamasına yönelik araştırma. Çalışma saatlerinin yeterliliğinin incelenmesi. Bilişsel Ergonomi İncelemesinde Uygulanacak Araştırma Kriterleri: Çalışanların kullandığı montaj hattı ekipmanları, makine, cihaz ve yazılımların kullanılabilirliklerinin incelenmesi. Yapılan ergonomik araştırmalardan elde edilen verilerin analiz ve değerlendirilmesi sonucu, çalışan sağlığının korunması, kalite ve üretimde verimlilik, çalışan bağlılığının ve güvenlik kültüründe artış sağlanması hedeflenmiştir.