
55
Archived Theses
1
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Kurtyuvası (Oltu-Erzurum) bakır-altın cevherleşemesinin jeokimyasal incelenmesi
Bu çalışma; Oltu-Narman-Tortum (Erzurum) cıvarında MTA tarafından 2004 yılında ?Doğu Anadolu Polimetal Aramaları Projesi? kapsamında etütlerine başlanan Erzurum-Oltu-İnanmışköyü Cu sahasının jeolojik ve jeokimyasal çalışmalarını kapsamaktadır. Çalışma bölgesi, Doğu Pontitlerin güney kenarında Tortum-H 47a2 paftasında yer almaktadır. Çalışma alanında yaşlıdan gence doğru, Kratese öncesi ve Kratese yaşlı bazik bileşimli volkanitler, Alt Kratese ve Üst Kratese yaşlı kireçtaşları, Eosen yaşlı kırıntılı kayaçlar ve bazik bileşimli kayaçları kesen asidik ve bazik kayaçlar gözlenir. Sahadaki en genç birimler ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır. Sahada gözlenen magmatik kayaçlar alterasyon ve cevherleşmeden etkilenmişlerdir. Toprakta ve kayaçlarda saptanan yüksek Cu ile anomali düzeyindeki altın değerleri, çok yoğun olarak gözlenen hidrotermal alterasyon, porfirik dokulu asidik ve ortaç bileşimli dayklar, yer yer ağsal olarak gözlenen kuvars kalsit damar/damarcıkları, breşik yapılar ile kalkopirit ve bornit gibi cevher minerallerinin varlığı, İnanmış sahanın porfiri tip Cu-Au cevherleşmelerine benzerlik gösterdiğinin önemli göstergeleridir.
Çetmi ? Bolay civarının, (Taşkent d-gd' su, Konya) tektono-stratigrafisi
Orta Torosların jeolojik özelliklerini içeren inceleme alanında, Aladağ Birliği, Bolkar Dağı Birliği ve Bozkır Birliği adlarıyla bilinen ve stratigrafi, yapısal ve metamorfizma özellikleri açısından farklı ortam koşullarını yansıtan kaya birimi toplulukları, birbirleriyle tektonik dokanaklı olarak yer almaktadır. Aladağ ve Bolkar Dağı birlikleri, Geç Devoniyen-Geç Kretase aralığında çökelmiş başlıca şelf tipi karbonat ve kırıntılı kaya birimleriyle Senoniyen yaşta olistolit ve olistostromal yapılışlı denizel kırıntılılardan oluşmakta olup, tamamı inceleme alanında yer almayan Geyik dağı birliğine ait olan Lütesiyen yaşlı denizel kırıntılıların üzerinde yatay naplar halinde yer almaktadır. Birbirleriyle benzerlik gösteren bu iki tektonik birlik stratigrafi, metamorfizma ve yapısal özellikleri açısından farklılıklar göstermektedir. Bozkır Birliği, Triyas-Kretase aralığında çökelmiş havza, yamaç ve daha az oranda platform çökelleriyle, bazik deniz altı volkanitleri, tüf, diyabaz, serpantinit vb. kayaların değişik boyutlarda blok ve dilimlerini kapsayan büyük bir karışık (melange) görünümündedir. Geç Mestrihtiyen-İlerdiyen (Geç Paleosen-Erken Eosen) aralığında, Geyik dağı ve Aladağ birliklerinin arasında ofiyolit, spilitik volkanit arakatkılı pelajik kireçtaşlarını kapsayan " Ofiyolitli Melanj" ile temsil edilen dar ve kısa ömürlü bir okyanus havzasının yer aldığı düşünülmektedir. Karışık, Geyik dağı birliği ile Bolkar dağı ve Aladağ birlikleri arasında, değişen kalınlıkta tektonik dilimler halinde bulunmaktadır. Birliklerin stratigrafi özellikleri ve birbirleri ile ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda; (a) Erken Triyas-Senoniyen aralığında, güneyden kuzeye doğru Geyik dağı, Aladağ, Bolkar dağı ve Bozkır birliği şeklinde bir dizilimle, platformdan okyanusa uzanan bir havzayı oluşturdukları; (b) Kuzey Tetis Okyanusu olarak adlandırılabilecek olan bu havzanın Geç Senoniyen'de kapanmasına bağlı olarak, Bozkır birliğinin kendi içinde dilimlenip, Bolkar dağı ve Aladağ birliklerini üzerlediği; (c) Aladağ ve Bolkar dağı birliklerinin, İlerdiyen sonunda kapanan havzanın ofiyolitleriyle birlikte, sırtlarında Bozkır Birliğini de taşıyarak Geyik dağı birliği üzerine tektonik olarak taşındığı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Geyik dağı, Bolkar dağı, Aladağ, Bozkır birlikleri, Konya.
Gülpınar - Afşar (Taşkent K-KD'su - Konya) tektono-stratigrafisi
İnceleme alanı Orta Toroslar'ın bir kısım jeolojik özelliklerini sunmaktadır. Geyik Dağı, Aladağ, Bolkar Dağı ve Bozkır birlikleri; stratigrafik, yapısal ve metamorfizma özellikleri açısından farklı ortam koşullarını yansıtan birlikler yer almaktadır. Bu birlikler birbirleriyle tektonik dokanak ilişkisi içersindedirler. İnceleme alanınında allokton konumlu olan Aladağ ve Bolkar Dağı birlikleri, Geç Devoniyen-Geç Kretase aralığında çökelmiştir. Başlıca şelf tipi karbonat ve kırıntılı kaya birimleriyle Senoniyen yaşlı olistolit ve olistostromal yapılışlı denizel kırıntılılardan oluşmaktadır. Bu birimler inceleme alanının kuzeyinde Toroslar'ın tabanında yer alan göreceli otokton Geyik dağı birliğine ait olan Lütesiyen yaşlı denizel kırıntılıların üzerinde yatay naplar halinde yer almaktadırlar. Birbirleriyle sedimantolojik açıdan benzerlik gösteren bu tektonik birlikler; stratigrafi, metamorfizma ve yapısal özellikleri açısından farklılıklar göstermektedir. Bozkır Birliği, Triyas-Kretase zaman aralığındaki kayaçları kapsamaktadır. Bu birlik platform çökelleriyle birlikte, bazik deniz altı volkanitleri, tüf, diyabaz, serpantinit vb. kayaların değişik boyutlarda blok ve dilimlerini kapsar. Birlik büyük bir karışık (melange) görünümündedir. Geç Paleosen-Erken Eosen zaman aralığında, diğerlerine göre göreceli otokton Geyik dağı ve allakton Aladağ birliklerinin arasında pelajik kireçtaşlarını kapsayan "Ofiyolitli Melanj" ile temsil edilmektedir. Birliklerin stratigrafi özellikleri ve birbirleri ile ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda; (a) Erken Triyas-Senoniyen aralığında, güneyden kuzeye doğru Geyik dağı, Aladağ, Bolkar dağı ve Bozkır birliği şeklinde bir dizilimle, platformdan okyanusa uzanan bir havzayı oluşturdukları; (b) Kuzey Tetis Okyanusu olarak adlandırılabilecek olan bu havzanın Geç Senoniyen'de kapanmasına bağlı olarak, Bozkır birliğinin kendi içinde dilimlenip, Bolkar dağı ve Aladağ birliklerini üzerlediği; (c) Aladağ ve Bolkar dağı birliklerinin, İlerdiyen sonunda kapanan havzanın ofiyolitleriyle birlikte, sırtlarında Bozkır Birliğini de taşıyarak Geyik dağı birliği üzerine tektonik olarak taşındığı düşünülmektedir.
Kızkalesi (Mersin) dolayının stratigrafisi ve Karaisalı kireçtaşının mermer olarak değerlendirilmesi
İnceleme alanı Kızkalesi' nin (Mersin) kuzey-kuzeybatısında, Küçük Kale harabeleri dolayında yer almaktadır. Çalışma alanında, Miyosen yaşlı resifal Karaisalı kireçtaşı ve Kuvaterner yaşlı alüvyon yüzeylemektedir. Karaisalı kireçtaşı bölgede tabandan tavana doğru; gözenekli masif biyomikrit, masif biyosparit, gözenekli lamellibranşlı biyomikrosparit, Globigerinalı masif biyomikrit üyelerine ayrılarak incelenmiştir. Birim genellikle, bej-kirli beyaz renkli, orta-kalın-masif katmanlı, çatlakları kalsit dolgulu, sert, sağlam, keskin köşeli kırıklı, yüzeyi yer yer lapyalı, kalıp-koğuk gözenekli, bol fosilli kireçtaşı yapılışlıdır.Bu çalışma ile Karaisalı kireçtaşının arazi gözlem, ölçüm ve değerlendirmeleri sonucu petrografik ve temel mühendislik özellikleri ortaya konmuştur. Teknik değerlendirme göz önüne alındığında Mohs sertliği 3-3,5, rengi bej, gözenekliliği %2,8, birim hacim ağırlığı 2,58 gr/cm3, yoğunluğu 2,68 gr/cm3, ağırlıkça su emmesi %0,93, hacimce su emmesi %1,76, tek eksenli basınç dayanımı 42,68 MPa, nokta yük dayanımı 28,58 kg/cm2 olarak belirlenmiş olup, bu değerlerin ilgili standartlarla karşılaştırılması ve blok veriminin düşük olmasından dolayı bölgede Karaisalı kireçtaşının potansiyel mermer olarak değerlendirilemeyeceği ancak stabilize malzeme, zayıf agrega, yapı taşı, dekoratif taş ve tarihi yapılarda restorasyon malzemesi olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Stratigrafi, Mermer, Karbonat, Kızkalesi (Mersin)
Sulakyurt (Kırıkkale) dolayının jeolojisi ve Sulakyurt granitinin kesmetaş olarak değerlendirilmesi
İnceleme alanı Kırıkkale ilinin yaklaşık 80 km kuzeydoğusunda yer alan Sulakyurt ilçesini içerisinde bulunduran H31 d2 paftasını kapsamaktadır.Çalışma sahasının temelini oluşturan ofiyolitik melanj, Paleosen yaşlı Sulakyurt graniti tarafından kesilmektedir. Üzerlerinde ise uyumsuz olarak Geç Eosen - Erken Miyosen yaşlı, konglomera, marn ve karbonatlardan oluşan İncik formasyonu yer almaktadır. İncik formasyonu üzerine açılı diskordansla Geç Miyosen yaşlı, konglomera, marn, kumtaşı ve kiltaşı ardalanmasından oluşan Kızılırmak formasyonu gelmektedir. Kızılırmak formasyonu içerisinde ara seviye halinde, formasyonla eş yaşlı petrografik olarak bazaltlardan oluşan Faraşlı volkanikleri yeralmaktadır. Paleosen yaşlı Sulakyurt graniti, İncik ve Kızılırmak formasyonları tarafından uyumsuz olarak örtülmektedir. Bölgenin en genç birimlerini alüvyon oluşturmaktadır.Bu çalışma ile Sulakyurt civarının ayrıntılı 1/25 000 ölçekli Jeoloji haritası hazırlanarak, Sulakyurt Granitinin yapı taşı olarak kullanılabilirliğini ortaya koymak amacıyla deneyler yapılmış ve deney sonuçları Türk Standartları Enstitüsü değerleri ile karşılaştırılmıştır.
Kızıldağ (Hatay) ofiyoliti'nde yer alan levha dayklarının kökeni
Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Kızıldağ (Hatay) ofiyoliti Güney Neotetis?te tabandan tavana doğru oldukça iyi korunmuş okyanusal litosfer kalıntıları ile karakterize edilmektedir. Yüksek lisans çalışması kapsamında Samandağ-Çevlik (Hatay) bölgesinde Akdeniz sahili boyunca iyi korunmuş yüzlekler sunan levha dayk kompleksinde ayrıntılı arazi ve laboratuar çalışmaları yapılmıştır. Levha dayk kompleksinde yer alan daykların kalınlıkları 0.5 cm ile 100 cm arasında değişmekte olup, aralarında gabro mercekleri içermektedirler. Dayklar petrografik olarak diyabaz, mikrodiyorit ve kuvarslı mikrodiyoritler ile temsil edilirken, gabro mercekleri ise gabro ve diyoritler ile temsil edilmektedir. Dayklarda yapılan tüm kayaç jeokimya çalışmaları, bu kayaçların toleyitik magmadan türedikleri ve Geç Kretese?de okyanus içi yitim zonu üzerinde oluştuklarını göstermektedir. Daykların kesme-kesilme ilişkileri ve TiO2 içerikleri göz önüne alındığında en az 3 farklı magma gelişiminin olduğu söylenebilir. Levha dayklarında ölçülen soğuma kenarı yönelimleri, Kızıldağ ofiyolitinin Güney Neotetis?te Geç Kretase döneminde gelişimini sürdüren yaklaşık D-B uzanımlı okyanusal rift ekseninin kuzey bölümüne ait olduğunu göstermektedir.
Malatya ve çevresindeki süstaşı oluşumlarının mineralojik, jeokimyasal incelemesi ve gemolojik özellikleri
Bu çalışmada Malatya iline bağlı Doğanşehir ve Arguvan bölgelerinde gözlenen süstaşları mineralojik, jeokimyasal ve gemolojik olarak incelenmiştir. Çalışmada süstaşı özelliği taşıma olasılığı bulunan minerallerin tespit edilmesi, oluşum mekanizmalarının ve yan kayaç ilişkilerinin belirlenmesi ve gemolojik olarak değerlendirilebilirliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanımızın bir bölümünü oluşturan Doğanşehir bölgesi civarında gözlenen Eosen yaşlı Berit Metaofiyolitleri içerisinde Korund (yakut ve safir) minerallerinin, Malatya metomorfitleri ile Doğanşehir Granitoyidinin dokanak kısmında ise kahverengi granatların varlığı tespit edilmiştir. Korundlar metamorfik kayaçlar içerisinde saf mineral şeklinde gelişirken Granatlar granitik sokulumlar ve kireçtaşlarının dokanaklarında metazomatik olarak gelişmişlerdir. Korund grubu mineraller renk, sertlik, işlenebilirlik açısından süstaşı özelliği taşırken granatlar bu özelliği taşımamaktadır. Çalışma alanımızın diğer kısmını oluşturan Arguvan bölgesi civarında da Üst Miyosen yaşlı Yamadağ Volkanitleri içerisinde yer alan yer yer bazaltik yer yer andezitik aglomeralarda yumrular halinde değişik renklerde opallere ve mavimsi yeşil renkli Krizokol mineraline rastlanmıştır. Bu bölgede rastlanan örneklerin de renk, sertlik, işlenebilirlik gibi özelliklere sahip olmalarından dolayı süstaşı özelliği taşıdıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gemoloji, Mineral Kimyası, Korund, Krizokol, Süstaşı Ekonomisi.
Yoncalı Formasyonu'nun (orta eosen) kırıntılı çökellerindeki iz fosiller, Derbent-Kırım Köyü arası, Yozgat Türkiye
Yozgat çevresinde geniş yüzeylemelere sahip olan Yoncalı Formasyonu (Orta Eosen), ilin kuzey kesiminde İzmir-Ankara-Erzincan zonunun kuzeyden güneye doğru olan bindirmesinin altında yaklaşık D ? B doğrultusunda uzanan bir hat şeklinde gözlenir. Bu çalışmada, Yoncalı Formasyonu'nun çalışma alanındaki yüzeylemelerine ait kırıntılı çökeller içerisindeki iz fosiller araştırılmıştır.İz fosil gruplarından genellikle basit ve dallanmış yapılar, sığ su iz fosillerini temsil ederken; menderesli, bal peteği ve karışık yapılar derin deniz iz fosillerini işaret eder. Birim içerisinde; basit ve dallanmış yapılar, gevşek sarılımlı menderesli yapılar ile bal peteği yapılar olmak üzere 3 grup; Paleodiction strozzii, Thalassinoides isp., Cruziana isp., Ophiomorpha annulata, Bergaueria isp., Helminthopsis isp., Scolicia vertebralis, Scolicia prisca., Planolites isp. ve Ophiomorpha isp. olmak üzere 10 iz tanımlanmıştır.Bu tanımlamalara dayanılarak basit ve dallanmış yapıların gözlendiği kısımların birimin şelf ortamını, gevşek sarılımlı ve menderesli yapılar ile bal peteği yapıların gözlendiği kısımların ise birimin derin ortamını (yamaç) temsil ettiği ortaya çıkmıştır. Bu bulgulara göre birime ait inceleme alanındaki yüzeylemede kuzey kısımların sığ ortamı, güney kesimlerin ise derin ortamı yansıttığı ortaya çıkmıştır. İnceleme alanındaki kalın şeyl istiflerini kesen konglomera-kumtaşı dolgulu yamaç kanal çökelleri de yamaç ortamını desteklemektedir.Anahtar Sözcükler: Yoncalı Formasyonu, kırıntılı, iz fosil, Yozgat.
Koçali karmaşığını (Adıyaman) oluşturan okyanusal birimlerin petrolojik özellikleri ve tektonik önemi
Güney Neotetis'i meydana getiren kıtasal riftleşme ve yitimin kanıtlarına Koçali Karmaşığı içinde rastlanır. Bu karmaşık, aralarında lavlar, volkanoklastik sedimanlar, pelajik karbonatlar, radyolaritler ve manganlı çökeller ile ofiyolitik birimlerin olduğu kıvrımlı, tektonik-dilimli bir istiftir. Koçali volkanik-tortul seriye ait ara tabakalı şerit çörtlerde Geç Triyas – Geç Jura yaş aralığında radyolaritler bulunur. Orta?-Geç Triyas yaşlı istifin alt kesiminde (Tarasa formasyonu) zenginleşmiş okyanus ortası sırtı bazaltı (E-MORB) egemendir. Üzerindeki Geç Triyas – Orta Jura aralığı (Konak formasyonu) okyanus adası bazaltı (OIB) ve E-MORB ardalanmalarıyla temsil edilir. Yapısal konum dikkate alındığında bazaltlar, kıta-okyanus geçiş kuşağının dıştaki kısmı içinde püskürmüştür. Kıtasal riftleşme olasılıkla Geç Triyas (Karniyen-Noriyen) sırasında gerçekleşmiştir. Erken-Orta Jura yaşlı lavlar ile volkanoklastik sedimanlar muhtemelen kıtasal riftleşme sonrasındaki volkanizmayı işaret eder. Ek olarak, Karadut Karmaşığı Arap önülkesinin hemen üzerinde göreceli olarak düşük bir yapısal konumda yer almış kesikli bir oluşumdur. Kıtasal riftleşme sonrasında daha kuzeyde, Bitlis-Pütürge mikro levhacığı ile Arap platformu arasında gelişen Güney Neotetis içinde MORB ve ofiyolitik kayaçlar oluşmuştur. Geç Kretase dalma-batma zonu (SSZ) okyanusal litosferinin bir kalıntısı olan bu ofiyolitler Koçali ofiyoliti olarak tanımlanmıştır. Güney Neotetis içerisinde gelişmiş olan Koçali ofiyoliti Doğu Akdeniz bölgesindeki Kızıldağ (Türkiye), Troodos (Kıbrıs), Baer-Bassit (Suriye) ve Semail (Oman) ofiyolitlerini kapsayan peri-Arabian ofiyolit kuşağının bir parçasıdır. Koçali ofiyolitinin iç yapısı, petrolojisi ve jeokimyası ada-yayı toleyitinden (IAT) boninitik bileşime ve geç evre (gabro dayk) IAT bileşimine doğru bir magmatik ilerleme göstermektedir. Eş yaşlı Kızıldağ, Troodos ve Baer-Bassit ofiyolitlerindeki benzer yapısal özellik ve jeokimyasal eğilim, bu çok aşamalı SSZ magmatizmasının Tetis ofiyolitlerinin çoğunda yaygın olduğunu göstermektedir. Koçali ofiyoliti kabuksal birimlerinin jeokimyası, Tetis dalımı içindeki SSZ magmatizmasının çok aşamalı bir evrimini yansıtmakta ve bu çok aşamalı magmatizmanın Geç Kretase sırasında Güney Neotetis okyanusundaki bir yay-önü tektonik ortamında eş zamanlı olarak aktif olduğunu ortaya koymuştur. Bu Tetis dalımı, Eosen-Oligosen Izu-Bonin-Mariana sistemindeki erken yay volkanizmasıyla benzeşmektedir. Koçali Karmaşığı'nın Arap platformunun üzerine olan tektonik yerleşimi de en erken Maastrihtiyen devrinde vuku bulmuştur. Bölgesel yorum, Doğu Akdeniz bölgesi ve farklı alanlarda izlenebilen Triyas dönemindeki kıtasal riftleşme örnekleri ile dalma-batma zonu (SSZ) okyanusal litosfer kalınıtılarının karşılaştırılmasıyla yapılmaya çalışılmıştır.
Türkoğlu (Kahramanmaraş) dolaylarındaki demir cevherleşmesinin jeokimyasal, mineralojik ve kökensel incelenmesi
Türkoğlu (Kahramanmaraş) Fe cevherleşmesi bölgede yüzeyleyen ofiyolitlere bağlı serpantinize harzburjit ve serpantinitlerle birlikte bulunmaktadır. Cevher mikroskopi incelemeleri sonucunda manyetit, hematit, Limonit, götit ve altın mineralleri saptanmıştır. SiO2 değerleri 86,47 ile 2,91 arasında değişirken ortalaması % 47,38dir. MgO % 29,6 ile 0,05 arasında değmekte olup, ortalaması % 5,38dir. Si /Mg oranlarının ortlaması 4,8 olup, Fe2O3 oranı % 4,27-89,1 arasında bulunmaktadır. XRD analizi sonucunda ise kuvars, montmorillonit, Notronit, kaolinit gibi kil minerlalleri saptanmıştır. Ni değerlerinin bulunmasında cevherşmenin lateritik Fe-Nisınıfalamasında Tip C sınıfında oluştuğunu göstermektedir. Jeolojik, petrografik ve jeokimyasal verilere göre bölgedeki cevherleşmenin ofiyolitk kayaçlara ait Harzburjitlerin ayrışması sonucu oluşan lateritleşemeye bağlı Fe cevherleşmesidir. Ni cevherleşmesi açısından yüksek değerler saptanmış ancak yaygın ekonomik sonuçlar sınırlı kalmıştır.
Adana – Tarsus (Mersin) güneyinde kalan bölgenin topraklarındaki ağır metal kirliliğinin araştırılması
Yüksek lisans tez çalışmasında, Adana – Tarsus (Mersin) güneyinde yer alan topraklardaki ağır metal kirliliğinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Doğankent, Tuzla ve Karataş mahalleleri ve civarından toplam 134 toprak numunesi alınmıştır. Alınan toprak numuneleri laboratuvar ortamında çeşitli işlemlerden geçirilmiş ve bu işlemler sonucunda elde edilen çözeltilerin ağır metal içerikleri A.A.S. cihazı ile saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar, seçilen beş ülke standardı ile karşılaştırılmış ve bu sayede çalışma alanı içerisinde ağır metal kaynaklı bir kirliliğin olup olmadığı irdelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen tüm veriler bir CBS veritabanına aktarılmış ve bu sayede çeşitli haritalar oluşturulmuştur. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, çalışma alanı ve civarında yüksek miktarlarda Cd, Ni, Pb ve Cr elementlerine rastlanılmıştır. Analizi yapılan diğer elementlerden Al, Fe, Zn, Hg, As, Cu, Co ve Mn elementleri, lokal düzeyde bazı noktalarda standartları aşmış olsa da genel olarak bakıldığında, çalışma alanında bu elementlerden kaynaklanan bir kirliliğin mevcut olmadığı saptanmıştır. Değerleri yüksek çıkan elementlerden Pb, trafiğin yoğun olduğu anayol civarlarında en yüksek değerlerine ulaşmıştır. Ayrıca kırsal bölgelerdeki böcek ilaçlama yöntemlerinin de kurşun değerlerini yükseltmesi de bir başka sebep olarak tahmin edilmektedir. Cd ise bölgenin genelinde çok yüksek değerler vermiştir ve bunun sebebinin tarımsal verimliliği arttırmak için kullanılan fosfat gübrelerinin neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bölge civarında yapılan çalışmalarda standartların çok üzerinde çıkan Ni değerlerinin, çalışma alanının yakınında yer alan ofiyolitik kayaçlardan kaynaklandığı, bunun yanında çalışma alanı ve civarındaki atölye, tamirhane ve sanayi kuruluşlarının da etkisi olduğu tahmin edilmektedir. Suni gübrelemenin Cr değerlerini yükselttiği de çalışmanın bir başka sonucu olarak saptanmıştır.
The use of electrical resistivity method for groundwater exploration in Sool and Gebiley regions in Somaliland
In this thesis study, hydrogeological and geophysical studies were conducted to determine the groundwater potential of Somaliland. The aim of the study is to identify suitable aquifer areas for groundwater drilling in selected cities and villages. In this thesis study, groundwater research was conducted in three different regions of Somaliland. Geophysical studies were carried out in Sool Region, Togdheer Region, and Awdal Region. In this thesis study, the Vertical Electrical Sounding method was used in groundwater research. Resistivity measurements were carried out using the Schlumberger electrode opening at 19 VES measurement points in four different regions. AB / 2 expansion has been taken at a maximum of 700 meters in the study area. Using the apparent resistivity values obtained from the study area in the Surfer program were prepared apparent resistivity floor maps of underground for AB / 2 100 m, 150 m, 200 m, and 400 meters. With these maps, lateral and vertical changes in the apparent resistivity values in the study area have been clearly identified. IPI2Win computer program was used to evaluate the VES data obtained from the study area. As a result of the evaluation, it was determined that the real resistivity values of underground layers ranged from a minimum of 0.24 ohms to a maximum of 5574 ohms. It was determined that the thickness of the underground layers varied from a minimum of 0.14 m to a maximum of 342 m. Geoelectric maps of the underground were created using the resistivity values and thickness values obtained. By correlating these geoelectric maps with the geology of the region, areas with suitable groundwater potential in the study area were determined. Areas with groundwater potential are designated as VES 2 in the Godalo region, VES 2 in the Gambadho region, VES 1 in the Qoryale region, and VES 4 in the Magalo'ad region. The maximum drilling depth in the study area was determined as 350 meters. A sufficient amount of groundwater was obtained by drilling afterward at the proposed measurement points. The drinking water requirement of the region was provided.
Karaman Niğde Ulukışla arası demiryolu hattındaki derin kazı şevlerinin duraylılık incelemesi
Tez, Devlet Demiryolları tarafından yapımı sürdürülen Çakmak-Ulukışla İstasyonları Km:217+000-226+000 arasında yeralan demiryolu güzergâhında derin yarma kazılarından dolayı oluşabilecek duraylılık sorunlarının araştırılmasını amaçlamaktadır. Bu amaçla tez konusu şev bölgesinden kritik olan 3 bölge seçilmiş ve şev analizleri yapılmıştır. İnceleme alanı şev bölgesinin bulunduğu litolojik birimler, literatürde İnsuyu ve Cihanbeyli Formasyonu olarak adlandırılan Pliyosen yaşlı karasal kırıntılardan meydana gelmektedir, Bu litolojik birimler başta silttaşı – marn - kiltaşı ardalanmasından oluşmakta, yüzeyde ise ayrışmadan dolayı kalın kil ve silt bir örtü yeralmaktadır. Seçilen kesit hatlarında farklı birimlere ait kayma direnci parametreleri belirlenmiş ve bilgisayar yazılımlarında şev analizi yapılmıştır. Laboratuvarda yapılan deneyler sonrasında, zeminin jeoteknik özellikleri bulunmuştur. Proje kriterlerine göre yarma şevlerinin statik durumda güvenlik sayısı >1.50 ve depremli durumda ise güvenlik sayısı >1.10 koşullarını sağlaması öngörülmüştür. Tez kapsamında incelenen kritik 3 farklı bölgede 2/3 (yatay/düşey) eğimli şevlerin hem statik durumda hem de deprem durumunda duraylı olmadığı tespit edilmiştir. Aynı şevlerin şev açıları 1/1 (yatay/düşey) ve 3/2 (yatay/düşey) olarak iyileştirildiğinde şevlerin stabilizesi sağlanmıştır.
Pozantı-Karsantı ofiyoliti (Aladağ, Adana) Hızar bölgesi kromit mineralizasyonu ve tekil daykların kökeni
The Pozantı-Karsantı (Aladağ) ophiolite (PKO) in the Eastern Tauride was emplaced onto the Tauride platform during the Late Cretaceous and is represented by ophiolite-related mélange, metamorphic sole, and a complete oceanic lithosphere remnant, in ascending order. Mantle peridotites, ultramafic to mafic cumulates, isotropic gabbro, sheeted dikes, plagiogranite, and volcanics make up the oceanic lithosphere. The PKO contains two types of chromitite occurrences. These are (a) banded chromitites found in cumulate dunites near the Moho and (b) podiform chromitites found in harzburgites beneath the Moho. Hızar area, located northwest of Aladağ, is distinguished by banded chromitites, dunites, and numerous isolated dikes cutting the aforementioned rocks. The alternation of chromitites and dunites is a prominent feature in the Hızar area. This suggests that they formed near the Moho transition zone as a result of peridotite-melt interaction around the mantle-crust boundary. Diabase characterizes the isolated dikes, which range in thickness from 50 cm to 8 m. The mafic dikes are basaltic in composition and have chondrite-normalized REE patterns that are depleted in LREE. The N-MORB normalized multi element diagram and tectonic discrimination diagrams based on immobile elements both indicate that isolated dikes formed in a subduction-related setting. A plagiogranite dike cuts the gabbro unit of the PKO (Aladağ), is tonalite in composition, and its genesis is similar to that of oceanic gabbro. Geochemistry of the plagiogranite indicates that it formed in a subduction-related tectonic setting. LA-ICP-MS Zircon U-Pb dating of the plagiogranite yielded a crystallization age of 89.34±0.32 Ma (Late Cretaceous). All evidence suggests that the PKO formed in forearc setting of suprasubduction zone during the Late Cretaceous.
Batman bölgesinde yer alan petrol kuyularının jeotermal enerji potansiyeli kapsamında değerlendirilmesi
Günümüzde artan enerji talebi ve fosil yakıtların çevresel etkileri, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak olan jeotermal enerjiye yönelimi hızlandırmıştır. Türkiye'nin petrol üretiminin büyük bir kısmını karşılayan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki petrol kuyuları, içerdikleri formasyon sıcaklıkları ile önemli bir jeotermal potansiyel barındırmaktadır. Bu tez çalışmasında, Batman ili sınırları içerisinde yer alan Şelmo sahasındaki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) ait petrol kuyularının jeotermal enerji potansiyeli USGS standartlarında değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel rezervuar hedefi, Batman Bölgesinde geniş yayılım gösteren ve hidrokarbon üretiminin de gerçekleştirildiği Maastrihtiyen yaşlı Garzan ve Sinan formasyonlarıdır. Tez çalışması kapsamında, sonic, rezistivite, densite logları ve kuyu dibi sıcaklık (BHT) verilerinden elde edilen petrofiziksel veriler ışığında, rezervuarın kayaç matriksinde ve gözeneklerindeki akışkanda depolanan toplam ısı enerjisi ve potansiyel termal güç, volümetrik yöntemle hesaplanmıştır. Bu doğrultuda; rezervuar alanı, üretken kalınlık, gözeneklilik ve formasyon sıcaklığı gibi yatayda ve düşeyde değişkenlik gösteren yeraltı parametrelerine olasılık dağılımları (Uniform, Üçgensel vb.) atanarak Monte Carlo Simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Simülasyon sonucunda Şelmo sahasının en olası senaryoda (P50) 85,7 PJ üretilebilir ısı kapasitesi ve 90,6 MW termal güce sahip olduğu hesaplanmıştır. Bu termal güç ile 282 dönüm seranın 30 yıl boyunca ısıtılabileceği hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında sahadan üretilen suyun kimyasal analizi yapılmıştır. Suyun yüksek mineralizasyonlu Na-Cl tipi su karakterinde olduğu, uzun süreli kayaç-su etkileşiminin olduğu fosil su olduğu, karbonat kabuklaşması potansiyelinin olduğu, yüksek klorür içeriği nedeniyle korozyon riski bulunduğu tespit edilerek üretim aşamalarında korozyona dayanıklı alaşımlar ve kimyasal inhibitör kullanımı ile düzenli izleme önerilmiştir. Bu çalışma, bölgedeki mevcut veya terk edilmiş petrol kuyularının ekonomiye temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağı olarak kazandırılmasına yönelik güvenli bir rezervuar modeli sunarak, literatüre önemli katkılar sağlamış olup, sahalardan edinilen jeotermal kaynakların seracılık gibi doğrudan kullanım yoluyla ekonomik olarak bölgesel kalkınmaya da önemli katkılar sunacağını ortaya koymuştur.
Asidik ve bazik tüf katkılarının yüksek plastisiteli killerin konsolidasyonuna etkisi
Killi zeminlerin sıkışma, geçirimlilik ve dayanım gibi temel mühendislik özelliklerinin iyileştirilmesinde en fazla tercih edilen yöntem stabilizasyondur. Farklı tür ve oranlarda katkı maddesi eklenen killi zeminlerde stabilizasyon sonrasında oluşan puzolanik reaksiyonlar sonucunda, zeminin dayanımında artış, oturma, şişme ve geçirimlilikte ise azalmalar meydana gelmektedir. Stabilizasyonda kullanılan ve puzolan adı verilen doğal veya yapay malzemeler ile gerçekleştirilen bu işlemde en yaygın tercih edilen malzemeler kireç, silis dumanı, uçucu kül, pomza, mermer tozu, çimento ve tüftür. Kullanılacak olan puzolanın ekonomik, kolay elde edilebilir ve çevre dostu olması önem taşımaktadır. Bu nedenle, yapay puzolanik malzeme yerine pomza ve tüf gibi doğal malzemelerin kullanımının yaygınlaştırılması ve bu tür doğal puzolanların killi zeminlerin mühendislik özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi gereklidir. Bu çalışmada, katkı malzemesi olarak Gümüşhane bölgesinde yüzeyleyen Kızılkaya Foramsyonu'na ait asidik karakterli tüfler ve Elazığ bölgesinde yüzeyeyleyen Karabakır Formasyonu'na ait bazik karakterli tüfler seçilmiştir. Yüksek plastisiteli bentonite farklı oranlarda eklenen bu tüflerin, bentonitin konsolidasyon özellikleri ile şişme potansiyeline olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla hazırlanan katkısız bentonit ve tüf katkılı örneklerde kür öncesi ve sonrasında konsolidasyon deneyleri yapılarak, asidik ve bazik tüf katkısının killi zeminlerde konsolidasyonun süresi hakkında bilgi veren konsolidasyon katsayısı (Cv) üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Ayrıca, şişme potansiyeline olan etkileri belirlemek amacıyla katkısız bentonit ve tüf katkılı örneklerde kür öncesi ve sonrasında şişme basıncı ve şişme yüzdesi deneyleri yapılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, katkı oranının %5 olması halinde asidik tüflerin bazik tüflere göre örneklerin Cv değerlerini daha fazla artırdığı ve şişme basıncını ise daha fazla azalttığı belirlenmiştir. Asidik ve bazik tüflerin şişme yüzdesi üzerindeki etkisi benzerdir ve katkı oranına bağlı olarak örneklerde şişme yüzdeleri azalma göstermektedir. Elde edilen sonuçlar hem asidik hemde bazik karakterli tüflerin yüksek plastisiteli killi zeminlerin konsolidasyon ve şişme potansiyeli üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
Van çevresindeki alkali göller (Van ve Erçek) ve hidrotermal sularda katı-sıvı etkileşimi sırasındaki zr, hf ve nte'nin davranışlarının incelenmesi
Bu proje de, Van çevresindeki alkalin göller ve termal su kaynakları üzerinde doğal şartlarda oluşan katı-sıvı etkileşimi sırasındaki Zr, Hf ve NTE davranışları incelenmiştir. Alkalin göller ve hidrotermal sıcak sularda, başlıca fiziko kimyasal parametreler, anyon ve katyon içerikleri, Zr, Hf ve diğer iz element içerikleri ve nadir toprak element konsantrasyonlar analiz edilmiştir. Bölgedeki hem göl, hem de termal kaynaklar için Zr/Hf, Y/Ho, Ce/Ce*, Eu/Eu*, Pr/Pr* oranları ile LREE, MREE ve HREE değerleri belirlenerek, bu suların hangi nadir toprak element içerikleri açısından zenginleşmiş oldukları saptanmıştır. Çalışma alanındaki suların oluşum koşulları dikkate alınarak, yapılan termodinamik PHREEQC hesaplamaları, çözünmüş REE spesifikasyonunun karbonat kompleksleri tarafından yönetildiğini göstermektedir. Alkalin göl sularında en önemli kompleks tür [REE (CO3)2]- iken, asitli termal sularda ise en bol olan kompleks ise [REE (CO3)]+ olduğu tespit edilmiştir. Asidik termal sularda, termodinamik PHREEQC hesaplamaları, Eu3+ sulu spesifikasyonun, önceki çalışmaların göstergeleriyle uyumlu olarak, karbonat [Eu(CO3)]+ ve karışık hidroksil karbonat [Eu(OH)CO3] şeklinde olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Zr, Hf, Nadir Toprak Elementleri (NTE), Göl Suyu, Termal Su, Van, Türkiye
Yurtbaşı (Elazığ) çevresinde yeraltı sularında arsenik kirliliğinin incelenmesi
Bu çalışmada, Elazığ İli Yurtbaşı nahiyesindeki yeraltı sularında arsenik kirliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede gözlenen 40 adet sondaj kuyusundan haziran ve ekim aylarında su örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde çok sayıda hem katyon hem de anyon analizleri yaptırılmıştır. Alınan su örneklerinin anyon analizleri Elazığ İl Özel İdaresi Analiz laboratuvarındaki iyon analizöründe, katyon analizleri ise Acme (Kanada) Analiz Laboratuvarı'ndaki ICP-MS'de yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yöredeki suların sınıflaması yapılmış ve buna göre bölgedeki suların Ca+2 ve HCO3- 'ca zengin sular olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada yöredeki kuyulara ait suların arsenik kirlilik haritası yapılmış ve bölgenin çok yoğun bir şekilde arsenik kirliliğine maruz kaldığı gözlenmiştir. Bölgedeki kuyuların ortalama 486 ppb, en yüksek ise 15123 ppb arsenik içerdiği saptanmıştır. 40 kuyunun 29'unda WHO standartlarının (10 ppb) üzerinde arsenik değerleri saptanmıştır. Yöredeki arsenik kirliliği, Pliyosen çökelleri tabanında, Elazığ Magmatitleri içerisinde ya derin kökenli bir kırık sistemi ya da Gurbet mezrası sülfürlü cevherleşmeleri benzeri gömülü bir sülfürlü cevherleşmenin kimyasal alterasyon sonucu oluşmuştur. Yöredeki yeraltı suları Piper diyagramı ile sınıflandırılmış ve bu sular Ca ve HCO3' ca zengin sular olarak tanımlanmıştır.
Reservoir characterizations of the upper cretaceous deep marine turbidites to the close southern part of Sulaimaniyah (Northern Iraq)
In this study reservoir characterization of the low density turbidite sandstones of Upper Cretaceous Tanjero Formation cropping out next to the Arbat town in the southeastern part of Sulaimaniyah city, Northern Iraq was analyzed. The sandstone portion of the unit has been examined by measuring six sections through field and laboratory based studies which their thicknesses are about 40-50 meter, and taking samples from the outcrop. The sections are located on the southern limb of an anticline in the high folded zone which is characterized by intense folding and orogenic uplift with closely packed narrow anticlines and synclines. The outcrops of the formation are characterized by a sequence of sandstones, siltstones and shale. The base of the logs are not clear to see which formation is underlying the logs as they were taken from an outcrop that was brought surface by a small river next to the Arbat road and on an anticline limb. Possibly it was Shranish Formation which is generally comformably underlying the unit around the city. The analysis of lithofacies and architectural elements of the sandstones in the studied area, leads to recognition of three main lithofacies and forty-nine total subfacies of the turbidites in the location. The main facies represent the grain size from fine to coarse grain sandstone. The subfacies are consisting of many types of combinations of the complete Bouma sequence associated with turbidites. These facies point out that the environment of the turbidites is in the transition area between middle fan and outer fan. In the meaning of lobe hierarchy, the turbidite beds in thin and medium thicknesses represent lobe fringe. Only one architectural element recognized in the section is small sandy channel fills in about ten meters length and a few meters thick representing beginning of outer fan or in lobe fringe. For porosity and permeability tests 35 rock samples were taken from the logs for laboratory analyses. Porosity of the studied sandstones range from 4.56% to 16.56% which is poor to III beginning of fair with an average value of 9.2%. The obtained permeability varies between 36.388-623.328 md and their mean value is 426.68 md representing very good permeability. Petrographic works based on modal analysis of the clastic rock fragments and the other components such as cement, opaque minerals ect. show that these turbidites are mainly composed of sedimentary rock fragments such as carbonate, microcrystalline and cryptocrystalline quartz bearing siliceous sedimentary cherts, radiolaria fossil bearing cherts, and released radiolaria from the cherts during a short distance transportation. Quartz and feldspar ratios in the whole thin sections are below two percent. The modal analysis of the sandstones shows calclithite (litharenite) indicating sedimentary source rocks mainly consisting of carbonate rocks and radiolarian and chert rich limestone. The composition of the sandstones suggests a recycled sedimentary sources. Likewise, the Qm,F,L ternary diagram suggests that the sediments are derived lithic recycled provenance which may be the Lower Cretaceous Qulqula Formation. Keywords: Tanjero Formation, turbidite sandstone, reservoir characterization, Arbat southeastern Sulaimaniyah, Northern Iraq.
Reservoir characterizations of the upper cretaceous deep marine turbidites to the close northern part of Sulaimaniyah, (Northern Iraq)
In this study reservoir characterization of the Upper Cretaceous low density turbidite sandstones of Tanjero Formation, northwestern part of Sulaimaniyah city, Northern Iraq, were analyzed. The sandstone portion of the unit have been examined through field and laboratory based studies. Seven logs were measured and described in detail. Average thickness of the measured sections is 158 m. The field logs start from the contact between underlying Shiranish Formation to more than 150 meters in thickness in the turbidite unit. 44 rock samples were taken for petrographic analysis, porosity and permeability tests from the logs for laboratory analyses. Seven distinctive main lithofacies groups consisting of forty-eight subfacies were identified from seven measured sections for facies analysis. The groups classified as grain size are coarse grain sandstone beds (CGSB: includes four subfacies), medium grain sandstone beds (MGSB: includes twelve subfacies), fine grain sandstone beds (FGSB: includes eighteen subfacies), very fine grain sandstone beds (VFGSB: includes two subfacies), shale and silt sized thin bedded turbidites (STBT: includes five subfacies), fine sand thin bedded turbidites (FSTBT: includes four subfacies) and medium sand thin bedded turbidites (MSTBT: includes three subfacies). The subdivisions of the groups are separated according to their internal sedimentary structures. All facies groups represent low density turbidites composed of different divisions of the Bouma sequence. These facies represent about middle part of outer fan and lobe fringe to lobe distal fringe sand rich depositional system. Petrographic analysis points out that, the sandstones are calclithite (litharenite), very fine to medium grained in size consisting of chert, siltstone, mudstone, radiolarian chert and radiolarian mudstone fragments, angular to subangular in shape, very poorly to moderately sorted, transported over short distances and represent submature stage. Mainly long grain, concavo convex and sutured grain contact types and high contact index (4.7) represent moderate to tightly packing, moderate compaction which are negatively III effecting the reservoir quality. Lithic recycle category obtained from petrography is the only tectonic provenance composed of sedimentary rocks of the Lower Cretaceous Qulqula Formation for the sandstones. Porosity of the studied sandstones range from 5.51% to 11.59 % which is poor to beginning of fair with an average value of 7.11%. The obtained permeability varies between 10.71-2315.65 md and their mean value is 866.35 md representing high permeability. As the modal components of the sandstones are made up of 99.621 % reworked sedimentary rock fragments with high carbonate rock clasts, and existence of calcite minerals, the reservoir quality of the turbidite sandstones was strongly negatively influenced by the alteration of these elements creating mainly calcite cementations. The effect of calcite occurrences and solid bitumen fillings ranging between 1-15 percentage plugging of pores cause a final reduced porosity. As a result, the turbidite sandstones of the Tanjero Formation cropping out to the northwest of Sulaimaniyah have general poor porosity and a very good permeability. Keywords: Tanjero Formation, turbidite sandstone, reservoir characterization, northwestern Sulaimaniyah, Northern Iraq
Alpagut-Dodurga(Çorum) yöresi birümlü şeyl istifinin organik jeokimyasal özellikleri ve çökelme ortamı
Bu çalışmada Çorum ilinin 45 km kuzeybatısında yer alan Dodurga ilçesinin Alpagut köyünde mevcut olan Miyosen yaşlı bitümlü şeyl istifinin organik jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. Alpagut-Dodurga bitümlü şeylleri oldukça yüksek TOK değerine (ortalama % 7,93) sahiptir. Piroliz/TOK analiz sonuçlarına gore Alpagut-Dodurga bitümlü şeylleri baskın olarak Tip I, çok az oranda da Tip II kerojen içermektedir. Tmax değerler (ortalama 430°C), sahaya ait bitümlü şeyllerin olgunlaşmadığını ve herhangi bir petrol türümü gerçekleştirmediğini göstermektedir. Alpagut-Dodurga bitümlü şeyllerinin GC analizi sonucunda elde edilen gaz kromatogramlarında nC10-nC35 aralığında n-alkanlar kaydedilmiştir. Bitümlü şeyl örneklerine ait gaz kromatogramlarının CPI hesaplamış olup, CPI değerinin 1'den büyük olması bitümlü şeyllerin olgunlaşmadığını desteklemektedir. Ortamın çökeleme koşulları hakkında bilgi veren Pr/Ph değerlerinin 1'den küçük değerde olması, Alpagut-Dodurga bitümlü şeyllerinin anoksik bir ortamda çökeldiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bitümlü Şeyl, Piroliz, GC, n-alkan, TOK, Kerojen, Olgunluk.
Gemici Köyü (Baskil) çevresi yer altı sularının hidrojeokimyasal özellikleri
Hidrojeokimya, sulak alanların su tipini, beslenme-boşalma sınırlarını ve su-kayaç ilişkisinin tanımlanmasına yardımcı olur. Bu çalışma, Gemici köyü (Baskil) çevresinde seçilen araştırma alanında yeraltı sularının kimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuvarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır.İnceleme alanına ait su kimyası veriler kullanılarak, Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramları çizilip değerlendirmeleri yapılmış, bazı yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin mevsimsel etkilerle değiştiği, genelinin ise değişmediği tespit edilmiştir.Yapılan çalışmalar ışığında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak, suların temas ettiği litolojik birimler belirlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada yapılan analizler, su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.İncelenen 11 kuyu ve 3 kaynak suyunun sıcaklıkları 14,70 ºC ile 21,1 ºC arasında, elektriksel iletkenlikleri 371,8 ?S/cm ile 2144 ?S/cm arasında değişmektedir. Sularda en fazla bulunan katyon Ca+2, en fazla bulunan anyon ise HCO3- ' tır.İnceleme alanındaki sularda NH4, NO2 konsantrasyonları, dönemsel olarak incelenmiş ve konsantrasyonların artış gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda sulardaki NO3 değerlerine göre suların yüzeyden bir kirletici tarafından kirletildiği tespit edilmiştir.
Kürtün barajı (Kürtün-Gümüşhane) göl alanı sol yamacındaki heyanlı alanın mühendislik jeolojisi açısından incelenmesi
Bu çalışmada, Kürtün Barajı (Kürtün-Gümüşhane) göl alanının sol sahilinde yer alan Hardısağır Mevkii'ndeki heyelanlı alan mühendislik jeolojisi açısından incelenmiştir.Çalışma kapsamında, heyelanlı alanı da içine alan bölgenin 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası ve 1/2.000 ölçekli mühendislik jeolojisi haritası yapılmıştır.Heyelanlı sahada jeodezik çalışmalar yapılarak deformasyonlar belirlemiştir. Çalışma alanının çeşitli yerlerinde yamaç molozunun derinliğini belirlemek için 2 hat boyunca elektrik özdirenç ölçümleri yapılmıştır. Yamaç molozuna ve ana kayaya ait detay bilgiler elde etmek amacıyla 350 m uzunluğunda 7 adet araştırma sondajı yapılmıştır. Açılan sondaj kuyularında inklinometre ölçümleri yapılarak kayma yüzeyinin derinliği belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışma alanından örnek alım tüpleriyle örselenmemiş örnekler alınarak, zeminin indeks özellikleri, kıvam limitleri, kayma dayanımı ve granülometresi belirlenmiştir.Arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen bütün veriler değerlendirilerek heyelanlı sahanın yamaç duraylılığı Basitleştirilmiş Bishop ve Janbu yöntemleri kullanılarak ?Slide? limit denge analiz programında araştırılmıştır.Yapılan geriye dönük analizler sonucunda Kürtün Barajı'nın sol sahilinde oluşacak heyelanların geriye doğru ilerleyen heyelan modeline uyduğu ve kaymaların dairesel ve birleşik şekilli olacağı sonucuna varılmıştır.
Mali-Senegal (Senegalo-Malienne) fayı tarafından kontrol edilen Kedougou-Kenieba bölgesindeki altın mineralizasyonunun sedimantolojik ve yapısal özelliklerinin incelenmesi: Gounkoto Maden Ocağı örneği
Paleo-Proterozoyik yaşlı Dalema (ya da Kofi) Serisi içinde bulunan Gounkoto Altın Madeni, başkent Bamako (Mali)'nun 377 km batısındaki Kédougou Kéniéba bölgesinde yer almaktadır. Kofi Serisi volkanik ve sub-volkanik kayaç kompleksi tarafından kesilen sedimanter kayaçlardan oluşmaktadır. Bu serinin tamamı, birbirini izleyen 3 farklı deformasyon fazından oluşan Eburnean (2400-1600 My) orojenezinden etkilenmiştir. Bu fazlar: çarpışma fazı D1 (ya da teğetsel olarak etkilenmiş Alt Birimian sedimentler B1), Senegal-Mali Makaslama Zonu gibi büyük bölgesel yapıların oluşumundan sorumlu transpresyonal faz D2 ve son olarak D2 fazını tekrar aktif hale getiren sağ yönlü faz D3. Gounkoto madeninin tektonik analizi ve mineral zonlarının, ana fayın geometrisi temel alınarak incelenmesiyle lokal paleo-stress evrimi ortaya çıkarılmıştır ve aşağıdaki zonlar ayıklanmıştır. Ana Zon 1 (MZ1): BKB-DGD yönünde sıkışma ve buna eşlik eden makaslama ve açılma bileşeni Ana Zon 2 (MZ2): BKB-DGD yönünde sıkışma ve buna eşlik eden hafif makaslama Ana Zon 3 (MZ3): KBK-DGD yönü sıkıştırma ve açılma bileşeni Ana Zon 4 ve P64E: KKD-GGB yönlü açılma Sol yönlü Mali-Senegal Fayı'nda yapılan çalışmanın sonucunda, buradaki ikincil mineral oluşumların yine aynı sol yanal hareketin ürünü olduğu anlaşılmıştır. Harita üzerindeki süreksizlikler ve diğer fay zonları da bu konsepte uygun olarak gelişmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kédougou Kéniéba, tektonik, paleogerilme, cevherleşme, stratigrafi, sedimentoloji, altın.
Jeotermal sahalarda jeolojik ve jeofizik etütlerin korelasyonu
Zemin taşıma gücünün sismik yöntemlerle saptanması
Gölcük gölü (Isparta ili) civarındaki kültüflerin çimento katkı maddesi olarak kullanılabilme özellikleri
Burdur - Gölhisar - Belkaya barajı mühendislik jeolojisi incelenmesi
Keçiborlu kükürt işletme galerisinde kaya sınıflaması ve destekleme önlemleri
Afyon-Dinar-Haydarlı barajı mühendislik jeolojisi incelemesi
Yeşilova (Burdur) yöresindeki kromit cevherlerinin petrografi ve jeokimyası
Yeşilova (Burdur) dolayı kromitlerinin cevher hazırlamaya yönelik mineralojik özellikleri
Keçiborlu kükürt yatakları çevresindeki hidrotermal alterasyon
Kağızman (Kars) - Tuzluca (Iğdır) tuz yataklarının jeolojisi, mineralojisi ve petrografisi
Kars'ın Kağızman ve Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde bulunan kaya tuzu yatakları, bu yatakların bulunduğu formasyon ve bu formasyonla dokanağı olan diğer formasyonların stratigrafik ve mineralojik özelliklerinin açıklanması amaçlanmıştır. Kağızman ilçesinde bulunan çalışma alanının temelini Üst Kretase ? Paleosen yaşlı Kağızman karmaşığı oluşturur. Bu karmaşığı Erken Pliyosen yaşlı Kızıllar Formasyonu uyumsuz olarak üstlemektedir. Erken Pliyosen yaşlı Kızıllar Formasyonunu Geç Pliyosen yaşlı Tuzluca Formasyonu uyumlu bir şekilde üstlemektedir. Bu birimleri uyumsuz olarak Kağızman volkanitleri kesmekte ve üstlemektedir. Kuvaterner yaşlı taraça / yamaç molozu ve alüvyon birimi bütün birimleri uyumsuz olarak üstlemektedir. Tuzluca ilçesinde bulunan çalışma alanında bulunan en yaşlı birim Erken Pliyosen yaşlı Turabi Formasyonudur. Erken Pliyosen yaşlı Çinçevat formasyonu ve Geç Pliyosen yaşlı Tuzluca Formasyonu bu birim üzerine uyumlu olarak çökelmişlerdir. Kuvaterner yaşlı taraça / yamaç molozu ve alüvyon birimi bütün birimleri uyumsuz olarak üstlemektedir. Çalışma alanlarından alınan 80 adet tuz örneğinden ince kesit yapılarak, bu örneklerin petrografik ve mineralojik özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Bu özelliklere göre çalışma alanlarında anhidrit, jips, tuz, sölestin ve kalsit mineral parajenezleri gözlenmiştir. Kağızman ilçesinde yapılan yapısal jeoloji incelemelerinde GB ? KD uzanımlı antiklinal ve senklinal gözlenmiştir. Çalışma alanımızın GD'sunda Küllü Tepe (1582 m)'nin GB'sında K 60 D / 47 KB konumlu fay gözlenmiştir. Tuzluca ilçesinde yapılan yapısal jeoloji incelemelerinde KB ? GD uzanımlı Tuzluca senklinali gözlenmiştir. Çalışma alanımızın KB'sında, Koşaağılı Tepe (1201 m)'nin KB'sında ve Tuzluca ilçesinin KD'sunda K 60 B / 75 GB konumlu normal fay tespit edilmiştir. Kağızman (Kars) ve Tuzluca (Iğdır) kaya tuzu yataklarının rezerv miktarları belirtilip, tuzlaların durumu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kağızman, Tuzluca, Kaya Tuzu, Evaporit, Jips
Grafitli şeyl ayrışma ürünü killer ve kaymaya olan etkileri örnek çalışma: Narlıdere heyelan bölgesi
İzmir yöresinde yaygın olarak gözlenen ve Bornova Karmaşığı'nın matriksini oluşturan kumtaşı-şeyl ardalanması, körfezin güneyinde Balçova ve Narlıdere yörelerinde şeyl baskın halde gözlenir. Sondaj bulguları, 1/1000 ölçekli mühendislik jeolojisi haritası ve bu haritadan elde olunan jeolojik kesitlerden çıkartılan zemin profillerinde 3 farklı litolojik seviyenin varlığı dikkati çeker; 1. Yapay dolgular 2. Kumtaşı ve şeyl ardalanmalarından oluşan Bornova Karmaşığı'na ait otokton kayalar 3. Gri renkli, % 7'den az karbon içeren yüksek derecede ve/veya tamamen ayrışmış bitümlü şeyller. Karmaşık içerisindeki bitümlü şeyller mercekler halinde yer alırlar. İzmir Fayı'nın ve yüksek yamaç eğiminin bileşkesine aşırı yağışlar da eklenince bölgede potansiyel heyelan sahaları oluşmuştur. Bu çalışma sırasında Narbel (Narlıdere) ve Kabaoğlu (Balçova) bölgelerinde yeralan heyelanlar üzerinde mühendislik jeolojisi, jeoteknik çalışmalar, şev stabilitesi analizleri, petroğrafik analizler ve Xrd analizleri yapılmıştır. Bu çalışmada heyelanların kayma mekanizmaları, kaymayı oluşturabilecek zemin seviyesinin konumu, günümüz koşullarında ve/veya dinamik koşullarda yamaç stabilitesi ile ilgili sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanlarında yapılan arazi çalışmaları ışığında, belirlenen noktalarda karotlu zemin sondajları açılmıştır. Sondajlardan alınan örneklerin mühendislik özelliklerini belirlemek amacıyla kıvam limitleri, tek eksenli sıkışma dayanımı, nokta yükleme dayanımı ve kesme deneyleri yapılmıştır. Deneyler D.E.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Zemin-Kaya Mekaniği laboratuvarında yapılmıştır. Sondajlar sırasında, zemin geçilen yerlerde, Standart Penetrasyon Testleri (SPT) yapılmış ve elde edilen veriler heyelanlı sahada kayma dairesinin tesbitine yönelik, düz alandakiler ise zemin profilinin ortaya konulmasının yanısıra zeminin taşıma gücü açısından değerlendirilmesine yönelik olarak kullanılmıştır. vii Heyelanların şev stabilite analizleri Plaxis yazılımı bünyesindeki doğrusal olmayan sonlu elemanlar yönteminde yapılmıştır. Plaxis programıyla yapılan şev stabilitesi çalışmaları doğrudan DEVAK (2005a)'dan alınmıştır. Bu çalışma kapsamında şev stabilitesi sonuçları mühendislik jeolojisi açısından değerlendirilmiştir. Narbel toplu konut alanında YASS 8,0 metre ve/veya yüzeye daha yakın konumdadır. Kayma dairesi derinlikleri T80'de 32 m. ve Hasan İçyer İlköğretim sahasında 23 m. olarak belirlenmiştir. Bahsedilen alanlarda bitümlü şeyller suya doygun koşullarda yeralmaktadır. Karbon içerikleri < %7 ve sert zemin ? zayıf kaya sınırında bulunan, fakat suya doygun şartlarda zemin haline dönüşebilen bitümlü şeyllerin kaymaları kontrol ettiği bu çalışmada belirlenmiştir. Su ile uzun süreli temas sonucunda, özellikle killi ortamların su içeriği önemli ölçüde artmaktadır. Sonuçta, bu tür ortamların kayma direnci azalmakta, boşluk suyu basıncı artmakta ve zaman içinde duraysızlık sorunları gündeme gelmektedir. Her iki bölgede yapılan arazi araştırmalarında, oluşan yamaç hareketlerinin ana nedeni yapay dolguların harekete duyarlı yamaçlar üzerinde biriktirilmesi olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Narbel (Narlıdere-İzmir), Kabaoğlu (Balçova-İzmir), grafitli şeyl, heyelan
Akpınar karstik kaynakları (Manisa) ve çevresinin hidrojeolosi
İnceleme alanı, Anadolu'nun paleotektonik dönem coğrafyasının önemli tektonik yapılardan olan İzmir- Ankara kenet kuşağı içerisinde yer almaktadır. Akpınar ve çevresinde Üst Kretase-Paleosen yaşlı Bornova Karmaşığına ait kayaçlar sunmaktadır. Filiş fasiyesinde çökelmiş olan kumtaşı-şeyl matriksinin içinde blok konumlu olarak bulunan karstik kireçtaşları geniş yayılım sunar ve arazideki gerek soğuk gerekse sıcak suların akifer sistemlerini oluştururlar. Özellikle Jura yaşlı dolomitik kireçtaşlarında karstlaşma çok yaygın olduğundan bu kayaçlar sıcak sular için uygun hazne kayaları oluşturabilir. İnceleme alanındaki sıcak ve soğuk suların fiziksel ve kimyasal özellileri birbirlerine benzerlik sunmaktadır. Suların fizikokimyasal analiz sonuçlarına göre çizilen Yarı Logaritmik Scohoeller Diyagramında iyonları birleştiren doğrular birbirine yaklaşık paralel görünmektedir. Ilıkpınar ve Akpınar mevkilerinde karstik Jura yaşlı dolomitik kireçtaşlarından kaynak ve sondajlardan elde edilen sıcak sular 25?27 0C sıcaklıkta olup Ca-Mg-HCO3 ?SO4 tipindedir. Elektriksel iletkenlik değerleri yaklaşık 465?1554 ?mho/cm arasında değişmektedir. Tez kapsamında yapılan jeotermometre uygulamalarına göre akifer sıcaklığı 100 0C altında olduğu tahmin edilmektedir. Bölgedeki termal sular içme ve kullanma suyu kriterlerine uygun sular olup, Manisa ili su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamaktadır. Jeofizik arama yöntemleri, jeotermal alanların hem araştırılmasında hem de geliştirilmesinde ve doğrudan gözlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Sıcaklık anomalilerini doğrudan doğruya gösteren ve mekanik sondaj yerlerinin belirlenmesinde en etkili yöntemler, termal ve jeoelektrik yöntemlerdir. Tez kapsamında inceleme alanını içine alan DSİ' nin 1977 yılında yapılan Manisa-Turgutlu Ovası İlave Jeofizik Etüt Raporun yer elektrik kesitleri, CorelDraw 12 programı kullanılarak kesitler değiştirilerek yeniden oluşturuldu. Değerlendirme sonucu alüvyon kalınlığının 100 ile 150 metre arasında değiştiği ve iyi bir akifer özelliği taşımadığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Manisa-Akpınar, Karstik kaynak, Jeotemal enerji, Jeofizik yöntemler
Karaburun Yarımadası Balıklıova - Barbaros arasındaki bölgenin jeolojisi ve yapısal durumu
Karaburun Yarımadası Triyas'tan Kretase'ye kadar devamlı bir karbonat istifinin bulunduğu bir kuşaktır ve bu özelliği nede niyle daha önceleri birçok araştırıcı tarafından incelenmiştir. Bu çalışma Karaburun Yarımadası * nm değişik yerlerinde ve çok dar alanlardan, birkaç paftayı kapsayacak kadar geniş alan lara kadar değişen boyuttaki bölümlerin jeolojik haritaları yapılarak yürütülmüştür. Karaburun karbonat istifinin yanal yön de kısa mesafelerde fasiyes değişimleri sunması nedeniyle ön ceki çalışmalarda ayırtlanmış birimlerin birbirleriyle eşleş tirilmelerinde ve stratigrafik istifin kurulmasında sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın yapıldığı Balıklıova ile Barba ros arasında, birkaç bindirme fayı ile kesilip tekrarlanmasına rağmen devamlı ve kalın bir istif bulunmaktadır. Yaklaşık iki paftayı kapsayan bir alanın haritalanması sonucu Karaburun kar bonat istifinin stratigrafisi daha sağlam verilerle ortaya ko nulmaya çalışılmış ve genel yapısal özellikleri aydınlatılmıştır. İnceleme alanında en altta sığ denizel kireçtaşlarından yapılı ve Başkıriyen (Orta Karbonifer) yaşlı Alandere formasyonu yer- alır.Bu birim üzerine, tabanında belergin bir açısal uyumsuzluk olmaksızın Alt Triyas oturmaktadır. Alt Triyas inceleme alanında yanal ve düşey yönde sıkça fasiyes değişimleri sunan ve palajik kireçtaşlarijkumtaşları, kireçtaşı çakıltaşı ve çörtten oluşan Skit iyen-Anis iyen yaşlı Gerence formasyonu İle temsil edilir. Gerence formasyonu üzerine geçişli bir dokanakla resifal kireç taşlarından oluşan Ladiniyen-Karniyen yaşındaki Camiboğazı for masyonu yeralır.Bu birim üzerinde Güvercinlik formasyonu geçiş li olarak bu Junur. Güvercinlik formasyonu, stromatolitik laminalı dolomitler, masif ve megalodonlu kireçtaşları, kırmızı renkli ku vars kumt aşları ve ender olarak kırmızı-yeşil renkli çamurtaş- ları ardal anmasından oluşmuştur ye Karniyen-Noriyen yaşındaki bu birim üzerine, yine geçişli bir dokanakla düzenli katmanlarıma sunan ve sığ denizel kireçtaşlarından oluşmuş Nohutalan formas yonu oturmaktadır. Nohutalan formasyonu Liyas'tan Albiyen'e ka dar yaş verir, fakat istif içerisinde stratigrafik bir eksiklik gözlenmemesine rağmen paleontolojik olarak Dogger eksikliği ıısöz konusudur. Skit iyen' den Albiyen'e kadar birbirleriyle geçiş li birimlerden oluşmuş ve baskın olarak sığ denizel karbonat lardan yapılı bu istifin üzerine açısal uyumsuz olarak Balıklı- ova formasyonu oturmaktadır. Balıklıova formasyonu, altta Kampa- niyen yaşında sığ denizel kireçtaşlarından yapılı Karahasan kireçtaşı üyesi ve üstte fliş fasiyesinde kırıntılı kayalardan oluşan, Maestrihtiyen yaşında Haneybaşı üyesine ayrılmıştır. Karaburun karbonat istifi Maestrihtiyen sonrası D-B yönlü komp- resyonel kuvvetlerin etkisiyle ekaylanmış ve Miyo-Pliyosen'de bu ekaylı yapı andezitik volkanitlerle uyumsuz olarak örtül müştür. ııı
Kayabaşı (Kanköy-Yomra-Trabzon) cevherinde toprak ve bitki jeokimyasının uygulanması
Kayabaşı (Yomra-Trabzon) yöresinde örtülü Kayabaşı (Kanköy) cevherleşmesi üzerinde toprak jeokimyası yanında bitki jeokimyası yöntemi uygulanarak anomali tespitine gidilmiştir. Bölgemizde biyojeokimyasal çalışmalar için en uygun bitki türleri araştırılmış, toprak ve bitki jeokimyasal verileri karşılaştırılarak yorumlanmıştır. İnceleme alanının tabam sipilitleşmiş bazalt lav ve piroklastlan ile başlar. Bunların üzerine uyumsuz olarak gelen cevherli dasitler, yer yer dayklar şeklinde bu birimi kesmişlerdir. Bölgede masif sülfit cevher yataktan için kılavuz seviye olarak kabul edilen kırmızı biyomikritler ile mor dasit lav ve piroklastlan uyumlu olarak cevherli dasitleri üstlerler. Tüm birimleri kesen ve uyumsuz olarak mor dasitlerin üzerine gelen bazalt lav ve proklastlan yer yer mor dasitler içerisinde dayklar şeklinde izlenir. Arazide üst kretase yaşlı birimler hakimdir. Kanköy cevher sahasında toprak jeokimyası yöntemiyle Cu, Pb, Zn anomalileri tespit edilmiş, bunların cevher sahasıyla uygun olduğu saptanmıştır. Doğu Karadeniz bölgesinde bu yöntemin uygulanabilirliği bir kez daha ortaya konmuştur. Aynı bölgeye uygulanan bitki jeokimyası yöntemiyle bulunan Cu, Pb, Zn anomalilerinin de cevher alanıyla ve toprak jeokimyasıyla tespit edilen anomalilerle çakıştığı görülmüştür. Doğu Karadeniz Bölgesinde biyojeokimyasal çalışmalar için Mor Çiçekli Orman Gülü (Rhododendron Ponticum), Fmdık (Corylus Avellana) ve San Çiçekli Orman Gülü (Rhododendron Luteum) bitkiler ile bu türlerin yaygın olduğu bölgelerde çalışılabileceği ortaya konmuştur Anahtar Kelimeler: jeokimya, toprak jeokimyası, bitki jeokimyası, masif sülfit
Kop Dağları Erzincan-Erzurum-Bayburt ultramafik ve mafik kayaçlarının jeolojik, petrolojik ve metallojenik incelemesi
ÖZET İnceleme alam Kopdağlan (Erzincan-Erzurum-Bayburt) silsilesinin önemli bir bölümünü kapsar. Doğu Pontid Güney Zonu ile Anatolid tektonik birlikleri arasındaki ortak noktayı temsil eden inceleme alanında bugüne kadar detaylı bir jeolojik çalışma yapılamamıştır. Genelde ültramafik kayaç gruplarının yüzeylendiği bu alanda tortul ve metamorfîk kayaçlardan başka diğer magmatitler de yeralır. Ültramafik kayaçlar başlıca dünit, harzburjit, lerzolit ve daha az oranda da verlit ve piroksenitlerden oluşurlar. Tortul kayaçlara gelince; Liyas, volkano-sedimanter kayaçlarla; Malm- Alt Kretase, kireçtaşlarıyle; Üst Kretase, kınntılı-karbonatlı kayaçlarla; Eosen, kalın ve masif konglomeralarla; Miyosen ise kırıntılı araseviyelerin de bulunduğu karbonatlı kayaçlarla temsil edilirler. Metamorfîk kayaçlar ise; rejyonal metamorfizma ürünü gnays, mikaşist, amfibolit, kloritşist ve serisitşistlerden oluşurlar. Gnays ve mikaşistlerin köken kayaçlarmı pelitler ve kumtaşlan, amfiboliüerinkini ise eski bazaltik kayaçlarla grovaklar oluştururlar. Ültramafit haricindeki diğer magmatik kayaçlar ise bazik (gabro, diyabaz, bazalt), ortaç (diyorit, andezit), ve asit (tonalit, kuvarslı diyorit, granofir, dasit) kayaçlardan ibarettir. Rejyonal metamorfîk karakterli olan gnays, amfibolit, mikaşist ve diğer metamorfitler inceleme alanının en yaşlı kayaç grubunu oluşturup kıtasal kabuğa karşılık gelirler. Sübkontinental karakterli oldukları belirlenen ültramafik kayaçlar sözkonusu metamorfitler içerisine sokulum yapmışlardır. Bazaltlar hariç diğer tüm asit, ortaç ve bazik magmatik kayaçlar kalkal kalen ve VAG karakterlidirler. Bazaltlar ise toleyitik ve MORB+WPB karakter sunarlar. İnceleme alanındaki bütün kayaçlar tektonik olarak güneye doğru itilmişlerdir. Öyle ki en yaşlı birimleri en üstte, en genç olanları da en altta görmek mümkündür. Kabuk kalınlaşması olarak bilinen bu durum K-G yönünde büyük bir sıkışma rejimi ile açıklanır. vnYukarda sözü edilen ültramafîtler ve beraberindeki magmatik kayaçlar ark gerisi bir havzanın ürünleridirler. Sözkonusu bu kayaçlar ark gerisi bir havzada kıta kabuğuna sokulum yapmışlardır. Kabuğun Liyas öncesinde açılmaya başlanması ve Üst Kretase öncesinde sıkışmaya uğrayarak üst manto yükseüminin sona ermesi, kıtasal bir kabuğun rifüeşerek okyanusal bir kabuğun geUşiminin ilk aşaması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca ültramafiüerin yerleşim yaşının Jura- Alt Kretase, yüzeylerime yaşının ise Üst Kretase öncesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kromit madenciliği açısından bölge son derece verimlidir. Önemli kromit yatakları dünit, nadiren de harzburjitler içinde bulunur. Dünit içerisindeki kromit kütlelerinin rezervi bir kaç yüz tondan 70 bin tona, tenörleri ise (0*203 %) en çok % 55' e kadar değişir. Harzburjitler içindeki kromit kütleleri en çok Mbin tona, tenörleri ise en çok % 62'ye kadar değişir. Kromitler ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu, bunların kökenleri, cevher-yan kayaç ilişkileri, yataklanma şekilleri, strüktürleri, mikrokimyasal özellikleri, birbirleriyle olan ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ültramafik kayaç, Subkontinental peridotit, Kromit, Kop dağlan, Türkiye. vm
Bitlis merkez ilçenin jeolojik ve jeoteknik etkisinin incelemesi
Bu çalışmanın amacı, Bitlis Merkez İlçenin jeolojik ve jeoteknik özelliklerinin detaylı bir incelemesini yaparak bölgenin yerleşim alanı olarak uygunluğunu değerlendirmektir. Bununla birlikte, bilimsel verilerden yararlanarak bölgedeki zemin yapısının mühendislik taşıma kapasitesini ve genel inşaat potansiyelini tespit etmektir. Kentsel planlama ve mühendislik projelerinde kullanılmak üzere bölgeye özgü önemli veriler sağlayarak güvenli yapılaşma sürecine katkıda bulunmaktır. Hem saha hem de laboratuvar ortamında nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Saha çalışmalarında toplam 13 temel sondaj kuyusu açılmış ve her bir sondaj kuyusuna karşılık gelen 13 profilde Sismik Kırılma ve MASW (Multi Channel Analysis of Surface Waves) analiz yöntemi ile birlikte mikrotremor ölçüm çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu ölçümlerle bağlantılı olarak, toprak katmanlarının stratigrafik kesitleri hazırlanmış ve temsili toprak ve kaya örnekleri laboratuvarda test edilmiştir. Zeminlerin fiziksel (doğal su içeriği, birim hacim ağırlığı, tane dağılımı, vb.) ve mekanik (konsolidasyon, kesme dayanımı, taşıma kapasitesi, vb.) özellikleri laboratuvar testleri ile belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma alanının sismik tehlikesi ve yerel zemin sınıfı belirlenmiş ve oturma için kritik parametreler değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, Bitlis Merkez İlçesi'nin çeşitli jeolojik birimlerin ve mühendislik açısından yetersiz özelliklere sahip zeminlerin varlığıyla karakterize olduğunu ve bu durumun özellikle alüvyal dolgu alanlarında belirgin olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, bazı bölgelerde kaya birimlerinin yüzeye çıkmasıyla inşaat için daha uygun alanlar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Bitlis Merkez İlçede zemin özellikleri açısından heterojen bir yapı gözlenmekte olup, inşaat kararlarında mikrobölgeleme, zemin iyileştirme ve yerel zemin davranışına uygun tasarım gibi geoteknik önlemler alınmalıdır.
Makine öğrenme algoritmaları kullanılarak heyelan duyarlılık haritalaması
Bu çalışmada, İstanbul Anadolu yakasının güneyinde yer alan Kartal İlçesi sınırları içerisinde bulunan 38.54 km2'lik bölgede uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak alanın heyelan duyarlılık haritalaması yapılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı nüfus ve ticaret alanı olması nedeniyle önemli bir konuma sahiptir. Çalışma kapsamında farklı veri setinden oluşturulan topografik, morfometrik ve spektral parametreler kullanılmıştır. Bu parametreler ASTER uydu görüntüleri ve bunların analizlerinden elde edilen görünür ve yakın kızılötesi, kısa dalga boylu kızılötesi, termal kızılötesi, normalleştirilmiş fark bitki örtüsü indeksi, dekorelasyon germesi, temel bileşenler analizi, sayısal yükseklik modeli ve türevleri (eğim, bakı, kanallara olan uzaklık, plan eğriliği, profil eğriliği, topografik ıslaklık indeksi, LS faktör) verileri ile mevcut fay hatlarına olan uzaklık ve heyelan envanter verileri kullanılmıştır. Çalışmada analiz ve işlem sonuçları ile elde edilen girdi parametreleri, makine öğrenme algoritmalarından Destek Vektör Makinesi (SVM) kullanılarak heyelan duyarlılık haritalaması yapılmıştır. Çalışmada İki Seviyeli Rastgele Örnekleme (2LRS) algoritması kullanılarak eğitim ve test sınıfları belirlenmiştir. Bu algoritmanın en önemli özelliği çalışma sahasında heyelan öncesi koşulların kullanılmasıdır. Böylece otomatik heyelan haritalaması değil, heyelan duyarlılık haritalaması yapılmıştır. Üretilen heyelan duyarlılık haritasında, her piksel 0.0 ile 1.0 aralığında süreklilik arz eden duyarlılık değerlerini göstererek sınıflandırılmıştır. Elde edilen duyarlılık haritaları, her biri yüksek, orta, düşük ve çok düşük duyarlılık olmak üzere dört farklı sınıfa ayrılmıştır. Sınıflandırma sonucunda elde edilen haritaların doğruluk değerlendirmesi için alıcı işletim karakteristik (ROC) eğrisi ve eğri altında kalan alan (AUC) değerleri kullanılmıştır. Üretilen heyelan duyarlılık haritalarının doğruluk değerleri olarak hesaplanan AUC değerleri %93 olarak bulunmuştur.
Gnays kaya şevlerindeki hat etüdü ölçümleriyle insansız hava aracı verilerinin kinematik analizlerinin karşılaştırılması
Slope failures due to mass movements can cause occupational accidents and result in loss of life and property. In order to prevent these possible accidents, the slopes should be designed to remain safe for both the continuity of production and work safety. As in all open pit mines, these slopes should be designed as vertical as possible for the economic continuity of the enterprises. However, high angle slopes designed in this way carry a considerable risk in terms of mass movements and slope failures. In this case, some engineering geology studies are required to determine the safest possible slope angle. Discontinuity-controlled slope failures occurred in this albite (feldspar) quarry, which was opened in the gneisses in the Menderes Massif and produced by the open pit mining method. In these rock slopes located in the gneiss unit, it has been determined that in addition to the discontinuities formed by the effect of tectonism, foliation planes also cause planar sliding failures. The number of wedge type failures is quite high due to the presence of many discontinuity sets overlapping each other in the study area, and it has also been determined that toppling type failures are dominant due to the high angle of these discontinuities. Activities such as production, excavation and blasting in the eastern part of this mine, where slope instabilities are more dominant, were stopped by the company's authorized engineer. With these studies, the mass movements in the eastern part of the albite quarry were classified and the regions where these movements were intense were determined. 140 observations were made in 10 stages in total. Unmanned Aerial Vehicle has been used in areas where discontinuity measurement cannot be made in terms of speeding field work and occupational safety in this mine where the working area is so large and the number of discontinuities is high.
Patara antik kenti jeoarkeolojik incelenmesi (Kaş, Antalya)
Bu çalışmada yapılan arazi gözlemleri ve Literatür araştırmaları sonucu bölgede daha önceki yapılan çalışmalara göre Patara bölgesinin jeolojik yapısı genelde Tk Kozağaç formasyonuna ait Qal Alüvyon, kum ve çakıldan oluşan Qp plaj çökelleri, Qk kumul, Qym yamaç molozu-birikinti konisi, kireçtaşı ve çört elemanlı breş türü litolojilerden oluşmaktadır. Yine arazi çalışmaları ve literatür bilgilerine göreinceleme alanının en yaşlı birimlerini Beydağları Otoktonu, Yeşilbarak napları ve Likya naplarıoluşturur. Yapılan tüm arazi ve laboratuvar çalışmalarının sonucunda Pataraantikkentindeki yapılarda kullanılan kayaçların üç farklı kaynaktan temin edildiği tespit edilmiştir. Birinci kaynak: Makro örneklerde görüldüğü gibi beyaz renkli iri kristalli mermer türü karbonat kayaçlarından oluşmaktadır.Yapılan petrografik incelemelerde de bol çatlaklı, çatlaklar silis ile doldurulmuş tipik bir dokusal görünüme sahiptir. Petrografik tanımlama sonucu kayaç Dunham(1962) Sınıflaması göre Vaketaşı; Folk, (1962) Sınıflamasına göre Seyrek + Bio + İntra + Biomikrit olarak tanımlanmıştır. (P-1), (P-2 antik), (P-3 antik), (P-4), (P-8-A) (P-11) (P-12)(P-13), (P-14-A), (P-14-B)(P-14-C), (P-15-A), (P-15-B), (P-16), (P-16-E), (P-17) lokasyonlarındaki kayaçların birinci kaynaktan geldiği tespit edilmiştir İkinci kaynak: Büyük delikli dokuda mikritik kireçtaşı. Bol gözenekli ve gözenekler 4-5 mikron büyüklüktedir. Dunham(1962) Sınıflaması göreÇamurtaşı; Folk, (1962) sınıflaması göre Mikrit + Dismikrit + Fosilli Mikrit olarak tanımlanmıştır. (P-3 doğal) lokasyondaki kayaçları ikinci kaynaktan geldiği tespit edilmiştir. Üçüncü kaynak: Küçük deliklimikritik dokudadır. Gözenekler kalsitle doldurulmuştur. Dunham(1962) Sınıflaması göre Vaketaşı;Folk, (1962) sınıflamasına göre Seyrek + Bio + İntra + Biomikrit ve Wilson, (1975) sınıflamasına göre (SMF-21) olarak tanımlanmıştır. Algli çamurtaşı içerisinde 2-3 mikron delikler mevcut olup bu delikler sparit ile doldurulmuştur. (P-2 anakaya), (P-5), (P-6), (P-7nero hamamı), (P-7 zemin), (P-8-B), (P-9), (P-10) lokasyondaki kayaçları üçüncü kaynaktan geldiği tespit edilmiştir.
Ziga (Aksaray) jeotermal sularının sürdürelebilirlik ve kaynak alanındaki travertenlerin termal turizm açısından değerlendirilmesi
Bu tezin amacı, Ziga (Aksaray) jeotermal alanında mevcut travertenleri geliştirmenin yanısıra yapılacak havuzlarda travertenlerin oluşum mekanizmasını belirlemek, jeotermal suları sürdürülebilirlik ve termal turizm açısından su kimyası yöntemleriyle değerlendirmek, koruma alanlarını çizmek, yeni sondaj ve jeotermal atıksuyun uzaklaştırılması için reenjeksiyon kuyu noktalarını önermektir.İnceleme alanında su kimyası örneklemeleri ile önceki analizlerden de faydalanılarak yorumlar yapılmış, dönemsel farklılıklar dikkate alınmış, hazne kaya sıcaklıkları hakkında tahminlerde bulunulmuştur.Alanda çökelmiş olan travertenlerin izotop miktarları dikkate alınarak çökelim sıcaklıklarındaki değişimler hakkında fikir edinilmiştir. Traverten çökelim mekanizmasının anlaşılabilmesi için deneysel çalışma alanındaki suların pH, CO2 ve sıcaklık gibi fiziksel parametreleri ölçülmüştür. Bu bağlamda deneysel çalışma alanında 10 günlük süre sonunda 1,5-2 mm tufa oluşumu gözlenmiştir.ZJA'da bulunan sondaj kuyusunda, İller Bankasının yapmış olduğu çalışmalar ile 175 m. derinlikte, 45,27 °C ve 310,87 psig değerleri elde edilmiştir. Bu verilere göre, yıllar bazında uzun süreli olarak yüksek debilerde üretim yapılabileceği, ancak statik ve dinamik basınç/seviye değerlerinin değişebileceği fark edilmiştir.ZJA suları balneoterapik tedavi amaçlı kullanılabilir özelliktedir. İnceleme alanında jeolojik çalışmalar yürütülmüş, 1. koruma alanı içerisine alınan, aktif tektonik hatların bulunduğu traverten alanlarında yeni sondaj noktaları, havza kenarlarında bulunan derin faylar üzerinde ise gradyan sondajı olarak reenjeksiyon noktaları önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Jeotermal su, Sürdürülebilir kullanım, Traverten, Termal turizm, Ziga, Aksaray.
Çorum yöresinde yüzeylenen Jura/Kretase ve Kretase/Paleosen yaşlı sedimanter kaya birimlerinin lito ve biyo fasiyes özellikleri
Çorum yöresinde 1/25000 ölçekli Çankırı-G32-c2, Çorum-G33-c2, Çorum-H34-a2 ve Çorum-G35-d3 paftalarında yer alan çalışma alanında yüzeylenen Ferhatkaya ve Malboğazı Formasyonlarından 6 adet stratigrafik kesit ölçülmüş ve toplam 110 adet örnek derlenmiştir. Derlenen örneklerin paleontolojik incelemeleri sonucunda; Ferhatkaya Formasyonu' nun inceleme alanındaki oluşum yaşı Geç Jura-Kampaniyen (? 161.2-70.6 milyon yılları arası), Malboğazı Formasyonu' nun inceleme alanındaki oluşum yaşı Maastrihtiyen (70.6-65.5 milyon yılları arası) olarak belirlenmiştir. İnceleme alanında her iki formasyonun içerdiği kireçtaşlarında yapılan Standart Mikrofasiyes (SMF) ve Fasiyes Zonu (FZ) çalışmaları sonucunda, Ferhatkaya Formasyonu'nun depolanması sırasında? Geç Jura-Berriasiyen zaman aralığında ortamın önce sığlaşıp, sonra derinleştiği; Valanginiyen-Apsiyen zaman aralığında ortamın tektonik olarak aktif ve ?Geç Jura-Berriasiyen zaman aralığına göre daha sığ olduğu; Albiyen zaman aralığında Valanginiyen-Apsiyen zaman aralığına göre derinleştiği gözlenmiştir. Senomaniyen-Santoniyen zaman aralığında ortamın Albiyen zaman aralığına göre sığlaştığı; Kampaniyen zaman aralığında ortamın Senomaniyen-Santoniyen zaman aralığına göre derinleştiği belirlenmiştir. Malboğazı Formasyonu'nun depolanması sırasında ise Maastrihtiyen boyunca ortamın duraylı olmadığı tektonik olaylar nedeniyle sürekli olarak yükselip, alçaldığı ve Maastrihtiyen zamanının derin denizle başlayıp, yine derin denizle sonuçlandığı tespit edilmiştirAnahtar Kelimeler: Çorum, Ferhatkaya ve Malboğazı formasyonları, Standart Mikrofasiyes, Fasiyes Zonu.
Ihlara Vadisi (Aksaray) boyunca kaya düşmelerinin değerlendirilmesi
Ihlara Vadisi'nin turistik bir bölge olması ve her yıl yüz binlerce turistin vadiyi ziyaret etmesi sebebiyle kütle hareketlerinden kaynaklanacak tehlikelerin önlenmesi, hiç istenmeyen can kayıpları ve yaralanmaların olmaması adına çok büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ihlara Vadisi boyunca özellikle turistik faaliyetlerin yoğun olduğu alanlara yönelik kaya düşmelerinden kaynaklanabilecek tehlikelerin belirlenmesi ve bu tehlikelerin azaltılmasına yönelik alınabilecek tedbirler önerilmiştir. Kaya düşme analiz çalışmalarının en önemli parametresi olan süreksizlik özelliklerinin ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi için; yüzlek taraması ve hat etütleri yapılarak süreksizliklerin türü, durumu, aralığı, açıklığı, yönelimi, devamlılığı, eklem sıklığı, takım sayısı, dolgu malzemesi, pürüzlülük ve dalgalılığı, su sızıntıları ve blok boyutları ile ilgili veriler toplanmıştır. Ihlara Vadisi boyunca Kızılkaya ignimbiritlerinden oluşan yamaçlarda meydana gelen kaya düşmesi iki boyutlu kaya düşme analizleri ile değerlendirilmiş ve farklı blok boyutlarına göre değişik kaya düşme modellemeleri gerçekleştirilmiştir. Blok düşürme analizlerinden elde edilen; blokların gidebildikleri en uzak mesafe, yatay hız ve toplam kinetik enerji miktarları yorumlanarak, kaya düşmelerinden etkilenebilecek alanlar belirlenmiş ve tehlike derecesine göre zon haritası oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ihlara Vadisi, Kaya düşmesi, İki boyutlu modelleme
Çamlıkaya intrüzif kompleksi'nin (İspir-Erzurum) jeokimyası ve jeokronolojisi
Sakarya Zonu'nun doğusunda bölgenin temel kayaçlarını oluşturan Çamlıkaya İntrüzif Kompleksine ait Karbonifer ve Geç Jura yaşlı granitoyidlerin kökenlerini ve jeodinamik evrimlerinin ortaya koyulması amacıyla, söz konusu kayaçlar üzerinde, mineralojik, tüm kayaç ve radyometrik yaş tayinleri gerçekleştirilmiştir. Çamlıkaya İntrüzif Kompleksi'ni oluşturan alkali feldispat granit ve bunları kesen granodiyorit ve tonalit bileşimli dayklardan, LA-ICP-MS U-Pb zirkon yöntemiyle, sırasıyla; 344.8±5.9 My ve 152.7±2.2 My yaşlar elde edilmiştir. Tamamı I-tipi granitoyid kayaç özelliği sunan intruzif kompleksteki Karbonifer yaşlı alkali feldispat granit genellikle peralumin karakterli olup; yüksek potassik kalk-alkalen ve şoşonitik karaktere doğru geçiş sunarken; Geç Jura kayaçları, metalumin karakterli ve kalk-alkalin ve yüksek-K kalk-alkalin özelliklidirler. Her iki kayaç grubu da büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce (BİYLE) (Rb, Ba, K ve Th), hafif nadir toprak elementlerce (HNTE) (La/Yb)n zenginleşme ve yüksek alan enerjili elementlerce (YAEE) (Ta, Nb, Hf, Sm ve Yb) tüketilme, negatif Nb ve Ti anomalileri göstermemektedirler. Elde edilen jeokimyasal bulgular, bölgesel jeolojik verilerle değerlendirildiğinde, Sakarya Zonu'nun doğu kesiminde, Çamlıkaya İntrüzifi'ni oluşturan orta kabuk türevli kayaçların kısmi ergimesiyle oluşan ana magmanın fraksiyonlaşması ve azda olsa kabuksal kirlenmesiyle oluşan Karbonifer kayaçları, Rheik Okyanusu'nun tamamen kapanma sürecini takip eden kıta-kıta çarpışması sonrasındaki dönemde geliştikleri anlaşılmaktadır. Zenginleşmiş bir manto kamasının kısmi ergimesi ve bazik ana magmanın fraksiyonlaşmasıyla oluşan Geç Jura kayaçlarının ise; Paleotetis Okyanusu'nun güney yönlü yitimle tamamen kapanması sonrası genleşmeli safhada oluştukları sonucuna varılmıştır.
Elbistan kömür havzası e sektörü'nün hidrojeolojik modeli
Elbistan Kömür havzasında bulunan ve işletmeye açılması planlanan E sektörünün hidrojeolojisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda tez çalışmasının amacı, E sektörünün hidrojeolojik kavramsal modelini oluşturmak ve oluşturulan bu kavramsal modeli matematiksel bir yeraltısuyu akım model ile test etmektir. Kavramsal modeli oluşturabilmek için öncelikle sayısal ortamda jeolojik model oluşturulmuştur. Bu modelin oluşturulmasında yaklaşık 700 kuyu logundan yararlanılmıştır. Jeolojik model kullanılarak yeraltısuyu taşıyan birimlerin ilişkileri hakkında bulgular ortaya koyulmuştur. İzotop analizleri, pompa testleri, yeraltısuyu seviye ölçümleri gibi çalışmalardan faydalanılarak yeraltısuyu bulunduran birimlerin hidrojeolojik özellikleri tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında Elbistan Kömür Havzası E Sektörünün kavramsal modeli elde edilmiştir. Kavramsal modelin matematiksel olarak doğruluğunun sınanması FEFLOW programı ile yapılmıştır. Kavramsal modele göre E sektöründe bulunan Pliyosen-Pleyistosen yaşlı kömür ve gidya birimlerinin üzerinde yer alan tavan kili yüzey suları ve güncel yağışlar ile olan beslenimi sınırlarken, bu birimlerin tabanında bulunan taban kili de karbonatlı kayaçlar ile olan hidrolik ilişkiyi sınırlamaktadır. Benzer şekilde çalışma alanının doğu kısmında karbonatlı kayaçlar ve gidya/kömür arasındaki hidrolik ilişkiyi de göreli olarak geçirimsiz olan Kemaliye formasyonu sınırlamaktadır. Kavramsal modelde sistemin boşalımının model alanının güney-güneybatı kesiminden gerçekleştiği tespit edilmiş, bu durum yeraltısuyu akım modeli ile sınanmıştır. Buna göre karbonatlı kayaçlar içerisindeki yeraltısuyu dipten dolaşım ile sistemi terk etmektedir. Yeraltısuyu akım modelinin kararlı akım koşullarında kalibrasyonu sahada ölçülen yeraltısuyu seviyeleri ile yapılırken; kararsız akım koşullarındaki kalibrasyonu pompa testleri sırasında kaydedilen düşüm/zaman eğrileri ile yapılmıştır. Kalibrasyonlar sonucunda mevcut durumu temsil eden yeraltısuyu akım modeli elde edilmiştir. Kararlı akım koşullarında yapılan kalibrasyonda gözlenen değerler ile hesaplanan değerler arasındaki artıkların ortalaması (RMS) yaklaşık 4 metre olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç, matematiksel modelin kavramsal modeli oldukça başarılı şekilde temsil ettiğini göstermektedir. Çalışma kapsamında hassasiyet analizi yapılmış, sistemin belirsizlikleri tespit edilmiştir. Sistemin yatay yöndeki hidrolik iletkenlik katsayısı ve sınır koşullarını denetleyen parametrelerden birisi olan transfer katsayısı parametrelerinin değişimine hassas olduğu yapılan bu çalışma ile ortaya koyulmuştur. Bu durumun giderilmesi için farklı lokasyonlarda pompa testlerinin yapılmasında fayda görülmektedir. Sistemi kontrol eden ve E Sektörünü çevreleyen karbonatlı kayaçlarda açılmış kuyu ve test sayısı oldukça yetersizdir. Benzer şekilde bugüne kadar sektör bazında yürütülen hidrojeolojik çalışmaların yanında Afşin-Elbistan Havzası'nı kapsayan detaylı bir hidrojeolojik çalışmanın tamamlanması gerekmektedir. İşletmeye alınması gündemde olan saha için bu eksikliklerin bir an önce giderilmesi önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: Hidrojeoloji, kavramsal model, yeraltısuyu akım modeli, hidrojeolojik model, nümerik model
Ordu ili yüzey ve yeraltı su kaynaklarının su kalitesi yönünden incelenmesi
Bu çalışma Ordu ili su kaynaklarının su kalitesi yönünden incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma kapsamda Ordu ilinde yüzey ve yeraltı suları analiz sonuçları kullanılarak (TS 266), (WHO, 2006) ve Kıta içi Yerüstü Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmiştir. Ayrıca suların içme-kullanma ve sulamaya uygunlukları araştırılmıştır. Yüzey ve yeraltısularının kalite indeksleri WAWQI ve NSF-WQI kullanılarak belirlenmiştir. Suların kimyasal parametreleri arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon testi, temel bileşenler analizi ve kümeleme analizi yapılarak tespit edilmiştir. Elde edilen NSF-WQI yöntemin su kalite indeksi değerleriyle yapay sinir ağları kullanılarak bir tahmin modeli geliştirmesi hedeflenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, bazı yüzey suyu izleme noktalarında ve yeraltısuyu izleme kuyularında kimyasal parametrelerin standartlarda belirtilen sınır değerlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Tüm yüzey suların izleme noktalarına ait amonyum miktarı (TS 266)'da belirlenen sınır değerin üstünde bulunmaktadır. Hidrokimyasal sınıflandırmaya göre yüzey ve yeraltısuları Ca-Mg-HCO3 ile Ca-HCO3 su tipindedir. Parametrelerin Spearman korelasyon analizine göre HCO3-Mg (r=0,76), Ca-HCO3 (r=0,84), arasında kuvvetli pozitif korelasyon belirlenmiştir. SAR, magnezyum tehlikesi, RSC ve %Na parametrelerine göre tüm yüzey suyu istasyonlarına ait sular sulamada kullanabilirken; yeraltısularının bir kısmının sulama için uygun olmadığı belirlenmiştir. NSF-WQI su kalite indeksine göre yüzey suları "orta kalite" ile "iyi kalite" arasında değişmektedir. WAWQI su kalite indeksine göre ise yüzey suları "mükemmel", "iyi" ve "içme için uygun olmayan" su kalitesi; yeraltısuları "mükemmel", "orta" ve "kötü" su kalitesi arasında değişmektedir. Yapay sinir ağları yöntemiyle geliştirilen basitleştirilmiş NSF-WQI su kalite indeks performansı korelasyon katsayısı (R), kök ortalama kare hatası (RMSE) ve ortalama mutlak hata (MAE) istatistiksel kriterlerle kullanılarak değerlendirilmiştir ve modelin iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir Anahtar Kelimeler: Ordu İli, Su Kalitesi, Hidrojeokimya, İstatistik, Su Kalite İndeksi, NSF-WQI, WAWQI, Yapay Sinir Ağları,
Hayran (Alucra-Giresun) sıcak su kaynaklarının hidrojeolojik ve hidrokimyasal incelenmesi
Hayran jeotermal su kaynağı Giresun ilinin 127 km güneydoğusunda Alucra ilçesinde yer almaktadır. Sahadaki Ca-Mg-HCO3'lı jeotermal suyun sıcaklığı 24.6-28.1°c pH'ı 6.47-7.48 ve Eİ değeri 592-646 µS/cm'dir. Çalışma sahasında Erken-Orta Jura'dan Kuvaterner'e kadar değişen zamanlarda çökelmiş volkanik arakatkılı tortul birimler yer almaktadır. Hayran jeotermal sahasında jeotermal sistemi tanımlamak, sistemin elemanlarını belirlemek amacıyla suyun izotopik (O, H) karakterizasyonu ve çevre kayaç özellikleri kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda jeotermal ve soğuk kaynaklar ile yüzey sularından alınan örneklerin hidrokimyasal ve izotopik karakterizasyonları belirlenmiştir. Hayran jeotermal sahasındaki tüm suların kalsit, aragoni,t dolomit gibi karbonat minerallerine, götit gibi demir minerallerine ve K-mika ve kaolinit gibi kil minerallerine doygun olduğu belirlenmiştir. Sularda iz elementlerden Al, Mn, Cu, Sr, Ba ve Pb konsantrasyonları diğer elementlere göre daha yüksektir. Soğuk su kaynağı (HK), Fe (270 µg/L) ve As (14.7 µg/L) konsantrasyonu bakımından standartların üzerindedir. Kararlı izotoplar (δ2H ve δ18O) ve trityum verileri, jeotermal kaynak (ASK) suyunun daha yüksek kotlardan beslenen daha derin dolaşımlı ve meteorik kökenli su olduğunu göstermektedir. Jeotermal akışkanın rezervuar sıcaklığı silis jeotermometreleri ile yaklaşık 28.2-53.6 C, silis-entalpi karışım modeline göre 115.16 C hesaplanmıştır. Bu sıcaklıklar ile Hayran jeotermal sahası "düşük entalpili saha" sınıfındadır. Anahtar Kelimeler: Hayran Jeotermal Sahası, Jeotermal Sistem, Hidrojeokimya, Çevresel izotoplar, Alucra