
367
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Derna kentindeki vadi ve yamaçların sürdürülebilir mimari ve peyzaj tasarımı
Sürdürülebilir tasarım, mevcut kaynakların minimum düzeyde kullanıldığı tasarım şekli olup mimari ve peyzajda en acil uygulanması gereken konulardan biridir. Bu nedenle, konuyla ilgili araştırma ve uygulamayı kolaylaştırmak için çeşitli stratejiler ve kavramlar oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, Libya'nın Derna şehrinde sürdürülebilirlik kavramlarına uygun olarak iki lokasyonda çalışılmıştır. Çalışmanın yürütüldüğü yerler, şehrin kimliğinin bir parçası olan ve şu anda sakinlerine hizmet etmek için kullanılmayan kentin yamaçları ve vadileridir. Araştırmanın temel amacı, tanınmış ve köklü bir değerlendirme sistemine dayanarak Derna şehrindeki vadiler ve yamaçlar için sürdürülebilir kalkınma modelleri sunmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle bir anket çalışması yürütülmüş, daha sonra ankete dayanarak, sakinlerin ihtiyaçları ve görüşleri belirlenmiştir. Bu görüşler dikkate alınarak şehirdeki yamaç ve vadilerdeki alanlarda uygulanabilecek iki model tasarlanmıştır. Bu tasarımlarda yeşil çatılar, enerji yönetim sistemleri ve su yönetim sistemleri gibi çeşitli sürdürülebilir teknikler kullanılmıştır. Her iki tasarım da yeni inşaat için LEED sertifikasyon kriterlerine ve kredilerine göre değerlendirilmiştir. Sürdürülebilirlik analizinin sonuçları yamaç bölgesindeki tasarımın 69 puan, vadi bölgesindeki tasarımın ise kavramsal tasarıma dayalı olarak 64 puan kazanabileceğini göstermiştir. Mevcut kazanılan puanlar, tasarımların altın LEED sertifikası almasını sağlamaktadır. Projenin sonraki aşamalarında daha fazla tasarım, plan ve uygulama gerektiği için puan alınamayan bazı kıstaslar da mevcuttur. Bu aşamalarda yamaç bölgesinde alınabilecek ek puan 20, vadi bölgesinde ise 16 puan olup bu puanlar eklendiğinde toplam puan sırasıyla 89 ve 80 olabilmektedir. Bu puanlar platin LEED sertifika alınması için gerekli 80 puan sınırının aşılmasını sağlayabilmektedir.
Biyoklimatik konfor ölçütlerinin peyzaj planlama sürecindeki etkinliği; Van ili örneği
İnsanlar ortam şartlarının belirli değer aralıklarında olması durumunda kendilerini rahat hissetmektedir. Bu aralık konfor bölgesi olarak tanımlanmıştır. Ortamdaki parametrelerden iklim ile ilgili olan sıcaklık, rüzgâr hızı ve nemin insanlar için uygun değer aralıklarında olması durumu "biyoklimatik konfor" veya kısaca "biyokonfor" olarak adlandırılmaktadır. İnsanlar yaşamları boyunca bulundukları ortamdaki biyokonfor değerlerini giysiler, ısıtma veya soğutma sistemleri vb. yardımıyla kendilerini rahat hissettikleri uygun değer aralıklarına getirme çabası içerisindedirler. Bundan dolayı insanların hayatlarını geçirdikleri bölgedeki iklim parametrelerinin konfor aralıklarında olması, insanların huzuru, sağlığı, performansı, mutluluğu ve enerji kullanımı açısından son derece önemlidir. Bundan dolayı biyokonfor açısından uygun değer aralıklarının bölgesel ve zamansal değişimi birçok açıdan önem taşımaktadır. Bu çalışmada da Türkiye'nin önemli şehirlerinden birisi olan Van ili genelinde bazı meteorolojik parametrelerin ve bunlara bağlı olarak biyokonfor açısından uygun olan ve olmayan alanların mevsime göre değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yıllık ortalama meteorolojik veriler kullanılarak oluşturulan biyokonfor haritasına göre Van il genelinin tamamının biyokonfor açısından uygun olmadığı belirlenmiştir. Mevsimsel olarak yapılan değerlendirmelere göre de il genelinin tamamının ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında konforsuz olduğu, yaz mevsiminde ise ilin %99,18'inin biyokonfor açısından uygun, %0,82'sinin ise biyokonfor açısından uygun olmayan alanlar olduğu hesaplanmıştır. Van ili genelinde yaz indeksi değerlerine göre il geneli sıcaklığın en yüksek olduğu haziran, temmuz ve ağustos aylarında dahi büyük oranda çoğu insanın konforlu hissettiği ancak, bazı insanların serin hissettiği kuşakta kaldığı belirlenmiştir. Bu durum Van ilinin nispeten serin bir iklim kuşağında kaldığının bir göstergesidir.
Türkiye'nin farklı iklim bölgelerinde yaz biyokonfor durumunun incelenmesi
Biyokonfor, son dönemde önemi giderek artan, kentsel planlama çalışmalarında göz önüne alınması gereken bir kavramdır. Bu çalışmada, ülkemizin farklı iklim tiplerinin hüküm sürdüğü alanlarda bulunan Mersin, Sinop ve Muş illeri için meteorolojik veriler kullanılarak yaz sıcaklık indeksi yardımıyla yaz biyokonfor haritaları üretilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Mersin ilinde haziran ayının diğer aylara göre daha konforlu olduğu, temmuz ve ağustos aylarında ise sıcaklıktan dolayı konfor değerlerinin azaldığı belirlenmiştir. Mersin'de en konforsuz bölgeler genel olarak ilin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Sinop ilinde haziran ayında il genelinin büyük oranda konforlu olduğu, temmuz ayının ise yaz ayları içerisinde en konforsuz ay olduğu belirlenmiştir. Genel olarak ilin kuzey kesiminde yoğunlaşan konforsuz alanlar, ilin güneyinde yer alan iç kesimlerde yerini konforlu alanlara bırakmaktadır. Muş ilinde ise haziran ayında ilin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinin biyokonforsal açıdan soğuk olduğu, temmuz ve ağustos aylarında ise ilin genelinin konfor açısından uygun olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında Mersin, Sinop ve Muş illerinde biyokonfor açısından uygun alanlar belirlenmiş ve ayrıca, planlama çalışmalarına öncülük etmek üzere bu kentlerdeki konfor alanlarının yoğunluğunu artırmak için pratik önlemler önerilmiştir.
Kentsel imge açısından önemli olan sokakların fraktal geometri ile irdelenmesi
Kent kimliği açısından önemli bir kentsel mekân olarak değerlendirilen sokaklar, fiziksel, mekânsal, işlevsel, biçimsel, tarihi, kültürel, sosyal ve görsel özellikleri sayesinde insanların algılarını etkilemektedir. İnsanların sokağa ilişkin algısı olumsuz olduğunda, sokağın ve kentin anlaşılabilirliği de düşük düzeyde olmaktadır. Bu durum kentin çözümlenmesin de zorlaştırmaktadır. Algı, insan ve mekân arasındaki ilişkinin temelini oluşturmaktadır. Sokakların net bir şekilde algılanması, kent imajını ve kimliğini de olumlu yönde etkilemektedir. Çalışmada algılanabilir mekânlar fraktal geometri ve tanıma testi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Sokak ölçeğinde yapılan çalışma, İstanbul ve Ankara kentlerinden seçilen 46 sokağın mekânsal zenginliğinin bir analizini sunmaktadır. Örneklem alan olarak sokakların seçiminde fiziksel niteliklerin farklılaşması belirleyici olmuştur. İlk olarak HarFa programı yardımıyla sokak görüntülerinin fraktal boyutları hesaplanmış, elde edilen değerlerle fiziksel nitelikler arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Bu analiz sonucunda sırası ile bina cephelerinin yoğunluğu, farklı cephe düzenlemesine sahip bina sayısı, donatı elemanlarının yoğunluğu, sokak genişliği, kapalılık oranı, toplam bina sayısı ve peyzaj öğelerinin yoğunluğunun fraktal boyutu istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Daha sonra 170 katılımcı ile tanıma testi yöntemi kullanılarak mekânsal algı değerlendirmesi yapılmıştır. Test sonucunda, bina cephelerinin, sokak genişliğinin ve donatı elemanlarının yoğunluğu sokakların tanınmasında diğer niteliklere göre daha fazla etkili oldukları belirtilmiştir. Sokakların tanınma oranları ve fraktal boyut değerleri arasında tekrar korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda sokakların tanınma oranları arttıkça fraktal boyutunda arttığı tespit edilmiştir. Son olarak elde edilen tüm bulgular değerlendirilerek kentsel mekân algısını artıracak öneriler geliştirilmiştir.
Peyzaj tasarımının yeşil ve sürdürülebilir binalar üzerindeki etkileri: Ankara ili örneği
Sürdürülebilir veya yeşil bina, binanın iç çevresine odaklanıp, binanın dışında var olan sürdürülebilirlik imkanlardan yarar sağlayarak yapılı çevrenin artan olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya çalışan bir yapıdır. Bu çalışmada peyzaj ilkeleri, bitki örtüsü, alan ve bina konumu dikkate alınarak yapay çevrenin olumsuz etkilerini azaltmak için doğal yollardan bahsedilmiştir. Sağlıklı kentsel çevreleri sürdürmek için Su kalitesi ve yönetimi, Mikro iklim düzenlemesi, Kültür hizmetleri, Gürültü Azaltma, Geliştirme yoğunluğu, Yürünebilirlik, Geçiş olmak üzere yedi peyzaj ilkesi tanımlanmıştır. Ayrıca yeşil binaların bu özellikleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek için Uluslararası Değerlendirme Sistemleri tarafından belirlenen peyzaj ilkelerinin yedi niceliksel ölçüsü tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Ankara (Türkiye)'da yer alan LEED sertifikalı iki yeşil bina değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, peyzaj ilkelerinin yeşil bina tasarımında önemli bir rolünün olmadığı ortaya konmuştur. Sağlanan kriterlerin, esas olarak LEED sertifikası alma gereksinimlerinin karşılanmasıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı-sıra, bazı koşulların diğerlerine göre daha ulaşılabilir ve kolay olduğu da ortaya çıkmıştır. Çalışmada, doğal ve insan yapımı sistemlerin birbiriyle entegre edilmesinin ve yeşil binalarda kapsamlı ve bütüncül tasarım süreçlerinin teşvik edilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır.
Bartın Çayı Havzası'nda uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile iklim değişikliği senaryolarına uygun bir model önerisi
Bu çalışmada bioiklim verileri ve çevresel değişkenlerin alan örtüsü-alan kullanımı değişimlerine olan etkisi değerlendirilerek, RCP iklim değişikliği senaryolarına göre 2050 yılı için Bartın Çayı Havzası'ndaki oluşacak durumun modellemesi yapılmıştır. Çalışmanın, elde edilen model ve sonuçlarla, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi'nde yer alan peyzajların değişimlerine yönelik koruma ve yönetme hedeflerine hizmet etmesi, alana ilişkin sektörel ölçekte bazı öneriler geliştirilmesi amacına uygun olarak maksimum entropi yoluyla modellenmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın tamamı Landsat uydu görüntüleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uydu görüntülerinin seçileceği tarihler belirlenirken, Thortwaite iklim sınıflandırması kullanılmıştır. Uydu görüntüleri alan sınırına göre kesildikten sonra, 1984-2019 yıllarının her biri için normalize edilmiş vejetasyon fark indeksi (NDVI) hesaplanarak haritalar elde edilmiştir. Çalışma alanı karelajlara bölünmüş ve her bir piksel için Shannon-Wiener çeşitlilik indeksi ile hesaplanmıştır. Shannon-Wiener çeşitlilik indeks değerinin yükseldiği alanlarda parçalanmanın ve yapaylaşmanın arttığı, düştüğü alanlarda ise doğal alanların bozulmadığı ya da az bozulduğu söylenebilmektedir. 1984-2019 yılları arasındaki NDVI verileri kullanılarak, 2050 yılının tahmininin yapılmasının istatistiki anlamda açıklanabilir olduğu tez kapsamında ortaya konulmuştur. 2019 yılı uydu görüntüsünden oluşturulan NDVI haritası ve 2050 yılı için tahmin NDVI haritası kullanılarak kontrollü ve kontrolsüz sınıflandırma yapılmıştır. Daha sonra modelleme için Maksimum Entropi yöntemi kullanılmıştır. Çevresel değişkenler kendi içinde, bioiklim değişkenleri ise kendi içinde yüksek korelasyon göstermekte ve bu durum çoklu bağlantı problemine neden olmaktadır. Bu nedenle istatistiki analizlerle toplam 42 farklı değişkenin temsilci değişkenleri belirlenmiştir. Çalışma alanında 1984-2019 yılları arasında iki farklı yönde değişim gözlenmektedir. Bunlardan ilki, alandaki parçalanmanın arttığı, yapaylığın arttığı, doğal alanların kaybedildiği değişimlerdir. İkincisi ise, doğal alanların mümkün olduğunca korunduğu ya da az değiştiği, parçalanmaların olmadığı ya da az olduğu değişimlerdir. Bu yaklaşımla 2 farklı model elde edilmiştir. Elde edilen bu modellere etki eden bioiklim değişkenleri tespit edilerek, RCP 2.6, 4.5, 6.0 ve 8.5 senaryoları baz alınarak 2050 yılı için RCP iklim değişikliği senaryolarına göre alan örtüsü-arazi kullanımı durumu haritalandırılarak ortaya konulmuştur. Bartın Çayı Havzası'nda AKAÖ değişimlerinin olumsuz yönde (yapaylaşma ve parçalanmanın artması) artacağı tez kapsamında yapılan istatistiki modellerle ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, çalışma alanında daha önceden yapılan mekânsal planlarla ilişkisi incelenmiş ve tezin çıktılarıyla karşılıklı değerlendirmesi yapılmıştır. Bütün bunlar sonrasında sektörel ölçekte bazı öneriler geliştirilmiştir. Sonuç olarak, arazi kullanımı-arazi örtüsü değişimlerinin iklim değişikliği senaryoları temelinde modellenmesinin çeşitli plan ve yönetim kararları oluşturulurken dikkate alınması gerektiği, bu bağlamda çağımızın en büyük tehditlerinden biri olan iklim değişikliği etkilerinin istatistiki modellemeler yapılarak önceden tahmin edilebileceği ve bu sayede çeşitli önlemlerin alınarak alanların korunabileceğinin mümkün olduğu ortaya konulmuştur.
Milli park planlamalarında ziyaretçi yönetimine ilişkin yeni bir model önerisi: Altındere Vadisi Milli Parkı (Maçka/Trabzon) örneği
Milli parklarda ziyaretçilerce gerçekleştirilen yoğun ve bilinçsiz kullanımlar kaynak değerleri üzerinde tahribat ve bozulmalara yol açmaktadır. Bu nedenle 1964 yılından itibaren bu olumsuz etkileri en aza indirmek amacıyla ziyaretçi yönetimi adı altında birçok model geliştirilmiştir. Ancak bu modeller özellikle Amerika ve Avrupa ülkelerinin yasal, sosyal ve kültürel şartlarına göre geliştirilmiştir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, Altındere Vadisi Milli Parkı özelinde Türkiye şartlarına uygun Milli Parklarda Ziyaretçi Etki Yönetimi (MP-ZEY) adlı ziyaretçi yönetim modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, koruma ve kullanma olmak üzere iki temele oturmaktadır. Koruma yapısının belirlenmesi amacıyla "Analitik Hiyerarşi Süreci" tekniği ile "Ekolojik Duyarlılık Analizi" ve "Görsel Peyzaj Kalite Değerlendirmesi" yöntemi ile "Görsel Peyzaj Analizi" yapılmıştır. Kullanım yapısının belirlenmesi için ise mevcut etkinlik alanlarının envanteri çıkartılarak etki sorunları ortaya konmuş ve etkinlik eylem planları hazırlanmıştır. Ardından çalışma alanının bütüncül ziyaretçi yönetim çerçevesi ve ilkeleri belirlenmiştir. Ekolojik duyarlılık ve görsel peyzaj analizleri için uzman ve yönetici gruba; ziyaretçi profili, alan kullanım eğilimleri, etkinlik envanteri, alandaki mevcut sorunlar ve eksikliklerin ortaya konulabilmesi için ise ziyaretçilere anket çalışması uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, ülkemizdeki diğer milli parklara da uygulanabilmesi için bu araştırmanın bir rehber niteliği taşıması düşünülmektedir.
Aydın kenti örneğinde gençlik parkı çocuk oyun alanının yeterliliği ve tasarım ilkeleri yönünden incelenmesi
Çocuk oyun alanları ve oyun oynamaya olanak tanıyan kentsel yeşil alanların tümü, çocukların gelişimlerine katkı sağlayarak önemli bir işlev üstlenmektedirler. Çocuk oyun alanı; çeşitli oyun elemanları bulunan ve oyunların amacına yönelik olarak tasarlanan, oynarken sosyal ilişkilerini kurdukları, fizyolojik-duygusal gelişimlerini sağladıkları ve çocukların doğayla buluştukları açık alanlardır. Çocuk oyun alanlarının yeterli büyüklüğe ve donanıma sahip olması, çocuk oyun alanı tasarım ilkelerine uygun olarak yapılması ve iyi yönetilmesi gereken mekanlardır. Oyun alanları hitap ettikleri yaş grupları, biçimsel yapıları, görsellikleri ve yeterlikleri açısından farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; Aydın kentinde seçilen çocuk oyun alanının yeterliliğinin (halk-uzman) saptanmasına yönelik olarak sosyal araştırma amaçlı anketler yapılarak araştırılması, çocuk oyun alanlarının tasarım ilkeleri yönünden doğru olup olmadığını irdelemek, tasarımlarda seçilen bitkilerin tür seçiminin doğruluğunu saptayıp eksiklikleri ve hataları gidermeye çalışmak, doğayla bütünleşerek oyun oynama imkanı bulan çocukların daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine imkan sağlayacak ortamları tanımlamak ve Gençlik Parkı (Aydın Kenti) örneğinde çocuk oyun alanlarının nasıl olması gerektiğine ışık tutmaktır. Çalışmanın yöntemi dört aşamada kurgulanmış olup 1.aşamada çocuk ve oyun kavramları ile ilgili tanımlar ve oyun alanları tasarım ilkelerinin ortaya konduğu literatür araştırması, 2.aşamada araştırma alanı ile ilgili yapılan alanın bileşenleri açısından mevcut durumunun saptanmasına yönelik envanter çalışması, 3.aşamada ise saptanan bu envanter ışığında çalışma alanında yer alan çocuk oyun alanlarının nitelikleri ve yeterlilikleri açısından öneminin ortaya konmasına yönelik uzman (üç aşamalı uzman anketi) ve halk gruplarına yapılan anket çalışmaları ve bunların istatistiki olarak değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Son aşamada ise literatür araştırması, çocuk oyun alanlarının ve yakın çevresinin özelliklerinin belirlendiği alan çalışması ve anket sonuçlarından elde edilen verilerin değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Çalışma sonucunda, oyun alanlarının sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin kullanımı, tasarım ilkelerine uygunluğu bakımından ele alındığında yeterliliklerinin istenilen seviyelerde olmadığı açıkça görülmektedir.
Peyzaj mimarlığı kapsamında kentsel ve kırsal duvar vejetasyonu ve ekolojik karakteristikleri
Kentleşme, sıklıkla endüstrileşme ile ilişkilendirilen bir kavramdır ve dünyanın endüstrileşme hızına bağlı olarak, kentleşme hızı da önlenemez bir biçimde artmaktadır. Kentleşme hızındaki bu artışın en önemli sonuçlarından biri de giderek azalmakta olan doğal kaynak değerlerin üzerinde oluşan baskıdır. Yatay düzlemlerin sahip oldukları ekonomik değer nedeniyle yeşil olmak için fazla "pahalı" oldukları kentler, bu nedenle ciddi anlamda yeşil altyapı eksikliği çekmektedirler. Öte yandan kent hayatı için yeşil altyapının ekolojik, sosyolojik ve ekonomik faydaları oldukça fazladır. Kentlerde oluşan talebin yeşil alanları ciddi bir baskı altında bırakmasının doğal bir sonucu olarak, yeşil alanların oluşturulması için alternatif arayışlara girişilmiştir. Yeşil çatı ve yeşil duvarlar akla gelen ilk çözümler olmuş, kentlerdeki yeşil altyapı eksikliği özellikle bu iki koldan giderilmeye çalışılmıştır. Doğal habitatların taklit edilmesiyle oluşturulan bu alanların sürdürülebilir bir biçimde yeşil altyapıyı desteklemesi için ciddi bir bilimsel bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu iki alan büyük oranda ekolojik isteklerinin sınırlı olması ile bilinen egzotik türlere terk edilmiş, bunun doğal bir sonucu olarak da doğal türlerin karşıladıkları ekolojik fonksiyonların yerine getirilmesinden ekstrem şartlara dayanıklılığa kadar önemli sorunlar ortaya çıkmıştır. İşte bu araştırma, kentsel alanlarda oluşturulacak düşey düzlemdeki yeşil dokular için önemli bir altyapıyı oluşturmayı hedeflemiş, bunun için de kendiliğinden gelişen yeşil düzlemlerdeki türleri referans alarak, bunların varlıklarını etkileyen ekolojik şartların belirlenmesine odaklanmıştır. Böylece endüstriyel yeşil duvarların yüksek bakım maliyetleri ve ekolojik isteklerine karşın, kendiliğinden duvarlara yerleşmiş, varlığını devam ettiren, dolayısıyla ekolojik ve ekonomik maliyeti sınırlı türlerin kentlerdeki yeşil duvarlara kazandırılması amaçlanmıştır. Trabzon ilinde kentsel ve kırsal 60 duvarın araştırma materyalini oluşturduğu bu çalışmada yıl boyu gerçekleştirilen alan incelemeleri ile duvarlarda bulunan bitkiler tespit edilmiş, farklı istatistiki sorgulamalarla bu bitkilerin bulundukları alandaki var oluş gerekçeleri ortaya konulmuştur. Bunun sonucunda kent alanlarında oluşturulabilecek düşük bakım ihtiyaçlı yeşil duvarlar için önemli bir adım atılmış, gelecekte yapılması muhtemel diğer araştırmalar için de öncü bir araştırma olma amacı güdülmüştür.
Uşak kenti parklarının peyzaj tasarım kriterleri açısından incelenmesi
Parklar, kentsel ekosistemin sürdürülebilirliğine katkı sağlarken, insanların fiziksel ve psikolojik iyileşmesine de yardımcı olmaktadır. Uşak kentinde yeşil alan miktarının yasal standartların altında olması ve dengesiz dağılımı kentin yeşil alan sürekliliğini bozmakta ve daha etkin bir kent planlaması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Uşak'ta her mahalleden bir olmak üzere örneklenen 29 park peyzaj tasarım kriterleri açısından incelenerek ve mevcut durumları ortaya konarak kullanım verimliliğini artırmak için öneriler sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, parkların büyüklükleri, yaş grubuna uygunlukları, donatı elemanları, engelsiz alanları, güvenlik durumları, gece kullanımları ve bitki durumları gözlenmiş ve değerlendirilmiştir. Uşak ilinde çalışılan parklar, bakım eksiklikleri ve peyzaj tasarım sorunları nedeniyle kullanıcılar için yeterli konfor ve güvenliği sağlamamaktadır. Parklarda oturma alanlarının yetersizliği, çocuk oyun alanlarının bakımsızlığı ve aydınlatma eksiklikleri gibi sorunlar öne çıkmaktadır. Parkların daha işlevsel hale gelmesi için aydınlatma sistemlerinin modernize edilmesi, engellilere yönelik uygulamaların yapılması ve otopark alanlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yeşil alanların artırılması, sulama sistemlerinin iyileştirilmesi ve geri dönüşüm kutularının yerleştirilmesi parkların sürdürülebilirliğini artıracaktır. Tüm bu iyileştirmeler, parkların estetik ve fonksiyonel potansiyelini güçlendirerek, şehir yaşam kalitesine önemli katkılar sağlayacaktır.
Tanay tabiat parkı'nın rekreasyonel potansiyelinin belirlenmesi
Hızla artan kent nüfusu ve çarpık kentleşme yeşil alanlara duyulan ihtiyacı günden güne artırmakta olup, bu anlamda kent içi ağaçlandırmalar ile kent ormanları insanların doğadan kopmamasını sağlamaktadır. Türkiye'nin doğal güzellik, manzara ve endemik bitki türleri açısından oldukça ilgi gören birçok yeri vardır. Bu yerlerde, deniz, akarsu, göl, orman, tarihi kentler insanların dikkatini çeken önemli unsurlardandır. Bu unsurlara zarar vermeden ve doğal dengeyi bozmadan insanların rekreasyona katılması, doğa ile yakınlaşması, bu alanlara kolay ulaşımı, turizm açısından getirileri ve şehir tanıtımları için oldukça önemlidir. Aynı zamanda insanlara psikolojik ve fiziksel anlamda katkıları nedeniyle bu alanlar büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada günübirlik ziyaretçiler ve turistler tarafından oldukça sık bir şekilde ziyaret edilen İzmir ilinin Çeşme ilçesindeki Tanay Tabiat Parkı'nın rekreasyonel potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, peyzaj değeri, ulaşılabilirlik, iklim değeri, rekreaktif kolaylık ve olumsuz etkenler kriterlerini kapsayan Gülez yöntemi kullanılmıştır. Bu ögeleri değerlendirmek için çalışma alanında yerinde gözlem ve tespitler yürütülmüştür. Çalışmanın sonucunda, Tanay Tabiat Parkı rekreasyonel potansiyeli değeri %70 (yüksek) olarak bulunmuştur. Ayrıca, parkta yürüyüş yollarının ve piknik alanlarının bazı kısımlarında eski, kırık ve paslı aydınlatma direklerinin olduğu, altyapı hataları ile güvenlik ve bakım eksikliklerinin olduğu belirlenmiştir. Bu unsurlar, parkın daha geniş bir kitleye hitap etmesini engelleyen faktörler arasında yer almaktadır. Parkın yüksek rekreasyon potansiyelinin daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi için ciddi iyileştirmelere ve yatırımlara ihtiyaç vardır. Yapılacak düzenlemeler ve yenileme çalışmaları, parkın hem görsel hem de işlevsel kalitesini artırarak, ziyaretçi sayısını artırabilir ve bölgenin turizm ekonomisine katkı sağlayabilir.
Tarihsel süreç içerisindeki kültürel değişimin fiziksel ve algısal değişim bağlamında irdelenmesi: Trabzon kent meydanları örneği
Bu çalışmada, Yapılan etkinliklerin bir mekanı farklılaştırması beklenir.Ancak gelişmekte olan ülkelerin teknolojik bağımlılığına bağlı olarak gerçekleşen değişim hızı, birbirine benzer mekanların doğmasına sebep olur.Bunun sonucu olarak insanların zihnindeki mekan ile yapısal mekan arasındaki uyum kaybolur ve algılanabilirlik azalır.Bu durum insanın mekana yabancılaşmasına neden olur.Bu varsayımlardan yola çıkarak tez çalışması kapsamında değişim hızına paralel olarak kaybolan, devam eden ve ortaya çıkan yeni etkinliklerin, bu etkinliklere olanak sağlayan mekansal özelliklerin saptanması ve bununla birlikte yaşanan bu değişim sonucu geçmiş ve günümüz kullanıcı memnuniyetinin değerlendirilmesi ve bu değişim sonucu belirli bir yaş grubuna göre oluşan negatif mekan kavramına alternatif getirilmesi amaçlanmaktadır.Bu yaklaşım içinde yabancılaşma, toplumsallaşma, aidiyet ve güven, pozitif mekan, negatif mekan kavramlarından yararlanılarak bir araştırma modeli ortaya koyulmuştur.Araştırmanın uygulama kısmı çeşitli aşamalardan meydana gelmiştir. Birinci aşamada çalışmada kullanılacak fiziksel ve algısal özellikleri belirleyebilmek amacıyla tarihi fotoğraflar, haritalar, yazılı ve sözlü anlatımlar ile görüşmeler sonucu elde edilen verilerin incelenmesi yer alır. İkinci aşamada fiziksel ve algısal değişim sınıflandırılmış ve bir tipolojiye oturtulmuştur. Üçüncü aşamada önceki aşamada elde edilen tüm veriler bir arada değerlendirilmiştir.Çalışmanın sonucunda oluşturulan araştırma modeli ile değişimin (belirli bir yaş grubuna göre) insan ve mekan arasındaki bağı azalttığı ve böylece mekansal süreklilikteki kopukluğun negatif mekanlar ürettiği tespit edilmiştir. Fiziksel sürekliliğin sağlanmaması durumunda insanın mekana ve paralelinde birbirlerine yabancılaştığı belirlenmiştir. Bu durumun bireyin uyum ve aidiyet duygusundaki azalmaya sebep olduğu saptanmıştır.
Bir ağ sistemi olarak parkların değerlendirilmesi: Burdur ili merkez ilçesi örneği
Bu çalışmada, Burdur ili Merkez ilçesinde bulunan park alanlarının sayısı, yüzölçümü, yerleşim dokusu içerisindeki dağılımı, hizmet yarıçapları ve yeşil ağ sistemine katkı potansiyeli incelenmiştir. Park alanları, mevcudiyet durumlarına göre "mevcut park alanları" ile "potansiyel park alanları" olmak üzere iki farklı grupta ve mahalle bazında değerlendirilmiştir. Mevcut park alanlarının hizmet yarıçapları analiz edilirken, 100-1000 m² büyüklüğündeki parklar için 500 m, 1000-10.000 m² büyüklüğündeki parklar için ise 1000 m hizmet yarıçapı esas alınmıştır. Bu analizler, "ArcGIS Pro 3.0.2" yazılımında "Buffer yöntemi" kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, Burdur ili Merkez ilçesindeki 35 mahalleden yalnızca Tepe ve Mehmet Akif Ersoy mahallelerinde kişi başına düşen park alanının yeterli olduğu, geri kalan 33 mahallede ise bu alanların yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Potansiyel park alanlarının mahalle bazında incelenmesi sonucunda, Atatürk Mahallesi hariç tüm potansiyel park alanlarının mevcut parkların hizmet etki alanı içerisinde yer aldığı belirlenmiştir. Bu durum, ilgili alanların mahalle bazında bir ağ sistemini destekleyici nitelikte park alanları olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, merkez ilçede mevcut park alanlarının bir ağ sistemi oluşturma açısından yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Park alanlarının mevcut hizmet yarıçaplarının göz önünde bulundurulmadığı ve ağ sisteminin planlanmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, tespit edilen potansiyel park alanlarının park kimliği kazanması durumunda, mahalle bazında bir ağ sistemi olarak ilgili parkların değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Kent merkezlerinde yaya öncelikli ulaşım olanaklılığı: Trabzon Kahramanmaraş Caddesi örneği
Nüfusun ve kentleşme faaliyetlerinin hızla artması nedeniyle ortaya çıkan sorunlar kentlerin yaşam kalitesini düşürmektedir. Kentsel sorunların büyük bir kısmı aşırı otomobil bağımlılığı ile trafik yükünün maksimum kapasitelerin üzerine çıkması sonucu oluşmaktadır. Yollar, kentlerde ulaşımı sağlamanın yanında kentin tarihinin yazıldığı, bilginin ve duyguların değiş tokuş edildiği önemli kamusal mekanlardır. Bu nedenle yaşanabilirliğin artırılmasında yolların durumu ve yayaların yollarla buluşabilmesi önemlidir. Bu bağlamda, tez çalışmasında kent merkezlerinde taşıt trafiğini azaltırken, yaya erişimini tercih edilebilir kılan 'yayalaştırma' uygulamalarının olanaklılığı ve gerekliliğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Literatür bölümünde kent yaşamı, kentsel ulaşım politikaları, kentsel ulaşım, yayaların durumu, yaya öncelikli ulaşım planlamalarının kent yaşamına katkıları irdelenmiş, yayalaştırma türleri anlatılmış ve başarılı örnekler paylaşılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Trabzon Kahramanmaraş Caddesi örneğinde gözlem, anket ve görüşme teknikleri kullanılarak caddenin genel durumu ve yaya yoğunlukları saptanmış; yayalar, dolmuş şoförleri, caddede çalışanlar ve uzman gruplardan caddenin mevcut hali ile ilgili fikirleri ve yayalaştırılması ile ilgili görüşleri elde edilmiştir. Yayalaştırma uygulamalarının gerekliliğini destekler yönde, caddenin en önemli sorununun trafik (%45) olduğu, yayaların caddede rahat yürüyemedikleri (%79) ve caddenin yayalaştırılmasının istendiği (%75) sonuçlarına ulaşılmıştır. Son olarak sonuçlara paralel caddenin iyileştirilebilmesi için öneriler getirilmiştir.
Doğu karadeniz bölgesi kıyı kesimi bitki örtüsünün peyzaj mimarlığı açısından değerlendirilmesi
Kıyı alanları, dünyada ve ülkemizde dikkat çeken peyzaj karakterleri oluşturmaktadır. Doğal ya da müdahaleler sonucu oluşan kıyı alanlarındaki ortamların peyzaj mimarlığı açısından değerlendirilmesi, kıyı alanlarında gerçekleştirilecek sürdürülebilir peyzaj planlama ve tasarım çalışmaları açısından önemlidir. Ülkemizin önemli kıyı alanlarına sahip Doğu Karadeniz Bölgesi gerek iklim gerekse topoğrafik yapısı açısından farklılık gösteren, zengin bitki tür çeşitliliğine ve görsel açıdan dinamik etkiye sahip habitatları içermektedir. Bu nedenle çalışma kapsamında Doğu Karadeniz kıyı kesiminde (Ordu il sınırından Gürcistan sınırına kadar) gün geçtikçe tahrip olmaya devam eden kıyı alanları mevcut doğal verileri tespit edilmiş, vejetasyon yapısı ve ortam ilişkileri istatiksel analizlerle ortaya koyulmuş ve peyzaj mimarlığında uygulamaya yönelik bitki özellikleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında yapılan arazi çalışması ile 141 örneklem alanda EUNIS'e göre 11 habitat sınıfı belirlenmiş ve bulunma yüzdesi en fazla ilk üçü Ficus carica L. (56.74), Robinia pseudoacacia L. (%51.77), Torilis arvensis (HUDS.) LINK subsp. arvensis (HUDS.) LINK (%50.35) olan 218 bitki taksonu tespit edilmiştir. Tespit edilen bitki taksonları floristik açıdan değerlendirilmiş ve uygulamaya yönelik seçim için bitki özellikleri (kentsel tolerans, peyzaj etkisi, fonksiyonel özellik, yenilenme özelliği ve ekonomik özellik) skorlama yapılarak istatiksel analizlerle öne çıkan bitkiler ve özellikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak kıyı alanlarında tespit edilen bitki çeşitliliğinin önemli ölçüde olduğu ve bitki seçim kriterlerinin uygulamaya yönelik tasarımlarda kentsel tolerans ve peyzaj etkisi özelliğinin ön plana çıktığı görülmüştür. Ayrıca tespit edilen bitki türlerinin özelliklerine göre peyzaj tasarım çalışmalarında kullanımlarına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Bu araştırmanın sonuçları, Doğu Karadeniz Kıyı Alanları'nın vejetasyon yapısı açısından güncel durumunu gösteren temel veri oluşturmaktadır.
Klasik dönem osmanlı mimarisinde avlu tipolojilerinin incelenmesi
Avlunun içe ait, dışa sınırlı fakat açık bir mekân oluşu, sunduğu imkânlarla ve karşıladığı ihtiyaçlarla onu özel bir mimari unsur kılar. Avlu mekânı, insanın taş çağına uzanan barınma ihtiyacı ile başlayan çevresini düzene sokma eylemiyle, ihtiyaçlarının zamanla şekillendirip, geliştirdiği bir mimari üründür. Bu gelişim sürecinde yüksek üslup olarak da ifade edilen Osmanlı klasik dönem mimarlığı yapıları, hem çok farklı fonksiyonlu yapılarda avlu kullanımları hem de özgün çözümler getirmesi sebebiyle dikkate değerdir. Bu çalışmada, Klasik Dönem Osmanlı Mimarisinde; cami, han, medrese olmak üzere avlulu yapıların, farklı fonksiyonlara göre avlu tipolojileri ve avlu kullanımlarının incelenmesi ve değerlendirmelerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın ilk bölümünde, literatür araştırması çerçevesinde farklı kaynaklara göre avlu tanımları, özellikleri, tarihi süreçte kullanımı ve biçimsel ifadeleri araştırılarak genel bilgiler olarak verilmiş, bunlardan avluyu ve klasik dönemi ifade eden kavramlar ortaya konulmuştur. İkinci bölümde, amaç doğrultusunda önceki çalışmalardan ve literatürden elde edilen kavramlardan yola çıkılmış, yöntem olarak analiz formları oluşturulmuştur. Bu formlara seçilen yapıların, kriterlere bağlı olarak bilgileri ve özellikleri işlenmiştir. Üçüncü bölümde, seçilen örnek yapılar ve yöntem çerçevesinde, avlulu yapıların yorumları ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Dördüncü bölümde; tüm incelemeler ve değerlendirmeler doğrultusunda konuya iliskin sonuçlar ve buna bağlı olarak öneriler yer almaktadır.
Ekolojik temelli bir rekreasyon turizm yeşilyolu planlaması: Erzincan Ekşisu sazlığı – Altıntepe ve Saztepe höyükleri güzergahı örneği
Günümüzdeki kontrolsüz nüfus artışı, çarpık kentleşme ve teknolojik gelişmeler gibi pek çok durum peyzaj sisteminde kopmalar meydan getirmektedir. Bu kopmaların önüne ancak oluşturulan bağlantılarla geçilebilmektedir. Koridorlar peyzaj parçalarını birbirine bağlar, küçülüp yok olmasını engeller, canlı yaşamının devamlılığı için alanlar oluşturur. Koridor sistemleri sadece ekolojik amaçlar için değil, kültürel/tarihi ve rekreasyonel kullanımlar için planlanırlar. Bu çalışmada; Erzincan ili Merkez ve Üzümlü ilçe sınırları içerisinde bulunan Ekşisu Sazlıklarını ve çevresindeki tarihi höyükleri içine alan koridorun ekolojik temele dayanan bir rekreasyon turizm yeşilyolu olabilirliği incelenmiştir. Bu bağlamda Ekşisu Sazlıklarını, tarihi höyükleri, çevredeki bazı kırsal yerleşimleri ve rekreasyon alanlarını içine alan bir sınır oluşturulmuştur. Bu sınır dahilinde alanın CBS ortamında haritaları oluşturulmuş ve mevcut durum analizi yapılmıştır. Ardından, kent içinde 200 kişi üzerinde gerçekleştirilen bir anket çalışması sonucunda çalışma alanı sınırları içerisindeki koridorun ekolojik temelli bir rekreasyon turizm yeşilyolu olarak planlanması yönünde öneri alan kullanım kararları verilmiştir. Gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda kent halkının %19,7'nin piknik alanlarının arttırılmasını,%17'si seyir noktaları yapılmasını,%16,8'inin kaplıcaların tesislere dönüştürülmesini istedikleri; öğrencilerin ise %18,9'unun piknik alanlarının arttırılmasını, %16,2'si gölette rekreatif faaliyetlere yer verilmesini,%15,5'inin seyir noktaları yapılmasını istedikleri bulunmuştur. Ayrıca anket sonuçlarına göre kent halkının %51,6'sının, öğrencilerin ise %10,3'ünün Altıntepeden haberdar oldukları, kent halkının %5,4'ünün, öğrencilerin ise %8,4'ünün Altıntepeyi ziyaret ettikleri görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen veriler, uygunluğu incelenen yeşilyol planlamasının gerekliliğini desteklemektedir.
Ortopedik engelli çocukların iyileştirilmelerine yönelik planlama yaklaşımı: ODTÜ Eymir Gölü örneği (Ankara)
Son yıllarda kent içerisindeki açık-yeşil alanlarda ortopedik engelliler açısından sağlıklı çevre koşullarına sahip uygun planlamalar yapılmaktadır. Fakat kent içerisinde bulunan sınırlı büyüklükteki bu alanlarda, engellilere yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler yetersiz bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, Ankara kenti yakın çevresinde bulunan Eymir Gölü'nün doğal çevre değerlerinin, ortopedik engelli çocuklar üzerinde yaratmış olduğu etkiyi belirlemek ve ayrıca paydaşların katılımı ve kullanıcı kesimlerin gözlemlenmesi doğrultusunda yeniden planlanmasını sağlamaktır Araştırmada, alanın doğal-kültürel kaynakları, mevcut alan kullanımları ve sosyo-ekonomik yapısı incelenmiş ve "kullanım Sürecinde Değerlendirme Metodu" uygulanmıştır. Bu kapsamda anket oluşturma, gözlem yapma ve ilgili uzmanlarla görüşme teknikleri kullanılmıştır. Gözlem sonucunda coğrafi bilgi sistemi kullanılarak deneklerin yapmış oldukları etkinliklerin gösterildiği davranış haritaları oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında Ankara'daki açık yeşil alanların ortopedik engelli çocuklar ve ebeveynleri tarafından kullanılamadığı ve bu sebeple serbest zamanlarını evde dinlenerek ve televizyon izleyerek geçirdikleri tespit edilmiştir. Başta çevredeki insanların rahatsız edici tavırları, ulaşım olanağı kısıtlılığı ve mevcut ekonomik sorunlar, bu engelli çocukların açık yeşil alanlara gitmesini engellemektedir. Bu araştırma, doğal alanlarda zaman geçirmenin ortopedik engelli çocuklar üzerinde olumlu etki yarattığı ve bu alanlarda gerçekleştirilen etkinliklerin engelli çocukların motor, dil, sosyal ve duygusal gelişimlerini ile öz bakım becerilerini geliştirdikleri görülmüştür. Eymir gölü ve çevresinin, ortopedik engelli çocuklara yönelik geliştirilen etkinliklere uygun olması ve bu kapsamda erişebilirliliğin sağlandığı uygun geçiş yollarının yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
Lise gençlerinin kişilik gelişimlerine okul açık mekanlarının etkisi
Ergenlik, kişilik gelişiminde önemli bir dönemdir. Bu nedenle ergenlikle ilgili birçok kuramda kişilik gelişimi üzerinde durulmaktadır. Kişilik gelişiminde etkili olan birçok faktör vardır. 'Fiziki çevre' de bu faktörlerdendir. Literatürde okulların sahip olması gereken özellikler 'okul iklimi' kavramı ile açıklanmıştır. Bu çalışma kapsamında ise okul ikliminin fiziksel ve sosyal boyutları üzerinde durulmuştur. Okul ikliminin fiziksel ve sosyal boyut açısından yeterli olduğu okullarla bu boyutların kısmen yeterli ve/veya yetersiz olduğu okulların karşılaştırması yapılarak öğrencilerin kişilik gelişimleri üzerindeki etkilerinin saptanması bu çalışmanın amacıdır. Çalışmanın uygulama kısmı dört aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada çeşitli özellikleri değerlendirilerek çalışma yapılacak okullara karar verilmiştir. İkinci aşamada çalışma yapılan okulların öğrenci ihtiyaçlarını karşılama oranları belirlenmiştir. Üçüncü aşamada okul bahçelerinin yeterlilikleri ve öğrenci etkinlikleri arasındaki ilişki ortaya koyulmuştur. Son aşama da ise elde edilen bütün veriler bir arada değerlendirilerek okul açık alanlarının lise gençlerinin kişilik gelişimine etkisi belirlenmiştir. Sonuç olarak okul açık alanlarının öğrenci ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğinin ne derece önemli olduğu ve fiziksel - sosyal boyut açısından olumlu bir okul iklimine sahip okulların öğrencilerin kişilik gelişimlerini olumlu etkileyen faktörlerden biri olduğu ortaya koyulmuştur. Geliştirilen çalışma modeli ile lise gençlerinin kişilik gelişimlerinin hangi okul ortamları ile desteklenebileceği belirlenmiştir.
Tarihi peyzaj ve peyzaj karakter değerlendirilmesi yaklaşımları ile doğa koruma-turizm odaklı peyzaj planlama: meryemana vadisi örneği, trabzon
Peyzajların belirlenmesi, korunması, yönetimi ve planlamasını içeren Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (APS), peyzajlarda gerçekleşen değişimlerin uluslararası ölçekte fark edilmesi ile gündeme gelmiştir. Fakat bu sözleşmenin gerekliliği Türkiye' de yasal süreçler içinde henüz yerini alamamış ve mevcut çalışmalar ise başlangıç aşamasındadır. Dünya çapında önemi yeni anlaşılan peyzajların tarihsel gelişimini izleyen değerlendirme çalışmaları ise Türkiye' de henüz uygulanmamıştır. Bu sebeple peyzaj bilinci olmadan ve peyzaj değerlendirme süreci gerçekleşmeden tamamlanan koruma temelli ve sektörel tabanlı plan ve projeler, önemli kaynak değeri taşıyan peyzajların zarar görmesine ve geri dönüşü olmayan kaynak kayıplarına neden olmaktadır. Bu kapsamda irdelenen bu araştırmanın amacı; Meryemana Vadisinin tarihsel peyzaj sürecini belirlemek, üretilen bilgileri peyzaj karakter analizi ve değerlendirmesi ile bütünleştirmek ve sonuç olarak doğal ve kültürel değerler ile tarihi izlerin korunduğu doğa koruma ve turizm odaklı sonuçlar üreten örnek bir peyzaj planlama modeli gerçekleştirmektir. Bu bağlamda tarihi izleri ve peyzaj karakter tiplerini bütüncül olarak ele alan 15 peyzaj karakter alanı tanımlanmış ve her birine özgü doğa koruma ve turizm stratejileri belirlenmiştir. APS' nin gerekliliğini yerine getiren bu araştırma, Türkiye'de gerçekleştirilecek diğer planlama ve peyzaj değerlendirme araştırmaları için değerli bir örnek oluşturacaktır.
Kampüs açık mekan çevresel özelliklerinin yere bağlılık duygusu üzerindeki etkileri: K.T.Ü. Kanuni Kampüsü örneği
Çevrenin insan davranışları üzerindeki etkisini inceleyen çevresel psikoloji literatüründe çevre önemli rol oynamaktadır. İnsan davranışları, onların ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılayan fiziksel ve sosyal çevrede oluşmaktadır. Bu nedenle çevre psikolojisinin fiziksel çevreyle olduğu kadar sosyal çevre ile de ilişkili olduğunu belirtmek gerekmektedir. Özellikle sürekli değişen dünyada, mobilitenin artmasıyla beraber ihtiyaçların da farklılaşması, insanın mekanla kurduğu bağın sorgulanmasını daha da önemli hale getirmiştir. Aynı şekilde açık mekanların sunduğu fiziksel ve sosyal özellikler sonucunda bazı mekanlar kullanıcılar tarafından yoğun olarak kullanılan, canlı konumlara dönüşürken, bazı mekanlar ise kullanıcı ile bütünleşemeyen ve kullanılmayan boş alanlara dönüşmektedir. Bu sorun üzerine, açık mekanların sunduğu fiziksel ve sosyal özelliklerin neler olması gerektiği, bu özelliklerin başarısının kullanıcı memnuniyeti ve yere bağlılık duygusu üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla araştırma modeli ortaya koyulmuştur. Araştırmanın amacı, yalnızca çevrenin sunduğu fiziksel ve sosyal özelliklerin kullanıcı memnuniyeti ve yere bağlılık duygusu üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu nedenle araştırma alanı olarak, kullanıcıların geçmiş deneyimlerinin, hatıralarının olmadığı, kullanıcı grubunun benzer olduğu fakat çevresel özelliklerin farklı olduğu K.T.Ü. Kanuni Kampüsü açık mekanları seçilmiştir. Araştırma yöntemi mekânsal analiz ve anketlerden oluşmaktadır. Çalışmanın sonucunda oluşturulan araştırma modeli ile kullanıcı ihtiyaçlarının daha yüksek düzeyde karşılandığı başarılı kampüs açık mekanlarında, kullanıcı memnuniyeti ve yere bağlılık duygusunun arttığı ortaya koyulmuştur. Özellikle çevrenin sunduğu sosyal özelliklerin, fiziksel özelliklere kıyasla kullanıcı memnuniyeti ve yere bağlılık duygusunu daha yüksek düzeyde etkilediği ortaya koyulmuştur. Aynı zamanda kullanıcıların bulundukları kampüs açık mekanlarına karşı öncelikle yere bağımlılık (işlevsel bağlılık) geliştirdikleri, sonrasında zamana da bağlı olarak yer kimliği (duygusal bağlılık) geliştirdikleri ortaya koyulmuştur.
Akdeniz iklim koşullarında kentsel mikro iklimin değerlendirilmesi: İzmir - Karşıyaka örneği
Sanayi devrimi ile birlikte kentleşmenin hızlanması ve insan faaliyetlerine bağlı olarak yeşil alanlar azalmış, azalan yeşil alanların yerini geçirimsiz yüzeyler kaplamıştır. Kentsel peyzajlarda değişen bu arazi örtüsüne bağlı olarak farklı özellikteki mikro iklimsel alanlar oluşmuştur. Mikro ölçeklerden başlayıp makro ölçeklere uzanan bu değişim özellikle dış mekanlarda insan termal konforu açısından olumsuz etkilere neden olmuştur. Değişen kent dokularına yapılan müdahalelerin kent mikro iklimlerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada; farklı kent dokusuna sahip 3 araştırma alanı, yeşil alan miktarı, bitki materyali türü ve yüzey özelliklerine bağlı olarak kurgulanan farklı varyasyonlarla incelenmiştir. ENVI-met yazılımı ile oluşturulan bu iklim simülasyonlarında termal konfor indeksi olan PMV ile TMRT ve hava sıcaklığı değişimleri incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, Akdeniz ikliminin hakim olduğu Karşıyaka - Çiğli çalışma alanlarında artan yeşil alan ve geçirimli yüzey miktarlarına bağlı olarak 2.5˚C'ye varan sıcaklık düşüşü meydana gelebileceği tespit edilmiştir. Ayrıca simülasyon sonuçlarında psikolojik stres seviyelerinde de olumlu değişimler gözlemlenmiştir. Günümüzün en önemli problemlerinin başında gelen iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için küresel anlamda alınacak önlemlerin yanında araştırma kapsamında olduğu gibi mikro ölçeklerde yapılacak müdahaleler de büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda yeşil alan miktarlarının arttırılıp geçirimsiz yüzey miktarının azaltılması, kentsel alanlarda ortaya çıkan konforsuz iklim koşullarının iyileştirilmesinde oldukça etkili olacaktır.
Yapay sulak alanların kent ekosistemi üzerine etkisi: Antalya-Konyaaltı örneği
Bu tez çalışmasında yapay sulak alanların kentsel alanda uygulanması ile kent ekosisteminde oluşturacağı etkiler Antalya ili Konyaaltı ilçesi örneği üzerinde incelenmiştir. Çalışmada "Genellikle kırsal alanlarda uygulanan yapay sulak alanların kentsel alanlarda uygulanması ile küresel ısınma, iklim değişikliği ve su yönetimi bağlamında kent ekosistemine olumlu etkiler sağlanabilir mi?" sorusuna yanıt aranmaya çalışılmıştır. Çalışma alanı olarak Antalya ili Konyaaltı ilçesinde bulunan Çandır çayı ve yakın çevresi seçilmiştir. Çalışma alanı üzerinde hibrit yapay sulak alan yöntemi kullanılarak 3 adet yapay sulak alan (YSA) dizisi tasarlanmıştır. Üç YSA dizisini içeren bu hibrit YSA sisteminde 3 adet dikey yüzey altı akışlı yapay sulak alan (DYAYSA), 3 adet yatay yüzey altı akışlı yapay sulak alan (YYAYSA), 4 adet serbest yüzey akışlı yapay sulak alan (SYAYSA), 2 adet dezenfeksiyon havuzu ve 1 adet su oyun havuzundan oluşan toplam 13 adet yapay sulak alan yer almaktadır. Sistemin beslemesinde (su girişinde) evsel atık su, yüzey akış suları ve yağış suları kullanılması çıkış suyunun ise sulama suyu, rekreatif su yüzeyleri ve dere yatağına deşarj olarak kullanılması planlanmıştır. Çalışma ile erişilmek istenen sonuç; kentsel alanlarda yapay sulak alan planlama ve uygulamalarının kent yakınlarında doğal rekreasyon alanlarının eksikliğinin giderilmesi, çöp depolama alanları, kum, taş ve maden ocaklarının rehabilitasyonu, atık suların arıtımı, vb. işlevleri ile kent ekosistemine önemli katkılar sağlayacak olmasıdır. Bununla birlikte oluşturdukları ekosistemin temiz su kaynaklarının tükenmesi, doğal ekosistemin bozulması, iklimsel açıdan olumsuz değişiklikler vb. küresel sorunlara olumlu etkileri olacağının belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma ile genellikle kırsal alanlarda arıtma işlevi ve potansiyeli üzerine odaklanılan ancak kentsel alanlarda uygulanabilirliği, ekosisteme katkıları, rekreasyonel olanakları ve peyzaj değerleri yönünden yeterince ele alınmayan yapay sulak alan çalışmalarına literatürdeki bu boşluğunun doldurulması açısından katkı sağlanacaktır.
Kentsel peyzaj içinde mezarlıklar ve ekosistem hizmetleri: Isparta ili örneği
Bu çalışmanın amacı, kentsel açık yeşil alan sistemi içerisinde önemli bir yer tutan mezarlıkların, Isparta kentinden seçilmiş örneklem alanları olan; Gülcü Mezarlığı, Isparta Garnizon Şehitliği-Karaağaç Mezarlığı ve Akyol Mezarlığı'ndaki ağaç özellikleri, hava kirliliği giderimi, karbon depolama ve oksijen üretimi gibi çeşitli ekosistem hizmetlerinin değerlendirilmesidir. Veri analizinde i-Tree Eco modelinin kullanıldığı çalışmada; arazi kullanım türü, ağaç türleri, ağacın göğüs yüksekliğindeki çapı-DBH (cm), ağaç yüksekliği (m), canlı taç yüksekliği (m), tacın yerden yüksekliği (m)ve kayıp taç yüzdesi verilerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre mezarlıklardaki ağaçlar brüt olarak yılda yaklaşık 47,22 ton karbonu tutmakta ve 6.770 ton karbonu depolamaktadır. Ayrıca mezarlıklardaki bitkiler yılda yaklaşık 373,6 m3 bir yüzey akışı engellemekte ve 35,55 kg hava kirleticisini ortadan kaldırmaktadır. Son olarak mezarlıktaki ağaçların yıllık 125,89 ton oksijen ürettiği hesaplanmıştır. Fakat, daha iyi düzenleyici ekosistem servisleri üretebilmek için, mezarlık tasarımlarında kullanılan bitki türlerinin çeşitliliğinin artırılması ve disiplinli bir şekilde yönetilmesi önerilmektedir.
Tuz stresi altında Lavanta (Lavandula officinalis L.) bitkisinin morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerine koyun yünü gübresinin iyileştirici etkisi
Organik materyallerin kullanımı toprağın fiziksel özelliklerini iyileştirerek, bitki taksasının verimliliğini ve başarısını artırmaktadır. Bu bağlamda, son yıllarda bitkiler üzerine organik bir materyal olan koyun yünü gübresinin etkilerini inceleyen bazı araştırmalar bulunmaktadır. Ancak, tuz stresi altında olan bir bitkinin üzerine koyun yünü gübresinin etkilerini araştıran çalışma sayısı çok sınırlıdır. Bu çalışmada, farklı tuz konsantrasyonları altında yetiştirilen lavanta bitkisinin kalite, büyüme ve fizyolojik özellikleri üzerine koyun yünü gübresinin iyileştirici etkisi olup olmadığı ve uygun dozun hangisi olduğu incelenmiştir. Bu amaçla, beş tekerrürlü iki faktörlü faktöriyel deneme deseni kurulmuştur. Farklı tuz konsantrasyonları ı (0 mM, 30 mM, 60 mM ve 90 mM) ve koyun yünü gübresi peletleri (%0, %0,5, %1, %2 ve %4) toplam 100 saksılı denemede uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, koyun yünü gübresinin orta ve düşük dozlarının (özellikle KYG-2 + NaCl-0 ve KYG-1 + NaCl-0) lavanta bitkisi üzerinde olumlu etkileri olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan, artan tuz konsantrasyonları (NaCl-60 ve NaCl-90) lavanta bitkisi üzerinde olumsuz etkilere neden olmuştur. Bu sonuçlar, çalışılan lavanta türünün yetiştiriciliğinde tuz stresinin etkilerini azaltmanın ve verimliliği artırmanın bir yolu olarak koyun yünü gübresinin kullanımının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, tuz stresine dayanıklı lavanta çeşitlerinin geliştirilmesi ve kültürel uygulamalarla birlikte, bu tarz atık ve doğal gübrelerin kullanımının desteklenmesi, lavanta yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği artırabilir. Diğer taraftan çevreye ve ülke ekonomisine katkı sağlar.
Çukurova bölgesinde biyoklimatik veriler kullanılarak açık ve yeşil alan sistemlerinin belirlenmesi ilkeleri üzerinde bir araştırma
Araştırma alanı, Akdeniz Bölgesinin 36° 07' -38° 07' Kuzey Enlemleri ile 33° 27' -36° 27' Doğu Boylamları 2 arasında kalan yaklaşık 34 300 Km ' lik kesimini kapsamak tadır. Güney kıyı şeridinde Silifke-Yumurtalık, kuzeyde Arslenköy-Pozantı-Saimbeyli, batıda Gülnar-Mut, doğuda Yarpuz, araştırma alanının sınırlarında yer almaktadır. Son yıllardaki hızlı nüfus artışı, hızlı kentleş me ve endüstrileşme ile bunlara bağlı diğer gelişmelerin çok sayıda çevre sorununu yarattığı ve doğal değerlerin uygun kullanımının oldukça ""kısıtlandığı bir bölge olarak görülmesi nedeniyle Çukurova Bölgesi bu çalışmada araş tırma alanı olarak seçilmiştir. Bölgede ortaya çıkan sorunlardan belki de en önemlisi kentsel ve kırsal kesimlerde iklim koşullarının bozulmasıdır. Bölge iklimi genelde sıcak ve insan yaşa mını olumsuz etkileyebilecek karakterdedir. Doğanın bil hassa bitki örtüsü bakımından giderek tahrip edilmesi ve hatalı alan kullanımlarının yarattığı sonuçlar da bu na katıldığında sorunlar özellikle kentsel ortamda daha da büyük olmaktadır. Bölge kentleri genelde düzensiz bir gelişme içerisindedir. Kentlerin çevrelerinde hızla ya yılan gecekondu yerleşimleri ile kent merkezlerindeki çok katlı ve birbirine sıkışmış yapı kitleleri günümüzde kentlerin akciğerleri ve fiziksel denge unsurları kabul edilen açık ve yeşil alanlara yer bırakmamıştır. Diğer yandan kentler ve yakın çevrelerindeki çeşitli etkinlik ler nedeniyle kentsel atmosferin bozulma olgusu da hız kazanmaktadır. Bölge kentlerindeki çevre bozulmalarının açık ve yeşil alanlar başta olmak üzere, diğer alan240 - kullanımları yönünden bir arada düşünülerek düzeltilme si gerekmektedir. Bu nedenle, bölge yerleşim alanlarında atmosferik yapıyı iyileştirmeye yönelik veya iklimle den geli fiziksel planlamaların yapılmasında yararlı olabi lecek bir araştırma ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araş tırma alanında, İklim-İnsan-Bitki ilişkileri içerisinde iklimsel konforu sağlayacak fiziksel yapının belirlenme si bu çalışmada esas amaç edinilmiştir. Araştırma; 1. Genel biyoklimatik değerlendirme, 2. Fiziksel planlamalarda iklimle denge kurulma sında kullanılacak ölçütlerin belirlenmesi, 3. :Çeşitli alan kullanımları için iklimle dengeli fiziksel planlama önerileri şeklinde üç aşama da gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, önce araştırma alanının biyokli matik değerlendirmeye esas olacak genel yapısı (topoğra- fik yapı, toprak özellikleri, hidrolojik yapı, iklim, do ğal bitki örtüsü) ortaya konulmuştur. Daha sonra, araş tırma alanında belirlenen 14 meteoroloji istasyonuna ait 1970-1983 j'ilları arasını kapsayan iklim verileri biyo klimatik değerlendirmeler için kullanılabilir hale geti rilmiştir. Bu verilerden sıcaklık ve bağıl nem elemanla rına ilişkin olanları OLGYAY (1973) tarafından gelişti rilen Biyoklimatik Çizelge üzerine kaydedilmiştir. Bu şekilde 14 yerleşim alanı için En Sıcak ve En Az Sıcak Dönemler ile Biyoklimatik Konfor İçeren Bölgeler ve İk limsel Gereksinim Bölgeleri ortaya çıkartılmıştır. Biyo klimatik Çizelge üzerinde belirlenen bu bölgeler zamana bağlı olarak yorumlanmış ve sonuçta 14 yerleşim alanı- 241 - için Biyoklimatik Konfor İçeren Dönemler ile İklimsel Gereksinim Dönemlerinin saat olarak yıllık toplam süre leri elde edilmiştir. Bulunan değerler, biyoklimatik kon for içeren dönemler için mevsimler itibariyle; sıcaklık, gölge, rüzgar, nem ve ek serinletme unsurlarını içeren iklimsel gereksinim dönemleri için en sıcak ve en az sı cak dönemler itibariyle araştırma alanı genel haritası üzerine işlenmiştir. Sonuçta, Araştırma Alanı Biyoklima tik Değerlendirme Haritaları ortaya çıkartılmıştır. Qalı§manın ikinci aşamasında, elde edilen biyo klimatik değerlendirme haritaları yorumlanarak araştırma alanının ortaya koyduğu Biyoklimatik Kuşaklar (Sıcak Ku şak, Ilıman Kuşak, Serin Kuşak, Soğuk Kuşak) belirlenmiş tir. Araştırma alanında iklimle dengeli fiziksel planla ma ilkelerini belirlemek amacıyla, bulunan her biyokli matik kuşağı ve bölgenin farklı topoğrafik kuşaklarını örnekleyebilecek yerleşim alanları (Yumurtalık, Kozan, Mut, Feke, Arslanköy) tesadüfi olarak seçilmiştir. Se çilen yerleşim alanlarına ait biyoklimatik verilere OLGYAY'm (1973) geliştirdiği Sol-Air Yönlendirme Teorisi esasları uygulanarak her yerleşimdeki farklı alan kulla nımları için iklimle dengeli yönlendirme ve yer seçimi ölçütleri ortaya çıkartılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında, iklimle dengeli fiziksel planlama ölçütleri kullanılarak her yerleşim için konut, yönetim, ticaret, eğitim, spor ve rekreasyon ile açık ve yeşil alan kullanımlarını içeren Öneri Alan Kullanım Planları oluşturulmuştur. Bu aşamada ayrıca, yerleşim alanı genel dokusu, binalar ve dış mekan özel likleri, yerleşim içi sirkülasyon sistemi konularında iklimle dengeli fiziksel planlama önerileri getirilmiştir.- 242 - Son bölümde, Çukurova Bölgesi' nde biyoklimatik yönden açık ve ye§il alan sistemlerinin oluşturulması ilkeleri; yerleşim içi, konut çevreleri ve yerleşim çevresi ya da yerleşim periferisi olmak üzere üç yönde geliştirilmiş tir. Konut çevreleri açık ve yeşil alan tesisinde OLGYAY ve OLGYAY'ın (1976) Konut Çevreleri Optimum Bitkilendir- me Tekniği esasları uygulanmış ve sonuçta araştırma ala nı yerleşimleri için optimum bitkilendirme ölçütleri el de edilmiştir. Araştırmadan çıkartılan genel sonuç; Çukurova Bölgesi yerleşimlerinde, iklimle dengelenmiş bir alan kullanımı ve açık ve yeşil alan sistemi oluşturulması gerektiği, böylece biyoklimatik koşulların insan için her mevsimde daha uygun duruma getirilebileceğidir.
Değişik kaynaklı (Ankara ve Gümüşhane) Rosa canina L. gül türü tohumlarının laboratuvar ve sera koşullarında çeşitli yöntemlerle çimlendirilmeleri üzerine bir araştırma
41 ÖZET Ankara ve Gümüşhane kaynaklı Rosa canina L. gül türü tohumlarının değişik yöntemlerle çimi endir i İmel erini amaçlayan bu araştırma C>ü Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü laboratuvar ve araştırma alanında yapılmıştır. Deneme, Ankara ve Gümüşhane kaynaklı tohumlarla ısıtmasız cam sera koşullarında, yinelemesiz tesadüf blokları deneme desenine göre ve laboratuvar koşullarında petri kaplarına ikişer yinelemeli olarak kurulmuştur. Ekimden önce yapılan tetrazolium testi ile canlılıkları Ankara kaynaklı tohumlarda %98. Gümüşhane kaynaklı tohumlarda ise %96 olarak bulunan tohumlara çimlenmelerini hızlandırmak amacıyle X ışını sülfürik asitle aşındırma, Sülfirik asit + gibberellik asit, sıcak su, Sal ix caprea dal ve yapraklarının ıslatıldıgı suda tohumların belirli saatlerle tutulması yöntemleri uygulanmıştır. 5-6-1987-18-9-1987 tarihleri arasında laboratuvar koşullarında yapılan araştırmadan herhangi bir çimlenme göz 1 enemem işti r. 24-1-İ987 tarihinde başlanan ısıtmasız cam sera koşullarındaki X ışını uygulamasından ise 20-3-1988 tarihinde Gümüşhane kaynaklı 250 rad. X ışını uygulanmış olan tohumlarda % 0.25, Ankara kaynaklı ve hiç X ışını uygulanmamış olan tohumlarda % 0.25, Ankara kaynaklı, 250 rad. ışın uygulanan tohumlarda da % 0.25 ve Ankara kaynaklı 500 rad. X ışını uygulanan tohumlarda da % 0,50 gibi bir çimlenme yüzdesi elde edilmiştir. Bu kadar uzun bîr peryot sonunda çok düşük bir çimlenme yüzdesinin eide edilmesi Rosa (Gül) tohumlarının dinlenme durumunda olduğu, bu dinlenme durumunun belirli peryotlarla sıcak-soguk katlanması ve ardından çimlenmeyi hızlandırıcı yöntemlerin uygulanması gereğini ortaya koymaktadır.
Karayolu kaynaklı kirliliğin oluşturduğu strese Toros sediri, karaçam ve boylu ardıç türlerinin tepkilerinin belirlenmesi
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kentsel hava kirliliğinin önemli nedenleri arasında ulaşım yer almaktadır. Bu çalışmada karayolu ağaçlandırmalarında yaygın şekilde kullanılan Cedrus libani (Toros sediri), Pinus nigra (karaçam) ve Juniperus excelsa (Boylu ardıç) türlerinin araç kaynaklı kirliliğe karşı hava kirliliği tolerans indekslerinin nisbi nem içeriği, yaprak pH'sı, toplam klorofil içeriği ve askorbik asit içeriği parametreleri yardımıyla belirlenmesi ve ayrıca, bu türlerden sağlanan örneklerde membran stabilitesi ve karoten parametrelerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu amaçla, temiz (Isparta-Davraz Dağı), hafif kirli (Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yerleşkesi) ve kirli (Isparta-Eğirdir Karayolu) olmak üzere üç alandan toplanan örnekler analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Cedrus libani ve Juniperus excelsa türleri orta derecede hava kirliliği toleransına sahip iken, Pinus nigra hassas tür olarak belirlenmiştir. Hava kirliliğine daha toleranslı olan Cedrus libani ve Juniperus excelsa türlerinin yol ağaçlandırmalarında ve kent içindeki yeşil alanlarda daha yaygın olarak kullanılması önerilmektedir. Ayrıca, çalışılan türler için hava kirliliği toleransının bağlı olduğu en belirleyici faktörün askorbik asit olduğu ortaya çıkmıştır. Hava kirliliğinin bitki sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için daha fazla araştırma yapılmalıdır. Özellikle farklı bitki türlerinin kirlilik tolerans mekanizmaları üzerine odaklanan çalışmalar, bu alandaki bilgi birikimini artıracaktır.
Alışveriş caddelerinin sosyal davranış yerlerine dönüşmesi: Çevresel özellikler ile kendileme davranışının incelenmesi
Kentlerdeki açık mekânlar, insanlar arasında ilişki çeşitliğinin oluşmasında önemli rol oynarlar. Çeşitli araştırmacılar, kendileme davranışı ile sınırlandırılmış boşluk olan mekânların çeşitli etkinliklerin yapıldığı yerlere dönüştüğünü, bununda insanlar arasında güçlü sosyal etkileşimlerin kurulabilmesi için önemli faktörden biri olduğunu belirtmişlerdir. Ancak araştırmalar, kendileme davranışının yapılabilmesi için kentsel açık mekânların sahip olması gerektiği özelliklere ilişkin net kriterler ortaya konmamışlardır. Bu tez çalışmasında kendileme davranışının gerçekleştiği alışveriş caddesi açık mekânları değerlendirilirken, hangi kriterlerin ele alınabileceğini saptamak ve kendileme davranışı ile sosyal davranış arasındaki ilişkiyi açıklamak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda insan-mekân etkileşimi, mikro ölçekli çevresel özellikler, kendileme davranışı, mekân-yer, sosyal davranış kavramlarından faydalanılarak bir araştırma modeli ortaya konulmuştur. Araştırma alanı olarak mikro ölçekli özellikler bakımından farklılıklar gösteren, Trabzon Kunduracılar Caddesi açık mekânları seçilmiştir. Araştırma yöntemi dört aşamadan oluşup, davranış gözlemi, mekânsal analiz ve anket çalışmalarını içermektedir. Çalışmanın sonucunda oluşturulan araştırma modeli ile mikro ölçekli algısal-fiziksel-sosyal özelliklerin kendileme davranışının yapılmasını etkilediği ortaya konulmuştur. Özellikle sosyal özelliklerin kendileme davranışını daha yüksek düzeyde etkilediği saptanmıştır. Ayrıca kendileme davranışı çeşitliliğinin yapıldığı mekânların, aynı anda birbirinden farklı sosyal davranış yerlerine dönüştüğü, etkinlik çeşitliliğini arttırdığı, insanların cadde üzerinde kalış sürelerinin etkilediği ve sosyal davranışı güçlendirdiği saptanmıştır.
Kentsel gelişmenin kent silüetlerine etkisi; Trabzon/Boztepe örneği
Kent nüfusu, buna bağlı olarak kentsel gelişme son yıllarda artmış ve kent silüetleri oldukça etkilenmiştir. Bu çalışmanın amacı kentsel gelişmenin zaman içerisinde kent silüetlerini, kent kimliğini estetik açıdan nasıl etkilediğini ortaya koymak ve ileride yapılacak olan kullanım alanlarının etkilerinin önceden tespit edilebileceğini göstermektir. Bu amaçla Trabzon kentinin önemli bir işaret noktası olan Boztepe'nin şehirden ve denizden görülen doğu, kuzey ve batı cephesi, 1900, 1950 ve 2000'li yıllara ait fotoğraflar, estetik ölçüsünün sayısallaştırılabildiği entropi kavramı ve gestalt ilkeleri kullanılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda her yıl aralığına, cepheye ve ilkeye ait veriler elde edilmiştir. Veriler kıyaslanarak yıllar içerisinde "bit" değerlerinin nasıl değiştiği incelenmiştir. Kıyaslamalar sonucunda kentsel gelişmenin kent siluetlerine olan olumlu ve olumsuz etkisi sayısallaştırılmıştır. Elde edilen verilerle kentlerin kontrolsüz gelişiminin kent silüetlerini olumsuz yönde etkilendiği belirlenmiştir. Yapılmak istenilen yeni projelerin etkileri önceden tespit edilerek, olumsuz etkilere sahip projelerin revize edilmesi veya tamamen iptal edilmesi gerektiği yönünde öneriler sunulmuştur.
K.T.Ü Kanuni Yerleşkesi (Trabzon)'ndeki öğrencilerin spor ve rekreasyon ihtiyaçlarının saptanması ve gelişimine yönelik yaklaşımların irdelenmesi
Bu çalışma, Karadeniz Teknik Üniversitesi (K.T.Ü) Kanuni Yerleşkesi (Trabzon)'ndeki aktif lisans öğrenimini sürdüren öğrencilerin serbest zamanlarında spor ve rekreasyona yönelik ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gelişimine yönelik yaklaşımların irdelenmesi doğrultusunda yerleşkedeki bugünkü mevcut durumu ortaya koyan bir durum saptamasını belirlemek amacıyla yapılmıştır.Yerleşkede öğrenimini aktif olarak sürdüren öğrencilerin serbest zaman yeterliliğine ilişkin ne tür sportif ve rekreatif eğilimlere açık olduklarını değerlendirilmesinin de yapıldığı bu çalışmada, bu değerlendirmenin yapıldığı yerleşkenin doğal ve kültürel kaynak değerleri ortaya koyulmaktadır. Alandaki mevcut açık ve/veya kapalı tesis ve yapılanmaların yanı sıra spor ve rekreasyona dayalı doğal alanların çeşitliliğinin de ortaya koyulduğu bu çalışmada, bir yandan öğrencilerin spor ve rekreasyona olan ilgi ve katılım düzeyleri araştırılırken diğer yandan yerleşke içerisindeki idari yapı ve eğitim yapılarının bu kapsamda yönetim ve sorumluluklarının neler olması gerektiği hakkında bilgi verilmektedir. Dünyada ve Türkiye' de spor ve rekreasyon alanlarında imkânlar ve yönetsel yapı organizasyonu adı altında ilerleme kaydetmiş yerleşke örnekleriyle karşılaştırılmak suretiyle, Kanuni Yerleşkesi'ndeki öğrencilerin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda ileride planlamaya yol gösterebilecek yapılanmaların neler olabileceği hakkında bir önfikir sağlanmıştır.Yöntem olarak kullanılan ?Toplum bilim kaynaklı anket yöntemi ile yerleşkeyi aktif kullanabilen öğrencilerin serbest zamanları baz alınarak, alanın kaynak değerleri içerisinde sportif ve rekreatif etkinliklerinin değer, tutum ve davranış potansiyelleri irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, Rekreasyon, Spor, Kampüs Rekreasyonu, Kanuni Yerleşkesi
Sahil bandında kullanıcı tercihlerinin zaman içinde değişiminin incelenmesi: Trabzon sahil bandı örneği
Geçmişten günümüze süregelen mekânsal değişimler, nüfus artışı, tarihi yapıları görmezden gelen sağlıksız yapılaşmalar, kontrolsüz büyüyen kentsel mekânlar, insan ve kent arasındaki algısal ilişkilerin zayıflayarak kopma noktasına gelmesine neden olmaktadır. Yaşanan bu olumsuz değişimler insanların çevreyi anlamasını ve algılamasını zorlaştırarak, çevrenin beğenilmemesine bundan dolayı da tercih edilmemesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu sorunlardan yola çıkarak bu tez de, zaman içinde değişen kent görünümlerinin algılanmasında ve tercihinde, kent görünümünün eski ve yeni halini bilen insanlarla (deneyimliler), sadece yeni halini bilen insanlar (gençler) arasında tercih farklılıklarının olup olmadığının saptanması amaçlanmaktadır. Bunun için, çevre tercihleri ile ilgili çalışmalara ilişkin literatür araştırması ve bu çalışmaların önemli sonuçları hakkında bilgi verilerek, görsel kalite kavramlarının çevre tercihi ile ilişkisi açıklanmıştır. Böylece görsel kalite kavramlarından faydalanılarak, çevre tercihi ile ilgili bir araştırma modeli ortaya koyulmuştur. Ortaya koyulan bu modeldeki kavramların çevre tercihini etkileyip etkilemediği uygulama çalışması ile araştırılmıştır. Uygulama bölümünü oluşturan birinci aşamada, uzman grubun, ikinci aşamada ise, uzman olmayan grubun Trabzon sahilinin eski ve yeni dokusunu nasıl algıladıkları, üçüncü aşamada, uzman olmayan grubun eski ile yeni kent görümlerinden hangisini beğendikleri saptanmıştır. Dördüncü aşamada ise, tüm aşamalarda elde edilen verilere analizler yapılarak varsayımların sınanması amaçlanmıştır. Böylelikle insanların Trabzon'un hangi görünümünü hangi nedenlerden dolayı tercih ettikleri, hangi görünümü hangi nedenlerden dolayı tercih etmedikleri saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çevre Tercihi, Görsel Kalite, Eski ve Yeni Kent Görünümleri
Kentsel açık mekanlarda kullanım sonrası değerlendirme: Trabzon sahil bandı örneği
Günümüzde giderek artan yapılaşma sonucu kentsel açık mekanların azalması ve bu mekanların insanlara sağladığı olanaklar, kentsel açık mekanlara olan ihtiyaç ve önemi açıkça göstermektedir. Çeşitli araştırmalarla desteklenen kentsel açık mekanlara duyulan ihtiyaç ve öneme rağmen bazı kentsel açık mekanların istenilen düzeyde kullanılmadıkları görülmektedir. Bu tez çalışmasında, kullanıcı ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılayacak etkinlik mekanları ve bu etkinliklerin gerçekleşmesine olanak sağlamak amacıyla oluşturulan mekansal örgütlenmelerin neden istenilen düzeyde kullanılmadığını araştırmak amaçlanmıştır.Tasarlanmış ve uygulaması gerçekleştirilmiş mekanların kullanılmaya başladıktan sonra kullanıcı gözüyle değerlendirilmesi amaçlanan bu çalışmada kullanım sonrası değerlendirme yöntemi kullanılarak, kullanıcıların bulundukları mekan ile ilgili değerlendirmeleri alınmıştır. Mekansal örgütlenmeler ve özellikleri açısından birbirine göre farklılıklar gösteren mekanların, performanslarının ölçülmesi, kullanıcı memnuniyetinin ve mekan kullanım düzeyinin arttırılması temelinde bir yol izlenen bu çalışma Trabzon sahil bölgesinde yürütülmüştür. Çalışmanın sonucunda oluşturulan araştırma modeli ile, mekan performansının, kullanıcı memnuniyetini ve mekan kullanım düzeyini etkilediği ortaya koyulmuştur. Özellikle yüksek performans gösteren mekanların, daha çok tercih edildiği ve bu mekanların tasarım ürünü uygulama projesine daha fazla bağlı kalınarak uygulandığı saptanmıştır.
Tebriz bahçelerinin İran bahçe sanatındaki yerinin araştırılması
Araştırma, Tebriz kentinde bulunan tarihi bahçelerin özellikleri doğrultusunda İran bahçe sanatı içindeki yerinin araştırılmasına yönelik olarak yapılmıştır. Araştırmada öncelikle günümüze ulaşamayan Tebriz'in tarihi bahçelerinden; Saheb Abad Bahçesi, Kuzey Bahçesi, Sefa Bahçesi, Amir Kabir Bahçesi, ve Saheb Divan Bahçesi ile ilgili tanımlayıcı bilgiler verilmiş ve bu bahçelerin incelenmesinde, Tebriz Kenti'nde Kaçar dönemine ait olan 4 tarihi harita kullanılmıştır. Tez çalışmasında yöntem olarak El Gölü Bahçesi'nin tasarımında etkili olan faktörler araştırılmış ve bu faktörler üç başlık altında toplanmıştır. Bunlar; Fiziksel Faktörler, Biyolojik Faktörler ve Kültürel Faktörlerdir. İncelenen bu faktörlerin sonucunda farklı mikroklimatik özelliklere sahip Tebriz Kenti'nde İran Bahçe Sanatı ile ilgili ne gibi benzerliklerin ve farklılıkların oldukları ortaya konmuştur. El Gölü bahçesinde geçmişten bugüne dek yapılagelen değişiklikler, işlevsel ve estetik açıdan ele alınarak değerlendirilmiş ve bugünkü mevcut durumu ve aktüel kullanım durumu ortaya konmuştur. Bahçenin son yıllarda park kimliğine büründürülmesi sonucu alana yeni işlevler yüklenmesi ile El Gölü Bahçesinin yeni kullanım alanları tanıtılarak rekreasyon olanakları incelenmiştir.
Kentsel açık yeşil alanların dağılımının tarihi süreç içindeki değişimi: Trabzon kenti Boztepe-Ganita aksı örneği
Kentsel mekânlar zaman içerisinde en çok değişime uğrayan alanlardır. Çünkü aldıkları ya da verdikleri göçlerle büyümekte ya da küçülmektedir. Kontrolsüz büyümeler kentleri özellikle de kent merkezlerini hızla değiştirirken ortaya çıkan planlamalara aykırı değişimler kentsel açık yeşil alanların sınırlarının her geçen gün daha da çok küçülmesine neden olmaktadır. Bu faktörler yapı alanları yani kitleler ile açık yeşil alanlar yani boşluklar arasındaki ilişkinin değişmesine ve mekânsal dengenin bozulmasına sebep olmaktadır. Ayrıca kentlerde yaşanan bu değişimler açık yeşil alanların birbirleriyle sürekliliklerinin kopmasına, parçalı ve dağınık bir hale dönüşmesine sebep olmaktadır. Trabzon kent merkezindeki açık yeşil alanlarda bu sebeplerden dolayı değişmiş, gerçekleşen bu değişimler kentsel açık yeşil alanların başarılı kentsel tasarımlar olamamasının birincil sebebi olmuştur. Bu sorunlardan yola çıkarak bu tez çalışmasın da, zaman içinde değişen kentsel açık yeşil alanların mekânsal ilişkilerinin, dağılımlarının nasıl değiştiği, bu değişimler sonucunda bu mekânların başarılı kentsel mekânlar olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır.Kentsel açık yeşil alanlar ve kentsel tasarımlarla ilgili çalışmalara ilişkin literatür araştırması yapılarak bu çalışmalarla ilişkin bilgiler verilmiştir. Ayrıca kentsel tasarım teorileri ve kavramlarının kentsel açık yeşil alanlarla ilişkisi açıklanmıştır. Böylece kentsel tasarım teorilerinden yararlanılarak araştırmanın teorik çatkısı/çerçevesi ortaya koyulmuştur. Bu teorik çatkı/çerçevesi de, kentsel açık yeşil alanların, başarılı kentsel tasarımlar olabilmesi için barındırması gereken kalite değerleri ile tasarım kavramlarının ilişkisi belirlenmiştir. Tanımlanan bu kalite değerlerinin, hangi kavramlara bağlı olarak ne şekilde farklılaştığı uygulama çalışmaları ile araştırılmıştır. Uygulama çalışması üç aşamadan oluşmaktadır.Uygulama bölümünü oluşturan ilk ve ikinci aşamada, Trabzon kent merkezindeki açık yeşil alan dağılımlarının ve kentsel tasarım kavramlarının tarihsel süreç içinde nasıl değiştiği saptanmıştır. İkinci aşamada son olarak ise başarılı kentsel tasarımların gerçekleştirmesi gereken kalite değerlerini kent merkezindeki mevcut açık yeşil alanların ne düzeyde karşıladığı saptanmıştır. Böylece elde edilen veriler bir arada analiz edilerek varsayımların sınanması amaçlanmıştır. Sonuçta hızla artan ve kontrolsüz büyümeler şekil-zemin ilişkisinin değişmesine, kitle-boşluk ilişkisinin bozulmasına, dağılımın dengesizleşmesine sebep olduğu ortaya koyulmuştur. Açık yeşil alanların sürekliliklerinin bozulmasına, parçalı, dağınık hale gelmesine de neden olmaktadır. Böylece açık yeşil alanlarla ilgili olan kentsel tasarım kavramlarının değişimleri sonucunda gerçekleştirmesi gereken kalite değerlerini gerçekleştiremedikleri saptanmıştır.
Tarihi çevrelerdeki bitkilendirme tasarımlarında mekansal kapalılığın tercihler üzerindeki etkisi: Trabzon-ortahisar kentsel yerleşim alanı örneği'
Günümüzde fiziksel çevrenin hızla değişmesi sonucu özgün, doğal ve kültürel özelliklerini yitiren, kaybettiğimizde yerini hiç bir şeyin alamayacağı, geleceğe ışık tutan, tarihi çevreler, bir çok meslek dalının yanı sıra peyzaj mimarlığı çalışmalarında da önemli bir yer tutmakta ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, tarihi çevrelerin tanınması, korunması ve peyzaj mimarlığı açısından değerlendirilmesi üzerinde durulmuş, Dünya'dan ve Trabzon'dan tarihi çevrelere örnekler verilerek incelenmiştir. Trabzon, Ortahisar Mahallesi, Kanuni Avlusu tarihi kent dokusu üzerine bitkilendirme teknikleri ve kapalılık biçimleri kullanılarak, bitkilendirme tasarım önerileri geliştirilmiştir. Farklı tasarım yaklaşımları ile oluşturulan bu önerilerin, kullanıcılar tarafından nasıl değerlendirildiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu değerlendirmelerle, tasarım yaklaşımlarının, mevcut alanı iyileştirmek, kullanım düzeyini artırmak amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalar ve bulgular sonucunda çalışma alanının tarihi çevre kapsamında kullanıcılar tarafından tercih edilmediği, alanın peyzaj tasarımı konusunda yetersiz bulunduğu, kullanıcı taleplerinin bitkilendirme tasarım önerilerinden, kısmen kapalı mekan ve kapalı mekan yaklaşımlarının daha çok tercih edildiği saptanmıştır.
Altındere vadisi (Trabzon-Maçka)'nde ekolojik temelli turizm planlama yaklaşımı ve alternatif turizm olanaklarının araştırılması
Küreselleşen dünyadaki iletişim ve ulaşım teknolojisindeki hızlı gelişmeler turizm anlayışında köklü değişimler yaratmasının sonucunda kitle turizm hareketlerine olan ilgi azalırken doğa ile bütünleşen, turistik faaliyetlere katılanların normal yaşantısının ve alışkanlıklarının dışında çevreye duyarlı bir turizm çeşidine olan ihtiyaç meydana gelmiştir. Tez çalışması Trabzon İli Altındere Vadisi?nde turizm aktiviteleri açısından çok zengin doğal ve kültürel kaynak değerlerine sahip, Maçka İlçesi Yazlık Köy Yerleşimi ile mezra ve yayla yerleşimlerini kapsayan alanlar üzerinde yürütülmüştür. Bu alanlar üzerinde doğal ve kültürel yapının belirlenerek turizm amaçlı alan kullanımları için var olan potansiyelin ortaya konması çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Araştırmada, Altındere Vadisi?nde bulunan Yazlık Köyü, yayla alanlarının ve çevre yerleşimlerin ekolojik temelli turizm ve alternatif turizm etkinlikleri açısından kullanımını ortaya koymaya yönelik olarak birbirini destekleyen birçok yöntem kullanılmıştır. Çalışma üç aşamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmanın birinci aşamasında araştırma alanındaki doğal, tarihi ve kültürel verilere ilişkin saha sörveyleri yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler çalışmanın ikinci aşamasında kullanılan ?ekolojik değerlendirme yöntemi? ve ?V-Wert? yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında hazırlanan turizm potansiyeli haritaları çakıştırılarak ?Alternatif Turizm Amaçlı Alan Kullanım Potansiyeli? haritası elde edilmiştir. Sonuç olarak, %7.94
Çay alanlarının peyzaj karakterinin değerlendirilmesi
Gelişen ekonomiler doğal kaynakların sürdürülebilirliliğini olumsuz etkilemektedir. Artan çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği ve ormansızlaşma bu olumsuz etkilere örnek verilebilir. Bu nedenle uluslararası düzeyde ülkeler biraraya gelip bu sorunları çözmek için uğraşmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa Peyzaj Sözleşmesi'nde ülkelerin sahip oldukları peyzajların tanımlanmasını ve bunların koruma ve planlama ilkeleri çerçevesinde sürdürülebilirliğinin geliştirilmesini öngörmüştür. Ülkemizde de hangi ölçekte olursa olsun peyzajların tanımlanması bir gereksinim olarak karşımıza çıkmaktadır. Rize İli ve yakın kırsal alanlarının peyzaj tanımlamasını gerçekleştirmek amacı ile yapılan bu çalışmada, çalışma alanının peyzaj karakter analizi, peyzaj ünite tanımlaması ve peyzaj değer analizi görsel algı ve turizm değerini de dikkate alarak incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda alan 5 farklı karakter alanı ve 544 adet peyzaj ünitesi ile karakterize edilmiştir. CBS ortamında kurulan konumsal veritabanı içinde gerçekleştirilen konumsal analizler sonucunda çalışma alanının koruluk ve çay dikimi yapılan alanların vejetasyonu etkisinde olduğu belirlenmiştir. Elde edilen karakter alanlarının girdi verisi olarak kullanıldığı uzman anketleri sonucu yapılan peyzaj değer analizleri 2 nolu peyzaj karakter alanının ?geniş koruluklar ve içinde tek ağaçlar olan geniş çay alanları? formasyonu ile en çok beğenilen karakter alanı olduğunu göstermiştir. Çalışmada örneklenen alanların bitkisel kompozisyonunu meydana getiren 60 farklı odunsu türü kayıt edilmiştir. Camellia sinensis dışında alanda en çok bulunan tür Alnus glutinosa olarak belirlenmiştir. Çalışma alanının önemli bir kısmını oluşturan ve çay dikimi yapılan alanların turizm potansiyeli de vardır. Bu noktada tarımsal turizm yörede kırsal kalkınma aracı olarak kullanılabilir. Bu bağlam da mevcut çalışmadaki analiz ve bulgular çerçevesinde geleceğe yönelik koruma-kullanma ve planlamayı dikkate alan 2 farklı senaryo önerilmiş ve bunlardan APS?yi başlangıç noktası olarak kabul edilen senaryonunun potansiyel getirisi vurgulanmıştır.
Doğu Karadeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen crocus vallicola herbert' in doku kültürü ile üretimi
Bu çalışmada gerek çiçek yapısı gerek göz alıcı görünümleriyle potansiyel süs bitkisi olan ancak üretimlerinin gerçekleştirilememesi nedeniyle fidanlıklarda bulunmayan ayrıca kırsal mekanlarda ise insan etkisiyle tahrip edilerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Crocus vallicola? nın, doku kültürü yöntemleri kullanılarak etkili bir vejetatif çoğaltma ortamının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun sonucunda bu taksonun kitlesel üretimine geçilmesiyle neslinin devamının sağlanması için üreticilere ışık tutulması, peyzaj planlamalarına kazandırılması, ilaç ve besin sanayisi için hammadde temin edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda doku kültürü üretim yöntemlerinden organ kültürü kullanılarak, Crocus vallicola? dan alınan korm eksplantları BAP + NAA, BAP + 2,4-D, BAP + IBA, BAP + IAA, BAP + Kinetin, NAA ve 2,4-D doz kombinasyonlarını içeren MS ortamında kültüre alınmıştır. Denemeler sonunda BAP + NAA ve BAP + 2,4-D doz kombinasyonlarının eklendiği MS ortamında % 13,3 ve % 2,5 oranlarında korm oluşumu tespit edilmiştir. Canlılık oranının ise en yüksek % 93,3 ile 0,5 BAP + 5 NAA, en düşük % 6,7 ile 10 BAP + 2,5 NAA doz kombinasyonlarının eklendiği MS ortamında tespit edilmiştir.
Kayalık habitatların peyzaj değerlendirmesi üzerine bir araştırma: Hatila Vadisi Milli Parkı (Artvin) örneği
Ülkemizde dağ ekosistemlerinin önemli bir parçası olan kayalık habitatların ekolojik ve görsel değerlendirmeleri üzerine çalışmalar yeterli değildir. Kayalık habitatlar mikro ve makro ölçeklerde zengin bitkisel çeşitliliğine sahip özel alanlardır. Bu sebeple doğal alanların korunması ve sürdürülebilmesi için bu gibi hassas ekosistemlerin daha ayrıntılı incelenmesi peyzaj mimarlığı disiplini için önem arz etmektedir. Buradan hareketle, bitkisel zenginlik ve görsel kalite açısından önemli bir değere sahip olan örnek kayalık habitatlar, Hatila Vadisi Milli Parkı (Artvin) içerisindeki alpin alanlardan seçilmiştir. Tez kapsamında, belirli bir doğal peyzaj parçasını ve onu oluşturan peyzaj bileşenlerinin nasıl belirlenebileceği ile ilgili olarak görsel ve ekolojik değerlendirmeleri birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırmanın ekolojik verileri kapsamında, arazi çalışmaları ile elde edilen toprak, kaya ve bitki örnekleri ile fizyografik özellikler değerlendirilmiş, 2250 m ve üzeri yükseltiden belirlenen 50 örnek kayalık alanda toplam 199 bitki taksonu tespit edilmiştir. Görsel değerlendirmeler kapsamında, örnek alanların fotoğrafları üzerinden görsel değerlendirme parametrelerinin (belirlenen 25 parametre) sorgulanması ve fraktal analiz yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak, bitki çeşitliliği ve görsel tercihler üzerinde kaya yüksekliği, kaya tipi ve kaya türü özelliklerinin etkili olduğu saptanmış, kayalık habitatların görsel peyzaj değerlendirmesinde tanımlayıcı olan parametreler belirlenmiş (etkileyicilik, çeşitlilik, güvenlilik, doku ve siluet) ve doğal kaya kompozisyonları yapısal, estetik ve algısal özellikleri bakımından irdelenmiştir.
Amasya kenti için Yeşilırmak koridorunu içine alan bir kentsel Yeşilyol önerisi
Kentsel yaşamda açık yeşil alanların varlığı kent insanı, kent iklimi ve kent ekosistemi açısından önemlidir. Açık yeşil alanlar kente ekolojik, estetik, ekonomik ve rekreasyonel yönden katkılar sağlayan sistemler bütünüdür. Günümüzde hızlı nüfus artışı, sanayileşme, çarpık kentleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik nedenlere bağlı olarak kentlerdeki yeşil alanlar hızla azalmaktadır. Bu soruna çözüm olabilecek bir peyzaj planlama modeli olan yeşilyollar; akarsu boyları, demiryolları, sırtlar ve vadiler boyunca uzanan, aynı zamanda doğal rezerv alanlarını, rekreasyonel alanları, parkları, kent ormanlarını, tarihi ve kültürel alanları birbirine bağlayan çok işlevli çizgisel koridorlardır. Çalışma alanı olarak seçilen Amasya kenti; doğal, tarihi, turistik ve geleneksel özelliklerinin bir arada olduğu Yeşilırmak Koridoru ile özdeşleşmiştir. Bu çalışmada; Amasya kenti mücavir alan sınırları dahilinde, kentin mevcut yeşil alanları ve sorunları ele alınarak, doğal bir koridor olan Yeşilırmak Vadisi'ni başka koridorlarla da destekleyen çok işlevli bir yeşilyol sistemi kurgulamak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, kent içinde 105 kişi üzerinde bir anket çalışması gerçekleştirilmiş, anket sonuçları, mevcut imar planı ve yeşilyol planlama kriterleri doğrultusunda CBS ortamında 'Ağ (Network) Analizi' gerçekleştirilerek optimum yeşilyol güzergahları belirlenmiştir. Sonuçta; mevcutta var olan 'Amasya-Erzincan Karayolu Koridoru', 'Yeşilırmak Nehri Koridoru' ve 'Amasya Kalesi Koridoru' güzergahları ile yeni oluşturulan 'Dağ Bisikleti Güzergahı' ve 'Amasya Kalesi-Ferhat Tepesi Teleferik Güzergahı'na ait haritalar ve görsel sunumlar oluşturulmuştur.
Yapılarda iç-dış ilişkisinin giriş mekânlarının planlama ve tasarımı kapsamında irdelenmesi
Günümüzde mimari yapıların hem içerisinde hem dışarısında mekânlar yarattığı bilinmektedir. Yapının içi ve dışı arasında mekânsal ilişkiyi kuran ise giriş mekânlarıdır. Buradan hareketle çalışma, yapılarda iç mekân ve dış mekân ilişkisi giriş mekânlarının planlama ve tasarlanma kriterleri kapsamında çalışma alanı olarak belirlenen örnek üzerinden irdelenerek oluşturulmuştur. KTÜ Kanuni Kampüsü Orman Fakültesi öğrenci girişinin iç ve dış mekânı örnek alan olarak seçilmiştir. Gereksinimlere bağlı olarak çeşitlilik gösteren yapılar içerisinden eğitim yapısı seçilmesinin nedeni gençlerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarına katkı sağlamaktır. Çalışma alanında gözlem ve anket teknikleri kullanılarak, kullanıcıların mekânların mevcut halinde yaşadığı sorunlarla beraber talep ve beklentileri tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında mevcut mekânlara sanal ortamda iki farklı tasarım önerisi oluşturulmuştur. Hazırlanan tasarım önerileri 35 iç mimar ve 35 peyzaj mimarından oluşan 70 kişilik uzman gruba değerlendirilmesi için sunulmuştur. Kullanıcıların mevcut mekânlara verdiği ortalama 3,4390 değerleri hazırlanan sanal tasarım önerileriyle ortalama 4,0553 ve 4,1812 değerlerine çıktığı görülmüştür. Uzman değerlendirmelerden elde edilen veriler ışığında eksik bulunan yönler saptanmış ve tasarımda iyileştirmeler yapılmıştır. Son olarak iç-dış ilişkisinin doğru kurgulanmasıyla giriş mekânlarının planlama ve tasarımına katkısı tartışılıp, katılımcı tasarım sürecinin geliştirilmesine dair önerileriler sunulmuştur.
Peyzaj mimarlığı eğitiminde temel tasarım dersinin yaratıcılığa ve diğer derslere olan katkısının belirlenmesi
Tasarlamak ve yaratıcılık kavramları üzerine temellenen, peyzaj mimarlığı bölümünde bireylerin eğitim sürecine hazırlanmasına yardımcı olan ders, "Temel Tasarım" dersidir. Bireylerin yaratıcılığının gelişmesi, hedeflenen kazanımların sağlanması için temel tasarım dersi oldukça önemli düzeydedir. Bu nedenle temel tasarım dersi, amaç ve kapsam olarak yaratıcılık sürecine dair bilginin verildiği tasarım eğitiminin temelini oluşturur. Dolayısıyla yapılan bu çalışmada tasarım eğitimi için önemli olan temel tasarım dersinin, bireylerin yaratıcılığına ve diğer derslerine olan etkisine odaklanılmıştır. Araştırma içeriğini oluşturan literatür taramasında öncelikle yaratıcılık kavramı ele alınmış, daha sonra peyzaj mimarlığı eğitiminde yaratıcılık süreci üzerinde durulmuş ve temel tasarım dersinin bu sürece etkileri tartışılmıştır. Araştırma içeriğini oluşturan araştırma modelinde ise temel tasarım dersinin öğrencilere ve derslere olan katkısını değerlendirmek amaçlanmıştır. İki aşamadan oluşan araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. İlk aşamada, temel tasarım dersinin yaratıcılık açısından katkı sağladığı dersler uzman katılımcılar tarafından belirlenmiştir. İkinci aşamada öğrencilerin temel tasarım ve belirlenen derslerden aldıkları not verileri ortaya koyulmuştur. Notlar arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Daha sonra, anket tekniği ve Likert tutum skalası ile öğrencilerin temel tasarım dersinden neler öğrendiği değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre temel tasarım dersinin bireylerin yaratıcılığına ve diğer derslere olan katkısının olumlu yönde olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede temel tasarım dersi, yaratıcılık ve diğer derslerin oluşturduğu dizgede anlamlı bir ilişki olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Peyzaj mimarlığı, Temel tasarım, Yaratıcılık
Kaçkar Dağları Milli Parkı ve yakın çevresi örneğinde yürüyüş rotası planlama süreci
Tarih boyunca ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler ile değişim gösteren insanların istek ve ihtiyaçları 21. yüzyıla gelindiğinde seyahat kültürlerine de yansımıştır. Değişen istekler turizmi kitlesel hareketten alternatif seçeneklere doğru yönlendirmiştir. İnsanların yönelimlerinin doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından zengin olan ve alternatif turizm türlerinin yapılmasına olanak sunan korunan alanlara doğru kayması bu alanların koruma-kullanma dengesinin kurulmasının gereğinin önemi ortaya koymuştur. Korunan alanlardaki planlı yürüyüş parkurları ziyaretçileri uygun rotalara güvenli bir şekilde yönlendirerek insanların doğaya erişimini sağlar. Bu çalışmada Kaçkar Dağları Milli Parkı ve yakın çevresinde belirlenen yürüyüş yollarının tanımlanması ve belirli yöntem dahilinde planlanması ele alınmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alanın doğal ve kültürel envanteri çıkarılmış ardından planlama sürecinin izleneceği 10 rota uzman görüşleri ile seçilmiştir. Bu rotalara ait planlama süreci uzman kişiler ile görüşmeler, arazi çalışmaları, envanterin ve rotaların sayısallaştırılması, zorluk derecelerinin belirlenmesi, rotaların temalarının belirlenmesi ve yönetim önerilerinin geliştirilmesi aşamaları ile tamamlanmıştır. Yapılan arazi çalışmaları ve analizler sonucunda bu rotalara ait konum, uzunluk, toplam yükseliş, yürüyüş süresi, deneyim, aktivite olanakları ve zorluk derecelerine dair bilgiler elde edilmiş ve bu rotalar 6 tematik gruba (zamansız vadi, buzul çağı yolu, kervan yolu, yaban yolu, zafer tırmanışı yolu, bulut denizi yolu) ayrılarak kurgulanmıştır. Rotalar incelendiğinde belirlenen 10 rotadan 4 tanesinin düşük, 4 tanesinin orta, 2 tanesinin ise yüksek zorluk derecesine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda rotaların deneyim bilgileri, güvenlik sorunları ve yönetim eksikleri tespit edilmiş, yürüyüş yollarına dair haritalar hazırlanarak bu yolların yönetimine dair öneriler geliştirilmiştir.
Trabzon kenti'ndeki farklı rekreatif alan kullanımlarının termal konfor açısından incelenmesi
Yapılaşmanın ve nüfus yoğunluğunun hızla arttığı kentlerde iklim ve hava kalitesi, bölgesel düzeyde kentsel ve kırsal planlamada insan sağlığı ve yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Atmosferik koşulların insan üzerindeki birleşik etkileri dikkate alınarak kentsel rekreasyon planlamalarında termal konfor durumu ve hava koşulları önemli rol oynamaktadır. Öyle ki insanın nitelikli yaşam sürdürebilmesi ve kaliteli rekreatif faaliyetleri gerçekleştirebilmesi bireyde bedensel ve ruhsal olarak yenilenmesini sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında Trabzon'da yer alan farklı rekreatif etkinlik mekanları ve özelliklere sahip dört kentsel rekreasyon alanında (Beşirli Sahil Yürüyüş Yolu, Ekopark, Atapark ve Botanik Park) sıcaklığın termal konfor üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu alanlara ait konfor değerlerini belirleyebilmek adına kış ve yaz aylarında (2020 – aralık, 2021 – ocak, şubat, haziran, temmuz, ağustos) günlük olarak (saat 00.00, 03.00, 06.00, 09.00, 12.00, 15.00, 18.00 ve 21.00) ölçülen iklim verileri (hava sıcaklığı, hava nemi, rüzgar hızı, bulutluluk) elde edilmiştir. Bu verilerin termal konfor hesaplama indeksi olan Physiological Equivalent Temperature– Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık) indeks (PET) değerlerini hesaplamak için RayMan Pro modeli kullanılmış ve alanlara ait konfor aralık değerleri bulunmuştur. Sonuç olarak, kış mevsiminde Beşirli Sahil Yürüyüş Yolu soğuk, Ekopark çok soğuk, Atapark çok soğuk ve soğuk, Botanik Park çok soğuk; yaz mevsiminde Beşirli Sahil Yürüyüş Yolu sıcak, Ekopark ve Atapark konforlu ve sıcak, Botanik Park konforlu ve hafif serin termal aralığına hakimdir. Bu doğrultuda çalışma alanlarına ait rekreasyonel planlamalar gözden geçirilerek önerilerde bulunulmuştur.
Peyzaj mimarlığı öğretim programlarında çevre etiğine dair bileşenler ve öğrencilerin çevresel farkındalığına katkıları
Sanayi devrimi ile değişen insan-çevre ilişkileri sonucunda ortaya çıkan çevre tahribatı günümüzde küresel iklim değişikliği gibi göz ardı edilemeyecek sonuçlar doğurmuştur. Bu sonuçların ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azaltılması tüm insanlığın ve meslek gruplarının ortak gündemini oluşturmaktadır. Tüm meslek grupları, mesleklerine olan yaklaşımlarına çevreci bir boyut kazandırmaya, çalışmalarında ve/veya ortaya koyduğu ürünlerde ekolojik, sürdürülebilir ve çevreci bir tutum belirlemeye çalışmaktadır. Çevre ile doğrudan ilişki içerisinde olan peyzaj mimarlığı da bu sorunlar konusunda farkındalık sahibi olmalı ve mesleki faaliyetlerini çevre etiği sınırlarında gerçekleştirmelidir. Öğretim programlarında verilen çevre etiği eğitimi, günümüz ve gelecek peyzaj mimarlarının çevresel sorumluluk bilinci ve çevresel farkındalık kazanmaları için oldukça önemlidir. Bu bağlamda Türkiye'deki peyzaj mimarlığı öğretim programlarının çevre etiği konusunda durumlarını belirlemek ve verilen eğitimin öğrencilerin çevre etiği algısına etkilerini ortaya koymak bu çalışmanın amacıdır. Bu doğrultuda belirlenen öğretim programlarına ait ders içeriklerini MAXQDA 2020 Analytics Pro programı kullanılarak içerik analizleri yapılmıştır. Analizlere ek olarak programlardaki öğrencilere anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler karşılaştırılarak, programlardaki çevre etiğine dair bileşenlerin miktarının öğrencilerin çevre algısını doğrudan etkilemediği, çevresel bileşenlerin diğer bileşenler ile ilişkilerinin kopuk olduğu ve öğrencilerin kavram konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ortaya koyulmuştur.
Kentsel açık yeşil alanlarda enerji etkin modern donatı sistemleri tasarlanması: KTÜ Kanuni Kampüsü örneği
Kentler insanların bir araya gelerek günlük yaşantılarını devam ettirdikleri, belirli büyüklükte alana ve belli bir nüfusa sahip yerleşme alanlarıdır. Hızlı kentleşme sonucunda nüfus artmış ve kentler değişime uğramıştır. Doğa ve kentlilerin etkisi ile kendini değiştiren, istek ve ihtiyaçlar doğrultusunda uygun koşulları sağlayan kentler; ekolojik dengeyi bozmaya başlamış, doğanın ve doğal kaynakların tükenmesine neden olmuştur. Doğa ile kent arasında bozulan denge, kısıtlı olan ve her geçen gün tükenen enerji kaynaklarının kullanımı dair var olan enerjiyi korumayı zorunlu kılmıştır. Kentsel açık yeşil alanlardaki planlama ve tasarım kararları doğrultusunda enerjiyi etkin kullanmayı amaçlayan yaklaşımlar kentlerdeki sürdürülebilirlik ilkesinde ele alınmaya başlanmıştır. Kentsel açık yeşil alanlarda insanların etkinliklerini gerçekleştirmeye araç olan kentsel donatı elemanları estetik olarak kente ve mekanlara minimum katkıda olanak sağlarken, kente ve doğaya ekolojik olarak katkı sağlamamaktadır. Bu çalışma kapsamında kentsel açık mekanlar olarak kampüslerde doğaya ekolojik katkılar sağlarken kullanıcıya konfor ve estetik kaygı ile modern donatı elemanları tasarlanmıştır. İhtiyaca ve mekân kapasitesine uygun olarak, kentsel açık alanlara estetik ve konfor katarken, kente ekolojik yarar sağlayabilecek, enerji etkin tasarımı ile yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiği enerjiyi kullanıcıya sunabilecek şekilde dönüştürebilen modern donatılar, KTÜ Kanuni kampüsünün parçası olarak enerji etkin kent mobilyaları tasarlanmış ve üretilen enerji ortaya koyulmuştur. Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve kinetik enerjiden üretilen enerjinin sistem içerisinde bulunan aydınlatma elemanlarında, şarj istasyonlarında, bilgilendirme panolarında, Wi-fi dağıtım noktalarında kullanılabilmesi için kent mobilyası sistemleri içinde depolama üniteleri planlanmıştır. Tasarlanan kent mobilyaları kendileri üretip, kendileri depolayıp, kendileri kullanabilmektedir.
Üniversite yerleşkelerinde sürdürülebilir ve bütüncül peyzaj yaklaşımlarının değerlendirilmesi; KTÜ Kanuni Yerleşkesi örneği
Bu çalışmada KTÜ Kanuni yerleşkesi ve yakın çevresi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmada yerleşkenin kentle olan ilişkisinin zamansal değişimi ortaya koyularak, bütüncül peyzaj planlama yaklaşımı kapsamında ekolojik olarak değerlendirilmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanarak etkisinin artırılması, bütüncül peyzaj planlama stratejilerinin üretilmesi ve bu doğrultuda öneriler ortaya koyulması amaçlanmıştır. KTÜ Kanuni yerleşkesi ve yakın çevresinin 1955 ve 2021 yılları arasındaki zamansal alan değişimleri tespit edilerek arazi örtü/kullanım haritaları oluşturulmuştur. Çalışma bulgularını kullanıcı anketleri, CBS ile oluşturulan nitelik haritaları ve alanın bütüncül ve ekolojik peyzaj analizi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler sonucunda yerleşke ve çevresi ekolojik ve bütüncül planlama yaklaşımları ile değerlendirilerek, farklı ölçeklerde uygulanabilecek planlama ve yönetim önerileri geliştirilmiştir. Bu çalışma üniversite kent etkileşiminde peyzaj planlamaya yönelik yapılan çalışmaların eksikliğinden yola çıkarak oluşturulmuştur. Bu sürdürülebilir ve bütüncül yaklaşımlarla geliştirilen çalışmanın özgünlüğünü oluşturmakta ve bu araştırmanın benzer planlama çalışmaları için öncü olacağı düşünülmektedir.
Kentsel yeşil alanlardaki algılanan doğallığın sosyalleşme üzerindeki etkisinin incelenmesi
Kentsel yeşil alanlar geçmişten günümüze hayatımızı iklimsel, ekonomik ve sosyal olarak olumlu yönde etkilemektedir. Kentsel yeşil alanlara yakınlık, insanların dışarıda daha fazla zaman geçirmesine ve bunun sonucunda sosyal olarak daha aktif olmasını sağlar. Bireylerin sosyalleşmesi yaşam kalitesinin yükselmesine de önemli bir katkı sağlamaktadır. Sosyalleşme mekânı olarak yeşil alanların seçilmesinde etkili olan birtakım özellikler vardır bunların arasında doğallık kavramı tercihimizi birçok yönden olumlu olarak etkilemektedir. Araştırma içeriğini oluşturan literatür taramasında öncelikle kentsel yeşil alanlar kavramı, bu alanların tercih edilme sebepleri ve bu bağlamda doğallık kriterleri ele alınmış daha sonra sosyalleşme üzerinde durulmuş ve doğallığın sosyalleşme sürecine etkisi tartışılmıştır. Araştırma içeriğini oluşturan araştırma modelinde ise kentsel yeşil alanlardaki doğallık kavramının sosyalleşmeye olan katkısını değerlendirmek amaçlanmıştır. İki aşamadan oluşan araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. İlk aşamada, çalışma alanı Trabzon Botanik park olarak belirlenmiş ve bu alanda davranış gözlemi yapılmıştır. Daha sonra, anket tekniği ve Likert tutum skalası doğallığın sosyalleşme kavramı üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre doğallık kavramının bireylerin sosyalleşmesine ve sosyal davranışlara etkisinin olumlu yönde olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede kentsel yeşil alanlardaki sosyalleşme kavramı ile doğallık arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya koyulmuştur.
Kaya bahçelerinin anlamsal farklılaşım tekniğine göre değerlendirilmesi
Günümüzde endüstrileşme ve yaşamın her alanında kendini hissettiren küresel ısınmanın olumsuz etkileri, peyzaj mimarlığı çalışmalarında da dikkat edilmesi gereken oldukça önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Tüm bu olumsuz faktörler, peyzaj planlamalarında, tasarımcıların yeni tasarım anlayışlarına ve alternatif çözümlere yönelmelerini gerektirmektedir. Bu bağlamda kaya bahçeleri, doğadaki bazı peyzaj karakterlerini kente taşıyarak, yoğun kent ortamlarında, doğadan gittikçe uzaklaşan insanları doğa ile yeniden buluşturma noktasında önemli bir görev üstlenmektedir.Yapılan bu çalışmada, kaya bahçelerinin peyzaj mimarlığı açısından değerlendirilmesi ve farklı ülkelerde yer alan bazı kaya bahçelerinin düzenlenme biçimleri arasındaki farklılıkların, kullanıcılar tarafından nasıl değerlendirildiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Japonya, İngiltere, İskoçya ve Türkiye'deki bazı kaya bahçeleri incelenmiştir. Kaya bahçelerinin görsel etkilerinin ortaya konmasına yönelik, bu alanlardan fotoğraflar çekilmiştir ve fotoğraflar Anlamsal Farklılaşım Tekniği ile farklı kullanıcı gruplarına uygulanan anketlerle değerlendirilmiştir.Sonuç olarak; diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye'deki uygulamaların estetik ve nitelik açısından oldukça yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Diğer ülkelerde yer alan kaya bahçelerinin, belirli bir tema ve stil doğrultusunda meydana geldiği ve o ülkeye ait bir peyzaj karakterini yansıttığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda, kaya bahçesi uygulamalarında nelere dikkat edilmesi gerektiği ortaya konulmuş ve kaya bahçesi tasarımlarına ait önerilerde bulunulmuştur.