Dicle University
Discipline

Public Finance

Dicle University

870

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde refah devleti uygulamaları açısından İsveç Modeli'nin değerlendirilmesi

Günümüz anlayışı çerçevesinde refah devletinin özellikle sanayileşmiş ülkelerde ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Bununla birlikte, refah devletinin kurumsallaşması, ancak II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşebilmiştir. Aynı zamanda bu dönem Keynesyen politikaların ve devlet müdahalelerinin kurumsallaşmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde, nitelik ve nicelik açısından artan sosyal refah hizmetleri, geniş kapsamlı sosyal güvenlik şemsiyesi, fakirliği önlemek, adil gelir dağılımı, sosyal denge ve uyumu sağlamak, kısacası insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak gibi amaçlar refah devletinin yükselmesinde önemli yer tutar.Ancak 1970'li yıllarla beraber refah devletinin genişleme eğiliminin beraberinde yüksek harcamaları ve bütçe açıklarını, finansman yönünden ise ağır vergi yükü ve borçlanmayı getirdiği bilinmektedir. Bu dönem, ortaya çıkan krizlerle birlikte stagflasyon ve yüksek işsizlik problemlerine çözüm olamayan Keynesyen yaklaşımın sorgulanmasına yol açmış ve devletin mali krizi olarak adlandırılmıştır. 1980'li yıllarla birlikte genel olarak, devletin işlevleri ve sınırlarının daraltılması eğiliminin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu çerçevede liberal iktisat politikaları tekrar önem kazanmaya başlamış ve bir dizi reform paketleri devreye sokulmuştur. Bu önlemlerle birlikte piyasa uyumlu refah modellerine doğru bir eğilimin ortaya çıktığı ve refah devletlerinin yavaş yavaş küçülmeye başladığı öne sürülmektedir. Bu durum, devletin başarısızlığı yanında piyasaların uluslararasılaşması, rekabetin artması ve küreselleşme süreciyle de ilişkilendirilmektedir.Bu süreçte, refah devleti yapılanması açısından kendine özgü uygulamaları ile literatüre ?İsveç Modeli? olarak geçen İsveç refah devletinde de tarihsel açıdan bakıldığında yaşanan gelişmeler biraz gecikmeli de olsa diğer refah devletlerinden çok farklı değildir. Bu çalışmanın temel ilgi alanını oluşturan İsveç modeli yanında diğer refah devletleri açısından da genel olarak, çalışma sonucunda küreselleşme ve liberalizmin yükselişi ile birlikte refah devleti uygulamalarında yapılan reformlar ve kısıtlamaların beklenen ölçüde bir sonuç doğurmadığı hususu ve son küresel kriz de dikkate alındığında, refah devletinin, geçmişteki etkinlik düzeyi ve fonksiyonlarına sahip olmasa bile, gelecekte de varlığını sürdüreceği kanaati oluşmuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik modeller+5
Süleyman Erdal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık harcamalarının Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri açısından değerlendirilmesi

Bireylerin sağlıklı olmaları refah toplumların oluşması açısından büyük önem taşımaktadır. Bireylere sağlanacak iyi sağlık koşulları olmaksızın bireylerin yaşamlarına sağlıkla başlamaları ve bunu sürdürmeleri mümkün değildir. Kişileri ve toplumları hastalıklardan korumak, hastaları tedavi etmek ve tam olarak iyileşemeyip sakat kalanları da rehabilite etmek için yapılan bütün hizmetler sağlık hizmetleri kapsamında ele alınmaktadır. Yapılan bu hizmetlerin amacı toplumun tümü açısından olumsuz olan hastalık durumunu önlemek ve daha sağlıklı ve üretken bir toplum elde etmektir. Bu amaçla yapılan bütün harcamalar sağlık harcamasının konusunu oluşturmaktadır.Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülke olarak Türkiye'nin sağlık sistem ve harcamalarının incelenerek bazı Avrupa Birliği'ne üye ülkelerle karşılaştırmaktır. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında gerçekleştirilmeye çalışan sağlık reformlarının incelenerek tartışılması amaçlanmaktadır. Yapılan incelemeler ve rakamsal veriler sonucunda Türkiye'nin ve ele alınan bazı Avrupa Birliği Ülkelerinin sağlık sistemleri arasında önemli farklar ve Türkiye açısından eksiklikler olduğu görülmüştür. Bu eksiklerin giderilmesi gerek Avrupa Birliğine üyelik sürecinin hızlanması açısından gerekse Türk Sağlık Sistemi Standartlarında maksimizasyonu yakalamak açısından büyük önem taşımaktadır.

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiFinansman+4
Senar Gök
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası vergi rekabetinin doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkileri: Türkiye örneği

?Uluslararası Vergi Rekabetinin Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları Üzerindeki Etkileri: Türkiye Örneği? adını taşıyan doktora tezi, uluslararası vergi rekabetinin mevcut olumlu ve olumsuz sonuçlarının doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki olası etkilerini tespit etmeyi amaçlayan bir çalışmadır. Küreselleşme süreciyle birlikte üretim faktörlerinde gözlenen hareketliliğin, özellikle sermaye faktörünün ülkelere girişine yönelik vergisel boyutta ne tür bir altyapıya ihtiyaç duyduğu üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda uluslararası vergi rekabetine yönelik belirgin bir teşvik türü olan vergi indirimleri, yatırım politikası aracı olarak kullanılabilirliğindeki kolaylık nedeniyle en az diğer belirleyici unsurlar kadar önem taşımaktadır.Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde uluslararası vergi rekabetinin kavramsal çerçevesi ve etki alanlarına yer verilmektedir. İkinci bölümde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının teorik gelişimi, uluslararası vergi rekabeti ile ilişkilendirilerek incelenmiştir. Son bölümde ise uluslararası vergi rekabetinin doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkilerinin Türkiye açısından değerlendirilmesi amacıyla ekonometrik model uygulamasına yer verilmiş; bulgu ve sonuçları analiz edilmiştir.

RekabetRekabet politikalarıUluslararası rekabet+5
Neslihan Koşar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde Irak-Türkiye vergi sistemlerinin değerlendirilmesi ve Irak vergi sistemi için öneriler

Küreselleşmenin ortaya çıkmasıyla birlikte hayatımızın tüm yönlerinde bir takım değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimler olumlu ya da olumsuz pek çok etkiye yol açmıştır. Hükümetleri de söz konusu değişimlerin olumlu yönlerini desteklemeye, olumsuz etkilerine karşı ise bir takım önlemler almaya zorlamıştır. Küreselleşme hareketleriyle birlikte ortaya çıkan vergi rekabeti, transfer fiyatlaması, elektronik ticaret ve vergi cennetleri vergi sistemlerini olumsuz etkilemiştir. Dolayısıyla hükümetler vergilendirme yetkilerini kullanarak kendi sınırları içinde vergi sistemlerinde gerekli düzenlemeler yapmışlardır. Ayrıca ülkeler uluslararası anlaşmalar yaparak bu sorunların etkilerini hafifletmek amacındadır.Irak Cumhuriyeti son 30 yıl içerisinde geçirdiği savaşlar nedeniyle dünyada gelişen bu trendlerin gerisinde kalmıştır. Bu çalışmanın amacı; dünyada gelişen trendler dikkate alınarak hem kültürel yapı hem de bulundukları bölge itibariyle Irak ve Türk Vergi Sistemlerinin karşılaştırılmasıdır. Sonuç olarak hem Türkiye'de hem de diğer ülkelerde uygulanan vergi sistemlerinden yararlanılarak Irak için bazı öneriler getirilmiştir. Bu kapsamda Irak Vergi Sistemi'nde var olan vergilere yönelik düzenlemelere ve bazı yeni vergi önerilerine yer verilmeye çalışılmıştır.

FinansIrakKüreselleşme+5
Mohamad Sami Abdula
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin belediyelerin mali uygulamalarına etkisinin değerlendirilmesi

Yerel yönetimler, bu yönetimlerin önemli bir unsuru olan belediyeler demokrasinin beşiği kabul edilmektedir. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde daha demokratik ve daha katılımcı belediyeler oluşturmak temel bir amaç durumundadır. Birliğe üye olma yolunda müzakere sürecinde bulunan Türkiye de bu amacı benimsemiştir. AB üyesi ülkelerin kamu yönetim yapısı içinde merkezi yönetimin nispi ağırlığı azalmaya başlarken belediyelerin ağırlığı artmaktadır. AB ülkelerinde vatandaşların yaşadığı yerin sorunlarına ve çözüm arayışlarına bizzat katılmasına çalışılmaktadır. Yerel halkın aktif katılımı yapılan yasal düzenlemelerle garanti altına alındığı gibi, mali yönetimle ilgili yeni gelişmelerden de belediyeler faydalanmaktadır.AB?ne adaylığı 1999 yılında kabul edilen ve 2005 yılında Birlikle müzakerelere başlayan Türkiye, müktesebatını Birlikle uyumlu hale getirme yolunda belediyeler konusunda önemli adımlar atmıştır. AB, İlerleme Raporlarında atılan adımları değerlendirerek Türkiye?nin yaptıklarını ve yapması gerekenlerini ortaya koymaktadır. Çalışmamızda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin belediyelerin mali uygulamalarına etkisi değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Belediyeler, Hizmette Yerelin Önceliği İlkesi, Mali Özerklik, Mali Uygulamalar.

Avrupa BirliğiBelediyelerFinansal hizmetler+5
Ayşe Atılgan Yaşa
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi ve yargı aşaması

Vergi Usul Kanunumuzun 378/2.f. mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacaklarını hüküm altına almıştır. Vergi hukuku sistemimizde bu hükmün iki istisnası mevcuttur. Birincisi; Vergi hatası, İkincisi de; İhtirazi kayıtla beyanname vererek dava açmadır. Vergi Hatası, Vergi Usul Kanunumuzda düzenlemekle birlikte, ihtirazi kayıt Müessesi İle ilgili herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Müessesenin hukuki sonuçlarına ilişkin düzenlemeye İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 26/3.fıkrasında rastlamaktayız. Diğer yandan, ihtirazi kayıtla beyanname verme ve dava açmaya ilişkin müessesenin uygulanmasına yönelik düzenlemeleri, İdari Yargılama Usul Kanunu' nun 39/3. f. ve müteakip maddelerinde görmekteyiz.İhtirazi kayıt müessesinin uygulamasını yalnızca, beyannamelere ihtirazi kayıt koyarak dava açılması olarak görmek, söz konusu müessesenin çok dar bir kapsama inhisar ettirilmesi demektir. İhtirazi kayıt, Bir kısım hakların sonradan kullanılabilmesi için hukuki işlem esnasında konulan çekince kaydı olduğu için, mükelleflerin, idarenin vergilendirme ile ilgili işlemlerine karşı, hakkını arama imkanını verir. Nitekim, tezimizde ihtirazi kayıt müessesinin beyannamelere konulan çekincelere dayanılarak dava açmanın yanında, örneğin, tahakkuku tahsile dayalı vergilerde, idarenin amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanun ile ilgili tasarruflarda, müessesinin uygulama alanı bulduğunu da belirttik.Tezimizin birinci bölümünde; İhtirazi kaydın tanımı, özel hukuktaki yeri, yabancı ülkelerdeki uygulaması ile Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve bugünkü uygulamasına yer verilmiştir. İkinci bölümünde; Ülkemizde, ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi, beyanname ile vergilendirme dışında, diğer vergilerde ihtirazi kaydın uygulamasına ve yine bu bölümde, mükelleflerin ihtirazi kayıtla beyanname vermelerine ilişkin istatistiki verilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere ilişkin yargıya başvurulması, yargılama süreci ve sonuçlarına yer verildiği gibi sonuçları çok önemli ihtirazi kayıtla açılmış, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'da görülmüş iki davaya tezimizde yer verilmiştir. Ayrıca, yine bu bölümde, ihtirazi kayıtla beyanname verilerek, açılan davaların sonuçlarına ilişkin istatistiki veriler yer almıştır. Dördüncü bölüm, Tezimizin sonuç ve öneriler kısmı olup, bu bölümde müessesenin değerlendirilmesi ile vergi hukuku sistemimizde olması gereken yeri hakkında önerilerde bulunulmuştur.

BeyannameTürk vergi hukukuVergi Usul Kanunu+6
Ferhat Fahran
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi yargısında kıyas yasağı ilkesi

Kusursuz olması için sarf edilen tüm çabalara rağmen kanunlarınzaman zaman boşluklar içermeleri doğaldır. Bu bilinçle hazırlanan kanunlarınyapılmasında benimsenen soyut kural yöntemi kanun koyucunun sadecesoyut hukuk kurallarını düzenlemekle yetinmesini, hâkimin karşılaşacağıolaylarda cevapları kanunu yorumlayarak bulmasını gerektirmektedir. İşte busüreçte hâkimler çeşitli mantık kurallarından faydalanmaktadırlar.Bu kurallardan bir tanesi olan kıyas, bir olayla ilgili olarak kanundadüzenlenmiş olan kuralın nitelikleri benzer ancak kanunda düzenlenmemişolan olaya da uygulanması anlamına gelmektedir.Özel hukukta sıklıkla başvurulan kıyas yoluna vergi hukukundabaşvurulmasının yasak olmasının nedeni vergilerin kanuniliği ilkesidir. Busayede kanunda düzenlenmedikçe mükelleflere vergisel yükümlülükyaratılmasının önüne geçilerek hukuki güvenlik sağlanmaktadır.

KıyasMali hukukVergi hukuku+5
Betül Hayrullahoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda teminat uygulaması

Teminatın, kelime anlamı olarak ifade ettiği güvence terimindenanlaşılacağı üzere en temel fonksiyonu kamu alacağının güvence altınaalınmasıdır. Borcun tecil ettirilmesi, iade mekanizmasının işlerliği ve bazıhaklardan yararlanma imkanını sağlaması olan diğer amaçlarında da teminatmüessesesinin dayandırıldığı düşünce, bu amaçları gerçekleştirirken kamualacağının tahsilinde risk oluşturmamaktır.Örneğin tecil edilen borcun ödeme zamanı geldiğinde miktar itibari ileeksiksiz elde edilebilmesi için teminat gösterilmesi gereklidir. İade talep edenmükelleflerini vergi incelemesi sonucunda haksız iade elde etmiş olmaları vebu değerin daha sonra tahsilinin risk altına girmemesi için mükelleflere bellimiktarlardaki iadelerin teminat karşılığı yapılması, güvencenin sağlanmasıunsuruna dayanmaktadır. Yine mükellefler yürütmenin durdurulması gibi bazıhaklardan yararlanırken, dava halinin sonuçlanmasına kadar tahsilidurdurulan alacağa karşılık teminat istenmesi, bu süreç içerisinde alacağındeğer kaybına uğraması gibi oluşabilecek riskleri ortadan kaldırmaktadır.Uygulama açısından kanuni düzenlemeler farklılıklar içerse de, teminatmüessesinin ulaşmak istediği nihai amaç devletin alacağının tahsilinin garantialtında tutulmasıdır. Böylece borçluya bir yandan borcunu ödemesi için şansverilmekte, diğer taraftan alacaklı idarenin alacağını tahsil edememesi halindeteminatın paraya çevrilmesi yolu ile gelir kaybının önlenmesi sağlanmaktadır.

Kamu alacaklarıMali hukukMükellef+3
Gül Soner
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre vergileri ve uluslararası standartlara uyum açısından Türkiye değerlendirmesi

Ekonomik, sosyal ve politik boyutu ile çevre kirliliği konusu her geçen gün daha da tartışılan bir konu haline gelmiştir. Disiplinler arası niteliği ile yapılan tüm yorum ve incelemelerde çevre konusu gerek sebep gerekse sonuçları ile ifade edilmektedir.Dünya ekonomisinin sanayi devrimi sonrası kazandığı inanılmaz ivme ve gelinen bugünkü noktada bilgi çağının sunduğu hizmetler, ekonomik büyümenin hem gezegenimiz hem de içinde yaşayan bireyler açısından çok ciddi faturaları olduğunu göstermiştir. Çevre sorunlarının küresel boyutu çözümün de global düzeyde olmasını kaçınılmaz kılmaktadır.Son yıllara kadar sadece sürdürülebilir kalkınma olarak ifade edilen doğa üzerinde yıkıcı tahribata sebep olmayan büyüme / kalkınma hedefleri bugün yeterli görülmemektedir. Akıllı büyüme, yeşil büyüme ve kapsayıcı büyüme kavramları artık sürdürülebilir büyüme kavramına eşlik etmektedir.Sadece ekonomik krizler değil geleceğin olası ekolojik krizleri çevrenin korunmasına yönelik mali tedbirlerde uluslar arası uyum ve işbirliğini gelecek vizyonunda ortak kararlar ve uygulamalar üretmek konusunda zorunlu kılmaktadır.

Koruma tedbirleriStandartlarTürkiye+7
Sevay İpek Tütüncü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1990 sonrası piyasa ekonomisi: Avrupa Birliği'ne üyelik ve ekonomik özgürlükler açısından bir değerlendirme

Devlet müdahalesinin minimum düzeyde olduğu ve bu mekanizmaya sadece piyasanın daha sağlıklı işleyebilmesi için başvurulduğu bir durumda tesis edilen piyasa ekonomisi, özel mülkiyetin var olduğu, özel girişimlerin herhangi bir engelle karşılaşmadığı, fiyatların serbest rekabet ortamında belirlendiği bir ekonomik düzen olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu düzenin muhafaza edilebildiği bir ortamda ?ekonomik özgürlük? kavramından söz edilebilecektir. Bireylerin özel mülkiyetinin korunduğu, ekonomik karar serbestliğine sahip olunan bir ortamda devletin ekonomiye müdahalesi sınırlı alanda yer alır. Ekonomik özgürlükler yıllardan beri çeşitli organizasyon ve kurumlar tarafından, piyasa ekonomisi şartlarını ifade eden değişkenlere göre ölçülmekte ve ortaya çıkan sonuç içerisinde ülkelerin ekonomik özgürlük endeksleri belirlenmektedir. Söz konusu endeks, ilgili ülkenin ?hangi piyasa ekonomisi şartını ne oranda sağladığı?nın ayrıntılı göstergesi olmakta ve değerlendirmeye alınan ülkeleri de bu kriterlere göre sıralamaktadır.Türkiye'de İzmir İktisat Kongresi'nde özel sektör eliyle kalkınma amacı ön plana çıkarak piyasa ekonomisinin şartlarını sağlamak hedefi ile başlayan süreç, çeşitli nedenlerle sekteye uğramış ve ancak 1980'li yıllarda hız kazanmıştır. Türkiye 1990'lı yıllardan itibaren de piyasa ekonomisi şartlarını sağlamak için Avrupa Birliği'ne tam üyeliğin gerektirdiği ekonomik koşullar paralelinde ilerlemiştir. Günümüzde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik yolunda mevcut üyelerle kıyaslandığında, şartların birçoğunu karşıladığı ve hatta bazı noktalarda mevcut üye ülkelerden daha iyi konumda ve birçok ülke tarafından hızla gelişen bir piyasa ekonomisi olarak kabul edilen bir ülke olduğu vurgulanmaktadır. Ekonomik özgürlüklerle ilgili hazırlanan raporlar incelendiğinde, piyasa ekonomisi karşısında bir takım engellerin de bulunduğu ve bu engelleri aşma yolunda ise daha öncekiler gibi bazı yapısal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerektiği görülmektedir. Böylece Türkiye'nin kusursuz işleyen bir piyasa ekonomisine yaklaşması ve ekonomik özgürlükler hususunda da önemli adımlar atması mümkün olacaktır.

Avrupa BirliğiEkonomiEkonomi politikaları+3
Ercan Bahtiyar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı istihdamın azaltılmasında gelir vergisinin rolü ve etkinliği

Kamu otoritesinin bilgisi dışında gerçekleşen faaliyetler bütününe genel anlamıyla kayıt dışı ekonomi denilmektedir. Bu tür faaliyetler bünyesinde kayıt dışı istihdam olgusunu barındırmaktadır. Nitekim çalışma gücüne sahip kişiler kendi isteklerine bağlı olarak veya istekleri dışında yasal mevzuatın dışında kalabilmektedirler. Bu durum ise bünyesinde birdizi mali, iktisadi ve sosyal sorunları barındırmaktadır. Bu tür sorunların başında kayıt dışı istihdam edilenlerin sosyal güvenlik haklarından yeterince yararlanamamaları gelmektedir. Ayrıca devlet açısından vergi ve sigorta pirimi kayıplarından dolayı mali sıkıntılar da ortaya çıkmaktadır. Ekonomik açıdan ise haksız rekabete neden olan ve ürün standardizasyonunda sıkıntılara yol açan bir ekonomi yapı söz konusu olmaktadır.Kayıt dışı istihdamın varlığı açısından vergisel yüklerin önemli nedenlerden biri olduğu belirtilebilir. Yani devlet kayıtlı çalışan bireyler üzerine ağır vergisel yükler uyguladığı zaman hem çalışan hem de işveren açısından ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durumda işveren kayıt dışı istihdamı tercih edebilmekte ve çalışan ise vergisel yükten kurtulma çabasından dolayı kayıt dışı kalma yolunu seçebilecektir. Dolayısıyla devletin vergi yüklerini dengeli şekilde dağıtan bir gelir vergisi sistemini oluşturması ve çalışma arzusunu teşvik etmesi gerekmektedir.Bu çalışmada kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdam kavramları üzerinde durulmuş, bunların nedenleri ve etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca çeşitli ülkelerdeki gelir vergisi düzenlemelerinin kayıt dışı istihdamı önleme açısından ne şekilde düzenlendiği ortaya konulmaya çalışılmış ve ülkemizdeki gelir vergisi açısından yapılan düzenlemeler hakkında bilgilere yer verilmiştir. Sonuçta ise kayıt dışı istihdamın azaltılması amacıyla Türk Gelir Vergisi Sisteminin ne şekilde düzenlenmesi gerektiğine yönelik öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kayıt dışı istihdam, Kayıt dışı Ekonomi, Gelir Vergisi, Türk Gelir Vergisi Sistemi

Gelir vergisiKayıt dışı ekonomiKayıt dışı istihdam+3
Doğan Özen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu mali yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında bütçe reformlarının bütçe politikası açısından değerlendirilmesi

Son yıllarda birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke kamu mali sistemlerinde reform çalışmalarına yönelmişlerdir. Ülkemiz de dâhil olmak üzere birçok ülkede yapısal değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Mali disiplin, mali şeffaflık, hesap verilebilirlik, kaynak kullanımında etkinlik, performansa dayalı yönetim anlayışı, çok yıllı bütçeleme anlayışı kamu mali sistemlerinin temel taşları olmuştur. Bunların yanında en başta siyasi popülizmin engellenmesi amacıyla bütçe sistemlerine birtakım mali kurallar getirilmiştir. Ülkemiz de benzer reformlar gerçekleştirmiştir ve bu yönde çalışmaları hala devam etmektedir. Türk bütçe sistemi ve sureci; 2006 yılında uygulanmasına başlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile modernize edilerek bütçelemede performans yaklaşımı geliştirilmiş ve kamu mali sistemimiz yeni baştan yapılandırılmıştır. Anahtar sözcükler: Reform, mali disiplin, performansa dayalı yönetim anlayışı, mali kurallar, çok yıllı bütçeleme anlayışı

BütçeBütçe politikalarıBütçe reformu+3
Nuray Karanfil Kocabaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir idaresinin bağımsızlığının vergi kayıp ve kaçakları üzerindeki etkisi

Bağımsız gelir idaresi modeli, Türkiye dâhil bazı ülkeler tarafından daha gelişmiş gelir idaresi için alternatif bir model olarak benimsenmiştir. Model genellikle düşük vergiye gönüllü uyum oranları, yüksek vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı, etkinsiz vergi idaresi personeli, yolsuzluk ve sonuç olarak vergi geliri kaybı problemlerine muhtemel bir çözüm olarak görülmektedir. Bu tez çalışması özerk gelir idaresi modelini bu problemleri çözmede başarı düzeyi bakımından tartışmaktadır. Modelin özelliklerini analiz etmekte, gelir idarelerine özerklik verilmesinin sebeplerini incelemekte ve modelin başarısının ne ölçüde değerlendirilebildiğini araştırmaktadır. Çalışma ayrıca modelin başarısını ölçmede veri toplama güçlüklerini ve performanstaki değişmeleri modele atfetme problemini ortaya koymaktadır. Tez, modelin gelişmiş idari performansa yol açtığı ve modernizasyonu teşvik ettiği şeklinde sübjektif algılamalara karşın özerk gelir idaresinin daha iyi performans sergilediğine dair objektif analizlerin bulunmadığı sonucuna varmaktadır.Anahtar Kelimeler: Bağımsız Gelir İdaresi, Vergi Geliri Kaybı, İdari Performans.

BağımsızlıkGelir İdaresiPerformans+3
Uğur Yonar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret yoluyla transfer fiyatlandırması

Küreselleşme süreciyle birlikte birden fazla ülkede faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin yaygınlaşması, bu şirketlerin ticari işlemleri sonucunda ödedikleri vergileri minimum düzeye indirmek suretiyle temel amaçları olan kar maksimizasyonunu gerçekleştirmek için çeşitli araçlardan yararlanmalarına yol açmıştır. Bu araçlardan en bilineni transfer fiyatlandırmasıdır. Transfer fiyatlandırması yapımını kolaylaştıran ve bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte önemi gittikçe arttıran bir kavram ise elektronik ticarettir. Elektronik ticaretin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, ticarete konu olan varlıkların gizlenme olanağı artmış, yer ve zaman kavramları belirsiz hale gelmiş, transfer fiyatlandırmasının tespit edilmesinde önemli rol oynayan işlev, varlık ve risk analizlerinin yapılması güç duruma gelmiştir. Bu çalışmada, transfer fiyatlandırması manipülasyonlarında elektronik ticaretin rolünün ortaya konulması amaçlanmaktadır. Belirtilen amaçtan hareketle, öncelikle elektronik ticaret ve transfer fiyatlandırması kavramlarına değinilmiştir. Buna ilaveten transfer fiyatlandırması manipülasyonlarında elektronik ticaretin kullanımı, vergisel kayıpların tahmini boyutu, manipülasyonların tespiti ve önlenmesi hakkında bilgiler verilmiştir. Son olarak ise elektronik ticaret yoluyla transfer fiyatlandırmasına yönelik başta OECD olmak üzere, seçilmiş ülkelerin bu konudaki çalışmalarından bahsedilmiştir. Çalışmanın sonucunda elektronik ticaretin gelişiminin ve kullanımının yaygınlaşmasının, transfer fiyatlandırmasını oldukça kolaylaştırdığı tespit edilmiştir. Bu durumun ise ülke vergi idarelerinin işini oldukça zorlaştırdığı çıkarımı yapılmıştır. Dolayısıyla transfer fiyatlandırması manipülasyonlarının olumsuz etkilerinin bertaraf edilebilmesi için ülkelerin tek taraflı önlemlerinden ziyade uluslararası düzeyde yapılacak ortak çalışmaların daha yararlı olacağı önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Elektronik Ticaret, Transfer Fiyatlandırması

Amerika Birleşik DevletleriElektronik ticaretHindistan+5
Murat Zorkun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dışsallık sorunu ve çevre vergileri

Çevre, canlı ve cansız varlıklar olmak üzere içinde var olan her şeyi kapsayan bir kavramdır. Canlıların yaşamlarını devam ettirebilmesi için çevre oldukça önemli bir unsurdur. Fakat insanların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda çevre tahribe uğramış ve kirlenmiştir. Çevre kirliliği zaman geçtikçe daha da artmış, tüm canlıların yaşamını tehlikeye atmıştır. Çevre kavramı küresel alanları kapsayan bir kavram olduğu için, çevre kirliliği de küresel ölçekli bir tehdit haline gelmiştir. Küresel sorunların küresel çözüm yollarına ihtiyacı vardır. Bu sebepten ötürü çevre kirliliğini önlemek için dünyada çevre politikaları uygulanmaya başlamıştır. Çevre sorunlarının en yaygın ve etkili çözüm yolu kamusal bir araç olan vergilerdir. Çevre vergileri kirlilik yayan üretim ve tüketim faaliyetlerine uygulanmaktadır. Çevre vergisi uygulamasıyla negatif dışsallıklardan dolayı meydana gelen çevresel sorunlar önlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada, dışsallık kavramı çerçevesinde çevre sorunları ele alınmıştır. Dünyada ve Türkiye'de uygulanan çevre vergileri ile çevresel vergilerin etkileri güncel veriler ışığında incelenmiştir. Vergilerin kirliliği önleme açısından başarıları ile olumsuz yönleri işlenmiştir. Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler, muafiyetler ve uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Çevre Kirliliği, Negatif Dışsallıklar, Çevre Vergileri, Dünyada Çevre Vergisi Uygulamaları, Türkiye'de Uygulanan Çevre Vergileri

DışsallıkNegatif dışsallıklarVergiler+3
Elif Sena Sarı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mali alan: Ülke uygulamaları

Mali alan, literatürde yeni yeni ele alınan bir kavram olmasına karşın yapısı itibarıyla geçmişten beri uygulanmaya devam eden birçok maliye politikasıyla bağdaştırılabilir. Bunun yanı sıra, mali alanın birçok mali, ekonomik ve politik araçla olan etkileşimi her geçen gün artarak devam etmektedir. Özellikle ülke yönetimlerinin, kamu finansmanı aşamasında bütçelerinde oluşturmak istedikleri manevra kabiliyetinin gerekliliği, tarihsel süreç boyunca elzem bir ihtiyaç olarak hissedilmiştir. Bu nedenle daha yakından incelenmeye başlanan mali alan, her ülkenin potansiyeline göre şekillenen oldukça geniş bir perspektifle ele alınmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre farklılık gösteren mali alanın, oluşturma yöntemleri ve kullanım alanları da bu yüzden birbirinden ayrılmaktadır. Oldukça geniş bir kapsamı olan mali alanın, ülke uygulamaları bazında değerlendirilerek ülkelerin gelişmişlik seviyeleriyle bağdaştırılması ve her ülkenin sahip olduğu mali alan potansiyelinin en iyi hangi şekilde ortaya çıkarılabileceği hususu farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin mali alan oluşturma kapasitelerini genel literatür ve ülke uygulamaları kapsamında inceleyerek hangi ülke grubunun daha avantajlı konumda olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bu amaçla çalışmada betimsel yöntem kullanılarak öncelikle mali alanın kavramsal çerçevesi irdelenmiş, daha sonra etkileşim halinde olduğu temel kavramlar sunulmaya çalışılmıştır. Ardından mali alan oluşturma yöntemleri ve oluşturulan mali alanı ölçme yaklaşımları farklı bakış açıları eşliğinde açıklanmıştır. Son olarak hem mali alanın kavramsal çerçevesiyle bağdaştırılan hem de mali alan oluşturma yöntemleri içerisine giren ülke uygulamaları ele alınarak ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada, bazı gelişmiş ülkelerin mali alan oluşturma ve bu alanı sürdürülebilir kılma kapasitesinin, gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Devlet bütçesiFinansal sürdürülebilirlikGelişmekte olan ülkeler+6
Bünyamin Aydemir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otomatik vergisel bilgi değişimi ve Türkiye değerlendirmesi

Dünya ekonomisine yön veren uluslararası kuruluşların çalışmaları neticesinde globalleşen dünyanın getirileri sonucu değişen ekonomik düzene ayak uydurulabilmesi açısından vergisel bilgi değişimi yöntemi geliştirilmiştir. Vergisel bilgi değişimi yöntemi; kendiliğinden bilgi değişimi, talep üzerine bilgi değişimi ve otomatik bilgi değişimi olmak üzere üç farklı şekilde hayata geçirilmektedir. Fakat içinde bulunulan dönem itibarıyla ülkeler vergisel bilgi paylaşımı yapacağı zaman genellikle otomatik bilgi değişimi yöntemini uygulayarak vergisel kayıp kaçağın önüne geçerek elde edilecek vergi gelirini optimal seviyede tutmayı hedeflemektedir. Vergi mahremiyeti açısından herhangi bir olumsuzluğa neden olmayacak olan otomatik bilgi değişimi yöntemi sayesinde küresel ölçekte bir vergi standardı oluşturulmuştur. Türkiye'nin de son yıllarda daha fazla ilgi duymaya başladığı otomatik bilgi değişim anlaşmaları neticesinde hem vergisel gelirleri arttırılacak hem de vergi sisteminde şeffaflık sağlanacağı için uluslararası düzeyde ülkemize olan güven artacaktır. Otomatik bilgi değişiminde, anlaşmalara taraf olan ülkeler belirli periyotlara bağlı kalarak sistemli bir şekilde paylaştıkları bilgiler neticesinde mükelleflerinin elde etmiş oldukları tüm gelirleri vergilendirebilecektir. Özellikle son yıllarda bu tür anlaşmalara daha fazla ihtiyaç duyulduğu için her geçen gün anlaşmaya taraf olan ülke sayısı da artmaktadır. Bu sayede de hazineye girecek olan vergi gelirlerinin azalmasına neden olan vergi kaybı gibi olumsuzlukların önüne geçilebilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; vergisel bilgi değişimi yöntemleri arasında en çok ilgi gören otomatik bilgi değişimi yönteminin Türk Vergi Sistemi içerisindeki yerini tespit edebilmektir. Ayrıca Türkiye'nin otomatik bilgi değişim yöntemine ilişkin güncel durumu ele alınarak otomatik bilgi değişimi ile vergi güvenliği arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Son olarak ise otomatik bilgi değişimi uygulamaları neticesinde vergisel kayıp ve kaçakların ne şekilde değişeceği irdelenmiştir. Çalışma sonucunda; getirileri çok yüksek olan otomatik bilgi değişim anlaşmalarına Türk vergi mevzuatı içerisinde çok daha fazla yer verilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Ayrıca mevcut anlaşmalara yenileri eklenerek daha fazla ülke ile otomatik bilgi paylaşımı yapılması sonucunda vergi kayıpları minimum seviyeye indirilerek hazineye aktarılacak olan vergi gelirlerinin optimal seviyede tutulabileceği tespit edilmiştir.

Bilgi değişimiVergi güvenlik önlemleriVergi kayıpları+2
Merve Çelik
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000 yılından sonra uygulanan vergi aflarının vergi tahsilatı ve vergi uyumu üzerindeki etkileri

Vergi affı, mükelleflere cezai kovuşturma korkusu olmadan, geçmiş dönemlerdeki mali yükümlülüklerden kurtulma karşılığında, belirli bir miktar ödeme yapma şansı tanıyan bir fırsattır. Ülkemizde, uygulanan vergi afları, teorisyenler tarafından 1960 öncesi ve 1960 sonrası olmak üzere iki dönem halinde incelenmiştir. Ancak küreselleşmenin olumsuz etkileri sonucu doğan finansal ve ekonomik krizlerin artması, aynı zamanda hükümetlerin eskiye nazaran daha ayrıntılı düzenlemeler yapmakta olmaları, 2000 yılı sonrası uygulanan vergi aflarının ayrı bir dönem halinde incelenmesini zorunlu kılmaktadır.Vergi afları hükümetler tarafından uygulanan yaygın bir mali araçtır. Ekonomik krizlerin ardından ortaya çıkan, ödeme güçlüklerine karşın yapılacak kapsamlı bir vergi reformu ile birlikte, vergi aflarının, vergisel uyumu artırıcı olduğu noktasında görüş birliği vardır. Ancak vergi uyumu, vergi aflarının siyasi propaganda aracı olarak kullanılması, vergi afları sonrası kapsamlı vergi reformlarının gerçekleştirilmemesi, afların kısa vadeli gelir kaynağı olarak görülmesi ve sıkça başvurulan bir araç olması nedenleriyle olumsuz etkilemektedir.Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Affı, Vergi Tahsilatı, Vergi Uyumu

AfUyumUyum güçlüğü+5
Ahmet Martin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu kaynaklı gayrimenkul değer artışlarının vergilendirilmesi: Türkiye için bir öneri

Gayrimenkuller, süreç içerisinde çeşitli nedenlerle değer kazanabilmektedir. Bu değer artışlarının bir kısmı mülk sahibinin emeği ve sermayesi dahilinde gerçekleşirken bir kısmı da mülk sahibinin iradesi dışındaki sebepler sonucunda meydana gelmektedir. Mülk sahibinin iradesi dışında gerçekleşen değer artışlarının bir kısmı, kamunun karar ve hizmetleri neticesinde ortaya çıkmaktadır. Mali literatürde bu kazançların, ilgili kamu yatırımı hizmetlerini finanse eden toplum bireyleri arasında paylaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu paylaşımın en önemli yolu, ortaya çıkan değer artışlarını vergiye tabi tutarak tekrar kamusal hizmet sunumunun sağlandığı bir döngü oluşturmaktır. Dünya genelinde birçok ülke, mülk sahibinin iradesi dışında meydana gelen gayrimenkul değer artışlarını vergilemeye yönelik düzenlemelere sahiptir. Türkiye'de de son zamanlarda bu kaynağın vergilendirilmesine yönelik tartışmalar hız kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, kamunun karar ve hizmetleri sonucunda gayrimenkullerin değerinde meydana gelen artışların vergilendirilmesine yönelik bir düzenlemenin uygulanabilirliğini tartışmak, ilgili düzenlemenin sosyoekonomik etkilerini ortaya koymak ve Türkiye için bir gayrimenkul değer artış vergisi önerisi oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda, gayrimenkul değer artış vergileri teorik olarak incelenmiş, daha sonra ülke uygulamalarından bahsedilmiştir. Akabinde, Türkiye'de gayrimenkul değer artış vergisi benzeri olarak adlandırılan düzenlemelere değinilerek bu düzenlemelerin etkinlikleri tartışılmıştır. Bu değerlendirmelerden hareketle çalışmanın son bölümünde gayrimenkul değer artış vergilerinin sosyo-ekonomik etkileri tartışılmış ve ardından Türkiye için bu vergiye ilişkin birtakım önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın sonucunda, kamu kaynaklı gayrimenkul değer artışlarının gerek vergilemenin mali amaçları gerekse mali olmayan amaçları kapsamında kamuya aktarılması gerektiği ifade edilmiştir. Türk vergi sistemi içerisinde yer alan gayrimenkul değer artış vergisi benzeri düzenlemelerin, bu kaynağı vergileme noktasında yetersiz olduğu, kamunun karar ve hizmetleri neticesinde ortaya çıkan değer artışlarının tüm toplum arasında paylaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, kamunun planlama kararları, ek imar izinleri, kullanım hakkı değişiklikleri, kamunun altyapı ve bayındırlık hizmetleri ile kentsel dönüşüm sonucunda ortaya çıkan gayrimenkul değer artışlarından kamunun pay alması önerilmiştir.

Değer artış payıGayrimenkullerKentsel rant+2
Sedat Polat
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi indirimleri politikalarının küreselleşme ve piyasa ekonomisi bağlamında değerlendirilmesi: Türk vergi sistemi örneği

Arz yönlü iktisat savunucuları vergi indirimlerinin üretimi ve vergi gelirlerini artıracağını söylemektedirler. Vergi indirimleri politikasını talep yanlı iktisatın karşılaştığı sorunlara çözüm olarak öneren Amerikalı iktisatçı Laffer, vergi gelirleri ile vergi oranları arasındaki ilişkiyi açıklayan bir grafik çizmiştir. Laffer Eğrisi olarak adlandırılan bu grafik arz yönlü iktisatın en önemli kavramı olmuştur. Bu çalışma ile vergi indirim politikaları ve bu politikaların ülke ekonomileri üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla öncelikle dünyadaki seçilmiş bazı ülkelerin uyguladıkları vergi indirimleri incelenmiş, ardından Türkiye'de uygulanan vergi indirim politikalarına değinilmiştir. Sonuç olarak görülmüştür ki, vergi indirimleri üretimi ve vergi gelirlerini artırmakta, dolayısıyla ekonomik büyümeyi ve istihdam artışını beraberinde getirmektedir.Anahtar Kelimeler: Vergi, İndirim, Arz Yönlü İktisat, Laffer Eğrisi.

Arz yönlü vergi politikasıKüreselleşmeLaffer eğrisi+5
Görkem Ali Özveren
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu ekonomisi yönünden, Türkiye'de kırsal kalkınma sürecinde kooperatifçiliğin rolü: TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği örneği

Kooperatifçilik hareketi bir eylem olarak, insanlık tarihinin tüm dönemlerinde farklı isimler altında toplumsal tabanda belirerek gelişim gösteren, işbirliği ve dayanışma temeline dayalı ekonomik, kültürel ve siyasi harekettir. Tarım toplumunda kooperatifler arazi kullanma kooperatifleri şeklinde ortaya çıkmış, daha sonra sanayi toplumunda işsizliğe bir çözüm olması için kentsel alanlarda tüketim kooperatifleri olarak belirmiş, günümüz bilgi toplumunda ise tüm sektörlerden kullanılan önemli bir gelişim mekanizması şekline dönüşmüştür. Kooperatifçiliğin temelinde yer alan, dayanışma ve işbirliğinin meydana getirdiği büyük güç, ortaya çıktığı coğrafyada başta devletler olmak üzere egemen güçlerin dikkatini çekmiştir. Bazı dönemlerde kooperatifler, ulusal ekonomilerin kurulması için kullanılırken, bazı dönemlerde ise tek merkezden geniş halk yığınlarını yönetmek için kullanılmıştır.Dünyada kooperatifçilik akımı, modern anlamda ilk ortaya çıktıkları 1844 yılından itibaren, sosyo-ekonomik ve siyasi değişimlerden etkilenerek gelişim göstermişlerdir. Kooperatifçiliğin ortaya çıkardığı önemli ekonomik ve siyasi güç nedeniyle, bu kurumlara bazı dönemlerde büyük önem verilmiş bazı dönemlerde ise kuşkuyla bakılmıştır. Dünya'da evrensel kooperatifçilik ilkelerinin belirlenmesi ve bu ilkelerin modern kooperatifler için bir referans olması, bu akımın verimini arttıran esas faktörlerden biri olmuştur. Günümüzde ülkeler özellikle kırsal alanların kalkınması konusunda tarımsal kooperatiflere büyük önem vermektedirler. Gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında tarımsal kooperatifler kırsal alanın kalkınması ve gıda güvenliğinin sağlanması boyutunda en önemli araçlar konumundadır. Birleşmiş Milletler bu çerçevede 2012 yılını Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak kabul etmiş ve dünyada kooperatiflerin önemli bir kalkınma aracı olarak desteklenmesini istemiştir.Türkiye'de kooperatifçilik hareketinin birçok kaynakta Mithat Paşa'nın öncülüğünde 1863 yılında ?Memleket Sandıkları? ile başladığı kabul edilmektedir. Buna karşın, Türklerde kooperatifçilik eyleminin tarihsel kökleri Selçuklu İmparatorluğuna kadar uzanmaktadır. Türkiye'de kırsal alanın kalkınması çerçevesinde kooperatifçilik eylemi, modern anlamda ilk olarak 1913 yılında, Batı Anadolu'da ortaya çıkmış, daha sonra Cumhuriyetin kurulmasını takiben, devletinde yönlendirmesi ile önemli bir gelişim göstermişlerdir. Planlı Kalkınma Dönemlerinde kooperatifler kırsal alanın kalkınmasında önemli bir araç olarak görülmüş ancak devlet vesayeti ve yetersiz kooperatifçilik eğitimi gibi nedenlerden bu süreçte kooperatiflerin verimi hep tartışılır olmuştur. Türkiye'de devlet ve kooperatifler arasında bu kadar yoğun ilişkiler olmasına rağmen akademik çalışmalarda kooperatifler genellikle mikro çerçevede ele alınmış kamu ekonomisi boyutunda kooperatiflerin etkileri yeterince irdelenememiştir. Bu tez kapsamında Türkiye'de kooperatiflerin kırsal kalkınma boyutundaki etkileri, kamu ekonomisi perspektifiyle, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Modeli üzerinden incelenmiştir.

KalkınmaKamu ekonomisiKooperatifler+2
Hakkı Çetin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminin Avrupa Birliği vergi sistemine dolaylı vergiler bakımından uyumlaştırılması

Bu tez çalışmasının amacı, Avrupa Birliği?nde vergilerin uyumlaştırılması çalışmalarındaki temel ilkeleri, dolaylı vergiler konusundaki düzenlemeleri ve uyum çalışmalarını genel olarak incelemek olup, Türkiye?nin dolaylı vergiler konusundaki uygulamalarını, Avrupa Birliği?nin vergi uyumlaştırma çalışmaları çerçevesinde değerlendirmektir. Bu çalışmada Türkiye?nin dolaylı vergiler uygulamasının Avrupa Birliği uygulamaları ile matrah, konu ve oran açısından bazı farklılıklara sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca Türkiye?nin uygulamasında, vergileme stratejisinde rekabet gücü açısından zaaflar olduğu ve vergi düzenlemelerinin iktisadi ve sosyal yönünün dikkate alınmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Dolaylı Vergi, Vergi Uyumu.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerTürk vergi sistemi+5
Göksel Çetinkol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi: OECD üyesi ülkelere ilişkin ekonometrik bir analiz

Küreselleşmenin ekonomik, politik, sosyal, kültürel, askeri, çevresel gibi birçok alanda etkisi bulunmaktadır. Dünya ölçeğinde artan bütünleşme ile ifade edilen küreselleşmenin ekonomik boyutu ön plandadır. Özellikle 1980?li yıllardan sonraki süreçte hız kazanan küreselleşmenin kamu maliyesi alanına etkileri önemli bir tartışma konusudur. Küreselleşme sürecinde devletin bağımsız karar alma gücü zayıflamış ve ekonomik fonksiyonlarında değişimler yaşanmıştır. Bu değişim kamu harcamaları düzeyini de etkilemiştir. Kamu harcamalarının gelişimini açıklamaya yönelik birçok yaklaşım bulunmakla birlikte küreselleşmenin etkisini inceleyen yaklaşımlar nispeten yenidir. Literatürde küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi etkinlik ve telafi edici etki hipotezleri ile açıklanmaktadır. Etkinlik hipotezi artan vergi rekabetinin vergi gelirlerini azaltacağını ve böylece kamu harcamalarının da azalacağını savunmaktadır. Telafi edici etki hipotezi ise dışa açık ekonomilerin maruz kalacakları dışsal riskleri gidermek amacıyla devletin daha fazla kamu harcaması gerçekleştireceğini savunmaktadır. Her iki hipotez de uygulamalı çalışmalardan elde edilen bulgular neticesinde geliştirilmiştir. Tezde etkinlik ve telafi edici etki hipotezlerinin geçerliliğini 18 OECD üyesi ülkenin 1995-2009 yılları arasındaki yıllık verileri kullanılarak incelenmiştir. Bu amaçla öncelikle panel birim kök testleri ile durağanlık sınaması yapılmıştır. Ardından ise güncel bir yöntem olan panel VAR modeli ile küreselleşme ve kamu harcamaları arasındaki ilişki hem toplam kamu harcamaları açısından hem de kamu harcamalarının fonksiyonel sınıflandırmasında yer alan harcama türleri itibariyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre toplam kamu harcamaları, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri, eğitim hizmetleri ve sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri harcamalarında etkinlik hipotezinin geçerli olduğu görülmüştür. Diğer harcama türleri için ise ne etkinlik hipotezi ne de telafi edici etki hipotezinin geçerliliğine ilişkin kanıtlar bulunamamıştır. Küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi karmaşık bir yapı arz etmektedir. Yapılan çalışmalarda elde edilen bulgularda tam bir görüş birliği bulunmamaktadır. Gelecek dönemlerde küreselleşmenin etkinlik ve telafi edici etki hipotezlerinden hangisinin geçerli olduğuna değil bu iki hipotez arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların ön planda olması muhtemeldir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Kamu Harcamaları, Etkinlik Hipotezi, Telafi Edici Etki Hipotezi, Panel Birim Kök Testi, Panel VAR Modeli

Ekonometrik analizEtkinlikKamu harcamaları+2
Ahmet Aysu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimler ve mali tevzin: Avrupa Birliği ve Türkiye uygulamaları

1980?li yıllardan itibaren gelişen küreselleşme hareketi ile birlikte yerelleşme de aynı paralelde önem kazanmaya başlamıştır. Bu süreçle birlikte birçok ülkede katı merkeziyetçi yapılar esnetilerek yerel yönetimlere hizmet ve gelir konularında yetki devirleri olmuştur. Yerel yönetimlere sağlanan idari ve mali anlamdaki sorumluluklar ülkelerin yönetim sistemlerine göre farklılıklar arz etmiştir. Hizmet ve kaynak kullanımında etkinliğin sağlanmaya çalışılmak istenmesi, hizmetlerin yerel halka en yakın idari birimlerce yerine getirilmesi arzusu ve karar birimlerine halkın katılımının daha rahat bir şekilde yerine getirilmesi gibi sebepler yerinden yönetim yapısının gelişmesini sağlamıştır. Tezin birinci bölümünde yerel yönetimlerin tarihsel süreç içindeki rolü ve önemine değinilerek ikinci bölümde Türkiye?nin yerel yönetim yapısı incelenmiştir. Türkiye?de yerel yönetim birimlerinin hizmet alanı ve mali alandaki sorumluluk ve yetkilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde Avrupa?da yerelleşmenin etkisiyle yerel yönetimler alanında yapılan çalışmalar incelenerek Avrupa ülkelerinin kendi yerel yönetim yapıları incelenmiş ve Türkiye ile seçilmiş ülke örneklerinin karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Mali Tevzin, Mali Özerklik, Hizmet sunumu, Gelir paylaşımı

Avrupa BirliğiBelediyelerMali tevzin+3
Habip Demirhan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi hukukunda tebliğ, karşılaşılan hukuki sorunlar ve çözüm önerileri

"Vergi Hukukunda Tebliğ, Karşılaşılan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri" adlı çalışmada tebliğ hükümleri ve idari işlem kavramı incelenerek özellikle kanunda yer alan tebliğ hükümlerinin, uygulayıcıları tarafından sebep olunan, uygulamadaki hatalara dikkat çeken değerlendirmeler yapılmıştır. Tebliğ konusunda bu değerlendirmeler yapılırken özel ve genel kanun karşılaştırması ile tebligat ile ilgili genel bir kanun varken, özel kanun hükümlerine ihtiyaç duyulmasının sebepleri vurgulanmıştır. Mükellef ve idare arasında tebliğ konusunda oluşan hukuki sorunların değerlendirmesi, yargı organlarının verdiği kararlar doğrultusunda yapılırken, tebliğ işleminin uygulayıcıları tarafından daha doğru şekil ve biçimde nasıl uygulanacağı tespit edilmeye çalışılmıştır. Kamu harcamalarının finansman ihtiyacının karşılanması için devletin önemli gelir kaynağını vergiler oluşturmaktadır. Tebliğ, verginin devletin kasasına girmesi sürecinde çok önemli rol oynamaktadır. Tebliğ hukuki olarak hak arama sürelerin başlangıcıdır. Bu yüzden tebliğ ile ilgili hatalar mükellef ve idare arasında önemli sorunlar ortaya çıkartmaktadır. Bunlar idare açısından vergi kaybı ve mükellef bakımından önemli hak kayıpları şeklinde meydana gelmektedir. Yargıya intikal eden tebliğ konulu hukuki sorunlardan anlaşılacağı üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun uygulayıcıları tarafından yeteri kadar anlaşılamadığı ve bu nedenle uygulaması sırasında meydana gelen farklılıklar, tebliğ konusunu incelemeye değer bir konu olarak karşımıza çıkarmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu ilişkisi, uygulaması ve karşılaştırılması; tebligat yapacak merciler, tebligat yapılacak kişiler ve tebligat türlerine vurgu yapılarak bu tez konusu seçilmiştir. Tebligatın elektronik ortamda gerçekleştirilmesi ile yargıya intikal eden tebliğ konulu davaların azaldığı görülse de diğer tebliğ yöntemleri ile yapılan tebliğlerdeki hatalar sonucu oluşan hukuki sorunlar varlığını korumaktadır. Çalışmamızda tebligat ile ilgili teorik ve kavramsal tanım ve açıklamalara yer verilmiştir. Uygulama sırasında karşılaşılan hukuki sorunların Yüksek Mahkeme kararları bağlamında değerlendirmesi yapılıp, önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tebliğ, Vergi Usul Kanunu, Tebligat Kanunu, Hukuki Sorunlar

TebligatTebliğTürk Vergi Kanunu+3
Sertaç Koç
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal vergileme ilkeleri ile vergilere karşı gösterilen tepkiler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bir vergi sisteminden beklenen amaçların gerçekleşmesi, vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri göz önünde bulundurularak dizayn edilmesini gerektirmektedir. Optimal vergileme ilkelerinin doğru işlemesi ise, vergiye gönüllü uyumun sağlanmasıyla ve vergilere karşı tepki gösterilmemesiyle mümkündür. Optimal vergileme ilkeleri ile vergilere karşı mükelleflerin gösterdikleri tepkiler arasındaki ilişki bu çalışmada araştırılmıştır. Öncelikle her iki konu ayrı ayrı ele alınmış, sonrasında da aralarındaki ilişki, teori ve uygulamalar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Geçmişle günümüz arasında bağlantı kurmamamıza yardımcı olacak uygulama örnekleriyle de desteklenmiştir.Bu çalışmada, Türk vergi sisteminde optimal vergileme ilkelerinin tam olarak işlemediği kanaatine varılmıştır. Bu yüzden de vergilere karşı gösterilen tepkilerde, özellikle vergiden kaçınmada ve vergi kaçakçılığında herhangi bir azalma görülmediği, hatta artan bir seyir izlediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun üstüne, aralarındaki ilişkiyi güçlendirmeye, optimal vergileme ilkelerinin sisteme tam olarak dahil edilmesine ve vergilere karşı gösterilen tepkileri azaltmaya yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Optimal Vergileme, Vergiye Karşı Pasif Tepkiler, Vergiye Karşı Aktif Tepkiler, Vergiden Kaçınma, Vergi Kaçakçılığı, Vergi İsyanları.

Optimal vergilendirmeVergi kaçakçılığıVergi sistemi+3
Ali Fuat Uruş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Gelir İdaresi'nin etkinliğinin incelenmesi: Trabzon ilinde mükellef ve vergi dairesi personelinin algı ve tutumlarının ölçümü

Vergi gelirleri devletin en önemli finansman kaynağı olup gelir idareleri tarafından tahsil edilmektedir. Karşılıksız olarak alınan, kişilerin satın alma gücünde azalma meydana getiren vergi gelirlerinin yönetimi önem arz etmektedir. Gelir idarelerinde, iyi bir vergi yönetimi için daha özerk bir yapılanma eğilimi 1990'lı yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Öte yandan, gelir idareleri vergi dışı fonksiyonlar üstlenerek rolü ve sorumlulukları artan kurumlar haline gelmiştir. Bu bağlamda, gelir idarelerinde etkinlik konusu ön plana çıkmakta ve etkinliğe yönelik arayışlar devam etmektedir. Bu çalışmada, Türk gelir idaresinin mevcut durumu ve etkinliği çok yönlü bakış açısıyla değerlendirilerek sorunlarına çözüm önerileri sunulacaktır. Çalışmada, gelir idaresine ilişkin teorik açıklamalar ve uygulama örneklerinden sonra, anket yöntemi kullanılarak alan araştırması yapılmıştır. Verginin iki önemli aktörü olan vergi dairesi personeli ve mükellefe, Trabzon ilinde, vergi ve vergi dairesi ile ilgili algı ve tutumların değerlendirilmesine yönelik anket formları uygulanmıştır. Her iki grup için elde edilen çalışma bulgularına göre, vergi karmaşıklığı önemli bir sorun teşkil etmektedir. Öte yandan vergi sistemi adaletsizliğine ilişkin genel bir algı söz konusudur. Yürürlükte gereğinden fazla vergi türü olduğuna inanılmaktadır. Vergi kaçakçılığına yönelik cezaların caydırıcı olmadığı düşüncesi hakimdir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sunduğu hizmetler ise olumlu karşılanmaktadır. Personel açısından vergi dairelerinin fiziki kapasitelerinin iyileştirilmesi ve hizmet içi eğitimlerin geliştirilmesi önemli taleplerdendir. Mükellefe göre, Gelir İdaresi Başkanlığı daha şeffaf bir tutum sergilemeli ve kamuoyunu sürekli bilgilendirmeye daha istekli olmalıdır. Bunlarla birlikte, vergi afları özellikle dürüst mükellefler için olumsuz karşılanmakta, vergi oranları yüksek bulunmakta ve vergi ile ilgili iş ve işlemlerin sadeleşmesi gerektiği düşüncesi ağır basmaktadır. Demografik özelliklere göre iş tatmini/memnuniyeti düzeyi karşılaştırılarak, aylık gelir düzeyi arttıkça personelin iş tatmini/memnuniyet düzeyinin arttığı bulgusuna erişilmiştir. Mükellef grubuna ise, demografik özelliklere göre vergi karmaşıklığına ilişkin çeşitli farklılık testleri yapılmıştır. Buna göre, ticari kazanç sahibi mükelleflerin ücret ve serbest meslek kazancı elde eden mükelleflere göre vergi karmaşıklığı algısı daha yüksektir. Ayrıca, 51-60 yaş grubundaki mükelleflerin diğer tüm yaş gruplarındaki mükelleflere göre vergi karmaşıklığı algısı daha yüksek olduğu bulgusuna erişilmiştir.

AlgıEtkinlikGelir İdaresi+5
Cansu Aydoğdu Bozdağ
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu eğitim harcamaları ve OECD ülkeleri ile karşılaştırılması

Eğitim bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Ülke ekonomisinin gelişimi, yeni teknolojilerden geçmekte, yeni teknolojileri ise eğitimli bireyler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda teknolojik gelişim için eğitim şart olmaktadır. Ekonomik büyüme ve uluslararası rekabet gücünün artmasında eğitim önemli bir rol üstlenmektedir. Dolayısıyla eğitim hizmetinin bireysel, toplumsal ve iktisadi etkileri bulunmaktadır. Bu durum ise eğitim hizmetinin, kamu sektörü tarafından finanse edilmesinin ve sunulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ülkeyi hem ekonomik hem toplumsal olarak etkileyebilme özelliğine sahip olan eğitim hizmeti kamu tarafından yarı kamusal mal ve hizmet olarak sunulmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarında kamu sektörü tarafından gerçekleştirilen eğitim harcamalarını tanıtmak ve OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında benzer ve farklı olan yönlerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, çalışmanın ilk bölümünde eğitimin ve kamu eğitim harcamalarının genel çerçevesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde Türkiye'de kamu eğitim harcamalarının sunumu, finansmanı ve gelişimi ele alınmıştır. Son bölümde ise OECD ülkelerinde kamu eğitim harcamalarının sunumu ve finansman modelleri ele alınarak Türkiye ve OECD ülkelerinde kamu eğitim harcamalarının bazı ekonomik ve sosyal göstergeler açısıdan karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda Türkiye'de ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretime ayrılan ödeneğin artış gösterdiği ancak OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında GSYH içinde ilköğretim ve ortaöğretime ayrılan payın OECD ortalamasının altında kaldığı, yükseköğretime ayrılan payın ise OECD ortalamasının üzerinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrenci başına yapılan kamu harcamalarının OECD ortalamasının altında kaldığı ve Türkiye'nin öğrenci başına en az harcama yapan ülke konumunda olduğu tespit edilmiştir. OECD ülkelerinde kamu eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı bazı ekonomik ve sosyal göstergeler bakımından değerlendirildiğinde, kamu eğitim harcamalarının GSYH'ye oranı görece yüksek olan ülkelerin nispeten daha başarılı olduğu, kamu eğitim harcamalarının GSYH'ye oranı görece düşük olan ülkelerin ise nispeten daha başarısız olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de kamu eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı bazı ekonomik ve sosyal göstergeler bakımından değerlendirildiğinde ise en başarısız ülkeler arasında olduğu ve kendisiyle benzer gelişmişlik düzeyine sahip olan ülkelerle nispeten benzer bir durum sergilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim harcamalarıKamu harcamalarıKamu maliyesi+2
Şeyma Akbayrak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ülkelerinde yapılan gelir vergisi reformu çerçevesinde Türkiye'de gelir vergisi sisteminin simülasyonu

Gelir vergisi, dolaysız bir vergi olarak gerçek kişilerin gelirleri üzerinden alınmaktadır. Gelir vergisinin subjektif olma özelliği sistemin mali, ekonomik, hukuki, siyasi, uluslararası, sosyal ve psikolojik etkilerinin mükellefler üzerinde daha fazla hissedilmesini sağlamaktadır. Bu nedenlerle, gelir vergisi sisteminin reformu beraberinde birçok olguyu da taşıyarak hem mikro hem de makro etkilere sahip olabilmektedir.Gelir vergisi sisteminin uluslararası arenada uygulanışında ve ortaya çıkan vergilendirme sorunlarının çözümünde etkili olan örgütlenmelerden biri Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)?dır. OECD, uluslararası bir kuruluş olarak vergilendirme hususunda da önemli rol ve fonksiyonlar üstlenmiştir. OECD?nin gelir vergisi sisteminin uygulanışı ve reformuyla ilgili olarak üstlendiği konular; vergilendirmede uluslararası standartlar getirmesi, uluslararası vergilendirme sorunlarına çözümler üretmesi, yeni vergisel oluşumlarda hükümetlerin ve vergi idarelerinin izleyebilecekleri stratejilere ışık tutması ve en önemlisi ülkelerin gerçekleştirdikleri vergi reformlarında başarılı olabilmeleri açısından hem OECD üyesi ülkelere hem de üye olmayan ülkelere sağladığı yardımlar olarak geniş bir yelpazede ifade edilebilmektedir.Gelir vergisi sınıflandırmasına göre; OECD üyesi 34 ülkeye ait gelir vergisi reformu çerçevesinde oluşturulan veri seti ve ülkelere ilişkin simülasyon örnekleri vasıtasıyla Türkiye?de gelir vergisi sistemi üzerine simülasyon analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak; Türk gelir vergisi sistemine ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gelir Vergisi Reformu, OECD, Simülasyon Analizi, Türk Gelir Vergisi Sistemi

BenzetimGelir vergisiOECD ülkeleri+4
Abdullah Burhan Bahçe
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi incelemelerinin vergi gelirleri üzerindeki etkisi

Vergi, devletler için en önemli finansman kaynağıdır. Sosyal devlet anlayışı, değişen hayat düzeni vergiye ihtiyacı daha da arttırmıştır. Çoğu ülke gibi ülkemiz vergi sistemi de beyan esasına dayanmaktadır. 'Matrahı en iyi mükellefin kendisi bilir' düşüncesine dayanan beyan sisteminin başarısı, şüphesiz doğru beyana bağlıdır. Mükellefin bazen bilerek ya da bilmeden yaptığı yanlış bildirimler vergi gelirlerinin aşınmasına sebep olmaktadır. Beyan eden ile ödeyen aynı kişi/kurum olunca denetim kaçınılmaz olmaktadır. İyi organize olmuş, zamanın koşullarına uyum sağlamış denetim mekanizması ile mükelleflerin denetimi sağlanmalıdır. Vergi incelemesi, bu denetim mekanizmalarından en etkilisidir. Türkiye'de vergi incelemesinde etkinliğin sağlanması, vergi gelirleri açısından önemlidir. Etkili ve verimli vergi incelemeleri, Türkiye'de vergi gelirlerini arttırarak potansiyel vergi miktarına yaklaşılmasına olanak sağlar. Fakat verilere bakıldığında Türkiye'deki vergi inceleme oranının düşüklüğü, vergi inceleme eleman sayısının azlığı dikkat çekmektedir. Bu verilere bakılarak vergi incelemesinden istenen verimin alınamadığı görülmektedir. Fakat ülkemizde vergi incelemesinden verim alabilmek için birçok yeni uygulamanın yürürlüğe girdiği ve teknolojinin gelişmesi ile vergi incelemesinde yenilikler yapıldığı görülmektedir. Daha etkili vergi incelemesi için yapılan bu yeni çalışmalar incelemede etkinlik adına katkı sağlayacaktır. Türkiye'de vergi incelemesinin vergi gelirleri açısından öneminin üzerinde önemle durulmalı ve çağa uygun, kayıt dışılığın en aza indirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmada literatür taraması ve sayısal verilerden yararlanma yöntemi uygulanmıştır. Özellikle vergi denetiminde köklü değişiklik olan Vergi Denetim Kurulu kurulduktan sonra var olan veriler kullanılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Vergi incelemesinde görülen sorunlar ve öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

GelirlerTürkiyeVergi gelirleri+2
Nimet Akçay
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu alacaklarının koruması açısından rüçhan hakkı uygulamasının değerlendirilmesi

Sosyal devlet anlayışının gereği olarak kamu hizmetlerinin artması, kamu harcamalarının da artmasına neden olmaktadır. Kamu alacaklarının daha kısa sürede ve etkin olarak tahsil edilmesi zorunluluğu sonucu, bu alacaklar 6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde takip edilmektedir.Rüçhan hakkının özellikle kamu alacakları kapsamında incelediğimiz tezimizde Türk Patent Enstitüsü onaylı yurtdışı kaynaklı patent başvurularında da rüçhan hakkının alınabileceğine yönelik açıklamalar ve örneklere değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: 5oKDQ +DNNÕ .DPX $ODFD÷Õ .DPX $ODFD÷ÕQÕQ .RUXPDVÕ øKWL\DWL 7DKDNNXN 7HPLQDW øKWL\DWL +DFL]

Özgür İli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Regülasyon fonksiyonunun sağlanmasında düzenleyici ve denetleyici kurumların rolü ve Türkiye açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve bunların regülasyon fonksiyonunun sağlanması hakkında bilgi vermektir. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar genel olarak, özerk kurul, üst kurul, bağımsız idari otorite, regülasyon kurumları olarak bilinir ve ülkemizde 1980'den sonra ekonomide yeniden yapılanma sürecinde ortaya çıkmıştır. Bağımsız İdari Otoriteler, toplumsal yaşam için özel bir önem ve duyarlılık taşıyan, temel hak ve özgürlükler ile ekonomik ve sosyal sektörlerde veya alanlarda düzenleme, denetim ve yönlendirme faaliyetinde bulunan, aldığı kararlar üzerinde hiçbir makam ve merciin etkisinin olmadığı idari ve mali özerkliğe sahip, özerk kamu tüzel kişilikleridir. Çalışmada, Düzenleyici ve denetleyici kurumların özellikleri, görevleri, ortaya çıkış sebepleri, tarihsel gelişimi, dünya'daki örnekleri ve bu kurumların ülkemizdeki örnekleri incelenmiştir. Çalışmamıza konu olan düzenleyici ve denetleyici kurumların ülkemizde ortaya çıkış nedenleri; neoliberal politikaların uygulanması ile Avrupa Birliği üyelik sürecindeki zorunluluklar olmuştur. Anahtar Kelimeler: Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, Bağımsız İdari Otoriteler, Regülasyon.

Nazlı Keyifli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaretin vergilendirilmesi

Elektronik ticaretin vergilendirilmesi noktasında hem ulusal hem de uluslararası alanda tartışmalar vardır. Bu tartışmaların başında, e-ticarette taraf olan ülkelerin vergilendirme yetkilerinin sınırları gelmektedir. Uluslararası vergilendirme prensibi iki temel noktada, kaynak ve ikametgâh esasına dayanmaktadır. E-ticaretteki gelişim süreci ile devletlerin ekonomik sınırlarının, coğrafi sınırlarını aşması buna karşın mevcut yasal düzenlemelerinin küresel ticaret alanlarını kapsayamaması, e-ticarete taraf ülkeler arasında vergilendirme yetkisinin sınırlarının ne olacağı, bugün için en önemli sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelirin elde edildiği yer ve işyeri kavramları ile kaynak ve varış ilkesi bakımından e-ticaret faaliyetlerinin vergilendirilmesi konusu sorun çıkarmaktadır. Çalışmanın amacını e-ticarete taraf olan devletlerarasında vergilendirme yetkisinin hangi devlete ait olduğu, kaynak devlet ve ikametgah devlet arasında bu konuda yaşanan sorunlar; buna karşın OECD tarafından spesifik kararların alınamamasının getirdiği yorum farklarından bahsedilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: E-ticaret, İşyeri, Sunucu, Kaynak Devlet, İkametgâh Devlet

Serkan Özdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de siyasi partiler maliyesi ve siyasi partilere yapılan devlet yardımlarının analizi

Ülkemizde demokratik sistem içerisinde birden çok parti faaliyet göstermektedir. 1983 yılında yürürlüğe giren Siyasi Partiler Kanunu bu siyasi birliklerin çalışma usul ve esaslarını düzenlemektedir. Kuruluş ve örgütlenmeleri yanında mali konularda da hükümler ifade eden Kanun, partilerin elde edecekleri gelir ve yapacakları harcamaların hangi durumlarda ne şekilde gerçekleşmesi gerektiğini de düzenlemektedir. Dernek sayılmayan, ticari kâr amacı gütmeyen partilerin bir mali hesap birliğine ihtiyaç duymaları onların faaliyetlerinin siyasi amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiklerinin takibini sağlamaktadır. Siyasi partiler farklı gelirlere sahiptirler. Bu gelir kalemlerinden biride devlet yardımlarıdır. Devlet yardımları genel bütçe gelir tahminin belirli oranlarında hazine tarafından yapılmaktadır. 1965'li yıllardan günümüze gelen devlet yardımları bu süreç içersinde siyasi iradenin uygulamış olduğu birçok değişikliğe uğramıştır. Günümüzde siyasi partilere uygulana mali yaptırımlar içinde en önemlisi ise devlet yardımından yoksun bırakma cezasıdır. Bu ceza ilk olarak AK Parti'ye uygulanmıştır. Uygulama ile cezanın uygulanış şekil ve şartları da belirgin hale gelmiştir. Siyasi partilerin hazineden almış olduğu bu pay nedeniyle kamuoyuna bir hesap verme zorunluluğu bulunmaktadır. Çünkü hazineden yapılan yardım, ülke vatandaşlarının ödediği vergi, resim, harç vb. gelirlerden ödenmektedir. Bundan dolayı partilerin mali denetimi yasal açıdan zorunluluk arz etmektedir.Siyasi partiler örgütlenmelerinin sonucu olarak, bütçelerini hazırlarlar, gelir-gider ile ilgili hesaplarını ilgili defterlere kaydederler ve denetim için dönem sonu kesin hesaplarını hazırlar. Kamu yararına çalışan dernek hükümlerine haiz olmayan partiler içinse belirli vergi istisna ve muafiyetleri de diğer vergi kanunlarında belirtilmiştir. Partilerin ticari faaliyette bulunmaları kanunca yasaklanmış ve belirli gerçek veya tüzel kişilerden borç almasına izin verilmemiştir. Kâr amacı gütmemeleri nedeniyle vergi kanunlarından arındırılmış, belirli faaliyetleri vergi uygulamalarının konusu içersinde yer alsa da bu birliklere muafiyet hakkı tanınmıştır.

Devlet yardımıFinansFinansal yapı+2
Serkan Acinöroğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de özelleştirme

1980'li yıllarda özelleştirme, gerek teorik düzeyde gerekse uygulamada iktisadi bir politika aracı olarak ön plana çıkmış ve en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. İngiltere ve Amerika'da yapılan özelleştirme uygulamaları, daha sonra doğu Avrupa ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerde uygulamaya konulmuştur.Bu tezde, gelişmiş, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye'de yapılan özelleştirme uygulamalarına ilişkin örnekler üzerinde özelleştirme öncesi ve sonrası etkinliği değerlendirilmeye çalışılmıştır.Çalışmaların sonuçlarına göre, özelleştirme uygulamaları hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerde tamamlanmıştır. Özelleştirilen kuruluşların serbest piyasa ekonomisi içinde, rekabetçi bir ortamda, tüketici haklarını koruyarak etkin şekilde faaliyet gösterdikleri görülmüştür. Doğu Avrupa ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerde ise özelleştirme uygulamaları hala devam etmektedir.Türkiye'de 1985 yıllarında başlayan özelleştirme uygulamalarının ilk yıllarda çok başarılı olduğu söylenemez. 2000?2010 yılları arasında özelleştirme çalışmaları hız kazanmıştır. Türkiye'de KİT'ler özelleştirildikten sonra daha etkin bir şekilde faaliyet gösterdikleri, karlılıklarının özelleştirme öncesine göre artığı ve rekabetçi bir piyasanın oluşmasına katkı yaptığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'de özelleştirme sürecinin henüz tamamlanmadığı görülmektedir.

DünyaGelişmekte olan ülkelerKİT+2
Zekeriya Keleş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki belediyelerin mali özerklik açısından incelenmesi

mali özerkliğe ilişkin kuramsal ve uygulamalı literatürü göz önüne alarak Türkiye'deki belediyelerin mali özerklik derecesini belirlemeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Mali özerkliğin ölçümüne ilişkin olarak önerilen bir dizi ölçütten yararlanılarak Türkiye'deki belediyelerin sahip olduğu mali özerklik derecesinin OECD ülkelerindekilere kıyasla oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, mali özerkliğe ilişkin kamu maliyesi literatürü ise, mali özerkliğin gerekliliği yönünde oldukça güçlü kanıtlar sunmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'deki belediyelerin mali özerklik derecesinin yükseltilmesini amaçlayan bazı önlemler alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada önerilen temel politika önlemlerinden bazıları; Şu şekilde özetlenebilir: i) Türkiye'de belediyelerin sahip olması gereken optimal mali özerklik derecesini Türkiye'nin sahip olduğu özel şartları da göz önüne alarak belirleme görevini üstlenecek nitelikli bir tartışma platformu oluşturulmalıdır. ii) Anayasanın belediyelerin mali özerkliğine engel olan maddeleri yumuşatılmalı veya tamamen kaldırılmalıdır. iii) Merkezi idare ile belediyeler arasındaki vergi paylaşım anlaşması gözden geçirilmelidir. iv) Karşı karşıya kaldıkları görev-gelir dengesizliğine son vermek maksadıyla belediyelere ilave mali kaynak yaratma imkânı verilmelidir. Son olarak; yukarıda önerilen düzenlemelerin, belediyelerin kurumsallaşmasını teşvik edecek ve teknik yeterliliklerini artıracak kapsamlı bir yerel yönetim reformu içerisinde ele alınmasının daha uygun olacağının da belirtilmesi gerekmektedir. Anahtar sözcükler: yerel özerklik; mali özerklik; yerel yönetimler.

BelediyelerMali özerklikYerel yönetimler
Sinem Tekelioğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim hizmetinin finansmanı ve devlet üniversitelerinin performansını ölçmeye yönelik bir analiz

Bu çalışmanın amacı; bireylerin öğrenim hayatlarının son aşaması olan yükseköğretim hizmetinin finansman kaynaklarını incelemek ve üniversitelerin uluslar arası yayınlamış oldukları yayın sayılarını baz alarak performansını ölçmektir. Bu amaçla tez üç bölümden oluşmaktadır.İlk bölümde, yükseköğretim hizmetinin yapısına, faydalarına, Bologna sürecine ve eğitim sistemi içerisindeki yeri ve öneminde değinilerek temel ve teorik bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, bazı ülkelerde yükseköğretim hizmetinin işleyişine ve finansmanına değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Türk yükseköğretim sistemi ve bu sistemin finansmanı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ayrıca, devlet tarafından devlet üniversitelerine ayrılan bütçe ödeneklerinin gerçekleşme rakamları, bu üniversitelerin faaliyet süreleri, yine bu üniversitelerdeki öğretim üyesi sayısı ve öğrenci sayıları bağımsız değişken, devlet üniversitelerinde yayınlanmış olan uluslar arası yayın sayısı ise bağımlı değişken kabul edilerek SPSS(Statistical Package for the Social Sciences ? Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi) programıyla çoklu regresyon analizi uygulanmış, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir.

Eğitim hizmetleriFinansmanPerformans+5
Selçuk Buyrukoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediyelerin finansman sorunları ve çözüm önerileri

Türkiye'de yerel yönetimler, il özel idareleri, belediyeler ve köy idareleri olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar içerisinde belediyeler, diğer yerel yönetim birimlerine göre vatandaşlara daha fazla hizmet sunarlar. Günümüzde ülke nüfusunun yaklaşık %83'lük bir bölümü, belediye sınırları içerisinde yaşamakta ve belediyelerin sunmuş olduğu yerel hizmetlerden yararlanmaktadır.Belediyelerin, kendi sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlara hızlı ve kaliteli yerel hizmetler sunabilmeleri için, ihtiyacı olan finansman kaynaklarına sahip olmaları gerekir. Türkiye'de belediyelerin görev ve sorumlulukları çok fazladır, fakat belediyelerin bunları yapacak geliri yoktur. Bu nedenle Türkiye'de belediyelerin ciddi finansman sorunları vardır.Bu çalışmada, özellikle belediyeleri en çok ilgilendiren konu olan finansal sorunlar, nedenleri ve çözüm önerileri üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Belediyelerin, kendi sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlara daha hızlı ve verimli hizmet sunabilmeleri için nelerin yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur.

Belediye hizmetleriBelediyelerFinansman+1
Özgür Mustafa Ömür
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Şahıs ve sermaye şirketleri kuruluşu ve faaliyetlerinde vergilerin etkileri

Şirket, iki veya daha fazla kişi tarafından ortak bir ekonomik amaca ulaşmak amacıyla kurulan bir ortaklık ilişkisini anlatır. Türkiye'de şirketler farklı kanunlarda kurulmuş olmalarına rağmen genel itibariyle şahıs ve sermaye şirketleri olmak üzere ikiye ayrılır. Vergi hukukumuz şirket çeşitlerine göre farklı vergi türleri içermektedir. Şahıs şirketleri için gelir vergisi, sermaye şirketleri için kurumlar vergisi uygulanmaktadır.Çalışmada şirket türlerinin kuruluşu, işleyişi ve sona ermesi aşamaları için ayrı ayrı vergilerin etkileri incelenmiştir. Şirketlerinin kuruluş aşamasında; kuruluş yeri ve hukuki şekil seçiminde, işleyiş aşamasında; şirketlerin büyümeleri ve sermaye yapıları, yatırımları etkilemede, devir ve tür değişikliği, şirketlerin bölünmesi ve hisse değişimi, sona erme aşamasında ise; birleşme ve tasfiye döneminde vergilerin etkileri incelenmiştir.Vergi hukukumuzda sermaye şirketleri şahıs şirketlerine göre daha avantajlı bir konumdadır. Sermaye şirketi ortaklarının sınırlı sorumluluğu, şirket borçları için taahhüt ettiği miktar kadar sorumlu olması, oto finansmanla büyüme ve devlet tarafından sağlanan vergisel avantajlarla şahıs şirketine göre ekonomik açıdan üstün ve ayrıcalıklı bir konumda sayılabilir.

BirleşmelerBüyümeKuruluş+6
Osman Serdal Karapınar
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal mallarda bedavacılık sorunu

Bireylerin kişisel bir takım ihtiyaçları olduğu gibi, birlikte yaşama zorunluluğu nedeniyle meydana gelen toplumun da ihtiyaçları vardır. Toplumsal ihtiyaçların nasıl karşılanacağı sorusu, toplumu oluşturan bireyleri meşgul etmiş ve bu soruya cevap aramaya yönlendirmiştir. Basit olarak toplumun genelinin ihtiyacını karşılamak için sunulan kamusal mal ve hizmetlerin neler olduğu ve nasıl sunulacağı ekonomistler ve politikacılar arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.Benimsenen devlet sistemiyle de bire bir ilgili olan kamusal mal ve hizmetler konusuna yaklaşım, devlete bakış açısına göre de biçimlenmektedir. Kamusal mal ve hizmetlerin sahip oldukları, ?fiyatlandırılamama? ve ?dışlanamama? özellikleri, kâr güdüsüyle hareket eden özel kesim tarafından üretilmemelerine neden olmakta, dolayısıyla bu tür mal ve hizmetlerin kamu kesimi tarafından üretilmelerini zorunlu hale getirmektedir.Kamusal malların yukarıda belirtilen özelliklerinden dolayı bireyler kamusal malların finansmanına katılmadan bu tür malların faydalarından yararlanabilirler. Bu durumda "bedavacılık sorunu" gündeme gelmektedir. Bireylerin kamusal mallara olan taleplerinin bilinmesi, bu tür malların finansmanına katılımlarının sağlanacağı düşüncesiyle bireylerin tercihlerini açıklatmaya yönelik bir takım mekanizmalar geliştirilmesine yol açmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, bireylerin tercih açıklatma mekanizmaları vasıtasıyla, gönüllü katılım durumlarına göre kamusal malların finansmanına katılma oranında yükselme olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kamusal Mallar, Kamusal Hizmetler, Bedavacılık Sorunu, Tercih Açıklatma Mekanizmaları.

BedavacılıkDevlet anlayışıKamu hizmetleri+3
Aytaç Uğurlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin etkinliği : Ankara ili vergi denetmen ve denetmen yardımcılarına yönelik bir uygulama

Vergi denetimi; vergi yasaları ve vergiye tabi tutulan yükümlülerin ve vergi işlemlerinin tam olarak kavranabilmesini sağlayan ve vergi idaresi ile yükümlülerin mevcut vergi sisteminde yer alan ilke ve kurallara uygun davranıp davranmadıklarını belirlemeye yönelik olan ve vergi idaresi tarafından yapılan işlemlerin tümü olarak tanımlanabilir.Örgütsel başarı, genellikle ?etkinlik? ve ?verimlilik? kavramları ile değerlendirilmektedir. Etkinlik; örgütün amaçlarına ulaşma derecesini, başarı ve başarma derecesini belirtmektedir. Verimlilik ise, en az vergi masrafıyla en fazla vergi geliri elde etmeyi ifade etmektedir.Vergi denetiminde etkinliğin sağlanmasını sadece vergi denetim sistemindeki alınacak birtakım tedbir ve düzenlemelerle gerçekleştirmek mümkün değildir. Olaya sistem yaklaşımı anlayışından hareketle bir bütün olarak bakılması ve vergi idaresinin etkinliği açısından olayın değerlendirilmesi daha uygun olacaktır.Yaptığımız analizde vergi denetimi ile ilgili vergi denetim elemanlarının karşılaştığı sorunları ve bu sorunların vergi denetimini üzerindeki etkinliği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ana kitlesini, Ankara ilinde faaliyet göstermekte olan Vergi Denetmen ve Vergi Denetmen Yardımcıları oluşturmaktadır. Analiz sonuçları vergi denetim elemanlarının kendi aralarında bir iç çekişmenin yaşandığı ve denetim birimleri arasında bir örgütlenme sorunu olduğunu destekler niteliktedir.

AnkaraDenetimDenetçiler+4
Ali Övet
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde vergi güvenlik önlemlerinin analizi

Kamu hukuku içinde özel bir yere ve öneme sahip olan Vergi Hukukunda, dünyada meydana gelen önemli ekonomik ve sosyal değişimlere paralel olarak önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Vergilemede beyan usulünün bütün dünyada geniş çaplı uygulanmaya başlanması ile birlikte, vergi sisteminin güvenliği önemli bir sorun haline gelmiştir. Beyan usulü, vergi mükellefinin kendi defter ve kayıtlarına dayanarak, kendi gelirini kendisinin bildirmesini gerektirdiği için vergi idaresi ile vergi mükellefleri arasında güvensizlik havası oluşturmaktadır. Bu güvensizlik havasının giderilmesi, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi ve vergilemenin daha adil ve daha sağlıklı bir temele oturtulması için her ülke, kendi bünyesine uygun vergi güvenlik önlemlerini oluşturmak zorundadır. Ülkemizde modern anlamda vergi hukukunun ortaya çıkış tarihi olan 1951 yılından bu yana, vergi güvenlik önlemleri konusunda önemli değişiklikler yaşanmıştır. İlk yıllarda, vergi güvenliği konusunda öz denetim (oto kontrol) önlemlerine ağırlık verilirken bugün vergi sistemimizde bu önlemlerin neredeyse ortadan kalktığını görmekteyiz.

Türk vergi sistemiVergi denetimiVergi güvenlik önlemleri+1
Arman Zafer Yalçın
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Globalleşmenin vergi sistemleri üzerindeki etkileri

Mal, sermaye ve işgücü gibi üretim faktörlerinin uluslararası alanda mobil hale gelmesiyle birlikte dünya ekonomilerinde birleşme ve bütünleşme süreci hız kazanmıştır. Globalleşme olarak ifade edilen bu değişim süreci, ekonominin bütün alanlarını etkilediği gibi ülkelerin uyguladıkları vergi sistemlerini de önemli ölçüde etkisi altına almıştır. Bu tez çalışmasında globalleşme ve teknolojik gelişmeler sonucu vergi kaynaklarının mobil yapıya dönüşmesi ve bu dönüşümün vergi sistemleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. İncelenme kapsamında öncelikle globalleşme ve vergi sistemine ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, açıklamalar ışığında globalleşmenin vergi sistemlerini nasıl etkilediği ortaya konulmuştur. Bu bağlamda oluşan vergi rekabeti, vergi cenneti, ayrıcalıklı vergi rejimleri, transfer fiyatlama ve elektronik ticaretin vergilendirilememesi gibi sorunlara da yer verilmiştir. Son olarak globalleşme sürecine uyum aşamasında vergi sistemleri üzerinde yapılması gerekenler değerlendirilmiştir. Çalışma hazırlanırken çeşitli ülkelerin globalleşme öncesi ve devamında uyguladıkları vergi sistemleri karşılaştırılarak meydana gelen değişmeler irdelenmiştir. Bunun yanında sistemlerin globalleşme karşısında oluşturdukları uygulamalar gözden geçirilmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda vergi sistemlerinin globalleşme sürecinden önemli ölçüde etkilendiği görülmüştür. Vergileme kavramı artık ulusal bir yapıdan sıyrılıp uluslararası düzeye taşınmıştır. Dolayısıyla ülkeler vergileme açısından bağımsız olarak hareket edemez duruma gelmişlerdir. Tüm bu gelişmeler neticesinde vergileme konusunda uluslararası işbirliği gereksinimi daha da artmıştır. ^assstf

KüreselleşmeVergi sistemiVergiler
Serkan Benk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türk gelir vergisi sisteminde gelir kavramı

Gelir vergisi açısından en önemli husus verginin konusunu ve matrahını oluşturan gelir kavramının belirlenmesidir. Günümüzde, bir çok ülkede gelir kavramının, nasıl daha adil, daha uygulanabilir, daha basit bir şekilde tanımlanabileceği konusunda tartışmalar yaşanmaktadır. Değişik ülke uygulamalarından bu kavramın belirlenmesinde ülkeler arasında bir fikir birliğinin olmadığı görülmektedir. Bir ülke tarafindan gelir olarak kabul edilen bazı değerler diğerlerince bu kapsamda kabul edilmezler. Modern anlamda gelir vergisi uygulamasına başlanılan 1950 yılından 1998 yılındaki 4369 Sayılı Kanun değişikliğine kadar geçen, yaklaşık elli yıllık dönemde gelirin ne olması gerektiği konusunda Türkiye'de önemli tartışmalar yaşanmamıştır. Ancak söz konusu değişiklik sonrasında, halen dahi en tartışmalı konulardan biri gelir kavramının nasıl algılanacağıdır. Bu çalışmada tarihi sıra itibariyle Türk Gelir Vergisi Sistemi' nde kabul edilen gelir tanımları ortaya konmakta ve bunlar arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Bu bağlamda, özelikle 4369 Sayılı Kanunla getirilen "yeni gelir" tanımı konusunda açıklamalar yapılmaktadır. Değişik ülke uygulamaları da dikkate alındığında yeni gelir tanımının teorik olarak yerinde olduğu ve vergilemede adalet ilkesinin temini olumlu katkıda bulunacağı sonucuna varılabilir. Ancak ekonominin içinde bulunduğu olumsuz koşullar, altyapı ve teknik imkansızlılar nedeniyle, kamuoyunda oluşan beklenti doğrultusunda tekrar ertelenmesi gerektiği ifade edilebilir.

Gelir vergisiGelirlerTürk vergi sistemi+2
Suat Hayri Şentürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kesimi performans denetimi ve Türkiye uygulaması

Son yıllarda tüm dünyada devletlerin, toplumsal hayat üzerindeki görev ve sorumluluklarında niteliksel ve niceliksel artışlar yaşanmıştır. Devletlerin görev ve sorumluklarında ortaya çıkan bu artış kamusal kaynak yönetimi ve denetiminde de yeniden yapılanma gereğini doğurmuştur. Bu yapılanma içerisinde kamu denetimi konusunda da bir dizi değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir. Arak, yasalara veya önceden belirlenen kurallara uygunluğun araştırılmasını ön planda tutan klasik denetim sistemlerinin yerini, asgari olarak verimlilik, etkinlik ve tutumluluk kriterleri çerçevesinde şekillenen ve gelişmiş bir denetim türü olan performans denetimi almaya başlamıştır. Bu tez çalışmasında, özellikle gelişmiş ülkelerde kullanılmakta olan performans denetiminin, denetim sistemimizdeki yeri ve gerekliliği ortaya konularak; performans denetiminin tanımı, özellikleri, ortaya çıkış nedenleri, amacı, unsurları, unsurlarının birbirleriyle olan ilişkileri ve yeni unsurları, teknikleri, süreci, Avrupa Birliği ve bazı ülke uygulamaları, uygunluk denetimi ile arasındaki farkları, performans denetimi açısından Türk Kamu Yönetimi, Mali Yönetimi ve Denetiminin son dönemde kanunlaşan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı da dikkate alınarak değerlendirilmesi, performans denetiminin Türkiye uygulamasında karşılaşılan ve karşılaşılması muhtemel sorunları ve performans denetiminin Türkiye'de başarıyla uygulanması için yapılması gerekenleri içeren konular incelenmektedir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, performans denetiminin Türkiye'de de süratle uygulanmaya başlamasının son derece yararlı olacağı sonucuna ulaşılmış ve bunun için yapılması gerekenler ile uygulama güçlükleri ve alternatif çözüm yollan ortaya konulmuştur. vm

DenetimKamuKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu+4
Selçuk Bakkaloğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yurt dışı kazançların vergilendirilmesi ve çift vergilendirme açısından değerlendirilmesi

02. Özet Vergiler, kamu finansmanının vazgeçilmez ve sürekli kaynağı durumundadır. Vergilerin kamu giderlerinin finansmanında kullanılması mali amacım, ekonomiye istikrar kazandmlması ve ekonomik kallanmanın gerçekleştirilmesi ise ekonomik amacını oluşturur. Diğer taraftan vergilerin, gelir dağılımının düzenlenmesine yönelik uygulamalar ile sosyal amaçlı katkıları da bulunmaktadır. Kamu finansmanı içinde, yurt içi faaliyetlerden doğan vergi gelMerinin yanışım sermaye, teknoloji ve işgücü aknnınm ulusal şuurlar dışındaki hareketliliği, günümüzde yurt dışı faaliyetlerden doğan kazançların da vergüendirilmesini önemli hale getirmiştir. Bu çalışmada, yurt dışı faaliyetlerin vergilendirilmesine ilişkin Türk Vergi Kanunlan'nda yer alan düzenlemeler ortaya konularak, aynı zamanda uluslararası çifte vergilendirme sorunu genel olarak açıklanacaktır. Türk Vergi Kanunlan'nda uluslararası çifte vergilendirmeyi gidermeye yönelik tek taraflı düzenlemeler ile iki taraflı önlemler çalışma konusu edilmektedir. Ulusal vergi mevzuatı açısından yurtdışı kazançların vergilendirilmesi ile çifte vergüendirmenin önlenmesine ilişkin ikili vergi anlaşmaları kapsamında, Türkiye'nin değerlendirilmesi ve bunlara ilişkin eleştiriler, bu çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde yer almaktadır.

Türk Vergi KanunuTürk vergi sistemiUluslararası ticaret+4
Alptekin Yücebaş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

E-devlet'te kamu hizmetlerinin sunumunda etkinlik

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen baş döndürücü gelişmeler ve küreselleşme toplumsal bir dönüşüme yol açarak bilgi toplumu olarak adlandırılan bir toplumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu dönüşüm sonucunda da devlet kurum ve kuruluşlarının etkinleştirilmesi, devlet ile vatandaş arasındaki bilgi akışının genişletilmesi, demokrasinin geliştirilmesi ve devletin şeffaflaştırılması gibi amaçlarla kamu hİ2metlerinin elektronik olarak sunum fikri ortaya çıkmıştır. özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinde ileri, milli geliri ve eğitim seviyesi yüksek olan Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Kanada, Singapur gibi ülkelerin kamu hizmetlerinin elektronik sunumundan sağladıkları faydalar göz önüne alındığında elektronik devletin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu gelişmelerden hareketle çalışma bilgi toplumu, elektronik devletin yapısal çerçevesi, çeşitli ülke uygulamaları, Türkiye'deki elektronik devlet uygulamaları ve ulusal bir model önerisi çerçevesinde ele alınmaktadır

Bilgi toplumuE-TürkiyeElektronik+5
Murat Aylıkcı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası vergi rekabetinin vergi sistemleri üzerindeki etkileri ve bu etkileri gidermeye yönelik çalışmalar

Globalleşmeyle birlikte üretim faktörlerinin mobiliteleri artmış, bunun sonucunda ülkelerin vergi matrahları daha esnek hale gelmiştir. Vergi politikalarının yabancı sermaye çekmek için ülkeler tarafından yoğun bir şekilde kullanılması, vergi rekabeti denen kavramın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ülkeler arasında oluşan vergi rekabetini ele alan bu çalışmanın amacı, uluslararası vergi rekabetinin olumsuz etkilerini ortaya koyabilmek ve zararlı vergi rekabetinin önlenmesine yönelik çalışmaların ne yönde olması gerektiğini belirtmektir. Bu amaçla ilk olarak vergi rekabeti kavramı açıklanmaya çalışılmış, kaynak ve ikametgah prensipleri bağlanımda sermayenin vergilendirilmesi üzerinde durulmuştur. Daha sonra zararlı vergi rekabeti uygulamaları olarak vergi cennetleri ve tercihli vergi rejimleri ele alınmıştır. Ayrıca vergi rekabetinin temelini oluşturan vergi oranlarında dibe doğru bir yarış olduğu tezini ortaya koyabilmek açısından, ülkelerin vergi oranlarında meydana gelen değişimler incelenmiştir. Son olarak, zararlı vergi rekabetinin olumsuz etkileri ortaya koyularak zararlı vergi rekabetinin önlenmesi yönünde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, vergi rekabetinin gerek kanuni gerekse efektif gelir ve kurumlar vergisi oranlarında bir düşüşe neden olduğu saptanmıştır. Ayrıca sermayenin kolaylıkla vergilendirilememesinden doğan gelir kaybı ise, mobil olmayan işgücü ve tüketim üzerinden alman vergilerin artırılması suretiyle giderilmeye çalışılmaktadır. Çalışmanın diğer bir sonucu da, vergi cennetlerinin, çok uluslu şirketler tarafından transfer fiyatlandırma işlemlerinde sıkça kullanılarak vergi kayıp ve kaçaklarına neden olduğu şeklindedir. Genel bir değerlendirme yapıldığında, uluslararası vergi rekabetinin, ekstrem uygulamalar sonucunda bütün dünya ekonomilerine zarar veren ve uluslararası kuruluşlar yardımıyla önlenmesi gereken bir olgu olduğu sonucuna varılmıştır. VII

KüreselleşmeRekabetUluslararası rekabet+2
Levent Yahya Eser
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret ve vergilendirilmesi

21. yüzyılı yaşayan dünyamızda bilgiye dayalı pek çok teknolojik ve sosyal gelişmeler oluyor. Geçmişte "bilgisayar çocuğu" olarak ifade edilen çocuklar, günümüzde "internet çocuğu" diye adlandırılmakta ve dünya sonu nereye varacağı belli olmayan bir yöne doğru gitmektedir. Dünyanın küreselleşme bağlanımda geldiği noktada internet ve elektronik ticaret, bu sürece önemli katkılar sağlamış, farklı bir anlam katmıştır. Küreselleşmenin tipik bir özelliği olan, mal ve hizmetin küresel hareketinin internet ve elektronik ticaretle birlikte farklı bir boyut kazandığı şüphesizdir. Dünyayı milyonlarca kişiden oluşan tek bir pazar olarak gören eski anlayış; yerini tek kişiden oluşan milyonlarca pazar anlayışına bırakmıştır. Hayatımıza yepyeni kavramlar girmiş, bu kavramlar yaşantımızı değiştirmiş, kısaca bu yeni dünya bütün unsurlarıyla iliklerimize işlemiştir. Elektronik ticaretin barındırdığı farklılıklar özellikle vergileme alanında ortaya çıkmaktadır. Mevcut vergisel hukuk kuralları ise bu farklılıkları yorumlamakta yetersiz kalmaktadır. Hem bu konuda gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde tam anlamıyla bir kavram ve hukuk birliği yoktur. Öte yandan ek kuralların konulması ise olumsuz sonuçların doğmasına neden olabilecektir. Bu yüzden ulusal ve uluslararası kuruluşlar bekle gör politikasına göre hareket etmektedir. Bununla birlikte çeşitli ülkelerde özellikle ABD'de ulusal düzeyde bazı çalışmalar yapılmaktadır. İnternetin uluslararası boyutu düşünüldüğünde çalışmaların daha çok uluslararası düzeyde yapılmasının daha çok fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Ülkemiz de geriden gelmenin avantajlarını kullanarak çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar, dünyanın geldiği noktada çok gerilerde kalsa da ilerisi için ümit vericidir.

H. Mahmut Kalkışım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi cezalarının vergilemede etkinliği

Günümüz modern devlet anlayışında, devletin üstlenmiş olduğu görevleri yerine getirebilmesi için ihtiyacı olan kamu gelirleri içinde en önemli bölümü vergi gelirleri oluşturmaktadır. Vergi gelirlerinin kamu hizmetlerinin gerektiği ölçüde toplanmasında en etkili araçlardan biri olan vergi cezaları kullanılmaktadır. Ülkemizde vergi suç ve ceza sisteminin oluşturulma amacı, vergi kanunu hükümlerine aykırı fiilleri ve devletin bu fiiller nedeniyle oluşan/oluşması muhtemel vergi kayıplarını önlemektir. Bu nedenle vergi suç ve ceza mevzuatının düzenleniş şekli ve uygulanabilirliği vergilemede etkinliğin arttırılmasında en etkili unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde Vergi Ceza Hukuku alanında yürürlükte olan kanuni ve idari düzenlemeler ışığında, vergi kabahat/suçunu oluşturan eylemler ile bunlara uygulanacak cezaların vergilemede etkinliği, "Genel Ceza Hukuku", yargısal kararlar ve bilimsel görüşler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmanın konusundan uzaklaşmadan, Vergi Hukukuna ilişkin bazı konu ve kavramlara da çalışmamızda ana hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmamızda vergi suç ve ceza kavramları Vergi Usul Kanunu hükümleri ve "Genel Ceza Hukuku" ilkeleri doğrultusunda açıklanarak, vergilemede etkinlik kavramı teorik olarak ele alınmış, vergilemede etkinliği azaltan nedenler ile vergi suç ve cezaları ile ilgili ülke uygulamalarından bahsedilmiş ve Türkiye'de vergi suç ve cezalarının genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Türkiye'de 2000'li yıllarda vergi gelirlerinin gelişimi analiz edildikten sonra vergi cezalarının etkinliği ile ilgili sorunlar ele alınmış, vergi cezalarının vergilemede etkinliğin arttırılması yönünde kullanılması için çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi Suçu, Vergi Cezası, Vergi Geliri, Vergilemede Etkinlik.

CezaEtkinlikMali hukuk+6
Sevgi Yaşar Turan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00